Doğu Perinçek ve Aydınlık-40 yılın Analizi
* Perinçek benim yaşım kadar süredir bu ülkede bir siyasi figür. Buna rağmen TİİKP ya da şimdiki İşçi Partisi neden toplumda -Kürtlerde de (ki bu daha da acıdır) yankı bulmuyor, oy alamıyor; hatta ciddiye alınmıyor. Cevap basit: Kürtler oy vereceklerse eğer kendi partilerine zaten veriyorlar-verdiriyorlar.
* Türklerden neden oy alamıyor? İşçi partisinin amblemini incelediniz mi?Serhildan tayfasının amblemiyle aynı. Sadece malum renkleri kullanmamış sayın Perinçek. Türk halkı da ne kadar cahil bırakılsa da, kitap okumasa da bu imitasyon İşçi partisinden heptendir hazetmiyor, oyunu esirgiyor.
ŞİMDİ Perinçek ve Aydınlık grubunun son 40 senesini okuyalım, anlayalım:
* 68 Gençlik Hareketi bilindiği gibi milliyetçilik, solculuk ve Atatürkçülük kavramlarının birbirinden ayrışmadığı dönemde gelişmişti. Bu nedenle, 68’li devrimciler aynı zamanda milliyetçi ve Atatürkçüydüler. Devrimci gençler ellerinde Türk bayrağıyla eylemler düzenler, hareketlerini de “İkinci Kurtuluş Savaşı” olarak görürlerdi.
Perinçek bu dönemde Kürtçülük propagandasına başladı. “Kürt Halkının Kendi Kaderini Tayin Hakkı” ilk olarak Perinçek ve ekibi tarafından dile getirildi.
* Deniz Gezmişlerin DİL BİRLİĞİNİ SAVUNDUĞU yerde, Perinçek kürt diline özgürlüğü savunuyor.
* Deniz Gezmişler THKO Davası’nda verdikleri savunmada “Tek Dil, Tek Bayrağı” savunmuştur. THKO Savunma’da, Perinçek’in TİİKP’sinin aksine, tek bir Kürt kelimesinin geçmemesi önemlidir.
* Yine 1970'lerde Doğu Perinçek'in başında bulunduğu Proleter Devrimci Aydınlık (PDA), Kürt meselesi ile ilgili daha önce hiçbir sol hareketin yapmadığı tespitlerde bulunmuştur. Kendi ifadeleriyle "Kürt sorununda milliyetçi görüşlere karşı ilk kez tavır alan" PDA'cılar "Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkı"nı savunmuşlardır.
* Başka ne görüyoruz o dönemden? : PDA'cılar, 27 Ekim 1970 tarihinde yapılan TİP kongresinde Kürt meselesiyle ilgili bir önerge verirler. Bu önerge şiddetli tartışmalara yol açar. TİP yönetimi, meseleyi bölgesel bir kalkınma sorunu olarak alırken, PDA'cılar bu yaklaşımın "hakim sınıf iktidarının şoven milliyetçi görüşlerinin ve tutumunun bir uzantısı" olduğu propagandasını yapar. Sonuçta, başında Kemal Burkay'ın bulunduğu Doğulular grubunun desteğiyle PDA'nın Kürt sorunuyla ilgili önerisi kongrede kabul edilir. Bu kararda özetle; "Türkiye'nin doğusunda bir Kürt halkının olduğu, Kürt halkı üzerinde baştan beri hakim sınıfların, faşist iktidarların baskı, terör ve asimilasyon politikası uyguladıkları, Kürt halkının anayasal vatandaşlık hakkını kullanmak ve tüm diğer özlemlerini gerçekleştirmek yolundaki mücadelesini desteklemenin" partinin ödevleri arasında olduğu kabul edilir.
* TİİKP savunmasında neler var?
TİİKP Savunması'nda 40 sayfadan fazla tutan bir bölüm vardır. Başlığı: "Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Ordusu, Kürt Milletinin Kendi Kaderini Tayin Hakkını Kayıtsız Şartsız Savunuyor."
