Orijinalini görmek için tıklayınız : Müge Anlı'dan Skandal Sözler
AlbatrosS
24-10-2011, 21:43
Televizyoncu Müge Anlı'nın canlı yayında Van depremiyle ilgili sözleri büyük tepki çekti..
Canlı yayında kurduğu cümlelerle büyük tepki çeken Müge Anlı ‘Herkes haddini bilecek. Yeri geldiğimi taş atacaksınız, kuş avlar gibi avlayacaksın sonra yardım isteyeceksin. O polisler hemen yardımına koştu oradakilerin. O taş atanların eli kırılsın’ ifadelerini kullandı.
http://magazin.milliyet.com.tr/canli-yayinda-sok-sozler/magazin/magazindetay/24.10.2011/1454601/default.htm
Habertürk'ün spikerine kızarken ikinci skandal geldi.
Bu hem sıradanlaştırılmış faşizmin dile gelmesi, bilinç altının kusması; hem de depremle ilgili ciddi ihmalkarlıkları örtbas etmektir.
Depremin hemen ardından yardım ekiplerinin bölgeye müdahale ettiği vs palavradır. Bazı kaynaklara göre Van Büyükşehir Belediyesi ekipleri dışında akşam saat sekize kadar arama-kurtarma ekipleri gelememiştir.
Kar-çamur vs olmamasına rağmen özellikle köylere uzun süre yardım ulaşmamıştır.
Van merkezde dahi uzun süre büyük bir kaos yaşanmıştır.
Bölge insanına ''şefkati'' bile bir LUTUF gören faşizan zevklik bir yana, iktidarın ihmalkarlığı ve halen bu konuda Türkiye'nin yeterli donanımlar yaratmamış olması düşündürücüdür.
Deprem bölgesi olan her ilde yahut birkaç ili kapsayan bölgelerde, son derece ciddi teknolojik donanımlarla ve yetişmiş elemanlarla oluşturulmuş bir afet koordinasyon merkezi olmalıdır .
Van'daki bir depreme İstanbul-Ankara gibi uzak bölgelerden yardım ve kurtarma ekipleri ulaştırmaya çalışmak ilkelliktir. Risk olan her bölgede merkezi koordinasyon ekipleri ve birimleri olmalıdır. Sivil toplum ve kamu birimleri(polis-asker) bu konuda uzmanlaştırılmalıdır.
Şu saat itibariyle bile onlarca köye yardım ulaşmamış olması, hem medyanın ciddi bir sansür-yanılsama girişimi hem de aymazlığıdır.
Bu kadar acı bir durumdan bile kendine pay çıkarmak isteyenlere ne denir inanın bilmiyorum...
http://istifhane.files.wordpress.com/2011/10/korozyon.jpg
Ne yazık ki böyle insanlarla dolu bir toplumdayız. Ama sevindirici şeyler de görüyorum. Bir sürü insan da yardım için seferber olmuş durumda, henüz bugün bizim buradan birkaç kamyon erzak toplandı ve yollandı. Türkiye'nin dört bir yanında da aynısı oluyor. İnsanlık dersi gibi...
AlbatrosS
24-10-2011, 23:59
Ne yazık ki böyle insanlarla dolu bir toplumdayız. Ama sevindirici şeyler de görüyorum. Bir sürü insan da yardım için seferber olmuş durumda, henüz bugün bizim buradan birkaç kamyon erzak toplandı ve yollandı. Türkiye'nin dört bir yanında da aynısı oluyor. İnsanlık dersi gibi...
Afet yardımını bile ''lütuf'' olarak gören köleci bir zihniyet bu. Devlete bile bu zihniyetin egemen olduğunu birçok kereler görmüşken Kürtlerin bu ''lütfu''(!) reddedip onurlarına sahip çıkmaları gayet anlaşılır bir şey değilse nedir?
Bugün onca acıyı yaşadığımız, onca acıya lanet okuduğumuz şu günlerde, verilen onca acının arkasında köle ahlakına başkaldırıp onurlu ve eşit yurttaşlar olarak kalmak isteyen insanlar olduğunu hala göremiyor muyuz?
En temel varlık sebebini dahi bir lütuf olarak gösterebilen bu zihniyete karşı çıkmak kendine insan diyen herkesin görevi olmalı...
http://www.birgun.net/politics_index.php?news_code=1319449876&day=24&month=10&year=2011
Gün dayanışma günüdür.
AlbatrosS
25-10-2011, 00:37
http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/huseyin-celikten-basarisizlik-itirafi-haberi-47674
Bakınız Kürtlere lütfumuza... O'nda bile yetersizmiş devletimiz...
Boylesi bir afetin sonuclari ile insanlari denemek, basinin caresine bak demek ne kadar uzucu.. Iki farkli ulkenin insani dahi bunu yapmiyor kolayinda, degil ki ayni ulkenin insanlari..
Neyse ki hala duyarli insanlar mevcut..
westergaard
25-10-2011, 02:53
Bu zavallı toplum ruh hastası. Kemalizmin Tımarhanesi.
siparisci
25-10-2011, 04:48
Türk Milleti'nin genel duygularını sesli olarak düşünmüş o kadar. Kimse tribünlere oynamasın, çoğunluk böyle düşünüyor. Ben de kısmen düşünmüyor değilim.
Edit : Bakın işte Müge Anlı'nın böyle demesi ve artık ağızlara pelesenk olmuş demokrasi sözleri "westergaard" gibi Atatürk acısı olan zavallılara olanak tanıyor. Sana inat; Hail Müge ANLI !
westergaard
25-10-2011, 05:00
Türk Milleti'nin genel duygularını sesli olarak düşünmüş o kadar. Kimse tribünlere oynamasın, çoğunluk böyle düşünüyor. Ben de kısmen düşünmüyor değilim.
Edit : Bakın işte Müge Anlı'nın böyle demesi ve artık ağızlara pelesenk olmuş demokrasi sözleri "westergaard" gibi Atatürk acısı olan zavallılara olanak tanıyor. Sana inat; Hail Müge ANLI !
Müge Anlı'nın böyle demesi bana olanak sağlıyor? Demokrasi sözleri de bana olanak sağlıyor? Ne olanağı sağlıyor? "Demokrasi sözleri" nedir? Demokrasi lafı mı demek istedin? Sen ortaokul terk falan mısın?
"Atatürk acısı" derken Atatürk'ün bende bıraktığı kuyruk acısı mı demek istiyorsun? Atatürk adamı s##iyor mu ki kuyruk acısı bırakıyor? Bir açıklar mısın? Hem dediğin gibi bir kuyruk acım varsa bile bir ülkenin kurucusu ile ülkenin vatandaşı arasında bu tarz bir kuyruk acısı ilişkisi olması sence güzel birşey mi? Olması gereken bu mudur sence?
Ottomanus
25-10-2011, 07:09
Müge hanımın "Başın rahatken kuş avlar gibi avlayacaksın, başın sıkışınca da yardım isteyeceksin" serzenişinde haklılık payı var aslında.
Devletin oradaki altyapı hizmetlerini baltalamak için elinden geleni yapan, işçi kaçıran hatta öldüren, iş makinelerini yakıp yıkan bir terör örgütü var. Ve bu örgütün her yaptığını alkışlayıp başı sıkışınca da "dövlöt buna birşey yapsın", "yardım geç geliyor" diye yakınan önemli bir kitle var. Gösterilen tepki aslında bu vefasızlığa, etiksizliğe. Tüm bunlara rağmen Müge Anlı'ya verilen tepkiyi katılmasam da anlıyorum. Çok hassas bir zamanda, işin özünde haklı bile olsa böyle yüksek perdeden eleştiri getirmekten kaçınması daha şık olurdu.
Fakat Habertürk spikeri Duygu Canbaş'a yapılan saldırıları tamamen haksız buluyorum.
Ne demişti "gafında"?
"Deprem her ne kadar Van'da da olsa hepimiz üzüldük."
Van değilde Japonya'da deprem olunca "Deprem Japonya'da olsa da hepimiz üzüldük." demiş olsaydı kimsenin dikkatini ve tepkisini çekmezdi, belki duygusal bile bulunurdu. Peki Van neden tepki çekti? Çünkü Van Türkiye'de ve böyle bir söylem ayrımcılık oluyor, kendi ülkendeki şehire/bölgeye yabancı ülke muamelesi yapmış oluyorsun diye, değil mi?
İşte işin can noktası tam da burada. Bu kadına saldıran tayfaya baktığınızda ısrarla Van'ın olduğu bölgeyi politik olarak "Kürdistan"; ve bölgedeki terör eylemlerini de terör değil "savaş" olarak tanımladıklarını görürsünüz. Bu bakış açısına göre Van Türkiye değil Kürdistan'da bulunan bir şehirdir ve bu Kürdistan ile Türkiye arasında savaş vardır.
Hal böyle iken spikerin Van'dan, başka bir memleketteymiş gibi (üstelik kendi ülkesiyle "savaş" halinde olan?) bahsetmesine kızmanın elle tutulur bir tarafı yoktur. Hatta, üzülerek söylüyorum ki, spikerin canlı yayında ağzından çıkan bu sözün tohumunu onun bilinçaltına yerleştiren yine kendisine şu an saldıranlardır, onların yaptığı propagandaların sonucudur, başarısıdır(!). Şimdi de utanmadan kadına saldırıyor, işten atılsın diye yırtınıyor, hatta dava açılmasından bahsediyorlar. Bu linççi, mikrofaşizan çığırtkanlık gerçekten kabak tadı vermeye başladı...
Her şeyi politik gerginlik malzemesi haline getirmeye didinip provoke edenler yüzünden esas konunun ikinci plana düşmesi de ayrı bir trajedi.
Tüm Van halkına büyük geçmiş olsun. İnşallah bilanço çok büyümez...
Habertürk'ün spikerine kızarken ikinci skandal geldi.
Bu hem sıradanlaştırılmış faşizmin dile gelmesi, bilinç altının kusması; hem de depremle ilgili ciddi ihmalkarlıkları örtbas etmektir.
