Orijinalini görmek için tıklayınız : Ulusalcılık ve Milliyetçilik.
Baskoylu
15-02-2013, 06:57
Ozellikle Turkiye`de yasiyan veya Turkiye sinirlari icinde Milliyetcilik ile Ulusalciligi bir birinden ayrit etmeye calisan, birinin digerinden farkliymis gibi hareket eden akimlar...
surekli kendi kendileri ile celiskiye girmistir.....
Ezen Ulus ile Ezile Ulus arasindaki farklari bile gormemezlikten gelip, ikisinin`de ayni anlamda oldugunu veya esit sartlara sahip oldugunu dusunenler`de var.
Ezen ulusun ilericiligi olamaz, cunku kendisini; ezdigi ulustan ustun gorur, ezdigi ulusun varligini yok sayar, Milli baski ve Milli Zulum Uygular, "Ya Sev Ya Terk Et" benzeri nutuklarla, sinirlarin kendisi icin gecerli oldugunu, kendisinden baska bu topraklarda yasamiyacagini, Kendisine karsi cikacak olani yok edecegini vs vs gibi yaklasimlarla asil sahip oldugu Milliyetci Bir Yaklasimla, sozum ona kendisini ilerici veya demokrat goren bazi akimlar kendilerini Ulusalci gostermeye calisir.
Yok degilse Turkiye`de Irkcilarin ve Milliyetcilerin onderligini yapan MHP li oldugunu gostermis olacak...
Turkiye`de MHP neden mesafe kat etmemistir? Cunku CHP ile MHP arasinda Sadece ve sadece C ile M harfi farkliligindan baska bir sey yoktur. zaman zaman CHP - MHP den daha Irkci ve Milliyetci yapilanmaya sahip oldugunu ortaya koymustur, Zaten kurulusundan itibaren boyle bir yapilanmaya sahip oldugundan dolayi, ne kadar tuzuk ve farkli degisikliklere gitselerde, parti baskanlarini degistirselerde degisen bir sey olmiyacaktir.
Dolayisiyla Turkiye sinirlari icinde CHP li oldugunu Milliyetci degilde, Ulusalci oldugunu soylemekle kendisini sozde Milliyetcilikten uzak tutma cabasindadir.
Fakat yeri geldiginde MHP kimligine sahip olanlardan daha Irkci ve Daha Milliyetci tutum icine girebiliyor.
Diger bir anlamda ise, kendisini Milliyetci tanitan Ataturk`cu oluyor,
Ulusalci olanlar ise kendilerini Kemalist olarak tanitmaya calisiyor.... yani bir nevi var olan milliyetci duygularini kisa bir sureligine askiya alma veya gizlemeye calisiyor....
Yukarida Ezen Ulusun Ilericiligi Olmaz dedik, Cunku Ezilen Ulusun, kendisini ezen Ulus`a karsi verdigi veya verecegi mucadele Ilerici Bir Mucadeledir... Ikiside ayni anda ilerici vasiflara sahip olamiyacagina gore, Milli zulum ve Milli baski uyguliyan taraf Irkciligi ve Milliyetciligi ile Fasist Bir Yapilanma Icindedir...
Ezilen Ulusun Milliyetciligi her ne kadar ilericilik olarak soylemis olsakta... Bu Marksist ve Leninist bir yapilanma ile ilericilik degildir, yani Marksist ve Leninist degildir.
Lenin; "Ezilen Ulusun Milliyetciligi Ilericiliktir, ama Marksist anlamda ilericilik degildir, Her Turden Ulusal Mucadelenin Altinda Pazar Yatar"
Yani Ezilen Ulusun verdigi mucadele sonucunda kendi pazarina sahip olma, kendi duzenini kurdugu zaman asamsindan sonra kendi ulusunun uzerinde (Isci ve Emekciler) uzerinde somurusunu baska ulus degilde kendisi yapma mucadelesidir... Kendi Milletine (Ulusuna) verecegi ozgurluk, kendi ulusal kimligi ile ozgurce hareket etmek ile sinirli kalir. Yani Isci ve Koylunun kurtulusu ile ilgisi yoktur.....
Turkiye`de zincirleri kirmiyan ve kirmaktan korkanlar yani Milliyetci ve Ulusalcilar,
Bir birlerini suclarken, ozunde savunduklari tek bir sey var... Turkiye Turklerindir, Turk`un Turk`ten Baska Dostu Yoktur, Turk Olmez, Turk Acikmaz, Bir Turk Cihana Bedeldir vs vs nutuklari ile ayni seyi savunmakta olduklarinin farkinda bile degiller...
Ayni amaca hizmet eden, ayni mantiga sahip olan bu iki olusumun bir birlerine karsi girdigi yarismalara bir goz atalim.....
>Milliyetciler; Dindardir, en azinda dine saygilidir.
>Ulusalcilar; Dini irtica olarak gorur.
>Milliyetciler; Sozde Laik devlete inanir, ancak muslumandir.
>Ulusalcilar; Sozde Laikcidir, Laikcilik adina bazi manevi degerleri inkar eder, ufakta olsa diger azinliklara karsida olsa Milliyetcilige zarar verir....
>Milliyetciler; Irkcidir, Turancidir, kendisine gore sozde azda olsa Demokrattir.
>Ulasilcilar; Darbeci ve Dikta Yanlisidir... Kemalistlerin ozu buymus...
>Milliyetciler; Kendi Milletin ve Halkin Adamidir, Irkciligi ve Milliyetciligi ile, Kendi milletini korur, dunyada yasiyan insanlardan ustun gorur.. Bir Turk Cihana Bedeldir...
>Ulusalcilar; Milleti, Halki, Milli ve Manevi Degerleri gerektigi gibi korumaz, zaman zaman taviz verir, isine geldigi zaman Dikta ve Darbelerle butun azinliklari ve kendisine karsi tehlike olabilecekleri yok eder.....
>Milliyetciler; Fasist Irkci ve Milliyetci Adalete Inanir, Asla Solcu ve Sosyalist Degildirler, Cunku Irkci ve Milliyetci duygulari herseyin ustunde tutarlar....
>Ulusalcilar; Kendilerini ne kadar sozde sosyal demokrat gosterselerde, Kemalist fasist yasalarini tamami ile kabul eden, Kemalist mantigin savunucusu ve takipcisi olup, Darbeci ve Devletcidir.
>Milliyetciler; Ataturkcu`dur, Ataturk`un sozde kurdugu medeniyet gorusu cercevesinde Irkci ve Milliyetci yapilanmaya ve sozde Moderenlesmeye, ozunde ise Acik fasist bir yapilanmadir.
>Ulusalcilar; Kemalist`tir, Ataturk istismari yaparak statukocu, tutucu, iki yuzlu, yanar doner, surekli maske takan dogmatik bir yapilanma seklidir.
>Ulusalcilar; Milliyetcilerden farkliymis gibi, Milliyetcilere yillardan beri Fasist Diye Hitap Edenlerin Hareketidir,
Iki yuzlu davranmalari gerektigindend dolayi kendilerine Ulusalci demek zorunda kalmislardir. yaptiklarindan ve yapacaklarindan utandiklari icin, gercek kimliklerini saklamak icin bu kimligi almanin zamanla kendilerine yararli olacagini dusunmuslerdir.
Dolayisiyla, Ayni dusunceye ve ayni amaca hizmet eden iki ayri kurum gorunen, ozunde ikiside ayni ayni olup, farkli iki ayri kurummus gibi gorunum veren, biri digerine Fasist digeri ise, Darbeci ve tasviyeci olarak soylemleri... bunlarin bir birinden farkli olmadiklarini, gunumuze kadar surdurdukleri politiklari ile acik ve net ortadadir.....
Ulusalcilar; Turk Tarihinin 1923 den sozde (formalite icabi) basladigina inanir.
Milliyetciler; Tanri daglarindan, Ergenekondan geldigini savunur...
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Yaşadığımız bu anadolu topraklarında asırlarca türk kimliği hor görülmüş, aşağılanmıştır.!Yani asıl ezilen,asimile edilen hep türkler olmuştur.Büyük selçuklu'dan osmanlının sonuna kadar türklük bilinci silinmiş ne millet nede ulus olabilmişiz.! Bu tarihi bir gerçekdir bir tarafdan fars kültürü,bir tarafdan arap kültürü ve son dönemde türkü barbar ve hor gören avrupa kültürü.! Şurası bir tarihi gerçektir'ki bu millet kendini ancak Atatürk sayesinde bir deger bulmuş millet olma bilincine ulaşmıştır.! Unutmayın'ki cihan hakimiyeti kurmak ve asırlarca sürdürmekle ögündügümüz osmanlıda bile 'Türkü öldür baban'da olsa inancı hakimdi yani kendilerini hiç bir zaman bir türk devleti, türk milleti olarak görmemişlerler üstelik hor görmüşlerdir.!Yer yüzünde gerçek anlamda kurulmuş tek türk devleti TÜRKİYE CUMHURİYETİDİR...!!!
yoktur ikisinin birbirinden pek farkı
al birini vur birine
ulusalcılar der ki önce faşist olalım, iktidar olduktan sonra bakarız belki sosyalistliğe
uyuturlar pamuk şekeriyle
kırmızı başlıklı kızı kandıran kurttur her ikisi de
Saygi ve Insani Sevgilerimle.İçindeki nefreti kustuktan sonra böylesine "insani" değerlerle bizleri selamlaman mantıklı mı sence?
mücerred
16-02-2013, 03:52
ÖZDEMİR İNCE/ Ulusalcılık milliyetçilik değildir
Ulusalcı ve Ulusalcılık’ın anlamı
Milliyetle ilgili sözcükler meşrutiyetlerden itibaren Türkçeye girdiler. İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna, Birleşmiş Milletler’in kuruluşuna kadar bu sözcüklerle ilgili bir sorun yoktu ama o tarihten sonra “Nasyonalist” ve “Nasyonalizm” sözcükleri aforoz edildi. Ama dikkat ederseniz “Ulusalcı” ve “Ulusalcılık”‘ın Fransızca karşılıkları yok.
Bu iki sözcük benim için hangi anlamları kapsıyor bakınız: Aydınlanmacı, sol, toplumcu, sosyal adaletçi, eşitlikçi, demokrat, cumhuriyetçi, laik, devrimci ve evrimci, dinin, askerin ve her türlü vesayetin karşıtı, sömürü karşıtı, çağdaş devletçi, antikapitalist, antiemperyalist, antirasist, feminst, antihomofobik, antiseksist...
“Ulusalcı” ve “Ulusalcılık” sözcükleri, dilimizdeki anlamlarıyla yakında başka dillere de girecek, dilciler kendi dillerinde yeni sözcük türetecekler.
Milliyetçi ve milliyetçilik, ulusalcı ve ulusalcılığın sahip olduğu anlamlardan neredeyse hiçbirine sahip değil.
yazının devamı
http://www.aydinlikgazete.com/yazarlar/183-oezdemir-nce/19196-ulusalcilik-milliyetcilik-degildir-.html
Ulusalcılıgın milliyetçilikten ayrı oldugunun en önemli göstergesi ise ,kürt meselesi konusunda ulusalcıların mhp milliyetçiliginden ne kadar farklı düşündüklerinde görecegiz.
Milliyetçilik ulusalcılık aynıdır diye kestirme gidenlerimiz var ama pek öyle degil.
Pkk ve pkk ya yakın olanlar kendilerinden bahsederken kürt ulusal hareketi demeyi severler pkk yı eleştiren sol hareketler ise kürt milliyetçiligi derler.
Özdemir ince ulusalcılıgın tanımını yaparken tamamen de haksız görünmüyor.
Baskoylu
16-02-2013, 07:31
İçindeki nefreti kustuktan sonra böylesine "insani" değerlerle bizleri selamlaman mantıklı mı sence?
Kisisel satasmalar yerine,
Yuz Cicek Acsin, Bin Fikir Carpissin.... ilkesini yasama yansitirsak,
Fikirlerimiz ve dusuncelerimizi aciklamak amacli yaklasimimiz, Icimizdeki nefreti kusmak degildir.
Aklin yolu ile herkesin dusebilecegi ve yapabilecegi hata ve eksikleri Elestirmek, dogrulari almak, kendimizi yenilemek ve gelistirmek hem kendimize hemde insanliga olan saygi olarak algilanmalidir. tarihte olmus butun olumsuzluklari ve var olan yanlislari mahkum etmek insanligin gorevidir.
Hepimiz yanilabiliriz, hepimiz bir birimizden farkli dusunebilir veya bir cogumuz hem fikir olabiliriz.....
Bunu Farklilliklarimiz Zenginliklerimizdir olarak algilarsak... yazilan yorumlara karsi saldiri yerine fikir ve dusuncelerimizi aktarir, insani degerler icinde tartisirsak daha dogru bir yaklasim olur....
Insan`a ve insanliga yakisan`da budur.....
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Baskoylu
16-02-2013, 08:16
Milliyetçilik ve ırkçılık üzerine
Modern çağın ve burjuvazinin ideolojisi olarak milliyetçilik 18. yüzyıldan itibaren gelişmeye başlamış ve Fransız Devriminin ardından hızla dünyaya yayılmıştır. Burjuvazi, milliyetçiliği veya ulusçuluğu (nationalism); ortak bir dil, din, tarih veya kültür temelinde bir arada bulunan insanlardan oluşan bir topluluğun (yani ulusun) siyasal birliğini ve egemenliğini savunan görüş olarak tanımlar.
Burjuvazi, siyasi iktidarı ele geçirebilmek için, egemenliğin, tanrının yeryüzündeki temsilcileri olan soylular sınıfına değil, “ulus”a dayanması gerektiğini öne sürmüş ve feodalizmi yıkmak için de, “ulus”u oluşturan tüm sınıfları (soylular ve din adamları hariç) kendi önderliğinde birleştirerek siyasal iktidarı ele geçirmiştir. Bu sürecin doğal bir sonucu olarak da sözde “ulus”un egemenliğinin tecellisi olan parlamenter rejimi tesis etmiştir. Bunun temel işlevi, kendi sınıfsal çıkarlarını toplumun çıkarlarıymış gibi göstererek kendi sömürü düzenini yürütebilmektir. Milliyetçi ideolojiyi kullanarak ulusal bir kimlik ve bilinç yaratmaya çalışan burjuvazi, somut şartlara göre değişik öğeleri öne çıkararak kullanmıştır. Din, dil, etnik köken, kültür, tarih, ortak kader vb. bu kavramlardan en önemlileridir. Kimi yerde kültürel ve tarihi unsurlar öne çıkarılırken, kimi yerde etnik köken ve hatta “ırk” kavramı belirleyici kılınmıştır. Burjuva ideologları, bu kavramları işlerine geldiği gibi kullanarak ulusal kimliğin yaratılması yolunda çalışmalar yürütmüşlerdir. Bizzat ulus kavramının kendisi gerçekliğin çarpıtılmış, ideolojik bir ifadesi olduğundan, haliyle bu çalışmalar da çoğu zaman fantezi düzeyine ulaşan kurgusal boyutlar kazanmışlardır. Ulusal kimliğin “ırksal” özelliklere dayandırılmaya çalışılması da bu kurgunun en gerici biçimlerinden biridir.
Ancak ırkçı düşüncelerin insanlığın başına açtığı korkunç belâlar İkinci Dünya Savaşında çok net ve acı bir şekilde ortaya çıkmış, ırkçı fikirler de bilimsel gelişmeler ve verilerle defalarca çürütülmüş olsa bile, burjuvazi ne milliyetçilikten ne de ırkçı düşüncelerden tümüyle vazgeçebilir. 18. yüzyıldan itibaren sayısız bilim adamı, insan türünü ırksal farklılıklar temelinde sınıflandırarak kendi burjuvalarının siyasi çıkarları temelinde ulusal üstünlükler yaratmaya ya da sömürgeci, emperyalist ideolojilerine argümanlar bulmaya çalışmışlardır. Örneğin ulusal birliği sağlama sürecinde Alman bilim adamları, Almanların “üstün Aryan ırkı”ndan geldiğini kanıtlamaya uğraşıyor ve yeryüzündeki bozulmamış tek ırkın Aryan ırkı olduğunu savunuyorlardı. Benzer şekilde İngiliz köle tacirleri binlerce Afrikalıyı köle pazarlarında satarken ya da İngiliz emperyalizmi Afrika’nın uçsuz bucaksız topraklarını sömürgeleştirirken yine aynı ırkçı görüşlere başvuruyor ve “üstün beyaz ırk”ın “aşağı siyah ırk”ı yönetmesinin ya da kendi hizmetinde kullanmasının bir doğa yasası olduğunu söylüyorlardı. Bu zihniyetin izlerini, günümüzün bir numaralı emperyalist gücü ABD’nin “medeniyetler çatışması” tezlerinde de bulmak mümkündür.
Milliyetçilik, Irkçılık ve “Türklük” Kavramı (http://www.marksist.net/kerem_dagli/milliyetcilik_irkcilik_ve_turkluk_kavrami.htm)
Baskoylu
16-02-2013, 08:34
Son dönemlerde özellikle gelişen bir dizi olaylarla birlikte, milliyetçilik burjuvazi tarafından bilinçli olarak yükseltilmeye çalışılmaktadır. Çünkü milliyetçilik, burjuvazinin, işçi ve emekçi kitlelerin gözünü boyamakta, işçi sınıfının kendi iktidarını kurmasını engellemekte kullandığı en etkin silahıdır. Yurtseverlik ile milliyetçilik farklı kavramlar değildirler. Eşanlamlı sözcükler olup aynı şeyi ifade etmektedirler. Yani hangi kavram kullanılırsa kullanılsın yapılan burjuvazinin ekmeğine yağ sürmekten başka hiçbir şey değildir. Bu anlamda milliyetçilikle savaşmak işçi sınıfına milliyetçiliğin, yurtseverliğin teşhirini yapmak devrimci Marksistlerin en büyük görevidir. Türkiye’de özellikle Newroz olayı ile başlatılan Kürt halkına karşı linç girişimlerine ve körüklenmek istenen milliyetçiliğe karşı koymak, ulusal sorunda şovenizmin batığına düşmeden doğru tutum almak, ancak ezilen ulusun kendi kaderini tayin hakkını kayıtsız şartsız kabul etmekle mümkündür. Ezilen ulusun kendi kaderini tayin hakkının tanınması ilkesi Marksizmin en temel ilkelerinden biridir. Gerçek bir komünist bu ilkeyi hiçbir şart öne sürmeden kabul etmek zorundadır. Nitekim Lenin Ekim devrimiyle birlikte Polonya ve Finlandiya’ya ulusal özgürlüklerini tanıyarak, bizlere ulusal sorunda gerçek komünist tutumun nasıl olması gerektiğini göstermiştir.
Milliyetçilik sadece ulusal sorunda değil pek çok politik meselede işçi sınıfının göz bağı olmaya devam etmektedir. Avrupa Birliği ve özelleştirmeler meselesi de bunlardandır. Özellikle Avrupa Birliği’ne karşı çıkışlarda işçi sınıfının önüne koyulan argümanlar, yurdun savunulması, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının emperyalist Avrupa’ya karşı korunması şeklindedir. Oysa sorulması gereken soru şudur: yurtseverlerin vatan dedikleri yeraltı ve yerüstü kaynakları, kapitalist bir düzende biz işçi sınıfına mı aittir yoksa burjuvaziye mi? Kuşkusuz bu sorunun en güzel cevabını Karl Marx Komünist Manifesto’da şu sözlerle vermektedir: “Komünistler, bundan başka, ülkeleri ve ulusları ortadan kaldırmak istenmekle suçlanıyorlar. İşçilerin vatanı yoktur. Onların olmayan bir şeyi onlardan alamayız.”
Yurtseverlik = Milliyetçilik (http://www.marksist.net/okur_mektubu/yurtseverlik_milliyetcilik.htm)
Arkadaşlar, sizi anlıyorum ama birkaç pire için yorganımızı yakmamak gerektiğine inanıyorum.
Arkadaşlar, Kurucu Önderimiz Atatürk, Osmanlı İmparatorluğu kalıntıları üzerine yeni bir devlet kurarken, bizi Batılılar'ın aşağılamasının aksine "Büyük Bir Millet" olarak kabul etmiş; devletin adına "Türkiye Cumhuriyeti" ve ulusun adına da "Türk Milleti" demiştir. Tıpkı Avrupa'nın devleri İngiltere, Almanya, Fransa'daki gibi.
Bu adamlar kendi ulusunu nasıl büyük bir ulus olarak görüyorsa, Atatürk de bizi öyle görmüş ve ulusumuzun adına "Türk" demiştir.
Evet, biz büyük bir milletiz ve tarihimiz 1000'ler ile ölçülüyor. O zaman biz kendimizi neden küçük görelim ve aşağı tabaka Avrupa ülkeleri gibi bilmem neyin vatandaşıyız diyelim.
Geçmişte Selçuklular ve Osmanlılar ya da diğer Türk boylarına verilen isimler, kurucularının isimlerinden geliyordu (ki Avrupalılar Osmanlılar'a "Türk" diyorlardı ve son dönemlerde de "Osmanlı (Ottoman)" dediler. Onlar bizi "Osmanlı Türkü", devletimizi de "Osmanlı Türkiyesi" olarak görüyorlardı) ve bunların tamamının toplamı şimdiki nüfusumuzun çeyreği bile etmez. Ama şimdi, geliştik ve büyüdük ve her bakımdan geçmiş Türk devletlerini katladık.
Kendimize bir isim gerekiyordu ve Atatürk de ilkin Türk Dil Kurumu ve hemen ardından da 1932'de kurdurduğu Türk Tarih Kurumu ile gerçek ismimizin ne olduğunu araştırmaya başladı. Bu meşakkatli araştırmaların sonucunda bizim "Türk" olduğumuz ortaya çıktı ve Atatürk de devletin ve milletin adını buna göre yönlendirdi.
Bir bakalım bakalım, bugün İngiltere, Almanya ve Fransa'da ikamet edenlerin tamamı aynı ırktan mı geliyorlar ki kendilerine İngiliz (English), Alman (German), Fransız (French) diyorlar? Tabii ki hayır. Örneğin İngilizler Saksonlar ile Normanlar'ın birleşiminden ve bir de Galliler'in birleşiminden oluşur. Ama hepsi kendisine "İngiliz" diyor. Eee, ne yaparsınız büyük devletler böyledir.
Bu konuda Yeni Anayasa için hazırlanmış bir blogta "35. Madde: Vatandaşlık (http://yeni-anayasa.blogspot.com/2007/09/madde-35-vatandalik.html)" hakkında şunları söyledim ve hala bu sözlerimin arkasında duruyorum:
Adsız dedi ki...
