Orijinalini görmek için tıklayınız : Sevgi Kötülük müdür?
Bakın Slavoj Zizek ne diyor?
http://www.youtube.com/watch?v=L_dJ4Lg8IiE
Sevgi somuruye fazlasiyla acik kavramlardan biri..
Tamamiyla kotu olmasa da, buyuk oranda kotu amacli kullanildigi bir gercek.
Ne kadar boş bir adam yahu bu Jijek Abbas, bunu Alan Sokal'a vermek lazım.
AlbatrosS
29-10-2011, 02:26
Saçmalıkla bilgelik arasında bu kadar gelip giden bir adam daha zor çıkar sanırım. Yani, ''sevgi''nin özünde temelsiz bir kavram olduğunu anlatmak için bu kadar kasmaya gerek yok :)
Bu arada, evet, ben de bu dünyayı sevmiyorum. Çünkü, ''toplum-ahlak-devlet'' denen şeyleri halihazırdaki şekilleriyle sevmiyorum. İnsan oğlu, olabilecek en aptal haliyle yaşatıyor onca şeyi.
Ahlak-namus-aile gibi saçmalık ötesi kavramların bizim gibi ülkelerdeki karşılıklarını düşündüğümüzde, insana-topluma dair sevecek pek de bir şey kalmıyor. Kendi sigorta poliçelerini üreme yetileri üzerinden imzalayıp buna yetmiyor gibi ulvi manalar yükleyip varlıkların amacı yapan insan soyu, ciddi derecede şizofrenik sanrılar gösteriyor. Oysa sıçtığımız boka bile zaruretten dolayı ulvi manalar yükleyip tanrı'nın lütfu olarak görmemiz mümkündür, hatta daha da mantıklıdır.
Bu abinin sevmediği şey dünya değil bence; sistem. Her canlı gibi çıkarına uymayan durumda isyan ediyor, başkaldırıyor.. haklı.
nobullshit
29-10-2011, 16:32
Bu abimiz çok Marxist olduğu için sevginin etrafta bulunan nesnelere insan tarafından verilen değer eşitliğini bozduğunu, değeri sadece belli nesnelere olukladığını ve dolayısıyla "eşitsizlik", "ötekileştirme", "ayrımcılık" gibi mefhumların sevgi yoluyla ortaya çıktığını anlatmaya çalışmış. Sevdim bu herifi.
Kuantum fiziğiyle falan ne alakası var arkadaşlar ya, elemanın dediklerinde makûl mantıklı ne gördüğünüzü inanın anlayamıyorum.
Ben de nobullshit gibi düşünüyorum.
Ama anlatmak istediğini evrenin pozitif yüklü olmasıyla, bir dengesizlik içinde olmasıyla, Kuantumun aslında ne dediğiyle felan anlatmasına pek gerek yoktu.. Bu tip 'bilimsel' konulara değinmeden de, anlatmak istediği anlaşılabilir.
Ki o konularda söyledikerinin de doğru olup olmadığını pek bilmiyorum.
Değer sadece belli şeylere odaklanmasa değerden bahsedebilir miyiz ki? Her şeye değer verirsek aslında hiçbir şeye değer vermiş olmaz mıyız?
nobullshit
29-10-2011, 19:01
Değer sadece belli şeylere odaklanmasa değerden bahsedebilir miyiz ki? Her şeye değer verirsek aslında hiçbir şeye değer vermiş olmaz mıyız?
Her şeye eşit değer vermek ve her şeyi eşit ölçüde sevmek hiç bir şeye değer vermemek ve hiç bir şeyi sevmemekle denk olabilir. Bir şeyi gerçekten seviyorsan onu diğer şeylerden kayırıyorsun ve ayırıyorsun demektir.
Faşizmin yolu sevgiden geçer. Bu sözüm bir yerlere kaydedilsin. :first:
Nobullshit gibi düşünüyorum derken, Zizek'in söylediğine katılıyorum anlamında demek istememiştim aslında.. Sadece 'ayrımcılık', 'ötekileştirme' gibi kavramların sevgi yoluyla veya sevgisizlikten ötürü ortaya çıktığı da düşünülebilir bence.