Depremin hemen ardından yardım ekiplerinin bölgeye müdahale ettiği vs palavradır. Bazı kaynaklara göre Van Büyükşehir Belediyesi ekipleri dışında akşam saat sekize kadar arama-kurtarma ekipleri gelememiştir.
Bildiğim kadarı ile, kurtarma ekiplerinin geç gitmesinin sebebi depremin ölçüsünün ilk etapta yanlış aktarılması. Bundan dolayı asıl yardım ekipleri geç gitmişler.
Bazı arkadaşlar deprem sonrasında yaşanan ırkçı davranışlara, devletin ihmalkarlığına bir takım bahaneler uydurmak istemişler.. Gerçekten çok yazık.
Kurtarma ekiplerinin geç gitmesi durumu, tamamen devletin, hükümetin ihmalkarlığından kaynaklanan bir durumdur.. 6.6 şiddetinde bir deprem de büyük yıkımlara yolaçar, 7.2 de.. Ne olursa olsun, bir deprem bölgesine hem kurtarma ekiplerinin, hem de barınak/yiyecek/giyecek yardımlarının gitmemesi ülkeyi şu anda yönetenlerin suçudur.. Hiç kimse bahanelerin arkasına sığınmasın.
Ayrıca rasathanenin yanlış bilgilendirme yapması, yine yöneticilerin suçudur.. Çünkü o rasathane devlete ait bir kurumdur.. Hükümetin bu kurumu yanlış yapmayacak bir yere çevirmesi, öncesinde hükümetin bir görevidir.. Bu konuda da başarısız olmuşlardır.
Bir de bu rasathanenin depremin şiddetini hep yanlış aktarma alışkanlığı var bildiğim kadarıyla.. Kocaeli depreminde, hatırladığım kadarıyla yabancı kaynaklar 7.8, yerel kaynaklar 6.8 demişlerdi.. Sonra orta yolunu bulup, 7.4 olarak belirlediler.. Aynı durum Afyon vb. şehirlerde yaşanan depremler için de olmuştu.. Rasathane bu durumu 'yerel ölçek' gibi terimlerle açıklıyor olsa da, beni pek ilgilendirmiyor doğrusu.. Şiddeti neyse onu versinler.. Bu tip saçmalıkların arkasına da sığınmasınlar.
Müge Anlı denen zatın yaptığı ırkçı yorumlara diyecek bir şey bulamıyorum.. Dün okula gittiğimde bir kaç yerden, ''Şehitlerin acısı çıktı'' gibi yorumlar duymuştum.. Toplumun bir kısmının böyle düşündüğünü tahmin ediyordum ama internet kullanıcıları, toplumun geneline göre biraz daha bilinçli oluyorlar.. Ama yorumlara baktığım kadarıyla, tahmin ettiğimden daha çok kişi bu şekilde düşünüyor.. Gerçekten acınacak bir durumdayız.
Duygu Canbaş isimli spikerin ise bir yanlış anlamaya kurban gittiğini düşünüyorum.. Ama yukarıdaki Ottomanus nickli zatın 'ötekileştirici' yorumuna binaen değil, videoyu izledikten sonra ben söyleneni biraz daha farklı anladım.
''Deprem her ne kadar Van'da da olsa, hepimiz üzüldük'' demişti.
Videoyu seyrederken şöyle düşündüm; Türkiye'deki herkes depremi Batı bölgelerinde, özellikle Marmara ve İstanbul'da bekliyor.. Van'da olması ise bu beklentilerin biraz dışında bir durum oldu.
Spiker de ''Her ne kadar Van'da da olsa' derken, bunu düşünerek 'istemeden' bir 'gaf' yapmış oluyor.
Tabii ki söyledikleri tümüyle yanlış ve bir 'gaf'tır.. Ama ben istemeden böyle söylediğini düşünüyorum.. Yine de yanlış anlamış olabilirim.. Spikerin kendisi söylediklerine de bir açıklık getirebilir.
Milli Eğitim Bakanlığı: "Van'daki Depremi İlahi Adaletle Açıklayan Onbinlerce Gerizekalıya Okuma Yazma Öğretmeyi Başardığımız İçin Gururluyuz..." (http://www.zaytung.com/haberdetay.asp?newsid=144535)
Müge Anlı son yıllarda Tv'de gördüğüm en itici insandı. Bazı sabahlar tvde yaptığı yorumlara kulak misafiri oluyordum da bu bile dellenmeme yetiyordu. Sabahları insanları kafasına göre yargılayan, polisliğine soyunan (hatta bu insanın yaptığının kanunlar nezdinde suç olduğunu bile düşünürdüm ve neden müdahale edilmediğine şaşardım.), zaten sık sık gaf yapan saçma sapan bir insanın (düne kadar magazinciydi, böyle ''toplumsal içerikli'' bir program yapmadan evvel kimin kimle nerede hangi pozisyonda olduğuyla ilgilenir, parasını bu yolla kazanırdı.) yaptığı yorum beni şaşırtmadı.
Bir de bazu ülkelerin yardımlarının kabul edilmemesi olayı var. Her ne kadar açıklamalar yapılmış olsa da artık açıklama sahiplerinin ciğerini bildiğimizden tatmin olmuyoruz. Depremin ilk günü öncelikle ihtiyaç profesyonel yardım ve kurtarma ekipleriydi. Bunların sayısı ne kadar fazla olursa enkaz altından kurtarılabilecek insanların sayısı o kadar artacaktı. Ekip göndermek isteyen ülkelerin bu yardımlarının geri çevrilmesinin gerekçesi nedir? Sahiden de kafi midir Türk yardım ve kurtarma ekiplerinde yer alanların sayısı? Ya da kabul edilenlerle beraber yeterli sayıya ulaşılmış mıdır? Bunları koordine etmenin enkazların altında yardım bekleyenlere yardım etmeye çalışan profesyonel olmayan insanları etmekten çok daha kolay olduğunu zannediyorum.
17 Ağustos'ta bu tarz şeyler yaşanmıştı, geri çevrilmişti mesela yardımlar. Mhp'li Sağlık bakanı Osman Durmuş'u hatırlarsınız.Yani eğer politik gerekçelerle bazı ülkelerden gelen yardımlar kabul edilmediyse yazık ki ne yazık...
Bir de bu depremin şiddetinin düşük verilme alışkanlığını belli bir yüksekliikte depremden sonra bölgedeki vatandaşların bazı vergilerden belli bir süreyle muaf olacak oluşlarına yoranlar var. Bugüne ne kadar toplanan deprem vergilerinin nerede olduğuna dair bir tartışma daha var gündemde ayrıca.
istatistik
25-10-2011, 13:50
O kadar salakça yorumlar var ki, pek çoğunun lideri konumunda olan Bahçeli bile kendini tutamayarak soysuzlar demek zorunda kalmış. HABER (http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=288210&kw=%27A%F0lama+s%FDras%FD+onlarda%27+diyen+soysuz)
Aslında konuyu en güzel özetleyenlerden biri de Leman dergisinden Behiç Pek'in bir karikatürüdür. Şimdi bulamadım ama muhtemelen pek çoğumuz görmüştür. Ölenlerin bizin insanlarımız olduğunun bilincinde olmak gerekir.
spartacus
25-10-2011, 13:54
Ortada bariz ırkçı-faşist bir yaklaşım var, bunun savunulacak hiç bir yanı olamaz, hafifletici bir sebep de olamaz... Resmen -Astur'un örek verdiği- bazı yorumlar soykırım temelinde, yani bu kadar insanlık dışı hasta bir toplumla karşı karşıyayız. Şu haklı-haksız çerçevesinden bakmak bir çözüm getirmez, dün de devlet binlerce köyü boşalttı, yaktı, nehirlere kimyasal bombalar atarak tüm canlıları zehirledi, insanlara dışkı yedirildi, vuruldu, öldürüldü, atılan bombalardan ormanlar yandı, şu bu yaktı dendi... O zaman bu devletinde canı cehenneme...
Bu çerçeve bu olay açısından da dinsel tuhaflıklar açısından da kullanılmaması ve istismar edilmemesi gereken bir çerçevedir diye düşünüyorum, şimdi bunlar tartışılacak şeyler değil. Nerede deprem olmuşta ülkedeki insanların bir tarafı oh çekmiş? Var mı bir örneği? Açıkcası insanlık ölmüş yerine de ne idüğü belirsiz soysuz-tanımlanamaz bir canavar gelmiş... Akşama kadar oturup abuk subuk, aldı, sattı verdi yattı, kalktı, öldürdü, kesti, biçti reyting programları izlerler, her akşam psikomanyak dizilere müptela olurlar ve aslında boktan bir hayat sürerler, tamamen hastalık üreten bir topluma dönerler, tamamen kişiliksizleşmiş, kimliksizleşmiş, onursuzlaşmış hayatlarına, ırkçılık kılıfıyla anlam kattıklarını, soyladıklarını, kimliksizliklerini, kimliklediklerini, hiç bir ot olamadıkları, hiç bir değer katamadıkları dünya da ancak böylesi etiketlerle bir halt olduklarını sanan bir anlayış, yani insan olmamak için çabalayan bir hastalık. Başka bir şey demeye gerek görmüyorum, o faşist yorum yapanların resmine baktığımda acıyorum, içine edilmiş bir hayattır yaşadıkları...
Ekiplerin geç gitmesi konusunda rasathane günah keçisi yapılıyor. Ülkede telefon denen bir şey var, belkide yüzlerce telefon yağmıştır ilgili birimlere yardım edin diye, üstelikde depremden hemen bir kaç dakika sonra... Devlet -oy zamanları hariç- doğuyu 3. sınıf görüyor, öyle muamele ediyor, bu sorunlarda bir yansımasıdır diye düşünüyorum...
Bir de bu depremin şiddetinin düşük verilme alışkanlığını belli bir yüksekliikte depremden sonra bölgedeki vatandaşların bazı vergilerden belli bir süreyle muaf olacak oluşlarına yoranlar var. Bugüne ne kadar toplanan deprem vergilerinin nerede olduğuna dair bir tartışma daha var gündemde ayrıca.
Evet ben de duymuştum bu konuyu.. Doğru olma olasılığı da bi hayli yüksek.
