PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : içinizde ki şahsi düşünceler


hakikat03
04-03-2013, 08:20
herkese selamaleyküm

şimdi hepiniz belirli bir amacı var belirli bir düşünceniz var ben burada ki insanların
genellikle sitede ateist ve deistlerin olduğunu düşünüyorum ve temel amacını merak ettim herkes kendi düşüncelerini yazsın bakalım
ama biri çıkıp da bu kim yaw demesin madem bir şey savunuyorsunuz.Bana açıklayı verin ateist ve deistlerin görüşlerini bekliyom kim kime inanır önderi kimdir kimden medet bekler bu gibi düşüncelerinizi görüşlerini yazarmısınız


Not :Modlar konuyu silmesin yanlış yere açtıysam kusura bakmayın :sorry:

Olimpiyat
04-03-2013, 11:15
Ben halen kararsızım.Deizm mi ateizm mi yoksa panteizim mi ...Hangisini seçeceğimi, ne yapacağımı bilmiyorum.Muhakkak ki doğru olan bir şey var ama hangisi...Belki de bunlardan hiçbirisi.
Ateizm ile deizm arasında gidip gelirken pantezime de kaydım :)

Neyse, önyargısız şekilde düşünmeye devam edeceğim belki de hiçbir zaman kendi içimde bu sorunun cevabını bulamayacağım.

hakikat03
04-03-2013, 11:31
Ben halen kararsızım.Deizm mi ateizm mi yoksa panteizim mi ...Hangisini seçeceğimi, ne yapacağımı bilmiyorum.Muhakkak ki doğru olan bir şey var ama hangisi...Belki de bunlardan hiçbirisi.
Ateizm ile deizm arasında gidip gelirken pantezime de kaydım :)

Neyse, önyargısız şekilde düşünmeye devam edeceğim belki de hiçbir zaman kendi içimde bu sorunun cevabını bulamayacağım.


düşünmeye devam muhakkak önüne doğru bir yol çıkacak

hani o kadar üyeden 1 kişi mi yorum yaptı

rasa
04-03-2013, 12:13
Ateist'ler, Deist'ler sürü pisikolijisinden kurtulmuş bireyselliklerini geliştirmiş kişilerdir onun için aklın yolundan gidip akla,mantığa uyan bir noktada buluşurlar; buna karşılık sürü pisikoliji sinden sıyrılamamış kişiler hep bir öndere, kendilerini motive edip yönlendirecek şeylere gereksinim duyarlar!.

bakkalmahmud
04-03-2013, 12:31
herkese selamaleyküm

şimdi hepiniz belirli bir amacı var belirli bir düşünceniz var ben burada ki insanların
genellikle sitede ateist ve deistlerin olduğunu düşünüyorum ve temel amacını merak ettim herkes kendi düşüncelerini yazsın bakalım
ama biri çıkıp da bu kim yaw demesin madem bir şey savunuyorsunuz.Bana açıklayı verin ateist ve deistlerin görüşlerini bekliyom kim kime inanır önderi kimdir kimden medet bekler bu gibi düşüncelerinizi görüşlerini yazarmısınız


Not :Modlar konuyu silmesin yanlış yere açtıysam kusura bakmayın :sorry:
Aleykümselam,zannetmiyorum burda herkesin belli bir amaci olsun burasi bir sosyal paylasim sitesi ve biz insanlarda sosyal varliklariz mesela ben öylesine takiliyorum.
Tanri konusuna gelince,biz insanlar kayitsiz sartsiz akli baz alarak hareket etmeliyiz bir tanri varsa bile onuda akilin icinde aramaliyiz akilsizligin icinde bulunacak tanrinin cok kisiye faydasi olmaz.
selamlar

hakikat03
04-03-2013, 13:08
Ateist'ler, Deist'ler sürü pisikolijisinden kurtulmuş bireyselliklerini geliştirmiş kişilerdir onun için aklın yolundan gidip akla,mantığa uyan bir noktada buluşurlar; buna karşılık sürü pisikoliji sinden sıyrılamamış kişiler hep bir öndere, kendilerini motive edip yönlendirecek şeylere gereksinim duyarlar!.

sadece Ateist'ler, Deist'ler mi sürü pisikolijisinden kurtulmuşlardır :ohwell:

Aleykümselam,zannetmiyorum burda herkesin belli bir amaci olsun burasi bir sosyal paylasim sitesi ve biz insanlarda sosyal varliklariz mesela ben öylesine takiliyorum.
Tanri konusuna gelince,biz insanlar kayitsiz sartsiz akli baz alarak hareket etmeliyiz bir tanri varsa bile onuda akilin icinde aramaliyiz akilsizligin icinde bulunacak tanrinin cok kisiye faydasi olmaz.
selamlar

ama şöyle bir şey var Allah Yok diyenler Aklı gösteremezler.Allah'ın var olduğu ispatlayın diye söylenenler aklı da ispat edememişlerdir

errata
04-03-2013, 14:15
hakikat03, burada kimsenin belirli bir amacı yok. Yani var da yok. Genel kitlenin temel hedefi; dinin insanın doğasına ters, özgür düşüncenin ve bilimin önünde set olan dayatmalarına/uygulamalarına karşı bir duruş sergilemek, bunu anlatmak tartışmak vesaire.

Dinlerin insanlara hiç bir engeli olmadığını veya dinin yanlış anlaşıldığını düşünüyorsan bu düşüncelerini burada herkesle tartışabilirsin. Neticede buranın amacı dindizleri, Tanrısızları buluşturup ego tatmini ortamı yaratmak değil. Bu bağlamda bir çok Allah'sızı farklı konular üzerinde birbiriyle tartışırken bulabilmen de mümkün. Oldukça demokratik ve özgür bir ortamdasın.

Bu girişten sonra Akıl ve Allah'ın görünürlüğü üzerine bir şeyler demem lazım.

Çoğu insanın "kesinlikle vardır" deyip, senin aslında olmadığını düşündüğün kavramlar, yaratıklar var ya Allah da onların bir benzeri. Sen Allah'ı görene kadar aslında o bilincinde bir simge ile temsil edilecektir. Zira Allah'ın varlığına dair kesin tespit yapmaya sebebiyet verecek, somut ve rasyonel hiç bir emare mevcut değildir. Emin ol öyle bir emare olsaydı onu din adamlarından önce bilim insanları tescillerdi.

İnsanın evrimi esnasında edindiği bir takım korkuların, korunma iç güdüsünün, baba, güçlü adam figürünün günümüzdeki karşılığı Allah, tanrı, gözetici, gören-bilen ve kollayan gibi kavramlardır. Daha evvelden de şifâcı kadınlar, şamanlar, kutsal ruhlar, ay ve güneş bu koruyuculuk rolüne büründürülmüştür. Hatta dünyaya gerçekten dikkatli bakarsan kendi itikadına bu denli sıkı bağlanmanın, yalnızca o itikadın varlığını sürdürdüğü coğrafyada doğmuş olmaktan başka hiç bir sebebi olmadığını da anlarsın.

Çin'in bilmemne kasabasının dağında doğsaydın neyi körlemesine savunurdun?
Norveç'te doğsaydın ne olurdu?

Elbette din öğretisinin buna cevabı nettir. "Hah bak gördün mü aslında herkes bir şeylere inanma ihtiyacı içinde..."

Gerçekten böyle mi? Forumda aratırsan benzeri bir çok tartışılmış konuyu okuyabilirsin.

hakikat03
04-03-2013, 16:08
hakikat03, burada kimsenin belirli bir amacı yok. Yani var da yok. Genel kitlenin temel hedefi; dinin insanın doğasına ters, özgür düşüncenin ve bilimin önünde set olan dayatmalarına/uygulamalarına karşı bir duruş sergilemek, bunu anlatmak tartışmak vesaire.

Dinlerin insanlara hiç bir engeli olmadığını veya dinin yanlış anlaşıldığını düşünüyorsan bu düşüncelerini burada herkesle tartışabilirsin. Neticede buranın amacı dindizleri, Tanrısızları buluşturup ego tatmini ortamı yaratmak değil. Bu bağlamda bir çok Allah'sızı farklı konular üzerinde birbiriyle tartışırken bulabilmen de mümkün. Oldukça demokratik ve özgür bir ortamdasın.