Ama sevginin bir dengesizlik ortaya çıkarıcı olarak mutlak bir kötülük olduğunu söylemek de çok aşırı bir yorum olacaktır.. Katılmak da pek mümkün değil.
Yukarıdaki söylediklerin de doğru.. Herşeyi aynı oranda sevmek veya değer vermek, aslında bir şeyi sevmemek veya değer vermemek oluyor.. Çünkü bu kavramlar diğer nesnelere kıyaslandığında bir değer kazanıyor.
Faşizmin yolu sevgiden geçer. Bu sözüm bir yerlere kaydedilsin. :first:
Örneğin milliyetçilik, din gibi kavramların duygusal bir yanı vardır.
Sosyalist, milliyetçi veya dindar kesimlerin bir davaya aşırı bağlanması gibi durumlar vardır.. Hatta bu yüzden bu kesimlerin edebiyatları, müzikleri felan da gelişmiş oluyor.
Ama her üç kesimin de bir yanda yarattığı 'düşman', diğer yanda ise kutsadığı bir kesim oluyor.
Bu söylediklerim yukarıdaki konuya örnek teşkil edebilir.
Faşizmin yolu sevgiden geçer. Bu sözüm bir yerlere kaydedilsin. :first:
Sevgiden ziyade empati yoksunluğu gibi şeyler daha etkili bence.
nobullshit
30-10-2011, 00:09
Sevgiden ziyade empati yoksunluğu gibi şeyler daha etkili bence.
Empati kurmak demek mutlaka empati kurulan kişinin hayrına hareket etmek demek değildir. Bir kişi mücadele ettiği diğer bireye yumruk atmadan önce "bana atılsaydı hoşuma gitmezdi, o zaman atmayayım" demez.
Saçmalıkla bilgelik arasında bu kadar gelip giden bir adam daha zor çıkar sanırım. Yani, ''sevgi''nin özünde temelsiz bir kavram olduğunu anlatmak için bu kadar kasmaya gerek yok :)
Bu arada, evet, ben de bu dünyayı sevmiyorum. Çünkü, ''toplum-ahlak-devlet'' denen şeyleri halihazırdaki şekilleriyle sevmiyorum. İnsan oğlu, olabilecek en aptal haliyle yaşatıyor onca şeyi.
Ahlak-namus-aile gibi saçmalık ötesi kavramların bizim gibi ülkelerdeki karşılıklarını düşündüğümüzde, insana-topluma dair sevecek pek de bir şey kalmıyor. Kendi sigorta poliçelerini üreme yetileri üzerinden imzalayıp buna yetmiyor gibi ulvi manalar yükleyip varlıkların amacı yapan insan soyu, ciddi derecede şizofrenik sanrılar gösteriyor. Oysa sıçtığımız boka bile zaruretten dolayı ulvi manalar yükleyip tanrı'nın lütfu olarak görmemiz mümkündür, hatta daha da mantıklıdır.
Altına imzamı atıyorum.
Empati kurmak demek mutlaka empati kurulan kişinin hayrına hareket etmek demek değildir.
Mazoşistin birinin kendi acıdan zevk aldığından başkalarına acı çektirmek istemesi gibi çok düşük ihtimalli senaryolar dışında empatinin zararlı olabileceğini öne sürmek zor olur herhalde. Tabii burada empatinin tüm iyiliğin anası olduğu gibi bir iddiam yok, sadece empati yapabilen insanların azınlık hakları, eşitsizlik gibi konularda daha makûl düşünebileceği kanaatindeyim.
Bir kişi mücadele ettiği diğer bireye yumruk atmadan önce "bana atılsaydı hoşuma gitmezdi, o zaman atmayayım" demez.
Yani? :ohwell:
nobullshit
30-10-2011, 02:44
Mazoşistin birinin kendi acıdan zevk aldığından başkalarına acı çektirmek istemesi gibi çok düşük ihtimalli senaryolar dışında empatinin zararlı olabileceğini öne sürmek zor olur herhalde. Tabii burada empatinin tüm iyiliğin anası olduğu gibi bir iddiam yok, sadece empati yapabilen insanların azınlık hakları, eşitsizlik gibi konularda daha makûl düşünebileceği kanaatindeyim.
