PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : TC-Ataturk Donemi-Tarafliligi/Karsitliligi


evrensel-insan
11-04-2013, 01:32
TC tarihi degerlendirildiginde, cok acik bir oturmamislik, yerlesmemislik fakat bir alisilagelmislik hukum surdugunu gorebiliriz.

Buradaki alisilagelmislik, her turlu iktidar savasindaki iktidari ele gecirme adina yasanan kaos ve her turlu insanlikdisi politik/duygusal ve tarihi mirastir.

TC donemlerine soyle bir bakalim.

Ataturk donemi-1923-1938

Ara donem-1938-1950

Ataturk karsitligi donem-1950-1960

Ataturk donemini geri getirme-1960-1970

Ara donem-1971-1980

Ataturk karsitligi donem-1980-2010

Ataurk donemini geri getirme cabasi-2010-

Burada ilk gorunen hemen Ataturk'un olumunden sonraki donemdir. Bu donem Ataturk karsitligina acilabilen bir donem olma vasfi ile, demekki Ataturk'un olumu ile birlikte bir Ataturk karsitligi gundeme gelmistir. Ataturk tabanini genelde sol olarak algilarsak, demekki bu donem sagin ve cesitli degisimlerin yasandigi bir donemdir. Iste bu donem bir cesit Ataturk yanlisi donemin darbesi ile sonlandirilmak istenmistir.

Aslinda bu donem politik olarak ulke ve toplumunun disaridan politik kutuplasma donemidir. Sol kesim hem Ataturk yanlisi olurken ayni zamanda bir SSCB ve tarihinin etkisindedir. Bunun yaninda ve buna karsit olarak 1950 ler ile gelen bir ABD yanliligi soz konusudur.

1970 ile birlikte, sagdan cok sol kesimin ustune baski kuruldugu gorulur ve bir cesit 70'ler 50'leri geri getirme cabasidir. Isten bundan sonra Atasturk yanliligi inise gecmis, Ataturk karsitligi yukseltilmis ve 80'ler ile birlikte bu gelisme yerlestirilmeye calisilmistir. 1980 sonrasi ise Ataturk karsitliginin temellerinin atildiginin ABD nin SSCB'ne iktidar olarak ustun geldiginin donemidir.Burada bu ustun gelme once asker eliyle olmus ve 2000 ler ile sivil iktidara kendini devretmistir.

Iste bu sivil iktidar, 2000 li yillarin ortalarindan baslayarak, Ataturk tarihini her yonuyle Anadolu'dan silmeye yonelmistir. Bunun kitlesel fark edilisi ise 2010 lardir.

Yalniz burada bu fark edimin ortak bir yonunun olup olmadigi ise farkli bir konudur. Cunku bu Ataturk doneminin her yonu ile elden gitmesini fark edis, aslinda tum TC tarihi solunu kapsamamakta, ama ayni zamanda tum islami ve milliyetci sentezi de karsisina almamaktadir. Belki buradaki farklilasimi en belirgin ortaya koyan ornek, dine verilen ABD gudumlu Ortadogu icerigi ile, Anadolunun Islam anlayisi farki; Saf milliyetciligin bolunmusluk algisi ile, ulusalciligin bir arada kalma algisi.

Burada ilginc olan eskiden SSCB ve Ataturk yaninda olan sol kesimin, bir cesit askeri zihniyete karsi cikma adi ile 2000 lerle gelen Ataturk karsitligina bilincli ya da bilincsiz verdikleri destektir. Bu belki de askerin yaptigi uc darbenin verdigi bikkinlik olarak algilanabilir. Yalniz burada "yagmurdan kacarken doluya tutulmak" soz konusudur. Yani askeri darbelere karsi cikanlar,aslinda bugunku sivil darbeyi ve bunun 80 sonrasi temellerinin atildigini algilayamamaktadirlar.

Yine ayni sekilde Ataturk yanlilari, bir yerde o askeri darbeleri savunur bir gorunum vermektedirler.

Kisaca ulke ve toplumda darbe bilinc ve farkindaligi yoktur. Sadece karsi cikilan ve kabullenilen darbe cesitleri vardir.

Butun bu tarihte olanlar, Anadolu'nun hic bir konuda oturmamisliginin, sivillesmemisligin, sosyallesmemisliginin delilidir. Cunku ayni alisilagelmislik ve de eski yerlesmislik her turlu cagdasliga, insan haklarina evrensel hukuka ve hak ve ozgurluklere karsi her iki tarafta da devam etmektedir. Bu da ulke ve toplumunun bilinc ve farkindaligini ve cagdasligini en az 3 asir geri cekmektedir.

Baskoylu
11-04-2013, 06:32
Butun bu tarihte olanlar, Anadolu'nun hic bir konuda oturmamisliginin, sivillesmemisligin, sosyallesmemisliginin delilidir. Cunku ayni alisilagelmislik ve de eski yerlesmislik her turlu cagdasliga, insan haklarina evrensel hukuka ve hak ve ozgurluklere karsi her iki tarafta da devam etmektedir. Bu da ulke ve toplumunun bilinc ve farkindaligini ve cagdasligini en az 3 asir geri cekmektedir.

Saygideger evrensel-insan Dost.

Guzel yorum ve yazinizin sonunda dogru tespit yapmanizdan dolayi kaleminize ve yureginize saglik.

Lakin asagidaki alintinizdaki tespiti biraz daha aciklik getirmekte yarar var diye dusunuyorum.

Ataturk tabanini genelde sol olarak algilarsak, demekki bu donem sagin ve cesitli degisimlerin yasandigi bir donemdir. Iste bu donem bir cesit Ataturk yanlisi donemin darbesi ile sonlandirilmak istenmistir.

Fetullahci derin devletin son 10 yil icinde dumeni eline gecirmesine kadar, Turkiye`de Demokrasi adina ufak bir adim bile atilmamistir, bugune kadar Askeri fasist Cunta (Diktatorlukle) yonetilmis bir ulkeye sahibiz. 1946 lardan sonra Askeri fasist diktatorlukten sozum ona sivil demokrasiye donusturme cabalari gorulsede, malesef Askeri fasist diktatorluk, ABD yanlilarini susturmus hemen ardindan kendisi ABD ye gobekten bagimli bir konum icinde kendisini bulmustur.

Yani Askeri Fasist Diktatorluk, Sozde Sivil Iktidara; Ingiliz, Fransiz ve Almanlara olan bagimliligina sen degil, buna ancak ve ancak ben karar veririm, yani karar mercihi benim demesinin en acik gostegesini ispatlamis, Kendi dediginden disari cikan, kendi emirlerini dinlemiyen yontim seklini gordugu anda, gelisen halk ayaklanmalari, Isci ve ogrenci direnisleri karsinda, sozum ona sivil hukumetin becereksizligini ortaya atarak, Asil Yonetici Kimligine ve Vatani Koruyanin, butun kontrolun kendi elinde oldugunu soyliyerek, her seferinde Askeri Fasist Darbelerle Turkiye Halklarina Kan Kusturmus, Nice yargisiz infazlara ve cinayetlere imzasini atmistir....

Turkiye`de Ataturk`u savunan veya Ataturk`un kurdugu Parti olan CHP hic bir zaman MHP den cok farkli bir kimlige sahip olmamistir, cunku CHP Askeri Fasist Diktatorluk tarafindan kurulmus Irkci Milliyetci, Fasist ve Cuntaci Bir Yapilanmadir.
Ataturk`u savunan taban hic bir zaman SOL olmamistir, bunlara Sol maskesi takmis, ozunde Sosyal Fasist bir yapilanma olarak tespit edersek daha dogru olur.

Cunku Ataturk`un temel politikasini Irkci, Milliyetci, Gerici ve Fasist Bir Yapilanmadan oteye gitmemistir. Sosyalizm ve Komunizm Turk Halki icin buyuk tehlike goren mantik, Ulkeyi Emperyalizme peskes cektirmis, Koyluyu Toprak Agalarina, Isciyi ise Komprador Burcuvaziye teslim edip, 1 Mayis Isci ve Emekci Bayramini bile, BAHAR BAYRAMINA CEVIRMIS, iSCI VE EMEKCI DUSMANIDIR. Mustafa Suphi ve arkadaslarini Sovyetlerden turlu oyunlarla getirtirmis, Karadenizde Hunarca Katlettirmistir.....

Sonuc olarak Irkci, Milliyetci Gerici ve Fasist Bir yapilanmanin tabani Sol, (Sosyalist, Marksist ve Komunist) olmasinin mumkunu yoktur....

Kemalizmi kavramak 1923 den itibaren hayata gozlerini yumdugu gune kadar tarafsiz bir sekilde arastirmaktan gecer......
Onu anlamsiz ve mantiksiz bir yaklasimla abartarak, bilerek veya bilmiyerek Irkci, Milliyetci, Gerici ve Fasist Yapilanmayi savunan ve savunmaya calisanlar, tarihi arastirdikca, gercekleri gordukce kendisinden utanir olabilecekleri kesindir......

Saygi ve Insani Sevgilerimle.

evrensel-insan
11-04-2013, 11:58
1968'de kurulan ve cesitli ideolojik inancsal fraksiyonlara ayrilan ve bir yerde gerilla usulu sol mucadeleyi 1980'lere kadar veren ve bu ugurda hayatini feda eden genclerin verdikleri savasimda, milliyetcilik/Ataturkculuk/kemalizm v.s. icerigi yok muydu?

Kendilerine "sosyalist/marksist/komunist" diyen gencleri kast ediyorum.

Sonucta onlar senin "milliyetci, gerici ve fasist" diye niteledigin gencler ile savasmadilar mi?

Baskoylu
13-04-2013, 07:52
evrensel-insan
1968'de kurulan ve cesitli ideolojik inancsal fraksiyonlara ayrilan ve bir yerde gerilla usulu sol mucadeleyi 1980'lere kadar veren ve bu ugurda hayatini feda eden genclerin verdikleri savasimda, milliyetcilik/Ataturkculuk/kemalizm v.s. icerigi yok muydu?
Kendilerine "sosyalist/marksist/komunist" diyen gencleri kast ediyorum.

Sonucta onlar senin "milliyetci, gerici ve fasist" diye niteledigin gencler ile savasmadilar mi? Saygideger evrensel-insan Dost.

68 kusagi Mustafa Suphi ve yoldaslarin kizil bayragini Turkiye`nin butun alanlarina yaymis ve kurtulusun devrimle olacagini haykirmistir.

68 Kusagi verdigi mucadele elestirilmez, teorik dusuncelerinde yanlis yok, pratikte verdikleri mucadelede eksikler yok diye bir sey idda edemeyiz.
Kendimizi sorguluyacak, ozellestiri verecek bir cesaret ve bilince sahipsek, butun yanlislari mahkum etme cesaretine`de sahip olmanin zorunluluk oldugunu dusunuyorum.

68 Kusagi Devrimci Genclik icinde ayriliklar sonucu kurulan farkli franksiyonlarin savunduklari ve ozellikle Kamlizmin savunuculuguna soyunanlarin yanlislar ve eksikler icinde bocalanmadiklarini soyliyebilirmiyiz?
Kemalizmin savunuculugunu yapipta, yine kemalizmin fasist mahkemelerinde idamlarla yargilanmadilarmi?

Okul siralarinda kendilerine zorla empoze edilen Irkci, Milliyetci ve Gerici Kemalist dusuncelerden kendilerini asmamalari ve yenilememeleri.... Marksizmi ve Leninizmi kavramamalarindan kaynaklidir,
Devrimci mucadele icinde bedel veren vermiyen butun onurlu ve kararli devrimciler eksikleri ile yanlislari ile hatalari ile bizlerin bir parcasidir, Onlarin hatalarini ve yanlislarini mahkum ettigimiz gibi, iyi ve dogru yanlarinida alir, devrimci mucadele hanesine buyuk bir kazanc olarak savunuruz......

Devrimci mucadele icinde onurlu direnisi ile odun vermemis, Kemalizm konusunda hata ve eksiklerinden dolayi, ne onlari distalariz, nede onlarin yanlislarina ortak olup, yanlislarina yanlis ekeriz, aksine yanlis ve hatalarini elestirir, dogrularini alip savunuruz.

Ibrahim Kaypakka ile Mahir Cayan`in bir toplantida sosyal Ekonomi Yapiyi tartisirken, bir ara Mahir Cayan kalkar, oturdugu sandalyeyi alir, Ibrahimin uzerine yurur...
Ibrahim; Mahir sandalyeyi almana gerek yok, sen sandalyeye ihtiyac duymadan da beni doversin, cunku sana karsi ufak bir tepki gostermem, cunku sen bir halk savascisisin, halk dumani degilsin. der.

Mahir Cayan Sandalyeyi oldugu yere birakir, gider Ibrahim`e sarilir... Ibo bir kez daha siyasi yetersizligin sonu kaba guctur tezini ispatladin, siyasi yetersizligin son asamasi kaba guctur, bende bunu yapmaya calistim, der Ibrahimin gonlunu alir ve ozur diler.....

