PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Şeriata doğru mehter adımlarıyla giderken...


Şüpheci Dinsiz
25-02-2013, 23:00
Sevgili arkadaşlar,

Diyelim ki Mavrasya adlı hayali bir kıtada yer alan Mürkiye adlı hayali bir ülke olsun, bu ülkede demokrasi oturmamış olsun, halkın büyük çoğunluğu dindar ve cahil olsun. Bu ülkede aydın olan kesimde de bir birlik olmasın, birbirlerini yiyor olsunlar, hatta çoğu mevcut rejimden şikayetçi olsun, ülkede cemaatler kol geziyor olsun, hatta bu cemaatler el birliği etmiş olsun ve şeriata doğru fiilen adım adım ilerleniyor olsun. (Mürkiye tamamen hayal ürünüdür demiştim değil mi ?)

Birlikte tartışmak istediğim konu şudur :
Mürkiye'nin her görüşten aydınları, aydınımsıları, türedileri (http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.512bc65a6e9ad1.63871792) mevcut rejimden şikayetçidirler.

Bunda haklı olup olmamaları elbette önemlidir, ancak şeriat tehdidinden öncelikli midir ?

Bilindiği gibi İran'a Humeyni rejiminin gelmesinde (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ran_%C4%B0slam_Devrimi) aydınların, özellikle sol kesimden Tudeh Partisi ve muhalifi olan Bazarilerin önemli bir desteği olmuştur. Rejimi ele geçiren mollalar aynen kendilerinden bekleneni yaparak kendisine destek olan aydınları öldürtmüş, hapsetmiş veya sürmüştür.

Mürkiye'de de böyle olması kaçınılmazdır bana sorarsanız.

Sevgiler

rasa
25-02-2013, 23:23
Yorgan gidince kavga biter.!!! Deist tr kardeşim merak edme sen.:argue:

Kozmik Perspektif
25-02-2013, 23:37
Güzel bir noktaya temas ettiniz. İrtica ortak düşmanımız. Sürekli medar-ı ihtilaf olan konuları nazara vermek ve gündemde tutmak ittifakı zedeler ve ortak düşmana karşı mukavemetimizi zayıflatır. Ortak düşmanın atakları zamanında ihtilaflar değil ittifaklar öne çıkarılır.

Uğursuz şeriat akımlarına karşı tüm dinsiz hareketlerin omuz omuza verip bu tehlike ortadan kalkıncaya kadar mücadele etmesi gerekiyor. Bilim ve felsefe silahıyla dinin propaganda ettiği hurafe ve yanılgıları iptal edip bağnazlığı ve faşizmi yetiştiren dinci akımların önüne set çekmek ve Arap ülkelerini istila eden bu terör rejimi tehlikesini bertaraf etmek öncelikli hedefimiz olmalı diye düşünüyorum. Medar-ı ihtilaf meselelerdeki kozumuzu sonra paylaşırız.

ismail truth
26-02-2013, 00:54
Sevgili arkadaşlar,

Diyelim ki Mavrasya adlı hayali bir kıtada yer alan Mürkiye adlı hayali bir ülke olsun, bu ülkede demokrasi oturmamış olsun, halkın büyük çoğunluğu dindar ve cahil olsun. Bu ülkede aydın olan kesimde de bir birlik olmasın, birbirlerini yiyor olsunlar, hatta çoğu mevcut rejimden şikayetçi olsun, ülkede cemaatler kol geziyor olsun, hatta bu cemaatler el birliği etmiş olsun ve şeriata doğru fiilen adım adım ilerleniyor olsun. (Mürkiye tamamen hayal ürünüdür demiştim değil mi ?)

Birlikte tartışmak istediğim konu şudur :
Mürkiye'nin her görüşten aydınları, aydınımsıları, türedileri (http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.512bc65a6e9ad1.63871792) mevcut rejimden şikayetçidirler.

Bunda haklı olup olmamaları elbette önemlidir, ancak şeriat tehdidinden öncelikli midir ?

Bilindiği gibi İran'a Humeyni rejiminin gelmesinde (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ran_%C4%B0slam_Devrimi) aydınların, özellikle sol kesimden Tudeh Partisi ve muhalifi olan Bazarilerin önemli bir desteği olmuştur. Rejimi ele geçiren mollalar aynen kendilerinden bekleneni yaparak kendisine destek olan aydınları öldürtmüş, hapsetmiş veya sürmüştür.

Mürkiye'de de böyle olması kaçınılmazdır bana sorarsanız.

Sevgiler


Benim bildiğim bu "aydın" dediğin kısım büyük etapta Batı tarzı demokrasi ve ekonomik örgütlenme karşıtı ve Kürtlerin anadil hakkına falan inanmayan tayfadan oluşuyor. İşin gerçeği şu ki "cemaat" falan dediğin adamlar bu ülkeye bir nebze aklıselim getirdi. Resmen tımarhane cumhuriyetinde yaşıyorduk. Daha 15 sene önce bu ülkede "Kürtçe klip çekecem" diyen adamlara çatal fırlatıyorlardı. Bırakın bu işleri ya. İlericilermiş. Aydınlarmış. Türk işi aydınlık :) Anca o kadar olur. Bir işi de düzgün yapın be kardeşim.

rasa
26-02-2013, 00:57
Atatürk'ün sögüt gölgesinde biraz daha keyf edelim!sonra düşünürüz demokratif bir çardak kurmasını arkadaşlar.!

ALKA
26-02-2013, 03:57
Aktüel olarak teokratik bir rejimle yönetilme tehlikesiyle baş başa kalan Mürkiye ülkesinin aydın vatandaşlarına söylenebilecek bir söz varsa, o da demokrasinin kendisini alttan alanları, insan haklarını çağın gereklerine göre yeniden düzenlemeyen ve olduğu yerde kalanları, eldeki demokrasiyi daha da geliştirmeyenleri, gücü eşit şekilde dağıtmayanları, aksine tek bir güç odağında elde tutmaya çalışanları, azınlıkların haklarını en sona bırakıp yavaş ve tembel davrananları, demokrasi ve insan haklarını sanki olup biten bir şeymiş sanıp bu konuda son nokta olduğuna inanları ve yerinde duranları asla ve asla affetmediğidir.

errata
26-02-2013, 04:27
Mürkiye genel olarak eğitimsiz, hoşgörüsüz ve medeniyeti içselleştirememiş insanlardan kurulu bir ülke. Eğitimsizliğin başlıca kaynağı da eğitim sisteminin ta kendisidir. Üstelik ülkede hurafeler gerçeklerin yerine işlemektedir. Elbette dünyanın her yerinde hurafe ve irtica etkindir. Mürkiye entelektüel tabakası bile az gelişmiş olduğundan, Avrupa ve Amerikan entelektüel çevresi ile kıyas dahi edilemez. İnsanların çoğu düşünüşte ve uygulayışta bolca hurafe ve irrasyonel olgunun etkisinde.

Medeniyetsizlik ise apayrı bir olgu olarak karşımızda duruyor. Ülke dışarıdan anında ithal edilen yeni malların ve teknolojinin devamlı istilası altında sıcak para eritiyor. Daha asfalta tükürülmemesi gerektiğini bile bilmeyen adamın altında Alman marka fil gibi jip var. Bir tarafta bilmem kaç katlı siteler kör sağır kapışılırken hemen karşısındaki arsada gecekondulardan kömür dumanı tütüyor.

Ülkede para kazanan ve kendini yetiştirebilecek rahatlıkta yaşam süren insanların bile tamamına yakını görgüsüz, umursamaz ve başta çevre olmak üzere herşeye duyarsız. Bunların tersi durumlarda o kişilere ermiş gözüyle bakılıyor (Hayrettin Karaca etc.).

Bu dünde böyleydi bugün de böyle. Cumhuriyet kurulduğundan beridir bir kalkınma hamlesi gürültüsüdür gidiyor, ancak arpa boyu yol alınmış değil. Zira gerçekten yapılması gereken hiç bir iş yapılmıyor (bkz: Kleptokrasi)

İrtica bence bu ülkenin en önemsiz sorunlarından biri. Zira bu ülke de teokratik bir dikta rejimin de kalıcı olabilmesi ihtimali düşük. Çünkü bunu dahi hakkıyla becerebilecek, idare edebilecek adam, tecrübe, basiret yok. Yere göğe sığdırılamayan, varlığının korunması için katliamlar, hiçe saymalar, beyin yıkamalar yapılan Kemalist rejim bile Lustafa Jemal'in ölümünden sonra 60 sene gitti. O da ittire kaktıra.

ismail truth
26-02-2013, 15:42
Şeriate doğru gidiyoruz diyen bir insan, ve "aydınlık cumhuriyeti daha iyiydi" diyen insanlar bu tarz bazı şeyleri de açıklamalı:

AKP döneminde çıkan boşanma yasalarına bakalım. Burada şeriat ile modern Batı demokrasisindeki olaya yaklaşım biçimini düşünelim. Batı eşitlikçi, şeriat ise erkekçidir. Evlenmede boşanmada kadının hakkı azdır.

Şimdi yeni yasaya göre boşanırken eşler malvarlıklarını eşit paylaşıyorlar. İslam'da ise kadın evlenirken aldığı mehir dışında birşey alamaz. Çocuk varsa nafaka alır. Ama şimdi adamın evini alabiliyor.

Şimdi bu yasayı AKP'nin çıkartması ilginç olduğu kadar, daha ilginç olan da "laik ilerici Atatürkçü TC" nin bu saate kadar ki yasalarının demokrasiden ziyade şeriate, eşitlikten ziyade ataerkilliğe yakın olmasıdır.

Şeriate doğru gidiyorsak bu yasa nedir?

Daha örnekler bulunabilir.

ALKA
26-02-2013, 16:13
Şeriate doğru gidiyorsak bu yasa nedir?

Daha örnekler bulunabilir.

Şeriata doğru gidiyorsak değil, hem de açıkça gidiliyor. Tabi bunu doğru kabul etmeyen de var ama eden de var. Türkiye'ye şeriat İran devrimindeki gibi getirilmeyecek, 2023 sloganlarıyla getiriliyor. Bu ne demek? Bu şu demek; Şeriat bir sabır işidir. Bir doğum bile 9 ayda olur. Erken doğarsa sakat olabilir. Önemli olan sağlıklı doğması. Kuran bile 23 yılda indi. O zaman alkol bile aşamalı yasaklanmıştı.. AKP bu gibi düşüncelerle, demokratik kandırmacayla şeriatı yerleştirmek istiyor. Bunu hemen yapamaz, çünkü İran'daki gibi olur, halkı kazanamaz, ama bunu yıllara yayarsa tüm toplumu dini eğitim sistemiyle gelecek nesli değiştirmiş ve kazanmış olur. 2023 bunun için hazırlanıyor, yoksa Cumhuriyet'i çok sevdikleri için değil bu slogan. Cumhuriyet 2023 yılında 100 yaşına girecek diye sevinilmiyor, 2023'de Türkiye'de şeriat doğacak diye seviniliyor. Boşanma haklarında kadın açısından yararlar örnek veriliyor ama bir o kadar da yobaz yasalar çıkartılıyor. Onları nereye koyacağız? AKP yobazlığı demokrasi getiremez, Kemalizm de demokrasi getiremez. Başka alternatiflere yönelmeli.

ismail truth
26-02-2013, 16:28
Ben şahsen bu saatten sonra, dünyayla bu kadar içiçe geçmiş bir Türkiyede eski tip şeriat olabileceğini sanmıyorum. Buranın insanı çok farklı bir karakterde. Şeriat kavramına saygılı konuşan ne insanlar var ki şeriat fikirlerini Arabistanda falan uygulandığı şekliyle duyduklarında tepki veriyorlar. Çünkü kafalarındaki İslam ve şeriat fikri tarihsel şeriatten farklı.

Zaten bu saatten sonra, bu kadar Amerikan filmi izledikten sonra, Kurtlar Vadisinde bile adamlar İtalyan-Amerikan tarzı konuşmaya başladıktan sonra, kalkıp burada istediğin kadar şeriat İslam de. Arabistandaki gibi birşey olamaz. Zaten eskiden de öyle değildi. Burada dil farklılığından dolayı, ve tasavvufun burada daha yaygın olmasından dolayı farklı bir anlayış var.

ALKA
26-02-2013, 17:18
Toplum bugün böyle, ya yarın nasıl olacak? diye de düşünülebilir tabi.. Toplumun yarın dünyaya daha açık olacağının garantisi yok. Toplum sabit ve kalıcı bir şey değil, usta politikalar ve taktiklerle istenilen yöne yönlendirebilir.. Kemalistler de bunu yapabildi değil mi? Arapça Farsça tarzı konuşan elinde tespihle gezip yere tüküren Eurovision Şarkı Yarışması izleyen Avrupai Arabi modeller... Toplum bugün eğitim politikalarıyla ve siyasi adımlarla nasıl değiştiriliyor ve hangi yöne çevriliyor buna bakmak ve irdelemek lazım. AKP'nin Milli Eğitim politikalarına olur vermek mümkün mü? Öğrenciler umreye mi gönderiliyor yoksa Londra, Paris ve Viyana'ya mı? Okullarda neler öğretiliyor? Din dersi neden hala herkese zorunlu? TV kanallarına hangi nedenlerden dolayı sansür konuyor ve para cezası veriliyor? Alevilerin cem evi neden hala ibadet statüsüne alınmıyor? Hızlı tren, THY'da alkol uygulamaları bize ne diyor? Kürtaj tartışmaları ne sağladı ve nereye götürdü? AKPli bakan neden eşcinsel vali olamaz, umarım da olmaz diyor? Gündemde tonlarca yanlışlık var. Bir şeyler yanlış bir yöne gidiyor.. Bu yön neresi? Suudi Arabistan modeli şeriat değilse ne? Dünyaya son derece açık olan Dubai tarzı bir şeriat mı? Malezya tarzı bir şeriat mı? Yoksa daha önce var olmayan Türkiye tarzı bir şeriat mı? Hangi şeriat tarzı olursa olsun bu tarz kesinlikle demokrasi olmayacak. Teokratik bir demokratik devletin durumu kapitalist bir Komünist devletin, yani Çin'in durumundan pek farklı olmaz.

rasa
26-02-2013, 18:19
Ben şahsen bu saatten sonra, dünyayla bu kadar içiçe geçmiş bir Türkiyede eski tip şeriat olabileceğini sanmıyorum. Buranın insanı çok farklı bir karakterde. Şeriat kavramına saygılı konuşan ne insanlar var ki şeriat fikirlerini Arabistanda falan uygulandığı şekliyle duyduklarında tepki veriyorlar. Çünkü kafalarındaki İslam ve şeriat fikri tarihsel şeriatten farklı.

Zaten bu saatten sonra, bu kadar Amerikan filmi izledikten sonra, Kurtlar Vadisinde bile adamlar İtalyan-Amerikan tarzı konuşmaya başladıktan sonra, kalkıp burada istediğin kadar şeriat İslam de. Arabistandaki gibi birşey olamaz. Zaten eskiden de öyle değildi. Burada dil farklılığından dolayı, ve tasavvufun burada daha yaygın olmasından dolayı farklı bir anlayış var.
Değerli kardeşim savaş hiledir hile yapanların en hayırlısı ellahdır.! Şeriatın eskisi yenisi olmaz bu kötü bir şeyi sevmli yapmaz.! Elbetde suudi arap yada iran benzeri bir şeriatı bu millet kabul etmeyecektir!bunu en iyi bilenlerde bu işi nasıl yapalımda insanlara bu zokayı yutturalım hesabıdır.! Senin hesab bir zamanlar tarikatcı islamcılardan soğudum ama inanç boşluk kabul etmiyor bende ne kadar modern çağdaş müslümanlar diye hoşuma giden cemaatcı(F)lara kaydım.! Ama yıllar önce kız çocuğumun öğrenimi için yurda vermek zorunda kaldım bunlardan zarar gelmez diye! vermez olsaydım hem çocuğum hemde benim çekmediğimiz kalmadı bu karşılıklı takışmalar sürüp gitdi.!En sonunda benden ve çocuğumdan öyle bir intikam aldılar'ki yazmasını bilsem kocabir roman olur.Lise son sınıfa gelen kızım ve birkaç kız çocuğunu okulun bitmesine iki ay kala yurtdan attılar çocuklarımı yerleştirecek bir yer bulamadım.Hanği taşı kaldırsam bir cemeatcı çıktı karşıma çaresizlik içinde müthiş bir mücadeleye girdim çünkü çocukların istikbali söz konusuydu!bir tür modern şeriat sistemi kurmuşlar kendilerine.! Kuzu postu altındaki kurt dişinin nasıl parladığını kendim gördüm.Dehşete düştüm gerçekden bugün kısıtlı imkanlarla böyle kanunsuz (yaptıkları ana yasa şuçu olduğunu savcıya anlatdım nafile)kendi sistemlerini oluşturuyorlarsa yarın kurana dayalı bir anayasanın ne kadar modern islam olacağını düşünmek bile istemiyorum.! Sonuç olarak şunu söylerim ben Allah dediklerine bile inanmıyorum artık.!

Ben şahsen bu saatten sonra, dünyayla bu kadar içiçe geçmiş bir Türkiyede eski tip şeriat olabileceğini sanmıyorum. Buranın insanı çok farklı bir karakterde. Şeriat kavramına saygılı konuşan ne insanlar var ki şeriat fikirlerini Arabistanda falan uygulandığı şekliyle duyduklarında tepki veriyorlar. Çünkü kafalarındaki İslam ve şeriat fikri tarihsel şeriatten farklı.

Zaten bu saatten sonra, bu kadar Amerikan filmi izledikten sonra, Kurtlar Vadisinde bile adamlar İtalyan-Amerikan tarzı konuşmaya başladıktan sonra, kalkıp burada istediğin kadar şeriat İslam de. Arabistandaki gibi birşey olamaz. Zaten eskiden de öyle değildi. Burada dil farklılığından dolayı, ve tasavvufun burada daha yaygın olmasından dolayı farklı bir anlayış var.
Değerli kardeşim savaş hiledir hile yapanların en hayırlısı ellahdır.! Şeriatın eskisi yenisi olmaz bu kötü bir şeyi sevmli yapmaz.! Elbetde suudi arap yada iran benzeri bir şeriatı bu millet kabul etmeyecektir!bunu en iyi bilenlerde bu işi nasıl yapalımda insanlara bu zokayı yutturalım hesabıdır.! Senin hesab bir zamanlar tarikatcı islamcılardan soğudum ama inanç boşluk kabul etmiyor bende ne kadar modern çağdaş müslümanlar diye hoşuma giden cemaatcı(F)lara kaydım.! Ama yıllar önce kız çocuğumun öğrenimi için yurda vermek zorunda kaldım bunlardan zarar gelmez diye! vermez olsaydım hem çocuğum hemde benim çekmediğimiz kalmadı bu karşılıklı takışmalar sürüp gitdi.!En sonunda benden ve çocuğumdan öyle bir intikam aldılar'ki yazmasını bilsem kocabir roman olur.Lise son sınıfa gelen kızım ve birkaç kız çocuğunu okulun bitmesine iki ay kala yurtdan attılar çocuklarımı yerleştirecek bir yer bulamadım.Hanği taşı kaldırsam bir cemeatcı çıktı karşıma çaresizlik içinde müthiş bir mücadeleye girdim çünkü çocukların istikbali söz konusuydu!bir tür modern şeriat sistemi kurmuşlar kendilerine.! Kuzu postu altındaki kurt dişinin nasıl parladığını kendim gördüm.Dehşete düştüm gerçekden bugün kısıtlı imkanlarla böyle kanunsuz (yaptıkları ana yasa şuçu olduğunu savcıya anlatdım nafile)kendi sistemlerini oluşturuyorlarsa yarın kurana dayalı bir anayasanın ne kadar modern islam olacağını düşünmek bile istemiyorum.! Sonuç olarak şunu söylerim ben Allah dediklerine bile inanmıyorum artık.!

Yergin
26-02-2013, 18:38
Olacakların önüne bu zamana kadar kim geçebilmiş ki tartışıyorsunuz. Şeriat bizim dinimizdir. Her gün selam verdiğiniz, selamını aldığınız insanın içindeki kalptir. Öcü diyerek birileri sizi korkutmuş hadi onu anladıkta, başka öcü diyerek korkuttuklarını anlıyorsunuz da bunu niye anlamıyorsunuz?

Türkiye her zaman başka ülkelerdeki gibi değil, farklı anlayışı ile İslamiyetini her daim yaşayacaktır. İsteyen istediği kadar şeriat geliyor desin dursun. İlkokulda da çok okuttular, Ali geliyor, Veli gidiyor diye. Ne gelen vardı, ne giden. Olan cahil insanlarımıza oldu.

Devir, kişinin başkası ile konuşması devri değil, kendisi ile konuşması gereken devir. Ama kimse kendini dinlemeye tahammül edemiyor. Asıl acı olan bu aslında...

rasa
26-02-2013, 18:56
Kişilerin kendisini dinlemediğini nerden bildiniz yoksa her kesin içine bir dinleme cihazı koydunuz'da ne olup bittiğini'mi öğrendiniz.!Kendini dinlemeyenler asıl aklını tutsak etmiş cemeatının ve efendilerinin dışına çıkamayanlardır.Her türlü fikri görüşü onlar hazırlar kulcuklarda bunu bir lütüf olarak görüp benimserler.! Keşke zaman dediğiniz gibi bireysel kendi fikirlerini,görüşlerini geliştirebilenlerin zamanı olsaydı.!

ismail truth
26-02-2013, 21:40
Toplum bugün böyle, ya yarın nasıl olacak? diye de düşünülebilir tabi.. Toplumun yarın dünyaya daha açık olacağının garantisi yok. Toplum sabit ve kalıcı bir şey değil, usta politikalar ve taktiklerle istenilen yöne yönlendirebilir.. Kemalistler de bunu yapabildi değil mi? Arapça Farsça tarzı konuşan elinde tespihle gezip yere tüküren Eurovision Şarkı Yarışması izleyen Avrupai Arabi modeller... Toplum bugün eğitim politikalarıyla ve siyasi adımlarla nasıl değiştiriliyor ve hangi yöne çevriliyor buna bakmak ve irdelemek lazım. AKP'nin Milli Eğitim politikalarına olur vermek mümkün mü? Öğrenciler umreye mi gönderiliyor yoksa Londra, Paris ve Viyana'ya mı? Okullarda neler öğretiliyor? Din dersi neden hala herkese zorunlu? TV kanallarına hangi nedenlerden dolayı sansür konuyor ve para cezası veriliyor? Alevilerin cem evi neden hala ibadet statüsüne alınmıyor? Hızlı tren, THY'da alkol uygulamaları bize ne diyor? Kürtaj tartışmaları ne sağladı ve nereye götürdü? AKPli bakan neden eşcinsel vali olamaz, umarım da olmaz diyor? Gündemde tonlarca yanlışlık var. Bir şeyler yanlış bir yöne gidiyor.. Bu yön neresi? Suudi Arabistan modeli şeriat değilse ne? Dünyaya son derece açık olan Dubai tarzı bir şeriat mı? Malezya tarzı bir şeriat mı? Yoksa daha önce var olmayan Türkiye tarzı bir şeriat mı? Hangi şeriat tarzı olursa olsun bu tarz kesinlikle demokrasi olmayacak. Teokratik bir demokratik devletin durumu kapitalist bir Komünist devletin, yani Çin'in durumundan pek farklı olmaz.

Alkacığım güzel kardeşim, ben senin ismini hep buralarda görürüm, siyasetin erbabı sanmıştım seni. Açıkçası bu naif yorumunu okuyunca biraz şaşırdım. Senden daha derinlikli birşeyler beklerdim.

Halbuki sen eski kafa Atatürkçülüğün bir adım ötesine geçememişsin malesef.

Şimdi öyle bir resim çiziyorsun ki sanki bu ülkede liberal demokrasi vardı, özgürlük vardı, bireycilik vardı, aklıselim vardı da bu pis İslamcılar gelip durumu tersine çevirdi gibi.

Ama sen kendin bile soruyu soruş tarzından mevzuyu anlaman lazım: "Alevilerin cemevleri niye hala ibadethane statüsünde değil?"

Dikkat edersen bu ülkede Alevilerin cemevlerine eskiden ibadethane statüsü Atatürk ve onun mirasçısı olgarşi tarafından verilmiş de, şimdi bu bu şeriatçiler tarafından geri alınmış falan değil.

Aynı şekilde "milli eğitimdeki rezalet" diye başlarken istersen biraz dur da düşün. Milli Eğitimden hepimiz geçtik. Oradaki zırvalıkları, yalanları, beyin yıkamaları, koyunlaştırmayı vs yazsan kitaplara sığmaz.

Atatürk zamanından başlayarak, ve bizzat onun kaleminden yazılmış şeylerden başlayarak, bu İslamcıların iktidara geldiği zamana kadar müfredata girmiş zırvalıkları, sahte-bilimsel şeyleri, ırkçı milliyetçi şövenist rezaletleri saymaya kalksak bitiremeyiz. Atatürkün rakı masasındaki bir iki amatör etimolog ahbabı ile geliştirip müfredata koyduğu Güneş Dil Teorisini ve Türk Tarih Tezini mi konuşalım, ülkenin envay çeşit etnik grubuna dair tek bir laf edilmemesini mi, yoksa Ermeni Soykırımı, Dersim Katliamı gibi rezaletlerin okulda tarih dersinde her nedense işlenmemesini mi?

Milli Eğitim derken bunun içine üniformadan, resmi bayramlardan, bayrak törenlerinden, "Andımız" dan, her sınıfta asılması gereken Atatürk resminden başlayarak bir dolu faşist uygulamanın girdiğini de hatırlamakta fayda var.

Şimdi kalkıp böyle zaten neresinden tutsan dökülen bir rezaletin içinde kalkıp sanki çok ileriydik de geri gidiyormuşuz gibi konuşmanın alemi yok.

TV kanallarına sansür falan derken de biraz dur ve düşün. Bu ülkede Atatürkçülerin borusu öterken TV kanallarına sansür uygulanmazdı. Çünkü kimseye özel TV açma hakkı bile tanımıyorlardı. Soruna kökten çözüm bulmuşlardı.

Sansür işinden konuşacaksak sana hatırlatırım ki AKP hükümeti yakın zamanda bilmem kaçbin tane yasaklı kitabı serbest bıraktı. Yani senin olayı resmedişine göre eskiden özgürlük vardı da şimdi baskı ve zorbalık geliyor gibi anlatıyorsun. Ama eskiden, yani Atatürkçüler memlekete hakimken, durum daha vahimmiş gibi görünüyor.

Çünkü Atatürkçülüğün ruhunda zorbalık vardır. Atatürkçülük bir tek parti ideolojisidir. Bugün bile hala taşkafa Kemalistler sana ülkenin çok partili sisteme geçmesinden şikayet ederler. "Karşıdevrim" başlamışmış o zaman. Böyle bir hastalık bu.

"Eşcinsel vali olamaz" falan laflarını da öyle anlatıyorsun ki insanın gözü yaşarıyor. Aslında biz bu ülkede öyle ilericiydik ki, şimdi geriledik değil mi? Benim bildiğim kadarıyla Bülent Ersoy'a sahneye çıkma yasağını bizzat askerler koymuştu darbeden sonra. Askerlik konusunda da eşcinsellerin askere kabul edilmemesi ve nasıl bir prosedür sonrası eşcinsellere muafiyet raporu verildiği ile ilgili mevzuları biraz araştırmanı tavsiye ederim ki ülkemizin ilerici ordusunun zihniyetini biraz öğren.

Sen eski kafa Atatürkçüler gibi yere tükürme ile, içki içme ile, nasıl kıyafet giyildiği ile ilgileniyorsun. Bunun ötesindeki mevzuları malesef göremiyorsun. Halbuki Batılı olmak kravat takıp, kaldırıma tükürmekten imtina etmekten çok öte birşey.

Ama zaten bu aptallıkla zamanında Aziz Nesin, Çetin Altan gibi adamlar baş edilemeyeceğini, bunun ıslah edilemez bir taşkafalılık olduğunu anlayıp bu durumla anca acı acı alay edilebileceği kanaatine çoktan varmışlardı. Memleketimizin acıklı durumu budur.

Şüpheci Dinsiz
26-02-2013, 23:28
Sevgili ismail truth,
Alkacığım güzel kardeşim, ben senin ismini hep buralarda görürüm, siyasetin erbabı sanmıştım seni. Açıkçası bu naif yorumunu okuyunca biraz şaşırdım. Senden daha derinlikli birşeyler beklerdim.
"Ben senin ismini hep buralarda görürüm" dediğiniz kişi forumun süper moderatörüdür, başta evrim konusunda, dinsizlik üzerine en çok paylaşım yapan, en çok çeviri yapan, en çalışkan üyesidir. Aşağı yukarı ev sahibidir yani. Kısa süre önce üye olup 60 ileti yazmış birisi olarak sevgili ALKA için bu yazdıklarınız pek uygun olmamış ve hakkınızda olumsuz düşünmeme sebep olan bir tarzınız var.

Halbuki sen eski kafa Atatürkçülüğün bir adım ötesine geçememişsin malesef.

Şimdi öyle bir resim çiziyorsun ki sanki bu ülkede liberal demokrasi vardı, özgürlük vardı, bireycilik vardı, aklıselim vardı da bu pis İslamcılar gelip durumu tersine çevirdi gibi.

Ama sen kendin bile soruyu soruş tarzından mevzuyu anlaman lazım: "Alevilerin cemevleri niye hala ibadethane statüsünde değil?"

Dikkat edersen bu ülkede Alevilerin cemevlerine eskiden ibadethane statüsü Atatürk ve onun mirasçısı olgarşi tarafından verilmiş de, şimdi bu bu şeriatçiler tarafından geri alınmış falan değil.

Aynı şekilde "milli eğitimdeki rezalet" diye başlarken istersen biraz dur da düşün. Milli Eğitimden hepimiz geçtik. Oradaki zırvalıkları, yalanları, beyin yıkamaları, koyunlaştırmayı vs yazsan kitaplara sığmaz.

Atatürk zamanından başlayarak, ve bizzat onun kaleminden yazılmış şeylerden başlayarak, bu İslamcıların iktidara geldiği zamana kadar müfredata girmiş zırvalıkları, sahte-bilimsel şeyleri, ırkçı milliyetçi şövenist rezaletleri saymaya kalksak bitiremeyiz. Atatürkün rakı masasındaki bir iki amatör etimolog ahbabı ile geliştirip müfredata koyduğu Güneş Dil Teorisini ve Türk Tarih Tezini mi konuşalım, ülkenin envay çeşit etnik grubuna dair tek bir laf edilmemesini mi, yoksa Ermeni Soykırımı, Dersim Katliamı gibi rezaletlerin okulda tarih dersinde her nedense işlenmemesini mi?

Milli Eğitim derken bunun içine üniformadan, resmi bayramlardan, bayrak törenlerinden, "Andımız" dan, her sınıfta asılması gereken Atatürk resminden başlayarak bir dolu faşist uygulamanın girdiğini de hatırlamakta fayda var.

Şimdi kalkıp böyle zaten neresinden tutsan dökülen bir rezaletin içinde kalkıp sanki çok ileriydik de geri gidiyormuşuz gibi konuşmanın alemi yok.

TV kanallarına sansür falan derken de biraz dur ve düşün. Bu ülkede Atatürkçülerin borusu öterken TV kanallarına sansür uygulanmazdı. Çünkü kimseye özel TV açma hakkı bile tanımıyorlardı. Soruna kökten çözüm bulmuşlardı.

Sansür işinden konuşacaksak sana hatırlatırım ki AKP hükümeti yakın zamanda bilmem kaçbin tane yasaklı kitabı serbest bıraktı. Yani senin olayı resmedişine göre eskiden özgürlük vardı da şimdi baskı ve zorbalık geliyor gibi anlatıyorsun. Ama eskiden, yani Atatürkçüler memlekete hakimken, durum daha vahimmiş gibi görünüyor.

Çünkü Atatürkçülüğün ruhunda zorbalık vardır. Atatürkçülük bir tek parti ideolojisidir. Bugün bile hala taşkafa Kemalistler sana ülkenin çok partili sisteme geçmesinden şikayet ederler. "Karşıdevrim" başlamışmış o zaman. Böyle bir hastalık bu.

"Eşcinsel vali olamaz" falan laflarını da öyle anlatıyorsun ki insanın gözü yaşarıyor. Aslında biz bu ülkede öyle ilericiydik ki, şimdi geriledik değil mi? Benim bildiğim kadarıyla Bülent Ersoy'a sahneye çıkma yasağını bizzat askerler koymuştu darbeden sonra. Askerlik konusunda da eşcinsellerin askere kabul edilmemesi ve nasıl bir prosedür sonrası eşcinsellere muafiyet raporu verildiği ile ilgili mevzuları biraz araştırmanı tavsiye ederim ki ülkemizin ilerici ordusunun zihniyetini biraz öğren.

Sen eski kafa Atatürkçüler gibi yere tükürme ile, içki içme ile, nasıl kıyafet giyildiği ile ilgileniyorsun. Bunun ötesindeki mevzuları malesef göremiyorsun. Halbuki Batılı olmak kravat takıp, kaldırıma tükürmekten imtina etmekten çok öte birşey.

Ama zaten bu aptallıkla zamanında Aziz Nesin, Çetin Altan gibi adamlar baş edilemeyeceğini, bunun ıslah edilemez bir taşkafalılık olduğunu anlayıp bu durumla anca acı acı alay edilebileceği kanaatine çoktan varmışlardı. Memleketimizin acıklı durumu budur.
Bu pargrafı ve bu başlıktaki önceki iletilerinizi tek cümleyle özetlersek; "Atatürk'ün kurduğu rejim kakadır" diyorsunuz.

Başlığın konusu olan soruya dönecek olursak,
Birlikte tartışmak istediğim konu şudur :
Mürkiye'nin her görüşten aydınları, aydınımsıları, türedileri (http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.512bc65a6e9ad1.63871792) mevcut rejimden şikayetçidirler.

Bunda haklı olup olmamaları elbette önemlidir, ancak şeriat tehdidinden öncelikli midir ?

"Atatürk'ün kurduğu rejim kaka" ise şeriat mı gelsin ? Yoksa şeriat gelmeden başka çözümler bulunabilir mi ?

Sevgiler

ALKA
26-02-2013, 23:59
@ İsmail truth

Kemalizm'i eleştirmek için AKP politikalarını övmenin veya icralarını öne sürmenin ölümcül bir hata olduğunu düşünüyorum. Her iki taraf da keskin bir şekilde eleştirilmeyi hak ediyor. Daha önce çok ileriydik şimdi geriledik diyen olmadı. Bu çıkarımın yapılması talihsizlik olmuş. Burada yanlış anlaşıldığımı düşünüyorum. Olabilir, AKP'yi Kemalistlerden daha ilerici bulanlar vardır elbette ama ben bu konuda arada bir fark olmadığını ve çoğu yerlerde militer uygulamaları aratmadığını ve otoriterlik konusunda eskilerin mirasını olduğu gibi devraldıklarını düşünüyorum. AKP gerici ve yobaz diyorsam Kemalizm'in daha iyiydi demiyorum. Diğer yandan AKP'nin çoğu diktatörler gibi toplumda, önce havuç, daha sonra sopa yöntemini kullandığının fark edilmemesine ve havuca kanılıp sopanın kabullenmesine çok şaşırıyorum. Görüldüğü kadar eşeğin önüne havuç sarkıtarak istedikleri yönde yürütmesini çok iyi sağlıyorlar. Bu daha önce de böyleydi ve bugün de böyle..

errata
27-02-2013, 00:36
AKP iktidarının evvelki yönetime nazaran gerçekleştirdiği o korkunç ve melûn icraatlar nelerdir? Kemalist rejim neyi doğru yaparken AKP eğri yapmaktadır. Lütfen gösterin de bilelim.

Etmeyin eylemeyin, bugün hiç olmazsa Kürt denince kanı donan insanlar böyle bir halkın varlığını, dilini, kültürünü gördüler, bir kendilerine çeki düzen verme gayretindeler, Kürt halkı için bir takım umutlar belirdi, bir diyalog ortamı ortaya çıktı. Samimiyetsiz de olsa var böyle bir ortam. Ve bu kullanılabilir. AKP bunu tamamen kendi çıkarları için ortaya atmış bile olsa bu gelişime açılan bir kapıya dönüştürülebilir. 15 sene önce, şu an şurada dile getirdiklerimizi bu kadar rahatça dile getirebilir miydik soruyorum size?

