PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Doğu Perinçek ve Aydınlık-40 yılın Analizi


Mutezile
26-01-2012, 01:36
* Perinçek benim yaşım kadar süredir bu ülkede bir siyasi figür. Buna rağmen TİİKP ya da şimdiki İşçi Partisi neden toplumda -Kürtlerde de (ki bu daha da acıdır) yankı bulmuyor, oy alamıyor; hatta ciddiye alınmıyor. Cevap basit: Kürtler oy vereceklerse eğer kendi partilerine zaten veriyorlar-verdiriyorlar.
* Türklerden neden oy alamıyor? İşçi partisinin amblemini incelediniz mi?Serhildan tayfasının amblemiyle aynı. Sadece malum renkleri kullanmamış sayın Perinçek. Türk halkı da ne kadar cahil bırakılsa da, kitap okumasa da bu imitasyon İşçi partisinden heptendir hazetmiyor, oyunu esirgiyor.

ŞİMDİ Perinçek ve Aydınlık grubunun son 40 senesini okuyalım, anlayalım:

* 68 Gençlik Hareketi bilindiği gibi milliyetçilik, solculuk ve Atatürkçülük kavramlarının birbirinden ayrışmadığı dönemde gelişmişti. Bu nedenle, 68’li devrimciler aynı zamanda milliyetçi ve Atatürkçüydüler. Devrimci gençler ellerinde Türk bayrağıyla eylemler düzenler, hareketlerini de “İkinci Kurtuluş Savaşı” olarak görürlerdi.
Perinçek bu dönemde Kürtçülük propagandasına başladı. “Kürt Halkının Kendi Kaderini Tayin Hakkı” ilk olarak Perinçek ve ekibi tarafından dile getirildi.

* Deniz Gezmişlerin DİL BİRLİĞİNİ SAVUNDUĞU yerde, Perinçek kürt diline özgürlüğü savunuyor.
* Deniz Gezmişler THKO Davası’nda verdikleri savunmada “Tek Dil, Tek Bayrağı” savunmuştur. THKO Savunma’da, Perinçek’in TİİKP’sinin aksine, tek bir Kürt kelimesinin geçmemesi önemlidir.

* Yine 1970'lerde Doğu Perinçek'in başında bulunduğu Proleter Devrimci Aydınlık (PDA), Kürt meselesi ile ilgili daha önce hiçbir sol hareketin yapmadığı tespitlerde bulunmuştur. Kendi ifadeleriyle "Kürt sorununda milliyetçi görüşlere karşı ilk kez tavır alan" PDA'cılar "Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkı"nı savunmuşlardır.



* Başka ne görüyoruz o dönemden? : PDA'cılar, 27 Ekim 1970 tarihinde yapılan TİP kongresinde Kürt meselesiyle ilgili bir önerge verirler. Bu önerge şiddetli tartışmalara yol açar. TİP yönetimi, meseleyi bölgesel bir kalkınma sorunu olarak alırken, PDA'cılar bu yaklaşımın "hakim sınıf iktidarının şoven milliyetçi görüşlerinin ve tutumunun bir uzantısı" olduğu propagandasını yapar. Sonuçta, başında Kemal Burkay'ın bulunduğu Doğulular grubunun desteğiyle PDA'nın Kürt sorunuyla ilgili önerisi kongrede kabul edilir. Bu kararda özetle; "Türkiye'nin doğusunda bir Kürt halkının olduğu, Kürt halkı üzerinde baştan beri hakim sınıfların, faşist iktidarların baskı, terör ve asimilasyon politikası uyguladıkları, Kürt halkının anayasal vatandaşlık hakkını kullanmak ve tüm diğer özlemlerini gerçekleştirmek yolundaki mücadelesini desteklemenin" partinin ödevleri arasında olduğu kabul edilir.



* TİİKP savunmasında neler var?

TİİKP Savunması'nda 40 sayfadan fazla tutan bir bölüm vardır. Başlığı: "Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Ordusu, Kürt Milletinin Kendi Kaderini Tayin Hakkını Kayıtsız Şartsız Savunuyor."

Halbuki Deniz Gezmiş'lerin Savunma'sının ise son kısmı "Mücadelemizin Yolu" başlığıyladır. Burada önce "ulus"un tarifi yapılmaktadır. Deniz'e göre bir topluma ulus diyebilmek için dil birliği, toprak birliği, iktisadi, iktisadi bütünlük, ortak ruhi şekillenme ve tarihi olarak oluşmuş bir istikrarlı birlik gerekmektedir. Bu tanıma göre, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla birlikte Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayanlar Türk Ulusu'nu oluşturur. Irkın bir önemi yoktur. Yukarıdaki kıstaslara uymayan Kürtlerin ulus olarak kabul edilmesi düşünülemez THKO Savunma'da Kürt ulusu diye bir ifadeye rastlanmaz. TİİKP savunma ise 4.000 yıllık Kürt ulusu(!)nu öve öve bitiremez.

* PDA, Kürt meselesinde açıktan bölünmeyi savunurken, Sosyalizmle Kemalizmin iki karşıt sınıfın, proleterya ve burjuvazinin ideolojisi olduğunu belirtiyordu. Kemalizm, Perinçek ekibine göre burjuva ideolojisiydi ve emperyalizmle adım adım uzlaşmıştı.