Uyarı: Eğer 82 Anayasası'nda da aynen yer alan Alternatif 2'deki "Türk" ibaresini kaldırırsanız, o zaman diğer maddelerdeki "Türkiye Vatandaşlığı" ve "T.C. Vatandaşlığı" ibarelerini de kaldırmanız gerekir. Çünkü bunlar birbirine bağlıdır ve birini kaldırırsanız, diğerleri de otomatikman yürürlükten kalkar ya da kalkmış olur.
Unutmayın, Aziz Nesin Soyadı Kanunu'nun çıkarıldığı sırada kimliksiz kaldığı için "Nesin" soyadını almıştı!
15 02 2013 21:14 (http://yeni-anayasa.blogspot.com/2007/09/madde-35-vatandalik.html?showComment=1360955657935#c3050798 754274185039)
Şimdi Yeni Anayasa'da değiştirilmek istenen bu madde, geçmişte uygulamada sorun yaşanan maddedir ama girişte de söylediğim gibi, geçmişteki uygulamasında sorun yaşanan (ırkçılık yapılmış olması nedeniyle) bu maddenin değiştirilmesini anlamsız buluyorum. Yani birkaç pire yorganımızı yakmayalım, arkadaşlar.
Baskoylu
18-02-2013, 17:16
upuaut
Arkadaşlar, Kurucu Önderimiz Atatürk, Osmanlı İmparatorluğu kalıntıları üzerine yeni bir devlet kurarken, bizi Batılılar'ın aşağılamasının aksine "Büyük Bir Millet" olarak kabul etmiş; devletin adına "Türkiye Cumhuriyeti" ve ulusun adına da "Türk Milleti" demiştir. Tıpkı Avrupa'nın devleri İngiltere, Almanya, Fransa'daki gibi.
Bu adamlar kendi ulusunu nasıl büyük bir ulus olarak görüyorsa, Atatürk de bizi öyle görmüş ve ulusumuzun adına "Türk" demiştir. Buna kimsenin itrazi yok, Bundan yola cikarak, Ataturk Ilerci ve Aydin bir kimlige sahip degilde, Irkci, Milliyetci ve Gerici bir kimlige sahip oldugunu soyliyoruz.
Turk olmiyanin Turkiye sinirlari icinde yasama hakki olmadigini. 12 Eylul Askeri Fasist Cuntacilarla, 1923 de yapilan onderlik ve 1946 ya kadar surdurulen Generaller tayfasi arasinda fark yok aksine 1923 genareller tayfasinin yaptigi katliam, soykirim, yargisiz infaz, Idam, Iskence ve insanligin kabul edemiyecegi haksizliklar daha acimasiz ve katmerdi....
Dolayisiyla 12 Eylul Askeri Fasist Cuntacilara tepki gosteren ve Fasist bir yapilanma gorenler, Ataturk ve onun genareller tayfasida 12 Eylul tayfasindan fazlaliklari vardi eksikleri yoktu...
Irkci ve Milliyetciligin oldugu yerde.... Demokrasiden, Ozgurlukten, Haktan, Dogrudan ve Insanliktan soz edilemez......
Hic kimse kendi suclusunu aklamaya ve temize cikarmaya calismasin. Insanligin bize sart kostugu gercek... Dogruya dogru. Yanlisa yanlis demek zorundayiz.... amacimiz birilerini karalamak veya onlara iftira atmak degildir, var olan gercekleri butun ciplakligi ile ortaya koymak, dogrulari almak, yanlislari mahkum etmektir........
upuaut
Evet, biz büyük bir milletiz ve tarihimiz 1000'ler ile ölçülüyor. O zaman biz kendimizi neden küçük görelim ve aşağı tabaka Avrupa ülkeleri gibi bilmem neyin vatandaşıyız diyelim.
Insanliktan daha degerli bir varlik yoktur, hic bir insan diger bir insandan buyuklugu olamaz, sadece farkliliklari ve zenginlikleri vardir.
"Buyuk Millletiz" yerine
Buyuk insaniz diyebiliyormuyuz? Buyuk Halkiz diyebiliyormuyuz?
Turk`u ve Turk`lugu Asagi tabaka gormek istememeniz!!! Ulusalci ve milliyetci duygularinizdan olsa gerek, Peki buyuk oldugunuzu nasil ispat edeceksiniz!!!
Avrupanin hemen hemen butun ulkelerinde Dunyaya Bedel Olan Turkler!!! en kotu yerlerde ve en kucuk dusurucu ortamlarda calistirilmiyormu?
Ister asagi tabaka gorun ister gormeyin.... gorunen koy`un klavuza ihtiyaci yoktur... durdugumuz yerde kendimizi farkli yerlerde gorme cabasinda baska yaptigimiz hic bir sey yok.
Kurulusundan beri Emperyalizme peskes ceken TC nin kendisi degilmidir?
Sovenist, Irkci ve Milliyetci yapilanmalarimiz, bizleri irkci ve milliyetci nutuklardan oteye goturmez... gobekten emperyalizme bagli olan, attigin her adimi onlardan izin almadan hic bir sey yapamiyan bir yapilanma icinde iken..... kendimiz farkli yerlerde gormeye calismak!!!! Ac tavugun kendisini Dari ambarinda gormesi gibi bir sey olsa gerek.....
upuaut
Geçmişte Selçuklular ve Osmanlılar ya da diğer Türk boylarına verilen isimler, kurucularının isimlerinden geliyordu (ki Avrupalılar Osmanlılar'a "Türk" diyorlardı ve son dönemlerde de "Osmanlı (Ottoman)" dediler. Onlar bizi "Osmanlı Türkü", devletimizi de "Osmanlı Türkiyesi" olarak görüyorlardı) ve bunların tamamının toplamı şimdiki nüfusumuzun çeyreği bile etmez. Ama şimdi, geliştik ve büyüdük ve her bakımdan geçmiş Türk devletlerini katladık. Aynen katiliyorum, Osmanli Politikasi farkli azinliklari vergiye baglamasidir, Ataturk ise bunu Irkci, Milliyetci ve Gerici bir Yapilanma ile, Fasist Anayasa ve Kanunlari ile Fasist Diktatorlugun Kuruculugunu ve temsilciligini yapmistir....
Ingiltere, Faransa, Almanya gibi ulkeler gecmisinden ders cikarip kendisini yenileme cabasi icinde iken, Turkiye bir adim ileri gitmemis, Irkcilik, Milliyetcilik ve Gericilik yapilanmasi ile dunya ulkeleri icinde birinci sirada gelmektedir......
Sonuc olarak dunyanin neresinde olursa olsun, Irkcilik, Milliyetcilik ve Herturden Gericilik, Insanligin Dusmanidir........
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Baskoylu
18-02-2013, 18:06
“Emekçi yurtseverliği”
II. Enternasyonal’in iç tarihini bir anlamda Alman Sosyal-Demokrat Partisi ile Fransız sosyalist çevreleri arasındaki çekişme olarak algılamak mümkündür. Bu çekişme o sıralar “ortodoks” Marksizm ile Marksizm dışı sosyalist akımlar arasındaki bir politik hegemonya mücadelesi olarak algılanmış olsa da, çok kısa süre sonra ortaya çıkmıştır ki, çekişmenin temelinde yatan en önemli unsurların başında, her iki ana çizgiye de alttan alta damgasını basan küçük-burjuva milliyetçi eğilim ve karşılıklı burjuva milliyetçi önyargılar geliyordu. Alman partisi içinde daha baştan itibaren varolan bu küçük-burjuva milliyetçi eğilim, Engels’in ölümünün ardından “eleştiri kırbacı”nın sırtından kalkmasını fırsat bilerek 1890’ların ortalarından itibaren hızla harekete damgasını vuracaktı. Fransa’da ise milliyetçi eğilimler işçi hareketi içinde zaten yüksek sesle dile getiriliyor ve yurtseverlik adı altında kutsal bir haleye kavuşturulmuş bulunuyordu. Marksizmin proleter devrimci enternasyonalizm anlayışı, çeşitli ülkelerin işçi partileri arasında barış dönemleriyle sınırlı olmak üzere karşılıklı dayanışma ruhuna ve gevşek bir işbirliği anlayışına indirgenmiş durumdaydı.
Çeşitli uluslardan işçileri birbirine boğazlatmayı onaylayan milliyetçi eğilim, işçi hareketi içinde aslında 1914 savaşıyla ortaya çıkmadı. Bu eğilim emekçi yurtseverliği vb. gibi adlar altında II. Enternasyonal partileri içersinde en baştan itibaren mevcut ve güçlü bir eğilimdi. O kadar ki, başta Fransız ve Alman olmak üzere neredeyse tüm partilerde, kendilerini tarihsel olarak tehdit ettiğini düşündükleri rakip ulusa karşı günü geldiğinde bir ulusal savunma savaşımı vermenin meşru ve kaçınılmaz olduğu düşüncesi hâkimdi. Fransızlar, Alman monarşist gericiliğinin kendi demokratik cumhuriyetlerinin kazanımlarına bir tehdit olduğunu düşünürken, Almanlar ve Avusturyalılar da anayasal monarşilerinin kendilerine sağladığı kısmi siyasal özgürlüklerin Rus mutlak monarşisinin tehdidi altında olduğu fikrinden bir türlü vazgeçmemişlerdi. [3] Bu milliyetçi eğilim ve önyargılar, II. Enternasyonal içinde Marksist eğilimin sözcüsü olduğu düşünülen önderlerin, gerek ne pahasına olursa olsun birliği koruma ve sürdürme amacını güden oportünist uzlaşmaları sebebiyle, gerekse de bizzat kendilerinin gerçekte aynı milliyetçi eğilimlerden muzdarip oluşlarından kaynaklı zorunlu sessizliklerinden ötürü sürüp gitmişti.
Oportünizm, Yurtseverlik ve Savaş (http://www.marksist.net/oktay_baran/oportunizm_yurtseverlik_ve_savas.htm)
Iscilerin ve Emekcilerin zincirden baska kaybedecegi bir sey yoktur. hele hele Irki, Milleti, Din`i, Rengi ve Vatani hic Yoktur....
Iscinin ve Emekcinin Vatani.... Sinirsiz ve Sinifsiz Dunyanin kendisidir.
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Ulusalcılık ya da milliyetçilik denilen olguyu akılları sıra evirerek burada kötü bir izlenim vermeye çalışmak bilgisizlik oluyor.
Ulusalcılık ya da milliyetçilik, ancak ulusu veya milleti olan insanlara özgüdür. ULUS veya MİLLET de, sadece devleti olan halka verilen bir isimdir. Gerisi masal olur.
Devlet kuramamış olanların milleti de, ulusu da, söz konusu olamaz. Bunların milleti olmayınca, olanlara pislik atmak onlarca bir eylem sanılablir.
Şimdi ulusalcılık ya da milliyetcilik ne demek ondan söz edeyim de bilmeyenler öğrensin.
Doğup büyüdüğünüz, okuyup meslek sahibi olduğunuz ülkenizde, siz vatandaş iseniz o millete mensupsunuz demektir. Ve sizi yetiştiren o millete karşı da bir göreviniz olacaktır.
Bu göreviniz o milletin her türlü çıkarlarını korumak ve kollamaktır. Buna vatandaşlık görevi de denilmektedir. Yani vatandaşlık görevinin bir adı da MİLLİYETÇİ olmak ve ya ULUSALCI olmaktır.
Bu gerçeği çarpıtmaya yeltenenler o milletten olmayanlardır. Milleti olmayanlar milliyetçi olamazlar, çünkü koruyacak ve kollayacak, onları yetiştirmiş, bir yüce varlıktan bu insanlar yoksundurlar. Onları da anlayışla karşılıyorum. Ancak bilmedikleri konularda daha akılcı söz etmelerinden yanayım.
Sevecenlikle kalın,
Arap baharı adlı tezgahın son domino taşı korkarım türk baharı olur.! Sevgili arkadaşlar gecmiş tarihden dersler çıkarmadık onun için oturuşamadık, yakın tarih demiyorum,yakın günlerimizden dersler çıkaralım bari.! Ülkemiz son günlerde bir ayrıştırma,kamplaşma dönemine girdi aklı başında olan herkes bunun farkındadır umarım.! Bu tezgahı kıralım birbirimize sabırla ve anlayışla yaklaşalım.! Yoksa korkarım türk baharı yerine türk fıtınasıyla karşılaşırız.!
Olimpiyat
19-02-2013, 01:28
Bir bakalım bakalım, bugün İngiltere, Almanya ve Fransa'da ikamet edenlerin tamamı aynı ırktan mı geliyorlar ki kendilerine İngiliz (English), Alman (German), Fransız (French) diyorlar? Tabii ki hayır. Örneğin İngilizler Saksonlar ile Normanlar'ın birleşiminden ve bir de Galliler'in birleşiminden oluşur. Ama hepsi kendisine "İngiliz" diyor. Eee, ne yaparsınız büyük devletler böyledir.
Bu tip örnekler hep verilir ama Türkiye de ki durum çok çok çok çok çok farklı.
Kaç defa anlattıysak anlaşılmadı, ne söylesek bilmem ki.
Türkiye de milyonlarca Kürt var.Ve daha düne kadar, Kürtçe şarkı söyleyenlerin başına gelmedik kalmıyordu.
Avrupa da böyle oluyor mu.
Avrupa ile aramızdaki gelişmişlik farkı osmanlının yıkılıyışla birlikte tam abartmıyorum 400 yıldı.! Bu aradaki farkı Mustafa kemal ile kısa bir zaman içinde 40 yıla indirdik.! O günlerden bu yana bu 40 yıllık gelişmişlik farkını bir türlü kapatamadık malesef.! Neden diye düşünmedik,araştırmadık hep hazır yiyici olduk, yeni çözümler üretmedik her sorunun üstüne yadtık.! Sorunlar birikti baraj çatladı! hala günü kurtarma,çatlakları yamama çabasındayız.! Evrensel insan hakları bağlamında köklü çözüm üretmemiz gerekiyor artık.!
Aynen katiliyorum, Osmanli Politikasi farkli azinliklari vergiye baglamasidir, Ataturk ise bunu Irkci, Milliyetci ve Gerici bir Yapilanma ile, Fasist Anayasa ve Kanunlari ile Fasist Diktatorlugun Kuruculugunu ve temsilciligini yapmistir....
Ingiltere, Faransa, Almanya gibi ulkeler gecmisinden ders cikarip kendisini yenileme cabasi icinde iken, Turkiye bir adim ileri gitmemis, Irkcilik, Milliyetcilik ve Gericilik yapilanmasi ile dunya ulkeleri icinde birinci sirada gelmektedir......
Sonuc olarak dunyanin neresinde olursa olsun, Irkcilik, Milliyetcilik ve Herturden Gericilik, Insanligin Dusmanidir........
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Atatürk'ün faşist olduğuna katılmıyorum . Atatürk , Türkiye sınırları içerisinde yaşayan herkesi her vatandaşı Türk olarak nitelendirmiştir . Kürt'te aynı şekilde Laz'da . Kimsenin kimseden üstünlüğü olamaz .
Şimdi ben milletimi seviyorum . Halkımı seviyorum . Türkiye sınırları içinde yaşayan her vatandaşımı seviyorum . Kimseyi kimseden üstün görmüyorum . Eğer belli bir kesimin hakkı yeniyorsa , ben o kesimin hakkının verilmesini isterim ( silahlı örgütler olmadığı sürece ) . Eğer bu tanım milliyetçilikse evet milliyetçiyim.
Eğer ırkçı yada faşist diyecekseniz deyin . Halkını , milletini sevmek ne zamandan beri ırkçılık oldu onu da anlamış değilim.
Asıl milliyetçilik yapanlar , asıl ırkçılık yapanlar '' ezilen halk '' edebiyatı yaparak , masum insanların hayatları ile oynayan kimselerdir .
sevgiler
"Madde 35: Vatandaşlık" hakkında yazdıklarım sizi bir hayli etkilemiş gibi görünüyor, Sayın Başköylü. Ama inanın, bu sözler bana has bir şey değil, bu milletin 1000'lerce yıllık bağrından çıkan sonuçlardır.
Şimdi bunun nasıl olduğunu sözlerine karşılık vererek göstereyim. Bana demişsiniz ki;
Buna kimsenin itirazi yok, Bundan yola cikarak, Ataturk Ilerci ve Aydin bir kimlige sahip degilde, Irkci, Milliyetci ve Gerici bir kimlige sahip oldugunu soyliyoruz.
Turk olmiyanin Turkiye sinirlari icinde yasama hakki olmadigini. 12 Eylul Askeri Fasist Cuntacilarla, 1923 de yapilan onderlik ve 1946 ya kadar surdurulen Generaller tayfasi arasinda fark yok aksine 1923 genareller tayfasinin yaptigi katliam, soykirim, yargisiz infaz, Idam, Iskence ve insanligin kabul edemiyecegi haksizliklar daha acimasiz ve katmerdi....
Dolayisiyla 12 Eylul Askeri Fasist Cuntacilara tepki gosteren ve Fasist bir yapilanma gorenler, Ataturk ve onun genareller tayfasida 12 Eylul tayfasindan fazlaliklari vardi eksikleri yoktu...
Irkci ve Milliyetciligin oldugu yerde.... Demokrasiden, Ozgurlukten, Haktan, Dogrudan ve Insanliktan soz edilemez......
Hic kimse kendi suclusunu aklamaya ve temize cikarmaya calismasin. Insanligin bize sart kostugu gercek... Dogruya dogru. Yanlisa yanlis demek zorundayiz.... amacimiz birilerini karalamak veya onlara iftira atmak degildir, var olan gercekleri butun ciplakligi ile ortaya koymak, dogrulari almak, yanlislari mahkum etmektir........
Bu sözlerinizden sizin üst kimlik olarak "Türk" kelimesine herhangi bir itirazınız olmadığını ama 1923, 1946, 1980 yıllarında bu üst kimliğin uygulamasında bazı sıkıntıların yaşandığını ve bu nedenle üst kimliğimizin Evrensel uygulamaları örnek göstererek kaldırılması gerektiğini söylediğinizi anlıyorum. Eğer ben bu sözlerinizi yanlış anlamışsam lütfen hatamı düzeltin.
Sözkonusu saydığınız tarihlerde bazı kötü olaylar yaşadık diye kötüyü örnek teşkil edemeyiz. Çünkü kötü bir şey emsal (örnek) teşkil etmez.
Bildiğiniz gibi her ülkenin zor zamanları olmuştur ve bu kritik dönemleri atlatamayan ülkeler olgunlaşamaz. Ülkeler de bir insan gibi doğar, büyür ve ölür ama bir ülkenin büyümesi için eğer kritik dönemler aşılamazsa, o ülke sağlıklı bir şekilde büyüyemez; büyürse de prematüre olur. Tıpkı biz de olduğu gibi.
Sizin andığınız tarihler Türkiye için kritik dönemleri gösterir ve bizim bu dönemlerden mutlaka geçmemiz gerekirdi. Örneğin Türkiye AB'den önce AET (Avrupa Ekonomik Topluluğu)'ye üye olamadı ve bölgesinde yalnız kalarak sağlıklı büyüyemedi. Dönemin Başbakanı Ecevit, "Onlar ortak, biz pazar" diyerek Türkiye'nin neden AET'ye üye olmadığını çok güzel tespit etmişti. Yani Ecevit'in özetle söylediği şey, AET'ye üye olan Avrupa ülkelerinin Türkiye'yi almaya hiç niyetlerinin olmadığı idi. Buradaki sorun, Türkiye'nin AET'ye üye olabilecek düzeyde olmadığıdır yani ekonomik sorundur.
Geçiyoruz Sovyetler Birliği'ne... Şimdi Rusya'nın temsil ettiği Sovyetler Birliği döneminde her evde doğalgaz vardı (Bkz. ünlü yönetmen Andrei Tarkovsky'nin 1979 yapımlı "Stalker (İz Sürücü)" adlı filmine) ama Türkiye'ye ulaştırılamıyordu. Bunun nedeni günümüzdeki gibi Mavi, Güney Akım gibi teknoloji isteyen büyük bir yatırımın yapılması ve bunun için de gerekli alt yapı, yani teknoloji yoktu. O dönemde Sovyetler Birliği'nin sıcak denizlere inme isteği, dolayısıyla Türkiye ile aralarındaki ilişki iyi değildi ama, iyi olsaydı bile ve Türkiye de Sovyetler Birliği'nden doğalgazın getirilmesi için elinden geleni yapsaydı bile, bu, o dönemde mümkün değildi. Çünkü buradaki sorun teknoloji idi. Bunu her iki ülke de aşamazdı.
Gördüğün gibi sırf bu iki örnek bile Türkiye'nin bu kritik adımları nasıl geçmesi gerektiğini gösterir bize.
Şimdi bu bilgiler ışığında senin şu 1923, 1946, 1980 örneklerine bir bakalım.
Türkiye 1952'de NATO'ya üye olduktan sonra, Türkiye'ye Ortadoğu'nun jandarmalığı görevi verildi. O tarihten bugüne kadar tüm hükümetler ve her ne kadar kurucu ilkelere bağlı kalmaya çalışsa da TSK bu görevi yaptılar ne yazık ki. Senin sıkıntı duyduğun dönem böyle geçti ve bu da kritik bir dönem idi. Çünkü Türkiye bu sayede Amerika'dan hem sivil hem de askeri konularda büyük yardımlar aldı. AET, sonraki adıyla AB bunun dışında kaldı ve bizi AB'ye almadılar. Ama Türkiye'nin Ortadoğu'nun jandarma görevini üstlenmesi onları memnun etti ve bizim işçilerimizi bazı ülkelerde çalışmamız için bir imkan da tanıdı (Bkz. Almanya'nın 1965'de Türk işçilerini kabul etmesi. Türk işçileri bu sayede Almanya'da çalışırken aynı zamanda ikametten, çocuklarının orada okumasından ve diğer sosyal imkanlardan yararlandı).
Şimdi senin rahatsızlık duyduğun 1946 ve 1980 tarihleri bu kritik dönemin içinde yer alır ve bizim de bu dönemi atlatmaktan başka bir çaremizin olmadığını bilmemiz ve kabullenmemiz gerekiyor.
1923'e gelince, bunu biz kendi aramızda tartışmayız; bu tarihte yaşamış dedelerimize müracaat etmemiz ve onların bu konuda söylediklerine itibar etmemiz gerekiyor. Kimse kusura bakmasın, bu tarihte ne olduğu tarihe mal olmuştur ve bizim fikir yürütmemiz doğru olmaz. Çünkü biz bu tarihte hayatta yoktuk.
Her zaman söylerim; Türkiye Cumhuriyet'inin kuruluşunda yer alan dedelerimiz ne karar almışsa, benim ve tabii ki hepimiz için de o geçerlidir. Bir soralım bakalım dedelerimize, 1923'ten rahatsız mı olmuşlar? Hayır, tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir.
Peki ya biz, biz dedelerimizin 1923'te yaptıklarından rahatsız mı idik?