Bu girişten sonra Akıl ve Allah'ın görünürlüğü üzerine bir şeyler demem lazım.

Çoğu insanın "kesinlikle vardır" deyip, senin aslında olmadığını düşündüğün kavramlar, yaratıklar var ya Allah da onların bir benzeri. Sen Allah'ı görene kadar aslında o bilincinde bir simge ile temsil edilecektir. Zira Allah'ın varlığına dair kesin tespit yapmaya sebebiyet verecek, somut ve rasyonel hiç bir emare mevcut değildir. Emin ol öyle bir emare olsaydı onu din adamlarından önce bilim insanları tescillerdi.

İnsanın evrimi esnasında edindiği bir takım korkuların, korunma iç güdüsünün, baba, güçlü adam figürünün günümüzdeki karşılığı Allah, tanrı, gözetici, gören-bilen ve kollayan gibi kavramlardır. Daha evvelden de şifâcı kadınlar, şamanlar, kutsal ruhlar, ay ve güneş bu koruyuculuk rolüne büründürülmüştür. Hatta dünyaya gerçekten dikkatli bakarsan kendi itikadına bu denli sıkı bağlanmanın, yalnızca o itikadın varlığını sürdürdüğü coğrafyada doğmuş olmaktan başka hiç bir sebebi olmadığını da anlarsın.

Çin'in bilmemne kasabasının dağında doğsaydın neyi körlemesine savunurdun?
Norveç'te doğsaydın ne olurdu?

Elbette din öğretisinin buna cevabı nettir. "Hah bak gördün mü aslında herkes bir şeylere inanma ihtiyacı içinde..."

Gerçekten böyle mi? Forumda aratırsan benzeri bir çok tartışılmış konuyu okuyabilirsin.

bu gün dünyanın değişik ülkelerinde doğanlar oluyor doğru ama ilerde kendi kendi irdeleyen insanlar oluyor bunu yapanlar araştıranlar eninde sonunda buluyor aslında şöyle bir etrafına baksanız allah'ı görmemek mümkün değil nasıl diyeceksiniz bu dünya oluşurken gaz bulutlarından mı ibaret hadi oluştu kendi başına içinde de ki topraklar nasıl oluştu, bitkiler nasıl oldu, ucu gözükmeyen okyanuslar nasıl oluştu ha diyeceksin şimdi bunların hepsi doğa olayı, tabi doğa olayı insanı yaratır, öldürür, yaşamasını sağlar değil mi size göre
dünya kendi başına döner güneş kendi başına çıkar yağmurlar kendi başına yağar her şey doğa olayı veya size farklı bir şey değil aslında siz ne yapıyorsunuz biliyormusnuz

tahkiki iman farkında bile değilsiniz

Tahkikî îman yapıyorsunuz aslında güzel bir şey :lol:



ben aslında sitede ki üyelerin görüşlerini sordum sen bana sitenin genel amacını yazdın

errata
04-03-2013, 16:38
Sitenin genel amacını anlatmamın sebebi yeni gelen birine hoşgeldin derken bizlere "tebliğ ile uğraşma" demek amacını taşıyor. Yani burada senin gibi belki yüzlerce müslüman var ve gayet birbirini dinleyen insanların katıldığı tartışmalar dönüyor. "Siz ne derseniz deyin bu böyle" gibi bir akıl tutulması durumu tartışmalara hiç bir katkı sağlamayacağı gibi tez zamanda uzaklaştırılmanıza vesile olur.

---

Konuya dönersek, bu varlıkların ortaya çıkması işini Allah'ın yaratmasıyla ilişkilendiriyorsun ve hiç bir somut neden göstermeden din tarafından bakıyorsun. Allah kavramının bunlara cevap olduğunu düşünmen gayet doğal. Zira din böyle söylüyor.

Ancak o gaz bulutlarının, maddenin değişken formunun falan hep kanunları, teorileri, ispatları vs. bilimsel anlatımları mevcut. Bu bilimsel metodlar senin inancını ortadan kaldırmak için ortaya atılmıyor. Bilimsel veriler çoğaldıkça, bilim geliştikçe senin inancının dogmatik öğretilerinin yanlışlığı ve yetersizliği kendiliğinden su yüzüne çıkarak bir sorgulama alanı yaratıyor. Dinin ve aşırı dincilerin bilim düşmanlığının altında yatan nedenlerden biri de bu sorgulayıcı metodu/aklı gizlemek. Bilimin dinle bir alıp veremediği yok, ancak bilimsel metodlar ilerledikçe aklın önündeki setler büyük oranda ortadan kalkacak, din dilden dile dolaşan bir hikayeler manzumesi halini alacaktır (en azından benim beklentilerim var).

"O kanunları da Allah yarattı" dediğini duyar gibiyim...

İşte bu etti, eyledi gibi görünmeyen varlığa fiil atıflarının somut verilere dayanması gerek. Malesef "ben öyle hissediyorum", "içime öyle doğuyor, sana neden doğmuyor, körsün de onan" gibi subjektif varsayımlar bir şeyi ispatlamadığı gibi herkese göre değişkendir.

idontneedagod
04-03-2013, 16:38
bu gün dünyanın değişik ülkelerinde doğanlar oluyor doğru ama ilerde kendi kendi irdeleyen insanlar oluyor bunu yapanlar araştıranlar eninde sonunda buluyor aslında şöyle bir etrafına baksanız allah'ı görmemek mümkün değil nasıl diyeceksiniz bu dünya oluşurken gaz bulutlarından mı ibaret hadi oluştu kendi başına içinde de ki topraklar nasıl oluştu, bitkiler nasıl oldu, ucu gözükmeyen okyanuslar nasıl oluştu ha diyeceksin şimdi bunların hepsi doğa olayı, tabi doğa olayı insanı yaratır, öldürür, yaşamasını sağlar değil mi size göre
dünya kendi başına döner güneş kendi başına çıkar yağmurlar kendi başına yağar her şey doğa olayı veya size farklı bir şey değil aslında siz ne yapıyorsunuz biliyormusnuz

tahkiki iman farkında bile değilsiniz

Tahkikî îman yapıyorsunuz aslında güzel bir şey :lol:



ben aslında sitede ki üyelerin görüşlerini sordum sen bana sitenin genel amacını yazdın

Cevabı defalarca verilmiş, aynı düzeyde aynı anlamsızlıkta aslında sizin bir cevabınızın olmadığı saçma sorulara tekrar tekrar cevap vermeye kalksaydık, bütün günümüzü klavye başında geçirmemiz gerekirdi sayın hakikat03. Bilmem kaçyüz bin mesajda anlatılanları bir de size mi anlatalım. Lütfen...

Hiçbir kanıtınız yok, herşeyi başlangıcı ve sonu olmayan bir süper gücün yarattığını öne sürüyorsunuz. Bunu da çöldeki bir Arap tüccarın belki halisünasyonları belki de tamamen uydurmasına inanarak söylüyorsunuz. Yahu el insaf. Kim görmüyor gerçekleri? Biz en azından arıyoruz.

Ben de diyorum ki sayın hakikat03, bu sabah itibariyle bana vahiy geldi, günde 5 vakit amuda kalkmayan ebediyen cehennemde kalacaktır. Hala inanmaz mısınız?

rasa
04-03-2013, 16:42
sadece Ateist'ler, Deist'ler mi sürü pisikolijisinden kurtulmuşlardır :ohwell:



ama şöyle bir şey var Allah Yok diyenler Aklı gösteremezler.Allah'ın var olduğu ispatlayın diye söylenenler aklı da ispat edememişlerdir
Akıl bir tek şeyle ölçülebilir oda yaşadığın hayatla ve yaptığın işlerle!.

hakikat03
04-03-2013, 17:05
Akıl bir tek şeyle ölçülebilir oda yaşadığın hayatla ve yaptığın işlerle!.

allah'ı hiç ispat etmeye gerek yok zaman etraf onun nimetleri ile dolı

rasa
04-03-2013, 17:24
allah'ı hiç ispat etmeye gerek yok zaman etraf onun nimetleri ile dolı
Allahın gerçekden ispatlanmaya ihtiyacı olsaydı eger bunu bir takım aciz kullarında beklemez, biz zat kendisi dünyanın merkezine alameti farika yapar ve on binlece yıldır bunu açıkca gösterirdi!..İnsanlarda böylece birbirini kırmazdı. Ayrılığa düşüp birbirini boğazlamazdı!.

vartor
04-03-2013, 17:46
hakikat03´isimli üyeden Alıntı
allah'ı hiç ispat etmeye gerek yok zaman etraf onun nimetleri ile dolı

O nimet dediklerini allahin verdigini nereden biliyorsun? Manitu'nun verdigini iddia ediyor bazilari. Dunyada ne kadar din varsa, okadar da yaratici var. onlardan herhangi birinin yapmadigi ne malum?

hakikat03
04-03-2013, 17:57
O nimet dediklerini allahin verdigini nereden biliyorsun? Manitu'nun verdigini iddia ediyor bazilari. Dunyada ne kadar din varsa, okadar da yaratici var. onlardan herhangi birinin yapmadigi ne malum?