* Mahir ÇAYAN konuya nasıl yaklaşıyor? Mahir Çayan, Ocak 1971'de ilk kez Kürt meselesine değinir, o da ASD'den ayrılırken yazdığı açık mektupta. Kürt meselesinin, ne şart altında olursa olsun tek çözüm yolu ayrılmaktır tezinin yanlış olduğunu vurgulayıp meseleyi diyalektik biçimde ele almak gerektiğini yazmıştır.

* Kürtçülüğün sol içinde yerleşmesini ve meşrulaşmasını sağlayan kişi hiç şüphesiz Doğu Perinçek'tir. Kürtlerin meydana getirdiği Devrimci Doğu Kültür Ocakları bile kültürel haklar temelinde örgütlenirken, Doğu Perinçek'in PDA'sı ve TİİKP'si "Kürt ulusunun kaderini tayin ve isterse ayrı bir devlet kurma haklarını ve ulusal baskıya karşı ayaklanma haklarını kayıtsız şartsız savunmuştur."

Türk Soluna Kürt bölücülüğün girmesi PDA ile başlamıştır. Doğu Perinçek, PKK'lı Yeni Ülke dergisinin 10-11 Ağustos 1991 tarihinde kendisiyle yaptığı söyleşide 1970 yılında Kürt meselesi ile ilgili en cesur tavrı kendilerinin aldığını belirterek övünmektedir.


* Doğu Perinçek, PKK'lı Yeni Ülke dergisinin 10-11 Ağustos 1991 tarihinde kendisiyle yaptığı söyleşide 1970 yılında Kürt meselesi ile ilgili en cesur tavrı kendilerinin aldığını belirterek övünmektedir.

"1960'lardan sonra serpilmeye ve kitlelerle birleşmeye başlayan sosyalist akım, bir kesim aydını etkiledi. Ancak bunlar daha çok Kemalizmin yetiştirdiği kuşakların çocuklarıydı. Ve ideolojik planda Kemalizmden kopamadılar, 'sosyalizm' adı altında daha çok düzenin çerçevesi içinde kaldılar."

* TİİKP Savunmada, Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkı başlığı altında şunlar yazılıdır:

"Devlet kurmak, yalnız Türk Milleti'nin tekelinde ve imtiyazında olamaz. Devlet kurmak, Türk Milleti'nin olduğu kadar Kürt milletinin de hakkıdır... biz, Türk ve Kürt halklarının ortak yurtlarını belirleyen Misak-ı Milli'nin Kürt halkının ayrı bir devlet kurma hakkının karşısına çıkarılmasını kesinlikle reddediyoruz."

* Kürtler eğer ayrı bir devlet değil de, kendi iradelerini Türk halkıyla birleştir- mek isterlerse Perinçek'lerin bulduğu çözüm; demokratik halk cumhuriyetidir. Bu cumhuriyette Kürtçe, Türkçe ile birlikte ikinci resmi dil olacaktır. Kürtler, kendi anadillerinde yayın ve eğitim yapacaklardır. Devlet radyoları ve televizyon Kürtçe yayın yapacaktır (bak. TİİKP Savunma, 430 vd. Kaynak yay., TİİKP 1. Kongre Belgeleri s. 96-97. Aydınlık yay.)

Perinçek'in TİİKP'si açıktan bölücülük yaparken, ne Deniz'in THKO'su, ne de Mahir'in THKP-C'si Kürtçülüğe bulaşmamış ve Kemalist milliyetçiliği devrimci ve sol bir ideoloji olarak tarif etmiştir.


* TİİKP savunmasında kalalım: Savunma’da Atatürk dönemi Kürt politikası da eleştirilmekte, o dönemin Kürt ayaklanmaları açıkça övülmektedir. Ağrı ve Dersim isyanları da savunulmakta, bu isyanları bastıran Kemalist iktidar halka zulüm yaptığı gerekçesiyle eleştirilmektedir.


* PERİNÇEK acaba Türk-Kürt kardeşliği meselesinde ne kadar samimidir? Bu noktada yıllardır Kürtlerin ne kadar köklü bir tarihe ve uygarlığa sahip olduğunu savunan Perinçek bakın Türk tarihi ve Türk milleti hakkında neler düşünüyor: “Milliyetçiler diyor ki, millet öteden beri vardı. Örneğin Orta Asya’da Ötüken ormanlarında bir Türk Milleti vardı. Veya Bilge Kağan’ın zamanında, 6. ve 7. yüzyıllarda Göktürkler zamanında bir Türk Milleti vardı. Bunlar tarihsel gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan, saçmasapan görüşlerdir. (...) Göktürkler zamamında bir Türk Milleti yoktu. Daha sonra Selçuklular, Osmanlılar zamanında da bir Türk Milleti yoktu.” (Bilim ve Ütopya, Kasım 1994)

Türklerin tarihinin olmadığını ve Türk milletinin yüz yıllık bir geçmişi olduğunu iddia eden Perinçek konu Kürtler olunca bakın neler diyordu: “Kürtler Ortadoğu’nun en eski halklarındandır. (...) Kürtlerin tarihi hakkındaki bilgimiz MÖ 2000 yıllarına kadar uzanmaktadır. (...) Kürtlerde yazılı edebiyat 11. yüzyıldan beri başlamıştır. (...) MÖ 2000 yıllarına ait iki Sümer eşik taşında Kardaka adlı bir ülkenin varlığından söz edilmektedir. Karduklar Kürtlerin atalarıdır.”