Butun siyasi partilerin ve duzen partilerin tabani HALKTIR, bazi duzen partilerin tabani kendisini demokrat sol gorur, bazilari, sosyal demokrat gorur, bazilari ulusalci gorur, bazilari millilyetci gorur vs vs vs.
Onemli olan Duzen Partilerin neye ve kime hizmet ettikleri degilmidir? taban kendisini istedigi kiliga koysun, istedigi kilif icinde bocalasin, onun ugruna mucadele verdigi, her secimde sandik basina giderek duzen partisine oy vererek vatandaslik gorevini yerine getirdigini dusunsun... yani kendisini nerede gorurse gorsun... ugruna verdigi mucadele ve iktidara getirdigi hangi parti olursa olsun, verdigi oylar kendisine geri KURSUN, ZAM, ZULUM, ISKENCE VS olarak geri gelmistir.

Sonuc olarak 68 Kusagin donemin imkan ve olanaklarindan dolayi kisitli arastirma kosullarinida goz onunde bulundurursak, 68 kusagini elestirebiliriz ancak yargiliyamayiz. Yargilamaya calistigimiz zaman onlarin veridigi mucadeleye saygisizlik yapmis oluruz....

Kemalizm`in gercek yuzunu gore gore, bile bile yanlislari savunuyorsak, bile bile karanliklari aydinliga cikarmamaya calisiyorsak, 68 ve 78 kusagina saygisizlik olur diyerek, var olan gercekleri ve dogrulari oldugu gibi savunamiyorsak, boylesi bir yapilanma onlara yapacagi en buyuk saygisizliktir....

Onlar Demokratik Halk Devrimi icin bedel verdiler, fasizmin yasalari tarafindan idam edildiler, toplu katledildiler, iskencelerde hunarca katledildiler......
Onlari anmak... Demokratik Halk Devrimi yolunda Savastir......

1. Kemalist devrim,türk ticaret burjuvazisinin,toprak ağalarının,tefecilerin,az miktardaki sanayi burjuvazisnin, bunların üst kesiminin bir devrimidir.Yani devrimin önderleri,türk komprodör büyük burjuvazisi ve toprek ağaları sınıfıdır.devrimde,milli karakterdeki orta burjuvazi güç olarak değil, yedek güç olarak yer almıştır.
2.Devrimin önderleri,daha anti-emperyalist savaş yıllarında iken itilaf emperyalizmi ile el altından iş birliğine girişmişlerdir;emperyalistler kemalistlere karşı hayırhah bir tutum takılmış,birkemalist iktidara rıza göstermeye başlamıştır.
3.Kemalistler emperyalistlerle barış imzaladıktan sonra bu iş birliği daha da koyulaşarak devam etmiştir.
4.Kemalist hareket,özünde işçilere ve köylülere bir toprak devrimi imkanına karşı gelmiştir.
5.Kemalist hareketin sonucunda,türkiyenin sömürge,yarı- sömürge,yarı feodal yapısı;yarı sömürge ve yarı feodal yapı ile yer değiştirmiştir, yani yarı sömürge ve yarı-feodal iktisadi yapı devam etmiştir.
6.Sosyal alanda, eski milli azınlıklara mensup komprodör büyük burjuvazinin ve eski büroksinin,ulemanın hakim mevkiini,milli karakterdeki orta burjuvazi içinden palazlanan ve emperyalizmle iş birliği içine giren yeni türk burjuvazisi,eski türk komprodor büyük burjuvazisinin bir kesimi ve yeni bürokrasi almıştır.Eski toprak ağalarının,büyük toprak sahiplarinin,tefecilerin,vurguncu tüccarların bir kısmı hakimiyeti devam etmiş,bir kısmının yerini yenileri almıştır.
Kemalistler,bir bütün olarak milli karakterdeki orta sınıfın çıkarlarını temsil etmemekte,yukarıdaki sınıf ve zümrelerin menfaatlerini temsil etmektedir.
7.Politik alanda,hanedanlık çıkarları ile birleştirilmiş olan meşrutiyet idaresinin yerini,yeni hakim sınıfların çıkarlarına en iyi cevap veren idare,burjuva cumhuriyeti almıştır.Bu idare sözde bağımsız,gerçekte siyasi bakımdan emperyalizme yarı-bağımlı bir idaredir.
8.Kemalist diktatörlük,sözde demokratik,gerçekte askeri faşist bir diktatörlüktür.
9.Kemalist türkiye bile,gittilçe daha çok bir yarı-sömürge ve gerici emperyalist dünyanın bir parçası halne gelerek nihayet kendini ingiliz-fransız emperyalizminin kucağına atmak zorunda kalmıştır.
10.Kurtuluş savaşını takip eden yıllarda,devrimin baş düşması kemalist iktidardır. O dönemde komünist hareketin görevi,hakim mevkiini kaybeden eski komprodor burjuvaziye ve toprak ağaları kliğine karşı,kemalistlerle ittifak değil(böyle bir ittifak zaten hiç gerçekleşmemştir)
komprodor burjuvazinin ve toprak ağalarının bir başka kliğni temsil eden kemalist iktidarı devirmek,yerine işçi sınıfı önderliğinde ve işçi-köylü temel ittifakına dayanan demokratik halk diktatörlüğünü kurmaktır.

İbrahim Kaypakkaya

Saygi ve Insani Sevgilerimle

evrensel-insan
13-04-2013, 09:55
Sen, odevirdeki her turlu solcu farksiyonda yer almis genclerin herhangibir fraksiyonunun Ataturkcu ve de milliyetci olmadigini soyliyebilir misin?

Yani boyle bir fraksiyon var mi? boyle bir "Ataturk aleyhi ya da milliyetcilik aleyhi" soylem var mi?

Bu konuda sol kesimin sag kesimden farklilastigi en onemli konular, Biri SSCB ve ABD yanliligi. Digeri solun Ataturk milliyetciligi, sagin ise Ulkuculugu. Yani milliyetciligi ideolojik inancsal bakis farklari.

Bu konudaki farklar;

Ataturk milliyetciligi-sol
Turk milliyetciligi
Turkculuk
Turancilik
Ulkuculuk

Henuz o tarihlerde ulusalcilik ta yok. turk-islam sentezi de 80'lerden sonra.

Kisaca ne din temelli dinsizlik ne de milliyetcilik temelli milliyetci olmamak soz konusu degil. Ayrica halkin sifati da turk halki. Yani baska bir milliyet vurgusu/algisi da yok.

Baskoylu
13-04-2013, 16:22
evrensel-insan
Sen, odevirdeki her turlu solcu farksiyonda yer almis genclerin herhangibir fraksiyonunun Ataturkcu ve de milliyetci olmadigini soyliyebilir misin?

Yani boyle bir fraksiyon var mi? boyle bir "Ataturk aleyhi ya da milliyetcilik aleyhi" soylem var mi?

Bu konuda sol kesimin sag kesimden farklilastigi en onemli konular, Biri SSCB ve ABD yanliligi. Digeri solun Ataturk milliyetciligi, sagin ise Ulkuculugu. Yani milliyetciligi ideolojik inancsal bakis farklari.Saygideger evrensel-insan Dost.

Sizin yasinizi bilmiyorum ama, kendi yasim`i ve O donemde yasadiklarimi biliyorum. 73 `de devrimci mucadele icinde kendimi buldum, Sizin vurgulamak ve soylemek istediginiz franksiyonlar TKP, TKIP,TSIP gibi franksiyonlar olsa gerek. sizin idda ettiginiz ve soylemek istediklerinizi bunlara bagladim.

Bizler O donem bunlara "Sosyal Fasist" derdik bunun farkli bir ortamda tartisabiliriz.
O donemde Soviyetlerin Komunist ve Sosyalist oldugunu savunan ve donemin Sovyet lideri Brejnev`in Afganistan isgalinin aynisini Turkiye icinde yapabilecegini, Digeri ise Soviyetlerin kurtulus olmiyacagini Uc Dunya Teorisini savunarak, Soviyetlerle Cin Arasindaki politikanin izleyici rolunu aliyordu.. Yani bunlarin amaci Turkiye`de devrim yapmak gibi bir derdi yoktu, Duzen tarafindan Bol, Parcala ve Yonet politikasinin takipci ve gorev elemanlariydi.....

Son yazdiginiz cevaba bir onceki mesajimda vermeme regmen, ayni sorulari sordugunuz icin kisa bir aciklama geregi duydum...

Ibrahim Kaypakkaya`nin Kemalizm konusundaki tahlilerini bir onceki cevabimda gonderdim, sanirim gozden kacmistir.........

Saygi ve Insani Sevgilerimle.

evrensel-insan
13-04-2013, 21:09
Saygideger evrensel-insan Dost.

Sizin yasinizi bilmiyorum ama, kendi yasim`i ve O donemde yasadiklarimi biliyorum. 73 `de devrimci mucadele icinde kendimi buldum, Sizin vurgulamak ve soylemek istediginiz franksiyonlar TKP, TKIP,TSIP gibi franksiyonlar olsa gerek. sizin idda ettiginiz ve soylemek istediklerinizi bunlara bagladim.

Bizler O donem bunlara "Sosyal Fasist" derdik bunun farkli bir ortamda tartisabiliriz.
O donemde Soviyetlerin Komunist ve Sosyalist oldugunu savunan ve donemin Sovyet lideri Brejnev`in Afganistan isgalinin aynisini Turkiye icinde yapabilecegini, Digeri ise Soviyetlerin kurtulus olmiyacagini Uc Dunya Teorisini savunarak, Soviyetlerle Cin Arasindaki politikanin izleyici rolunu aliyordu.. Yani bunlarin amaci Turkiye`de devrim yapmak gibi bir derdi yoktu, Duzen tarafindan Bol, Parcala ve Yonet politikasinin takipci ve gorev elemanlariydi.....

Son yazdiginiz cevaba bir onceki mesajimda vermeme regmen, ayni sorulari sordugunuz icin kisa bir aciklama geregi duydum...

Ibrahim Kaypakkaya`nin Kemalizm konusundaki tahlilerini bir onceki cevabimda gonderdim, sanirim gozden kacmistir.........

Saygi ve Insani Sevgilerimle.

Yazdiklarin sorumun cevabi degil. Ayrica yasim musait. O tarihlerde "sosyal fasist", benim bildigim maoculara denirdi.

Ayrica saydigin adlar da ayni grupta degildi.

Sorumu bir daha soruyorum.

"Ataturk milliyetciligi" ne o devirde sagin disinda karsi cikan sol fraksiyon var miydi?

Ayrica senin mesajindaki I.Kaypakkaya'nin bahsettigi "kemalistler" kimlerdir?

Bahsedilen "anti-emperyalist" savas yillari hangi donemdir?

I.Kaypakkaya'nin milliyetciligini kabul ediyor musun?

Baskoylu
14-04-2013, 08:13
Yazdiklarin sorumun cevabi degil. Ayrica yasim musait. O tarihlerde "sosyal fasist", benim bildigim maoculara denirdi.

Onu soyliyen O donem Rus Sosyal Emperyalizmin takipcisi olan TKP idi, Aksine Halk saflarinda THKP-C, THKO ve TIKKO bunlardan ayrilan orgutler TKP ye Sosyal Fasist diyorlardi.
buna karsilik ise Donemin TKP si ise TIKKO yani Ibrahim Kaypakkaya`nin kurdugu TIKKO (Turkiye Isci Koylu Kortulus Ordusu) Yani TKP-ML TIKKO orgutune soyliyordu, tabi buda cok gulunctu, Cunku duzenin partisi konumunda olan boylesi reviziyonist partinin yapacagi baska bir sey yoktu, Marksizm ve Leninizmle ilgisi olmiyan, Yoldaslari Brejnev`in takipciligini yapan, Ayni zamanda Kemalizmin yapilanmasini tamami ile destekliyen, Askeri Fasist Cunta Yanlisi olan boylesi bir TKP nin gelisen devrimci mucadeleyi engelleme cabasindan baska bir isi olmadigini, ve boylesi duzen partisinden daha farkli bir beklentinin olmasi hayalcilik olurdu diye dusunuyorum.

Ayrica saydigin adlar da ayni grupta degildi.

Daha onceki yazimda, saydigim adlar (TKP, TKIP,TSIP) ayni siyasi cizgileri olmasada, hizmet ettikleri yer, karsi devrimci saflardaydi.....


"Ataturk milliyetciligi" ne o devirde sagin disinda karsi cikan sol fraksiyon var miydi?

TKP-ML TIKKO vardi ve O varlilgini hala surdurmektedir....

Ayrica senin mesajindaki I.Kaypakkaya'nin bahsettigi "kemalistler" kimlerdir?

Fasist Duzenin fasist Yasalarini savunan sozum ona sol maskesi takarak kendisini ilerici ve aydin gosteren duzen partileriydi.

Bahsedilen "anti-emperyalist" savas yillari hangi donemdir?

Kurtulus Savasi yillaridir, Yani 1920 de Dusmanin Ulkeden kovulmasina kadar olan donemdir....

I.Kaypakkaya'nin milliyetciligini kabul ediyor musun?

Ibrahim Kaypakkaya`nin milliyetciligimi!!!!!! Ornek gosterebilirmisiniz? Ibrahim Kaypakkaya Turkiye Devrimci Harketi Icinde Komunist Bir Onderdir. Fasizmin Zindanlarinda SER VERIP, SIR VERMIYEN Ilk Komunist Onderdir......
Kamalizmi yerle bir eden, Kemalizmin Fasist Diktatorluk oldugunu, ve Kemalizmin sahip olmus oldugu gercek kimligi ortaya cikaran, Kemalizmi dogru tahlil eden kisidir.