İşte bu soruya ölümsüz cevap!
http://askerhaber.com/files/news/thumb/7ee67c0b5b.jpg
Bu resim bize dede ile torun arasında çok bir bağ olduğunu ve asla kopması mümkün olmayan bir bağ olduğunu gösteriyor. Dede Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu için elinden geleni yapmış ve düşmanlarını yurdundan kovmuştur; torun da buna karşılık dedesine sevgisini böyle gösteriyor.
Bu kutsal olayı Türk milliyetçiliğinden nasibini almamış kimsenin anlaması beklenemez!
"Buyuk Millletiz" yerine
Buyuk insaniz diyebiliyormuyuz? Buyuk Halkiz diyebiliyormuyuz?
Turk`u ve Turk`lugu Asagi tabaka gormek istememeniz!!! Ulusalci ve milliyetci duygularinizdan olsa gerek, Peki buyuk oldugunuzu nasil ispat edeceksiniz!!!
Avrupanin hemen hemen butun ulkelerinde Dunyaya Bedel Olan Turkler!!! en kotu yerlerde ve en kucuk dusurucu ortamlarda calistirilmiyormu?
Ister asagi tabaka gorun ister gormeyin.... gorunen koy`un klavuza ihtiyaci yoktur... durdugumuz yerde kendimizi farkli yerlerde gorme cabasinda baska yaptigimiz hic bir sey yok.
Kurulusundan beri Emperyalizme peskes ceken TC nin kendisi degilmidir?
Sovenist, Irkci ve Milliyetci yapilanmalarimiz, bizleri irkci ve milliyetci nutuklardan oteye goturmez... gobekten emperyalizme bagli olan, attigin her adimi onlardan izin almadan hic bir sey yapamiyan bir yapilanma icinde iken..... kendimiz farkli yerlerde gormeye calismak!!!! Ac tavugun kendisini Dari ambarinda gormesi gibi bir sey olsa gerek.....
Aynen katiliyorum, Osmanli Politikasi farkli azinliklari vergiye baglamasidir, Ataturk ise bunu Irkci, Milliyetci ve Gerici bir Yapilanma ile, Fasist Anayasa ve Kanunlari ile Fasist Diktatorlugun Kuruculugunu ve temsilciligini yapmistir....
Ingiltere, Faransa, Almanya gibi ulkeler gecmisinden ders cikarip kendisini yenileme cabasi icinde iken, Turkiye bir adim ileri gitmemis, Irkcilik, Milliyetcilik ve Gericilik yapilanmasi ile dunya ulkeleri icinde birinci sirada gelmektedir......
Sonuc olarak dunyanin neresinde olursa olsun, Irkcilik, Milliyetcilik ve Herturden Gericilik, Insanligin Dusmanidir........
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Hayır Sayın Başköylü, sizin "Türklük"ü milliyetçiliğe indirgediğiniz, dolayısıyla aşağılanan şey, yukarıdaki fotoğrafın oluşmasına neden olmuştur.
Atatürk ile birlikte bu milletin Kurtuluş Savaşı'nda başarılı olmasına neden olan temel dayanak, "Türk Milleti" kavramıdır.
Atatürk bu konuda şu sözü söyler:
"Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur."
Çok ilginçtir; Atatürk'teki "Türk" kavramı ile "Veda Hutbesi (http://www.diyanet.gov.tr/turkish/hutbe/vedahutbesi.asp)"ndeki Arabın Acem'e üstün olmadığını ama hepsinin "İslamiyet" adı altında tek bir şemsiyede toplandığı "Müslüman" kavramı arasında ne kadar büyük bir benzerlik var, değil mi?
Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır. Azası kesik siyahî bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'ın kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. Kimse kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz.
Bizler için üst kimlik "Türklük" iken, Müslümanlar için ise "İslamiyet"tir.
Bu iki şemsiyeden hangisi büyük derseniz, Atatürk bunun da yanıtını şöyle vermiştir:
"O, Allah’ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir, fakat sonsuza kadar O, ölümsüzdür", 1926 (Ali Rıza Ünal, Atatürk Hakkındaki Anılarım, Türkiye Harb Malûlü Gaziler Dergisi, Sayı: 158, 1969, s.23) (http://atam.gov.tr/din-ve-islam-dini/)
Buyrun, şimdi buna yanıt vermeye çalışın!
Baskoylu
20-02-2013, 20:38
Sesli
Ulusalcılık ya da milliyetçilik denilen olguyu akılları sıra evirerek burada kötü bir izlenim vermeye çalışmak bilgisizlik oluyor.Sayin Sesli.
Kimse Milliyetciligi ve Ulusalciligi evirip cevirip kotu gostermeye calistigi yok. Milliyetcilik. Ulusalcilik ve Herturden Gericilik Insanligin Dusmanidir. Dolayisiyla kotu izlenim vermeye calisanlar Irkciligi, Milliyetciligi ve bunlarin ilimli soylemi olan Ulusalciligi goklere cikaran ve cikarmak istiyenler, Insanlik dusmanligi yaptiklari gibi, bir toplumu diger bir toplumdan ustun gormeye calisarak bilgi kirliligi yapmakta olduklari kesindir.
Surekli soyliyorum, fikir ve dusunceleriniz yasama yansitmak yerine, surekli saldirma aliskanliginizin sebebi NEDEN?
Baskasinin bilgisizligi ve yetersizligine siz karar veremezsiniz, herkesin bildigi kendisine gore dogru olandir, yanlis oldugunu farkinda olsa, Yanlislari atar dogrulari alir, kendisini yeniler, tabi bu insan ozelliklerine sahip olan kisiler icin gecerlidir. Insan ozelliklerine sahip olmiyanlar, ogretildikleri ve bildikleri ile kalmak ister, robot misali bildiginden vaz gecmez... Bazen bu tur kisiler robottan daha kotu bir yaklasim gosterirler.
Mesela Robot denen aygiti yeniden programliyabiliriz, ama robot misali kendini programlamis , insan kiligina girmis olanlari, yanlislarindan ve hatalarindan vaz gecirmek oldukca zor, ne anlatirsak anlatalim, bildigim bildik, dedigim dedik, yetmiyormus gibi surekli karsisindakine saldirmak icin butun imkanini kullanir... bu tur insan kiligina girmis olanlar ayni zamanda firsatci olurlar, bazi firsatlari kullanarak karsisindakilerini rencide etme veya camur at iz kalsin misali her turlu olumsuzluklar yaratabilirler........
Sunu unutmayin, Irklarin, Milletlerin, Uluslarin ve Dinlerin ortaya cikmasi ile Insan - Insani yeme cagi baslamistir. insanlik ayaklar altina alinmis, insanlik dusmanligi yasamin her alaninda baslamis ve hala devam etmektedir... Aci olan gercek ise, kendisini insan goren ve gormek istiyen, bazen Dinci gorunen ve bazende farkli kiliklara girenlerin, Insanliga yonelik dusmanliklarini anlamak mumkun degil.....
Dunyaya gelen her insan yani Ana rahiminden dusen ve hayata gozlerini acan hic bir insan, Irkci, Milliyetci, Dinci, Ulusalci ve Benzeri Insanlik dusmanliklarini simgeliyen hic bir olguya sahip degildir.....
Okul siralarinda baslar savas ve savaslara hazirlik, Okullarda Ogretilir Duzenin Kurallari, Duzenin Katillerini Oven ve Goklere Cikaran, Katillerini Birer Kahraman Yapan Nutuklari.....
Duygusal olark Leyla ile Mecnun`un, Kerem ile Asli`nin, Ferhat ile Sirin`in aski ornek gosteriliyor. Kavusmayip aci ceken sevgililer, bu sevgililerin kavusmasini engelliyenlerin gaddarligini, dolayisiyla aci cekip kavusmiyan sevgililer yasamimizda duygusal olarak yer ediyor.
Bunun yani sira Buyuk Bir Komutanin Zaferlerinden Bahsediliyor.. Yaptigi ve yaptirdigi katliamlar, yargisiz infazlar, Zulum ve Herturden Haksizliklar birer ovunc olarak sirada oturanlara kahramanlik olarak anlatiliyor....
Kah Dumlu Pinar, Kah vatan Millet Sakarya, Kah Turkiye Turklerindir, ve ekliyor; Ey Turk Istikbalin Evladi!!!! Iste Bu Ahval ve Seriat Icinde Dahi, Vazifen!!!! Turk Istiklalini, Irkciligini, Milliyetciligini ve Fasist Yasalarla Kurulmus Cumhuriyetini Kurtarmak ve Korumaktir.
Muhtac Oldugun Fasist, Irkci ve Milliyetci Kudret, Damarlarindaki Asil Kan`da Mevcuttur!!!!!!!!
Kendi Irki ve Milletinden baskasina yasam hakki tanimiyan, Kendisine karsi cikana, Oldur emri verdikce ve oldurdukce turbe aliyor, Yeni Olumlerin, Katliamlarin, Iskencelerin, Soykirimlarin, Cinayetlerin, Yargisiz infazlarin ve sayamiyacagimiz zulumlerin ve haksizliklarin onu aciliyor.....
Kendisine insanim ve insan ozelliklerine sahibim diyenlere dusen gorev ise, yukaridaki olumsuzluklarin takipcilerine soyliyecekleri tek bir kelime var... Boylesi olumsuzluklarin takipcisi ve destekcisi olanlar, Birer Insanlik Dusmanlaridir.....
Bazen filim seyrediyoruz, filim baslarken toplu bir katliamin oldugunu goruyoruz, ardindan kusku icinde KATIL KIM?
Katil insan oldurdugu icin katil, bazen katiller kahramanlastiriliyor, Ozellikle savunmasiz insanlarin topluca katledilmesini "Hak ettikleri icin oldurulduler" denmesi ne acayip bir duygu ve ne acayip bir vicdan degilmi?
Cocuklarin ana rahminden cikarilarak agaclara cakilmasi, Olu kadina tecavuz edilmesi, savunmasiz insanlarin ustune ucaklarla bomba yagdirilmasi, magaralarda ve agillarda cayir cayir yakilmasi, Yargisiz infaz edilmesi, topluca kursuna dizilmesi ve daha sayamiyacagimiz insanligin kabul edemiyecegi zulumlerin mimarlarini ovunc kaynagi haline getirmek, Yapan ve Yaptiranlari birer KAHRAMAN ILAN etmek!!!!
Vicdanin Hangi Sayfasina Sigdirabiliriz!!!!!!!!!!!!!
Ne tuhaf ve ilginc bir hayat degilmi?
Asirlar once Krallik ve Pahdisalik donemleri vardi. Halk kral ve pahdisahlar icin calisir, onu mutlu etmek icin ugrasirdi.... Yuzlerce ve binlerce insan sadece bir kisinin mutlulugu icin yasardi, onu mutlu etmek icin canini verirdi, boynum kildan incedir, canim yoluna feda olsun, ben sizin bir kulunuzum diyerek, onun mutlulugu ve refahi icin calisirdi......
Insanlar kendi basina mutlu olamazmiydi? Yada mutlulugu yakalamak cok mu zor bir seydi, de, sadece guclu olani secip, sadece ve sadece onun mutlulugu icin yasardi, Onu mutlu etmek adina kac insanin canini almamiz gerekirdi? kac insani firinlarda, agillarda, magaralarda ve evlerini atese vererek toplu katliamlar yaparak onu mutlu ederdik... sonra ona sadik oldugumuzu ispat ederek, ondan ovgu ve oduler alirdik!!!!!!!
Yetmiyormus gibi, onun verdigi emirleri ve yaptirdigi katliamlari saklayip gizliyerek, gercek katil`i kahraman gosterme cabasi icine girerdik!!!!
Bu ne yaman celiski!!!!!!!!
Yasadigimiz su ortamda, mutlu olan, sefa icinde yasiyanlar varsa, onun mutlulugunu sagliyan ve bir basamak gorevini yapan, onun mutlulugu yuzunden aci ceken birilerin oldugunu unutuyorsak.. kadercilik oynuyorsak, herseyin Allah tarafindan kontrol edildigini, alin yazisi vs vs gibi avutucu nutuklar ve yalanlara kaniyorsak... kendimize insan demek ve insan gormeye calismak basli basina bir suctur......
Cok Tanrili Dinler, Tek Tanrili Dinler, Kralliklar, Imparatorluklar Insanlik sucu isliyerek savaslar sonucu milliyonlarca insan katline imza atmislar.
Yasadigimiz su doneme gelince Kapitalizm gun gectikce gecmisinden ders cikararak, somuru sistemini ne kadar daha uzun omurlu yapacagim dusuncesi ile hareket etmektedir.... Bol, Parcala ve yonet.... taktigi ile buna Silahsiz soygun diyebiliriz, bazen ortada Kesici, Delici Toplu Tahrip edici aletler yok ama, bir o kadar etkili beyinler var...
Zeki ve kurnaz olan ayakta kaliyor, ayakta kalmasi icin kendisine engel teskil eden her hangi bir yapilanmayi yok ederek, kendisini mutlu etmeyi amacliyor, kazandiginda, kazanmak icin birilerin sirtindan bunu sagladiginda.... sirtina bindigi, yani kaybedenlerin mutlulugu soz konusu degil... onlar sadece ve sadece birilerini mutlu etmek icin vardirlar... birilerini veya insan kani emen sistem ve duzenlerin mutlu olmasi icin... basamak olmak zorundamiyiz????
Hani dogada yasiyan ve onlari kendimizden farkli gorerek dusunmiyen ve yaratmiyan varlik olma ozelliklerinden dolayi Onlari Hayvan goruyoruz!!
Hani hayvan gordugumuz varliklardan farkliydik? Hani Dusunen ve Yaratan Ozelliklere sahiptik??
Hani Aklin yolu ve Vicdan olgusuna sahiptik???
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Baskoylu
20-02-2013, 20:53
upuaut
Hayır Sayın Başköylü, sizin "Türklük"ü milliyetçiliğe indirgediğiniz, dolayısıyla aşağılanan şey, yukarıdaki fotoğrafın oluşmasına neden olmuştur.
Atatürk ile birlikte bu milletin Kurtuluş Savaşı'nda başarılı olmasına neden olan temel dayanak, "Türk Milleti" kavramıdır.
Atatürk bu konuda şu sözü söyler:
"Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur."Saygideger upuaut Dost.
Turkluk veya Ataturk`un nutkunda soylenenler Irkcililk ve Milliyetcilik degilse!!!! Insanlikmidir? Insanliga hizmetmidir?
upuaut
Bizler için üst kimlik "Türklük" iken, Müslümanlar için ise "İslamiyet"tir.
Birinin digerinden farki nedir sizce? Bana gore birisi Irkci, Milliyetci ve Gericidir, Digeri ise Islam denen Yobaz gerici Dinin politikasidir.
Unutmiyalim, "Diyanet Isler Baskanligi" Meclise Ataturk getirmistir!!!!!!!
Ayni zamanda Mustafa Suphi ve 14 yoldasini kara denizde katletirmis... 1 Mayis Dunya Emekciler Bayramini, 1 Mayis Bahar Bayramina cevirmistir.... Isci ve Emekci ozellikle Turkiye`de yasiyan butun azinliklarin dusmani olan birinden bahs ediyoruz!!!!!!!
Yukarida uzun yazdigim yazi Sayin Sesli`ye ve genele yazilmis olup, siz degerli dost`a da verilmis cevaptir.....
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Sayin Sesli.
Kah Dumlu Pinar, Kah vatan Millet Sakarya, Kah Turkiye Turklerindir, ve ekliyor; Ey Turk Istikbalin Evladi!!!! Iste Bu Ahval ve Seriat Icinde Dahi, Vazifen!!!! Turk Istiklalini, Irkciligini, Milliyetciligini ve Fasist Yasalarla Kurulmus Cumhuriyetini Kurtarmak ve Korumaktir.
Muhtac Oldugun Fasist, Irkci ve Milliyetci Kudret, Damarlarindaki Asil Kan`da Mevcuttur!!!!!!!!
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Nişanyan'ın hitabesi geldi aklıma
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, insan olmaktır.
İnsan olmanın yegâne temeli insana sevgidir. Hayatın boyunca, insanlara güzelliği, aklı ve adaleti öğretmeyi görev bileceksin. Bilgin varsa, bedel beklemeden paylaşacaksın. Buna imkân ve şeraitin müsait değilse, yanındaki üç veya beş kişiye katıksız sevgini vermeyi deneyeceksin; onların hayat yükünü bir nebze hafifletmeye çaba göstereceksin. Bunu yaparken Türk mü, yoksa Hindu mu, Yamyam mı diye sormayacaksın. Çünkü insan, galiplerin hasbelkader çizdiği sınırlara sığmayacak kadar kıymetli bir hazinedir.
Dahili ve harici bedhahlarla etrafın çevrili olabilir. Sen şerri bahane etmeyecek, hayırhahlığını ilelebet muhafaza ve müdafaa edeceksin. Zira kötülük, esarettir. Manevi istiklalini ve manevi hürriyetini ancak insan olmakla kazanabilirsin.
http://nisanyan1.blogspot.com/2009/10/genclige-hitabe.html
Saygılarımla
R
Baskoylu
21-02-2013, 07:27
Nişanyan'ın hitabesi geldi aklıma
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, insan olmaktır.
İnsan olmanın yegâne temeli insana sevgidir. Hayatın boyunca, insanlara güzelliği, aklı ve adaleti öğretmeyi görev bileceksin. Bilgin varsa, bedel beklemeden paylaşacaksın. Buna imkân ve şeraitin müsait değilse, yanındaki üç veya beş kişiye katıksız sevgini vermeyi deneyeceksin; onların hayat yükünü bir nebze hafifletmeye çaba göstereceksin. Bunu yaparken Türk mü, yoksa Hindu mu, Yamyam mı diye sormayacaksın. Çünkü insan, galiplerin hasbelkader çizdiği sınırlara sığmayacak kadar kıymetli bir hazinedir.
Dahili ve harici bedhahlarla etrafın çevrili olabilir. Sen şerri bahane etmeyecek, hayırhahlığını ilelebet muhafaza ve müdafaa edeceksin. Zira kötülük, esarettir. Manevi istiklalini ve manevi hürriyetini ancak insan olmakla kazanabilirsin.
http://nisanyan1.blogspot.com/2009/10/genclige-hitabe.html
Saygılarımla
R
Emegine ve Yuregine Saglik.....
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Sayin Sesli.
Kimse Milliyetciligi ve Ulusalciligi evirip cevirip kotu gostermeye calistigi yok. Milliyetcilik. Ulusalcilik ve Herturden Gericilik Insanligin Dusmanidir. Dolayisiyla kotu izlenim vermeye calisanlar Irkciligi, Milliyetciligi ve bunlarin ilimli soylemi olan Ulusalciligi goklere cikaran ve cikarmak istiyenler, Insanlik dusmanligi yaptiklari gibi, bir toplumu diger bir toplumdan ustun gormeye calisarak bilgi kirliligi yapmakta olduklari kesindir.
Surekli soyliyorum, fikir ve dusunceleriniz yasama yansitmak yerine, surekli saldirma aliskanliginizin sebebi NEDEN?
Baskasinin bilgisizligi ve yetersizligine siz karar veremezsiniz, herkesin bildigi kendisine gore dogru olandir, yanlis oldugunu farkinda olsa, Yanlislari atar dogrulari alir, kendisini yeniler, tabi bu insan ozelliklerine sahip olan kisiler icin gecerlidir. Insan ozelliklerine sahip olmiyanlar, ogretildikleri ve bildikleri ile kalmak ister, robot misali bildiginden vaz gecmez... Bazen bu tur kisiler robottan daha kotu bir yaklasim gosterirler.
Mesela Robot denen aygiti yeniden programliyabiliriz, ama robot misali kendini programlamis , insan kiligina girmis olanlari, yanlislarindan ve hatalarindan vaz gecirmek oldukca zor, ne anlatirsak anlatalim, bildigim bildik, dedigim dedik, yetmiyormus gibi surekli karsisindakine saldirmak icin butun imkanini kullanir... bu tur insan kiligina girmis olanlar ayni zamanda firsatci olurlar, bazi firsatlari kullanarak karsisindakilerini rencide etme veya camur at iz kalsin misali her turlu olumsuzluklar yaratabilirler........
Sunu unutmayin, Irklarin, Milletlerin, Uluslarin ve Dinlerin ortaya cikmasi ile Insan - Insani yeme cagi baslamistir. insanlik ayaklar altina alinmis, insanlik dusmanligi yasamin her alaninda baslamis ve hala devam etmektedir... Aci olan gercek ise, kendisini insan goren ve gormek istiyen, bazen Dinci gorunen ve bazende farkli kiliklara girenlerin, Insanliga yonelik dusmanliklarini anlamak mumkun degil.....
Dunyaya gelen her insan yani Ana rahiminden dusen ve hayata gozlerini acan hic bir insan, Irkci, Milliyetci, Dinci, Ulusalci ve Benzeri Insanlik dusmanliklarini simgeliyen hic bir olguya sahip degildir.....
Okul siralarinda baslar savas ve savaslara hazirlik, Okullarda Ogretilir Duzenin Kurallari, Duzenin Katillerini Oven ve Goklere Cikaran, Katillerini Birer Kahraman Yapan Nutuklari.....
Duygusal olark Leyla ile Mecnun`un, Kerem ile Asli`nin, Ferhat ile Sirin`in aski ornek gosteriliyor. Kavusmayip aci ceken sevgililer, bu sevgililerin kavusmasini engelliyenlerin gaddarligini, dolayisiyla aci cekip kavusmiyan sevgililer yasamimizda duygusal olarak yer ediyor.
Bunun yani sira Buyuk Bir Komutanin Zaferlerinden Bahsediliyor.. Yaptigi ve yaptirdigi katliamlar, yargisiz infazlar, Zulum ve Herturden Haksizliklar birer ovunc olarak sirada oturanlara kahramanlik olarak anlatiliyor....
Kah Dumlu Pinar, Kah vatan Millet Sakarya, Kah Turkiye Turklerindir, ve ekliyor; Ey Turk Istikbalin Evladi!!!! Iste Bu Ahval ve Seriat Icinde Dahi, Vazifen!!!! Turk Istiklalini, Irkciligini, Milliyetciligini ve Fasist Yasalarla Kurulmus Cumhuriyetini Kurtarmak ve Korumaktir.
Muhtac Oldugun Fasist, Irkci ve Milliyetci Kudret, Damarlarindaki Asil Kan`da Mevcuttur!!!!!!!!
Kendi Irki ve Milletinden baskasina yasam hakki tanimiyan, Kendisine karsi cikana, Oldur emri verdikce ve oldurdukce turbe aliyor, Yeni Olumlerin, Katliamlarin, Iskencelerin, Soykirimlarin, Cinayetlerin, Yargisiz infazlarin ve sayamiyacagimiz zulumlerin ve haksizliklarin onu aciliyor.....
Kendisine insanim ve insan ozelliklerine sahibim diyenlere dusen gorev ise, yukaridaki olumsuzluklarin takipcilerine soyliyecekleri tek bir kelime var... Boylesi olumsuzluklarin takipcisi ve destekcisi olanlar, Birer Insanlik Dusmanlaridir.....
