PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ulusalcılık ve sosyalizm


moment
28-09-2011, 10:33
Ulusalcılık ve sosyalizm kafa karışıklığı yaratan dikkat çekici bir konu... Kapitalist gelişmeyi savunan ulusalcılar için durum daha anlaşılır, nettir. Ulusalcıların bir kısmı ise eski sosyalistlikten gelme ama artık o ismi telaffuz etmeyen siyasi ifade olarak ulusalcı sözünü kullanan, buna dayanak olarak da emperyalizmi ileri süren anlayıştadırlar.
Ulusalcıların önemli bir kısmı kendilerini sosyalist olarak tanımlamaktan kaçınıyor. K. atatürkçü ulusalcılar zaten sosyalizme karşıt tavırlarını hep göstermişlerdir. Komünist, sosyalist, işçi adını kullanan ulusalcı kesim ise bu sıfatların amacını kullanmak yerine emperyalizm anti sıfatını kullanmayı formül edindiler.
Türkiye 1920’lerin 20 milyonluk Türkiye’si değildir. Feodalizmin kalıntıları varsa da kapitalistleşmiş bir ülkedir.
Kaldı ki cumhuriyet burjuvazisi Türkiye’yi sosyalizme sıkı sıkıya kapamış bir burjuvazidir. Milli demokratik özelliği yoktur. Yani bu yolla sosyalizme geçiş aralığı bulmak mümkün değildir.
Feodalizmin tasfiyesi sürecinde kısmen ilerici olan burjuvazi kısa sürede öyle bir özellik kazanmıştır ki milli demokratik olması gerekirken bünyesinden yalnızca sermaye-toprak ağası partilerin türemesine izin vermiş, bu arada kendini, siyaseti sosyalizme sıkı sıkıya kapamıştır.
Damardan sol ulusalcı olduğunu söyleyenlerden sosyalizmi amaçlayanlar nasıl bu ittifaka giriyor? Çünkü hiçbir zaman onlar kendilerini sosyalistlerle ittifak olarak görmedi. Bu kesim için eğer sosyalizm amaçlanmıyorsa bunun dolaylı kapitalist amaçlanma olduğu ortadadır, söylenmese de. Amaçlanıyorsa paradoks bir durum var.
Kapitalizm amaçlanıyorsa, Türkiye zaten kapitalist bir modeldir, uluslararası kapitalizmin bir parçasıdır. Emperyalizmle antagonist çelişmeleri yoktur. Çıkarsal çelişmeleri zaten uzlaşılarak gideriliyor. Bundan sonraki aşaması bölgesel emperyalizmdir. Yani o yol sosyalizme değil emperyalizme çıkar. Emperyalistleşme amaçlanır ki eğilim de bu yöndedir.
Sosyalizm amaçlanıyorsa, bu kendini sosyalizme kapamış emperyalist aşamaya gelmiş burjuvazi ittifakıyla mı olacak, imkansız. Onlar sözde, emperyalizm diyerek ulusalcılıkla bu burjuvaziyi desteklerler ama o burjuvazi onların ipini çekiverir. Bu her zaman böyle olmuştur.

moment
30-09-2011, 03:54
Ulusalcılık batı emperyalizmine de içkin bir kavramdır.
Azınlıkların tasfiyesinde batı emperyal konsensüs de rol oynamıştır.
Milli burjuvazinin anti-demokratik yapısı, uygulamaları bugünkü ulusalcılığın tasfiyesini gündeme getirmiştir. Çünkü bu ulusalcılık feodalizmi tam anlamıyla çözemedi. Bugünkü iktidar ise ulusalcılığın tasfiye sürecinde rol almış görünüyor. Ama bu iktidarın anti-demokratik uygulamaları geçmişteki ulusalcılığın anti-demokratik uygulamalarıyla paralellik arz ediyor. Ulusalcılığın yerine de ılımlı islam cumhuriyeti ikame edilmek istenmekte.. AB gibi batı emperyalist bloğunun böyle bir yapıyı bünyesine almayacağı da açıktır. İslam unsuruyla bölgede emperyal güç olmaya çalışan yönetimin en büyük handikapı demokratik bilinç örgütlenmesidir. Nasıl ulusalcı burjuvazinin sonunu onun anti-demokratikliği getirmişse bu yönetimin başarısızlığını da getirecek olan onun anti-demokratik uygulamaları olacaktır. Örnek, yargılamalardaki tutum, dini dayatmalar, sendika ve örgütler üzerindeki baskılar vb.

