Olimpiyat
22-09-2012, 12:44
Forumda çoğu konuya katılmama rağmen, belki de foruma girerken ilk olarak yazmam gereken yeri unutmuşum.
Benim dinlerden kurtuluşum şöyle oldu.
Küçük yaşlarda babamın eve hep dini kitaplar alması nedeniyle(Özellikle Türkiye gazetesi aboneliği ve onun verdiği dini ekleri de cabası) dine karşı aşırı ilgim olmuşmuştu.
Lise de iken imamı rabbani, imamı gazalinin abdulkadiri geylaninin eserlerini yatarken bile okup öyle yatıyordum.
Sülalemin çoğu aslında pek dindar değildi ama belki de içimdeki boşluktan ya da küçükken okuduğum dini telkinlerle dolu kitaplar yüzünden, namaz kılan, ramazan orucunu tutan bir gence dönüşmüştüm.
Saçma şeyler görmüyormuydum, görüyordum ama vardır bir hikmeti diyordum.Ve geçiyordum.
Lisede tübitak matematik olimpiyatlarında gümüş madalya alınca, nurcu öğretmenlerin dikkatini çekmiştim.Benimle daha fazla ilgilendiler.Dershanelerine kaydetttiler vs...Ve nurcuların sohbetlerine de katılmaya başladım.
Fakat ne yapacağımı şaşırmış bir durumdaydım. Girdiğim cemaatlerde ve tarikatlarda bir iki yüzlülük seziyordum.(o zamanlar aynı zamanda atatürkçü idim)
Malum, okul kitaplarında Atatürk dindar olarak lanse edilir.
Cemaat içinde ve girdiğim tarikatlarda,bazı insanların Atatürk e sövdüğüne şahit oldum.İlk zamanları bunu yapmazlardı, sonradan yaptılar.
Yani, ikiyüzlü bir politika vardı.
Cumhuriyet elbet yıkılacak mantığı, dindar gençler arasında slogan olmuştu.
Doğu perinçek in atatürk dine karşı tutumu gösteren el yazılarının yer aldığı kitabı okuyunca, herşeyin bize anlatıldığı gibi olmadığını anladım.
Bu beni daha da aaştırmaya sevketti.
Bir şansım da, üniversite hayatımın önemli bölümünün İngiltere de geçmesi sayesinde oldu.Hem Nottingham Üniversitesinde de, hem de Oxford Üniversitesinde okurken arkadaşlarımın çoğu (ve hocalarımın da çoğu) ateist olunca, olaya daha sorgular halde bakar oldum.
Belki de ateist olmam da en büyük etken bunlardı(Gerçi o dönemler ateizm ile deizm arasında gidip geliyordum)
Sadece İngilterede üniversite yıllarında değil, Rusçamı ve Çincemi geliştirmek için gittiğim Rusya da ve Çinde de çok değerli insanlar tanıdım.Onlardan da çok şey öğrendim.
Ateizm ile ilgili bir çok kitabı okuma olanağı buldum.Ve gemiş bilgilerimle, ateizmi karşılaştırma olanağı buldum.
Olaya müdahil olmadan, tarafsız gözle bakınca ya ben bunlara nasıl inanmışım, dedim kendime.Zor şey değil.Sadece uzaydan gelmiş gibi, tamamen tarafsız gözle bakınca, saçmalıklar manzumesine nasıl inanmışım, diyorsunuz.
Acaba yurtdışına çıkamasaydım, bu sorgulamaları yapacak ortamı daha mı geç elde ederdim diye de düşünmeden edemiyorum.
Aydınlanmamda emeği geçen herkese teşekkürlerimi bildirmeyi bir borç bilirim.
Benim dinlerden kurtuluşum şöyle oldu.
Küçük yaşlarda babamın eve hep dini kitaplar alması nedeniyle(Özellikle Türkiye gazetesi aboneliği ve onun verdiği dini ekleri de cabası) dine karşı aşırı ilgim olmuşmuştu.
Lise de iken imamı rabbani, imamı gazalinin abdulkadiri geylaninin eserlerini yatarken bile okup öyle yatıyordum.
Sülalemin çoğu aslında pek dindar değildi ama belki de içimdeki boşluktan ya da küçükken okuduğum dini telkinlerle dolu kitaplar yüzünden, namaz kılan, ramazan orucunu tutan bir gence dönüşmüştüm.
Saçma şeyler görmüyormuydum, görüyordum ama vardır bir hikmeti diyordum.Ve geçiyordum.
Lisede tübitak matematik olimpiyatlarında gümüş madalya alınca, nurcu öğretmenlerin dikkatini çekmiştim.Benimle daha fazla ilgilendiler.Dershanelerine kaydetttiler vs...Ve nurcuların sohbetlerine de katılmaya başladım.
Fakat ne yapacağımı şaşırmış bir durumdaydım. Girdiğim cemaatlerde ve tarikatlarda bir iki yüzlülük seziyordum.(o zamanlar aynı zamanda atatürkçü idim)
Malum, okul kitaplarında Atatürk dindar olarak lanse edilir.
Cemaat içinde ve girdiğim tarikatlarda,bazı insanların Atatürk e sövdüğüne şahit oldum.İlk zamanları bunu yapmazlardı, sonradan yaptılar.
Yani, ikiyüzlü bir politika vardı.
Cumhuriyet elbet yıkılacak mantığı, dindar gençler arasında slogan olmuştu.
Doğu perinçek in atatürk dine karşı tutumu gösteren el yazılarının yer aldığı kitabı okuyunca, herşeyin bize anlatıldığı gibi olmadığını anladım.
Bu beni daha da aaştırmaya sevketti.
Bir şansım da, üniversite hayatımın önemli bölümünün İngiltere de geçmesi sayesinde oldu.Hem Nottingham Üniversitesinde de, hem de Oxford Üniversitesinde okurken arkadaşlarımın çoğu (ve hocalarımın da çoğu) ateist olunca, olaya daha sorgular halde bakar oldum.
Belki de ateist olmam da en büyük etken bunlardı(Gerçi o dönemler ateizm ile deizm arasında gidip geliyordum)
Sadece İngilterede üniversite yıllarında değil, Rusçamı ve Çincemi geliştirmek için gittiğim Rusya da ve Çinde de çok değerli insanlar tanıdım.Onlardan da çok şey öğrendim.
Ateizm ile ilgili bir çok kitabı okuma olanağı buldum.Ve gemiş bilgilerimle, ateizmi karşılaştırma olanağı buldum.
Olaya müdahil olmadan, tarafsız gözle bakınca ya ben bunlara nasıl inanmışım, dedim kendime.Zor şey değil.Sadece uzaydan gelmiş gibi, tamamen tarafsız gözle bakınca, saçmalıklar manzumesine nasıl inanmışım, diyorsunuz.
Acaba yurtdışına çıkamasaydım, bu sorgulamaları yapacak ortamı daha mı geç elde ederdim diye de düşünmeden edemiyorum.
Aydınlanmamda emeği geçen herkese teşekkürlerimi bildirmeyi bir borç bilirim.