Bazen filim seyrediyoruz, filim baslarken toplu bir katliamin oldugunu goruyoruz, ardindan kusku icinde KATIL KIM?
Katil insan oldurdugu icin katil, bazen katiller kahramanlastiriliyor, Ozellikle savunmasiz insanlarin topluca katledilmesini "Hak ettikleri icin oldurulduler" denmesi ne acayip bir duygu ve ne acayip bir vicdan degilmi?
Cocuklarin ana rahminden cikarilarak agaclara cakilmasi, Olu kadina tecavuz edilmesi, savunmasiz insanlarin ustune ucaklarla bomba yagdirilmasi, magaralarda ve agillarda cayir cayir yakilmasi, Yargisiz infaz edilmesi, topluca kursuna dizilmesi ve daha sayamiyacagimiz insanligin kabul edemiyecegi zulumlerin mimarlarini ovunc kaynagi haline getirmek, Yapan ve Yaptiranlari birer KAHRAMAN ILAN etmek!!!!
Vicdanin Hangi Sayfasina Sigdirabiliriz!!!!!!!!!!!!!
Ne tuhaf ve ilginc bir hayat degilmi?
Asirlar once Krallik ve Pahdisalik donemleri vardi. Halk kral ve pahdisahlar icin calisir, onu mutlu etmek icin ugrasirdi.... Yuzlerce ve binlerce insan sadece bir kisinin mutlulugu icin yasardi, onu mutlu etmek icin canini verirdi, boynum kildan incedir, canim yoluna feda olsun, ben sizin bir kulunuzum diyerek, onun mutlulugu ve refahi icin calisirdi......
Insanlar kendi basina mutlu olamazmiydi? Yada mutlulugu yakalamak cok mu zor bir seydi, de, sadece guclu olani secip, sadece ve sadece onun mutlulugu icin yasardi, Onu mutlu etmek adina kac insanin canini almamiz gerekirdi? kac insani firinlarda, agillarda, magaralarda ve evlerini atese vererek toplu katliamlar yaparak onu mutlu ederdik... sonra ona sadik oldugumuzu ispat ederek, ondan ovgu ve oduler alirdik!!!!!!!
Yetmiyormus gibi, onun verdigi emirleri ve yaptirdigi katliamlari saklayip gizliyerek, gercek katil`i kahraman gosterme cabasi icine girerdik!!!!
Bu ne yaman celiski!!!!!!!!
Yasadigimiz su ortamda, mutlu olan, sefa icinde yasiyanlar varsa, onun mutlulugunu sagliyan ve bir basamak gorevini yapan, onun mutlulugu yuzunden aci ceken birilerin oldugunu unutuyorsak.. kadercilik oynuyorsak, herseyin Allah tarafindan kontrol edildigini, alin yazisi vs vs gibi avutucu nutuklar ve yalanlara kaniyorsak... kendimize insan demek ve insan gormeye calismak basli basina bir suctur......
Cok Tanrili Dinler, Tek Tanrili Dinler, Kralliklar, Imparatorluklar Insanlik sucu isliyerek savaslar sonucu milliyonlarca insan katline imza atmislar.
Yasadigimiz su doneme gelince Kapitalizm gun gectikce gecmisinden ders cikararak, somuru sistemini ne kadar daha uzun omurlu yapacagim dusuncesi ile hareket etmektedir.... Bol, Parcala ve yonet.... taktigi ile buna Silahsiz soygun diyebiliriz, bazen ortada Kesici, Delici Toplu Tahrip edici aletler yok ama, bir o kadar etkili beyinler var...
Zeki ve kurnaz olan ayakta kaliyor, ayakta kalmasi icin kendisine engel teskil eden her hangi bir yapilanmayi yok ederek, kendisini mutlu etmeyi amacliyor, kazandiginda, kazanmak icin birilerin sirtindan bunu sagladiginda.... sirtina bindigi, yani kaybedenlerin mutlulugu soz konusu degil... onlar sadece ve sadece birilerini mutlu etmek icin vardirlar... birilerini veya insan kani emen sistem ve duzenlerin mutlu olmasi icin... basamak olmak zorundamiyiz????
Hani dogada yasiyan ve onlari kendimizden farkli gorerek dusunmiyen ve yaratmiyan varlik olma ozelliklerinden dolayi Onlari Hayvan goruyoruz!!
Hani hayvan gordugumuz varliklardan farkliydik? Hani Dusunen ve Yaratan Ozelliklere sahiptik??
Hani Aklin yolu ve Vicdan olgusuna sahiptik???
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Sayın Baskoylu,
Burada saldıran varsa o Milliyetçiliğe ve Atatürk'e saldıranlardır. Burada hayvanları aşağı gören varsa, hayvanları yaratmayan sanan garibanlardır.
Hayvanlardan farklı değiliz deyip de, ikide bir İNSANİ SEVGİDEN dem vuranlardır.
SEVGİ nedir bilmeyenlerin ağzına hiç yakışmaz. Eğreti bir duruş sergiler.
Milliyetçilik, milleti olanlar için bir büyük birleşimin adıdır. Her insan topluluğu millet olamıyor. Millet olabilmesi için devlet kurmuş olan halk olmak gerekir.
Milliyetçi olmayan hangi devlet var? Bana gösterebilir misiniz? Milliyetçiliğe düşman olanlar milleti olmayan kişilerdir...
Gerçek sevgi yoksa insani demekle elde edilemiyor...
Kin ve nefret ekenler, kin ve nefret biçerler, Gerçek sevgi ve hoşgörü ekenlerse, sevgi ve sevecenlik biçeceklerdir. Söylediğim budur. Söyleneni anlamayanların, geçmişe ait yalan ve dolanı burada gerçekmiş gibi sunmaları hiç bir hayvan cinsinde yapılmaz da sadece insan denilende mevcuttur...
Baskoylu
22-02-2013, 05:59
Ozellikle 68 kusagindan hemen sonra. Fasist Derin Devletin Irkci ve Milliyetci politikasi halklar uzerinde Fasist yapilanmalarla, Sinifsal mucadeleyi, Ulusal mucadele cehresine donusturmek icin butun imkanlarini kullandi.
12 Mart Askeri Fasist Cunta`nin yapilanmasindan ders cikaran 12 Eylul Cuntacilari daha katmerli ve daha acimasiz Fasist bir yapilanma ile Idam, yargisiz infaz, Goz altinda kayiplar, toplu tutuklamalarlarla Turkiye halklarin kanini emmis ayni zamanda kurucusu gibi bir yapilanma icine girmesi sasirtici olmamistir, Kenan Evren ve kurmaylari tipa tip Ataturk ve kurmaylari ile benzerlikleri var. hemde eksikleri var fazlaliklari yok. Ataturk`un taklidini yapmasi, bugune kadar yargilanmamasi bu duzenin temel yapilanmasinin boyle oldugu ve boyle gidecegi anlamina gelmektedir.
TC`nin kurucusu olan Ataturk fasist kanun ve yasalari ile, Kendi Irkci ve Milliyetcilerine miras birakip nasil gittiyse, Mirascilari Nice toplu katliamlara imza attiysa, 12 Eylul Askeri Cunta`da Sayin Sesli gibi Irkci, Milliyetci ve Gericileride bu ulkeye miras olarak birakti.....
Bunlar sozde demokrat veya sozum ona sosyal demokrat maskesi takarak, ozunde fasist duzen ve duzenin kurucusunu korumak icin yasamin her alaninda Ezilen yoksul ve Cillekes Turkiye halklarin uzerinde bir kara bulut olmaya devam etmektedirler.
12 Eylul Askeri Cuntanin birakmis oldugu bu Irkci, Milliyetci fasist miras, Turkiye sinirlari icinde surekli Milliyetciligi ve Irkciligi ust saflarda tutma pesindedirler.... Efendilerinin istediklerini harfiyen yerine getirmek icin butun imkanlarini kullanarak, insan ve insanliga zarar vemek icin her alanda saldirmaktadirlar.....
Turkiye`de demokrasi adina hic bir sey yasanmiyorken, yukselen Irkci ve Milliyetciligin onderligini yuruten fasist duzenin fasist pilitikacilarinin izledigi guzergah hic kuskusuz Kemalist mantigin kendisidir.
Boylesi Irkci ve Milliyetci yapilanmalara ve bilincli saldirilara karsi burada ne yazarsak yazalim, Insanligin herseyden once geldigini, Irkciligin, Milliyetciligin ve Herturden Gericiligin Insanlik Dusmanligidir dememiz bunlarin bir kulagindan girer, diger kulagindan cikar, hatta ve hatta okumak bile istemezler, Saldirmak icin herturlu yola bas vurur, igrenc saldirilarini kesintisiz surdururler.
Benim soylediklerim bu Irkci ve Milliyetci yapilanmanin kafasinda ufak bir soru isareti yaratmamasina ragmen, farkli alintilar ve bu alintilarda bilimsel aciklmalar bile bunlarin Irkci, Milliyetci ve fasist yapilanmasina yonelik hic bir etki yapmamasi elbette dusundurucu.
Bu ve bu gibilerine farkli diller doksekte, farkli aciklamalar ve anliyabilecegi dilden soylemeye calissakta nafile...... Her seye ragmen Yorulan yorulsun, Ben Yorulmazam siari ile degerli bir dostun aciklamasina bir goz atalim.
Orta siniflar icindeki yarilma (politik düzlemde ulusalcı-liberal çatışması) alt sınıflara ve dibe de yansıyor. Aslında bu yansımanın sınıfsal bir karşılığı yok; alt sınıfların bir kalkanının ve süzgecinin (onları temsil eden bir politik hareketin) bulunmamasından kaynaklanan ideolojik ve kültürel bir yansıma. Gerçekte alt sınıfların milliyetçi veya liberal olmakta bir sınıf çıkarları bulunmuyor. Trabzon'da internet kafelerde sürten işsiz genç ile Şırnak'tan büyük kente göçmüş Kürt hamal arasında bir sınıf karşıtlığı yok. İkisi de küreselleşmenin dibe ittiği ve yoksulluğa mahkum ettiği ortak çıkarlara sahip sınıf kardeşleri.
Ezilen sınıflar içinde görülen milliyetçi yükselişi düzgün tahlil etmek gerekir. Bu milliyetçi yükselişin temelinde, küreselleşmenin getirdiği yoksullaşmaya ve emperyalist yıkıma karşı kendiliğinden gelen bir isyan var; yoksa kimi burjuva kesimlerde görüldüğü biçimde sınıfsal çıkarlar değil.
Ezilen kitlelerin milliyetçilikte bir sınıfsal çıkarları yok. Bu çok haklı isyanın kendini "ilkel milliyetçilik" veya "radikal dincilik" biçiminde dışa vurması, gerçek hedeflere yönelecek bir emekçi politikası alternatifinin zayıf olmasından kaynaklanıyor. Bunu saptamayan bir milliyetçilik eleştirisi, insanı rahatlıkla emekçi ve yoksul düşmanlığına, yeni orta sınıfın çıkarlarının kuyrukçuluğuna, dahası emperyalizmin ve küresel saldırının safına yöneltebilir.
Dipteki sınıflar içinde yükselen milliyetçilik, her şeye karşın, kendini salt bir Kürt/Ermeni düşmanlığı biçiminde göstermiyor. Yoksa 25 yıldır yaşadıklarımızla, bu ülke on kere Yugoslavya olmuştu ve özellikle büyük kentlerde kan gövdeyi götürmüştü. Bu tür büyük acıların tüm kışkırtmalara rağmen yaşanmamış olmasını, yoksul emekçi halkın duyarlılığına, tarihsel bilgeliğine ve birlikte kardeşçe yaşama geleneğine borçluyuz, başka hiçbir şeye değil.
Burjuva sınıflar içi sürtüşmeler esas belirleyen olsaydı, deyim yerindeyse tam anlamıyla duman olmuştuk! Bu gerçek de, yoksul çoğunluğa atfedilen ve "yükselen milliyetçilik" denen eğilimin temelindeki esas güdünün Kürt veya Ermeni düşmanlığı değil, küreselleşmeye, yoksulluğa, dibe itilmeye, çürümüşlüğe, vatansızlığa ve onursuzluğa karşı isyan olduğunu gösteriyor. Ve bu isyanın da temelde etnik bir rengi yok, sapına kadar sınıfsal bir güdü. Bu isyanın henüz doğru kanallara akmamasının suçunu yoksul kitlelere yüklemek, en hafif deyimiyle bohem aydın tavrı olmuyor mu? Emekçi kitleler bütün doğruları kendiliklerinden bulacak olsalardı, aydınlara, politikacılara, bilime, sosyalist kurama ne gerek vardı?
Yeri gelmişken belirtmeden geçmeyelim: "Hepimiz Ermeniyiz" türünden etnik temellere vurgu yapan sloganlar, kimilerince ne kadar iyi niyetlerle atılmış olursa olsun, karşıt etnikçiliği harekete geçirir. Milliyetçilikler, karşıt milliyetçilikleri bahane ede ede yükselir. "Hepimiz Ermeniyiz" sloganı, bu coğrafyada ister istemez "Hepimiz Türküz" sloganını geliştirecektir ve sonuç olarak emekçi kesimlerin milliyetçilik kıskacı altında tutulmasına ve yapay olarak bölünmesine hizmet edecektir.
Bu eleştiriden Dink'in cenazesinde yürüyen kitlelerden kopulmaması gerekçesiyle rahatsız olan arkadaşlar, büyük kentlerin varoşlarında yaşayan ve anti-emperyalizmin/sosyalizmin asıl tabanını oluşturan işli-işsiz milyonlarca emekçiden kopmama duyarlılığını neden göstermiyorlar? Yoksa biz de mi onları ilkel milliyetçiliğin, dinciliğin, cahilliğin dipsiz kuyularına terk ettik?
Olimpiyat
22-02-2013, 11:11
Yeri gelmişken belirtmeden geçmeyelim: "Hepimiz Ermeniyiz" türünden etnik temellere vurgu yapan sloganlar, kimilerince ne kadar iyi niyetlerle atılmış olursa olsun, karşıt etnikçiliği harekete geçirir. Milliyetçilikler, karşıt milliyetçilikleri bahane ede ede yükselir.
O zaten vardı.Hepimiz ermeniyiz sloganının bunu tetiklemesine gerek yok.
Ama en garibi de, en aşırı uçtaki milliyetçilerin çoğu aslen Türk değil.Kendisini Türk zannediyor:)
Güler misin, ağlar mısın.
Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren bunu gördükleri için, kendisine Türk diyen herkes Türktür diyerek koruma kalkanı geliştirmeye çalıştılar. Ama başka kültürleri de baskı altında tutup asimile etmekte üzerlerine yok.
Bu kadar hoşgörülü ve kucaklayıcı yani :)
Bu tip örnekler hep verilir ama Türkiye de ki durum çok çok çok çok çok farklı.
Kaç defa anlattıysak anlaşılmadı, ne söylesek bilmem ki.
Mesela 20 milyon falan filan, fıstık mı? Türkiye'deki Kürtler kendi sayılarını Yahudiler gibi abartır ama gerçek hep farklı olmuştur.
Hatırlarsanız, Yahudiler de II. Dünya Savaşı sonunda kayıplarının sayısını abartmıştı. Bir kaynağa göre 150 bin Yahudi ölmüştü, diğer bir kaynakta 1 milyon 200 bin, çok daha uçuk bir kaynakta 6 milyon idi. Ama savaştaki toplam kaybın 6 milyon olduğu sonucu çıkınca, Yahudiler Almanlar'dan daha fazla kan parası koparamadı. Kapiş...?
Size ve sizin gibi aynı düşünde olan diğer arkadaşlara çok basit bir soracağım: Atatürk Kürtler'in yeri olan Erzurum Kongresi'ni ve Aleviliğin yeri olan Sivas Kongresi'ni topladıktan ve bunların birleşimi olan Ankara'da Meclis'i topladıktan sonra neden kimse çıkıp da, Kürtler'in nüfusu 20 milyon, işte Aleviler'in nüfusu şu kadar diye kafa tutmamış ve açıktan taarruza girişmemiş de, şimdi AB-D, İsrail, AKP, PKK, liberal, Yeni Osmanlıcılar sayesinde şartlar olgunlaştı diye ayağa kalkıyorsunuz? Siz zannediyor musunuz ki Kürtler özerkliğini ilan edip güneydoğu koparıldığında, uzun vadede bu toprakların onların elinde kalabileceğini? Kürtler hepi topu birkaç yıl o topraklarda sözde bağımsızlık adı altında biraz rahat nefes alabilirler, o kadar. Kimse rüya görmesin!
Türkiye de milyonlarca Kürt var.Ve daha düne kadar, Kürtçe şarkı söyleyenlerin başına gelmedik kalmıyordu.
Avrupa da böyle oluyor mu.
Külliyen yalan. Bununla birlikte ufak tefek olayları da abartmıyalım.
Senin dile getirdiğin olaylar, bizleri bir düşman olarak gören ve kendilerini o toprakların sahibi sayan aşırı Kürt milliyetçisi yani faşist Kürtler'in zorlamaları karşısında çıkan olaylardır.
Ha, Avrupa'da ne olduğunu sorup duruyordun, değil mi?
Avrupa'da bu olayların 40'ta 1'i olduğunda ne olduğunu herkes bilir. İster Kürt faşisti olsun, ister başka bir faşist, faşiste anladığı dilden konuşur.
Olimpiyat
22-02-2013, 16:21
Mesela 20 milyon falan filan, fıstık mı? .
Tartışmayı sulandırmak, en azından bize yakışmaz.
Ben 20 milyon kürt var dedim mi...1 kişi bile olsa o vatandaşının kültürel hakkını savunmak devletin görevidir.
Siz zannediyor musunuz ki Kürtler özerkliğini ilan edip güneydoğu koparıldığında, uzun vadede bu toprakların onların elinde kalabileceğini? Kürtler hepi topu birkaç yıl o topraklarda sözde bağımsızlık adı altında biraz rahat nefes alabilirler, o kadar. Kimse rüya görmesin!
Benim özerklik gibi derdim yok.
Bağımsızlık konusuna gelince. Türkiye de bağımsız değil ki.Bağımsız kuruldu evet ama Adnan menderesden günümüze hiç bağımsız olmadı ki..
Ha, Avrupa'da ne olduğunu sorup duruyordun, değil mi?
Avrupa'da bu olayların 40'ta 1'i olduğunda ne olduğunu herkes bilir. İster Kürt faşisti olsun, ister başka bir faşist, faşiste anladığı dilden konuşur.
Benim kastettiğim şey farklı.
Devletin kimlik biçmesi.Örneğin ben zazayım
Devletin bana, Zaza diye bir şey yoktur, Zazaca diye bir dil yoktur, zazaca konuşamazsın diye baskı yapması, yani sosyal ve kültürel bir konuda bana don biçmesi kabul edilemez.3. dünya ülkeleri bile bunu aşıyor...
Bu ülkede uzun yıllar insanlar Kürdüm diyemedi, Kürtçe kaset çıkartamadı, çıkartılanlar toplatıldı vs..Baskılar, işkenceler cabası.
Sanırım söylemek istediğim anlaşılmıştır.Yani, PKK haklıdır ya da doğru yapıyor demiyorum veya Kürdistan kurulsun demiyorum.
Benim kastettiğim devletin bizlere zorla don biçmesi.
Yoksa, zaten br Kürdistan kurulsa da, ya da Zazalar bir devlet kursa da ülkemi terketmem.
Türkiye de yaşamaktan nefret etse idim,İngiltere den hiç dönmezdim.
Avrupanin hemen hemen butun ulkelerinde Dunyaya Bedel Olan Turkler!!! en kotu yerlerde ve en kucuk dusurucu ortamlarda calistirilmiyormu?
Ister asagi tabaka gorun ister gormeyin.... gorunen koy`un klavuza ihtiyaci yoktur... durdugumuz yerde kendimizi farkli yerlerde gorme cabasinda baska yaptigimiz hic bir sey yok.
Insanlarin hangi kimlige sahip olursa olsun, en kotu yerde veya en kucuk dusurucu (artik ne demekse bu kismi anlamadim gerci! ) ortamda calisiyor olmasi, onlari kucultur mu sayin baskoylu?
Bu nasil bir mantik ben anlayamadim dogrusu!?
Benim özerklik gibi derdim yok.
Bağımsızlık konusuna gelince. Türkiye de bağımsız değil ki.Bağımsız kuruldu evet ama Adnan menderesden günümüze hiç bağımsız olmadı ki..
Bak, bu söylediğinin altına imzamı atarım. Çözülme Adnan Menderes'in siyasi hırsı yüzünden başladı. Tıpkı şimdi AKP'de olduğu gibi.
Bazıları bu çözülmenin 1947'de İnönü döneminde olduğunu iddia eder. Bilemiyorum ama, biraz daha geriye gidip acaba bu çözülme daha önceden mi oldu diye düşündüğüm ve içinden çıkamadığım zamanlar olmuştur. Ama Atatürk'ün böyle bir hata yaptığını zannetmiyorum. Sorun Atatürk'ün ölümünden sonra başlıyor ve siyasi alandaki kapışma ülkenin çözülmesine neden oluyor. Adnan Menderes döneminde bu çözülme tavan yapıyor.
Benim kastettiğim şey farklı.
Devletin kimlik biçmesi.Örneğin ben zazayım
Devletin bana, Zaza diye bir şey yoktur, Zazaca diye bir dil yoktur, zazaca konuşamazsın diye baskı yapması, yani sosyal ve kültürel bir konuda bana don biçmesi kabul edilemez.3. dünya ülkeleri bile bunu aşıyor...
Bu ülkede uzun yıllar insanlar Kürdüm diyemedi, Kürtçe kaset çıkartamadı, çıkartılanlar toplatıldı vs..Baskılar, işkenceler cabası.
Sanırım söylemek istediğim anlaşılmıştır.Yani, PKK haklıdır ya da doğru yapıyor demiyorum veya Kürdistan kurulsun demiyorum.
Benim kastettiğim devletin bizlere zorla don biçmesi.
Yoksa, zaten br Kürdistan kurulsa da, ya da Zazalar bir devlet kursa da ülkemi terketmem.
Türkiye de yaşamaktan nefret etse idim,İngiltere den hiç dönmezdim.
Konuş kardeşim, ister Zazaca, istersen Kürtçe ya da başka bir lehçede konuş. Ama bunların bir dil değil lehçe olduğunun bilincinde ol.
Kimse kimseye don biçmiyor ve ayrıca geçmişte yapılan hataları bir kenara bırakıp geleceği hep birlikte kucaklamalıyız. Örneğin bugün Kürtçe, Zazaca ve diğerleri her yerde konuşuluyor ve hiç kimse de bir şey demiyor.