Saygi ve Insani Sevgilerimle

Brian
14-04-2013, 19:21
turk-islam sentezi de 80'lerden sonra.

Türk islam sentezi çok daha öncelere dayanır.

Diyanetin kurulmasından itibaren başlatabilirsin.

Yine 80'lerden önce ABD tarafından planlanan Gladio stratejisinin Türkiye unsurunda Türk-İslam sentezi vardı. ABD bu çerçevede ülkücülere büyük destek verdi.

Ama bunun kökleri esas itibariyle Kemalizm ideolojinin özünde aranmalıdır. Kemalizm burjuva ideoloji olduğu için bu tür yapıları normal, olağan karşıladı, gelişmesine izin verdi. Örneğin bu doğrultuda Köy Ensititülerini kapatarak halkın ve köylünün politik aydınlamasına karşı çıktı ve gericilikten yana oldu.

evrensel-insan
14-04-2013, 21:19
Onu soyliyen O donem Rus Sosyal Emperyalizmin takipcisi olan TKP idi, Aksine Halk saflarinda THKP-C, THKO ve TIKKO bunlardan ayrilan orgutler TKP ye Sosyal Fasist diyorlardi.
buna karsilik ise Donemin TKP si ise TIKKO yani Ibrahim Kaypakkaya`nin kurdugu TIKKO (Turkiye Isci Koylu Kortulus Ordusu) Yani TKP-ML TIKKO orgutune soyliyordu, tabi buda cok gulunctu, Cunku duzenin partisi konumunda olan boylesi reviziyonist partinin yapacagi baska bir sey yoktu, Marksizm ve Leninizmle ilgisi olmiyan, Yoldaslari Brejnev`in takipciligini yapan, Ayni zamanda Kemalizmin yapilanmasini tamami ile destekliyen, Askeri Fasist Cunta Yanlisi olan boylesi bir TKP nin gelisen devrimci mucadeleyi engelleme cabasindan baska bir isi olmadigini, ve boylesi duzen partisinden daha farkli bir beklentinin olmasi hayalcilik olurdu diye dusunuyorum.



Daha onceki yazimda, saydigim adlar (TKP, TKIP,TSIP) ayni siyasi cizgileri olmasada, hizmet ettikleri yer, karsi devrimci saflardaydi.....




TKP-ML TIKKO vardi ve O varlilgini hala surdurmektedir....



Fasist Duzenin fasist Yasalarini savunan sozum ona sol maskesi takarak kendisini ilerici ve aydin gosteren duzen partileriydi.



Kurtulus Savasi yillaridir, Yani 1920 de Dusmanin Ulkeden kovulmasina kadar olan donemdir....



Ibrahim Kaypakkaya`nin milliyetciligimi!!!!!! Ornek gosterebilirmisiniz? Ibrahim Kaypakkaya Turkiye Devrimci Harketi Icinde Komunist Bir Onderdir. Fasizmin Zindanlarinda SER VERIP, SIR VERMIYEN Ilk Komunist Onderdir......
Kamalizmi yerle bir eden, Kemalizmin Fasist Diktatorluk oldugunu, ve Kemalizmin sahip olmus oldugu gercek kimligi ortaya cikaran, Kemalizmi dogru tahlil eden kisidir.

Saygi ve Insani Sevgilerimle

Anlasildi. Kimin ne oldugu hangi fraksiyondan ve politik inanctan bakildigina baglidir. Benim boyle bir bakis acim olmadigi icin, bu konuda tartismanin bir anlami yok.

Yalniz onemli olan 1980 oncesi Ataturrkcu olmayan hic bir fraksiyon yoktu.

Iste burada kimin Ataturk'un hangi donemini savundugu soz konusu idi. Ayrica milliyetcilik de sorgulanmaya baslamamisti.

Kisaca kimse cumhuriyetin karsisinda degildi.

evrensel-insan
14-04-2013, 21:22
Türk islam sentezi çok daha öncelere dayanır.

Diyanetin kurulmasından itibaren başlatabilirsin.

Yine 80'lerden önce ABD tarafından planlanan Gladio stratejisinin Türkiye unsurunda Türk-İslam sentezi vardı. ABD bu çerçevede ülkücülere büyük destek verdi.

Ama bunun kökleri esas itibariyle Kemalizm ideolojinin özünde aranmalıdır. Kemalizm burjuva ideoloji olduğu için bu tür yapıları normal, olağan karşıladı, gelişmesine izin verdi. Örneğin bu doğrultuda Köy Ensititülerini kapatarak halkın ve köylünün politik aydınlamasına karşı çıktı ve gericilikten yana oldu.

Türk-İslam sentezi, 1980'lerde Türkiye'de ortaya çıkan sağ kanat ideoloji.

Kaynakça [değiştir]
1.^ Dursun, Çiler, Türk-İslam sentezi ideolojisinin failini tanımak, 28 Mayıs 2006, Radikal gazetesi web sitesi
2.^ "(...)ümmetçilik, sentezde "Allahın iradesine teslimiyetten ibaret bir insan topluluğunun peşinden koşulmasıdır". Milliyetçilik ise insanın kendi milletini bilmesiyle ilgili bir "idrak" olarak tarif ediliyor. Böyle ortaya konulduğunda sentezde, millet idraki ile (...) ümmet idraki arasında herhangi bir uyuşmazlık ya da gerilim mevcut değildir." Dursun, Çiler, Türk-İslam sentezi ideolojisinin failini tanımak, 28 Mayıs 2006,Radikal gazetesi web sitesi
3.^ "Türk milleti, "kafirlere karşı Allah yolunda cihad etmek" bakımından çeşitli İslam milletleri arasında "en fazla rahmaniyete mazhar olmuş" millet olarak ayrıcalıklandırılıyor" Dursun, Çiler, Türk-İslam sentezi ideolojisinin failini tanımak, 28 Mayıs 2006, Radikal gazetesi web sitesi

Burada islami sadece sunni olarak algilamak, turklugu de turk milliyetciligi olarak algilamak, tutarli olur.

Ayrica Osmanli dahil, TC tum tarihinde iki etik yonlendirim ve yaptirim her zaman revastaydi; biri milliyetcilik digeri sunnilik. Hangisinin one ciktigi ise kimin iktidar olduguna bagli.

Genelde sunnilik sag oldugu halde, milliyetcilik ve cesitleri hem sol hem de sag olabiliyordu. Sag genelde ulkuculerdi.

Brian
14-04-2013, 22:05
Türk-İslam sentezi, 1980'lerde Türkiye'de ortaya çıkan sağ kanat ideoloji.

Kaynakça [değiştir]
1.^ Dursun, Çiler, Türk-İslam sentezi ideolojisinin failini tanımak, 28 Mayıs 2006, Radikal gazetesi web sitesi
2.^ "(...)ümmetçilik, sentezde "Allahın iradesine teslimiyetten ibaret bir insan topluluğunun peşinden koşulmasıdır". Milliyetçilik ise insanın kendi milletini bilmesiyle ilgili bir "idrak" olarak tarif ediliyor. Böyle ortaya konulduğunda sentezde, millet idraki ile (...) ümmet idraki arasında herhangi bir uyuşmazlık ya da gerilim mevcut değildir." Dursun, Çiler, Türk-İslam sentezi ideolojisinin failini tanımak, 28 Mayıs 2006,Radikal gazetesi web sitesi
3.^ "Türk milleti, "kafirlere karşı Allah yolunda cihad etmek" bakımından çeşitli İslam milletleri arasında "en fazla rahmaniyete mazhar olmuş" millet olarak ayrıcalıklandırılıyor" Dursun, Çiler, Türk-İslam sentezi ideolojisinin failini tanımak, 28 Mayıs 2006, Radikal gazetesi web sitesi



Türk İslam sentezi, düşüncesi daha önce var olan bir sentez. Çünkü uygulaması var, yaşananlar var. Bunlar ortada. O yüzden yukarıda kaynağa çok katıldığım söylenemez.


Türk faşizminin ideolojik kökü Türkçü-Turancı düşüncede ve Alman Nazizminde aranmalıdır. Sonradan (60’lı yıllardan itibaren), dönemin konjonktürüne uygun biçimde ve kitleselleşme gayesiyle bağıntılı olarak İslami motifler de işin içine katılmış ve bir Türk-İslam sentezi yaratılmaya çalışılmıştır

50’li yıllar dünya arenasında “Soğuk Savaş” döneminin başladığı ve emperyalist kampta yer alan (NATO üyesi) tüm ülkelerde sonradan Gladio, SüperNATO, Özel Harp Dairesi vb. adlarla ortaya çıkarılacak olan kontr-gerilla/iç savaş aygıtlarının devlet içinde örgütlendiği ve faşist hareketlerle işbirliğine girdiği yıllardır.


http://www.marksist.net/kerem_dagli/ulkucu_fasist_hareketin_tarihi.htm

Türk İslam Sentezi,1960’lardan itibaren güçlenmeye başlayan sol harekete karşı, İslamcılığı ve milliyetçiliği bir araya getirerek, tek blok olarak ortaya çıkarma kaygısının sonucu olarak gündeme getirilen bir kuram olmuştur.

Kuramın fikri beşiği olan Aydınlar Ocağı, 12 Eylül sonrasında en öne çıkan fikir odaklardan birisi olmuştur. Aydınlar Ocağı’nın 1979 yılında düzenlediği “Türkiye’nin Sosyo-kültürel ve Ekonomik Meseleleri” başlıklı seminerde ortaya konulan ekonomik, sosyal ve kültürel çerçeve bütün olarak 12 Eylül Darbecilerinin rehberi olmuştur.


http://www.odp.org.tr/resimler/ekler/ff39bbbf981ac01_ek.pdf

evrensel-insan
14-04-2013, 22:41
Türk İslam sentezi, düşüncesi daha önce var olan bir sentez. Çünkü uygulaması var, yaşananlar var. Bunlar ortada. O yüzden yukarıda kaynağa çok katıldığım söylenemez.

http://www.marksist.net/kerem_dagli/ulkucu_fasist_hareketin_tarihi.htm

http://www.odp.org.tr/resimler/ekler/ff39bbbf981ac01_ek.pdf

Dedigim gibi turkluk ve sunnilik Taa Osmanlidan beri gelmekte. Osmanlida dini yon TC de mili yon onecikti. Yalniz DP tarih sahnesine zaten sagdan cikti ve milliyetciligin yaninda sunnilik te devreye girdi.

Mesela sen bana en eski bildigin sunni/turk sentezi bir fraksiyon olarak kimi ornek verebilirsin?

Turkiyedeki hareketlenme FKF ile toplumsallasmistir. Bundan once var miydi bir fraksiyon?

Ya da 60'larda bahsettigin fraksiyonun adi ne idi?

Yani hem dini hem de milliyetciligi bir araya getiren fraksiyon olarak.

Brian
14-04-2013, 22:49
Dedigim gibi turkluk ve sunnilik Taa Osmanlidan beri gelmekte. Osmanlida dini yon TC de mili yon onecikti. Yalniz DP tarih sahnesine zaten sagdan cikti ve milliyetciligin yaninda sunnilik te devreye girdi.

Mesela sen bana en eski bildigin sunni/turk sentezi bir fraksiyon olarak kimi ornek verebilirsin?

Turkiyedeki hareketlenme FKF ile toplumsallasmistir. Bundan once var miydi bir fraksiyon?

Ya da 60'larda bahsettigin fraksiyonun adi ne idi?

Yani hem dini hem de milliyetciligi bir araya getiren fraksiyon olarak.

Yukarıda verdiğim kaynaklarda bu yazıyor:

1969’daki kongrede şekillenen MHP, faşist hareketin ideolojik düzleminde de bir değişimi ifade ediyordu. Hareketin “tarihi” önderi Nihal Atsız’ın temsil ettiği ırkçı-Turancı çizgide rötuşlar yapılarak Türk-İslam sentezinden oluşan bir milliyetçiliğe geçiliyordu. İşin aslı hareketin kitleselleşebilmesi açısından bu zorunluydu, çünkü salt ırkçılığa dayanan bir Türklük kimliğinin toplumda rağbet görmesi mümkün değildi. Türkeş önderliğindeki MHP, faşizmin klasik taktiğini kullanarak son derece oportünist bir yaklaşımla, taşradaki kitlelerin muhafazakâr ve dini duygularına seslenerek onlara ulaşmak ve sola karşı bir tepki uyandırarak faşist hareketin kitle tabanını yaratmak amacını güdüyordu. MHP bunu Sünni İslam temelinde gerçekleştirerek Türklük kimliğine Sünnilik-İslamlık sıfatını da ekliyor ve bu ikisini aynı faşist potada eriterek Türk-İslam kimliğinin dışına düşen tüm halkları ve etnik grupları ırkçı bir yaklaşımla dışlıyordu. O yıllarda bu çizgi ifadesini, “Tanrı dağı kadar Türk, Hira dağı kadar Müslüman” sloganında bulmuştu.

http://www.marksist.net/kerem_dagli/ulkucu_fasist_hareketin_tarihi.htm

Ülkücüler sunni/turk sentezi dayalı bir ideolojik yapılanma içinde idi.(1969'dan sonra bu iyice belirginleşiyor.) Tabii sadece bu ülkücülerle sınırlı ondan emin değilim.

