Orijinalini görmek için tıklayınız : Fethullahçılar 12 Eylül'ü Nasıl Selamladı: İbretlik Bir Yazı
AlbatrosS
14-01-2012, 04:36
‘Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz’
Sızıntı, 12 Eylül’den hemen sonra darbe için neler yazmış?
13 Ocak 2012 Cuma 00:46
Fethullah Gülen hareketinin 34 yıllık yayın organı Sızıntı dergisinin 2. yılında, Ekim 1980’de yayınlanan 21. sayısında "SON KARAKOL" başlıklı başyazıda 12 Eylül darbesi ele alınmış. Yazıda "ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz" deniyor...
İşte o baş yazı:
http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/son-karakol.html
SON KARAKOL
Sızıntı
Karakol, sükunet’in, huzur’un ve emniyetin remzidir. Orada düzen, orada huzur ve onda gözlerin uyanık oluşu, umumi emniyet ve muvazenenin en büyük teminatıdır. Orada kargaşa ve bunalımlar ise, arkasındaki topluluklar için en büyük felakettir.
Anadolu yıllar yılı, kendine bağlı dünyalara karakolluk vazifesini gördü. Geçmiş asırlarda, dünya emniyet ve muvazenesinde, en şerefli vazifenin ona ait olduğunda hiç şüphe yoktur.
Sonra sırasıyla, onun livaları, sancakları birer birer kopup gitti. Fakat o, bütün rasanetiyle mevcudiyetini muhafaza etti ve yerinde kalabildi. Değişen bayraklar, yırtılan sancaklar yanında, asalet ve özünü koruma sadece ona müyesser oldu.
Bütün bir geçmişiyle, ellibin defa, temiz bünyesine mikroplar saçıldı. Ve gülendam kameti yüzlerce defa ırgalandı; ama o, hiçbir zaman tamamıyla yerinden sökülemedi ve mağlup edilemedi.
Haçlı zihniyetinin hortlatılmasından, Cizvit papazlarının zehirleyici ve öldürücü gayretlerine kadar, bu karakolu yıkma ve karakol erkânını uyutma adına ne kadar hareket varsa hepsi denendi; fakat hasımlarımız hesabına beklenen netice elde edilemedi. Düşman cefadan usanmıyor; karakol da “bu can bu uğurda’ deyip dayanıyordu.
Bu mücadeleler karşısında onun sarsılmadığını iddia edemeyiz. Bu ulu ağaç bir kaç defa hazan gördü ve kurtlanan koca gövdesi bir kaç defa kabuğunu yeniledi; ama o, hiçbir zaman devrilmedi. Semasının kararıp, bağrına üst üste hançerlerin saplandığı günlerde dahi, milli - ruh kadranında, kendine ait zaman anlayışı ve onu gösteren rakamlar daima duru ve seçkin olarak okunabiliyordu.
Bu efsanevi ruh, asırlarca, bünyesini tahrip etmek isteyen binbir paradoks karşısında, yerinden oynamamış ve hep Malazgirt’teki, Kosova’daki ve Çanakkale’deki aşılmaz ve anlaşılmazlığıyla kendini korumuştu.
O’nun bu heybetli görünümü az dahi olsa ruhuna cemre düştüğü ve köküne yabancı bir kurdun, bir “dâbbet-ül arz ‘ın musallat olduğu ana kadar devam etmişti. O günden sonra ise, artık o, içten içe yanan ve kömürleşen bir ulu çınar haliyle, kendini yenileyemiyor ve dirilemiyordu. Yaşlanmıştı. Vefasız dostları, amansız hasımları vardı.
‘Dost bîvefa, felek bîrahm, devran bîsükün, Dert çok, derman yok, düşman kavi, talih zebun”
Tam bu binbir kâbusun kol gezdiği dönemde idi ki; ortalığı bütün şiddetiyle beşincikol faaliyetleri kapladı. Erotik (1) düşünceye masumiyet hil’ati giydirildi. Şehvet, en merğub bir meta haline getirildi ve gençlik bir hezeyan topluluğu oldu. Artık kendi ruh köküne bağlı olanlar ‘dogmatist ve formalist (2) olarak damgalanıyor; millet ve vatanını sevmek ayıp sayılıyordu. Bir ‘Şirzime-i kalil’ (3) Allahın günü, çalakalem, milli ruhu ibtizal (4) edici yazılar yazıyor, milleti kendinden kaçar ve kendine yabancı hale getiriyordu.
Bu olup bitenler karşısında, temiz Anadolu halkı, ya kendine has sabit ve tahammül içinde beklemede veya hüsn-ü niyetin verdiği duru anlayışla, bütün bu acaiblikleri ‘suskunlukla karşılamaktaydı.
Birer ruh sefaleti ve aşağılık duygusu timsali, zavallı entelijansiyamızın durumu ise, tamamen yürekler acısıydı. Ona göre şahsiyet gamzeden öze ait her nağme ordubozanlık; müstağriblik hesabına söylenen her türkü, Türke yücelik kazandıran bir madalyaydı.
Bu türlü kendinden kaçışlar ve harici asimilasyonlarla iç değişiklikler, endişe verici buudlara ulaşmıştı. Ve artık millet teknesi, sağa sola yalpa yapan bir vapur gibi, batması her an mukadder görünüyordu. Dillerde binbir yabancı türkü, dudaklarda binbir öldürücü şarap.. Kimi erotizmle sarhoş; kimi libido ile kimi existansiyalizmden meded umuyor; kimi hezeyan felsefesine dilbeste. Durmadan mihrab değiştiriliyor ve mabuddan mabuda (!) koşuluyordu. İşte tam bu esnada, yabancı bir kısım eller, hipnoz” görmüş bu ruhları metrolara bindirip harıl harıl kendi dünyalarına taşımağa başladılar. Cinnet nöbetleri içinde bütün bir nesil, Hasan Sabbahın yalancı cennetlerine benzeyen bu cennetlere davet ediliyordu.
Dün bir şaşkınlık içinde Mehlika Sultana aşık toy delikanlılar yerinde, bugün eli kan üstü kan, bağrı kan ve ne yaptığını çok iyi bilen kanlıdeli bir nesil vardı. Artık dıştaki kargaşa ve hercümerce başka sebep aramağa gerek var mı? Tatmin edilememiş, doyurulamamış ve hatta terkedilmiş bir neslin, çeşitli kamplara ayrılması ve birbirini kıran kırana öldürmesi gayet normal değil mi?.. Bu güne kadar onun iç inkırazını sezebildik mi? Onu soysuzlaştıran sebeplere inebildik mi? Halbuki, ona canavarlık öğreten tiranlar karşısında, siyanet meleği gibi onun yanında olmalı değil miydik.. Heyhat!. Binbir vahşet senaryosunun sahnelendirilmesi karşısında, sessiz ve infialsiz kaldık.. Evet.. Bütün bir millet olarak arenalardaki kavgayı seyreder gibi, bu kanlı boğuşmadan hiçbir şey anlamadık.
Sahnenin bu rengarenk aldatıcılığı, ortalığı inleten valsin korkunç uyutuculuğu ve kostümün göz bağlayıcılığı karşısında, oynanan oyunun gerçek yüz ve vahşetini ilk sezen, son karakolun kahraman bekçileri oldu. Bu sezme, ümit dünyamızla yeniden kendimize gelmemizi ve kendi kendimizi idrak etmemizi temin etti. Aslında, buna bir (sezmek) demekte uygun değildir.
Bu düşmanı kıskıvrak yakalama.. Ve bir zaferdir. İçtimaî bünyenin harici bir kısım eracifden temizlenme, arındırılma düşüncesiyle onu aslına irca zaferidir. Bu zafer, kendinden ümit edilenleri getirdiği takdirde, Türk’ün zaferler hanesinde en mualla yeri işgal edecektir. Böyle bir ilk tefahhüs ve sezişe, bir evvelki sene selam durulmuş ve gaziler ocağının yiğit eri Mehmetçik’e teşekkürler sunulmuştu.
Ne var ki, yıllardan beri, binbir saldırı ile rehnedar olmuş bir bünye, böyle hemen bir mualece ile iyi edilemeyeceği de muhakkaktı. Daha köklü ve daha gönülden bir hareket gerekliydi ki, milli bünyeyi kemiren yıllanmış seretanlar (5) berteraf edilebilsin.
Ve, işte şimdi, binbir ümit ve sevinç içinde, asırlık bekleyişin tuluû saydığımız, bu son dirilişi, son karakolun varlık ve bekasına alamet sayıyor; ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz.
____________________
(1) Erotik: Şehvani
(2) Dogmatist ve formalist: Kesin fikir beyan eden ve şekilci kimse
(3) Şirzime-i kalil: Küçük, ehemmiyetsiz cemaat
(4) Ibtizal: Verilen bir nimetin kadrini bilemeyip kötüye kullanma
(5) Seretan: Kanser.
http://www.demokrathaber.net/medya/mehmetcige-bir-kere-daha-selam-duruyoruz-h6269.html
İslamcı tedrisattan geçmiş ''dinazorların'' 12 eylül ve darbelerle neden hesaplaşamıyacakları; hesaplaşma denenin neden ve nasıl kavramın gerçek-hakiki anlamıyla hesaplaşma olamıyacağı üzerine birçok kereler yazdık, söyledik, fikrimizi paylaştık.
Zaman zaman bizi komploculukla ve darbecilikle itham etmeye çalışanlar olduysa da bu tarihi vesika gerçekte kimin DARBECİ(ERGENEKONCU) olduğuna dair ibretlik bir belgedir.
Lütfen satır aralarında verilen mesajları iyi okuyunuz!
Özellikle 12 Eylülle birlikte yükseltilen(sosyolojik anlamda siyasal bir retorik olarak örgütlenen) siyasi-kültürel pasajları göreceksiniz.
12 Eylül rejimine büyük bir minnet ve heyecanla selam duran Darbe çocukları bugün Ergenekon vasıtasıyla darbelerle hesaplaşıyor(?)
Gerçekte Neo-İslamcı hareketin 12 eylül ve vesayet rejimiyle hesaplaşması CHP'NİN ATATÜRK'le hesaplaşması kadar yüksek ve olası bir ihtimaldir.
Düzgün ve seviyeli bir biçimde tartışmak isteyenler, ''peki ama yaşananlar nedir'' diyecek olursa, meramımızı sakin bir biçimde anlatmaya devam edeceğiz...
Çünkü biliyorlardı, 12 Eylül sonrası din derslerinin zorunlu olacağını, komünizm tehlikesine karşı yeşil kuşakların yetiştirileceğini, imam hatiplerin sayısının artılacağını, siyasi dergilerin tümünün yasaklandığı bir dönemde Sızıntı dergisine yol verileceğini bunları biliyorlardı.
Onlar aslında hiç de askerin siyasete müdahale etmesine karşı değiller; bilakis askerin kendileri aleyhine siyasete müdahale etmesine karşılar.
rastaman
14-01-2012, 22:12
Yazı ihtilalden bir ay sonrasına ait.İsraille yaşanan krizde bile ''İsrailli yetkililerden izin alınmalıydı'' diyebilecek kadar otoritelerle ilişkilerini sıcak tutmaya önem veren bir cemaatin 12 Eylülcülere selam durması şaşılacak bir durum değil.
Diğer yandan şimdilerde halkın en az % 90'ının olumsuz baktığı Evren Paşa ve 80 ihtilali o yıllarda halkın %90'ı tarafından coşkuyla karşılanmıştı.Malum anayasa oylamasından bahsetmiyorum,gerçekten de hava böyleydi,''kardeşin kardeşi öldürdüğü o kara günler'' sona ermişti.
İhtilale üzülenler sadece cezaevinde yakını bulunanlar yada bu ideolojilerin takipçileriydi.
İster inanın ister inanmayın Kenan Evren ve ihtilal halk tarafından kahraman gibi karşılanmıştı,mitinglerinde yer bulmak bile çok zordu.80 öncesi gerçekten çok kötü zamanlardı,içsavaş başlamıştı ve ''kurtarıcılar'' sonunda gelmişti.
Tabi bu psikoloji 1983'e gelindiğinde değişmeye başladı,cezaevinde mahkumlara yapılanlar,insan hakları ihlalleri günyüzüne çıktıkça 80 ihtilali sıradan insanlarca da sorgulanmaya başlandı.
Hesaplaşma dedikleri 90 yaşındaki Evren le Şahinkaya. Peki emirleri uygulayan valiler emniyet müdürleri nerede? Çiller ve Mehmet Ağar la neden hesaplaşılmaz. Susurluk raporunda hasır altı edilen Fettullah Gülen le alakalı 5 sayfalık rapor nerede ,onunla neden hesaplaşılmaz?
Her zaman olduğu gibi halkın gazı alınacak değişen hiç bir şey yok.
Soytarılık hız kesmeden devam ediyor yani.
Aklıma gelmişken ibretlik bir link de ben vereyim:
Zorunlu din dersi Evren'in sevabı (http://www.milliyet.com.tr/content/fethullah/html/fet09.html)
Fethullah Gülen, Kenan Evren'in, 12 Eylül sonrası seçmeli din derslerini zorunlu hale getirmekle çok yararlı bir iş yaptığını söylüyor Gülen, "Bu iş, öyle büyüktür ki doğrusunu Allah bilir - hiç sevabı olmasa da bu icraatı ona yeter, Evren cennete gidebilir" diyor
Fethullah Gülen'le 11 gün - 10 / MEHMET GÜNDEM
Çok eskiye gitmiyoruz, beş-altı sene evvele.
Gülen eşittir Akp mi? Tam değil belki, ama mümkün olsa da cemaati Akp'den çıkarmak mümkün olsa, geriye Akp diye pek bir şeyin kalmayacağı fazlaca aşikar.
Bu cemaati diğerlerinden ayıran ve esasında başarısının da temel sırrı olan şey, mevcut yapılara kolayca eklemlenme yeteneğidir. Nesrin Topkapı misali, bir o yana bir bu yana... Haa, işe yarıyor mu? Elbette, yoksa nasıl açıklarız mevcut ahvalimizi?
Çünkü biliyorlardı, 12 Eylül sonrası din derslerinin zorunlu olacağını, komünizm tehlikesine karşı yeşil kuşakların yetiştirileceğini, imam hatiplerin sayısının artılacağını, siyasi dergilerin tümünün yasaklandığı bir dönemde Sızıntı dergisine yol verileceğini bunları biliyorlardı.
Onlar aslında hiç de askerin siyasete müdahale etmesine karşı değiller; bilakis askerin kendileri aleyhine siyasete müdahale etmesine karşılar.
Ben Türkiye Cumhuriyetini anlamakta zorluk yaşayan biriyim. Tsk'nın yaptığı darbelerle içten içe buğday hasadı gibi kimleri hasat ettikleri açık ve netken hasat edilenler ne diye Tsk yı savunur anlayamıyorum...Hasad edilmeyenler ise yıllardır Tsk düşmanlığı yapmaktalar...Bu nasıl bir toplumsal çelişkidir?
Bence bu bir anlık darbelerden daha önemli bilinçli yapılan bir psikolojik savaş, düşmanları dost gibi gösterip dostlarıda düşman gibi gösterme anlayışı dostunu düşmanını göremeyen şizofren dolayısıyla toplumu stratejisiz brakmaya yönelik yapılmış darbelerden de önemli yıllara yayılmış bir darbe...
Yıllarca 'Tam Bağımsız Türkiye' diye bağırmış kişilerin amerikancı Tsk ya kendilerini yamamak istemeleri onlardan tanrısal bir kudret beklemelerini görmek sanırım körlükten öte birşey...
1980 psikolojisini yaşamasamda 28 şubatı falan çok iyi hatırlayan biri olarak bu tongalara ister istemez insanlar çekiliyor, ve her ne hikmetse her darbeden sonra muazzam bir amerikancı ortalığı silip süpürüyor...
Amerikancının dinine imanına ırkına bakılmıyor,amerikancı olsunda çamurdan olsun...Ben Erbakan'ın tamamen anti amerikancı olduğu için indirildiğini düşünenlerdenim...Gerici, irticacı falan hepsi bahane...Erbakan amerika'nın stratejilerine tehdit oluşturmasaydı indirilmezdi...
1 oldu tutmadı, 2 oldu olmadı, 3 oldu vurmadı, iyi ama bu adamların her darbe icraatından sonra olanlar belli...karışmasalardı millete braksalardı daha iyi olacaktı...İyi ama bu adamlar neden sürekli karışıyor ahmakça?Harp eğitimi almış kişilerin bu kadar taktiksel ve stratejik hatalar yapacağın düşünmek bu adamların gerçekten bir ahmak olduğunu gösteriyor...Ki bence ahmak değiller çünki bu kadar ahmak olmak imkansız birşey...Eğer gerçekten ahmaklarsa vay halimize bu beyinsizlerle barzaniyle savaşsak 3 gün bile dayanamayız çünki adamların yaptığı icraatlara bakılınca 1 saat sonrasını bile göremyecek bir vizyon eksikliği ve ahmaklık söz konusu...
Son olan olayları incelediğimzde ordunun kendi içinde anti amerikancı temizlik yaptığı çok açık ve net, bir şeylere hazırlanılıyor ama göreceğiz...Yakında kokusu çıkar...Ordu eskiden sözde Atatürk diyordu, icraatlarıyla desteklemese bile, artık Atatürk kelimeside tsk'nın lügatından çıktı...
Hayırlısı
Darbeler hep dincilerin elini guclendiriyor ama cuntacilara yaltaklananlar nedense hep kemalistler ve sosyalistler oluyor. En son 28 Subat darbesini alkislarken avuclari patlayacakti neredeyse. Gercekten askerin yetkilerinin kisitlanmasini ve demokratikletiklesmeyi talep edenler, halki orgutleyip sivil mucadele verenler ise sadece cemaatler oldu bugune kadar.
Cemaatlerin demokratiklesmeden korkulari yok, sizin gibi halktan kopuk degiller, bilakis orgutlenmeye onem verdikleri icin her turlu hukuki mucadeleyi de veriyorlar. Okullari, dernekleri, dersaneleri, kadin orgutleri, kendi iclerinde bir yardimlasma bilincleri var. Butun bunlari gormezden gelip toplumun dindarlasmasini zorunlu din dersine baglamak ancak bizim koftiriklere nasip olurdu.
Dindar partilerin yukselise gecmesinin zorunlu din dersi veya imam hatiplerle bir ilgisi yoktur. Ilk yukselis, shp'nin yerel belediyeleri kazanmasindan sonrasiyla baslar. Bu parti iktidar oldugu dort yil boyunca "sifir hizmet-sonsuz yolsuzluk" felsefesini benimsemisti. Daha sonrasinda biliyorsunuz, Ciller, Yilmaz, Demirel. Ecevit, Sezer esliginde ergenekon koalisyonlari kuruluyordu. Yolsuzluk, teror, kontrgerilla faaliyetleri almis basini gitmisti. Ozellikle 28 subat sonrasi bankalarin hortumlanmasi ve yasanan korkunc kriz, sonrasinda gelen Dervis...vs. Korkunc yillardi.
Ozellikle kotu yonetim ve yolsuzluk konusunda o kadar futursuz davranildi ki, insanlar "dindarlara oy verelim, en azindan ahiret korkulari oldugu icin bu kadar arsizlik yapmazlar" dusunmeye basladi. Dindar partilerin yukselisi bu sekilde baslar. Ikincisi, donemin refah partisi ve Istanbul'da RTE gercekten iyi bir baskanlik sergileyip sehrin sorunlarini cozuyordu. Iste o asamada adamin secilmis baskanligini elinden alip hapse attilar. Sonra 28 subat yapildi zaten
Su an 90'li yillarla kiyasladigimizda hayal bile edilemeyecek bir noktadayiz. Ergenekoncular temizleniyor. Birkac yil icerisinde ab'ye girecegiz. Artik dunyanin gelismis ulkeleri kategorisine dahil ediliyoruz...vs. Ama kemocularla solcular hayiflaniyor. Neden? 90'li yillara geri donmeyi, islami gecmisi olan bir hukumete tercih mi ediyorlar yoksa? Bunun icin rabitaya bile yatabilirlerdi
Darbeler hep dincilerin elini guclendiriyor ama cuntacilara yaltaklananlar nedense hep kemalistler ve sosyalistler oluyor. En son 28 Subat darbesini alkislarken avuclari patlayacakti neredeyse. Gercekten askerin yetkilerinin kisitlanmasini ve demokratikletiklesmeyi talep edenler, halki orgutleyip sivil mucadele verenler ise sadece cemaatler oldu bugune kadar.