* Uğur Mumcu ölümünden önceki son çalışmalarında Apo ile Perinçek arasındaki bağlantıları incelemiş, Apo’nun öğrencilik yıllarında Perinçek’in grubuna üye olduğunu ve Perinçek’in bildirilerini dağıttığını tespit etmişti. Perinçek ile Apo arasındaki bu uğursuz işbirliği 12 Eylül sonrası PKK’nın Türk Devleti’ne karşı savaş başlattığı dönemde artarak devam etti. Perinçek’in çıkarttığı 2000’e Doğru dergisi 1989’dan 1993’e kadar adeta PKK’nın yasal yayın organı gibi çalıştı. Bu yayın organında, Apo’yla çeşitli röportajlar yayınlandı. Bunların ikisini Perinçek’in bizzat kendisi, birini ise bugün Ulusal Kanal’ın Genel Yayın Yönetmenliği’ni yürüten Ferit İlsever yaptı. Üstelik Kürtçü röportajlar sadece Apo’yla yapılmadı. Ferit İlsever’in Talabani ve Barzani’yle yaptığı röportaj da unutulmamalıdır.

Bu röportajların basit birer gazetecilik olayı olmadığının altını çizelim. Perinçek Bekaa Vadisi’nde Apo’yu ziyaretlerinde PKK’lı teröristlere eğitim ve konferans verdi, Apo’yla birlikte terörist birlikleri teftiş etti ve Apo’ya gül uzattı. Acaba teröristlere eğitim vermek, birlik teftiş etmek, gazeteciliğe nasıl sığmaktadır?


* Perinçek'in cezaevi serüvenleri: Perinçek’in hayatı bölücülük yaptığı gerekçesiyle tutuklanmakla geçmiştir. 12 Mart’ta Kürtçü tezleri nedeniyle TİP’in de kapanmasına neden olan Perinçek, TİİKP Davası’nda da bölücülük yaptığı için hüküm giydi ve 3 yıl hapis yattı. 12 Eylül’den sonra da 5 yıl hapis yatan Perinçek Nisan 1990’da bu sefer Diyarbakır DGM tarafından tutuklandı ve bölücülük yaptığı için bu sefer 3 ay hüküm giydi. Eylül 1998’de ise, yine PKK’ya yardım ve yataklıktan suçlanarak tutuklandı. 1991’de TRT’de yayınlanan liderler açık oturumunda yaptığı konuşmasında bölücülük yaptığı için 10 ay hapis yattı.



* TİİKP Savunması Sayfa 189-191'e bakalım: ''Kemalist burjuvazi, daha 1921 yılının ilk aylarından itibaren emperyalistlerle uzlaşmaya başlamıştı. Lozan, emperyalizme karşı mücadelesinde dönüm noktası oldu. Ankara hükümeti, Lozan’da, Türkiye halkının büyük fedakârlıklarla kazandığı zaferin semerelerini toplamadı. Bağımsızlığımızı kayıtsız şartsız destekleyen Sovyetler’in dostluğuna sırt çevirdi. Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarımız yabancılara bırakıldı. Kürdistan’ın parçası olan Musul petrol bölgesinde İngiliz işgali fiilen devam etti. Vatan hainleri Lozan hükmüyle affedildi. ''

* ''İttihatçı kompradorlar, milli azınlıklar üzerinde de baskı ve katliam politikası uyguladı. Doğuda yüzbinlerce Ermeniyi katletti. Geri kalanlarını da yurtlarından sürdü. Arap ve Kürt milliyetçilerine çeşitli baskılar uyguladı. (TİİKP Savunma, sf. 154)”



* ''PERİNÇEKLER DEĞİŞTİ'' diyenlerin bu alıntılara nasıl itiraz ettiğini görür gibi oluyoruz. Ancak TİİKP Davası Savunma, hâlâ İP tarafından sahiplenen, Kaynak Yayınları tarafından satışı sürdürülen ve İP içinde adeta bir eğitim kitabı muamelesi gören ve Perinçek tarafından çok önemsenen bir kitap olma özelliğini sürdürüyor. Üstelik, Perinçek’in yayınladıklar arasında sözde Ermeni soykırımını savunan tek eser değil. 2000 yılında Perinçek’in yayınladığı, sunuş yazısını da bizzat kendisinin yazdığı Ermeni tarihçi Rem Kazancyan’ın “Bolşevik-Kemalist-İttihatçı İlişkileri” isimli kitabının dipnotlarında Enver, Talat ve Cemal Paşalardan bakın nasıl bahsediyor: “Cemal Paşa, (...) 1915 Ermeni soykırımının örgütleyici ve yönlendiricilerinden biri olmuştur.” Aynı tanım Enver Paşa için yapılıyor. Talat Paşa için ise şöyle deniyor: “Türkiye’de 1915 Ermeni soykırımının başta gelen örgütleyicisi”

Peki, kitabın dipnotları kim tarafından hazırlanmış dersiniz: Mehmet Perinçek.



