PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Evrim Kuramı ve Yaratılış


kilimanjaro
04-10-2011, 23:42
EVRİM KURAMI ve YARATILIŞ
(1.BL)

“Ol dedi, oldu” türünden bir yaklaşım, bu oluşun ayrıntılarına, temelinde yatangerçeklere, bir başka deyişle sebep-sonuç ilişkisine dayalı ”neden”,“nasıl” gibi sorulara yanıt vermediğisürece tatminkâr, rasyonel bir kuram olarak öne sürülemez.

DEĞİŞİM-GELİŞİM OLGUSU VE
ORGANİK YAPILANMALARIN ADAPTASYON SORUNU

Dikkat edilirse buraya kadar İslam öğretisinin belli başlı kavram ve buyrukları noktasında pozitif bilimi ve bilim adamlarını olabildiğince işin içine karıştırmamaya özen gösterdik. Meseleleri pozitif bilimin ışığında bir bilim adamı yaklaşımıyla bir çırpıda çözümlemek yerine, daha uzun, daha meşakkatli olanını seçtik. Akıl ve mantık yoluyla açıklamaya çalıştık. Esasen kitabımızın daha en başında “Din nedir” bölümünde dinsel inançları ve skolâstik düşünceyi pozitif bilim temeli üzerine inşa etmenin pek de doğru olamayacağını savunduk. Bütün içtenliğimizle bu savımızın arkasında duruyoruz. İnanca saygı noktasında olabildiğince toleranslı, olabildiğince hoşgörülü olmaya özen gösteriyoruz. Din ve pozitif bilimin ayrı sahalarda kalması ve yekdiğerinin hükümranlık alanlarına müdahale etmemesi gerektiğine inanıyoruz. Çoğu noktalarda birbirine taban tabana zıt bu iki kavramın karşı karşıya gelerek çatışmasında bir yarar görmüyoruz. Ancak böyle bir uzlaşı, tarafların bu konuda, yani birbirlerinin hükümranlık alanlarını ihlal etmemesi konusunda ayni hassasiyeti göstermeleri ile olanaklıdır. Aksi takdirde çatışma kaçınılmazdır… İşte tam da bu noktada, istemeyerek de olsa, İslam öğretisinin ilk insanın oluşumu ve insanların Âdem ile Havva’dan türedikleri inancı noktasında çatışma içine çekiliyoruz. Dinin pozitif bilimin sahasına bu müdahalesi elbette ki karşılık bulacaktır…
Antropoloji bilimi bugüne kadar ne yazık ki ilk insanın oluşumu hakkında ne bir kanıt, ne de doyurucu bir tez ortaya koyamamıştır. Aydınlanma devri biyolog ve doğa bilimcilerinin bu yoldaki çalışmaları bir ölçüde yol gösterici olmakla beraber, yeterli kanıtlarla desteklenemediğinden, başta büyük bir ilgi ve alaka ile karşılanmasına rağmen, bilim ve teknolojinin gelişimine bağlı olarak zamanla cazibesini yitirmiştir. Avrupa da ilk kez “Aydınlanma çağı” adını verdiğimiz 17. ve 18.inci yüzyıllarda ortaya atılan “Evrim” kuramı belki insanın oluşumunu açıklayamamıştır ama gelişim, değişim gibi dar bir anlamda da olsa “evrim” gerçeğini bilime kazandırmakla doğa biliminde yeni yeni açılımlara kapı aralamıştır.
Bir kesimin sözde “tanrı-egemen” bir anlayışı hâkim kılmak adına Darvin’in “evrim” teorisine karşı yürüttüğü acımasız, insafsız, bir o kadar da haksız ve mesnetsiz iddia ve saldırılarına karşın biz, hiçbir zaman evrim kuramını “her şeye rağmen aklayıp paklamak” gibi bir gayretkeşlik içinde olmayacağız. Aksine, “Sezar’ın hakkını Sezar’a” veren bir yaklaşımla gerçeğe, sadece gerçeğe doğru yürümeye çalışacağız.
Öncelikle kabul etmek gerekir ki Darvin’in Evrim kuramı, bu konuda yazılan, çizilenler içinde en kapsamlı tez olarak ileri sürülmesine karşın tatminkâr olmaktan uzaktır ve çözdüğünden fazla sorun yaratmaktadır. Global anlamda evrim, evrenin yaradılışından bugüne her alanda yaşanan ve yaşanmakta olan bir doğa gerçeğidir. Bu anlamda, yani radikal değişimler anlamında bir çekirdeğin toprakta yeşererek ağaca dönüşmesi de kendi ölçüleri içerisinde bir evrimdir. Balıkların sürüngenlere, sürüngenlerin kuşlara dönüşümü ise daha girift, daha karmaşık bir olaydır. Kanıtlanma noktasında sıkıntıları vardır.
Bir antitez olarak “Yaradılış” kuramını öne sürenler, haklı olarak böyle bir evrim için bugüne kadar ara geçiş formlarının bulunamadığından söz etmektedirler. İnsan söz konusu olduğunda ise daha da karmaşık bir evrimleşme gündeme gelmektedir. İnsan kendine özgü fiziği ile, kendine özgü biyolojik yapısı ve karakteristik özellikleri ile tüm hayvanlardan çok daha farklı bir konumdadır. Yaradılış kuramcıları tam da burada skolâstik bir yaklaşımla olaya kutsal bir boyut katarak “yaradılış” kuramını gündeme getirmektedirler.
Doğaldır ki, bir konuda yetersiz ya da eksik kaldığınız yerde o eksikliğinizi gidermek, daha doğru bir ifade ile açıklanamayanı açıklamak adına başka savlar devreye girecektir. Şu farkla ki; yaradılış savı bir fikir olarak doğup gelişmedi. Evrim teorisinin yetersizliği ile devreye girmedi. Semavi dinlerin ortaya çıkışıyla dinsel öğretiler temelinde bilinçlenen insanların öteden beri savunageldikleri “mucizevî oluşum” inancı, evrimcilerin çıkmaza girdikleri yerde pekişerek bir karşıt teori gibi ortaya atılmaya başlandı. Yaradılış kuramını ileri sürenlerin aksine, ara geçiş formlarının bulunamamasına karşın, fiziksel evrimin gerçekleşebileceğini düşünüyorum.
Eğer bir tür canlı, ipekböceği örneği birtakım radikal değişimlere uğrayabiliyorsa, türler arası geçiş de pekâlâ mümkün olabilir. Bu bağlamda balıklar sürüngenlere, sürüngenler de kuşlara dönüşebilir. Her şeye karşın yine de bir ortak paydaları vardır; Hayvan olmak… Bu anlamda türler arası geçişin de radikal bir değişim olmakla beraber, tümüyle bir değişim olarak algılanmaması gerekir. Bu itibarla yüz binlerce, belki de milyonlarca yıllık bir süreçte söz gelimi maymunun da fiziksel olarak insana dönüşebilmesi olanaklıdır.

("Tabuların Gölgesinde" adlı felsefe kitabımdan alınmıştır. Her hakkı saklıdır. Hiçbir yerde yayımlanamaz.)

ereninthenature
05-10-2011, 21:31
Antropoloji bilimi bugüne kadar ne yazık ki ilk insanın oluşumu hakkında ne bir kanıt, ne de doyurucu bir tez ortaya koyamamıştır.

Google ne biliyor musun?

http://tr.wikipedia.org/wiki/Lucy_(fosil)

Tum bilim camiasi bizi kandiriyor deyin de ilk insanin kokeni hakkinda kanit yok demeyin.

Yazinin tamamini okumadim, gerekte yok sanirsam:D

kilimanjaro
06-10-2011, 12:57
Beni eleştirmezden önce "kanıt" ile "kuram" arasındaki farkı öğrensen iyi olur. Antropolojide bu yolda bir kanıt yok. Tümüyle kuramlara dayanıyor. Kısaca kanıt yok, spekülasyon çok. Eğer sen bu konuda bir kanıt ortaya koyabiliyorsan, bizi aydınlat da görelim.
"Yazinin tamamini okumadim, gerekte yok sanirsam" buyurmuşsun. Bir de cümlenin sonuna bir alay işareti kondurmuşsun.
Sen herşeyden önce saygısızsın. Ayrıca sözcükleri bile imla kuralına uygun yazmaktan aciz, karacahilin tekisin.
Yazının tamamını okumaya gerek yok ha! Bence sen okuma. Okumaman okumandan daha hayırlı. Hoş zaten okusan da birşey anlamazsın ya... Üç kelimeyi uç uca ekleyip cümle kurmaktan bile aciz biri benim yazılarımdan birşey anlayamaz.
Bugüne kadar pekçok siteye girip çıktım. Dincisine de, ateist ine de, Marksist Leninist ine de... Oralardaki yobazlığın, şartlanmışlığın bir benzerine burada rastlamakla hayal kırıklığına uğradım.
Ben bu siteyi dürüst, seviyeli bulduğum için buraya geldim. Ne yazık ki gelişimin üstünden üç gün bile geçmeden senin gibi saygısız, seviyesiz, şartlanmış karacahil kişiler yüzünden siteden ayrılmayı bile düşünür hale geldim.

taylan
06-10-2011, 17:48
Sayın klimanjaro lucy veya ardipithecus sizce kanıt değil mi? Nedir bu canlılar eski maymunlar mı?