Cemaatlerin demokratiklesmeden korkulari yok, sizin gibi halktan kopuk degiller, bilakis orgutlenmeye onem verdikleri icin her turlu hukuki mucadeleyi de veriyorlar. Okullari, dernekleri, dersaneleri, kadin orgutleri, kendi iclerinde bir yardimlasma bilincleri var. Butun bunlari gormezden gelip toplumun dindarlasmasini zorunlu din dersine baglamak ancak bizim koftiriklere nasip olurdu.
Dindar partilerin yukselise gecmesinin zorunlu din dersi veya imam hatiplerle bir ilgisi yoktur. Ilk yukselis, shp'nin yerel belediyeleri kazanmasindan sonrasiyla baslar. Bu parti iktidar oldugu dort yil boyunca "sifir hizmet-sonsuz yolsuzluk" felsefesini benimsemisti. Daha sonrasinda biliyorsunuz, Ciller, Yilmaz, Demirel. Ecevit, Sezer esliginde ergenekon koalisyonlari kuruluyordu. Yolsuzluk, teror, kontrgerilla faaliyetleri almis basini gitmisti. Ozellikle 28 subat sonrasi bankalarin hortumlanmasi ve yasanan korkunc kriz, sonrasinda gelen Dervis...vs. Korkunc yillardi.
Ozellikle kotu yonetim ve yolsuzluk konusunda o kadar futursuz davranildi ki, insanlar "dindarlara oy verelim, en azindan ahiret korkulari oldugu icin bu kadar arsizlik yapmazlar" dusunmeye basladi. Dindar partilerin yukselisi bu sekilde baslar. Ikincisi, donemin refah partisi ve Istanbul'da RTE gercekten iyi bir baskanlik sergileyip sehrin sorunlarini cozuyordu. Iste o asamada adamin secilmis baskanligini elinden alip hapse attilar. Sonra 28 subat yapildi zaten
Su an 90'li yillarla kiyasladigimizda hayal bile edilemeyecek bir noktadayiz. Ergenekoncular temizleniyor. Birkac yil icerisinde ab'ye girecegiz. Artik dunyanin gelismis ulkeleri kategorisine dahil ediliyoruz...vs. Ama kemocularla solcular hayiflaniyor. Neden? 90'li yillara geri donmeyi, islami gecmisi olan bir hukumete tercih mi ediyorlar yoksa? Bunun icin rabitaya bile yatabilirlerdi
Siz de Gülen cemaatinden miydiniz yoksa?
Siz de Gülen cemaatinden miydiniz yoksa?
Dini cemaatlerin, 2 saatlik zorunlu din dersi yuzunden guclenmedigini, kendi gerekcelerimi siralayarak ifade ettim. Bunun cemaatci olmakla ne alakasi var?
Ama eger soracak olursan, cemaatin ve diger dini olusumlarin, sizden cok daha demokrat ve orgutlu olduklarini dusunuyorum. Tepeden inmeci degiller . Bugune kadar darbelere en cok onlar karsi cikti. Cunku butun darbeler ataturkculuk ve laiklik adina yapildi. Gecmiste solcularin kemalizme karsi kayda deger bir karsi cikislari oldugunu sanmiyorum. Bunu sadece islamcilar ve Kurtler yapmistir. Bu kadar bariz gercekleri inkar etmenin kimseye bir faydasi oldugunu sanmiyorum
http://www.youtube.com/watch?v=77qehPqf6co&feature=related
Ben size ne düşündüğünüzü sormamıştım....
Cemaat üyesi misiniz diye sormuştum?
Ama verdiğiniz yanıtlardan doğrusu kafam karıştı tam emin olamadım.
Peki şunu soralım o zaman bu Cemaatlerin içinde bulundunuz mu, yaşadınız mı, nereden biliyorsanız son derece demokratik olduklarını (kendi içlerinde demokrasiden söz ediyorum), neye dayanarak söylüyorsunuz bunları? Açıklayıcı, aydınlatıcı bir yanıt bekliyorum sakıncası yoksa.
Ben size ne düşündüğünüzü sormamıştım....
Cemaat üyesi misiniz diye sormuştum?
Ama verdiğiniz yanıtlardan doğrusu kafam karıştı tam emin olamadım.
Peki şunu soralım o zaman bu Cemaatlerin içinde bulundunuz mu, yaşadınız mı, nereden biliyorsanız son derece demokratik olduklarını, neye dayanarak söylüyorsunuz? Açıklayıcı, aydınlatıcı bir yanıt bekliyorum sakıncası yoksa.
Bu cemaatle bugune kadar hicbir baglantim olmadi. Ayrica "son derece demokratlar" da demedim. Sadece sizden ve kemalistlerden daha demokratik bir yol izlediler diyorum. Zaten sivil ihtilal ile su an rejimi degistirenler onlardir. Sizin butun bunlari imam hatiplere ve din derslerine baglamaniz sadece ne kadar dusunsel olarak sig oldugunuzu gosteren bisey. Asla derinlemesine dusunmeyen, asla oz elestri yapamayan, boyle abuk sabuk avuntular ile kendini kandirmaya calisan ucuncu dunya solcususunuz iste
Bu cemaatle bugune kadar hicbir baglantim olmadi. Ayrica "son derece demokratlar" da demedim. Sadece sizden ve kemalistlerden daha demokratik bir yol izlediler diyorum. Zaten sivil ihtilal ile su an rejimi degistirenler onlardir. Sizin butun bunlari imam hatiplere ve din derslerine baglamaniz sadece ne kadar dusunsel olarak sig oldugunuzu gosteren bisey. Asla derinlemesine dusunmeyen, asla oz elestri yapamayan, boyle abuk sabuk avuntular ile kendini kandirmaya calisan ucuncu dunya solcususunuz iste
Anlaşılan o ki bir takım sezgiler vb. üzerinden yorumda bulunuyorsunuz.
Bence analizleriniz çok yüzeysel...
Ben, herhangi bir şeyi tam olarak imam liselerine ve din dersine toptan bağlamış değilim.
Solculuğumda da son derece seçici olmaya gayret ederim. En önemlisi bir konu hakkında yüzeysel bilgilere dayanarak son derece geniş kapsamlı yorumlarda bulunmam.
Derinlikten söz edip duruyorsunuz, inanın siz ne solculuğu, ne sosyalistliği ne de bununla ilgili birçok şeyi doğru dürüst biliyorsunuz. (Uzun zamandır bu konuda yazdıklarınızı okuduğum için söylüyorum bunları) Veya tek yanlı okuduklarınızla gelip burada bize solculuk dersi vermeye çalışıyorsunuz. Bakın tereciye tere de satılır belki ama biz terenin ne olup olmadığını az çok biliyoruz. Zaman gazetesinde evrim karşıtı teorileri eleştirir gibi solculuğu eleştirmenin ne manası var? Ne demek III. dünya solculuğu, neymiş bu? Güney Afrika'da zencilerin yanında olsam III. dünya solcusu mu olacağım....
Neyse çok uzatmayacağım. Siz bence burjuva sınıfının düşüncelerini benimsemiş birisiniz. O bakımdan ne anlatsam boş.
Hayir, ben satilmis kopegim ve sermayenin usagiyim.
Sn Brain, bu baslikta denmis ki, dini orgutler, bugun iktidari ele gecirip rejimi degistirdiyse, bunu 80 darbesine borclular. Iyi de o zaman neden hep solcular ve kemalistler darbecilere yaltaklaniyor, en azindan medet umuyor? Neden generaller tutuklandikca g.tleri korkudan ucbucuk atiyor? Neden butun darbelerin ana argumani laiklik ve irtica oluyor?
Dini cemaatlerin bugun bunlari yapacak guce sahip olmalari nasil olurda iki saatlik din dersinin bir getirisi olabilir? Kendi yontemlerinde belki ornek alinmasi gereken seyler yok mudur? Ayrica nasil olur da bugune kadar darbecilere en cok karsi cikan gruplardan biri olduklari inkar edecek kadar alcalabilliyorsunuz?
Guney Afrika zencilerine yardimci olmak 3. dunya solculugu degildir. Ucuncu dunya solculugundan daha once biraz bahsetmistim. Emperyalizm ve fa$izm konularinda saplantili, tependen inmeci(gerekirse cunta ile), farkinda olarak veya olmayarak milliyetcilik yapan, antiemperyalist olduguna inandigi kanli diktatorleri alkislayan bir solcu tiplemesidir. Yerli gorunumundeki burjuva icin balli lokum kadar tatlidir bunlar
Ben burada kendi benimsediğim sol, sosyalist anlayışa göre konuşuyorum ve başkalarının düşünceleri onları ilgilendirir, yanlışları da onları bağlar. Elebtte onları eleştirir, yanlışlarını söyleriz; ama onların yanılması bizim düşüncelerimizin yanlış olduğu anlamına gelmez. Çünkü onlarla olan düşüncelerimizde zaten ciddi farklılıklar var.
Ulusalcı olmadığımı söyledim sanırım. Diktatörleri desteklemediğimi de söylemiştim.
Darbecileri eleştirmek vb. filan tek başına demokrat olmak için yeterli bir unsur değildir. Belki gerekli unsur olabilir ama yeterli değildir.
Demokratlık dersi verenler önce kendi içlerinde demokrat olmalı ve bu bakımdan tutarlı davranmaları gerekir.
Bir başlıkta "canciğer kuzu sarması" olup ulusal birliğe ve Cumhuriyet değerlerine karşı saldırıya geçen kesim, bir diğer başlıkta "kanlı bıçaklı" kavga etmeye başlıyor.
Demek ki kazara cumhuriyet rejimini değiştirmeyi başarsalar, iç savaş sürecine sokacak bunlar bizi.
Eğer bir sosyolog olsaydım, çok güzel tezler hazırlardım bu sitenin politika bölümünden.
Tukiye'de sol denilen sey milliyetci/otoriter ve anti ozgurlukcudur. Zihinleri o kadar sigdir ki, onlar gibi dusunmeyen herkezi kendilerine dusman sanirlar. Kendileri ne kadar inkar etse hepsi ozu itibariyle kemalisttir.
Turkiye solunda istisnai bir tek grup vardir. Onlar da "yetmez ama evet" 'cilerdir. Solcularda bulunan kemalist ozu reddetmeleri ve cumhuriyeti sorgulayabilmeleri, bu grubu sol cenah icinde bir nefret odagi haline getirmistir zaten
Bu adamlarin hayati tam bir kifayetsizlik ornegidir. Elli yildir kendi basaramadiklarini basaran muhafazakarlara nefret kusmakta, akp'nin sivil diktasindansa, kemalist diktatorluge yaltaklanmaya devam etmektedirler
Tukiye'de sol denilen sey milliyetci/otoriter ve anti ozgurlukcudur. Zihinleri o kadar sigdir ki, onlar gibi dusunmeyen herkezi kendilerine dusman sanirlar. Kendileri ne kadar inkar etse hepsi ozu itibariyle kemalisttir.
Turkiye solunda istisnai bir tek grup vardir. Onlar da "yetmez ama evet" 'cilerdir. Solcularda bulunan kemalist ozu reddetmeleri ve cumhuriyeti sorgulayabilmeleri, bu grubu sol cenah icinde bir nefret odagi haline getirmistir zaten
Bu adamlarin hayati tam bir kifayetsizlik ornegidir. Elli yildir kendi basaramadiklarini basaran muhafazakarlara nefret kusmakta, akp'nin sivil diktasindansa, kemalist diktatorluge yaltaklanmaya devam etmektedirler
Kusura bakma ama son derece yüzeysel bir yorum.
Jadı Kemalizm vb. ABD'yi filan da eleştiriyorsun ama öte yandan burjuva değerlerine epey bağlı birisin.
Yetmez ama Evetçiler de ne yazık ki öyledir...
Sizin büyük çelişkiniz ne biliyor musun: o diktatörleri de, sandığınız içi boş demokrasi de alıp pullayarak size satan çoğunlukla o göremediğiniz burjuvadır. Siz de ne yazık ki onun burada borazanlığını dolaylı veya dolaysız biçimde yapmaktasınız...
Sen 1930'larda yaşasaydın büyük ihtimalle Kemalist biri olup bana onun nimetlerini anlatacaktın. 2000'lerde yaşadığın için şimdi cemaatleri anlatıyorsun.
Çünkü büyük şef öyle istiyor. Time dergisi kapağına bak o da az çok öyle istiyor. Sen de Time dergisinden farklı bir şey söylemiyorsun. Zamana göre Time dergisi söylem değiştiriyor o kadar, sen de ona bağlı değişiyorsun o kadar.
Turkiye solunda istisnai bir tek grup vardir. Onlar da "yetmez ama evet" 'cilerdir. Solcularda bulunan kemalist ozu reddetmeleri ve cumhuriyeti sorgulayabilmeleri, bu grubu sol cenah icinde bir nefret odagi haline getirmistir zatenSenin gibi bir siyasal islamcı tarafından takdir edildiklerine göre, pek de yanlış yaptığımız söylenemez.
Artık solun ne olup olmadığına dair söylemlerinizi de bir terkedin, lütfen kendi mezhepsel sorunlarınızı falan tartışın. Parçaladığınız yetmedi, hâlâ üstünde tepiniyorsunuz.
Bu kadar zalim olmayın!
Biliyorum bunları yazarken kahkaha atıyorsunuz ama gına geldi artık.
Sol sizin oyuncağınız değil...
Kusura bakma ama son derece yüzeysel bir yorum.
Jadı Kemalizm vb. ABD'yi filan da eleştiriyorsun ama öte yandan burjuva değerlerine epey bağlı birisin.
Yetmez ama Evetçiler de ne yazık ki öyledir...
Sizin büyük çelişkiniz ne biliyor musun: o diktatörleri de, sandığınız içi boş demokrasi de alıp pullayarak size satan çoğunlukla o göremediğiniz burjuvadır. Siz de ne yazık ki onun burada borazanlığını dolaylı veya dolaysız biçimde yapmaktasınız...
Sen 1930'larda yaşasaydın büyük ihtimalle Kemalist biri olup bana onun nimetlerini anlatacaktın. 2000'lerde yaşadığın için şimdi cemaatleri anlatıyorsun.
Çünkü büyük şef öyle istiyor. Time dergisi kapağına bak o da az çok öyle istiyor. Sen de Time dergisinden farklı bir şey söylemiyorsun. Zamana göre Time dergisi söylem değiştiriyor o kadar, sen de ona bağlı değişiyorsun o kadar.
Sadece abd'ye karsi cikmak ugruna, demokratiklesmenin ve ozgurluklerin onunu tikarim, askeri anayasaya eyvallah derim diyorsun yani. Iste tam bir 3. dunya solcusu
Sadece abd'ye karsi cikmak ugruna, demokratiklesmenin ve ozgurluklerin onunu tikarim, askeri anayasaya eyvallah derim diyorsun yani. Iste tam bir 3. dunya solcusu
Sadece ABD'ye karşı olmak yetmez, böyle bir şey söylemedim.
Ama ABD'nin (EDIT) oyuncağı olanlar asla ve asla demokrat olamazlar.
Sadece ABD'ye karşı olmak yetmez, böyle bir şey söylemedim.
Ama ABD'nin köpeği, soytarısı olanlar, onun oyuncağı olanlar asla ve asla demokrat olamazlar.
Sen de siyasi durusunu abd karsi olmak veya olmamak uzerinden belirliyorsun buyuk ihtimalle. Kemalistler de mesela islami olmak veya olmamak ekseninde bir siyasi tanimlama yaparlar. Siyaset, solculuk, emekcilerden-ezilenlerden-ozgurluklerden yana olmak bundan cok daha kompleks biseydir. Hele, koru korune sig bir abd dusmanligi ile olacak is hic degildir
Su an Turkiye'de ki degisimi, kemalist diktatorlugun yikilisini baltalarsam, abd'nin istemedigi birsey yapmis olurum diyerek, degisimi engelleyerek, nasil solcu olunabilir? Biz evet demekle abd'nin soytarisi oluyorsak, siz 80 anayasasinin degimesine karsi ciktiginizda kimin soytarisi oluyorsunuz acaba? Yoksa bunyenizdeki kemalist genler mi sizi boyle seylere inandiran?
Sen de siyasi durusunu abd karsi olmak veya olmamak uzerinden belirliyorsun buyuk ihtimalle. Kemalistler de mesela islami olmak veya olmamak ekseninde bir siyasi tanimlama yaparlar. Siyaset, solculuk, emekcilerden-ezilenlerden-ozgurluklerden yana olmak bundan cok daha kompleks biseydir. Hele, koru korune sig bir abd dusmanligi ile olacak is hic degildir
Su an Turkiye'de ki degisimi, kemalist diktatorlugun yikilisini baltalarsam, abd'nin istemedigi birsey yapmis olurum diyerek, degisimi engelleyerek, nasil solcu olunabilir? Biz evet demekle abd'nin soytarisi oluyorsak, siz 80 anayasasinin degimesine karsi ciktiginizda kimin soytarisi oluyorsunuz acaba? Yoksa bunyenizdeki kemalist genler mi sizi boyle seylere inandiran?
Yahu Jadı bırak bu boş lafları...
Ne Kemalizmi deyip duruyorsun ikide bir, nedir bu saçmalık?
Kemalist karşıtlığı yaparak, cemaat savunuculuğu yaparak sonra da çaktırmadan dolanıp ABD savunuculuğun alasını yapıp demokrat olacağını mı sanıyorsun?
ABD argümanlarını getirip getirip benimle burada tartışıyorsun....
Kemalizm karşıtı olduğunu savunuyorsun ama öyle bile olamazsın....Çünkü nihayetinde Kemalizm de burjuva ideolojisidir.
Burjuva Kemalizm derse siz de iki gün sonra Kemalizm dersiniz, burjuva cemaat derse siz de onu söylerseniz.
Gelmiş 80 Anayasasına karşı çıkmış bilmem neymiş de onu anlatıyorsun bana.
Yahu geç sen bunları...
Ama neyse sen Time oku, Time yani Türkçesi Zaman değil mi? Onu okuyorsun sanırım?
Hadi bakalım sana iyi Time yani Zaman okumalar.
Sn brain,
Kemalistlerin kendi muhaliflerine seriatci, hain, bolucu demesi gibi, siz de sizin gibi dusunmeyen herkeze burjuva yanlisi, sermayenin adami, satilmis kopek, fa$ist gibi ithamlarda bulunuyorsunuz. Su ana kadar hicbir iletime elle tutulur bir yanit vermedin ama sadece benim burjuva, kemalist ve abd usagi oldugumu geveleyip durdun. Benim, Turkiye solcularinda bulunan kemalist genleri elestirdigim yazilara da cok fazla reaksiyon gosteriyorsun. Cunku gocunuyorsun. Gercekten Turkiye'de ki solcularin kalitesizligine elestirel bakabilsen "kiz dogru soyluyor" derdin. Yani sen de tam olarak benim elestirilerime konu ettigim, Turkiye'ye ozgu ucuncu dunya solcususun.
Sn brain,
Kemalistlerin kendi muhaliflerine seriatci, hain, bolucu demesi gibi, siz de sizin gibi dusunmeyen herkeze burjuva yanlisi, sermayenin adami, satilmis kopek, fa$ist gibi ithamlarda bulunuyorsunuz. Su ana kadar hicbir iletime elle tutulur bir yanit vermedin ama sadece benim burjuva, kemalist ve abd usagi oldugumu geveleyip durdun. Benim, Turkiye solcularinda bulunan kemalist genleri elestirdigim yazilara da cok fazla reaksiyon gosteriyorsun. Cunku gocunuyorsun. Gercekten Turkiye'de ki solcularin kalitesizligine elestirel bakabilsen "kiz dogru soyluyor" derdin. Yani sen de tam olarak benim elestirilerime konu ettigim, Turkiye'ye ozgu ucuncu dunya solcususun.
Jadı;
Benim senden gocunacak bir durumum yok...
Ulusalcı olsam, diktatörleri desteklesem öyleyim derim. Ama değilim diyorum.
Sen doğruyu söylemiyorsun, çünkü doğruyu bilmiyorsun. Ama bildiğini sanıyorsun o kadar.
ABD ne söylüyorsa inan burada sen tekrar ediyorsun.