Manitu kim ki onu bi açıkla bilmeyenler var

ALKA
04-03-2013, 18:15
Bu forumu ilk gördüğümde nitelikli tartışmaları ve paylaşılan bilgileri çok kaliteli buldum ve foruma katılmaya karar verdim. O gün bugündür buradayım ve hala olsun yeni yeni şeyler öğreniyorum. Genel olarak burada kimse kimseyi bir şeylere ikna etmek için yazmıyor tabi, ikna edemez de zaten, Nasıl ikna etsin ki? Yani bana bir insanı ille ateist yapmak çok anlamsız geliyor, bir insan inanacağı şeye, neye nasıl inanacağına veya inanmayacağına kendisi karar vermeli. Doğru olan da budur.

Ama sen de ben de biliyoruz ki çoğu insanlar kendi dinleri hakkında bilinçlenmeden ve kendi dinlerini bilmeden inanıyorlar ve bunu savunuyorlar. Neden ateist olduğunu sorugulamadan ateist olan bilinçsiz ateistler de var tabi. Eğer bir insan bilinçli olarak kendi dinini seçiyor ve inandığı şeylere bilinçli şekilde inanıyorsa veya inanmıyorsa sorun yok. İnsanları düşündürerek inandıkları şeyler hakkında bilinçli düşünmelerini sağlamak ve daha bilinçli bir şekilde kendi inançlarını oluşturmasını sağlamak dahi, gerek inanır gerek ateist olsun her iki taraf için bir kazançtır.

Benim için bilinçli bir inanır, inandığı şeyleri bilinçsizce savunan bir inanırdan daha yeğdir. Bu tartışmaların amacı da bu olmalıdır. Artık insanlar inandıkları şeylere inanmaya devam mı ediyorlar yoksa inanmamayı mı tercih ediyorlar bu o kadar önemli değil. İnsanlar yaptıklarını özgür iradeyle yapıyorlarsa bu yadırganmamalı. Eğer insanlar yaptıkları şeyleri bilinçli ve şuurlu yapıyorlarsa ve en önemlisi herhangi bir şeyi tabulaştırmadan, şahsi saldırı veya suçlamalara baş vurmadan konuşabiliyorsa ve karşılıklı fikir beyan ediyorlarsa toplum olarak çok şey kazanmış oluruz demektir.


... aslında şöyle bir etrafına baksanız allah'ı görmemek mümkün değil nasıl diyeceksiniz bu dünya oluşurken gaz bulutlarından mı ibaret hadi oluştu kendi başına içinde de ki topraklar nasıl oluştu, bitkiler nasıl oldu, ucu gözükmeyen okyanuslar nasıl oluştu ha diyeceksin şimdi bunların hepsi doğa olayı, tabi doğa olayı insanı yaratır, öldürür, yaşamasını sağlar değil mi size göre
dünya kendi başına döner güneş kendi başına çıkar yağmurlar kendi başına yağar her şey doğa olayı veya size farklı bir şey değil aslında siz ne yapıyorsunuz biliyormusnuz tahkiki iman farkında bile değilsiniz

Sence rüzgarlar, depremler, gel gitler, yıldırım ve fırtınalar oluşurken doğa üstü bir güç mü bunlara müdahale ediyor? Yağmur yağarken sence melekler mi yağmuru yağdırıyor? Belki bu konuda bu gibi doğa olaylarının ardında Tanrının direkt bir müdahalesi olmadığını ve hepsinin doğa yasaları gereği olduğunu ama sen tüm bunların başlangıcında ve birbirleriyle etkileşiminde bir Tanrı ihtimali, yani Tanrının bir eli, akıllı bir tasarım olduğuna inanıyor olabilirsin.

Bu konuda ben şöyle düşünüyorum, doğada her şeyin kendi doğasına uygun bir şekilde hareket etmesi doğada gerçekten belli bir amaç veya hedef olduğu anlamına gelmez. Doğanın işleyişine bakıp onda var saydığımız amaç aslında gelişmeleri önceden düşünen ve yol gösteren insani anlamda bir amaç değil. Geçmişe dönüp bakıldığında sanki sonradan oluşan bir amaç varmış gibi görünebilir, mesela bir kuşun uçmasını sağlayan kanatları, karıncaların sosyal yaşam şekli, çiçeklerin arılar tarafından tozlanması veya insan gözünün işlevi gibi şeylerde sanki bunda bir amaç varmış gibi düşünülebilir ancak bunlar tesadüfi olmayan doğal seçilim süreci ile ortaya çıkmıştır. Sözde bir amaç varmış gibi görünür ama bu bilinçli bir yönlendirme gibi insani anlamda bir amaç değil. En büyük yanlış anlaşılmalardan biri evrimin rastgele bir süreç olduğunun sanılması. Oysaki canlılar evrim mekanizmaları dediğimiz belli evrimsel süreçlere göre evriliyor ve gelişiyor. Bunların da hep belli ve yine doğal nedenleri var. Yıldırımlar, yağmurlar, çölleşme olayları, fırtınalar belli ve açıklanabilir doğa olayları sonucu oluşuyor. Canlılar dünyası belirli şekle veya desenlere göre evrilip gelişiyor. Ortaya çıkan sonuç canlıların birbirleriyle ve çevresindeki doğa şartlarıyla uyum içinde yaşaması olduğu için bunda bir amaç veya doğa üstü bir zeka varmış gibi görünebilir ama aslında bunların tümü tıpkı yağmur yağması, tektonik hareketler gibi doğa yasaları sonucu doğal bir biçimde ortaya çıkan son şekiller. Doğaya baktığımızda gerçeğin kendisi büyüleyici yeterlikte olduğu için bunun için özel olarak doğa üstü bir güce baş vurmaya ve bu büyüyü canlılar dünyasının işleyiş şekline bakarak doğa dışında bir güce dayandırmaya gerek yok diye düşünüyorum. Doğanın kendisi, kendi kendisini yaratmaya, oluşturmaya ve geliştirmeye yeterli. Bunların ardında yatan mekanizmalar hep doğal süreçler ve hepsi de açıklanabilir şeyler.

hakikat03
04-03-2013, 18:38
Bu forumu ilk gördüğümde nitelikli tartışmaları ve paylaşılan bilgileri çok kaliteli buldum ve foruma katılmaya karar verdim. O gün bugündür buradayım ve hala olsun yeni yeni şeyler öğreniyorum. Genel olarak burada kimse kimseyi bir şeylere ikna etmek için yazmıyor tabi, ikna edemez de zaten, Nasıl ikna etsin ki? Yani bana bir insanı ille ateist yapmak çok anlamsız geliyor, bir insan inanacağı şeye, neye nasıl inanacağına veya inanmayacağına kendisi karar vermeli. Doğru olan da budur.

Ama sen de ben de biliyoruz ki çoğu insanlar kendi dinleri hakkında bilinçlenmeden ve kendi dinlerini bilmeden inanıyorlar ve bunu savunuyorlar. Neden ateist olduğunu sorugulamadan ateist olan bilinçsiz ateistler de var tabi. Eğer bir insan bilinçli olarak kendi dinini seçiyor ve inandığı şeylere bilinçli şekilde inanıyorsa veya inanmıyorsa sorun yok. İnsanları düşündürerek inandıkları şeyler hakkında bilinçli düşünmelerini sağlamak ve daha bilinçli bir şekilde kendi inançlarını oluşturmasını sağlamak dahi, gerek inanır gerek ateist olsun her iki taraf için bir kazançtır.