Bu arada Ardi iskeleti üzerinde tam 14 yıl çalışıldıktan sonra makalesi yayınlandı.

Sen bizim evrim sitesini biraz daha incele bence. İnsanı hala doğadan ayrı bir yerlere oturtmaya çalışman nafile.
Şartlanmışlık, yobazlık adem havva hikayesini kabul etmemek mi oluyor?

Ortada bir yığın fosil ve kalıntı var. Makaleler var. Genetik ağaçlar çıkarılmış. Şempanzeyle aramızda %2 lik bir fark varken insanın eski bir ape türü olduğunu savunmanın nesi yobazlık oluyormuş????

Bal gibi de insan (hominid) türü eski ape'lerin akrabasıdır. Daha ne kadar kanıtlanabilir ki bu?

Bu itibarla yüz binlerce, belki de milyonlarca yıllık bir süreçte söz gelimi maymunun da fiziksel olarak insana dönüşebilmesi olanaklıdır.

Bu cümlen hatalı. Öncelikle maymun genel bir tür adıdır. İnsan bu genel türün bir varyetesidir. Bizim içinde bulunduğumuz kol kuyruksuz maymunlardır. İnsan bir kuyruksuz maymun türünün değişik bir varyetesidir. Maymun insana dönüşmemiştir. İnsanla şempanze denen bir diğer kuyruksuzun atası ortaktır. Bu atadan bir grup savana yaşamına dahil olarak fiziksel anlamda neotenik bir evrim geçirmiştir. Çatı darlığı yüzünden de nesiller boyunca artan bir çocuksu tip ortaya çıkmıştır. İnsan maymundan dönüşmedi. İnsan hominid denilen eski bir kolun neotenik torunudur.

Dark arkadaş sana hakaret etmemiş sen etmişsin açıkça yazmışsın. Bence sözleriyle karşı tarafı inciten sen oluyorsun biraz.

ereninthenature
06-10-2011, 18:07
Beni eleştirmezden önce "kanıt" ile "kuram" arasındaki farkı öğrensen iyi olur. Antropolojide bu yolda bir kanıt yok. Tümüyle kuramlara dayanıyor. Kısaca kanıt yok, spekülasyon çok. Eğer sen bu konuda bir kanıt ortaya koyabiliyorsan, bizi aydınlat da görelim.
"Yazinin tamamini okumadim, gerekte yok sanirsam" buyurmuşsun. Bir de cümlenin sonuna bir alay işareti kondurmuşsun.
Sen herşeyden önce saygısızsın. Ayrıca sözcükleri bile imla kuralına uygun yazmaktan aciz, karacahilin tekisin.
Yazının tamamını okumaya gerek yok ha! Bence sen okuma. Okumaman okumandan daha hayırlı. Hoş zaten okusan da birşey anlamazsın ya... Üç kelimeyi uç uca ekleyip cümle kurmaktan bile aciz biri benim yazılarımdan birşey anlayamaz.
Bugüne kadar pekçok siteye girip çıktım. Dincisine de, ateist ine de, Marksist Leninist ine de... Oralardaki yobazlığın, şartlanmışlığın bir benzerine burada rastlamakla hayal kırıklığına uğradım.
Ben bu siteyi dürüst, seviyeli bulduğum için buraya geldim. Ne yazık ki gelişimin üstünden üç gün bile geçmeden senin gibi saygısız, seviyesiz, şartlanmış karacahil kişiler yüzünden siteden ayrılmayı bile düşünür hale geldim.

Oncelikle ozur dilerim, dun attigim mesajimi yazarken sarhostum ama bir hakaret icerdigini sanmiyorum.Imla hatasina gelince ingilizce klavye kullandigimdan galiba.:)

Siz tum forumu bir kisi uzerinden yargilarsaniz hata etmis olursunuz.Burada her bilgi seviyesinden, yastan ve mizactan insan var.Ben 2011'de insanin kokenine dair kanit yok denildiginde sinirlenen mizactan bir adamim mesela.Yok demeden once ne kadar arastirdiniz acaba?

Evrime bilim adaminin gozuyle bakmayi bilmezseniz, sunulan kanitlari futbol maci yorumlar gibi yorumlarsiniz.Simdi bulunan fosillerin her yerinden DNA ornekleri aliniyor ve ona gore akrabalik ozellikleri siniflandiriliyor.Mesela kuzenlerimiz Neandertal (http://tr.wikipedia.org/wiki/Neandertal_adam%C4%B1)'ler direk DNA tespitiyle siniflandirilmislardir.Fosilin fenotipine bakip futbol maci yorumlar gibi yorumlanmiyorlar.Bunlar somut, bilimsel kanitlardir efendim.Inanmiyorsaniz saygi duyariz, bunlar yalan diyin dedim bende zaten.Ama kanit yok gibisinden bir yaklasim dogru olmaz.

İnsan söz konusu olduğunda ise daha da karmaşık bir evrimleşme gündeme gelmektedir. İnsan kendine özgü fiziği ile, kendine özgü biyolojik yapısı ve karakteristik özellikleri ile tüm hayvanlardan çok daha farklı bir konumdadır.

Insanin yasayan en yakin kuzeni sempanzedir.Gen ortakligi %99.5'tir.Hicte ozgun bir yapi degildir insanin fenotipi.Dik yurumesi ve genis kafatasi hacmi disinda sempanzelerin aynisi sayiliriz:)

http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcT2jzK7MQMhYGs-oSbQUF9wlC1kyQkUV88Phc3FOS9twgL5bSj3TA

taylan
06-10-2011, 18:17
Kuşların evrimiyle ilgili şu videoyu öneriyorum.

http://www.youtube.com/watch?v=Oul91twiIq0&feature=player_embedded

istatistik
06-10-2011, 20:43
İnsanın oluşumuna yönelik kanıt yok derken acaba canlılığın ortaya çıkışına yönelik kanıt yok demeye mi çalışılmış. Bu zaten kavramların birbirine karıştırılmasıdır.

Ancak cümle doğruysa ve insanın evrilimine yönelik kanıt yok deniliyorsa alıntıladığınız kitabın yazarı ile bir görüşün derim. Hatalı bilgiler ile insanları yanıltması yanlış bir davranış. Zira modern insana kadar pek çok fosil bulunmaktadır. Bunlardan en ünlüsü diybileceğimiz "Lucy"yi araştırmanızı öneririm.

Evrim hakkında yazmadan önce konu hakkında bir ön araştırma yapmanın her zaman faydalı olacağı görüşündeyim.

kilimanjaro
06-10-2011, 21:16
Bay darkmasturbater,
Bay taylan;
Öncelikle bir konuda anlaşalım; Hayatımın hiçbir evresinde ne bir fikrin, ne bir siyasi partinin, ne de bir ideolojinin ne körü körüne savunucusu, ne eyyamcısı, ne de şakşakçısı oldum. Daima inandığım, doğru bildiğim şeyleri savundum.
Yine "kilimanjaro" kullanıcı adıyla, ya da H.H.T. rümuzu altında değişik sitelerde, farklı platformlarda onlarca, hatta yüzlerce yazı yazdım. Ayni şekilde "Tabuların Gölgesinde" adıyla kurduğum, bilahare kapattığım web sitemde hemen her konuda pekçok yazım çıktı. Bu süreçte zaman zaman sanal ortamın dışında, gerçek hayatta kişilerle, hatta farklı görüş mensuplarının tamamı ile ters düştüğüm olmuştur. Ancak, hangi platformda olursa olsun, kimleri karşıma alacağımın hesabına girmeden inandığım doğruları söylemekten çekinmedim. Sırf insanlara şirin görünmek adına ne "din-iman" diyerek yobazın kuyruğuna takılırım, ne Kemalist'in şakşakçılığını , ne de ateistin borazancılığını yaparım. Hiçbir Allah'ın kulu ne konuştuklarımda, ne de yazdıklarımda vicdanımın sesinden başka ses duyamaz.
"Evrim Kuramı ve Yaratılış" adlı yedi bölümlük bir yazı dizisine başladım. Sizler daha birinci bölümün tamamını bile okumadan belki bir cümlemden yola çıkarak beni "şudur" diye damgaladınız. Ben sizin sandığınız kişi değilim. Hiç olmadım da... Ne "din" denen safsataya inanırım, ne Adem ile Havva'ya, ne de "yaratılış" denen yutturmacaya...
Genelde evrim gerçeğine inanırım. Ancak evrime inanıyor olmam, doğrularının yanısıra yanlışlarınıda kabul etmemi gerektirmiyor. 5 milyon yıl öncesine ait olduğu iddia edilen fosilin bu anlamda hangi sorunu çözdüğünü cidden çok merak ettim. Şahsen ben sözünü ettiğiniz insan iskeletini yaradılışçıların önüne "kanıt mı istiyorsunuz? Alın size kanıt..." diye koyamam. Sonra gülerler bana... Onların istediğini hala anlamadınız mı? Onlar, ara geçiş formları henüz bulunamadığı için evrim kuramını kaldırıp çöpe atıyorlar.

kilimanjaro
06-10-2011, 21:36
EVRİM KURAMI VE YARATILIŞ
(2.nci bl.)


