ahmetaltan
08-12-2011, 12:38
Son günlerde, "Şike yasası" olarak bilinen düzenleme etrafında, gerek AkParti içinden, gerekse, "Cemaat" çevrelerinden aykırı sesler geldi. Bir tarafta, Sayın Başbakanın, anlayamadığım ve anlamlandıramadığım inadı ile geçirilen şike yasası ve o yasanın arkasında duruşu, diğer yanda, bu yasayı veto eden, RTE nin "Kardeşim Abdullah bey" dediği sayın Cumhurbaşkanımız, bir diğer tarafta, bu yasaya karşı olduğunu deklare eden RTE nin kankası, dava arkadaşı, yol arkadaşı, Bülent Arınç, bir diğer tarafta Akparti milletvekillerinin söylenene göre büyük çoğunluğu bu yasaya karşı soğuk durması, ancak Başbakan hatırına yasaya evet oyu vermesi, bir diğer tarafta ise yayınlarıyla bu yasaya karşı kampanya açmış "cemaat" yayın organları......
Tam bir bilmece....
Tahmini bir yorum yapacağım. Bu yorum, duyumlara, veya bilgiye dayanmıyor.
Tahminim şu :
Sayın Başbakan, bu yasayı hatırını kıramadığı birilerine, "şikeye verilen ceza, çok yüksek" gerekçesiyle, değiştireceğine dair tamamen ferdi, kişisel söz vermesi neticesi, yukarıdaki çevrelerle istişare edilmeden, adeta talimatla yasanın çıkarılması neticesinde bu kırılmalar yaşandı sanıyorum.
Zira, yasa veto yedikten sonra, bir rivayete göre, gurup başkan vekillerini arayan başbakan, "yasa aynen tekrar Cumhurbaşkanına iade edilsin, harfine dahi dokunulmasın." talimatını vermesi manidar....
Milletvekillerinin görüşünü almadan, Cumhurbaşkanı ile nezaketen görüşmeden, hiç kimseyi dinlemeden, sayın başbakanın böyle "tek adam benim" dercesine tavır içine girmesi, çok şeylere gebe bir durum ortaya çıkardı.
Bundan sonra ne olur?
Ya, partinin tüm milletvekilleri, başbakanın hatırına tekrar yasayı aynen geçirerek, onu onure edecek ve "sen bizim tek ve alternatifsiz genel başkanımızsın. Sen ne dersen o olur. Sana sonuna kadar desteğiz, yanlış karar versende, biz arkandayız" diyecekler, yada çatlak sesleri örgütleyecek biri çıkıp (örneğin Şamil Tayyar) çatlak sesleri çoğaltarak parti içinde derin yaralar açıcı girişimler olacak.
Bakalım günler neyi gösterecek.
Ama hiçbir şey eskisi gibi olmayacağı kesin.
Testi bir kere çatlamayagörsün, yeni çatlamaları tetikleyecektir.
Bir tarafta da Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında, danışıklı döğüş değilse eğer, bir soğukluk olabilir.
Fakat benim bir başka tahminim ise, asla Cumhurbaşkanı ile Başbakan birbirlirine küsmezler. zira onların yakınlığı sadece parti birliği değil, "kardeşlik" olarak tanımlanabilcek, manevi yönü olan bir arkadaşlık.
Bülent Arınç ta aynı kategoride....
Cemaatin ise, bu durumu uzatmak ve derinleştirmek niyetinde olmayacağını da tahmin etmek zor değil.
Yani şöyle yada böyle bu krizin üstü örtülecektir diye kanaatim var.
Saygıyla Ahmet Altan
Tam bir bilmece....
Tahmini bir yorum yapacağım. Bu yorum, duyumlara, veya bilgiye dayanmıyor.
Tahminim şu :
Sayın Başbakan, bu yasayı hatırını kıramadığı birilerine, "şikeye verilen ceza, çok yüksek" gerekçesiyle, değiştireceğine dair tamamen ferdi, kişisel söz vermesi neticesi, yukarıdaki çevrelerle istişare edilmeden, adeta talimatla yasanın çıkarılması neticesinde bu kırılmalar yaşandı sanıyorum.
Zira, yasa veto yedikten sonra, bir rivayete göre, gurup başkan vekillerini arayan başbakan, "yasa aynen tekrar Cumhurbaşkanına iade edilsin, harfine dahi dokunulmasın." talimatını vermesi manidar....
Milletvekillerinin görüşünü almadan, Cumhurbaşkanı ile nezaketen görüşmeden, hiç kimseyi dinlemeden, sayın başbakanın böyle "tek adam benim" dercesine tavır içine girmesi, çok şeylere gebe bir durum ortaya çıkardı.
Bundan sonra ne olur?
Ya, partinin tüm milletvekilleri, başbakanın hatırına tekrar yasayı aynen geçirerek, onu onure edecek ve "sen bizim tek ve alternatifsiz genel başkanımızsın. Sen ne dersen o olur. Sana sonuna kadar desteğiz, yanlış karar versende, biz arkandayız" diyecekler, yada çatlak sesleri örgütleyecek biri çıkıp (örneğin Şamil Tayyar) çatlak sesleri çoğaltarak parti içinde derin yaralar açıcı girişimler olacak.
Bakalım günler neyi gösterecek.
Ama hiçbir şey eskisi gibi olmayacağı kesin.
Testi bir kere çatlamayagörsün, yeni çatlamaları tetikleyecektir.
Bir tarafta da Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında, danışıklı döğüş değilse eğer, bir soğukluk olabilir.
Fakat benim bir başka tahminim ise, asla Cumhurbaşkanı ile Başbakan birbirlirine küsmezler. zira onların yakınlığı sadece parti birliği değil, "kardeşlik" olarak tanımlanabilcek, manevi yönü olan bir arkadaşlık.
Bülent Arınç ta aynı kategoride....
Cemaatin ise, bu durumu uzatmak ve derinleştirmek niyetinde olmayacağını da tahmin etmek zor değil.
Yani şöyle yada böyle bu krizin üstü örtülecektir diye kanaatim var.
Saygıyla Ahmet Altan