Bak, ben daha ileriye gideyim. Ben işim nedeniyle Eski Krallık Hanedanlığı'na (M.Ö. 3000-2000) ait Hiyeroglif ve Hiyeratik yazıtlarla uğraşır ve hatta bazı isimleri seslendiririm. Çünkü Eski Mısır'da ölen birinin adını söylemenin ölüyü mutlu ettiği (herhalde canlandırdığı) söylenilir. Örneğin IV. Hanedanlıktaki Snefru (Snofru), Khufu (Hufu), Khafre (Hefra), Menkaura. Bunlar Mısır'ın en büyük Kralları'dır.
Sen de Zazaca bir kitap yaz ve bana ve diğer arkadaşlarına gönder. Söz, okuyacağım.
Tıpkı Kemal Kılıçdaroğlu'nun şu sözündeki gibi kitabına büyük bir ilgi göstereceğim:
"Ergenekon Örgütü nereyse gidip oraya üye olacağım"
mustafakemallerolmez
23-02-2013, 16:18
Kenan Evren ve kurmaylari tipa tip Ataturk ve kurmaylari ile benzerlikleri var. hemde eksikleri var fazlaliklari yok. Ataturk`un taklidini yapmasi, bugune kadar yargilanmamasi bu duzenin temel yapilanmasinin boyle oldugu ve boyle gidecegi anlamina gelmektedir.
TC`nin kurucusu olan Ataturk fasist kanun ve yasalari ile, Kendi Irkci ve Milliyetcilerine miras birakip nasil gittiyse
Sn. Baskoylu,
Öncelikle yazılarını beğeniyle okumakla birlikte zamanında atatürkün faşist uygulamalarının olduğu konusunda seninle kesinlikle hemfikirim fakat,
tarihi anlatırken zamanın koşullarını gözardı ettiğini görüyorum. Zira tarih bize "Kansız devrim olmaz"ı öğretmiştir ya da göstermiştir. Gerçekleştirdiği devrimleri ve kazandığı imkansız savaşları gözardı etmezsek Atatürk'ü kişisel olarak Faşist ya da ırkçı olarak adlandırmak ne derece insaflı olur...
Monarşi ile yönetilen bir ülkeye Cumhuriyeti, Demokrasiyi kazandırmaya çalışan bir insan evladını (olaya sağından solundan önünden arkasından neresinden bakarsanız bakın) faşist-ırkçılıkla suçlamak fazlasıyla ağır bir itham!!!
Baskoylu
24-02-2013, 08:55
Insanlarin hangi kimlige sahip olursa olsun, en kotu yerde veya en kucuk dusurucu (artik ne demekse bu kismi anlamadim gerci! ) ortamda calisiyor olmasi, onlari kucultur mu sayin baskoylu?
Bu nasil bir mantik ben anlayamadim dogrusu!?
Saygideger Nava Dost.
Isci ve Emekcinin Zincirden Baska Kaybedecek Bir Seyi Yok.
Dolayisiyla Dunyanin genelinde Irk, Millet, Din ve Renk gozetmemeksizin Isci ve Emekci yasamin her alaninda yasamak direnmektir siari ile yasamin acimasizligini da goz onunde bulundurarak, herkes her an en kotu iste calisabilir, veya en iste calisabilir, sonuc olarak Is gucu karsiliginda (Emek karsiliginda) Belirli paraya calismaktadir..
Sanirim yazdigim yaziyi tam olarak okumadiniz veya anlamadiniz...
Konumuz Irkci ve Milliyetcilik uzerine oldugundan dolayi, Turkiye`de Irkciligin ve Milliyetciligin dunya geneline baktigimizda Adolf Hitler gibi Irkci birini bile golgede birakacak bir yapilanma soz konusu oldugundan dolayi....
Bir Turk Cihana Bedeldir!!!!!
Nasil Bir Turk Cihana Bedel Olabiliyor? Buna karsilik Cihana Bedel Gorulen Turk Kimligine sahip olanlar Avrupa basta olmak uzere dunyanin her yerinde en kotu is sartlarinda ve en kotu muamelelere bas basa kalmalarina ragmen.... Durduk yerde nasil oluyorda Bir Turk Dunyaya Bedel Olabiliyor!!!!!
Bu aksine soyle olmalidir. Bir Turk Dunyanin Her Alaninda En Kotu Sartlarda ve O ulkenin en kotu islerinde zorunlu olarak calismaya Mecbur Birakilmaktadir.....
denmesi gerekir.
Turk Olmez!!!!! siz bana anlatin Turk nasil olmez!!! Turkler olmazseydi, dunyanin her alaninda Turklerin nufusu had safaya ulasirdi. Cunku yer yuzunde tek bir insan toplulugu olmuyor, Olmadikleri icinde, cogaldikca cogaliyorlar, Bu yuzden dunyanin her karis topraginda Turkler var diyebilmemiz gerekir degilmi?
Turk Acikmaz!!!! Nasil Acikmaz?
yani yasami boyunca hic bir sey yemezse acikmazmi? Acikmiyan Bir Turk Gosterebilirmisiniz.... Diri veya Olu fark etmez.....
Ama soyle dusunebiliriz. Ulkeyi Emperyalizme Peskes Cekenler, Turkiye Halklarinin Kanini Emen Egemenler... Yoksulluk siniri bir yana, Aclik sinirinda olan insanlari Avutmak ve kendisine karsi her hangi bir isyan etme gibi yaklasimdan uzak tutma cabasi olabilirmi???
Aclik sinirinda olan insanlarin, TURK ACIKMAZ sloganlari ile, duzen ve sisteme karsi isyan etme girisiminde bulunma... BIZ SIZE TURK OLMEZ UNVANINI VERDIK... bu unvanla olmak her Turk olana yakisir bir olumdur... Acliktan sokak oralarinda banklarin uzerinde uzanin, ev gibi bir barima yerine bile ihtiyacin yok... nasil olsa sana dunyada en buyuk unvani verdik... Sen Acikmazsin, Sen Olmezsin, Sen O Kadar Buyuksunki!!!! yanliz basina Butun Dunyaya Bedelsin.........
Bu nasil bir mantik ben anlayamadim dogrusu!? Yukaridaki aciklamalarimla umarim simdi anlamissiniz saygideger Dost.....
Milliyetciligin ve Irkciligin Oldugu Yerde Insanliktan, Demokrasinden, Sosyal Demokrasinden, Guzelde ve Hosguruden soz edilemez......
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Baskoylu
24-02-2013, 18:29
mustafakemallerolmez.
tarihi anlatırken zamanın koşullarını gözardı ettiğini görüyorum. Zira tarih bize "Kansız devrim olmaz"ı öğretmiştir ya da göstermiştir. Gerçekleştirdiği devrimleri ve kazandığı imkansız savaşları gözardı etmezsek Atatürk'ü kişisel olarak Faşist ya da ırkçı olarak adlandırmak ne derece insaflı olur...Saygideger Mustafakemallerolmez Dost
Kendisini Demokrat veya Sosyal Demokrat gorup, Yapilan Katliamlari, Soykirimlari, Iskenceleri, Yargisiz Infazlari, Idamlari, vs vs gormemezlikten gelip, insanliga yonelik yapilan bir yigin vahsetlerin "Zamanin kosullarini gozardi ettigini goruyorum" gibi soylemlerle kendi katilimizi ve kendi diktatorumuzu kollamaya calismaktan oteye gitmez.
Gunumuzdeki Neo Naziler, Adolf Hitleri ayni Turkiye`de Ataturk`un yaptigi ve yaptirdigi Katliamlari ve Soykirimlari vs vs gibi yiginla olumsuzluklari hakli cikarmak icin kosturanlar, yapikleri ve yaptirdiklari insanlik sucuda olsa, Onderimizdir politikasi ile, Neo Nazilerden cok farkli olmadikleri kesindir.
Yahudiler Almanyayi isgal edeceklerdi, butun isyerlerimizi, islerimizi gasp etmislerdi, Adolf Hitler olmasaydi, ALAMAN DIYE BIR SEY KALMAZDI benzeri savunmalarla Adolf Hitlerin yaptigi ve yaptirdigi katliamlari hakli cikarmak adina butun imkanlarini kullanmaktadirlar.
Dehak; Cocuk beyni yiyen ve Cocuk beyni ile beslenen bir vampirdi... Kemalizmin takipcileri bu politika ile, Dehak denen zalimide hakli gormeye calisirlar. Zamanin sartlari oyleydi, Cocuk beyni yemeseydi yasamindan olurdu, Ulu onder Dehak yiginlarla insanlari besliyordu, yoksa O insanlarin hali ne olurdu, Ne olmus yani aciktigi zaman Cocuk beyni yemis cokmu vs vs gibi iddalarda bulunmakta Kemalizmi savunanlar icin normal gelmesi gerekir degilmi?
mustafakemallerolmez.
"Kansız devrim olmaz"Hangi Devrim? Nasil Bir Devrim?
Adolf Hitlerin`de yaptigi ve yapmak istedigi kendisine gore bir devrimdi!!!! Keseri alip kendimize gore yontmak yerine, hep bana hep bana demek yerine, bir kac adim geri atip, Irkci ve Milliyetci mantiktan uzak durup, yapilanlari insani yaklasimlarla baktigimizda, Ataturk`un yasadigi doneme kadar Turkiye Sirinlari Icinde Yapitklarini, Adolf Hitlerin yaptiklari ile es deger gorebilirsiniz, hatta ve hatta Adolf Hitler gibilerin, Bu katliamlardan ders cikarip, kendilerine ornek aldiklarinida gorebilirsiniz.
Ataturk`un yaptigi devrimleri, Halka yonelik yapilan devrimlerle ilgisi ve alakasi varmidir?
Milli Burcuva Yenilikleri (Devrimleri) Halka yonelik devrimler olarak gorebilirmiyiz? Iste temel yanilgi buradan gelmektedir, buradaki yanilgidan yola cikanlar Fasizme, Sosyal Fasizme ve Herturden Gericilige Hizmet Ettiklerinin farkinda degiller....
Dolayisiyla hem Asiri Irkci ve Milliyetci olup hemde Marksist ve Devrimci olamazsiniz, Hem kendinizi baska uluslardan ustun gorup, onlari Turklestirme politikasini yurutup, hemde Demokrat, Aydin ve Ilerici olamazsiniz......
Saygi ve Insani Secgilerimle.
ismail truth
24-02-2013, 20:16
Mustafa Kemal'in kazandığı savaş o kadar da imkansız bir savaş değil. Bize "yedi düvele karşı savaşıldı" diye anlatıldı, ama sanırım Birinci Dünya Savaşı ile Kurtuluş Savaşı birbirine kasten karıştırılıyor. Çocuklara ilkokulda Atatürke tapmayı öğretmek için mevzular çarptırılarak abartılarak anlatılıyor.
Kurtuluş Savaşı Yunanlılara karşı yapıldı.
Aslında bu savaşa Kurtuluş Savaşı demek de çok abes. Çünkü bu lafı emperyalizme karşı ayaklanan halklar söyler. Mesela Cezayirlilerin kurtuluş savaşı vardır Fransızlara karşı. Veya işte Yunanlıların Osmanlılara karşı verdiği bir kurtuluş savaşı vardır.
Burada kurtuluş, istiklal, falan gibi laflar İngilizce'de "independence" dediğimiz şey değil midir? Kendilerini haraca bağlamış imparatorluklara ayaklanıp bağımsızlığını ilan eden milletler bu lafları kullanır.
Osmanlı imparatorluğu da adı üstünde bir imparatorluk olduğuna göre, bu imparatorluğun bir "kurtuluş savaşı" vermesi ne kadar abes bir kavramdır?
Bu savaşın kurtarmaya çalıştığı sadece imparatorluğun kendisiydi. Yunanlılar gayet doğal bir şekilde ülkenin Batı kısmını istiyorlardı ki zaten oralar hep Rum yeriydi. İzmir'e boşuna "Gavur İzmir" denmiyordu o dönem.
Wilson ilkeleri olsun, Sevr olsun, imparatorluğu bölerken Türklere bağımsız kendi ülkelerini zaten veriyordu. Evet toprak olarak daha küçük, ama zaten milli devlet ile imparatorluk arasındaki fark da budur.
Velhasıl Türkiye bir imparatorluk olarak kaldı. Milli Mücadele imparatorluğu kurtardı.
Peki bununlar "devrimlerin" ne alakası var?
Yunanlılarla savaşı kazandıktan sonra ne diye "devrim" yapman gerekiyor?
Ve "kansız devrim olmaz" diye bir de bu zorbalığı haklı çıkartmaya çalışıyorsun?
Milli Mücadele ile sonraki Atatürk İnkılapları mevzu tamamen birbirinden ayrı iki şeydir. Devrimler dediğin şey tamamen keyfidir. Hiç de milletin hayatta kalmasıyla, savunmayla falan alakası olan şeyler değildir. Savaş 1922 de bitti.
mustafakemallerolmez
25-02-2013, 00:12
Ataturk`un yaptigi ve yaptirdigi Katliamlari ve Soykirimlari vs vs gibi
Bu kısmı biraz daha açarsan iddianı desteklemiş olursun. Mesela hangi katliamlar ve hangi soykırımlardır bunlar?
Ayrıca zamanın şartlarından kastım şeyh sait isyanıdır, nasturi isyanıdır, mutki isyanıdır vs vs yapmayın etmeyin saf ayağına yatmayın menemen olayı gibi yeni rejime karşı yapılan ayaklanmaları bastırabilmek için tatlı dil ne derece etkili olurdu? Hadi onuda geçtim padişahın emriyle uçan kellelerden sonra gelinen yeni rejim ondan dahamı faşistti diye sormadan edemeyeceğim?
Yapılan devrimlerin halka bi faydasının olmadığını söylemişsiniz.
Şapka ve kıyafet kanunu, soyadı kanunu,lakap ve unvanların kaldırılması,tekke ve zaviyelerin kaldırılması,KADINLARA SEÇME VE SEÇİLME HAKKI,Tevhidi Tedrisat,Millet Mektepleri,Harf Devrimi, Yeni alfabe(sakın kalkıp okuma yazma bilen halkı bir anda cahil bıraktı demeyin zira halkın %3'ü okuma yazma bilmekteydi),Aşar vergisinin kaldırılması,Çiftçinin özendirilmesi, örnek çiftlikler kurulması,tarım kredi koop.,I. ve II. Kalkınma planları, Yüksek ziraat enstitüleri, Ticaret odaları.....Bütün bunlar halk için değildi de Atatürk ve Arkadaşlarını paraya boğmak içinmiydi?
Hadi diyelim ki Atatürk son derece faşist-ırkçı-milliyetçi-kafatasçı bir insandı. Hadi diyelim ki Katliamın-Soykırımın kralını yaptı.
Bizi padişahın kulu yapmaktan kurtarmadı mı?
Herşeye rağmen en yaşanılabilir müslüman ülkesi isek bunu kime borçluyuz Vahdettine mi?
ismail truth
25-02-2013, 18:29
Bizi padişahın kulu yapmaktan kurtarmadı mı?
Atatürkle Padişah arasında güç, hakimiyet ve otorite açısından fark nedir?
Saygideger Nava Dost.
Isci ve Emekcinin Zincirden Baska Kaybedecek Bir Seyi Yok.
Dolayisiyla Dunyanin genelinde Irk, Millet, Din ve Renk gozetmemeksizin Isci ve Emekci yasamin her alaninda yasamak direnmektir siari ile yasamin acimasizligini da goz onunde bulundurarak, herkes her an en kotu iste calisabilir, veya en iste calisabilir, sonuc olarak Is gucu karsiliginda (Emek karsiliginda) Belirli paraya calismaktadir..
Sanirim yazdigim yaziyi tam olarak okumadiniz veya anlamadiniz...
Konumuz Irkci ve Milliyetcilik uzerine oldugundan dolayi, Turkiye`de Irkciligin ve Milliyetciligin dunya geneline baktigimizda Adolf Hitler gibi Irkci birini bile golgede birakacak bir yapilanma soz konusu oldugundan dolayi....
Bir Turk Cihana Bedeldir!!!!!
Nasil Bir Turk Cihana Bedel Olabiliyor? Buna karsilik Cihana Bedel Gorulen Turk Kimligine sahip olanlar Avrupa basta olmak uzere dunyanin her yerinde en kotu is sartlarinda ve en kotu muamelelere bas basa kalmalarina ragmen.... Durduk yerde nasil oluyorda Bir Turk Dunyaya Bedel Olabiliyor!!!!!
Bu aksine soyle olmalidir. Bir Turk Dunyanin Her Alaninda En Kotu Sartlarda ve O ulkenin en kotu islerinde zorunlu olarak calismaya Mecbur Birakilmaktadir.....
denmesi gerekir.
Turk Olmez!!!!! siz bana anlatin Turk nasil olmez!!! Turkler olmazseydi, dunyanin her alaninda Turklerin nufusu had safaya ulasirdi. Cunku yer yuzunde tek bir insan toplulugu olmuyor, Olmadikleri icinde, cogaldikca cogaliyorlar, Bu yuzden dunyanin her karis topraginda Turkler var diyebilmemiz gerekir degilmi?
Turk Acikmaz!!!! Nasil Acikmaz?
yani yasami boyunca hic bir sey yemezse acikmazmi? Acikmiyan Bir Turk Gosterebilirmisiniz.... Diri veya Olu fark etmez.....
Ama soyle dusunebiliriz. Ulkeyi Emperyalizme Peskes Cekenler, Turkiye Halklarinin Kanini Emen Egemenler... Yoksulluk siniri bir yana, Aclik sinirinda olan insanlari Avutmak ve kendisine karsi her hangi bir isyan etme gibi yaklasimdan uzak tutma cabasi olabilirmi???
Aclik sinirinda olan insanlarin, TURK ACIKMAZ sloganlari ile, duzen ve sisteme karsi isyan etme girisiminde bulunma... BIZ SIZE TURK OLMEZ UNVANINI VERDIK... bu unvanla olmak her Turk olana yakisir bir olumdur... Acliktan sokak oralarinda banklarin uzerinde uzanin, ev gibi bir barima yerine bile ihtiyacin yok... nasil olsa sana dunyada en buyuk unvani verdik... Sen Acikmazsin, Sen Olmezsin, Sen O Kadar Buyuksunki!!!! yanliz basina Butun Dunyaya Bedelsin.........
Yukaridaki aciklamalarimla umarim simdi anlamissiniz saygideger Dost.....
Milliyetciligin ve Irkciligin Oldugu Yerde Insanliktan, Demokrasinden, Sosyal Demokrasinden, Guzelde ve Hosguruden soz edilemez......
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Sayin baskoylu;
Bahsettiginiz donemi Adolf Hitler tarzi ile birebir ortusturmeniz akildisidir. Baska bir baslikta da benzerini yazmistim, o doneme dair kim olursa olsun ayni olacakti, zira o donemin yukselen trendi milliyetcilikti ve dahi irkcilikti. Benzer bir ornek; Ataturk degil de, Atakurt de vb. olsaydi aynisi olacakti. 2013 yilinin parametreleriyle, bilmemkac yilinin ayni siyasi-global yapilanma ve kosullar uzerinden degerlendirilmesi mantiksizdir.
Turk oyledir, Turk boyledir vb. sloganlarini bir yana birakiniz. Bunlar o donemin olmasi gereken sloganlariydi ve islevini yerine getirdi. O donem, tum toplumlarda cimento gorevi gormustur bu tur soylemler. Eksterem bir donemde yine kullanilir, dogaldir bu.
En olumsuz kosullarda da calistirilsa, karsiligini verebiliyor mu? Onemli olan budur. Bu da tamamiyla insanin genetigine iliskin bir durumdur. Ister Turk olsun, ister Kurt olsun vb. Kaldi ki eski Anadolu ve Mezapotamya halklari ve bugune ulasan soylari genetik olarak dominant'tir, olumsuz kosullara direnc gostermede daha baskindir. Zira yerlesik ve zengin kulture(her anlamda) sahip halklardir.
Ha irkcilik veya milliyetcilik degisti mi? Elbette degismedi yine gundemde ve yine gecer akce.. Yazili olarak uygulanmasa da, gercek hayatta birebir yasaniyor.Ataturk milliyetci-irkci vb. filan da, Osmanli cok mu humanistti? Hayir.Cizye almak, haraca baglamak, isgal edip ganimet elde etmek vb. seyler cok mu humanist bir yaklasimdir? Hayir.
Aydin insan, Turk milliyetciligini de , Kurt milliyetciligini de, bilmemne milliyetciligini de vb. yutturmaya kalkmaz. Yutmaz da ayrica..
Bunlari ezen ve ezilen uluslar uzerinden(ozellikle de kimlik uzerinden) de islemez. Zira ezen ve ezilen ulus, halk vb. kavramlar sonu gelmeyen, bitmeyen kavramlardir. Her halk, ulus vb. varsilligini korumak adina ezecektir, kendi kulturel cimentosunu kullanacaktir. Bu degismez bir kuraldir.
Bakin onceki mesajinizda, ezen ulus ilerici olamaz demissiniz. Benzer ornek; Bugun yasadiginiz ulke, kimlerin sirtina basip, kimleri kesip, bicip, somurup bugunku halini aldi zaman icinde? Bugun kimse kalkip, sen beni kesmistin, somurmustun vs. diyor mu? Demiyor. Para konusuyor zira.
Ataturk'un o donemde(yasadigi) yapmis oldugu burjuva tabir edilen devrimler(geneli olmasa da ) tamamiyla halktan kopuk devrimler degildir bir kere..O gunun normlarinda gecerli kabul edilebilecek ilerici devrimlerdir. Tamamlanmistir veya tamamlanamamistir ayri bir tartisma konusudur..
Siz bugun devrimci oldugunuz halde, gunumuz trendi cep telefonu, internet bilgisayar vb. seyler kullaniyor musunuz? Kullaniyorsunuz. Bunu hangi gerekce ile kullanirsaniz kullanin, demek ki hicbir elestirdigimiz olusum-yapi %100 tamamiyla halktan, insanlardan kopuk ve gerici seyler yapmaz. Mutlaka icinde halki ileriye tasiyacak olan gelismeler mevcuttur.(tamamiyla olmasa da)
O fabrika acilmasaydi,projesi yapilmasaydi, o telefon, o bilgisayar vs. uretilemeyecekti ornegin..Sizin arac olarak kullaniyor olusunuz, o kullandiginizin kapitalizmin urunu oldugu gercegini degistirir mi?
Sonucta bir noktasiyla bu, uretime dayalidir.
Acmis oldugunuz su basliginizi hatirlatayim.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=30265
O donemin devrimleri de buna benzer, kendi tarihsel donemi icinde. Hem amac, hem de arac vazifesi gormustur, gudulen davada.
Bunun diktayi korumak, birseyleri hakli cikarmak vb. seylerle ilgisi yoktur, donemin gercekleridir, yapilanmasidir, siyasi dalgalanmasidir aslolan.Bu ve bunun uzerinden elestiri getirmek dogru olandir. Birseyi elestirmek ayri seydir, birseyi tamamiyla kaldirip cope atmaya calismak ayri seydir.