Yaradılışçılar tüm iddia ve savlarını ağırlıkla ara geçiş formlarının bulunamaması, dolayısıyla türler arası geçişin imkânsızlığı üzerine temellendirmektedirler. Özellikle de Darvin’in bir örneklemesinden hareketle ve bunun psikolojik yansımalarının insanlar üzerinde yaratacağı karşıtlık duygusuna hitabetmek adına özenle seçilerek “atalarımız maymun mu?” sorusu sürekli gündemde tutulmaya çalışılmaktadır. Darvin karşıtlarının, her fırsatta ve her platformda “kuramın insanların maymundan türediklerini iddia ettiği!” konusunu işlemeye özel bir çaba gösterdikleri görülmektedir. Ancak hemen belirtelim ki, Darvin’in insanların maymundan türediği yolunda bir iddiası da yoktur. Esasen böyle bir ihtimalin gerçekleşmesi için elde yeterli bilgi ve kanıt da bulunmamaktadır.
Basite indirgersek, aynı malzemeyi kullanarak değişik yemekler yapabilirsiniz. Yahut aynı yapı malzemesiyle binlerce değişik şekil ve görünümde evler inşa edebilirsiniz. Aynı şeklide bir çam ağacını kereste haline getirir, bundan da masa gibi, sandalye gibi, komodin gibi farklı görünümlü sayısız ev eşyası, araç ve gereç yapabilirsiniz. Kullanılan malzeme aynıdır, sadece görünümleri farklıdır. Bunların hepsi olanaklıdır. Tek bir şey olanaksızdır. Kullandığınız çam kerestesi çürüyüp yok olana dek çam kerestesi olarak kalır ve hiçbir zaman bir metale ya da başka bir şeye dönüşmez. Döllenmiş insan yumurtası zigot, gelişerek sonunda insan olur. Bu radikal değişim sürecinde canlı, zigotun tüm özellikleri ile birlikte gelişir. Bu bağlamda maymunun evrimleşerek insana dönüştüğünü kabul etsek bile akıl, mantık ve diğer insani değerlerden yoksun bir yaratığın, özünde olmayan bu değerleri insana nasıl aktarabildiğinin sorgulanması gerekir. En basitinden bir otun bile yeşerip vücut bulması için bir nüveye, bir tohuma gereksinimi vardır. Özünde insani değerlerin nüvesini taşımayan bir canlının evrimle, olmayan bir şeyi yeşertip geliştirmesi düşünülemez.
Evrim olgusuna daha geniş bir perspektifte bakıldığında, insan da dâhil olmak üzere tüm canlıların, muhtemelen farklı özellikleri olan mikrobik canlıların ekolojik dengelere bağlı olarak ve ekosistemin izin verdiği yönde değişip gelişerek geldiklerini söyleyebiliriz. Şüphesiz ki evrim bir cam fanus içinde akşamdan sabaha gerçekleşen bir olay değildir. Binlerce, hatta milyonlarca yıllık süreçlerde içgüdüsel eğilimlerin de ötesinde, tümüyle hayatta kalabilmek, varlığını sürdürebilmek adına - öze ilişkin birtakım değerleri saklı kalmak kaydıyla - çevreye ve her türlü doğal koşullara uyumun zorunlu kıldığı organik değişim ve başkalaşımın bir sonucudur.
Bu itibarla, global ölçekte statik bir evren olamayacağı gibi, bu anlamda statik bir canlı da olamaz. Ekolojinin değişen dengeleri canlıları da ayni paralelde radikal değişimlere zorlar. Canlıların hayatta kalma, bir bakıma soylarını devam ettirebilme yönünde beliren eğilimleri, değişen ekolojik koşullara uyumunu zorunlu kılar. Burada altını çizmek durumunda olduğumuz husus, her canlı türünün diğer türlerden bağımsız objelerden türemiş olabileceğidir. Bir türün diğer bir türe dönüşmesi tezinin ise, - ara geçiş formlarının bulunamayışı bir yana - dönüşümün neden o türün tüm bireylerini kapsamadığı sorusuna verecek yanıtı yoktur. Örneğin balıklar ekolojik şartların zorlaması ile sürüngenlere dönüşmüşlerse, bu türün bugün hayatta olan bireylerinin bu değişim zorunluluğuna rağmen nasıl olup da bugün hala varlıklarını sürdürebildiklerinin de ayrıca sorgulanması gerekir.

CHARLES DARVIN’İN EVRİM KURAMI VE
EVRİME IŞIK TUTAN YENİ BİR KAVRAM: NATURAL SELECTION

Evrim kuramı üzerindeki çalışmaları ile öne çıkan ve bir yandan bilim dünyasının, diğer yandan tutucu çevrelerin odağı haline gelen İngiliz doğa bilimci Charles Darvin (1809–1882) 1859 yılında “On the origin of species by mean of natural selection or the preservation of favoured races in the struggle for life” (Türlerin kökeni) adıyla yayımlanan ve “asıl yapıtımın özeti” dediği eserinde türlerin doğal seçme (Doğal ayıklama) yoluyla evrimleştiğini kanıtlamaya çalışmaktadır. Canlı türlerinin doğa ve çevre koşullarına uyum sağlayanlarının evrimleşerek soylarını devam ettirirken, diğerlerinin yok olduğu savına dayanan bu kuram genel olarak insanlar dahil tüm hayvan ve bitkileri kapsar. Darvin’e göre evrim yasalarının temelini oluşturan doğal ayıklama (natural selection) her canlı türünün belirli bir bölgede soylarını devam ettirebilmek için gerekli sayının üstünde çoğaldıkları ve zayıfların elenerek sayısal dengenin korunduğu savına dayanmaktadır. Sırf insanlarla ilgili evrim kuramını ise1871 yılında yayımladığı “insanın türeyişi ve seksüel seçme” (The Descent of man and selection in relation to sex) adlı iki ciltlik eserinde ortaya koyar. Özellikle bu eser bilim dünyasınca, daha çok da kilise çevrelerince tepki ile karşılanır.
Esasen Charles Darvin evrim kuramını ortaya koyan ilk kişi de değildir. Daha önce Montesguieu, Maupertuis ve Diderot adlı Fransız düşünürler ile Fransız biyoloğ Lamark’ın evrim teoremi üzerine çalışmaları bilinmektedir. Charles Darvin’in dedesi Erasmus Darvin’in de (1731–1802) “Zoonomia or the laws of organic life” (Zoonomi, ya da organik yaşamın yasaları) adlı 1794–96 yıllarında yayımlanan yapıtında türlerin belli bir amaca yönelik olarak değişen doğa koşullarına uyum sağlayarak evrimleştiklerini yazmaktadır. Charles Darvin’in bütün bunlardan bir ölçüde de olsa esinlendiği kuşkusuzdur. Darvin’in evrim kuramı birtakım farklılıklarla birlikte dedesi Erasmus’un kuramını tamamlar niteliktedir. Yirmi yıllık çalışmanın ürünü olan “Türlerin kökeni” ve daha sonra yayımladığı “insanın türeyişi” adlı eserlerinde, iddia edilenin aksine, hiçbir zaman insanın maymundan türediğini savunmamaktadır. Yukarıda sözünü ettiğimiz maymun-insan örneklemesi gelişigüzel bir örneklemedir. Fakat her nedense evrim teorisine karşı olanlar böyle bir yakıştırmayı uygun bulurlar!

("Tabuların Gölgesinde" adlı felsefe kitabımdan alınmıştır. Her hakkı saklıdır. Hiçbir yerde yayımlanamaz.)

istatistik
06-10-2011, 21:41
Öncelikele ara formlar konusunda bir anlaşmaya varmak gerekli. Evrimde, evrim karşıtlarının iddia ettiği gibi yarım yamalak farklı canlıların karışımından oluşan ucubeler yoktur.