* 7 Ocak 2005 tarihli Vatan gazetesinde, PKK’nın ikinci adamıyken yakalanan ve şu anda cezaevinde bulunan Şemdin Sakık’la ilgili bir haber çıktı. Daha doğrusu Şemdin Sakık’ın yazdığı kitabın haberi.

Peki Şemdin Sakık’ın PKK’nın meşrulaşmasında, gündeme gelmesinde önemli katkıları oldu dediği, hatta bu kadar meşrulaşmasının baş kahramanları ilan ettiği bu kişiler kimdi?

Biri, bugün kendini Kuvayı Milliye’nin önderi ilan eden Doğu Perinçek, diğeri Yalçın Küçük.



* Perinçek 2000’e Doğru’nun bir sayısında federasyon ile ilgili fikirlerini Atatürk’e mal etmeye çalışmıştır. İddiaya göre Atatürk Kürtlere özerlik istiyormuş!

Kapağında PKK’lı militanların halay çektiği derginin manşeti, Kürtlerin yeniden doğuşu! Ayrıca PKK’nın referandum çağrısı oldukça geniş yer kaplıyor.

Derginin başka bir sayısında, bölücülükten kapatılan ve Doğu Perinçek’in başkanı olduğu Sosyalist Parti’nin bir talebi: “Hükümet PKK ile görüşsün”!

“Gerilla barınmasın diye Ordu orman yakıyor”, “Kürdün ateşle imtihanı”, “Şeytan üçgeninde Kürtler”, “Kürt milli ordusu kuruluyor” “Karar Kürt halkının: Referandum”... vs.



* Mahir'ler ve Deniz'ler savunmalarında Kemalizmi savunur, kendilerini 2. Kurtuluş Savaşçıları olarak tanımlarken Perinçek'ler savunmalarında Kemalizme şöyle saldırıyordu: TİİKP'den:

"Kurtuluş Savaşının burjuva önderliği halk kitleleriyle birleşmedi; tam tersine toprak ağalarıyla ittifak yaparak halkı baskı altına alan bir diktatörlük kurdu. Sovyetler Birliği ve dünya halklarıyla dostluğunu sağlamlaştırmadı, tam tersine emperyalistlerle uzlaştı."


* TİİKP'den devam:"Dünya çapında yükselen faşizm Kemalist diktatörlüğü de etkiledi. Kemalizmin otoriter devlet anlayışı ve ‘imtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kitleyiz' fikri bu etkilenmemin ideolojik zeminini yaratıyordu."

"Kemalist diktatörlüğün işçi ve köylüleri ezen burjuva karakterini açıkça ortaya koyar ve onunla mücadele ederiz. Biz, Kemalist diktatörlük tarafından demokrasi isteği ve teşkilatlanması zorbalıkla bastırılan işçi sınıfının ve bütün Türkiye halkının, kurşunlanan işçilerin, insafsızca sömürülen köylülerin, defalarca katledilen Kürt milliyetçinden halkın temsilcileriyiz. Bütün bunları uygulayan burjuvazinin sınıf diktatörlüğünün başındaki Atatürk'e karşıyız. Çünkü biz, tarihin en ilerici sınıfı olan ve kendisiyle birlikte bütün halkı kurtaracak olan işçi sınıfının ihtilalcileriyiz."



Okur sayısı 70binlere giden aydınlık okurlarının kahir ekseriyeti benim gibi saf saf Aydınlık'ın misyonunu, 'duruşunu', kemalist düşünceye olan düşmanlığını, kan dökücü teröristbaşı Muhibbi olmanızı, Kürt teali cemiyeti mahiyetindeki grubunuzu bilmiyor tanımıyor olması. Sizin de -Turan Dursun'un terminolojisiyle konuşalım-Mümaşat YAPIYOR OLMANIZ...Biz yurtsever türklerle..bize istemeyerek katlanıyorsunuz. Çünkü Aydınlık'ın yaşaması lazım...

Mahcubiyetinizin bir diğer sebebi de kendi Yazarlarınız.. AYDINLIKTA NEDEN YAZIYORLAR?? Üç kuruşluk telif ve bir köşe yazısı uğruna..Ya da AYDINLIK'I bilmeden...İki olasılıkta birbirinden kötü



Bakın Özgür Erdem nasıl görüyor Perinçek'in Türk Sol düşüncesine ''katkısını'':

Aydınlıkçılar Kasım 1970'te çıkardıkları dergilerinin kapağına kendi tanımlarıyla "beş usta"nın resmini koyar: Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao.

Bu Türk Solu açısından bir dönüm noktasıdır. Halbuki o güne kadar 68 Gençliği Sosyalizmle Atatürkçülüğü ve milliyetçiliği çok doğru bir şekilde sentezlemeyi başarmıştır.

Bu sentez Perinçek tarafından bozulur. Aydınlıkçılar kendilerini Atatürkçü ya da Milli Kurtuluşçu değil, Marksist-Leninist olarak adlandırmaya başlarlar. İdeolojileri de artık Mao Zedung Düşüncesidir.
Bu da adeta bir virüstür. Artık kendi devrimci tarihimiz ve geleneklerimizden değil, Marksizm-Leninizmden ve Mao'lardan esinlemeler başlayacaktır. Bu da Türk Solu'nun sosyalizm anlayışını adım adım bu topraklardan ve Türk halkından koparacaktır. Bu 70'lerde daha da abartılı bir hal alacak, bütün sol Maocu-Leninci-Enver Hocacı gibi bölünmelere uğrayacaktır.