Halbuki Deniz Gezmiş'lerin Savunma'sının ise son kısmı "Mücadelemizin Yolu" başlığıyladır. Burada önce "ulus"un tarifi yapılmaktadır. Deniz'e göre bir topluma ulus diyebilmek için dil birliği, toprak birliği, iktisadi, iktisadi bütünlük, ortak ruhi şekillenme ve tarihi olarak oluşmuş bir istikrarlı birlik gerekmektedir. Bu tanıma göre, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla birlikte Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayanlar Türk Ulusu'nu oluşturur. Irkın bir önemi yoktur. Yukarıdaki kıstaslara uymayan Kürtlerin ulus olarak kabul edilmesi düşünülemez THKO Savunma'da Kürt ulusu diye bir ifadeye rastlanmaz. TİİKP savunma ise 4.000 yıllık Kürt ulusu(!)nu öve öve bitiremez.
* PDA, Kürt meselesinde açıktan bölünmeyi savunurken, Sosyalizmle Kemalizmin iki karşıt sınıfın, proleterya ve burjuvazinin ideolojisi olduğunu belirtiyordu. Kemalizm, Perinçek ekibine göre burjuva ideolojisiydi ve emperyalizmle adım adım uzlaşmıştı.
* Mahir ÇAYAN konuya nasıl yaklaşıyor? Mahir Çayan, Ocak 1971'de ilk kez Kürt meselesine değinir, o da ASD'den ayrılırken yazdığı açık mektupta. Kürt meselesinin, ne şart altında olursa olsun tek çözüm yolu ayrılmaktır tezinin yanlış olduğunu vurgulayıp meseleyi diyalektik biçimde ele almak gerektiğini yazmıştır.
* Kürtçülüğün sol içinde yerleşmesini ve meşrulaşmasını sağlayan kişi hiç şüphesiz Doğu Perinçek'tir. Kürtlerin meydana getirdiği Devrimci Doğu Kültür Ocakları bile kültürel haklar temelinde örgütlenirken, Doğu Perinçek'in PDA'sı ve TİİKP'si "Kürt ulusunun kaderini tayin ve isterse ayrı bir devlet kurma haklarını ve ulusal baskıya karşı ayaklanma haklarını kayıtsız şartsız savunmuştur."
Türk Soluna Kürt bölücülüğün girmesi PDA ile başlamıştır. Doğu Perinçek, PKK'lı Yeni Ülke dergisinin 10-11 Ağustos 1991 tarihinde kendisiyle yaptığı söyleşide 1970 yılında Kürt meselesi ile ilgili en cesur tavrı kendilerinin aldığını belirterek övünmektedir.
* Doğu Perinçek, PKK'lı Yeni Ülke dergisinin 10-11 Ağustos 1991 tarihinde kendisiyle yaptığı söyleşide 1970 yılında Kürt meselesi ile ilgili en cesur tavrı kendilerinin aldığını belirterek övünmektedir.
"1960'lardan sonra serpilmeye ve kitlelerle birleşmeye başlayan sosyalist akım, bir kesim aydını etkiledi. Ancak bunlar daha çok Kemalizmin yetiştirdiği kuşakların çocuklarıydı. Ve ideolojik planda Kemalizmden kopamadılar, 'sosyalizm' adı altında daha çok düzenin çerçevesi içinde kaldılar."
* TİİKP Savunmada, Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkı başlığı altında şunlar yazılıdır:
"Devlet kurmak, yalnız Türk Milleti'nin tekelinde ve imtiyazında olamaz. Devlet kurmak, Türk Milleti'nin olduğu kadar Kürt milletinin de hakkıdır... biz, Türk ve Kürt halklarının ortak yurtlarını belirleyen Misak-ı Milli'nin Kürt halkının ayrı bir devlet kurma hakkının karşısına çıkarılmasını kesinlikle reddediyoruz."