Osmanlı'ya gelince evet Osmanlı'da da bu bir ölçüde vardı ama Osmanlı birçok milleti kapsadığı için milliyetçilikten ziyade ümmetçiliği, Osmanlıcığı vb. daha çok ön plana çıkarma gayretinde idi. Osmanlı'nın çözülmesi ile birlikte milliyetçi unsurlar biraz daha değer kazandı.

evrensel-insan
14-04-2013, 22:59
Yukarıda verdiğim kaynaklarda bu yazıyor: ülkücüler sunni/turk sentezi dayalı bir ideolojik yapılanma içinde idi. Tabii sadece bu ülkücülerle sınırlı mı ondan emin değilim.

Osmanlı'ya gelince evet Osmanlı'da da bu bir ölçüde vardı ama Osmanlı birçok milleti kapsadığı için milliyetçilikten ziyade ümmetçiliği, Osmanlıcığı vb. daha çok ön plana çıkarma gayretinde idi. Osmanlı'nın çözülmesi ile birlikte milliyetçi unsurlar biraz daha değer kazandı.

Tamam iste. Ulkucu tarihini A.Turkes ile baslatirsak; 1960'larakadar inebiliriz. Demekki ulkuculugu sunni/turk sentezi olarak kabul etmeyenlerde var. Sonucta 9 isik, ulkuculugu panturkizme daha yakin. Yakin cografya disi turkculuk. Ya da turkculuk ile turk milliyetciligi farki.

Brian
14-04-2013, 23:03
Tamam iste. Ulkucu tarihini A.Turkes ile baslatirsak; 1960'larakadar inebiliriz. Demekki ulkuculugu sunni/turk sentezi olarak kabul etmeyenlerde var. Sonucta 9 isik, ulkuculugu panturkizme daha yakin. Yakin cografya disi turkculuk. Ya da turkculuk ile turk milliyetciligi farki.

Ülkücülüğün özellikle 1969'dan sonra nasıl bir konum içinde olduğunu düşünüyorsunuz? Neyi savunuyordu sence Pantürkizmi ve milliyetçiliği mi sadece?

Tespitleriniz yaşananlar ve gözlemlerle uyuşuyor mu?

Ülkücülük yukarıda da belirttiğim gibi giderek islamcılığa doğru kaydı. Ve sonunda Türk islam sentezi doğrultusunda bir ideoloji oldu. Bu da 80'den önce gerçekleşti.

evrensel-insan
14-04-2013, 23:09
Ülkücülüğün özellikle 1969'dan sonra nasıl bir konum içinde olduğunu düşünüyorsunuz? Neyi savunuyordu sence Pantürkizmi ve milliyetçiliği mi sadece?

Tespitleriniz yaşananlar ve gözlemlerle uyuşuyor mu?

Turkiye tarihi CHP den ayrilan DP ile yeni bir boyut kazandi. Zaten "Amerika hayranligi" da boyle basladi.

1960 darbesini Ataturkcu ve sol yani CHP olarak degerlendirirsek; ondan sonra gelisen FKF hareketi, bir yerde SSCB olarak bu amerikanci sag kanada karsi ortaya cikti.

Iste bu amerikanci sag kanatin yani Turkes'in 9 isiginin temeli bildigim kadari ile Turkiye cografyasi ile sinirli degil ve islam da sunnilik olarak pek bahsedilen bir konumda degil.

Yani sagin temeli amerikanci ulkuculuk ve radikal turk milliyetciligi.

Sol ise Atatuirk milliyetciligi ve SSCB yanlisi ve de gerilla konumlu.

80 sonrasi ise Kurculuk one cikiyor. Zaten bu cikis sagi eritiyor ve sunnilige yanastiriyor. Solda da fraksiyon bolunmeleri oluyor.

Ondan sonra ise ilerici, devrimci, aydin v.s. hak getire! Milliyertciligin turkculugu geriliyor, kurtculuk yukseliyor. Din olarak ta hem evengalizm hem de erbakan kanadi gucleniyor ve ikisinin butununden de AKP ortaya cikiyor ve tum sagi ele geciriyor.

Turkculugu geri cekip kurtculugu one cikariyor. Askeri de karsisina aliyor.

Boylece parti devletini kuruyor ve sivil diktatorlugunu teokratik otokrasi yolunda ilerletiyor.

Sol cok acisdir, 1990 sonrasi hem SSCB hem ataturk milliyetciligi olarak eriyor.

Su anda da ortaya cikan radikal sunnilik yani hizbullah ve kurtculuk temelli BDP genclik kutuplasmasi.

Sonucta kurdculuk sadece sunnilik ile de cozulmez. Alevilik tabanida var. Gerciu Apo'nun sunni soylem politikasi su an revasta.

Kisaca milliyetcilik iki kanatran kurd ve turk kanadi, islam da arap islami ve seriat olmak uzere hizbullah kanadindan gelisiyor. Eger MHP devreye girerse, nerede yer alacagi pek belli degil.

evrensel-insan
14-04-2013, 23:36
Gunumuzu soyle ortaya koyabiliriz.

Ulusalcilik/Ataturk milliyertciligi-TGB
Radikal ve Arap islami-Hizbullah
Apo ve BDP hareketi-kurdculuk
Evengalizm/cemaat-F.Gulen/A.Gul
Polis devleti-AKP

Burada CHP'yi ve de MHP'yi nereye koyacagimi pek bilemiyorum.

Cunku CHP oldukca karisik. Soros ve ulusalcilar var.
MHP ise su an "erimis" durumda.

manve
15-04-2013, 01:14
TC donemlerine soyle bir bakalim.

Ataturk donemi-1923-1938

Ara donem-1938-1950

Ataturk karsitligi donem-1950-1960

Ataturk donemini geri getirme-1960-1970

Ara donem-1971-1980

Ataturk karsitligi donem-1980-2010

Ataurk donemini geri getirme cabasi-2010
Burada direk Atatürkçülükle ilgili eğilimlerdense 3 adet Amerikancı iktidarı görmekteyiz.
1-Menderes dönemi(1950-1960)
2-Özal dönemi(1983-1989)
3-AKP dönemi(2003-2013)
Menderes ve Özal Atatürkçülükten ziyade Soğuk savaş ve Amerikan politikalarıyla ilgililer.Menderes Amerikayla arasını açınca ve Sovyetlere yaklaşınca askeri darbeyle devrildi.Gelişide gidişide direk soğuk savaşla ilgili.
1980 darbeside Türkiyeyi batı ekonomisiyle bütünleştirmeye yöneliktir ve Amerikancı bir darbedir.
12 Eylül Darbesi (http://tr.wikipedia.org/wiki/12_Eyl%C3%BCl_Darbesi) sırasında dönemin ABD (http://tr.wikipedia.org/wiki/Amerika_Birle%C5%9Fik_Devletleri) Merkezi Haberalma Ajansı CIA (http://tr.wikipedia.org/wiki/CIA) Türkiye Masası İstasyon Şefi Paul Henze (http://tr.wikipedia.org/wiki/Paul_Henze)'in askeri darbe için;''bizim çocuklar başarmış'' demesi her şeyi özetliyor zaten.
Özal da bu süreci tamamlayıp ekonomik yapıyı ve politikaları Amerikanvari bir çizgiye getirdi.
Soğuk savaş bitince ve İslam dünyasında Amerikan karşıtlığı baş gösterince bu seferde Amerikan karşıtı olmayan ılımlı İslam piyasaya sürüldü.Buda AKP iktidarı oluyor.
Öncekilerden farkı soğuk savaş projelerine değil Büyük Ortadoğu projesine hizmet etmek için getirilmiş olmasıdır.

evrensel-insan
15-04-2013, 01:30
Burada direk Atatürkçülükle ilgili eğilimlerdense 3 adet Amerikancı iktidarı görmekteyiz.
1-Menderes dönemi(1950-1960)
2-Özal dönemi(1983-1989)
3-AKP dönemi(2003-2013)
Menderes ve Özal Atatürkçülükten ziyade Soğuk savaş ve Amerikan politikalarıyla ilgililer.Menderes Amerikayla arasını açınca ve Sovyetlere yaklaşınca askeri darbeyle devrildi.Gelişide gidişide direk soğuk savaşla ilgili.
1980 darbeside Türkiyeyi batı ekonomisiyle bütünleştirmeye yöneliktir ve Amerikancı bir darbedir.
12 Eylül Darbesi (http://tr.wikipedia.org/wiki/12_Eyl%C3%BCl_Darbesi) sırasında dönemin ABD (http://tr.wikipedia.org/wiki/Amerika_Birle%C5%9Fik_Devletleri) Merkezi Haberalma Ajansı CIA (http://tr.wikipedia.org/wiki/CIA) Türkiye Masası İstasyon Şefi Paul Henze (http://tr.wikipedia.org/wiki/Paul_Henze)'in askeri darbe için;''bizim çocuklar başarmış'' demesi her şeyi özetliyor zaten.
Özal da bu süreci tamamlayıp ekonomik yapıyı ve politikaları Amerikanvari bir çizgiye getirdi.
Soğuk savaş bitince ve İslam dünyasında Amerikan karşıtlığı baş gösterince bu seferde Amerikan karşıtı olmayan ılımlı İslam piyasaya sürüldü.Buda AKP iktidarı oluyor.
Öncekilerden farkı soğuk savaş projelerine değil Büyük Ortadoğu projesine hizmet etmek için getirilmiş olmasıdır.

Menderes ile ozal arasindaki fark; emperyalizmin cikar farkiydi. Yani menderes din agirlikli, ozal kurdculuk agirlikliydi. Ayrica ozal ile birlikte gulen ve ocalan doneminin baslangici da soz konusu.

AKP menderes ile ozal'i birlestirdi. Aksi zaten sagi ele geciremezdi. Kurdculukte de oy cikaramazdi.

Dunyaya teror ve terorizmi ilk defa SSCB'ne karsi dunyaya tanistiran emperyalist zihniyet; turkiye cografyasinin ozelinde de PKK'yi tarih sahnesine cikardi.

PKK icerde, ozal ve gulen'den destek alamazsa zaten yasayamazdi.

Brian
15-04-2013, 01:58
TC donemlerine soyle bir bakalim.

Ataturk donemi-1923-1938

Ara donem-1938-1950





Tarihi dönemlere ayırabiliriz ama şu var tarihi olayları birbirinden son derece kopuk, alakasız bir şekilde değerlendirmemek gerekir. O yüzden olayları dönem dönem ayırırken bağlantıları, gelişmeleri ve neden öyle olduklarını da yazmak da fayda var.

Şimdi 1938-1950 dönemi diyoruz. Bu dönemde iktidarda olanlar Atatürk miliyetçisi değiller miydi? Bu dönemde olaylar nasıl ortaya çıktı, bunun bir öncesi, gelişimi yok muydu? Bu dönemde iktidara gelenler başka bir ülkeden mi geldiler, yoksa zaten iktidarda değiller miydiler?

Eğer 1938-1950 yılında şu veya bu şekilde iktidarda olanlar daha önce Atatürk milliyetçisi idiler ama nasılsa birden Atatürk milliyetçisi olmaktan vaz mı geçtiler? Yoksa buradan Atatürk milliyetçiliğinin rüzgara göre yön değiştirdi mi kabul edeceğiz? Veya bunların aslında Atatürk milliyetçisi olamadıklarını sadece Mustafa Kemal'in Atatürk milliyetçisi olduğunu mu düşüneceğiz?

evrensel-insan
15-04-2013, 02:10
Tarihi dönemlere ayırabiliriz ama şu var tarihi olayları birbirinden son derece kopuk, alakasız bir şekilde değerlendirmemek gerekir.
Tabiki yalniz farklari algilamak adina bu onemlidir. Sonucta mikroayrimcilikta biri otekini tetikler.

O yüzden olayları dönem dönem ayırırken bağlantıları, gelişmeleri ve neden öyle olduklarını da yazmak da fayda var.

Şimdi 1938-1950 dönemi diyoruz. Bu dönemde iktidarda olanlar Atatürk miliyetçisi değiller miydi?

Bence burada inonu'nun Ataturk ile farklilasmasi soz konusu. Yani inonu ikinci dunya savasina kadar, 1938-1946 arasi neden cok partili sisteme gecmistir. Burada emperyalizmin yaptirimi nedir? Ayrica inonu, Ataturk milliyetciligini nasil algilamisti. Sonucta uygulanan turklestirmedir.

Bu dönemde olaylar nasıl ortaya çıktı, bunun bir öncesi, gelişimi yok muydu? Bu dönemde iktidara gelenler başka bir ülkeden mi geldiler, yoksa zaten iktidarda değiller miydiler?

DP CHP'nin bunyesinden sag egilim olarak cikti. Amerikancilik ve din one cikti.

