PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : muazzez ilmiye çığ mahkemede


kuvvaci
04-09-2006, 09:04
Ünlü sümerolog 93 yaşındaki Muazzez İlmiye Çığ *Sümerler zamanıda fahişeler diğer kadınlardan ayrılmak için kafalarını örtüyle örtmüşlerdir. Dediği için *hakkında dava açılmıştır. Yani nasıl bir ülkede yaşıyoruz. Ben zaten bu türban olayının bir gelenek olduğuna inanıyorum. Buda Sümerlerden veya daha önce yaşayan toplumlardan dine girmiş olamazmı?

mhmd
04-09-2006, 09:57
Sn. Kuvvacı,
• "Kur'an İncil ve Tevrat'ın Sumer'deki Kökeni", 1995, Kaynak Yayınları
• "Sumerli Ludingirra - Geçmişe Dönük Bilimkurgu", 1996, Kaynak Yayınları
• "İbrahim Peygamber- Sumer Yazılarına ve Arkeolojik Buluntulara Göre", 1997, Kaynak Yayınları
• "İnanna'nın Aşkı - Sumer'de İnanç ve Kutsal Evlenme", 1998, Kaynak Yayınları
• "Zaman Tüneliyle Sumer'e Yolculuk", 1998, Kaynak Yayınları (genişletilmiş ikinci basım; ilk basım 1993, Kültür Bakanlığı Yayınları)
• "Hititler ve Hattuşa - İştar'ın Kaleminden", 2000, Kaynak Yayınları
• "Gilgameş - Tarihte İlk Kral Kahraman", 2000, Kaynak Yayınları
• "Ortadoğu Uygarlık Mirası", 2002, Kaynak Yayınları
• "Ortadoğu Uygarlık Mirası 2", 2003, Kaynak Yayınları
• "Sumer Hayvan Masalları", 2003, Kaynak Yayınları
• "Çivi Çiviyi Söker - Muazzez İlmiye Çığ Kitabı", Serhat Öztürk, 2002, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Bu kadar eserin sahibi 93 yaşındaki bilge bir çınara, sizce; günlük hafif bir yağışın zararı olabilir mi? Ve sizce sebep sadece türban mı?

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.

kuvvaci
04-09-2006, 11:04
Saygıdeğer mhmmd!
Elbetteki olamaz. Ama neden neden insanların aydınlatılmasına bilgilenmesine bu kadar engel olunuyorki ..hadi destekten vazgeçtik bari köstek olmayın...Dediğiniz gibi ulu bir çınarın o kadar emek vererek çözdüğü tabletlerden yararlanacağımıza o dönemi tanıyıp öğreneceğimize tutuyoruz bin insanı mahkemeye veriyoruz. Sadece sebep türban da değil sebep aydınlanma dostum aydınlanma...saygılarımla dostça kal

spartacus
04-09-2006, 11:14
Bu kadar eserin sahibi 93 yaşındaki bilge bir çınara, sizce; günlük hafif bir yağışın zararı olabilir mi?(mhmmd)

Sevgili Mhmmd ifade etmiş , ki Başka söze hiç gerek yok.

"Buda Sümerlerden veya daha önce yaşayan toplumlardan dine girmiş olamazmı?(kuvvacı)"

Cevap gerçekten soruda. Hiç incelemeyen birisi için, gökten değil tabletlerden, şiirlerden, yasalardan vs, insanlarca yazılmış belgelerdir ortada olanlar. Ve sonrakilerin temel taşı olan Yahudiliğin çıkış zamanları ve coğrafyası, içinde olduğu kültür bize yeterli doneyi verir.
Bir araştırmacı, araştırmalrında edinmiştir ve gerçeği başkalrının hoşuna gitmiyor diye saklamayacaktır. İşte bilim adamı ile bilim adamcığını birbirinden ayıran da budur ve bir araştırman bulgularını söylerken, sadece gerçeği ifade etmek için dillendirmiştir, birilerine çamur atmak için değil(HY gibilerin, insanın cahilliğinden beslenenlerin foyasıda buradadır).
Denemek isteyen, sümer, akad, asur belgelerini inceleyen buna yıllarını vermiş insanların, alınteri ile binbir uğraş ile binlerce yıla ait bilgileri süzdüğü kitaplarına tüm önyargılardan arınarak bakabilir.