ABD'nin solcuları lanetlemesi gibi gelip solcuları, sosyalistleri lanetliyorsun.
Çelişkiler içindesin.
Ama ben çok netim. Senin durumunda, bazı bakımlardan, çok net aslında ama görebilene tabii.
Ben solculari lanetlemiyorum. Sol gosterip sag vuranlarla benim derdim. Siz anayasa referanduma hayir oyu verip demokrasiyi, adaleti chp'den beklemeye devam edin. Ben, gozu donmuscesine akp'ye saldirmak yerine, mevcut olandan cok daha fazlasini alabilmek icin mucadele edilmesi taraftariyim.
Ayrica su an hala tam gelismis bir demokratik sisteme sahip olamamamiz akp'den degil, bati standartlarinda sosyal demokrat bir siyasete sahip olamamizdandir
Sn brain,
Kemalistlerin kendi muhaliflerine seriatci, hain, bolucu demesi gibi, siz de sizin gibi dusunmeyen herkeze burjuva yanlisi, sermayenin adami, satilmis kopek, fa$ist gibi ithamlarda bulunuyorsunuz.
Sen kapitalist düzen yanlısı değil misin?
Değilsen nesin o zaman, bunu anlat ki anlayalım bir zahmet.
Sen kapitalist düzen yanlısı değil misin?
Değilsen nesin o zaman, bunu anlat ki anlayalım bir zahmet.
Ben kendimin ne oldugu konusunda neden sana hesap vermek zorunda kaliyorum? Vatan haini veya sakirt olmadigimi ispatlamak icin mi?
Ayrica, kapitalizm dedigin sey nedir? Serbest piyasa ekonomisi mi? Yoksa su paradan para kazanan insanlarin rant etmelerine olanak saglayan sistem mi? Patronlarin var oldugu her duzen kapitalist mi mesela? Yoksa ne? Bu bir rejim mi, yontem mi, ideoloji mi?
Eger cok merak ediyorsan ne sovyetleri, ne Cin'i gunahim kadar sevmem. Azinliklarin- kadin haklarinin- ozgurluklerin- sosyal devletin gelismis oldugu, daha cok ureten ve daha esit paylasan demokratik hukuk devleti istemek icin ille kohnemis stalinist sloganlar mi atmak zorundayiz? Sanki o sovyetler duzeni de demokrasi ve ozgurluk cennetiydi hos
Ben kendimin ne oldugu konusunda neden sana hesap vermek zorunda kaliyorum? Vatan haini veya sakirt olmadigimi ispatlamak icin mi?
Ayrica, kapitalizm dedigin sey nedir? Serbest piyasa ekonomisi mi? Yoksa su paradan para kazanan insanlarin rant etmelerine olanak saglayan sistem mi? Patronlarin var oldugu her duzen kapitalist mi mesela? Yoksa ne? Bu bir rejim mi, yontem mi, ideoloji mi?
Eger cok merak ediyorsan ne sovyetleri, ne Cin'i gunahim kadar sevmem. Azinliklarin- kadin haklarinin- ozgurluklerin- sosyal devletin gelismis oldugu, daha cok ureten ve daha esit paylasan demokratik hukuk devleti istemek icin ille kohnemis stalist sloganlar mi atmak zorundayiz? Sanki o sovyetler duzeni de demokrasi ve ozgurluk cennetiydi hos
Jadı;
Peki kapitalizme, şirketlere karşı önerin ne, cemaatler mi?
Yoksa bir önerin filan yok mu?
Ben kendimin ne oldugu konusunda neden sana hesap vermek zorunda kaliyorum? Vatan haini veya sakirt olmadigimi ispatlamak icin mi?
Sen solculuk konusunda bizi istediğin gibi hesaba çekiyordun. Biraz da biz soralım artık...
Jadı;
Peki kapitalizme, şirketlere karşı önerin ne, cemaatler mi?
Yoksa bir önerin filan yok mu?
Benim uretim konusunda onerilerim, akp'nin neoloiberal politikalarina karsi mucadele etmek, sigortasiz isci calisitirilmasina karsi eylem plani, egitim ve saglik hizmetlerinin kalitesinin ve sayisinin arttirilmasi, kadinlarin ekonomik ve sosyal hataya kalimlari icin acil onlemler, guneydogunun daha uretken olmasi icin birseyler yapmak, halki orgutlemek ve siyasete katilimini tesvik etmek...gibi seyler.
Sen git amerikan filosuna saldir, ben daha ziyade basamak basamak ilerleyip, kucuk kucuk mucadeleler icerisinde olacagim
Benim uretim konusunda onerilerim, akp'nin neoloiberal politikalarina karsi mucadele etmek, sigortasiz isci calisitirilmasina karsi eylem plani, egitim ve saglik hizmetlerinin kalitesinin ve sayisinin arttirilmasi, kadinlarin ekonomik ve sosyal hataya kalimlari icin acil onlemler, guneydogunun daha uretken olmasi icin birseyler yapmak, halki orgutlemek ve siyasete katilimini tesvik etmek...gibi seyler.
İyi güzel de bir yandan bunu söyleyip bir yandan cemaatleri, AKP'yi filan savunmak, oy vermek normal mi sence...
Anayasa'ya EVET oyu verdim diyorsun o anayasa aslında birçok bakımdan, ince ayrıntılar incelenirse, özelleştirmede Danıştay vb. Yargı iptallerini önlemek ve daha başka açılar açısından, neoliberallerin EVET istediği bir Anayasa idi. Ve sen gittin EVET oyu verdin. Bazı haklar güya verildi ama öte tarafta bir sürü şeyler alındı. Bir alıp on, yüz vermek büyük başarı filan değil.
Ayrıca cemaatler vb. savunmak kadınların durumunu iyileştiriyor mu sence, emin misin bu konuda?
Sen git amerikan filosuna saldir, ben daha ziyade basamak basamak ilerleyip, kucuk kucuk mucadeleler icerisinde olacagim
ABD filosuna saldırmaktan söz etmedim.
Ben cemaatleri falan savunmus degilim. Sadece bunlarin guclenmis olmasi sadece 80 darbesiyle alakali bisey degildir dedim. Turkiye'de en rasyonel ve demokratik, sivil mucadeleyi onlar verdi diye dusunuyorum. Eger solculuga bir sinif meselesi olarak bakarsan, bugune kadar Turkiye'de sola en cok yaklasmis olan parti 90'li yillarda Refah partisiydi derim. Ilaveten, Nurettin Sozen'den sonra Rte gercekten cok iyi baskanlik yapip bircok sorunlari cozuyordu. Sonra adami hapse atip siyasetten yasakladilar. Butun bunlari gormezden gelip bu partinin basarisini din dersine baglamak ahmaklik mi yoksa kurnazlik mi bilemedim.
Eger akp'ye ve cemaatlere kudurmus bir aygir gibi saldirmiyorsan, senin onlari savundugunu varsayiyor adamlar ya. Ne zaman adam olacaksiniz siz?
Turkiye'de en rasyonel ve demokratik, sivil mucadeleyi onlar verdi diye dusunuyorum. Eger solculuga bir sinif meselesi olarak bakarsan, bugune kadar Turkiye'de sola en cok yaklasmis olan parti 90'li yillarda Refah partisiydi derim. Ilaveten, Nurettin Sozen'den sonra Rte gercekten cok iyi baskanlik yapip bircok sorunlari cozuyordu. Sonra adami hapse atip siyasetten yasakladilar. Butun bunlari gormezden gelip bu partinin basarisini din dersine baglamak ahmaklik mi yoksa kurnazlik mi bilemedim.
Eger akp'ye cemaatlere kudurmus bir aygir gibi saldirmiyorsan, senin onlari savundugunu varsayiyor adamlar ya. Ne zaman adam olacaksiniz siz?
İyi de sana daha önce sordum bunu neye dayanarak söylüyorsun diye.
Tam bir yanıt alamamıştım.
Jadı Refah partisi çok kolay dönüştürülecek bir partiydi ve dönüştürüldü de.
Ayrıca Refah Partisi nihayetinde ve önemli ölçüde Anadolu burjuvasinin desteklediği bir partidir. Bu desteğin önemli bir kısmını AKP almıştır şimdi.
Ayrıca demokratik bir oluşum filan da değil.
Sosyalistlerin eleştirirken bunları da görmeni beklerim.
İyi de sana daha önce sordum bunu neye dayanarak söylüyorsun diye.
Tam bir yanıt alamamıştım.
Jadı Refah partisi çok kolay dönüştürülecek bir partiydi ve dönüştürüldü de.
Ayrıca Refah Partisi nihayetinde ve önemli ölçüde Anadolu burjuvasinin desteklediği bir partidir. Bu desteğin önemli bir kısmını AKP almıştır şimdi.
Ayrıca demokratik bir oluşum filan da değil.
Sosyalistlerin eleştirirken bunları da görmeni beklerim.
Refah partisi kolay donusturulecek bir parti falan degildi. Darbe yapilip partilerini kapatiyorlar, hapislere atip siyasetten yasakliyorlar adamlari. Sonra bunun adi "kolay donusturulmek" oluyor oyle mi? Insanlara sistem icerisinde baska bir alternatif bikariyorlar mi ki?
90'larda Rp ozellikle varoslarda ve Kurdistan bolgesinde cok faaldi. Ozellikle kadin kollari kapi kapi dolasir, ihtiyac sahiplerine parti ici topladiklari yardimlari ulastirir, diger sorunlariyla da ilgilenmeye calisirlardi. Mesela genelevde calisan kadinlar, Kurtler, varoslar tulum seklinde Refah partisine oy verdiler. Yani toplumun en alt tabakasinda pestil gibi ezilen insanlarin partisiydi bu. Sol ve sag bununla alakali biseydir zaten.
Orgutluluk konusunda verecegim ornek turbanli kizlarin yaptigidir. Orgutleri sayesinde muazzam bir hukuksal mucadele verme sansi buldular. Seslerini herkeze duyurdular. Humeyniyi seviyorum diyen kiz mesela, iki saat icerisinde Kanada'dan siginma almisti mesela. Bunlar hep orgutun onlara getirdigi avantajlar iste. Bizim universitede solcu arkadaslar hayvan gibi dayak yiyip ustune bir bardak su icerlerdi. Cop yediklerinde devrim kahramani olduklarini saniyorlardi. Bunlar hep mantalite farkini gosteren seyler iste.
Ayrica ben solculari elestirmiyorum. Temel mesajim Turkiye'de sol yoktur ve hicbir zaman var olmamistir demek
Refah partisi kolay donusturulecek bir parti falan degildi. Darbe yapilip partilerini kapatiyorlar, hapislere atip siyasetten yasakliyorlar adamlari. Sonra bunun adi "kolay donusturulmek" oluyor oyle mi? Insanlara sistem icerisinde baska bir alternatif bikariyorlar mi ki?
90'larda Rp ozellikle varoslarda ve Kurdistan bolgesinde cok faaldi. Ozellikle kadin kollari kapi kapi dolasir, ihtiyac sahiplerine parti ici topladiklari yardimlari ulastirir, diger sorunlariyla da ilgilenmeye calisirlardi. Mesela genelevde calisan kadinlar, Kurtler, varoslar tulum seklinde Refah partisine oy verdiler. Yani toplumun en alt tabakasinda pestil gibi ezilen insanlarin partisiydi bu. Sol ve sag bununla alakali biseydir zaten.
Orgutluluk konusunda verecegim ornek turbanli kizlarin yaptigidir. Orgutleri sayesinde muazzam bir hukuksal mucadele verme sansi buldular. Seslerini herkeze duyurdular. Humeyniyi seviyorum diyen kiz mesela, iki saat icerisinde Kanada'dan siginma almisti mesela. Bunlar hep orgutun onlara getirdigi avantajlar iste. Bizim universitede solcu arkadaslar hayvan gibi dayak yiyip ustune bir bardak su icerlerdi. Cop yediklerinde devrim kahramani olduklarini saniyorlardi. Bunlar hep mantalite farkini gosteren seyler iste.
Ayrica ben solculari elestirmiyorum. Temel mesajim Turkiye'de sol yoktur ve hicbir zaman var olmamistir demek
Evet istediğin gibi darbe yapıp istediğin gibi at oynatıyorsan kolay biçimde dönüştürülüyorsun demektir. Çünkü kitle sonunda bu değişimin isteğine boyun eğmiştir. Kitle darbecilerin istediği biçimde davranmıştır sonunda.
Refah partisini az çok biliyorum.
Tabanında birçok türbanlı, kadın, işçi vb. de olabilir. Ama üst noktalarda olsun başka bakımlardan olsun burjuva eğiliminde olan ve bu bakımından kolay biçimde dönüştürülecek bir partidir. (Bu darbe olur, ekonomik bir kriz olur başka bir şey olur. Ama sonunda yön verilebilir onu demek istiyorum)
AlbatrosS
30-01-2012, 06:24
Su an 90'li yillarla kiyasladigimizda hayal bile edilemeyecek bir noktadayiz. Ergenekoncular temizleniyor. Birkac yil icerisinde ab'ye girecegiz. Artik dunyanin gelismis ulkeleri kategorisine dahil ediliyoruz...vs. Ama kemocularla solcular hayiflaniyor. Neden? 90'li yillara geri donmeyi, islami gecmisi olan bir hukumete tercih mi ediyorlar yoksa? Bunun icin rabitaya bile yatabilirlerdi
Hrant Dink'i üç-beş çapsız öldürdü denmiş Jadı'dan çıt yok.
Robosky'de 34 can gitmiş Jadı'dan çıt yok.
İçişleri bakanı tuvalden incik boncuka ''terör örgütü'' çıkartmış Jadı'dan çıt yok.
Eğitim bakanı ÜCRETLİ ÖĞRETMENLER TERÖRİSTTİR demiş Jadı'dan çıt yok.
Çalışma ve sosyal güvenlik bakanı AB standartı İLO sözleşmelerini reddetmiş Jadı'dan çıt yok.
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü basın özgürlüğünü yerden yere VURMUŞ Jadı'dan tık yok.
DÜNYA TERÖRİSTLERİNİN ÜÇTE BİRİ TC'DE TUTUKLU Jadı'dan tık yok.
Hayatında hiç tanamıdığı bir gazeteci kaç yüz km uzaktan gelip öldüren çocuğa ''örgütsüz'' diyen yargı YUMURTA ATANI-PUŞU TAKANI terörist yapmakta mahir Jadı'dan tık yok!
Deniz Feneri Eski savcıları TUTUKLANMAK İSTENİR Jadı'dan tık yok.
Kürt sorunu yoktur, görmezseniz yoktur denir... Jadı'dan tık yok.
AKP DEVLETİN KENDİSİ OLMUŞ... Hrant katledilmiş... Katilleri MİLLET VEKİLLİĞİYLE ÖDÜLLENDİRİLMİŞ!
Ardından tesadüf bu ya tam da 24 Nisan'da bir Ermeni er öldürülmüş yanlışlıkla... Jadı diyor ki: KEMALİSSLERRRRRRRRRRRRRRRR!!!
Diyelim ki JADI'nın o aralar işi gücü vardı, tesadüf bu ya. Peki Jadı bulduğu ilk fırsatta nereye geliyor: CEMAATLER!
Robosky katliamı, Dink davası skandalı, tutuklu gazeteci sayısı ve ulusalararası meslek kuruluşlarının eleştirileri... HİÇ BİRİ!
Sayın JADI: HABERVAKTİM... diye bir haber sitesi var. İSLAMCI bir site. Zaman zaman bu sitede youtube paylaşımlarından alıntılar yaptığımız bir şahsın KUR'AN YAKMA EYLEMİ'ni şikayet edip hakkında dava açılmasına neden olan site.
Ne dedi biliyor musunuz Robosky için: PKK İŞİ!!!
Bizler SOLCULAR-ANARŞİSTLER olarak devleti de askeri de iktidarı da eleştirmekten çekinmiyoruz. O yüzden sizin tarafınızdan ''ergenekoncu'' ulusalcılara göreyse ''fetocu''yuz.
Aynı anda ikisi birden olmak bize gurur verir: NEDEN Mİ?
Çünkü bu iktidara da orduya(kemalistlere) da aynı derece ELEŞTİREL yaklaşabildiğimizi gösterir.
ANCAK!
Ben şu koşullarda zırt pırt KEMALİSSSLER! denmesini sizin kadar makul bulmuyorum. Zira, bizzatihi artık İKTİDAR-PERESTLERİN de kabul buyurdukları nispette AKP devletleşip muktedir olabilmiş bir siyasal partidir. Uzunca bir süredir de bu böyle. Yine aynı zaman zarfında yaşanmış-yaşanmamış tüm gelişmeler artık İKTİDARIN SORUMLULUĞUNDADIR: Örneğin DİNK cinayetinin arkasında hangi odakların olduğunun aydınlatılamaması İKTİDARIN SORUMLULUĞUNDADIR. Çünkü, YÜRÜTME olarak davaya katkı yapabilecek birçok estrümana sahiptirler. Oysa iktidar, DİNK ailesinin avukatlarının da belirttiği gibi dava sürecinde tıpkı kolluk güçleri ve adli süreçlerde olduğu gibi sürecin önüne hep ENGELLER KOYDU.
İşte size sihirli soru: İktidarın DEVLETLEŞTİĞİ böylesi bir konjonktürde suikasta giden süreçlerde kritik öneme sahip memurların korunması hatta ödüllendirilmeleri sahiden de DARBECİLERLE HESAPLAŞILDIĞINI GÖSTEREBİLİR Mİ?
AKP kimden, neyden çekinmektedir ki yürütme erkinin başı olarak dava sürecinde bizzat kendisine bağlı 40'tan fazla memurun yargılanmasını engellemiştir?
Darbelerle sahiden hesaplaşıldığı bir ülkede DİNK suikastı işlenip böylesine KARANLIK kalır mıydı?
Darbelerle hesaplaşılan bir ülkede DİNK SUİKASTI davası herkesle resmen dalga geçercesine MÜSAMEREYE döndürülür müydü?
Darbelerle hesaplaşılan bir ülkede Ağar'a neredeyse ''evrakta sahtecilikten'' ceza verilip o da zaman aşımına TERK EDİLİR MİYDİ?
Demokratikleşen bir ülkede içişleri bakanı çıkıp incik boncuk ve tuvalden TERÖR EYLEMİ çıkarabilir miydi?
Eğitim bakanı bir bölgeyi komple terörist ilan edebilir ROBOSKY'DE 34 GENÇ KATLEDİLİP GENEL KURMAY BAŞKANINA TEŞEKKÜR EDİLİR MİYDİ?
Hrant Dink'in katledilmesini bir bakimdan Ugur Mumcu'ya benzetiyorum. O zamanlar sanki bir laiklik tehlikesi varmis gibi gostermek icin bu tip kemalist gazetecilere suikast duzenlenmisti. Hrant'in oldurulmesi ise kemalizmin tasfiye surecinde toplumu bazi seylere hazirlamak icin goz yumulan bir cinayettir
Akp, Hrant Dink cinayetini engelleyebilecegi halde bunu yapmadi. Cunku kisa bir sure sonra ergenekon'un terorist kanadi tutuklanacak, kemalist rejimin kirli camasirlari ortaya dokulecekti. Kamuoyunun Ermeni nefretini yumusatmak ve bazi reformlara hazirlamak icin bu insani kurban verdiler.
Onceden "hepimiz Mustafa Kemaliz" diyen kalabaliklara sonra "hepimiz Ermeniyiz" dedirttiler. Bu sloganin onceden hazirlanmis oldugunu dusunuyorum.
Kisacasi, Ugur Mucu cinayeti ile amaclanan, topluma kemalizm empoze etmekti. Hrant'in katli ise kemalizmin bitirilme surecinin miladi oldu.
Hrant'in katili kemalist polit burodur. Ama akp bunu yapmalarina izin vermis, sonrada bu kirli ceteyi hem devleten hem de toplumdan temizlemeye baslamistir. Senin idda ettigin gibi irkci bir amaclari yoktur, tam tersi, kemalist irkciligin toplumdan temizlenmesi, insanlarin yureklerinin yumusamasi icin uygulamaya konmus bir toplum muhendisligi eylemidir. Lakin ittihatciligi toplumdan temizlemek sandiklarindan daha uzun surecek gibime geliyor.
