PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ateizm neden sosyal adalet gerektirir– Greta Christina


ALKA
14-07-2012, 05:51
Bu yazı Greta Christina'nın Secular Humanism (http://www.secularhumanism.org/) sayfasında yayınlanan “Why atheism demands social justice (http://www.secularhumanism.org/index.php?section=fi&page=christina_32_3) ” yazısının serbest çevirisidir.

http://1.bp.blogspot.com/-CxoQD5eUkpI/T7jD8AMP7iI/AAAAAAAAAYY/FLGa-5JPOgA/s200/Greta.jpg

Burada biraz riski göze alacağım ve ateist olmanın sosyal adalet için çalışmamızı gerektireceğini savunacağım.

Birçok ateist buna karşı çıkacaktır. Ateizmin sadece tek bir şey ifade ettiğini söyleyeceklerdir: herhangi bir tanrıya inanmıyor olmak. Sözlük anlamına bakacak olursanız haklılar da. Ateizm bu açıdan seküler hümanizmden farklıdır. Seküler hümanizm, sadece tanrılara ya da doğaüstü şeylere inanmıyor olmaktan fazlasıdır. Belirli etik davranışları kapsayan pozitif ve çok yönlü bir felsefedir. Ateizm ise teknik olarak sadece tanrıların olmadığı yargısına varır.

Ancak sonuçlar (vargılar) boşlukta izole durmazlar. Kimi çıkarımlar gerektirirler. Bu, diğer pek çok sonuç gibi, tanrıların olmadığı sonucu için de geçerlidir. İddia ediyorum ki bir kez tanrıların olmadığı sonucuna vardığınızda, yapmanız gereken çıkarımlardan biri sosyal adalet için çalışmamız gerektiğidir: aşırı yoksulluğa, politik baskılara, yolsuzluklara, ekonomik gelir eşitsizliğine, kadın düşmanlığına, ırkçılığa, homofobiye vb. son vermek için çalışmalıyız. Bunları hem yüce gönüllülük, erdemlilik ve özgecil sebeplerle hem de pragmatik ve Makyavelce (Maciavellian, entrikacı) sebeplerle aşırıya kaçmak pahasına yapmalıyız.

Gelin önce aşırılıkla, Makyavelce sebeplerle başlayalım. (Bunlar her zaman daha eğlencelidir, değil mi?) Eğer ateistler için daha iyi bir dünya yaratmak istiyorsak, daha fazla ateistle dolu bir dünya yaratmaya çalışmak harika bir adım olurdu. Birlikten güç doğar hesabı. Ve eğer daha fazla ateistle dolu bir dünya yaratmak istiyorsak, çok daha iyi sosyal adalet düzeyine sahip bir dünya için çalışmak harika bir ilk adım olurdu. Phil Zuckerman'ın özenli araştırmalara dayanan Tanrısız toplum: Dindarlığın En Az Olduğu Toplumlar Bize Refah Hakkında Ne Anlatabilir (Society Without God: What the Least Religious Nations Can Tell Us About Contentment) kitabına göre ateizm oranlarının en yüksek olduğu ülkeler “mutluluk endeksine” göre de en yüksek skorlara sahip olma eğilimindeler: düşük şiddet suçu ve yolsuzluk oranlarına, harika eğitim sistemlerine, güçlü ekonomilere, desteklenen sanata, bedava sağlık hizmetlerine, eşitlikçi politikalara vb. sahipler.

Ateizmin bu yüksek standartlardaki sosyal işlevselliği yarattığı sonucuna varmak için bir sebep yok. Aslına bakarsanız, durum tam tersi gibi görünüyor. İnsanlar mutlu, dengeli, iyi-eğitimli, yetkili ve çocukları için büyük umutlar besledikleri zaman, tanrıya olan inançlarını terketme eğilimindeler. Yüksek sosyal işlevsellik ateizmi yaratıyor, ya da katkıda bulunuyor, her neyse.

Yani eğer daha çok ateistle dolu bir dünya, dolayısıyla ateistler için daha güvenli ve iyi bir dünya yaratmak istiyorsak, herkes için daha güvenli ve iyi bir dünya yaratmak büyük ölçüde bizim avantajımıza olacaktır. Daha fazla sosyal adalete sahip bir dünya, daha ateist bir dünya olacaktır.

Peki, ateistlerin sosyal adalet için çalışmasını gerektiren erdemli, yüce gönüllü sebepler neler? Eğer bir tanrıya ya da ölümden sonra bir yaşama inanmıyorsanız ve bu dünyanın sahip olduğumuz tek şey olduğunu düşünüyorsanız . . . sanırım bununla nereye varmak istediğimi anladınız. Eğer bir tanrıya ya da ölümden sonra yaşama inanmıyorsanız ve bu dünyanın sahip olduğumuz tek şey olduğunu düşünüyorsanız, bu yaşam birdenbire çok daha önemli oluveriyor.

Eğer dindarlar haklılarsa ve ölümlü hayatımız gerçek ruhani hayatlarımızın sonsuzluğunda sadece ufacık bir göz kırpması kadarsa, bu hayatı mutlu ve anlamlı hale getirmek o kadar önemli olmazdı. Eğer gerçekten öldükten sonra sonsuza kadar cennette yaşayacaksak, dünyanın dört bir yanındaki bir sürü çocuğun, umutsuz bir sefillik ve çaresizliğin içinde dünyaya gelmeleri o kadar büyük bir mesele değildi. Tanrının kollarında geçecek kutsanmış sonsuzluk yanında birkaç yıllık açlık, hastalık, şiddet ve çaresizliğin lafı mı olur?

Ama dindarlar haksız. Bir tanrı yok. Bir cennet yok. Bu ölümlü hayat sahip olduğumuz tek şey. Ve eğer bu ölümlü hayat sahip olduğumuz tek şeyse ve salt nasıl ve nerede doğduklarına bağlı olan şanssızlıkları sebebiyle sahip oldukları tek hayat umutsuz bir sefillik ve çaresizlik hayatı olan milyonlarca insan varsa – işte o zaman bu berbat bir trajedidir. Korkunç büyük ölçekli bir adaletsizliktir ve bizler bunu tamir etmek için muhteşem bir yükümlülük altındayız. Eğer biz insanlar olarak bir ahlaka sahipsek, ki kanıtlar güçlü bir şekilde sosyal bir tür olarak milyonlarca yıllık evrim süreci sonucunda evrilen beyinlerimize kazınan ortak ahlaki değerlere sahip olduğumuz yönünde, başkalarına kendi suçları olmadığı halde korkunç zararlar verildiğini görmek bizi utandırmalı ve acilen tutkuyla bu konulara odaklanmamızı sağlamalıdır.

Bu konuda çok net olacağım. Sosyal adaletin nasıl sağlanması gerektiğine, bu yoldaki önceliklerimiz ve hedeflerimize ve hatta sosyal adalet kavramının kendisine dair tam olarak mutabakata varmak zorunda değiliz. Hepimizin aynı politik kortejde uygun adım yürümemize gerek yok. Ateizm, özgür düşünce, hümanizm (veya ismi ne olursa olsun) hakkındaki iki güzel şey, yapıcı fikir ayrılıklarına değer vermemiz ve hepimizin üzerinde mutabık kalması beklenen hiçbir dogmaya sahip olmayışımızdır.