İnanna nın aşkı ve kahrı, Dumuzi (Kitab-ı Mukaddes de Tammuz olduğu iddia edilir , ağustostan önceki Temmuz ayı olduğuda, MÖ 400 lerde *Kudüsde Dumuzi için ağlayan kadınlar vardır...)
Tufan öyküsü, Ziusudra. Yaz ile Kış'ın kavgası, Gece ile gündüzün vs bu güne kadar ulaşanlardan çok daha fazla konular, Şeytan ile Peygamberin kavgası vs..., Şeytan ile Tanrı kavgası, Cehennem ile Tanrının konuşması...)
Malesef sümerler sürekli uygarlık olamadılar, parçalandılar ve nedenlerini Tanrılarına yeterince ibadet etmemek, buyruklarını yerine getirmemek, çok günah işlemek olarak ifade etmişlerdir, bu durum sözde kutsal tüm bilgilerde Tanrının, ilahın cezaları olarak sürdürülmüştür, helak, tufan vs masalları ile, ve onların parçalandığı dönem bir çok uygarlık parçalı idi ve malesef kah birisi diğerine, öbürü berikine esir oluyor ve esirler ise köle yapılıyordu, esir toplumların ise tek umudu tanrıları ve ilahları, ilahileri, taşlara kazınan destanları, yakılmış ağıtları, şiirleri, türküleri var idi, çünkü o tanrılar onları kurtaracaktı ve görürüz ki peygamberler de aynı kültürü kullanarak çeşitli şekillerde, zamana uyarlanmış içerikler ile sürdürülmüş, iskelet değişmemiştir ve söz sürekli batakda olan bir insanlık tasviridir ve ibadet kurtarım, kurtuluş *üzredir, kara-çile bir dünyadır, esin kaynağı ise zaten içinde oldukları o kültürdür.

http://mezopotamya.tripod.com/inannanin_aski.html
(MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ-İnanna'nın Aşkı)
Bir araştırmacı belgeyi alır, okur, yorumlar ve ona düşen cesaretle gördüğü gerçeği söylemektir. Cahil insan, geri insan ve dışa kapalı değişmez sayılmış üfürük tabularını korumak zorunda olan insan ise, gerçeği ve cesareti öldürmek için çalışır, gerçeği susturamadığı yerde, alınteriyle yıllarını vermiş değerli insanları bin bir şekilde susturmaya çalışır. *bilim çok şeyi açıklar, bilmediği elde doneleri olmayan şeyler için ise bilmiyorum diyerek en doğal bilimsel açıklamayı yapar, ama cahil insanlık bilmediği ne varsa araştırmak yerine uydurduğu bir şeylere atfederek ona kendi bildiğince yaptırarak dogmalar içinden çıkar, delili yada nesneli yoktur, sadece aklınız ermez ama o uydurabilmiştir. Ve bir şey din vs kullanım haline gelmiş, birilerinin elinde araç haline dönüşmüş ise yaralanan ve yıkılan insan inancıdır ve asıl bataklık tabuların başladığı yerde başlamaktadır. Geçen bir forumda yazmıştım, sümerlerin kutsal sayılan şeyleri, orada görürüz ki asa ilk sıralardadır. Bunu söyleyen bir araştırman okuduğunu(tabletten) ve diğerleri ile, kültürel karşılaşımlar ile söylemiştir, türban da bundan daha farklı olabilir mi, biz inanıyoruz ve bize ters diye sümerleri tekrarmı yaşatacağız, bir hikayede onun için mi uyduracağız? Örtünmenin özü, bir utançlık, lanetliklerin yada toplumdan sakınması gerekli olduğuna inanılanların, yada yalıtılması yada kendini yalıtması gerektiğine inananların işi olamaz mı?

