rastaman
09-03-2012, 11:01
Yaklaşık bir ay önceydi,bir arkadaşımla bindiğimiz kasaba otobüsünün erkeklere özelmiş gibi kullanılan arka bölümündeydik.Her taraf kar buz,yol yavaş ilerliyor.Bir yandan laflıyoruz,ama ikimiz de burnumuza gelen kötü kokunun farkındayız.
Arkadaşım bu otobüslerin her gün yıkanması gerektiğinden sözedip kusmuk kokusundan şikayet etti.Birazdan kendimizi kokunun nereden geldiğine ve ne kokusu olduğuna dair diğer otobüs sakinlerinin de katıldığı hararetli bir tartışmanın içinde bulduk.
Çoğunluk kusmuk kokusu olduğunda hemfikirdi.Biri eskimeye yüz tutan kusmuk kalıntılarının ne kadar kötü kokabileceğinden bahsetti,bu güzergahın ve otobüslerin müdavimi olduğu anlaşılan bir diğeriyse belediye otobüslerinin her akşam yıkandığından,bu halk otobüsçülerindeki sorumsuzluktan sözetti.
Hiç kabul görmeyen ‘’ne kusmuğu ya,bildiğin çürük diş kokusu bu’’ şeklindeki önermemi seslice ifade etmemin köşede, cam kenarında oturan yaşlıca köylü amcayı rahatsız ettiğini farkettim.
Durumun farkına vardığı ve tedirgin olduğu davranışlarından belli oluyordu;konu başladığından beri yüzünü cama çevirmiş,arada kaçamak yoklamalar dışında bir daha bize bakmamıştı.Elini arada bir ağzına,yüzüne ve alnına götürüyordu, bu hareketlerini biz diş konusunu ve otobüsarkası sesli sosyalleşme keyfini sona erdirene kadar devam ettirdi.
Bense ‘’hankısı la,kim ki’’ gibi sorular sorup etraftakileri süzen -aynı zamanda arkadaşım olan-komşuma,inatla faili göstermedim.
Ta ki yaşlı amca inene, koku kaybolana ve böylece bu gayet ciddi konudaki haklı davam ispatlanana kadar.
O amcayla şu an seviyeli bir beraberliğimiz falan yok;başlığa bakıp aldanmayın.
Yukarıdaki sık raslanılmayan uç bir örnek olabilir,ama diş çürüğü kokusunun,hatta genel anlamda nahoş kokuların insan tarafından kötü algılanmasının temeli yine evrim tarihimize dayanır.
Bir koku gerçekte güzel yada kötü olamaz; türe göre güzel yada kötü olarak algılanır.Güzel,kötü,iyi,çirkin gibi kavramlar tamamen türe özel ve subjektiftir,bu kavramların oluşması bile evrimin bir sonucudur.Bizim için sakıncalı,tehlikeli olan bir çok nesne kötü kokar,daha doğrusu tarafımızdan kötü algılanır.Bir başka örnekle devam edelim;
İnsan türüne-ve birçok türe-en kötü kokan nesnelerin başında leşler gelir.Ölü et,mikroorganizmaların en hızlı ürediği yapıların başındadır,ve bu küçük canlıların bir kısmı-bitkilerdekilerin aksine- bizler için ölümcül türlerdir.Milyonlarca yıllık evrim serüvenimiz boyunca leşlerden yayılan mikro-partikülleri kötü olarak algılayan reseptörlere sahip bireylerin,diğerlerine göre hayatta kalma şansı oldukça fazladır.Evrim mekanizması heryerde benzer işler;leşi kötü algılamayanlar zaman içinde yok olur.Milyonlarca yıllık bir süreç ve sayısız nesil bize bu yeteneğimizin mükemmelleşmesi için fırsat verir.
İnsan türüne en kötü gelen leş kokusu yine kendi türünün leşidir;muhtemeldir ki insan için en tehlikeli mikroorganizmalar en yaygın şekilde yine insan leşinde barınır.