* Kürtler eğer ayrı bir devlet değil de, kendi iradelerini Türk halkıyla birleştir- mek isterlerse Perinçek'lerin bulduğu çözüm; demokratik halk cumhuriyetidir. Bu cumhuriyette Kürtçe, Türkçe ile birlikte ikinci resmi dil olacaktır. Kürtler, kendi anadillerinde yayın ve eğitim yapacaklardır. Devlet radyoları ve televizyon Kürtçe yayın yapacaktır (bak. TİİKP Savunma, 430 vd. Kaynak yay., TİİKP 1. Kongre Belgeleri s. 96-97. Aydınlık yay.)
Perinçek'in TİİKP'si açıktan bölücülük yaparken, ne Deniz'in THKO'su, ne de Mahir'in THKP-C'si Kürtçülüğe bulaşmamış ve Kemalist milliyetçiliği devrimci ve sol bir ideoloji olarak tarif etmiştir.
* TİİKP savunmasında kalalım: Savunma’da Atatürk dönemi Kürt politikası da eleştirilmekte, o dönemin Kürt ayaklanmaları açıkça övülmektedir. Ağrı ve Dersim isyanları da savunulmakta, bu isyanları bastıran Kemalist iktidar halka zulüm yaptığı gerekçesiyle eleştirilmektedir.
* PERİNÇEK acaba Türk-Kürt kardeşliği meselesinde ne kadar samimidir? Bu noktada yıllardır Kürtlerin ne kadar köklü bir tarihe ve uygarlığa sahip olduğunu savunan Perinçek bakın Türk tarihi ve Türk milleti hakkında neler düşünüyor: “Milliyetçiler diyor ki, millet öteden beri vardı. Örneğin Orta Asya’da Ötüken ormanlarında bir Türk Milleti vardı. Veya Bilge Kağan’ın zamanında, 6. ve 7. yüzyıllarda Göktürkler zamanında bir Türk Milleti vardı. Bunlar tarihsel gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan, saçmasapan görüşlerdir. (...) Göktürkler zamamında bir Türk Milleti yoktu. Daha sonra Selçuklular, Osmanlılar zamanında da bir Türk Milleti yoktu.” (Bilim ve Ütopya, Kasım 1994)
Türklerin tarihinin olmadığını ve Türk milletinin yüz yıllık bir geçmişi olduğunu iddia eden Perinçek konu Kürtler olunca bakın neler diyordu: “Kürtler Ortadoğu’nun en eski halklarındandır. (...) Kürtlerin tarihi hakkındaki bilgimiz MÖ 2000 yıllarına kadar uzanmaktadır. (...) Kürtlerde yazılı edebiyat 11. yüzyıldan beri başlamıştır. (...) MÖ 2000 yıllarına ait iki Sümer eşik taşında Kardaka adlı bir ülkenin varlığından söz edilmektedir. Karduklar Kürtlerin atalarıdır.”
* Uğur Mumcu ölümünden önceki son çalışmalarında Apo ile Perinçek arasındaki bağlantıları incelemiş, Apo’nun öğrencilik yıllarında Perinçek’in grubuna üye olduğunu ve Perinçek’in bildirilerini dağıttığını tespit etmişti. Perinçek ile Apo arasındaki bu uğursuz işbirliği 12 Eylül sonrası PKK’nın Türk Devleti’ne karşı savaş başlattığı dönemde artarak devam etti. Perinçek’in çıkarttığı 2000’e Doğru dergisi 1989’dan 1993’e kadar adeta PKK’nın yasal yayın organı gibi çalıştı. Bu yayın organında, Apo’yla çeşitli röportajlar yayınlandı. Bunların ikisini Perinçek’in bizzat kendisi, birini ise bugün Ulusal Kanal’ın Genel Yayın Yönetmenliği’ni yürüten Ferit İlsever yaptı. Üstelik Kürtçü röportajlar sadece Apo’yla yapılmadı. Ferit İlsever’in Talabani ve Barzani’yle yaptığı röportaj da unutulmamalıdır.