Bu VİRÜSÜ görüyorum artık.. Bu virüsü Darağcındaki Üç Fidana da ihanet etmiştir:


''Mart 1971'e gelindiğinde Deniz'ler artık birer kaçaktır. 4 Amerikan askerini kaçırmışlardır. Bütün polis ve MİT onları aramaktadır. Şarkışla'da yakalanırlar. İdamla yargılanmaya başlanırlar. Bunun üzerine gerek THKO'lu gerekse THKP-C'li pek çok devrimci Deniz'leri kurtarmak için seferber olur. Herkes fraksiyon ayrımı gözetmeksizin eylemlere başlar. Mahir'ler hapisten kaçar. Ancak kaçmalarının da tek bir amacı varır: Hapisten kurtulmak değil Deniz'lerin idamını engellemek!

Türkiye'de bütün devrimciler Deniz'lerin idamını engellemek için seferber olmuşken, Perinçek'ler dergilerinde açık açık Deniz'leri eleştirmekten kaçınmazlar. 23 Mart 1971 tarihli PDA'da "Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş arkadaşlara Açık Mektup" başlığıyla şu metin yayınlanır:

"(…) Halkla sağlam devrimci bağları olmayan, halk içinde erimeyen bir grup insan, ne kadar çok ve modern silahlara sahip olursa olsun, ne kadar kişisel kahramanlık vasıfları taşırsa taşısın devrim yolunda ilerleyemez. Devrimci gençliğin içinde ve önünde yiğitçe savaştınız, halkımıza hizmet ettiniz. Bütün devrimciler gibi, hatalar yaptınız. Son birkaç ay yaptığınız işler ise, büyük hatalar taşımaktadır." Türkiye'de bütün devrimciler ölüm pahasına Deniz'leri kurtarmaya girişirken Perinçek'ler yayınladıkları açık mektuplarda onları eleştiriyordu.


Deniz Gezmişlerin çabucak kavradığı gerçeği, bugün onbinlerce Aydınlık okuru bilmiyor, sezemiyor, anlamıyor. Turan Dursun ne diyordu şeriat için; Şeriat'ın önemli düsturlarından: ''El hamb-u hudatun''.. Yani, savaş hiledir.

Desise büyüktür, gerçekten büyük

Mutezile
26-01-2012, 01:43
Yukarıdaki satırları Aydınlık gazetesinin yönetiminden biriyle paylaştım. Aslında o kişiyle (izin almadan adını vermem doğru olmaz sanırım )karşılıklı yazışmalarımız benim gönderdiğim bu son e-posta ile durdu.. Buna cevap gelmedi..

Sonra facebookta rastlaşınca bu konuyu tekrar konuştuk ve içime su serpildi.

AlbatrosS
26-01-2012, 02:07
AYDINLIK VE TÜRK SOLU'nun geldiği bugünkü yeri bilenler bunun aslında ''tesadüf'' olmadığını oldukça iyi bilirler. Geçmişte de konjonktürel olarak gerek Kürt devrimcilerine gerekse Türk devrimcilerine yaklaşmış bu adam, Türk Gladio tarihinin gördüğü en karanlık simalardan biridir. Kendisini Türkiyeli Türk devrimcilerin ciddiye almadığı gibi Kürt devrimcileri de ciddiye almazlar. Alman Nasyonal Sosyalizmi'nin Türkiyeli yegane temsilcisidir. Kürt devrimcilerinde Kürt düşmanlığında oynadığı sınır tanımaz rolleri envai çeşit komplo teorisyenliğiyle şenlendirmek bir eski zaman soytarısıdır nazarımızda. En büyük destekçileri Kentli-eğitimli Kemalist sol'umsu kadrolardır. Sol adına hareket eden; ancak Türkiye'nin bugün EN IRKÇI VE FAŞİZAN yapısını oluşturan yayın ve politikaların temsilcisidir.

Ermeni sykırımı inkarcılığından Kürt düşmanlığına; gayrı müslim ve Yahudi düşmanlığından Talat PAŞA KOMİTELERİ'ne kadar bulaşmadıkları kirli tezgah kalmamıştır.

TÜRK SOLU adlı, paçavra bile demeye bin şahit isteyen dergi'deki ekürlerinin yazdıklarını görenler, HİTLER'e bile nice rahmetler okutulduğunu bilirler. Ekseriyeti EMEKLİ komutanların ve Ulusalcı faşist kadroların oluşturduğu bu hareketin AKP iktidarıyla yaşanan dönüşeme kadar devlet ve ordu bürokrasisiyle oldukça enterasan işbirliği/ilişkisi göze çarpar.

Perinçek ve avanesi mi dediniz?

TÜRK SOLU'na bakınız, anlarsınız...