Yani? :ohwell:
Yani pogrom düzenleyeceksen empati kurup bundan vazgeçmezsin. O empati kurulduğuyla kalır. Dolayısıyla empati yoksunluğu faşizmin temel sebebi değil.
Yani pogrom düzenleyeceksen empati kurup bundan vazgeçmezsin. O empati kurulduğuyla kalır. Dolayısıyla empati yoksunluğu faşizmin temel sebebi değil.
Empati kurabilen insan daha baştan pogrom düzenlemez ki.
Faşizmi ortaya çıkaran bir sürü tarihi, psikolojik vs. etmen var tabii ki, temel bir sebepten bahsetmek ne kadar doğrudur bilemiyorum. Farklı tarihi bağlamlarda faşizm olarak adlandırılabilecek farklı akımlar, farklı sebeplerden de ortaya çıkmış olabilir. Bu tarz iddialarda bulunurken ihtiyatlı olmakta fayda var.
poidevin
30-10-2011, 05:40
Ne kadar boş bir adam yahu bu Jijek Abbas, bunu Alan Sokal'a vermek lazım.
in dis kuayt formil sens, laf is ivil.
basitrasin
30-10-2011, 09:24
Herkese Selam.
Bence her olgunun iyi ve kötü yanları bulunur.
Sevginin de iyi ve kötü yanları var.
Burada olumsuz yanlarından bahsedilmiş. O konuda söylenecek pek birşey kalmadığını düşündüğümden, ben de iyi yanlarından bahsetmek istiyorum.
Hayattan zevk almak için, yaptığı işi iyi yapmak için, mutlu olmak için, bazı şeyleri sevmemiz gerekiyor. Yani sevdiğimiz bir şeyle saatlerce uğraşabiliriz. Üzerinde vakit harcadığımız, ilgilenerek yaptığımız bir şeyde eninde sonunda başarılı olacağımızı düşünüyorum.
Tarihte yaptıkları işlerde başarılı olan insanların uğraştığı seyleri sevdiğine inanıyorum.
Mesela Marx 'ın politikayı çok sevdiğini düşünüyorum.
Sevgi dolu günler sizinle olsun.
nobullshit
30-10-2011, 16:38
Empati kurabilen insan daha baştan pogrom düzenlemez ki.
Faşizmi ortaya çıkaran bir sürü tarihi, psikolojik vs. etmen var tabii ki, temel bir sebepten bahsetmek ne kadar doğrudur bilemiyorum. Farklı tarihi bağlamlarda faşizm olarak adlandırılabilecek farklı akımlar, farklı sebeplerden de ortaya çıkmış olabilir. Bu tarz iddialarda bulunurken ihtiyatlı olmakta fayda var.
Tamam da pogrom düzenleyecek insanlar o pogromu keyfi olarak düzenlemiyorlar. Onları bunu yapmaya iten nedenleri var. Bu olayı bir gereklilik olarak görüyorlar. Bunu gereklilik olarak görmelerini sağlayan etkenler tartışılır ancak demek istediğim empatinin bir eylemi tam tersi yönde değiştirebilecek kadar güçlü bir şey olmadığı.
antipati bir karakter izlenimi bıraktı bende zikik (:
Düşüngen
31-10-2011, 14:21
Sevgi başlığında sevgi hakkında tanımlamalarda bulunan sevgili arkadaşlar;
Sevgi amaçsız olandır, çıkarsız olandır sözde değil gerçekten çıkarsız olandır.
Hayatınızdan çıkar amaçlı yaptıklarınızı çıkarın yani çıkarı aradan çıkarın ve ortada kalan şeyden bir çıkarım yapacak olursak işte sevgi o dur çıkardan arınan şey. O da sebeb ve sonuç barındırmayan şey demek hiçbir beklenti taşımamak demek.