jadi
30-09-2011, 12:20
Ulusalci(veya yurtsever) sosyalizm ile enternasyonal sosyalizmin mentalite farkini ortaya seren bir ornek veriyorum. Ayni olaya bakis acilari ve yorumlayislari taban tabana zit. Her iki kesimin de kendisini sosyalist olarak adlandirmasi bence kafalari karistiriyor

http://www.marksist.org/...omik-ve-sosyal-hayat-coktu

http://www.tkp.org.tr/...nin-sonu-h%c3%bcsrand%c4%b1r

turko
30-09-2011, 12:32
jadi linkler çalışmıyor

jadi
30-09-2011, 12:45
http://www.marksist.org/...omik-ve-sosyal-hayat-coktu

Burasinin aciliyor olmasi gerekir ama bu siteden tikladiginda(td sitesi) acilmiyor bilmiyorum neden. Yonetim engellemis olabilir, kopyalayip browser'e yazin o zaman acilir

Tkp sayfasindaki yazi ise silinmis. Kim ve neden sildi merak ettim :)

Olay su, marksist dergisi 30 Agustos 1922 yilinda yerel Rumlara yapilan cileleri ve fasiszmi anlatirken Tkp bu olayi "baskasinin yurduna goz dikmenin bedeli" diyerek tanimlamisti.

taylan
30-09-2011, 13:24
TKP'yi ulusal hassasiyetlere gösterdiği önem dolayısıyla tebrik ediyorum. Başkasının yurduna göz dikmenin bedeli tespiti tam yerinde olmuş.

unbe
30-09-2011, 13:40
başkasının yurduna göz dikme olayına gelirsek şayet,şunu söylemem lazım.
yıllardır israil ve filistin arasında husumet var bildiğiniz üzere.
hangi taraf haklı?
israile açıkçası kızamıyorum çünkü filistinliler zamanında kendi topraklarını israillilere satmışlar.
eh adamlar da haliyle hak iddia ediyor üzerinde şu an.
hamas deseniz pkkdan farkı olmayan bir terör örgütü bana göre.
vatan toprağını savunacaksan,en başta satmayacaksın zaten.

jadi
30-09-2011, 13:41
başkasının yurduna göz dikme olayına gelirsek şayet,şunu söylemem lazım.
yıllardır israil ve filistin arasında husumet var bildiğiniz üzere.
hangi taraf haklı?
israile açıkçası kızamıyorum çünkü filistinliler zamanında kendi topraklarını israillilere satmışlar.
eh adamlar da haliyle hak iddia ediyor üzerinde şu an.
hamas deseniz pkkdan farkı olmayan bir terör örgütü bana göre.
vatan toprağını savunacaksan,en başta satmayacaksın zaten.

Rumlar ve Ermeniler binlerce yildir bu topraklarda yasiyorlardi.

spartacus
30-09-2011, 14:31
Ulusalci(veya yurtsever) sosyalizm ile enternasyonal sosyalizmin mentalite farkini ortaya seren bir ornek veriyorum. Ayni olaya bakis acilari ve yorumlayislari taban tabana zit. Her iki kesimin de kendisini sosyalist olarak adlandirmasi bence kafalari karistiriyor

http://www.marksist.org/...omik-ve-sosyal-hayat-coktu

http://www.tkp.org.tr/...nin-sonu-h%c3%bcsrand%c4%b1r
1.Link
http://www.marksist.org/tarihte-bugun/ (http://www.marksist.org/tarihte-bugun/1742-30-agustos-1922-anadolu-rumlari-yasadiklari-yerlerden-suruldu-ekonomik-ve-sosyal-hayat-coktu)
2.Link
http://www.tkp.org.tr/30-a%C4%9Fustos (http://www.tkp.org.tr/30-a%C4%9Fustos-ba%C5%9Fkas%C4%B1n%C4%B1n-yurduna-g%C3%B6z%C3%BCn%C3%BC-dikenin-sonu-h%C3%BCsrand%C4%B1r)

Linkler çok uzun olduğu, aralarda boşluk içerdiği(%) ya da türkçe karakter içerdiği için otomatik kısalmış....