Yani hiçbir dogma ya da belirli bir politik duruş adına konuşmuyorum. En azından burada değil. Başka yerlerde kimi politik duruşlar adına, çoğunlukla tutkulu bir şekilde, konuştuğum olmuştur ama hiçbirinin otomatik olarak tanrıya inançsızlığı gerektirdiğini sanmıyorum. Şirketlere kişisel haklar sağlanmasını bitirmeyi, uyuşturucu savaşlarını sonlandırmayı, ırkçı politikaları durdurmayı, küresel çocuk işçi yasaları getirmeyi, aynı cinsiyettekilerin evlenebilmesini, eğitim eşitliğini, finansal endüstrinin yeniden düzenlenmesini, yozlaşmış dikdatörlüklere son vermeyi tartışmıyorum, en azından bırada değil. Sosyal adalet söz konusu olunca ateistlerin yapması gereken herhangi belli bir şey olduğunu söylemiyorum.*

Sadece bir şeyler yapmamız gerektiğini söylüyorum.

http://outforbeyond.blogspot.de/2012/05/ateizm-neden-sosyal-adalet-gerektirir.html

Neva
14-07-2012, 08:35
Ancak sonuçlar (vargılar) boşlukta izole durmazlar. Kimi çıkarımlar gerektirirler. Bu, diğer pek çok sonuç gibi, tanrıların olmadığı sonucu için de geçerlidir. İddia ediyorum ki bir kez tanrıların olmadığı sonucuna vardığınızda, yapmanız gereken çıkarımlardan biri sosyal adalet için çalışmamız gerektiğidir: aşırı yoksulluğa, politik baskılara, yolsuzluklara, ekonomik gelir eşitsizliğine, kadın düşmanlığına, ırkçılığa, homofobiye vb. son vermek için çalışmalıyız.

Bunları hem yüce gönüllülük, erdemlilik ve özgecil sebeplerle hem de pragmatik ve Makyavelce (Maciavellian, entrikacı) sebeplerle aşırıya kaçmak pahasına yapmalıyız.



Christina her zamanki gibi politik durusuna ateizm'i uydurmaya calismis.

Soze dokulus: Tanrisizligin yarattigi boslugu, tanriliga soyunup biz kapatalim, bize tapilsin, cogalalim, guclenelim.

Bilincalti: Disipline edilmeyen ateizm tehlikelidir.


Katilmiyorum.

Ateizm insanlara ahiret-cennet-cehennem misali, tanrinin sag tarafina oturmak vs. gibi amac icin hersey mubahtir mantiginda pembe umutlar vaaden, ve yasamin ciddi gerceklerinden uzaklastiran yeni bir sistemli din/politika degildir.

Katilmadigim gibi, sekuler humanist ateizm'e mensup, geneli kesinlikle degil, ama bir kisim ateistlerce hali hazirda varolan yerlesik dinlere alternatif bir din olarak ateizm'in arka perdeden yedirilmeye calisilmasini da ateizm adina dogru bulmuyorum.

Ateizm'e yonelik, bu noktada kavram ici bosaltmanin klasik ornegidir Christina.

Insana iliskin, sosyal hak ve adalet ozgurlugu, karsidakinin de insan olmasi sebepli elbette bir yere kadar savunulabilir ateistlerce, buna asla karsi degilim, ancak ateizm'in icerik olarak kendisi sosyal adalet dagitan politik bir mekanizma degildir.

Samimi soyleyeyim aklibasinda teist'i bu anlayisa tercih ederim.

Prototip bir ari ateist profili yaratip, ateistlere gomlek gibi yapistirmaktan baska birsey degil.

Niye yuce gonullu ve erdemli ve entrikaci ve pragmatik olmak zorundayiz?

Tanri fikrini cikarip atmis, ozgur bir beyin'e bu mecburiyetler neden?

Misyonerlik ogretisi kalintilarinin, hala asilamadigi su berrakligi kadar acik..

Birgun butun dunya musluman olacak, bu yolda hersey mubahtir sloganinin anglo-sakson versiyonu.

Bir insanin homofobik yonunu bir yere kadar elestirebilirsiniz, bir yerden sonra o insani zoraki otekilestirerek, homoseksueller ozgur olabilsin diye, homoseksuelsever yapamassiniz.



Ateist homofobik olmaz diye bir manifesto mi var?

Yerseniz tabi!!!! Hos Amerikali ateistler dahi yemiyor.

Yiyene afiyet olsun.

Brian
14-07-2012, 20:57
Sosyal adalet, dürüstlük, vb. düşünceler ateizm ile bir biçimde ilişkisi var diye düşünüyorum.

Ve aslında bu kavramlar ateizmin içeriğinin doldurulmasına yardım eder. Yani bunlar dogmatik biçimde ele alınmadığı sürece ateizmin içini boşaltan şeyler değil.

Şimdi ateist biri düşünelim: yalancılığı, çıkarcılığı, fırsatçılığı da duruma göre kolayca savunabilsin. Bu kişi yerine göre yalancılığı da savunduğu için sırf çıkarı gereği evrim teorisi yanlıştır diyebilir. Eşitsizliği, adaletsizliği de savunabilir. Böyle bir ortamda ateizm gelişebilir mi? Ve üstelik böyle bir ortam kazılan çukurlara benzer. Kendi şahsi çıkarımız, kendi şahsi özgürlüğümüzün gelişmesi için kazdığımız bu çukurlara belki bir zaman sonra kendimiz de düşebiliriz.

Buna karşı şu denilebilir. "Yahu bana ne milletin derdinden, ben kendi kesemin dolmasından sorumluyum, bunun için her şeyi yapabilirim, bana ne?"

Aslında bu birazda sınıfsal durumla ilgili. Bir işçi için bu tip durumlarda özgürlüğünü geliştirebileceği ortamlar son derece sınırlıdır. Ama çok zengin bir patron için zenginliğini, özgürlüğünü olumlu veya olumsuz şekilde kulllanabileceği çok daha geniş bir alan vardır. Ve bu zengin elbette kendi çıkarını savunması tabiidir. (Aslında uzun vadede zenginler için de bunun -yalancılık, insanları çıkarları gereği kolayca aldatmayı da savunabilmek vb.- da iyi bir strateji olup olmadığı tartışma konusudur.) Örneğin ateist olduğu halde sınıfsal durumu gereği çok zengin biri başkaları, özellikle işçi sınıfı için dini savunabilir. Ama tam tersine bir işçi çıkıp bunu yaparsa buradan çok fazla bir şey kazanamayabilir. İşçilerin çoğu bu durumdan olumsuz etkileneceklerdir. Bir kaç işçinin kazanması bunu değiştirmez.

Elbette insanların ateizmi nasıl savunacağı konusunda belli bir zorunluluk yok. İnsanlar değişik biçimlerde ateizmi savunabilir. Ama bunun sınıfsal durum ve sınıfsal bilinçle de şu veya bu biçimde ilgisi olduğu da açık bir gerçektir.