Çıkarlarımızdan koşullanmalarımızdan kurtulmamız çok zor neredeyse imkansız çünkü böyle bir durumu ne genlerimiz ne de kültürel benliklerimiz kabul eder. Çünkü çıkarından vazgeçmek demek hayatından vazgeçmek anlamına gelir bu da bencil insan için hiçliğe boşluğa düşmek anlamına gelir.
Çıkarı bırakmak bize göre ölüm anlamına gelir bu nedenle korkarız çıkarımızdan vazgeçmekten korkarız. Lakin sevgide samimiysek korkusuz oluruz tabi gerrrrrrrrçekten samimiysek. Bunları sevgi hususunda gerçekten samimi olanlar anlar tabi gerrrrrrçekten samimi olanlar.
Lakin bizler sevgi hususunda gerçekten samimiysek o zaman o boşluğa seve seve atlarız sevgi adına. Amaçsız, nedensiz, sonuçsuz, çıkarsız yaptığımız bir eylemde zaman, mekan ve içerik yoktur bunlardan kaynaklanan zihin yoktur işte o an sevginin kendisi oluruz.
Çünkü o an; ne genlerin koşulladığı bir robot vardır ortada ne de kültürün koşulladığı bir köle vardır. O an bambaşka bir şey vardır benliğin karışmadığı bulaşmadığı bir şey. Tanımlamalarla kirletilmemiş, akla uydurulmamış, eskinin mirası olan zihin tarafından dejenere olmamış yepyeni capcanlı bir şey sevgi o dur.
Zaten yeni olduğu için tanımsızdır, ilk defa böyle bir şeyle karşılaştığımız için tanımsızdır. Tanımlanmış boyuttan olmadığı için tanımsızdır. Havayla karşılaşan Lpg gazının uçup gitmesi gibi onu tanımladığımız an uçup gideceği için tanımsızdır. Onu tanımlamamız yine kendi bakış açımızı yansıtacağı için o olmayacaktır bu yüzden o tanımsızdır.
Ne var ki bu sevgi sözcüğünün içine ettiğimiz için sözcüğün masumiyeti bozuldu. Yeni bir sözcük bulsak ne fayda onunda içine edeceğimiz besbelli.
Tabi bu durumlardan insan adını verdiğimiz evren nesnesi sorumlu suçlu değil bu durum bütünün bütünsel ve zorunlu hareketi.
Herkes birbirini sevsin beni de sevin.:kiss:
NOT= Gönüllerinizde bana yer yoksa şekerim
farketmez ben ayakta da giderim.
Sevgiler.
Hiçbir bakış açısı tamamı ile hatalı, tamamı ile yanlış değildir. Cisimler, duygular, düşünceler hep insan eksenli, insanın nerden baktığı, nasıl baktığı ile alakalıdır. Evet bir şeye karşı olan sevgi diğerlerini ötekileştirecek ve bu onlara zarar verecek derecede ise buna kötülük denebilir, kötülük olarak isimlendirilebilir ama her sevgiyi ve her seçimi diğerlerini bir ötekileştirme ve bunu bir kötülük olarak kabul edemeyiz. Yemek için meyve tabağından bir meyve seçtiğinizde, girdiğiniz bir mağazadan bir giyim yahut bir ayakkabı seçtiğinizde, seçmedikleriniz yine ötekiler olur. Hayatınızı geçirmek içinde bir arkadaş seçersiniz (genel manada, toplumda), karşınıza birden çok kimse çıkmış olsa bile hepsi arasından birini tercih edersiniz, bu diğerlerine kötülük etmek olarak nitelendirilecekse eğer hepsiyle birlikteliği mi tercih etmeliyiz?
Dünyanın ve evrenin bir düzeni var, bu karışık da olsa, kimine saçma da gelse bir düzen. Henüz o düzeni anlayamayacak kimselerin onu karmaşa ve bir düzensizlik olarak görmesi doğal.