Eğer 1938-1950 yılında şu veya bu şekilde iktidarda olanlar daha önce Atatürk milliyetçisi idiler ama nasılsa birden Atatürk milliyetçisi olmaktan vaz mı geçtiler? Yoksa buradan Atatürk milliyetçiliğinin rüzgara göre yön değiştirdi mi kabul edeceğiz? Veya bunların aslında Atatürk milliyetçisi olamadıklarını o zaman için sadece Mustafa Kemal'in Atatürk milliyetçisi olduğunu mu düşüneceğiz?

Burada Inonu'nun Ataturk'ten politik bakis farkini, emperyalizme yanasimini, cok partili sisteme gecisi, amerikan hayranligi, ve de dinin ilk defa TC de boy gosterisi farklari vardir. Milliyetcilik ise o siralar rum/yunan uzerine idi. Yani dis milliyetcilik.

Iste o yuzden Ataturk milliyetciliginin, turk milliyetciliginin CHP'nin kurucusu Ataturk'un ve sonra inonunun ve 6 ok algisinin Ataturk ve inonu farkinin iyi algilanmasi gerekiyor.

Cunku bence TURKLESTIRME POLITIKASI ATATURK MILLIYETCILIGINDEN TURK MILLIYETCILIGINE DONUSMUSTUR.

Brian
15-04-2013, 02:19
Tabiki yalniz farklari algilamak adina bu onemlidir. Sonucta mikroayrimcilikta biri otekini tetikler.

Aklıma kaos teorisi geldi.

Yani bir sistemde veya ideolojide çok ufak bir değişim o ideolojiyi, sistemi baştan sona yeni baştan şekillendirebiliyorsa, mikrodan çok büyük makro değişimlere birden bire geçiyorsak ve üstüne üstelik kişilere göre birden bire olağanüstü şekilde değişebilen bir şeyden söz ediyorsak ortada çok fazla güvenilecek bir şey kalmayabilir. Kişiye göre değişen durum söz konusu.

Bence burada inonu'nun Ataturk ile farklilasmasi soz konusu. Yani inonu ikinci dunya savasina kadar, 1938-1946 arasi neden cok partili sisteme gecmistir. Burada emperyalizmin yaptirimi nedir? Ayrica inonu, Ataturk milliyetciligini nasil algilamisti. Sonucta uygulanan turklestirmedir.

Bir ideoloji sadece bir kaç kişiye bağlarsanız böyle olabilir tabii. Yani başa gelen ne anlarsa artık.

evrensel-insan
15-04-2013, 02:32
Aklıma kaos teorisi geldi.

Yani bir sistemde veya ideolojide çok ufak bir değişim o ideolojiyi, sistemi baştan sona yeni baştan şekillendirebiliyorsa, mikrodan çok büyük makro değişimlere birden bire geçiyorsak ve üstüne üstelik kişilere göre birden bire olağanüstü şekilde değişebilen bir şeyden söz ediyorsak ortada çok fazla güvenilecek bir şey kalmayabilir. Kişiye göre değişen durum söz konusu.



Bir ideoloji sadece bir kaç kişiye bağlarsanız böyle olabilir tabii. Yani başa gelen ne anlarsa artık.

Aslinda cagdas ve cok onemli bir konuya deginmissin. Emperyalist zihniyetin iki yuzu de iste budur.

Butun bu etik ve ideolojik inancsal yonlendirim ve yaptirimlarin nasil ulkeve toplumu kimlik degeri olarak teslim aldiginin bilisselligindedir ve bunu sadece kendi cikari icin kullanir. Kendi ulke ve toplumu bunyesinde bu sorunu cozer politik ve ekonomik cikar elde edecegi dis ulke ve toplumlarinda da korukler.

Iste buradaki mikroayrimcilik, emperyalizmin makro cikaridir.

Antiayrimcilik ise tam tersidir. Yani bunlarin bilisselliginde hem cozer hem birlestirir.

Iste birlestirmeyi farklarin farki bilisselliginde basaran ulke ve toplumlar, artik bu temelde emperyalizmin usagi degildir. Tabi ekonomik olarak cikmaza girmemis ya da kaynaklarini kullanamaz hale gelmemisse.

Evet uyanis kisiye yani birey bilinc ve farkindaligina yoneliktir. Iste o yuzden millet devletler cagdisidir. Yani vatandasi devleti icin var olan milletler. Olmasi gereken bireyi icin var olan devlettir.

Bizim ana sorunumuz BIREY YETISTIRILMEMESI, EGITILMEMESI OGRETILMEMESIDIR.

Cografyamizin tarihine bu 19. yuzyil gelisimi henuz ugramamistir. O yuzden de toplumsal kutuplasma ve biz/oteki distalama ve otekilestirmesi ve kaosu soz konusudur.

Cunku ancak birey bilinci etik farklari tanir ve saygi ile karsilar ve hak ve ozgurluk olarak algilar.

evrensel-insan
15-04-2013, 02:40
Bir ideoloji sadece bir kaç kişiye bağlarsanız böyle olabilir tabii. Yani başa gelen ne anlarsa artık.

Maalesef ulke ve toplumumuz tek adam sistemi uzerinedir ve tum etik veriler birer bilincsiz dolgudur ve ajitasyon aracidir.

O yuzden disarida yasayanlarimiz kolayca bulunduklari ulkeye adapte olurlar ve asimilasyon gecirirler. Cunku etik degerlerin karsi cikmayan olmayinca bir anlami olmadigini algilarlar ve hemen bir sonraki nesil, cok farkli bir nesil olur.

Bir sorunda belirli bir ivmenin ve gidisin saglanmamasidir. Cunku her gelen iktidar devleti kendi politik farki ile yasatir bu da algi ve bilgi de nesil farki dogurur. Yani istikrar, sivillesme, normallesme v.s. mukun degildir.

Her turlu ideolojik inancsal savunu ve savasim, donemsel ve maymun istahlidir. Koku de bilgisi de yoktur, kulaktan dolma ve iletim iledir.

Kisaca kimse neden o etigi savundugunun bilinc ve farkinda degildir. Sadece ona verilmistir o da ya savunur, ya da karsi cikar. Temel yoktur.

Baskoylu
15-04-2013, 08:25
Anlasildi. Kimin ne oldugu hangi fraksiyondan ve politik inanctan bakildigina baglidir. Benim boyle bir bakis acim olmadigi icin, bu konuda tartismanin bir anlami yok.


Anlasilan nedir?????
Oldukca ilginc!!!!!!!!!!!!!!!!! Sadece farkliliklarimizi paylasmaya ve tartismaya calisiyoruz.......

Yalniz onemli olan 1980 oncesi Ataturrkcu olmayan hic bir fraksiyon yoktu.Bu konuda yaniliyorsunuz, Vardi; TKP-ML TIKKO, TKP-ML Hareketi. su anda hatirlamadigim bir kac siyasi orgut daha vardi....

Iste burada kimin Ataturk'un hangi donemini savundugu soz konusu idi. Ayrica milliyetcilik de sorgulanmaya baslamamisti.Ibrahim Kaypakkaya`nin Secme Yazilarinda Kemalizm tahlili uzerine
Kisaca gonderdigim yazinin devamini okumanizda yarar goruyorum....

Kemalizm demek, fanatik bir anti-komünizm demektir. Kemalistler, M.
Suphi ve 14 yoldaşını, kahpece ve hunharca boğazlamışlardır. TKP’yi, M.
Suphi yoldaşın ölümünden sonra bu isme layık bir parti olmadığı halde,
amansız bir şekilde ve her fırsatta ezmiş, bugün Amerikancı faşist
sıkıyönetim mahkemelerinin yaptığını, Kemalist iktidar defalarca yapmıştır;
her iki yılda bir, çoğu zaman her yıl en az bir kere, genel tutuklamalar
düzenleyerek yüzlerce insanı polis işkencesinden geçirmiş, karakollarda ve
zindanlarda çürütmüştür. Sovyetler Birliği’ne, menfaat sağlamayı
hesapladığı müddetçe dalkavukluk etmiş, diğer zamanlarda sinsi ve azgın
bir düşmanlık beslemiştir.

Kemalizm demek, işçi ve köylü yığınlarının, şehir küçük burjuvazisinin
ve küçük memurların sınıf mücadelesinin kanla ve zorbalıkla bastırılması
demektir. Kemalizm, işçiler için süngü ve ateş, cop ve dipçik, mahkeme ve
zindan, grev ve sendika yasağı demektir; köylüler için ağa zulmü, jandarma
dayağı, yine mahkeme ve zindan ve yine her türlü örgütlenme yasağı
demektir. Şnurov yoldaşın verdiği örnekleri, Adana-Nusaybin demiryolunda
işçilerin nasıl kurşuna dizildiğini bütün arkadaşlar bir kere daha
hatırlasınlar.

Kemalizm demek, her türlü ilerici ve demokratik düşüncenin zincire
vurulması demektir. Kemalizmi övmeyen her türlü yayın faaliyeti yasaktır.
İlerde, Kemalist iktidar aleyhine herhangi bir yazının çıkabileceği ihtimali
dahi, yayın organlarının kapatılması için yeterli sebeptir. Sonu gelmez “örfi
idareler” memleketi kasıp kavurmaktadır ve her bir “örfi idare” yıllarca
sürmektedir; meclis, CHP’nin tepesindeki bir avuç yöneticinin ve onun
değişmez başkanı M. Kemal’in elinde oyuncaktır; Anayasa da ve bütün
yasalar da öyledir, ülkeyi gerçekte ordu yönetmektedir.


Kemalizm demek, her alanda Türk şovenizminin kışkırtılması, azınlık
milliyetlere amansız bir milli baskının uygulanması, zorla Türkleştirme ve
kitle katliamı demektir.

Kemalizm’in “istiklâl-i tam” ilkesi demek, yarı-sömürgelik şartlarına
seve seve razı olma ilkesi demektir. Kemalist Türkiye, yarı-sömürge
Türkiye’dir. Kemalist iktidar, İngiliz-Fransız emperyalizmine ve daha sonra
Alman emperyalizmine uşaklık eden, onlarla işbirliği eden bir iktidar
demektir. Şnurov’un belirttiği gibi, Kemalistlerin emperyalistlerle olan sınıf
kardeşliği, milli düşmanlıklarından ağır basmıştır; Kemalist iktidar, birçok
defalar İngiliz, Fransız ve Alman şirketlerinin menfaatlerini korumak için,
Adana-Nusaybin demiryolu grevinde olduğu gibi, işçileri kurşuna dizmiştir.

Şimdi Kemalizm dalkavukluğu yapan revizyonistler, bize hışımla
soracaklar: Peki öyleyse, Kemalistleri SSCB ve Lenin niçin destekledi!
Bunun cevabı gayet basittir: SSCB ve Stalin, Japonya’ya karşı
Guomintang’ı niçin desteklediyse, bunu da onun için destekledi. ÇKP ve
Mao Zedung yoldaş, Asya’nın, Afrika’nın ve Latin Amerika’nın geri
ülkelerindeki komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının
iktidarlarını, mesela Yahya Han’ın faşizmini, ABD emperyalistlerine ve
Sovyet sosyal emperyalistlerine karşı niçin destekliyorsa, o dönemde SSCB
ve Lenin yoldaş da, Kemalistleri onun için destekledi, yani o dönemde daha
gerici ve daha büyük düşman olan İngiliz-Fransız emperyalistlerini tecrit
etmek için destekledi; yani SSCB ve Lenin yoldaş, gericiler arasındaki
çelişmelerden devrimin menfaatine ustalıkla yararlandılar. Mesele budur.
Kemalizme dalkavukluk eden revizyonistler, hışımla bağıracaklar: “Siz,
Kemalizmin milli kurtuluşçu yönünü reddediyorsunuz”. Hayır! Biz sadece
Kemalizmin “milli kurtuluşçuluğunun” niteliğini doğru tespit ediyoruz.
Kemalizmin milli kurtuluşçuluk olarak gördüğü şey, sömürge yapının
kalkması, fakat yarı-sömürge yapının olduğu gibi muhafaza edilmesidir;
emperyalizmin doğrudan hakimiyetinin kalkması, fakat dolaylı
hakimiyetinin olduğu gibi devam etmesidir; emperyalizmle iktisadi ve
siyasi işbirliğidir; emperyalizme siyasi bakımdan yarı-bağımlılıktır.
Kemalistler, sömürgeciliğe niçin karşıdırlar? Bu sorunun cevabını Şnurov
yoldaştan daha önce aktardık. Bir kere daha okuyalım:

“... Devrimin başına Türk ticaret burjuvazisi geçti. Türkiye tarım
memleketi olduğu için, tüccarların başlıca alışverişi tarım ürünleri üzerine
idi. Böylece ticaret burjuvazisi, ağalar ve büyük toprak sahipleriyle sıkı
bağlar kurdu. Her Türk köyünde ağa ve büyük toprak sahibi, aynı zamanda
tefeci ve köylü ürünlerinin belli başlı alıcısı ve satıcısıydı. Bu ağaların

bazen un değirmeni, yağ veya kuru meyve işleyen küçük imalathaneleri ve
diğer ufak tefek teşebbüsleri oluyordu. Ağalar aynı zamanda tarım
ürünlerini toptan satın alan büyük ticaret firmalarının acenteleri
durumundaydılar.

