Sayın forum arkadaşlarım
Çoğunuz şu şekilde mantık yürütüyorsunuz: Bugüne kadar tanrı(lar), insanlar tarafından yaratılmıştır dolayısıyla Tanrı'nın yaratılan bir fikir olduğu, en nihayetinden bunun dışında var olmadığı ortadadır.
Bazılarınız doğrudan bunu yazmış yada kast etmiştişsiniz. Şimdi bu fikrin aslında temelsiz olduğunu, çoğunlukla ateistlerin ontolojik tartışmalarında yaptığı mantık hatası olduğunu anlatmaya çalışacağım. Evet yukarıdaki ifadede kökensel mantık hatası vardır.
İnsanoğlu tarihte pek çok tanrı yaratmıştır. Ve hala da yaratmaktadır. Ateistler, olgunun kökenini göstererek, o olgunun doğruluğunu yada yanlışlığını ortaya koysa bile sonuç bu temellendirme üzerine oturtulamaz ve ispatlanamaz. Daha da ötesi, söylenen doğru yada yanlış olsun yada kabul edilsin, yada edilmesin, yürütülen mantık hatalı olup, sonucun doğrudan KANITI DEĞİLDİR.
Bir örnekle açıklamaya çalışayım: "Naziler arasında Hans ismine çok rastlanılmıştır. İnanmazsanız oturup, tarihsel belgeleri inceleyiniz. Ailem ve büyüklerim de bana bu bilgiden bahsetmektedirler. Dolayısıyla Hans ismine sahip her Alman erkek Nazidir/ yada nazi yandaşıdır. Çünkü tarihte hep bu böyle olmuştur."
Şimdi ne görüyoruz? Var olan tarihsel yada sosyolojik bilgiden hareketle bu olguya doğru orantılı bir sonuç çıkarıyoruz. "Eskiden insanlar cahillik dönemlerinde çeşitli nedenlerle tanrı yada tanrılar yaratmıştır, [
ki aslında bu bilgi doğrudur ve kesinlikle katılıyorum] dolayısıyla ASLINDA TANRI YOKTUR" Benim katılmadığım nokta da son vargıdır.
Bir şeyin kökenini göstermek, o şeyin doğru yada yanlış olduğunu ortaya koysa bile, sonucun ispatı olduğu anlamına gelmez.
Bilimin gelişmediği bir dönemi hatırlayalım. Bilimsel olarak dünyanın yuvarlak-ımsı yada geoit şeklinde olduğundan haberiniz yok. Dünya insanlığının genel görüşü de dünyanın düz yada kare şeklinde olduğu inancı yönünde. Bayan X'in, ailesinden ve çevresinden dünyanın şekline dair edindiği bilgi kare yada düz olduğu yönünde. O zamana kadar herkes aynı şeyi söyledi. Genel kabul ve inanış da bu yönde, şimdi buradan hareketle dünyanın düz olduğu varsayılabilirse de bu o şeyin kökenini açıklamayla, varılan sonucun ispat niteliği olamaz.
Bu biraz daha felsefi bir yönü olabilir. Sizin çıkarımlarınız doğrultusunda yazdım. Ancak ben kendi görüşümden bahsederek onu açıklamak istiyorum. Olimpiyatın da değindiği mesele.
Kim yada ne hakkında konuşuyoruz? "Tanrı". Bu genel bir "tanrı" değil de Hristiyan inancında yer alan 'Tanrı' olsun. Bu inanca göre kendisi yaratılmamış, ezelden beri var olmuş ve kendi sevgisi ve gücü ile varlıkları yaratmıştır. Her bir ev, bir insan tarafından yapılmıştır ve herşeyi yaratan da Tanrıdır. Ateistler bu noktada "o halde onu kim yarattı" diye soruyor. Benim inancıma göre o yaratılmamıştır ve sen, benim inandığım Tanrı hakkında bu soruyu soruyorsun!
Asıl mesele burada yani. Bir an var olduğunu farz edersek, -yada herşeyi tanrının yarattığı farz edilirse-onu kim yaratmıştır?
Şu farz ettiğin şey, yaratılma özelliği bulunmayan bir varlık olup, var olan şeyleri yaratan ve O bunları yarattıktan SONRAKİ SÜREÇTE "yaratma kavramı"nı ortaya çıkaran varlıktır. O yaratmaya başladıktan sonra yaratma kavramı ortaya çıkmıştır. Yaratma bu süreç sonrasında söz konusu olmuştur. Tanrı da bu yaratmaya yada yaratılmaya dahil değildir.
Siz biraz küçümsediniz ve pek dikkate almadınız ama ben şunu söylemiştim: yaratılan şey, kesinlikle yaratan kişi yada varlığa benzeyecek yada aynı olacak diye bir şey yoktur.
Bir otobüs düşünün, lastikten tekerlekleri var, camları mevcut, içinde koltuklar var, motoru var, kabloları var vs. Durum böyleyken otobüsü meydana getiren, meydana getirdiği otobüsle
AYNI YAPIDA olacak diye bir KURAL YOKtur. Otobüsün dili olsaydı ne diyecekti?
Otobüs dile gelir ve konuşur:
Benim lastik tekerleklerin var. Beni icat edenin de lastikleri olmalı.