Bir de TRT'nin bu vergilerle ilgili açıklama yapan birine yaptığı sansür var.. Dikkatli dinlenirse, yukarıdan gelen talimatlar da duyuluyor.
http://www.youtube.com/watch?v=KB-HWCZcbV0
Ayrıca şöyle de bir konu var; http://www.bianet.org/bianet/diger/133599-deprem-vergileri-nereye-kullaniliyor
http://archive.ismmmo.org.tr/docs/basin/2009/bulten/16082009_depremvergileri.pdf
Toplumun bir kısmının böyle düşündüğünü tahmin ediyordum ama internet kullanıcıları, toplumun geneline göre biraz daha bilinçli oluyorlar.. Ama yorumlara baktığım kadarıyla, tahmin ettiğimden daha çok kişi bu şekilde düşünüyor.. Gerçekten acınacak bir durumdayız.
Ek$i sozlukte deprem haberi duyulur duyulmaz bu yorumlar ortaligi sardi. Aksi yonde dusununler oldukca azinlik kaldilar. Golya en entellektuel insanlarin yazdigi bir platform orasi.
Ermeni soykirimi ve Kurt sorunu gibi konular bu memlekette ateisti, muslumani, aleviyi, sunniyi, sagciyi, solcuyu, kemalisti, seriatciyi birlestiren bir cimeto-zamk islevi goruyor.
Tabii ki söyledikleri tümüyle yanlış ve bir 'gaf'tır.. Ama ben istemeden böyle söylediğini düşünüyorum.. Yine de yanlış anlamış olabilirim.. Spikerin kendisi söylediklerine de bir açıklık getirebilir.
Konuyu her ne kadar bölmek istemesem de... "Türkiye bir başka kötü haberle sarsıldı... Her ne kadar Düzce/Ankara/Bursa/Trabzon(?)/Antalya/Adana'da yaşansa da hepimizi üzdü (mü sahiden?)" Bu kadar iyi niyetli olmayın bence.. Bilinçaltının bir dışavurumu olarak görüyorum bu olayı.. Olayın kötü yanı da o zaten.. Herkesin içine bu duygu düştü bazıları bunu dışavuramadı ama üstteki gibi bazıları çok net bir şekilde vurdu..
Depremin büyüklüğünün rasathane tarafından yanlış duyurulması gibi bir şey söz konusu değil. Bu teknik bir takım değerlendirmeler ve ölçü birimleriyle alakalı, halk tarafından yanlış anlaşılan bir konu. Herhangi bir depremin hemen beş dakika içerisinde büyüklüğünü ve derinliğini duyurabilmek gibi bir şey de söz konusu değil. Zira sismik sensörlerin gönderdiği bilgilerin uzunca bir analiz süresi vardır.
Anima Libera
25-10-2011, 15:18
Irkcilar, kemalofasistler, ite puta tapanlar: bu tür söylemlerle daha coook "sehit" verirsiniz. Ayrimciligi pekistiren her söz daima size misliyle aci ve feryat olarak geri döner. (Madem halkin cogunlugu böyle düsünüyor, o halde neden "terör" oluyor diye sormayacaksiniz. Nedeni basit.) Bin yildir ayni topragi paylasanlarin kardesligi kolay kolay bozulamaz.
Bu kadin zaten yozlasmis televizyon, izdivac ve magazin kültürünün artigi degil mi? Nasil egitimsiz, cahil toplumlardan farkli yorumlar bekleyemezsek, hayatini ici bos ve gereksiz televizyon programlarina adamis birisinden de aklini kullanmasini bekleyemeyiz.
Konuyu her ne kadar bölmek istemesem de... "Türkiye bir başka kötü haberle sarsıldı... Her ne kadar Düzce/Ankara/Bursa/Trabzon(?)/Antalya/Adana'da yaşansa da hepimizi üzdü (mü sahiden?)" Bu kadar iyi niyetli olmayın bence.. Bilinçaltının bir dışavurumu olarak görüyorum bu olayı.. Olayın kötü yanı da o zaten.. Herkesin içine bu duygu düştü bazıları bunu dışavuramadı ama üstteki gibi bazıları çok net bir şekilde vurdu..
Televizyona cikanlarin cogu hangi ve ne tür sorumluluk aldiklarindan haberdar bile degildir. Bu olay da bunun icin güzel bir örnektir. Madem büyük kitlelere ulasan bir aygitla icicesin o halde basit, reaksiyoner ve popülist yaklasimlardan kacinmalisin. Televizyon kör dövüsü olmamalidir. Televizyonda kamusal alan sayilir ve belirli kurallari vardir. Herhalde zeka ve ahlaktan yoksun olduklarindan olacak ki, ayni anda siyasi bir egilime propaganda yaptiklarinin farkinda degiller.
Televizyon propagandasi da bu ülkede her zaman iktidar partisine mahsustur. Ilgililere duyurulur.
ereninthenature
25-10-2011, 16:42
Kurt ile terorist arasindaki ayrimi yapamayan cakma sarisin iste.Uzerinde dusunmeye, tartismaya bile gerek yok.
Depremden karnında 9 aylık çocuğu olan bir anne çıkmış...
Milliyetçiliğin gazına gelen bir sarışın ise çıkmış tvye "iyi olmuş taş atarken iyiydi" diyor...
twitterdeki öküzlerde bu olayı allahın kararına, bedduaya, pkkya bağlıyor.
...
yok abi ciddiyim, şu yabancı dili bi öğreneyim. ilk fırsatta siktir olup gidicem bu ülkeden...
Vandenys
25-10-2011, 17:23
ünlü-ünsüz kadınlar ve erkekler vatansevever olduklarını sözylüyorlar ama toplumun bir kesiminin sadece ölüsünü seviyorlar.
AlbatrosS
25-10-2011, 20:11
Öncelikle bir şeyin akıldan çıkmaması gerekiyor:
Devletin zaten varlık nedeni ve yapmak zorunda olduğu işler için ''lütuf'' gibi konuşmak aymazlığın önde gidenidir. Bu nasıl bir cehalettir ki, zaten yapmak zorunda olduğu şeyi yaptığı iş için yurttaşlardan ekstra hayır-dualar bekliyor?
Aymazlığın bundan da büyük olanı, devlet yapması gereken koordinasyon ve yardımları da layıkıyla yerine getirmemektedir.
Depremin üzerinden 24 saat geçmesine rağmen ölü ve yaralıların olup 200 evin ciddi hasar gördüğü bazı köylere tek bir yardım ulaşmamıştır. Depremin yaşandığı günlerde kar-yağmur gibi olumsuz hava şartları da mevcut değildi üstelik.
Aymazlığın en büyüklerinden biri, bazı bölgelerde özellikle kamu binalarının özel mülklerden çok daha büyük yıkımlara uğramasıdır.
Anlaşılıyor ki, bazı medya organlarının dediği gibi, depremde göçen yapıların altında ''önce devlet'' kalmıştır...
Bu insanlar birey olduklarinin farkinda degiller. Kendilerini devlet saniyorlar maalesef. Devlete karsi yapilan bir eylemi kendine yapildi saniyor bu salak mesela. Problemin ana kaynagi bu
İsrail ve 30 ülkeden resmen yardım istendi (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/19083689.asp)
Hükümet, 30'dan fazla ülkeden çadır ve prefabrik konut talebinde bulundu. Söz konusu ülkeler arasında İsrail de var.
Hükümet görülen o ki alışıldığı gibi çuvallamış, olan vatandaşa olmuştur. Anlaşılan felaketin büyüklüğünü en başında kestiremedikleri için başta gelen yardımları kabul etmemişler, sonrasında da mecbur kalmışlardır istemeye. Felaketin üzerinden 48 saat geçtiği halde hala daha ulaşılamayan köylerin olması (kar falan da yok hani) Türkiye adına utanç vericidir. Bu yalnızca Akp'nin sorunu falan değildir, bir zihniyet meselesidir; kolayca tahmin edilebileceği hiç ders alınmamıştır onca depremden sonra.
Yarın bir gün İstanbul ve çevresinde benzer bir felaket yaşandığında (yıllardır eli kulağında olduğunu söylüyor uzmanlar) kafamızı duvaralara vuıracağımızı, keşke başka yerlere yatırılan paraları önlem almaya harcasaydık diyeceğimizi adımız gibi bilmemize rağmen şimdiden bir şey yapmaya asla yanaşmayacağız. İstanbul'un başına gelecek felaketin sonunda herhalde en iyi ihtimalle bir on yıl Türkiye ekonomik olarak kendine gelemez.
BAŞBAKAN ERDOĞAN'A SORU ÖNERGESİ
"1999'dan Beri Toplanan Deprem Vergilerine Ne Oldu?" (http://www.bianet.org/bianet/diger/133634-1999dan-beri-toplanan-deprem-vergilerine-ne-oldu)
İşin korkutucu tarafı, halklar arası düşmanlık çok saçma sapan bahanelerle körüklenmeye çalışılıyor. Özellikle ifade etmem gerekirse "küçük elli, kıçı beton görmemiş beyaz Türkler" ve onların iğrenç internet medyası ırkçılığı, devletçiliği mide bulandırıcı bir hal almaya başladı. Bu iğrenç insanları kendilerinden sayan fakat halka, köylüye de yakın bir grup daha varki, bu insanların durumu da içler acısı. Ne yıkanmış beyinleri nedeniyle devletin abukluklarına laf söyleyebiliyorlar, ne de halkın çektiklerine kulak tıkayabiliyorlar, öyle ortalarda bir yerlerde, neler döndüğünü anlamaya çalışır vaziyette durmaktalar. Benim sözüm onlara değil elbette. Sözüm; samimiyetle şerefsizlik, ırkçılık yapan o beyaz kıçlı, eli kremsiz gezmeyen godoş Türk müsvettelerine.
Benim babam köylüydü, ben de Artvin'li bir köylüyüm. En iyi arkadaşlarım Muş, Van ve Ardahan'lıdır. Mertlikte, adamlıkta arasam böyle insanlara denk gelebileceğimi sanmam. Salim kafayla oturup düşündüğümde sırf bu adamları baz alarak Kürtler hakkında genelleme yapsam herhangi bir Kürt insanı için diyebileceğim tek şey sapına kadar delikanlı, saf ve temiz yürekli olduklarıdır. Size kafamdaki yalnızca tecrübelerime dayanan kanaatlerimden bahsediyorum, başka bir şey değil.