Yani öyle bir kuram ortaya koyuyorsunuz ki AKP olmasaydı da bunlar konuşulacaktı halledilecekti diyorsunuz. Yok böyle bir şey arkadaşlar. Ya Türkiye'de 2000 öncesini hatırlamıyorsunuz ya da hatırlamak ideolojinize ters geliyor.

Dikkat edin benim derdim AKP'nin dinci, hanedancı dar kafalılıklarını örtbas etmek değil, ben Kemalizm'in boş içeriğinin ifşâsı ile ilgileniyorum. İnsanlara başındaki bez parçası için ayrımcılık uygulayan, onları kendi vatanına karşı düşmanlaştıran, karanlığa hapseden o gerici Kemalist kafadan bahsediyorum. Bugün devletin her zerresi, talan ve şuursuzluk abidesi ise bunun nedeni resmi ideolojinin yapı taşlarını oturttuğu devlet anlayışıdır.

AKP zihniyeti apolitik imamcılığını oynarken kazanımlarımızı bir düşünün. Bizim savaşımımız zaten AKP'nin varoluş değerleriyledir. Ama kötüden dahi istifade etmesini ve pragmatik yaklaşmayı da öğrenmeliyiz.

upuaut
27-02-2013, 01:32
Değerli kardeşim savaş hiledir hile yapanların en hayırlısı ellahdır.! Şeriatın eskisi yenisi olmaz bu kötü bir şeyi sevmli yapmaz.! Elbetde suudi arap yada iran benzeri bir şeriatı bu millet kabul etmeyecektir!bunu en iyi bilenlerde bu işi nasıl yapalımda insanlara bu zokayı yutturalım hesabıdır.! Senin hesab bir zamanlar tarikatcı islamcılardan soğudum ama inanç boşluk kabul etmiyor bende ne kadar modern çağdaş müslümanlar diye hoşuma giden cemaatcı(F)lara kaydım.! Ama yıllar önce kız çocuğumun öğrenimi için yurda vermek zorunda kaldım bunlardan zarar gelmez diye! vermez olsaydım hem çocuğum hemde benim çekmediğimiz kalmadı bu karşılıklı takışmalar sürüp gitdi.!En sonunda benden ve çocuğumdan öyle bir intikam aldılar'ki yazmasını bilsem kocabir roman olur.Lise son sınıfa gelen kızım ve birkaç kız çocuğunu okulun bitmesine iki ay kala yurtdan attılar çocuklarımı yerleştirecek bir yer bulamadım.Hanği taşı kaldırsam bir cemeatcı çıktı karşıma çaresizlik içinde müthiş bir mücadeleye girdim çünkü çocukların istikbali söz konusuydu!bir tür modern şeriat sistemi kurmuşlar kendilerine.! Kuzu postu altındaki kurt dişinin nasıl parladığını kendim gördüm.Dehşete düştüm gerçekden bugün kısıtlı imkanlarla böyle kanunsuz (yaptıkları ana yasa şuçu olduğunu savcıya anlatdım nafile)kendi sistemlerini oluşturuyorlarsa yarın kurana dayalı bir anayasanın ne kadar modern islam olacağını düşünmek bile istemiyorum.! Sonuç olarak şunu söylerim ben Allah dediklerine bile inanmıyorum artık.!

Dediğiniz gibi, burada kısaca özetlediğiniz başınızdan geçen olayları anlatmaya kalksanız, koskoca bir roman olur. Ama ülkemizde bu romanın farklı versiyonlarını birçok kişi yaşamıştır. Önemli olan, son derece kötü olan bu romanı hiç yazdırmamaktır. Bunun tek ve biricik yolu ise, "ümmet" kavramından bir daha geri dönmemek üzere "birey" kavramına geçiş yapabilmektedir.

Rusya ve diğer Türk Cumhuriyetleri neden bunların faaliyetlerini kendi ülkelerinde yasaklıyorlar zannediyorsunuz? Çünkü bunlar bir ülkeyi kurdun ağacın içini kemirmesi gibi kemirerek dönüştürüyorlar da, o yüzden. Hiçbir ülke geleceği için buna izin vermez.

Edip Yüksel mezhep ve cemaatlere şiddetle karşı çıkar. İslamiyet'in ilk yıllarında bunlar yoktu, yani "Muhammedi" adında bir mezhep ya da cemaat yoktu. Çünkü eğer böyle bir şey olsaydı, daha o saatte İslamiyet yayılmadan son bulur ve Muaviye ile oğlu Yezid'in çıkarttığı feci olaylar İslamiyet'in ilk yıllarında ortaya çıkardı. Burada Hz. Muhammed'in bireye/insana verdiği önem üzerinde şiddetle durulmalıdır.

Yergin
27-02-2013, 12:08
AKP iktidarının evvelki yönetime nazaran gerçekleştirdiği o korkunç ve melûn icraatlar nelerdir? Kemalist rejim neyi doğru yaparken AKP eğri yapmaktadır. Lütfen gösterin de bilelim.

Etmeyin eylemeyin, bugün hiç olmazsa Kürt denince kanı donan insanlar böyle bir halkın varlığını, dilini, kültürünü gördüler, bir kendilerine çeki düzen verme gayretindeler, Kürt halkı için bir takım umutlar belirdi, bir diyalog ortamı ortaya çıktı. Samimiyetsiz de olsa var böyle bir ortam. Ve bu kullanılabilir. AKP bunu tamamen kendi çıkarları için ortaya atmış bile olsa bu gelişime açılan bir kapıya dönüştürülebilir. 15 sene önce, şu an şurada dile getirdiklerimizi bu kadar rahatça dile getirebilir miydik soruyorum size?

Yani öyle bir kuram ortaya koyuyorsunuz ki AKP olmasaydı da bunlar konuşulacaktı halledilecekti diyorsunuz. Yok böyle bir şey arkadaşlar. Ya Türkiye'de 2000 öncesini hatırlamıyorsunuz ya da hatırlamak ideolojinize ters geliyor.

Dikkat edin benim derdim AKP'nin dinci, hanedancı dar kafalılıklarını örtbas etmek değil, ben Kemalizm'in boş içeriğinin ifşâsı ile ilgileniyorum. İnsanlara başındaki bez parçası için ayrımcılık uygulayan, onları kendi vatanına karşı düşmanlaştıran, karanlığa hapseden o gerici Kemalist kafadan bahsediyorum. Bugün devletin her zerresi, talan ve şuursuzluk abidesi ise bunun nedeni resmi ideolojinin yapı taşlarını oturttuğu devlet anlayışıdır.

AKP zihniyeti apolitik imamcılığını oynarken kazanımlarımızı bir düşünün. Bizim savaşımımız zaten AKP'nin varoluş değerleriyledir. Ama kötüden dahi istifade etmesini ve pragmatik yaklaşmayı da öğrenmeliyiz.

Bahsettiğim tam böyle birşey işte. Tebrik ederim yazınız için. AKP yerine CHP yazsanız ne olacak, MHP yazsanız ne olacak. Birileri, birilerini her zaman eleştirir, bu insanın doğası. Ama işte burada hep olan arada kalanlara oluyor. Herkes olumlu düşünüp olumlu hareket etmeli. Böyle olduktan sonra kimse araya giremez. Biz bunu yapamıyoruz.

Pirate
27-02-2013, 16:06
Değerli kardeşim savaş hiledir hile yapanların en hayırlısı ellahdır.! Şeriatın eskisi yenisi olmaz bu kötü bir şeyi sevmli yapmaz.! Elbetde suudi arap yada iran benzeri bir şeriatı bu millet kabul etmeyecektir!

Nasıl etmeyecektir? Daha beter bile olacaktır. Türk milletini fazla büyütüyorsunuz gözünüzde. Din konusunda bu kadar kara cahil bir halkı her konuda (yani din adına) kandırmak o kadar kolay ki. Bunu zaten göremiyor musunuz?

Ne zannediyorsunuz ki? Yaşar Nuri'ler, Edip Yüksel'ler mi savunacak bizi? :)

Şeriat hile'dir evet. Güçleninceye kadar 'dinde zorlama yoktur', 'sizin dininiz size'; güçlendikten sonra 'cizye alıncaya kadar savaşın', 'Allah yolunda mallarınızla ve CANLARINIZLA cihat edin.'

Taktik bu.

rasa
27-02-2013, 17:02
Nasıl etmeyecektir? Daha beter bile olacaktır. Türk milletini fazla büyütüyorsunuz gözünüzde. Din konusunda bu kadar kara cahil bir halkı her konuda (yani din adına) kandırmak o kadar kolay ki. Bunu zaten göremiyor musunuz?

Ne zannediyorsunuz ki? Yaşar Nuri'ler, Edip Yüksel'ler mi savunacak bizi? :)

Şeriat hile'dir evet. Güçleninceye kadar 'dinde zorlama yoktur', 'sizin dininiz size'; güçlendikten sonra 'cizye alıncaya kadar savaşın', 'Allah yolunda mallarınızla ve CANLARINIZLA cihat edin.'

Taktik bu. Yızının tamamını okumadınız herhalde şu cimbızlama adetinden vazgeçin yanlış tarafa yumruk atıyorsunuz farkındamısın.!:shocked:

ALKA
27-02-2013, 20:05
Nasıl etmeyecektir? Daha beter bile olacaktır. Türk milletini fazla büyütüyorsunuz gözünüzde. Din konusunda bu kadar kara cahil bir halkı her konuda (yani din adına) kandırmak o kadar kolay ki. Bunu zaten göremiyor musunuz?

Bu kısma katılıyorum, hem de çok. Toplumun önemli bir kesiminin gerçekten şeriat istemediği konusunda şüpheciyim. Aksine önemli bir kesimi şeriatı benimsemeye hazır durumda olduğunu düşünüyorum.

Toplumun dış görünüş olarak sözde modern göründüğüne veya modern takıldığına kanmamalı. Tartışma akışı içinde genelin Amerikan filmleri izlediğini, Kurtlar Vadisinde aktörlerin bile İtalyan-Amerikan tarzı konuştuklarını, Türkiye toplumunun dünyayla içli dışlı olduğunu ve bu yüzden şeriatın gelemeyeceğini ifade edildi. Ancak Londra'daki metro ve otobüs saldırılarında veya Los Angeles Hava limanında önlenen bombalı saldırıda görüldüğü gibi günümüz şeriatçıları pop müzik dinliyor, jeans veya adidas ayakkabı giyiyor, rock bantlarında müzik yapıyorlar, iyi bir eğitime sahipler ve fakir de değiller. Buna rağmen şeriat ve İslami yönetim istiyorlar. Tüketim ekonomisini içselleştirmiş olsa da aydınlanma ve mantık kullanma hala topluma ulaşmamış görünüyor.

rasa
27-02-2013, 20:36
Bu nasıl bir okumu değerlendirme ben zaten kendilerine göre bir şeriat yaşamı oluşturmuşlar kanunlar,yasalar umurunda değil olduğunu belirtdim. Bunların getirmeyi planladığı şeriat ne arabistana nede irana benzemiyecek onlarınki türkislam anlayışında farklı bir şeriat olacağını ve bunuda büyük bir kandırmaca olduğunu belirtdim yaptıkları hile budur.! Genelde herkesdeki kanı,yanılğı türkiye iran olmaz hele arabistan hiç olmaz kandırmacası ile uyutuluyor.!Buna vurğu yaptım!nerdeyse ılımlı şeriatcı yapacaklar beni insaf.

Olimpiyat
28-02-2013, 09:51
Adı konmamış şeriatı yaşayacağız.Buna kimsenin şüphesi olmasın.

Adı şeriat olmayacak belki ama İran ı hatta Arabistan ı aratır şeriatı yaşayacağız.


Kemalizm ile AKP nin kafasındaki modele baktığımız da, evet ikisi de baskıcı, ikisi de kendi ideolojisi gibi düşünmeyenlere hayat hakkı tanımamayı ilke edinmişti.

Ama en azından Atatürk ün kafasındaki modelde, üstün irade bilimdi, akıldı. Din değildi.

Bu açıdan ne kadar baskıcı olsa da, (Atatürkçülere değil) ama Atatürkçü modele saygım sonsuz.Zira, kendisine atatürkçüyüm diyen ama Atatürk ün Nutuk adlı eserini okuyana raslamadım.Kuranı baştan sonra anlayacağı şekilde doğru düzgün okumadığı halde, müslümanlığın yılmaz savunucularıdır.


Ben yine de (arada doğru işler yapsalar da) AKP nin kafasındaki din anlayışının ülkeye çok büyük zararlar vereceğini düşünüyorum.
Zira, onlar için önemli olan öte alem.Bakıyorsunuz ortalık din kültürü hocalarından geçilmiyor ama matematik ve bilgisayar öğretmenlerine kadro bile açmıyorlar.
Kendileri zenginleştikçe zenginleşiyorlar, halka ise ahiret ilacını veriyorlar.

ismail truth
28-02-2013, 12:01
Ya Atatürkün modeli bilimdi akıldı demek o kadar doğru değil sana söyleyim. Bilim rakı sofrasında amatör etimoloji ile yapılmaz. Neyin bilimsel gerçek olduğuna politikacılar askerler karar vermez.

Bilimsellikten bahsediyorsan resmi tarih mevzunu nasıl açıklayacaksın. Tarih de akademik bir konu değil midir?

Burada bir keresinde "tüccar mantığı" diye bir laf geçti AKP için. Tüccar mantığı asker mantığından iyidir. Tüccarların yaptığı eğitim sistemi ticarete yönelik, günün global ticari durumlarını gözönünde bulunduran, buna göre bir vizyona dair adam yetiştirmeye odaklı olur.

Askerlerin yaptığı eğitim sistemi ise kökten-vatancı kafası boş bir dolu andaval yetiştirmekten başka bir işe yaramaz. Onların da bakış açısından öylesi faydalı.

Asker kafası eğer bu ülkenin kalkınmasını zenginleşmesini önemli görseydi 30 senemizi ve o kadar paramızı aptal bir inat ve kibir uğruna heba etmezdi. Belki bugün kişi başına düşen geliri 10 bin değil 20 bin olan bir ülke olabilirdik.

Olimpiyat
28-02-2013, 12:59
Atatürk ile Atatürk adına hareket edenleri ayırıyorum.Atatürk (milliyetçilik görüşüne katılmasam da) akılcı ve bilimsel bir insandı.

Yaptığı yanlışlar(bence), milliyetçiliğe bağlılıktan kaynaklı.
Ama, bilime bakışı itibari ile beğenir ve takdir ederim.

mücerred
28-02-2013, 14:05
Toplum dindarlaşıyor,muhafazakarlaşıyor.
Halkın öncelikleride degişiyor.
İnsanların önceligi iyi bir yaşam,iyi bir gelcek degil artık cennetide garantilemek istiyorlar.Bunun için servetlerinin bir kısmını camilere,hocalara dini yapılara,tarikatlara harcamaktan çekinmiyorlar .
Artık Yeni imam hatiplerin açılmasından çok siyasi iktidar okulları imam hatipleştirmeye çalışıyor.
Bunda da başarılı oluyor.
Sol ise toplumun degerlerine ters düşmemek adına çaresiz.yapabildigi tek şey kafasını duvara vurmaktır.
Sol unutmasınki!
toplum dindarlaştıkça seçmen sag partilere daha fazla yönlenecektir.
Toplum dindarlaştıkça bir islamcı partinin alternatifi sol degil başka bir islamcı parti olacaktır.
Sag partiler diger islamcı partilerle rekabet edebilmek için daha da dincileşecektir.

Nevandaar
28-02-2013, 16:19
Yataklıdan rahatsızım

“Gençlik Treni” projesinde kız-erkek ayrımı yaptıklarını anlatan Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, “Çocuklar geceyi trende geçiriyor, yataklı tren olmasından dolayı. 200 kişilik, kompartımanlar arası geçişin müsait olduğu bir trende güvenliği sağlayamam” dedi.

GENÇLİK ve Spor Bakanı Suat Kılıç, önceki gün TBMM Genel Kurulu’nda milletvekillerinin sorularını yanıtlarken, gençlik kampları, trenleri ve etkinliklerinde “kız-erkek ayrımı uygulamasıyla” ilgili ilginç açıklamalarda bulundu.

Kılıç’ın konuşması TBMM tutanaklarına şöyle yansıdı: “Bu konuda biraz dertliyim, 20-30 civarında yazılı soru önergesi cevaplandırdım. Gençlik Treni var, 200 genç aynı anda bu trene binebiliyor. İzmir’den Efeler Treni çıkıyor, yol güzergâhındaki millî, manevi mekânlara uğrayarak Ankara’ya kadar geliyor. Çocuklar, geceyi trende geçiriyor, yataklı tren olmasından dolayı. Kompartımanlar arasında geçişin mümkün ve müsait olduğu bir trende ben, bunun güvenliğini sağlayamam. Her bir gençlik kampına katılan genç için de güvenlik taraması yaptırmak, yaptırabilmek, sosyo-psikolojik durumunu bilebilmek, değerlendirebilmek mümkün değildir. Pedagoglarla da, eğitimcilerle de, velilerle de konuştuk, odaklanma grupları belirledik. Burada bir yanlış olduğu kanaatinde değilim.

HAKİKATİ YALANLAMAM

Gençlik kamplarında, gençlik trenlerinde, vesaire, gençlik etkinliklerinde kız ve erkek gençlerimizi ayrı ayrı dönemler halinde kamplara almaya başladığımız doğrudur. Bir hakikati burada yalanlayacak değilim. 10 bin olan kamplara katılan genç sayısını geçen yıl, bir yılda yaptığımız hamleyle 200 bin rakamına ulaştırdık. 200 bin sayısının 100 bini kız. Ailelerine karşı bir mesuliyetimiz var. 200 bin gencimizin duygusal ve psikolojik gelişimlerine yönelik bir mecburiyetimiz ve mesuliyetimiz var. Bakan olarak kampları kız ve erkek birlikte yapmak gibi bir mesuliyetim yok. Aileler son derece memnun. Bilakis, ailelerin, Kredi ve Yurtlar Kurumu Yurtlarında da gençlerin, kızlar ve erkeklerin sosyal alanlarda bile ayrı olarak eğitim, öğretim ve barınmalarına devam etmeleri yönünde talepleri var.



http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=22702862

Akp'nin beyninin derinliklerinde yatan gerçeklerin minik bir kesiti. Güç bulduklarında polisler vasıtasıyla "Siz neden yan yana oturuyorsunuz lan" 'a kadar varacaktır. Yavaş yavaş.

Haber linkinde bu konu hakkında görüşlerimizi yayınladıkları bir sayfa linki de mevcut.

ismail truth
28-02-2013, 16:31
Akp'nin beyninin derinliklerinde yatan gerçeklerin minik bir kesiti. Güç bulduklarında polisler vasıtasıyla "Siz neden yan yana oturuyorsunuz lan" 'a kadar varacaktır. Yavaş yavaş.


Türk insanı anca işine geldiği zaman işte birey haklarını falan hatırlıyor ya da liberal demokrasi falan istiyor.

Bu ülkede polis seni her an çevirip kimlik sorabilir, üstünde yoksa seni alıp götürebilir. Doğuda ise gecenin bir vakti gelip "arama var" diye seni uyandırabiliyorlar. Çoluk çocuk kalkıp üstünü giyinip bekliyorsun asker aramasını bitirsin, gecenin üçü, sonra yatıyorsun. Yolda da seni durdurup arayabilir. Eşyanın içine bakabilir.

Amerikayı falan örnek verip birey haklarını savundukça Atatürkçü insanlar bizi terslediler. Ne zaman ki keser döndü sap döndü, şimdi de hak hukuk konuşmaya başladılar. Ergenekoncuların poliste mahkemede hukuksuzluktan şikayet etmesi örneğinde olduğu gibi.

Benzer bir durum da vergi konusundadır. Adamlara diyorsun ki mesela devletin her türlü hizmeti "beleş" vermesi demek senin daha çok vergi vermen demek. Umursamıyorlar. Ama ne zamanki mevzu vergi paralarının Türk'e mi Kürt'e mi harcandığına gelince, hayatlarında ilk defa vergi paralarının nereye harcandığına dair hesap sorduklarına şahit oluyorsun.

Öyle iğrenç insanlarız ki. Ne diyeyim.

Selalim
28-02-2013, 21:12
Sevgili arkadaşlar,

Diyelim ki Mavrasya adlı hayali bir kıtada yer alan Mürkiye adlı hayali bir ülke olsun, bu ülkede demokrasi oturmamış olsun, halkın büyük çoğunluğu dindar ve cahil olsun. Bu ülkede aydın olan kesimde de bir birlik olmasın, birbirlerini yiyor olsunlar, hatta çoğu mevcut rejimden şikayetçi olsun, ülkede cemaatler kol geziyor olsun, hatta bu cemaatler el birliği etmiş olsun ve şeriata doğru fiilen adım adım ilerleniyor olsun. (Mürkiye tamamen hayal ürünüdür demiştim değil mi ?)

Birlikte tartışmak istediğim konu şudur :
Mürkiye'nin her görüşten aydınları, aydınımsıları, türedileri (http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.512bc65a6e9ad1.63871792) mevcut rejimden şikayetçidirler.

Bunda haklı olup olmamaları elbette önemlidir, ancak şeriat tehdidinden öncelikli midir ?

Bilindiği gibi İran'a Humeyni rejiminin gelmesinde (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ran_%C4%B0slam_Devrimi) aydınların, özellikle sol kesimden Tudeh Partisi ve muhalifi olan Bazarilerin önemli bir desteği olmuştur. Rejimi ele geçiren mollalar aynen kendilerinden bekleneni yaparak kendisine destek olan aydınları öldürtmüş, hapsetmiş veya sürmüştür.

Mürkiye'de de böyle olması kaçınılmazdır bana sorarsanız.

Sevgiler

Sevgili Deist,

Demokrasi ve Cumhuriyet nedir? Oturmamış olan bu rejimden bahsediyorsunuz, peki oturmuş olan bir rejim olsa ve halka ne istediği sorulsa, halkın ne isteyeceğini sanıyorsunuz? Halkın yönetimi ise, halk ne istiyor ise hangi şekilde yönetilmek ve yaşamak istiyor ise yapılması gereken halkın istediği değil midir?

Siz bu insanların nasıl düşündüğünü ve ne istediğini hala anlayamıyorsunuz! Eğitim ve eğitimin yetersizliğinden bahsediyorsunuz, aileleri sizin anladığınız manada bir eğitim şeklini istemiyor ve buna izin vermiyorsa bu eğitimi onların çocuklarına nasıl verebilirsiniz?

Siz yeni ve başka bir nesil, başka bir toplum istiyorsunuz ama bunu varolan, sizin gibi olmayan ve asla olmak istemeyen bir toplumdan oluşturmaya çalışıyorsunuz. Bunun onların isteği ve dileği olmadan baskı ve dayatmalarla yapılması ne mümkün?

İstemiyorlar işte sizin gibi olmayı! Bu zorlamanız ne diye? Onların isteği Şeriatsa bunu sizin kabullenmemenizin adı ne? Nedir bu Cumhur yönetimi ve demokrasi?

Dünyada bazı insanlar hala başka insanların başka istekleri olduğunu anlayamıyorlar.

Ne tuhaf!

Kendiniz gibi olan ve yaşayan toplumlara katılın, belki yaşam sizin için daha rahat olur. Hmmm yok ille de ben zoru seviyorum, bir toplumu kendim gibi olmaya, dönüştürmeye çalışacağım diyorsanız, buyrun yolunuzda yol almaya devam edin.

Sevgiler.

rasa
01-03-2013, 00:14
Demokrasi çoğunluğun yönetimde olduğu ancak çoğunluğun tahakkümü anlamına gelmez, bilakis azınlıkların hak ve hukukunun güvence altında korunduğu bir yönetim şeklidir. Yani çoğunluk istiyor diye her istediğini yapmakda hak sahibi anlamına gelmez kesinlikle!. Bunun yeğane teminatıda LAİKLİKDİR.

izmarit
01-03-2013, 00:28
Hristiyanlik baski altinda yesermis bir din. Romanin baskisi hristiyanligi apolitik olmaya zorlamis. Avrupanin en karanlik doneminde bile kilise ile devletin bir araya gelmemesinin sebebi budur. Yani hristiyanlik icin dogal olan zaten din ile devlet islerinin ayrilmasi.

Islam icin durum farkli. Muhammed Medine'ye cagrildiginda, bir cesit hakemlik mercini doldurmasi icin davet ediliyor. Yani islamin kitabi inerken, Muhammed bir devlet yoneticisi sifati tasiyor. Haliyle bu iki kurum birbirine giriyor, islam devlet yonetiminide kapsayacak sekilde bicimleniyor. Bu durumda islam icin din ile devlet islerinin birbirinin tamamlayacisi olmasi dogal olan.

Simdi siz hristiyanin laikligini alip islama monte etmeye calisincada haliyle siritiyor, uymuyor, su sizdiriyor. Bu dugumu cozmek kolay is degil.

Selalim
01-03-2013, 01:05
Demokrasi çoğunluğun yönetimde olduğu ancak çoğunluğun tahakkümü anlamına gelmez, bilakis azınlıkların hak ve hukukunun güvence altında korunduğu bir yönetim şeklidir. Yani çoğunluk istiyor diye her istediğini yapmakda hak sahibi anlamına gelmez kesinlikle!. Bunun yeğane teminatıda LAİKLİKDİR.
Yok; bu memlekette demokrasi azınlığın tahakkümü anlamına geliyor(du) bu zamana değin!

Bir toplum vardı, bir halk, kurtuluş savaşı vermiş, topraklarını kurtarmış sözde düşmandan ama, başında namusu ve şerefini simgeleyen, onların için namus, şeref ve yaşam nedeni olan dini inancı ve örtüsü yüzünden aşağılanmış, tüm kapılar yüzüne kapatılmış sözde Cumhur yönetimi, ve Demokrasi verildiği yalanları anlatılmış, tüm bu aşağılamalar yapılırken...

Gerçekten ne tarafınızla, ne taraftan baktığınıza şaşıyorum olaylara...

Farkında mısınız? Bu memleket her daim aşağıladığınız ve baskı ve dayatmalarla değştirmeye çalıştığınız halkın memleketi! Siz kimsiniz? Ne hakla çoğunluğa her daim kendi isteklerinizi dayatıyor ve sürekli yaşamlarını şekllendirmeye çalışıyorsunuz?

Onlar okullarda Kur-an dersi mi isteyecekler; bu gerçekleşecek, burası onların memleketi. Onlar okullara örtülü mü girmek isteyecekler bu gerçekleşecek; bu onların memleketi; onlar kamu dairelerinde namaz mı kılmak isteyecekler; bu gerçeklecek; burası onların memleketi; onlar ezan mı okun sun isteyecekler; hem de arapça mı(!) bu gerçekleşecek; burası onların memleketi!

Memleketin sahibinin kim olduğunu unutmuşlar; kimbilir belki de memleketin sahipliğini yapanlar; halka memleketin sahibinin gavur olduğu gerçeğini anlatamamış; memleketin sahibi söz de halktan ama aslında halk düşmanı gavurmuş!

Dünya tarihinde halka bu kadar düşman yönetim görülmüş müdür acaba?

Adı Cumhuriyet; manası halk düşmanı; düşmanlığı!
Adı Demokrasi; manası?

Sevgiler.

rasa
01-03-2013, 01:28
Adı demokrasi bakışı; EVRENSEL İNSAN HAKLARI !....Ben hanği tarafımdan baktığımı çok iyi biliyorum aynı soruyu kendine sordunmu ??? Okuduğunu anlamayıp yada anlamamazlıkdan gelmek bir zihinsel hastalık belirtisidir !...

Selalim
01-03-2013, 13:45
Misal eğitim ve öğretim konusu ile ilgili ve ailenin ne kadar önemli olduğu ile; ben sizlere yurt dışından örnek vereyim;

Laik bir Avrupa devleti; okullarına müslüman türk ailelerin çocuklarının gittiği... Onlarda okullarda din dersi vardır, hristiyan olanlar bu dersi alır müslüman olmayanların bu dersi alma mecburiyeti yoktur ama gelelim asıl değinmek istediğim konu olan bu müslüman Türk çocuklarının nasıl eğitim aldığına...

Aile ne ise çocuğu da o oluyor genellikle. Ailelerin büyük bir çoğunluğu çocuklarını henüz yürümeye yeni başladığında camiye getiriyorlar ve orada bırakıyorlar ki dini eğitimini alsın, Kur-an'ını küçük yaşta öğrensin diye... Bunun arkasında bir çok sebep var elbette, bir toplum olarak bir toplumdan olma, bunun en doğrusu olduğuna inanma vs. vs. ama konumuz bu da değil, konumuz Türk ve müslüman ailelerin nerde olursa olsun çocuklarına öncelikle dini eğitimi vermek istemesi; din onların yaşama biçimi.

Onlar Türkiyedekilerden dahi daha koyu yaşıyorlar dinlerini? Bunu biliyor musunuz?
Misal; kız çocuklarını yüzmeye göndermezler (okulda spor dersinde mecburi olması dahilinde dahi, onlar inançları gereği muaftır), okul gezilerine asla! Yabancı arkadaşlarla fazla yakınlaştırmazlar vs. vs.

Şimdi siz din yaşama biçimi olmuş insanların çocuklarına verilecek eğitimin dinden uzak olması halinde onların da uzak olacağını mı sanıyorsunuz?

Sevgiler.

Şüpheci Dinsiz
05-03-2013, 03:39
Sevgili Selalim,

Demokrasi ve Cumhuriyet nedir? Oturmamış olan bu rejimden bahsediyorsunuz, peki oturmuş olan bir rejim olsa ve halka ne istediği sorulsa, halkın ne isteyeceğini sanıyorsunuz? Halkın yönetimi ise, halk ne istiyor ise hangi şekilde yönetilmek ve yaşamak istiyor ise yapılması gereken halkın istediği değil midir?
Bence bunun önemli sebepleri geçmişte padişahlık ile yönetilmiş olmaları, cahil olmaları, bilimden uzak olmaları, kul - tebaa - ümmet olmalarıdır. Birey olabilselerdi, demokrasi talebi halktan gelirdi ve benimsenir, sahip çıkılırdı. Demokrasi tepeden inince, üstelik kul - tebaa - ümmet bataklığından beslenenlerin azimli direnciyle sürekli olarak kaşınınca halk birey olmayı, hakkına sahip çıkmayı öğrenemedi, sahip olduğu hakları, geleceğini, çocuklarının geleceğini bir torba kömüre 1 kilo nohuta satan, din sömürgenlerinin oy oranının arttırmak için tavşan gibi üreyen bir sürüye dönüştü maalesef.

Sizce böyle bir halkın yargılarına güvenilmeli mi ?

Siz bu insanların nasıl düşündüğünü ve ne istediğini hala anlayamıyorsunuz! Eğitim ve eğitimin yetersizliğinden bahsediyorsunuz, aileleri sizin anladığınız manada bir eğitim şeklini istemiyor ve buna izin vermiyorsa bu eğitimi onların çocuklarına nasıl verebilirsiniz?

Siz yeni ve başka bir nesil, başka bir toplum istiyorsunuz ama bunu varolan, sizin gibi olmayan ve asla olmak istemeyen bir toplumdan oluşturmaya çalışıyorsunuz. Bunun onların isteği ve dileği olmadan baskı ve dayatmalarla yapılması ne mümkün?

İstemiyorlar işte sizin gibi olmayı! Bu zorlamanız ne diye? Onların isteği Şeriatsa bunu sizin kabullenmemenizin adı ne? Nedir bu Cumhur yönetimi ve demokrasi?

Dünyada bazı insanlar hala başka insanların başka istekleri olduğunu anlayamıyorlar.

Ne tuhaf!

Kendiniz gibi olan ve yaşayan toplumlara katılın, belki yaşam sizin için daha rahat olur. Hmmm yok ille de ben zoru seviyorum, bir toplumu kendim gibi olmaya, dönüştürmeye çalışacağım diyorsanız, buyrun yolunuzda yol almaya devam edin.
F tipi cemaat yaklaşık 40 yıldır içten / dıştan gördüğü çeşitli desteklerle cemaatini tavşan gibi üretti, çoğalttı, şer yuvalarında çocukların beynini yıkadı, kendi şer yuvası okullarında onları birer mankurta çevirdi, içten gördüğü destekle devletin, kamunun çeşitli görevlerine sinsi bir şekilde yerleştirdi, din sömürüsüyle bağışlar topladı, çeşitli dolandırıcılıklarla bağışları zimmetine geçirdi, bunlarla fabrikalar açtı, okullar, dersaneler açtı, gazeteler, bankalar, marketler zinciri kurdu, servetine servet kattı. Bu serveti kullanarak halkımızın yoksulluğunu fırsat olarak değerlendirdi, cemaatine kattı, oyunu satın aldı, yoksul ailelerin çocuklarını "abiler, ablalar" adı verilen çakallarla avladı, cemaatine katıp beyinlerini yıkadı, onları da birer mankurt yaptı.

İşte halkımız bu hale getirildi, daha kötüsü bu hale geldi.

Neden bu hale geldi ? Çünkü arapça küfür işitsek, küfür yazısı görsek amin diyecek kadar cahiliz, maalesef din halkımızın yumuşak karnıdır.

Ben bu gün çıkıp bir kaç çocuğu toplayıp eve kapatsam, onlara yıllarca çağdaş eğitim versem beni adam kaçırmaktan, zorla alıkoymaktan ağır cezaya çarptırır, hapse atarlar. Ancak bunu F tipi cemaat olarak yapsam, çocukları yıllarca yatılı okullara kapatsam, üniversitede de yakalarını bırakmayıp yurtlarda beyinlerini yıkamaya devam etsem, kafalarını dini safsatalarla doldursam suç sayılmıyor.

Bakınız, bu mankurtları insan öldürmeye teşvik etsem, insan vurdurtsam, toplu insan yaktırsam, katliam yarattırsam bile suç sayılmıyor.

Sizce böyle bir halkın yargılarına güvenilmeli mi ?

--/--

Bu başlıkta mevcut düzeni yerden yere vurmak uğruna pişkin pişkin AKP politikalarını, icraatlarını öven sosyalistlere yazıklar olsun, diğerleri eşyanın tabiatına uygun hareket ettiklerinden onlara söylenecek bir şey yok, bu bir.

Başlığın konusu olan "Mevcut düzenden şikayetçi olunsa bile şeriat gelmeden uzlaşmak mümkün müdür ? Şeriat tehdidi şu an daha öncelikli değil midir ?" sorusuna pozitif katkı sağlayacak bir cevap okumadım, bu iki.

Biz birbirimizi yiyeduralım, bu üç.

--/--

Sevgiler

Neva
05-03-2013, 08:37
Sevgili arkadaşlar,

Diyelim ki Mavrasya adlı hayali bir kıtada yer alan Mürkiye adlı hayali bir ülke olsun, bu ülkede demokrasi oturmamış olsun, halkın büyük çoğunluğu dindar ve cahil olsun. Bu ülkede aydın olan kesimde de bir birlik olmasın, birbirlerini yiyor olsunlar, hatta çoğu mevcut rejimden şikayetçi olsun, ülkede cemaatler kol geziyor olsun, hatta bu cemaatler el birliği etmiş olsun ve şeriata doğru fiilen adım adım ilerleniyor olsun. (Mürkiye tamamen hayal ürünüdür demiştim değil mi ?)

Birlikte tartışmak istediğim konu şudur :
Mürkiye'nin her görüşten aydınları, aydınımsıları, türedileri (http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.512bc65a6e9ad1.63871792) mevcut rejimden şikayetçidirler.

Bunda haklı olup olmamaları elbette önemlidir, ancak şeriat tehdidinden öncelikli midir ?

Bilindiği gibi İran'a Humeyni rejiminin gelmesinde (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ran_%C4%B0slam_Devrimi) aydınların, özellikle sol kesimden Tudeh Partisi ve muhalifi olan Bazarilerin önemli bir desteği olmuştur. Rejimi ele geçiren mollalar aynen kendilerinden bekleneni yaparak kendisine destek olan aydınları öldürtmüş, hapsetmiş veya sürmüştür.