Ayrica rejimde hala eksiklikler, yanlisliklar, kirlikler vardir ama bunlarla mucadele etme yolu kemalist anayasaya yamanmak olamaz
AlbatrosS
30-01-2012, 06:49
Mevzuya gelelim biraz da:
Sosyo-politik ve bireysel davranış kodlarıyla ideaları düşünüldüğünde ''cemaat tipolojisi''nden kavramın MODERN ANLAMIYLA demokrasi çıkmaz. Zira muhafazakar cemaat tipolojisi gerek ''dinsel'' gerek ''siyasal'' referanslarıyla bir yanıyla mütedeyyin-muhafazakar bir ideanın bir yanıyla imparatorluk bakiyesi milliyetçi bir siyasal akımın izdüşümüdür.
Sosyal açıdan bakıldığındaysa, merkezine ''birey''i değil de ''cemaat''i koyan kültürel ekolün davranışlarının temel güdüsünü ''itikat ahlakına bağlılık ve onu gerçekleştirmek'' oluşturur. Bu tespiti az buçuk felsefe ve sosyoloji okumuş muhafazakar kanaat önderleri de yapmaktadır.
Modern demokrasiyse merkezine bireyin devlet ve her türden otorite karşısında ''özgürlüğünü'' alan bir siyasal akla işaret eder. Şu haliyle her türden iktidarla sorgusuz bir ''biat'' ilişkisine sahip her birey tutuculaşmaya gebedir. Cemaatler siyasal mirasını sahiplendikleri OSMANLICI-TÜRKÇÜ mirasa ek olarak ''dini ahlaki'' bir normatif geleneğe sahiptir.
Bunlar işin sosyolojik kısmı.
Yakın tarihi kısımlarınıysa konu başlığıyla örnekledik. Özellikle Fethullahçı'ların 12 eylül'e karşı bakışını özetleyen enfes belgeler sunduk.
Doğal olarak bu JADI'yı fena sinirlendirdi. FETHULLAHÇI TEKKELERİN 12 EYLÜL REJİMİNİN neredeyse bir BİLEŞEŞENİ olduğunu görmek JADIYI ''darbelerle hesaplaşıyor'' retoriğinden pek işkillendirmişe benzemiyor.
Normaldir, kendileri KEMALİST ZAMANLARINDA DA benzer KATI-İMANLI refleksleri Kemalizm için gösteriyorlardı.
Muhafazakar cenah için ''rejimle hesaplaşmak'' devletin ancak ''BEKASI'' temelinde düşünülebilecek bir olgudur. Örneğin iktidar DERSİM'DE devletin açık açık katliam yaptığını, ortada ÇATIŞMANIN BİLE OLMADIĞINI belgeleriyle söylerken BDP'NİN ''DERSİM GENOSİD'İ İÇİN KOMİSYON KURULMASI ÖNERİSİNİ'' lüzumundan fazla ve tehlikeli bularak reddetti. Düşünün ki iktidar, bizzatihi kendisinin dahi ''sebepsiz bir KIYIM'' olarak gördüğü bir olayda dahi, olayın boyutları devlete içkin ciddi külfetler-sorumluluklar yükleyeceği bir noktada ÇARK ETTİ. Zaten Kılıçdaroğlu'nun ''DİASPORA AĞZI'' ithamıyla gerekli mesajı almışlardı. Sayın Başbakan'ın bu söze ne kadar kızdığını biliyoruz.
Benzer bir tavrı ''tarihiyle hesaplaşan'' iktidarımız ERMENİ SOYKIRIMI'nda çok daha afişe biçimde göstermiyor mu? Ermeni soykırımı hakkında konferans yapan aydınları İHANET EDİYORLAR, ARKAMIZDAN BIÇAKLIYORLAR diyerek tehdit etmemişler miydi? Ya Fransızlara gösterilen tepkilere ne demeli?
Dikkat buyurun, iktidar Dersim konusunda da -olayda en büyük sorumluluğu olmasına rağmen- ''ATATÜRK''ü ağzına anmaması, ÖRNEĞİN İNÖNÜ'yü hedef göstermesi bile salim kafalara oldukça manidardır. Bu bir tesadüf, takıyye falan değil bizzatihi muhafazakar bir reflekstir. Bilinçlidir. Mesaj daima şudur: ÇATIYA DOKUNMA!
Oysa hesaplaşma ''çatıyı yıkmayı'' dahi göze almaktır(burada mecazi anlamda kullanıyorum) Bizzat çatının kendisini hedeflemeyen, resmi tarih yazımını değiştirecek denli cesur davranmayan iktidar bize şu gerçeği söylemez mi?
- Ben bu devletin bileşeni, kendisi ve sahibiyim. Geçmişte bazı şeyler olmuş olabilir, bazı durumlar abartılmış olabilir ancak her ne olursa olsun bunlar o dönem için GEREKLİYDİ!
PEKİ birçok uluslar arası bağımsız kuruluşun da işaret ettiği gibi iktidarın ''muktedirleştikçe'' otoriterleşmesi ne anlama geliyor?
Bakınız, bu eleştiriyi Sayın Başbakana ''yiğidim aslanım'' diyenler de yapıyor. Yani bu üç beş ''ergenekon artığının'' bir söylemi değil.
Demokrasi her şeyden evvel ''salim ve dengeli'' düşünebilen bir aklı varsayar. Ondan da önce ''iktidarla'' arasında daima mesafe koyabilen bir toplumu. Aksi halde, siz de o çok eleştirdiğiniz ''STANİLİSTLERİN'' yanlışına düşer; ve ''entelektüel ancak benim iktidarımı onayandır'' der saçmalarsanız...
AlbatrosS
30-01-2012, 07:05
Hrant Dink'in katledilmesini bir bakimdan Ugur Mumcu'ya benzetiyorum. O zamanlar sanki bir laiklik tehlikesi varmis gibi gostermek icin bu tip kemalist gazetecilere suikast duzenlenmisti. Hrant'in oldurulmesi ise kemalizmin tasfiye surecinde toplumu bazi seylere hazirlamak icin goz yumulan bir cinayettir
Akp, Hrant Dink cinayetini engelleyebilecegi halde bunu yapmadi. Cunku kisa bir sure sonra ergenekon'un terorist kanadi tutuklanacak, kemalist rejimin kirli camasirlari ortaya dokulecekti. Kamuoyunun Ermeni nefretini yumusatmak ve bazi reformlara hazirlamak icin bu insani kurban verdiler.
Onceden "hepimiz Mustafa Kemaliz" diyen kalabaliklara sonra "hepimiz Ermeniyiz" dedirttiler. Bu sloganin onceden hazirlanmis oldugunu dusunuyorum.
Kisacasi, Ugur Mucu cinayeti ile amaclanan, topluma kemalizm empoze etmekti. Hrant'in katli ise kemalizmin bitirilme surecinin miladi oldu.
Hrant'in katili kemalist polit burodur. Ama akp bunu yapmalarina izin vermis, sonrada bu kirli ceteyi hem devleten hem de toplumdan temizlemeye baslamistir. Senin idda ettigin gibi irkci bir amaclari yoktur, tam tersi, kemalist irkciligin toplumdan temizlenmesi, insanlarin yureklerinin yumusamasi icin uygulamaya konmus bir toplum muhendisligi eylemidir. Lakin ittihatciligi toplumdan temizlemek sandiklarindan daha uzun surecek gibime geliyor.
Ayrica rejimde hala eksiklikler, yanlisliklar, kirlikler vardir ama bunlarla mucadele etme yolu kemalist anayasaya yamanmak olamaz
AKP diyelim ki toplumu yeni bir sürece hazırlamak adına bunu yapmadı. Ve adamın öldürülmesini seyretti. Böylece ERGENEKONCULAR toptan yargılamak adına eline müthiş bir fırsat geçecekti.
İnanın bu durumu ben de daha önceden düşünmedim değil. İktidarın Kemalistlerle hesaplaşmak adına bu olaya göz yumduğunu düşünmedim değil. İyi ama gelişmeler bu dediklerinizi doğruluyor mu?
Dink davası'nda Trabzon JİTEM komutanlığı başta olmak üzere askerler dahi doğru düzgün yargılandı mı?
Örneğin Hrant'ı linç eylemlerinin tezgahlandığı bir günde AKP kendi makamına Hrant'ı tehdit eden VALİ'yi(muammer güler) gitti MİLLET VEKİLİ yaptı. Diyelim ki Vali samimi olarak Hrant'ı uyarmak istedi, kendisine dikkat etmesini söyledi; ancak kamu oyunun tüm gözleri üzerinde olan bu ''şüpheli'' şahsı MİLLET VEKİLİ yapmak yerine başka bir bölgeye sürmeyi tercih edebilirdi. Ödüllendirmesi şart değildi.
İktidar özellikle emniyet, bürokrasi ve istihbarat ekürlerinden tüm şahısları buna benzer ufak-tefek atamalarla ÖDÜLLENDİRMİŞTİR.
Örneğin o dönemde İstanbul emniyet amiri Sayın C. Cerrah -yanılmıyorsam Osmaniye- vali olmuştur. Bürokraside bunun afiyeli bir ''ödül'' olduğunu bilmeyen yoktur.
Oysa TANER AKÇAM'IN bu konuda çok daha çarpıcı bir tespiti vardır :
Taner Akçam: Talat Paşa’nın intikamı alınmıştır...
Pazartesi, 23 Ocak 2012 14:48
Marksist.org 'u Facebook'ta takip etmek için tıklayınız
Hrant Dink davası kararı büyük şaşkınlık yarattı. Şaşkınlık iyidir, güzeldir, saflığın ve duruluğun alametidir. Vicdanların hâlâ temiz olduğunu gösterir ve karşıdakinden en azından, sıradan, insani olan birşey beklemenin son derece doğal olduğuna inanan bir ruh halini yansıtır. Aslında fazla şaşırmamıza gerek yoktu; Hrant'ın katillerini saklayanların durdukları yeri bilebilseydik, bizlere nasıl ve nereden baktıklarını görebilseydik ve en önemlisi Hrant Dink cinayeti ile 1915 soykırımı arasındaki bağlantıyı kurabilseydik, şaşırmazdık o zaman. Ve onların, bizlere bakarak hafif bir tebessümle, "çıldırmış mı bunlar; akıllarını mı yemişler; bu devletin kuruluşundan tuğla çektirir miyiz?", dediklerini duyardık. Şaşkınlığımız esas olarak bu cinayet ile Ermeni soykırımı arasındaki kuvvetli bağı göremeyen bizlerin hatasıdır; aslında şaşırmamıza şaşırmak gerekir. Ne üzücü bir şey; onların gördüğünü görmüyor; onların bildiğini bilmiyoruz.
Hrant Dink'i, Talat Paşa'nın öldürülmesinin intikamını almak için öldürdüler. Her şey, ama her şey, 1921 yılında işlenmiş suikastın intikamını almaya uygun örgütlendi. Yasin Hayal'in, McDonalds olayı sonrası, hapisten çıktığında, babası ile Talat Paşa'yı konuştuğunu biliyoruz. Babasına soruyormuş, "baba, Talat Paşa'nın nasıl öldürüldüğünü biliyor musun?" Bayağı bilgi sahibi de olmuş olay hakkında aslına; "Talat Paşa'yı öldüren adamın ceza almadığını, serbest bırakıldığını da biliyor muydun", diye ekliyormuş.
Hrant Dink'i niçin evinin önünde öldürmediler? Ya da niçin kaçırıp, öldürüp, cesedini bir yere atmadılar, diğer faili meçhullerde yaptıkları gibi? Bunların her birisini isteselerdi yaparlardı. Ama böyle yapmak yerine, AGOS'un önünde, caddede, herkesin gözü önünde, hem de arkadan kafasına ateş ederek öldürdüler! Niçin? Çünkü Hrant nezdinde Ermenilerden Talat Paşa'nın intikamını almak istediler. Talat Paşa, 15 Mart 1921'de, Berlin'de, soykırımdan sağ olarak kurtulan Soghomon Tehlirian tarafından öldürüldü. Tehlirian, Talat Paşa'ya arkadan yaklaştı ve kafasına sıkarak öldürdü. Kaçarken yakalandı. 2-3 Haziran tarihlerinden görülen dava sonucunda da beraat etti.
Cinayetin, bilmediğiniz bir başka benzerliği daha var: Tehlirian olay yerinden kaçarken yakalanmıştı ama aslında suikast planını yapanların aldıkları karara göre kaçmaması, olduğu yerde durması ve teslim olması gerekiyordu. Hrant Dink soruşturmalarında var olan bazı kayıtlardan aslında Ogün Samast'ın da kaçmaması, en azından İstanbul'da yakalanması gerektiğinin planlandığı anlaşılıyor. Her şey, 1921'deki gibi olmalıydı. Amaç hem Talat Paşa'nın intikamını almaktı hem de Ermenilere 1915 soykırımını, onların sesini boğmak için yaptıklarını hatırlatmaktı. "Biz bu topraklarda bir Ermeni'ye, 1915'den sonra özgürce konuşma imkânı vermeyiz", demek istiyorlardı. Ah! Onların bildiklerini bilebilsek, onların görebildiklerini biz de görebilseydik...
http://www.marksist.org/haberler/6085-taner-akcam-talat-pasanin-intikami-alinmistir
Yazıda da görüldüğü üzere sizin AKP'nin ittihatçılığı temizlemek hevesi iddianız faraziye'den öte geçmez.
Öyle olduğunu düşünüyorsanız AKP'nin ERMENİ SOYKIRIMI'na olan direncini neyle izah edeceksiniz?
AKP Kemalist bürokrasi ve elitlerle kıyasıya çatışırken ATATÜRK'ten İTTİHATÇI PROJESİ SOYKIRIM'A kadar birçok ''hassas noktaya'' değmez hatta bunları eleştirenleri İHANETLE SUÇLAR.
Tüm bunlar sizin sandığınızın aksine, bizim iddialarımızı güçlendirmektedir. AKP'nin derdi köklü bir temizlik vs değil; devleti güncel rakiplerinden arındırarak eski rejimi'nin ÇATISI'nı muhafaza etmektir.
Aslinda akp Ermeniler ve Kurt sorunu konusunda daha cesur reformlar yapabilrdi ama kendi secmen kitlesi tarafindan kisitlaniyor Albatross. Bu reformlar eninde sonunda olacak ama sadece toplum boyle seylere hazir degil henuz. 80 yildir fasizm insanlarin beynine her kanaldan, degisik maskelerle empoze edimis. En son Fransa yasasindan sonra hic tahmin etmeyecegim insanlar facebookta inanilmaz irkci seyler yazmislardi. Ben asla bu kadar tahmin edemezdim
Jolly Jocker
30-01-2012, 09:24
Jadı,
''AKP daha cesurunu yapacak da toplum buna hazır değil'' şeklindeki iddian akıl dışı.
AKP'nin daha cesur adımlar atacağını nereden çıkarıyorsun bir kere?
Niyet mi okuyorsun? AKP'ye, daha o birşey yapmadan, kafadan demokratlık payesi vermişsin.
Ayrıca ''toplum hazır değil'' ne demek? Hazırla o zaman toplumu!
Her seçim öncesi Ebu Suud Efendiyi överek, milliyetçi söylemi gazlayarak hazırlayamazsın toplumu.
Toplumda, siyasi alanda daha cesur adımların atılmasını önleyen o tutuculuğu yayanlar bizzat AKP'nin de bir parçası olduğu cemaat-tarikat ağıdır zaten.
Ayrıca, ''AKP Hrant'ı kurban verdi'' argümanından da hiçbir şey anlamadım.
Ne alakası var?
AlbatrosS
30-01-2012, 09:33
Aslinda akp Ermeniler ve Kurt sorunu konusunda daha cesur reformlar yapabilrdi ama kendi secmen kitlesi tarafindan kisitlaniyor Albatross. Bu reformlar eninde sonunda olacak ama sadece toplum boyle seylere hazir degil henuz. 80 yildir fasizm insanlarin beynine her kanaldan, degisik maskelerle empoze edimis. En son Fransa yasasindan sonra hic tahmin etmeyecegim insanlar facebookta inanilmaz irkci seyler yazmislardi. Ben asla bu kadar tahmin edemezdim
Aksi tüm deliller ve belgelere karşın AKP'nin eninde sonunda reform yapıp ülkeyi ''demokratikleştireceğine'' dair sarsılmaz inancının sebebi nedir?
Bence senin şöyle bir sorunun var:
Sen öncelikle ''AKP'nin bu ülkeyi demokratikleştireceği'' inancını hiç sorgulamadan kabul ediyorsun. Özellikle bir kısım komutanların tasfiye edilmesi, kısmi anayasa değişikleri ve özellikle ilk dönemlerdeki görece ''demokratik'' söylemleri de buna kesin ve şaşmaz deliller olarak sayıyorsun.
Senin için ordu ve kemalistlerin tasfiyesi tek başına ''iyi bir şey''. Ordu ve kemalistler tamamen tasfiye edilip anayasada bazı iyileşmeler yapılırsa zamanla her şeyin NORMALLEŞECEĞİNE inanıyorsun.
Oysa demokrasi ''iradi'' bir şeydir. Kamuoyuna açık yapılır ve AKP'nin örneğin ''dokunulmazlıkları kaldıracağı'' şeklinde somut bir irade beyanını dahi görmedik. Örneğin seçim barajı ve siyasi partiler yasası gibi değişiklikler hiç gündemlerinde yok.
Oysa yalnızca bu üç değişikliğin yapılması için bile yeni bir ANAYASA'ya ihtiyacımız yok ki. Üstelik bunlar toplum için ''kırmızı çizgilere haiz'' olgular değil. Buna benzer örnekler verebiliriz: Örneğin sendikal haklar, grev ve toplu sözleşme konularında ILO standartları. İktidar bunu kabul edeceğine tam tersi sendikaları geriletiyor(sendika.org'a göz at, haberi göreceksin)
Dikkat ettiysen ilk dönemler ''köklü bir değişim vaadiyle'' siyaseten tutunmaya çalışan AKP'nin siyaset dili de kısmen BUNA UYGUNDU. Örneğin Habur açılımı, TRT ŞEŞ gibi kısmi mevzuları ortaya çıkartan konjonktürde AKP'nin nerdeyse sosyal demokrat söylemleri ve siyaset dili vardı. Öyle ki Laik-BDP'li Kürtler nezdinde bile sempatiyle karşılanırdı bu dil.
Eskiler ''dervişin fikri neyse zikri de odur'' derler. Bahsini ettiğin nispette köklü bir iradesi olan iktidarın dili ve politikaları toplumu o yönde biçimlendirip mobilize edecek bir dil olurdu. Oysa Kürt sorunundan yeni ''anayasa''ya kadar iktidarın dili adım adım ''otoriterleşirken'' bizzatihi kendi tabanının dili de aynı ölçüde ''otoriterleşiyor''.
İktidar yeni anayasa'da ''kırmızı çizgiler olmadığını'' söylediğinde kendi tabanı bu çerçevede tepki verip şekil alırken; tuvalden ''terör çıkartan'' konjonktürdeyse KIRMIZI ÇİZGİLER, DEVLETİN BEKASI öne çıkıyor. Tabanı da bu yönde yeni reaksiyonlar geliştirip mobilize oluyor.
Son seçimlerden beri AKP'nin adım adım sertleşen benzetmek lazım gelirse PUTİNLEŞEN bir yönelimi var. Zaman zaman ''iyi-kötü polisi'' oynasalar dahi ''güven kazanmak'', ''kaybetmeyeceğini bilmek'' iktidara yaramıyor. Görünen o ki İKTİDAR daha fazlasını da istemiyor.
AlbatrosS
30-01-2012, 09:47
cici demokrasi uludere'de 34 can alıp GN. KURMAY BAŞKANINA teşekkür eder. Bizzat sana oy veren Kürtleri bile DEHŞETE UĞRATIRSIN. E, Kürt sorunu diye sen kabul etmesen de bir şey vardır. O saat denir ki :Az sabır, hamdolsun acaip kötü fena demokrasi olacak???
Bizim demokrasi serüvenimiz de hamdolsun ''godot'u beklerken'' son bulacak. Tabi o vakte kadar Kürtlerin yarısını mezara koyacak, kalan yarısını hapse tıkıp bir azını da AKP'ye üye yaparak her bir sorunu çözeceğiz çok şükür.