Ben bunları böyle düşünürken, İstanbul'da, Ankara'da bir "şerefsiz oğlu şerefsiz", oturduğu yerden oradaki canını yitirmiş insana "küfür" ediyorsa, "oh olsun" diyorsa burada bir çarpıklık, bir kötüye gidiş var demektir. Bu sözüm ona devletçi Türk milliyetçisi "soysuz", delikanlı olsaydı, insan olmayı becerebilseydi kalkar Van'a gelir, burası da benim vatanımdır der elini Kürt kardeşi için taşın altına koyardı. Ama yok o "bölücülüğü" seçti ve seçmeye de devam edecek. Neden peki?
Bu medyanın, reality show dünyasının, kan satarak reklamdan para kazanma dünyasının iyi irdelenmesi gerekiyor. Daha depremin birinci günü hiç bir şeyden haberim yokken STV'yi açtım, muhabir uçaktan depremde yıkılmış binaları işaret ederek sesleniyordu "Bu görüntüleri başka kanalda bulamazsınız!"
Sağol be paşam!
Ottomanus
26-10-2011, 07:35
Erciş'te 15 yardım TIR'ı yağmalandı
(http://www.ihlassondakika.com/haber_Erciste-15-yardim-TIRi-yagmalandi_416345.html)Van'ın Erciş ilçesinde yağma olayları sürüyor. Depremin yaşandığı günden itibaren 15 TIR yardım yağmalandı.
İHLAS SON DAKİKA - Van'daki depremzedeler için Kızılay tarafından gönderilen yardım TIR'ları yağmalanıyor. Van'da 3 gün önce meydana gelen depremin ardından gönderilen Kızılay'a ati 15 TIR yardım malzemesi yağmalandı. Yağmalanan TIR'lar da vatandaşların acil ihtiyacı olan çadır, soba ve gıda malzemeleri bulunuyordu.
Duruma tepki gösteren vatandaşlar, yağmaların il dışından gelen kişiler tarafından yapıldığını, yardım konvoyların düzensiz ve kontrolsüz bir şekilde ilçe merkezine alınarak dağıtılmaya çalışıldığını savundu.
Öte yandan, Erzurum Büyükşehir belediyesi tarafından gönderilen yardım konvoyu, Erciş ilçesi girişinde bulunan bir grup tarafından taşlandı.
http://ihlassondakika.com/haber_Erciste-3-gunde-15-yardim-TIRi-yagmalandi_416345.html
Yardım konvoyunu bile taşlayanlar var. Buna daha ne denir ki...
(http://www.ihlassondakika.com/haber_Erciste-15-yardim-TIRi-yagmalandi_416345.html)
Konuyu her ne kadar bölmek istemesem de... "Türkiye bir başka kötü haberle sarsıldı... Her ne kadar Düzce/Ankara/Bursa/Trabzon(?)/Antalya/Adana'da yaşansa da hepimizi üzdü (mü sahiden?)" Bu kadar iyi niyetli olmayın bence.. Bilinçaltının bir dışavurumu olarak görüyorum bu olayı.. Olayın kötü yanı da o zaten.. Herkesin içine bu duygu düştü bazıları bunu dışavuramadı ama üstteki gibi bazıları çok net bir şekilde vurdu..
Doğrudur, fazla iyi niyetli davranmış olabilirim.
Ama ben videoyu ilk izlediğimde bu şekilde düşünmüştüm.. Spikerin niyetini okumak pek mümkün değil elbette.. Ama yine de yukarıda belirttiğim tarzda bir açık kapı bırakılabilir diye düşünüyorum.
Depremin büyüklüğünün rasathane tarafından yanlış duyurulması gibi bir şey söz konusu değil. Bu teknik bir takım değerlendirmeler ve ölçü birimleriyle alakalı, halk tarafından yanlış anlaşılan bir konu. Herhangi bir depremin hemen beş dakika içerisinde büyüklüğünü ve derinliğini duyurabilmek gibi bir şey de söz konusu değil. Zira sismik sensörlerin gönderdiği bilgilerin uzunca bir analiz süresi vardır.
Valla depremin olduğu saatlerde evdeydim.. TV kanallarından takip ediyordum.
Yerel kaynaklar depremin 6.8 olduğunu söyledikten bir kaç saat sonra, ABD ve İsviçre kaynaklarının 7.3 olarak ölçtüğü haberi geldi.. Kandilli ise akşam saatlerine kadar 'yerel ölçek' olarak belirttiği 6.8'i değiştirmedi.. Bari kamuoyuna anlamlı bir açıklama yapıp, yabancı kaynakların ölçtüğü değerin büyük ihtimalle doğru olduğunu felan söyleyebilirlerdi.
Bu tür teknik konular vardır elbette.. Ama bunlar çok hızlı bir şekilde aşılabilecek konular.. Benim için Kandilli'nin hata yaptığı gerçeğini değiştirmiyor bu durum.
Yardım konvoyunu bile taşlayanlar var. Buna daha ne denir ki...
Yeterli yardım gitmediği için, yardım alamayan insanlar tırları, kamyonları yağmalıyor.
Gayet normal bir durum yani.
Yeterli yardım gitmediği için, yardım alamayan insanlar tırları, kamyonları yağmalıyor.
Gayet normal bir durum yani.
Her ne kadar ortada bir deprem olsa da, orada insanlar zor durumda olsalar da, bunun "normal" bir durum olması asla söz konusu değildir. Bugün İstanbul'da da aç, evsiz insanlar var. O zaman çıksınlar, evsiz oldukları için, aç oldukları için sağı-solu yağmalasınlar, bu da normal bir durum olsun...
Birilerini sevmiyorsunuz diye, onlara yapılan yanlışı göz ardı etmek doğru bir davranış değildir.
Saygılar
AlbatrosS
26-10-2011, 11:20
Erciş'te 15 yardım TIR'ı yağmalandı
(http://www.ihlassondakika.com/haber_Erciste-15-yardim-TIRi-yagmalandi_416345.html)Van'ın Erciş ilçesinde yağma olayları sürüyor. Depremin yaşandığı günden itibaren 15 TIR yardım yağmalandı.
İHLAS SON DAKİKA - Van'daki depremzedeler için Kızılay tarafından gönderilen yardım TIR'ları yağmalanıyor. Van'da 3 gün önce meydana gelen depremin ardından gönderilen Kızılay'a ati 15 TIR yardım malzemesi yağmalandı. Yağmalanan TIR'lar da vatandaşların acil ihtiyacı olan çadır, soba ve gıda malzemeleri bulunuyordu.
Duruma tepki gösteren vatandaşlar, yağmaların il dışından gelen kişiler tarafından yapıldığını, yardım konvoyların düzensiz ve kontrolsüz bir şekilde ilçe merkezine alınarak dağıtılmaya çalışıldığını savundu.
Öte yandan, Erzurum Büyükşehir belediyesi tarafından gönderilen yardım konvoyu, Erciş ilçesi girişinde bulunan bir grup tarafından taşlandı.
http://ihlassondakika.com/haber_Erciste-3-gunde-15-yardim-TIRi-yagmalandi_416345.html
Yardım konvoyunu bile taşlayanlar var. Buna daha ne denir ki...
(http://www.ihlassondakika.com/haber_Erciste-15-yardim-TIRi-yagmalandi_416345.html)
15 tır malzemeyi kayıtsız, sahipsiz bırakan sorumlulara ne demeli asıl?
Daha yardım dağıtmaktan bile aciz, ilkel kere ilkel, beceriksiz kere beceriksiz bir devlet.
Topladığı yardımları ne koordineli biçimde dağıtabilen; ne gerekli yerlere ulaştırabilen ne de yağmacılardan korumayı başarabilen bir devlet!
Şu kadar basit soruları bile sormak yerine ''yardım konvoyunu bile taşlıyorlar'' diyerek neyi ima ettiğinizi cidden merak ettim?
Yani bu kürtler -türklerdeki cirit atmak gibi- taş atmayı ata sporları haline getirip buldukları her fırsatta eğleniyorlar mı?
Kent dışından gelen hırsızlar 12 tır malzemeyi yağmalamış; bu yüzden yardımlar ulaşamamış?
Yani devletin eli her yere erer, ulaşır; ama ahh şu yağmacılar engellemese...
AlbatrosS
26-10-2011, 11:25
Her ne kadar ortada bir deprem olsa da, orada insanlar zor durumda olsalar da, bunun "normal" bir durum olması asla söz konusu değildir. Bugün İstanbul'da da aç, evsiz insanlar var. O zaman çıksınlar, evsiz oldukları için, aç oldukları için sağı-solu yağmalasınlar, bu da normal bir durum olsun...
Birilerini sevmiyorsunuz diye, onlara yapılan yanlışı göz ardı etmek doğru bir davranış değildir.
Saygılar
Bu ima ettiğiniz şeyler çok tehlikeli ve çok rahatsız edicidir. İstanbul depreminde de bir sürü yağmacı türemişti. Evlerde değerli eşya, altın vs arayanlar gırlaydı.
Yardımların korunma ve ulaşımını koordine edemeyen ilkel kere ilkel, beceriksiz kere beceriksiz iktidarı-devleti sorumlu tutmak gerekiyor önce. Her zaman her yerde bazı fırsatçılar olacaktır.
istatistik
26-10-2011, 11:40
Deprem olsun, diğer doğal afetler olsun, devletin sosyal yönünü göstermesi gereken durumların tamamında sınıfta kalıyoruz. Çünkü, en kötü ihtimalleri düşünmeden, hafif tedbirler alarak işi idare ettirmeye çalışıyoruz. Bunun yanında, bu tip durumlarda en büyük refleksi göstermesi gereken Kızılay, malzemelerini Ankara merkezli olmak üzere stoklamakta. Bölge müdürlüklerinde varsa bile o kadar yetersiz düzey de ki. Türkiye yüzölçümü bakımından büyük bir ülke ve yardımların tek merkezden gönderilerek durumun idare ettirilebileceğini düşünmek hayalperestlik. Ulaşımın karayolu ile yapılması ve demiryollarının kullanılamaması ise daha büyük bir eksiklik.