Mürkiye'de de böyle olması kaçınılmazdır bana sorarsanız.

Sevgiler

Sevgili Deist_tr ;

Hicbir rejim, tamamiyla o ulkeye dair halki, milleti %100 mutlu-mesut-bahtiyar kilacak bir rejim olamaz. Bu degismez bir kuraldir, herkesi ayni anda memnun etmek mumkun degildir. Illa ki bir, her boyayi boyadik, bir tek fistigi yesil kaldi muhabbeti olacaktir. (boyle bir atasozu vardi, yanlis yazmis olabilirim, eger oyleyse artik idare edin)

Bununla birlikte, her turlu rejimin, bir el bombasi tarzinda cekilecek pimi(yok etmek amacli), bir de sigortasi(koku ayakta tutmak amacli) mevcuttur.

Bu el bombasi ve sigortanin icerigi, bircok farkli sey barindirabilir.

Icinde bulundugumuz kosullarda, rejimden ote, irtica'nin yukselisi onceliklidir elbette. Bundan da otesi seriat fikri ve yan makyajlanmis kavramsal uzantilari yardimiyla farkli bir amaca hizmet eden, din kokenli(yapilanma babinda), Turkiye Birlesik Devletleri modeli mevcuttur.


(Bu devlet modelinden bahsederken, klasik Kurt sorunu, Turk sorunu veya azinliklar, veya suya sabuna karismayan kendi halinde iman eden inanan insanlar vb. tarzi seyler degil kastettigim bunu ozellikle belirtmekte fayda var.)


Ortada agirlikli olarak halk baglaminda, bati kompleksinden kurtulamamis, kendi kimligini kaybetmis, batidan gelen herseye yarabbi sukur diyen bir zihniyet mevcut.

Goren de sanir ki "bati kus konduruyor"!!!!!

Artik o kadar aciz bir hale gelmis durumdaki zihniyetler, antropoloji bilimi uzerinden eski nukseden hastalikla Ataturk'u harcamaya calisan denli bilimden dahi bi haber, onu da gectim, bilimi bir arac kullanip, bilim uzerinden irk ve milliyet kasiyacak kadar, adeta "savunmasiz" bir yaklasimlar silsilesi seyrediyoruz. Komedi yani! Antropoloji bilimi uzerinden millet tasavvurlari yapmak..

Coktan yerle yeksan olmus ve tarihe gomulmus Kemalizm'i isitip isitip gundeme getirmekler mi dersiniz, sanki bati ulkelerinde savunma baglaminda hic ordu veya ozel birlikler yokmuscasina, bu ulkenin ozel birliklerini harcamaya calismak mi dersiniz vb. bircok eski naneler...


Sanki Kemalizm henuz yokken, hersey gulluk gulistanlikti!!! Osmanli'da mutlu-mesut-bahtiyar, cizye vererek, haraca baglanarak vb. yasayip gidiyordu bu millet.



Ustelik bunlarin, tam da global baglamda, siyasi olarak sosyo-politik-stratejik bir surecte agirlikli islenmeye calismasi da ayrica yutturulmaya calisilan bir komedi...

Siyasi olarak ummet zihniyetinden cikamamis bireylerin, okyanus otesinden uzaktan kumanda ile(!) ufurulerek ortaya sablon demokrasi diye koyduklari da bu kadar olabiliyor dogal olarak, daha fazlasini beklemek safdillik olur.

Evet, daha onceki donemlerde de, %100 bir demokrasi yasandigini iddia etmedik, etmiyoruz.



Garip olan ve israrla gozden kacirilmaya calisilan sudur ki;

1900'lu yillarin baslangicinda yasanan donemleri yine yasiyoruz farkli versiyon ile... 1931'li yillardaki Islam kongresinin oncesi-sonrasi , 2013 versiyonu yine farkli yapilanmalarla gundemde..

Selalim
05-03-2013, 14:31
Sizce böyle bir halkın yargılarına güvenilmeli mi ?
Sevgili Deist,

Konumuz Demokrasi ve Cumhuriyet yönetimi.

Siz konunun dışına çıkmakla kalmayıp, yalnızca etkisi altında olduğunuz hislerin nefreti ile yazıyor ve sorunuzu sorarken dahi üstünlüğünüzü haykırıyorsunuz, belki farkında olarak belki de olmadan ama Demokrasi ve Cumhuriyet bu değil ki.

O halde halka egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu masallarını anlatılmamalıydı, öyle değil mi?

Sevgili Deist bakınız sizi saran baskın kin hissiyatı ile yazıyorsunuz belki bunun da farkında değilsiniz.

Misal siz dininizi bıraktınız değil mi? Din de bir değer yargı gibidir. O halde ben de tüm değer yargılarımı bırakabilirim, bu değer yargıların kaynağı nedir? Doğrununun yanlışın kararını kim verir? İyinin, kötünün yargısını kim yapar? Hiç bunları düşündünüz mü?

Vatan nedir? Millet? İlkellik değil mi sizce?

Bunun sonu yok sevgili Deist!

Bırakın size göre sizden aşağı sandığınız insanlar değer yargılarını yaşasın, onların en azından değer verdikleri bir yargıları var.

Ben size dünyadaki her düşüncenin ve yargının gereksizliğini alatabilirim sevgili Deist; karanlık bir çukur; her şey yalnızca bir maddeden ibaret ve sonu yokluksa tüm bu değer yargıların anlamı ne?

İnanın sizin geçtiğiniz yollardan ben de geçtim; kısa da olsa; benim geçmem uzun sürmedi çünkü değer yargıların önemsiz olduğu yolları görünce o değer yargılara sahip olabilmenin bulunmaz bir mücevher olduğunu farkettim.

Sevgiler.

errata
05-03-2013, 15:09
Selalim; sünnet, kurban, türban, hanedan övücülük, sosyolojik olaylar ve doğa olayları karşısında objektif verileri kullanmak yerine dogamaya tabi olmak bir değer yargısına sahip olmak mıdır?

Bu değer yargıları, dünya coğrafyalarında yaşayan her insan için değer yargısı olarak varlığını sürdürebilir mi? Yalnızca sizi bağlayan ve sizin maddi/manevî sağlığınız için gerekli yargılar, başkalarının mutluluğuna set oluyorsa bunların tanrısallığı, evrenselliği, insancıllığı, demokratikliği nerededir?

Değer yargılarımızı kime göre, neye göre şekillendirmeliyiz? Musa, İsa, Muhammed veya topu bizim değer yargılarımız için geçer akçe midir? Ya budistlerin değer yargılarıyla bizim yargılarımız bazı yerlerde birbiriyle çakışırsa? Ya bizim değer yargılarımızın bir bölümüyle yine bizim gibi olan diğerlerinin değer yargıları birbiriyle çakışırsa (conflict of interest)? Değer yargılarımızın evrensel olması mı beklenmeli yoksa belli bir yöreye veya ahlak manzumesine göre belirlenmiş olmaları kâfimidir?

Ya değer yargılarımı edindiğimiz adamlar külliyen cahil ise ve bizim değer yargılarımızı belli bir takım insani ve bilimsel metotla geri kazanmamız gibi bir gerekliliğimiz ve imkanımız varsa ne yapmalıyız? Bırakalım öylece dursun mu?

Bir fikir üzerinde düşünmenin, tartmaya anlamaya çalışmanın başı sonu yok ise onun hakkında düşünmekten vaz mı geçmeliyiz? Hem onun üzerinde düşünüp, hem kendi ilkel sistemimizi sosyolojik, toplumsal verileri göz önünde bulunduran ve doğaya uyumlu bir şekilde iyileştirmemiz mümkün değil midir?

Halkı ve hali hazırdaki değerlerini küçümsemek elbette gelişmeye katkı sağlamanın ötesinde son derece konformist ve çözümden uzak bir davranış/düşünüşün ürünüdür.
Halktan şikayet edenlere ben hep şu örneği veririm. Bir çocuk ana babası tarafından sürekli dışlanıp, sevgisiz bırakılıyorsa, dayak yiyorsa işleyeceği suçların da ancak %20'sinin sorumluluğu onun üzerindedir.

En nihayetinde halkın kendi kendisini gerçekten idare etmediği, ama öyle gösterilen bir sistemi yaşıyoruz. Bu dünyanın hemen hemen her yerinde aşağı yukarı bu şekilde ama dünyanın bazı yerlerinde düşünen insanlar da var. Düşünmenin gereksiz olmadığını bilen, değer yargılarının da, dinlerin de, Tanrıların da, sistemlerin de değişkenliği üzerine düşünen kuram geliştiren insanlar var. Hint'te Yemen'de ayrı ayrı hayatlar süren insanlara tek bir değer yargısının yeterliliğini geçelim, yanlış oldupunu gören/tartışan insanlar var. Hatta bu artık tartışılır bir şey de değildir.

Siz bir değer yargısına sahip olmanın, düşünmekten daha faydalı olduğunu sanıyorsunuz. Çünkü düşününce işler sarpa sarıyor ve en sonunda herşeyi maddeye bağlayıp açmaza giriyorsunuz. Gerçekten böyle oluyorsa; ya sizi aydınlatacak daha farklı şeyler okumayı deneyin ya da bırakın bu şeyleri başkaları düşünsün.

Selalim
05-03-2013, 15:55
Sevgili Shibumi,

Çok güzel anlatmışsınız düşüncelerinizi yalnız ben sizin kadar detaylı yazamadığımdan tam olarak veremiyorum düşüncelerimi...
Siz bir değer yargısına sahip olmanın, düşünmekten daha faydalı olduğunu sanıyorsunuz. Çünkü düşününce işler sarpa sarıyor ve en sonunda herşeyi maddeye bağlayıp açmaza giriyorsunuz. Gerçekten böyle oluyorsa; ya sizi aydınlatacak daha farklı şeyler okumayı deneyin ya da bırakın bu şeyleri başkaları düşünsün.
Yalnız şu alıntıladığım kısma değinmek istiyorum;

Hayır, ben bir değer yargısına sahip olmanın düşünmekten daha faydalı olduğunu sanmıyorum; ben bir değer yargıyı kaybettikten sonra onu asla yerine koyamayacağınızdan bahsediyorum; o yüzden kaybettirilmeye çalışılan ne varsa bir daha yerine gelmeyeceğini düşünüp, düşünmediğinizi soruyorum.

Siz insanlara, onların kalplerine bir değer yargının sevgisini, gerekliliğini nasıl işleyebilirsiniz. Bu mümkün değil! Bunun asla mümkün olmayacağını dile getiriyorum. Bu mümkün değil.

Kim hangi anaya onbeş yaşına yenice girmiş, onca emek sarfetmiş, yememiş yedirmiş, giymemiş giydirmiş, onu gözünden sakınmış, biri zarar vermek istese ona dokunanı paramparça edeceği, kanından, canından öte körpecik evladını Vatan denen bir toprak parçası için kendi elleriyle ölüme gönderttirebilir? Hangi güç?

Sadece bu da değil; her şey; her değer; namus, şeref, kıskançlık, doğru, yanlış, iyi, kötü; bildiğiniz, aklınıza gelen hangi değer hangi kavram varsa; sizin anlamadığınız bu.

Bana dünyadaki yaşamın gerekliliğini anlatabilir misiniz ve bu değerleri ne için değer olarak görmem gerektiğini, görmekten öte, nasıl hissedebilir insan inanmadığını?

Tıpkı sizin dinlere inanmadığınız gibi.

O değer yargıları kaybedilmeye görsün bir bir... Bir daha geri gelmesi mümkün değil.

Siz insanı ne zannediyorsunuz?

Değer yargıların ve hislerin proğramlanabileceğini mi?

İşte bunun için inanç gerek.

İnsanın proğramını işleten tek destek.

Sevgiler.

Selalim
05-03-2013, 17:10
Siz bir değer yargısına sahip olmanın, düşünmekten daha faydalı olduğunu sanıyorsunuz. Çünkü düşününce işler sarpa sarıyor ve en sonunda herşeyi maddeye bağlayıp açmaza giriyorsunuz. Gerçekten böyle oluyorsa; ya sizi aydınlatacak daha farklı şeyler okumayı deneyin ya da bırakın bu şeyleri başkaları düşünsün.
Çöllerde avare dolaşan bir filozof, devesi ile yolculuk yapan bir köylüye rastladı. Nereden gelip nereye gittiğini öğrendikten sonra, devenin iki yanına sarkmış çuvallarda neler olduğunu sordu.
Köylü:
- Onların birine buğday, diğerine kum doldurdum. diye cevap verdi.
Filozof:
- Buğdayı anladım ama, kumu niçin doldurdun? diye sorunca Köylü:
- İkinci çuval boş kalsaydı denge bozulurdu dedi. Filozof gülmeye başladı:
- Denge sağlamak için buğdayın yarısını bir çuvala, diğer yarısını da öbürüne doldursaydın herhalde daha akıllıca davranmış, zavallı devenin yükünü de azaltmış olurdun dedi.
Köylü şaşırmış, bu bilge adama hayranlıkla bakmaya başlamıştı.
- Sen, dedi, padişah yahut vezir olmalısın! Bu kadar akıl ancak onlarda bulunabilir.
- Hayır dedi filozof, ben ne padişahım, ne de vezir.
- Öyleyse dükkan sahibi zengin birisin.
- Ne gezer, cebinde mangırı bile olmayan bir adamım ben. Bunca bilgi ve hikmetin karşılığı olarak elimdeki şu deynek ve hırpani kıyafetlerimle gezip duruyorum çöllerde...
Köylü bu cevap karşısında hiç memnun olmamıştı:
- Çekil git yanımdan! diye bağırdı. Senin bilgi ve hikmet dediğin şeyin bir faydası bulunsaydı, önce sana yarardı.
Torbamın birinde kum, diğerinde buğday olması, senin içi boş bilgi ve felsefenden çok daha iyidir!.

Hazreti Mevlâna Celaleddin-i Rûmi - Mesnevi'de Geçen Hikayeler

Sevgiler.

AlbatrosS
05-03-2013, 17:25
Yok; bu memlekette demokrasi azınlığın tahakkümü anlamına geliyor(du) bu zamana değin!

Bir toplum vardı, bir halk, kurtuluş savaşı vermiş, topraklarını kurtarmış sözde düşmandan ama, başında namusu ve şerefini simgeleyen, onların için namus, şeref ve yaşam nedeni olan dini inancı ve örtüsü yüzünden aşağılanmış, tüm kapılar yüzüne kapatılmış sözde Cumhur yönetimi, ve Demokrasi verildiği yalanları anlatılmış, tüm bu aşağılamalar yapılırken...

Gerçekten ne tarafınızla, ne taraftan baktığınıza şaşıyorum olaylara...

Farkında mısınız? Bu memleket her daim aşağıladığınız ve baskı ve dayatmalarla değştirmeye çalıştığınız halkın memleketi! Siz kimsiniz? Ne hakla çoğunluğa her daim kendi isteklerinizi dayatıyor ve sürekli yaşamlarını şekllendirmeye çalışıyorsunuz?

Onlar okullarda Kur-an dersi mi isteyecekler; bu gerçekleşecek, burası onların memleketi. Onlar okullara örtülü mü girmek isteyecekler bu gerçekleşecek; bu onların memleketi; onlar kamu dairelerinde namaz mı kılmak isteyecekler; bu gerçeklecek; burası onların memleketi; onlar ezan mı okun sun isteyecekler; hem de arapça mı(!) bu gerçekleşecek; burası onların memleketi!

Memleketin sahibinin kim olduğunu unutmuşlar; kimbilir belki de memleketin sahipliğini yapanlar; halka memleketin sahibinin gavur olduğu gerçeğini anlatamamış; memleketin sahibi söz de halktan ama aslında halk düşmanı gavurmuş!

Dünya tarihinde halka bu kadar düşman yönetim görülmüş müdür acaba?

Adı Cumhuriyet; manası halk düşmanı; düşmanlığı!
Adı Demokrasi; manası?

Sevgiler.

Çoğunluğun otoriteryanizmi.
Şurada koyulaştırılmış sözcükler yerine ''Türk, Türklük, Türkçeyi'' koyun; Kemalizmi tasvir edersiniz. İlkelerin, bilimin ve demokratik teamüllerin diliyle değil de çoğunluğun diliyle konuşan güya birbirinden farklı iki model.

Ancak! (Bundan sonrası genele)

Hakkını Sezar'ın hakkı Sezara! Her ne kadar tutarsızlıkları, çelişkileri vs olsa da, BİLİM noktasında AKP'den daha salim bir kafaya sahip oldukları kesin. Ulusalcı eğilimleri bir yana, akademilerde asgari demokrasi teamüllerini içselleştiren çok sayıda saygı değer Kemalist-Atatürkçü bilim insanı tanıyoruz: Bir Server Tanilli'ye, bir Türkan Saylan'a darbeci-vesayetçi diyen insanı bu insanları biraz tanıyan herkes meşe odunuyla döver.

Şeriat geliyor mu?

Bugüne değin icra edilmiş örnekleri bağlamında, hayır. Ancak, muhafazakar ve otoriter bir statüko gittikçe kökleşmekte. Amerikan tarzı evanjelist akımlar gittikçe güçlenmekte. Amerika gibi köklü bir demokrasi ve sınıf geleneğimiz olmadığı için bizdeki Türkiye tipi daha özgün bir model.

Kürt kimliğinin tanınması ve diyalog ortamı


Bu meselenin AKP'nin demokratlığıyla yahut çözüm arzusuyla alakası yok. Şartlar elverseydi Roboski vb sayısız vahşetle PKK'ye karşı kökten bir çözüm bulmak istediklerini biliyoruz. Kaldı ki, Kürt meselesinde tutuklamalar-savaş politikaları vb meselelerde öncekilerden hiç de geri kalmayabileceklerini gösteren sayısız veriye sahibiz.

Hal böyleyken henüz, Kürt meselesinde ''müzakere yapıldığı''nı bile söylemek zor. MİT üzerinden yürütülen bürokratik bir süreç var ortada ve AKP'ye gelene değin böylesi sayısız konuşma zaten Öcalan'la hep yapıldı. Gerek ortadoğudaki gelişmeler gerekse sorunun iç politikada yarattığı basınç gerekse de PKK'nin aktif ve etkin direnişi besbelli AKP'yi MİT aracılığıyla bu görüşmeleri yapmaya yöneltti. Açık konuşalım, AKP değil de örneğin CHP iktidar olsaydı ve aynen bu süreçler yaşansaydı; tahminim o ki, örgütle yine bazı pazarlıklar yapılacaktı. Unutmayın, Öcalan'ı ipten alan kararı imzalayan adamlardan biri MHP lideriydi.

Benzeri bir hamlenin 2011 anayasa değişiminden önce de olduğu ve o süreçte tam 10.000 BDP'linin siyasi tutsak durumuna düştüğünü hatırlatmakta da fayda var. Üstelik Paris katliamı, Kandil'e bombalama vs örgütü hataya zorlayacak gelişmeler de yaşanıyor. Ben iktidarın bir bahaneyle her an o masadan kalkabileceğini; bunun için de örgütü saldırıya zorlayacak bir baskıyı dayatacağını düşünüyorum.

Hülasa;

Evet, gittikçe otoriter bir yöne doğru evriliyoruz ve bunun maalesef ki dinsel bir boyutu da var.

Neva
05-03-2013, 21:31
Misal eğitim ve öğretim konusu ile ilgili ve ailenin ne kadar önemli olduğu ile; ben sizlere yurt dışından örnek vereyim;

Laik bir Avrupa devleti; okullarına müslüman türk ailelerin çocuklarının gittiği... Onlarda okullarda din dersi vardır, hristiyan olanlar bu dersi alır müslüman olmayanların bu dersi alma mecburiyeti yoktur ama gelelim asıl değinmek istediğim konu olan bu müslüman Türk çocuklarının nasıl eğitim aldığına...

Aile ne ise çocuğu da o oluyor genellikle. Ailelerin büyük bir çoğunluğu çocuklarını henüz yürümeye yeni başladığında camiye getiriyorlar ve orada bırakıyorlar ki dini eğitimini alsın, Kur-an'ını küçük yaşta öğrensin diye... Bunun arkasında bir çok sebep var elbette, bir toplum olarak bir toplumdan olma, bunun en doğrusu olduğuna inanma vs. vs. ama konumuz bu da değil, konumuz Türk ve müslüman ailelerin nerde olursa olsun çocuklarına öncelikle dini eğitimi vermek istemesi; din onların yaşama biçimi.

Onlar Türkiyedekilerden dahi daha koyu yaşıyorlar dinlerini? Bunu biliyor musunuz?
Misal; kız çocuklarını yüzmeye göndermezler (okulda spor dersinde mecburi olması dahilinde dahi, onlar inançları gereği muaftır), okul gezilerine asla! Yabancı arkadaşlarla fazla yakınlaştırmazlar vs. vs.

Şimdi siz din yaşama biçimi olmuş insanların çocuklarına verilecek eğitimin dinden uzak olması halinde onların da uzak olacağını mı sanıyorsunuz?

Sevgiler.


Yetersiz ornekleme sayin Selalim;

Nicin laik Avrupa ve laik Avrupa ulkesinde yasayan Turk aileler bunun belirleyicisi oluyor acaba?

Yani Avrupa ulkesinde dinini yogun yasayanlar, agirlikli yasadiklari bolgeye iliskin, efendim biz kendi bolgemizde seriat mahkemesinde yargilanma istiyoruz, el kesmek, recm yapmak istiyoruz dese, ona da olur verecek misiniz?

Deger yargilarinizda bu da mevcut mu?

Okyanus otesinde dinini yasayanlar yok mu? Onlarin yasam bicimlerinde din yok mu? Gelenek, gorenek, orf adetlerini, cikarip atti mi?



Cumhuriyet yanlisi olmak , yekten dinsizlik, Allah'sizlik degildir ki!?

Ne yani bu halk onca kusur yildir, yekten dinsiz, imansiz, Tanrisiz/Allah'sizdi da, simdi belli bir surecte mi dindar oldu?

Gecmis doneme iliskin Kemalizm veya Ataturk henuz yokken, cizye vererek, haraca baglayarak, hayvan pazarindan hayvan secer gibi, kole pazarindan kadin secmek cok mu daha modern ve halk dostu rejimlerdi?

Bu gibi uygulamalar, deger yargilarinizin neresinde oturuyor ?

Bu baslikta hic kimse, baslik icerigine iliskin, dinin veya Tanri inancinin yok edilmesi gerektigini savunmuyor ayrica.

Siz sadece isin dini boyutunun gidisatini gormezden gelmektesiniz sanirim.

Kisaca;

Vay efendim cumhuriyet kafatascidir, kafatasi olcmustur, bak siralamislar hatta, nasil olur da Turk milleti boyle tasavvur edilir, bu antropoloji , oloji, iloji, filoji vb. bunlar bizim racona uymaz muhterem! Mubarek Arapca degil bu kelimeler!

Git Amerikaya, ver parayi genetigini arastir hangi irk'a mensup oldugunu ogren! Bu yuzden diyebiliyor musun adamlara , bunlar kafatasci diye!? Demiyorsunuz.

E zamanin kendi donemine iliskin teknolojik ekipman kadariyla Antropoloji'yi kuran, arastiran niye kafatasci oluyor ki?

Yukarda Allah var, maymundan gelinir miymis!!!Olmasa neyse kardesim!!!

O da ne demek! Sen Allah'a inanmiyor musun!?

E niye? Inanmak zorunda miyim?

Su anki cogunluk, ben ve benim gibilere bunu niye dayatiyor? Sizin ustteki mesajdaki soyleminiz gibi;

Siz kimsiniz ki demek hakkina da ayni sekilde sahibiz o zaman!?

Brian
05-03-2013, 22:38
Türkiye'de sola karşı muhafazakarları güçlendirmek çok yeni bir şey değil.

Çok uzun zamandır sola, sosyalizme karşı bu uygulanıyor:

Sola, sosyalizme karşı Türkiye'de uygulanan politikalar kısaca:

1. Milliyetçilik

2. Muhafazakar ideolojileri çaktırmadan desteklemek

3. Kemalist ideolojiyi kullanmak

4. Ulusalcılığı kullanmak

5. Gladio vb. oluşumlarla darbe yapmak

Şimdi bu yukarıda beş unsur konjektüre göre kullanıldı. Zaman zaman SSCB tehlikesi bahane edildi. Ve ona göre bir politika,milli güvenlik doktrini uygulandı.

Şimdi ise bu politikalar arasında an fazla desteği yine konjektür gereği muhafazakarlar görüyor. Tabii roller değişebilir.

Ama bu şimdilik epey zor gözüküyor, çünkü muhafazakarlık üzerine çok fazla yatırım yapıldı. Aslında Kemalizm üzerine inanılmaz yatırımlar yapıldığı açık. Bu yüzden Kemalizmin yedekte bekletilip kapitalizmin isteklerine hazır hale gelince ikinci bir göreve talip olması beni şaşırtmaz.

Brian
05-03-2013, 22:52
Türkiye'de sola karşı muhafazakarları güçlendirmek çok yeni bir şey değil.

Çok uzun zamandır sola, sosyalizme karşı bu uygulanıyor:

Sola, sosyalizme karşı Türkiye'de uygulanan politikalar kısaca:

1. Milliyetçilik

2. Muhafazakar ideolojileri çaktırmadan desteklemek

3. Kemalist ideolojiyi kullanmak

4. Ulusalcılığı kullanmak

5. Gladio vb. oluşumlarla darbe yapmak




Şu haliyle, sosyalist biri için yukarıdaki beş unsur aynı bütünün parçalarıdır. Bu bütünde ana unsur kapitalizmdir. Eğer sosyalist biri bunu görmezse aynı daire içinde döner durur.

errata
05-03-2013, 22:59
Siz insanı ne zannediyorsunuz?

Değer yargıların ve hislerin proğramlanabileceğini mi?

İşte bunun için inanç gerek.

İnsanın proğramını işleten tek destek.


Bu ön yargılı ve otomatik bir yanılgıdır. Otomatik bir yanılgı diyorum, diğer türlü bilgisizlik demem gerekiyor çünkü. İnsani temel özgürlükler ve insan hakları bağlamında insanlığa bir şeyler katmış metinleri, o metinleri üreten kimselerin fikirlerini bir okusanız işin esasında sizin düşündüğünüzün tam tersi olduğunu anlayacaksınız ancak...

İnancın iyimser değer yargıları doğurduğuna, inançsız bir insanın ise temel ahlak ve evrensel yüksek insani değerlerden muaf tutum sergileyeceğine dair inançlar tümüyle safsatadır.

İnsanın yazılımı inanç değildir. İnsan, yaşamı gayet rasyonel süreçlere bağlı bir canlıdır. Elbette her şeyde olduğu gibi bu konuda da enine boyuna araştırmış olmak gerekiyor. Şimdi bu konuda da âhkam kesecek doneler elimdedir desem yalan olur. Ancak hiç bir sürecin körleme inançlara bağlı olmadığını bilmek gerekiyor. Bunun farkında olabilmek için insanın hayata ve doğaya bakış açısının biraz farklı bir açı almış olması gerekiyor.

Kozmos hidayet eylesin ne diyeyim :)

Neva
05-03-2013, 23:08
İnancın iyimser değer yargıları doğurduğuna, inançsız bir insanın ise temel ahlak ve evrensel yüksek insani değerlerden muaf tutum sergileyeceğine dair inançlar tümüyle safsatadır.




Burada zaten asil rahatsiz edici olan safsata unsur, Allah'sizligin veya dinsel inancsizligin, ahlaksizlik, katillik vb. sekillerde empoze ediliyor olusudur.

Selalim
05-03-2013, 23:42
Yetersiz ornekleme sayin Selalim;

Nicin laik Avrupa ve laik Avrupa ulkesinde yasayan Turk aileler bunun belirleyicisi oluyor acaba?
Ben size dinden uzak bir eğitim sisteminde(sizin hayalinizdeki gibi) çocukların nasıl din içinde büyüdüklerinden ve dinden uzak olamayacaklarından bahsettim sadece. Aileler ne ise çocuklarının da o olduğunu... Yazdıklarınıza nereden vardınız anlamadım.

İki dünya arasında kalan travmalı bir gençlikten bahsetmiyorum bile.

Bu ön yargılı ve otomatik bir yanılgıdır. Otomatik bir yanılgı diyorum, diğer türlü bilgisizlik demem gerekiyor çünkü. İnsani temel özgürlükler ve insan hakları bağlamında insanlığa bir şeyler katmış metinleri, o metinleri üreten kimselerin fikirlerini bir okusanız işin esasında sizin düşündüğünüzün tam tersi olduğunu anlayacaksınız ancak...

İnancın iyimser değer yargıları doğurduğuna, inançsız bir insanın ise temel ahlak ve evrensel yüksek insani değerlerden muaf tutum sergileyeceğine dair inançlar tümüyle safsatadır.

İnsanın yazılımı inanç değildir. İnsan, yaşamı gayet rasyonel süreçlere bağlı bir canlıdır. Elbette her şeyde olduğu gibi bu konuda da enine boyuna araştırmış olmak gerekiyor. Şimdi bu konuda da âhkam kesecek doneler elimdedir desem yalan olur. Ancak hiç bir sürecin körleme inançlara bağlı olmadığını bilmek gerekiyor. Bunun farkında olabilmek için insanın hayata ve doğaya bakış açısının biraz farklı bir açı almış olması gerekiyor.

Kozmos hidayet eylesin ne diyeyim :)
Sevgili Shibumi,

Dileğim savunduklarınızı yaşamanızdır.

İnanç derken sevgili Shibumi, bundan ne anladığınıza bağlı. Bu her ne olursa ya da neye; insanı işleten tek proğram. Sağlaması kolay değil.

Ve siz nasıl siz olduğunuzu düşünün.

Yazdıklarım yalnız sanrı olsa yazmazdım.

Sakın ola insan denilen varlığa çok büyük güven duymayın. Herkimsenin ayarını da kendi ayarınız gibi sanmayın.

Ve inanın dileğim sizlerin dileğinin gerçek olması çünkü o kadar içtenlikle savunuyor ve savunduklarınıza o kadar büyük anlam yüklüyorsunuz ki...

Gerçeğin yüzünüze vuracağı şamarın acısını duymak isterdim.

Sevgiler.

Neva
06-03-2013, 00:49
Ben size dinden uzak bir eğitim sisteminde(sizin hayalinizdeki gibi) çocukların nasıl din içinde büyüdüklerinden ve dinden uzak olamayacaklarından bahsettim sadece. Aileler ne ise çocuklarının da o olduğunu... Yazdıklarınıza nereden vardınız anlamadım.

İki dünya arasında kalan travmalı bir gençlikten bahsetmiyorum bile.




Sayin Selalim;

Tum mesajlarinizdan tek tek alinti yapmadim gereksiz yere, fakat tumunu okudum ve buna iliskin yazdim.

Dindar olsa da/ olmasa da, iki dunya arasinda travma yasayan genclik her zaman varolacaktir, kayip kusaklar sebebiyle.. Bunun olcusu din degildir, cunku tek basina din hersey degildir travmalara iliskin.

Dinden uzak bir egitim sistemindeki resmi sermissiniz, ancak deger yargilarinizda dinden uzak ve cocugunu da dinden uzak veya dinle cok icli disli, bir egitim sisteminde yetistirmek isteyen ailelerin varligi da mevcut mu?

Malum dediginiz gibi aileler neyse cocuklari da o.. Bunun ateisti var, deist'i var, panteist'i var vb..

Su yuzden yazdim;
Laik Avrupa ve salt orada yasayan aileler bunun belirleyicisi degildir. Dahasi Avrupa tam manasiyla laik de degildir.

Hristiyanlik da laik bir din degildir.

Zaten F tipi ve benzer dindar yapilanmalarin yapmaya calistigi da, dinen laik olmayan hristiyan klubune, yine mevcut dini donusturerek uyum saglama metodu ile dahil olma uzerine kuruludur.

Siteminiz Cumhuriyet adinaydi, halk dusmani seklinde(dine iliskin), dogal olarak ben de Cumhuriyet'in kuruldugu gunden beri, bu ulkedeki insanlarin, yekten dinsiz, Allah'siz, Tanrisiz olmadiklarini soyledim.

Hani acaba boylemiydi ki gecmisten-gunumuze, ki simdi elzem haline geldi dindarlik, inanc, ailenin cocuga dini aktarisi vs...

Yani bu surec icerisinde, aileler cocuklarina dinlerini aktaramadilar mi Cumhuriyet sebepli?

Ogrenmek istedigim bu sadece.

Selalim
06-03-2013, 01:43
Sayin Selalim;

Tum mesajlarinizdan tek tek alinti yapmadim gereksiz yere, fakat tumunu okudum ve buna iliskin yazdim.

Dindar olsa da/ olmasa da, iki dunya arasinda travma yasayan genclik her zaman varolacaktir, kayip kusaklar sebebiyle.. Bunun olcusu din degildir, cunku tek basina din hersey degildir travmalara iliskin.

Dinden uzak bir egitim sistemindeki resmi sermissiniz, ancak deger yargilarinizda dinden uzak ve cocugunu da dinden uzak veya dinle cok icli disli, bir egitim sisteminde yetistirmek isteyen ailelerin varligi da mevcut mu?

Malum dediginiz gibi aileler neyse cocuklari da o.. Bunun ateisti var, deist'i var, panteist'i var vb..

Su yuzden yazdim;
Laik Avrupa ve salt orada yasayan aileler bunun belirleyicisi degildir. Dahasi Avrupa tam manasiyla laik de degildir.

Hristiyanlik da laik bir din degildir.

Zaten F tipi ve benzer dindar yapilanmalarin yapmaya calistigi da, dinen laik olmayan hristiyan klubune, yine mevcut dini donusturerek uyum saglama metodu ile dahil olma uzerine kuruludur.

Siteminiz Cumhuriyet adinaydi, halk dusmani seklinde(dine iliskin), dogal olarak ben de Cumhuriyet'in kuruldugu gunden beri, bu ulkedeki insanlarin, yekten dinsiz, Allah'siz, Tanrisiz olmadiklarini soyledim.

Hani acaba boylemiydi ki gecmisten-gunumuze, ki simdi elzem haline geldi dindarlik, inanc, ailenin cocuga dini aktarisi vs...

Yani bu surec icerisinde, aileler cocuklarina dinlerini aktaramadilar mi Cumhuriyet sebepli?

Ogrenmek istedigim bu sadece.
Sevgili Neva,

Bakınız Cumhuriyet tarihinde halk, sözde kendi Vatan topraklarında, sözde tüm hakların kendisinde olduğu söylenerek aşağılandı, hor görüldü gerek kılık kıyafeti, gerek düşüncesiyle; istemediği, tepeden inme bir kültüre, bir yapıya baş eğmek zorunda kaldı ki bunun doğruluğu üzerinde tartışmaya gerek bile yok.

Sorunuza gelince; ben her topluluğun kendi düşünce ve inanç sistemine göre yaşamasının ve eğitim almasının savunucusuyum.

Okulları da, sosyal vakit geçirme alanları da, eğlence ve alışveriş yerleri de kendilerine has, kendilerini mutlu edecek derecede olmalı.

Sevgiler.

Neva
06-03-2013, 02:14
Sevgili Neva,

Bakınız Cumhuriyet tarihinde halk, sözde kendi Vatan topraklarında, sözde tüm hakların kendisinde olduğu söylenerek aşağılandı, hor görüldü gerek kılık kıyafeti, gerek düşüncesiyle; istemediği, tepeden inme bir kültüre, bir yapıya baş eğmek zorunda kaldı ki bunun doğruluğu üzerinde tartışmaya gerek bile yok.

Sorunuza gelince; ben her topluluğun kendi düşünce ve inanç sistemine göre yaşamasının ve eğitim almasının savunucusuyum.

Okulları da, sosyal vakit geçirme alanları da, eğlence ve alışveriş yerleri de kendilerine has, kendilerini mutlu edecek derecede olmalı.

Sevgiler.


Sayin Selalim;

Sozleriniz dogruluk payi tasimiyor ne yazik ki, zira Cumhuriyetin sonraki doneminde de dindar zihniyetli rejimler mevcuttu. Bu genel haliyle bircok baslikta tartisiliyor zaten.

Fakat bu baslik icerigi seriat ..

