Jesus-Christ
08-12-2012, 21:39
Herşeyi Tanrı Yarattıysa Onu kim Yarattı?
Herşeyin bir nedeni vardır yada her şeyin bir yayarıcısı vardır önermesinden çıkan mantıksal ve doğrusal çıkarım nedir? Sizin de bildiğiniz gibi Tanrı'nın nedeni nedir yada tanrıyı kim yarattı?
Her şeyin bir yaratanı varsa tanrıyı kim yarattı sorusu sizin ve benim sıkça karşılaştığımız bir soru biçimidir değil mi? Bu soru bayağı güzel ve sağlam durmaktadır. Aslına bakarsanız ateist bakış açısına göre de teizme vurulan bir darbe olabilir. Biri, on puanlık büyük bir soru soruyor, soru mantıklı geliyor ve sonuçta tanrıyı yaratıcı olarak kabul etmeme, ateizm çıkıyor ortaya.
Bu satırları okuyanlar arasında gerçekten samimi olarak soran ve beni anlamak isteyen biri varsa lütfen okumaya devam etsin ve ben de dilim döndüğünde anlatmaya çalışayım.
"Herşeyin yaratıcısı Tanrı'ysa o halde tanrıyı kim yarattı?"
İlk başta söylememiz yada hatırlatmamız gereken nokta şudur: "yaratmak" , "yaratık" yada "yaratılan"gibi kavramların bütünü yaratılmak eyleminden çıkmaktadır. Halbuki biz inanırız ki Tanrı yaratılmamıştır ve sonsuzluktan beri vardır. Zaten tanrı yaratılan bir varlık olsaydı gerçekte Tanrı olmayacaktı. Yaratılan bir şey Tanrı olarak kabul edilmez.
Dolayısıyla tanrı için yaratılan niteliği kullanılamaz. Bu eylem, yaratıcı olan Tanrı'nın doğasına yada tanımına bile ters bir durumdur. Kendisinde yaratılmak gibi bir nitelik bulunmayan bir Tanrı'ya yaratılan demek bizim anlayışımızdan kaynaklanıyor. Mavi rengin kendine has bir kokusu var mıdır? Peki kırmızı renk nasıl kokar? Tabiki bu renklerin ayırt edici bir koku özelliği yoktur. Kendisinde böyle bir nitelik barındırmıyor çünkü.
Daha detaylı bir şekilde anlatmaya çalışacağım sonra bir iki örneklemede bulunup, yazılanlar üzerinde fikrinizi rica edeceğim.
Tanrı yalnızdır ve daima vardı. Tek başına olduğu zamanı bir hayal etmeye çalışın. Ortada yaratılan bir şey de yoktur. Dolayısıyla YARATILMAK yada YARATMAK diye bir şey söz konusu değildir. Tanrı, sevgisini paylaşmak üzere gücünü kullanarak evreni yarattı. İşte bu yaratmak kavramı, yaratılan eylem fiili bu aşamadan sonra ortaya çıktı. Daha önce yaratmak yoktu. Tanrı evreni, dünyayı, yeri göğü Deniz'i ve içindeki her şeyi yarattı. Tanrı, YARATMAYA BAŞLADIKTAN SONRA yaratma kavramı ortaya çıktı. Daha önce söz konusu değildi. Dolayısıyla Tanrı, yaratılmak kuralına tabii değildir. Çünkü bu eylemlerden önce yaratmak kavramı yoktu.
Biz insanoğlu, pek çok şey icat ederiz. Televizyon, radyo, cep telefonu, buzdolabı vb. Ancak neticede bir nesnenin yaratıcısı o nesneye aynı doğaya sahip olacak diye bir şey yok. Daha açıkça söylemek gerekirse, bir şeyin yaratıcısı, yarattığı nesnenin bağlı olduğu kurallara uyacak diye bir kural yoktur.
Bir radyo düşünün. Radyo, sert plastikden yapılmış diyelim.
http://www.graphicsfactory.com/Clip_Art/Music/sdm_radio004_150232.html
Kaset ve Cd bölmesi var. İçinde kablolar var, sesi dışarı verebilmek için hoparlörü var, ses alıcısı yada vericisi var, elektrik sistemi kurulmuş, bir de pil bölmesi yada pili var olsun. Radyonun düşünebilme ve konuşabilme yeteneği olsaydı ne olacaktı durum? Ne diyecekti radyo? "Yahu benim pilim, hoparlörüm, içimde elektrik sistemim, radyo dalgalarını alabilmek için manyetik bir alıcım var. Acaba beni yaratan varlığın da metal kabloları, pili, hoparlörü bilmem neyi var mıdır? Ben böyleysem kesin beni yaratan insanın da yapısı aynıdır."