Jolly Jocker
26-01-2012, 02:47
Başlık konusu işlenirken THKO ve THKP-C hakkında çok yanlış bir profil de çizilmiş. Bu iki örgüt kendini milliyetçi ya da kemalist olarak değil açıkça marksist-leninist olarak tanımlamıştır. Keza ulusların kendi kaderini tayin hakkı da bu iki örgütçe açıkça savunulmuştur. Keza iki örgütün de devletle ve orduyla bağı yoktur. Aksine, faşist-oligarşik diktatörlük olarak tanımladıkları devletle savaşmayı ana hedef olarak belirlemişlerdir. Bir dönem kemalistlerle ittifakı düşünmüşlerdir. Bedelini ağır ödemişlerdir. Bu yüzden devamı olan örgütlerin tümü, 1970'lerde kemalizmi müttefik listesinden atmıştır ve ilişkisi kesmiştir.

Perinçek'e gelince... Oldum olası askerden medet ummuş, hiçbir zaman kendi özgücüne ve işçi sınıfına güvenmemişti. Orduya gaz vererek, kemalizmi kafasına göre sol bir içerikle tanımlayarak sol bir cuntayla işi halledeceği hülyalarından hiç sıyrılamadı. Sola bir katkısı oldu mu peki? Elbette hayır. Ama kemalizmin kendini sol olarak gösterip pazarlamasına bir hayli katkı sundu Perinçek. Sosyalist hareket içerisinde değerlendirilmiyor onun partisi. En doğrusu da bu.

Mutezile
26-01-2012, 20:34
Deniz'lerin savunmasından:


Biz 50 sene evvel Kurtuluş Savaşı vermiş bir ülkenin çocukları olarak Kurtuluş Savaşı'nın gerçek tahlilini yapmaya her zaman için muktediriz. Biz yine çok iyi biliriz ki Türkiye Kurtuluş Savaşı'nı yapmak için Samsun'a çıkanlara İstanbul örfi idaresince ve mahkemelerince idam cezası verilmiştir. Ve yine bilmekteyiz ki, Osmanlı İmparatorluğu yüzlerce generalinden ancak birkaç tanesi Kurtuluş Savaşı'na iştirak etmiştir. Ve yine bilmekteyiz ki Kurtuluş Savaşı yapıldığı sırada İstanbul'da bulunanlar bunları yapanlara eşkıya demiştir.
.....

......Mustafa Kemal'e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz ..

...Amerikan emperyalizmi tarafından İnönü hükümetten düşürüldüğünde protesto gösterisi yapan gençler ilerici gençlerdir. Anayasa'ya Bağlılık Mitingi'ni de bizler yaptık.

......Fikir özgürlüğünü ve Anayasa'yı paravan yapanlar "önceden Atatürkçü geçinirken O'nun fikir ve şahsiyetini de küçük görmeye başladılar, sadece Mustafa Kemal tarafını beğeniyorlardı." suçlamasını kesin olarak reddediyorum ve asla kabul etmiyorum. Diğer yurtseverler de bunu kabul etmez.

Gerçekler örtülmek isteniyor. Mustafa Kemal'e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz. Onun İstiklal-i tam prensibini, ve onun istiklal-i tam Türkiye idealini yalnızca biz devam ettiriyoruz.


....Bizim düşmanımız
Amerikan emperyalizmi ve yerli işbirlikçileridir

Bizim düşmanlarımız Amerikan emperyalizmi ve onun yerli işbirlikçileridir. Yani emperyalizm ile işbirliği yapan patronlar, feodal mütagallibe yani bezirgânlar, tefeciler. Toprak ağaları ve diğer işbirlikçileri ve bizim bütün eylemlerimiz bu hedefe yönelmiş bulunmaktadır. Bunun dışında başka bir hedefimiz yoktur.


http://www.bydigi.net/hikayeler-efsaneler/841-deniz-gezmis-thko-davasindaki-savunma-metni.html

sergenci
26-01-2012, 21:33
sn. Mutenzile, bu adreste deniz'in daha teferuatlı savunması var. my.opera.com/bahadirhelli/blog/show.dml/30210302

Jolly Jocker
26-01-2012, 22:06
İleti yazarken mausumun sağ tuşu çalışmıyor. Sadece bu forumda oluyor. THKO'nun kuruluş bildirgesi ve TDY broşüründen alıntıları elle mi yazacağım uzun uzun? Elbette hayır. Bu gibi şeyleri copy-paste yapamadan burada yazmak da fazlaca eksikli olacağı için benden paydos.

Bu sorun çözülene kadar forumda yazmanın anlamı yok.
Hoşçakalın.

spartacus
26-01-2012, 22:49
CTR+C (copy, CTR ile C aynı anda tıklanacak), CTRL+V(paste), bu çalışmıyorsa, profil ayarlarından basit editörü deneyebilirsin... Başka browser örn: Firefox deneyebiliriz...

Javascript kullanan alanlarda(örneğin:editor)mouse sağ tuşu PC ayarlarından kaynaklanır..(en azından bende sorun yok, olan varsa bana PM atabilir.)

Jolly Jocker
27-01-2012, 00:00
Spartaküs, söylediğin yol maalesef işe yaramıyor ama sanırım sorun benim laptoptaymış. Ana bilgisayardan deniyorum şimdi ve buradan rahatça copy-paste yapılabiliyor. Neyse foruma buradan girerim artık.