Yazı içeriklerini okumadım, ister güncel, ister yakın gelecek olsun, isterse geçmiş olsun, farklı görüşler, farklı açılar, heleki farklı açılardan bakışlar olabilir, bu doğaldır.

sadece linkleri düzelteyim dedim, uzun ve boşluklar ve türkçe karakter içeren linkleri editörde link ekle butonu ile eklersek sorun kalmaz.

Sangre
30-09-2011, 15:15
Olay su, marksist dergisi 30 Agustos 1922 yilinda yerel Rumlara yapilan cileleri ve fasiszmi anlatirken Tkp bu olayi "baskasinin yurduna goz dikmenin bedeli" diyerek tanimlamisti.

Öncelikle bir kaç kısa bilgi vereyim.

Marksist.org sitesi bir dergi değil.. DSİP (http://tr.wikipedia.org/wiki/Devrimci_Sosyalist_%C4%B0%C5%9F%C3%A7i_Partisi) (Devrimci Sosyalist İşçi Partisi)'nin yayın organı, internet sitesi.. Bunların iki tane dergisi var; (Partinin genel başkanı da, benim TKP ile ilgili verdiğim videoda da konuşan Doğan Tarkan'dır)

Sosyalist İşçi (http://www.sosyalistisci.org/)
AltÜst (http://www.altust.org/)

Özellikle Kemalizm'e dair teorik ve güncel çözümlemeleri AltÜst dergisinde bulabilirsin.. Tam senin işine yarayacak konularda yazılar var.

spartacus
30-09-2011, 17:08
Linkleri okudum, birisi klişe propagandayı aşmamış, tabloya diğer tarafdan bakmış, diğeri ise(ki verilen tabloya katılmakla birlikte) tabloya hiç girmemiş.

Çok da detaya girmeden kabaca ifade edersem;
Örneğin birileri B yi kullanıyor ayrılık yaratıyor deyipde, kendi kendini A diye ayırmak anlaşılır değildir. Bu dış güçler, iç ayrılıklar gibi öne sürülen ve sırf politik ajitasyonu geçmeyen söylemler özünde değirmene su taşıyan çelişik söylemlerdir. Emperyalistler deniyor farklılıkları, ayrı görüş ve aidiyetleri kullanıyor, ama bunu diyen kendisini tüm ötekilerden(!) ayrı görüyor.

Bu ayrılıkların kullanılması meselesi ideolojik bir mutlak mıdır yoksa hali hazır verili koşulda en ideal taktik midir? Bir coğrafyada maddi-manevi çıkarı olan bir güç, neden coğrafya içerisinde kalan ve etkili bir sonuç getirecek olan farklılıkları kullanmasın? Yeri geldiğinde savaş ilan eden, ateşli silahlarla çatışan bir strateji, neden coğrafyadaki çıkarlar meselesinde, avantajlarını kullanmasın? Tarihin antikçağından beri bilinir ki, bir coğrafyada hakim olabilmek, öncelikle o coğrafyada siyasal istikrarsızlıkla, kendi kendini kemiren ayrılıklarla, bunu körükleyen ve türeten faaliyetlerle, iktidarların yapısı ne olduğu önemsiz olmakla birlikde, toplum ile olan bağını yoğun bir karalama propagandası vb faaliyetlerle zayıflatmak, kışkırtmakla, çok yönlü taktiklerle vs,vs,vs ile mümkün. Aksi taktirde sonu olmayan, ya da götürüsü getirisinden çok olan, uzun erimli savaşlara, yıpranmalara giriliyor. Böylesine uzun erimli savaşlar ve götürüsü, getirisinden fazla savaş taktikleri yerine, aman benim bir yerim incinmesin, çok sayıda insanda ölse, kötürümleşse de ne yapayım bu kolay yol taktiğiyle, getirisi çok fazla olan kendi-kendine savaştırma ve zayıf düşürme taktiği kullanılıyor ve ne yazık ki birilerinin maddi çıkarı zedelenmesin, işi kolay kotarsın diye geride çok ağır trajediler bırakıyor.

Şimdi birincisi, birileri olmayan ayrılığı mı kullandığı için şu dış güçler sizi parçalıyor, yoksa ikincisi, özünde o ayrılıklar olageldiği için mi böyle bir şeye olanak buluyorlar? Cevap ikincisidir...