Hadi bu kadar olmadı da. Sevgili Jadı ULUDERE'den sonra Kürtlerin ne tepkiler verdiğini biliyor mu? Uludere'nin sahiden bir KIRILMA olduğunu duydu mu acaba? Birkaç tane daha Uludere yaşanırsa AKP o koltukta en çok 6 ay kalır. O arada ne ekonomi kalır ne demokrasi projesi: Yalnızca Kürdistan'da kullanacağımız yeni füzeleri konuşuruz...
Ben bu olaylara sizin baktığınız derinliklerden bakamıyorum, mevzu çok açık ve net, akp politikalarıda ortada...Asgari ücretin 280 euro olduğu kalkınma stratejisini yabancı yatırımcı çekmek olarak seçen bir hükümet ne kadar demokratik olabilir? Biraz daha makro düzeyde bakıyorum, Türkiye'de verilen savaşında ekonomik savaşlar olduğuna inanıyorum,
Kalkınma stratejisinin sadece yabancı yatırımcı olduğu bir yerde asgari ücretin 280 eurodan fazla olması veya olabilmesi beklenebilir mi? Veya bir kalkınmadan bahsedilebilir mi?
Kalkınmanın imkansız olduğu bir yerde demokratikleşmeden bahsedilebilir mi?Hukuktan bahsedilebilir mi? Küresel sermayenin işçi ırkı olduğumuz bu durumda insan haklarından özgürlükten ve eşitlikten bahsedilebilir mi? Biz biz değilizki kendimiz için birşeyler yapalım...Bu fakirliğin ve dünyanın 'işçi ırkı' olarak kalabilmemiz sorunsuzca nasıl sağlanabilir?
Muhtemelen cevap din, imanla olacaktır...
Daha önceki yazılarında sayın Jadi Tayyib'in başbakan olma öyküsünü çok güzel anlatmış halkın ona sarıldığını söylemiş ama çok büyük eksiklikle sanırım kendisi bile farkında değil olayların...O yıllarda bütün medyanın küllen Tayyip propagandası yaptığını unutmuş sanırım, veya akp nin braktım illeri ve ilçeleri binlerce köyde anlaşılamaz şekilde ötgütlenmesini görmemiş...Bu adam parayı nereden buldu diye düşündümü hiç?
Ben o tarihlerde kendi yaşadığım köyde ve çevredeki 48 köyde bir anda oluşan örgütlenmeyi açıkça gözlerimle görmüş biri olarak o yıllarda akpnin harcadığı bu muazzam paranın bir gün açıklanacağı umudunu taşıyorum...
Bence halk topluca Tayyib'i kucaklamadı birileri bizi topluca Tayyibin kucağına attı...
İllimünatiler, masonlar gibi safsatalara inanmam ama küresel sermayenin ayrı bir bağımsız devlet, kan emici sülük ve dünyada tanrısal bir güçolduğuna inanıyorum...
Şimdi diyeceksiniz ki efendim dinle imanla ne alakası var küresel semayenin?
Dinlerin özünde olan ve topluma bastırdığı kulluk, kölelik bilinçaltı ve şuuru ile başlıbaşına bir sömürme düzenidir, akp'nin hala dini imanı kullanması ve sanki yeniymiş gibi hala ağlak bir politika izlemesi psikolojik sömürününde en güzel kanıtıdır...Bu şekilde halkı ahmak yerine koyup sömüren kişiler nasıl kendi tırnaklarıyla başbakanlık katına oturmuş olabilirler? Seçilenler ne kadar demokrat seçenler ne kadar özgür iradeli demokratikler olabilir? Akpnin seçmeni ne ister? Kimdir?
Birileri hala ergenekondan kurtulduğumuza sevinsin demokratikleştiğimizi düşünsün başlarına daha büyük bir belanın geldiğinden habersizce...
Bu adamların demokrasi adına yaptığı herşey tarihin rövanşı ve Atatürkçü'lerden öclerini almaktır, muhtemelen yapacakları anayasa ile kendi darbesel yazıtlarını yazacak ve onlarca yıl sürecek hanedanlıklarını sağlama alacaklardır...Çok fazla birşey beklememek lazım...
Jadı,
''AKP daha cesurunu yapacak da toplum buna hazır değil'' şeklindeki iddian akıl dışı.
AKP'nin daha cesur adımlar atacağını nereden çıkarıyorsun bir kere?
Niyet mi okuyorsun? AKP'ye, daha o birşey yapmadan, kafadan demokratlık payesi vermişsin.
Ayrıca ''toplum hazır değil'' ne demek? Hazırla o zaman toplumu!
Her seçim öncesi Ebu Suud Efendiyi överek, milliyetçi söylemi gazlayarak hazırlayamazsın toplumu.
Toplumda, siyasi alanda daha cesur adımların atılmasını önleyen o tutuculuğu yayanlar bizzat AKP'nin de bir parçası olduğu cemaat-tarikat ağıdır zaten.
Ayrıca, ''AKP Hrant'ı kurban verdi'' argümanından da hiçbir şey anlamadım.
Ne alakası var?
Azinlik haklari konusunda Akp'nin lider kadrosu, ozellikle Bulent Arinc bence ciddi acilimlar yapmaya istekliydiler ama su an ben Turk toplumunun durumunu hic begenmiyorum. Hatirla, eskiden "Kurtce kaset yapacagim", " milyonlarca Ermeni ve Kurt oldurulmustur" diyenler bile ergenekon tarafindan linc edilirdi. Artik bu konular cok serbestce konusuluyor. Lakin gel gor ki, bu serbestlik toplumun yarisindan fazlasinda irkci hezeyanlara sebep olmaya basladi. "Hepimiz Ermeniyiz" demeyi veya Ermenilerden ozur kampanyasi gibi seyleri insanlar kaldiramiyorlar. Eskiden sadece mhp'lilerin verdigi irkci refleksleri ben artik universite mezunu, belli bir kultur seviyesine sahip insanlarin bile verdigini gozlemliyorum.
Siz akp'ye kemalist perspektiften baktiginiz icin algilayamiyorsunuz ama dini azinliklar en basindan beri akp'ye destek vermislerdi. Benim sahsen tanidigim Ermeni ahbaplarim, Suryani hastalarim vardi mesala. O zamanlar ben de kemalizme megilli oldugum icin sok oluyordum ama hep akp'liydi onlar. Hrant'in kurban verilmesi biraz buna ithafen soyledim. Onlar, kemalizme karsi akp'yi desteklediklerine gore, akp'nin onceden haberdar oldugu bu cinayeti onlemesi gerekirdi. Hrant Dink cinayeti kesinlikle onceden bahsettigim toplum muhendisligi projesinin bir sonucuydu. "Hepimiz Ermeniyiz" dovizleri bile daha onceden hazirlanmisti bence. Cinayeti isleyen devlet icindeki cete su an tasfiye edildi, bir daha bu tip suikastler eskisi kadar sik olmayacaktir. Burda hukumetin katilimi, bildigi halde goz yummasi, hatta belki lojistik destek vermesidir. Simdi de bu ise bulasan adamlarini harcayamadigi icin sikinti cekiyor
Toplumun hazirlanmasi meselesine gelirsek. Bu is parti baskanlarinin yapacagi konusmalarla olacak is degildir. Ekonomi, egitim, basin, medya ve sivil toplum kuruluslari beraber belli bir surecte toplumu hazirlamasi gerekir. Simdi Tayyip cikip Ermeni soykirimi olmustur dese inan onumuzdeki secim Mhp tek basina iktidara gelebilir, allah korusun. Gerci eminim bir cogunuz akp yerine mhp'yi tercih ederya hos, neyse o konuya girmiyorum
Rte her dort yilda bir secim kazanma kaygisi guden bir siyasetcidir en nihayetinde. Secilme derdinde olan bir adamin meydanlarda soyledigi seyleri cok fazla buyutmemek gerekir. Ozellikle acilimlar konusunda tepki gosteren irkci secmenini bir sekilde kacirmak istemiyor. Yani Tayyip'in o laflari milliyetciligi gazlamaz, zaten son gazda olan bisey daha ne kadar gazlanacak ki?
Tayyip'in gidip Corum gibi bir yerde Ebusuud'u ovmesi hos bisey degil yapmasa keske. Tam olarak elde etmek istedigi sey ne cozemedim ama uzerinde dusunuyorum. Biliyorsun, chp oylarinin yarisi sunni elitlerden, yarisini Alevilerden aliyor. Acaba onun icin mi boyle killik yapiyor ben de anlamadim.
Son olarak da Turkiye er ya da gec Ermeni soykirimini taniyacak, bedelini odeyecek ve tarihiyle hesaplasacaktir. Gerceklerden sonsuza kadar kacamazsin. Bizim gibi olan diger butun ulkelerde, baskici diktatorlukler yikildiktan sonra, o surecte yasanan ama konusulamayan aci olaylar yogun bir bicimde tartisilmaya baslanir. Asil bence koruma kanunu kaldirildiktan sonra Kemal'in butun yaptiklari desifre olunca, insanlarin gozunde oyle hizla itibar kaybetmeye baslayacak ki, muhtemelen Ataturk soyadi kendisinden geri alinip heykelleri falan ortadan yok edilecek. Ama en bir 10-15 yil gerekir buna
Eskiden sadece mhp'lilerin verdigi irkci refleksleri ben artik universite mezunu, belli bir kultur seviyesine sahip insanlarin bile verdigini gozlemliyorum.
Bu gözleminiz doğrudur, bende hernekadar hümanist olmaya çalışsamda açıkyüreklilikle son 5 yılda ırkçılığa doğru kaydığımı, kendimi tutamadığı ve zaman zaman bunu sözlerimle eyleme döktüğümü burada belirtmek isterim...Hernekadar bu durum beni rahatsız etsede ve kendimi bir hasta olarak görsemde üniversite mezunu biri olarak komik rakamlarla sizin deyiminizle kendimi sisteme eklemlendirmeye çalışsamda konfiçyüsvari bir ululuğu kimse benden bekleyemez...Ve kıtlığın rekabetin olduğu yerde kimse haktan hukuktan bahsdemez...
Sorun ekonomiktir...Ne akpni sosyal politikası ne ergenekon olayıdır...
Dünya gelişmişlik endeksinde 2011 yılında 92. sıradayız, gelir dengesizliği ve gelir durumu belli, asgariücret belli..Millet açlıktan kırılmaya başladı ve doğal olarak kıtlığın olduğu bir toplumda demokrasiden ve insanlıktan bahsetmekmek beyhude bir çabadır...
Biz anca fakir fukara demokrasisini tartışırız dururuz, avrupai anlamda demokrasi bu ekonomik seviyede malesef hayaldir...
Benim anladığım demokraside ilk 3 şey sivil toplum örgütlerinin,sendikaların vızır vızır işlemesi, bağımsız bir yargı, siyasi bir kurumdan bağımsız üniversiteler ve beyinlerdir...Bu hakları verdiğiniz anda sizce ertesi gün nasıl bir Türkiye ile karşılaşırız?
Asil bence koruma kanunu kaldirildiktan sonra Kemal'in butun yaptiklari desifre olunca, insanlarin gozunde oyle hizla itibar kaybetmeye baslayacak ki, muhtemelen Ataturk soyadi kendisinden geri alinip heykelleri falan ortadan yok edilecek. Ama en bir 10-15 yil gerekir buna
Bu mümkün olabilir, abdullah'ın imralıdan çıkıp meclise girebilmesiyle aynı olasılıkta bir durum ama bu olduğu anda türkiye 3 parçaya ayrılır, kürdistan sosyalist cumhuriyeti, orta anadolu islam cumhuriyeti, batı anadolu Türk cumhuriyeti...
Aslında herkez mutlu olur, çocukça bir hayal değil bence...Atatürk'ün heykelleri kırılmaya başladığı anda böyle bir 3 e bölünmede herkez için hayırlı olur...
Jolly Jocker
30-01-2012, 23:10
Hrant Dink cinayeti kesinlikle onceden bahsettigim toplum muhendisligi projesinin bir sonucuydu. "Hepimiz Ermeniyiz" dovizleri bile daha onceden hazirlanmisti bence. Cinayeti isleyen devlet icindeki cete su an tasfiye edildi, bir daha bu tip suikastler eskisi kadar sik olmayacaktir. Burda hukumetin katilimi, bildigi halde goz yummasi, hatta belki lojistik destek vermesidir. Simdi de bu ise bulasan adamlarini harcayamadigi icin sikinti cekiyor
Toplumun hazirlanmasi meselesine gelirsek. Bu is parti baskanlarinin yapacagi konusmalarla olacak is degildir. Ekonomi, egitim, basin, medya ve sivil toplum kuruluslari beraber belli bir surecte toplumu hazirlamasi gerekir.
Hrant Dink cinayeti hiçbir toplum mühendisliğinin sonucu falan değildi. AKP de devletçi, milliyetçi, muhafazakar, gayrımüslim düşmanı genlerinin gereğini yaptı. Bunu kabul etmekte direndikçe komplolar kuruyorsun. ''Hepimiz Ermeniyiz'' sloganı ise en çok devleti ve milliyetçileri rahatsız etti. Çünkü o tavırla artık azınlıkları istedikleri gibi hedef alamayacaklarını, üstünü örtebilecekleri ve toplumun sessiz kalıp unutacağı katliamlar yapamayacaklarını gördüler. Yarın aynı tavrın ''Hepimiz Kürtüz'' şeklinde de verilebileceğini sezip telaşa kapıldılar. En sert tepkiyi de MHP başkanı vermişti. O süreci çok yanlış okumuşsun.
Eskiden azınlık haklarını arayanları linç etmeye kalkanlar devlet içindeki bir çeteden ibaret değildi. Halktan da geniş destek bulurdu. En azından ülkücü tabandan. Zaten ergenekon dediğin de o tabana dayanarak ve o tabandan psikopat birkaç genci kullanarak çeşitli linç, cinayet, katliam v.s. tertiplerdi. Şimdi ne var? Şimdi de AKP tabanı ve AKP kadroları var. İmanları demokrasiye değil islama. ''Dine küfür edildiği yerde başlarım demokrasiye!'' zihniyetine sahipler. İfade hürriyetinin ırzına geçmeleri açık bir gösterge. Artık o tabana dayanarak o yöndeki kadrolar ''derin'' faaliyette bulunacak. Sadece seküler milliyetçiliğe değil de muhafazakar bir milliyetçiliğe dayanacaklar. Aman ne büyük fark!
Anlamadığın yer şurası: Toplumdaki milliyetçi, muhafazakar, tutucu, tektipçi kültürel-düşünsel yapı aynen durduğu ve siyasilerin bunu değiştirmek yerine buna hitap edip kaşıyarak oy almaya çalıştığı yerde bu toplumsal tabana dayanarak ve onu kullanarak çete faaliyetinde bulunan bir devlet de her zaman olacaktır. Ergenekon dediğin şey sadece devletin bir parçası değil, devletin ta kendisi. Ulusalcı-milliyetçi ideolojiden ibaret değil bu.
Liberaller olarak hep ne diyordunuz? Devlet ile toplum birbirine karşıt, rollar devletten ziyade topluma verilmeli, ancak o zaman demokratikleşiriz. Asıl olan toplumdu. Doğrudur. Demokratikleşmede asıl önemli olan toplumdur. Toplum demokratik bir kültüre-düşünceye sahip olacak ki onun tercihlerini yansıtan devlet de demokratik olabilsin. Ama uygulamada tam tersi bir yörünge izlediniz. Toplumdaki antidemokratik, tutucu gelişimi umursamadan işi salt devletteki demokratikleşmeye indirgediniz. Hakikaten de Nazi Almanyası öncesi yaşanan aymazlığa benziyor durumunuz. Oradada toplumsal tabanda nazi örgütleri toplumu bir ağ gibi sarıyordu. Bunları engellemeye kalkanlar demokrasi karşıtlığıyla suçlanıyordu. Keza halk serbest seçimlerle Hitleri seçmişti ve buna karşı çıkmak demokrasi karşıtlığı olurdu. Burada sorun nerede? Sorun, toplumsal yapının demokratik olmamasına aldırmadan serbest seçimlere aldanarak demokrasi rüyası görmekte. Toplum demokratik değilse, seçimleri kendi otoriteryan yönelimlerini rahatça iktidara getirmek için kullanır.
Mesela bizim toplumsal yapımız hala milliyetçi, hala muhafazakar. Azınlıklardan şu an sahip olduklarının da alınmasını ister ve bunu seçim sonuçlarıyla da yansıtırsa ne olacak Jadı? Hiç düşündün mü? ''çoğunluk böyle istiyor, demokratik seçim böyle'' deyip tekrardan tasfiye mi edilecek azınlıklar? Bunu sadece bir örnek olarak verdim. Kamuoyu anketlerinden açıkça görüldü. Toplumun çoğunluğu hala ateistlere, gayri müslimlere, şort giyenlere, evlenmeden yaşayanlara, eşcinsellere karşı. Bunları komşu olarak bile istemeyenlerin oranı yarıdan fazla. Eğer demokrasi diyorsan en başta topluma bakılır. Çünkü asıl önemli olan devlet değil toplumdur. Ama siz, başta ortaya koyduğunuz teoriyle de ters düşerek devletçi bir tutum aldınız. ''Toplumu boşver, toplum böyle zaten, değişmez bu, başbakan şimdi toplumun tutuculuğuna mecbuen sesleniyor, kafaya takmamak lazım, önemli olan devletteki değişim'' dediniz. Neyseki bazılarınızın aklı yavaş yavaş başına geliyor. Altan biraderler gibi. Darısı senin başına...
Toplumu hazırlama, demokratik kültürü verme görevinin ekonomiye, eğitime, medyaya, STK'lara düştüğünü söylemişsin. Peki niye hala hiçbir şey yapmıyorlar? Sakın, toplumun genel tutucu kültürüne ters her türlü düşüncenin kovuşturulması yüzünden olmasın? İfade özgürlüğünün olmadığı yerde toplumu nasıl değiştireceksin söyler misin? İfade özgürlüğünün olmaması demek az şey değil. Farklı fikirler dile getirilemeyecek, gelenekseli eleştiren görüşler ifade edilemeyecek demektir. Muhafazakar ekonomi çalışanlarından da muhafazakarlaşmasını bekliyor, işe alırken mütedeyyin olmayı da bir kriter olarak dayatıyor. Böyle mi değişecek, demokratikleşecek toplum? Televizyondaki dizilere bile dans sahnelerinde birinin bacağı göründü diye RTÜK'ten uyarı geliyor. Akit gibi gazetelerin istedikleri gibi at koşturmalarıyla mı toplum demokratikleşecek? Saçmalıyorsun...
Bu eleştirileri yaptık diye bizi kemalist ilan edip kudur şimdi!.. :)
Ama keşke biraz da düşünsen.
Eskiden gözü kapalı Atatürkçüydün şimdi gözü kapalı AKP'li oldun.
Ortasını bulamadın bir türlü.
Sadece ilkelerinden taraf olup partizanlığı bırakamadın bir türlü.
Jolly Jocker
31-01-2012, 01:49
12 Eylül faşist darbesinde ''kendileri içeride fikirleri iktidarda'' olanlar MHP'den ibirat değildi. Erbakancı milli görüşçüler için de aynı durum söz konusudur. Hatta milli görüş hareketinde üst düzey yönetici olanların darbe sonrasında buna benzer söylemleri var. Merak eden varsa google'dan küçük bir araştırmayla bulabilir. Bugün AKP'nin gerek kökleri, gerek ideolojisi, gerekse yönetici kadroları dün 12 Eylül darbesini savunmuş, o darbenin solu yok edip sağa ve cemaatçiliğe ''Yürü ya kulum'' demesiyle bugünkü güçlerine kavuşmuşlardır.
Deniz Gezmiş ile Abdullah Gül aynı dönem öğrenci liderliği yapmışlardı. Deniz için bir takım kendini bilmezler ''devletin adamı'' dediler ama o devlet onu gencecik yaşında astı. Gül içinse ''devleti dönüştürecek, demokrasi şampiyonu'' diyorlar ama o devlet onu en tepe koltuğa oturttu. Olay bundan ibarettir. Herşey gayet açık.