Benim için bilinçli bir inanır, inandığı şeyleri bilinçsizce savunan bir inanırdan daha yeğdir. Bu tartışmaların amacı da bu olmalıdır. Artık insanlar inandıkları şeylere inanmaya devam mı ediyorlar yoksa inanmamayı mı tercih ediyorlar bu o kadar önemli değil. İnsanlar yaptıklarını özgür iradeyle yapıyorlarsa bu yadırganmamalı. Eğer insanlar yaptıkları şeyleri bilinçli ve şuurlu yapıyorlarsa ve en önemlisi herhangi bir şeyi tabulaştırmadan, şahsi saldırı veya suçlamalara baş vurmadan konuşabiliyorsa ve karşılıklı fikir beyan ediyorlarsa toplum olarak çok şey kazanmış oluruz demektir.




Sence rüzgarlar, depremler, gel gitler, yıldırım ve fırtınalar oluşurken doğa üstü bir güç mü bunlara müdahale ediyor? Yağmur yağarken sence melekler mi yağmuru yağdırıyor? Belki bu konuda bu gibi doğa olaylarının ardında Tanrının direkt bir müdahalesi olmadığını ve hepsinin doğa yasaları gereği olduğunu ama sen tüm bunların başlangıcında ve birbirleriyle etkileşiminde bir Tanrı ihtimali, yani Tanrının bir eli, akıllı bir tasarım olduğuna inanıyor olabilirsin.

Bu konuda ben şöyle düşünüyorum, doğada her şeyin kendi doğasına uygun bir şekilde hareket etmesi doğada gerçekten belli bir amaç veya hedef olduğu anlamına gelmez. Doğanın işleyişine bakıp onda var saydığımız amaç aslında gelişmeleri önceden düşünen ve yol gösteren insani anlamda bir amaç değil. Geçmişe dönüp bakıldığında sanki sonradan oluşan bir amaç varmış gibi görünebilir, mesela bir kuşun uçmasını sağlayan kanatları, karıncaların sosyal yaşam şekli, çiçeklerin arılar tarafından tozlanması veya insan gözünün işlevi gibi şeylerde sanki bunda bir amaç varmış gibi düşünülebilir ancak bunlar tesadüfi olmayan doğal seçilim süreci ile ortaya çıkmıştır. Sözde bir amaç varmış gibi görünür ama bu bilinçli bir yönlendirme gibi insani anlamda bir amaç değil. En büyük yanlış anlaşılmalardan biri evrimin rastgele bir süreç olduğunun sanılması. Oysaki canlılar evrim mekanizmaları dediğimiz belli evrimsel süreçlere göre evriliyor ve gelişiyor. Bunların da hep belli ve yine doğal nedenleri var. Yıldırımlar, yağmurlar, çölleşme olayları, fırtınalar belli ve açıklanabilir doğa olayları sonucu oluşuyor. Canlılar dünyası belirli şekle veya desenlere göre evrilip gelişiyor. Ortaya çıkan sonuç canlıların birbirleriyle ve çevresindeki doğa şartlarıyla uyum içinde yaşaması olduğu için bunda bir amaç veya doğa üstü bir zeka varmış gibi görünebilir ama aslında bunların tümü tıpkı yağmur yağması, tektonik hareketler gibi doğa yasaları sonucu doğal bir biçimde ortaya çıkan son şekiller. Doğaya baktığımızda gerçeğin kendisi büyüleyici yeterlikte olduğu için bunun için özel olarak doğa üstü bir güce baş vurmaya ve bu büyüyü canlılar dünyasının işleyiş şekline bakarak doğa dışında bir güce dayandırmaya gerek yok diye düşünüyorum. Doğanın kendisi, kendi kendisini yaratmaya, oluşturmaya ve geliştirmeye yeterli. Bunların ardında yatan mekanizmalar hep doğal süreçler ve hepsi de açıklanabilir şeyler.


şimdi alka hayvanlar yani veya tabiat doğa olayları üzerine mi yaşıyor ve ya insanlar doğa olayları üzerine mi yaşıyor onu mu demek istedin sen hepsi doğanın bir gücü öyle mi peki her şey doğanın gücü ise doğanın gücü kimin elinde

ALKA
04-03-2013, 20:01
şimdi alka hayvanlar yani veya tabiat doğa olayları üzerine mi yaşıyor ve ya insanlar doğa olayları üzerine mi yaşıyor onu mu demek istedin sen hepsi doğanın bir gücü öyle mi peki her şey doğanın gücü ise doğanın gücü kimin elinde

Kısaca cevaplamak gerekirse doğanın gücü doğanın kendisinin elinde, yani doğa üstünde, doğa dışında ona yön veren veya ona müdahale eden başka herhangi bir güç yok. Zaten bu böyle olduğu için bu yüzden bilim yapabiliyoruz ve bu nedenle bilimsel yöntemler kullanma olanağımız var. Evrene istediği zaman istediği gibi gelişi güzel müdahale eden, yasaları öyle ya da böyle eğen veya değiştiren doğadan başka bir güç olmuş olsaydı zaten bu durumda hiç bir bilim yapamaz veya bilimsel metotlar kullanamazdık.

hakikat03
04-03-2013, 20:11
Kısaca cevaplamak gerekirse doğanın gücü doğanın kendisinin elinde, yani doğa üstünde, doğa dışında ona yön veren veya ona müdahale eden başka herhangi bir güç yok. Zaten bu böyle olduğu için bu yüzden bilim yapabiliyoruz ve bu nedenle bilimsel yöntemler kullanma olanağımız var. Evrene istediği zaman istediği gibi gelişi güzel müdahale eden, yasaları öyle ya da böyle eğen veya değiştiren doğadan başka bir güç olmuş olsaydı zaten bu durumda hiç bir bilim yapamaz veya bilimsel metotlar kullanamazdık.

peki 600 yıllarda hiç bir bilimsel alet yokken Allah tarafından peygamberimize gönderilen Kur'an-ı Kerimde bunların hepsi mevcut şimdi ki bilim adamları bile hala Kur'anın verdiği bilgilerle araştırma yapıyorlar.sonuç olarak o zaman hiç bir bilgi yokken Kur'an bu bilgileri nerden topladı

idontneedagod
04-03-2013, 20:44
peki 600 yıllarda hiç bir bilimsel alet yokken Allah tarafından peygamberimize gönderilen Kur'an-ı Kerimde bunların hepsi mevcut şimdi ki bilim adamları bile hala Kur'anın verdiği bilgilerle araştırma yapıyorlar.sonuç olarak o zaman hiç bir bilgi yokken Kur'an bu bilgileri nerden topladı

Hah işte öyle birşey yok sayın hakikat03. Bu iddianızla ilgili http://www.mucizeyalanlari.com/ sitemizi incelemenizi öneririm. Kuranda size mucize olarak sunulmuş hiçbir şey ama hiçbir şey aslında bir mucize değil aldatmacadır.

Sesli
04-03-2013, 21:43
peki 600 yıllarda hiç bir bilimsel alet yokken Allah tarafından peygamberimize gönderilen Kur'an-ı Kerimde bunların hepsi mevcut şimdi ki bilim adamları bile hala Kur'anın verdiği bilgilerle araştırma yapıyorlar.sonuç olarak o zaman hiç bir bilgi yokken Kur'an bu bilgileri nerden topladı

Sayın Hakikat,


Size öyle söylendi diye siz inanmışsınız. Ne Allah böyle bir kitap yollamıştır. Ne de Allah'ın elçisi vardır. Siz Kuran'ı bir okuyun da, böylesine, insanlara beddular eden, insanları aşağılayan, insanlara pislik diyen ve insanları öldürmeleri için diğer insanlardan medet uman Allah olabilir mi? Allah neden aracılara ihtiyaç duysun? çok mu aciz bu allah? Kuran 1400 yıl önce yaşayan Muhammed isimli kendinden peygamber olan kişinin kendi sözleridir. Kuranda hiç bir gerçek bilgi yoktur.