Dünyadaki o karmaşa güzel olan belkide ve o karmaşa içinde en güzel olan şey duygular... Gurur, onur, asalet, büyük sevgi ve saygı gibi. O duyguları izlemek; birinin değerleri uğruna, asil gururu uğruna canından vazgeçtiğini, ortaya koyduğunu izlemek ve o değerleri uğruna canından vazgeçenin yanında ona tutunan başka bir el görmek, bir başkasının değerlerini anlayıp ona sarılan, onun yanında olan bir el; bir sanat eserini izlemek gibi. İzlerken o sanatın etkisini damarlarındaki kanın her zerresinde hissetmek... İşte o his dünyalara bedel. Hissetmeyen bilemez elbet.
Her kavram, her söz tartışılır. Kavramları da sözleri de yapan insan. Şu ya da bu tamamen yanlışdır diyemeyiz. Bizler anlayamadığımız karmaşanın içinde anlayabildiğimiz kadarı ile biziz; beniz.
Sevgiler.
Katibe Bartleby
28-12-2011, 11:25
sevgi çok güzel bişiy, ağaçlar kuşlar böcekler nekdar da güzeller çok seviyorum herkeş de beni sevsin istiyorum, bikeresinde sevilmemiştim çok üzücülük, sevince herşey güzel. bence sevgi kötülük diyil iyi birisiliktir.
spartacus
28-12-2011, 13:56
Fetişzm ile sevgi arasında hayli ince bir çizgi var sanırım...
Sevginin kendisini konu etmektense, sonuçları üzerinden değerlendirmek bana daha makul geliyor. Çünkü üzerinde insan edinimi, başka duygular faal hale geliyor ve sonuçlarda belirleyici oluyor..
Sevgi diğer taraftanda ötekileştirmeci bir rol oynuyor... Sanki bunların yanında bencilliğide körüklüyor gibi. Tüm bu sonuçlar için sorumlu ya da başka bir deyişle belirleyici olan sevgi mi, yoksa "ben" faktörüyle öne çıkan sahiplik mi?(benim sevgim, benim çocuğum, benim arabam, benim şeyim vs..). Örneğin toplumda dikkat ederseniz, her aile kendi çocuğunu diğerlerinden farklı sahiplenir. Burada belirleyici olan ölçüt sevgi mi, yoksa sahiplik ve beklenilen aitlik duygusu mudur? Bunu aile olandan çıkartıp daha geniş alana yayarsak, örneğin farklı kültürel aidiyetler, farklı milletler, çeşitli tabular vs, tüm bunların temelinde sevgi mi var yoksa ötekileştirme-meşruiyet için birer neden-gerekçe midir sevgi?..
Neyse, bana öyle geliyor ki olumsuz bir çok sonucun kaynağında sevgi değil, insanın başka duyguları baskın... Buna aitlik-sahiplik duygusu diyebiliriz ve sevgi de bu duyguları olumlamak, olumlatmak için bir araç gibi duruyor. Belkide ilk kaynağı hareketlendiren de sevgi olabilir... Arabamı çok severim çünkü benimdir, bilmem neyi çok severim çünkü aynı aidiyet, bilmem kimleri sevmem çünkü bizden farklı bir aidiyet vs. Ben burada ve ötekileştirme ya da benleştirme de belirleyici olarak sevgiyi göremiyorum, bu başka bir şey, sahiplik duygusu diye düşünebiliyorum...
Sevgi anlayışının her anlayışta olduğu gibi insanın yaşadığı koşullara göre değiştiğini unutmamak gerektiğini düşünüyorum. Elbette sevgi tek başına 'kötülük' olarak ifade edilen olumsuzluklara neden olacak bir duyguya dönüşmeyebilir. Bir insan, diğer bir insanı veya her şeyi diğer insanlardan-o şey hariç her şeyden daha fazla sevebilir. Böylesi bir sevgi, o insanın koşullara göre şekillenen yapısında zaten var olan özelliklerini tetikleyici bir unsura dönüşerek olumsuzluklara neden olabilir. Bu durumdan dolayı sevgi 'kötülük' olarak ifade edilebilmektedir. Fakat bu özellikleri tetikleyici bir unsura dönüşmüyorsa bir sorun olarak görülmesi için bir neden kalmayacağını düşünebiliriz. Bir başka açıdan bakıldığında böylesi bir sevginin yarattığı etkiler o insanın koşullarında değişime neden olabilmektedir. O insanın yeni özellikler kazanmasına veya mevcut özelliklerini yitirmesine neden olabilmektedir. Bu durum geçmişte şekillenen yapı kadar böylesi bir sevginin yarattığı ağırlıkla gerçekleşebilecektir. Kazanılan yeni özellikler veya yitirilen mevcut özellikler nedeniyle olumsuzluklara neden olabilecektir. Hal böyle olunca sevgi 'kötülük' olarak nitelenebilmektedir. Kazanılan yeni özellikler veya yitirilen mevcut özellikler nedeniyle olumsuzluklara neden olmayabileceğini de eklemek isterim.