12 Eylül başta olmak üzere darbelerle hesaplaşmak, devleti kuran kemalist ideolojiyle olduğu kadar, özellikle 12 Eylül darbesiyle tavan yapan Türk-İslam senteziyle de hesaplaşmayı gerektirir. Ülkü ocaklarından islamcılara dek her faille hesaplaşılmadan, MHP'den Ocaklara dek hepsi yargı karşısına çıkarılmadan, darbenin ardındaki esas failler olan sermaye sınıfları ve ABD emperyalizmiyle hesaplaşılmadan ne darbe karşıtlığı ne de gerçek bir demokrasi mümkündür. AKP bunların hiçbirini yapamaz. Bu yüzden darbeleri birkaç generalin işi olarak görüp halkın önüne bunları atacak ve demokratikleşme masalları anlatacaktır. Biz bunları yemeyiz. Emperyalizmle, CIA ile, devletle, sermaye sahipleriyle, bugün palazlanan cemaat ve tarikatların dünkü kökü olan Komünizmle Mücadele Dernekleri ve Aydınlar Ocağı ile hesaplaşılmadan demokrasiden bahsetmek liberallerin kandırmacasından ibarettir. Bu tür bir hesaplaşmayı yapıp gerçek bir halk demokrasisini kurmak bu memlekette yalnızca devrimcilerin yapabileceği birşeydir.
..
O kadar cok demagoji yapmissin ki nereden baslayip hangisine cevap yazacagimi bilemedim. Oncelikle demokrasi meselesinden basliyim. Halk cok milliyetci ve muhafazakar oldugu icin bu toplumu donusturmeden demokrasiye gecmek zarar getirir diyorsun. Once topluma bakilir, eger hazir ise demokrasi verilir, degilse verilmez(!) Oncelikle sunu soyliyim. Toplumun hazir olup olmadigina kim ve nasil karar verecek? Ayrica bunu tayin ederken kistas kabul edecegimiz bir ideoloji veya felsefe var mi? Varsa adini alabilirmiyim.
Ikincisi, baktik, test ettik ve anladik ki toplum demokrasiye hazir degil. O zaman ne yapacagiz? Insanlar demokrasi kulturunu benimseyene kadar baski rejimi altinda tutup her on yilda bir teste mi tabi tutucaz? Baktik, yuz yil sonra demokrasiye hazir hale geldiler, ondan sonra mi demokrasi verecegiz? Ayrica butun bunlara karar verecek olan kim allahaskina? Dunyanin neresinde gorunmus boyle bisey? Demokratik olmayan devletlerin tamaminda devletin tepesinde bir sinif oligarsisi olusur. Iktidarlar her zaman yozlasmaya megillidir. Dunyanin en iyi, en durust, en namuslu adamlarini bilimsel yontemlerle belirleyip devlet idaresine getirsen bile o insanlar bir sure sonra yozlasacaktir. Zaten boyle bisey mumkun olsa insanlar neden secim yapsin ki? En akilliyi, en namusluyu getirir devlet baskani yapardik, onlar da en ideal sekilde yonetir giderdi oyle degil mi?
Iktidari ele geciren zumreler bir daha asla kendiliklerinden bu mevkiyi birakmazlar. Bir takim cikar gruplari olusur bunlar toplumu somurmeye baslar. "Hah toplum hazir hale geldi, simdi demokrasi verebiliriz" demezler, koltuklarini asla birakamazlar. Aklini oynattin sen herhalde. Ayrica demokrasinin ruhunu hic ama hic anlamissin. Eger bu tarz fikirlere sahipsen asla demokrat degilsindir, o zaman neden ben demokratim diye yalan soyluyorsun ki? Ugur Mumcu'nun "cici demokrasi" diye demokrasiyi tiye aldigi yazilari vardir. Onlari okumani tavsiye ederim, tam sana hitap eden argumanlar bulacaksin.
Demokrasi kusursuz bir rejim degildir. Yani demokratik secimler sonrasi en mukemmel kadrolar iktidara gelecek diye bir garanti yoktur. Ama yozlasmayi onlemek, devletin halka tabi olmasini saglamak, somuruyu asgariye indirmek icin uygulayabilecegimiz herhangi baska bir sistem de yoktur. Sizin gibi otoriter egilimli insanlar, yeterli olgunluga erismemis bir topluma demokrasi verirsen, bunun kisa surede bir cogunluk diktatorlugune donusecegini idda ederler. Bunun olmamasi icin onerdikleri cozum ise azinlik diktatorlugudur. Yani, ya cogunluk diktatorlugu , ya da bunu engellemek adina hukmeden bir azinlik diktatorlugu olacaktir. Bunlarin ikisinden hangisi daha kotu pek karar veremedim.
Akp demokrasiyi kullanip ozgurlukleri yok ediyor diyor diyorsun. Halkin az gelismis oldugunu soyleyip secim hakkini elinden almak istiyorsun. Cunku senin asil istedigin sey kendi ideolojinin diktatorlugunun kurulmasi. Sen de onlarin muhafazakar olma ozgurluklerini ellerinden alma arzusundasin. Cahil diye asagiladigin halka itham ettigin seyi asil talep eden sensin yani. Herhalde ben cahil degilim, en iyisini ben bilirim gibisinden bir psikoloji icerisindesin.
Akp gercekten diktatorluk kurma yolunda ilerliyor bile olsa, bunu engelleme adina bir azinlik diktatorlugu talep edilemez. Yani bu bir cozum degildir. Bunlarin her ikiside birbirinden beter sistemlerdir. Akp, toplumun demokratiklesmesi icin hicbisey yapmiyor diyorsun. Iyide ne yapacak ki? Ornegin yaklasik %30 civarinda oy chp ve mhp adli iki fasist partiye gidiyor. Bu da mi akp'nin sucu? Ben bu %30'luk oy'un, akp'ye giden oylardan cok daha problematik oldugunu dusnuyorum. Yani sadece akp secmenini asagilamakla olmuyor bu is. Insanlar once demokrasiye hazir hale gelsin, ondan sonra bakariz icabina diyorsan gerceklemesi mumkun olan bisey degil bu.
Kisacasi, demokrasi fikri, cogunlugun en mukemmel secimi yapacagi iddasina dayanmaz. Baskici rejimlerde halk devletten korkarken, demokratik sistemde devlet halktan korkar. Temel gaye budur. Ikinci olarak, demokrasiye gecmeden once toplumu milliyetcilik ve muhafazakarliktan arindirmak icin baski altinda egitme fikrine gerizekalilar bile guler. Hele ki bu cagda, bir toplumun devlet baskisi altinda cagdaslasmasini beklemek bilemiyorum yani. Guzel bir espri
Jolly Jocker
31-01-2012, 02:55
Jadı,
Bugün cidden senin için endişelendim.
Onca yazdığım şeyden bunları mı çıkardın?
''Önemli olan toplumdur, toplumun demokratikleşmesidir'' sözünü, ''Toplum demokrasiye hazır değilse baskı rejimi kuralım anlamında'' değil; toplumu görmezden gelerek demokrasinin olmayacağı, demokrasiye toplumsal tabana da yayarak gerçek kılma mücadelesi vermek gerektiği, bu mücadeleden kaçanların demokrat olamayacağını belirtmek için ettim.
Sadece seçime indirgenmiş bir sistemin gerçek bir demokrasi olamayacağını belirttim.
Bunu, baskı rejimi kurmak için değil, demokrasiyi tabana da yayıp daha gerçek kılmak için yazıyorum.
Devlet yönetimini, siyasal hayatı demokratikleşmenin yetmeyeceğini, toplumsal yaşamın da demokratikleştirilmesi mücadelesinin verilmesi gerektiğini belirtiyorum.
Yani demokrasiyi yetersiz bulup rafa kaldırmayı önerdiğim yok. Aksine, demokrasiyi derinleştirmeyi önerdim. Ama o kadar önyargılısın ki yazılanı algılayamıyorsun bile. Psikolojin bozulmaya başlamış artık. Paranoya yapıyorsun resmen.
Jadı,
Bugün cidden senin için endişelendim.
Onca yazdığım şeyden bunları mı çıkardın?
''Önemli olan toplumdur, toplumun demokratikleşmesidir'' sözünü, ''Toplum demokrasiye hazır değilse baskı rejimi kuralım anlamında'' değil; toplumu görmezden gelerek demokrasinin olmayacağı, demokrasiye toplumsal tabana da yayarak gerçek kılma mücadelesi vermek gerektiği, bu mücadeleden kaçanların demokrat olamayacağını belirtmek için ettim.
Sadece seçime indirgenmiş bir sistemin gerçek bir demokrasi olamayacağını belirttim.
Bunu, baskı rejimi kurmak için değil, demokrasiyi tabana da yayıp daha gerçek kılmak için yazıyorum.
Devlet yönetimini, siyasal hayatı demokratikleşmenin yetmeyeceğini, toplumsal yaşamın da demokratikleştirilmesi mücadelesinin verilmesi gerektiğini belirtiyorum.
Yani demokrasiyi yetersiz bulup rafa kaldırmayı önerdiğim yok. Aksine, demokrasiyi derinleştirmeyi önerdim. Ama o kadar önyargılısın ki yazılanı algılayamıyorsun bile. Psikolojin bozulmaya başlamış artık. Paranoya yapıyorsun resmen.
Ne bileyim. Su asagidaki cumleyi okuyunca baska bisey aklima gelmedi.
Eğer demokrasi diyorsan en başta topluma bakılır. Çünkü asıl önemli olan devlet değil toplumdur. Ama siz, başta ortaya koyduğunuz teoriyle de ters düşerek devletçi bir tutum aldınız
Demokratik bir rejimin tesisi icin boyle bir sarta gerek yoktur. Bir ulkede demokrasi vardir veya yoktur. Zaten olmayan bir sey icin "dur bakalim, once bir toplumu kontrol edelim" denmez. Herhangibir on hazirlik asamasi da olmaz. Mesela demokratik rejimin vesayeti olmaz. Cunku eger vesayet varsa demokrasi zaten yoktur. Olmayan seyin vesayeti olmaz. Bunlar cok mantiksiz cikarimlar. Eger toplumun demokratiklesmesini istiyorsan bunu baski altinda yapamazsin. Herhangibir toplusal on sartta kosamazsin. Bunu mevzu bahis konusu bile yapamazsin. Yapiyorsan sana kendinde bu hakki nerden buluyorsun diye sorarlar. Eger o toplum bizi kesinlikle cogunluk diktatorlugune surukleyecekse de zaten asagisi sakal, yukarisi biyiktir. Kaybedecek hicbiseyimiz yok yani
Jolly Jocker
31-01-2012, 03:27
Hala inatla yanlış anlıyorsun.
''Önce toplum'' derken toplumu (yükselen Anadolu sermayedarlarını değil, emekçi yığınlarıyla toplumu) temel almak gereklidir demeye çalışıyorum. Şarttır bu. Aksi halde bal gibi azınlık diktatörlüğü kurmuş olursun. Azınlık yönetimi asker veya bürokrat yönetiminden ibaret değil. Kapitalistlerin yönetimi de azınlık yönetimidir, oligarşidir. Gerçek bir demokrasi için devletten önce topluma bakılır. Toplumsal yaşamın demokratikleşmesi, toplumsal kültürün, egemen ideolojinin demokrasi içermesi, toplumun temel değerlerinin demokratikleşmesi gerekir. Aksi halde demokrasi -tıpkı liberallerin ve senin yaptığın gibi- serbest seçimciliğe indirgenmiş olur. Sadece seçime bakarak demokrasi dersen, otoriter ilişkilerin devam ettiği toplumsal yapıdan seçimler oluyla ikinci bir Hitler bile çıkar. Mesela Kürtlerin hak mücadelesi yeni bir evreye girse Türk milliyetçiliğinin kuduracağı, toplumun milliyetçi değerlere devam eden bağı sebebiyle MHP-CHP ikilisinin belki de seçim yoluyla iktidar olacakları olasılığı var. Ancak böyle bir şey olunca mı anlayacaksın toplumun demokratikleşmesi sağlanmadan devletteki sınırlı demokratikleşmenin pek bir anlam ifade etmediğini?
Bunu, ''toplum demokrasiye hazır değilse demokrasiyi ortadan kaldıralım'' anlamında söylemiyorum. Zaten hiçbir toplumu, demokrasiyi ortadan kaldırarak demokratikleştiremezsin. Toplum demokratik değerleri benimsememişse sizin seçimciliğiniz demokrasiyi ortadan kaldırmak isteyenlerin aracı konumuna düşecektir diye uyarıyorum. Bu uyarıyı gerçek bir demokrasi için yapıyorum.
Kafan basıyor mu?
Daha basitleştirilmiş anlatayım. Şablonlarla;
Kemalist: Toplumun demokratik olmadığını söyleyip vesayet kurumunu savunur.
AKP'li liberal ve muhafazakar: Toplumun demokratik kültüre sahip olmamasını umursamadan devleti demokratikleştirebileceğini ve sağlıklı-kalıcı bir demokrasi inşa edebileceğini zanneder.
Devrimci: Gerçek bir siyasal demokrasi için toplumsal demokrasinin de gerekli olduğunu görür. Devletteki demokratikleşmenin toplumsal hayat ve kültürdeki demokratikleşmeyle tamamlanması gerektiğini, aksi halde yarım kalacağını ve başarısız olacağını belirtir.
Şimdi bastı mı kafa?
Hala anlamadıysan yapacak birşeyim yok.
Eger toplum yeteri kadar demokratik degilse, demokratik sistem cogunlugun azinligi ezmesiyle neticelenir diyorsun ozetle. Birde nazi ornegini falan verdin. Demokratik secimlerle gelen bir partinin kendi diktasini kurmayacagini nerden bilecegiz demeye getiriyorsun iste. Bunlar hep antidemokratik insanlarin kullandigi argumanlardir.
Demokrasi binlerce yildir Avrupa'da uygulanagelmis bir rejim. Bu bu tehlikeler uzun yillar once gorulmus ve gerekli tedbirler alinmis elbette. Kuvvetler ayriligi, vatandaslarin anayasal haklara sahip olmasi, ust hukuk mahkemeleri, uluslararasi anlasmalar...vs gibi. O makamlara gelen politikacilarin nasil bir arzuyla kazik cakmak istediklerini gormemek icin kor olmak gerekir.
Biz daha surda askeri diktatorlukten kurtulali uc bes yil oldu. Gerci yeni anayasa yapilmadigi icin tam kurtulduk bile denemez. Sadece generaller pratikte otorite ve itibarlarini yitirdiler o kadar. Genelkurmay hala savunma bakanligina tabi bir kurum haline getirilebilmis degil. Askeri mahkemeler hala orada. Hala harcamalari danistayca denetlenemiyor. Mgk, anayasa mahkemesi hala varligini devam ettiriyor. Butun bunlarin bir an once yok edilmesi gerekir. Bunlari yasal olarak demokratik bir hizaya sokmadigin surece, eski guclerini yeniden kazanmayacaklarina nasil emin olabilirsin ki?
Butun bu rezilliklerle ugrasmak yerine yok akp yalanciymis da yok toplum muhafazakarmisda diktatorluk olacak diye korkuyorlarmis. Diktatorluk kurumlari hala varligini devam ettiriyor ama sen nelerle ugrasiyorsun. Hadi ordan ya
AlbatrosS
31-01-2012, 04:34
Azinlik haklari konusunda Akp'nin lider kadrosu, ozellikle Bulent Arinc bence ciddi acilimlar yapmaya istekliydiler ama su an ben Turk toplumunun durumunu hic begenmiyorum. Hatirla, eskiden "Kurtce kaset yapacagim", " milyonlarca Ermeni ve Kurt oldurulmustur" diyenler bile ergenekon tarafindan linc edilirdi. Artik bu konular cok serbestce konusuluyor. Lakin gel gor ki, bu serbestlik toplumun yarisindan fazlasinda irkci hezeyanlara sebep olmaya basladi. "Hepimiz Ermeniyiz" demeyi veya Ermenilerden ozur kampanyasi gibi seyleri insanlar kaldiramiyorlar. Eskiden sadece mhp'lilerin verdigi irkci refleksleri ben artik universite mezunu, belli bir kultur seviyesine sahip insanlarin bile verdigini gozlemliyorum.
Ameller niyetlere göredir. Dervişin fikri neyse zikri de odur. Bu iki sözü ''siyaset'' tartışırken akılda tutmamız gerekiyor. Ancak siyaseti NİEYETLER üzerinden okumaya çalışmak da bizi ''havanda su döğmeye'' iter. Niyetleri okumaya çalışmak yerine somut işler, somut söz ve eylemler üzerinden gitmek daha mantıklıdır.
Senin durumun meşhur Bektaşi fıkrasını andırıyor ''Aslında yok diyecek de cemaatten korkuyor''.
Hepimiz ilk birkaç yılda atılmış ''son derece cüzi'' bazı somut adımları, bazı ''populist demokrasi söylem''lerini ve bir cinayete ORTAK OLMUŞ bir iktidarı görüyoruz. Zamanında iktidara oldukça aktif destek vermiş önemli simaların dahi ciddi eleştirilerine mazhar olmuş bir siyasal parti görüyoruz.
Aslında olan biteni sen dahil herkes gayet net biçimde görüyor. Yalnızca bunun adını koyamıyor. Tıpkı dün olduğu gibi bazı stratejik yanlışların içinde debelenmeye devam ediyorsunuz. M. Altan gibilerin de temel sorunu buydu. Belki biliyorlar, ama ''ehven-i şer'' adına destekliyorlardı, ancak siyasal iktidarın radikal paradigma değişiminde bulunmadan; radikal,tutarlı, iradi ve TOPLUMSAL MOBİLAZASYONU ÖRGÜTLEYECEK siyasal aklı geliştirmeden ''demokrasi''nin gerçekleşmeyeceğini herkes bal gibi söylüyordu. Daha bu olayların hiçbiri olmadan ''yeni anayasa tartışmalarında'' YETMEZ AMA EVETÇİLER'e bu gerçeği söyledik ve şunu ilave ettik: Yetmeyen, yetmeyecek olan ''şey'' ileride iktidarın ''otoriter'' politikalarına sübap işi görüp ONLARI MEŞRULAŞTIRACAK.
Netekim, iktidara hangi alanda eleştiri getirirsek getirelim ''eskiden şöyle miydi, böyle miydi'' cümleleriyle karşılaşıyoruz. Bu bizzat siyasal iktidar ve onun destekçilerinin ürettiği siyasal bir MEVZİ söylemidir. İsterseniz deneyin. İktidarı ne yönden eleştirirseniz size ''önceden böyle miydi'' şeklinde bir salvo gelecektir.
Siz akp'ye kemalist perspektiften baktiginiz icin algilayamiyorsunuz ama dini azinliklar en basindan beri akp'ye destek vermislerdi. Benim sahsen tanidigim Ermeni ahbaplarim, Suryani hastalarim vardi mesala. O zamanlar ben de kemalizme megilli oldugum icin sok oluyordum ama hep akp'liydi onlar. Hrant'in kurban verilmesi biraz buna ithafen soyledim. Onlar, kemalizme karsi akp'yi desteklediklerine gore, akp'nin onceden haberdar oldugu bu cinayeti onlemesi gerekirdi. Hrant Dink cinayeti kesinlikle onceden bahsettigim toplum muhendisligi projesinin bir sonucuydu. "Hepimiz Ermeniyiz" dovizleri bile daha onceden hazirlanmisti bence. Cinayeti isleyen devlet icindeki cete su an tasfiye edildi, bir daha bu tip suikastler eskisi kadar sik olmayacaktir. Burda hukumetin katilimi, bildigi halde goz yummasi, hatta belki lojistik destek vermesidir. Simdi de bu ise bulasan adamlarini harcayamadigi icin sikinti cekiyor
Toplumun hazirlanmasi meselesine gelirsek. Bu is parti baskanlarinin yapacagi konusmalarla olacak is degildir. Ekonomi, egitim, basin, medya ve sivil toplum kuruluslari beraber belli bir surecte toplumu hazirlamasi gerekir. Simdi Tayyip cikip Ermeni soykirimi olmustur dese inan onumuzdeki secim Mhp tek basina iktidara gelebilir, allah korusun. Gerci eminim bir cogunuz akp yerine mhp'yi tercih ederya hos, neyse o konuya girmiyorum
Rte her dort yilda bir secim kazanma kaygisi guden bir siyasetcidir en nihayetinde. Secilme derdinde olan bir adamin meydanlarda soyledigi seyleri cok fazla buyutmemek gerekir. Ozellikle acilimlar konusunda tepki gosteren irkci secmenini bir sekilde kacirmak istemiyor. Yani Tayyip'in o laflari milliyetciligi gazlamaz, zaten son gazda olan bisey daha ne kadar gazlanacak ki?