Bu röportajların basit birer gazetecilik olayı olmadığının altını çizelim. Perinçek Bekaa Vadisi’nde Apo’yu ziyaretlerinde PKK’lı teröristlere eğitim ve konferans verdi, Apo’yla birlikte terörist birlikleri teftiş etti ve Apo’ya gül uzattı. Acaba teröristlere eğitim vermek, birlik teftiş etmek, gazeteciliğe nasıl sığmaktadır?
* Perinçek'in cezaevi serüvenleri: Perinçek’in hayatı bölücülük yaptığı gerekçesiyle tutuklanmakla geçmiştir. 12 Mart’ta Kürtçü tezleri nedeniyle TİP’in de kapanmasına neden olan Perinçek, TİİKP Davası’nda da bölücülük yaptığı için hüküm giydi ve 3 yıl hapis yattı. 12 Eylül’den sonra da 5 yıl hapis yatan Perinçek Nisan 1990’da bu sefer Diyarbakır DGM tarafından tutuklandı ve bölücülük yaptığı için bu sefer 3 ay hüküm giydi. Eylül 1998’de ise, yine PKK’ya yardım ve yataklıktan suçlanarak tutuklandı. 1991’de TRT’de yayınlanan liderler açık oturumunda yaptığı konuşmasında bölücülük yaptığı için 10 ay hapis yattı.
* TİİKP Savunması Sayfa 189-191'e bakalım: ''Kemalist burjuvazi, daha 1921 yılının ilk aylarından itibaren emperyalistlerle uzlaşmaya başlamıştı. Lozan, emperyalizme karşı mücadelesinde dönüm noktası oldu. Ankara hükümeti, Lozan’da, Türkiye halkının büyük fedakârlıklarla kazandığı zaferin semerelerini toplamadı. Bağımsızlığımızı kayıtsız şartsız destekleyen Sovyetler’in dostluğuna sırt çevirdi. Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarımız yabancılara bırakıldı. Kürdistan’ın parçası olan Musul petrol bölgesinde İngiliz işgali fiilen devam etti. Vatan hainleri Lozan hükmüyle affedildi. ''
* ''İttihatçı kompradorlar, milli azınlıklar üzerinde de baskı ve katliam politikası uyguladı. Doğuda yüzbinlerce Ermeniyi katletti. Geri kalanlarını da yurtlarından sürdü. Arap ve Kürt milliyetçilerine çeşitli baskılar uyguladı. (TİİKP Savunma, sf. 154)”
* ''PERİNÇEKLER DEĞİŞTİ'' diyenlerin bu alıntılara nasıl itiraz ettiğini görür gibi oluyoruz. Ancak TİİKP Davası Savunma, hâlâ İP tarafından sahiplenen, Kaynak Yayınları tarafından satışı sürdürülen ve İP içinde adeta bir eğitim kitabı muamelesi gören ve Perinçek tarafından çok önemsenen bir kitap olma özelliğini sürdürüyor. Üstelik, Perinçek’in yayınladıklar arasında sözde Ermeni soykırımını savunan tek eser değil. 2000 yılında Perinçek’in yayınladığı, sunuş yazısını da bizzat kendisinin yazdığı Ermeni tarihçi Rem Kazancyan’ın “Bolşevik-Kemalist-İttihatçı İlişkileri” isimli kitabının dipnotlarında Enver, Talat ve Cemal Paşalardan bakın nasıl bahsediyor: “Cemal Paşa, (...) 1915 Ermeni soykırımının örgütleyici ve yönlendiricilerinden biri olmuştur.” Aynı tanım Enver Paşa için yapılıyor. Talat Paşa için ise şöyle deniyor: “Türkiye’de 1915 Ermeni soykırımının başta gelen örgütleyicisi”
Peki, kitabın dipnotları kim tarafından hazırlanmış dersiniz: Mehmet Perinçek.
* 7 Ocak 2005 tarihli Vatan gazetesinde, PKK’nın ikinci adamıyken yakalanan ve şu anda cezaevinde bulunan Şemdin Sakık’la ilgili bir haber çıktı. Daha doğrusu Şemdin Sakık’ın yazdığı kitabın haberi.