Bu durumda ikinci, birinciye yol verir, birinci ikinci üzerinden gerçekleşir ve tablonun ne ikinci tarafını söyleyip durmak anlamlıdır ne de salt birinci üzerinden propaganda yapmak anlamlıdır. Tablonun bütününü görebilmek ve sorun-çözüm ikileminde birinciyi yaratanın ikinci olduğunu görmek ve bu tarz ayrılıklardan politik biçimde nemalananları da görebilmek olmalıdır. Açıkcası benim görüşüm birileri bizi bölüyor, ayrılıklarla parçalıyor söylemi birincil değil ikincil söylemdir. Bu söylemin politik nemalanmak ve ayrılıkları kendi yararına kullanmak yönlü noktası hoş olmayan bir durum ise de, bu böyle bir gerçeğin olmadığı-yaşanmadığı anlamına gelmez.. Demek ki;
1. Ayrılıklar yoksa, kullanılamaz - O halde ayrımcılar içerde.
2. Kullanılıyorsa, zinhar emperyalist strateji ayrılıkları kullanmıyor denemez.
3. Ayrılıklar kullanıyor diye bundan politik çıkar elde eden istismarcılar varsa, sırf o istirmacılar üzerinden de gerçek ört-bas edilemez.
4. Tek tipçi, asimilasyon ve sindirmeye dayalı hakim-egemen anlayış, kendi içerisindeki farklı kültür, millet, mezhep, ırk, cins, görüş gibi olguları, birer ötekileştirme aracına dönüştürmüş ve kurumsallaştırmışsa, burada bakılması gereken politika ve politikanın merkezindeki kurumdur. Yani devlettir. Çeşitli farklılıklar üzerinden propaganda ve siyasal istismar yapmak değildir, örneğin Türkler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar gibi kendi kendine ötekini yaratan ifadeler mantıklı değildir, esasdan çelişir, tümü de insandır ve başka tanıma gereksinim yoktur.
5. sadece(!) A için siyasal üst-yapı yı meşru görmüşseniz, bu aynı anda B içinde meşru gördüğünüz anlamına gelir, demek ki daha kendi, kendini inkar tabi ki inkar politikasından başka bir şeye dönüşmez.
6. Her savaşı en az bir gerekçe yaratır, savaşalrla ve nedenleriyle değilde, işi gücü taraflarla uğraşmak olan bir bakış açısı kimseye hiç bir şey kazandırmaz, önemli olan savaşların olmamasıdır, bunun yoluda savaşların kaynağını çözümlemekle mümkündür, tarafları çekiştirmekle değil.


Bu maddeler çoğaltılabilir, kısa ve öz, bir tarafda A cılar ile diğer tarafda hali hazır gerçeğide örtbas eden anti-A cılar bana göre bir değneğin iki ucudurlar. Birisi emperyalizm kelimesiyle içeride kendi ayrılığını ve baskı vb tüm anti-demokratik uygulamalarını meşrulaştırırken, diğeri de böylesine faşist oluşumların doğmasına ve sürekli kendini kalıcı kılmasına yol açan gerçeği örtbas etmekle(tek suçlu sizsiniz A lar!, bunu diyende madalyonun öbür yüzü oysa) aynı yerde buluşuyorlar, yani şu A cılar ve anti-Acılar ikiside aynı değirmenin taşı, biri bir yana diğeri diğer yana öğütüyor... Mesela emperyalist kelimesinden dahi anında bir milliyetçilik, kemalizm lafzı türetilip, asıl gerçekde örtbas ediliyor ve sık, sık neo-liberal-emperyalist çıkar-politikalara*, kendi söylemiyle kendisi çelişen duruma düşülüyor. Ortalıkda bir kör dövüşü içinde tarih yine trajedilere sahne oluyor, insanın bilinç açıklığı politik çıkarlarla körleniyor, hepimiz kulanıma müsait ne oldum delilerine dönüşüyoruz, bir çıkar malzemesine. Dolayısıyla her türlü olgu, politik bir körlükle sırf propaganda diyeceğimiz ama içerisinden iğne ucu kadar da olsa fikir damıtamayacağımız kof kavgalara dönüşüyor. Bazılarımızda bunu yapmakla ansiklopediler dolusu tarihi, bilgi ve veriyi bir anda çürütmüş olduğunu düşünecek kadar kendisini kaybetmiş bir durumda. Kısaca kör dövüşü bana ne yararlı geliyor ne de çözüm-sonuç alıcı bir fiil, sadece tepişme olarak görüyorum...

*Aslında tüm bu tür ayrımları asıl körükleyen ve nemalanan, kısaca tablonun ressamlarından birisi.