Birçoğumuz insan leşinin gerçekten de bilinen en ağır koku olup olmadığını deneyen ve net olarak ispatlayan o belgeseli seyretmişizdir.Deneyde insan cesedi kullanılamayacağı için yapısal olarak insana en çok benzediği varsayılan domuz leşi kullanılmış,oldukça pahalı bir arabanın içinde bir ay bekletilen leşin kokusunu çıkarabileceği iddiasında ısrarlı olan temizlik firmasının birçok kimyasalla yaptığı temizleme çalışmaları başarısızlıkla sonuçlanmış,sonuçta lüks araba hurda fiyatına satılmıştı.
Bizim için yeryüzünde en tehlikeli nesnelerden biri olan insan leşinin,tarafımızdan bilinen en kötü koku olarak algılanması bir tesadüf olamaz.
Diş sağlığı önemlidir,ama ilkel insan için hayatidir.Ortalama insan ömrü yüzbinlerce yıl boyunca 30-40 yılın üzerine çıkamamıştır.İlkel insanın ne dişçi korkusu,nede bir dişçisi vardır,çürük dişle başlayan hastalıklar birbirini takib eder.Bu sorun atalarımızın ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer alır.Dişleri çürümüş bir bireyin hayatta kalma şansı diğerlerine göre daha azdır.
Binlerce yıllık kölelik tarihi boyunca köleler ilk önce dişlerine bakılarak seçilegelmiştir.Sadece kölelerin değil,kimi toplumlarda uşakların, bazı kabilelerde evlenilmek üzere seçilecek kadınların,damat adaylarının dişleri kontrol edilir.
Herhangi bir yakınınızın,arkadaşınızın çürük dişinin kokusunu alma ihtimaliniz düşüktür,yukarıda verdiğim örnek pek sık rasladığımız türden değil;ama öpüştüğünüz,seviştiğiniz partnerinizde durum değişir,ilerlemeye başlayan bir çürük partner tarafından hem koku hem de tat olarak kötü algılanır.
Bu,evrimin milyonlarca yıl boyunca geliştirdiği,bu ciddi sağlık problemine sahip eş adaylarını elememizde bize yardımcı olan bir yöntemidir.
Arkadaşım bu otobüslerin her gün yıkanması gerektiğinden sözedip kusmuk kokusundan şikayet etti.Birazdan kendimizi kokunun nereden geldiğine ve ne kokusu olduğuna dair diğer otobüs sakinlerinin de katıldığı hararetli bir tartışmanın içinde bulduk.
Çoğunluk kusmuk kokusu olduğunda hemfikirdi.Biri eskimeye yüz tutan kusmuk kalıntılarının ne kadar kötü kokabileceğinden bahsetti,bu güzergahın ve otobüslerin müdavimi olduğu anlaşılan bir diğeriyse belediye otobüslerinin her akşam yıkandığından,bu halk otobüsçülerindeki sorumsuzluktan sözetti.
Hiç kabul görmeyen ‘’ne kusmuğu ya,bildiğin çürük diş kokusu bu’’ şeklindeki önermemi seslice ifade etmemin köşede, cam kenarında oturan yaşlıca köylü amcayı rahatsız ettiğini farkettim.
Durumun farkına vardığı ve tedirgin olduğu davranışlarından belli oluyordu;konu başladığından beri yüzünü cama çevirmiş,arada kaçamak yoklamalar dışında bir daha bize bakmamıştı.Elini arada bir ağzına,yüzüne ve alnına götürüyordu, bu hareketlerini biz diş konusunu ve otobüsarkası sesli sosyalleşme keyfini sona erdirene kadar devam ettirdi.
Bense ‘’hankısı la,kim ki’’ gibi sorular sorup etraftakileri süzen -aynı zamanda arkadaşım olan-komşuma,inatla faili göstermedim.
Ta ki yaşlı amca inene, koku kaybolana ve böylece bu gayet ciddi konudaki haklı davam ispatlanana kadar.