“Bu koşullar altında, Türkiye, Avrupa kapitalistlerine yenilmiş olsaydı,
yabancılar en kısa zaman içinde bütün ticareti ve sanayii ele geçireceklerdi.
Türk burjuvazisi bir ölüm-kalım sorunuyla karşı karşıyaydı. Kapitalistlerin
işgali altındaki liman şehirleri olmazsa, devlet kendilerini desteklemezse,
yabancılara verilen imtiyazlar devam edip Türkiye her bakımdan yabancı
kapitale bağlı kalırsa, yurdun öz ticaret ve sanayii er geç ölecekti, tüccarı,
sanayiciyi, tarım ürünlerini yabancı ülkelere satan ağa ve büyük toprak
sahiplerini devrimci kılan işte bu tehlike idi. Köylü, işçi ve küçük esnafın
kapitalistler ve toprak ağalarına karşı duyduğu hoşnutsuzluk ustalıkla
yabancı kapitalistlerle mücadeleye dönüştürüldü”.



#8 (http://www.sosyalistkutuphane.com/5488-post8.html) (permalink (http://www.sosyalistkutuphane.com/ibrahim-kaypakkaya/3634-ibrahim-kaypakkaya-secme-yazilar.html#post5488))

Kisaca kimse cumhuriyetin karsisinda degildi.Karsimiydi degilmiydi, varmiydi yokmuydu.
Yukaridaki linkte Secme yazilarininda daha uzun ve detayli okuyabilirsiniz....

Saygi ve Insani Sevgilerimle

evrensel-insan
15-04-2013, 09:12
Neyse ben sana bireysel bilgi vereyim. Ben IGD kurucularindandim ve daha sonra TKP-IS'nde yer aldim. Butun bunlar, 37 sene onceydi.

Dedigim gibi ben politik tartismiyorum, ama I.Kaypakkaya yani partizan bizim o zamanki algimizda sosyal fasist-maocu idi.

Ayrica Ataturkculuk ile kemalizmin, ya da verdigin alintidaki bahsedilen kemalizmin, Ataturk ile ilgili oldugunu dusunmuyorum.

O tur kemalizm algisi DP donemi ile baslar, daha once yoktur.

Ataturk o zamanlar tabu idi ve tartisilmazdi.

Bu konu surada gecmis.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=7400&page=2

14 nolu mesajda da iki disari link var.

http://www.acikgazete.com/ingiltere/2011/12/15/rustu-yurukoglu-aniliyor.htm?print

Baskoylu
15-04-2013, 17:13
Saygideger evrensel-insan Dost.

Size gonderdigim alinti "Yalniz onemli olan 1980 oncesi Ataturrkcu olmayan hic bir fraksiyon yoktu. " soyleminize dair gonderdigim cevaptir.

Daha acik ve net olarak gormek istiyorsaniz, sanirim gonderecegim link bu konuda sizi ikna edecektir.....


1— Kemalist devrim, Türk ticaret burjuvazisinin, toprak ağalarının, tefecilerin, az miktardaki sanayi burjuvazisinin, bunların üst kesiminin bir devrimidir. Yani devrimin önderleri, Türk komprador büyük burjuvazisi ve toprak ağaları sınıfıdır. Devrimde, milli karakterdeki orta burjuvazi önder güç olarak değil, yedek güç olarak yer almıştır.

2— Devrimin önderleri, daha anti-emperyalist savaş yıllarında iken İtilaf emperyalizmi ile el altından işbirliğine girişmişlerdir; emperyalistler Kemalistlere karşı hayırhah bir tutum takınmış, bir Kemalist iktidara rıza göstermeye başlamıştır.

3— Kemalistler, emperyalistlerle barış imzaladıktan sonra bu işbirliği daha da koyulaşarak devam etmiştir.

4— Kemalist hareket, özünde «işçilere ve köylülere, bir toprak devrimi imkânına karşı» gelişmiştir.

5— Kemalist hareketin sonucunda, Türkiye'nin sömürge, yarı-sömürge, yarı-feodal yapısı; yarı-sömürge ve yarı-feodal yapı ile yer değiştirmiştir; yani yarı-sömürge ve yarı-feodal iktisadi yapı devam etmiştir.

6— Sosyal alanda, eski milli azınlıklara mensup komprador büyük burjuvazinin ve eski bürokrasinin, ulemanın hakim mevkiini, milli karakterdeki orta burjuvazi içinden palazlanan ve emperyalizmle işbirliğine girişen yeni Türk burjuvazisi, eski Türk komprador büyük burjuvazisinin bir kesimi ve yeni bürokrasi almıştır. Eski toprak ağalarının, büyük toprak sahiplerinin, tefecilerin, vurguncu tüccarların bir kısmının hakimiyeti devam etmiş, bir kısmının yerini yenileri almıştır. Kemalistler, bir bütün olarak, milli karakterdeki orta sınıfın çıkarlarını temsil etmemekte, yukardaki sınıf ve zümrelerin menfaatlerini temsil etmektedir.

7— Politik alanda, hanedanlık çıkarları ile birleştirilmiş olan meşrutiyet idaresinin yerini, yeni hakim sınıfların çıkarlarına en iyi cevap veren idare, burjuva cumhuriyeti almıştır. Bu idare, sözde bağımsız, gerçekte siyasi bakımdan emperyalizme yarı-bağımlı bir idaredir.

8— Kemalist diktatörlük, sözde demokratik, gerçekte askeri faşist bir diktatörlüktür.

9— «Kemalist Türkiye bile, gittikçe daha çok bir yarı-sömürge ve gerici emperyalist dünyanın bir parçası haline gelerek nihayet kendini İngiliz-Fransız emperyalizminin kucağına atmak zorunda kalmıştır.»

10— Kurtuluş Savaşı'nı takip eden yıllarda, devrimin baş düşmanı Kemalist iktidardır. O dönemde komünist hareketin görevi, hakim mevkiini kaybeden eski komprador burjuvaziye ve toprak ağaları kliğine karşı, Kemalistlerle ittifak değil (böyle bir ittifak zaten hiç bir zaman gerçekleşmemiştir), komprador burjuvazinin ve toprak ağalarının bir başka kliğini temsil eden Kemalist iktidarı devirmek, yerine işçi sınıfı önderliğinde ve işçi-köylü temel ittifakına dayanan demokratik halk diktatörlüğünü kurmaktır."(Age, s. 140-141)

"1— Türkiye'de Kurtuluş Savaşı'nın sonundan itibaren komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları iktidara hakimdir. Fakat komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları iki büyük siyasi kliğe ayrılmıştır. İktidara ve devlet mekanizmasına hakim olan klik, önce İngiliz-Fransız emperyalizminin, 1935'lerden itibaren de Alman emperyalizminin işbirlikçiliğini yapmıştır. İkinci Dünya Savaşı öncesine kadar, genel olarak orta burjuvazi de bu kliğin safında yer almıştır.

2— İkinci Emperyalist Dünya Savaşı yıllarında Alman işbirlikçisi hakim klik, koyu bir faşizm uygulamasına ve vurgunculuk politikasına girişmiştir. Bu klik, içerde işçi sınıfı dahil bütün demokratik güçlere, dışarda da SSCB'ye ve İngiliz-Fransız-Amerikan blokuna karşı Alman faşizminin safında yer almıştır. Fakat dünyadaki güçler dengesi ve SSCB'nin varlığı, bunların Alman faşistlerinin safında savaşa katılmasına engel olmuştur.

3— Öte yandan da daha sonra DP ve MP içinde örgütlenen, komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının muhalif kliği, bunun peşinde de, o zamana kadar CHP saflarında tali bir unsur olarak yer alan reformcu orta burjuvazi ve diğer demokratik unsurlar yer almıştır. TKP de bu kliğin kuyruğuna takılmıştır. Bunlar, dünya çapında Amerikan-İngiliz-Fransız blokuyla ve SSCB ile ittifak kurmuşlardır. İkinci Dünya Savaşı, Alman faşistlerinin ve müttefiklerinin yenilgisiyle bitince, Türkiye'de bu blok güçlenmiştir. Fakat savaş sona erer ermez, ABD emperyalizminin desteğiyle ve CHP'nin Almancı faşist diktatörlüğüne halkın ve demokratik güçlerin duyduğu nefret ustalıkla kullanılarak 1950'de DP iktidara getirilmiştir.

4— Böylece Alman emperyalizminin uşağı olan komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının yerini, ABD emperyalizminin uşağı olan komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının iktidarı almıştır. Söz konusu olan şey, «savaş sırasında vurgunculukla palazlanan büyük burjuvazi»nin «uluslararası sermayenin kanatları arasına iyice girmesi» değil, Alman emperyalizminin «kanatları»nın yerini, ABD emperyalistlerinin «kanatları»nın alması, Alman uşağı gericilerin yerini de ABD uşağı gericilerin almasıdır.

5— Proletaryanın ve küçük-burjuvazinin muhalefetini kendi bendinde boğan kararsız orta burjuvazi, bu muhalefeti bir müddet DP'nin kuyruğuna taktıktan sonra, DP'nin faşizan uygulamaları karşısında, tekrar muhalefetteki CHP katarına katılmıştır. Proletarya önderliğinde, bağımsız ve güçlü bir halk hareketinin yaratılamamış olması, işçi sınıfının, emekçi halkın ve demokratik unsurların muhalefetinin, komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları kliklerinin bazen birini, bazen diğerini iktidara getirmeye yarayan bir kaldıraç gibi kullanılmasına yol açmıştır.

6— Muhalefetteyken «demokrasi» havarisi kesilen komprador büyük burjuvazi ve toprak ağası klikleri, iktidara geçtikleri zaman, en azılı halk düşmanı kesilmişlerdir." (Age, s. 149-151)

Ibrahim Kaypakkaya Secme Yazilari.


Ibrahim Kaypakkaya nin Kemalizm tespitlerinden dolayi, O donemde basta TKP olmak uzere daha once saydigim ve duzenin partileri olarak gorulen, Kemalist mantiga hizmet eden orgutler olarak goruldugunden dolayi, Halk Saflarindaki butun Orgutler, Bunlari Sosyal Fasist olarak gorururdu.

Reviziyonist ve Lideri Brejnevin takipcisi TKP ise fasist duzene olan sadakat ve bagliligindan dolayi, Kemalizmin gercek yuzunu ortaya cikaran TKP-ML TIKKO ya karsi boylesi bir saldiri ile kendisini aklama ve hakli cikarma pesindeydi....

Ozellikle Kamlizmin kiskacindan cikmiyan, fasizmin ne oldugu konusunda yetersiz olan orgutlerin, Zaman zaman Irkci, Milliyetci ve karsi devrimci saflarda yer almasinin getirdigi yapilanmalardan dolayi.. ML orgutlere suursuzca saldirmalari ve duzene hizmet etmeleride normaldi...

Saygi ve Insani Sevgilerimle.

evrensel-insan
15-04-2013, 21:17
Anladim. Bende kemalizmin Ataturk iler bagini sormustum.

Bunu da 27 nolu mesajda acikladim.

Benim bulundugum donemde; aylik dergilerimiz.

http://www.t-k-p.net/yayinlar/iscinin_sesi/iscinin_sesi.html

Asagidaki link te, Iscinin Sesi'nin kitap yayinlari;

http://www.t-k-p.net/yayinlar/kitaplar/kitaplar.html

Yukaaridaki aciklamalar, TKP-IS ile uyusmaz.

"Reviziyonist ve Lideri Brejnevin takipcisi TKP ise fasist duzene olan sadakat ve bagliligindan dolayi, Kemalizmin gercek yuzunu ortaya cikaran TKP-ML TIKKO ya karsi boylesi bir saldiri ile kendisini aklama ve hakli cikarma pesindeydi...."

Yukaridaki cumle ise benim o donem bunyesinde bulundugum IS ile bagdasmaz.

Brian
16-04-2013, 23:07
Aslinda cagdas ve cok onemli bir konuya deginmissin. Emperyalist zihniyetin iki yuzu de iste budur.

Butun bu etik ve ideolojik inancsal yonlendirim ve yaptirimlarin nasil ulkeve toplumu kimlik degeri olarak teslim aldiginin bilisselligindedir ve bunu sadece kendi cikari icin kullanir. Kendi ulke ve toplumu bunyesinde bu sorunu cozer politik ve ekonomik cikar elde edecegi dis ulke ve toplumlarinda da korukler.

Iste buradaki mikroayrimcilik, emperyalizmin makro cikaridir.

Antiayrimcilik ise tam tersidir. Yani bunlarin bilisselliginde hem cozer hem birlestirir.

Iste birlestirmeyi farklarin farki bilisselliginde basaran ulke ve toplumlar, artik bu temelde emperyalizmin usagi degildir. Tabi ekonomik olarak cikmaza girmemis ya da kaynaklarini kullanamaz hale gelmemisse.

Evet uyanis kisiye yani birey bilinc ve farkindaligina yoneliktir. Iste o yuzden millet devletler cagdisidir. Yani vatandasi devleti icin var olan milletler. Olmasi gereken bireyi icin var olan devlettir.

Bizim ana sorunumuz BIREY YETISTIRILMEMESI, EGITILMEMESI OGRETILMEMESIDIR.

Cografyamizin tarihine bu 19. yuzyil gelisimi henuz ugramamistir. O yuzden de toplumsal kutuplasma ve biz/oteki distalama ve otekilestirmesi ve kaosu soz konusudur.