Yazdıklarımı genel olarak analiz ettiğimizde ihtiyaç kavramıyla da ilişkilendirebileceğimizi düşünüyorum. İhtiyacın şiddeti arttıkça insanın bu durum karşısında konumlanışı 'kötülüğün' oluşup oluşmayacağını belirleyebilmektedir.
Bence insanlar çıkarlarından hiçbir şekilde sıyrılamaz. Koşulsuz sevgi sadece bir yanılsamadır. Çünkü organizmamızın devamı için bağımlı olduğumuz şeyler vardır. Yeme, içme, cinsel istek, eğlenme vs... Herkesin hayatını eşit bir şekilde garanti altına alsanızda, sadece çıkarlar önemini yitirir. Kıtlık durumunda, tekrar önem kazanır ve ahlaki çürümelere yol açar. Günümüz sisteminde de "çıkar" motivasyon aracı olarak kullanıldığından ahlaki çürümeler cinayet işleme seviyesindedir. Çıkarsız sevgi ise bir yanılsamadan ibarettir. Annenizi seversiniz (hiçbir karşılık beklemeden?), ama annesini sevmeyenler de var. Anneniz eğer sizin çıkarlarınız ile çelişseydi, muhtemelen aranız açılırdı...
Sevgi meselesi bence üstü kapalı çıkar teklifidir. Sevginizi gösterirken, aslında demek istediğiniz, ortak çıkar güdebilir miyiz? dir. Çıkarlarınızı birleştirince, sosyal ortamda daha güçlü olursunuz. Çıkar birliği yapacağınız bir insan seçmektense(sosyal gruplar) en güzeli ve en garantisi üremektir :).
metinietzsche
09-06-2012, 17:11
Videonun son cümlesi başlık olarak atılınca; gereğinden fazla, (kendi tasarladığımız veya öğrendiğimiz) 'sevgi' kavramına takılı kaldık diye düşünüyorum.
Zizek, kozmik dengesizlikten, varoluşumuzun hata olduğundan ve bu hatayı üzerimize alıp sonuna dek gitmemiz gerektiğinden söz ediyor. Sevgiyi, 'ben dünyayı seviyorum' anlamında değil de, 'bir şeyi seçiyorum' anlamında kullanıyor Zizek... Bir şeyi seçmek veya bir şeyi diğerlerinden çok sevmek, kozmik dengesizliği yada hatayı artırdığı için (tüm hatanın sorumluluğunu alıp bunu düzeltmek varken) Zizek'in gözünde sevmek, (evrene, kozmosa) kötülüktür. Bu videoyu böyle anlamak zor olmasa gerek...
Sevgi, kaynağı tümleyen şeylere baktığımızda uyum ve uyumsuzluk odaklı kutuplardan beslendiği görülebilir. Bütün bu zıtlıklar, kişilerin algı dünyalarında yakınlık ve uzaklık odaklı farklı anlamlar içerebilir; farklı anlamlar yüklenebilir; farklı şeylerin üzerini örtmek düşüncesi ile kullanılabilir; farklı yönlendirmelerde bulunmak amacı ile benimsenebilir.
Polemik cümlesi:
Sevgi, hiç bir zaman çırılçıplak dolaşamaz; dolaşmaya kalktığında, açık yerleri görünür. Ademin havvaya, havvanın ademe olan aşkı da biter.