İnsana yönelik fosiller dediğiniz zaman geçmişte bulunan her bir fosil zaten ara formdur. Ancak evrim konusu, evrim karşıtlarının ortamı bulandırabilecekler tek bölüm olan fosiller konusuna indirgenemez. Moleküler biyoloji ve genetik bilimi ile elde edilmiş ve akrabalık derecelerini ortaya koyan onca kanıtı görmezseniz evrimden bahsedemezsiniz.

ereninthenature
06-10-2011, 21:45
Bay darkmasturbater,
Bay taylan;
Öncelikle bir konuda anlaşalım; Hayatımın hiçbir evresinde ne bir fikrin, ne bir siyasi partinin, ne de bir ideolojinin ne körü körüne savunucusu, ne eyyamcısı, ne de şakşakçısı oldum. Daima inandığım, doğru bildiğim şeyleri savundum.
Yine "kilimanjaro" kullanıcı adıyla, ya da H.H.T. rümuzu altında değişik sitelerde, farklı platformlarda onlarca, hatta yüzlerce yazı yazdım. Ayni şekilde "Tabuların Gölgesinde" adıyla kurduğum, bilahare kapattığım web sitemde hemen her konuda pekçok yazım çıktı. Bu süreçte zaman zaman sanal ortamın dışında, gerçek hayatta kişilerle, hatta farklı görüş mensuplarının tamamı ile ters düştüğüm olmuştur. Ancak, hangi platformda olursa olsun, kimleri karşıma alacağımın hesabına girmeden inandığım doğruları söylemekten çekinmedim. Sırf insanlara şirin görünmek adına ne "din-iman" diyerek yobazın kuyruğuna takılırım, ne Kemalist'in şakşakçılığını , ne de ateistin borazancılığını yaparım. Hiçbir Allah'ın kulu ne konuştuklarımda, ne de yazdıklarımda vicdanımın sesinden başka ses duyamaz.
"Evrim Kuramı ve Yaratılış" adlı yedi bölümlük bir yazı dizisine başladım. Sizler daha birinci bölümün tamamını bile okumadan belki bir cümlemden yola çıkarak beni "şudur" diye damgaladınız. Ben sizin sandığınız kişi değilim. Hiç olmadım da... Ne "din" denen safsataya inanırım, ne Adem ile Havva'ya, ne de "yaratılış" denen yutturmacaya...
Genelde evrim gerçeğine inanırım. Ancak evrime inanıyor olmam, doğrularının yanısıra yanlışlarınıda kabul etmemi gerektirmiyor. 5 milyon yıl öncesine ait olduğu iddia edilen fosilin bu anlamda hangi sorunu çözdüğünü cidden çok merak ettim. Şahsen ben sözünü ettiğiniz insan iskeletini yaradılışçıların önüne "kanıt mı istiyorsunuz? Alın size kanıt..." diye koyamam. Sonra gülerler bana... Onların istediğini hala anlamadınız mı? Onlar, ara geçiş formları henüz bulunamadığı için evrim kuramını kaldırıp çöpe atıyorlar.

Efendim kisiliginiz bizi gercekten ilgilendirmiyor.Biz sundugunuz argumanlara bakariz.Yanlislarla dolu bir yazi dizisi hazirlamissiniz, elestirdik.Biz insanin atasinin fosilini bulduk, bizim icin sorun yok.Uzun arastirmalar, deneyler sonucu cikarilmis verilerimiz var.Bize kanit yok derseniz "Hayir, var" deriz.Bir kac tanesini gosterdik bile.Ara gecis formlarina en guzel ornek arcyopterixtir.11 tane bulundu yanilmiyorsam.

Yani benim basindan elestirdigim cumleniz yanlistir.Bunda hemfikiriz galiba.

Teistlere evrimi anlatmak zordur.Onlara fosillerle degil, yasayan canlilardaki kotu tasarimla yuklenmenizi tavsiye ederim.Balinanin, yilanin, dugongun korelmis bacaklari, eseysiz ureyen bitkilerin polen uretmesi gibi.

TUBA
06-10-2011, 22:25
Şahsen ben sözünü ettiğiniz insan iskeletini yaradılışçıların önüne "kanıt mı istiyorsunuz? Alın size kanıt..." diye koyamam. Sonra gülerler bana... Onların istediğini hala anlamadınız mı? Onlar, ara geçiş formları henüz bulunamadığı için evrim kuramını kaldırıp çöpe atıyorlar.

çok basit, arageçişin onların sandığı gibi hayallerine uyan (ördek ile timsah ördsah gibi ) olamıyacağını ve gerçeğin nasıl olduğunu anlatmaktır. ve bu gerçekle beraber her canlının bir önceki ile bir sonraki türün arasında geçiş formu olduğunu belirtmektir. ama öncelikle sizin bu kavramı iyi anlayabilmeniz gerekir.

Neva
07-10-2011, 08:55
Bay darkmasturbater,
Bay taylan;
Öncelikle bir konuda anlaşalım; Hayatımın hiçbir evresinde ne bir fikrin, ne bir siyasi partinin, ne de bir ideolojinin ne körü körüne savunucusu, ne eyyamcısı, ne de şakşakçısı oldum. Daima inandığım, doğru bildiğim şeyleri savundum.

Şahsen ben sözünü ettiğiniz insan iskeletini yaradılışçıların önüne "kanıt mı istiyorsunuz? Alın size kanıt..." diye koyamam. Sonra gülerler bana... Onların istediğini hala anlamadınız mı? Onlar, ara geçiş formları henüz bulunamadığı için evrim kuramını kaldırıp çöpe atıyorlar.

Sayin klimanjaro;

Hayatinizin hicbir evresinde koru korune inanan veya saksakci olmamaniz guzel bir olay.

Fakat buna ragmen, yaratiliscilarin onune koymaya cekindiginiz bilgi enteresan.. Onlarin gulmeleri bu denli onemli mi?

Kaldi ki kendileri ara gecis formu yuzunden cope atiyor degiller, aksine mevzu baslangic olarak, "ol" deyince olduran bir iradeye sahip olmadigi icin cope atmaktalar. Yani siz onlerine yuzlerce ara gecis formu da koysaniz, onlar kendiliginden, rastgele olusmus bir evrim bilgisini kabul etmeyecektir.

Evrim'in yaratiliscilara gore en buyuk problemi ara gecis formlari degil, baslangicinin yaratici gibi bir iradeye dayanmamasidir.

kilimanjaro
07-10-2011, 12:16
EVRİM KURAMI VE YARATILIŞ
(3.ncü.bl.)


Oysa Charles Darvin’in evrim kuramı böyle bir algılamaya olanak tanımayacak kadar açıktır. Darvin’in böyle bir iddiası yoktur. En azından insanlar için bu tip bir evrim öngörmemektedir. Ayni türün değişik varyasyonlarından ve türler arası geçişten söz ederken, bütün türlerin evrimleşme yoluyla tek bir atadan türediğini iddia etmemektedir. Aksine, birçok türün evrim yoluyla başkalaşım geçirmeden önce, her türün kendi içinde ortak bir atadan geldiği savına dayanmaktadır. Bu “birçok tür” e hangi canlıların dahil olduğuna dair bir açıklık yoktur. Sözgelimi bugün yeryüzünde –değişik varyasyonlarını saymazsak- ana başlık altında toplayabileceğimiz bin çeşit canlı türü varsa, bunların yüz ayrı türün evrimleşmesi sonucu oluştuğunu söyleyebiliriz. İnsanların ise tamamen ayrı bir tür olarak birçok değişimlerden sonra oluştuğunu söylemek sanırım yanlış olmaz.
Bu arada sanırım, gözden kaçırılmaması ve sorgulanması gereken bir nokta da, evrim yasalarının canlılar üzerinde ne derece etkin olduğudur. Bir başka ifade ile evrim yasalarının, organik yaşam olgusunun tohumlarının atıldığı erken dönemde, canlıları ayrı türler olarak kategorize eden temel karakterlere ilişkin birtakım özellikleri üzerinde deformasyon etkisinin olup olmadığı sorunudur. Tümceyi tersine çevirirsek, temel karakterlerin evrim yasalarına direnip direnmediği, başkalaşıma izin verip vermeyeceği sorunudur. Eğer bu karakterler yeterince güçlüyse, dış etmenlere sonuna kadar direnebilir, evrim yasalarının türler üzerindeki etkisi de “öz”e dokunmadan “değişebilir zayıf yapılar üzerinde” yoğunlaşarak canlıyı farklı formel kalıplara sokmaktan ibaret kalabilir. Sonuçta canlı, gerek görünümüyle, gerekse organik yapısı ve uzuvları ile türünün farklı bir varyasyonuna, ya da tümüyle ayrı bir türe dönüşebilir. Ancak her iki durumda da canlının genetik yapısının değişinime kapalı niteliklerinin korunduğunu varsayabiliriz.
Darvin’in evrim kuramı kısaca özetlemek gerekirse, canlı türleri içerisinde zayıfların, değişen çevre koşullarına uyum sağlayamayanların elimine olduğu, güçlülerin ve çevreye uyum sağlayanların ise evrimleşme yoluyla orijininden çok farklı başka türlere dönüşerek varlıklarını sürdürebildikleri varsayımına dayanmaktadır. Evrimin zaman faktörüne bağlı olarak sürekli değişim, dönüşüm ve başkalaşımı tetikleyen ve kaçınılmaz kılan doğal dinamikleri, her ölçekte organik ve inorganik yaşamın yenilenerek sürmesine zemin hazırlar. Bu bağlamda evrim yasaları o denli zorlayıcı ve acımasızdır ki; ekosisteme ayak uyduramayan, kendilerini mevcut ya da değişen koşullara adaptasyonda zorlanan ve organik yapılanmalarını değişken ekolojik koşullara göre yeniden dizayn etme becerisini gösteremeyenlere yaşam hakkı tanımaz. Zayıfların elimine edilerek ancak güçlülerin yaşamlarını ve soylarını devam ettirmelerine izin veren doğal yasalar, doğabilim terminolojisi ile “natural selection”, diğer bir deyişle “doğal ayıklama” yöntemi ile türlerin güçlü bireylerden oluşmasına imkân verir. Dinazorlar ve soyu tükenmiş birtakım canlılar istisna edilirse doğa, dolayısıyla ekolojik koşullar, tüm canlıların belirli süreçlerde değişen koşullara ayak uydurabilmek adına yeniden yapılanmalarına izin verecek kadar cömerttir.
Bu itibarla evrim, başkalaşım pahasına mevcut ve değişen koşullara ayak uydurarak hayatta kalabilme becerisi gösterebilen canlıların ortaya koyduğu bir olgudur. Evrimleşmeyi zorunlu kılan ve türlerin nitelik kazanması sonucunu doğuran doğal eliminasyon yöntemi, sırf çevreye uyum sorunu ile gündeme gelen ve işlerlik kazanan bir yöntem de değildir. Bu, doğal bir olgu olmanın da ötesinde doğanın bir tercihi, bir öngörüsüdür. Bu bağlamda her canlı, üreme etkinliği içerisinde biyolojik ve seksüel yapılanmasının dayatmacı karakterinin bir sonucu olarak binlerce benzeri arasından seçilmiş en güçlü canlı olarak doğar. Doğal eliminasyon yönteminin ilk uyarlaması kabul edilen bu ilk aşama eğer canlıyı yeterince güçlü kılmamışsa, ikinci aşamada doğal ortamın zorlukları ile baş edemeyerek elimine olacaktır.