Cunku ancak birey bilinci etik farklari tanir ve saygi ile karsilar ve hak ve ozgurluk olarak algilar.

Sayın Evrensel-İnsan insanların gelişmesinden söz ediyorsunuz?

İyi güzel...

Peki bunlar nasıl olacak? Özellikle en çok özgür düşünceye, aydınlanmaya ihtiyaç duyan işçi sınıfı için bunlar nasıl sağlanacak?

Yoksa istenen her koşulda işçi sınıfının tepedeki otoriteye itiraz etmeden itaat etmesiyle mi olacak? Yoksa ne şekilde olacak?

Şimdi 1920-1929 Türkiyesi'nde yaşanan olayları anlatan A.Şnurov'u dinleyelim:


O halde, Türkiye'de gerçekten sınıf kavgası var mı? 7 Haziran 1927 tarihli sayısında ‘Milliyet’ gazetesi bu soruya cevap veriyor: ‘Sanayimiz yeni yeni gelişmeye başladı. Bu yüzden Türkiye'de hiçbir sınıf kavgası olamaz.’

Fakat son iki-üç yıl içinde demiryolları işçileri, tramvay işletmeleri işçileri, liman işçileri büyük çapta grevler düzenledikten sonra, sınıf kavgasının varlığı zor inkar edilir. Bunun için Kemalistler, mevcut işçi mücadelesini engellemek, kapitalistlere yardım etmek, işçi çevrelerini ne pahasına olursa olsun yozlaştırmak, kimini rüşvet yoluyla, kimini korkutarak birbirinden ayırmak amacıyla, kendi aralarında çeşitli çelişkiler yarattıkları gibi küçük burjuvalarla da anlaşmazlığı körüklemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Köylüler, zanaatçılar, küçük esnaf, büyük sermayenin baskısı altında inim inim inliyor, fakat yine de özel ufacık ‘işletmelerin’ sahibi sayıldığı için Kemalistler onları kışkırtıp işçilere saldırtıyor; işçilerden ‘eşkıya, bozguncu, cani’ diye söz ederek ufacık, miskin bezirganı, kendi malının selameti için tir tir titretiyor.



Türkiye işçi sınıfının mücadelesi için en belirli örnek, 1927 Ağustos ayında patlak veren Adana-Nusayin demiryolu grevidir. Bu hatta çalışan yapı işçilerinin durumu gerçekten dayanılmaz bir haldeydi. Fakat işçilerin işyerini bırakmaları aslında pek önemi olmayan bir nedene dayanıyordu: Bayram arifesinde kendilerine istedikleri avans ödenmemişti. Bundan önce işçi temsilcileri 31 dilek saptamıştı; bu dilekler oldukça mütevazı ve basitti: örneğin, iş sırasında hastalanan işçilerin ücretsiz tedavisi, yol harcırahının ödenmesi, şirketin yönetimi tarafından herhangi bir suç yüklendiğinde, işçilere kendi avukatları tarafından savunma hakkı, tatil günleri için de ücret ödenmesi, yabancı işçilerin davet edilmemesi (birkaç uzman dışında), izin verilmesi ve ücretli izin tanınması, fazla mesai için daha yüksek ücretler ödenmesi, keyfi işten çıkarmalara son verilmesi, sendikanın tanınması gibi. (Aslında işçiler, doğal hakları olan, fakat şirket tarafından yoksun bırakıldıkları adaleti istiyorlardı.) Kapitalistler bir türlü cevap vermediler ve aradan bir buçuk ay geçtikten sonra da dilekçeyi reddettiler. Bunun üzerine başlayan grev 20 gün sürdü ve greve 850 işçi katıldı. İki gün tren işlemedi. Sonunda, üçüncü gün kumpanya (Fransız kapitalistler şirketi) grev kırıcılara yardım için bir tren yolladı. O zaman birkaç yüz işçi karıları ve çocuklarıyla hat boynuca ray üzerine yattı ve tren yolunu kapadılar. Buna karşılık Kemalist hükümet yetkilileri askeri birlik göndererek aralarında çoluk çocuk ve kadın bulunan silahsız işçilere ateş açtırdı. Raylar al kana boyandı, 22 ‘elebaşı’ tutuklandı.


http://kutuphane.halkcephesi.net/srunov/index.htm

Sayın Evrensel-İnsan insanların üstüne ateş açarak, burjuvaziye yardım ederek insanları özgürleştirmezseniz. Özellikle işçi sınıfını...Bu tür davranış biçimleri olsa olsa burjuvaya yarar, işçi sınıfını da özgürleştirmez.

A.Şnurov'un söyledikleri ne kadar doğru bilemem ama doğru ise bunlar insanları özgürleştirmek için pek model olacak davranış biçimleri değil diye düşünüyorum.

evrensel-insan
16-04-2013, 23:19
Sayın Evrensel-İnsan insanların gelişmesinden söz ediyorsunuz?

İyi güzel...

Peki bunlar nasıl olacak? Özellikle en çok özgür düşünceye, aydınlanmaya ihtiyaç duyan işçi sınıfı için bunlar nasıl sağlanacak?

Yoksa istenen her koşulda işçi sınıfının tepedeki otoriteye itiraz etmeden itaat etmesiyle mi olacak? Yoksa ne şekilde olacak?

Istersen once bu sordugun sorulara sen yanit ver ve ordan devam edelim.

Şimdi 1920-1929 Türkiyesi'nde yaşanan olayları anlatan A.Şnurov'u dinleyelim:

http://kutuphane.halkcephesi.net/srunov/index.htm

Sayın Evrensel-İnsan insanların üstüne ateş açarak, burjuvaziye yardım ederek insanları özgürleştirmezseniz. Özellikle işçi sınıfını...Bu tür davranış biçimleri olsa olsa burjuvaya yarar, işçi sınıfını da özgürleştirmez.

A.Şnurov'un söyledikleri ne kadar doğru bilemem ama doğru ise bunlar insanları özgürleştirmek için pek model olacak davranış biçimleri değil diye düşünüyorum.

Zaten bu dedikleriniz insan haklari evrensel hukuk ve hak ve ozgurlukler adina insanlikdisi ve hak ihlalidir.

Insanligi zihinsel olarak insanlastirmak, evrensel-insan zihniyetinin hedefidir.

Bu da ancak bastabu isi yapacak olan kisinin kendisi bunu kendinde saglamalidir.

Insanoglu fenomenal/dogal zihniyet olarak kendisini nicelik kul kole meta mal esya madde v.s. yerine koydukca ve sadece bir yiginsal guc otorite olarak gordukce bu mumkun degildir.

Herseyden once insanoglunun bir nitelik oldugu beyin ve zihniyet tasidigi ve bilinc farkindalik kazanmasi gerektigi ve yaptigini dedigini v.s. kendi serbest iradesi ile yapmasi gerektigini v.s. kisaca yasatilmaktan ziyade yasadigini algilamak gerekir.

Bu da basta kendi varliginin farkindaligi ve bilisselligi ile mukundur. Ancak bundan sonra zihinsel davranissal insanlasmasi soz konusudur.

Yoksa inandigi ve kendine dogruladigi bir ideoloji ugruna kendini feda eder ve baskalarinin da feda etmesi icin calisir.

Brian
16-04-2013, 23:40
Istersen once bu sordugun sorulara sen yanit ver ve ordan devam edelim.
.


Konuyu çok dağıtmak istemiyorum.

Ama kısaca sorunuzun cevabı şöyle olacak: Gerçek anlamda işçi sınıfının özgürleşmesi ve kurtuluşunu bizzat işçi sınıfının kendisi gerçekleştirebilir. Yani bu bir bakıma işçi sınıfının verdiği mücadele ile olacaktır. Gerçek anlamda işçi sınıfının özgürleşmesi burjuva eliyle ve burjuva politikaları ile olamaz.

evrensel-insan
16-04-2013, 23:54
Konuyu çok dağıtmak istemiyorum.

Ama kısaca sorunuzun cevabı şöyle olacak: Gerçek anlamda işçi sınıfının özgürleşmesi ve kurtuluşunu bizzat işçi sınıfının kendisi gerçekleştirebilir. Yani bu bir bakıma işçi sınıfının verdiği mücadele ile olacaktır. Gerçek anlamda işçi sınıfının özgürleşmesi burjuva eliyle ve burjuva politikaları ile olamaz.

Isci sinifi kullanimi sadece bir nicelik, yigin, sinif, v.s. temelli maddesel bir anlam ve iceriktedir.

En basta isci sinifinin isci sinifi bilinc ve farkindaligina sahip olup olmadiginin algisi gerekir. Yani beyin duzeyi.

Sonucta hic bir devrim sadece maddesel bir guc ile gecerli olmaz. Ancak bilinc ve farkindalik ile gecerli olur. Cunku devrimi yapmasi gereken insanoglu vucudu olsa da, yaptiran insanogflu beyninin zihniyetidir.

Iste burada onemli olan zihniyetin devrim bilinc ve farkindaligini algilamis olmasidir, yoksa sayisal olarak ve guc ile iktidar olmak degil.

Bu da en basta bu devrime onculuk edeceklerin kendi zihinsel devrimini gerceklestirmis olmasini gerektirir.

Devrimi yiginlasr yapar, yiginlar yikar. Ama devrimi yaptiran ve yiktiran ve de yiginlara yaptiran ve yiktiran zihniyettir.

Vucud sadece zihniyeti uygulayan bir arac konumundadir.

Brian
17-04-2013, 10:09
Isci sinifi kullanimi sadece bir nicelik, yigin, sinif, v.s. temelli maddesel bir anlam ve iceriktedir.

En basta isci sinifinin isci sinifi bilinc ve farkindaligina sahip olup olmadiginin algisi gerekir. Yani beyin duzeyi.

Sonucta hic bir devrim sadece maddesel bir guc ile gecerli olmaz. Ancak bilinc ve farkindalik ile gecerli olur. Cunku devrimi yapmasi gereken insanoglu vucudu olsa da, yaptiran insanogflu beyninin zihniyetidir.

Iste burada onemli olan zihniyetin devrim bilinc ve farkindaligini algilamis olmasidir, yoksa sayisal olarak ve guc ile iktidar olmak degil.

Bu da en basta bu devrime onculuk edeceklerin kendi zihinsel devrimini gerceklestirmis olmasini gerektirir.

Devrimi yiginlasr yapar, yiginlar yikar. Ama devrimi yaptiran ve yiktiran ve de yiginlara yaptiran ve yiktiran zihniyettir.

Vucud sadece zihniyeti uygulayan bir arac konumundadir.

Kaba ve sayısal anlamda bir şeyi ve sadece körü körüne, bilinçten yoksun bir şekilde iktidar olmayı kastetmedim.

İşçi sınıfını özgürleştirecek olan işçi sınıfının asıl kendi eylem çaba ve aktif mücadelesidir.

Elbette kendisini işçi sınıfının yanında hisseden bazı aydınlar işçi sınıfına bir takım yollar gösterebilir ve gösterecektir de. İşçi sınıfına her bakımdan yakın olan aydınların görevi de budur: durmaksızın çaba harcamak,mücadele etmek ve işçi sınıfını aydınlatmak, çıkış yolları göstermek. Ama bunları anlamak, bunlardan dersler çıkarmak ve uygulamak işçi sınıfının kendi elinde olan bir şeydir. Sonunda işçi sınıfı dediğiniz bilinci, bilinçli olmayı ve sınıf bilincini bizzat kendi aktif mücadelesi ve çabası ile kazanabilir.

Burjuva ve burjuvanın politikalarına kabul etmiş iktidarlar ve aydınlar işçi sınıfını özgürleştiremez.

evrensel-insan
17-04-2013, 21:07
Kaba ve sayısal anlamda bir şeyi ve sadece körü körüne, bilinçten yoksun bir şekilde iktidar olmayı kastetmedim.

Senin kast etmene gerek yok. Tarihteki devrim anlayisi bu ve bu anlayis, Dogal zihniyetin alisilagelmis anlayisi.

İşçi sınıfını özgürleştirecek olan işçi sınıfının asıl kendi eylem çaba ve aktif mücadelesidir.

Iste bunu saglayacak olan devrim, zihinsel devrimdir. Zihinde bilincin devrimi saglanmadikca, fiziksel devrimler kalici olmaz. Tarih bunu hep ispatlamistir.

Elbette kendisini işçi sınıfının yanında hisseden bazı aydınlar işçi sınıfına bir takım yollar gösterebilir ve gösterecektir de. İşçi sınıfına her bakımdan yakın olan aydınların görevi de budur: durmaksızın çaba harcamak,mücadele etmek ve işçi sınıfını aydınlatmak, çıkış yolları göstermek. Ama bunları anlamak, bunlardan dersler çıkarmak ve uygulamak işçi sınıfının kendi elinde olan bir şeydir. Sonunda işçi sınıfı dediğiniz bilinci, bilinçli olmayı ve sınıf bilincini bizzat kendi aktif mücadelesi ve çabası ile kazanabilir.

Burjuva ve burjuvanın politikalarına kabul etmiş iktidarlar ve aydınlar işçi sınıfını özgürleştiremez.