Peki Şemdin Sakık’ın PKK’nın meşrulaşmasında, gündeme gelmesinde önemli katkıları oldu dediği, hatta bu kadar meşrulaşmasının baş kahramanları ilan ettiği bu kişiler kimdi?
Biri, bugün kendini Kuvayı Milliye’nin önderi ilan eden Doğu Perinçek, diğeri Yalçın Küçük.
* Perinçek 2000’e Doğru’nun bir sayısında federasyon ile ilgili fikirlerini Atatürk’e mal etmeye çalışmıştır. İddiaya göre Atatürk Kürtlere özerlik istiyormuş!
Kapağında PKK’lı militanların halay çektiği derginin manşeti, Kürtlerin yeniden doğuşu! Ayrıca PKK’nın referandum çağrısı oldukça geniş yer kaplıyor.
Derginin başka bir sayısında, bölücülükten kapatılan ve Doğu Perinçek’in başkanı olduğu Sosyalist Parti’nin bir talebi: “Hükümet PKK ile görüşsün”!
“Gerilla barınmasın diye Ordu orman yakıyor”, “Kürdün ateşle imtihanı”, “Şeytan üçgeninde Kürtler”, “Kürt milli ordusu kuruluyor” “Karar Kürt halkının: Referandum”... vs.
* Mahir'ler ve Deniz'ler savunmalarında Kemalizmi savunur, kendilerini 2. Kurtuluş Savaşçıları olarak tanımlarken Perinçek'ler savunmalarında Kemalizme şöyle saldırıyordu: TİİKP'den:
"Kurtuluş Savaşının burjuva önderliği halk kitleleriyle birleşmedi; tam tersine toprak ağalarıyla ittifak yaparak halkı baskı altına alan bir diktatörlük kurdu. Sovyetler Birliği ve dünya halklarıyla dostluğunu sağlamlaştırmadı, tam tersine emperyalistlerle uzlaştı."
* TİİKP'den devam:"Dünya çapında yükselen faşizm Kemalist diktatörlüğü de etkiledi. Kemalizmin otoriter devlet anlayışı ve ‘imtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kitleyiz' fikri bu etkilenmemin ideolojik zeminini yaratıyordu."
"Kemalist diktatörlüğün işçi ve köylüleri ezen burjuva karakterini açıkça ortaya koyar ve onunla mücadele ederiz. Biz, Kemalist diktatörlük tarafından demokrasi isteği ve teşkilatlanması zorbalıkla bastırılan işçi sınıfının ve bütün Türkiye halkının, kurşunlanan işçilerin, insafsızca sömürülen köylülerin, defalarca katledilen Kürt milliyetçinden halkın temsilcileriyiz. Bütün bunları uygulayan burjuvazinin sınıf diktatörlüğünün başındaki Atatürk'e karşıyız. Çünkü biz, tarihin en ilerici sınıfı olan ve kendisiyle birlikte bütün halkı kurtaracak olan işçi sınıfının ihtilalcileriyiz."
Okur sayısı 70binlere giden aydınlık okurlarının kahir ekseriyeti benim gibi saf saf Aydınlık'ın misyonunu, 'duruşunu', kemalist düşünceye olan düşmanlığını, kan dökücü teröristbaşı Muhibbi olmanızı, Kürt teali cemiyeti mahiyetindeki grubunuzu bilmiyor tanımıyor olması. Sizin de -Turan Dursun'un terminolojisiyle konuşalım-Mümaşat YAPIYOR OLMANIZ...Biz yurtsever türklerle..bize istemeyerek katlanıyorsunuz. Çünkü Aydınlık'ın yaşaması lazım...