Son günlerde gördüğümüz çadır kapma yarışının ise nedeni, ilgililerin bir ortayol bulamaması. Kızılay, çadır kent kurarak düzenli bir sistem oturtmaya çalışıyor. Evleri tamamen yıkılanlar bu çadır kentlere yerleşmiş durumda. Ancak, bir de evleri yıkılmayan, ancak hasarlı olduğu için oturulamaz durumda olanlar var. Bu vatandaşlarımız haklı olarak evlerini bırakmak istemiyorlar(1999 depreminde yaşanan yağma ve mezar soygunlarını hatırlayın). Bu nedenle de çadırı evlerinin yanında kurmak istiyorlar. Henüz bir orta yol bulunamadığı için de hem vatandaş mağdur oluyor, hem de yetersiz olan kızılay daha da yetersiz kalıyor.
Her ne kadar ortada bir deprem olsa da, orada insanlar zor durumda olsalar da, bunun "normal" bir durum olması asla söz konusu değildir. Bugün İstanbul'da da aç, evsiz insanlar var. O zaman çıksınlar, evsiz oldukları için, aç oldukları için sağı-solu yağmalasınlar, bu da normal bir durum olsun...
Birilerini sevmiyorsunuz diye, onlara yapılan yanlışı göz ardı etmek doğru bir davranış değildir.
Saygılar
Öncelikle 'normal' kelimesiyle 'doğru', 'olması gereken' kelimeleri aynı anlama gelmez.
Orada aç kalan, barınağı olmayan insanların tırları yağmalayarak önce kendilerinin faydalanması durumu normal bir durumdur, ama doğru, olması gereken, taktir edilmesi gereken bir şey değildir.
İnsanlar barınamadıklarında, çocukları aç kaldığında, soğuktan donduğunda bu tür şeyler yaparlar.. Bu yüzden 'normal' bir durum olarak değerlendirdim.
Evet, İstanbul'daki insanlar için söylediğin durum da doğru.. Aç, evsiz, işsiz insanların hırsızlık yapması, dükkan veya evleri yağmalaması 'normal' bir durumdur.. Hırsızların çoğu bu tür sebeplerden bunu yaparlar zaten.
Ama doğru, olması gereken şey bu insanların hırsızlık yaparak geçinmeleri değil, devletin doğru dürüst bir sosyal politika ile bu insanlara yardım etmesidir.. İş olanakları sağlaması, olmazsa işsizlik maaşı vermesi, çocuklarına yardım etmesidir vs.
Umarım anlatabilmişimdir.
Sangre, depremin yerel büyüklüğü hala 6.6, aynı şekilde örneğin Marmara depreminin büyüklüğü de 6.8'dir. Bu yalnızca farklı aletsel büyüklük birimleriyle, şiddet ve yıkım etkisiyle alakalı bir durum. Magnitude, richter gibi şeylerle anlatıp ifade etmeye çalışsam emin ol anlaman şimdikinden daha da zor olacak. Şuradan (http://www.koeri.boun.edu.tr/bilgi/buyukluk.htm) ölçü birimleriyle ilgili yüzeysel bilgilere ulaşabilirsin.
Depremin herkesin bildiği şekilde ifade edilebileceği değerlerle açıklanması oldukça uzun süreli bir analiz sonucuna dayanır. Şurada (http://www.koeri.boun.edu.tr/sismo/bilgi/UdimIsleyisGenel.htm) 2.1. AYRINTILI DEĞERLENDİRME (DERLEME) başlığını okursan nasıl sonuca varıldığına dair bir bilgi edinebilirsin.
USGS -Amerikan jeolojik ...-, depremleri raportörlere göre ya da araştırma merkezlerininn anlık verilerine göre yayımlar. Daha iyi sonuca ulaşması ya da çok ayrıntılı süper ölçümler yapabilmesi gibi bir şey söz konusu değildir. Ki en nihayetinde orada da, her yerde olduğu gibi tüm deprem ölçümleri ve sonuçlar sürekli olarak revize edilir.
Bu ima ettiğiniz şeyler çok tehlikeli ve çok rahatsız edicidir. İstanbul depreminde de bir sürü yağmacı türemişti. Evlerde değerli eşya, altın vs arayanlar gırlaydı.
Yardımların korunma ve ulaşımını koordine edemeyen ilkel kere ilkel, beceriksiz kere beceriksiz iktidarı-devleti sorumlu tutmak gerekiyor önce. Her zaman her yerde bazı fırsatçılar olacaktır.
AlbatrosS,
Öncelikle içinizdeki öfkeyi dindirmelisiniz. Bu şekilde kimseye yardım edemezsiniz, kendiniz dahil.
Ben devletin suçu yok demedim, son zamanlarda Avrupa'ya göre çok daha güçlüyüz, durumumuz iyi diyen devlet, Van depremi ile sınavından başarısız olmuştur. AKP Bakanının çadırlar yetersiz kaldı demesi asla ama asla kabullenebilecek bir durum değil. 1 milyon nüfuslu bir şehirde meydana gelen bir depremde bu kadar çuvallanırsa, Allah korusun bazı sokaklarından otomobillerin bile zor geçtiği İstanbul'da durum çok vahim olur.
Bugün ülkemizde meydana gelen suçlarda, hırsızlıklarda devletin de suçu vardır evet ama bundan dolayı suçu işleyenleri sorumlu tutmamak anlamsız. Size göre her zaman her yerde suç işlemek isteyenler yani fırsatçılar olacaktır. Bunlara tek kelime etmeyip sırf sevmiyorsunuz diye devleti sadece suçlu olarak göstermeniz, ilk cümlelerimde yazdığım sizin öfkenizin eseri. Bunu anlamanız lazım, sürekli bu şekilde olduğunuz sürece, hiç bir zaman sorunları çözemezsiniz. Çünkü daima, sizin öfkenize karşılık vermeye kalkan olacaktır, sonrasında bu da danışıklı dövüşe doğru gidecektir. Sonucunda da iki tarafta zarar görecektir. Bugün siz, sevmiyorsunuz diye her fırsatta faşistin önde gideni, ilkel kere ilkel, beceriksiz kere becereksiz diyorsunuz, buna karşılıkta Müge Anlı gibileri karşılık veriyor.
Öncelikle 'normal' kelimesiyle 'doğru', 'olması gereken' kelimeleri aynı anlama gelmez.
Orada aç kalan, barınağı olmayan insanların tırları yağmalayarak önce kendilerinin faydalanması durumu normal bir durumdur, ama doğru, olması gereken, taktir edilmesi gereken bir şey değildir.
İnsanlar barınamadıklarında, çocukları aç kaldığında, soğuktan donduğunda bu tür şeyler yaparlar.. Bu yüzden 'normal' bir durum olarak değerlendirdim.
Evet, İstanbul'daki insanlar için söylediğin durum da doğru.. Aç, evsiz, işsiz insanların hırsızlık yapması, dükkan veya evleri yağmalaması 'normal' bir durumdur.. Hırsızların çoğu bu tür sebeplerden bunu yaparlar zaten.
Ama doğru, olması gereken şey bu insanların hırsızlık yaparak geçinmeleri değil, devletin doğru dürüst bir sosyal politika ile bu insanlara yardım etmesidir.. İş olanakları sağlaması, olmazsa işsizlik maaşı vermesi, çocuklarına yardım etmesidir vs.
Umarım anlatabilmişimdir.
"Normal" ile "doğru","olması gereken" kelimelerinin aynı anlama gelmediğini biliyorum. Benim söylemek istediğim, yağmalanması her ne olursa olsun "normal" değildir, bunun haklı sebepleri olamaz.
Saygılar
İnsanlık dersi, vicdan aşısı
http://www.youtube.com/watch?v=Rc55VdyGD64&feature=watch_response
Türküz, doğruyuz
Sünni, Hanefiyiz
Camiye gitmez ama
her yere cami yaparız
Mini eteğe karşıyız ama
bakmadan yapamayız :)
basitrasin
26-10-2011, 18:13
Herkese Selam.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den sert tepki geldi.
“Böylesi bir günde ayrımcılığı körükleyerek ‘Ağlama sırası onlarda’ gibi lanetlenmesi gereken yaklaşımları da büyük bir densizlik ve soysuzluk olarak gördüğümüzü söylemeliyim” dedi.
Haberin tamamı aşağıdaki linkte.
ihlassondakika.com (http://ihlassondakika.com/haber_Ayrimcilik-yapan-densiz-ve-soysuz_416356.html)
MHP liderinin bile böyle konuşması beni umutlandırdı.
Elbette pilanlı olarak veya hastalıklı düşünceleri sebebiyle nefreti körükleyenler çıkacaktır.
Ancak eminim ki her toplumda bu tip marjinal kesimler bulunabilir.
İnsani değerlerin ön pilanda olduğu bir toplum dileği ile.
Herkese Selam.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den sert tepki geldi.
“Böylesi bir günde ayrımcılığı körükleyerek ‘Ağlama sırası onlarda’ gibi lanetlenmesi gereken yaklaşımları da büyük bir densizlik ve soysuzluk olarak gördüğümüzü söylemeliyim” dedi.
Haberin tamamı aşağıdaki linkte.
ihlassondakika.com (http://ihlassondakika.com/haber_Ayrimcilik-yapan-densiz-ve-soysuz_416356.html)
MHP liderinin bile böyle konuşması beni umutlandırdı.
Elbette pilanlı olarak veya hastalıklı düşünceleri sebebiyle nefreti körükleyenler çıkacaktır.
Ancak eminim ki her toplumda bu tip marjinal kesimler bulunabilir.
İnsani değerlerin ön pilanda olduğu bir toplum dileği ile.
Valla ben hic umutlanmadim. Sov yapmis bence. Bu ulkede Turkluk birlestirici ust kimliktir diyorlar ama yalan. Memleketimizde farkli kulturleri, mezhepleri, etnikleri, siyasi gorusleri birlestiren-kaynastiran tek bir sey var, o da nazizim (bkz: Ermeni soykirimi, Kurtlere yapilan zulum)
AlbatrosS
26-10-2011, 22:15
AlbatrosS,
Öncelikle içinizdeki öfkeyi dindirmelisiniz. Bu şekilde kimseye yardım edemezsiniz, kendiniz dahil.
