Bu kadar eserin sahibi 93 yaşındaki bilge bir çınara, sizce; günlük hafif bir yağışın zararı olabilir mi?(mhmmd)
Sevgili Mhmmd ifade etmiş , ki Başka söze hiç gerek yok.
"Buda Sümerlerden veya daha önce yaşayan toplumlardan dine girmiş olamazmı?(kuvvacı)"
Cevap gerçekten soruda. Hiç incelemeyen birisi için, gökten değil tabletlerden, şiirlerden, yasalardan vs, insanlarca yazılmış belgelerdir ortada olanlar. Ve sonrakilerin temel taşı olan Yahudiliğin çıkış zamanları ve coğrafyası, içinde olduğu kültür bize yeterli doneyi verir.
Bir araştırmacı, araştırmalrında edinmiştir ve gerçeği başkalrının hoşuna gitmiyor diye saklamayacaktır. İşte bilim adamı ile bilim adamcığını birbirinden ayıran da budur ve bir araştırman bulgularını söylerken, sadece gerçeği ifade etmek için dillendirmiştir, birilerine çamur atmak için değil(HY gibilerin, insanın cahilliğinden beslenenlerin foyasıda buradadır).
Denemek isteyen, sümer, akad, asur belgelerini inceleyen buna yıllarını vermiş insanların, alınteri ile binbir uğraş ile binlerce yıla ait bilgileri süzdüğü kitaplarına tüm önyargılardan arınarak bakabilir.
İnanna nın aşkı ve kahrı, Dumuzi (Kitab-ı Mukaddes de Tammuz olduğu iddia edilir , ağustostan önceki Temmuz ayı olduğuda, MÖ 400 lerde *Kudüsde Dumuzi için ağlayan kadınlar vardır...)
Tufan öyküsü, Ziusudra. Yaz ile Kış'ın kavgası, Gece ile gündüzün vs bu güne kadar ulaşanlardan çok daha fazla konular, Şeytan ile Peygamberin kavgası vs..., Şeytan ile Tanrı kavgası, Cehennem ile Tanrının konuşması...)
Malesef sümerler sürekli uygarlık olamadılar, parçalandılar ve nedenlerini Tanrılarına yeterince ibadet etmemek, buyruklarını yerine getirmemek, çok günah işlemek olarak ifade etmişlerdir, bu durum sözde kutsal tüm bilgilerde Tanrının, ilahın cezaları olarak sürdürülmüştür, helak, tufan vs masalları ile, ve onların parçalandığı dönem bir çok uygarlık parçalı idi ve malesef kah birisi diğerine, öbürü berikine esir oluyor ve esirler ise köle yapılıyordu, esir toplumların ise tek umudu tanrıları ve ilahları, ilahileri, taşlara kazınan destanları, yakılmış ağıtları, şiirleri, türküleri var idi, çünkü o tanrılar onları kurtaracaktı ve görürüz ki peygamberler de aynı kültürü kullanarak çeşitli şekillerde, zamana uyarlanmış içerikler ile sürdürülmüş, iskelet değişmemiştir ve söz sürekli batakda olan bir insanlık tasviridir ve ibadet kurtarım, kurtuluş *üzredir, kara-çile bir dünyadır, esin kaynağı ise zaten içinde oldukları o kültürdür.
http://mezopotamya.tripod.com/inannanin_aski.html
(MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ-İnanna'nın Aşkı)
Bir araştırmacı belgeyi alır, okur, yorumlar ve ona düşen cesaretle gördüğü gerçeği söylemektir. Cahil insan, geri insan ve dışa kapalı değişmez sayılmış üfürük tabularını korumak zorunda olan insan ise, gerçeği ve cesareti öldürmek için çalışır, gerçeği susturamadığı yerde, alınteriyle yıllarını vermiş değerli insanları bin bir şekilde susturmaya çalışır. *bilim çok şeyi açıklar, bilmediği elde doneleri olmayan şeyler için ise bilmiyorum diyerek en doğal bilimsel açıklamayı yapar, ama cahil insanlık bilmediği ne varsa araştırmak yerine uydurduğu bir şeylere atfederek ona kendi bildiğince yaptırarak dogmalar içinden çıkar, delili yada nesneli yoktur, sadece aklınız ermez ama o uydurabilmiştir. Ve bir şey din vs kullanım haline gelmiş, birilerinin elinde araç haline dönüşmüş ise yaralanan ve yıkılan insan inancıdır ve asıl bataklık tabuların başladığı yerde başlamaktadır. Geçen bir forumda yazmıştım, sümerlerin kutsal sayılan şeyleri, orada görürüz ki asa ilk sıralardadır. Bunu söyleyen bir araştırman okuduğunu(tabletten) ve diğerleri ile, kültürel karşılaşımlar ile söylemiştir, türban da bundan daha farklı olabilir mi, biz inanıyoruz ve bize ters diye sümerleri tekrarmı yaşatacağız, bir hikayede onun için mi uyduracağız? Örtünmenin özü, bir utançlık, lanetliklerin yada toplumdan sakınması gerekli olduğuna inanılanların, yada yalıtılması yada kendini yalıtması gerektiğine inananların işi olamaz mı?