Sayokan
14-07-2012, 21:21
Yazıyı kesinlikle hiçbir şekilde kabul etmiyorum,ateist misyonerliği tarzında bir yazıdan farkı yok.Ateistlik ne sosyal adaleti ne de hümanizmi gerektirir.
Ateizmin tek anlamı Tanrı kavramını yok ederek , insanı özgürleştirmektir.Tanrı kavramı olmadan etik ahlak dedikleri kavramda ayakta duramaz.Ateistliği iyilik meraklısı, topluma faydalı insanlar yetiştirmek olarak algılatmak yanlıştır.Ateizm sadece insanın zincirlerini kırmasıdır.
Ben size en basitinden bir örnek veriyim;
Bugün etik ahlak ve din yüzünden;
fuhuş yasaktır pek çok ülkede , ne kadar seviyesiz görsenizde iğrençlikte görseniz.Fuhuş resmi bir meslekti Roma İmparatorluğunda mesela orda normal bir meslekti o dönem Roma'da.Hitler sizde Hristiyan mıydı ? Hiçbir din ırkçılığa uygun ortam yaratmaz.
Yani ateistlik ne sosyal adalet sağlar,ne de daha iyi bir dünya.
Ateizm bireysel etki yapar.i Bu güne kadar ateizmi savunan insanlar Dünya'da sosyalist olarak bilinen insanlar olduğu için özleşti.
Ateist bir insan her şeyi yapmakta özgürdür,sadece zevk için yaşayıp bencil olmakta da;toplum için çalışıp sosyal adaleti sağlamaktada.Irkçıda olabilir; ateistte olabilir.
Bunu ırkçılık yapmak için söylemiyorum ama ırkçıların en büyük dayanağı bilimdir.
Siz bilim olmadan ırkları kıyaslayamazsınız.Mesela zenciler atletizm alanında çok başarılıdırlar.
Bunlar benim şahsi fikirlerimdir.Benim için ateistlik sınırsız özgürlüktür...

Sayokan
14-07-2012, 21:24
Hümanist yerine ateist yazmışım,mesajı yazarken televizyon izliyordum başka hatalar yapmışsam özürr dilerim.

Brian
14-07-2012, 21:31
Zaman zaman sosyalistlerin ütopik düşündüğü söylenir. Sosyalistlere ütopik derken biraz gerçekçi olalım diye aklımdan geçti bir an için. Neyse...

Toplum içinde kimse istediği gibi kafasına göre istediği bir şekilde hareket edemez. Ederse de bunun bir takım sonuçları vardır.

Yani toplum içinde bir takım kurallar vardır.

Bu kuralların değişmez ve Tanrı'dan kaynaklandığını söylemek dogmatik tutumdur. Bu eleştirilebilir. Sosyalistler de zaten bunu, Tanrı'dan kaynaklı kuralları- savunmuyor. Onlar akla dayalı kuralları savunuyor.

Ama kardeşim ben kural tanımıyorum, istediğim gibi yaşarım, trafikte kırmızı ışıkta geçer, istediğim şeritten arabamı sürerim, kural filan olamaz, sahtekarlık yaparım, çürük mal satarım, yaşasın sınırsız özgürlük...

Bir toplumda yaşadığımız için bu sözleri uygulamaya geçirdiğinizde duvara toslayacağınız açıktır.

Toplum varsa bir takım kurallar vardır, önemli olan bu kuralların akli temellere dayanmasıdır.

Sayokan
14-07-2012, 21:55
Zaman zaman sosyalistlerin ütopik düşündüğü söylenir. Sosyalistlere ütopik derken biraz gerçekçi olalım diye aklımdan geçti bir an için. Neyse...

Toplum içinde kimse istediği gibi kafasına göre istediği bir şekilde hareket edemez. Ederse de bunun bir takım sonuçları vardır.

Yani toplum içinde bir takım kurallar vardır.

Bu kuralların değişmez ve Tanrı'dan kaynaklandığını söylemek dogmatik tutumdur. Bu eleştirilebilir. Sosyalistler de zaten bunu, Tanrı'dan kaynaklı kuralları- savunmuyor. Onlar akla dayalı kuralları savunuyor.

Ama kardeşim ben kural tanımıyorum, istediğim gibi yaşarım, trafikte kırmızı ışıkta geçer, istediğim şeritten arabamı sürerim, kural filan olamaz, sahtekarlık yaparım, çürük mal satarım, yaşasın sınırsız özgürlük...

Bir toplumda yaşadığımız için bu sözleri uygulamaya geçirdiğinizde duvara toslayacağınız açıktır.

Toplum varsa bir takım kurallar vardır, önemli olan bu kuralların akli temellere dayanmasıdır.
Özgürlük başkasının hakkının başladığı yerde biter.Benim verdiğim örnekle ne alakası vari.Toplum içinde yaşıyorsanız toplumun kuralları var demişsiniz.Ben sadece yazısız kuralların tamamen saçmalık olduğunu belirttim . Toplumu düzene koyacak olan yazılı kurallardır.Evrensel kanunlardır.Benim verdiğim örneklerdeki yasaklar gördüğünüz gibi evrensel değil.Sınırsız özgürlük diyince neden hırsızlık vs. olarak algıladınız?Ben mesela bir örnek vereyim sokakta çıplak gezme özgürlüğü.Sosyalizm bir topluluk içinde varolabilir ama dünyaya hakim olacağını düşünmek bana göre ütopiktir.Çünkü rekabetçidir insanlar sürekli yarış halindedir.Bu insanın doğasından gelir üstün olma çabası.
Güven duygusu genelde akrabalara , kan bağı olanlara karşı daha yüksektir.Bu sayede kabileden toplumlar oluşur, ortak çıkarlar oluşur.Sosyalist düşünceye göre toplumlarda evrilir, bu doğrudur fakat .Gelecekte biz etten ve kemikten canlılar olmayacağız makine olacağız . Evrimin son noktasının bu olduğunu bugün bilim insanları görmekte,o zamana kadarda insanların sosyalizme geçeceğini zannetmiyorum.
İnsanlar eşit olamaz;
dünyada bir gerçeği görmek lazım dünyada yönetilmek için bulunanlar ve yönetmek için bulunanlar vardır.Siz beyni sorgulamaya yeticek kadar bile çalışmayan bir yobazla aynı şartlar altında yaşamayı kabul eder misiniz?
Büyük balık küçük balığı yer bu hep böyle olacaktır.
Gerçeği farkeden biz ateistler ise sınırsız özgürlüğe ulaşacaktır.Sizi öldürmek için kuduran ağzı köpüren insanlar için sosyal adalet istemenize gerek yok bana göre...Şu anki sistem acımasız olabilr fakat zekası yeterli olan sivrilen insanlar başarıya ulaşıyor.
Ben birkaç hafta önce asfalt çalışmasından sonra mola veren belediye işçileri gördüm ve ordaki işçiler yerde yemek yiyordu onların haklarını savunuyorsunuz fakat onlar size saygı bile duymaz dinsiz komünist der nefret ederler.
Sizin istediğiniz dünya ne yazıkki gelecekte de mümkün olmayacak,ne zamanki evrimiizin son aşamasında makinelere evrilirsek işte o zaman acı göz yaşı kalmayacaktır.O zamana kadar dünyada hakim olacak sistem kapitalizmdir.
Size tavsiyem bu sistemde yükselmeye çalışmaktır.