vartor
04-09-2006, 17:58
Sevgili Sorogren,
*Bir yontemin, bir ilacin (kocakari ilaci da olsa) seni iyilestirecegine inanmanin, vucuta faydasi dokundugunu, bilim bile kabul eder. Ben iyilesecegim inancinin, psikolojik etkilerinin vucuta olumlu etkileri vardir. Yeni bir ilac denendiginde, ayri guruplara birine ilac digerine plasebo verildiken sonra, ilac verilen guruptaki, iyilesme oraninin, daha yuksek olmasiyla anlasilir ilacin etkisi olup olmadigi.
* Ancak hastalik var, hastalik var.Bir organin ariza gormus ise, mesele insulin salgilamasi, azalmis hatta bozulmus ise, psikolojik etkenle o organi calistiramazsiniz. Inanc, bilim farki boyle durumlarda ortaya cikar.
*Vucuttaki, basit bir yaranin ustune tukurseniz de ufleseniz de, antibiyotik uygulasaniz da, hic birsey yapmasaniz da vucudun kendi defans mekanizmasi onu iyilestirecektir.
*Siz inancliysaniz, kuran okudum ufledim iyilesti diyebilirsiniz. ancak bu ne kuranin ne de ufurugun bir faydasi oldugunu ispatlamaz. Ne zaman bir dua kesfedip seker hastaliginizdan kurtulursaniz, bana bildirin, hem bir illetten kurtulur hem de butun dunyayi islama davet edebiliriz....

sodomo--
04-09-2006, 18:31
Sahip olduğu her şeyi gemiye yükledim;
Sahip olduğum gümüşün hepsini ona yükledim;
(sahip olduğum) altının hepsini ona yükledim;
Sahip olduğum tüm canlı varlıkları yükledim ona.
Tüm ailemi ve akrabamı gemiye yolladım.
Kırın hayvanlarını, kırın yabanıl varlıklarını,
Tüm zannaatçıları gemiye yolladım.

(Gılgamış destanı)

23-09-2006, 14:51
Benim okuduğum diğer Sümer kaynaklarında ise bunların sadece birer sembol oldukları(İnanna vs.) belirtiliyordu. Bence bu adamda böyle olduklarını yazmıştır.Ayrıca her örtünen kadın niye türbanla karşılaştırılıyor anlamıyorum? *Aynen siyah giyinen insanlara satanist dedikleri mantık gibi oluyor yani saçma!!!

ozgur_beyin
27-10-2006, 02:54
1/11/2006 da mahkemeye çıkıyor.
* * *tapınaklarda cinselliğini kullanan kadınların başını örtmesi veya örttürülmesi konusunda yazdıklarını okuyan bir aklıevvel ,toplumu ayrımcılığa itiyor diye mahkemeye vermiş...

kuvvaci
27-10-2006, 08:40
Sevgili Özgür Beyin!

Böyle ulu bir çınarı 90 yaşından sonra mahkeme köşelerinde hakim savcı karşısına çıkaranlar utansın! Ne diyelim ki

27-10-2006, 08:57
özgür_beyin,

Dava ile ilgili bilgileri de eklersen, daha sağlam bir temelde tartışabiliriz. Hangi yazı nedeniyle ve nasıl bir başvuru yapılarak dava açıldı? Bu bilgileri bulup mesajına ekler misin?

neutrino

hiramusta
27-10-2006, 10:25
Dava açılmasıyla ilgili haber7 de bir haber çıkmıştı.

http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=194233

mhmd
27-10-2006, 10:29
Sn. Özgür_beyin

Üstad, saygıdeğer Muazzez İlmiye ÇIĞ'ın bu hikayesi bana, Galilei'nin Copernik'i doğrulaması ile kilise tarafından cezalandırılmasını hatırlattı.
O tarihteki kilisenin esamesi okunmazken şu an ve geleceğe ışık saçan Galilei yaptıkları ve etkisi ortada. Bence merak edilmeye bile değmez bunlar.
Geçici esintilerin asırlık çınarlara etkisi olaaaaaz.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

vacsmt
27-10-2006, 11:51
Neutrino davaya konu olan yazıyı istersen ben aktarayım:

BEŞBİN YIL ÖNCEKİ MABET FAHİŞELİĞİ DİRİLİYOR MU ?