Ve herkes istisnasiz yekten, Marksist vs. olmak zorunda da degildir. Bunun karsisinda olan kisiler de her turden gericilige, sosyal fasizme, hosgorusuzluge vs. hizmet eden insanlar degildir.
Bir de elestiri getirdiginiz zamana(zamanlamaya) dikkat cekmenizi oneririm. Dunya neredeyse 3. Dunya savasinin esiginde iken, sizin Turk milliyetciligini surekli olarak islemeniz gercekten enteresan.!! Zaman zaman Marksisizm vs.'den kafanizi kaldirip, siyasi global dunya dengelerine, gelismelere, gidisata vs. goz attiginiz oluyor mu?
mustafakemallerolmez
26-02-2013, 00:14
Atatürkle Padişah arasında güç, hakimiyet ve otorite açısından fark nedir?
Ne yani yaptığı onca şeyden sonra sorduğun soru bu mu? Fark yada benzerlik ne farkeder? O günkü osmanlıyla bugunku turkiyeyi karşılaştırdınmo hiç?
ismail truth
26-02-2013, 00:49
Ne yani yaptığı onca şeyden sonra sorduğun soru bu mu? Fark yada benzerlik ne farkeder? O günkü osmanlıyla bugunku turkiyeyi karşılaştırdınmo hiç?
Padişah olsun Atatürk olsun, olay bir mutlakiyet rejimi değil mi? Nasıl bir ileri adım ki bu? Yerinde saymak denir ona. Tabi bu kültür yerine şu kültürün kıyafetini giyerek uygulanırsa bir mutlakiyet, o zaman ileri adım atılmış olur diyorsan, başka.
Padişah olsun Atatürk olsun, olay bir mutlakiyet rejimi değil mi? Nasıl bir ileri adım ki bu? Yerinde saymak denir ona. Tabi bu kültür yerine şu kültürün kıyafetini giyerek uygulanırsa bir mutlakiyet, o zaman ileri adım atılmış olur diyorsan, başka.
Şöyle bir ileri adımdır bu; MÜLK yani ülke padişah devrinde, padişahın Mülküydü. Mustafa Kemal bunu halka maletti. DİN devleti vardı. Yani herkes İslami esaslara göre yaşayacak. Bir Musevi veya bir Hrıstiyan sıkıysa ramazanda sokakta giderken yemek yemeye kalksın. Subaşı denilen zaptiyeler hemen ensesinde biterdi. Şeriat yasaları uygulanarak insanlara olmadık cezalar verilirdi.
Yani ADALETİN MÜLKÜN TEMELİ olduğunu, o yerinde sayan sandığınız büyük insan MUSTAFA KEMAL ortaya koydu.
Siz gerçekçi değil de, taraflı bir gözle bakınca, size göre AY bile yerinde duruyor olabilir, hatta bugünkü astrologların sandıkları gibi gezegenler dahi geriye doğru gidebilirler!
ATATÜRK'ün devrimleri tektir. ŞARKIN MİSTİK VE SKOLASTİK VE DE DOGMATİK düşünce tarzından, BATININ BİLİMSEL DÜŞÜNCE DİZGESİNE GEÇİLMESİDİR bu devrim. Tabii ondan sonra gelenler geriye doğru kayınca, bugünkü gibi AMERİKAN ve ALMAN üsleri ve diğer yabancı askerler bizi kollayıp korumaktadırlar. Siz bugüne bakarak bunları KEMALİST DEVİNİMLER sanıyorsanız, çok ama çok yanılmış olursunuz...
Atatürk varken hiç bir yabancı güce gel de beni koru denilmedi. Padişah efendi dahi İngilizlere bizi koruması için yalvarırken MUSTAFA KEMAL kendi insanının gücüne güvendi. Ve düşmanları o şekilde halkıyla birlikte dehledi...
Daha ne olsun ki gözler görmezse kulaklar da duymaz, daha da vahim olanı kafalar da çalışmaz. Yani beyin de işlemez...
Mustafa Kemal'in kazandığı savaş o kadar da imkansız bir savaş değil. Bize "yedi düvele karşı savaşıldı" diye anlatıldı, ama sanırım Birinci Dünya Savaşı ile Kurtuluş Savaşı birbirine kasten karıştırılıyor. Çocuklara ilkokulda Atatürke tapmayı öğretmek için mevzular çarptırılarak abartılarak anlatılıyor.
Kurtuluş Savaşı Yunanlılara karşı yapıldı.
Aslında bu savaşa Kurtuluş Savaşı demek de çok abes. Çünkü bu lafı emperyalizme karşı ayaklanan halklar söyler. Mesela Cezayirlilerin kurtuluş savaşı vardır Fransızlara karşı. Veya işte Yunanlıların Osmanlılara karşı verdiği bir kurtuluş savaşı vardır.
Burada kurtuluş, istiklal, falan gibi laflar İngilizce'de "independence" dediğimiz şey değil midir? Kendilerini haraca bağlamış imparatorluklara ayaklanıp bağımsızlığını ilan eden milletler bu lafları kullanır.
Osmanlı imparatorluğu da adı üstünde bir imparatorluk olduğuna göre, bu imparatorluğun bir "kurtuluş savaşı" vermesi ne kadar abes bir kavramdır?
Bu savaşın kurtarmaya çalıştığı sadece imparatorluğun kendisiydi. Yunanlılar gayet doğal bir şekilde ülkenin Batı kısmını istiyorlardı ki zaten oralar hep Rum yeriydi. İzmir'e boşuna "Gavur İzmir" denmiyordu o dönem.
Wilson ilkeleri olsun, Sevr olsun, imparatorluğu bölerken Türklere bağımsız kendi ülkelerini zaten veriyordu. Evet toprak olarak daha küçük, ama zaten milli devlet ile imparatorluk arasındaki fark da budur.
Velhasıl Türkiye bir imparatorluk olarak kaldı. Milli Mücadele imparatorluğu kurtardı.
Peki bununlar "devrimlerin" ne alakası var?
Yunanlılarla savaşı kazandıktan sonra ne diye "devrim" yapman gerekiyor?
Ve "kansız devrim olmaz" diye bir de bu zorbalığı haklı çıkartmaya çalışıyorsun?
Milli Mücadele ile sonraki Atatürk İnkılapları mevzu tamamen birbirinden ayrı iki şeydir. Devrimler dediğin şey tamamen keyfidir. Hiç de milletin hayatta kalmasıyla, savunmayla falan alakası olan şeyler değildir. Savaş 1922 de bitti.
SEVR' padişahın zamanında imzalandı. LOZAN ANTLAŞMASI ise ATATÜRK'ün kurtuluş savaşı sonunda YEDİ DÜVELE karşı imzalanmıştır. Açarsınız Lozan antlaşmasını ve TÜRKİYE karşısında kaç ülke varmış anlarsınız. Siz hiç tarih okumadınızsa, biraz okuyun da, 7 düveli görün. SEVR'e göre bu ülkenin toprakları kimlere verilmişti ve LOZAN SONUNDA kimler bu ülkeye sahip çıkmış görür ve de öğrenmiş olursunuz...
Yunanlılar emperyalist güçlerin kendi askerleri yerine gönderdikleridir. SEVR'e bakacak ve kimlere karşı savaşılmış öğreneceksiniz. Siz kızmayın ama hiç bu konuları bilmiyorsunuz.
ismail truth
26-02-2013, 01:28
Şöyle bir ileri adımdır bu; MÜLK yani ülke padişah devrinde, padişahın Mülküydü. Mustafa Kemal bunu halka maletti. DİN devleti vardı. Yani herkes İslami esaslara göre yaşayacak. Bir Musevi veya bir Hrıstiyan sıkıysa ramazanda sokakta giderken yemek yemeye kalksın. Subaşı denilen zaptiyeler hemen ensesinde biterdi. Şeriat yasaları uygulanarak insanlara olmadık cezalar verilirdi.
Yani ADALETİN MÜLKÜN TEMELİ olduğunu, o yerinde sayan sandığınız büyük insan MUSTAFA KEMAL ortaya koydu.
Siz gerçekçi değil de, taraflı bir gözle bakınca, size göre AY bile yerinde duruyor olabilir, hatta bugünkü astrologların sandıkları gibi gezegenler dahi geriye doğru gidebilirler!
ATATÜRK'ün devrimleri tektir. ŞARKIN MİSTİK VE SKOLASTİK VE DE DOGMATİK düşünce tarzından, BATININ BİLİMSEL DÜŞÜNCE DİZGESİNE GEÇİLMESİDİR bu devrim. Tabii ondan sonra gelenler geriye doğru kayınca, bugünkü gibi AMERİKAN ve ALMAN üsleri ve diğer yabancı askerler bizi kollayıp korumaktadırlar. Siz bugüne bakarak bunları KEMALİST DEVİNİMLER sanıyorsanız, çok ama çok yanılmış olursunuz...
Atatürk varken hiç bir yabancı güce gel de beni koru denilmedi. Padişah efendi dahi İngilizlere bizi koruması için yalvarırken MUSTAFA KEMAL kendi insanının gücüne güvendi. Ve düşmanları o şekilde halkıyla birlikte dehledi...
Daha ne olsun ki gözler görmezse kulaklar da duymaz, daha da vahim olanı kafalar da çalışmaz. Yani beyin de işlemez...
Evet ilkokulda hepimize ezberlettirilen masalları çok güzel öğrenmişsin. Şimdi artık büyüdüğüne göre, ve ortam artık resmi tarihi tartışmak için daha serbest olduğuna göre, bu konularda yazılıp çizilen kitapları alıp kendini eğitmeye başlamanın zamanı da gelmiş diyebilir miyiz?
Ben müsadenle iki kitap tavsiye edeyim. Sen eğer kendini geliştirmeyi önemseyen biriysen daha da okursun:
1) Yanlış Cumhuriyet - Sevan Nişanyan
2) Atatürkün İhtilal Hukuku - Taha Akyol
ismail truth
26-02-2013, 01:33
SEVR' padişahın zamanında imzalandı. LOZAN ANTLAŞMASI ise ATATÜRK'ün kurtuluş savaşı sonunda YEDİ DÜVELE karşı imzalanmıştır. Açarsınız Lozan antlaşmasını ve TÜRKİYE karşısında kaç ülke varmış anlarsınız. Siz hiç tarih okumadınızsa, biraz okuyun da, 7 düveli görün. SEVR'e göre bu ülkenin toprakları kimlere verilmişti ve LOZAN SONUNDA kimler bu ülkeye sahip çıkmış görür ve de öğrenmiş olursunuz...
Yunanlılar emperyalist güçlerin kendi askerleri yerine gönderdikleridir. SEVR'e bakacak ve kimlere karşı savaşılmış öğreneceksiniz. Siz kızmayın ama hiç bu konuları bilmiyorsunuz.
Lütfen kendini geliştir biraz.
Evet ilkokulda hepimize ezberlettirilen masalları çok güzel öğrenmişsin. Şimdi artık büyüdüğüne göre, ve ortam artık resmi tarihi tartışmak için daha serbest olduğuna göre, bu konularda yazılıp çizilen kitapları alıp kendini eğitmeye başlamanın zamanı da gelmiş diyebilir miyiz?
Ben müsadenle iki kitap tavsiye edeyim. Sen eğer kendini geliştirmeyi önemseyen biriysen daha da okursun:
1) Yanlış Cumhuriyet - Sevan Nişanyan
2) Atatürkün İhtilal Hukuku - Taha Akyol
Bana bilgi sahibi ve de CUMHURİYET yanlısı oalnaların yazdıkları kitapları gösteriniz. Nişanyan denilen kişi ATATÜRK düşmanlığıyla tanınmıştır. TAHA Akyol ise Tarih nedir bilmez ki.
Siz belli oluyor ki SEVR de parça verilenlerden olabilirsiniz. Yani TÜRK ulusunun savaştığı gruplardan. Çünkü verdiğiniz kaynakalr TÜRKLERE karşı olan kaynaklardır. Siz açın da Tarihçilerin yazdıklarını bir okuyun. LOZAN ANTLAŞMASI gerçek değil mi? Yedi düvele karşı TÜRKİYE ...imza atmamış mı?
İlk okul veya Üniversite size bunlar ne ifade ediyorsa yanlış öğrenmişsiniz. Gerçekleri örtecek büyüklükte kimsenin örtüsü yoktur. Açın SEVR ve LOZAN antlaşmalarını okuyun ...
Lozan antlaşması 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre'nin Lozan şehrinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, SSCB ve Yugoslavya temsilcileri tarafından, Leman gölü kıyısındaki Beau-Rivage Palace'ta (şimdi otel) imzalanmış barış antlaşmasıdır.
mustafakemallerolmez
26-02-2013, 09:13
Bana bilgi sahibi ve de CUMHURİYET yanlısı oalnaların yazdıkları kitapları gösteriniz. Nişanyan denilen kişi ATATÜRK düşmanlığıyla tanınmıştır. TAHA Akyol ise Tarih nedir bilmez ki.
Sesli kardeş burda sana katılmıyorum şöyle ki objektif olarak düşünüp düşünemediğini fikrinin tam zıttı bir düşünceden anlayabilirsin. Şöyle örnek vereyim, ben turan dursunun din bu serisini okuduktan sonra süleyman ateşin bu kitaba vermiş olduğu saçma cevaplarla turan dursundan emin olabildim.
Baskoylu
26-02-2013, 17:08
Bu kısmı biraz daha açarsan iddianı desteklemiş olursun. Mesela hangi katliamlar ve hangi soykırımlardır bunlar?
Ayrıca zamanın şartlarından kastım şeyh sait isyanıdır, nasturi isyanıdır, mutki isyanıdır vs vs yapmayın etmeyin saf ayağına yatmayın menemen olayı gibi yeni rejime karşı yapılan ayaklanmaları bastırabilmek için tatlı dil ne derece etkili olurdu? Hadi onuda geçtim padişahın emriyle uçan kellelerden sonra gelinen yeni rejim ondan dahamı faşistti diye sormadan edemeyeceğim?
Yapılan devrimlerin halka bi faydasının olmadığını söylemişsiniz.
Şapka ve kıyafet kanunu, soyadı kanunu,lakap ve unvanların kaldırılması,tekke ve zaviyelerin kaldırılması,KADINLARA SEÇME VE SEÇİLME HAKKI,Tevhidi Tedrisat,Millet Mektepleri,Harf Devrimi, Yeni alfabe(sakın kalkıp okuma yazma bilen halkı bir anda cahil bıraktı demeyin zira halkın %3'ü okuma yazma bilmekteydi),Aşar vergisinin kaldırılması,Çiftçinin özendirilmesi, örnek çiftlikler kurulması,tarım kredi koop.,I. ve II. Kalkınma planları, Yüksek ziraat enstitüleri, Ticaret odaları.....Bütün bunlar halk için değildi de Atatürk ve Arkadaşlarını paraya boğmak içinmiydi?
Hadi diyelim ki Atatürk son derece faşist-ırkçı-milliyetçi-kafatasçı bir insandı. Hadi diyelim ki Katliamın-Soykırımın kralını yaptı.
Bizi padişahın kulu yapmaktan kurtarmadı mı?
Herşeye rağmen en yaşanılabilir müslüman ülkesi isek bunu kime borçluyuz Vahdettine mi?
Saygideger Mustafakemallerolmez Dost,
Hadi diyelim ki Atatürk son derece faşist-ırkçı-milliyetçi-kafatasçı bir insandı. Hadi diyelim ki Katliamın-Soykırımın kralını yaptı.
Bizi padişahın kulu yapmaktan kurtarmadı mı?
Herşeye rağmen en yaşanılabilir müslüman ülkesi isek bunu kime borçluyuz Vahdettine mi?
Bu son soyleminizle bir cok seyi sonuclandirmissiniz.... Kotunun iyisi olarak gordugunuz Kemalizm yapilanmasinin Irkci ve Milliyetci yapilanmasinida gormus olursaniz, yani Turkiye`e Milliyetciligin ve Irkciligin mimari olan Ataturk`un sahip olmus oldugu kimligi acik yurekle aciklarsaniz, TC nin kurulusundan bu yana yapilanmanin nitelik ve niceligini daha iyi anlamaya ve tahlil etmeye calismis oluruz.....
Onemli olan ilk okul masalarinda kafamiza yerlestirilen tabulari yikmak, dogru ve gerceklerle yuzlesmektir......
Cumhurriyet ile Pahdisahlik arasinda elbette farkliliklar var, elbette birisi digerine gore yenilikci veya bir adim ileridir.....
Iran`da Sahlik duzeni ile Humeyni duzeni arasindaki farkla bir benzeridir.
Iran`da Sahlik duzeni yikildi, yani baba`dan ogul`a gecen duzen yikildi, secimlerle iktidara gelme olayi yaratildi... Osmanli duzeni baba`dan ogul`a gecen duzendi, Cumhurriyet kuruldu, baba`dan ogul`a saltanat son buldu.
Iran`da Mollalar iktidara gecti, Turkiye`de ise Irkci ve Milliyetciler basa gecti. Turkiye`de Irkciligin, Milliyetciligin ve Gericiligin mimari elbette Ataturk`tur. Genclige hitabesi, Istiklal Marsi ve butun nutuklarinda bastan sona kadar Turk Halki, Ey Turk Gencligi vs vs nutuklarla baslamaktadir, Turkiye`de yasiyan azinliklara yasama hakki tanimamaktadir.
Turkiye`de yasiyan Kurt, Laz, Cerkez, Yoruk, Turkmen, Alevi, Ermeni ve sayamadigimiz diger azinliklar, Cumhurriyet doneminde ugradiklari haksizliklar ve zulumlere Osmanli doneminden kat be kat katmerli olmustur. bunun temel sebebi ise hortlattigi Irkcilik ve Milliyetcilik yapilanmadan kaynaklidir.
Dersim`in her hucra kosesinde nice katliamlar yapilmistir. Bu katliamlarin asil amaci SOYKIRIMDIR, Dersim`i kokten imha etme politikasidir. Yani Dersimde yasiyan Alevileri katletmekle, kalanlari zorla surgune gondermekle, Alevilerin yok edilmesi icin bir baslangic olarak gormesi. Kurt`leri Turklestirme politikasi gibi, Alevileri`de Turklestirme politikasindan baska bir sey degildir.
Bu yuzden Musolini ve Adolf Hitler gibi Irkci ve Milliyetcilerin onderi ve klavuzu olmustur....
Zaman sorunundan dolayi acil olarak cikmam gerekir, daha sonra ekliyeceklerimle birlikte, Saygideger Neva Dost`u da unutmus degilim.....
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Baskoylu
01-03-2013, 19:50
Saygideger Neva Dost.
Zaman sorunundan dolayi gec cevap verdigimden dolayi kusuruma bakmayin....
Siz bugun devrimci oldugunuz halde, gunumuz trendi cep telefonu, internet bilgisayar vb. seyler kullaniyor musunuz? Kullaniyorsunuz. Bunu hangi gerekce ile kullanirsaniz kullanin, demek ki hicbir elestirdigimiz olusum-yapi %100 tamamiyla halktan, insanlardan kopuk ve gerici seyler yapmaz. Mutlaka icinde halki ileriye tasiyacak olan gelismeler mevcuttur.(tamamiyla olmasa da)Saygideger Neva Dost. Benim Devrimci oldugumu dusunuyorsunuz, Yasadigim ortam, yasadigim yer, Yaptigim ve yapacaklarimdan dolayi... Devrimci olmamin mumkunu yoktur.
Kapitalizmin nimetlerinden faydalanmak yerine, Kapitalizmin cirkefliklerini ve insanlar uzerinde acimasizca somurusunu gorup kaderciligi secmek yerine.... Bir donem Devrimci Mucedele Icinde iken, Fasist Duzenin Fasist Kolluk Gucleri Tarafindan Yakalanarak, Yine Bu Fasist Duzenin Iskencecileri Tarafindan Insanligin Kabul Edemiyecegi Iskencelerde Bedel Vermeye Raziydim.
Devrim, Devrimci ve Devrimcilik olgulari birbirine yakin gorunmus olsalarda farkli anlamlari ve birbirinden oldukca uzak aciklamalari var....
Dolayisiyla Devrimci Degilim ama ara sira burada ve diger alanlarda konusmalarimla, durusumla "Devrimcilik" yapiyorum.
yani isime geldiginde calisip para kazanmaya veya para biriktirmeye calisiyorum, isime geldiginde piknik yapip izgara yapiyorum, isime geldiginde eglence yerlerine ve lokantalara giderek en guzel yemekleri yiyorum, altimda araba istedigim yere gezmeye gidiyorum, konusmaya geldiginde kimseye firsat vermeden Sinirsiz ve Sinifsiz Bir Dunya Yaratmak Icin, Dunyanin Devrime Acilen Ihtiyaci Oldugunu, Savaslarin ve Insanin Insani Yeme Cagin Bitmesi Icin Mucadelenin Sart Oldugunu.. Savunuyorum diger yandan istedigim sekilde yasamaya calisiyorum...
Devrimci; 24 saatini halka adiyan, halkin cikarindan baska bir sey dusunmiyendir.
Sonuc olarak Teorim ile Pratigim birbirine uyum saglamamaktadir.....
Bahsettiginiz donemi Adolf Hitler tarzi ile birebir ortusturmeniz akildisidir. Baska bir baslikta da benzerini yazmistim, o doneme dair kim olursa olsun ayni olacakti, zira o donemin yukselen trendi milliyetcilikti ve dahi irkcilikti. Benzer bir ornek; Ataturk degil de, Atakurt de vb. olsaydi aynisi olacakti. 2013 yilinin parametreleriyle, bilmemkac yilinin ayni siyasi-global yapilanma ve kosullar uzerinden degerlendirilmesi mantiksizdir.
O Doneme Dair Kim Olursa Olsun Ayni Olacakti!!!!! AtaTURK, AtaKURT olsaydi ayni olamazdi... eger AtaKURT olmus olsaydi, bugun Kurt Milliyetcilgi ile Turk Milliyetciligi yer degistirmis olacakti... dolayisiyla Kurt milliyetciligi olmus olsaydi, bugun Kurt milliyetciligini elestirip mahkum etmeye calisir olmus olacaktik.
Ataturk`un yapmis oldugu veya izlemis oldugu Irkci ve Milliyetci politikanin O donemde kim olursa olsun aynisini yapacakti, yani kim olursa olsun, Irkci ve Milliyetci bir cizgi izliyecekti!! demek istiyorsunuz!!
Cumhurriyetin kurulusundan once, 1917 Ekim devrimi gerceklestirenler neden Irkci ve Milliyetci bir cizgi izlemediler? Bunlar O donemde yanlis bir politikami izlediler? Irkci ve Millliyetci olmalari gerekirken, yasadiklari caga ihanetmi ettiler?