Brian
14-07-2012, 22:05
Özgürlük başkasının hakkının başladığı yerde biter.Benim verdiğim örnekle ne alakası vari.Toplum içinde yaşıyorsanız toplumun kuralları var demişsiniz.Ben sadece yazısız kuralların tamamen saçmalık olduğunu belirttim . Toplumu düzene koyacak olan yazılı kurallardır.Evrensel kanunlardır.Benim verdiğim örneklerdeki yasaklar gördüğünüz gibi evrensel değil.Sınırsız özgürlük diyince neden hırsızlık vs. olarak algıladınız?Ben mesela bir örnek vereyim sokakta çıplak gezme özgürlüğü.Sosyalizm bir topluluk içinde varolabilir ama dünyaya hakim olacağını düşünmek bana göre ütopiktir.Çünkü rekabetçidir insanlar sürekli yarış halindedir.Bu insanın doğasından gelir üstün olma çabası.
Güven duygusu genelde akrabalara , kan bağı olanlara karşı daha yüksektir.Bu sayede kabileden toplumlar oluşur, ortak çıkarlar oluşur.Sosyalist düşünceye göre toplumlarda evrilir, bu doğrudur fakat .Gelecekte biz etten ve kemikten canlılar olmayacağız makine olacağız . Evrimin son noktasının bu olduğunu bugün bilim insanları görmekte,o zamana kadarda insanların sosyalizme geçeceğini zannetmiyorum.
İnsanlar eşit olamaz;
dünyada bir gerçeği görmek lazım dünyada yönetilmek için bulunanlar ve yönetmek için bulunanlar vardır.Siz beyni sorgulamaya yeticek kadar bile çalışmayan bir yobazla aynı şartlar altında yaşamayı kabul eder misiniz?
Büyük balık küçük balığı yer bu hep böyle olacaktır.
Gerçeği farkeden biz ateistler ise sınırsız özgürlüğe ulaşacaktır.Sizi öldürmek için kuduran ağzı köpüren insanlar için sosyal adalet istemenize gerek yok bana göre...Şu anki sistem acımasız olabilr fakat zekası yeterli olan sivrilen insanlar başarıya ulaşıyor.
Ben birkaç hafta önce asfalt çalışmasından sonra mola veren belediye işçileri gördüm ve ordaki işçiler yerde yemek yiyordu onların haklarını savunuyorsunuz fakat onlar size saygı bile duymaz dinsiz komünist der nefret ederler.
Sizin istediğiniz dünya ne yazıkki gelecekte de mümkün olmayacak,ne zamanki evrimiizin son aşamasında makinelere evrilirsek işte o zaman acı göz yaşı kalmayacaktır.O zamana kadar dünyada hakim olacak sistem kapitalizmdir.
Size tavsiyem bu sistemde yükselmeye çalışmaktır.

Sanırım yeni üyesiniz veya bu konuları daha önce tartıştığımızın pek farkında değilsiniz.

Söylediğiniz konuları bu sitede uzun uzun tartıştık. Ve ben burada kapitalizmi savunan kişilere birçok yerde gerekli cevabı verdim.

Şimdi tekrar tekrar aynı cevapları burada yazmayacağım.

Ama şunu açık olarak söyleyeyim: sosyalizmi ve bizim neyi savunduğumuzu tam bilmiyorsunuz.

Sitedeki daha önceki tartışmaları okuyup neyi savunduğumuzu öğrenebilirsiniz. Yoksa böyle tartışmanın bir anlamı yok. Politika bölümünde arkadaşlar neden sosyalizm ve komünizmi savunduklarını detaylı biçimde anlatıyor.

Sayokan
14-07-2012, 22:14
Sanırım yeni üyesiniz veya bu konuları daha önce tartıştığımızın pek farkında değilsiniz.

Söylediğiniz konuları bu sitede uzun uzun tartıştık. Ve ben burada kapitalizmi savunan kişilere birçok yerde gerekli cevabı verdim.

Şimdi tekrar tekrar aynı cevapları burada yazmayacağım.

Ama şunu açık olarak söyleyeyim: sosyalizmi ve bizim neyi savunduğumuzu tam bilmiyorsunuz.

Sitedeki daha önceki tartışmaları okuyup neyi savunduğumuzu öğrenebilirsiniz. Yoksa böyle tartışmanın bir anlamı yok. Politika bölümünde arkadaşlar neden sosyalizm ve komünizmi savunduklarını detaylı biçimde anlatıyor.
Benim tartıştığım konu toplum olma ve kurallar.Bu konu hakkında tutumunuz,tutumunuz çok bağnaz bence.Toplum kuralları gereksizse saygı duyulmamalı.Ben kapitalizmi savunmuyorum sadece şunu diyorum;
sorgulamaktan aciz din mensupları beyinleri örümcek ağı tutmuş yaratıklarla eşit olarak yaşamayı red ediyorum.Ateist biri olarak duygularınızla değil mantığınızla hareket edin diyorum.Mantık bana herkesin eşit olmaması gerek diyor . Çünkü herkes eşit seviyede beceriye güce sahip değil.
Aptallarla , dahiler eşit ortamda yaşayamaz.
Mao'nun yaptığıda sosyalizmin mantıksızlığını gözler önüne sermektedir.
Siz iyi bir insansınız etik ahlaka göre fakat; böcek kadar bile değerli olamayacak bir avuç güdülen koyunun haklarını savunmak insanlığa hiçbir şey kazandırmayacaktır.
Sizin gibi düşünen Deniz Gezmiş asıldı, bugün anket yapsanız bu ülkenin yüzdde %50 si onun vatanperver ve iyi bir insan olduğuna inanmayacaktır.
Sözün özü zekiler aptallar için savaşıp ölmemeli.

Brian
14-07-2012, 22:17
Bu arada konunun başlığı sosyal adalet. Ben bu kavramı sosyalizm ile ilişkili gördüğüm için sosyalizmden söz ettim.

Yoksa konu sosyalizm gerçekleşmeyeceği veya gerçekleşirse nasıl gerçekleşeceği de değil.

Ayrıca toplum içinde tüm kurallar yazılı da olmayabilir. Ve yazılı olan kuralların bir kısmı saçma bir temele dayandığı gibi yazılı olmayan engeller de onu her zaman çok da mantıklı ve iyi bir şey yapmaz.

Yukarıda örneğini verdim: ateist birinin çıkarları gereği evrim karşıtlarına her türlü desteği vermesi. Şimdi yasalarda bunu yasaklayan bir engel olmayabilir. Ama bu da övünülecek ve çok da savunulacak bir davranış biçimi değil.

Örnekleri çoğaltabilir, binlerce örnek verebilirim.

Her seferinde birileri çıkıp: "yahu kardeşim bireysel rekabet var, ne yapalım" diye yanıt verebilir tabii.

Ben de artık bunun pek bir yanıt olmadığını söylüyorum.