Cumhuriyet'in kurulmasi ile birlikte, bu halk, din acisindan, ibadet acisindan vb. neye zorlandi veya asagilandi, horlandi bana soyleyebilir misiniz?



Ornegin;

Halkin camileri mi yiktirildi?
Halkin oruc tutmasi mi engellendi?
Halkin ezani mi susturuldu?
Halkin gundelik hayatinda namaz kilmasi mi engellendi?
Halkin dinen iman ettigi kitabi mi yok edildi?
Halkin dinen vecibesi olan Hac'ca gitmesi mi engellendi?
Halkin dinen kutsal addettigi bayramlari mi kaldirildi?

Hangi asagilanma bu sizin bahsettiginiz?


Din/iman, sadece kilik/kiyafet ile varolmus bir kavram degildir ki buna indirgeyesiniz!???

Veya su andaki rejim, madem ki cok farkli seyler yapiyor, yapacak, o halde bugun ulkedeki diger inanclar/mezhepler niye hala ikinci sinif muamele goruyor?

Niye oruc tutmayan Alevi'nin ramazanda kapisi yumruklaniyor ornegin? Bunun gerekcesini bana izah edebilir misiniz?

Madem ki her toplulugun, kendi dusunce veya inanc ozgurlugunu savunuyorsunuz, o halde dinsiz sinifina giren ve kendi cocuguna hic veya icli disli bir din egitimi aldirmak istemeyen topluluklar icin gorusunuz veya cozumunuz nedir?

Zira ustteki mesajlarinizdan birinde, birden fazla -cek, -cak'li cumle kurmustunuz. Bu yuzden sormustum.

Selalim
06-03-2013, 02:53
Sayin Selalim;

Sozleriniz dogruluk payi tasimiyor ne yazik ki, zira ...
:)

Siz hangi memlekette yaşıyorsunuz, ya da yaşadınız mı diyeyim :)

Kusura kalmayın ama şimdilik sadece tebessüm...

Fakat bu baslik icerigi seriat ..

Cumhuriyet'in kurulmasi ile birlikte, bu halk, din acisindan, ibadet acisindan vb. neye zorlandi veya asagilandi, horlandi bana soyleyebilir misiniz?



Ornegin;

Halkin camileri mi yiktirildi?
Halkin oruc tutmasi mi engellendi?
Halkin ezani mi susturuldu?
Halkin gundelik hayatinda namaz kilmasi mi engellendi?
Halkin dinen iman ettigi kitabi mi yok edildi?
Halkin dinen vecibesi olan Hac'ca gitmesi mi engellendi?
Halkin dinen kutsal addettigi bayramlari mi kaldirildi?

Hangi asagilanma bu sizin bahsettiginiz?


Din/iman, sadece kilik/kiyafet ile varolmus bir kavram degildir ki buna indirgeyesiniz!???
Sevgili Neva,

Bu konu tartışmasız benim için ama iyi niyetinize ve gerçekten bazı olguları anlayamadığınıza binaen yazıyorum;

Siz o halkın canından, kanından öte olan neydi bilir misiniz? İnancı, namusundan, şerefinden öte gördüğü kılık kıyafeti, minarelerden okunan ezan sesi. O savaşı ne için verdi, analar körpecik evlatlarını nasıl kendi elleriyle bile bile ölüme gönderdi? Bu aşağılamaları yaşamak için mi?

Sizin dinden, inançtan ne anladığınız, ya da dinin ne olduğu önemli değil ki, o halkın dinden ne anladığı, o halkın dine yüklediği anlam önemli. Halk dini gibi kültürü yüzünden aşağılandı, başka türlü giyinmek, kuşatılmak zorunda bırakıldı. Bundan büyük aşağılama, bundan büyük hakaret ve baskı mı olur? Sürekli ne yapması, nasıl yaşaması gerektiği dikte edildi. Dinledikleri ezan sesi bile değiştirildi, ona da başka elbise giydirildi. Böyle (şapkasız) sokağa çıkamam korkusu ile ezildi. Kimisi de çıkmamayı tercih etti. Bu nasıl bir işkencedir? Sizler bunu anlayamıyorsanız hiçbir şey bilmiyorsunuz demektir.

Veya su andaki rejim, madem ki cok farkli seyler yapiyor, yapacak, o halde bugun ulkedeki diger inanclar/mezhepler niye hala ikinci sinif muamele goruyor?

Niye oruc tutmayan Alevi'nin ramazanda kapisi yumruklaniyor ornegin? Bunun gerekcesini bana izah edebilir misiniz?

Madem ki her toplulugun, kendi dusunce veya inanc ozgurlugunu savunuyorsunuz, o halde dinsiz sinifina giren ve kendi cocuguna hic veya icli disli bir din egitimi aldirmak istemeyen topluluklar icin gorusunuz veya cozumunuz nedir?

Zira ustteki mesajlarinizdan birinde, birden fazla -cek, -cak'li cumle kurmustunuz. Bu yuzden sormustum.
Sevgili Neva,

Ben şuanki rejimin o halkın isteklerine cevap verdiğini yazdım, hatasız olduğunu ya da olacağını yazmadım.

Basında çıkan çoğu kışkırtmak amaçlı her habere inanmamakla beraber biri oruç tutmuyor diye kapısı yumruklanıyorsa yumruklayanların elleri kırılarak onlara yumruklama haklarının olmadığı anlatılabilir mesela.

Bahsini ettiğiniz haberin yalan haber olduğu yayınlanmıştı ama o haberin doğruluğu yanlışlığı değil ne düşündüğümüz önemli olan.

Dinle içli dışlı olmak istemeyen aileler öncelikle yaşayacakları mekanı ona göre seçecekler ki hem kendileri, hem çocukları rahat etsin. Misal İstanbulda belli semtler vardır, herkes semt semt kendi gibi olan insanların içinde yaşar ve çocuklarını gönderdikleri okullarında aşağı yukarı yapısı bellidir. Kimse istemeyen ailenin çocuğuna din eğitimi veremez ki bunun üzerinde de tartışmaya gerek bile yok. Ama her şeyi de devletten bekleyemezsiniz, yani yaşadığınız yerdeki aileler ve çocukları dinle içli dışlıysa çocuğunuz siz istemeseniz de çocuklarla oynarken dahi dinle içli dışlı olur.

Devlete çocuk sohbetlerini mi şikayet edeceksiniz? yoksa çocuk dünyaya getirmeden önce yetiştireceğiniz yeri mi seçeceksiniz artık buna siz karar verin

Sevgiler.

Neva
06-03-2013, 06:39
:)

Siz hangi memlekette yaşıyorsunuz, ya da yaşadınız mı diyeyim :)

Kusura kalmayın ama şimdilik sadece tebessüm...


Sevgili Neva,

Bu konu tartışmasız benim için ama iyi niyetinize ve gerçekten bazı olguları anlayamadığınıza binaen yazıyorum;

Siz o halkın canından, kanından öte olan neydi bilir misiniz? İnancı, namusundan, şerefinden öte gördüğü kılık kıyafeti, minarelerden okunan ezan sesi. O savaşı ne için verdi, analar körpecik evlatlarını nasıl kendi elleriyle bile bile ölüme gönderdi? Bu aşağılamaları yaşamak için mi?

.Sizin dinden, inançtan ne anladığınız, ya da dinin ne olduğu önemli değil ki, o halkın dinden ne anladığı, o halkın dine yüklediği anlam önemli Halk dini gibi kültürü yüzünden aşağılandı, başka türlü giyinmek, kuşatılmak zorunda bırakıldı. Bundan büyük aşağılama, bundan büyük hakaret ve baskı mı olur? Sürekli ne yapması, nasıl yaşaması gerektiği dikte edildi. Dinledikleri ezan sesi bile değiştirildi, ona da başka elbise giydirildi. Böyle (şapkasız) sokağa çıkamam korkusu ile ezildi. Kimisi de çıkmamayı tercih etti. Bu nasıl bir işkencedir? Sizler bunu anlayamıyorsanız hiçbir şey bilmiyorsunuz demektir.


Sevgili Neva,

Ben şuanki rejimin o halkın isteklerine cevap verdiğini yazdım, hatasız olduğunu ya da olacağını yazmadım.

Basında çıkan çoğu kışkırtmak amaçlı her habere inanmamakla beraber biri oruç tutmuyor diye kapısı yumruklanıyorsa yumruklayanların elleri kırılarak onlara yumruklama haklarının olmadığı anlatılabilir mesela.

Bahsini ettiğiniz haberin yalan haber olduğu yayınlanmıştı ama o haberin doğruluğu yanlışlığı değil ne düşündüğümüz önemli olan.

Dinle içli dışlı olmak istemeyen aileler öncelikle yaşayacakları mekanı ona göre seçecekler ki hem kendileri, hem çocukları rahat etsin. Misal İstanbulda belli semtler vardır, herkes semt semt kendi gibi olan insanların içinde yaşar ve çocuklarını gönderdikleri okullarında aşağı yukarı yapısı bellidir. Kimse istemeyen ailenin çocuğuna din eğitimi veremez ki bunun üzerinde de tartışmaya gerek bile yok. Ama her şeyi de devletten bekleyemezsiniz, yani yaşadığınız yerdeki aileler ve çocukları dinle içli dışlıysa çocuğunuz siz istemeseniz de çocuklarla oynarken dahi dinle içli dışlı olur.

Devlete çocuk sohbetlerini mi şikayet edeceksiniz? yoksa çocuk dünyaya getirmeden önce yetiştireceğiniz yeri mi seçeceksiniz artık buna siz karar verin

Sevgiler.


Sayin Selalim;

Benim nerede yasadigim veya yasamisligimin onemi yok ki!? Dilediginiz kadar tebessum edebilirsiniz.

Tartisilan konu baglaminda(seriat) sozleriniz dogruluk payi tasimiyor ne yazik ki...

Efendim hala kilik kiyafet seviyesinden bir adim ileri gitmemissiniz. Tam da bu yuzden sordum yukaridaki sorulari.. Taze cumhuriyet donemi ne yapmis da insanlarin dini inanclarini asagilamis?

Gencecik evlatlar din yuzunden degil, varsillik(vatan/toprak vb.) ve savas adina yollanmistir. Carpitmayalim.

Iyi ya iste, ben de o halka yonelik sordum zaten;

o halk din, Allah diye sadece ve sadece bez parcasina mi anlam yukluyordu? Allah inanci kilik kiyafette mi depolanmisti?

Hani oyle bir yazmissiniz ki, Kuran vs. okumamis insanlar olsak inanacagiz soylediklerinize. :)

Baska turlu unsurlari zaten tartistigimiz basliklar mevcut, surekli ayni seyi vurgulamaniza gerek yok, onu da ilgili baslikta tartisiriz, ama burada isledigimiz isin din kismi.

Bu baglamda ben sorularima cevap aramistim.

Ezan da bir olcu degil ki, sonucta bu ezan Turkce de olsa okundu. Hic olmamasi/yok edilmesi olsaydi, baska bir durum olurdu ama boyle bir durum da yok.

Zaten ezan sadece bir arac degil midir ibadet vaktini haber vermeye yonelik..

Ayni mantikla;

Bugun F tipi yapilanmalar da , Kuran'in kendi dilinden farkli bir dillerde Kuran dagitiyor.

Ne yani simdi Kuran'i mi degistirmis oluyorlar?

Veya ornegin bir Ingilizce, Mandarince vb. dilde Kuran okuyan ve iman eden insan, Allah yoluna giremiyor mu? Giremiyorsa ne sebeple?

Bu dilde Kuran okuyanlar ve Allah'a iman edenler, muslumanlarin dini inancini mi asagiliyor, horluyor?

Veya bugun ulkede, Turkce Kuran okuyup iman ve ibadet edenler, yekten gayrimuslim ve dini asagilayan, horlayan gruplar mi?

Kuran'da hangi ayette, yaziyor boyle bir kural yahu? Hangi kitap ve din sizin bahsettiginiz? Yani, neresinden tutsak elimizde kalan turden cevap vermissiniz. :)



Ote yanda, o halk diye bahsettiginiz halkin icinde de, bugunku ayni din/inanc vb. seyler mevcuttu.

Ne degisti bu baglamda?

Dokun bakalim ortaya soyle bir, Osmanli'nin din/inanc profilini!?

Biz de takip ediyoruz mumkun mertebe basinda cikan uydurma ve gercek haberleri ve ayirma yetisine sahibiz.

Kapi yumruklayanin, ellerini kirarak mi cozeceksiniz sorunu?

Efendim Istanbul'da semtler, eskiden beri kurtarilmis bolge olarak idame olur. Bir Carsamba/Fatih, bir Uskudar'in belli bolgeleri vb. daima ayridir ornegin.

Bir cocugun okula veya belli okullara gonderilmesi icin para gereklidir.Halk yoksa cok zengin ve parayi ufuruyor sokaklara da bizim mi haberimiz yok?
Devlet okullari veya devlet okuluna gitmek zorunda olanlar ne olacak?

Cocugun, sokakta dinle icli -disli olmasi baska bir durumdur, aileden aldigi dini egitim/ veya almayisi baska bir durumdur.

Siz mesela dini egitiminizi sokaktan mi almistiniz? Yoksa aileniz tarafindan mi verilmisti?

Devlete cocuk sohbetini sikayetle ne alakasi var? O belli kesim dindarlarin isi olur olsa olsa. Bacak kadar cocugun nesini sikayet edeceksiniz dinsel baglamda?

Aile'den verilen egitimi tartisirken, azimle, sokaktaki cocugu devlete sikayet etmeye indirgemissiniz ya, pes dogrusu!:yo:

Fakat ben hala ustteki sorularima cevap alamadim, bu kotu-kaka cumhuriyet kuruldugunda, ne yapmis da dini/ibadeti/inanci vs. yasaklamis, engellemis, asagilamis, horlamis?

AlbatrosS
07-03-2013, 04:31
:)

Sizin dinden, inançtan ne anladığınız, ya da dinin ne olduğu önemli değil ki, o halkın dinden ne anladığı, o halkın dine yüklediği anlam önemli. Halk dini gibi kültürü yüzünden aşağılandı, başka türlü giyinmek, kuşatılmak zorunda bırakıldı. Bundan büyük aşağılama, bundan büyük hakaret ve baskı mı olur? Sürekli ne yapması, nasıl yaşaması gerektiği dikte edildi. Dinledikleri ezan sesi bile değiştirildi, ona da başka elbise giydirildi. Böyle (şapkasız) sokağa çıkamam korkusu ile ezildi. Kimisi de çıkmamayı tercih etti. Bu nasıl bir işkencedir? Sizler bunu anlayamıyorsanız hiçbir şey bilmiyorsunuz demektir.



1. Halkın dinden anladıkları arasında, şartlar oluştuğunda Müslüman olmayanlara karşı baskıcı davranmak da var: Zorunlu din dersleri kalksın dediğimizde, hop oturup hop kalkan aynı ''halk'' değil midir örneğin? Ahlaksız yaşıyor, içki içiyor, inanmıyor, sevgilisiyle görüşüyor, eşcinsel vb sebepler; hatta herhangi bir ufacık sebep yüzünden ''ahlaksız olarak kodladığına'' baskı yapmak bu toprakların bir realitesidir!

2. Bu toplumun %60'ı 20 yıl önce kendini muhafazakar görüyordu; 20 yıl sonra değişen hiçbir şey yok.

3. Bu toplumda ''ötekine'' karşı sosyal tecrit anlayışı 20 yıl önce neyse bugün de aynı: Ateist, eşcinsel ve bekar komşu istemeyenlerin oranlarını 20 yılda aynı.

4. Namusu ve ahlakı için ''öldürenlerin sayısı'' 20 yıl önceden farklı değil.

5. Kadınların yedikleri dayak 20 yılda pek değişmedi.

Siz dindarların ekseri özgürlükten anladıkları dini te'vil, telkin ve en önemlisi DAYATMA ÖZGÜRLÜĞÜ. Özgürlükleri ve hakları bir bütün olarak ekseri görmüyorsunuz. Örneğin Türban için yaptığınız yaygaranın belki onda birini insanın insana zulmü olan kadın-çocuk cinayetleri, tecavüzler ve cinsel saldırılar için yapmadığını gibi üstüne üstlük örneğin kadınların gördüğü şiddetin sorumluluğunu(tecavüzde bile) ekseri kadına yüklüyorsunuz. Bir elin parmaklarını geçmeyen dindar kadını çıkar; kalan tüm muhafazakarlar örneğin cinsel taciz hususunda ''dekolte elbiseyi'' TAHRİK KONUSU sayıyor.

Şöyle bir örnek vereyim: Dersine girdiğim sınıflardaki öğrencilerin %99'u da TAHRİK'e inanıyor!

Çünkü dindar, namuslu ve ahlaklı abileri, amcaları, babaları ve dahi hepsinden önemlisi imamı, cemaatçisi vb sair cümlesi böyle telkin ediyor!

Kılık-kıyafet hususunda tarif ettiğiniz şey tam da GARDROP LAİKLİĞİ diyebileceğimiz bir anlayıştır ki DÖNEMSEL özelliği olmak dışında bir fonksiyona sahip olamadılar.

Şapka kanunu çıktıktan bir süre sonra yürürlükten kalkmadı belki ama fiili olarak uygulanmadı. Kamu alanındaysa takım elbise zorunluluğu getirildi. Oysaki sosyal yaşamda insanların kılık kıyafetine en çok karışan gruplar dünyanın her yerinde dindarlardır. Takdir edersiniz ki özellikle kadının giyim-kuşamı edeb ve takva dairesine gelenek açısından MEVZU BİR MESELEDİR.

Yine aynı şeye geliyoruz: Dindarlar ekseri topyekun ve bütüncül özgürlükleri değil; yalnızca edeb ve takva dairesinde UYGUN OLANIN HAKKINI arıyor. İlkine sosyal-kurumsal açıdan saygılı olup yalnızca ikincisini savunmakta bir sakınca yok elbet. Gel gör ki ilkine de sosyal dokuda saygı hiçbir zaman olmadı.

AlbatrosS
07-03-2013, 04:45
Feminizm Tehlikesi

...

Bugünkü hukuk o hale gelmiştir ki evli bir erkeğin karısına tecavüzünden (!) bahsedilmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de erkeklerin karılarını gerektiğinde te’dip etmelerine izin verilmiştir. Feministler buna karşı çıkıyorlar.

...

Kur’anın, Sünnetin ve Şeriatın hükümlerine aykırı yollarla kadınlara ve kadınlığa hizmet edilemez. Bir koca karısını azarladı diye ona ceza verilemez.
Bugünkü evden uzaklaştırma cezaları yersizdir.

...

Herkes için söylemiyorum, birileri tesettürün cılkını çıkarttı. Şer’î tesettürü bıraktılar, şeytanî bir tesettür modası türettiler. Başları örtülü ama gerçekte çıplak kadınlar ve kızlar görüyoruz.
Eşarplarının altında saçlarını deve hörgücü gibi yapan kadınlar ve kızlar görüyoruz. Resulullah Efendimiz (Salât ve selam olsun ona) saçlarını deve hörgücü gibi yapan kadınların Cennetin kokusunu alamayacaklarını haber vermiştir.

...

Kız çocuklarının eğitimi ve terbiyesi karma eğitimle olmaz.
Laik eğitimle de olmaz.
Mutlaka Kur’ana, Sünnete, Şeriata, fıkha, İslam ahlakına ve medeniyetine uygun “İslam Kız Mektepleri” açılmalıdır. Bu okullardaki bütün kızlar ve öğretmenler ya çarşaflı, ya bol başörtülü olmalıdır. Sıkma başla, türbanla, bandana ile olmaz.

...

İslam kadın ve kızları bazı çağdaşlar gibi yılışıklık yapamaz. Terbiyeli ve medeni bir İslam hanımı yaz günlerinde elindeki bir külah dondurmayı sokakta meydanda inek gibi yalayarak dolaşamaz.
İslam kadın ve kızları yabancıların yanında, sokaklarda, toplu taşıt vasıtalarında zilli, çıngıraklı kahkahalar atamaz.

...

Olgun İslam kadın ve kızlarına şımarıklık, hoppalık, züppelik, gösteriş, takıp takıştırıp, sürüp sürüştürüp sokaklarda meydanlarda salına salına kırıta kırıta gezip tozmak yakışmaz.
Ehl-i Sünnet Müslümanları konferanslarda, kültür faaliyetlerinde kadın ve erkek dinleyicileri ayrı yerlere koymalıdır. Bunlar çağdaşların hoşuna gitmezmiş. Gitmezse gitmesin!

...

Tesettür sadece İslam dininde değil, Musevilikte, Hristiyanlıkta, öteki dinlerde de vardır.
Kadınlar için evrensel olan tesettürdür. Açıklık saçıklık, dekolte kıyafetler çağdaş sapıklar ve bozukluklardır.

...

Binaenaleyh Kur’ana, Sünnete, Şeriata, fıkha, İslam ahlak ve hikmetine uygun şekilde bilgili, edepli, hünerli, marifetli kadınlar yetiştirilmesi için var gücümüzle planlı ve programlı şekilde çalışmamız lazımdır. Bu konuda yapılacak ilk iş laik eğitim vermeyen, İslamî eğitim veren “İslam Kız Mektepleri” açmaktır. Bu, lafla çok kolay, hayata geçirmekte çok zor ve çetin bir iştir. Çetin işleri ya Allah’ın izniyle başaracağız yahut bugünkü gibi darmadağın, paramparça sürüneceğiz.

http://www.milligazete.com.tr/koseyazisi/Feminizm_Tehlikesi/13953#.UTfu6tapqtb

Mehmet Şevki Eygi, Milli Gazete.

Bu adam, AKP kadrolarının da tedrisatından afiyetle geçtiği RP geleneğindendir. AKP'nin ''gömlek değiştirkdik'' dediği; amma velakin, gittikçe yoğunlaşan biçimde insanları şüphelere gark eden bir siyasi pozisyonu tarif etmekte.



Burada ''özgürlükçü bir idea'' görülmekte midir? Bu adamın ''ifrad''a kaçtığını, sizin bundan farklı olduğunu söyleyebilir dindar arkadaşlar. Amenna! Fakat, ''kadına DON BİÇMEK'' anlayışı diyebileceğimiz, kadının gerek bedeni gerekse giyim kuşamıyla EDEB-TAKVA MERKEZİ olması sizin nazarınızca da kabul görmez mi?

Açıklığı geçtik ''sıkma baş'' dediğini bile utanmasa ''fahişelikle'' suçlayan bu zihniyetin dekolteyi tahrik sayan genel geçer zihniyetten pek bir farkı yoktur. Tarihi bu derece kanlı, karanlık ve ilkel bir zihniyete dair hiçbir özeleştiri yapmadan ve üstüne üstlük özgürlükleri bütüncül biçimde gözetmeden arzu edilen her NİYET sorunlu olmaya mahkumdur!

vartor
07-03-2013, 16:13
Bu tur soylemler urkutucu; umarim taraftari olmayan bir kisidir Sevki Eygi. Kadin haklari bir yana, insan haklarina bile tecavuz etmektir yukarda yazilanlar. Suudi Arabistan'a imrenenler var herhalde.

Şüpheci Dinsiz
07-03-2013, 16:49
Buyrunuz, İstanbul Gültepe'de İmam hatip istemeyenlere taşlı sopalı tekbirli saldırı :

Kaynak (http://www.odatv.com/n.php?n=imam-hatip-istemeyenlere-tasli-sopali-saldiri-0603131200)
http://www.odatv.com/images/2013_03/2013_03_06/imam-hatip-istemeyenlere-tasli-sopali-saldiri-0603131200_m.jpg
İstanbul Gültepe’de İmam Hatip’e çevrilen okulları için eylem yapan öğrenci ve velilere gericiler tarafından saldırı düzenlendi.

Gültepe İlkokulu’nun imam hatip ortaokulu olmasına karşı yapılan okul boykotuna yaklaşık 30 kişilik gerici grup tarafından saldırı düzenlendi.

Sabah saatlerinde okul önünde buluşarak çocuklarını okula göndermeyen ve yaşananları boykotla protesto eden veliler ve öğrenciler, önce 7-8 kişilik çember sakallı bir grup tarafından tehdit edildi.

Basın açıklaması başladığı sırada ise 30 kişilik gerici grup tekbir getirerek sopalar ve taşlarla veli ve öğrencilere saldırdı.

Saldırıda bir kişi başına aldığı darbeyle yaralanırken, görgü tanıkları ifadelerine göre adının Salih Delibaş olduğu söylenen saldırgan bir komseri yaraladı.

Olayın yaşandığı yerde gerginlik hala devam etmekte.

Okul önünde yapılan saldırı yarın yapılacak eylemle protesto edilecek. (soL)



Kaynak (http://www.halkevleri.org.tr/guncel/gultepeli-velilere-gerici-fasist-saldiri)

Ne okulumuzdan ne eğitim hakkımızdan vazgeçmiyoruz!
http://www.halkevleri.org.tr/sites/default/files/imagecache/w200/yazi-resim/gultepeli-velilere-gerici-fasist-saldiri-23444.jpg
Uzunca bir süredir Gültepe İlkokulu’nun açılması için Eğitim Hakkı Meclisleri ile mücadele eden ve okulu açtırmalarının hemen ardından “imam hatip”e dönüşeceğini öğrenen veliler bugün (6 Mart 2013) eğitim haklarına ve okullarına sahip çıkmak için eylem yaptı.

Gerici ve faşist eli sopalı bir grup, okulu boykot kararı alan çocuklarını okula göndermeyen ve bu sabah saat 8.30’da okul önünde eylem yapan velilere ve öğrencilere saldırdı.

Önce velilere dönük sözlü tacizde bulunan ve okulun imam hatipe çevrilmesine karşı çıkmamaları konusunda tehdit eden gerici-faşist güruh, tehditlerine boyun eğmeyen velilerin basın açıklaması okunmaya başlaması üzerine taş ve demir sopalarla saldırdı. Çocukların ve kadınların yoğun olduğu eylem yapan topluluğa faşistler saldırırken okul önünde bulunan polisler ise saldırıyı izledi, velileri faşistlerin önüne attılar. Velilerin karşı koyuşları üzerine polisler güruh içinden 2 faşisti gözaltına aldı.
http://www.halkevleri.org.tr/sites/default/files/UserFiles/sopali.jpg

Gerici-faşistlerin saldırısının ardından 5 kişi yaralandı. Yaralılar Kağıthane Devlet Hastanesi’nden rapor almaya gittiler.

Veliler yürüyüş ve sloganlarla Gültepe Halkevi’ne gelerek burda bir toplantı yaptılar ve okulları/eğitim hakkı için mücadeleye devam kararı aldılar. Okul önünde rapor alan arkadaşlarını bekleyen veliler hastaneden darp raporu alan velilerle birlikte faşistlerin gözaltına alındığı Gültepe Karakolu’nun önünde yürüdü ve burada bir basın açıklaması gerçekleştirdiler.

AKP, Meclis’ten şiddet ve baskı ile geçirdiği ve toplumu ikna edemediği 4+4+4’e karşı isyanın durmaması, yayılması üzerine şimdi de sokakta gerici ve faşistleri örgütlemeye başladı. Açık ki “imam hatip” açma girişimleri aynı zamanda mahallelerde gericiliği örgütleme ve parasız bilimsel eğitim mücadelesini bastırma amacı da taşıyor.

Halkevleri Eğitim Hakkı Meclisleri parasız, bilimsel eğitim mücadelesinde yoluna devam ediyor, mahallelerimizi, okullarımızı gericilere, faşistlere, 4+4+4 karanlığına AKP’ye bırakmayacağız.

Gültepe İlkokulu’nun Gültepe Halkının talep ettiği gibi ilkokul olarak kalması için mücadele edeceğiz.

Halkevleri Eğitim Hakkı Meclisleri

Gültepe İlkokulu için mücadelede neler oldu? (http://www.halkevleri.org.tr/guncel/gultepe-ilkokulu-icin-mucadelede-neler-oldu)

Pirate
07-03-2013, 18:09
Buyrunuz, İstanbul Gültepe'de İmam hatip istemeyenlere taşlı sopalı tekbirli saldırı :

Hoşgörü dininin gerekleri bunlar.

Anti
07-03-2013, 21:51
Askerlik konusunda da eşcinsellerin askere kabul edilmemesi ve nasıl bir prosedür sonrası eşcinsellere muafiyet raporu verildiği ile ilgili mevzuları biraz araştırmanı tavsiye ederim ki ülkemizin ilerici ordusunun zihniyetini biraz öğren.Bu gayette makul bir uygulamadır.
Üstüne üstelik zihniyet meselesinden ziyade psikolojik bir mevzuudur.
Eşcinsel birisinin askerlik yapmamasından doğal ne olabilir?
Doğal bir haktır bu.
Kişi, kendisini askerlik yapmaya elverişli bulmaz, erkek olduğunu iddia etmez ve askere de alınmaz.
Demokrasiye aykırı bir şey görebilen var mı bunda?
Taş kafalı siyasal islamcılar hergün yeni bir kavram inşa ediyorlar.
Bunların saçmalıklarını görmekten gına geldi artık.
Psikolojik boyutun en önemli ayağı da koğuş ortamında gerçekleşecektir.
Ayrımcı olduğunu iddia ettiğiniz TSK, eşcinselleri bünyesinde barındırdığı takdirde koğuş mahallindeki muhabbetleri, travmaları bir göz önüne getiriniz.
Ondan sona da Emile Durkheim'ın İntihar tezinden haberdar olunuz.
Sosyal gerçeklik namına bu insanların neler ile karşılaşabileceklerini inceleyiniz.
Bunları yaparsanız, belki daha kaliteli zırvalıkları ortaya sunabilirsiniz.

Selalim
08-03-2013, 01:11
Sayin Selalim;

Benim nerede yasadigim veya yasamisligimin onemi yok ki!? Dilediginiz kadar tebessum edebilirsiniz.

Tartisilan konu baglaminda(seriat) sozleriniz dogruluk payi tasimiyor ne yazik ki...

Efendim hala kilik kiyafet seviyesinden bir adim ileri gitmemissiniz. Tam da bu yuzden sordum yukaridaki sorulari.. Taze cumhuriyet donemi ne yapmis da insanlarin dini inanclarini asagilamis?

Gencecik evlatlar din yuzunden degil, varsillik(vatan/toprak vb.) ve savas adina yollanmistir. Carpitmayalim.

Iyi ya iste, ben de o halka yonelik sordum zaten;

o halk din, Allah diye sadece ve sadece bez parcasina mi anlam yukluyordu? Allah inanci kilik kiyafette mi depolanmisti?

Hani oyle bir yazmissiniz ki, Kuran vs. okumamis insanlar olsak inanacagiz soylediklerinize. :)

Baska turlu unsurlari zaten tartistigimiz basliklar mevcut, surekli ayni seyi vurgulamaniza gerek yok, onu da ilgili baslikta tartisiriz, ama burada isledigimiz isin din kismi.

Bu baglamda ben sorularima cevap aramistim.

Ezan da bir olcu degil ki, sonucta bu ezan Turkce de olsa okundu. Hic olmamasi/yok edilmesi olsaydi, baska bir durum olurdu ama boyle bir durum da yok.

Zaten ezan sadece bir arac degil midir ibadet vaktini haber vermeye yonelik..

Ayni mantikla;

Bugun F tipi yapilanmalar da , Kuran'in kendi dilinden farkli bir dillerde Kuran dagitiyor.

Ne yani simdi Kuran'i mi degistirmis oluyorlar?

Veya ornegin bir Ingilizce, Mandarince vb. dilde Kuran okuyan ve iman eden insan, Allah yoluna giremiyor mu? Giremiyorsa ne sebeple?

Bu dilde Kuran okuyanlar ve Allah'a iman edenler, muslumanlarin dini inancini mi asagiliyor, horluyor?

Veya bugun ulkede, Turkce Kuran okuyup iman ve ibadet edenler, yekten gayrimuslim ve dini asagilayan, horlayan gruplar mi?

Kuran'da hangi ayette, yaziyor boyle bir kural yahu? Hangi kitap ve din sizin bahsettiginiz? Yani, neresinden tutsak elimizde kalan turden cevap vermissiniz. :)



Ote yanda, o halk diye bahsettiginiz halkin icinde de, bugunku ayni din/inanc vb. seyler mevcuttu.

Ne degisti bu baglamda?

Dokun bakalim ortaya soyle bir, Osmanli'nin din/inanc profilini!?

Biz de takip ediyoruz mumkun mertebe basinda cikan uydurma ve gercek haberleri ve ayirma yetisine sahibiz.

Kapi yumruklayanin, ellerini kirarak mi cozeceksiniz sorunu?

Efendim Istanbul'da semtler, eskiden beri kurtarilmis bolge olarak idame olur. Bir Carsamba/Fatih, bir Uskudar'in belli bolgeleri vb. daima ayridir ornegin.

Bir cocugun okula veya belli okullara gonderilmesi icin para gereklidir.Halk yoksa cok zengin ve parayi ufuruyor sokaklara da bizim mi haberimiz yok?
Devlet okullari veya devlet okuluna gitmek zorunda olanlar ne olacak?

Cocugun, sokakta dinle icli -disli olmasi baska bir durumdur, aileden aldigi dini egitim/ veya almayisi baska bir durumdur.

Siz mesela dini egitiminizi sokaktan mi almistiniz? Yoksa aileniz tarafindan mi verilmisti?

Devlete cocuk sohbetini sikayetle ne alakasi var? O belli kesim dindarlarin isi olur olsa olsa. Bacak kadar cocugun nesini sikayet edeceksiniz dinsel baglamda?

Aile'den verilen egitimi tartisirken, azimle, sokaktaki cocugu devlete sikayet etmeye indirgemissiniz ya, pes dogrusu!:yo:

Fakat ben hala ustteki sorularima cevap alamadim, bu kotu-kaka cumhuriyet kuruldugunda, ne yapmis da dini/ibadeti/inanci vs. yasaklamis, engellemis, asagilamis, horlamis?
Oy oy, yoruldum okurken...

Ben sizin sorduklarınıza cevap verdim, siz anlamak istemiyorsunuz ya da ben çok kötü anlatıyorum :)

Okurken o kadar yoruldumki yazamıyorum...

Bakın siz halkın ne hissettiğini anlamıyorsunuz. Ben size halkın dini o halk o dinden ne anlıyorsa odur diyorum. Misal halkın renkten anladığı ne ise o renk odur. Siz istediğiniz kadar o siyah deyin halk onu beyaz biliyor ve beyaz görüyorsa o renk siyah da olsa beyazdır.

Sizin kıklıkkıyafet , yok ezan sesi araç vs. gibi gördüğünüz ve algıladığınız şeyler ve bana ''Hani oyle bir yazmissiniz ki, Kuran vs. okumamis insanlar olsak inanacagiz soylediklerinize. :) '' diye verdiğiniz cevaplar hatları koparıyor işte, siz okumuşsunuz okumasına da halkın okumadığını bilmiyorsunuz ama hala.

Halk için din o başındaki örtüydü, örtüsü yoksa dinsizdi. Bu kadar basit bir olguyu anlaması bu kadar zor oluyor demek ki. Ezanın arapça okunmamasının dinsizlik olduğu gibi.

Yoruldum, siz zorlaştırıyorsunuz her şeyi, aslında her şey o kadar basit ki... Şimdilik bu kadar.

Hala ne yapıldı diyorsunuz :) onların içine giremiyorsunuz.

Sevgiler.

Selalim
08-03-2013, 01:47
1. Halkın dinden anladıkları arasında, şartlar oluştuğunda Müslüman olmayanlara karşı baskıcı davranmak da var: Zorunlu din dersleri kalksın dediğimizde, hop oturup hop kalkan aynı ''halk'' değil midir örneğin? Ahlaksız yaşıyor, içki içiyor, inanmıyor, sevgilisiyle görüşüyor, eşcinsel vb sebepler; hatta herhangi bir ufacık sebep yüzünden ''ahlaksız olarak kodladığına'' baskı yapmak bu toprakların bir realitesidir!

2. Bu toplumun %60'ı 20 yıl önce kendini muhafazakar görüyordu; 20 yıl sonra değişen hiçbir şey yok.

3. Bu toplumda ''ötekine'' karşı sosyal tecrit anlayışı 20 yıl önce neyse bugün de aynı: Ateist, eşcinsel ve bekar komşu istemeyenlerin oranlarını 20 yılda aynı.