Ben devletin suçu yok demedim, son zamanlarda Avrupa'ya göre çok daha güçlüyüz, durumumuz iyi diyen devlet, Van depremi ile sınavından başarısız olmuştur. AKP Bakanının çadırlar yetersiz kaldı demesi asla ama asla kabullenebilecek bir durum değil. 1 milyon nüfuslu bir şehirde meydana gelen bir depremde bu kadar çuvallanırsa, Allah korusun bazı sokaklarından otomobillerin bile zor geçtiği İstanbul'da durum çok vahim olur.
Öfke de bir hitabet sanatıdır, desem beni makul bulur muydunuz :) Gayet makul sorular soruyorum; ancak, eleştiri belli bir öfke-duyarlılık düzeyi isteyen bir iştir. Üsluba ilişkin herhangi bir rahatsızlık yoksa sorun da yoktur.
Kaldı ki, ''eleştirel'' düşünme, geçmişe nazaran ''iyi'' olanı refere edip normalleştirme sanatı değildir. İnsanı yaşamın her alanında merkeze koyup daima daha ''iyi''sini isteyen toplumlar ancak eleştirel düşünme ve sorgulamayla daha iyisini yapabilmeye muktedir olabilirler. Depreme ilişkin ''sorumluluk'' performansları örneğin bir önceki Gölcük Depremi'ne göre daha iyi görünebilmekle birlikte, bunlar hala oldukça yetersiz, koordinesiz ve merkezine insanı koymayan, netice almaktan uzak adımlardır.
Gerek mimarlar ve mühendisler odası gerekse müteahhitlik işleriyle ilgilenen, inşaat sektöründe olan herhangi birini çevirin ve çok değil son 5 seneyi karşılaştırın... deyin. Size verecekleri cevap şudur: Bu konudaki bazı denetimler ve süreçler ancak son 2 yılda hissedilir derecede sıkılaştı. Yine de bu konuda ne adam gibi işlevsel bir denetim mekanizması ne de devletin bu işin uzmanlarıyla birlikte koordine edilmiş seferberlik çalışması vardır.
Topraklarının geneli 1. ve 2. derece deprem kuşağında olan bir ülkenin deprem seferberliği başlatmamış olmaması her anlamda bir skandaldır. Bizler durumun vehametini ancak ve ancak bu gerçeği ortaya koyarak görebiliriz.
Devlet bu konuda ciddi bir proje-çalışma başlatmadığı gibi, ''karadeniz sahil yolu ve hes'' örneklerinde olduğu gibi bilimsel kurul ve çevre raporlarını takla attırmaktan tutun da göz ardı etmeye kadar onlarca skandala imza atmıştır. Muhtarlara ve köyün dedelerine sorularak alınan ÇED raporlarından tutun da 10 dakikalık yağmurda sel basan rantiye ve kent felaketlerine varana kadar iktidar boğazına kadar basiretsizliğe ve yolsuzluğa bulaşmıştır. Herhangi bir gelişmiş toplumda bu garabetlerin onda biri yaşansa, iktidar yolsuzluk-sorumsuzluk ve basiretsizlik yüzünden istifa etmek; hatta yargılanmak durumunda kalabilirdi.
Klişe olacak ama burası Türkiye. İktidara, devlete endekslenmiş algılar o derece güçlü ki herhangi bir gelişmiş toplumda yerin dibine sokulacak bu iktidar değil de bu durumun garabetini eleştirenler nerdeyse infaz edilmek isteniyor.
Bugün ülkemizde meydana gelen suçlarda, hırsızlıklarda devletin de suçu vardır evet ama bundan dolayı suçu işleyenleri sorumlu tutmamak anlamsız. Size göre her zaman her yerde suç işlemek isteyenler yani fırsatçılar olacaktır. Bunlara tek kelime etmeyip sırf sevmiyorsunuz diye devleti sadece suçlu olarak göstermeniz, ilk cümlelerimde yazdığım sizin öfkenizin eseri. Bunu anlamanız lazım, sürekli bu şekilde olduğunuz sürece, hiç bir zaman sorunları çözemezsiniz. Çünkü daima, sizin öfkenize karşılık vermeye kalkan olacaktır, sonrasında bu da danışıklı dövüşe doğru gidecektir. Sonucunda da iki tarafta zarar görecektir. Bugün siz, sevmiyorsunuz diye her fırsatta faşistin önde gideni, ilkel kere ilkel, beceriksiz kere becereksiz diyorsunuz, buna karşılıkta Müge Anlı gibileri karşılık veriyor.
Sayın YERGİN,
* Bugün askerde telef olan, psikolojik-fiziksel baskılar ve hak ihlalleri yüzünden kararan onlarca asker var mıdır? Bu Müge Anlı denen zat, o muhteşem duyarlılığıyla bir gün olsun bu çocukların ızdırabını mevzu etmiş midir?
* Bugün AİHM'in yüzlerce kararına ve daha ortaya çıkarılmayı bekleyen yüzlerce ihlale konu olmuş bir hak ihlalleri zinciri var mıdır? Peki bu kadın bir gün olsun bu ihlaller için mağdurlarla dayanışma göstermiş midir?
* Ne yapıyor bu kadın? Kürtlerin, yoksulların, ezilmişlerin, dışlanmışların ve mağdur edilmişlerin bugüne kadar bir tane ızdırabını görmüyor, duymuyor, bilmiyor ve mevzu etmiyor; ancak, dışlananın, ezilenin, yoksullaştırılanın, mağdur edilenin isyanını-hatalarını elindeki kocaman mercekle büyütüp gözümüze sokmaya çalışıyor. Hem de yapılabilecek en tiksindirici, en iğreti ve rezilce biçimde.
* Bu kadın, bugüne değin, kadınların ve insanların ızdırablarını sömürmekten gayrı ne yapmış? Ekranlara çıkarıp dibine kadar sömürdüğü kadınlara acıma-şefkat melodramları sergilerken MARDİN'DE devletin de örtbas edip suçu üzerine yıkmaya çalıştığı 13 yaşındaki NÇ'nin skandal dava sonucuna duyarlılık göstermiş midir? (Mardin'de 30 küsur kişinin tecavüzüne uğrayıp adalet bakanına mektup yazarak kurtulan NÇ'ye mahkemece ''içine düştüğü durumun sorumluluğunun farkında'' denmişti. Bu ''vicdan törpüleri'' bu rezaleti gündeme getirdi mi? Getirebilir mi?)
* Uygar insanın görevi, iktidar olana yani-başta devlete- yedeklenip ''devleti koruma ve kollama''değildir. Uygar toplumlar, devlet ve iktidarların korunup kollanmaya ihtiyacı olmadığının idrakindedir. Bilakis, uygar toplumlarda yurttaş devletlere ve iktidarlara eleştirel bir mesafede olup bireye yönelik ''pozitif'' ayrımcı bir tutum sergiler.
* Bu ülkede bugüne değin yaşanan onca acıyı, zulmü, ayrımcılığı, ırkçılığı ve nefret söylemlerini görmezden gelenler; zulümler ve haksızlıkar karşısında isyan olup marjinalize olanlara saldırmaktadır hemen daima. Tüm kaygıları devletin ve kurumların bekasıdır. İnsanın mutluluğu ve refahı değil.
* Askeri kışlalarda telef olan yüzlerce gencecik insanın yaşadığı hak ihlallerini bir kere olsun görme-duyma ihtiyacı içinde olmayanların, o yoksullar-gencecik çocuklar cephelere zorla sürülüp öldürüldüklerinde ''ağlama'' hakkına sahip değildir. İnsan yaşamına ancak yeşil üniformalar içinde feda edildiklerinde değer ve anlam atfedenler, o çocuklar kışlalarda yahut gündelik yaşamlarında onlarca örgütlü haksızlık ve nefretin kurbanı olup mağdur olurlarken sessiz kalıyorlarsa demekki onların tek derdi isterse en kaba faşist olsun devletlerinin bekasıdır.
* Yılmaz Erdoğan'ın muhteşem tespiti gibi: Sen acılara ve ölümlere ''coğrafya farkı''na(buna üniformalı-üniformasız) göre değer atfedersen batarsın. E bi zahmet bat da yani. Bat ki yeni bir şey kurulsun.
basitrasin
26-10-2011, 22:20
Herkese Selam.
İnci KILINÇARSLAN depremzedeler için yardım kampanyası yürütüyor.
Şimdi İnci KILINÇARSLAN da kim diyeceksiniz.
Cevabı linkte
pressturk.com (http://www.pressturk.com/guncel/haber/27455/sehit-esi-inci-kilicarslandan-vana-yardim-kampanyasi.html)
İşte nefret tohumları ekmeye çalışanlara en güzel cevap.
Hoşça kalın.
Merlinin Kazani
26-10-2011, 22:47
Bu ülkenin havasında, suyunda var faşizm. Uzun yıllarda bu geçicek gibi durmuyor. Bu kadın zaten tipik bir gerizekalı. Kendini savcı falan sanıp büyük işler başardığını zanneden moronun teki. Kafasıda tipik bir Türk gibi çalışıyor.
7.4 yetmedi mi? Diyen zihniyet ile bu zihniyet arasında en ufak bir fark yoktur. Dahada kötüsü bu sözleri söyleyen moronda her ikisinden de var. Bir an önce tükenmeleri umuduyla..
basitrasin
26-10-2011, 23:30
Çalıştığım köydeki ilkokul öğretmeni anlatmıştı.
Şöyle demişti.
İki öğrenci bir sebepten çekişiyor biri diğerini incitiyor. Sonra öğretmen devreye giriyor ve arkadaşını inciten öğrenciyi dövüyor. Şimdi adalet yerini bulmuş mu oldu? Aslında sorun bu iki öğrenci arasındaydı. Öğretmen soruna sert bir şekilde müdahele ederek, belki de barışacak olan bu iki öğrenciyi daha da birbirinden uzaklaştırmış oldu.