Mahcubiyetinizin bir diğer sebebi de kendi Yazarlarınız.. AYDINLIKTA NEDEN YAZIYORLAR?? Üç kuruşluk telif ve bir köşe yazısı uğruna..Ya da AYDINLIK'I bilmeden...İki olasılıkta birbirinden kötü
Bakın Özgür Erdem nasıl görüyor Perinçek'in Türk Sol düşüncesine ''katkısını'':
Aydınlıkçılar Kasım 1970'te çıkardıkları dergilerinin kapağına kendi tanımlarıyla "beş usta"nın resmini koyar: Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao.
Bu Türk Solu açısından bir dönüm noktasıdır. Halbuki o güne kadar 68 Gençliği Sosyalizmle Atatürkçülüğü ve milliyetçiliği çok doğru bir şekilde sentezlemeyi başarmıştır.
Bu sentez Perinçek tarafından bozulur. Aydınlıkçılar kendilerini Atatürkçü ya da Milli Kurtuluşçu değil, Marksist-Leninist olarak adlandırmaya başlarlar. İdeolojileri de artık Mao Zedung Düşüncesidir.
Bu da adeta bir virüstür. Artık kendi devrimci tarihimiz ve geleneklerimizden değil, Marksizm-Leninizmden ve Mao'lardan esinlemeler başlayacaktır. Bu da Türk Solu'nun sosyalizm anlayışını adım adım bu topraklardan ve Türk halkından koparacaktır. Bu 70'lerde daha da abartılı bir hal alacak, bütün sol Maocu-Leninci-Enver Hocacı gibi bölünmelere uğrayacaktır.
Bu VİRÜSÜ görüyorum artık.. Bu virüsü Darağcındaki Üç Fidana da ihanet etmiştir:
''Mart 1971'e gelindiğinde Deniz'ler artık birer kaçaktır. 4 Amerikan askerini kaçırmışlardır. Bütün polis ve MİT onları aramaktadır. Şarkışla'da yakalanırlar. İdamla yargılanmaya başlanırlar. Bunun üzerine gerek THKO'lu gerekse THKP-C'li pek çok devrimci Deniz'leri kurtarmak için seferber olur. Herkes fraksiyon ayrımı gözetmeksizin eylemlere başlar. Mahir'ler hapisten kaçar. Ancak kaçmalarının da tek bir amacı varır: Hapisten kurtulmak değil Deniz'lerin idamını engellemek!
Türkiye'de bütün devrimciler Deniz'lerin idamını engellemek için seferber olmuşken, Perinçek'ler dergilerinde açık açık Deniz'leri eleştirmekten kaçınmazlar. 23 Mart 1971 tarihli PDA'da "Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş arkadaşlara Açık Mektup" başlığıyla şu metin yayınlanır:
"(…) Halkla sağlam devrimci bağları olmayan, halk içinde erimeyen bir grup insan, ne kadar çok ve modern silahlara sahip olursa olsun, ne kadar kişisel kahramanlık vasıfları taşırsa taşısın devrim yolunda ilerleyemez. Devrimci gençliğin içinde ve önünde yiğitçe savaştınız, halkımıza hizmet ettiniz. Bütün devrimciler gibi, hatalar yaptınız. Son birkaç ay yaptığınız işler ise, büyük hatalar taşımaktadır." Türkiye'de bütün devrimciler ölüm pahasına Deniz'leri kurtarmaya girişirken Perinçek'ler yayınladıkları açık mektuplarda onları eleştiriyordu.
Deniz Gezmişlerin çabucak kavradığı gerçeği, bugün onbinlerce Aydınlık okuru bilmiyor, sezemiyor, anlamıyor. Turan Dursun ne diyordu şeriat için; Şeriat'ın önemli düsturlarından: ''El hamb-u hudatun''.. Yani, savaş hiledir.
Desise büyüktür, gerçekten büyük
‘Barışı sabote etmek için Türklerle savaştık. Öldük ve öldürdük… Sevr Antlaşması ve ‘büyük Ermenistan’ hayali gözlerimizi kör etti. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık… Tehcir doğruydu ve gerekliydi…’
''Askerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. '' Ovanes Kaçaznuni (Ermenistan'ın 1. Başbakanı)
|