Tayyip'in gidip Corum gibi bir yerde Ebusuud'u ovmesi hos bisey degil yapmasa keske. Tam olarak elde etmek istedigi sey ne cozemedim ama uzerinde dusunuyorum. Biliyorsun, chp oylarinin yarisi sunni elitlerden, yarisini Alevilerden aliyor. Acaba onun icin mi boyle killik yapiyor ben de anlamadim.
Son olarak da Turkiye er ya da gec Ermeni soykirimini taniyacak, bedelini odeyecek ve tarihiyle hesaplasacaktir. Gerceklerden sonsuza kadar kacamazsin. Bizim gibi olan diger butun ulkelerde, baskici diktatorlukler yikildiktan sonra, o surecte yasanan ama konusulamayan aci olaylar yogun bir bicimde tartisilmaya baslanir. Asil bence koruma kanunu kaldirildiktan sonra Kemal'in butun yaptiklari desifre olunca, insanlarin gozunde oyle hizla itibar kaybetmeye baslayacak ki, muhtemelen Ataturk soyadi kendisinden geri alinip heykelleri falan ortadan yok edilecek. Ama en bir 10-15 yil gerekir buna
Sayın Jadı;
Sizin ''seçim kaygısı'', ''toplum muhafazakar'' vb dediğiniz şeylerin bir parça gerçekliği olsa dahi siyaset biliminde bundan daha ''öncel'' bir realite vardır: SÜREKLİLİK.
Devletlerde devamlılık esastır. Devamlılığın olmadığı yerde radikal ve köklü bir rejim değişikliği yaşanmış demektir. Türkiye böyle bir dönüşümü yaşamadığı ve radikal paradigma değişimleri olduğunu iddia edemiyeceğimiz için akla gelen en makul şey ''devamlılıktır''.
Bunun Türkiye siyasal iklimindeki karşılığı bir yandan devletin devamlılığı iken beri yandan AKP'nin devletleşmesidir. Örneğin Gün Zileli bunu AKP'nin ''devletleşip devleti ele geçirirken devletin de Akp'yi ele geçirmesi'' olarak tanımlar.
Sayın Ahmet Altan başka bir dille ve cüz'i olarak ''demek ki iktidarın devleti dönüştürmek gibi bir derdi yok, derdi onu ele geçirmekmiş'' der. Bir başka ALTAN, Mehmet de aynı gerçeği dile getirir: Akp devleti ele geçiriyor ama onu dönüştürmüyor. Bu isteği ve iradesi durdu.
Altan'lardan çok daha önce bu gerçeği- 12 eylül referandumunda evet demiş olan- Demokrat Yargı Derneği başkanı OSMAN CAN söylemişti.
Ermeni Soykırımı üzerine eşsiz çalışmalarıyla bilinen Taner Akçam bu gerçeği DİNK SUİKASTI paralelinde ''TALAT PAŞA'NIN ÖCÜ ALINMIŞTIR'' adlı makalesinde söyledi. Bu başlıkta link'ini verdim, göz atmanda fayda var.
Bizler AKP'nin devleti ele geçirip devletleştiğini kabul etmedikçe ne bugün durduğu yeri ve icraatlarını ne de Dink suikastini tam olarak anlayabiliriz. Küçümseyip yok saydığım sanılmasın; ancak, Ergenekon ve Kemalizm öcüleri tüm olan bitenin kaotik gerçekliğinde bizzat siyasal iktidar tarafından elimize verilmiş OYUN HAMURU işlevi görebilir.
Ergenekonu anlamak için DEVLETİ ANLAMAK gerekir. Devleti ''ortak ve benzer çıkarlar'' nispetinde bir ''bileşen'' olup kurumsallaşmış ideolojik tavırlar ve stratejik çıkarlardan müteşekkil bir kurum saymazsak işimiz zor. Şu haliyle ''paradigmanın değişmesi'' eski kurum, yapıları , ideolojisi, kadroları ve toplumuyla radikal bir dönüşümü demektir.
Hülasa bir yerde eski bir rejim varsa ''demokratikleşme ve dönüşüm'' mecazi anlamda DEVLETİN YIKILMASI demektir. Demokratikleşme ''vakti zamanında birtakım usulsüz işler yapılmış, tavan arasında saklanmış olabilir. Artık devir değişti, böyle şeyler olmayacak'' deyip ÇATIYA DOKUNMAYIN demek paradigma değişimi ve dönüşümü anlamına gelmez. Dönüşüp çatı'nın değiştirilmesi ve AKTARILMASI işidir. Ve bu iş çatıdaki birkaç kırık kiremitin değişmesiyle olacak bir şey değildir.
Jolly Jocker
31-01-2012, 05:33
Eger toplum yeteri kadar demokratik degilse, demokratik sistem cogunlugun azinligi ezmesiyle neticelenir diyorsun ozetle. Birde nazi ornegini falan verdin. Demokratik secimlerle gelen bir partinin kendi diktasini kurmayacagini nerden bilecegiz demeye getiriyorsun iste. Bunlar hep antidemokratik insanlarin kullandigi argumanlardir.
Sadece antidemokratik insanların değil hakiki demokratların da argümanıdır bunlar. Biraz ezberini bozuyoruz ama kusura bakma. Bir insan bu eleştirileri vesayet rejimini önermek için de yapabilir mevcut demokrasiyi daha da derinleştirmek için de. Üstelik sana amacımın bu olduğunu açıkça belirtmiştim de. Eksik haliyle mevcyt demokrasiyi ortadan kaldırmak değil derinleştirmeyi önerdiğimi belirttim. Mevcut seçimciliğe indirgenmiş demokrasinin otoriter yönelimlerin önünü açma ihtimali vardır. Ama bunun çözümü vesayet rejimi kurmak ya da bu tehlikeye siz gibi kayıtsız kalmak değil toplumsal yaşamı demokratikleştirmek üzere atılım yapmaktır.
Demokrasi binlerce yildir Avrupa'da uygulanagelmis bir rejim. Bu bu tehlikeler uzun yillar once gorulmus ve gerekli tedbirler alinmis elbette. Kuvvetler ayriligi, vatandaslarin anayasal haklara sahip olmasi, ust hukuk mahkemeleri, uluslararasi anlasmalar...vs gibi. O makamlara gelen politikacilarin nasil bir arzuyla kazik cakmak istediklerini gormemek icin kor olmak gerekir.
''Binlerce yıldır'' mı? Hayal mi görüyorsun? Avrupa'nın demokrasiyle tanışıklığı üçyüz yıldan eski değil. Öte yandan Avrupa ülkeleri düne kadar Nazizmle, faşizmle, Franko'yla, Tatcherizmle uğraşıyordu. TC'nin aralarında olduğu pek çok ülkede de sizin yarım yamalak -yani toplumdan soyutlanmış, sadece devlet yönetimine indirgenmiş- demokrasiniz darbelerle, kontrgerillalarla ayakta tutulabilmişti. Unuttun mu? Bugün Avrupa demokrasi konusunda düne göre nispeten rahat etti çünkü nazizm ve faşizm tecrübelerinden Avrupa toplumu ders çıkardı. Avrupa'daki ifade özgürlüğü ve sekülerleşmenin boyutu da çok yüksek. Bu yüzden Avrupa toplumu emokratik bir kültürü benimseyebildi. Ama bizde bu yok. Sen Türkiye toplumu ile Avrupa toplumunu aynı mı sanıyorsun? Kültürler, toplumsal değerler eş derecede demokratik mi sanıyorsun? Hayal görme.
Ayrıca tedbir alınmış derken örneğin kuvvetler ayrılığını söylüyorsun. Tamam, diyelim ki otoriter bir yönelim oldu ve anayasa mahkemesi çıktı bunu engelledi. Liberaller çıkıp ''Vay efendim halkın çoğunluğunun isteğine nasıl karışırsınız, bu da vesayettir, imaaaattt!'' diye bağırmayacak mı? :)
Butun bunlarin bir an once yok edilmesi gerekir. Bunlari yasal olarak demokratik bir hizaya sokmadigin surece, eski guclerini yeniden kazanmayacaklarina nasil emin olabilirsin ki?
Bunların yasal olarak demokratik bir hizaya getirilmelerine itiraz eden mi var? Yasayı kim yapıyor? Hükümetler. Hükümetleri kim seçiyor? Halk. İşte bu yüzden halkın da demokratik bir kültür edinmesi, milliyetçi-muhafazakar yönelimlerini aşması, demokratik değerlerin toplumsallaşması çok önemli. Aksi halde gün gelir bugünkü hava dağılıverir. O halk, sandıkta tüm otoriter yönelimlerini yansıtır. Bu sonuçla karşılaşmamak için toplumun demokratik değerleri benimsemesi gerekiyor. Bugün halk AKP'yi ve TC'nin bazı alanlarda demokratikleşmesini niye destekliyor? Kendisi demokratik olduğu için değil. Muhafazakarlara zulmedildi goygoyculuğu yüzünden. Bugün ellerinde güç varken toplumun demokratik değerleri benimsemesi yönünde hiçbir atılım yapmayan, hatta yapmak isteyenlerin de elini kolunu bağlayan bir hükümet yarın sizi hayal kırıklığına uğratacaktır. Bu ''allahın emri'' neredeyse.
Butun bu rezilliklerle ugrasmak yerine yok akp yalanciymis da yok toplum muhafazakarmisda diktatorluk olacak diye korkuyorlarmis. Diktatorluk kurumlari hala varligini devam ettiriyor ama sen nelerle ugrasiyorsun. Hadi ordan ya
Sende ''Sadece askeri diktatörlük kötüdür, başka tür diktatörlükler önemli değildir'' türünden saçma sapan bir düşünce var. Tam da bu yüzden demokrat falan değilsin. Askeri diktatörlüğün tasfiyesi iyidir ama yerine başka tür birşeyin geçmemesi için de uğraşılmalı dedik diye saçma sapan şeyler yazmaya başladın. Amma da partizanmışsın.
Jolly Jocker
31-01-2012, 06:15
fazlalık...
Burada demokrasi denince bazı insanlar farklı farklı şeyler anlıyor.
Kimileri kalkmış parayla, ekonomiyle demokrasiyi birebir orantılı gibi olaya bakmış.
Peki o zaman para, kişi başına düşen gelir, ekonomi vb. demokrasi ile birebir orantılı ise Suudi Arabistan neden demokratik değil? Kuveyt neden değil, Birleşik Arap Emirlikleri neden değil?
Askeri ücretten söz edilmiş...
Türkiye'nin ekonomik olarak geri kaldığından o yüzden böyle olduğundan söz edilmiş.
Peki yeri geliyor kişi başına düşen gelir 10.000 dolara ulaştı, Türkiye artık gelişmiş ülke oldu, dünyanın 16. büyük ekonomisiyiz vb. deniliyor. Bunları ne şekilde yorumlayacağız?
Şunu açık olarak söyleyeyim: olaylara bu şekilde bakılmaya devam ederse, kişi başına düşen gelir değil 10.000 dolar 100.000 dolar bile olsa Türkiye'de demokrasi anlayışının pek gelişeceğini sanmıyorum. Üstelik daha da geriye gidip rezil olma olasılığı var.
Neden böyle olduğunu detayları ile tartışmayacağım...
Ama demokrasi, hak hukuk, insan hakları meselesi sadece ekonomiyle ölçülecek bir konu değil.
Öyle olsa ABD'yi örnek alacağım diyeceğim ama değil. ABD bugün şirketlerin elinde bir ülke. Demokrasi filan olduğunu da doğrusu hiç sanmıyorum. Gerçi zaten burjuva demokrasisi de bu demektir.
ABD'de milyonlarca (46 milyon) insan yoksulluk içinde yaşıyor. Yine ABD'de sokaklarda yaşayan, evsiz barksız milyonlarca insan var.
A record 46 million Americans were living in poverty in 2010, pushing the US poverty rate to its highest level since 1993, according to a government report on the grim effects of stubbornly high unemployment.http://www.guardian.co.uk/world/2011/sep/14/us-poverty-levels-record-high
Dünyanın en gelişmiş kapitalist ülkesinden söz ediyoruz.
ABD, OECD ülkeleri arasında gelir dağılımı açısından en kötü üç ülkesi arasında.
İşte Kemalistlerin, muhafazakarların örnek aldığı burjuva demokrasisi....
Fazladan göndermişim.
Bu arada "Gerçi zaten burjuva demokrasisi de bu demektir." yazmıştım yukarıda.
Ama İsveç vb. ülkeler böyle değil denilebilir.
Evet değil ama orada güçlü bir sol var. Solun, sosyalizmin olmadığı bir demokrasi anlayışının tümüyle rezil olacağını söyleyebilirim.
Öte yandan bu ülkelerin de ne kadar uzun soluklu olacağı ayrı bir tartışma konusu.
İşçi Sınıfı Dinle Sana Söylüyorum;
Şimdi bu burjuva demokrasi numarası aslında büyük aç kedilerin, ufak fare ile bir tür oyunu gibi bir şey olduğunu anlamak ve görmek gerekir.
Burada büyük kediler durumunda olan burjuva, ufak ve cılız fare durumunda olan ve oyuncak haline gelmiş olan işçi sınıfıdır.
Açıkça bunun işçi sınıfı için çok da savunulacak bir durumu yok. Çünkü oyunun sonu burjuva demokrasilerinde işçi sınıfı için kolay kolay pek iyi bitmez. Bir şeyler kazanılabilir ama çok zorlu süreç ve mücadeleler gerekir. Üstelik kazanılan şeyleri bir anda yitirmek de çabası.
Şimdi ama özgürlük denilecek....
Ama basın neredeyse tümüyle bunların ellerinde...
Yani sesini çıkaramayacaksın.....
Çıkarmak istediğinde, sen bir konuşsan bile karşı taraf senin söylediğinin milyon, milyar katını sana geri iade edecek güce, donanıma sahip, çünkü tüm kaynaklar onun elinde.
Ülke ne kadar zenginleşirse zenginleşsin, burjuva senden milyar kat zengin olduğu sürece bu değişmeyecek...
Sen basın için 1000 dolar bütçe yapabiliyorsan, o milyarca dolar bütçe ayırabilir. Televizyon alabilir, gazete alabilir, yerel gazeteleri alabilir....
Sen örgütlenme için para bulamazken o yine milyarlarca dolar para bulabilir.....
Sen mahkemelerde dava açmak için para bile bulamazken o seni susturmak için gece gündüz demeden dava açabilir. Binlerce avukat tutabilir.
Senin örgütlenmene Evren ve daha nice Kemalistlerce binlerce engel çıkartılırken sermayenin önünde tüm engellerin tek tek kaldırılması için yüzlerce yasa kolaylıkla çıkarılır.
Kısaca bu burjuva demokrasisinde işçi sınıfı ne kadar kalabalık da olsa cılız, küçük bir fare gibi kolayca susturulur, milyonlarca parçaya bölünerek etkisiz hale getirilirken burjuva güçlendikçe güçlenir.
Sende ''Sadece askeri diktatörlük kötüdür, başka tür diktatörlükler önemli değildir'' türünden saçma sapan bir düşünce var. Tam da bu yüzden demokrat falan değilsin. Askeri diktatörlüğün tasfiyesi iyidir ama yerine başka tür birşeyin geçmemesi için de uğraşılmalı dedik diye saçma sapan şeyler yazmaya başladın. Amma da partizanmışsın.
Hadi ordan. Daha eski rejimin kalintilari temizlenmeden, "cahil insanlar demokrasiyi bizim aleyhimizde kullanacaklar" diye inletmeye basladiniz bile. Bu baska bir ifadeyele demokrasi cobanin neyine demektir aslinda. Once eskisini dogru duzgun tasfiye et de ondan sonra gelecek icin spekulasyon yapmaya basla. Ama boyle bisey senin icin mumkun degil. Daha dune kadar turban yasagini sayfalarca savunur, "onlar karanlik, biz aydinligiz" gibi ifadeler kullanirdin. Belki hala ayni fikirdesindir bilemiycem. Bunlar kemalizmin en tipik kaliplaridir. Eger islam karsiti laikci isen aydinlik insan olursun. Dindar isen, gerici, karanlik, orumcek kafalisindir. Avrupali muhafazakarlarin teraneleridir bunlar. Bizde solcular kullaniyor maalesef :(
O yuzden sen, bu insanlara karsi on yargilisin. Demokrasi istemiyorsun cunku kemalizmin tesiri altindasin. Daha bira kac yil once sanrim, Kemal'e upuzun bir methiye yazisi duzdugunu hatirliyorum. Sadece sovyetlere katilip sosyalzm getirmedi diye elestriyor, bu hatasi disinda goklere cikartiyordun. Oyle kimseye sen eskiden suydun buydun diyecek pozisyonda degilsin yani. Kendini aydinlik saniyor olabilirsin, ama insanlarin demokratik haklarini, onlari asagilayarak ellerinden almak istemen senin gercekte ne oldugunu ortaya cikariyor.
"Ben akp'nin sivil diktatorluk kurmasindan korkuyorum, askeri fasist diktatorlugu(laikci) buna tercih ederim" diyorsan aciksa soyle bunu da bilelim. Cunku soyledigim gibi, bu yapi henuz tasfiye olmus degil. Demokratik bir insanin o tarafa daha cok odaklanmasi gerkir
''Binlerce yıldır'' mı? Hayal mi görüyorsun? Avrupa'nın demokrasiyle tanışıklığı üçyüz yıldan eski değil. Öte yandan Avrupa ülkeleri düne kadar Nazizmle, faşizmle, Franko'yla, Tatcherizmle uğraşıyordu. TC'nin aralarında olduğu pek çok ülkede de sizin yarım yamalak -yani toplumdan soyutlanmış, sadece devlet yönetimine indirgenmiş- demokrasiniz darbelerle, kontrgerillalarla ayakta tutulabilmişti. Unuttun mu? Bugün Avrupa demokrasi konusunda düne göre nispeten rahat etti çünkü nazizm ve faşizm tecrübelerinden Avrupa toplumu ders çıkardı. Avrupa'daki ifade özgürlüğü ve sekülerleşmenin boyutu da çok yüksek. Bu yüzden Avrupa toplumu emokratik bir kültürü benimseyebildi. Ama bizde bu yok. Sen Türkiye toplumu ile Avrupa toplumunu aynı mı sanıyorsun? Kültürler, toplumsal değerler eş derecede demokratik mi sanıyorsun? Hayal görme.
Binlerce yil mubala olmus. Ingilterenin liberal demokrasi gecmisi oldukca eskiye dayanir ama.
Demokrasinin temel mantigi, devletin bireyi ezmesini onlemektir. Insanlar devletten oncedir. Onlar kendi ihtiyaclarini gormesi icin devleti kurdular. Ama sonradan gelen oncekinin haklarini gaspetmeye basladi.
Avrupa toplumu demokrasiyi kurduktan sonra mi yoksa ondan once mi cagdaslasmisti? Baski rejimi altinda cagdasladan bir toplum ben gormedim. Eger toplum cagdalassin, fasist tortulardan kurtulsun istiyorsan daha fazla dempkrasi disinda talep edebilecegin hicbisey yok. Katoliklerin muslumanlardan daha medeni oldugunu soyluyorsan allah sifa versin derim. Bu da Avrupali muhafazakarlarin( cogu zaman fa$istlerin) sozudur. Sosyal demokratlar bu tip laflar yuzunden onlari yerden yere vurur. Darisi bizim basimiza
Yoneticilerin demokratik secimlerle belirlendigi rejimlerde devlet halka tabi olmak zorunlulugundadir. Secimle is basina gelenlerin, orayi zaptedme ihtimalleri dusunulmus ve tedbirler bulunmustur. Zaten bu cagdan sonra, Turkiye'de hala boyle biseyin olacagina inanman, kemalizm zehrinin ne kadar derinlere nufus ettigini gosteriyor. Kaldiki Turkiye su an 10 yil once agzina bile alamadigi seyleri rahat rahat konusabiliyor. Sadece su kadar Kurt bu kadar Ermeni olduruldu diyen bir sanatcisini linc eden bir ulkeden bugun buralara geldik. Hala diktatorluk diyorsunuz. Aslinda size aciyorum ama derdinizin asil kaynagi su: Muhalefetin olmamasi. Su an mecliste sadece ergenekoncularin haklarini savunan partiler var. Olnlar varliklarini sizin bu anlamsiz korkulariniza borclu olduklari icin, asla bir cozum getirmek istemezler. Gerci sen zaten islamofobiksin, demokrasi ne kadar oturursa otursun, turbanlilara hakaret etmeye devam eden birinden RTE'yi objektif olarak degerlendirmesi beklenemz
selanikli
05-02-2012, 14:14
Müslümanlar'ın en büyük düşmanı ''ateizm''dir. Komünizm de ateist bir felsefi temele dayandığı ve aynı zamanda siyasi iktidarı/gücü elde etmeyi hedeflediği için komünizme de aynı oranda düşmandırlar.