4. Namusu ve ahlakı için ''öldürenlerin sayısı'' 20 yıl önceden farklı değil.

5. Kadınların yedikleri dayak 20 yılda pek değişmedi.

Siz dindarların ekseri özgürlükten anladıkları dini te'vil, telkin ve en önemlisi DAYATMA ÖZGÜRLÜĞÜ. Özgürlükleri ve hakları bir bütün olarak ekseri görmüyorsunuz. Örneğin Türban için yaptığınız yaygaranın belki onda birini insanın insana zulmü olan kadın-çocuk cinayetleri, tecavüzler ve cinsel saldırılar için yapmadığını gibi üstüne üstlük örneğin kadınların gördüğü şiddetin sorumluluğunu(tecavüzde bile) ekseri kadına yüklüyorsunuz. Bir elin parmaklarını geçmeyen dindar kadını çıkar; kalan tüm muhafazakarlar örneğin cinsel taciz hususunda ''dekolte elbiseyi'' TAHRİK KONUSU sayıyor.

Şöyle bir örnek vereyim: Dersine girdiğim sınıflardaki öğrencilerin %99'u da TAHRİK'e inanıyor!

Çünkü dindar, namuslu ve ahlaklı abileri, amcaları, babaları ve dahi hepsinden önemlisi imamı, cemaatçisi vb sair cümlesi böyle telkin ediyor!

Kılık-kıyafet hususunda tarif ettiğiniz şey tam da GARDROP LAİKLİĞİ diyebileceğimiz bir anlayıştır ki DÖNEMSEL özelliği olmak dışında bir fonksiyona sahip olamadılar.

Şapka kanunu çıktıktan bir süre sonra yürürlükten kalkmadı belki ama fiili olarak uygulanmadı. Kamu alanındaysa takım elbise zorunluluğu getirildi. Oysaki sosyal yaşamda insanların kılık kıyafetine en çok karışan gruplar dünyanın her yerinde dindarlardır. Takdir edersiniz ki özellikle kadının giyim-kuşamı edeb ve takva dairesine gelenek açısından MEVZU BİR MESELEDİR.

Yine aynı şeye geliyoruz: Dindarlar ekseri topyekun ve bütüncül özgürlükleri değil; yalnızca edeb ve takva dairesinde UYGUN OLANIN HAKKINI arıyor. İlkine sosyal-kurumsal açıdan saygılı olup yalnızca ikincisini savunmakta bir sakınca yok elbet. Gel gör ki ilkine de sosyal dokuda saygı hiçbir zaman olmadı.
Sevgili AlbatrosS,

Siz derken beni kattığınız bir grup var ve sanırım benim o grupla yakından uzakta alakam yok :)
Sizi uçuklatmak istemem.

Yalnız yüksek empati yeteneğim var.

Hmmm, çok konuda haklısınız ya da size katılıyorum demeyi isterdim, dünyaya bakış açımız ya da yaşayış tarzımız belki bir noktada birdir yalnız benim dünyayı tek yönden görmememi (bu konuda kesinlikle mütevazi olamayacağım) anlayamıyorsunuz siz.

Bu insanların Türban için yaptıkları yaygarayı gerçekten yaygara yapılması gereken şeyler için yapılmadığını, yapmadıklarını anlatıyorsunuz... İşte ben de size diyorum ki sizin için olan o siyahlar demek ki onlar için beyaz.

Hem kavramları yapan ve onlara anlamları yükleyen insanlarsa en başta sizin bunu anlamanız gerekmez mi? Sizin namustan anladığınızla onların namustan anladığı farklıysa bunu anlayamamak çok şeyi anladığını iddia eden bir kimsenin acizliği değil mi?

Sevgili AlbatrosS,
Ben insanlarla bu kadar uğraşmayı ne zaman bıraktım biliyor musunuz? Onların çoğunun hislerinin ve hissettiklerinin farklı olduğunu anladığım zaman ve bazı şeyleri gerçekten hissetmediklerini, hissedemediklerini anladığım zaman.

Sıradan şeylerle mutlu olduklarını anladığım zaman.

Ve beni rahatsız eden çok şeyin onları asla rahatsız etmediğini bilakis aksi türlü yaşayamayacaklarını anladığım zaman.

Olduğum yerin ve de hissettiklerimin huzurunu anlatamam... Milyarlarca lira, dünyalar kadar mekan değişilmez bu hazza. Bu kadar şanslı olduğum için çok kez dua ediyorum.

Bu huzuru kim ne verse satın alamazki.

Sevgiler.

Neva
08-03-2013, 02:52
Oy oy, yoruldum okurken...

Ben sizin sorduklarınıza cevap verdim, siz anlamak istemiyorsunuz ya da ben çok kötü anlatıyorum :)

Okurken o kadar yoruldumki yazamıyorum...

Bakın siz halkın ne hissettiğini anlamıyorsunuz. Ben size halkın dini o halk o dinden ne anlıyorsa odur diyorum. Misal halkın renkten anladığı ne ise o renk odur. Siz istediğiniz kadar o siyah deyin halk onu beyaz biliyor ve beyaz görüyorsa o renk siyah da olsa beyazdır.

Sizin kıklıkkıyafet , yok ezan sesi araç vs. gibi gördüğünüz ve algıladığınız şeyler ve bana ''Hani oyle bir yazmissiniz ki, Kuran vs. okumamis insanlar olsak inanacagiz soylediklerinize. :) '' diye verdiğiniz cevaplar hatları koparıyor işte, siz okumuşsunuz okumasına da halkın okumadığını bilmiyorsunuz ama hala.

Halk için din o başındaki örtüydü, örtüsü yoksa dinsizdi. Bu kadar basit bir olguyu anlaması bu kadar zor oluyor demek ki. Ezanın arapça okunmamasının dinsizlik olduğu gibi.

Yoruldum, siz zorlaştırıyorsunuz her şeyi, aslında her şey o kadar basit ki... Şimdilik bu kadar.

Hala ne yapıldı diyorsunuz :) onların içine giremiyorsunuz.

Sevgiler.

Sayin Selalim;

Bunun hisle ne alakasi var yahu?

Efendim ayni halk bahsettigimiz zaten, e siz koca bir din'i kalkip, bir basortusune, bir Arapca ezan okunmamasina baglayip indirgeyemezsiniz ki, genel olarak halk anlayisinda!?

Bu adam ezani Turkce'ye cevirip, bu halkin iman ettigi Allah'a Turkce kufur mu etti minarelerden?

Ezan'in Turkce okunmasi nasil oluyor da dinsizlik oluyor? Yine yukarda verdigim ornege geliyorsunuz farkinda misiniz?

Bugun benzer sekilde dunyanin herhangi bir yerinde, farkli bir dilde kitabi okuyan ve iman eden insan dinsiz midir?

Allah nerede boyle bir kural buyurmus ?

Kitabi okuduysaniz sayet, kitapta bugunku sekilde ezan bahsi bile yoktur.

O yuzden diyorum ya, hangi kitap sizin bahsettiginiz ?

Iste ben de icine girin irdeleyin diyorum, fakat hala iki mesaj onceki sordugum sorulara cevap alamiyorum. Siz sorulari anlamamazliktan geliyor olabilir misiniz acaba?

Islam dini veya Allah'a iman, salt bir Arapca ezan+ basortu'den ibaretse, bitik durumdadir zaten sayin Selalim... Yani o islam dini degildir.

Selalim
08-03-2013, 02:59
Beni anlayan biri var mı forumda :)

Varsa nolur şu yukardaki arkadaşa anlatsın :)

Ben insanlarla bu kadar uğraşmayı ne zaman bıraktım biliyor musunuz? Onların çoğunun hislerinin ve hissettiklerinin farklı olduğunu anladığım zaman ve bazı şeyleri gerçekten hissetmediklerini, hissedemediklerini anladığım zaman.

Sıradan şeylerle mutlu olduklarını anladığım zaman.

Ve beni rahatsız eden çok şeyin onları asla rahatsız etmediğini bilakis aksi türlü yaşayamayacaklarını anladığım zaman.

...
Bazen basit bakmak zor olan bunu da anladığım zaman kendime az kızmamıştım, aslında kızmaktan çok hayretti bu; yüzüme bir tebessüm yayılırken... Nasıl olurduda bu kadar kolay olanı anlayamazdım.

Sevgiler.

Neva
08-03-2013, 03:25
Beni anlayan biri var mı forumda :)

Varsa nolur şu yukardaki arkadaşa anlatsın :)


Bazen basit bakmak zor olan bunu da anladığım zaman kendime az kızmamıştım, aslında kızmaktan çok hayretti bu; yüzüme bir tebessüm yayılırken... Nasıl olurduda bu kadar kolay olanı anlayamazdım.

Sevgiler.

Efendim ben size izah edeyim.

Siz gokyuzune merdivenlerle ucuyor olabilirsiniz, irtifa yukseldikce malum beyin etkilenir.

Bilcumle herkesin, yani halk bazinda basit bakmak gibi bir zorunlulugu yoktur ki..!?

Bu kadar basit, insani bir kurali nasil olur da anlayamassiniz?

AlbatrosS
10-03-2013, 01:45
Sevgili AlbatrosS,

Siz derken beni kattığınız bir grup var ve sanırım benim o grupla yakından uzakta alakam yok :)
Sizi uçuklatmak istemem.

Yalnız yüksek empati yeteneğim var.

Hmmm, çok konuda haklısınız ya da size katılıyorum demeyi isterdim, dünyaya bakış açımız ya da yaşayış tarzımız belki bir noktada birdir yalnız benim dünyayı tek yönden görmememi (bu konuda kesinlikle mütevazi olamayacağım) anlayamıyorsunuz siz.

Bu insanların Türban için yaptıkları yaygarayı gerçekten yaygara yapılması gereken şeyler için yapılmadığını, yapmadıklarını anlatıyorsunuz... İşte ben de size diyorum ki sizin için olan o siyahlar demek ki onlar için beyaz.

Hem kavramları yapan ve onlara anlamları yükleyen insanlarsa en başta sizin bunu anlamanız gerekmez mi? Sizin namustan anladığınızla onların namustan anladığı farklıysa bunu anlayamamak çok şeyi anladığını iddia eden bir kimsenin acizliği değil mi?

Sevgili AlbatrosS,
Ben insanlarla bu kadar uğraşmayı ne zaman bıraktım biliyor musunuz? Onların çoğunun hislerinin ve hissettiklerinin farklı olduğunu anladığım zaman ve bazı şeyleri gerçekten hissetmediklerini, hissedemediklerini anladığım zaman.

Sıradan şeylerle mutlu olduklarını anladığım zaman.

Ve beni rahatsız eden çok şeyin onları asla rahatsız etmediğini bilakis aksi türlü yaşayamayacaklarını anladığım zaman.

Olduğum yerin ve de hissettiklerimin huzurunu anlatamam... Milyarlarca lira, dünyalar kadar mekan değişilmez bu hazza. Bu kadar şanslı olduğum için çok kez dua ediyorum.

Bu huzuru kim ne verse satın alamazki.

Sevgiler.

Merhaba;

Çok yönlü bakışlar ve metafizik iddialar gerçeğin kaskatı duvarında pek seçilmiyor. Dünyanın her yerinde ''dini yönetimler'' yaşamı cehenneme çevirdiği gibi, dünyanın fikri-vicdanı en hür ülkelerinin dini yönetimler olmaması bir tesadüf değil.

Nevandaar
10-03-2013, 02:16
Türk Halkı İslam'ı Ne Kadar Tanıyor?

http://www.haber365.com/Haber/Kadinlari_Hafifce_Dovup_Korkutabilirsiniz/

Ve Sitede bir gün sonra konuyla alakalı çıkan yazı.

http://www.haber365.com/Haber/Kadinlarin_Hafifce_Dovulebilecegini_Iliskin_Acikla maya_Diyanetten_Sert_Tepki/

Yazıları aktarmayıp sadece uzantılarını vermemin başlıca sebebi haberi okuyan bazı kişilerin yorumlarını görmeniz.

Bu ve benzeri birçok örnek görüyoruz gerek sanalda gerek gerçek yaşamda.

Türk halkının aklındaki islam ile kurandaki islam aynı mı?

Türk halkı dininden bu kadar habersiz ve farkında olmadan dinin birçok hükmünü kabul etmiyorken nasıl olur da "halk bunu istiyor" diyerek akp'nin getirmeye çalıştığı yaşam tarzına evet diyebiliriz?

Bir zamanlar Tengrimiz vardı, sonra Yehovamız oldu, Sonra İsa Babamız, ve şimdi de Allahımız. Gün gelir "Bunların hepsi yalan dolan" deriz olur biter.

Selalim
10-03-2013, 02:18
Merhaba;

Çok yönlü bakışlar ve metafizik iddialar gerçeğin kaskatı duvarında pek seçilmiyor. Dünyanın her yerinde ''dini yönetimler'' yaşamı cehenneme çevirdiği gibi, dünyanın fikri-vicdanı en hür ülkelerinin dini yönetimler olmaması bir tesadüf değil.
Merhaba,

Sevgili AlbatrosS, sizin için Esther Vilar'ın ''Kölenin Mutluluğu; Kadının Dünyası; Erkeğin Rüyası'' adlı kitabından bir alıntı ekleyeyim belki fikir verir size;

Siz ''özgürlük istemiyorlar''dan anlamıyorsunuz ama yine de bir okuyun...

Kadın yerine başka kelimeler, başka kavramlar koyarak konunun içini doldurun.

Sevgiler.

''Kadın Nedir?

Erkeğin tersine kadın, çalışmayan bir insandır. Aslında ona ilişkin söylenecekler bununla kalabilirdi, çünkü temel insan kavramı hem erkeği hem de kadını kapsayacak kadar çok genel, çok hatalı olmasaydı, kadın için söylenecek pek fazla bir şey kalmazdı.

Yaşam insanlara iki seçenek sunar: hayvansal bir varoluş -düşük bir yaşam düzeyi- ve manevi bir varoluş. Kadın kuşkusuz ilkini seçecek ve fiziksel refahı öne çıkaracak, kuluçkaya yatacak bir yer ve engellenmeksizin üreme alışkanlıklarıyla oyalanacak bir ortam arayışına koyulacaktır.

Erkekle kadının aynı zeka potansiyeliyle doğduğu ve cinsler arasında zeka açısından temel bir fark olmadığı kesin bir gerçek olarak kabul edilebilir. Ayrıca, körelmeye, kısırlaşmaya bırakılan her potansiyelin, işlevini yitireceği de çok iyi bilinmektedir. Kadınlar zihinsel kapasitelerini kullanmazlar. Aslında bilerek bu kapasitelerinin bozulmasına göz yumarlar. Birkaç yıllık aralıklı eğitimden sonra, tali (sonradan gelişen) ve geri döndürülemez bir aptallık durumuna yönelirler.

Neden kadınlar kendi zihinsel kapasitelerinden yararlanmıyor? Kadınların kendi beyinlerini kullanmamalarının tek bir nedeni vardır, o da ihtiyaç duymamalarıdır. Yaşamlarını sürdürmeleri için zihinsel kapasiteleri vazgeçilmez değildir.

Teorik olarak güzel bir kadın, bir şempanzeden daha az bir zekaya ihtiyaç duyar ve buna karşılık kimse onu topluma uymayan bir yaratık olarak değerlendirmez.

Olsa olsa en geç 12 yaşına kadar, kadınların çoğu fahişe olmaya karar vermiştir. Ya da başka bir deyişle, kendileri için, bir erkek seçip bütün işi onun yapmasını sağlamaktan oluşan bir gelecek tasarlamışlardır. Bu işlevlerine karşılık olarak kadınlar da erkeğin belli zamanlarda vajinalarını kullanmasını göz yummaya hazırdır. Bir kadın buna karar verdiği anda beynini geliştirmekten vaz geçer. Elbette çeşitli dereceler ve diplomalar alabilir. Bunlar onun erkeklerin gözündeki piyasa değerini arttırır, çünkü erkekler, birşeyleri ezbere bilen bir kadının, ayrıca erkekleri de tanıyıp anlayacağına inanır. Ama cinsler arasındaki iletişim olasılığı da işte bu noktada ortadan kalkar. Yolları sonsuza kadar ayrılır.

Erkeğin tekrar tekrar yaptığı en büyük hatalardan birisi, kadını kendi eşiti olarak, yani eşit zihinsel ve coşkusal kapasiteye sahip bir insan olarak değerlendirmesidir. Kadını gözleyebilir, dinleyebilir, tepkilerine bakarak duygularını yargılayabilir, ama her şeye karşın, kadını sadece yüzeysel belintilerle yargılamaktadır. Çünkü kendi değer ölçülerini kullanmaktadır.

Erkek, kadının yerinde olması halinde ne söyleyeceğini, düşüneceğini ya da yapacağını bilir. Can sıkıcı ilişkiler durumuna baktığı zaman, kadın görünürde amansız bir davranışa girmişse, onun yerinde olması halinde yapacağı şeyi kadının da yapmasına engel olan bir şey olması gerektiğini düşünür. Bu da erkeğin tarafında doğal bir tepkidir, çünkü insanların kendilerini soyut düşünme yetisi olan yaratıklar olarak değerlendirmesi durumunda kendini herşeyin ölçüsü saymaktadır, bunda da haklıdır.

Bir erkek bir kadının yemek pişirme, bulaşık yıkama ve temizlik işlerinde saatler harcadığını gördüğü zaman, bu işlerin onu belki de mutlu ettiği, çünkü tam da onun zeka seviyesine uygun işler aklına hiç gelmez. O anda, bütün bu ön angaryanın, kadını, bir erkek olarak önemli ve arzu edilir bulduğu onca şeyi yapmaktan alıkoyduğunu düşünür; bu nedenle kadının yaşamını kolaylaştırmak ve onu, erkeğin düşlediği yaşam biçimine sürüklemek için otomatik bulaşık makineleri, elektirikli süpürgeler, hazır yemekler icat eder.

Ama hayal kırıklığına uğrayacaktır. Kadın, kazandığı zamanı tarihle, politikayla ya da astronomiyle aktif bir biçimde ilgilenmek için kullanmak yerine, pasta yapar, iç çamaşırlarını ütüler ve oya yapar ya da özellikle maceracıysa banyo duvarını çiçek çıkartmalarıyla bezer. Bu nedenle erkek bu tür şeylerin, varlıklı yaşamın temel öğeleri olduğunu düşünür. Bu fikrin ona kadın tarafından aşılanmış olması gerekir, çünkü erkek, pastanın dışarıdan satın alınmasına da, iç çamaşırının ütüsüz olmasına da, banyo duvarlarında çiçek desenlerinin bulunmamasına da gerçekten aldırış etmez. Kadının bu amaca ulaşmasını kolaylaştırmak ve onu angaryadan kurtarmak için mikserler, mutfak robotları, ütüsüz giyilebilen çamaşırlar ve çiçek süslemeli tuvalet aletleri, fayansları icat eder; ama kadın hâlâ edebiyatla, politikayla ya da evrenin fethiyle aktif ve ciddi bir şekilde ilgilenmez. Onun için yeni bulunan bu boş zaman tam zamanında imdada yetişmiştir. Artık kendisiyle ilgilenebilir; ve elbette entelektüel başarı özlemi ona yabancı olduğu için, o da dış görünüşü üzerine odaklaşır.

Bu aşama bile, erkek açısından kabul edilebilir. Karısını gerçekten sever, onun mutluluğunu dünyada başka her şeyden çok ister: bu nedenle akmayan rujlar, su geçirmez maskara, ütü gerektirmeyen gömlekler, kullanılıp atılan alt bezleri, vb. Geliştirir; hepsinin tek bir amacı vardır. İhtiyaçları bu kadar duyarlı, bu kadar arı olan bu yaratığın sonunda özgürleşmesini umar. Bu özgürlük, kadının, erkeğin düşlediği yaşam düzeyine ulaşması -özgür bir erkeğin hayatını yaşaması- için gereklidir.

Sonra da oturup bekler. Sonunda kadın ona kendi iradesiyle gelmediği için, onu kendi dünyasına çekmeye çalışır. Erkeğin yaşam biçimine alışması için çocukluktan karma eğitimi getirir. Her türden bahaneyi kullanarak, kadını üniversitelere çeker ve yaşamın harikalarına ilgisini uyandırma umuduyla, onu kendi buluşlarının gizemlerine çekmeye çalışır. Kadının, en son erkek kalelerine girmesini sağlar, böylece böylesine emekle kurmayı başardığı yönetim sistemini değiştireceği umuduyla oy hakkını kullanarak gelenekleri kendi görüşleri doğrultusunda değiştirmesi için kadını özendirir, kendi değerlerinden vazgeçer. Belki de kadının dünyaya barış getireceğini de umar, çünkü ona göre kadınlar, başarıdan yana bir güçtür.

Bütün bunlarda öylesine kararlı ve inatçıdır ki, kendini aptal yerine koyduğunu (elbette kendi standartlarıyla) göremeyecek duruma gelir. Kadınlar, olaylara belli bir mesafeden bakma yetisinden yoksundur, bunun sonucu olarak da mizah duygusundan tamame nyoksun kalmaktadırlar.

Hayır, kadın erkeğe gülmez. Olsa olsa sinirlenir. Eski ev ve yuva kurumları, kadının entelektüel arayışların tamamından ve daha iyi iş iddialarından vaz geçmesini haklı çıkarmayacak kadar çağdışı değildir. Ancak ev işleri daha çok mekanize olduğu, yeterince anaokulları açıldığı, ya da erkekler çocukların vazgeçilmez olmadığını anladığı (ki daha önce anlamış olmaları gerekirdi) zaman ne olacağını insan merak ediyor.

Erkek, amansız ilerleme koşusunda bir an durup bu ilişkiler durumunu düşünecek olursa, kaçınılmaz olarak, kadınlara bir zihinsel uyarım duygusu verme çabalarının tamamen boşuna olduğunu görecektir. Kadınların daha zevkli, daha çekici, daha "kültürlü" olduğu doğrudur, ama yaşam beklentileri dahe entelektüel değil, hep maddeci olacaktır.

Kadın, erkeğin üniversitelerinde kendi teorilerini geliştirmesi için öğretilen zihinsel işlemlerden hiç yararlandı mı? Kendine ait orijinal bireysel araştırmalar yapması için ardına kadar açılan araştırma kurumlarından hiç yararlandı mı? Kadınların, kütüphaneleri dolduran o harika kitapları okumadığı erkeklerin kafasına dank etmeyecek mi? Kadın, müzelerde erkeklerin yarattığı harika sanat eserlerine hayranlık duyabilse de, kendisi hiç bir zaman yaratmayacak, sadece kopye edecektir. Kendini özgürleştirmesi için kadınlara yönelik olarak hazırlanan oyunlar, filmler ve görsel gösteriler bile taşıdıkları eğlendirici değeriyle yargılanmaktadır. Devrime giden ilk adımı asla kadınlar atmayacaktır.

Kadını kendi eşiti olarak gören bir erkek, kadının yaşam biçiminin boşunalığını kavradığı zaman, doğal olarak, bunun erkeğin hatası olduğunu, kadının erkek tarafından baskı altına alındığını düşünme eğilimi gösterir. Ama çağımızda kadınlar artık erkeklerin iradesine tabi değildir. Aslında tam tersine. Kadına, özgürleşmesi için her türlü fırsat tanınmıştır ve bunca olandan sonra eğer hâlâ zincirlerini kırmamışsa, bundan tek sonuç çıkar: aslında kırılacak bir zincir yoktur.

Erkeklerin kadınları sevdiği, ama ayrıca küçümsediği doğrudur. Hayatını kazanmak zorunda olduğu için sabah erken kalkıp yeni dünyalar fethetmeye giden (ve ender olarak başarılı olan) bir insan, bu tür arayışlarla ilgilenmeyen bir başkasını mutlaka küçümseyecektir. Bu aşağılama, kadınların zihinsel gelişimini sağlamak için erkeğin giriştiği çabaların temel nedenlerinden birisi bile olabilir. Erkek, kadınlardan utanır ve onların da kendilerinden utanmaları gerektiğini düşünür. Bu nedenle, bir centilmen olduğu için de yardım etmeye çalışır.

Erkekler, kadınların hiçbir hırs taşımadığı, bilgi arzisi, kendini kanıtlama ihtiyaçı hissetmediğihi kavramaktan acizdir; oysa bütün bunlar onun için hayati bir öneme sahiptir. Kadınlar, erkeklerin ayrı bir dünyada yaşamalarına göz yumarlar, çünkü o dünyaya katılmak istemezler. Neden katılsınlar ki? Erkeğin bağımsızlığı onlar için hiçbir anlam ifade etmez, çünkü kendilerini bağımlı hissetmezler. Hatta hiçbir entelektüel hırsları olmadığı için erkeğin zihinsel üstünlüğü karşısında utanma bile hissetmezler.

Kadının erkek karşısında büyük bir avantajı vardır: kadının seçme özgürlüğü vardır: bağımsız bir yaşamla, aptalca, şımarıkça, asalakça bir yaşam arasında seçme yapabilirler. Bu sonuncusunu tercih etmeyen kadınların sayısı çok azdır. Erkeklerinse elbette tercih şansı yoktur.

Eğer kadınlar gerçekten de erkeklerin baskısı altında olduğunu hissetseydi, tıpkı buyurganlardan korkulup nefret edilmesi gibi onlar da erkeklerden korkup nefret ederdi. Erkeğin zihinsel üstünlüğü karşısında utansalardı, durumu değiştirmek için her çareye başvururlardı. Kadınlar gerçekten bağımlı ve kelepçeli olsaydı, elbette tarihin bu en elverişli döneminde kelepçelerini çoktan kırmış olmazlar mıydı?

Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olan İsviçre’de (ki son zamanlara kadar kadınların oy kullanma hakkı yoktu), kantonlardan birisinde kadınların oy kullanmak isteyip istemediklerini belirlemek için bir araştırma yapılır. Kadınların çoğunun kadınların oy kullanmasına karşı olduğu ortaya çıkar. Erkekler şoke olur, çünkü dünyalık olmayan bu tutum, yüzyıllar süren erkek egemenliğinin bir başka kanıtı olarak değerlendirilir!

Oysa ne kadar yanılıyorlar! Kadının hissettiği en son şey baskı altında olmaktır. Tersine, cinsler arası ilişkideki en can sıkıcı gerçeklerden birisi, kadının dünyasında erkeğin olmadığıdır: bu nedenle kadının kendini aşağılık ve dolayısıyla isyankar hissetmesine nasıl yol açmış olabilir ki? Her şey bir yana onun erkeğe bağımlılığı sadece, tıpkı bir turistin uçağa, bir café sahibinin kahve makinasına, bir arabanın benzine, bir televizyonun elektiriğe bağlı olması gibi nesnel, "fiziksel" bir bağımlılıktır. Bu tür bir ilişkide can sıkıcı hiç birşey olamaz.

Diğer erkeklerle aynı yanılgıya düşen Ibsen, Doll’s House adlı oyununun, kadın özgürlüğü için bir manifesto olmasını ister. 1880 yılındaki gala gecesi erkekleri gerçekten şoke eder ve erkekler, kadının durumunu düzeltme yönünde daha keskin bir mücadele vermeye and içerler. Bu moda sürerken kadınlar kendilerini özgürleşme mücadelesine kaptırır ve kadına seçme ve seçilme hakkı için hakkı için mücadele eden kadınlar olarak yeni oyunlarının tadını çıkarırlar.

Sartre da daha sonra kadınlar üzerinde derin bir etki bırakmıştır. Kadınlar, Sartre’ın felsefesini ne kadar iyi anladıklarının bir kanıtı olarak saçlarını bele kadar uzatıp siyah süveter ve pantolon giyerler.

Çin komünist lideri Mao Tse-tung bile başarılıydı: Mao modası bütün bir sezon sürmüştü.''

Selalim
10-03-2013, 02:48
Kadın yerine başka kelimeler, başka kavramlar koyarak konunun içini doldurun.

''Erkeğin tekrar tekrar yaptığı en büyük hatalardan birisi, kadını kendi eşiti olarak, yani eşit zihinsel ve coşkusal kapasiteye sahip bir insan olarak değerlendirmesidir. Kadını gözleyebilir, dinleyebilir, tepkilerine bakarak duygularını yargılayabilir, ama her şeye karşın, kadını sadece yüzeysel belintilerle yargılamaktadır. Çünkü kendi değer ölçülerini kullanmaktadır.

...

Ama hayal kırıklığına uğrayacaktır.

...''
İnsanların tekrar tekrar yaptığı en büyük hatalardan birisi, diğer insanları kendi eşiti olarak, yani eşit zihinsel ve coşkusal kapasiteye sahip bir insan olarak değerlendirmesidir. İnsanları gözleyebilir, dinleyebilir, tepkilerine bakarak duygularını yargılayabilir, ama her şeye karşın, insanı sadece yüzeysel belintilerle yargılamaktadır. Çünkü kendi değer ölçülerini kullanmaktadır.

''Çünkü kendi değer ölçülerini kullanmaktadır!''

''Çünkü kendi değer ölçülerini kullanmaktadır!''

''Çünkü kendi değer ölçülerini kullanmaktadır!''

...

Ama hayal kırıklığına uğrayacaktır.

...

vartor
10-03-2013, 02:52
Kadinlar bir asir oncesi batida da ozgur degildi; gunumuzde ise, kadin haklarinin kanun ve icinde yasadiklari toplum tarafindan saygi gosterildigi ulkelerde, kadinlarin erkeklerle gundelik yasami esit olarak paylastigi goruluyor. Kadin da kariyer sahibi olabildigi gibi, erkek de ev islerini paylasabiliyor.
Esther Vilar'in fikri kendine aittir. Kadin psikolojisi, din ve erkek cinsiyeti baskisi kalkinca tamamiyle degismistir. Dogada bile, hicbir canlinin disisi evde oturup yemek dilenmez,
Eğer kadınlar gerçekten de erkeklerin baskısı altında olduğunu hissetseydi, tıpkı buyurganlardan korkulup nefret edilmesi gibi onlar da erkeklerden korkup nefret ederdi. Erkeğin zihinsel üstünlüğü karşısında utansalardı, durumu değiştirmek için her çareye başvururlardı. Kadınlar gerçekten bağımlı ve kelepçeli olsaydı, elbette tarihin bu en elverişli döneminde kelepçelerini çoktan kırmış olmazlar mıydı?
Olurlardi ve oldular da; ulkemizde bile, baskinin daha az hissedildigi bolgelerde zinciri kiranlar cogunluktayken, diger daha muhafazakar bolgelerinde, tore cinayetlerini de mi gormezden geliyoruz? Ozgur oldu diye kadinin elbette cinsiyeti anatomik ozellikleri degismeyecek ki? Yine annelik hisleri, dogasinda olan evini yuvasini kendisini susleme insiyakini kaybetmeyecek. Ozgur kadini erkek gibi goren sadece feministlerdir.

errata
10-03-2013, 03:21
İnsanların tekrar tekrar yaptığı en büyük hatalardan birisi, diğer insanları kendi eşiti olarak, yani eşit zihinsel ve coşkusal kapasiteye sahip bir insan olarak değerlendirmesidir. İnsanları gözleyebilir, dinleyebilir, tepkilerine bakarak duygularını yargılayabilir, ama her şeye karşın, insanı sadece yüzeysel belintilerle yargılamaktadır. Çünkü kendi değer ölçülerini kullanmaktadır.

''Çünkü kendi değer ölçülerini kullanmaktadır!''

''Çünkü kendi değer ölçülerini kullanmaktadır!''

''Çünkü kendi değer ölçülerini kullanmaktadır!''

...

Ama hayal kırıklığına uğrayacaktır.

...

Selalim, ne diyorsun inan ki ben bir şey anlamadım. Bir iki gündür cevaplarını okuyorum, anlamaya çalışıyorum bir şey anladımsa zombi olayım. Daha açık bir dille ve konuyla da tutarlı bağlantılar kurarak, örnekler vererek anlatırsan sevinirim.

Selalim
10-03-2013, 21:31
Selalim, ne diyorsun inan ki ben bir şey anlamadım. Bir iki gündür cevaplarını okuyorum, anlamaya çalışıyorum bir şey anladımsa zombi olayım. Daha açık bir dille ve konuyla da tutarlı bağlantılar kurarak, örnekler vererek anlatırsan sevinirim.
Zombi...

Güzel betimleme, kullanalım o halde;

Sevgili Shibumi, zombi olmuş olmasaydınız beni anlardınız zaten, çünkü insanların çoğunluğu zombiler grubu.

Anlatmak istediğim de buydu zaten; insanlar gözleri yumuk, kulakları yumuk öyle uyur gibi gidiyorlar, kendinden olmayanları ya ısırıp kendi gibi zombileştirerek ya da yok ederek.

Kimse başkasını başka olduğu haliyle bırakamıyor.

Sevgiler.

errata
10-03-2013, 21:50
"İnsanlar insanları anlamıyorlar, felancı felancının fikrini anlamıyor, siz de beni anlamıyorsunuz" gibi bir şeyden bahsediyorsunuz sanırım.

Anladım, teşekkürler.

Selalim
11-03-2013, 01:01
"İnsanlar insanları anlamıyorlar, felancı felancının fikrini anlamıyor, siz de beni anlamıyorsunuz" gibi bir şeyden bahsediyorsunuz sanırım.

Anladım, teşekkürler.
Evet sevgili Shibumi, yaklaşık olarak öyle... Fikrinden öte bir nesneye, bir olguya, bir yapıya ya da canlı cansız bir varlığa bakarken farklı farklı hissettikleri.

Hisler... Hissedilenler ne kadar önemli...

Misal bir metrelik kumaş, bir ses, bir mekan, bir hayvan, gözle görülmeyen bir algı...

Bir bez parçası deyip buruşturup atarken biri, diğeri o bez parçası denilen bir metrelik kumaş için ölür, öldürür...

Bir ses dersiniz siz yalnızca bir ses, kesilsin, rahatsız etmesin ama o sesi duymazsa diğeri gök kubbe başına yıkılmış gibi üzülür, acısı derindir, nefes alamayabilir...

Dört tarafı çevrili bir taş yığını der geçersiniz ama o taş yığınları birileri için canana giden odadır.

Bir hayvan dersiniz siz anlam yüklemezsiniz, keser yersiniz ama o varlık candır, canandır, birilerinin kutsalıdır, kesilemez, yenilemez.

Görülemeyen varlık olur mu dersiniz, bu kadar anlam yüklenir mi? Yüklenilen anlam varsa o varlık varlık olur, varlıktan öte, gerçekten de öte olandır.

Peki niye bu kadar yiyişme, bu kadar didişme, savaş, endişe?

Yoksa insan denilen aciz varlık tüm bunları algılayamıyor mu?

İnsan; hisleri, hissettikleri olmasa neye yarar? At çöpe gitsin; makinalar, robotlar ne güne var?

İnsan; hissettikleriyle var; hissettiği kadar.

Sevgiler.

AlbatrosS
12-03-2013, 14:36
Merhaba,

Sevgili AlbatrosS, sizin için Esther Vilar'ın ''Kölenin Mutluluğu; Kadının Dünyası; Erkeğin Rüyası'' adlı kitabından bir alıntı ekleyeyim belki fikir verir size;

Siz ''özgürlük istemiyorlar''dan anlamıyorsunuz ama yine de bir okuyun...

Kadın yerine başka kelimeler, başka kavramlar koyarak konunun içini doldurun.

Sevgiler.

''Kadın Nedir?





Merhaba;

Son derece kof genellemelerle dolu bir yazı. Ondan da öte ''özgürlüğü'' kimin nasıl kullanacağı ne sizi ne beni ilgilendirir. Karısını bakkala bile salmayan, boşanmak istediği öldüren bir toplumsal gelişmişlik düzeyiyle sosyal ilişkilerin çeşitliliği nutkunuzu tutacak kadar zengin bir toplumsal gelişim düzeyini kıyaslamak anlamsız.

AlbatrosS
12-03-2013, 14:42
Anne sütünde bile ''iman arayan'' PROF. namzetli aptallar diyarında utanmadan-sıkılmadan ''halkın tepkisinden'' çekinip ANNE SÜTÜ BANKASI uygulamasını iptal eden bir ÜLKEDE yaşıyoruz:

Sağlık Bakanlığı “anne sütü bankası” projesini askıya aldı. Çiçeği burnunda Bakan, kamuoyu tepkisini göze alamayacaklarını dile getirdi. Böylece laiklik denilen mevhumun öyle başı açıp kapama ‘özgürlüğüyle’ ilgili olmadığı, şu meşhur ‘bizim dinimiz ırkçılığa cevaz vermez’ böbürlenmesinin de kofti olduğu açıklığa kavuştu. Anne sütü ırkçılığı ırkçılığın en hası olarak da tarihsel yerini almış oldu.