O amcayla şu an seviyeli bir beraberliğimiz falan yok;başlığa bakıp aldanmayın.
Yukarıdaki sık raslanılmayan uç bir örnek olabilir,ama diş çürüğü kokusunun,hatta genel anlamda nahoş kokuların insan tarafından kötü algılanmasının temeli yine evrim tarihimize dayanır.
Bir koku gerçekte güzel yada kötü olamaz; türe göre güzel yada kötü olarak algılanır.Güzel,kötü,iyi,çirkin gibi kavramlar tamamen türe özel ve subjektiftir,bu kavramların oluşması bile evrimin bir sonucudur.Bizim için sakıncalı,tehlikeli olan bir çok nesne kötü kokar,daha doğrusu tarafımızdan kötü algılanır.Bir başka örnekle devam edelim;
İnsan türüne-ve birçok türe-en kötü kokan nesnelerin başında leşler gelir.Ölü et,mikroorganizmaların en hızlı ürediği yapıların başındadır,ve bu küçük canlıların bir kısmı-bitkilerdekilerin aksine- bizler için ölümcül türlerdir.Milyonlarca yıllık evrim serüvenimiz boyunca leşlerden yayılan mikro-partikülleri kötü olarak algılayan reseptörlere sahip bireylerin,diğerlerine göre hayatta kalma şansı oldukça fazladır.Evrim mekanizması heryerde benzer işler;leşi kötü algılamayanlar zaman içinde yok olur.Milyonlarca yıllık bir süreç ve sayısız nesil bize bu yeteneğimizin mükemmelleşmesi için fırsat verir.
İnsan türüne en kötü gelen leş kokusu yine kendi türünün leşidir;muhtemeldir ki insan için en tehlikeli mikroorganizmalar en yaygın şekilde yine insan leşinde barınır.
Birçoğumuz insan leşinin gerçekten de bilinen en ağır koku olup olmadığını deneyen ve net olarak ispatlayan o belgeseli seyretmişizdir.Deneyde insan cesedi kullanılamayacağı için yapısal olarak insana en çok benzediği varsayılan domuz leşi kullanılmış,oldukça pahalı bir arabanın içinde bir ay bekletilen leşin kokusunu çıkarabileceği iddiasında ısrarlı olan temizlik firmasının birçok kimyasalla yaptığı temizleme çalışmaları başarısızlıkla sonuçlanmış,sonuçta lüks araba hurda fiyatına satılmıştı.
Bizim için yeryüzünde en tehlikeli nesnelerden biri olan insan leşinin,tarafımızdan bilinen en kötü koku olarak algılanması bir tesadüf olamaz.
Diş sağlığı önemlidir,ama ilkel insan için hayatidir.Ortalama insan ömrü yüzbinlerce yıl boyunca 30-40 yılın üzerine çıkamamıştır.İlkel insanın ne dişçi korkusu,nede bir dişçisi vardır,çürük dişle başlayan hastalıklar birbirini takib eder.Bu sorun atalarımızın ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer alır.Dişleri çürümüş bir bireyin hayatta kalma şansı diğerlerine göre daha azdır.
Binlerce yıllık kölelik tarihi boyunca köleler ilk önce dişlerine bakılarak seçilegelmiştir.Sadece kölelerin değil,kimi toplumlarda uşakların, bazı kabilelerde evlenilmek üzere seçilecek kadınların,damat adaylarının dişleri kontrol edilir.
Herhangi bir yakınınızın,arkadaşınızın çürük dişinin kokusunu alma ihtimaliniz düşüktür,yukarıda verdiğim örnek pek sık rasladığımız türden değil;ama öpüştüğünüz,seviştiğiniz partnerinizde durum değişir,ilerlemeye başlayan bir çürük partner tarafından hem koku hem de tat olarak kötü algılanır.
Bu,evrimin milyonlarca yıl boyunca geliştirdiği,bu ciddi sağlık problemine sahip eş adaylarını elememizde bize yardımcı olan bir yöntemidir.