("Tabuların Gölgesinde" adlı felsefe kitabımdan alınmıştır. Her hakkı saklıdır. Hiçbir yerde yayımlanamaz)

bylion
13-10-2011, 11:03
evrenin bi yaratıcısı vardır yoksa bu düzen böyle gitmez bana nefesini kendinin kontol ettigini göz kapaklarını senin istegine göre kapatıp actıgını söylemezsin hersey bi düzen içerisindedir evrim konusuna gelince evrim teorisi bence sacma arkadas her seyin bir yapanı var eger evrime inanıyorsan kullandıgın bilgisarın aslında bir hesap makinasıyken kendi kendine bir bilgisayar oldugunu ispatlamakla aynı şeydir evrim ki bu çok saçma olur mutlak o bilgisayarın bi mühendisi vardır eger evrim olsa ala hesap makinasını koy bilgisayar masasının üstüne ve bekle yıllarca kuşaklar geçsin eger orda o hesap makinesi adapte olup bilgisayar olursa bende evrime inancam müslümanlıktan vazgeccem eger olmassa o zaman sen islama gel söyledigim gibi pc masasının üstündeki hesap makinası adapte olsun kendi kendine bilgisayara dönüşşün o zaman siz haklısınız

istatistik
13-10-2011, 11:30
Canlı ve cansız varlıkları birbirine karıştırmamayı öğrendiğinizde yine tartışalım. zira evrim konusunda en ufak bir fikriniz yok ve atıp tutuyorsunuz.

bylion
13-10-2011, 18:17
evrim konusunda bilgim var canlı ve cansız varlıklar hakkındada bilgim var ben sadece merak ediyorum sizin evrim konusunda düşünceniz özellikle insanların maymundan geldigi görüşü hakkında ne düşünüyorsunuz dip not : ben ne cümbelilerdenim nede adnancılardanım

Khaos
13-10-2011, 18:36
evrim konusunda bilgim var canlı ve cansız varlıklar hakkındada bilgim var ben sadece merak ediyorum sizin evrim konusunda düşünceniz özellikle insanların maymundan geldigi görüşü hakkında ne düşünüyorsunuz dip not : ben ne cümbelilerdenim nede adnancılardanım

o görüşü doğru ifade edelim önce.
türler ortak atadan evrilirler.
insan ve yaşayan en yakın akrabası olan şempanze de ortak atadan evrilmişlerdir.
bunu genetik ortaklığından anlayabiliyoruz.

yamans
13-10-2011, 18:43
evrim konusunda bilgim var canlı ve cansız varlıklar hakkındada bilgim var ben sadece merak ediyorum sizin evrim konusunda düşünceniz özellikle insanların maymundan geldigi görüşü hakkında ne düşünüyorsunuz dip not : ben ne cümbelilerdenim nede adnancılardanım

Bu cümlenden ne kadar bilgin olduğu belli oluyor :)

kilimanjaro
13-10-2011, 18:54
Şu satırlar bu sitedeki evrime inanan herkese;
Evrim gerçeğine inanan, ama ayni zamanda çekincelerini de ortaya koyan biri olarak "Evrim Kuramı ve Yaradılış" adıyla ortaya koyduğum yazı dizisi, daha birinci bölümünün ardından hem ateistlerin, hem de dincilerin itiraz ve saldırılarına hedef oldu. Kısaca ne İsa'ya yaranabildik, ne Musa'ya...
Neden mi? Çünkü bu sitede kimsenin "gerçeği aramak " gibi bir derdi yok. Hem dinciler, hem de ateistlerin peşinden koştukları tek şey, ideolojilerini yüceltmek adına işe yarar gördükleri her şeyi, her türden bilgi, bulgu ve belgeleri sorgulamaya dahi gerek duymadan sahiplenip baş tacı etmektir.
Bu bağlamda dinci, tanrı ve İslam inancını sarsacak, yerleşik "müslüman" imajını zaafa uğratacak herşeye peşinen sırt çevirirken, ateist ayni şartlanmışlıkla, ve karşı tarafa koz vermemek adına birtakım gerçeklere gözünü kapatmakta bir sakınca görmez.
Pesinen söylemeliyim ki, benim, kitabımdan aktardığım yazılarla kimseyi inandığım doğrulara yönlendirmek gibi bir kastım ve amacım olamaz.
Henüz söyleyeceklerimi söylemiş değilim. Umarım ileriki gün ve haftalarda gerek dinsel, gerek bilimsel, gerekse sosyo-kültürel ve tarihi konularda ortaya koyacağım görüşlerle beni daha yakından tanıyacaksınız.
İslam öğretisinin akıl ve mantık dışı, daha da kötüsü dayatmacı karakterinden rahatsızlık duyarak onca site arasından daha realist, daha rasyonal görüşleriyle kendime yakın bulduğum bu siteye geldim. Maalesef burada da ayni şartlanmışlığın bir benzerini görmekle hayal kırıklığına uğradım. Kuşkusuz, -velev ki şartlanmışlıktan kaynaklanmış dahi olsa -her tür eleştiriye açık olmamız gerekiyor. Yeter ki bu eleştiriler tartışma kültürü içinde sevgi, saygı çerçevesinde uygar tartışma seviyesinin altına inmesin ve kişilik haklarına saldırı için malzeme yapılmasın.
Saygılarımla...