Bugünlerde televizyon kanalları,gazeteler durmadan tarikatlardan ve
orada yapılan seksten sözediyorlar.Kendi ayağıyla oraya giden
kadınlar hem ünlü hem zengin oldular.
*Sümerlilerin mabetlerinde,özellikle aşk ve bereket tantıçası mabetlerinde
bundan 5000 yıl önce rahibeler halka seks görevi yapıyorlardı.Bu rahibe-
lerin diğer kadınlardan ayrılmaları için başlarını örtmeleri gerekti.Şimdi
de bakıyoruz başı örtülü kadınlar, din eğitimi veren dergahlarda seks
yapıyorlar.Başı açık kadınlardan giden görülmüyor oralara.
*Mademki,dinimizde bir imam nikahı ile seks doğal görülüyormuş,o
zaman gizli yerlerde değil,eski mabetlerde olduğu gibi,camilerde birer
aşk odası konsun,isteyen gidip orada bir imam nikahı ile seks yapsın.
Böylece hem camiye gelir olur,hem de imam para kazanır !Canı seks
isteyen kadınlar ve erkekler orada imam nikahı ile kendilerine göre
veya şeriata göre yasal seks yaparlar.
* Aslında imam nikahı hem Allah'ı, hem de kulu kandırmaktan başka
birşey değil.Bunu kabul eden kadınlar hem erkeğin köleliğini,hem de
fahişeliği kabul etmiş olduklarını bilsinler.Açıkta fahişelik yapan kadınlara
da sözüm ona dini bütün (!) erkekler ve kadınlar kötü gözle bakmasınlar.

* * * * *BİLİM VE ÜTOPYA-Ekim 1997.

ozgur_beyin
27-10-2006, 11:51
vatandaşlık *tepkilerim: adlı kitabındaki *48 -100-150-163 cü *sayfalarda , sümerdeki kutsal fahişelerle ilgili yazdıklarından dolayı izmirli yusuf aydın namıyla maruf bir .manaviyatçı ve mukaddesatçı bir *BÜYÜĞÜMÜZ açmış. *gerekçe şu dilekçesinde
* * * * * * * son derece hassas bir zeminde muhafaza edilmeye çalışılan.dini ve laikdeğerler.böylesine hakaret dolu sözlerle eleştirilirve kişisel çıkarlar uğruna uluorta provake edilirse.bunun ceremesini türk halkı çekecektir........
* * * * * şimdi onurlu bilim kadını olan çığ bir yorum yapmamış .bir sümer metnini türkçeye çevirmiş ve yayınlamış.
* * * * * *yusuf aydın isimli muhterem kardeşin *aklı bacak arasından çıkamadığı için *sex kelimesi onun için kendi iç dünyasını dışarıçıkarıyor.
ve ben düşünüyorsam, *büyük ihtimalle onlarda benim gibi düşünüyordur.
* * paranoyasındadır. *ne yazsam hikaye, bu tipler tornadan çıkma seri imalattırlar. *yaşamın somutlarıyla değil *soyutlarıyla uğraşmayı kendilerine vazife edinirler. ve tanrı katında değerli bir kul olduklarını düşünürler. *ne *yapayımki dünya coğrafyası hemen hemen heryerde hıyar yetiştirmeye müsait arazi yapısı var.
* * * *tanrı neylerse güzel eyler

27-10-2006, 12:02
Vacsmt ve özgür_beyin, teşekkürler.

97'de yazılmış o yazının nedeni çok açık. Yanlış hatırlamıyorsam Müslüm Gündüz (Aczmendi'lerin lideri) ve yine başka bir tarikat başı (adı aklıma gelmedi) ile ilişkiye girmiş olan bir kadın söz konusu idi. Özgür_beyin, ilgili kitabı okumadım, orada da aynı metin mi var?

Farklı metinler de olsa, iki metin hakkında da konuşabiliriz sanıyorum.

K.C.
27-10-2006, 12:08
Sayın Özgür_beyin,
Muazzez İlmiye Çığ sadece Sumerlerdeki uygulamayı söylememiş. Orada kendi yorumunu da katmış.
Kendisiyle yapılan bir röportajda da o yorumun gerekçesini şöyle söylüyor:

"- Söz kitaplarınızdan açılmışken ‘Vatandaşlık Tepkilerim’ adlı kitabınıza gelmek istiyorum. Bu kitapta cumhurbaşkanlarından başbakanlara, yazarlardan sanatçılara kadar pek çok isme mektup yazdınız. Kitabınız çok tepki aldı. Kitapta, camilere aşk odası konulmasından imamların genelevlerde nikah kıymasına kadar birçok konuya değindiniz. Yanılmıyorsam bir avukat hakkınızda suç duyurusunda bulunmuştu.