Benim camlarım var, kesin beni icat edenin de camları vardır.
Benim içimde çok sayıda koltuk var, acaba beni icat edenin içinde kaç adet koltuk vardır ?
Benim motorum XVYZ marka, beni icat edenin motoru ne marka acaba?
Gibi..
İnsanın yaratılma yada meydana gelme, oluşma özelliği olması Tanrı'nın da bu özelliklere sahip olduğu anlamına gelmez. Zaten dedik ya inandığımız tanrı yaratılma özelliği bulunmayan bir varlıktır. Ama siz, " evren kendiliğinden oluşamıyorsa, tanrı [ evrenden daha karmaşık] nasıl kendiliğinden oluşuyor?" Diye soruyorsunuz.
Bende cevap veriyorum. ŞÖYLEKİ, Tanrı için oluşumdan bahsedemeyiz. Kimse de Tanrı'nın kendiliğinden var olduğunu yada kendiliğinden oluştuğunu iddia etmiyor, eden uçuk kaçık biri varsa bile hakkında bilgi aldığı kutsal kitaplardan bu sonuca ulaşmamış, açıkça uydurmuştur. Biz evrene yada canlılığa bakıp, bu olgulara hayran olabiliriz. Tanrı'ya da hayran olabiliriz. Ancak evren oluştu diye Tanrı da oluştu yada evrende madde var diye Tanrı'nın yapısının da madde olduğu çıkarımını yapmıyoruz. Ki inandığımız varlık kutsal diye adlandırılan sözlerde yaratılmadığını söylüyor. Bu onun iddiasının ve inanıp inanmamak da biz insanlığa kalmıştır.
____________________________
onun için nereden bakarsan bak bir kendinden oluşma durumu var. bizler bunun evren olduğunu düşünmekteyiz metafizik bir şey gerektirmeden evrenin var olabileceğini(big bang yada plazma evren modeli) ve daha sonra zaten ambiyogenez ve evrim kuramlarıyla da bizlerin olduğunu söylüyoruz çünkü elimizde somut bilgiler var - Kurmay- yada diğer arkadaşlar
_____________________________
Herşey, kendiliğinden, öylesine kafasına estiği gibi oluşmamıştır. Oluşum, değişim, başkalaşım, bunun sonucunda gelişim yada yok oluş VARDIR!
Bu büyük olasılıkla evrimle, evrimsel mekanizmalarla yürümüş yada yürümektedir. Biyoçeşitliliğin kaynağı da büyük olasılıkla [ en azından yanlışlığı kanıtlamana kadar] evrimsel süreçlerdir.
Ancak bu gerçek, biyolojiyle ilgilidir ve tanrı sonucunu doğurmaz. Evrenden hareketle yada canlılığın karmaşık yapısından yola çıkarak Tanrı'nın VARLIĞINI yada YOKLUĞUNU KANITLAYAMAYIZ !!!
Bu söylediklerimin doğruluğunu ve gerçekliğini en azından biliyor olmalısınız. Bilmeyenler için söylüyorum/eğer inanmayanlar varsa/ gidip araştırabilir, soruşturabilisiniz. Karşınıza bu gerçek çıkacaktır. Genelde kendisine "yaratılışçı" diyenler, evrenin karmaşıklığından direkt Tanrı'nın varlığını çıkarıyor. Elbette ben de bu kompleks ve düzenli varlıkları Tanrı'nın yarattığına inanıyor ve Tanrı'nın eseri olduğunu düşünüyorum. Bu varlıklarda Tanrı'nın hikmetini, bilgisi ve bilgeliğini görüyorum. Dolayısıyla Tanrı'ya ve doğaya, canlılığa daha da hayran oluyorum. Ama bunları tek başına Tanrı'nın varlığının ispatı olarak kullanmıyorum.
Bir sineğin gözünü örnek alalım.
Bir sinek türünün gözünde( hangisi olduğunu unuttum, genel olarak sinek yazdım) kaç mercek vardır aşağı yukarı?
500 mü?
1000 mi?
3000mi?
5000 mi?
Benim okuduğum bir kitapta ortalama 7000 mercek bulunduğu yönündeydi. Bilenler varsa lütfen düzeltsin yada aydınlatsın. Bir kaç milimetrelik bir alanda bir kaç bin mercek bulunuyor diyelim. Sayın Neva, bir yerde bana" sizde şu hayranlık uyandıran organizmalar nedir bakalım?" Diye sormuştu da nerede olduğunu bulamadım şimdi.
Böyle bir teknoloji var mı şu anda? İnsanların en yüksek teknolojiyi kullanarak bu ve buna benzer bir icadı var mıdır? Ben bu bilgiye dayanarak şu şekilde bir tavır sergiliyorum: Rabbim ne güzel yaratmış!!

bu yaratış topraktan, çimentodan yada başka bir maddeden değil, Tanrısal kökenine atıftan dolayı seçilmiştir. Bu gözdeki müthiş güzellik, evrimsel süreçte olmuş olabilir ama bir bilgelik vardır ve bu bilgelik ve güzellik evrim kullanılarak da olsa inşanda hayranlık uyandırır.