Khaos
13-10-2011, 19:10
sayın klimanjaro

genellemeniz biraz insafsız ifadeler içeriyor.
gerçeği aramak sadece size özgü değil.

elbetteki çekincelerinizi ortaya koyun.
ama bu sitenin yüzlerce üyesi var.
biri yada birkaçı çekincelerinizi paylaşmadıysa,
hiçkimsenin gerçeği aramak gibi bir amacı yok türünden tuhaf bir genelleme
sizin gibi felsefeye değer veren birisine yakışmıyor.

bylion
13-10-2011, 20:18
Darwin hakkında kısa bir ek bilgi:
"Darwin'in inançlı bir Hıristiyan olarak yetiştirildiği, ancak inancının giderek zayıfladığı bilinen bir gerçektir. Çoğu yorumcu da ‘agnostik' (bilinemezci) olarak öldüğü kanısındadır. Bazılarına göre ise aslında ateizm noktasına varmıştır, ama dindar bir Hıristiyan olan eşi Emma Darwin'i üzmemek için bunu açıkça ifade etmemiştir. İşin ilginç bir yönü, Darwin'in inancındaki erimenin, gördüğü bilimsel kanıtlardan ziyade, yaşadığı psikolojik travmayla ilgili oluşudur. Onu dini inançtan soğutan en büyük etken, kızı Annie'nin 10 yaşında iken hastalanarak ölmesidir. Darwin'in üç kuşak sonradan torunu olan Randal Keynes, ‘Annie'nin Kutusu: Darwin, Kızı ve İnsan Evrimi' adlı kitabında bunu detaylarıyla anlatır. Aslında bu travma Darwin'e has da değildir. New York Üniversitesi psikoloğu Paul C. Vitz, ‘Ateizmin Psikolojisi' adlı 1999 basımı kitabında, önde gelen ateist düşürlerin çoğunun şaşırtıcı biçimde sorunlu aile hayatlarına sahip olduğunu inceler. Vitz'e göre, "Tanrı'ya inancın önündeki engeller rasyonel değil, genel anlamda, psikolojiktir." Eğer Vitz düşüncesinde haklı ise, o zaman ateist Freud'un "Tanrı'ya inanç, çocukluktan kalma bir duygusallıktan gelir" şeklindeki iddiasının neredeyse tam aksi bir sonuca varmak gerekiyor. Kaldı ki zaten Freud'un kendisi de içinde bol miktarda ensest bulunan hayli ‘sorunlu' bir ailenin ürünüdür..."

Khaos
13-10-2011, 21:12
ee neoldu şimdi.
sen bunları anlatınca insanla şempanzenin genlerindeki %98 ortaklık buharmı oldu.
sen evrimi sordun darwine geçtin.

istatistik
13-10-2011, 21:49
bylion,

Evrim maymunlardan geldik ya da dedelerimiz maymun demez. Daha konudan haberiniz yok! Önce tartışılan konu hakkında biraz araştırma yapıp, bir şeyler öğrenip öyle yorum yazın. Konu hakkında bilgilenebileceğiniz onlarca başlık bu bölümde mevcut.

taylan
13-10-2011, 22:51
Bylion kardeş senin ataların aslandan gelmiş olsun sen kafana göre takıl. Gerçek nasıl olsa senin inkarınla değişmeyecek.

Mesela ben evrime İNANAN değil evrimi BİLEN ve DOĞRU olduğuna kanaat getirmiş bir insan olarak atalarımızın bugünkülerden farklı bir canlı olduğunu, diğer primatlardan biri olan şempanze ile aynı ortak ataya sahip olduğumuzun kanıtlanmış bir bilimsel bilgi olduğunu düşünüyorum.

Evrime İNANAN kişiler atalarımız maymundu demez. Çünkü maymun tüm primatların genel taksonomik adıdır. BU türün içinde hominid denilen bir kolun biz ve şempanzenlerin doğrudan atası olduğu malesef kanıtlanmıştır.

Bizler primatız. İki ayak üzerinde yürüyen nadir bir primat koluyuz. Çünkü bizleri doğuran annelerimiz bu iki ayaklılığın cezasını doğum sancısı çekerek ödemekteler. Aynaya geçip vücudunu iyice incele. Bir primatın tüm özelliklerini göreceksin. Bundan ürkmene gerek yok eğer yaşıyorsan beğenmediğin insanımsı atalarının mücadele ve azmine borçlusun bunu.

İnsanla şempanzenin benzerliği %98'dir. Maymun tüm primatların genel adıdır. Yanlış olmasın.

Khaos
13-10-2011, 22:53
EDİT

insanla şempanzenin genleri %98 ortak dedim.
ben sana muhammedin genleri şempanzeyle ortak,
o halde senin peygamberin %98 şebek dedim mi.

bir cümleyi bir olgu olarak söylemek var.
bir de taciz etmek için söylemek var.

DEMAN
13-10-2011, 22:55
Insanlarin maymundan geldigi söylemi yanlistir. Insanlar asirlar önce maymunlara benziyordu demek daha dogru olur, cünkü aslinda insanlarda hayvanlar gibi bir canli türüdür ve gecmistede maymunlara cok benziyorlardi, ama bizler daha uzun ve degisik bir bicimde evrim gecirdigimiz icin, bugünkü halimizi almis durumdayiz. Ama gel görki, kimimiz hala hayvanliktan henüz kurtulmamisken, kimimizde hic degilse, insan olmaya geldigimizin farkina varmisiz...

İnsan Olmaya Geldim

Nimri Dede- Arif Sağ

İkilik Kinini İçimden Atıp
Özde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim
Taht Kuralı Ariflerin Gönlüne
Sözde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim
Serimi Meydana Koymaya Geldim

Meğerse Aşk İmiş Canın Mayası
Ona Mihrabımış Kaşın Arası
Hakkın İşlediği Kudret Boyası
Yüzde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim

Bütün Mürşidlerin Tarif Ettiği
Sadıkların Menziline Yettiği
Enbiyanın Evliyanın Gittiği
İzde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim

Ben De Bir Zamanlar Baktım Bakıldım
Nice Yıllar Bir Kemende Takıldım
O Aşkı Mecazla Yandım Yakıldım
Közde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim

Süregeldim Aşk Meyini İçerek
Her Bir Akı Karasından Seçerek
Varlık Dağlarını Delip Geçerek
Düzde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim

Gör Ki Nimri Dede Şimdi Neyleyi
Gerçek Aşkı Her Gönüle Söyleyi
Her Türlü Sefaya Veda Eyleyi
Sazda Ben Bir İnsan Olmaya Geldim

bylion
13-10-2011, 23:00
Bylion kardeş senin ataların aslandan gelmiş olsun sen kafana göre takıl. Gerçek nasıl olsa senin inkarınla değişmeyecek.

Mesela ben evrime İNANAN değil evrimi BİLEN ve DOĞRU olduğuna kanaat getirmiş bir insan olarak atalarımızın bugünkülerden farklı bir canlı olduğunu, diğer primatlardan biri olan şempanze ile aynı ortak ataya sahip olduğumuzun kanıtlanmış bir bilimsel bilgi olduğunu düşünüyorum.

Evrime İNANAN kişiler atalarımız maymundu demez. Çünkü maymun tüm primatların genel taksonomik adıdır. BU türün içinde hominid denilen bir kolun biz ve şempanzenlerin doğrudan atası olduğu malesef kanıtlanmıştır.

Bizler primatız. İki ayak üzerinde yürüyen nadir bir primat koluyuz. Çünkü bizleri doğuran annelerimiz bu iki ayaklılığın cezasını doğum sancısı çekerek ödemekteler. Aynaya geçip vücudunu iyice incele. Bir primatın tüm özelliklerini göreceksin. Bundan ürkmene gerek yok eğer yaşıyorsan beğenmediğin insanımsı atalarının mücadele ve azmine borçlusun bunu.

İnsanla şempanzenin benzerliği %98'dir. Maymun tüm primatların genel adıdır. Yanlış olmasın.

ya peki evrimin ne oldugun biliyorum ama taylan kardeş neden insan atası illa hayvan mı olacak benim neslim aslandan gelmiyoki neden bu tür de bi kendmizin insan dısında bi hayvandan geldigini söylüyorsun benim atalarımda insandı sizinkilerde insan dı

taylan
13-10-2011, 23:02
Sayın arkadaşım insana insan diyen biziz biz. Bizim kültürel algılarımız bizi onların tepesine yerleştiren bir kibir yaratıyor anladın mı?? Bizim bilimsel adımız primattır. Çünkü tüm özelliklerimiz ormanda yaşayan pcanlıların tipik özelliklerine benzemektedir.

Ensemizdeki tüylerimizin korktuğumuzda dikleşmesi, gece uyurken yüksekten düşme hissi, renkleri ayırt edebilme yeteneği, tırmanma ve koşma yeteneği, saldırganlaştığımızda dişlerimizi gösterip sıkmamız, aşırı bir korku anında idrar boşaltma, vs tüm bu özellikler insan denen sahte derinin altındaki eski miraslardır. Hepsi de bal gibi primat olduğumuzun yani bir tür maymun olduğmuzun kanıtıdır. Sen tabi ki insan kültürünün masallarıyla avunabilirsin bu konuda özgürsün. Ama bilgi ve bilmeyle işi olan bir insansan evrim hakkında anti tezlerin varsa bunları bilimsel bir dille sunman gerekir.

Evrim hakkında gerçekten bilgisizsin. Çünkü çok basit ve sıradan argümanlarla konuştun ve hemen gerilim yarattın. Farklı hiç bir şey söylemedin. Her evrim karşıtı gibi. Bence benim imzamdaki sitemizi bir incele. Orada yüzlerce makale var onlara bir göz gezdir. Belki yanlış biliosundur.