Brian
14-07-2012, 22:23
Benim tartıştığım konu toplum olma ve kurallar.Bu konu hakkında tutumunuz,tutumunuz çok bağnaz bence.Toplum kuralları gereksizse saygı duyulmamalı.Ben kapitalizmi savunmuyorum sadece şunu diyorum;
sorgulamaktan aciz din mensupları beyinleri örümcek ağı tutmuş yaratıklarla eşit olarak yaşamayı red ediyorum.Ateist biri olarak duygularınızla değil mantığınızla hareket edin diyorum.Mantık bana herkesin eşit olmaması gerek diyor . Çünkü herkes eşit seviyede beceriye güce sahip değil.
Aptallarla , dahiler eşit ortamda yaşayamaz.
Mao'nun yaptığıda sosyalizmin mantıksızlığını gözler önüne sermektedir.
Siz iyi bir insansınız etik ahlaka göre fakat; böcek kadar bile değerli olamayacak bir avuç güdülen koyunun haklarını savunmak insanlığa hiçbir şey kazandırmayacaktır.
Sizin gibi düşünen Deniz Gezmiş asıldı, bugün anket yapsanız bu ülkenin yüzdde %50 si onun vatanperver ve iyi bir insan olduğuna inanmayacaktır.
Sözün özü zekiler aptallar için savaşıp ölmemeli.

Tutumun bağnaz mı? Ne bağnazlığı? Neymiş bağnaz olan?

Bakın sosyalizmin ne olduğunu veya benim ne şekilde sosyalizmi savunduğumu bilmiyorsunuz bunun üzerinde suçlamalarda bulunuyorsunuz.

Bakın burada bildiğim kadarıyla hiçbir sosyalist mutlak eşitlikten söz etmiyor. O yüzden bu suçlamanız doğru değil.

Elbette insanlar emeklerinin karşılığını almalı.

Karşı olduğumuz büyük uçurumlardır. Bence bunun savunulacak bir tarafı da yoktur. Bunu savunan da bence bağnazdır.

Bir tarafta 80 milyar dolar kazanacak, diğer tarafta adam fakirlikten ölecek. Bunun savunulacak bir tarafı yok. Bu bana göre bağnazlıktır.

Tabii bunu kabul etmeyebilir ve beni bunları kabul ettiğim için bağnaz olmakla suçlayabilirsiniz. Katılmadığımı söyleyeyim.

Sayokan
14-07-2012, 23:08
Bu arada konunun başlığı sosyal adalet. Ben bu kavramı sosyalizm ile ilişkili gördüğüm için sosyalizmden söz ettim.

Yoksa konu sosyalizm gerçekleşmeyeceği veya gerçekleşirse nasıl gerçekleşeceği de değil.

Ayrıca toplum içinde tüm kurallar yazılı da olmayabilir. Ve yazılı olan kuralların bir kısmı saçma bir temele dayandığı gibi yazılı olmayan engeller de onu her zaman çok da mantıklı ve iyi bir şey yapmaz.

Yukarıda örneğini verdim: ateist birinin çıkarları gereği evrim karşıtlarına her türlü desteği vermesi. Şimdi yasalarda bunu yasaklayan bir engel olmayabilir. Ama bu da övünülecek ve çok da savunulacak bir davranış biçimi değil.

Örnekleri çoğaltabilir, binlerce örnek verebilirim.

Her seferinde birileri çıkıp: "yahu kardeşim bireysel rekabet var, ne yapalım" diye yanıt verebilir tabii.

Ben de artık bunun pek bir yanıt olmadığını söylüyorum.
Ateist birinin evrim karşıtlarına destek vermesi diyorsunuz,bana kalırsa bu yapılabilir olsa bile.Mesela ateist bir iş adamı finanse etse islami bir terör örgütünü ben şahsen bundan rahatsızlık duymam.Bir ateistin evrim karşıtlarını gütmesine böylece kontrol altında olurlar.+ şuda var, bence ateist olmak sadece dışardan bilinçlenme ile olacak bir şey değil.İnsanda yeterli muhakeme yeteneği , sorgulama mantık gibi becerilerin olması lazım.
Yani zekası yeterli olmayan insanları ateist yapmakta kısmen dogmadır.

Mesela ben kendi çevremden örnek vereyim siz gayet bilinçli bir sosyalistsiniz ne söylediğinizin farkındasınız fakat çevremde öyle sosyalistler varki hiçbir fikri olmayan aileden pohpohlama ağzında 1-2 sloganla dolaşan.

Şöyle bir ateist düşünün araştırıp sorgulamayan ve sadece ben her türlü Tanrı kavramını red etmeliyim yoksa cahil olurum diye düşünen ateist düşünün.Bu şekilde bir ateizm yaygınlaşmasını istemem ben mesela.

Ve şunu da ekleyeyim bir insan çıkarları için her şeyi yapacaktır...
İnsanlara özgürlüğü ateizmle sağlıyorsak bunun sonuçlarınada katlanmalıyız.
Örnek vermek gerekirse aşırı yobaz biri Allah korkusu dediği şeyden rüşvet almıyor mesela,ateist yaptınız rüşvet almaya başladı gibisinden.
Bu yüzden alt tabaka için gerekli bir şey din , yoksa başka türlü kitleler kontrol altına alınamaz.

Yani kötü bir insanın her türlü kötülüğü yapmaktan çekinmeyek bir insanı din dediğimiz dogma frenleyebilir ama o olmazsa vicdan dediğiniz kavram yeterli olmayacaktır.

Yani ateizm yayıldıkça özgürlük artacak bu özgürlük ortamı elbette etik ahlaka göre "şerefsiz alçak " diye nitelendirilen insanlar ortaya çıkaracaktır.Çünkü ateizm kısıtlandırmaların saçma olduğunu bize öğretecektir.

Brian
15-07-2012, 11:26
Ateist toplumların yaşamayacağı, ya da bu toplumlarda suç oranlarının, rüşvet, yolsuzluk vb. son derece yüksek olacağı çok doğru bir görüş değil.

Örnek olarak İsveç, Finlandiya, Norveç vb. verilebilir. Bu ülkeler en fazla ateist ülkeler arasında olmasına rağmen en sağlıklı ülkeler arasındadır: suç oranları düşüktür, insanlar sağlıklı biçimde yaşarlar, gelir dağılımı bozuk değildir, bebeklerde ölüm oranları düşüktür vb.

Buna karşı gelişmiş ülkelerde ateistlerin oranının düşük olduğu ABD'ye bakalım: bu ülke kişi gelişmiş ülkeler arasında kişi başına en yüksek cinayet oranına sahiptir.

Yine çok dindar ülkelere bakalım: bu ülkelerde yolsuzluk, rüşvet vb. şeylerinde sanıldığı kadar düşük olmadığı çok açıktır.

Bunun yanında ateist kişiler sanıldığının aksine daha da ahlaklı olabilir. Örneğin ateist bir dünya görüşüne sahip bir kişi kadınların ezilmesi, mirastan ve eğitimden, yoksun bırakılmasını savunmayabilir. Yine ateist bir kişi inanmayanlara karşı savaş ilan edilmesini, onlardan daha fazla vergi alınmasını da savunmak durumunda değildir. Yine ateist bir kişi düşünce özgürlüğünü daha etkin biçimde savunabilir: dinin eleştirilmesi onu rahatsız etmez.

En önemlisi her şeyi sadece bireysel rekabet ile açıklamaya çalıştığımızda, bu düzlemde bir düzen kurduğumda, işbirliğini ve insanın toplum içinde yaşadığını yok saydığımızda başarısız olmaya mahkum olduğumuzu söylüyorum. Özellikle medeniyetin ve teknolojinin geliştiği bu noktada işbirliğinde her şeyden çok daha fazla biçimde ihtiyacımız var.