Size komik geliyor olabilir ama Tanrıyı da olabildiğince basite indirgeyerek bu mantıkla düşünmek gerçekleri yansıtmayacak sadece varoluşsal reddedilecek yönlendirecektir bizi. Radyonun mantığıyla biz yani radyoyu yapanların da içinde metal telleri, radyo ses dalgalarının alıcısı, pili vs olması gerekirdi. Oysa öyle bir şey söz konusu değildir. Neticede demek istediğim, insanın kendi doğasını ve yaratılışını Tanrı'ya uyarlamamalı ve Tanrı'ya kendisini kıyaslamamalıdır.
Tanrıyı anlayamayabiliriz. Tam olarak çözemeyebiliriz. Sınırlı olan düşünme kapasitemize sınırsız bir varlığı tamı tamına çözmeye uğraşıyor yada aynı şekilde kavramaya çalışıyor olabiliriz. Tanrı dediğimiz şey bir okyanusa eğer, biz bir su damlası, kalkmış, koskoca okyanusa bakıyor, onu görmeye çabalıyor yada tam olarak çözmeye uğraşıyoruz. SIRF ANLAYAMADIĞIMIZ için Tanrı'ya "yok" demek gerekmez.
Bir kitapta şöyle okumuştum: "İman demek, karanlığa atılan kör bir adım değil, önceden yapılan akılcı değerlendirme ve tartışmalara dayanan bir bağlılık sözüdür."
Bacon şöyle demiştir: "Tanrı'nın iki kitabı şunlardır: önce Tanrı'nın isteğini açıklayan kutsal yazılar, sonra da onun gücünün ifadesi olan yaratıklar; bunların birincisi, ikincisinin , yani önce gelenin anahtarıdır.
Hiç kimse ..Tanrı'nın sözleri olan ve işlerini yansıtan iki kitabı inceleyenlerin bu kitapları tümüyle anlamış olabileceklerini düşünme gafletine düşmesin"
Selamlar
Herşeyin bir nedeni vardır yada her şeyin bir yayarıcısı vardır önermesinden çıkan mantıksal ve doğrusal çıkarım nedir? Sizin de bildiğiniz gibi Tanrı'nın nedeni nedir yada tanrıyı kim yarattı?
Her şeyin bir yaratanı varsa tanrıyı kim yarattı sorusu sizin ve benim sıkça karşılaştığımız bir soru biçimidir değil mi? Bu soru bayağı güzel ve sağlam durmaktadır. Aslına bakarsanız ateist bakış açısına göre de teizme vurulan bir darbe olabilir. Biri, on puanlık büyük bir soru soruyor, soru mantıklı geliyor ve sonuçta tanrıyı yaratıcı olarak kabul etmeme, ateizm çıkıyor ortaya.
Bu satırları okuyanlar arasında gerçekten samimi olarak soran ve beni anlamak isteyen biri varsa lütfen okumaya devam etsin ve ben de dilim döndüğünde anlatmaya çalışayım.
"Herşeyin yaratıcısı Tanrı'ysa o halde tanrıyı kim yarattı?"
İlk başta söylememiz yada hatırlatmamız gereken nokta şudur: "yaratmak" , "yaratık" yada "yaratılan"gibi kavramların bütünü yaratılmak eyleminden çıkmaktadır. Halbuki biz inanırız ki Tanrı yaratılmamıştır ve sonsuzluktan beri vardır. Zaten tanrı yaratılan bir varlık olsaydı gerçekte Tanrı olmayacaktı. Yaratılan bir şey Tanrı olarak kabul edilmez.
Dolayısıyla tanrı için yaratılan niteliği kullanılamaz. Bu eylem, yaratıcı olan Tanrı'nın doğasına yada tanımına bile ters bir durumdur. Kendisinde yaratılmak gibi bir nitelik bulunmayan bir Tanrı'ya yaratılan demek bizim anlayışımızdan kaynaklanıyor. Mavi rengin kendine has bir kokusu var mıdır? Peki kırmızı renk nasıl kokar? Tabiki bu renklerin ayırt edici bir koku özelliği yoktur. Kendisinde böyle bir nitelik barındırmıyor çünkü.