TUBA
13-10-2011, 23:11
bizlerde bir hayvanız aslında, ama bizlerin bir farkı var ayakta dik yürüyebilme ve alet kullanabilme gibi. atalarımız hominid türüydü (maymunsu insanlar ) ve şuan günümüzde bizim türümüze en yakın olan ape grubundan olanlara da insansı maymun deniliyor. bu duruma gelmemizi geçmiş atalarımıza borçluyuz. bugün yetişkin bir insansı maymunu kendi türümüzden 4 ila 5 yaşlarındaki çocukla kıyaslarsan aradaki fark daha net görünür. ayrıca evrimi kanıtlayan en önemli bilgilerden biri de ana rahmindeki bir embiyonun gelişim sürecidir.

TUBA
13-10-2011, 23:16
insanlıgın temelinde adalet yatar önce adlettli olmak gerekir benden önce khaeos üslüp bozuyor ama ben uyarı alıyorum dini olsun olmasın inancı olmasın insanın temelinde adalet yatar
sen adamın dedesine dil uzatıyorsun yani olayı kişiselleştiriyorsun. şimdi de zeytinyağı misali su üstüne çıkmaya çalışıyorsun. senin gibileri çok geldi buraya. o yüzden sizlerin ciğerini biliriz ;) lütfen aşağılama adına yazılar yazmayın.

taylan
13-10-2011, 23:17
Adalet duygusu tüm hayvanlarda vardır. Bu evrimsel bir olgudur. Tüm toplumsal canlılarda adalet vardır. Yine oldukça yanlış ve bencilce bir bakış açısı,,,,

Khaos
13-10-2011, 23:17
ben de uyarı aldım.
bu site siz müslümanların asla olamayacağı kadar adaletlidir,
sen kafanı yorma.

ben senin deden hakkında bir imada mı bulundum
bir de benim uslup bozduğumu iddia edebiliyorsun

TUBA
13-10-2011, 23:21
Adalet duygusu tüm hayvanlarda vardır. Bu evrimsel bir olgudur. Tüm toplumsal canlılarda adalet vardır. Yine oldukça yanlış ve bencilce bir bakış açısı,,,,

ah sevgili taylan, zaten din denen meret değil midir ki insanı narsist kılan, dinlerde ne der; herşey insanlar için yaratılmıştır, melekler bile önünde eğilip secde etmiştir. bu resmen bencilliğin ve doğaya evrene dair ne varsa insan için yaratılmış değip hoyratça kullanmayı gerek kılmasıdır.

bylion
14-10-2011, 00:08
:) ben dedesine bişey demedim ki isterseniz beni siteden atabilirsiniz de önemli olan bu degil bende bişeyler ögreneyim sizde

ya şunun bilincinde olun senin inancın beni ilgilendirmiyor ama inanclara da saygı olsun yeterlidir

istatistik
14-10-2011, 00:39
Yapılan tartışmaların mantıklı argümanlar üzerinden yürütülmesi gerekir. bununiçin de konu hakkında az da olsa bilgi sahibi olmak şarttır.

İnsan ve maymun genomları arasında %98'e varan bir benzerlik vardır. Bunun anlamı bu iki canlı türünün birbirine akraba olduklarıdır. Bu akrabalık evrim bilimi açısından iki canlı türününde ortak bir atadan geldiği anlamını taşır. Bu ortak ata, ne şimdiki maymunlara tam olarak benzemekteydi, ne de şimdiki insanlara tam bir benzerlik içindeydi. Bu bakımdan, insan maymundan gelmemiştir, maymun da insandan gelmemiştir.

zulkar
14-10-2011, 00:53
selamun aleykum

benim en çok üzerinde duruduğum ve kafa yoruğum şey ortak ata veyahut değil kuşların uçmak denen şeyi neden gerçekleştirdiği idi.

yani bir canlı neden uçmayı istesin.

aç kalıp ölen kedi yok.veyahut ölümden kurtulan bir kuş da.
evrimi açıklamak için belki de en güzel örnek bu canlılar diye düşünüyorum.

bu husus da bana şunu açıklıyor. bir uçak havada durmazsa tasarlayan neyi amaçlamış olursa olsun uçak kavramı oluşmaz.

diyelim ki saatte 400 km hızla yapılan bir uçuş olsun. bu uçuş içerisinde 10 km hızı da içerir. uçak sanki 400 km ile giderken hızını 10 km ye düşürse bu uçak zaten uçmak için yapılmış diyemeyiz. uçak birden yere çakılır. yani bir şeye sahib olmak denen şeyin geçtiği hız (konu bakımından gelişme) o şeyin amacını açıklamaz.

o şey zaten bunun için yapılmış denmeli. geçilen merhale de evrim olamaz. zira amacı belli olan bir şeyin evrime değil benzetime(bu merhaleden de geçer denebilir) ihtiyacı vardır. bu hız odur diyemezsiniz. bu hız onun geçtiği merhaldir ve artık apayrı bir şey oluşmuştur.

bu nedenle belki de en önemli konu, bir şeyin amaca uygun olarak geçirdiği evrelerden aldığı bilgiyi ne şekilde değerlendirdiği konusudur ve bu bilgiyi veririken ta en başta belli bir plan var mıydı? şeklinde düşünmektir.

istatistik
14-10-2011, 01:03
Aslında kuşlar yapay bir sınıftır. Daha çok sürüngenlerin yapısal özelliklerini taşırlar.

Bunun dışında evrimi anlamak isterseniz, uçamayan kuşlara bakabilirsiniz. Ayrıca buna ek olarak uçan memeli "yarasa" da incelenebilir.

zulkar
14-10-2011, 01:24
selamun aleykum

uçamayan kuş ve uçan memeli bunların sınıflandırılmasında bir gariplik hissetmediniz mi?

yani birisi bu kuş değildir(uçamayan şey) ancak sınıflandırmada kuş olarak kabul edilir demiş ve eklemiş memeliler uçamaz ancak yarasa da memeli demiş ve uçabilir sınıfına koymuş.
yani birisi kabul ettiği için olmuş.
sadece gözlemle yapmış. demiş ki sütle beslenen canlılar şöyle davranacak, sürüngenler böyle davranacak ve sorusu da var eğer bir ilah varsa farklı br şey göstersin ilah da cevab vermişken esasen bu ilah bunları evirmek için yaptı gibi başka bir cevabla bir kurala devam ederken kendisinin hiç bir katkı sağlamadığı ve değillenmesi için tek örnek yeten şeye inançsızlık teori olarak kabul edilmiş.

ya sınıflandırmada bir hata vardır ya da kuralı bozan tek bir canlı yaratılışı mı açıklar ya da evrimi mi açıklar diye bir soru vardır?sınıflandırma hatası apaçıktır. uçamayan kuşlar varsa kuşlar hakkında hiçbir şey bilmiyoruz demektir. görsek incelesek elimi,ze alsak bile bihaber olduğumuz anlaşılır ki bu da mantıklıdır.

yokun yanında tek bir gerçek bizim sınıflandırma hatamızı gösterir. zira ister evrim deyin ister yaratılış deyin bir şeye sahib olan kendisini size tanımlattırma yetkisini bu mantıkla vermez kanaatindeyim.

kilimanjaro
14-10-2011, 10:11
Sevgili Khaos;
Sizi daha üyeliğimin ilk günü sohbet köşesindeki diyaloğumuzdan hatırlıyorum. Sitede bilgisine, mantığına ve görüşlerine itibar ettiğim müstesna kişilerden birisiniz. Fakat ayni zamanda sizi "seviyeli tartışmacı" kişiliğinizle anımsıyorum.
Genelleme yapmanın yanlış olduğunu biliyorum. Ancak nasıl olduysa o an farkedemedim. Sizin mesajınızla bu yanlışı öğrendim. Maksadını aşan ifademden dolayı özrümü kabul edin lütfen.
Teşekkürlerimle...

TUBA
14-10-2011, 13:07
selamun aleykum

benim en çok üzerinde duruduğum ve kafa yoruğum şey ortak ata veyahut değil kuşların uçmak denen şeyi neden gerçekleştirdiği idi.

yani bir canlı neden uçmayı istesin.

aç kalıp ölen kedi yok.veyahut ölümden kurtulan bir kuş da.
evrimi açıklamak için belki de en güzel örnek bu canlılar diye düşünüyorum.

bu husus da bana şunu açıklıyor. bir uçak havada durmazsa tasarlayan neyi amaçlamış olursa olsun uçak kavramı oluşmaz.

diyelim ki saatte 400 km hızla yapılan bir uçuş olsun. bu uçuş içerisinde 10 km hızı da içerir. uçak sanki 400 km ile giderken hızını 10 km ye düşürse bu uçak zaten uçmak için yapılmış diyemeyiz. uçak birden yere çakılır. yani bir şeye sahib olmak denen şeyin geçtiği hız (konu bakımından gelişme) o şeyin amacını açıklamaz.

o şey zaten bunun için yapılmış denmeli. geçilen merhale de evrim olamaz. zira amacı belli olan bir şeyin evrime değil benzetime(bu merhaleden de geçer denebilir) ihtiyacı vardır. bu hız odur diyemezsiniz. bu hız onun geçtiği merhaldir ve artık apayrı bir şey oluşmuştur.

bu nedenle belki de en önemli konu, bir şeyin amaca uygun olarak geçirdiği evrelerden aldığı bilgiyi ne şekilde değerlendirdiği konusudur ve bu bilgiyi veririken ta en başta belli bir plan var mıydı? şeklinde düşünmektir.
sen kuşları anlamaya çalışmadan önce yerin altında yaşamayı ve okyanus derinliklerinin en vahşi denilebilecek zor şartlarında yaşayabilen canlıların neden bu konumlarda yaşadığını bir öğren sonra kuşları sorgula. belki o zaman doğruyu daha iyi kavrayabilirsin.

istatistik
14-10-2011, 14:42
ya sınıflandırmada bir hata vardır ya da kuralı bozan tek bir canlı yaratılışı mı açıklar ya da evrimi mi açıklar diye bir soru vardır?sınıflandırma hatası apaçıktır. uçamayan kuşlar varsa kuşlar hakkında hiçbir şey bilmiyoruz demektir. görsek incelesek elimi,ze alsak bile bihaber olduğumuz anlaşılır ki bu da mantıklıdır.