Olaylara sadece bireysel olarak baktığımızda "Tragedy of the commons" (http://en.wikipedia.org/wiki/Tragedy_of_the_commons) da konulduğu gibi başarısız olmaya mahkumuz.

Bu bakımdan ateist birisi sadece kendi çıkarları için Taliban ve El-Kaide gibi oluşumları desteklerse bu oluşumlar bir gün gelir onun başına da dert olur. Başkaları için kazılan çukurlara, bu çukurları kazanların kendisi de düşebilir.

Sayokan
15-07-2012, 11:59
Ateist toplumların yaşamayacağı, ya da bu toplumlarda suç oranlarının, rüşvet, yolsuzluk vb. son derece yüksek olacağı çok doğru bir görüş değil.

Örnek olarak İsveç, Finlandiya, Norveç vb. verilebilir. Bu ülkeler en fazla ateist ülkeler arasında olmasına rağmen en sağlıklı ülkeler arasındadır: suç oranları düşüktür, insanlar sağlıklı biçimde yaşarlar, gelir dağılımı bozuk değildir, bebeklerde ölüm oranları düşüktür vb.

Buna karşı gelişmiş ülkelerde ateistlerin oranının düşük olduğu ABD'ye bakalım: bu ülke kişi gelişmiş ülkeler arasında kişi başına en yüksek cinayet oranına sahiptir.

Yine çok dindar ülkelere bakalım: bu ülkelerde yolsuzluk, rüşvet vb. şeylerinde sanıldığı kadar düşük olmadığı çok açıktır.

Bunun yanında ateist kişiler sanıldığının aksine daha da ahlaklı olabilir. Örneğin ateist bir dünya görüşüne sahip bir kişi kadınların ezilmesi, mirastan ve eğitimden, yoksun bırakılmasını savunmayabilir. Yine ateist bir kişi inanmayanlara karşı savaş ilan edilmesini, onlardan daha fazla vergi alınmasını da savunmak durumunda değildir. Yine ateist bir kişi düşünce özgürlüğünü daha etkin biçimde savunabilir: dinin eleştirilmesi onu rahatsız etmez.

En önemlisi her şeyi sadece bireysel rekabet ile açıklamaya çalıştığımızda, bu düzlemde bir düzen kurduğumda, işbirliğini ve insanın toplum içinde yaşadığını yok saydığımızda başarısız olmaya mahkum olduğumuzu söylüyorum. Özellikle medeniyetin ve teknolojinin geliştiği bu noktada işbirliğinde her şeyden çok daha fazla biçimde ihtiyacımız var.

Olaylara sadece bireysel olarak baktığımızda "Tragedy of the commons" (http://en.wikipedia.org/wiki/Tragedy_of_the_commons) da konulduğu gibi başarısız olmaya mahkumuz.

Bu bakımdan ateist birisi sadece kendi çıkarları için Taliban ve El-Kaide gibi oluşumları desteklerse bu oluşumlar bir gün gelir onun başına da dert olur. Başkaları için kazılan çukurlara, bu çukurları kazanların kendisi de düşebilir.

Dediğiniz toplumların ateist olmasının direk sonucu değildir bence dolaylı sonucudur çünkü; ateist bir toplumda bilinç seviyesi yüksek olur,nüfusun refah seviyesinin yüksek olmasıda kaçınılmazdır bu durumda.
Amerika'da bahsettiğiniz yüksek suç oranları dinden kaynaklı değildir aksine ordaki serbestlikten kaynaklıdır ve göçmenlerden.
Amerika'da en etkin çeteler Latin,Meksikalı,siyahi suç çeteleridir.Devlet göçmenleri kontrol altına almıyorlar bu durumda da kontrolsuz bir güç doğuyor.Amerika'daki suçla ilgili izlediğim belgesellerde gördüğüm en ilginç detay bir polisin suçluların bulunduğu mahallelere dahi adım atamaması yani çok kompleks bir yapınında sonucu.
Bahsettiğiniz ülkelerin sınırları küçük,mesela Türkiye'de de bahsetiğiniz çeteleşme suç oranları ABD kadar fazla değil çünkü şehirler küçük,insanların hepsi birbirini tanıyor bu yüzden suçların tanımlanması kolaylaşıyor.


Bu kısım önemli bahsettiğiniz toplumlarda çoğunluk ateist demişsiniz yani izole bir toplum yapısı oluşuyor.Karışık bir toplum yapısında yani mesela şöyle ele alalım %20 ateist %20 hristiyan %20 müslüman %20 budist %20 satanist gibisinden.İşte o zaman ateizmin getireceği serbestlik ve toplumda yüksek bir bilinç yapısı olmadığından suça,rüşvete,yolsuzluğa el verişli bir ortam yine oluşacaktır.

Benim tek demeye çalıştığım ateizm bize daha iyi cennet vari bir dünya ,barış dolu bir dünya vaad edemez.Bu şekilde de insanları ateist yapmaya çalışmayı misyonerliğe benzettim.

O zaman sonuç olarak ateizmin yarattığı içsel özgürlük sonucu etik ahlaka göre "şerefsiz,suçlu,kötü insan" sınıfına giren kişilerin ortaya çıkmasıda kaçınılmaz olacaktır bence.Yani bu kısmı göz ardı etmekte zor...

Tabi herkesin ateist ve bilinçli insanlar olduğu bir toplumda dediğiniz olay olmayacaktır ama dediğim gibi eşit dağılımlı bir toplum yapısında bile bu yozlaşma görülecektir.
Ateistlerin oluşturduğu bir toplumda,insanların bilinç seviyesi yüksek olduğundan yaşanabilir bir ülke ortaya koymaları gayet normal olacaktır.
Ama şu da bir gerçek ateistlerin oluşturduğu bir ülkenin ırkçılık üzerine bir propaganda gütmeyeceğini kimse garanti edemez.Çünkü esasında

hümanizm duygulardan kaynaklıdır,akıl ve mantık çerçevesinde oluşan bir olgu değildir bana göre.Ben hümanizmi ateizm bir parçası olarak görmedim çünkü ateizm akıl ve mantığa dayalıdır, hümanizm ise duygulara,hümanizm insanların eşit olarak yaşamasını savunuyor.Peki bugün öylemi hayır ?
Anti semitizm olarak görmeyin ama bugün dünyadaki çok etkin bir güç olarak Yahudiler vardır ve onların ırkçı eylemlerini görmemek imkansızdır.Yahudi iş adamlarının genel politikası o ülkedeki yerli sermayeciyi çökertip ülkenin ekonomisine hükmetmek gibi amaçları vardır.Bunu görmemek için kör olmak gerek,siyonist ırkçı olan Yahudiler'in dünyada oluşturduğu örgütlerde de bunu görebilirsiniz.
Siyonizm bir dünya gerçeğidir,bugün Amerika'nın refah ve zenginliğini Yahudiler kullanmaktadır.
Ha ben buna karşı kin ve nefret değil saygı duyuyorum.Çünkü Yahudiler gerçekten çok zeki bir ırk , sayısız bilim adamları,bankacı,siyasetçi yetiştirmiş bir ırktır,dünyadaki çoğu ırka göre üstünlüğü açıktır mesela.



