PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkiye'nin son 62 yılı


efeince
07-09-2012, 17:18
Konu başlığı biraz detaycı geldi sanırım :)

Türkiye'nin son 62 yılını ; genel olarak Atatürk'den sonrasını irdelemek için daha doğrusu Atatürk'den sonrasında gördüklerimi kendimce yorumlamak için bu başlığı attım. Konu temel olarak , politik gelişmeler, siyasetin işleyişi, hükümetlerin stratejileri üzerine olacak.

Tek partili dönem; Demokrat Parti (http://tr.wikipedia.org/wiki/Demokrat_Parti_(1946))'nin iktidarını ilan etmesiyle bitti biliyorsunuz.

Ben 1921 ve bu tarihe kadar olan Tek Parti iktidarında yapılanları uzun uzadıya anlatmak istemem; fakat kısaca değinmenin önemli olduğunu düşünmekteyim.

Demokrat Parti kuruluşuna son 8-10 yıl kalasıya kadar, yani 1938'li yıllara kadar; Atatürk önderliğindeki CHP ( Önceki Adıyla CHF ); şimdiki siyasetçilerin sık sık sorgulamaya çalıştığı, eleştirilerinde kendilerince doğru gördükleri ispatlarla çok eleştirildi. Ama; gerçekten tarafsız olarak o tarihleri irdelediğimizde; "çok ileri demokrasi" olarak gördüğümüz Batı'lı ve Okyanus Ötesi ülkelerin dahi hem yapmaya cesaret edemediklerini yaptığını, hemde bu yaptığı yenilik ve devrimleri - bir halkın desteği ile, çok kısa sürede ve birdaha tarihte eşine rastlanmamış biçimde ortaya koyduğunu görürüz.

Kadın Hakları , Toprak ve Mülk Hakları , Eğitim ve Seçim Hakları , Bireyin Temel Hakları (Barınma, Sağlık, Mal Edinme, Seçme ve Seçilme vs... ) , tek parti döneminde büyük ölçülerde sağlanmış olsada; sonraki hükümetlerin kabaran "ileri demokrasi" damalarına yeterince kan pompalayamamış olacak ki; sürekli olarak şimdilerde eleştirilmektedir.

Ben söylediklerimin arkasındayım; Atatürk zamanının Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin belkide o süre zarfında yaptıklarını sonrasında yönetime geçen 62-63 yıllık iktidarlar - tüm icraatleri ve Türk Halkı'na kazandırdıkları ile gözönüne alındığında, yarısı kadar faydalı olamamışlardır ülkeye.

Ben ülkeye faydalı olmak anlamını ; her zaman için refah düzeyini, ekonomisini, temel haklarını Halk'a en iyi biçimde kazandırmış olmak olarak anlarım. Gerisi, bence laf-u güzaf.

Ve nihayetinde; büyük önder'in ardından milli şef yönetiminde, aksaklıklarda kendini göstermeye başlar. Ve, bu aksaklıkları fırsat bilen dış güçlerin beslemesi iç fesat ve şer odakları ( ben genelini öyle görüyorum. ) , Atatürk zamanında bulamadıkları fırsat ve şartları hemen değerlendirir ve şimdikilerin sık sık başvurduğu " madur " edebiyatı nidaları ile kendi partilerinin kurarlar. Bu artık, ülkenin çağdaş , ilerici ve hoşgörülü kimliğinin sonu için " sonun başlangıcı " olmuştur benim için.

Demokrat Parti'nin temellerini attığı özü sağ görüşlü iktidarların , her iktidarları döneminde ; hiç çekinmeden , sıkılmadan siyaset içerisinde kullandığı Din'i konularda, halkın yumuşak karnı olan manevi değerleri önüne siper yapması, bu iktidarların ve iktidar yandaşlarının ekonomik ve mevkii olarak apaçık çıkarları olduğu görünür.

Adnan Menderes'in siyaset anlayışında, iktidarını korumak için Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri'nde yaygın olan Aşiret mensuplarının "şıh ve şeyh" sıfatına nail önderlerinin ellerini, eteklerini öpmesi - bu sayede tek bir eylem ile, geniş kitlelere hitap edenleri biranda kendine çekmesi - dini istismarın geçmiş tarihdeki en net örneğidir.

" Not : Genel olarak DP iktidarı öncesi - sonrasında din ve dini konularda, din kavramlarının ülke yönetimine adapte edilişini buradan (http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/42/447/5035.pdf) geniş anlatımlarla öğrenebilirsiniz arkadaşlar. Ben sadece kısaca bir örnek vermiştim.


" devamı gün içinde gelecek..."

fdlmania
07-09-2012, 20:18
Emperyalizm Türkiye'ye Demokrat Parti döneminde girdi demek tarihten bir haber olmak demektir.Atatürk'ün Amerikalılara verdiği Chester İmtiyazı konusunda açtığım başlık ortada.Ama henüz doyurucu bir cevap göremedim açıkçası. [/URL]http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=29129 (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=29129)

Ayrıca kendisinin ABD'yle olan muhabbeti ortadadır;aşağıdaki videoda açıkça görülüyor.
[URL]http://www.youtube.com/watch?v=2SP0RPEo7a0

Üstelik emperyalizmi ülkeye sokmakla eleştirilen Adnan Menderes 1931 yılında bizzat Atatürk tarafından CHP saflarına kazandırılmıştır(!).Keza Celal Bayar Atatürk'ün ekonomi bakanı ve son başbakanıdır.Demokrat Parti CHP'nin içinden çıkmıştır.Aralarında çok büyük bir fark olsaydı bir parti diğerinin içinden böyle kolaylıkla doğamazdı.Emperyalizm 19.yüzyıldan itibaren,Osmanlı Devleti ve onun ardılı Türkiye Cumhuriyeti'nden hiç çıkmamıştır.Emperyalizm kavramına milli işgal mantığıyla bakıldığı sürece,gerçekleri göremezsiniz.Emperyalizmin,kapitalizmin en yüksek aşamasıdır.Anti-kapitalist olunmadan emperyalizm karşıtlığından bahsetmek kendinizi kandırmaktan başka birşey değildir.Milli Mücadele kapitalizme karşı verilmiş ve kazanılmış bir savaş değildir.Kemalistlerin tek bir etnik öğenin hakim olduğu milli bir burjuva cumhuriyet kurmak dışında emperyalizmle en ufak bir derdi yoktur.Milli Mücadele döneminde Sovyetler'den yardım almak için yapılan sosyalizm soslu konuşmalar,Büyük Taarruz'dan sonra bıçak gibi kesilmiştir;araştıranlar gayet iyi bilir.Burjuva sosyo-ekonomik formasyonu hakim kılmak içilen yapılan İzmir İktisat Kongresi'nde işçilere aslında kerhen verilen hakların bile sonradan tek parti döneminde nasıl biçildiğini sanırım herkes bilir.İşçilerin grev ve sendika hakkı için yıllarca mücadele etmesi gerekmiştir.Solcu muhalifler yıllarca zindanlarda çürütülmüştür.Ulusalcıların şimdi taptığı Nazım Hikmet,1938 yılında Atatürk henüz sağken cezaevine konmuştur.Kemalistlerin tüm bunları bildiğinden de şüpheliyim.İlkokul yıllarında kalmış ne yazık ki bir çoğu.'Atam sen kalk da ben yatam'' sığlığından kurtulamamışlar hala..Ne kavramlardan haberdarlar,ne de yaşananlardan.Bozuk plak gibi aynı şeyleri tekrarlamakla meşguller.''Be hey dürzü''lü cevaplar gelir birazdan.Dincilerden betersiniz de haberiniz yok.