Birilerinin yanlislarini, hatalarini ve eksiklerini gizlemek, kollamak ve korumak icin, kisiligimizden ve insanligimizdan odun vermek zorunda degiliz... Oz Babamiz ve Oz Annemizde olsa, Yanlislarini, Eksiklerini ve Hatalarini soylemek onlari dusurmez aksine onlari yuceltir.
En Iyi Dost; Hatalarimi, Eksiklerimi ve Yanlislarimi Yuzume Vurandir ve Beni Uyarandir.....
Hz. Muhammed 50 yaslarinda olmasina ragmen; Aise (Ayse) 6 yasinda iken goz dikmesini horlamak ve yanlis gormek size gore dogru bir yaklasim olmamalidir.. Cunku O donemde kucuk yastaki kizlari bir birlerine alip verme, Cocuklara tecavuz etme gelenegi oldugundan dolayi, O Donem Kim Olursa Olsun Aynisini Yapardi ve Normaldir dememiz gerekir degilmi?
Veya Dehak denen zalimin Cocuk beyni yemesinide normal karsilamamiz lazim, Dehakin yerinde Devampir olsaydi aynisini yapardi!!! dolayisiyla butun olumsuzluklari, haksizliklari ve yanlislari donemin sartlarinda olmasi gereken olgular olarak kabul edecegiz oylemi?
Turk oyledir, Turk boyledir vb. sloganlarini bir yana birakiniz. Bunlar o donemin olmasi gereken sloganlariydi ve islevini yerine getirdi. O donem, tum toplumlarda cimento gorevi gormustur bu tur soylemler. Eksterem bir donemde yine kullanilir, dogaldir bu.Degerli Dost, O donemde atilan Irkci ve Milliyetci sloganlarin, O donemde olmasi gereken sloganlariydi derseniz, Bugun Ya Sev Ya Terk et, Turkiye Turklerindir, Turk`un Turkten Baska Dostu Yoktur vs vs gibi olumsuzluklarida destekcisi oldugunuzu yabana atmayin, Gunumuzde MHP li Irkci ve Milliyetci fasistlerin yaptiklarini onaylamis durumdasiniz...
Cunku bunlar O donemin takipcileridir, O donemin NE MUTLU TURKUM diyen ideolojinin takipcileridir.
Bunlari Kemalizmden ayri tutmak gibi hic kimsenin luxu olamaz, bazilari icin Mustafa Kemal Ataturk olarak gecebilir.. Bazilari icinde Ulu Basbug Ataturk olarak gecmesi kadar normal bir sey yoktur....
Sonuc olarak Mustafa Kemal Ataturk ile Ulu Onder Basbug Ataturk arasindaki fark tipki Milliyetcilik ile Ulusalcilik gibidir... birisi kati digeri ise ILIMLI.
Sonuc olarak Kamlizmin yasadigi donemin yanlislarini, eksiklerini ve hatalarini tartisiyoruz, O donemde olmasi gereken ile olmamasi gerekenlerin tartismasini yapiyoruz.
Yani Ataturk`un gozu KOR`du, Ataturk Kumarciydi, Ataturk Ickiciydi, Ayyas ve Sarhostu, Ataturk Homoydu, Ataturk Deliydi, Akilliydi gibi kisisel yaftalamlarla icerikli degil.
Cumhurriyetin Kurulusunda Bu Ulkede Yasallastirdigi Fasist Kanun ve Yasalarini, Kurdugu Fasist Duzen, Irkci ve Millliyetci nutuk ve naralari sonucu, Turkiye`de yasiyan halklara yonelik Soykirim, Toplu Katliam, Yargisiz Infaz, Idam, Iskence ve Surgunlerin nitelik ve niceliklerini bizzat kendi belgeleri ve kaynaklari ile vererek, Canli taniklarin soylemleri ile mahkum etmeye calisirken... Sizin gibi aydin dostlarin Kendi Suclusunu Korumaya Calismasi Dusundurucudur!!!!
O donemin devrimleri de buna benzer, kendi tarihsel donemi icinde. Hem amac, hem de arac vazifesi gormustur, gudulen davada.
Bunun diktayi korumak, birseyleri hakli cikarmak vb. seylerle ilgisi yoktur, donemin gercekleridir, yapilanmasidir, siyasi dalgalanmasidir aslolan.Bu ve bunun uzerinden elestiri getirmek dogru olandir. Birseyi elestirmek ayri seydir, birseyi tamamiyla kaldirip cope atmaya calismak ayri seydir.Donemin gerceklerini aydinliga cikariyorsak, gerceklerden ve dogrulardan korkup, amaclari sadece ve sadece suclusunu korumak olan kisi ve kisilere tepkilerimiz sozlu saldirilarimiz degildir, onlarin sozlu saldirilarina karsi, belge ve kaynaklarla yola cikarak soru sordugumuzda yine teorik olarak cevap vermesi gerekirken, her seferinde hakaret vari saldirilarla karsi karsiya kalmamiza regmen, imkanlarimiz dogrultusunda hosgoru ile karsiliyoruz.
Eger O donemin Askeri Diktatorlugunu veya duzenin Diktatorulugunu savunuyorsaniz, Bunlarin O donem icin gerekli oldugunu ve olmasi gerektigini dusunup savunuyorsaniz... Diktatorlugu veya donemin fasist yasalarini ve kanunlarini korumak ve kollamak, ayni zamanda savunmaktir... Hem evet ayni zamanda ayni seye evet demeniz kadar yanlistir....
Yanlislari, eksikleri ve hatalari elestirip mahkum etmek.. herseyi cope atmak degildir. Emperyalist guclere karsi verline mucadelenin dogrulugunu savunuyorsa, Yapilan Yeniliklerin yenilik oldugunu, ama halkin zaruri ihtiyaci olan yenilikler degilde, Milli Burvuva Yenilikleridir demek suc olarak algilanabilirmi? Kaldiki Irkci, Milliyietci ve Gerici bir yapilanmaya sahip olan kisiden farkli bir yenilik (devrim) beklemek yanlis olur,
Yapisi geregi bu yenilikleri yapmistir.... Vurgulamak istedigimiz, Corba ile Pilavi birbirine karistirmamaktir, ikisini bir birine karistirirsaniz, ayiklamaya calissanizda ayiklamak zor olacaktir, sonraki surec ise mide bulantisina yol acar, yiyemez cope atmak zorunda kalacaksiniz.....
Yani Irkci, Milliyetci ve Gerici Kemalizmi cope atan ve atmak icin caba harciyanlar, bilmeden ona zarar veren onun savuncularidir.........
Bir de elestiri getirdiginiz zamana(zamanlamaya) dikkat cekmenizi oneririm. Dunya neredeyse 3. Dunya savasinin esiginde iken, sizin Turk milliyetciligini surekli olarak islemeniz gercekten enteresan.!! Zaman zaman Marksisizm vs.'den kafanizi kaldirip, siyasi global dunya dengelerine, gelismelere, gidisata vs. goz attiginiz oluyor mu?
Internet ortami olmadan once bile, 50 klm uzakta olmasina regmen hafta`da 3 kez gelen Turk gazetelerini almak icin ozel olarak gidiyordum, diger gazetelerin`e su ana kadar aboneyim, gunluk haber ve dunyada olup bitenlerden uzak durdugum zaman ozellikle dunyada gelisen olumsuzluklardan uzak kalip haber almadigim zaman, bir gun veya bir kac gun sonra haber almam halinde, kendimi tarihin gerisinde his ederim.....
sonuc olarak yanlis bir gozlemcilik ve yanlis bir tespit yapmissiniz....
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Sesli kardeş burda sana katılmıyorum şöyle ki objektif olarak düşünüp düşünemediğini fikrinin tam zıttı bir düşünceden anlayabilirsin. Şöyle örnek vereyim, ben turan dursunun din bu serisini okuduktan sonra süleyman ateşin bu kitaba vermiş olduğu saçma cevaplarla turan dursundan emin olabildim.
Zaten herkes birbirine katılmış olsaydı böylesi bir dünyada bulunmazdık.
Ancak nesnel olmak için konuya eğiliyorsanız nesnel olanı bulacaksınız.
ŞU SEVAN NİŞANYAN denilen adam son derecede ATATÜRK düşmanıdır. Yazıları var. Okur görürsünüz. Bu adamın nesnel olması için çok saf olmak gerekir.
Üstelik bu kişi tarih konusunda hiç de yetkin bir bilgiye sahip olmayıp hep taraflı bakışa sahip bir kişi.
gelelim TAHA beye, bu kişi de ATATÜRK' e pek olumlu bakan biri değil.
Şimdi siz nesnel derken bana gerçekten nesnel ve de konu hakkında yetkin kişileri vermelisiniz ki ben de onların tarafsızlıklarına güvenebileyim...
Verdiğiniz örnek geçersizdir. Çünkü S. Ateş zaten diyanetin başkanlığını yapmıştı. Onun konuya bakışı mı, size TURAN DURSUN'u sevdirdi? Yapmayın. TURAN DURSUN ışık gibi bir varlıktı. Onun ışığı kimseye muhtaç değildir...
Hele ATATÜRK, IŞIĞIN TA KENDİSİ, ONU ANLAMAK İÇİN HİÇ BİR KİŞİYE GEREK YOK. BAKARSINIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ'ne ve görürsünüz ATATÜRK'ü
Bilmem anlatabildim mi?
Saygideger Neva Dost.
Saygideger Neva Dost. Benim Devrimci oldugumu dusunuyorsunuz, Yasadigim ortam, yasadigim yer, Yaptigim ve yapacaklarimdan dolayi... Devrimci olmamin mumkunu yoktur.
Kapitalizmin nimetlerinden faydalanmak yerine, Kapitalizmin cirkefliklerini ve insanlar uzerinde acimasizca somurusunu gorup kaderciligi secmek yerine.... Bir donem Devrimci Mucedele Icinde iken, Fasist Duzenin Fasist Kolluk Gucleri Tarafindan Yakalanarak, Yine Bu Fasist Duzenin Iskencecileri Tarafindan Insanligin Kabul Edemiyecegi Iskencelerde Bedel Vermeye Raziydim.
Devrim, Devrimci ve Devrimcilik olgulari birbirine yakin gorunmus olsalarda farkli anlamlari ve birbirinden oldukca uzak aciklamalari var....
Dolayisiyla Devrimci Degilim ama ara sira burada ve diger alanlarda konusmalarimla, durusumla "Devrimcilik" yapiyorum.
yani isime geldiginde calisip para kazanmaya veya para biriktirmeye calisiyorum, isime geldiginde piknik yapip izgara yapiyorum, isime geldiginde eglence yerlerine ve lokantalara giderek en guzel yemekleri yiyorum, altimda araba istedigim yere gezmeye gidiyorum, konusmaya geldiginde kimseye firsat vermeden Sinirsiz ve Sinifsiz Bir Dunya Yaratmak Icin, Dunyanin Devrime Acilen Ihtiyaci Oldugunu, Savaslarin ve Insanin Insani Yeme Cagin Bitmesi Icin Mucadelenin Sart Oldugunu.. Savunuyorum diger yandan istedigim sekilde yasamaya calisiyorum...
Devrimci; 24 saatini halka adiyan, halkin cikarindan baska bir sey dusunmiyendir.
Sonuc olarak Teorim ile Pratigim birbirine uyum saglamamaktadir.....
.
Sayin baskoylu;
Devrimci kelimesini sanirim yanlis algiladiniz.
Onemli olan ustte bahsettiklerimizi kullaniyor musunuz? Kullanmiyor musunuz? Kullaniyorsunuz. Konu budur. Bahsettigim siyasi anlamda devrimcilik degil, zira basindan beri teori -pratik ortusturemediginizin farkindayiz mesajlarinizdan. Ancak kisinin gercekte kendisine dair ortusturemedigi seyleri(teori-pratik) , ortama sunmasi da ayri bir garipliktir.
Devrimci (siyasal baglamda) 24 saat kendini halka adarsa (guncel hayattaki herseyden kendini soyutlayip), zaten devrimci degil, baska bir kavramin kendisi haline gelir.
Dinen halvete girenler de ayni benzer seyi yapiyor zira..
O Doneme Dair Kim Olursa Olsun Ayni Olacakti!!!!! AtaTURK, AtaKURT olsaydi ayni olamazdi... eger AtaKURT olmus olsaydi, bugun Kurt Milliyetcilgi ile Turk Milliyetciligi yer degistirmis olacakti... dolayisiyla Kurt milliyetciligi olmus olsaydi, bugun Kurt milliyetciligini elestirip mahkum etmeye calisir olmus olacaktik.
Ataturk`un yapmis oldugu veya izlemis oldugu Irkci ve Milliyetci politikanin O donemde kim olursa olsun aynisini yapacakti, yani kim olursa olsun, Irkci ve Milliyetci bir cizgi izliyecekti!! demek istiyorsunuz!!
Cumhurriyetin kurulusundan once, 1917 Ekim devrimi gerceklestirenler neden Irkci ve Milliyetci bir cizgi izlemediler? Bunlar O donemde yanlis bir politikami izlediler? Irkci ve Millliyetci olmalari gerekirken, yasadiklari caga ihanetmi ettiler?
Birilerinin yanlislarini, hatalarini ve eksiklerini gizlemek, kollamak ve korumak icin, kisiligimizden ve insanligimizdan odun vermek zorunda degiliz... Oz Babamiz ve Oz Annemizde olsa, Yanlislarini, Eksiklerini ve Hatalarini soylemek onlari dusurmez aksine onlari yuceltir.
En Iyi Dost; Hatalarimi, Eksiklerimi ve Yanlislarimi Yuzume Vurandir ve Beni Uyarandir.....
Hz. Muhammed 50 yaslarinda olmasina ragmen; Aise (Ayse) 6 yasinda iken goz dikmesini horlamak ve yanlis gormek size gore dogru bir yaklasim olmamalidir.. Cunku O donemde kucuk yastaki kizlari bir birlerine alip verme, Cocuklara tecavuz etme gelenegi oldugundan dolayi, O Donem Kim Olursa Olsun Aynisini Yapardi ve Normaldir dememiz gerekir degilmi?
Evet onu yapiyor olurduk, ama bu Turk milliyetciligini yukseltmemizi gerektirmezdi, ezen ulus-ezilen ulus bahsiyle!? Gordugunuz gibi varsilligini korumak adina, yine ezecektir, ezmeye calisacaktir.
1917 Ekim devrimi ile bunun ne ilgisi var? Veya Muhammed ile?
Evet bunu yanlis gorurum-goruruz, bugun Turkiye'de Anadolu'da hala benzer seyler, iliskiler yasanmakta bunu da yanlis goruyoruz ve elestiriyoruz. Ama kiyasladiginiz seylerin icerigini bilmekte fayda var. Cinsel egilim/cinsel ozgurluk vb. seyler ile yerlesik siyasi ideolojileri temelinde kiyaslayamassiniz, acmis oldugunuz baslik konusuna dair. (ulusalcilik milliyetcilik babinda)
Yani baska bir deyisle Adem ve Havva hikayesinden geliyor olusumuz, insanlik tarihini sapkin(!)-sapik yapabilir, ama A /B kisisini sapkin-sapik yapmaz.
Evet o donem yasantisi, kulturu, gelenegi vb. seyler ne ise yasanir, ama cinsel kimliklerin modasi yoktur. Her daim yasanir. Oysa siyasi politikalar-ideolojiler donemlere gore degisir, evrilir vs..
Ancak salt siyasi olarak baktigimizda, Muhammed'in kendi doneminde yaptiklari da tamamiyla tutarsiz degildir. Neticede bir siyasi cikistir. Onun 6 yasindaki kizla evlenmesi, bu ortada durani degistirmez. Bu demek degildir ki elestiri gormeyecektir, elestirilmemelidir. Ancak bunlarin elestiriliyor olmasi , onlarin tamamen %100 yanlis olmasi anlamina gelmez.
O zaman size derim ki; alin elinize bir kilic, silah kesiverin onunuze gelen tum escinselleri mesela veya yasadiginiz ulkedeki 16 yas oncesi cinselligin ozgurce yasanmasina karsi cikin, tecavuzculeri kesin dograyin, meydanlara kosun .. Yapar misiniz? Veya yapmassiniz niye???????
Veya yasadiginiz cografyada, burnunun dibindeki mini marketten, salt Hindistan orjinli oldugu icin alisveris yapmayan, benzin ve kahve vb. almayan, onun yerine alisveris icin bilmem kac kilometre otedeki markete giden canuck'i ne ile elestireceksiniz ornegin, yasadiginiz ulkenin kanunlarina gore? Hangi maddeye dayayacaksiniz? Zira baslardaki mesajlarinizdan birinde, "ezen tarafin ilericiligi olmaz" demistiniz. Nasil yorumlayacaksiniz peki buna gore?
Oysa siz de gayet iyi bilmektesiniz ki, oradan aliveris yapilmasina engel teskil eden, oradaki adamin bir zamanlar somurge ve farkli renge sahip olusu ve buna ragmen bugun is-guc sahibi (kucuk burjuva) olmasidir.
1917 Ekim devrimini gerceklestirenler de, kimilerine gore irkcidir, irkci sonuclar getirmistir. Size gore oyle olmasa da, bu, o bakis acisini degistirmez. Yani tamamen, herseyiyle dogruydu haline getirmez.Ama karsi duran insanlari da, insanlik dusmani-gerici-diktayi koruyan vb. olarak ilan etmemizi de gerektirmez. Siyasi olarak dayatmadir cunku.
Yine tarihsel(siyasi) donem icinde ele alinir ve degerlendirilir.
Birazda tarihsel olarak nereden ve nasil baktiginiza baglidir.(objektif olup olmamaniza yani) Ona bakarsaniz 1871'in Paris Komunu'ne bakin. Veya 1789' lu yillardaki Fransiz Ihtilali'ne bakin. 2013 yilindan bakip tamamiyla yanlis demek tutarli degildir, bir de o donemi dusunerek degerlendirerek yorumlayi deneyin.
Mesela son yillardaki Arap Bahari icin ne dusunuyorsunuz? Kimin parmagi var bu degisimlerde!?
Degerli Dost, O donemde atilan Irkci ve Milliyetci sloganlarin, O donemde olmasi gereken sloganlariydi derseniz, Bugun Ya Sev Ya Terk et, Turkiye Turklerindir, Turk`un Turkten Baska Dostu Yoktur vs vs gibi olumsuzluklarida destekcisi oldugunuzu yabana atmayin, Gunumuzde MHP li Irkci ve Milliyetci fasistlerin yaptiklarini onaylamis durumdasiniz...
Cunku bunlar O donemin takipcileridir, O donemin NE MUTLU TURKUM diyen ideolojinin takipcileridir.
Sayin baskoylu;
Bakin sizin mesajlarinizda gozledigim, sizin dusunsel probleminiz mevcut. Yani size karsi farkli yazan her kesim, MHP'li irkci ve milliyetcileri veya fasist kesimi onayliyor babinda almaktasiniz her yazilani.
Dunya 3. dunya savasinin esiginde, dogal olarak hemen hemen tum ulkelerde yukselen trend(varsillik adina) milliyetcilik vb. son zamanlarda.. Bu ister dillendirilsin, isterse dillendirilmesin boyle ne yazik ki..O bahsettiginiz soylemler de, zaten savas donemi(oncesi -sonrasi) soylenegelen soylemlerdi. Her ortalama gelismekte olan ulkede, hatta gelismis ulkede, o donemvari takipciler mevcuttur. Bundan daha dogal birsey olamaz. Gercek olan budur ne yazik ki..Gelinen surecte(o gunden- bugune) olan olaylar ortadadir ve elestirilmesi gerekir, ama bu olaylarin her elestirilecegi noktada, topu kisi kultune atmak (Ataturk mesela) tutarli bir yaklasim degildir maalesef.
Bunlari Kemalizmden ayri tutmak gibi hic kimsenin luxu olamaz, bazilari icin Mustafa Kemal Ataturk olarak gecebilir.. Bazilari icinde Ulu Basbug Ataturk olarak gecmesi kadar normal bir sey yoktur....
Sonuc olarak Mustafa Kemal Ataturk ile Ulu Onder Basbug Ataturk arasindaki fark tipki Milliyetcilik ile Ulusalcilik gibidir... birisi kati digeri ise ILIMLI.
Sonuc olarak Kamlizmin yasadigi donemin yanlislarini, eksiklerini ve hatalarini tartisiyoruz, O donemde olmasi gereken ile olmamasi gerekenlerin tartismasini yapiyoruz.
Yani Ataturk`un gozu KOR`du, Ataturk Kumarciydi, Ataturk Ickiciydi, Ayyas ve Sarhostu, Ataturk Homoydu, Ataturk Deliydi, Akilliydi gibi kisisel yaftalamlarla icerikli degil.
.
Sayin Baskoylu;
Kemalizm goceli-yikilali o kadar cok zaman oldu ki, onu yeniden ele alip gundemde islemeye calismak anlamsizdir. Siyasi baglamda, Kemalizm bitmistir.
Mustafa Kemal Ataturk ile Basbug Kemal Ataturk arasinda, gelinen surecte (bugun) cok fark vardir ne yazik ki.. Bugun gundemde olan uygulamalara karsi, varsillik olarak Ataturk'u gorus olarak destekleyenve, sol gorus icin ne diyeceksiniz peki? -BAHSETTIGIM BOYALI BASIN SOL'U veya x partisi DEGIL- Hayir onlar maske takmis, basbug Ataturkcu'su veya Kemalist mi diyeceksiniz?
Veya gecmisteki yanlislari elemis, elestirmis ve kafasinda bir yere oturtabilmis, Ataturkcu goruse de Kemalist mi diyeceksiniz?
Iste, cope atmakla, elestirmek bu noktada ayrilir.
Cumhurriyetin Kurulusunda Bu Ulkede Yasallastirdigi Fasist Kanun ve Yasalarini, Kurdugu Fasist Duzen, Irkci ve Millliyetci nutuk ve naralari sonucu, Turkiye`de yasiyan halklara yonelik Soykirim, Toplu Katliam, Yargisiz Infaz, Idam, Iskence ve Surgunlerin nitelik ve niceliklerini bizzat kendi belgeleri ve kaynaklari ile vererek, Canli taniklarin soylemleri ile mahkum etmeye calisirken... Sizin gibi aydin dostlarin Kendi Suclusunu Korumaya Calismasi Dusundurucudur!!!!
Bakin hala dusunsel olarak ayni yanlisin icerisindesiniz.
Kendi suclusunu korumak ne demek ?
Ortada bir suc varsa, bir de ceza vardir. Cezayi kime keseceksiniz peki? Iyi hos da bu madalyonun bir de obur yuzu var, onun hakkindan gelebilecek misiniz? Bu ve bunun gibi yapilanmalarin arkasinda birkac buyuk tekel/kartel oldugunu hepimiz bilmekteyiz zira. Her turlu politik/siyasi ideolojiye dair ustelik.