Bugün bilimin bu derece ileride olması , insanlarında incelenmesi hayvanlar gibi bazı ırkların daha üstün olduklarını, evrimde daha önde olduklarını iddaa etmeleri gibi sonuçlar doğuracaktır.

Irkçılığı önleyen 2 şey vardır din ve hümanizm.
Savaşları önleyen 2sidir(savaş derken aynı dinde olan ülkeler en azından birbirine saldırmaz)


Ateizm ahlaklı insanlarda yaratabilir demişsiniz, bence hiçbir ateist ahlaklı insan olma ihtiyacı hissetmez , çünkü ihtiyacı yoktur . Ahlak dinin bir yan ürünüdür . Tıpkı din gibi sebebi bilinmeyen veya sebepleri mantıksız olan kurallar bütünüdür.

Kadınların ezilmesi demişsiniz cinsiyet ayrımcılığı gibi algılanmasın ama erkek ve kadın arasında belirgin farklar vardır.Yani kadınlardan erkeklerin yaptığı her şeyi bekleyemezsiniz bir ateist kişi bilime dayanarak kadınların erkeklerden zayıf olduğunu , daha alt zekalı olduğunu iddaa edebilir.

Benim kendi şahsi görüşüm kadınlar hakkında , hareketleri ve davranışları akıl ve mantıktan çok duygular ağırlıklı bu yüzden bir erkek daha sağlıklı kararlar verebilir bir kadından .
Yani bir ateist iyilik meleği bir insan,özgürlük ve adalet savunucusu,kadın hakları savunucusu olmak zorunda değil tam terside olabilir.

Brian
15-07-2012, 12:52
Ateizm ahlaklı insanlarda yaratabilir demişsiniz, bence hiçbir ateist ahlaklı insan olma ihtiyacı hissetmez , çünkü ihtiyacı yoktur . Ahlak dinin bir yan ürünüdür . Tıpkı din gibi sebebi bilinmeyen veya sebepleri mantıksız olan kurallar bütünüdür.

Kadınların ezilmesi demişsiniz cinsiyet ayrımcılığı gibi algılanmasın ama erkek ve kadın arasında belirgin farklar vardır.Yani kadınlardan erkeklerin yaptığı her şeyi bekleyemezsiniz bir ateist kişi bilime dayanarak kadınların erkeklerden zayıf olduğunu , daha alt zekalı olduğunu iddaa edebilir.

Benim kendi şahsi görüşüm kadınlar hakkında , hareketleri ve davranışları akıl ve mantıktan çok duygular ağırlıklı bu yüzden bir erkek daha sağlıklı kararlar verebilir bir kadından .
Yani bir ateist iyilik meleği bir insan,özgürlük ve adalet savunucusu,kadın hakları savunucusu olmak zorunda değil tam terside olabilir.

Burada ahlak deyince ne anlıyorsunuz onu gerçekten anlamış değilim.

Ben ahlak derken ne anladığımı ve bunun hangi temelde olması gerektiğini bir parça yazmıştım, isterseniz tekrar yazayım:

İnsanlar bir arada yaşadığı, çalıştığı, zaman geçirdiği, oyun oynadığı için bir takım kurallara ihtiyaç duyarlar. Bu kuralların bir kısmı yazılı da olabilir yazılı da olmayabilir, veya grup içinde sözlü veya yazılı sözleşmelerin gereği de olabilir. Ben diyorum ki bu kurallar ezeli, ebedi ve değişmez değildir. Mutlak doğru da değildir. Ama insanlar bu kurallara ihtiyaç duyarlar. Şimdi diyelim bir futbol maçı oynuyoruz veya satranç oynuyoruz diyelim; bir takım kurallar vardır, oyunu oynamak isteyenler bunu uyar. Kurallar olmadan oyun olmaz. Kurallar değişebilir. Eğer oyunu oynamak istiyorsan bu kurallara ihtiyacımız vardır. Şimdi birisi çıkıp ben istediğim gibi davranırım, özgürüm derse ne olur? Ne olacağını tartışmaya gerek var mı? O şekilde bir oyun olmaz.

Eğer karşılıklı oyun oynuyorsak diğer oyuncuların da kurallara gereği gibi uymasını beklemek hakkımızdır. Ahlak bence budur.

Tabii şu denilebilir: çok sinsi bir şekilde hareket edip hile yapabilirim. İnsanları kandırabilirim. Bu temel üzerinden oyun oynamayı da savunabilirim. Ve elimden geldiğince kurallara uymadan oymaya çalışırım.

Bu durumu fark eden bir başkası da şunu düşünebilir pekala: Yahu ben aptal mıyım, adam kurallara uymuyor ben de uymayayım.

Peki bu nereye kadar işler? Örneğin seyirci buna karşı ne yapar? Kurallara uyulmasını mı bekler yoksa başka bir şeyi mi? Seyirci kurallara uyulmasını da ister veya istemez. Bu da duruma göre değişecektir.

Ama birçok kişi kurallara uymanın, ilkeli davranmanın aptallık olduğunu düşünürse sinsi bir şekilde planlar kuramaya çalışacaktır.

Bu durumda en güçlü olan, en organize olanın oyunları istediği gibi kontrol etmesini beklemek gerekir.

Başkaları türlü şekilde hile yapıp insanları kandırınca bunu bir süre devam ettirebilirler. Örneğin tüm maçları hile ile kazanabilirsiniz. Tüm insanları birileri sürekli olarak aptal yerine koyabilir. Aldatabilir.

Bu sadece futbolda değil, tüm alanlarda olabilir.

Eğitimde biri gücü eline geçirir kopya çektirir, soruları verir, kendi adamlarını istediği yere yerleştirir. Hakimleri ayarlar davaları kolayca kazanır.

Ateistler bu arada bunları izleyip: yahu ahlak diye bir şey yok zaten, ilkeli davranmak aptallıktır, tabii herkes kendisini ve cemaatini düşünmeli, en güçlü olan kazanmalı tabii filan desin.

Bu durumda o toplumun nereye doğru sürükleneceğini düşünüyorsunuz?

Kısaca ahlak deyince dinsel bir ahlaktan söz etmiyorum. Sözünü ettiğim şeyler şunlar: İnsanların sürekli olan birbirlerini aldatmaması, yalan söylememesi, yalana ve hileye dayalı politika yapmaması, yapanların da hoş karşılanmaması vb.

Sayokan
15-07-2012, 13:09
Burada ahlak deyince ne anlıyorsunuz onu gerçekten anlamış değilim.

Ben ahlak derken ne anladığımı ve bunun hangi temelde olması gerektiğini bir parça yazmıştım, isterseniz tekrar yazayım:

İnsanlar bir arada yaşadığı, çalıştığı, zaman geçirdiği, oyun oynadığı için bir takım kurallara ihtiyaç duyarlar. Bu kuralların bir kısmı yazılı da olabilir yazılı da olmayabilir, veya grup içinde sözlü veya yazılı sözleşmelerin gereği de olabilir. Ben diyorum ki bu kurallar ezeli, ebedi ve değişmez değildir. Mutlak doğru da değildir. Ama insanlar bu kurallara ihtiyaç duyarlar. Şimdi diyelim bir futbol maçı oynuyoruz veya satranç oynuyoruz diyelim; bir takım kurallar vardır, oyunu oynamak isteyenler bunu uyar. Kurallar olmadan oyun olmaz. Kurallar değişebilir. Eğer oyunu oynamak istiyorsan bu kurallara ihtiyacımız vardır. Şimdi birisi çıkıp ben istediğim gibi davranırım, özgürüm derse ne olur? Ne olacağını tartışmaya gerek var mı? O şekilde bir oyun olmaz.