Sermayenin ve sermayenin sopası ABD'nin Sovyetler'e karşı yeşil kuşak projesinin gönüllü uygulayıcıları olmuştur Müslümanlar.
Bugün de aynı gönüllülükle şii İran'a ve O'nun müttefiği Suriye'ye saldırıyorlar.
Kulaklarımla pek çok kez duydum, en büyük düşman komünizm ve ateizmdir. Onlara karşı savaşan herkesle ittifak yaparız. Tabii ki ABD'yi destekleyeceğiz dediklerini.
ABD ile islamcı/tarikatçı ittifakının kökleri epey eskilerdedir.
Bunu böyle bilmek hayati önemdedir.
rastaman
06-02-2012, 11:33
12 Eylül cuntası ve din ilişkisine dair pek çok şey söylendi,askeri yönetimin dini empoze ettiği,imam hatipleri ve cemaatleri desteklediği anlatıldı.Doğru yönleri çokdur bu yazılanların ama ben televizyonda gördüğüm ve daha sonra hiçbir yerde duymadığım ilginç bir olay nakledeyim.
81-82 falandı sanırım,çocuktum bende.Tv'de verilen Evren mitingi sona erdi,Paşa korumalarıyla beraber kalabalığa yaklaştı.Yaşlıca bir köylü kadınla konuştu ve ona neden başını kapadığını sordu.Kadın -sanırım Kürttü-utangaç köylü kadınların klasik ağız örtme refleksini gösterdi.Evren Paşa kadına Kuranda baş örtmeyle ilgili bir ayetin bulunmadığını,dinimizin böyle bir emir vermediğini anlattı ve kadından çıkarmasını rica etti.
Kadın başörtüsünü çıkarırken etraftaki 5-10 kişide alkışlıyordu.Bizse ailece şaşkınlık içerisindeydik.
Çok aradım ama bu olayı -yada muadili başka bir olayı-anlatan hiçbir kaynak bulamadım.
O yüzden kafamızda Evren profili çizerken hangi siyaseti pragmatik bir tavırla,hangisini inanarak yaptığını iyi belirlemek lazım.
AlbatrosS
06-02-2012, 23:59
12 Eylül cuntası ve din ilişkisine dair pek çok şey söylendi,askeri yönetimin dini empoze ettiği,imam hatipleri ve cemaatleri desteklediği anlatıldı.Doğru yönleri çokdur bu yazılanların ama ben televizyonda gördüğüm ve daha sonra hiçbir yerde duymadığım ilginç bir olay nakledeyim.
81-82 falandı sanırım,çocuktum bende.Tv'de verilen Evren mitingi sona erdi,Paşa korumalarıyla beraber kalabalığa yaklaştı.Yaşlıca bir köylü kadınla konuştu ve ona neden başını kapadığını sordu.Kadın -sanırım Kürttü-utangaç köylü kadınların klasik ağız örtme refleksini gösterdi.Evren Paşa kadına Kuranda baş örtmeyle ilgili bir ayetin bulunmadığını,dinimizin böyle bir emir vermediğini anlattı ve kadından çıkarmasını rica etti.
Kadın başörtüsünü çıkarırken etraftaki 5-10 kişide alkışlıyordu.Bizse ailece şaşkınlık içerisindeydik.
Çok aradım ama bu olayı -yada muadili başka bir olayı-anlatan hiçbir kaynak bulamadım.
O yüzden kafamızda Evren profili çizerken hangi siyaseti pragmatik bir tavırla,hangisini inanarak yaptığını iyi belirlemek lazım.
Dertleri üzüm yemek değil de bağcıyı hırpalama olanlar yüzünden mesele rayından çıkıyor. Bu örneği verdiğin iyi olmuş.
Doğrudur, Evren'in siyasal islam'la birlikteliği ''pragmatizm'' olarak da okunabilir; ancak, bir önceki süreçlerde yaşananları da unutmamak lazım. Ma'lum Kemalist paradigma ve kliklerde 60'lardan sonra adım adım ''sağ-milliyetçi'' eğilimlerin öne çıktığını; aydınlanmacı geleneğin tasfiye edildiğini de görüyoruz. Ordunun o dönemler kendi içinde ciddi çatışmalar da yaşadığı biliniyordu.
Zannediyorum ki 60 darbesini yapan kadro ve önderle 70 ve 80'i yapan klikler aynı değildi.
Tabi TC'nin iç süreçlerini dış süreçlerle bağlantılı da okumak lazım. 60'lardan sonra gittikçe güçlenen emek ve sol hareket var. Vesayetin islamcılar ve milliyetçilere mevzi kazandırması biraz da bununla ilintili olsa gerek.
rastaman
07-02-2012, 00:33
Haklısın Albatros,70-80 ekibi 60'larla karşılaştırılamayacak kadar sağda gerçekten.
Bence 70 ekibi 80'den de sağda,içsavaş sonrası bir dönem olduğu için 80 cuntası çok daha fazla kan dökmüş,can yakmış,o kadar.Yoksa bildiğin soğuk savaş antikomünizmini kemalizme bulayan adamlar,ama sorsan onlar da kendilerine kemalist diyorlar.
12 Eylül cuntasıyla en yakın ilişkileri olan cemaatse Türkiye gazetesi çevresi,aslında birebir Evren Paşanın desteğiyle varolmuşlar.80 öncesi küçük bir kitabeviyken tam da 1980 yılında -artık ne olduysa-Allah yürü ya kulum demiş bunlar çıkmış.1980 İran devrimini kötüleme görevi verilmiş bunlara,ardarda kitapları sürmüşler,Şiayı kötüleyen,ehli sünnetçilik yapan.
Özal dönemiyle devam etmiş destek.
Adıyaman cemaatinin de mazisi kirlidir cuntayla,sonrasında da pek temiz kalamadılar zaten.
Ama bu cemaatlerin hiçbiri Fethullah grubuyla ne örgütlenme,ne vizyon,ne propaganda kapasitesi,ne ilişkiler, hiçbir konuda karşılaştırılamazlar bile.
Helal olsun valla Fetoya,adam mazlumu,eziği oynayarak,ağlayıp sızlayarak ülkenin koca ülkenin iplerini aldı eline.
Turkiye'de ki cuntalar arasinda hicbir fark yoktur. MGK'nin kurulmasi ve kontgerillanin devlet icerisine yerlestirilmesi 60 darbesinin bir urunudur mesela.
Kemalizme karsi cikma iddasinda bulunan birinin 1923 ve 1908 darbeleri dahil butun darbelere kokten karsi cikmasi gerekir. "27 Mayis fena degildi ama 12 Eylul cok kotuydu, 28 Subat iyiydi de 12 Mart kotuydu" demekle olmaz bu isler.
Kenan Evren, kendi agzindan dinledim ben bunu, 27 Mayis ihtilali olurken genc bir subaymis. Darbeci gruba katilmak icin ici gitmis ama kabul etmemisler. Ayrica, 27 Mayis'i sol diye tanimlayan sahislar, nasil olur da bu darbenin subaylarindan birinin Alparslan Turkes oldugunu gozden kacirir? Insanlarin suursuzlugunu gordukce beynim eriyecek gibi oluyor sanki
rastaman
07-02-2012, 12:35
Herşeyi kötünde anladığın gibi bunu da ters anlıyorsun.
Tüm darbeler kötülür evet,bunda herkes hemfikir.Bırak da insanlar bunu analiz etsin,renklerini ara tonlarıyla beraber ortaya çıkarsın.
1923 ve 1908 darbeleri dahil butun darbelere kokten karsi cikmasi gerekir.
Ama önce karşı çıktığın şeyin ne olduğunu bilmen,doğru tanımlaman lazım.Size tarih yerine ne içiriyorlar bilmiyorum ama 1908 meşrutiyeti sadece iki yıl önce ilan edilen 1906 İran meşrutiyetinin kötü bir kopyasından ve-bir anlamda devamından- ibarettir.Ülke içi dinamikler kadar ortadoğu ve dünya dengelerini,toplumsal olayları da iyi bilmek lazım.
Onlar Türk,sizin gibiler de batının resmi tarihinin esiri olmuşsunuz,dünyadan haberiniz yok.Size ne öğretilirse öpüp başınıza koyuyorsunuz.
Burnunuzun dibini bile göremiyorsunuz.
AlbatrosS
07-02-2012, 13:40
Turkiye'de ki cuntalar arasinda hicbir fark yoktur. MGK'nin kurulmasi ve kontgerillanin devlet icerisine yerlestirilmesi 60 darbesinin bir urunudur mesela.
Kemalizme karsi cikma iddasinda bulunan birinin 1923 ve 1908 darbeleri dahil butun darbelere kokten karsi cikmasi gerekir. "27 Mayis fena degildi ama 12 Eylul cok kotuydu, 28 Subat iyiydi de 12 Mart kotuydu" demekle olmaz bu isler.
Kenan Evren, kendi agzindan dinledim ben bunu, 27 Mayis ihtilali olurken genc bir subaymis. Darbeci gruba katilmak icin ici gitmis ama kabul etmemisler. Ayrica, 27 Mayis'i sol diye tanimlayan sahislar, nasil olur da bu darbenin subaylarindan birinin Alparslan Turkes oldugunu gozden kacirir? Insanlarin suursuzlugunu gordukce beynim eriyecek gibi oluyor sanki
Jadı, seninki ''fahişe olmadığını söyleyen birinin kimseye vermediğini ve bunun karşısında kimseden maddi bir menfaat görmediğini ispatlaması gerekir'' gibi oldu.
Jadı ben ''veriyorum''. Hem ''tinerciyim'' hem de ''veriyorum''. Büyük bir zevkle hem de. Aynı anda 3'lü 4'lü veriyorum ki bazen o da kesmiyor.
Bu kadar aptal, sığ, anlayışsız ve gerizekalı bir yazıya nasıl cevap vereyim. Bu nasıl bir BASKI'DIR ! Bu nasıl bir zorlama, bu nasıl bağnazlık?
En basit, olmaz konularda bile KENDİMİZİ AÇIKLAMAK zorunda kalmamızı mı istiyorsun? Kendini GERİZEKALI gibi yaparak ne anlatmaya çalışıyorsun?
Jadı, seninki ''fahişe olmadığını söyleyen birinin kimseye vermediğini ve bunun karşısında kimseden maddi bir menfaat görmediğini ispatlaması gerekir'' gibi oldu.
Jadı ben ''veriyorum''. Hem ''tinerciyim'' hem de ''veriyorum''. Büyük bir zevkle hem de. Aynı anda 3'lü 4'lü veriyorum ki bazen o da kesmiyor.
Bu kadar aptal, sığ, anlayışsız ve gerizekalı bir yazıya nasıl cevap vereyim. Bu nasıl bir BASKI'DIR ! Bu nasıl bir zorlama, bu nasıl bağnazlık?
En basit, olmaz konularda bile KENDİMİZİ AÇIKLAMAK zorunda kalmamızı mı istiyorsun? Kendini GERİZEKALI gibi yaparak ne anlatmaya çalışıyorsun?
Sn Albatross, "Zannediyorum ki 60 darbesini yapan kadro ve önderle 70 ve 80'i yapan kisiler aynı değildi." demissiniz. Yanlis bir fikre sahip oldugunuzu anlatmak istemistim sadece. Butun darbeler dis gudumludur. Darbeyi gerceklestiren askerlerin nasil davranacaklari, kendi insiyatiflerinde degildir. Abileri ne yapmalarini soylerlerse onlar onu yaparlar. Hatta, anayasa hazirlamak gibi ciddi bir meseleyi, kiciboklu subaylarin keyfiyatina birakacak degiller oyle degil mi?
Yani 60 darbecileri ilerici ama 80 darbecileri gerici falan degildir. Bizim alaturka sol camia, Alparslan Turkes'in bile istirak ettigi kanli bir darbeyi solcu sanip, yillarca goklere cikarma basarisini gostermistir maalesef
Din bazen tinerdir, tiner halkın afyonudur! (http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/din-bazen-tinerdir-tiner-halkin-afyonudur-haberi-51314)
Linkte video severler için güzel bir video var.
Erdoğan'ın "dindar gençlik yetiştirme" savunusunda dindar olmayanların tinerci olacağını ima etmesi, din ve tiner konusunda birçok çağrışımı beraberinde getiriyor...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "dindar gençlik yetiştirme" hedefini savunurken, dün "tiner açılımı" yaptı.
(...)
Bu düşünceyi savunan bir başka muhafazakar demokrat vardı, kimdi o?
Erdoğan, dindar gençlik yetiştirme hedefini savunurken, 12 Eylül anayasasının (zorunlu din dersini de düzenleyen) 24. maddesine atıfta bulundu, "24. madde bize bu görevi veriyor" dedi. Ama "12 Eylül anayasasının ürünü bu" demedi.
Erdoğan demedi ama, kimisi de unutmadı. Sadece bu meşruluk 12 Eylül'ün faşist anayasasından gelmiyor, Erdoğan'ın düşünceleri de oradan geliyor:
(...)
Kenan Evren ve Erdoğan gibileri dini niye kullanır?
Erdoğan'ın sözleri, dinin işlevine dair çok bilinen o sözleri hatırlattı: "Din halkın afyonudur." Erdoğan "isyankâr bir gençlik mi istiyorsunuz" derken işaret ettiği tam da budur: Kurulu ve eşitsiz, insanlık dışı düzene başkaldırının önüne geçen bir olgudur din, Erdoğan gibileri için...
(...)
AlbatrosS
07-02-2012, 19:52
Sn Albatross, "Zannediyorum ki 60 darbesini yapan kadro ve önderle 70 ve 80'i yapan kisiler aynı değildi." demissiniz. Yanlis bir fikre sahip oldugunuzu anlatmak istemistim sadece. Butun darbeler dis gudumludur. Darbeyi gerceklestiren askerlerin nasil davranacaklari, kendi insiyatiflerinde degildir. Abileri ne yapmalarini soylerlerse onlar onu yaparlar. Hatta, anayasa hazirlamak gibi ciddi bir meseleyi, kiciboklu subaylarin keyfiyatina birakacak degiller oyle degil mi?
Yani 60 darbecileri ilerici ama 80 darbecileri gerici falan degildir. Bizim alaturka sol camia, Alparslan Turkes'in bile istirak ettigi kanli bir darbeyi solcu sanip, yillarca goklere cikarma basarisini gostermistir maalesef
Jadı, kendine göre bazı cümlelere seçici davranıp bodoslama NİYET OKUMA işine giriyorsun. Bu da önyargılı okumana ve aslında kastedilmeyen şeyleri anlamana sebep oluyor. Türkiye siyasal sisteminin zaten bütün haliyle otoriter bir desptluk, sıkı bir merkezi yönetim ve faşizan kitle mobilizasyonundan mürekkep olduğunu her fırsatta ben söylüyorum.
Benim sana ''DARBELERE KARŞI OLDUĞUMU'' hatta ''KEMALİST OLMADIĞIMI'' anlatıp izah etmem ve bunu ispatlamayı KENDİME zillet sayarım. Senin anti-kemalist geçmişin hepi topu birkaç yıldır. Ben hayatımın hiçbir DÖNEMİNDE IRKÇI olmadım. Kemalizm ve resmi rejimle hesaplaştığım okumalarımın geçmişi 10 seneyi bulur. Yaşım 29. Yahu sen kime ne anlatıyorsun?
Forumlarda yazdığım İLK GÜNDEN BERİ ANTİ-KEMALİSTTİM. Sırf bu yüzden başka bir forumdan kovuldum. Kemalizm ve resmi ideoloji eleştirim yüzünden yemediğim küfür kalmadı. Yahu ayıptır, sen teee o zamandan beri benim yazdıklarımı bilen birisin. Sen oralarda KEMALİST KEMALİST seyrü sefer eylersen ben forumun Kemalist modlarıyla çata pata kavga ediyordum.
MEVZUYA GELELİM
60 darbesinden sonra ordu içinde kimler tasfiye olmuş bak bakalım. 70'lere gelirken TÜRKEŞ önderliğinde tezgahlanan darbe girişimi son anda nasıl önlenmiş ve TÜRKEŞ neden ceza evine girip işkence görmüş?
12 Eylül'e doğru Türkiye ordu içinde nasıl çatışmalar yaşayıp iç savaşın eşiğine nasıl gelmiş biraz araştır. Hava kuvvetleri önderliğindeki başkaldırı son anda nasıl önlenmiş.
Daha sonra bu herifler nasıl tasfiye olmuş...
Keza 12 Eylül'de ordudan YÜZLERCE SUBAY neden atılmış.
Askeri vesayet geleneğini kuran ''dış güçler'' değildir. Kuruluştan beri bonapartist bir ikili yönetim zaten mevcuttu. Haliyle bu gelenek (bir tür makyajlanmış monarşi geleneği) üzere bazı iç iktidar çatışmaları olacaktı. Osmanlı tarihi merkezi iktidara isyan eden Paşa'larla doludur. Öyle ki bu Osmanlı'dan beri askeri bir gelenektir neredeyse.
60'ları yapan kadro ''aydınlanmacı-seküler'' bir kadroydu. 60 anayasası bazı bakımlardan bugünkünden bile demokratikti. Sendikalar, toplu sözleşme ve grev hakları vs.
Sol hareketin güçlenmesiyle vesayet rejimince bu haklar gittikçe tırpanlandı. Yalnız bu işi icra eyleyen kadrolar da değişiyordu. Ordu içinde sürekli çatışmaların yaşanması bundan. Bu vesayete ''ilerici-demokrat'' bir misyon addetmek değil. Yalnızca olan şeyi, olduğu haliyle ifade etmek.
Neticede ''kurumsal bir misyon'' herzaman belirleyiciydi. Şahısları aşan askeri ve bürokratik bir kurumsal-ideolojik irade söz konusuydu.
Kemalizm irkcilik ve milliyetcilik barindirir ama en belirleyici ozelligi darbeciliktir. Mesela hic irkci olmayan biri pekala kemalist olabilir. Cunku darbeci rejimlerden rahatsizlik duymuyordur. Bunlar genellikle kendine ulusalci derler. Veya, secilmis hukumet o kadar rezildir ki darbeyi buna yegliyordur. Ya da, bazi cuntacilarda daha ustun ozellikler oldugunu dusunuyordur. Aydinlanmaci- sekulerlik gibi mesela. Bunlar da genelde kendilerine sosyalist der.
Eger kismet olsaymis, Kenan Evren'de 27 Mayis'in darbeci subaylarindan biri olabilirdi. Simdi fasist denilen bu sahis, o vakit, aydinlanmaci sekuler diye ustunluk payesi tasiyacakti.
Bircok irili ufakli darbe tesebbusu olabilir. Ama sadece dis destekli olanlar basariya ulasir. Abd onay verse, tsk bugun darbe yapar mesela. O yuzden basariya ulasamamis darbe girisimlerini, sanki bunun bir ic cekisme oldugunu kanitlayan bisey gibi kullanamayiz.
27 Mayis sonrasi mgk kurulmus ve kontrgerilla, "ozel harp dairesi" adi altinda kurumsallasmistir. Aslinda nato bu gizli birimi daha onceden kurdurmustu ama 60 darbesi ile iyice yerlestirmis oldu.
Anayasanin vatandaslarina vermis oldigi hak ve ozgulukler, kontrgerilla tarafindan sabote edildi ve ic kaos ortami yaratildi. Arkasindan gelen her yeni darbede bu ozgurlukler budandi. Cunku bu millet, ozgurlugu beceremiyordu, ulke icerisinde anarsi cikmasina sebep oluyordu. O yuzden her daim zapturapt altinda tutulmasina karar verildi ve 82 anayasasi bu felsefeye gore yapildi. 2012 yilinda hala kullanmaya devam ettigimiz ve senin verdigin oylar ile destekledigin anayasa iste budur.