Veya o cezayi kestiginizde, hersey duzelecek, insanin insani yemesi, katliamlar, soykirimlar bitecek vb. hayali seyler mi ortaya koydugunuz? Bu bakis acisi kusura bakmayin ama, tanrisal bir bakis acisi, hani herkese, herseye adalet getireyim, herkesi seveyim vb. hayali seyler politik baglamda.
Varin kendiniz oturup bir dusunun bence, bu buyuk madalyonun iki yuzunu de.. !
Donemin gerceklerini aydinliga cikariyorsak, gerceklerden ve dogrulardan korkup, amaclari sadece ve sadece suclusunu korumak olan kisi ve kisilere tepkilerimiz sozlu saldirilarimiz degildir, onlarin sozlu saldirilarina karsi, belge ve kaynaklarla yola cikarak soru sordugumuzda yine teorik olarak cevap vermesi gerekirken, her seferinde hakaret vari saldirilarla karsi karsiya kalmamiza regmen, imkanlarimiz dogrultusunda hosgoru ile karsiliyoruz.
Eger O donemin Askeri Diktatorlugunu veya duzenin Diktatorulugunu savunuyorsaniz, Bunlarin O donem icin gerekli oldugunu ve olmasi gerektigini dusunup savunuyorsaniz... Diktatorlugu veya donemin fasist yasalarini ve kanunlarini korumak ve kollamak, ayni zamanda savunmaktir... Hem evet ayni zamanda ayni seye evet demeniz kadar yanlistir....
Yanlislari, eksikleri ve hatalari elestirip mahkum etmek.. herseyi cope atmak degildir. Emperyalist guclere karsi verline mucadelenin dogrulugunu savunuyorsa, Yapilan Yeniliklerin yenilik oldugunu, ama halkin zaruri ihtiyaci olan yenilikler degilde, Milli Burvuva Yenilikleridir demek suc olarak algilanabilirmi? Kaldiki Irkci, Milliyietci ve Gerici bir yapilanmaya sahip olan kisiden farkli bir yenilik (devrim) beklemek yanlis olur,
Yapisi geregi bu yenilikleri yapmistir.... Vurgulamak istedigimiz, Corba ile Pilavi birbirine karistirmamaktir, ikisini bir birine karistirirsaniz, ayiklamaya calissanizda ayiklamak zor olacaktir, sonraki surec ise mide bulantisina yol acar, yiyemez cope atmak zorunda kalacaksiniz.....
Yani Irkci, Milliyetci ve Gerici Kemalizmi cope atan ve atmak icin caba harciyanlar, bilmeden ona zarar veren onun savuncularidir.........
.
Sayin Baskoylu;
Siz donemin gerceklerini ortaya cikarmiyorsunuz, zaten dunya uzerinde insanlik tarihinin baslangicindan beri kesintisiz devam eden(her daim, her bir bolgede) akimlar isledikleriniz. Her zaman varlar ve donem donem farkli cografyalarda kullanilmaktalar. Isimleri degisse de, makyaj gorse de ayni seyler.
Kisilere dair, kendi davalarina iliskin de, sizin soyledikleriniz hakaret olarak gelebilir. Bu da cok normal.
Bakin, birseyin global olarak gercekligini ortaya koymak onu savunmak degildir. Varolan gercek goruntu uzerinden, hayali seylerle savunu getirmek tutarsizliktir. Tamam bunlar iyi, guzel seyler degil, ama bir o kadar da yasamin icinde gercek olan seyler. Once bunun ayrimini yapmak gerekiyor.
Yoksa gunde 500 kere portakal cok kotudur demeniz, dunyadaki portakal uretiminin gercekligini ve tuketim- idamesini yok saymiyor.
Son altini cizdigim cumlenizi, bir daha, daha ustteki ornegi okuyarak degerlendiriniz bence..
Devrim, kavram olarak duragan bir yapi degildir zira.
Internet ortami olmadan once bile, 50 klm uzakta olmasina regmen hafta`da 3 kez gelen Turk gazetelerini almak icin ozel olarak gidiyordum, diger gazetelerin`e su ana kadar aboneyim, gunluk haber ve dunyada olup bitenlerden uzak durdugum zaman ozellikle dunyada gelisen olumsuzluklardan uzak kalip haber almadigim zaman, bir gun veya bir kac gun sonra haber almam halinde, kendimi tarihin gerisinde his ederim.....
sonuc olarak yanlis bir gozlemcilik ve yanlis bir tespit yapmissiniz....
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Iyi ya iste ben de bu yuzden sormustum.
Dunya 3. Dunya savasinin esigine gelmis durumda iken, tarihin ve akisin gerisinde kalmayan biri olarak, siz, dogal olarak yukselen trend milliyetcilik veya ulusalcilik adina neler soyleyeceksiniz objektif olarak?
Malum akisin gerisinde degilseniz, hareketlenmeleri de takip ediyor olmalisiniz. Zira fasist duzen dunyada her yerde mevcut, sadece Turkiye'de degil.
Ulusalcılık çok defa sınıflar arası mücadeleyi önemsiz gören, hatta yok sayan bir ideolojidir.
İşçi sınıfı için bu tür ideolojiler çözüm olamaz. Çünkü sınıfsal mücadelenin ve buna bağlı olarak işçi sınıfının ve onun demokratik haklarının önemsiz görülmesi, geçiştirilmesi veya merkeze alınmamasının sonuçları işçi sınıfı için son derece yıkıcı olur. Bir bakıma bunun anlamı işçi sınıfı için teslim olmak, sömürüye razı olmak demektir. Çünkü ulusalcılar yabancı güçler sömürsün yerine tepedeki yerli güçler sömürsün diyerek sömürü sorununu ve işçi sınıfının demokratik haklarını görmezden gelmeye çalışırlar. Ve böylelikle işçi sınıfını "ulus, vatan vb." şeylerin arkasına saklanarak, bunları kullanarak, bunları kutsallaştırarak köleleştirmeye çalışırlar. Ve bundan sonra ulus kavramı kutsallaştığı ve her şeyin üzerinde görüldüğü için işçi sınıfının köleleşmesi, sömürülmesi, değersizleştirilmesi önemsenmez. Çünkü önemli olan ulustur, varsa yoksa ulustur, bu ulus için binlerce, milyonlarca işçi bir çırpıda feda edilebilir.
Böylelikle bir tür ayak oyunları ve göz bağcılıkla, kendisini kutsallaştırarak, ulustan başka bir şeyin önemli olmadığını ısrarla vurgulayan ve bunu kararlılıkla uygulan ulusalcılık ,işçi sınıfı için tek bir şey ortaya koyar: çalışmak, ölümüne çalışmak, sömürülmek ve bunun karşısında boyun eğmek, haksızlığa ve kaderine razı olmak. Aslında ulusalcılık dincilik gibi ondan biraz farklı olarak vatan, ulus vb. şeyleri işçi sınıfını sömürmek için kullanan, asıl olarak egemen sınıfın çıkarlarını savunan bir ideolojidir. Yani ulusalcılık vatan, ulus vb. araç ve kavramların arkasına saklanarak, bunları kutsallaştırarak işçi sınıfını sömürmeyi meşru kılmak isteyen ideolojinin adıdır.
Bugün dünyada birçok önemli sorun işçi sınıfının, çevrenin sömürülmesi ve buna bağlı olarak bu ortamı sağlayan kapitalizmdir. Kapitalizmle, doğanın ve işçi sınıfın sömürülmesiyle mücadele etmeyen, tam tersine bu sömürü alabildiğince meşru kılmak isteyen ulusalcılık çözüm olamaz. Çünkü işçi sınıfı için asıl önemli sorunlar bunlardır. Bunları görmeyen bir ideoloji ancak işçi sınıfını dışlayan burjuva ve egemen sınıfın ideolojisi olabilir. Ulusalcılık da bu şekilde bir yaklaşımdır. Bu çerçevede bugün birçok önemli sorun, küresel ısınma, diğer çevre sorunları, globalleşmeyle birlikte kapitalizmin geldiği bu nokta uluslar arası boyuttadır. Bunlar ulusların işbirliğini ve birlikte çalışmasını gerektirir.
Bu yüzden ulusalcılık 21. yüzyılın ideolojisi olacak bir ideoloji değildir. Bu bakımdan işçi sınıfı için gerçek çözüm sosyalizmi merkeze almalıdır, ekolojiyi ve işçi sınıfının demokratik haklarını merkeze almalıdır. Bugün işçi sınıfı için kuşkusuz vatan tüm dünyadır. Sorunlar büyük ölçüde global kökenlidir ve global olarak işbirliği önemlidir.
Türkiye’de ulusalcılığın tarihi de pek iyi sayılmaz. Komedi ötesi bir tarihleri var. Bunlar sürekli olarak sosyalistleri hedef almışlar, onları etkisizleştirmeye çalışmışlardır. Bu çabalarında da ulusalcılar milliyetçiler, burjuva, liberaller ve dincilerle birlikte hareket ederek büyük ölçüde başarılı olmuşlardır. Zaten burjuva ile birlikte tek ve neredeyse en büyük amaçları buydu: sosyalizmi etkisiz hale getirmek veya yok etmek. Ya da gerçek sosyalizmi yok edip Çin usulü kapitalizmi göklere çıkartan sahte sosyalizmi desteklemeyi görev bilmek. Şimdi ise burjuva, Gladio, dinci ve milliyetçi ülkücülerle birlikte ortak hedefe ulaşıldıktan sonra şikâyet ediyorlar: mahkemeler şöyle, medya böyle vb. diyorlar zaman zaman. Ama bu tür şeylerin milyar katı ve çok daha ötesi geçmişte sosyalistlere yapıldığında bu ulusalcıların birçoğu hiç oralı olmamış, yapılanlara zerre kadar ses çıkarmadıkları gibi tam tersine burjuvanın ve egemen sınıfın çıkarlarını savunmak için yapılanlara destek, onay ve izin vermişlerdi. Şimdi sosyalistler için kazdıkları çukurlara kendileri de düştükçe veryansın ediyorlar. İlginç bir durum tabii ki.
Şunu da eklemek gerekir: Türlü türlü ulusalcılık ideolojileri var olabilir. Benim burada eleştirdiğim ulusalcılık, ulusun çıkarlarını tüm her şeyin ve tüm ulusların, diğer insanların üzerinde gören ve sınıflar arası mücadeleyi ve sınıf kavramını yok sayan veya önemsiz gören ulusalcılık ideolojisidir. Bugünkü kapitalist sistemin dayattığı böyle bir ulusalcılık anlayışıdır. O yüzden ulusalcılığı savunurken kaçınılmaz biçimde kapitalist sistemin istediği yere gelmek gibi bir durum vardır. Bu bir ölçüde bugünkü sistemin dayattığı bir şeydir. Buna rağmen bu mantığı kabul etmeyen, fakat belli ve kabul edilebilir düzeyde yaşanılan ulusun çıkarlarını savunmak anlaşılabilir. Tabii tüm bunları yaparken sınıfsal mücadeleyi ve sınıf kavramını reddetmeyen, ırkçı ve milliyetçi yaklaşımlardan uzak duran bir yaklaşımdan söz ediyorum. Farkındayım bugünkü kapitalist sistemde bunun sınırlarını belirlemek çok zor. Evet ulusalcılık belli ölçüler içersinde kaçınılmaz olarak sistemin getirdiği bir realitedir, şimdilik bu realiteden kurtulmak zor olabilir; ama mücadele bu yönde olmalıdır.
Ulusalcılık çok defa sınıflar arası mücadeleyi önemsiz gören, hatta yok sayan bir ideolojidir.
İşçi sınıfı için bu tür ideolojiler çözüm olamaz. Çünkü sınıfsal mücadelenin ve buna bağlı olarak işçi sınıfının ve onun demokratik haklarının önemsiz görülmesi, geçiştirilmesi veya merkeze alınmamasının sonuçları işçi sınıfı için son derece yıkıcı olur. Bir bakıma bunun anlamı işçi sınıfı için teslim olmak, sömürüye razı olmak demektir. Çünkü ulusalcılar yabancı güçler sömürsün yerine tepedeki yerli güçler sömürsün diyerek sömürü sorununu ve işçi sınıfının demokratik haklarını görmezden gelmeye çalışırlar. Ve böylelikle işçi sınıfını "ulus, vatan vb." şeylerin arkasına saklanarak, bunları kullanarak, bunları kutsallaştırarak köleleştirmeye çalışırlar. Ve bundan sonra ulus kavramı kutsallaştığı ve her şeyin üzerinde görüldüğü için işçi sınıfının köleleşmesi, sömürülmesi, değersizleştirilmesi önemsenmez. Çünkü önemli olan ulustur, varsa yoksa ulustur, bu ulus için binlerce, milyonlarca işçi bir çırpıda feda edilebilir.
Böylelikle bir tür ayak oyunları ve göz bağcılıkla, kendisini kutsallaştırarak, ulustan başka bir şeyin önemli olmadığını ısrarla vurgulayan ve bunu kararlılıkla uygulan ulusalcılık ,işçi sınıfı için tek bir şey ortaya koyar: çalışmak, ölümüne çalışmak, sömürülmek ve bunun karşısında boyun eğmek, haksızlığa ve kaderine razı olmak. Aslında ulusalcılık dincilik gibi ondan biraz farklı olarak vatan, ulus vb. şeyleri işçi sınıfını sömürmek için kullanan, asıl olarak egemen sınıfın çıkarlarını savunan bir ideolojidir. Yani ulusalcılık vatan, ulus vb. araç ve kavramların arkasına saklanarak, bunları kutsallaştırarak işçi sınıfını sömürmeyi meşru kılmak isteyen ideolojinin adıdır.
Bugün dünyada birçok önemli sorun işçi sınıfının, çevrenin sömürülmesi ve buna bağlı olarak bu ortamı sağlayan kapitalizmdir. Kapitalizmle, doğanın ve işçi sınıfın sömürülmesiyle mücadele etmeyen, tam tersine bu sömürü alabildiğince meşru kılmak isteyen ulusalcılık çözüm olamaz. Çünkü işçi sınıfı için asıl önemli sorunlar bunlardır. Bunları görmeyen bir ideoloji ancak işçi sınıfını dışlayan burjuva ve egemen sınıfın ideolojisi olabilir. Ulusalcılık da bu şekilde bir yaklaşımdır. Bu çerçevede bugün birçok önemli sorun, küresel ısınma, diğer çevre sorunları, globalleşmeyle birlikte kapitalizmin geldiği bu nokta uluslar arası boyuttadır. Bunlar ulusların işbirliğini ve birlikte çalışmasını gerektirir.
Bu yüzden ulusalcılık 21. yüzyılın ideolojisi olacak bir ideoloji değildir. Bu bakımdan işçi sınıfı için gerçek çözüm sosyalizmi merkeze almalıdır, ekolojiyi ve işçi sınıfının demokratik haklarını merkeze almalıdır. Bugün işçi sınıfı için kuşkusuz vatan tüm dünyadır. Sorunlar büyük ölçüde global kökenlidir ve global olarak işbirliği önemlidir.
Türkiye’de ulusalcılığın tarihi de pek iyi sayılmaz. Komedi ötesi bir tarihleri var. Bunlar sürekli olarak sosyalistleri hedef almışlar, onları etkisizleştirmeye çalışmışlardır. Bu çabalarında da ulusalcılar milliyetçiler, burjuva, liberaller ve dincilerle birlikte hareket ederek büyük ölçüde başarılı olmuşlardır. Zaten burjuva ile birlikte tek ve neredeyse en büyük amaçları buydu: sosyalizmi etkisiz hale getirmek veya yok etmek. Ya da gerçek sosyalizmi yok edip Çin usulü kapitalizmi göklere çıkartan sahte sosyalizmi desteklemeyi görev bilmek. Şimdi ise burjuva, Gladio, dinci ve milliyetçi ülkücülerle birlikte ortak hedefe ulaşıldıktan sonra şikâyet ediyorlar: mahkemeler şöyle, medya böyle vb. diyorlar zaman zaman. Ama bu tür şeylerin milyar katı ve çok daha ötesi geçmişte sosyalistlere yapıldığında bu ulusalcıların birçoğu hiç oralı olmamış, yapılanlara zerre kadar ses çıkarmadıkları gibi tam tersine burjuvanın ve egemen sınıfın çıkarlarını savunmak için yapılanlara destek, onay ve izin vermişlerdi. Şimdi sosyalistler için kazdıkları çukurlara kendileri de düştükçe veryansın ediyorlar. İlginç bir durum tabii ki.
Şunu da eklemek gerekir: Türlü türlü ulusalcılık ideolojileri var olabilir. Benim burada eleştirdiğim ulusalcılık, ulusun çıkarlarını tüm her şeyin ve tüm ulusların, diğer insanların üzerinde gören ve sınıflar arası mücadeleyi ve sınıf kavramını yok sayan veya önemsiz gören ulusalcılık ideolojisidir. Bugünkü kapitalist sistemin dayattığı böyle bir ulusalcılık anlayışıdır. O yüzden ulusalcılığı savunurken kaçınılmaz biçimde kapitalist sistemin istediği yere gelmek gibi bir durum vardır. Bu bir ölçüde bugünkü sistemin dayattığı bir şeydir. Buna rağmen bu mantığı kabul etmeyen, fakat belli ve kabul edilebilir düzeyde yaşanılan ulusun çıkarlarını savunmak anlaşılabilir. Tabii tüm bunları yaparken sınıfsal mücadeleyi ve sınıf kavramını reddetmeyen, ırkçı ve milliyetçi yaklaşımlardan uzak duran bir yaklaşımdan söz ediyorum. Farkındayım bugünkü kapitalist sistemde bunun sınırlarını belirlemek çok zor. Evet ulusalcılık belli ölçüler içersinde kaçınılmaz olarak sistemin getirdiği bir realitedir, şimdilik bu realiteden kurtulmak zor olabilir; ama mücadele bu yönde olmalıdır.
Ama ulusalcılık, milliyetçilik, mezhepçilik vb. şeyler şimdi değer kazanıyor görünüyor. Madem dünyanın geldiği bu noktada iş birliği giderek önem kazanıyor, insanlar neden giderek daha milliyetçi vb. düşünüyor?
Sorun kapitalizmin krizi, bununla ilgili ekolojik sınırların geldiği nokta ile ilgili. Kapitalizm artık öyle bir noktaya geldi rekabet en sert, en şiddetli biçimde yaşanıyor ve yaşanacak. Çünkü başka türlü devam etmesinin imkanı yok. Sınırlara gelmiş bir sistemden söz ediyoruz.
Ama sorun şurada: sistem sınırlara gelmiş, devam edemeyecek durumda ama hala devam etmek istiyor. Tabii bu sistem işbirliği ve kaynakları eşit biçimde paylaşmak, rasyonel biçimde tüketmek, ekolojiye önem vermek yerine, şiddetli rekabeti, tüketimi, büyümeyi, doğal kaynakların alabildiğince sömürülmesini ve ekolojik tahribatı merkeze alıyor. Ve aynı zamanda zayıf konumdaki ülkelerin bu durumundan yaralanmak isteyen bir sistem var karşımızda.
Bu durumda doğal olarak uluslar kaynaklar için birbiriyle şiddetli rekabete ve çatışmaya girebilir. Bunun sonucu olarak milliyetçilik vb. ideolojiler değer kazanabilir.
Ama söylemeye çalıştığım şey şu: bunlar değer kazansa bile çözüm değil. Çözüm işbirliğinden, sosyalizmden ve daha eşitlikçi politikalar izlemekten geçiyor. "Ama bu ütopya,bu olmaz." denirse, bunda ısrar elirse işçi sınıfının, hatta insanlığın kaybedeceği çok şey olduğunu söylüyorum.
evrensel-insan
13-09-2014, 19:17
Ulke ve toplum acisindan bu iki kavram arasindakmi algi ve ifade farki;
Milliyetcilik- Milliyetsiz milletciliktir. Yani her bir farkli milliyeti tek bir yaratilan millet butunlugu bunyesinde, gale almama, zorlama distalama ve otekilestirme.
Tarihteki gelisim, milliyet farkindaligi ve bilinci tasiyan halklarin; farklari temelinde ve farkindaliginda birleserek bir millet olusturmasidir.
Bizde ise, milliyetcilik farkindaligi ve bilinci gelismemistir, sadece tek bir kavram altinda tum farklar ustelik bu kavramin hakim ve ustunlugunde ve de milli-politik devlet eliyle, bir arada tutulmaya calisilmaktadir.
Yani ve kisaca millet olusturan kavramin, milliyet farkindaligi ve bilinci yoktur. Sadece kendi kavramindan olmayana karsi actigi savas, distalama, otekilestirme, hor gorme, yok sayma ve gale almama temelinde; onu kendi hakim ve ustun kavramina zorlamaktir.
Ulusalcilik ise, eger yukaridaki temele dayaniyorsa; aynidir.
Eger toprak butunlugu ve korunmasi istemini yine yukaridaki temele dayandiriyorsa, aynisidir.
Eger yurtseverlik temelinde "ben yurdumu seviyor ve sayiyorum. Buradaki sevgim ve saygim yurdum bunyesindeki her turlu farkin, farkindaligi farklar esitligi ve farklarinin taninma ve temsili temelinde yasam ve iliskiye degerleri ile birlikte tasinmasidir. Bu yurdun butunlugu ve birligi ancak tum farklarin varligi yasami ve biri birini icsellestirmesi ve hic birinin digerine ustun ve hakim olmamasi temelinde ve bir farkin tarafinda ustun ve hakim bir devletin olmamasi temelinde, milli-politik olmayan bir devlet temelinde gerceklesir"
Kisaca cesitli milliyetlerden olusan ulusal birligin her bir milliyetin farkindaliginda korunmasi ve ortak savunusu.
Ancak boyle bir algi yurtsever ve yurt sayar olabilir. Milliyetcilik yurt severlik degildir.
Bu temeldeki ulusalcilik, yurtseverligi icerir.
Aksi milliyetciligin, hakim ve ustunluk ayrimciligi ya da hakim ve ustunluk birlestiriciligi, ne ulusalcilik ne de yurtseverliktir.
Cunku ne yurdunun kendi disinda olanlarini tanir, ne de yurdunu kendi disindaolanlarla paylasmak ister.
Yani yurdunu degil; kendi milli degerini ve onun hakim ve ustunlugunu sever.
Thelogical Facts
14-09-2014, 01:27
Benim tüm müslüman ülkelerden daha özgürce düşünebilme hakkımın olduğu bir sisteme -şu an her ne kadar sözde de uygulansa - beş para etmez demeyi kendime yakıştıramam.Atatürk zamanının adamıydı peygamber de değil her şeyi doğru yapmak zorunda da değil.Kurucu atalarına saygılı olmayı size dogmalar bırakmıyorum diyen bir adamı kafatasçı yerine koymayı ben doğru bulmuyorum.Bulanlara eyvallah...