Eğer karşılıklı oyun oynuyorsak diğer oyuncuların da kurallara gereği gibi uymasını beklemek hakkımızdır. Ahlak bence budur.

Tabii şu denilebilir: çok sinsi bir şekilde hareket edip hile yapabilirim. İnsanları kandırabilirim. Bu temel üzerinden oyun oynamayı da savunabilirim. Ve elimden geldiğince kurallara uymadan oymaya çalışırım.

Bu durumu fark eden bir başkası da şunu düşünebilir pekala: Yahu ben aptal mıyım, adam kurallara uymuyor ben de uymayayım.

Peki bu nereye kadar işler? Örneğin seyirci buna karşı ne yapar? Kurallara uyulmasını mı bekler yoksa başka bir şeyi mi? Seyirci kurallara uyulmasını da ister veya istemez. Bu da duruma göre değişecektir.

Ama birçok kişi kurallara uymanın, ilkeli davranmanın aptallık olduğunu düşünürse sinsi bir şekilde planlar kuramaya çalışacaktır.

Bu durumda en güçlü olan, en organize olanın oyunları istediği gibi kontrol etmesini beklemek gerekir.

Başkaları türlü şekilde hile yapıp insanları kandırınca bunu bir süre devam ettirebilirler. Örneğin tüm maçları hile ile kazanabilirsiniz. Tüm insanları birileri sürekli olarak aptal yerine koyabilir. Aldatabilir.

Bu sadece futbolda değil, tüm alanlarda olabilir.

Eğitimde biri gücü eline geçirir kopya çektirir, soruları verir, kendi adamlarını istediği yere yerleştirir. Hakimleri ayarlar davaları kolayca kazanır.

Ateistler bu arada bunları izleyip: yahu ahlak diye bir şey yok zaten, ilkeli davranmak aptallıktır, tabii herkes kendisini ve cemaatini düşünmeli, en güçlü olan kazanmalı tabii filan desin.

Bu durumda o toplumun nereye doğru sürükleneceğini düşünüyorsunuz?

Kısaca ahlak deyince dinsel bir ahlaktan söz etmiyorum. Sözünü ettiğim şeyler şunlar: İnsanların sürekli olan birbirlerini aldatmaması, yalan söylememesi, yalana ve hileye dayalı politika yapmaması, yapanların da hoş karşılanmaması vb.

Sizin tanımladığınız ahlak daha makbul tabikide.
"Bu durumda en güçlü olan, en organize olanın oyunları istediği gibi kontrol etmesini beklemek gerekir." işte zaten bugün dünyada olan budur.
Keşke dediğiniz gibi olsa fakat rekbatçi insan,insan egosu bunun işlemesine engel olan en büyük engeldir.

Benim eleştirdiğim ahlak
"büyüklere saygılı olunması","alkol uyuşturucu benzeri maddeler kullananların toplumdan dışlanması", "zina , fuhuş , eş cinselliğin yasak hale getirilmesi" , "kumarın yasak hale getirilmesi" ve bu tarz pek çok toplum kuralı.
Mesela cinsel ilişki neden mahremi bir şey olarak görülür ? Mağrada yaşayan , taş devri insanı eminim bunu gayet normal görüyor hayvanlar gibi rastgele yapıyordu.

Brian
17-07-2012, 12:58
Dediğiniz toplumların ateist olmasının direk sonucu değildir bence dolaylı sonucudur çünkü; ateist bir toplumda bilinç seviyesi yüksek olur,nüfusun refah seviyesinin yüksek olmasıda kaçınılmazdır bu durumda.
Amerika'da bahsettiğiniz yüksek suç oranları dinden kaynaklı değildir aksine ordaki serbestlikten kaynaklıdır ve göçmenlerden.
Amerika'da en etkin çeteler Latin,Meksikalı,siyahi suç çeteleridir.Devlet göçmenleri kontrol altına almıyorlar bu durumda da kontrolsuz bir güç doğuyor.Amerika'daki suçla ilgili izlediğim belgesellerde gördüğüm en ilginç detay bir polisin suçluların bulunduğu mahallelere dahi adım atamaması yani çok kompleks bir yapınında sonucu.
Bahsettiğiniz ülkelerin sınırları küçük,mesela Türkiye'de de bahsetiğiniz çeteleşme suç oranları ABD kadar fazla değil çünkü şehirler küçük,insanların hepsi birbirini tanıyor bu yüzden suçların tanımlanması kolaylaşıyor.


Bu kısım önemli bahsettiğiniz toplumlarda çoğunluk ateist demişsiniz yani izole bir toplum yapısı oluşuyor.Karışık bir toplum yapısında yani mesela şöyle ele alalım %20 ateist %20 hristiyan %20 müslüman %20 budist %20 satanist gibisinden.İşte o zaman ateizmin getireceği serbestlik ve toplumda yüksek bir bilinç yapısı olmadığından suça,rüşvete,yolsuzluğa el verişli bir ortam yine oluşacaktır.

Benim tek demeye çalıştığım ateizm bize daha iyi cennet vari bir dünya ,barış dolu bir dünya vaad edemez.Bu şekilde de insanları ateist yapmaya çalışmayı misyonerliğe benzettim.


Bu konularla ilgili bazı bilimsel çalışmalar var. Dediğiniz gibi birden fazla faktör olduğu kuşkusuz.

Ama şöyle bir çarpıcı sonuç da var: toplumlarda eşitsizlik, gelir dağılımı bozukluğu vb. arttıkça o toplumlarda dine bağlılık artması düşünülebilir. Yani ekonomik eşitsizlik ile dine bağımlı olma arasında ciddi pozitif bir ilişki olduğunu düşünebiliriz.

Their first finding is that every single measure of religiosity—and there are 12 of them—shows a highly significant positive correlation with economic inequality.

Most important to the authors was their finding that “economic inequality is estimated to powerfully increase religiosity and to do so regardless of income.” (My italics).

In other words, in economically skewed societies, both the rich and the poor are more religious. In fact, they found that, for nearly all of the measures of religiosity, when societies are more unequal, the richer people become more religious than the poorer people (this association was positive for all 12 measures of religiosity and was statistically significant for four).

This last finding is important because it bears on two hypotheses about why unequal societies are more religious. The first, called the “deprivation theory,” is that in economically unequal societies, poorer folks turn to religion for reassurance and comfort.
http://whyevolutionistrue.wordpress.com/2011/07/21/why-is-economic-inquality-associated-with-religiosity/

Konuyla ilgili başka bir makalede burada:

http://www.nyu.edu/clubs/jpia.club/PDF/Spring2008_Palani.pdf

Orada da yazdığı gibi:

"The results of the empirical test offer some support for the hypothesis that more religious populations have higher levels of income inequality"