...

http://www.birgun.net/writer_index.php?category_code=1187091205&news_code=1362994874&year=2013&month=03&day=11#.UT8J2NapqtY

Türkiye muhafazakarlığının bu ''gelişmişlik düzeyi''ni görmezden gelip AB/D sağının muhafazakar metinlerini örneklemek, tek kelimeyle ayıptır. Ki o muhafazakarlar bile, insanların ''yaşam tarzına'' bizim dindarların asla göstermediği kadar saygılıdır. Kıyas bile kabul etmez. Unutmayın, yalan yanlış da olsa örneğin ABD muhafazakarlarını Afganistan işgaline ''yaşam tarzımız tehlikede'' diye ikna etmişlerdi.

Selalim
12-03-2013, 14:50
Merhaba;

Son derece kof genellemelerle dolu bir yazı. Ondan da öte ''özgürlüğü'' kimin nasıl kullanacağı ne sizi ne beni ilgilendirir. Karısını bakkala bile salmayan, boşanmak istediği öldüren bir toplumsal gelişmişlik düzeyiyle sosyal ilişkilerin çeşitliliği nutkunuzu tutacak kadar zengin bir toplumsal gelişim düzeyini kıyaslamak anlamsız.
Özgürlük istemeyenlere, ''özgürlük istememe özgürlüğü''nü bırakın diyorum ben sadece :)

Misal başını açma saçlarını rüzgarda savurma özgürlüğü veriyorsun ama o istemiyor, o halde bırakmak mı lazım yoksa zorla açtırmak mı?

Hangisi özgürlük :)

Misal onun için özgürlük kapatmaksa ya da birinin ikinci, üçüncü ya da dördüncü eşi olmaksa neden bunu özgürlük olarak görmüyorsunuz?

Diyorum mesela...

O konuyu yalnızca bir fikir farklı bir bakış açısı olsun diye ekledim, yoksa yalnız kadın üzerinde yoğunlaşmak için değil. Kavramların yerlerini değiştirebilirsiniz. Çok beğenerek okuduğum, insana çok farklı bakabilen bakış açısı ile yazıldığından, daha doğrusu anlatmak istediklerimi anlattığından.

Sizin özgürlük dediğiniz başkasının cehennemi, sizin cehennem dediğiniz, başkasınn özgürlüğü olabiliyorsa, özgürlük diye tutturduklarınızın yalnız sizin yanılsamanız diyorum.

Sevgiler.

*********

İnsanların çoğu zaman ne kadar büyük bir yalan (yanılsama) içinde yaşadıklarını ve özgürlüğü savunurken bile nasıl bir köle olduklarının farkında olamamalarını hayretle izliyorum bazen. Hayatta neyi siz kendiniz istediğiniz için yapıyorsunuz? Neye siz karar verebiliyorsunuz? Devletlerin ve toplumların dikte ettiği şekilde yaşamaktan başka şey yapmayanlar mı özgürlükten bahsediyorlar?

Özgürlük insanın içindeyse ve kendini ne kadar özgür hissettiği ile alakalı ise neyi tartışıyoruz?

Sevgiler.

AlbatrosS
12-03-2013, 16:11
Özgürlük istemeyenlere, ''özgürlük istememe özgürlüğü''nü bırakın diyorum ben sadece :)

Misal başını açma saçlarını rüzgarda savurma özgürlüğü veriyorsun ama o istemiyor, o halde bırakmak mı lazım yoksa zorla açtırmak mı?

Hangisi özgürlük :)



İnsanlara ''kılık-kıyafet ve yaşam tarzı dayatma'' ÖZGÜRLÜĞÜ diye bir özgürlük biçimi halihazırda mevcut değil, çarpıtmayalım lütfen.

Kadınların bile-isteye buna razı olduğunu söylemekle kadınınların ''tecavüzden zevk alabildiğini'' söylemek arasında mantıksal bir farklılık yoktur. İkisi de aynı ''egemen'' bakışın ürünüdür. Kadına karşı ''pozisyonu'' korumaya çalışan zihnin ürünüdür.

Misal onun için özgürlük kapatmaksa ya da birinin ikinci, üçüncü ya da dördüncü eşi olmaksa neden bunu özgürlük olarak görmüyorsunuz?

Diyorum mesela...

Görmüyorum; zira bir ABD'nin, bir İsveç'in yahut bir NORVEÇ'in HAK VE ÖZGÜRLÜK KRİTERLERİNİ kabul etmiyorlar ve tutarlı değiller. Görmüyorum, çünkü özgürlükler bir BÜTÜNDÜR.

O konuyu yalnızca bir fikir farklı bir bakış açısı olsun diye ekledim, yoksa yalnız kadın üzerinde yoğunlaşmak için değil. Kavramların yerlerini değiştirebilirsiniz. Çok beğenerek okuduğum, insana çok farklı bakabilen bakış açısı ile yazıldığından, daha doğrusu anlatmak istediklerimi anlattığından.

Sizin özgürlük dediğiniz başkasının cehennemi, sizin cehennem dediğiniz, başkasınn özgürlüğü olabiliyorsa, özgürlük diye tutturduklarınızın yalnız sizin yanılsamanız diyorum.

Sevgiler.

Özgürlüklerin bir bütün halinde kabul edildiği, içselleştiği ve azınlıkta olanın hakkının kıskançlıkla korunduğu bir ülkede yaşamıyoruz. Gelişmiş bir toplumda, kıskançlıkla korunan mahrem alan ve özgürlükler gerçeğine karşın farklı olanın fırsat olsa linç edileceği bir toplum gerçeğinde yaşıyoruz. O yüzden makul bir örnek değil.

*********

İnsanların çoğu zaman ne kadar büyük bir yalan (yanılsama) içinde yaşadıklarını ve özgürlüğü savunurken bile nasıl bir köle olduklarının farkında olamamalarını hayretle izliyorum bazen. Hayatta neyi siz kendiniz istediğiniz için yapıyorsunuz? Neye siz karar verebiliyorsunuz? Devletlerin ve toplumların dikte ettiği şekilde yaşamaktan başka şey yapmayanlar mı özgürlükten bahsediyorlar?

Bunlar sizin mistik varoluşsal kaygılarınız. Anarşist bir ÖZGÜRLÜK tartışmasına girersek oradan hiç çıkamazsınız sayın Selalim.

Özgürlük insanın içindeyse ve kendini ne kadar özgür hissettiği ile alakalı ise neyi tartışıyoruz?

Sevgiler.

Özgürlük her türden tabu ve fetişle mücadele etmeyi emreden etik bir duruştur: Buna başta dinler de dahil.

Dindar dayatmalarla ÖZGÜRLÜK kavramı yakın dönemin en oksimoron kavramlarından biridir. O yüzden size, tutarsınız, diyorum. Tutarsınız, zira, evrensel insan hakları mucibince özgürlüğü kabule yanaşmıyorsunuz. Medeni kanun, kadının statüsündeki iyileşmeler vs daima DİNDARLARA RAĞMEN gıdım gıdım çıkartılmak zorunda kalmıştır.

Bu denli özgürlüğe meftun iseniz, öncelikle insan hakları evrensel ilkelerini samimi bir biçimde içselleştirmeniz gerekmiyor mu? Ma'lum, dünyada o ilkelerden daha ''ilerisi'' henüz mevcut değil.

TurkceRap
12-03-2013, 20:58
Benim bildiğim bu "aydın" dediğin kısım büyük etapta Batı tarzı demokrasi ve ekonomik örgütlenme karşıtı ve Kürtlerin anadil hakkına falan inanmayan tayfadan oluşuyor. İşin gerçeği şu ki "cemaat" falan dediğin adamlar bu ülkeye bir nebze aklıselim getirdi. Resmen tımarhane cumhuriyetinde yaşıyorduk. Daha 15 sene önce bu ülkede "Kürtçe klip çekecem" diyen adamlara çatal fırlatıyorlardı. Bırakın bu işleri ya. İlericilermiş. Aydınlarmış. Türk işi aydınlık :) Anca o kadar olur. Bir işi de düzgün yapın be kardeşim.




Dediğin olayı bu ülkeye cemaat getirmedi, en umulmadık adamlar mhp.nin de olduğu kualisyon bu işin temelini attı, kürtçe kurslarıyla vs.

Ayrıca anadil dil önemlidir ama ondan daha önemlisi yaşadığın çevre, günlükhayatın, sosyal özgürlüklerindir.

Birbirimizi gırtlaklayacak durumdayız, adamlar içtiğimiz iki kadehten yatak odamıza kadar burunlarını sokma hakkını kendilerinde görüyorlar, hiç olmadığımız kadar kutuplaşmamıza sebep oldular, sen aklı selimden bahsediyosun.

Açık söyliyim Kemalizm'e sempatim yok, sadece getiri ve götürülerini kendi değerlerime göre tartmaya çalışırım, ama tam Kemalist tayfanın adam olmaya başladığı, birşeylerin değiştiği dönemde olmaması gereken oldu.

insanların politik sistemden bıktığı, sorunlarla cebelleştiği, değişim isteğinin olduğu dönemde akp geldi, önce talepleri karşılayacağı izlenimini verdi herkese, ama sonra Ortadoğudaki diğer türevleri gibi o da halkın değişim isteğinin üzerine oturdu, kendi diktatörlüğünü/elitizmini oluşturmaya başladı.

halbuki millet dediğin şey sadece dinî eğilimleri olan insanlardan oluşmuyo, özellikle bbatı kesimlerimiz Ortadoğudan ziyade Balkan kültürüne daha yakın, ben düğünlerde rakı içip, cumadan cumay da olsa namaza giden, kadınların başına türban değil, çember bağladığı bir toplumdan geliyorum (kimisi onu da bağlamaz, çoğunun başı açıktır).

Ama akp bizim bu kozmopolit yapımızı algılayamadı, bi kesime şirin gözükmeye çalışırken, diğerlerini bunalttı.

belki bazılarımız farkında değil, ama ters tepti aslında bu, daha 10 yıl önce benim gibi türbanlıların haklarından bahseden muhafazakar biri olmamakla beraber muhafazakar insanların haklarına sempatiyle bakan birini bile dinden dindarlardan çekinir, hatta üzgünüm ama nefret eder hale getirdi.

Mürkiye şeriata mı yoksa başka birşeye mi gidiyor bilemem ama, bu ülke benim çocukluğumdaki yer değil artık ve bir insanın gözünün önünde ülkesinin, içinde büyüdüğü ortamın çalındığını görmek çok üzücü.

TurkceRap
12-03-2013, 21:23
Sevgili Deist,

Demokrasi ve Cumhuriyet nedir? Oturmamış olan bu rejimden bahsediyorsunuz, peki oturmuş olan bir rejim olsa ve halka ne istediği sorulsa, halkın ne isteyeceğini sanıyorsunuz? Halkın yönetimi ise, halk ne istiyor ise hangi şekilde yönetilmek ve yaşamak istiyor ise yapılması gereken halkın istediği değil midir?

Siz bu insanların nasıl düşündüğünü ve ne istediğini hala anlayamıyorsunuz! Eğitim ve eğitimin yetersizliğinden bahsediyorsunuz, aileleri sizin anladığınız manada bir eğitim şeklini istemiyor ve buna izin vermiyorsa bu eğitimi onların çocuklarına nasıl verebilirsiniz?

Siz yeni ve başka bir nesil, başka bir toplum istiyorsunuz ama bunu varolan, sizin gibi olmayan ve asla olmak istemeyen bir toplumdan oluşturmaya çalışıyorsunuz. Bunun onların isteği ve dileği olmadan baskı ve dayatmalarla yapılması ne mümkün?

İstemiyorlar işte sizin gibi olmayı! Bu zorlamanız ne diye? Onların isteği Şeriatsa bunu sizin kabullenmemenizin adı ne? Nedir bu Cumhur yönetimi ve demokrasi?

Dünyada bazı insanlar hala başka insanların başka istekleri olduğunu anlayamıyorlar.

Ne tuhaf!

Kendiniz gibi olan ve yaşayan toplumlara katılın, belki yaşam sizin için daha rahat olur. Hmmm yok ille de ben zoru seviyorum, bir toplumu kendim gibi olmaya, dönüştürmeye çalışacağım diyorsanız, buyrun yolunuzda yol almaya devam edin.

Sevgiler.




Ha "si gidin" nerede yaşarsanız yaşayın diyosun yani?

Bak efendi benim dedelerim ninelerim, Anam-babam bu ülkeye vergisini verdi, o da yetmedi o nine-dedelerimden bazıları bu ülkede yaşanmış en büyük savaşa tanık oldu (Birtanesinin gidip gelmediği söylenir), ailemin gençleri bu ülkede askerlik yaptı, hem de her sağlıklı vatandaş gibi zorunlu asker oldu.

Ben de, benim atalarım da, bu ülkenin sıkıntısını kahrını çekti, terini akıttı, yeri geldi kanını akıttı.

Onun için, maklubeye kaşık sallayan cemaatci tayfa kadar bizim de dilediğimiz-alıştığımız hayat tarzını yaşamaya hakkımız var, en az onlar kadar bu ülkenin sahibiyiz.

millet dediğiniz de sadece akp.ye oy verenlerden oluşmuyo.

onun için sizden ricam lütfen haddinizi bilin, biz bu ülkede sığıntı değiliz, siz ev sahibi biz misafir değiliz, onun için artık aklınızı başınıza devşirseniz iyi olur.

Yoksa şu yaptığınızla bu kutuplaşmayı fırsat bilecek olanlara "yaram var" demekten başka birşey yapmıyorsunuz...

AlbatrosS
12-03-2013, 21:55
Millet ne isterse olur mu?

Yahut ''çoğunluk ne isterse'' olur mu?

Faraza, çoğunluk evlenmeyi yasaklayıp herkese ''zorunlu grup seks'' isterse, ona da TAMAM diyecek misiniz?

Demokrasi ''millet ne isterse o olur'' değildir. Hiçbir zaman da öyle olmadı, öyle tanımlanmadı. Millet ne derse olur düsturu aksine ''otoriterizmin'' daniskasıdır. Klasik, muhafazakar-mukaddesatçı sağ gelenekten gelen iktidar ve onun sevicilerinin ''milletin dilediği olur''dan anladığının yıllarca otoriter bir devlet geleneği olması tesadüf değil.

Üç kuruşa beş köfte olmadığı gibi; demokrasi de olmaz. Tıpkı laik, bilimsel, özgürlükçü ve evrensel hukuku gözetmek zorunda olunduğu gibi. Bunları gözetmeyen adama ''demokrat'' denmez, bunları gözetmeyen sisteme de demokrasi denmez.

Şeker Portakalı'nı, Sefilleri, Fareler ve İnsanları yasaklatıp ahlaka mugayyir bulan; dizilere-tiyatrolara müdahale eden; insanların mahremine dil uzatan; yeni doğmuş çocuğun dinini soran; herkese zorla din dersi verdiren; insanların hafta sonları içtiği iki kadeh içkiye müdahale eden; alkol tüketen insanları ve alanları peyder pey tecrit eden; onun bunun karısının kızın eğlence zamanların çekildiği fotolarını gazetelerde basıp insanları tehdit eden ''akit gazetesini'' baş köşelerde ağırlatan; kızlı-erkekli şen-şakrak üniversite öğrencilerine ve sosyal ortamlarına neredeyse ''fahişe'' diyen; tecavüzcülerin tahrik indirimlerine yaptırımda bulunmayan ve şikeye seri tecavüzlerden 100 kattan fazla ceza veren bir SİSTEM

demokratik olamaz!

Kantinde boykot yapan öğrenciye tecavüzcülere gösterdiği ''hoşgörünün'' onda birini göstermeyen bir sistem, demokratik olamaz.

Parasız eğitim için pankart açan öğrenciye, hırsıza-vurguncuya gösterdiği tahammülün yüzde birini göstermeyen bir sistem demokratik olamaz.

Onbinlerce insanı uyduruk iddianamelerle içeri tıkan bir sistem demokratik olamaz.

İnsan haklarını PAZARLIK KONUSU eden bir sistem hiçbir zaman demokratik olamaz.

MİLLET'in ne isterse olduğu sistem ancak HİTLER ALMANYASI'nda, Mussolini İtalya'sında olur. Stalin'e bin laf edip ''manevi suç ortaklığı'' garabetine yüz takla attıran yargılama/zihniyet usulleriyle demokrat olunmaz.

Şüpheci Dinsiz
12-03-2013, 22:15
Sevgili Selalim,
Siz konunun dışına çıkmakla kalmayıp, yalnızca etkisi altında olduğunuz hislerin nefreti ile yazıyor ve sorunuzu sorarken dahi üstünlüğünüzü haykırıyorsunuz, belki farkında olarak belki de olmadan ama Demokrasi ve Cumhuriyet bu değil ki.
Ne üstünlüğümü haykırmaktayım, ne herhangi bir nefret duygusu içindeyim. Önceki yazımdan bu sonuçları çıkardığınıza göre sizin ön yargı içinde olduğunuzu düşünmeye başladım. Çünkü önceki yazımda belirttiğim gelişmeler her hangi bir çarpıtma, abartı içermeyen realitelerdir. Bu realitelerden rahatsız olduğum doğrudur, ancak ne tuzağa düşen, aldatılan, sömürülen halkımı aşağılarım, ne de nefret duyarım. Hemde dinsiz olduğum için beni gözünü kırpmadan öldürecek, yakacak olduğunu bile bile.

Misal siz dininizi bıraktınız değil mi? Din de bir değer yargı gibidir. O halde ben de tüm değer yargılarımı bırakabilirim, bu değer yargıların kaynağı nedir? Doğrununun yanlışın kararını kim verir? İyinin, kötünün yargısını kim yapar? Hiç bunları düşündünüz mü?
Size göre hiç düşünmemiş olduğum anlaşılıyor. Peki.

Vatan nedir? Millet? İlkellik değil mi sizce?
Sorunuzun hedefi nedir ? Kendi fikrinizi belirterek daha açık sorar mısınız ?

Bırakın size göre sizden aşağı sandığınız insanlar değer yargılarını yaşasın, onların en azından değer verdikleri bir yargıları var.
Pekala sevgili Selalim, sizin isteğiniz üzere bırakalım Müslümanlar recm yapsın, kol kessin, kafa koparsın, kız çocuklarına tecavüz etsin, köle / cariye edinsinler, Hıristiyan ve Musevileri haraca kessinler, haraç vermeyeni öldürüp malına el koysunlar, karısını / kızını seks kölesi yapsınlar, pazarda deve satar gibi satsınlar. Hakim olan hangi mezhepse ki; şimdilik sünniler gibi gözüküyor, diğer mezhepleri katletsin.

Yani bırakalım gönlünce İslam'ı yaşamak isteyen halk için şeriat gelsin, Emevi, Abbasi, Osmanlı devri geri gelsin.

Diyebilirsiniz ki, yok artık! O kadar da değil, biz Laiklik tam manasıyla uygulansın istiyoruz, dinimizi dilediğimiz gibi yaşamak istiyoruz.

Yalnız, bildiğiniz gibi Laik ülkelerde başkasına zarar vermediği sürece devlet tüm dinlere, inançlara eşit mesafede durmak zorundadır.

Örneğin, Nudizm, Satanizm gibi aykırı inançlara sahip halkın yanıbaşınızda ibadethaneler açması, kendine özgü ritüelleri ile ibadet etmesi durumunda İslam gönlünce yaşamak isteyen halk tarafından linç edilecek, yakılacaklardır.

Aykırı inançları sizi düşündürmek amacıyla örnek verdim. Ancak tarihimizde defalarca yaşanmış bir örnek vereyim. Alevilik gibi kimseye asla zararı dokunmayan bir inancın mensupları dahi bu toplumda katliamlarla linç edilerek, yakılarak katledildiler. Sebebi sadece farklı mezhepten olmalarıydı.


Ben size dünyadaki her düşüncenin ve yargının gereksizliğini alatabilirim sevgili Deist; karanlık bir çukur; her şey yalnızca bir maddeden ibaret ve sonu yokluksa tüm bu değer yargıların anlamı ne?

İnanın sizin geçtiğiniz yollardan ben de geçtim; kısa da olsa; benim geçmem uzun sürmedi çünkü değer yargıların önemsiz olduğu yolları görünce o değer yargılara sahip olabilmenin bulunmaz bir mücevher olduğunu farkettim.
Size göre sizin geçtiğiniz yollardan ben henüz geçmemişim. Peki.

Sevgiler

Selalim
13-03-2013, 04:01
Pekala sevgili Selalim, sizin isteğiniz üzere bırakalım Müslümanlar recm yapsın, kol kessin, kafa koparsın, kız çocuklarına tecavüz etsin, köle / cariye edinsinler, Hıristiyan ve Musevileri haraca kessinler, haraç vermeyeni öldürüp malına el koysunlar, karısını / kızını seks kölesi yapsınlar, pazarda deve satar gibi satsınlar. Hakim olan hangi mezhepse ki; şimdilik sünniler gibi gözüküyor, diğer mezhepleri katletsin.

Yani bırakalım gönlünce İslam'ı yaşamak isteyen halk için şeriat gelsin, Emevi, Abbasi, Osmanlı devri geri gelsin.

Diyebilirsiniz ki, yok artık! O kadar da değil, biz Laiklik tam manasıyla uygulansın istiyoruz, dinimizi dilediğimiz gibi yaşamak istiyoruz.

Yalnız, bildiğiniz gibi Laik ülkelerde başkasına zarar vermediği sürece devlet tüm dinlere, inançlara eşit mesafede durmak zorundadır.

Örneğin, Nudizm, Satanizm gibi aykırı inançlara sahip halkın yanıbaşınızda ibadethaneler açması, kendine özgü ritüelleri ile ibadet etmesi durumunda İslam gönlünce yaşamak isteyen halk tarafından linç edilecek, yakılacaklardır.

Aykırı inançları sizi düşündürmek amacıyla örnek verdim. Ancak tarihimizde defalarca yaşanmış bir örnek vereyim. Alevilik gibi kimseye asla zararı dokunmayan bir inancın mensupları dahi bu toplumda katliamlarla linç edilerek, yakılarak katledildiler. Sebebi sadece farklı mezhepten olmalarıydı.



Size göre sizin geçtiğiniz yollardan ben henüz geçmemişim. Peki.

Sevgiler
Sevgili Deist,

Ben kendimi bildim bileli paranoya içinde yaşayan bir halk var, Türkiyede sizin anladığınız manada bir laikliğin gideceğini sanmıyorum ki Türkiye topraklarında sizin anladığınız manada bir Şeriat da yaşanmadı hiç.

Yüzlerce yıl hüküm süren Osmanlı imparatorluğundan bir recm vakası verin bana?

Korkularınızı onlara yasaklar koyarak yenemezsiniz.

Sevgiler.

Şüpheci Dinsiz
13-03-2013, 04:34
Sevgili Selalim,
Ben kendimi bildim bileli paranoya içinde yaşayan bir halk var, Türkiyede sizin anladığınız manada bir laikliğin gideceğini sanmıyorum ki Türkiye topraklarında sizin anladığınız manada bir Şeriat da yaşanmadı hiç.

Yüzlerce yıl hüküm süren Osmanlı imparatorluğundan bir recm vakası verin bana?

Korkularınızı onlara yasaklar koyarak yenemezsiniz.

Sizin hiç babanız yandı mı ?
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1054748&CategoryID=77

Sizin hiç babanız vuruldu mu ?
http://tr.wikipedia.org/wiki/Turan_Dursun#.C3.96l.C3.BCm.C3.BC

Sizin hiç babanız bomba ile havaya uçuruldu mu?
http://tr.wikipedia.org/wiki/U%C4%9Fur_Mumcu#Suikast

Sizin hiç atalarınız mezhebi yüzünden soykırıma uğradı mı ?
http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu'nda_Alevi_zul m%C3%BC

Ama bunlar İslam'ı yanlış biliyorlar değil mi ?

Peki doğru bilenlerin icraatlarını da buraya dökeyim mi ?
Bakınız bu olay biricik peygamberinizin ülkesinde meydana gelmiş.
Sizin hiç babanız size işkence ile tecavüz edip ölümünüze sebep olup para verip kurtuldu mu ?
http://www.examiner.com/article/saudi-arabia-islamic-cleric-rapes-tortures-kills-daughter-pays-fine
http://forum.dinsizler.net/viewtopic.php?f=26&t=658&p=3218#p3216

Ama bunlar da İslam'ı yanlış biliyorlar değil mi ?
Anladım, bir tek siz doğrusunu biliyorsunuz. Peki.


Sevgiler

Selalim
13-03-2013, 12:44
Sevgili Selalim,

Sizin hiç babanız yandı mı ?
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1054748&CategoryID=77

Sizin hiç babanız vuruldu mu ?
http://tr.wikipedia.org/wiki/Turan_Dursun#.C3.96l.C3.BCm.C3.BC

Sizin hiç babanız bomba ile havaya uçuruldu mu?
http://tr.wikipedia.org/wiki/U%C4%9Fur_Mumcu#Suikast

Sizin hiç atalarınız mezhebi yüzünden soykırıma uğradı mı ?
http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu'nda_Alevi_zul m%C3%BC

Ama bunlar İslam'ı yanlış biliyorlar değil mi ?

Peki doğru bilenlerin icraatlarını da buraya dökeyim mi ?
Bakınız bu olay biricik peygamberinizin ülkesinde meydana gelmiş.
Sizin hiç babanız size işkence ile tecavüz edip ölümünüze sebep olup para verip kurtuldu mu ?
http://www.examiner.com/article/saudi-arabia-islamic-cleric-rapes-tortures-kills-daughter-pays-fine
http://forum.dinsizler.net/viewtopic.php?f=26&t=658&p=3218#p3216

Ama bunlar da İslam'ı yanlış biliyorlar değil mi ?
Anladım, bir tek siz doğrusunu biliyorsunuz. Peki.


Sevgiler
Sevgili Deist,

Verdiğiniz linklerin çoğu Cumhuriyet tarihinin vakaları, ayıpları, utançları. Verdiğiniz linklerdeki başka memleketlerden sapık haberlerde uç noktalardaki ve aslını gerçekten bilmediğimiz hergün çıkan binlerce uç noktadaki sapık haberlerden biri.

Gelelim Osmanlı-Alevi savaşlarına...

Günümüzde Türk-Kürt savaşları yok mu?

Türkler Kürtlerden nefret edip bir yüzyıldır bitmek bilmeyen savaşlarla kanlarını dökmüyorlar mı? Dışlamıyorlar mı? Memleketi bölücü tehlike olarak görmüyorlar mı?

Osmanlı Alevilerle inançları yüzünden savaşmadı hiçbir zaman. Yoksa Laik Tc devletinin Kürtlerle inançları yüzünden savaştığını mı iddia ediyorsunuz?

Lütfen uç noktalarla ve sapık düşüncelerle, bilip bilmediğiniz olaylarla gelmeyin bana.

Laiklikteki uçluğun sapık noktalarıyla gelmemi siz de istemezsiniz değil mi?

Bu alevilerin ağlaması da bıktırdı artık. Kürtler bile bu kadar ağlamadı. Oyunlara alet olmamayı öğrenirse her taraf, akıllı olursa, bölücü değil, birleştirici olursa belki dünya kurulduğundan beri varolan bu çatışmalar son bulur.

Yok ben Aleviyim, ben Kürtüm Sen Türksün, sen bana bunu yaptın, ben de sana bunu yaparım kafasında olursa herkes devran böyle sürer gider.

Sevgiler.

Selalim
13-03-2013, 13:17
Aleviler Osmanlı'nın Kürdüydü. Kürtler de Türkiye'nin Alevileri...

Ama eminim ki Kürtler birgün memleketlerinde, Türkiye topraklarında, hakettiklerini düşündükleri konuma geldiklerinde, Alevilerin bugün hala ağlayıp şikayet ettikleri gibi ağlamayacaklar. Çünkü onlar çok daha insaflılar, vicdanlılar; şükretmesini bilecek insanlar.

Şüpheci Dinsiz
13-03-2013, 14:43
Sevgili Selalim,

Lütfen uç noktalarla ve sapık düşüncelerle, bilip bilmediğiniz olaylarla gelmeyin bana.

Bu alevilerin ağlaması da bıktırdı artık.
Kontrolü fena kaçırdınız, Ebussuud'a bağladınız. Peki.

Diğer ezik yorumlarınızı ise dikkate değer bulmadım.

--/--

Sapık düşüncelerle gelmeyin demişsiniz. Demekki alıntları okumamışsınız. En alttaki alıntıda Suudi Arabistan'da yürürlükte olan bir yasadan söz ediyor, ve kısaca diyor ki:
Kaynak (http://www.examiner.com/article/saudi-arabia-islamic-cleric-rapes-tortures-kills-daughter-pays-fine)
In Saudi Arabia, Islamic law is interpreted to be that a father cannot be executed for murdering his children, nor can husbands be executed for murdering their wives.

Suudi Arabistan'daki İslami yasalara göre çocuğunu öldüren babaya ölüm cezası verilmiyor, aynı şekilde, karısını öldürmekten de ölüm cezası verilmiyor.

Sapık düşünceler bana ait değil, mensubu olduğunuz dine ait. Hani "bırakınız insanlar istediği gibi dinini yaşasın" dediğiniz din olan İslam'a ait. Hani o "dinini istediği gibi yaşayanların memleketi şeriatla yönetilen Suudi Arabistan'daki" İslam'a ait. Hani o şevkat timsali Muhammed peygamberin ana vatanı olan Suudi Arabistan'daki barış ve hoşgörü dini İslam'a ait.

Size hani o sevgi ve barış dini islam şeriatla yönetilen İran, Afganistan gibi ülkelerden recm haberleri vermemi ister misiniz ?

Peki sadece eşcinsel olduğu için katledilen insanların haberlerini vereyim mi ? Hani o tıbben doğuştan eşcinsel olduğu kabul edildiği halde, yani Allah'ın yaratmadaki beceriksizliği sonucunda eşcinsel olan, sapıklıkla, küfürle suçlanıp katledilen insanların haberlerini vereyim mi ?

Peki tecavüze uğradığı halde recm edilen veya kamçılanırken ölen kadınların haberlerini vereyim mi ? Bir sevgi ve barış dini İslam'da kadına tecavüz etmenin cezası yoktur, tecavüzcü erkek zina ile suçlanır, kadın ise bazı ülkelerde recm edilir, bazılarında zina ile suçlanarak kamçılanır, bazılarında üzerine duvar yıkılarak öldürülür. Hani o sevgi ve barış ve adalet dini İslam var ya, tecavüzü cezalandırmaz.

Peki muta nikahı ile İslami fuhuş haberleri vereyim mi ? Yok vermeyeyim, midem kaldırmıyor çünkü. Yapılan alenen fuhuştur, ancak Kuran'a uygundur.

--/--

Anladım, gerçek İslam'ı Muhammed peygamber, hatta Allah bile bilmiyor, bir tek siz biliyorsunuz. Peki.

Sevgiler

Erdem Alaca
23-08-2013, 12:38
Bakın sn. speech, sizin aynı kefeye koymaya kalktığınız ulu önder Atatürk, silah arkadaşlarıyla beraber bu ülkenin kurucusudur, hayatını cephelerde tüketerek bağımsızlığımızı bize armağan edendir. Bizi emperyalizmin kölesi olmaktan kurtaran insandır kısaca.

Ama sizinkisi, bu rejimi yıkmaya yönelik siyasi görüşü temsil ediyor, bunu siz de kabul ediyorsunuz; buna asla müsade edilmez demokraside. Önceden dediğim gibi:

Hoşgörü/Demokrasi? İyi de nereye kadar? "Kendi kendini yıkana kadar" demokrasi, demokraside var mı?

speech
23-08-2013, 22:51
öfff... bi bitmediniz yea...

bunların iki lafından biri emperyelizm ama donlarına kadar her şeyi emperyalizm belirliyor.

rejimleri kanunları yasaları -> emperyalizm endeksli

kılık kıyafetleri -> emperyalizm endeksli

alfabeleri -> emperyalizm endeksli

saatleri-tarihleri -> emperyalizm endeksli

tatil günleri -> haçlı davud yıldızlı emperyalizm (tevrat-incil) endeksli

ölçüleri (kg, m) -> emperyalizm endeksli

kültürleri sanatları müzikleri -> emperyalizm endeksli

oturmaları kalkmaları şuları buları hep -> emperyalizm endeksli

yani bunları yapan kişi, insanların emperyalizmden bağımsızlıklarını çalıp onlara emperyalizm köleliğini "armağan" etmiştir. bu bakımdan diğerleriyle aynı kefede olmayı hak etmiyor. onu diğerleriyle aynı kefeye koymak, diğerlerine hakaret olur.

şincik;

halk bunların olacağını bilse savaşır mıydı? nah savaşırdı. mustafa kemal ile saz arkadaşları da nah kazanırdı. halk, önce bunları yapmayı düşünenleri temizler sonra da dışardaki gevurlara karşı savaşırdı.

halk dışardaki gevurlar gelip de böyle değişimler yapmasın diye savaşmadı mı?

böylesi değişimler olduktan sonra kazanılan zafere "kurtuluş" savaşı ve böyle bir savaşa öncülük etmiş birine de "kurtarıcı" denilebilir mi? bugün bir savaş olsa ve laiklik ile yönetilen toprakların düşman işgalinden kurtulmasına öncülük eden birisi, savaş sonrası şeriat ilan etse o kişiyi bir "kurtarıcı" olarak görebilir misiniz? hah işte aynı şekilde müslümanlar da m.kemal'i bir kurtarıcı olarak göremezler.

m.kemal ve arkadaşları savaştı da nene hatunlar savaşmadılar mı? yoksa nene hatunlar başları örtülü analar değil de kıçları örtüsüz motorlar mıydılar?

"o olmasaydı olmazdık, baban belli olmazdı ulan şerefsiz."

bu mustafa kemal süpermen mi? tek başına mı savaştı? bu adam olmasaydı halk öyle möl gibi bekleyip teslim olurdu mu zannediliyor? mustafa kemal samsun'a çıkmazdan evvel işgale karşı direniş başlamış, halk örgütlenip direniş cemiyetleri kurmuş. bu insanlar:

"Muhammed sadece bir elçidir ve ondan önce de nice elçiler gelip geçmiştir. Ölür yahut öldürülürse geriye mi döneceksiniz. Dönekler ALLAH'a hiç bir zarar veremez. ALLAH şükredenleri ödüllendirecektir"

diyen bir kitaba iman etmişken, savaşmak için değil paşaya-padişaha peygambere bile ihtiyaç duymazlar. bir Allah yeter onlara ve o bir olan Allahlarının adıyla savaştı bu insanlar. bu kurtuluşun mimarı Allah, imar eden işçileri de Allah Allah diyen insanlardır.

Erdem Alaca
23-08-2013, 23:07
öfff... bi bitmediniz yea...

bunların iki lafından biri emperyelizm ama donlarına kadar her şeyi emperyalizm belirliyor.

rejimleri kanunları yasaları -> emperyalizm endeksli

kılık kıyafetleri -> emperyalizm endeksli

alfabeleri -> emperyalizm endeksli

saatleri-tarihleri -> emperyalizm endeksli

tatil günleri -> haçlı davud yıldızlı emperyalizm (tevrat-incil) endeksli

ölçüleri (kg, m) -> emperyalizm endeksli

kültürleri sanatları müzikleri -> emperyalizm endeksli

oturmaları kalkmaları şuları buları hep -> emperyalizm endeksliAtatürk'ün "Muasır (Çağdaş) Medeniyetler Seviyesi" kavramını hiç duymadınız mı? Ne alakası var bunların emperyalizmle? Ben de derim o zaman: "Müslümanlık diye öve öve bitiremedikleri şey, emperyalizmin işine gelmese, şu an çoktan tarihin çöplüğünde olmaz mıydı?" diye.

halk bunların olacağını bilse savaşır mıydı? nah savaşırdı.Nerden biliyorsunuz savaşmayacağını? Ciğeri beş para etmez padişahların kulu-kölesi olmak mı daha iyiydi, yoksa bağımsız bireyler olmak mı?

bugün bir savaş olsa ve laiklik ile yönetilen toprakların düşman işgalinden kurtulmasına öncülük eden birisi, savaş sonrası şeriat ilan etse o kişiyi bir "kurtarıcı" olarak görebilir misiniz? hah işte aynı şekilde müslümanlar da m.kemal'i bir kurtarıcı olarak göremezler.Bu güzel bir soru gerçekten. Bu durumda bana göre, o kişi hem iyilik-hem kötülük yapmıştır. Düşman işgali de, şeriat da normal şeyler değil benim kafamdaki bir insana göre.

m.kemal ve arkadaşları savaştı da nene hatunlar savaşmadılar mı? yoksa nene hatunlar başları örtülü analar değil de kıçları örtüsüz motorlar mıydılar? Anadolu kadınının başını örtme şekliyle bugünkü siyasi simge tesettür aynı şey değil, dolayısıyla temsil ettikleri düşünce aynı olamaz. Gerçek Anadolu kadını vatanını satan şarlatanlara destek vermez. O Nene Hatun gibi icabında savaşır, icabında gülerek ölüme gider.