Canlılar ve evrim konusunda öğrenmeniz gerekenler var. Tüm kavramları birbirine karıştırmışsınız.

Öncelikle, sınıflandırmada uçanlar kuş, uçamayanlar sürüngen ya da memeli gibi bir düz mantık kullanılmaz. Belirli fizyolojik ve biyolojik özelliklere göre sınıflandırma yapılır. Bu bakımdan bir kuşun uçamaması onun kuşluğunu eksiltmez. Aynı şekilde yarasanın uçması onu kuş yapmaz.

Moleküler biyolojide yaşanan gelişmeler ile bu sınıflandırmalar daha iyi bir hal almıştır. Bu bakımdan uçamayan kuşlar ve uçan kuşlar aynı soydan gelmektedirler. Yarasa ise bir kuş değil memelidir. Anatomik ve genetik özellikleri bunu göstermektedir.

Uçamayan kuşlar olması kuşlar hakkında bilgisizliğin kanıtı olamaz. Hatta bu canlıların kuş olduklarının bilinmesi ve evrimsel geçmişlerine yönelik elde edilen kanıtlar, kendileri hakkında belirli bir bilgi birikimimiz olduğunu kanıtlar.

Neva
14-10-2011, 22:56
ya sınıflandırmada bir hata vardır ya da kuralı bozan tek bir canlı yaratılışı mı açıklar ya da evrimi mi açıklar diye bir soru vardır?sınıflandırma hatası apaçıktır. uçamayan kuşlar varsa kuşlar hakkında hiçbir şey bilmiyoruz demektir. görsek incelesek elimi,ze alsak bile bihaber olduğumuz anlaşılır ki bu da mantıklıdır.



Sayin zulkar;

Demek istediginiz su mudur?

Goremeyen(gorme ozurlu) insanlar oldugundan dolayi, insan anatomisi hakkinda hicbir sey bilmiyoruz?

zulkar
14-10-2011, 23:14
selamun aleykum

nevaya

bağlantılı mesajları okuduğunuzu düşünerek söyleyeyim.

bir kural oluşturup o kuralın dışına çıkan istisnaya dayanan evrim aynı zamanda bu istisnanın değillemek adına yapılmış yeterli bir delil olduğunu da kabul etmelidir.

bana kural dışı bir örnek göster denmiş gösterilmiş. bana 2 tane göster denirse, karşınızdaki kişinin insafına kalırsınız.

uçamayan kuşlar var deniyorsa kuş kavramında bir bozukluk vardır.

denebilir ki penguen devekuşu emu gibi bir sınıf var ve kuş türleri ile benzer özellikler gösteriyor. ancak uçmak denen özelliğe sahip değiller. bu bu türleri kuş sınıfına sokmaz.

benzer tür olur. eğer kuş sınıfına sokarsanız bu kere de kuşlar nedir deriz.
cevab da bazen uçan bazen uçamayan bir türdür olur. evrimsel sakatlık kabul edilir. yaratılışta bu canlılar zaten ayrıdır.

deriz ki o halde evrim sakatlamış bu canlıları.

iki gözü de kör olan bir güvercin uçabilir bu sınıfını değiştirmez.
ancak bir devekuşu farklı kategoridedir. kuş denmez.
o artık insanların yemek ihitiyacını karşılayan bir türdür denebilir.
bu da zaten evrime 2. sorudur neden uçup da kaçmıyor diye sorulur.

en genel anlamda bir kabul var ve bu kabul evrimi sakatlamaktadır. uçamayan kuş diye bir kuş sınıfı olmaz.

uçabilen br memeli diye bir sınıf da olmaz.

genelde evrim camiasında ekstra bir tür keşfedildi denir.
şimdi evrimin her daim aradığı bir türün ilginç bir şekilde canlısı bulundu bunun fosilleşmesini bekleyeceğiz dememiz gerekiyor.
ama bu tür ara da değil basbayağı kendi başına bir tür olduğundan evrimle bağdaşmıyor diyebiliriz..

yaradılış aksi delili canlı vermiş biz fosilini arıyoruz. bu garip değil mi?

ayrıca bir yolcu uçağı ile savaş uçağı da aynı şey değildir. bunlar aynı şeyi yapsa bile ayrı sınıflardır farklı birer tasarımdır. bu açıdan baktığınızda bile amaç denen şeye göre sınıflandırma görülecektir.

istatistik
15-10-2011, 01:14
Sayın zulkar,

Sınıf, tür ve benzeri kavramlarda sıkıntınız var gibi. Öncelikle bunları bir açıklığa kavuşturmanız gerekmekte. Size daha önce de dedim; bir canlının uçması, yüzmes ya da yürümesi onun sınıfını belirtmez. Nasıl hareket ettiğini gösterir. Sınıf için an basit anlamda anatomik özelliklerine ve genomuna bakmanız gerekir.

zulkar
15-10-2011, 01:25
selamun aleykum

istatistik'e

dediğinizi anladım. ancak neva ya söylemiştim.

sorunum şu yaşayan ara bir canlı değil kanlı canlı bir canlı ve 100 000 yıl sonra bir şey kanıt olarak verilecekse ayrı bir tür olduğuna delil getirilir.

genom haritaları çıkarıldığını okumuştum. benzerlikler var deniyor.
ancak dna içerisindeki kodların nasıl çözüldüğü açıklanmamış.

insanı oluşturan dna ile aynı dizilime sahib olan gibi bir şeydi.
bu aynı zamanda içerik anlamına da mı geliyor bilmiyorum?

yani burun bilgisi de var ama bundan gaga çıkıyor şeklinde mi açıklanmış bilmiyorum.

Neva
16-10-2011, 03:05
uçamayan kuşlar var deniyorsa kuş kavramında bir bozukluk vardır.

denebilir ki penguen devekuşu emu gibi bir sınıf var ve kuş türleri ile benzer özellikler gösteriyor. ancak uçmak denen özelliğe sahip değiller. bu bu türleri kuş sınıfına sokmaz.

benzer tür olur. eğer kuş sınıfına sokarsanız bu kere de kuşlar nedir deriz.
cevab da bazen uçan bazen uçamayan bir türdür olur. evrimsel sakatlık kabul edilir. yaratılışta bu canlılar zaten ayrıdır.

deriz ki o halde evrim sakatlamış bu canlıları.



Insan yurur.. Yuruyemeyen insanlar varsa, insan kavraminda bir bozukluk mu vardir sizce?

Bu yuruyemeyen insanlar, yuruyebilen insanlar ile benzer ozellikler gosterir.

Simdi mantiken bu yuruyemeyen insanlari, insan disinda baska bir sinifa mi dahil etmeliyiz?

zulkar
16-10-2011, 03:14
selamun aleykum

iki gözü de kör olan bir güvercin uçabilir bu sınıfını değiştirmez.


soru ve konu dışı olarak söyleyeyim.
bir kimse bana kızsa ve bunu dahi ifade edemeyecek kadar acizim dese sebebi de ayağa bile kalkamıyorum bu yüzden olsa valla ben yerle yeksan olur yıkılırdım.

sakat insanlar hakkında yorumdan kaçınırım.
zira bu kimselerin gerçek anlamda anlaşılabilmesi imkansıdır.
sizi anlıyorum demek de imkansızdır.

şayet elimden gelseydi tek bir hareketle hepsini yürütmek, gördürmek isterdim. ancak benim buna gücüm yok.

ama RAB teala demiş ben körü gördürür ölüyü diriltirim diyen zatlar aleyhisselamlar göndereceğim.

bu açıdan din ve iman denen azaya srılmak bir ihtiyaç olmakta.

bu yorumları sulandırmamanızı rica ederim. konunun muhattabları ben veya tahminimce siz değilsiniz.