Bakınız, daha kutuplarda neler oluyor onu dahi bilmeyen bir kişi, bu kitabı oluşturmuş, yani namaz, eğer Güneşe göre kılınacaksa, ve oruç Güneşe göre tutulacaksa, kutuplarda 4 ay alaca karanlık , 4 ay devamlı karanlık, 4 ay devamlı aydınlık, 4 ay yine alaca karanlık olur. Nerede sizin kitapta bu gerçek? Ne namaz kılabilirsin ne de oruç tutabilirsin kutuplarda. Daha bu basit bilgiden habersiz olan bir kitaptan kim neyi öğrenebilir ki? Sizi hep kandırmışlar, kitapta herşey varmış da oradan öğreniliyor diye. Öyle olsaydı tüm ARAP ülkeleri en ileri ülkeler olurdu. Bakın en ilerde Yahudiler ve Hrıstiyanlar var. Onların kitapları daha mı bilgili dersin? Bir düşün . biz de kandırıldık sanma ki bu sadece sana mahsus. Ancak bir gün gelir ve uyanırsın arkadaş... Uyanmaya bak...

hakikat03
04-03-2013, 21:55
uyanan sen mi olursun ben mi olurum bilemem ama eninde sonun da sen doğru yolu bulacaksın senin şüphen olmasın

diğer ilahi kitaplardan bahsederken daha çok övüyorsunuz onların değişime uğrama olayı olunca sizin açınızdan size yönelik bir şeyler mi var

LUKA İNCİLİ

Dört İncil’den biridir. Yazarı Luka, Antakyalı Yahudi olmayan bir aileden gelir. Luka’nın kaynakları hem yazılı kaynaklardır hem de İsa ile birlikte bulunmuş olanların sözlü şahitliğidir. Antakya’daki bir çok Hıristiyanın sözleri Onun için belirleyici olmuştur.

Luka’nın yazdığı İncil, daha çok Yahudi kökenli olmayan Hıristiyanlar içindir. Bunun için inananları cezbedecek öykülere yer vermiştir. Hıristiyan görüşüne göre, Luka ve diğer İncil yazarları, bu metinleri kaleme alırlarken, Kutsal Ruh’dan ilham almışlardır. Bu İncillerin kıymeti de buradan kaynaklanır.

MATTA İNCİLİ

Bu İncili havari Matta’nın yazdığı düşünülmektedir. Matta aslında bir vergi memurudur ve İsa’nın ilk havarilerinden biridir. Matta İncilinin 65 yılları dolaylarında yazıldığı sanılmaktadır. Önce Aramice yazılmıştır ve sonra Yunanca’ya tercüme edilmiştir.

Matta İncili’nin en büyük özelliği sık sık Tevrat’a göndermeler yapması, onu kendisine kaynak olarak göstermesi, ona karşı haklı olma çabası içinde olması ve İsa’nın şeriatı değiştirmek için değil de onu geliştirmek için geldiğini belirtmesidir.
sponsor

MARKOS İNCİLİ

Markos, havari Petrus’un şakirdidir. Pavlus’a birinci seyyahatinde eşlik etmiştir. İskenderiye Hıristiyan Cemaati’nin kurucusudur. İsa ile ilgili bilgilerini Petrus’un vaazlarından öğrenmiştir. İncilini 63-70 yıllarında Roma cemaatının yoğun isteği üzerine yazmıştır. İncil yazarları arasında anlatım kalitesi en düşük olan yazar Markos’dur. Bir çok cümleyi ‘ve’ bağlacıyla bağlayıp geçirir. Sözcük dağarcığı çok küçüktür.

YUHANNA İNCİLİ

On iki havariden biridir. Havarilerin en genç olanıdır. 90-110 tarihleri arasında Efes ya da Antakya’da yazdığı tahmin edilmektedir. Yuhanna, İsa’nın öğretisini mistik bir şekilde anlatır. Örneğin girişteki ilk cümlesi “önce söz vardı” çok tartışmalar yaratan, bir çok değişik yoruma götüren bir cümledir. İsa’nın mucizelerinden çok az söz eder. Sadece yedi tanesinden. Felsefi olarak yeni Platonculukla yakınlığı göze çarpmaktadır.

Yuhanna İncili özellikle İsa’nın tanrılığına vurgu yapar. Bir çok yorumcu İsa’nın tanrılığını kabul etmeyenleri ikna etmek için yazıldığını düşünmektedir.

hani ben diyorum ya sadece Kur'an'dan almak istedikleriniz alıyorsunuz.


1.ÖRNEK:DENİZ - KARA ORANI
Kur'an-ı Kerim'de geçen "Deniz" ve "Kara" kelimelerinin sayıca birbirlerine oranı, bugün modern bilimdeki oranla birebir aynıdır. Halbuki o yıllarda henüz kıtalar keşfedilmemişti ve kara-deniz oranının bilimsel olarak tespit edilmesi mümkün değildi. Örneğin Amerika gibi büyük bir kara parçasının varlığı Kuran'dan yüzyıllar sonra 15. yüzyılda keşfedilmiştir.
Kur'an'da toplam 13 defa "Kara (berr, yabas)" ifadesi geçmektedir. "Deniz (bahr)" kelimesi ise 32 defa geçmektedir. Yani deniz oranı 32/45, kara oranı ise 13/45 olarak verilmektedir. Yüzdelere çevirdiğimizde deniz oranı yüzde 71, kara oranı ise yüzde 29 çıkmaktadır. Modern bilimin bulgularına göre de denizler Dünya'nın yüzde 71'ini, karalar ise yüzde 29'unu kaplamaktadır. Günümüzde bilimadamları bu tür ince hesaplamaları uydu fotoğrafları ve bilgisayarlar ile yapabilmektedir.

2.ÖRNEK:ARI VE GENETİK YAPISI
1400 yıl önce genlerin ve kromozomların bilinmediği bir çağda Kur'an önemli bir mesaj daha veriyordu. Kur'an-ı Kerim'de "Nahl" (Arı) isimli bir sure yer almaktadır ve bu sure tam 16. suredir. Aynı şekilde arı da 16 kromozomlu bir canlıdır.
Hayvanların dişisinde ve erkeğinde eşit sayıda kromozom bulunmaktadır. Fakat arının durumu, diğerlerinden farklıdır. Çünkü erkek arı 16 tek kromozoma, dişi arı ise 16 çift kromozoma sahiptir.
İşte arı, bu açıdan farklıdır. Ve bu farklılığa Kur'an-ı Kerim de işaret etmektedir.
Canlıların genetik şifresi olan DNA, kromozomlar üzerinde yer almaktadır. Örneğin Dünya'nın dört bir yanındaki bal arılarının kromozom sayısı aynıdır ve değişmez.
Başka bir örnek daha; EQUUS ASINUS:Eşek...
Kur'an-ı Kerim'in birkaç bölümünde 'eşek' kelimesi geçmektedir, fakat Lokman (31.sure) ve Cuma (62. sure) surelerinde bahsedilen tek hayvan 'eşek'tir. Aynı şekilde 'eşek' türünde toplam 31 çift, yani açılım olarak 62 adet kromozom bulunmaktadır. Bu surelerin numaraları da 31 ve 62'dir.
Eşek' kelimesi başka birkaç surede daha geçmektedir ancak bu surelerde Aslan, At gibi diğer hayvanlardan da bahsediliyor, fakat 31. ve 62. surelerde 'eşek'ten başka hiçbir hayvandan bahsedilmiyor...
3.ÖRNEK:GÜNEŞ'İN HİDROJEN VE HELYUMDAN OLUŞU
Atomlar bölümünde elementlerin yani atom isimlerinin Kuran'da yer aldığını gösteren önemli kanıtlar sunmuştuk. Bunu destekleyen kanıtlardan birisine de Şems(Güneş) Suresinde rastlıyoruz. Bildiğiniz gibi Güneş ağırlıklı olarak Hidrojen(H) ve Helyum(He) atomlarından oluşmaktadır. Güneş'in yüzde 90'dan fazlası H ve He simgeli atomlardan oluşur ve yaydığı ısı ile ışık da bu elementlerin termonükleer reaksiyonları sonucunda açığa çıkar...
Kısacası Güneş denildiğinde aklımıza ilk olarak H-HE atomları gelir. Ve çok ilginçtir ki Kuran'daki Şems(Güneş) suresindeki onbeş ayetin hepsi istisnasız olarak H-E harfleriyle bitmektedir. Özet olarak Güneş(Şems) suresindeki tüm ayetler hidrojen(H) ve helyum'un(HE) simgesiyle bitmektedir ve dolayısıyla Kur'an Güneş'in hidrojen ve helyum'dan oluştuğuna 14 asır öncesinden işaret etmektedir. Örneğin Helyum 19.yüzyılda keşfedilmiştir yani Kuran'dan asırlar sonra...
Bunu bir rastlantı olarak değerlendiremeyiz çünkü Kuran'da Güneş(Şems) suresinden başka hiçbir sure baştan sona H-HE harfleriyle bitmiyor. Aslında Güneş suresi'nin numarası yani 91 rakamı da dikkat çekicidir. Güneşde yer alan H (hidrojen) elementi doğada geri kalan diğer 91 elementi de oluşturur. İlginçtir ki H (hidrojene) dikkat çeken Şems(Güneş) sureside tam 91. suredir. Laboratuarlarda atom numaraları arttırılabilmektedir fakat doğada hidrojenden sonra uranyum'a kadar 91 element vardır ve bunlar yine hidrojen çekirdeklerinin birleşmesiyle meydana gelir.