"Muhammed sadece bir elçidir ve ondan önce de nice elçiler gelip geçmiştir. Ölür yahut öldürülürse geriye mi döneceksiniz. Dönekler ALLAH'a hiç bir zarar veremez. ALLAH şükredenleri ödüllendirecektir"O zamanda Kuran-ı Kerim'in Türkçe'si mi var da, o insanlar ayetlerin anlamını bilecekler? Gene ulu önder Atatürk Türkçe'leştirmedi mi Kuran'ı, insanlar öğrensin, anlasınlar neye inandıklarını diye?

bu mustafa kemal süpermen mi? tek başına mı savaştı?Dünya kabul ediyor nasıl bir deha olduğunu, ama bir sizlere anlatamadık sn. speech; sağlık olsun ne diyelim...

----------------------

Güncelleme: Bu, Atatürk'le ilgili son yazım bu forumda, daha başka yazmayacağım onun hakkında, boşa kürek çekiyorum çünkü. Enerjimi din'den, politikadan, mizahtan yana yazarak kullanmak daha iyi olacak.

speech
24-08-2013, 01:30
Atatürk'ün "Muasır (Çağdaş) Medeniyetler Seviyesi" kavramını hiç duymadınız mı? Ne alakası var bunların emperyalizmle? Ben de derim o zaman: "Müslümanlık diye öve öve bitiremedikleri şey, emperyalizmin işine gelmese, şu an çoktan tarihin çöplüğünde olmaz mıydı?" diye.japonlar teknolojide ilerlemelerini latin alfabesine mi borçlular?

Nerden biliyorsunuz savaşmayacağını? Ciğeri beş para etmez padişahların kulu-kölesi olmak mı daha iyiydi, yoksa bağımsız bireyler olmak mı?osmanlı'da insanlar Allah'ın kulları köleleriydiler. şimdi ise kendileri gibi mahluk olan ciğeri peş para etmeyen tiplere kul köle olmaya zorlanıyorlar. yaratılana kul köle olmak mı daha iyidir yoksa yaratana kul köle olmak mı?

Bu güzel bir soru gerçekten. Bu durumda bana göre, o kişi hem iyilik-hem kötülük yapmıştır. Düşman işgali de, şeriat da normal şeyler değil benim kafamdaki bir insana göre.bence hem iyilik hem de iyilik yapmıştır. düşman işgalinden kurtuluş da, şeriat da normal şeylerdir benim kafamdaki bir insana göre. düşman işgalinden (sözde) kurtarıp da düşmanın yapmayı planladığı şeyleri yapan, dış düşmandan daha kötüdür; haindir.

Anadolu kadınının başını örtme şekliyle bugünkü siyasi simge tesettür aynı şey değil, dolayısıyla temsil ettikleri düşünce aynı olamaz. Gerçek Anadolu kadını vatanını satan şarlatanlara destek vermez. O Nene Hatun gibi icabında savaşır, icabında gülerek ölüme gider.bir şeyin (başörtüsünün) siyasi simge olduğunu nereden anlıyorsunuz? anadolu kadının örtüsünün siyasi simge olmadığını nereden biliyorsunuz? belki de takiye yapıyorlardır, değil mi?

che tişörtü giyen birinin komünizm getirmek isteyip istemediğini nereden anlıyorsunuz mesela? tişörtü normal giymesi komünizm getirmek istediği, ters giymesi de komünizm getirmek istemediği anlamına mı geliyor?

O zamanda Kuran-ı Kerim'in Türkçe'si mi var da, o insanlar ayetlerin anlamını bilecekler? Gene ulu önder Atatürk Türkçe'leştirmedi mi Kuran'ı, insanlar öğrensin, anlasınlar neye inandıklarını diye?o zamanlarda tarzancası vardı belki de, bilmiyorum. kitabı anlamasalar nasıl o kitaba göre yasalar çıkarsınlar?

Dünya kabul ediyor nasıl bir deha olduğunu, ama bir sizlere anlatamadık sn. speech; sağlık olsun ne diyelim...o bir he man batman pacman madman... diyorsun yani. siz bu masallara iman ediyor olabilirsiniz ancak insanların bu masallara iman etmelerini beklemeyin. bunlara çocuklar bile inanmaz. (jr. kadir dahil)

dünya tabi gazı verip şişirecek. yaşasa bokunu bile yerlerdi. gevurların osmanlı gibi bir devletten, hilafet gibi bir kurumdan kurtulmalarına vesile oldu. ben de gevur olsam ben de gaza gelip "atam izindeyiz" diye sokaklara dökülen bir abdulatatürk olabilirim belki.

Erdem Alaca
24-08-2013, 01:53
Sn. Speech, bizim meşhur Büyük Usta değerli midir sizin gözünüzde? Size göre emperyalizmi dize getiren(!) adam o, dünya lideri, egemen güçlere kök söktüren(!) mübarek insan - yanlış mı biliyorum?

Şimdi vatanını bu kadar seven(!) bir adam vatanı için icabında ömrünün kalanını da cephelerde geçirebilmeli öyle değil mi - bazı putlar gibi?

Siz Büyük Usta'da böyle bir potansiyel görüyor musunuz?

Hani askerliğini kantinci olarak yapıp, o esnada sucuk aldığı firmadan komisyon cebe atmakla itham edilen bir vatansever(!) den.

Ya da, bir oğlunu çürüğe çıkartıp, diğerini de 30 gün kısa dönem askerlik yaptıran yiğit(!) den?

Araform
25-08-2013, 10:38
@Speech

Abdulatatürk olamazsın belki, ama Abdulmuhoş olmuşsun. Zira Atatürk'e hilafeti kaldırdığı için falan yalakalık ederlerdi dediğin dış mihraklar, senin o çok sevdiğin halife ve onun hükümetinin başbakanı Damat Ferit tarafından düşünmeden imza edilen Sevr anlaşmasında Osmanlı Orta Anadolu ve Orta Karadenize hapsedilirken hilafet padişahta bıraktılar ki müslümanları kontrol altında tutabilsinler.

Ayrıca kurtuluş savaşı başlamadan evvel de İzmir Yunan tarafından işgal edilmişti ve işgal kuvvetlerine karşı gelecek paşalar padişiahın emriyle değiştirilmişti. İzmiri resmen altın tepside teslim ettiler. Analarımıza bacılarımıza edilen tecavüzleri dahi düşünürse insan Ata'ya şükran duyar.

Tarih manasında bir halttan haberin olmadan, gelip hocalarından ya da yutupta atıp tutan şu hokkabazlardan duyduklarını burada satma boşuna. Üslubuna da dikkat et çocuk yok senin karşında. Haddini bil.

speech
26-08-2013, 03:34
sevr imzalanmamıştır, imzalanan lozan'dır. hani şu mağlub olan yunanistan'ın batı trakya'yı ve kıbrıs'ı götürmesini sağlayan, adadaki türkleri ya ingiliz vatandaşı olmaya ya da adayı terketmeye zorlayan, katliamcı hain yunanlardan tazminat aldırmayan, onlara af çıkartan lozan var ya hani, hah işte ondan bahsedirem.

...

serbest çağrışım:

http://www.youtube.com/watch?v=zxP3iw1Ilzs

Araform
26-08-2013, 09:26
sevr imzalanmamıştır, imzalanan lozan'dır. hani şu mağlub olan yunanistan'ın batı trakya'yı ve kıbrıs'ı götürmesini sağlayan, adadaki türkleri ya ingiliz vatandaşı olmaya ya da adayı terketmeye zorlayan, katliamcı hain yunanlardan tazminat aldırmayan, onlara af çıkartan lozan var ya hani, hah işte ondan bahsedirem.

...


Sen neyden bahsettiğini bilmirsen o zaman canım kardeşim. Sevr Damat Ferit hükümeti tarafından şrrrrak diye imzalanmıştır. Lozan ise Ankara hükümeti tarafından. Sevr'in haritasına bak, bir de Lozan'ın, Hatay hariç günümüz Türkiye haritasına.
Göbek kaşıyıp cips yiyerek karşındakine yalan yanlış şeyler anlatacağına biraz tarih öğren, ben de bundan bahsedirem.

Vefik Sami
26-08-2013, 13:50
osmanlı'da insanlar Allah'ın kulları köleleriydiler. şimdi ise kendileri gibi mahluk olan ciğeri peş para etmeyen tiplere kul köle olmaya zorlanıyorlar. yaratılana kul köle olmak mı daha iyidir yoksa yaratana kul köle olmak mı?



Menfaatler ve şahsi çıkarlar üzerinden kişilere kulluk, sistem sorunu değildir. Kişilik ve ahlâk sorunudur.Tüm üretim araçlarını devletleştirip özel mülkiyeti yasaklasanız; insanların çalma-çırpma, menfaat için ekâbir takımına dalkavukluk etme imkânlarını ortadan kaldırmış olursunuz. Ama insandaki kişilik ve ahlâk bozukluğu aynen kalır.

Tıpkı "Öğretim cehâleti alır, eşeklik bâki kalır" teşbihinde okduğu gibi.

Bu gün ateist/agnostik/deist olan insanların çoğu Kur'an ve hadisleri okumuş, kendi hür iradeleriyle tercihlerini yapmışlar. Fakat; kafa kâğıdından 'müslüman' yazan yığınla insan, Kur'an'ın Türkçesini açıp okumamışlar bile. Bunların ana derdi; Cübbeli Ahmed Hoca'nın betimlemesiyle "Kıl beşi, kurtar başı" husûsu. Esâsen inandıkları dinin kutsal kitabı da, insanları menfaatçiliğe yönlendirmekte.

"Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler..." (Tevbe: 111)

Cennet karşılığı dürüstlüğü "Ahlâk" Cehennem korkusuyla boyun eğme ve şartlanmayı "iman" zanneden müslüman, menfaatlerini ilâh, kendisini bu dünyevi ve uhrevi menfaatlerine ulaştıracağını umduğu Allah'ı da 'Şefaatçi put' yapmaktadır.

Bir ülkede insanların kahır ekseriyetinin İslam hakkında doğru dürüst bilgisi yokken, "inanmış" görünmeyi daha ziyade "arâzi"ye uymak sûretiyle gerçekleştiren, yâhut; "ulen bu tarafta işimiz sakat; bâri öte tarafı kurtaralım" modunda ve tüccar mantığı ile sevap-günah hesâbına giren insanlardan müteşekkil bir ortamda, siz tüm hukuk sistemini şeriate göre düzenlemiş olsanız ne yazar ?

Anca devekuşu misâl, başınızı kuma gömmüş olursunuz.
İslam için en büyük tehlike ateist/agnostik/deist veya başka inançlara mensup cenahdan gelmiyor.

Tehlike, esas itibâriyle içinizde!...

speech
26-08-2013, 23:12
Sen neyden bahsettiğini bilmirsen o zaman canım kardeşim. Sevr Damat Ferit hükümeti tarafından şrrrrak diye imzalanmıştır. Lozan ise Ankara hükümeti tarafından. Sevr'in haritasına bak, bir de Lozan'ın, Hatay hariç günümüz Türkiye haritasına.
Göbek kaşıyıp cips yiyerek karşındakine yalan yanlış şeyler anlatacağına biraz tarih öğren, ben de bundan bahsedirem.

ne vahideddin ne de damat ferid sevr'i "şrrrrak" diye imzalamamıştır. imzalayanlar "yüzellilikler" tayfasından üç kişi (bunlardan birisi eski ittihatçı bir masondur) olsa da sevr uygulanmamıştır buna karşın milli şefiniz ismetin önü lozan'ı "şrrrrak" diye imzalamış ve lozan uygulanmıştır. misak-ı milli sınırları dahilindeki topraklar masabaşında gevurlara altın tepsi içinde armağan edilmiştir.

Selalim
27-10-2013, 14:45
Lakin hükümetin bu andı kaldırması samimi sebeplere dayanmıyor. Dayanıyor olsa idi, Kuran/Fıkıh Öğreniyorum, Peygamberin Hayatı, Din Kültürü (ne menen bir sebeptir halen anlamadım, sanki tek din İslam) ve Ahlak Bilgisi v.b. derslerini de kaldırırdı.

Artık sizlere şaşırmıyorum :)

Neyse gelelim samimiyete. Hükümetin samimiyeti yüzde yüzdür!

Kukla edilerek sözde Türkiye Cumhuriyetinin kurdurulduğu M. Kamal'in sözde memleketi kurduğu temel dinsizlik ve namussuzluktur. Hemen bağırmayın, bunu ne sizleri tahrik etmek için yazıyorum, ne taraf olduğum için, ne de çarpıtmak için. Katıksız gerçek olduğu için yazıyorum.

Partilerini saf dinsiz ve namussuzlardan kurmuş, dinsiz ve namussuz olmayanları aralarına almamışlardır. Bir yüzyıldır verdikleri mücadele sırf budur!

Hükümetimiz ise ne olduklarını açık açık söylüyor ve hiçbir şekilde gizlemiyor. Bizler dindar nesiller yetiştireceğiz diyor ki din dersi sizlerin asimile olduğunuz, hayranı olduğunuz ama size bir pislik kadar değer vermeyen Avrupanızda da zorunludur.

Bakınız, iyi okuyunuz;

“— ‘Dini ve ahlâkı olanlar aç kalmaya mahkûmdurlar..’ dediler.
Kendisini hilâfet ve saltanat makamına lâyık gören ve bu hususlarda teşebbüslerde de bulunan din ve namus lehinde türlü sözler söyleyen ve hatta hutbe okuyan, benim kapalı yerlerde baş açıklığımla lâtife eden, fes ve kalpak yerine kumaş başlık teklifimi hoş görmeyen M. Kemal Paşa, benim hayretle baktığımı görünce şu izahatı verdi:

— Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar. Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Onun için önce din ve namus telâkkisini kaldırmalıyız. Partiyi, bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz. Bu suretle kalkınma kolay ve çabuk olur..”

Hükümetimiz çok şükür aynı fikirde değil, milleti ile bir vücut ve bir beyin halinde. Sizler milletten olmayabilirsiniz, sizlere milletin sizlerin bu milete bir yüzyıldır hor baktığı gibi bakmayacağından emin olabilirsiniz.

Milletimiz yönetimde; kültürüyle, benliğiyle, diniyle.

Bu memleket binlerce Erdoğan yetiştirecek. Dinsizlik ve namussuzluk üzerine kurulu her putu bir bir yok edecek! Ve böylelikle dünyaya hükmedecek!

Dinsiz ve namussuz olanlar kazanamazlar!

Sevgiler.

Erdem Alaca
27-10-2013, 15:27
Sn. Selalim, gerçi bu videoyu bu forumda daha önce de paylaşmıştım ama, ara sıra böyle tekrar paylaşmak icap edebiliyor - acaba Büyük Usta(!) gerçekten övgünüzü hak ediyor mu, diye gözden geçirmeniz açısından;

H07y6R9rC2c

Selalim
27-10-2013, 15:37
Ben de daha önce video ile ilgili fikrimi beyan etmiştim.

Erdoğan için yapabileceğim her övgü yetersiz kalır. Dünyanın tek adam gibi adamlarından biri. Türkiyede mühalefeti yok, tüm dünyaya karşı duruyor.

İnsanlık için, Milleti için yürüdüğü yol sonuna kadar açık olsun diyoruz her zaman tüm kalbimizle.

Hayret ve büyük hayranlıkla izliyoruz tüm hizmetlerini. Duruşuna azmine hayranız.

Taaa İstanbul büyük belediye başkanıykenden beri izliyoruz ve ferhat gibi dağları deldiğini biliyoruz.

Altın çamur atmakla değerinden bir şey kaybetmez.

Sevgiler.

Şüpheci Dinsiz
27-10-2013, 15:43
Selalim,
Kukla edilerek sözde Türkiye Cumhuriyetinin kurdurulduğu M. Kamal'in sözde memleketi kurduğu temel dinsizlik ve namussuzluktur.
...
Partilerini saf dinsiz ve namussuzlardan kurmuş, dinsiz ve namussuz olmayanları aralarına almamışlardır.
...
Bu memleket binlerce Erdoğan yetiştirecek. Dinsizlik ve namussuzluk üzerine kurulu her putu bir bir yok edecek! Ve böylelikle dünyaya hükmedecek!

Dinsiz ve namussuz olanlar kazanamazlar!
Hemen bağırmayın, bunu ne sizleri tahrik etmek için yazıyorum, ne taraf olduğum için, ne de çarpıtmak için. Katıksız gerçek olduğu için yazıyorum.

Benim paramla beş para etmezsiniz.

NAZGUL
27-10-2013, 16:16
Artık sizlere şaşırmıyorum :)

Neyse gelelim samimiyete. Hükümetin samimiyeti yüzde yüzdür!

Kukla edilerek sözde Türkiye Cumhuriyetinin kurdurulduğu M. Kamal'in sözde memleketi kurduğu temel dinsizlik ve namussuzluktur. Hemen bağırmayın, bunu ne sizleri tahrik etmek için yazıyorum, ne taraf olduğum için, ne de çarpıtmak için. Katıksız gerçek olduğu için yazıyorum.

Partilerini saf dinsiz ve namussuzlardan kurmuş, dinsiz ve namussuz olmayanları aralarına almamışlardır. Bir yüzyıldır verdikleri mücadele sırf budur!

Hükümetimiz ise ne olduklarını açık açık söylüyor ve hiçbir şekilde gizlemiyor. Bizler dindar nesiller yetiştireceğiz diyor ki din dersi sizlerin asimile olduğunuz, hayranı olduğunuz ama size bir pislik kadar değer vermeyen Avrupanızda da zorunludur.

Bakınız, iyi okuyunuz;

“— ‘Dini ve ahlâkı olanlar aç kalmaya mahkûmdurlar..’ dediler.
Kendisini hilâfet ve saltanat makamına lâyık gören ve bu hususlarda teşebbüslerde de bulunan din ve namus lehinde türlü sözler söyleyen ve hatta hutbe okuyan, benim kapalı yerlerde baş açıklığımla lâtife eden, fes ve kalpak yerine kumaş başlık teklifimi hoş görmeyen M. Kemal Paşa, benim hayretle baktığımı görünce şu izahatı verdi:

— Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar. Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Onun için önce din ve namus telâkkisini kaldırmalıyız. Partiyi, bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz. Bu suretle kalkınma kolay ve çabuk olur..”

Hükümetimiz çok şükür aynı fikirde değil, milleti ile bir vücut ve bir beyin halinde. Sizler milletten olmayabilirsiniz, sizlere milletin sizlerin bu milete bir yüzyıldır hor baktığı gibi bakmayacağından emin olabilirsiniz.

Milletimiz yönetimde; kültürüyle, benliğiyle, diniyle.

Bu memleket binlerce Erdoğan yetiştirecek. Dinsizlik ve namussuzluk üzerine kurulu her putu bir bir yok edecek! Ve böylelikle dünyaya hükmedecek!

Dinsiz ve namussuz olanlar kazanamazlar!

Sevgiler.

Katılmıyorum. Ülkenin çoğunluğu müslüman ise ve bu konuda eğitim görmek istiyorsa, ve devlet bu işi barnaz kimselerin yapmasını istemiyorsa, bu eğitimi vermelidir. Ancak seçmeli olmalı ve kimse derse katılmaya zorlanmamalıdır.Hatta bu dersler okul bitiminden sonra veya haftanın belirli günleri isteyenin katılmaması için sorun oluşturmayacak şekilde olmalıdır. Bu derse girmek istemeyen örneğin spor salonunda vakit geçirebilmeli ancak boş bırakılmamalıdır.

Atatürk'ün dini görüşünün ne olduğunu tam olarak bilmiyorum ama sonlara doğru dinden uzak olduğunu düşünüyorum. Neyse,
Sizin sorununuz ne biliyor musunuz? Gereksiz yada gerekli, bu milletin çoğunluğunun benliğine işlenmiş olan şeyleri bir çırpıda devirmek, görmemek olmak isteyişiniz. Ben bunların gelişim ile hiçbir ilgisi olmadığını düşünüyorum.
Bir ülkenin din eğitimi alması onu bilim derslerinden uzak kalmaya zorlayacağı anlamına gelmez. Hatta satanist bir ülke kurulsa ve haftada bir kedi kesme ayini yapsalar bile, eğer aynı şekilde bilimede önem verirseler gelişirler. Örneğin İsrail. En muhafazakar ülkelerden biridir. Ama kısa zamanda birçok Arap ve hatta batı ülkesinin yapamadıklarını yaptı.

Yani dini eğitim devleti,ülkeyi geri bırakır diye bir şey söz konusu değil. Ve eğer bundan yararlanmak isteyenler varsa en doğal haklarındandır diyebilirim.
Eğer sizde hakkınız olarak ateizm hakkında ders almak istiyorsanız, belli bir çoğunluğa ulaşmalısınız. Tıpkı ana dilde eğitim gibi.

Psiko
28-10-2013, 10:59
Ben de daha önce video ile ilgili fikrimi beyan etmiştim.

Erdoğan için yapabileceğim her övgü yetersiz kalır. Dünyanın tek adam gibi adamlarından biri. Türkiyede mühalefeti yok, tüm dünyaya karşı duruyor.

İnsanlık için, Milleti için yürüdüğü yol sonuna kadar açık olsun diyoruz her zaman tüm kalbimizle.

Hayret ve büyük hayranlıkla izliyoruz tüm hizmetlerini. Duruşuna azmine hayranız.

Taaa İstanbul büyük belediye başkanıykenden beri izliyoruz ve ferhat gibi dağları deldiğini biliyoruz.

Altın çamur atmakla değerinden bir şey kaybetmez.

Sevgiler.

Sayın Selalim.

Tek bir şey tüm yazdıklarını "Afaki ve yapış yapış yağcılık kokan naat" konumuna çeviriyor.
O tek şey de şu :
"Size acı da verse DOĞRULARI söyleyiniz."
Adam müezzin,
bu müezzinin gözü önünde yaşanan bir olay var.
Ve bu olaya bizzat şahit olan bu müezzzin "Ben Allahtan korkarım.Yalan söyleyemem.Camide içki içilmedi" diyor,
yani dinsel terminoloji bakımından söylenecek olunur ise "Şahitliğini doğru yapmak" dediğimiz kurala uyuyor.
Bu kuralı yerine getiriyor.
Senin naatlar dizdiğin kişi ise "Ya Hu biz o kadar camide içki içtiler diye ortalığı ayağa kaldırdık ama olaya bizzat şahit müezzin arkadaş içki içen görmedim diyor,acaba üzerinde bir düşünsem mi ?" dahi dememiş.
Ayrıca bir türlü "Dövülen,hakaret edilen ve de üzerine işenen başörtülü abla"ya dair en ufak bir kanıt ortaya koyamamış ve apaçık "Yalan söyleyen" birisine vıcık vıcık yağ kokan naat düzen sen,
"Yalanla iman yanyana durmaz" sözü üzerinde düşünmek ister misin ?
Yoksa,
"Tarafsız taraftar eğribodik"liğe devam mı etmek istersin ?

Vefik Sami
28-10-2013, 11:43
...Dinsiz ve namussuz olanlar kazanamazlar...


Cennet mukâbilinde "nâmuslu"(!) görünmek, en büyük namussuzluktur!...
Cennet hayâtı için "dürüst/ahlâklı" görünen dindar, hiç bir dünyevi/uhrevi karşılık beklemeden dürüst yaşayan dinsizin kesip attığı tırnak olamaz.

Ben de bir imanlıyım.
Ama nâmus ve şerefi birierinin inhisârına terkedecek kadar aklını/ferâsetini kaybetmemiş bir imanlı...

Selalim
28-10-2013, 14:55
Sayın Selalim.

Tek bir şey tüm yazdıklarını "Afaki ve yapış yapış yağcılık kokan naat" konumuna çeviriyor.
O tek şey de şu :
"Size acı da verse DOĞRULARI söyleyiniz."
Adam müezzin,
bu müezzinin gözü önünde yaşanan bir olay var.
Ve bu olaya bizzat şahit olan bu müezzzin "Ben Allahtan korkarım.Yalan söyleyemem.Camide içki içilmedi" diyor,
yani dinsel terminoloji bakımından söylenecek olunur ise "Şahitliğini doğru yapmak" dediğimiz kurala uyuyor.
Bu kuralı yerine getiriyor.
Senin naatlar dizdiğin kişi ise "Ya Hu biz o kadar camide içki içtiler diye ortalığı ayağa kaldırdık ama olaya bizzat şahit müezzin arkadaş içki içen görmedim diyor,acaba üzerinde bir düşünsem mi ?" dahi dememiş.
Ayrıca bir türlü "Dövülen,hakaret edilen ve de üzerine işenen başörtülü abla"ya dair en ufak bir kanıt ortaya koyamamış ve apaçık "Yalan söyleyen" birisine vıcık vıcık yağ kokan naat düzen sen,
"Yalanla iman yanyana durmaz" sözü üzerinde düşünmek ister misin ?
Yoksa,
"Tarafsız taraftar eğribodik"liğe devam mı etmek istersin ?
Taraflılığın bu kadarı!

Nasreddin hocanın kazanı misali...

Camide içki içilmediğine inanıyor ama başörtülü bayana yapılan işkenceye inanmıyor.

Benim için onun, bunun, şunun sözleri önemsiz, bizzat çevremden ve şahit olduklarımdan yola çıkarsam, o başörtülüye yapılmış olanın gördüklerim karşısında bir hiç olduğunu söyleyebilirim.

Boşa kendinizi kandırıyorsunuz ama sizin seçiminiz.

Ülkeyi zamanında kuranlar dine, dindara düşman, namusa düşman, devlet dinsizlik ve namussuzluk üzerine kurulmuşken siz kime neyi anlatmaya çalışıyorsunuz?

Kendiniz kandırmaya devam edin.

Bu savaş dinsiz ve namussuzlarla, dindar ve namusluların savaşı. Bir yüzyıldır verilen savaş bu. Aman din ve namus kazanmasın savaşı! Aman dindar ve namuslular gelmesin... Bunun için çıkarılmayan kanun, kurulmayan ikna odası kalmamış. Ama nafile!

Tek gerçek bu.

Selalim
28-10-2013, 14:59
Cennet mukâbilinde "nâmuslu"(!) görünmek, en büyük namussuzluktur!...
Cennet hayâtı için "dürüst/ahlâklı" görünen dindar, hiç bir dünyevi/uhrevi karşılık beklemeden dürüst yaşayan dinsizin kesip attığı tırnak olamaz.

Ben de bir imanlıyım.
Ama nâmus ve şerefi birierinin inhisârına terkedecek kadar aklını/ferâsetini kaybetmemiş bir imanlı...

Bir gezegen var karşımızda ve gezegende yaşayan canlı, cansız varlıklar var. Yerçekimi kanunu var.

Yerçekimi kanununu kabul etmemek ve buna sövmekten başka şey değil sizin yaptığınız.

İnsan çekim kanunu var :)

Ve bir gerçek var, kimileri yerçekimi kanununu aşabiliyor. Bu gerçek. Ama yalnızca kimileri!
Yunus gibi birileri.

Sevgiler.

vartor
28-10-2013, 16:18
Tartisirken cogu zaman en onemli noktayi kaciriyoruz; Camide icki icmis, icmemis davasini, tanrinin takdirine birakacagina, nerdeyse halki galeyana getirebilecek bir arsizlikla, kendine politikal bir silah haline getiren adi bir basbakandan bahsederken, icimizdeki, insanligini unutmamis imanlilardan bile tenkit geldigini gordugumuz forumlarda, dini somurusu alenen ve kurandan da apacik bir sekilde ortada olani goklere cikarma, hangi din ve ahlak, veya vicdana sigar? Ateistlerin ve insan vasfina sahip cikabilen imanlilarin vicdanina sigmadigini gormek beni sevindiriyor. Ahlaktan bahseden ahlaksizlar asil vicdansizlardir.

Psiko
28-10-2013, 16:23
Sayın Selalim.

Buyurmuşunuz ki :
Camide içki içilmediğine inanıyor


"Camide içki içildi" iddiası naatlara boğduğun başbakanın kocaman bir "YALAN"ı.
Bunu ben de,sen de korktuğunu iddia edip korkmadığın Allah da biliyor.
Ayrıca,
zaten bu duruma inanmak veya inanmamak gözlüğü ile bakamayız.
Zira,
olayın 1.elden şahidi olan kişi,
hem Müslüman hem de müezzin.
Bu kişi diyor ki "Ben içki içildiğini görmedim."
Bu kişinin başbakana veya dine,
sen ve benzerlerin gibi "Dinli ve de namuslu !!!!!"lere karşı bir kini,garezi mi var ?
Hayır.
Peki neden böyle söylüyor ?
Sen ve benzerlerinin korkmadığı Güneş kadar açık olan,
"Allahtan korkarım" ifadesi yüzünden olmasın ?

Eskiden "Kork Allahtan korkmayandan" deniliyordu,
şimdilerde ise bu sözü "Kork Allahtan korkuyorum ayağına yatıp korkmayandan" şeklinde değiştirmek gerekecek senin ve benzerin "Dinli ve namuslular!!!!!" yüzünden.

Sonra da utanıp ve sıkılma denilen kavramı yerle bir edip gayet pişkin
Taraflılığın bu kadarı!
diyebilmek,
pes doğrusu.......

mrdragon
28-10-2013, 16:23
Taraflılığın bu kadarı!

Nasreddin hocanın kazanı misali...

Camide içki içilmediğine inanıyor ama başörtülü bayana yapılan işkenceye inanmıyor.

Ben müslüman olsam camide müezzinlik yapanın sözüne inanmayı tercih ederdim. Tabi inanma ihtiyacı duyarsam ve adamın gerçekten müslüman olduğuna inanıyorsam v.s. Sanırım siz müslüman değilsiniz. Müezzin yalan söyledi cami de içki içtilerden daha tehlikelidir de. Sonuçta içen inanmayan adamdır da ya müezzin? Salt inancı ile tanrı katında göz göre göre yalan söylememeyi seçmesi daha sağlıklıdır. (Tabi her türlü çıkar için yalan söyleyenlerin dünyasında yaşıyoruz, millette her söze koyun gibi yaklaşmaya alışmış. Bu nedenle siyaset değil düşünceleri kitlenmiş kitlelerin kölelikleri söz konusu) Kaldı ki, içki içtiler diyen mekanda değil ve ortaya delil koyamıyor. Sanırım telepati kuruyor.

Benim için onun, bunun, şunun sözleri önemsiz, bizzat çevremden ve şahit olduklarımdan yola çıkarsam, o başörtülüye yapılmış olanın gördüklerim karşısında bir hiç olduğunu söyleyebilirim.

Yahu ben kendimi bildim bileli ki, oldukça modern sayılan bir şehirdeyim dileyen gider dilediği yerde namaz kılar. Doğduğum günden beri ezan dinlerim istemesemde. Kapalısı da geçer gider, sakallısı da peşine hatununu takıp gider tek tük olsa da yolunda gider. Kapanma olayı, kurumsal olarak sıklıkla gündeme gelmiştir. Sokakta değil. Kurumsal, ve okulsal baskıların fazla olduğuna katılırım.

Gelelim şu sevimli hikayenin neden akla aykırı olduğuna; Yani sokak ortasında kediye taş atsalar kameraya yakalanıyor insanlar da, o kadar işlek her tarafı kamera ile çevrilmiş bir açık alanda hiçbir sesli ya da görsel kayıt yokken komik biraz. El haci hamdi abinin bile cebinde son model cep tel var bu ülkede, otu, böceği çeker dururlar ufo gördüm abi ama bu kadar kalabalık insanın karıştığı enteresan hikayeyi çekemedim. Tanrı elimi ayağımı doladı kalbim sulandı(beynim diyemiyorum kuran sağolsun)

Aynısı cami içinde geçerliydi, güvenlik kameraları onca giren çıkan insanı çekiyorda içki içeni bulamıyor değil mi? İşinize gelince teknolojiyi kullanın gelmeyince tabanvaylara kuvvet. Kölelik böyledir düşünmez itaat eder.



Boşa kendinizi kandırıyorsunuz ama sizin seçiminiz.

Ülkeyi zamanında kuranlar dine, dindara düşman, namusa düşman, devlet dinsizlik ve namussuzluk üzerine kurulmuşken siz kime neyi anlatmaya çalışıyorsunuz?

Kendiniz kandırmaya devam edin.

Namusa düşman olmadıkları garanti de din ve dindara gelince.. İşte burası kritik bir nokta olsa da sizinle bu konuyu tartışabileceğimi düşünmüyorum. Din nitekim insan haklarına aykırıdır. Sabittir gelişemez ve ilkeldir. Bu nedenle bir devletin gelişmesinin önünde engeldir. Burada belki dindar irdelenebilir. Hangi dindar diye sorulabilir?

Din insanların düşünce potansiyelini körleştiren, ve robot halinde tek bir komutta elinde kılıç eşliğinde savaşa gönderen afyondur aslında. Özellikle bir zamanlar ilkel metod ile yapılan savaşlarda oldukça işe yaramıştır.(ganimet ve cennet denklemi şehitlik) Oysa teknoloji çağındayız ve batıdaki hızlı sıçramayı gören birinin aslında bu atılımın önünde duran en belirgin noktanın dinin ilkelliği olduğunu fark etmesi kaçınılmaz olandır.

Burada alınacak kararlar oldukça kritik: Dini iyice modernize edeceksin ve yıkıcı gücünü törpüleyeceksin de, kalbi yıkanan insanlara bu denklem sökmez. İyi bir eğitim sistemi inşa edip düşünce sistemlerini özgürleştireceksin, üretkenleştireceksin ama anlık kararlar ile değil uzun vadelerde yapılabilir. Diyanet çatısı altında belkide kontrol altına almayı deneyeceksin yine de radikal dinciler din elden gidiyor diyerek ikinci bir iç savaşı başlatabilecek. (araplar asırlar boyunca kendi aralarında kan döküp durdular müslümanken nedenini iyi görmüş biri adına, günümüzde geçmişin körlüğünü taşıyanların, aslında işin eğitim basamaklarını sonraki hükümetlerin batırdığı gerçeğini gözler önüne serdiğini görüyoruz.)

Bu savaş dinsiz ve namussuzlarla, dindar ve namusluların savaşı. Bir yüzyıldır verilen savaş bu. Aman din ve namus kazanmasın savaşı! Aman dindar ve namuslular gelmesin... Bunun için çıkarılmayan kanun, kurulmayan ikna odası kalmamış. Ama nafile!

Tek gerçek bu.

Din ve namus derken? Din ile yönetilen ülkelerin içler acısı durumu ortadayken çok hoş olmuş. Arabistan kutsal mekanı içinde barındıran yerde, türlü sapkınlıkların neden gizil olarak hortladığını biliyor musunuz? Mümkünse arabistanda yaşayan birilerini bulun ve bol bol konuşun size namusu bir güzel anlatsınlar.