Yani olayın tarafı olmayan bizim gibi sıradan insanların durumdan vazife çıkarıp olaydan birinci elden etkilenmiş bir insanın göstermediği tepkileri vermemiz hiç te mantıklı değil.
Yaşadığı acılara rağmen topluma faydalı olabilecek bir uğraş içinde olan bu kadına (İnci KILINÇARSLAN) saygı duyuyorum.
Ottomanus
27-10-2011, 07:31
Yeterli yardım gitmediği için, yardım alamayan insanlar tırları, kamyonları yağmalıyor.
Gayet normal bir durum yani.
Yağmalayanların yardıma ihtiyacı olanlardan çok fırsatçı çakallar olduğu açığa çıktı. Adamlar ihtiyacı olanlara parayla satmaya başlamışlar. Kaldı ki ben yağma olayını değil taşlama olayını vurgulamak istedim zaten.
Şu kadar basit soruları bile sormak yerine ''yardım konvoyunu bile taşlıyorlar'' diyerek neyi ima ettiğinizi cidden merak ettim?
Yani bu kürtler -türklerdeki cirit atmak gibi- taş atmayı ata sporları haline getirip buldukları her fırsatta eğleniyorlar mı?
Şunu ima ettim
Afet yardımını bile ''lütuf'' olarak gören köleci bir zihniyet bu. Devlete bile bu zihniyetin egemen olduğunu birçok kereler görmüşken Kürtlerin bu ''lütfu''(!) reddedip onurlarına sahip çıkmaları gayet anlaşılır bir şey değilse nedir?
.
Gönderilen yardımı bile "köleci zihniyet" olarak görüp eleştiren, taşlayan zihniyeti ima ettim. Yardım ulaşmayınca eleştireceksin, yardım gidince de "lütufcu köleci zihniyet" diye eleştirecek, hatta taşlayacaksın. Oh ne âlâ!
Bu çarpık zihniyet ile uzlaşmaya çalışmak deveye hendek atlatmaktan beter. Zaten bunların amacı da uzlaşı falan değil, bu şekilde karşıyı yıldırarak bölgede tek otorite olup, kurtarılmış bölge ilân etmeye çalışmak. Yardımın bile taşlanması bundan.
Hatırlayalım, bu filmin benzerini Somali'de de görmüştük. Orada da el Şebap isimli terör örgütü kendi otoritesini sarsacağını düşünerek gelen yardımları baltalamaya çalışıyordu...
AlbatrosS
27-10-2011, 11:35
Yağmalayanların yardıma ihtiyacı olanlardan çok fırsatçı çakallar olduğu açığa çıktı. Adamlar ihtiyacı olanlara parayla satmaya başlamışlar. Kaldı ki ben yağma olayını değil taşlama olayını vurgulamak istedim zaten.
Şunu ima ettim
Gönderilen yardımı bile "köleci zihniyet" olarak görüp eleştiren, taşlayan zihniyeti ima ettim. Yardım ulaşmayınca eleştireceksin, yardım gidince de "lütufcu köleci zihniyet" diye eleştirecek, hatta taşlayacaksın. Oh ne âlâ!
Bu çarpık zihniyet ile uzlaşmaya çalışmak deveye hendek atlatmaktan beter. Zaten bunların amacı da uzlaşı falan değil, bu şekilde karşıyı yıldırarak bölgede tek otorite olup, kurtarılmış bölge ilân etmeye çalışmak. Yardımın bile taşlanması bundan.
Hatırlayalım, bu filmin benzerini Somali'de de görmüştük. Orada da el Şebap isimli terör örgütü kendi otoritesini sarsacağını düşünerek gelen yardımları baltalamaya çalışıyordu...
* Doğal afetler esnasında devletin gerekli koordinasyonu sağlayıp yardım ulaştırması, hani kaba saba olacak ama, ''..ike ...ike'' yapmasına mecbur olduğu doğal bir zorunluluktur. Devlet olmanın gereği budur. Bunu bir lütuf, ekstra bir hayır vs olarak sunamazsınız. Eleştirilen şu: Bunu bile güya ekstra bir lütuf olarak gösteriyorlar. Bunun için kimseye duacı olmak zorunda falan değiliz. Devletin varlık sebebi bu zaten.
* Ortada Bahçeli'nin bile artık tiksindiği rezil bir ırkçılık var. Siz hangi kafayla bu saçmalığın arkasında duruyorsunuz anlamış değilim.
* Bu rezil zihniyeti eleştirmek yerine, hala taş atanları bir şekilde araya sıkıştırmaya çalışıyorsunuz.
* Bunun birkaç sebebi var:
Her ne olursa olsun devletin bekasının korunması.
Devletin yıkılıp bölünmesinden duyulan paronoyakça korkular.
Milliyetçilik temelinde işletilen bazen ırkçı, bazen de köleci zihniyeti çağrıştıran ''sahip-efendi'' böbürlenmeleri.
Bu bir sınavdı, sınavdan çaktık.Türküyle Kürdüyle devletiyle milletiyle sınavdan başarıyla çıkamadık.Şaşkınlığımız ise boş lakırdı.Bizden bir halt olmayacağı defalarca anlaşılmıştı oysa. Adapazarı, Gölcük, Düzce, Hendek, Bingöl depremleri ve İstanbul ile Rize de olan sel felaketi bizden bir halt olmayacağının göstergesiydi.Ve olası İstanbul depremi öncesi Van depremi bizlere başımıza daha çok felaket geleceğinin göstergesi oldu.
Unutmayın deprem felaket değil dünyamızın olağan hareketidir.Felaketmi o biziz.
Bu bir sınavdı, sınavdan çaktık.Türküyle Kürdüyle devletiyle milletiyle sınavdan başarıyla çıkamadık.Şaşkınlığımız ise boş lakırdı.Bizden bir halt olmayacağı defalarca anlaşılmıştı oysa. Adapazarı, Gölcük, Düzce, Hendek, Bingöl depremleri ve İstanbul ile Rize de olan sel felaketi bizden bir halt olmayacağının göstergesiydi.Ve olası İstanbul depremi öncesi Van depremi bizlere başımıza daha çok felaket geleceğinin göstergesi oldu.
Unutmayın deprem felaket değil dünyamızın olağan hareketidir.Felaketmi o biziz.
Sözlerinize tamami ile katılıyorum. Herkesin, her kesimin suçu var, yanlışı var. Kimse bu yüzden onu bunu suçlamamalı.
marcos'u haklı bulmakla birlikte bunların aslında sosyolojik ve siyasi konular olduğunu da anlamakta yarar var diye düşünüyorum.
Deprem, sel, yer kayması, volkan patlaması ne kadar doğalsa, bu felaketlerin korunmaya para harcayamayacak, daha iyi yerlerde daha iyi evler yapamayacak insanların başına gelmesi de o kadar doğal. Zira, siz evini sağlam yaptırabilecek zenginlikte bir insanı çürük binaya oturtamazsınız. Çürük binaya oturacak olan insan henüz mağara yaşamından, kerpiç ev yaşamından yeni kurtulmuş, canı pekte kıymetli olmayan karnı aç, fakir insandır.
Dün tüm gün CNNTürk'ü izledim, ardı arkasına konut reklamları dönüyordu. Maalesef gelişmeyi, güçlenmeyi inşaat şirketlerini palazlandırmak, saçma sapan şeylere sıcak para aktarmak olarak gören içi boş bir devlet yönetimi anlayışıyla karşı karşıyayız. Değil Adapazarı, Elazığ ya da Van depremi, Japonya'daki devasa büyüklükteki deprem başımıza gelse bizim ders alacağımızı, bir şeylere dur diyebileceğimizi sanmıyorum. Çünkü henüz, barınma, sağlık, gıda gibi en elzem ihtiyaçlarımızı dahi adam gibi karşılayamıyoruz. Bunlar "tüm ülkede" temin edilmeden, herkesin depreme, sele karşı duyarlı olmasını beklememeliyiz. Zira adam aç karnını zor doyurup, soğuktan dahi korunamazken depremi, seli düşünmez.
Gercek tam da XOR'un soyledigi gibi; Cok daha guclu depremlerde, insan kaybini minimuma indirebilecek teknik mevcut. Uygulamasi, sadece maddi bir sorun olmaktan ileri gidemez. Pardon, bir de malzeme calma mantalitesi var, bunun onune nasil gecilir, o da baska bir sorun.
spartacus
28-10-2011, 18:08
Evet öncelikle binaların durumu önemli, ama Türkiye'de sorun zaten teknik olarak çözülmüş olan yapı sorunu değil, maalesef sosyal sorundur... Kim yıkılan evinin yerine bu günün maaliyetleri ile yeni bir ev inşa edebilir? Nasıl yapabilir? Daha okullarda yakacak, temizlikçi vs giderlerinin dahi velilerin üzerine yıkıldığı bir ülke. Birde özel tüketim vergisi, yok bilmem ne vergisi, verginin, vergisi kesildiği halde aç bir devlet için devlet.
Yıllardır kesilmiş deprem vergilerinin dahi harcandığı bir ülke. TV sinde profesörüne kendi eliyle mikrofon uzatıp sansürleyen bir hükümet anlayışı! yardıma muhtaç insanlara Kur'an toplayıp, postalamaya çalışan bir toplum(yenilir mi? giyilir mi?). Öyle bir devlet ki Valisi Belediye Başkanı BDP li diye komisyona almaz, muhalefet partisi başkanı ili ziyaret eder 1 hoşgeldin demez, hadi bunu demedi telefonlara dahi çıkmaz, iletilere geri dönmez. Sanki Şam valisi, oysa herkesden önce koşmalı gelenlerin yanına-ki desteğe ihtiyacı var. Pardon Şam valisi, deprem Van'da olmuştu-... Aç bir devlet var, milyonlarcanın bir türlü doyuramadığı, toplumun sırtında ise her yılı bir dolu vurguncunun, görünmez hortumcunun, krallar gibi yaşayan bürokratların, fesat ilişkilerin, kontrolsüz çalışma hayatının, kaçak ekonomisinin çığ gibi yüklendiği bir ülke... Daha ekonomik sistem, sanayi, politik bir çok alana girmiyorum... Çok mu karamsar oldu? Gerçek bu değilse, ne?
marcos'u haklı bulmakla birlikte bunların aslında sosyolojik ve siyasi konular olduğunu da anlamakta yarar var diye düşünüyorum.