errata
04-03-2013, 23:07
İslâm kitabı Hristiyan ve Yahudi metinlerinin değiştirilmiş, yamalı bir kopyasıdır. Hristiyan ve Yahudi metinleri de uyduruk güya ilahi sözlerden, mektuplardan, hikayelerden, efsanelerden türemiştir.

Kimse bu kitapların bir kısmını övüp yalnızca İslâm şöyledir böyledir demiyor. Burada sana aktarılmaya çalışılan şey başka bir şey. Sen yine şeytanları başına toplayıp "vay ben bu dinsizleri yola getireceğim alimallah!" deyip tanrının elçiliğini yapmaya duruyorsun hakikat03.

Sana daha evvelki iletimde de söyledim burada kimse seni yönlendirmeye çalışmaz, yalnızca bildiğini söyler diye. Ama sen şimdiden Tırmızi'den Ebu Hebele Hübele'den tebliğ yığmaya başladın.

Lütfen daha evvel konuşulmuş mevzulara bir göz gezdir. Bu ortaya attığın iddialar daha önce tartışıldı. Çürütüldü demiyorum, tartışıldı. Evvelkileri okumazsan verim alamayacaksın diyeyim sana.

hakikat03
04-03-2013, 23:57
İslâm kitabı Hristiyan ve Yahudi metinlerinin değiştirilmiş, yamalı bir kopyasıdır. Hristiyan ve Yahudi metinleri de uyduruk güya ilahi sözlerden, mektuplardan, hikayelerden, efsanelerden türemiştir.

Kimse bu kitapların bir kısmını övüp yalnızca İslâm şöyledir böyledir demiyor. Burada sana aktarılmaya çalışılan şey başka bir şey. Sen yine şeytanları başına toplayıp "vay ben bu dinsizleri yola getireceğim alimallah!" deyip tanrının elçiliğini yapmaya duruyorsun hakikat03.

Sana daha evvelki iletimde de söyledim burada kimse seni yönlendirmeye çalışmaz, yalnızca bildiğini söyler diye. Ama sen şimdiden Tırmızi'den Ebu Hebele Hübele'den tebliğ yığmaya başladın.

Lütfen daha evvel konuşulmuş mevzulara bir göz gezdir. Bu ortaya attığın iddialar daha önce tartışıldı. Çürütüldü demiyorum, tartışıldı. Evvelkileri okumazsan verim alamayacaksın diyeyim sana.

kuran hiç bir kitabın devami değildir önceki yaşayanların düştükleri duruma düşemeyesiniz diye ve uyarmak ve doğruyu göstermek için indi kuran

onun içindir ki
Allahû Tealâ, Kur'ân-ı Kerim'de sık sık eskilerden bahsetmektedir. Birçok peygamber ve resûl adı (Hz. İbrâhîm, Hz. Yunus, Hz. Davut, Hz. Eyüp) vererek insanların ibret alması için hepsinin başından geçen olayları anlatmaktadır.

Böyle bir dizaynda Allahû Tealâ'nın söyledikleri, peygamberlerin, resûllerin eskiden yaşadığı şeyleri de ihtiva etmektedir. Allahû Tealâ'nın onca hakikati ihtiva eden, insanların cennet ve dünya saadetine ulaşması için gerekli olan bütün anlattıkları, o insanlar için bir şey ifade etmemektedir.

Böyle bir dizaynda Allahû Tealâ'nın söyledikleri, peygamberlerin, resûllerin eskiden yaşadığı şeyleri de ihtiva etmektedir. Allahû Tealâ'nın onca hakikati ihtiva eden, insanların cennet ve dünya saadetine ulaşması için gerekli olan bütün anlattıkları, o insanlar için bir şey ifade etmemektedir.

Allahû Tealâ, bütün kutsal kitapları insanların mutluluğu için indirmiştir. Hedefi, insanların o kutsal kitapları okuyup, bilgi sahibi olarak, Allah'ın onları mutlu kılmak için hedef gösterdiği şeyleri gerçekleştirmeleri ve mutlu olmalarıdır. Ama burada da görülmektedir ki müşrikler, Allah'ın indirdiği Kitab'ın onların da mutluluklarının temeli olduğunu hiç düşünmeden ve dikkate almadan, O'nu sadece "evvelkilere ait olan masallar" olarak değerlendirmektedirler. Müşrikler Allah'ı, onların mutluluğunu isteyen bir Allah olarak değil, onları dîn zannettikleri o putlara tapınmaktan men eden bir Allah olarak değerlendirmektedirler. Bu değerlendirmeleri mantıklı esaslara istinat etse zaten göreceklerdir ki taptıkları putlar, onlara hiçbir fayda veya zarar getiremez. Ama Allah herşeye kaadirdir.



birde sen kendi inacına inan bende kendi inancıma ben kalkıpta burda kimseyi müslüman olsun diye uğraşmıyorum sizin buluğ doğru dedikleriniz yanlışlarını gösteriyorum ve yayınladığım mesajlar da ki kişiler tilmizi,hanbeli,şafi bunların hepsini yanlış da sizin bulduğunuz mesajlar mı doğru

ALKA
05-03-2013, 00:16
sonuç olarak o zaman hiç bir bilgi yokken Kur'an bu bilgileri nerden topladı

Sümerlerden, Asurlulardan, Babillilerden, Antik Hint ve Antik Yunanlılardan, yani Kuran'da o zaman bilinemezdi denilen bilgiler daha önceki uygarlıklar tarafından halihazırda biliniyordu. Mesela rüzgarın tozlayıcı olarak çiçekleri döllediği.. Asurlular M. Ö. 870 yılında tozlaşma olayını biliyordu hatta yapay olarak Hurma ağaçlarını tozluyorladı ve kabartmalarda nasıl yapılacağını gösteriyorlardı. Kuran Mucizesi olarak gösterilen bazı ayetlerin Türkçe meallerinde kasıtlı olarak oynatma yapıldığını da unutmamak gerek.

http://cls.casa.colostate.edu/transgeniccrops/images/mural.jpg

errata
05-03-2013, 00:25
Biz bir mesaj iletmiyoruz veya mesaj bulmuyoruz.

En azından benim yaptığım şey; kuran'a ve İslam'a dair antropoljik ve gözleme dayalı verileri beynimde harmanlayıp fikir üretmek. Bunu yaparken basitçe insanlık tarihini, dinin sosoyoloji ve bilim karşısındaki tavrını irdeliyorum.