- Evet kitabımda söz ettim bunlardan. O sıralarda televizyonlarda, gazetelerde genç güzel başı bohçalı ve makyajlı bir hanımın tarikatlarda imam nikahı ile seks yaptığını okuyunca çok kızdım. Benim inandığım Allahı kandırmaya çalışıyorlar, onu en aşağı şekilde kullanıyorlar, diye çok kızdım. 4000 yıl önce yüzlerce tanrısı, tanrıçası olan Sumerliler evlenmenin bir hukuki andlaşma olduğunu bilerek yargıç önünde onu belgelemişlerdir. Belgesi olmayan birleşmeler de evlilik sayılmamıştır. Madem dinimizde imam nikahı ile seks doğal görülüyor, o zaman gizli yerlerde değil, eski mabetlerde olduğu gibi, camilere de birer aşk odası konsun, isteyen gidip orada bir imam nikahı ile seks yapsın dedim. Böylece hem camiye gelir olur, hem de imam para kazanır. Fakat ülkemizde din kanunu değil, medeni kanun geçiyor. İmam nikahı, diye hem kanunu çiğniyorlar, hem de Allahın adını kullanarak insanları kandırıyorlar. Yine televizyonlarda görmüştüm, Fatih’te bazı evlerde yapıldığı gibi geneleve de bir hoca konsun, geleni nikahlasın, çıkanı boşasın diye yazdım.

- “Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği” adlı kitabınızda Sumer’den Tevrat’a fahişeliği irdeliyorsunuz. Sumerlerde fahişelik kutsal bir iş olarak kabul ediliyor değil mi?

- Tanrıça İnanna'yı ‘göğün fahişesi’ diye adlandıran belgeler var. İnanna'ın mabetlerinde rahibelerin bir görevi de fahişelik. Kendilerini, tanrı namına bu işe gönüllü olarak adayan kadınlar bunlar. Onlar diğer kadınlardan ayrılsın diye baş örtüsü takıyor.

- Bugün ki türban gibi mi?

- Bugün takılan türban değil, baş örtüsü de değil, baş bohçası."

Üstte koyu renkte olan kitapta yazdığı ve hakkında suç duyurusunda bulunulan yorumudur.

edit: vac benden önce yazmış meğer. Görmedim. :)

vacsmt
27-10-2006, 12:13
Sevgili *Neutrino ;
Daha önceki yazımda verdiğim metin 16 Ocak 1997 tarihinde Sayın
Muazzez İlmiye Çığ tarafından Bilim ve Ütopya dergisine yazılmış.Ve
bu metin derginin Ekim 1997 tarihli sayısında yer almış.O zaman için
sorun olmayan bu yazı ne zaman ki Sayın Muazzez İlmiye Çığ 'ın
1971-2005 tarihleri arasında toplumun çeşitli kesimlerine yazdığı
mektupları bir araya toplayan Vatandaşlık Tepkilerim
isimli kitapta yer almış işte o zaman dava konusu olmuş.Ben bu
metni ilgili kitabın 150. sayfasından aynen aktardım.
Sevgiyle kal.....

ozgur_beyin
27-10-2006, 12:14
sevgili mhmmd
* * *ortadoğu kökenli dinlere mensup her fanatik inançlı bir kişinin beyninde *bir engizisyon mahkemesi hazırdır.çünkü birey olamamış insani duygularını yaşayamayıp bilinç altına atmış kişilerde bunu yaşayan insanlardaki, tepkisi bir müddet kıskançlık sonra kine dönüşür. cihat kelimesiyle ve kavramının eteğinin altına girerek bu egolarını acımasızca YOK EDEREK tatmin ederler. bu siteye giripte (bildiğim o, soro hariç) iki *kelimeyi bir araya getirip, mantıklı ve düzgün anlaşılabilir bir metin yazamıyorlar.bu bana göre şunun ifadesi, bilmiyorlar okumuyorlar. işi başkasının yazdığına ,altına imzamı atarım, abim nasıl yazmış, bak belgeleri nasıl açıklamış, gibi edebi düzeyi son derece yüksek! fragmanlardan öteye geçemiyorlar.böyle oluncada kimin arabasına binerlerse onun türküsünü söylüyorlar.