Mutezile,
Denizlerin Savunmasını bana cevaben alıntıladın anladığım kadarıyla. Denizler açık biçimde marksist-leninisttir. THKO'yu kemalistlerin pek bir bağlı oldukları TC devletini ve ordusunu yıkmak için örgütlemişlerdir. THKO bir savaş örgütüdür. Kemalizm, yıllar yılı sola alan kapamak için kendini sol gösterince, gerçek solun sesi olanlar da kitlkeselleşebilmek için kemalizme yakın durdular. Bu politik bir taktikten ibarettir. Kemalizme eleştirileri de mevcuttur. Sadece Savunmayı gözleri görenler nedense THKO Kuruluş Bildirisi'ni ve Türkiye Devriminin Yolu broşürünü görmezler. İlgili yerleri alıntılayalım öyleyse(önemli yerleri ben koyulttum);


THKO Kuruluş Bildirgesinin daha ilk maddesi şöyle: ''Türkiye Halk Kurtulus Ordusu halkımızın bagımsızlıgının silahlı mücadele ile kazanılacagına ve bu yolun tek yol olduguna inanır.'' Kime karşı silahlı mücadele dersin?

Türkiye Devriminin Yolu broşüründe de -ki örgütün kuruluş bildirgesinden sonra yayınladığı yegane bildiridir- kemalizm hususunda şunlar yazıyor;
''Emperyalizmin tasfiyesinden sonra halk kitlelerinin kendi aralarındaki çelişkiler ön plana çıkacaktır, fakat emek-sermaye çelişkisi temel çelişki olmayacaktır ve olamaz. Temel çelişkinin emek-sermaye çelişkisi olması demek, toplumda kapitalist üretim ilişkilerinin hakim olması ve işçi sınıfının sömürülmesi demektir. Oysa MDD[Milli Demokratik Devrim] böyle bir toplum yaratmayacaktır. Emek-sermaye çelişkisi talî bir çelişki olarak MDD sürecinde belirli bir dönem var olacaktır, fakat hakim çelişki olamaz. Olması demek devrimde işçi sınıfı öncülüğünün gerçekleşmemesi demektir. İşçi sınıfı öncülüğünün gerçekleşmemesi halinde ise, MDD söz konusu değildir.

''Devrimde işçi sınıfının öncülüğünün gerçekleşmemesi halinde, pratikte öncülüğü ele geçirebilecek sınıf küçük burjuvazidir. Toplum, ya kapitalizme kayacaktır ya da geçici bir bocalama döneminden sonra ülke tekrar emperyalizmin kontrolüne girecektir. Ulusal Kurtuluş Savaşından sonra Türkiye’nin tekrar emperyalizmin kontrolüne girmesi, ikinci alternatife tipik bir örnektir.

"Kurtuluş savaşına, Türkiye’nin sınırları içinde yaşayan bütün ulusların ilerici ve anti-emperyalist sınıf ve tabakaları aktif olarak katıldılar. Bağımsızlık savaşının sonunda kurulan hükûmette Türk milliyetçiliği hakim durumda idi. Bu nedenle Türkiye’nin sınırları içinde yaşayan hiçbir ulusa demokratik hak ve özgürlükleri tanınmadı; tam tersine, bütün uluslar asimile edilmeye başlanarak Türk ulusu imtiyazlı bir duruma getirilmeye çalışıldı.

"Türkiye’deki tüm emekçilerin çıkarlarına en uygun çözüm yolu da bölgesel özerklik olacaktır. Bölgesel özerkliğin sınırlarını ve kapsamını da ancak aynı sosyal ve iktisadî yaşantıya sahip olan halkların kendileri tayin eder. Biz, bu özerklikte titizlikle Türkiye’de uluslararası (sosyalist) kültürün ve iktisadî yapının korunmasına çalışmalıyız. Çalışmalıyız, çünkü sosyalist, uluslararası kültür ve iktisadî ilişkiler bütün çalışan sınıf ve tabakaların çıkarınadır.'' (Hüseyin İnan, Türkiye Devriminin Yolu)

Mutezile
27-01-2012, 00:01
Teşekkürler sayın sergenci..

Farklı kaynaklardan hep bölüp pörçük bulup, birleştirmek gerekiyordu. Savunmanın eksiksiz metni kitap olarak basılmış. Onu da edinmeye çalışacağım.

Mutezile
27-01-2012, 00:04
jolly,
Denizlerin Türk halkının ve tarihin önünde yaptıkları savunmayı nereye koyuyorsun?

Pratik mi /teori mi? Hangisi belirleyici?