Daha detaylı bir şekilde anlatmaya çalışacağım sonra bir iki örneklemede bulunup, yazılanlar üzerinde fikrinizi rica edeceğim.
Tanrı yalnızdır ve daima vardı. Tek başına olduğu zamanı bir hayal etmeye çalışın. Ortada yaratılan bir şey de yoktur. Dolayısıyla YARATILMAK yada YARATMAK diye bir şey söz konusu değildir. Tanrı, sevgisini paylaşmak üzere gücünü kullanarak evreni yarattı. İşte bu yaratmak kavramı, yaratılan eylem fiili bu aşamadan sonra ortaya çıktı. Daha önce yaratmak yoktu. Tanrı evreni, dünyayı, yeri göğü Deniz'i ve içindeki her şeyi yarattı. Tanrı, YARATMAYA BAŞLADIKTAN SONRA yaratma kavramı ortaya çıktı. Daha önce söz konusu değildi. Dolayısıyla Tanrı, yaratılmak kuralına tabii değildir. Çünkü bu eylemlerden önce yaratmak kavramı yoktu.
Biz insanoğlu, pek çok şey icat ederiz. Televizyon, radyo, cep telefonu, buzdolabı vb. Ancak neticede bir nesnenin yaratıcısı o nesneye aynı doğaya sahip olacak diye bir şey yok. Daha açıkça söylemek gerekirse, bir şeyin yaratıcısı, yarattığı nesnenin bağlı olduğu kurallara uyacak diye bir kural yoktur.
Bir radyo düşünün. Radyo, sert plastikden yapılmış diyelim.
http://www.graphicsfactory.com/Clip_Art/Music/sdm_radio004_150232.html
Kaset ve Cd bölmesi var. İçinde kablolar var, sesi dışarı verebilmek için hoparlörü var, ses alıcısı yada vericisi var, elektrik sistemi kurulmuş, bir de pil bölmesi yada pili var olsun. Radyonun düşünebilme ve konuşabilme yeteneği olsaydı ne olacaktı durum? Ne diyecekti radyo? "Yahu benim pilim, hoparlörüm, içimde elektrik sistemim, radyo dalgalarını alabilmek için manyetik bir alıcım var. Acaba beni yaratan varlığın da metal kabloları, pili, hoparlörü bilmem neyi var mıdır? Ben böyleysem kesin beni yaratan insanın da yapısı aynıdır."
Size komik geliyor olabilir ama Tanrıyı da olabildiğince basite indirgeyerek bu mantıkla düşünmek gerçekleri yansıtmayacak sadece varoluşsal reddedilecek yönlendirecektir bizi. Radyonun mantığıyla biz yani radyoyu yapanların da içinde metal telleri, radyo ses dalgalarının alıcısı, pili vs olması gerekirdi. Oysa öyle bir şey söz konusu değildir. Neticede demek istediğim, insanın kendi doğasını ve yaratılışını Tanrı'ya uyarlamamalı ve Tanrı'ya kendisini kıyaslamamalıdır.
Tanrıyı anlayamayabiliriz. Tam olarak çözemeyebiliriz. Sınırlı olan düşünme kapasitemize sınırsız bir varlığı tamı tamına çözmeye uğraşıyor yada aynı şekilde kavramaya çalışıyor olabiliriz. Tanrı dediğimiz şey bir okyanusa eğer, biz bir su damlası, kalkmış, koskoca okyanusa bakıyor, onu görmeye çabalıyor yada tam olarak çözmeye uğraşıyoruz. SIRF ANLAYAMADIĞIMIZ için Tanrı'ya "yok" demek gerekmez.
Bir kitapta şöyle okumuştum: "İman demek, karanlığa atılan kör bir adım değil, önceden yapılan akılcı değerlendirme ve tartışmalara dayanan bir bağlılık sözüdür."
Bacon şöyle demiştir: "Tanrı'nın iki kitabı şunlardır: önce Tanrı'nın isteğini açıklayan kutsal yazılar, sonra da onun gücünün ifadesi olan yaratıklar; bunların birincisi, ikincisinin , yani önce gelenin anahtarıdır.
Hiç kimse ..Tanrı'nın sözleri olan ve işlerini yansıtan iki kitabı inceleyenlerin bu kitapları tümüyle anlamış olabileceklerini düşünme gafletine düşmesin"
Selamlar