Erdemli insan vicdanı, empati yeteneği ve bilgi birikimi ile açığa çıkar. Köle insan ise hangi masalın içinde ne denli boğulduğu ile ortada durur. Erdemli insan gelişim için savaşırken, ilerlemeyi düşlerken, köle insan sadece verilen emirlere itaat etmekten bir santim ötede olmadan sadece yaşam hakkını kendi masalı içinde bulup diğerlerine hayatı dar etmek ile meşguldür. Hiç kafasını kaldırıp kendi gerçekliğine ulaşamamış birinden sadece itaat etmesi beklenir. Bu nedenle hikayelerin kölelerinin üzerine arsızca basıp onlar üzerinden ekmek yiyenler krallıklarını ilan ederler. Yaşasın kölelik...

Neva
28-10-2013, 21:11
Artık sizlere şaşırmıyorum :)

Neyse gelelim samimiyete. Hükümetin samimiyeti yüzde yüzdür!

Kukla edilerek sözde Türkiye Cumhuriyetinin kurdurulduğu M. Kamal'in sözde memleketi kurduğu temel dinsizlik ve namussuzluktur. Hemen bağırmayın, bunu ne sizleri tahrik etmek için yazıyorum, ne taraf olduğum için, ne de çarpıtmak için. Katıksız gerçek olduğu için yazıyorum.



Yani siz diyorsunuz ki, Cumhuriyetin kuruldugu gunden beri bu memleket dinsiz ve namussuzdu oyle mi?

Vefik Sami
01-11-2013, 22:07
Bu millet, lâiklik ve insan hakları bağlamında özgürlüğü dişiyle tırnağıyla kazıyarak kazanmadı. İstiklâl harbinde sadece cephe savaşları verdi. İnsan hakları, anayasa, lâiklik gibi hayâti önem arz eden kavramlar önüne hazır olarak geldi. Bunların değerini anlayabilmesi için evvelâ kaybetmesi gerekiyor.

Gidişat da, kaybetme istikâmetinde...
"Kurunun yanında yaş da yanar" ilkesi gereği, olan; bu kavramların değerini idrak edebilenlere olacak.

Neva
02-11-2013, 03:15
Bu millet, lâiklik ve insan hakları bağlamında özgürlüğü dişiyle tırnağıyla kazıyarak kazanmadı. İstiklâl harbinde sadece cephe savaşları verdi. İnsan hakları, anayasa, lâiklik gibi hayâti önem arz eden kavramlar önüne hazır olarak geldi. Bunların değerini anlayabilmesi için evvelâ kaybetmesi gerekiyor.

Gidişat da, kaybetme istikâmetinde...
"Kurunun yanında yaş da yanar" ilkesi gereği, olan; bu kavramların değerini idrak edebilenlere olacak.


Nasil kazandi peki? Biraz aydinlatsaniz bizi..

Vefik Sami
02-11-2013, 11:02
Nasil kazandi peki? Biraz aydinlatsaniz bizi..

Kaç defâ kibarca uyradım zât-ı âlinizi.
Bilmiyor(muş) gibi yapmayın diye.

Türkler, Orta Asyadan bu tarafa hep savaştılar.
İstiklâl harbi de bir savaş idi.
Vatanı, bağımsızlığı korumak için savaşmak başka, bireysel özgürlükler ve insan hakları için mücâdele başka.
Özgürlük ve bağımsızlık birbiriyle ilintilidir ancak; aynı anlamı ifâde etmezler.

Kemalist devrimlerden hangisi toplumdan gelen baskının neticesidir ?
Bunda da siz bizi "aydınlatın" lütfen!...
Mustafa Kemâl ve bir grup eski ittihatçı Anadoluda işlleri organize etmeseydi, İstiklâl harbi dahi olmazdı.

Neva
02-11-2013, 11:25
Kaç defâ kibarca uyradım zât-ı âlinizi.
Bilmiyor(muş) gibi yapmayın diye.

Türkler, Orta Asyadan bu tarafa hep savaştılar.
İstiklâl harbi de bir savaş idi.
Vatanı, bağımsızlığı korumak için savaşmak başka, bireysel özgürlükler ve insan hakları için mücâdele başka.
Özgürlük ve bağımsızlık birbiriyle ilintilidir ancak; aynı anlamı ifâde etmezler.

Kemalist devrimlerden hangisi toplumdan gelen baskının neticesidir ?
Bunda da siz bizi "aydınlatın" lütfen!...
Mustafa Kemâl ve bir grup eski ittihatçı Anadoluda işlleri organize etmeseydi, İstiklâl harbi dahi olmazdı.

Uyarmaniz neyi degistirir ki sayin Vefik Sami? Forumdaki uyeler(bizler de dahil) sizin uyarilarinizi dikkate alip mi yazacaklar mesajlarini? Basit bir soru sadece, yazdiginiz mesaja iliskin.

Birileri organize etmis dahi olsa, yine arkalarinda halktan guruhlar vardi. Bahsettiginiz donemde insan haklari anlayisi nasildi acaba ? Yukarda demissiniz ki, bunlarin kiymetinin bilinmesi icin, kaybedilmesi gerekiyor. Yani size gore bireysel ozgurluk, hak arayisi mucadelesi yapmayi ogrenmediler, simdi ogrenecekler, o yuzden icinde bulundugumuz durum bir gerekliliktir mi soylemeye calistiginiz?

Peki Turk'lerin Osmanli'daki durumu neydi? Bugun anayasadaki Turk'luk vurgusunun bununla bir ilgisi var midir? Tebaa'ya bagli ummet kavramindan , bireye gecis falan filan?

Vefik Sami
02-11-2013, 11:42
Sn. Neva;

Sâmimiyetle sorulan her soruya bilgim-görgüm çerçevesinde cevap verebilirim. Ama "ortam kızıştırma-münâkaşa üretme" sâkiyle sorulanlara emek harcamak içimden gelmiyor. Ha; "niyet okuyucu" değilim. Kimin ne niyetle sorduğunu bilmem mümkün değill tabii. Ama bâzen münakaşa edilen mevzunun özünden öyle uzaklaşmış sorular soruyorsunuz ki ben de bu şekilde karşılık vermek zorunda hissediyorum kendimi.

Öğrenmek iki şekildedir.

1 - Okuma ile
2 - Yaşamak sûretiyle.

Bizde okuma alışkanlığının düzeyi, satılan gazete ve kitap sayılarından görülebilir.
Türkiyede kadın hakları kimi Avrupa ülkesinden daha önce yasallaştı
Ama kadınlarımız bu hakları mücadele ederek elde etmediler.
"Altın tepsi" de önlerine geitirildi.

Kolay ele geçen çabuk kaybedilir.

Size basit bir sou sormuştum.
'Kemalist devrimlerin hangisi halkın önayak olmasıyla gerçekleşti ?' diye...
Evvelâ buna cevap verin siz.

Neva
02-11-2013, 13:28
Sn. Neva;

Sâmimiyetle sorulan her soruya bilgim-görgüm çerçevesinde cevap verebilirim. Ama "ortam kızıştırma-münâkaşa üretme" sâkiyle sorulanlara emek harcamak içimden gelmiyor. Ha; "niyet okuyucu" değilim. Kimin ne niyetle sorduğunu bilmem mümkün değill tabii. Ama bâzen münakaşa edilen mevzunun özünden öyle uzaklaşmış sorular soruyorsunuz ki ben de bu şekilde karşılık vermek zorunda hissediyorum kendimi.

Öğrenmek iki şekildedir.

1 - Okuma ile
2 - Yaşamak sûretiyle.

Bizde okuma alışkanlığının düzeyi, satılan gazete ve kitap sayılarından görülebilir.
Türkiyede kadın hakları kimi Avrupa ülkesinden daha önce yasallaştı
Ama kadınlarımız bu hakları mücadele ederek elde etmediler.
"Altın tepsi" de önlerine geitirildi.

Kolay ele geçen çabuk kaybedilir.

Size basit bir sou sormuştum.
'Kemalist devrimlerin hangisi halkın önayak olmasıyla gerçekleşti ?' diye...
Evvelâ buna cevap verin siz.

Sayin Vefik Sami;

Bizler nicin ortam kizistiralim? Bundan ne gibi cikarimiz olacak ki?

Bakin yukarida da soyledim, bir mesajiniza karsilik, mesaj yazdim soru sordum dedim. Yani gayet alakali birsey sordugum.

Bence hic de dediginiz gibi altin tepsi ile onlerine getirilmedi.

Kaldi ki Avratpazarinda hayvan gibi satilan kadin mi, haklari icin mucadele edecekti? Peki nasil?


Gordugunuz gibi haklari icin pek cok yolla mucadele ettiler, Osmanli'ya iliskin iktidarlara oynayip icten yikilmasina yardimci oldular, etmeye de devam ediyorlar. Gezi Parki en yakin ornektir size.

Iyi ya iste, ben de size yukarda soru yonelttim, sorunuza karsilik, tekrar sorayim ;
Osmanli'da Turklerin durumu neydi, nasildi? Anayasadaki Turk'luk vurgusunun bununla bir ilgisi olabilir mi?

Vefik Sami
02-11-2013, 13:36
Kaldi ki Avratpazarinda hayvan gibi satilan kadin mi, haklari icin mucadele edecekti?

Peki nasil?

Gordugunuz gibi haklari icin pek cok yolla mucadele ettiler.

Valla ne desem bilmem ki muhterem ?!
Şu iki cümleniz her şeyi açıklıyor zaten.
Bana yazacak bir şey bırakmamışsınız.

Ya gerçekten algı düzeyiniz bu.
Ya da hâlâ "maytap" geçmekte kararlı görünüyorsunuz.

Her ikisi de bana uymaz.

Neva
02-11-2013, 14:22
Valla ne desem bilmem ki muhterem ?!
Şu iki cümleniz her şeyi açıklıyor zaten.
Bana yazacak bir şey bırakmamışsınız.

Ya gerçekten algı düzeyiniz bu.
Ya da hâlâ "maytap" geçmekte kararlı görünüyorsunuz.

Her ikisi de bana uymaz.

Cimbizlama alinti yapinca, yazilani algilama duzeyinizde duser normal olarak.


Gordugunuz gibi haklari icin pek cok yolla mucadele ettiler, Osmanli'ya iliskin iktidarlara oynayip icten yikilmasina yardimci oldular, etmeye de devam ediyorlar. Gezi Parki en yakin ornektir size

demistim.

Vefik Sami
02-11-2013, 17:46
Kaldi ki Avratpazarinda hayvan gibi satilan kadin mi, haklari icin mucadele edecekti?

Osmanli'ya iliskin iktidarlara oynayip icten yikilmasina yardimci oldular,

Yorumsuz.
:D

elturhani
02-11-2013, 19:37
Valla ne desem bilmem ki muhterem ?!
Şu iki cümleniz her şeyi açıklıyor zaten.
Bana yazacak bir şey bırakmamışsınız.

Ya gerçekten algı düzeyiniz bu.
Ya da hâlâ "maytap" geçmekte kararlı görünüyorsunuz.

Her ikisi de bana uymaz.

Vefik sami senin ne dediğini ben gayet iyi anladım. Ancak Adile naşit kılıklı adam bir türlü anlıyamadı. Bugun sahip olduğu bozuk düzeni mücadele ederek kazandığını sanıyor. Yapılan devrimlerin halka sorulup yapıldığını halkın bunun için mücadele ettiğini sanıyor. Ben sizin yerinizde olsam kıymetini bilirdim !

Türkiye gittikçe muhafazakarlaşıyor. Bu sitede ki ateistlerin ve ateist olmayıp hayat felsefesi onlarla aynı olan kimselerin tüm argümanları kitap haline getirilip en işlek yerlerde dağıtılsa bile yinede bu gidişatın önüne geçilemeyecektir. Tüm Türkiye çarşamba gibi olmak üzere ! En iyisi siz kendinize Leninin ya da maonun ülkesinde yer hazırlayın. Onların dillerini öğrenmeye çalışın ne olur ne olmaz. Çarşambacılar çoğalırsa işiniz yaş valla keserler sizi :D:D

Erdem Alaca
02-11-2013, 19:46
Türkiye gittikçe muhafazakarlaşıyor. Bu sitede ki ateistlerin ve ateist olmayıp hayat felsefesi onlarla aynı olan kimselerin tüm argümanları kitap haline getirilip en işlek yerlerde dağıtılsa bile yinede bu gidişatın önüne geçilemeyecektir. Tüm Türkiye çarşamba gibi olmak üzere ! En iyisi siz kendinize Leninin ya da maonun ülkesinde yer hazırlayın. Onların dillerini öğrenmeye çalışın ne olur ne olmaz. Çarşambacılar çoğalırsa işiniz yaş valla keserler sizi :D:D
"Mustafa Kemal'in Askerleri", Çarşambacılar'ın kabusudur. :)

Vefik Sami
02-11-2013, 19:51
Vefik sami senin ne dediğini ben gayet iyi anladım.

Yazdığım iki satır mesajı doğru dürüst anlayamayıp "ateist" olduğuma hükmetme mahâretinize şâhit olduktan sonra, sizinle münâkaşa edebilmek ne mümkün efenim!...

Zât-i âlinizden hatâ sadır olur mu hiç ?
Mekke'nin 'ulu' Rabbi yanılır;
Siz aslâ yanılmazsınız.

elturhani
02-11-2013, 20:04
Yazdığım iki satır mesajı doğru dürüst anlayamayıp "ateist" olduğuma hükmetme mahâretinize şâhit olduktan sonra, sizinle münâkaşa edebilmek ne mümkün efenim!...

Zât-i âlinizden hatâ sadır olur mu hiç ?
Mekke'nin 'ulu' Rabbi yanılır;
Siz aslâ yanılmazsınız.


Vefik amca iyi güzel anladık ateist değilsin ! kızmana gerek yok. Zatı alimden çok hata sadır olur. Ne kendimi ne de bir başkasına hatasız görmüyorum. Ancak tüm kainatın ulu rabbi hatasızdır, yanılmaz. Ancak birazcıkta kusur sende var ya çok akademik üst seviyede yazıyorsun azıcık bizim seviyeye inde yaz :party:

Vefik Sami
02-11-2013, 20:14
Vefik amca iyi güzel anladık ateist değilsin ! kızmana gerek yok.

(...)

Ancak birazcıkta kusur sende var ya çok akademik üst seviyede yazıyorsun azıcık bizim seviyeye inde yaz :party:

Nasıl inecem o "seviye"ye ?
Ortada bir seviye görünmüyor ki.
Yaptığın iş geyik muhabbeti.

Hadi seviyene indik diyelim.
Netçez ?
Çelik-çomak mı oynayacaz ?

Neva
02-11-2013, 21:50
Yorumsuz.
:D

Yaaa, yorum yok demek ki.. Eh, biraz Osmanli tarihi, kadin hareketleri vs. okuyun, ogrenirsiniz nasilsa..

Ha bir de unutmadan su soruma bir cevap alayim mumkunse;

Osmanli'da Turklerin durumu neydi, nasildi? Anayasadaki Turk'luk vurgusunun bununla bir ilgisi olabilir mi?

Veya azinlikliklarin durumu vs.?

spartacus
02-11-2013, 22:28
Vefik Sami

ne yazık ki zaman ilerliyor, insanlar daha bir geriliyor. Yeni nesiller iyi gibiler ama korkarımki beyinleri bir hayli yıkanmaya başlandı...

Bir diğer konuda evet Türkiyede Burjuva Devrim elit olmuştur, askeri olmuştur, silah gücüne dayalı olduğu için devrim iktidarı devirip, devirmeme noktasında gerçekleşmiştir ve devrimin kaderide asıl belirleyici ama kapsamı bakımından da en dar olan alana hapsolmuştur. yani salt iktidar noktasına, iktidar alınmışsa her şey olmuş, bitmiştir kafasına vs....

Burjuva devrim hem tepeden hemde elit kalmıştır bu bir gerçektir. Bunun nedenlerinden bir tanesi, osmanlı'nın ümmet-inanç çerçevesinde bir hayli örgütlü olması bir diğeride Avrupa'da yayılan aydınlanma ve demokrasi, özgürlük gibi mücadelelerin osmanlı sınırları içerisine girememesi, yerine az çok akademik eğitime yakınlaşma şansı olan askeri okullarda subaylara yansımasıdır.

Osmanlı devlet yapısında 2 evre var, birincisi savaş ekonomisi dediğimiz yağma, diğeride feodal devlet yapısı dediğimiz merkezden toplumun en altına kadar güce dayalı bir örgütlenme modeli. 18-20. yüzyıllarda Model feodal modeldir(ordu bir hayli öne çıkmakta) ve zaten avrupa da aydınlanma çağı feodal düzen ve yaşam biçimlerine karşı gelişti.

bu halde biz osmanlı nın ilk evresinde değil ikinci evresindeki ayaklanma ve mahiyetlerine ve bilhassa askerin rolune bakmalıyız.

İkinci evre aile içi darbeleri aşmış, artık süreç sürekli darbe halini almıştır. Osmanlı da burjuva devrimde bir yerde ittihat terakkinin darbeci yapısından beslenmiştir diye düşünüyorum... (bu gün bile bu etki hala sürmektedir. herkes ister siyasei, ister sosyal, isterse ailevi olsun sorunlarını darbe kültürü ile çözüyor, çözdüğünü sanıyor.)

Bu devrim sürecinin Topluma inmemesinin sebeplerinden birisi; Devrim önderliği toplumu örgütleme, toplumla birlikte hareket etme taraftarı değil, aksine iktidar ve silah-askeri gücü tercih etmiş olabilir. Bu bir tercih meselesi de olabilir.

Her neyse, Türkiye'de toplumsal mücadeleler 1960 larda hayat buluyor gibi, ne yazık ki o da TC nin ve Osmanlının darbe, tasviyeci, tepedenci ve bölünmeci kültür ve geleneğinden hiç bir zaman sıyrılamadı. Kafalar hep gücü ele geçirmek temelinde. Ne örgütlü toplumun ne paylaşımın, bilincin, ne de bilinçli hareketin ve işin aslı halkların, toplumun neredeyse hiç bir önemi yok...

Böylesi bir ortamda toplumsal gerileme ve gericiliğin önünün alınabilmesi ne bazı kemalist arkadaşlarımızın hala darbeci siyaset anlayışıyla öyle silahla, sopayla çözebileceğini sanmaları gibi çözülebilir ama nede toplumsal tepkinin, yine toplumun belirli kesimine havale edilmesi ile çözülebilir. her ikisi de aksine hem yıkıcıdır hemde karşı tarafın ekmeğine tereyağ sürmektir, belkide aynı kulvarda koşmaktır...

neyse Türkiye de toplumsal aydınlanma süreci yaşanmadı, bu süreci yarım asırlara indirgemek bana göre doğru değil, zira bu süreç avrupada 500 yılları buldu.... Tabi 2.000 yıl evvelden kalmış insan anlayışının din, inanç, korku gibi sebeplerle günümüze dayatılması da aslında kabul edilebilir bir şey değil, her şeyden önce bunu inançlıların sorgulaması gerekir -ki ne yazık ki sorgulayabilseler zaten kendilerini din ile yönetenlerin buyruklarına tapınmazlardı.

Vefik amca iyi güzel anladık ateist değilsin ! kızmana gerek yok. Zatı alimden çok hata sadır olur. Ne kendimi ne de bir başkasına hatasız görmüyorum. Ancak tüm kainatın ulu rabbi hatasızdır, yanılmaz. Ancak birazcıkta kusur sende var ya çok akademik üst seviyede yazıyorsun azıcık bizim seviyeye inde yaz :party:


Ulu rab ne hata yapabilir ne de yanılabilir, bu konuda sana katılıyorum. zeus nasıl ki hata yapıp yanılamazsa, nasıl ki ra, Afrodit aklına hangisi gelirse bu tanrıcıkların yanılıp, hata yapamazsa, her şeyden önce yanılmak, hata yapmak bir irade gerektirir, kendisi olmayanın iradeside yoktur.

Allah yanılmaz yanılamaz, en fazla siz yanılmaz, mutlaktır, yaratır, yaşatır, öldürür gibi aklınıza gelecek her türlü şeyi bir hayali argümana, bir isime, sembole her neyse yükler durursunuz...

o yanılmaz diyenlerin en büyük yanılgısı Kur'an'dır. Ama gel görki işin içine tapınma girdi mi, dilinizle kuş tutsanız, deveye boynun eğri dedirtemiyorsunuz...

evrensel-insan
02-11-2013, 22:58
Vefik amca iyi güzel anladık ateist değilsin ! kızmana gerek yok. Zatı alimden çok hata sadır olur. Ne kendimi ne de bir başkasına hatasız görmüyorum. Ancak tüm kainatın ulu rabbi hatasızdır, yanılmaz. Ancak birazcıkta kusur sende var ya çok akademik üst seviyede yazıyorsun azıcık bizim seviyeye inde yaz :party:

Sonucta o "tum kainatin ulu rabbi" nin anlam ve icerigini insanoglu verdigi icin, dogal zihniyetin de temeli tamamen bir yanilgi uzerine kuruldugu icin, o ulu rabbi kimse o da hatalidir ve yanilir. Cunku insanoglu insanlik adina durmadan hata yapmakta ve yanilaktadir.

evrensel-insan
02-11-2013, 23:04
Bu millet, lâiklik ve insan hakları bağlamında özgürlüğü dişiyle tırnağıyla kazıyarak kazanmadı. İstiklâl harbinde sadece cephe savaşları verdi. İnsan hakları, anayasa, lâiklik gibi hayâti önem arz eden kavramlar önüne hazır olarak geldi. Bunların değerini anlayabilmesi için evvelâ kaybetmesi gerekiyor.

Gidişat da, kaybetme istikâmetinde...
"Kurunun yanında yaş da yanar" ilkesi gereği, olan; bu kavramların değerini idrak edebilenlere olacak.

Burada aslinda algi olarak benim algiladigim ve onayladigim, halka bilincsiz olarak verilmis bir kazanimlar var. Onlar da bunun bilincinde olmadigindan, son zamanlarda bu kazanimlarin ellerinden alinmasi gundemde.

Yalniz bunlarin degerleri kaybedince de algilanmiyor. Algilamak icin kazanimlarin bilinci ve bu kazanimlarin sagladiginin bilincli algisi gerekiyor.

Yalniz ne yazikki tum insanoglu tarihi sadece bir niteligin kendi niteligini tum topluma dayatma olarak gecmis ve gecmektedir.

Bu da tek bir seyi dogrular, bilincsiz gelen kazanim kaybedilmeye mahkumdur. Kaybedilmesi bile degerinin anlanabilmesi anlamina gelmez.

Oyle olsa insanoglu tum bu yardim kampanyalarina ustelik uckagitliklari aciga cikdigi halde, yardim etmeye devam etmezlerdi.

Insanoglu kazancinin degerini kaybedince degil, ancak kazanilanin bilincine varirsa algilar ve kazanmak ya da kaybetmemek icin mucadele eder.

Vefik Sami
02-11-2013, 23:39
Sn. spartacus;

Mevzûnun özünü anlatmışsınız; teşekkür ederim. Yazdıklarınız üzerine ekeme yapmaktan ziyâde, sizin de belirttiğiniz "devlet eliyle toplumu biçimlendirme" noktasında merhum tarihçi prof. Mustafa AKDAĞ'ın müthiş tespitini paylaşmak istedim.

"Batıda üst yapıyı biçimlendirip değiştiren toplumsal gelişmeler olurken, bizde devlet sürekli olarak toplumu biçimlendirmiştir."

Bu "biçimlendirme" cumhuriyetin ilk yıllarında da devam etti. Osmanlıdakinden farkı, inkılâpçı ve aydınlanmacı oluşudur. Fakat mevcut yapı ilânihâye devam edemezdi. Devleti "lokomotif" pozisyonunda çıkarıp, toplumu gelişmeye açık hâle getirmek şarttı. Maalesef Gâzi Paşa'nın vefâtı sonrasında bıraktığı kadro, O'nun ufkunu anlayabilecek kapasitede olmadığını ıspatladı. Halkı bilinçlendirme, demokratik hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi bağlamında örgütlenmesi sağlayacak ortamı oluşturma yerine, içinden çıktıkları topluma tepeden bakan sözüm ona "elitist" bir kartakter arz ettiler. TSK'nın zaman zaman hot-zot ile ortaya çıkıp insanları "hizâ"ya getirme kolaycılığı bu elitist tabakayı iyicene rehâvete itti.

Şimdi gelinen durum ortada.

Kurtuluş savaşımızın iki mühim simasına bu memleketin başbakanı "iki ayyaş" diyor da kimsenin "gık"ı çıkmıyor. Askeri arkasına alıp "Atatürk'çü" pozu verenler yok artık meydanlarda.

Devir gerçek Kemalistlerin devri.
Elmas ile kömürün ayırd edileceği vakit.

Vefik Sami
03-11-2013, 11:58
Yaaa, yorum yok demek ki.. Eh, biraz Osmanli tarihi, kadin hareketleri vs. okuyun, ogrenirsiniz nasilsa..

Ha bir de unutmadan su soruma bir cevap alayim mumkunse;

Osmanli'da Turklerin durumu neydi, nasildi? Anayasadaki Turk'luk vurgusunun bununla bir ilgisi olabilir mi?

Veya azinlikliklarin durumu vs.?

"Çarşamba İslam Cumhûriyeti" başlığına iki satır yazı astım. Hemen eleştiri getirdiniz. Gerçi eleştiriye bir sözüm yok. Lâkin; yazdıklarımı anlayıp da eleştirsen; hiç sıkıntı olmayacak. Abuk-subuk argümanlar koydun ortaya. Düştüğün çelişkileri net biçimde ifşâ ettim; "Cımbızlama" dedin. Osmanlıda kadınların hiç hakları olmadığını "avratpazarında" satıldıklarını ileri sürerken; hasbelkader saraya girmeye muaffak olmuş ve üstelik Türk kökenli olmayan hâtunların padişahlarla evlendikten sonra çevirdikleri dalavereleri "kadın hakları/kadının osmanlıdaki gücü" gibi göstermeye kalktın.

Halk arasında âmiyâne bir tâbir vardır.
"Neresinden tutsan, tel tel dökülüyor." diye.
Zât-ı âli'nizin buraya astığı mesajlarda aynen öyle.
Şimdi de her şeyi halletmiş, tüm soruları cevaplamışsın gibi bana yeni sorular yöneltiyorsun.
Osmanlıda kadın hakları halloldu, sıra Türkler ve azınlıklara geldi öyle mi ?

Artık daha sıkışırsan birkaç Wikipedia linki verip susturursun beni. Wikipedia'nın da özellikle İngilizce olanını seçersin ki; benim - yabancı dil bilmemem hasebiyle - cehâletimi ortaya koyarken, zât-ı âlinizin de sular-seller gibi ingilizce şakıdığını göstermiş olursun cem'i cümlemize. :D

Aslında hiç kimseyle benim bir derdim-sıkıntım yok.
Fakat sizin garip bir tarzınız var.

Bir mevzûyu "tartışıyor" göünümünde muhatabınızı "ti"ye alma ve aşağılama gayreti içindesiniz. Bu kadar kompleks sahibi olabilmek için çok çaba sarfettiniz mi bilemem. "Kadın hakları" ile ilgili argümanım, mevzûnun iyi anlaşılması adına verilen bir örnek idi. Ama bu örnek, sizin özel çabanızla tartışma konusu oluverdi. Konunun bu mecraya çekilmesine yol açan sizsiniz. Ama sanki ben saptırmışım havası vererek, mesajları bu başlığa taşımışsınız.

Yöneticilik yetkileri kişisel kaprislere araç edilirse, forumun geliştirilmesi noktasındaki öneriler, - merhum Erbakan Hoca'nın tâbiriyle - "pansuman tedbirler" olarak kalır.

Ben neyi savunursam özellikle zıddını ıspat etme gibi tuhaf bir çaba içindesiniz.
Bir gün ateist olursam, korkarım hemen beş vakit namaza başlarsınız. :D

Siz hiç kimseyle münâkaşa edemiyorsunuz sn. Neva.
Kendi gölgenizle güreşiyorsunuz.
Bu tatsız ve amaçsız diyalogun daha sevimsiz noktalara sürüklenmemesi adına, üslubunuzda, tavrınızda bir düzelme görmediğim müddetçe, bana hitâben yazdığınız hiç bir yazıya mukâbelede bulunmyacağımı bilmenizi isterim.

Her şeye rağmen saygıyla...

Neva
03-11-2013, 14:23
"Çarşamba İslam Cumhûriyeti" başlığına iki satır yazı astım. Hemen eleştiri getirdiniz. Gerçi eleştiriye bir sözüm yok. Lâkin; yazdıklarımı anlayıp da eleştirsen; hiç sıkıntı olmayacak. Abuk-subuk argümanlar koydun ortaya. Düştüğün çelişkileri net biçimde ifşâ ettim; "Cımbızlama" dedin. Osmanlıda kadınların hiç hakları olmadığını "avratpazarında" satıldıklarını ileri sürerken; hasbelkader saraya girmeye muaffak olmuş ve üstelik Türk kökenli olmayan hâtunların padişahlarla evlendikten sonra çevirdikleri dalavereleri "kadın hakları/kadının osmanlıdaki gücü" gibi göstermeye kalktın.

Halk arasında âmiyâne bir tâbir vardır.
"Neresinden tutsan, tel tel dökülüyor." diye.
Zât-ı âli'nizin buraya astığı mesajlarda aynen öyle.
Şimdi de her şeyi halletmiş, tüm soruları cevaplamışsın gibi bana yeni sorular yöneltiyorsun.
Osmanlıda kadın hakları halloldu, sıra Türkler ve azınlıklara geldi öyle mi ?

Artık daha sıkışırsan birkaç Wikipedia linki verip susturursun beni. Wikipedia'nın da özellikle İngilizce olanını seçersin ki; benim - yabancı dil bilmemem hasebiyle - cehâletimi ortaya koyarken, zât-ı âlinizin de sular-seller gibi ingilizce şakıdığını göstermiş olursun cem'i cümlemize. :D

Aslında hiç kimseyle benim bir derdim-sıkıntım yok.
Fakat sizin garip bir tarzınız var.

Bir mevzûyu "tartışıyor" göünümünde muhatabınızı "ti"ye alma ve aşağılama gayreti içindesiniz.

Bu kadar kompleks sahibi olabilmek için çok çaba sarfettiniz mi bilemem. "Kadın hakları" ile ilgili argümanım, mevzûnun iyi anlaşılması adına verilen bir örnek idi.

Ama bu örnek, sizin özel çabanızla tartışma konusu oluverdi. Konunun bu mecraya çekilmesine yol açan sizsiniz. Ama sanki ben saptırmışım havası vererek, mesajları bu başlığa taşımışsınız.

Yöneticilik yetkileri kişisel kaprislere araç edilirse, forumun geliştirilmesi noktasındaki öneriler, - merhum Erbakan Hoca'nın tâbiriyle - "pansuman tedbirler" olarak kalır.

Ben neyi savunursam özellikle zıddını ıspat etme gibi tuhaf bir çaba içindesiniz.
Bir gün ateist olursam, korkarım hemen beş vakit namaza başlarsınız. :D

Siz hiç kimseyle münâkaşa edemiyorsunuz sn. Neva.
Kendi gölgenizle güreşiyorsunuz.
Bu tatsız ve amaçsız diyalogun daha sevimsiz noktalara sürüklenmemesi adına, üslubunuzda, tavrınızda bir düzelme görmediğim müddetçe, bana hitâben yazdığınız hiç bir yazıya mukâbelede bulunmyacağımı bilmenizi isterim.

Her şeye rağmen saygıyla...

Sayin Vefik Sami;

Yazismalar icerik konusundan farklilastigi icin bu baslik altina alindi, size ozel bir uygulama olmamakla beraber, daha once de bazi mesajlariniz bulundugu basliktan ayrilip, baska baslik altina tasindi, gerek benim, gerekse baska arkadasim tarafindan.

Bu kadar safsata kilavuzu cumlelersergilemeniz gercekten ilginc, baska baslik altinda da ayni seyleri yazip cizdiniz, yok kutsalima hakaret ediyorsunuz dediniz, olmadi, beni banlayacaksiniz vb. seklinde garip niyet okuyuculugu yaptiniz. Size wiki linki de versek, verdiginiz linklere dair tartisma babinda soru da yoneltsek, birsey degismez, zira tipik inanclinin sergileyeceginden fazlasini sergilemezsiniz. (site olarak tecrubeyle sabittir)

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=30270&page=4

Sizi nicin ti'ye alalim veya asagilayalim? Daha once de soylemistim, sizin, bir uye olarak benim nezdimde diger teistlerden bir farkiniz yok. Islamdan cikmis, hristiyanliga donmus olmanizin da, bizim acimizdan hicbir ayricaligi yok.

Argumanlar size abuk sabuk veya yanlis geldiyse, bunu elestirirsiniz ki anlasilir birseydir. Osmanli'daki evrelerde hak ve ozgurluge iliskin bir kisim kadin hareketleri de bilinen bir olaydir. Sadece padisahlarin koynunda kolelikten, sultanliga yukselen diye algilamaniz ilginc tabi.. Osmanli'nin evrelerini iyi okumanizi oneririm.

Vakit buldugunuzda alip okursunuz veya sanal dunyada bulup okursunuz.
http://www.idefix.com/kitap/osmanli-kadin-hareketi-serpil-cakir/tanim.asp?sid=L5EWEU2PAO5AM3LT5CN6


Zira ilk mesajinizda asagidaki sozleriniz vardi.

Bu millet, lâiklik ve insan hakları bağlamında özgürlüğü dişiyle tırnağıyla kazıyarak kazanmadı. İstiklâl harbinde sadece cephe savaşları verdi. İnsan hakları, anayasa, lâiklik gibi hayâti önem arz eden kavramlar önüne hazır olarak geldi. Bunların değerini anlayabilmesi için evvelâ kaybetmesi gerekiyor.

Gidişat da, kaybetme istikâmetinde...
"Kurunun yanında yaş da yanar" ilkesi gereği, olan; bu kavramların değerini idrak edebilenlere olacak.

Bu millet, o donemlerde hic mi isgale, kusatmaya, ayaklanmaya ugramadi Cumhuriyet kurulmadan evvel, hatta Osmanli zamaninda? Bu tip isgaller, kusatmalar insan haklarina, ozgurluklerine girmiyor mu?

Amerika da, Irak'i isgal etti ornegin, ona da kalkip, hadi canim altin tepsi icinde demokrasi, insan hak ve ozgurlugu sunuldu diyebilir miyiz?

Veya Iran Islam Devrimi, ozgurluklerinin kiymetini bilmiyorlardi bu yuzden, altin tepside insan hak ve ozgurlugu getirdiler mollalar diyebilir miyiz?

Osmanli'nin bir evresindeki kadin hareketleri falan filan haberiniz var mi, hak ve ozgurluk acisindan? Iyi ya iste, kadinlara yonelik ornek verdiniz, ben de bu minvalde yorum yazdim zaten. Ama siz Osmanli'nin evrelerini bilmiyorsaniz, Osmanli'yi Muhtesem Yuzyil kadinlarindan ibaret sanmanizda bir sakinca yok tabi ki.

Ayrica Osmanli'da Turk'lerin durumlarini sordum, anayasadaki vurguyla irdeledim. Hatta azinliklari da ekledim. Demek ki neymis? Sizinle fikir teatisi yapmak istenmis degil mi, mesajiniza dair?

Yonetim ekibindeki her kisi, oncelikle burada uyedir, konulara uye kimligi ile mesaj asar, tartismalara katilir. Yonetime iliskin yapilacak bir aciklama/is vb. varsa, bunu zaten yonetici kimligimizle yapariz.

Siz veya baska biri farketmez, burada her konuda elestiri mesaji asilir. Siz kendinizi fazla onemsiyor olmayasiniz? Cunku munakasa etmiyorum, aksine tartisiyorum tipki diger uyeler gibi. Bizler burada bunu hep yapariz, zit fikirlerde de olsak. Siz munakasayi cok seviyor ve sikca kisisellik iceren mesajlar asiyor olabilir misiniz acaba?

Ister ateist olun, ister teist olun, ister dinsiz olun, bizim icin hicbir onemi yok. Sadece tartistiginiz kisileri bu baglamda bilin ki, surekli olarak bu sekilde aciklamalar yapmak zorunda kalmayasiniz.

Tabi ki yazmak zorunda degilsiniz, ama elestiri getirmek istedigim mesaja elestiri getiririm, herseyden once gerek ben, gerekse buradaki herhangi bir uye bu ozgurluge sahiptir. Okumassiniz boylece sorun yasamamis olursunuz.