27-10-2006, 12:17
O yazıya kaynak olan olayla ilgili Milliyet'ten bulduğum bölüm;

"İslami tarikatlara ilişkin birçok gerçek, "aşkın kızkardeşi kıskançlık" sonucu ortaya çıktı. Aczmendi lideri Müslüm Gündüz müridi Fadime Şahin'le basılırken, Şahin'in daha önce sevgilisi olduğu Cinci Hoca lakaplı Ali Kalkancı hakkındaki gerçekleri, tesettürlü iş kadını eşi Emire Kalkancı medyaya bir bir anlattı. Tarikatta aşk zor zenaattı."

Birileri, "dine uygundur" diyerek ya da "uydurarak" birşeyler yiyor, o dönemde o konu ile ilgili yazılmış olan yazı hakkında eğer yanlış anlamamış isem, 9 yıl sonra dava açılıyor. Yukarıdaki isimlerden bir tek Müslüm Gündüz'ü hatırladım ben. O olayı hatırlayan pek yoktur sanırım bugün. Aynı şekilde, Adnan Oktar'ın da bazı marifetleri vardı. Bugün kimse onları da hatırlamamakta. Malum, kendisi İslam'ın baş savunucusu, Evrimcilerin korkulu rüyası, yüce bilim insanı oluverdi.

Burada yazıyı yazanın Muazzez İlmiye Çığ olmasının bir önemi yok, 9 yıldır bunu insanlar farketmemiş mi? Bu yazı, kim yazmış olursa olsun, o günün olayları da düşünüldüğünde / hatırlandığında hakaret mi içermekte? Yoksa burada iyiniyetli diyemeyeceğimiz bazı çabalar mı söz konusu.

neutrino

ozgur_beyin
27-10-2006, 12:23
sevgili *K.C. *

* * * çığ diyorki: *BİLİMSEL YAZIYORUM *,YORUM YAPMIYORUM.
* *senin mvi yazdıkların yorumu doğru.bunu uzu n *uzun tartışsak iyi olacak bence

Khazar
27-10-2006, 23:02
1 KASIM BEYOĞLU ADLİYESİ SAAT 10:00'da... Tek yürek, tek bilek...

kuvvaci
28-10-2006, 17:21
İstanbuldaki dostlar lütfen 1 kasım 2006 tarihi saat 9,30 da Beyoğlu adliyesinin önünde olun saygılarımla

01-11-2006, 12:03
Bugün, ilk duruşmada beraat etti kendisi. Olması gereken oldu. Kendisine ve hepimize geçmiş olsun.

exclusive
01-11-2006, 12:12
Bir akademik çalışmaya açılmış ilk dava olarak da hukuk tarihimize geçti

mhmd
01-11-2006, 13:07
AB, NATO, Birleşmiş Milletler ve diğer bağların bizi ne kadar bağladığını gördük.
Burası TÜRKİYE, ve ben bir TÜRK'üm.
Hocamı döverim de severim de!!! :cry:

Ve hiç şaşırmadım. Ne yargılanmasına, ne de beraatine.
Tüm topluma kök söktürenler, elde viski ve pürolar ile Amerikada keyif sürerken veya Nü resimleri yapmaya çalışırken, seyreden adaletim sağ olsun. :oops:

Bu adalete rağmen pir-ü pak olan birine zaten işlemezdi şeytanın da kılıcı. :wink:
Hocam zaten emindir. Bizlere geçmiş olsun derim.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

ozgur_beyin
01-11-2006, 13:50
güneş balçıkla sıvanmadı.
* * * * * bu yüce kadına sygılarımı *sunuyorum.
*tarih boyunca *insanlık herkes gibi düşünmeyen *insanlar sayesinde gelişti. ve gelişmeye devam edecektir.