Senin bahsettiğin metinlerin çoğunluğunu okudum, mezhep imamlarından Said-i Nursî'ye kadar bir çok "âlimin" ne dediği hakkında yeterince fikrim var. Yani benim de geldiğim yer seninle hemen hemen aynı. Ancak bununla yetinmeyip bir süre sonra bilimsel, objektif metodlara dayanan veriyle de ilgilenmeye başladım, sogulayıcı oldum. Ve bir zaman sonra gördüm ki din, Allah dediğimiz kavramlar sorgulama karşısında savunmasız kalıyor. Onların bu din külliyatına acil tarafından ihtiyacı var. Bu nedenledir ki İslâm Peygamber'inden 200 yıl sonra ortaya çıkmış bir hâdis meselesi mevcut.

Ben bir inanca sahip değilim. Senin, varlığını inkâr ettiğimi düşündüğün varlığın gerçekten var olduğuna inanmıyorum. Yani bu sana göre bir inanç ve inançsızlık ise ben bu yönde inançsızım veya senden farklı bir inançtayım. Ancak bu gerçekten de bir inanç meselesi değildir elbette. Agnostiklerin tersine ben bir ateist olarak Spagetti Canavarı'na da Allah'a da iman etmiyorum.

Spagetti Canavarı hakkındaki mevzuları okumanı öneririm. İnanç inançsızlık hakkında ufkunu açabilir.

Kozmik Perspektif
05-03-2013, 00:26
Lütfen daha evvel konuşulmuş mevzulara bir göz gezdir. Bu ortaya attığın iddialar daha önce tartışıldı. Çürütüldü demiyorum, tartışıldı. Evvelkileri okumazsan verim alamayacaksın diyeyim sana.

@hakikat03

Arkadaşın dediği gibi bu meseleler bu forum da dahil olmak üzere çeşitli ateist platformlarda defalarca tartışıldı. Senin gibi tanrının misyonerliğini yapmaya hevesli sayısız kişi geldi geçti bu forumlardan. Sana tavsiyem önce forum arşivlerini tara, tartışmaları incele, bilgi edin! Sonra soracağın/tartışacağın, farklı bir bakış açısı getirmek istediğin bir konu varsa açarsın. Forumu tebliğ yazılarıyla kirletme!

hakikat03
05-03-2013, 00:35
Sümerlerden, Asurlulardan, Babillilerden, Antik Hint ve Antik Yunanlılardan, yani Kuran'da o zaman bilinemezdi denilen bilgiler daha önceki uygarlıklar tarafından halihazırda biliniyordu. Mesela rüzgarın tozlayıcı olarak çiçekleri döllediği.. Asurlular M. Ö. 870 yılında tozlaşma olayını biliyordu hatta yapay olarak Hurma ağaçlarını tozluyorladı ve kabartmalarda nasıl yapılacağını gösteriyorlardı. Kuran Mucizesi olarak gösterilen bazı ayetlerin Türkçe meallerinde kasıtlı olarak oynatma yapıldığını da unutmamak gerek.

http://cls.casa.colostate.edu/transgeniccrops/images/mural.jpg

peygamberimiz derin bir araştırmacı idi demi yaşadıkları topraklar la Sümerlerden, Asurlulardan, Babillilerden, Antik Hint ve Antik Yunanlılardan uzak da yaşayan bir kimse bunları nasıl bilirdi ha diyeceksiniz şimdi kuran 23 senede tamalandı bu süre içersinde Sümerlerden, Asurlulardan, Babillilerden, Antik Hint ve Antik Yunanlılardan topladıkları bilgileri kuran' a allah beraber koydu peki bunları kurana yazdı amaçları neydi işi neydi neden yazdı bunları hadi bunları yazdı onlardan öğrendi adem a.s zamanında yaşanan diğer peygamberler zamanın da gelişen olaylardan nasıl haber oldu pergamberimiz 571 yılında doğdu o doğmadan insanlar görevlendirdi ben peygamber olduğum zaman bana bu verileri getirin kurana yazılım mı dedi dünyanın döndüğünü Sümerlerden, Asurlulardan, Babillilerden, Antik Hint ve Antik Yunanlılardan öğrendi

ayrıca
"Görmediler mi, Biz geceyi onda sükun bulmaları için, gündüzü de aydınlık(la görsünler) diye yarattık. Şüphesiz, iman eden bir kavim için bunda ayetler vardır." (Neml Suresi, 86)

Dikkat edilirse ayette gecenin özel olarak yaratıldığı bildirilmektedir. Bundan kısa bir süre öncesine kadar bilim adamları evrendeki yıldız sayısını ve ürettikleri ışığı hesapladıklarında evrenin aslında sürekli aydınlık olması gerektiği sonucuna varmışlar ve karanlığın sebebini anlayamamışlardı. Bu konu ancak karadeliklerin keşfiyle açıklığa kavuştu. Çünkü evrenin her yerine dağılmış olan karadelikler, sahip oldukları korkunç çekim alanlarıyla yıldızların ürettiği ışınları büyük ölçüde yutmakta ve karanlığa sebep olmaktadırlar. Bir başka deyişle, karanlık özel olarak üretilmekte yani "yaratılmaktadır".


GERİ DÖNDÜREN GÖK

Kuran-ı Kerim'de, Tarık Suresi'nin 11. ayetinde gökyüzünün "geri döndürücü" özelliğinden şöyle bahsedilir:

Dönüşlü olan göğe andolsun. (Tarık Suresi, 11)

Kuran meallerinde "dönüşlü" olarak tercüme edilen "rec'i" kelimesi, "geri çeviren" ya da "geri döndüren" anlamlarına gelmektedir.

Bilindiği gibi Dünya'yı çevreleyen atmosfer pek çok katmandan oluşur. Her katmanın, canlılığın yararına yönelik önemli bir görevi vardır. İncelendiği zaman her tabakanın kendisine ulaşan madde ya da ışınları uzaya ya da yeryüzüne geri döndürme özelliklerinin olduğu anlaşılmıştır. Burada atmosfer katmanlarının geri döndürme özelliğini birkaç örnekle inceleyelim.

Örneğin 13 ile 15 km yükseklikteki Troposfer tabakası, yeryüzünden yükselen su buharının yoğunlaşıp yağış olarak yere geri dönmesini sağlar. 25 km yükseklikteki Stratosferin alt tabakası olan Ozonosfer, uzaydan gelen radyasyon ve zararlı ultraviyole ışınlarını yansıtarak, yeryüzüne ulaşamadan uzaya geri dönmelerini sağlar. İyonosfer tabakası da yeryüzünden yayınlanan radyo dalgalarını bir uydu gibi yeryüzünün farklı bölgelerine geri yansıtarak, telsiz konuşmalarının, radyo ve televizyon yayınlarının uzak mesafelerden izlenebilmesini sağlar. Manyetosfer tabakası ise, Güneş'ten ve diğer yıldızlardan yayılan zararlı radyoaktif parçacıkları, yeryüzüne ulaşmadan uzaya geri döndürür.

Yazının Devamı (http://www.kuranbilgisi.com/index.php/yazar-hakkinda/kuran-mucizeleri.html?start=21)

Bu ve Ardındaki Mesajda yazılanlar tamamen kopyala yapıştır olduğundan tarafımdan düzeltilmiştir. (istatistik)

rasa
05-03-2013, 01:32
Tabiki peygambe antik düya inaçlarında habersizdi! o dönemde hatta 20 ci yüz yıla kadar insanlık alemi habersizdi.! Ancak şurası tarihsel bir geçekdir'ki özellikle orta doğu inançlarının köklerinin antik sümer ve mısır uyğarlıkları olduğunu artık bizler biliyoruz. İnanç kültürlerinin nesilden nesile çeşitli bölgesel halkları etkileyip bir süreklilik arzetdiği bir ğeçekdir. Peygamberin o dönemleri bilmesi mümkün değilken 'Eskilerin masallarından'da haberdardı. Burada söz konusu olan eski masalların yeni bir söyleniş şeklidir.! Gökün dönüşümlü olması meselesi ise gayet ilkel bir düşünce idi, yer çekimini bilmedikleri için havaya atılan her neslenin yere düşmesi kastdediliyordu yani hiç bir şey uçup ğitmiyordu? yoksa yeni içat veya buluşlar en azından bin yıl önceden başlardı mantıken!. Kitapda bir söz vardır; 'Ya atalarınız bir şey bilmiyorduysa' diye işte bunun üzerine düşünün! gerçekden bir şey bildiğini söyleyende aslında hiç bir şey bilmiyordu.!!! Gece ile gündüz'de yaratılmamışdır dünyanın dönüşü bilinmediği için öyle sanılıyordu.! Tıpkı günüzde'de kullanmaya devam ettiğimiz güneşin doğuşu ve güneşin batışı gibi oysa biliyoruz'ki güneş ne doğar nede batar?...