Mutezile
27-01-2012, 00:07
Savunma altı çizilmesi gereken çok yer var. Ama özellikle vurgulanması gereken pasajlardan biri de şurası kanımca:


misak-ı milli sınırları içinde iki kardeş kavim yaşar. türk ve kürt kavmi yaşamaktadır. birinci büyük millet meclisi’nin kararı böyledir. türkiye’de iki kardeş kavmin ve unsurun yaşadığını kabul etmektedir. bunu kabul etmek bölücülük değildir. bölücülük olarak kabul edildiği takdirde birinci türkiye millet meclisi ve mustafa kemal’i de bölücü olarak kabul etmek gerekir. bu iki kardeş unsur birinci kurtuluş savaşı’nı müştereken başarmışlardır. güney cephesinde düşmanla omuz omuza savaşmışlardır. bu ikisine birden biz türkiye halkı diyoruz ve bu iki kardeş unsur ikinci bağımsızlık savaşını da müştereken başaracaklardır. asıl bölücüler bu gerçeği kabul etmeyenlerdir.

sedatsert
27-01-2012, 16:31
Sayın jolly ' nin ilk yazısındaki yoruma aynen katılıyorum. Doğu Perinçek, aslında meşru yollarla olamayacağı iktidar rüyalarını, militarizm den medet uman biridir. Ordu içine öylesine sızmışlardırki, ergenekonun temelini bu kadrolar oluşturur. Dikkatlice gözlemleyenler şunu rahatlıkla görebilir : nerede emekli paşa varsa, çoğu D. Perinçekle ilintilidir.
D.Perinçeğin gizli gündemi, "ORDUYU ELE GEÇİRİP, BİR DARBE İLE SOSYALİZMİ TÜRKİYEYE GETİRMEKTİ"
Bu benim şahsi gözlemimdir. Katılıp katılmamak serbest....

Mutezile
27-01-2012, 17:16
Burada perinçek savunucusu gibi görünme tehlikesini göze alarak soru sormak kaçınılmaz oldu sayın sedat;

*mekli paşalar, darbe yapmak için Perinçek'e neden ihtiyaç duymaktadırlar.

*kndilerinde olmayan hangi vasıf Perinçekte var?

Perinçek'i önder/lider kabul etmelerinin sebebi ne olabilir?

nerede emekli paşa varsa, çoğu D. Perinçekle ilintilidir.

İlintiden suç üretmek, işkillenmek anlamlı mıdır?

Emekli paşalar İşçi partisi üyeleri ise, söylediklerinize katılırım ama, orası ayrı.

Parti üyesi değillerse ''ilintilidir'' fiili havada kalır; açıklanmaya muhtaçtır.

Mutezile
27-01-2012, 17:17
jolly,
Denizlerin Türk halkının ve tarihin önünde yaptıkları savunmayı nereye koyuyorsun?

Pratik mi /teori mi? Hangisi belirleyici?

xcan
23-10-2015, 04:02
Perinçekten tiksiniyorum
Sebeplerden sadece biri aşağıda.







Perinçek, Aydınlık’ta yaptıkları “ihbar”larla 12 Eylül’den sonra mahkemedeki savunmasında şöyle övünecektir:
“Aydınlık üç yıla yakın yayını ile anarşi ve teröre karşı gerçekten büyük bir mücadele yürütmüştür. Terör çetelerini birer birer halkın önüne çıkararak teşhir eden Aydınlık, ülkemizin birliği ve iç barış için yaptığı hizmetlerle unutulmayacak izler bırakmıştır. Devlet teröre karşı mücadelede Aydınlık’tan yararlanmıştır. Birçok yetkili bu gerçeği belirtmiş ve Aydınlık’a sık sık başvurmuştur. MGK Genel Sekreterliği’nin Anarşi Raporu’nda Aydınlık’ın kaynak olarak kullanıldığı gazetelere yansımıştır.”
Aydınlık’ın “ihbarcı” yayınlarını Gün Zileli anılarında şu şekilde anlatır:
“Gazeteye uğradığım bir gün, yeni çıkmış prova sayıyı gözden geçiriyordum. Birinci sayfadaki bir haber dikkatimi çekti. O günlerde, Ümraniye’de beş ‘sağcı’ işçinin, TİKKO örgütü tarafından kurşuna dizildiği iddiası yer alıyordu gazetelerde. Bu, saçma sapan, vahşice bir eylemdi. Kim yaparsa yapsın bu tür bir eyleme karşı çıkmak gerekirdi gerçekten de. Ancak, Aydınlık’ın o günkü prova nüshasında, böyle bir kınamayla yetinilmiyor, gazete, polis hafiyeliğine heveslenip, işçileri kurşuna dizdiğini iddia ettiği TİKKO’cuların isimlerini açıklıyordu. Dehşetle irkildim. Devrimci bir gazetenin, kınamanın ötesine geçip, olayı ‘gerçekleştiren’leri polise açık açık ihbar etmesi türü bir tutumla ilk kez karşılaşıyordum. (...) Bu olay, daha sonraki dönemde, Aydınlık gazetesinin, solcuları, polise ve devlete ihbar etme siyasetinin, hatırladığım ilk örneğidir.”
Yıllar sonra, 1992’de “sol içinde dar çekişme ve kapışmalara girmemeli ve soldan gelen hücumlara misillemede bulunmamalıyız” diyerek bir nevi “özeleştiri” yapan Perinçek, bir 10 yıl sonra dayanamayacak ve “ihbarcı” yayınlarını “az bile yaptık” diye savunacaktır:
Hürriyet: “Geçmişinizin muhasebesini yaparken vicdanınızı rahatsız eden şeyler var mı? Mesela Aydınlık gazetesinde ihbar edilen sol adresler, isimler?”
Perinçek: “Az bile yapmışız. O konuda daha cesur olmalıymışız.”