Deprem, sel, yer kayması, volkan patlaması ne kadar doğalsa, bu felaketlerin korunmaya para harcayamayacak, daha iyi yerlerde daha iyi evler yapamayacak insanların başına gelmesi de o kadar doğal. Zira, siz evini sağlam yaptırabilecek zenginlikte bir insanı çürük binaya oturtamazsınız. Çürük binaya oturacak olan insan henüz mağara yaşamından, kerpiç ev yaşamından yeni kurtulmuş, canı pekte kıymetli olmayan karnı aç, fakir insandır.
Dün tüm gün CNNTürk'ü izledim, ardı arkasına konut reklamları dönüyordu. Maalesef gelişmeyi, güçlenmeyi inşaat şirketlerini palazlandırmak, saçma sapan şeylere sıcak para aktarmak olarak gören içi boş bir devlet yönetimi anlayışıyla karşı karşıyayız. Değil Adapazarı, Elazığ ya da Van depremi, Japonya'daki devasa büyüklükteki deprem başımıza gelse bizim ders alacağımızı, bir şeylere dur diyebileceğimizi sanmıyorum. Çünkü henüz, barınma, sağlık, gıda gibi en elzem ihtiyaçlarımızı dahi adam gibi karşılayamıyoruz. Bunlar "tüm ülkede" temin edilmeden, herkesin depreme, sele karşı duyarlı olmasını beklememeliyiz. Zira adam aç karnını zor doyurup, soğuktan dahi korunamazken depremi, seli düşünmez.
Haklisiniz Xor.
Ben cok merak ediyorum, bu gelen yardimlar nasil kullanilacak. Ornegin Arap seyhinin yolladigi buyuk miktarlar filan..
Deprem bolgelerindeki insanlar maddi durum sebebiyle, can kaybina sebep olmayacak sekilde ev insa edemeyebilirler.
Ama bildigim kadariyla dunyada oldugu gibi, Turkiye'de de artik hazir prefabrik evler uretiliyor ve satiliyor.
Devlet bu konuda bir girisimde bulunup, hatta bu tip sirketleri uzunca bir sure vergiden muaf tutup daha ucuza oncelikle bu deprem bolgelerine ev kondurabilirler. Bu model yurtdisinda, ozellikle afet bolgelerinde(hortum vs.) uygulanan bir duzenek. Veya bu konuda ihale vs. acabilir uluslarasi.. Alt yapisi susu busu zaman alabilir ama onemli degil, hic degilse insanlar sogukta sokaklarda kalmazlar diye dusunuyorum.
Yani onceligi duble yollardan bu yone kaydirsalar, bu model teskil eder sanirim.
Freedom1
29-10-2011, 00:16
Bu ülkenin havasında, suyunda var faşizm. Uzun yıllarda bu geçicek gibi durmuyor. Bu kadın zaten tipik bir gerizekalı. Kendini savcı falan sanıp büyük işler başardığını zanneden moronun teki. Kafasıda tipik bir Türk gibi çalışıyor.
7.4 yetmedi mi? Diyen zihniyet ile bu zihniyet arasında en ufak bir fark yoktur. Dahada kötüsü bu sözleri söyleyen moronda her ikisinden de var. Bir an önce tükenmeleri umuduyla..
müge hanımın art niyetli olduğunu düşünmüyorum aslında kastettiği sadece senin gibi bir zihne sahip kesimdir. onun dışında zaten bir genelleme olsa kabul edilemez.
AlbatrosS
29-10-2011, 02:14
müge hanımın art niyetli olduğunu düşünmüyorum aslında kastettiği sadece senin gibi bir zihne sahip kesimdir. onun dışında zaten bir genelleme olsa kabul edilemez.
Bu barbi faşonun ne kadar art niyetli olmadığını, hatırlayanlar Ahmet Kaya Kürtçe Klip çekmek istediğini söylediği için linç edilirken gayet iyi bilmektedir. Daha o zamanlar kariyer basamaklarında neyin(daha doğrusu kimin) üzerine basması gerektiğinin gayet idrakindeydi ki bugün de geçmişte yaptığının hakkını pekala vermekte. Devletin kürtlerin üzerinden silindir gibi geçip çarşaf çarşaf ölüm listelerinin yayınladığı o dönemlerde, kürtçe klip çekmek, nazlı mı nazlı, dokunsan-okşasan-öpsen anında incinir(namusu bozulup bekarete zeval gelir) vatanımızın uluuuular uluusu birliğine oldukça sinsi bir zayiat vermek anlamına geliyordu malum.
İnsanların Türküyle ve Kürdüyle hep birlikte onca acının altında kaldığı böylesi bir günde dahi ''taş atan çocukları'' gündeme getirerek ne denli yüksek bir zekaya ve yurt severliğe sahip olduğunu kanıtlama fırsatını es geçmeyecekti hanım efendi.
Neyse ki, devir epey değişti. Anlı şanlı milliyetçi tosuncukların dahi bu kadın ve benzerlerinin yediği naneyi lanetleyip soysuzluk addettiği bir zamanda, beyaz türkler'in dini inançları o derece sarsılmaz ki!
Ve ırkçılığı adamın poposundaki tüylerden tanıyacak denli onunla yaşamış insanlar olarak, 80 küsur senede geldiğimiz, aslında artık gabahhh gibi de ortada duran ve iyice sırıtan gerçek şu:
Bu ülkenin tüm emekçi-aydın insanları ve öteki gruplarıyla ilelebet savaşmış ''ülkücü tosuncuklar''ın milliyetçiliği dahi, beyaz türkler'in ulusalcı ''saf faşizmi''yle boy ölçüşecek denli derinn değil. Kentli orta sınıfların ve yönetici jakoben elitlerin saf katıksız faşizan ideolojisi, tarihin ironik ve hazin bir tekerrüründe gösterdiği gibi orta sınıf ''beyaz''lığında gerçek anlamını bulmuştur hemen daima.
Bir ulusun, devletin ve jakobenizmin en katıksız kibrini eğitimli ve kentli orta sınıflarca içselleştirilmesi bu yüzden. Faşizmin görüldüğü her dönemde hemen daima bunun taşıyıcısı ve ideoloğu kriz ve yokoluş dönemlerinde konforunu kaybeden ''orta ve üst'' elit-beyaz sınıflar olmuşken, arkasına aldığı yoksul ve taşra gençliği-sınıflarıysa pragmatist bir piyonluktan öte gidememiştir.
Örnek bir insan ve haberi,
Gönülden tebrik ediyorum.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/19130367.asp
adanalioglu
31-10-2011, 15:46
Valla ben hic umutlanmadim. Sov yapmis bence. Bu ulkede Turkluk birlestirici ust kimliktir diyorlar ama yalan. Memleketimizde farkli kulturleri, mezhepleri, etnikleri, siyasi gorusleri birlestiren-kaynastiran tek bir sey var, o da nazizim (bkz: Ermeni soykirimi, Kurtlere yapilan zulum)
siz ırçısınızda nerenin ırkısı olduğunuz belli değil türkleri kınada ne olursa olsun (benim tahminim kürt dostu bir ermenisin)
bu ülkede ermeni katliamını yapan zaten hamidiye alayları onlarda kimlerden kurulu onu öğrende konuş insanlar kendi ülkelerinde zulüm görmeye başlamış ne kadar vatan haini varsa hep bir ağızdan konuşuyor. sen vergi verme %80 kaçak elektrik kullan devlete karşı kullanacağın silah parasını bölgene yatırsan şimdi ihya olmuştun.sonrada devletin görevi vatandaşına yadım etmek de. doğru ancak kendini vatandaş görene yardım etmek zorunda. bende van'a elimden geldiğince yardım ettim neden çünkü depremde zarar görenlerim %80 inin kanı bozuk vatan haini olmadıklarına inandığım için.
Wan için toplanan paraların 220 milyonu geçtiği ama paraların bankalardan çekilmediği idda ediliyor.Bu paralar yapılan 400 milyonun üzerindeki yardımların dışında kalan paralar.Bu paralar bankacılık sektörü olası ekonomik krizden etkilenmesin diye bankalarda tutuluyor büyük ihtimalle.
Resmi kurumlar (yardımlaşma için kurulmuş kurumların dışındaki) ha bire bu bankalara yatırılmak üzere para topluyor.Devlet yardım topluyor.Görevi yardım toplamak değil yardım götürmek olan (daha doğrusu olduğu varsayılan) devlet yardım topluyor.
Ne diyelim Allah sonumuzu hayır etsin.
Çadırları görmüşsünüzdür.Temmuz ayında sahilde dahi barınmaya elverişli gibi gözükmeyen çadırları, o çadırlarda -20 dereceye varan soğuklarda insanlar barınmaya çalışıyor.Anlayamıyorum kızılayın elinde soğuğa karşı dayanıklı çadırlar yokmu ki o muşambadan bozma çadırları kuruyorlar.
TÜSİAD nerede işadamları nerede kasım ayının sonuna gelindi ne bekleniyor Wan'ın topyekün soğuktan kırılmasımı.Televizyonda gördüklerimize göre bazı çadır kampları daha düzenli ve çadırlar daha sağlam bazıları ise mülteci kampı gibi hatta onlardan daha kötü durumda bunun nedeni nedir.
TurkceRap
29-11-2011, 18:34
Bu söylediği şey bu ülkedeki bazı inssanlar için gayet normal bir mantaliteyi gösteriyor sadece, bu kadar üzerinde durmaya gerek yok...
Bence Van depremiyle ilgili bu sabah şekerinin söylediklerinden daha önemli şeyler var konuşulacak.
Ama aslında konuşmanın da net bir faydası yok, konuş konuş aynı şey, 13 yıl önce daha bunlar yaşandı, 13 yıl sonra yine benzer manzaralar, ALLAH^'tan tek fark Van kalabalık bir yer değil...
Muge Anli zaten Ahmet Kaya'nin linc edildigi gece de bas rol oyuncularindan biriymis. Oylesine yapilmiz bir gaf degil bu yani