Ek; gökün dönüşümlü olması konusunda kısacık bilği gülünç, hatta abes ğelebilir! birazdaha açıklamaya çalışayım! uçmak gümümüzde'de hala inançsal olarak mucizeler içinde sayılmaktadır.! Onun için eski insanlarda uçmak bir keramet, bir mucize olarak alğılanıyordu! en bariz örnegi meleklerin uçmasıydı! çünkü yer çekiminden bağımsız olmak eski insanlar için bir mucize idi! ama günümüzde uçmak gayet sıradan bir olaydır.! O zamanlarda durum çok farklı idi insanlar kendilerini yer yüzüne bağlı çaresiz hissediyorlardı bunun tek istisnası tanrısal bir güç ile bu acizlikden kurtulmakdı bunuda ancak mucize yoluyla olabileceğine inanıyorlardı.! Onlar için hiç bir ağırlığı olan cisim veya kişi uçamazdı gök yüzü onu geri çevirirdi.

hakikat03
05-03-2013, 10:33
Ek; gökün dönüşümlü olması konusunda kısacık bilği gülünç, hatta abes ğelebilir! birazdaha açıklamaya çalışayım! uçmak gümümüzde'de hala inançsal olarak mucizeler içinde sayılmaktadır.! Onun için eski insanlarda uçmak bir keramet, bir mucize olarak alğılanıyordu! en bariz örnegi meleklerin uçmasıydı! çünkü yer çekiminden bağımsız olmak eski insanlar için bir mucize idi! ama günümüzde uçmak gayet sıradan bir olaydır.! O zamanlarda durum çok farklı idi insanlar kendilerini yer yüzüne bağlı çaresiz hissediyorlardı bunun tek istisnası tanrısal bir güç ile bu acizlikden kurtulmakdı bunuda ancak mucize yoluyla olabileceğine inanıyorlardı.! Onlar için hiç bir ağırlığı olan cisim veya kişi uçamazdı gök yüzü onu geri çevirirdi.

iş sadece uçmakla mı bitiyor madem peygamberimiz daha önceki bilgileri kulaktan duydu
kulaktan duyma şeyler nasıl olurda bilim ile ilgili olur

Jeologların edindiği kapsamlı ve geniş bilimsel kanıtlara dayanarak, Dünya'nın yaşının yaklaşık 4,54 milyar yıl olduğu söylenir.
Kısaca 4,5 milyar yıl diyelim.Bilime göre modern insanın yaşı ise 150-200.000 yıl civarında.




Kitab-ı Mukaddes’ten dünyanın ve insanlığın yaşı çıkarılabiliyor

bunuda mı H.z Muhammed (s.a.v)

H.z Muhammed (s.a.v) Kur'an dan verdiği bilgileri uydurma diyorsunuz ama

sizlerde
Nietzsche, Katharine Hepburn, Voltarie. Bill Hicks. James Watson, Thomas Jefferson, Benjamin Franklin, Barbara Smoker daha sayacağım bir sürü insanların sözüne inanıyorsunuz sizlerde Hawking gibi Allah'ı tenzih ederiz diyeceksiniz eninde sonunda doğruyu göreceksiniz :peace:

idontneedagod
05-03-2013, 10:38
Ama sayın hakikat03 size gösterilen hiçbir kaynağı okumuyorsunuz. Size http://www.mucizeyalanlari.com/ adresinden sizin mucize zannettiklerinizin aslında ne olduğunu okuyabileceğinizi yazmıştım. Hani nerede bilim?

Subat
05-03-2013, 10:42
İslam öncesi döneme cahiliye dönemi denmesinin nedenini hiç merak ettiniz mi sayın hakikat?
Ön kabul yaratabilmek için, islam'dan önce hiç iyi giden bir şeyin olmadığı izlenimi verilir. Örneğin arapların çok pis olduğu islamla temizliğe kavuştukları, kızları diri diri gömdükleri, puta taptıkları vb. söylemler boşuna değildir. Oysa arap paganlar yani put perestler islam öncesinde ibadet etmek için şuan sizin aldığınız abdeste çok yakın bir şekilde abdest alıyorlardı. Kız çocuklarını gömen de küçük bir kabiledir. Putlara da tapmazlar, putlar sadece aracı/semboldür. Tıpkı müslümanların sakal-ı şerif'e kabe'ye hacer-ül esvad'a tapması/saygı göstermesi gibi. İslam temizliği de getirmez ayrıca. Hadiste peygamberinizin elbisesindeki meniyi tırnağıyla kazıdığını da görürsünüz, çorbaya giren sineği yakalayıp, diğer kanadını batırdıktan sonra çorbayı içtiğini de görürsünüz.

Yıllar içerisinde edindiğiniz ön kabulleriniz, size bunları gerçeklikmiş gibi algılatıyor. Oysa biraz araştırma ile tam tersi olan bilgileri edinmek çok da zor değil. Verdiğiniz ayetlerle o zamanın göksel inançlarını karşılaştırırsanız farkı görürsünüz zaten. Gündüz ve gece iki ayrı kavrammış gibi ele alınır ve biri çekilince diğeri gelir izlenimi verir. Güneş'i dünyanın etrafında döner diye gösterir ve balçığa battığını düşünür.

Kısacası, islamın gelişim gösterdiği dönemi araştırmanızda fayda var. Örneğin neden her yıl oruç tutma tarihi on gün geri alınır sizce?

Neva
05-03-2013, 10:56
iş sadece uçmakla mı bitiyor madem peygamberimiz daha önceki bilgileri kulaktan duydu
kulaktan duyma şeyler nasıl olurda bilim ile ilgili olur

Jeologların edindiği kapsamlı ve geniş bilimsel kanıtlara dayanarak, Dünya'nın yaşının yaklaşık 4,54 milyar yıl olduğu söylenir.
Kısaca 4,5 milyar yıl diyelim.Bilime göre modern insanın yaşı ise 150-200.000 yıl civarında.




Kitab-ı Mukaddes’ten dünyanın ve insanlığın yaşı çıkarılabiliyor

bunuda mı H.z Muhammed (s.a.v)

H.z Muhammed (s.a.v) Kur'an dan verdiği bilgileri uydurma diyorsunuz ama

sizlerde
Nietzsche, Katharine Hepburn, Voltarie. Bill Hicks. James Watson, Thomas Jefferson, Benjamin Franklin, Barbara Smoker daha sayacağım bir sürü insanların sözüne inanıyorsunuz sizlerde Hawking gibi Allah'ı tenzih ederiz diyeceksiniz eninde sonunda doğruyu göreceksiniz :peace:

Bunlarin hepsine dair, forumda ilgili basliklarimiz mevcuttur, kisa bir arama yaparak ulasabilirsiniz.

Bu baslik, ateist-deist vb. sahsi(kisisel) dusunceleri merak uzerine acilmisti , fakat teblig basligina donusmus.

Ve amacini, uyelerimizin uyarisina ragmen asmis.

Bu tur icerikteki konularin ilgili basliklar altinda(islam, hristiyanlik, musevilik vb.) islemesini, bu tur akisa yonelen iceriklere mesajla destek verilmemesini ve gereksiz yere kirlilik yaratilmamasini rica ediyoruz.

Soz konusu mucizeler(!!!), olaylar, konular vb. ilgili bolumler altinda, uzun uzun tartisilmis ve hala katilima acik basliklar olarak mevcuttur.

Lutfen, islemek istediginiz konulara dair, ilgili basliklardan devam ediniz.

Baslik tarafimdan kitlenmistir ve daha sonra temizlenip ilgili konular ilgili basliklara dagitilacaktir.

Tum katilimci uyelerimizden ozur diler, ilaveten su basligin okunmasini da oneririz.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=475422#post475422