Evet kendisine aydin, ilerici, devrimci v.s. diyenler; kendi beyinlerini ortaya koyabilirler. Yalniz onlarin oncelikle kendi zihinsel devrimlerini gerceklestirmesi gerekir.

Insanoglunu ozgurlestirecek olan fiziki devrimler degil; zihinsel devrimlerdir. Bunun icin de en basta insanoglu oldugunun bilinc ve farkindaligi gerekir. Ideolojik inancsal dogrular sonra gelir.

Brian
17-04-2013, 21:25
Senin kast etmene gerek yok. Tarihteki devrim anlayisi bu ve bu anlayis, Dogal zihniyetin alisilagelmis anlayisi.



Iste bunu saglayacak olan devrim, zihinsel devrimdir. Zihinde bilincin devrimi saglanmadikca, fiziksel devrimler kalici olmaz. Tarih bunu hep ispatlamistir.



Evet kendisine aydin, ilerici, devrimci v.s. diyenler; kendi beyinlerini ortaya koyabilirler. Yalniz onlarin oncelikle kendi zihinsel devrimlerini gerceklestirmesi gerekir.

Insanoglunu ozgurlestirecek olan fiziki devrimler degil; zihinsel devrimlerdir. Bunun icin de en basta insanoglu oldugunun bilinc ve farkindaligi gerekir. Ideolojik inancsal dogrular sonra gelir.

Zihinsel devrim dediğiniz nasıl bir şey? Kim, nasıl gerçekleştirecek bu söz konusu zihinsel devrimi?

Zihinsel devrim derken neyi kastediyorsunuz?

Benim anladığım zihinsel devrim bir süreçtir...İşçi sınıfının sınıfsal mücadelenin önemini kavraması ile birlikte bu bilinç başlar ve bu mücadelerle birlikte gelişir.

Fiziksel ve zihinsel devrim birbirini tamamlar. Tek başına fiziksel başarıya ulaşamayan, bu bakımdan yenilgiye uğramış bir zihinsel devrim birçok bakımdan güdük kalacağı gibi, sizin dediğiniz gibi sadece fiziksel devrimle de olmaz. Bu işler ayrılmaz bütündür.

evrensel-insan
17-04-2013, 21:43
Zihinsel devrim dediğiniz nasıl bir şey? Kim, nasıl gerçekleştirecek bu söz konusu zihinsel devrimi?

Zihinsel devrim derken neyi kastediyorsunuz?

Bu konuda simdilik asagidaki lkinkten;

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5958&page=105

mesaj;1043'e bakabilirsin.

Benim anladığım zihinsel devrim bir süreçtir...İşçi sınıfının sınıfsal mücadelenin önemini kavraması ile birlikte bu bilinç başlar ve bu mücadelerle birlikte gelişir.

Fiziksel ve zihinsel devrim birbirini tamamlar. Tek başına fiziksel başarıya ulaşamayan, bu bakımdan yenilgiye uğramış bir zihinsel devrim birçok bakımdan güdük kalacağı gibi, sizin dediğiniz gibi sadece fiziksel devrimle de olmaz. Bu işler ayrılmaz bütündür.

Tabiki bir surectir. Iste buradaki "onemini kavrama" sence nasil olacak?

Ama maalesef bugune kadar hic zihinsel devrim gerceklesmedi. Cunku dogal zihniyet insanoglunu ya bir kul ve kole ya da bir mal, meta madde olarak gorur. Yani metafizik etik ve ideolojik olarak insanoglunun niteligi ve beyin fonksiyonu hic hesaba katilmamistir. O yuzden de dogal zihniyetteki devrimler, guce otoriteye ve iktidari ele gecirmeye sayisal olarak yoneliktir.

Brian
17-04-2013, 22:33
mesaj;1043'e bakabilirsin.



Evet okudum yazdıklarınızı.

Sayın Evrensel-insan sizin düşündüğünüz gibi bir zihinsel devrimin gerçekleşeceğini sanmıyorum.

İyi niyetli olduğunuzu düşünüyorum. Ama idealist bir pencereden olaya baktığınızı düşünüyorum. O yüzden düşündüğünüz şekilde bir zihinsel devrim asla olamaz. Materyalist bir dünyada yaşıyoruz, bu yadsınamaz gerçektir. Ve bu materyalist dünya, yaşam şeklimizi, düşüncelerizi, sınıfsal konumumuzu kaçınılmaz bir şekilde etkileyecektir. Bunlar yok sayılamaz veya görmezden gelinemez. Gerçi bunları görmezden gelmediğinizi iddia edebilirsiniz ama benim anladığım kadarıyla pek öyle görünmüyor.

evrensel-insan
17-04-2013, 22:40
Evet okudum yazdıklarınızı.

Sayın Evrensel-insan sizin düşündüğünüz gibi bir zihinsel devrimin gerçekleşeceğini sanmıyorum.

İyi niyetli olduğunuzu düşünüyorum. Ama idealist bir pencereden olaya baktığınızı düşünüyorum. O yüzden düşündüğünüz şekilde bir zihinsel devrim asla olamaz. Materyalist bir dünyada yaşıyoruz, bu yadsınamaz gerçektir. Ve bu materyalist dünya, yaşam şeklimizi, düşüncelerizi, sınıfsal konumumuzu kaçınılmaz bir şekilde etkileyecektir. Bunlar yok sayılamaz veya görmezden gelinemez. Gerçi bunları görmezden gelmediğinizi iddia edebilirsiniz ama benim anladığım kadarıyla pek öyle görünmüyor.

Olabilir. Imagine sarkisinda bu dedigin var zaten. :)

Aslinda basligin konusundan uzaklastik. O yuzden basligin konusuna donulse iyi olacak.

Benim diger konulardaki aciklamalarim v.s. zaten sitede var.

Eger konu ve kavrami basliginda islersek, hem daha derli toplu olur; hem de basliktan sapilmamis olur.

Daha da konu uzamamasi icin, bu mesajiniza ve kendinizce sahsim adina yaptiginiz yoruma, yanit vermiyorum.

Sonucta her konudaki her bir yenilik, basta boyle karsilanir.

antilop
17-04-2013, 23:42
kemalizm diye tabir edilen ideolojik imsi yapı
mustafa kemal tarafından kurulmuş yada oluşturulmuş bir yapı değildir.

kemalist olduklarını söyleyenlerin kemalizmin kurucusunun kim olduğunu söyleyebilmelerini çok isterdim.

lakin böyle bir ideoloji olmadığı gibi kurucusu ve kuramcısı yoktur.
teorisyenide yoktur
teorisi de yoktur.

kemalizmin sadece ve sadece anti komünistliği ön plandadır.
dinlerden özgürlük grubu üyesi bile olamazlar.

bu günkü iktidar da aslına bakarsanız kemalist dir.

evrensel-insan
17-04-2013, 23:46
kemalizm diye tabir edilen ideolojik imsi yapı
mustafa kemal tarafından kurulmuş yada oluşturulmuş bir yapı değildir.

kemalist olduklarını söyleyenlerin kemalizmin kurucusunun kim olduğunu söyleyebilmelerini çok isterdim.

lakin böyle bir ideoloji olmadığı gibi kurucusu ve kuramcısı yoktur.
teorisyenide yoktur
teorisi de yoktur.

kemalizmin sadece ve sadece anti komünistliği ön plandadır.
dinlerden özgürlük grubu üyesi bile olamazlar.

bu günkü iktidar da aslına bakarsanız kemalist dir.

Yani sen, Ataturkculuk=degildir kemalizm diyorsun!

Peki kemalizm, CHP'nin 6 oku olabilir mi?

Ataturkculugun teorisi/teorisyeni var mi?

antilop
18-04-2013, 00:00
Yani sen, Ataturkculuk=degildir kemalizm diyorsun!

Peki kemalizm, CHP'nin 6 oku olabilir mi?

Ataturkculugun teorisi/teorisyeni var mi?




evet ben atatürkcülük = değildir kemalizm diyorum

evet kemalizmin chp nin altı oku ile alakası olabilir deyebilirim

ama kemalizm diye bir şey varmı varsa
teorisi nedir ve teorisyeni kimidir

önce bu soruların cevabının olması lazım

atatürkcülük de kişisel anlamda bir şahsın yaptıklarına karakteristiğine özendir.

dolayısı ile bir şahsı savunmak teori gerektirmez
atatürkcülük gandicilik vs bir ideoloji değildir.

pratik hayattan yola çıkan davranız biçimine beğeni göndermesidir.

mesela ben v-for-vendetta yı çok beğenirim
ama ben v-for-vendetta ist değilim
çünkü
v-for-vendetta izm diye bir ideoloji yoktur.

evrensel-insan
18-04-2013, 00:11
Yani sen, Ataturkculuk=degildir kemalizm diyorsun!

Peki kemalizm, CHP'nin 6 oku olabilir mi?

Ataturkculugun teorisi/teorisyeni var mi?




evet ben atatürkcülük = değildir kemalizm diyorum

evet kemalizmin chp nin altı oku ile alakası olabilir deyebilirim

ama kemalizm diye bir şey varmı varsa
teorisi nedir ve teorisyeni kimidir

önce bu soruların cevabının olması lazım

atatürkcülük de kişisel anlamda bir şahsın yaptıklarına karakteristiğine özendir.

dolayısı ile bir şahsı savunmak teori gerektirmez
atatürkcülük gandicilik vs bir ideoloji değildir.

pratik hayattan yola çıkan davranız biçimine beğeni göndermesidir.

mesela ben v-for-vendetta yı çok beğenirim
ama ben v-for-vendetta ist değilim
çünkü
v-for-vendetta izm diye bir ideoloji yoktur.

Ozaman Kemalizm=CHp olmus oluyor.

Ataturkculuk'te bir cesit Ataturrk'un dediklerini yaptiklarini v.s. iman duzeyinde sorgulamadan kabullenmis olmak oluyor.

Peki burada bir sorun yok mu?

Yani Ataturk'un pragmatist cikar olarak bir dedigi yaptiginin sonra tam tersini demesi yapmasi.

Buna en guzel ornek; 1923-1927- kurd varligi kabulu ve islam dini savunusu.
1927-38- tam tersi turklestirme, turk deme dedirtme ve dinsiz soylemler.

Yine de dinin devlet bagi ve istiklal marsinin dini iceriginin kabulu ve doganin islamligi.

Bu acidan bakarsak; kim hangi donemin Ataturkcusu oluyor?

Aslinda bunun ile ilgili bir baslik var. Burda;

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=31564

antilop
18-04-2013, 00:24
Ozaman Kemalizm=CHp olmus oluyor.



aslında biraz evet (karmaşık üye yapısından dolayı biraz. tüzüğü sebebi ile evet.)



taturkculuk'te bir cesit Ataturrk'un dediklerini yaptiklarini v.s. iman duzeyinde sorgulamadan kabullenmis olmak oluyor.

Peki burada bir sorun yok mu?

Yani Ataturk'un pragmatist cikar olarak bir dedigi yaptiginin sonra tam tersini demesi yapmasi.

Buna en guzel ornek; 1923-1927- kurd varligi kabulu ve islam dini savunusu.
1927-38- tam tersi turklestirme, turk deme dedirtme ve dinsiz soylemler.

Yine de dinin devlet bagi ve istiklal marsinin dini iceriginin kabulu ve doganin islamligi.

Bu acidan bakarsak; kim hangi donemin Ataturkcusu oluyor?



birilerini ırksal anlamda dönüştürmeye çalışmak kadar saçma sapan bir uğraş daha olabilirmi?
kimse doğarken hangi ulusun insanı yada hangi rengin yada hangi ırkın insanı olacağını seçemez. ve ateist bakış açısına göre bu bir iyi yada kötü kader de değildir. değilmi? (ama bizim ateistler önce türk sonra ateist)

o halde ben türk olarak doğmakla boynuma altın kolye takılmadığı gibi kürt olarak doğmuş olmalada boynuma bir urgan asılması gerekmiyor zaten asmıyorlarda.

sadece kapitalist ideolologlar güncel hayatın akışını kontrol amaçlı bu uydurma olguları insanlığın önüne sunuyorlar.

ve işlerine gelen biçimde de de kullanıyorlar.
10 yıl önce türkcülük ve islam kardeşiliği olan türk islam sentezi ile karşımıza çıkıyorlardı bu gün ise ummeti muhammet naraları ile çıkıyorlar.

iyi bakarsanız o zamanki insanlarla bu zamanki insanların arasın da aslında hiç bir fark yoktur. olamaz.

o zaman da egemenlerin hegomanyası ile oluşturulmuş yapay bir günden ve zıtlıklar vardı bu günde

kısaca yukarda filler tepişir aşağıda olan çimenlere olur

evrensel-insan
18-04-2013, 00:34
aslında biraz evet (karmaşık üye yapısından dolayı biraz. tüzüğü sebebi ile evet.)

birilerini ırksal anlamda dönüştürmeye çalışmak kadar saçma sapan bir uğraş daha olabilirmi?
kimse doğarken hangi ulusun insanı yada hangi rengin yada hangi ırkın insanı olacağını seçemez. ve ateist bakış açısına göre bu bir iyi yada kötü kader de değildir. değilmi? (ama bizim ateistler önce türk sonra ateist)

o halde ben türk olarak doğmakla boynuma altın kolye takılmadığı gibi kürt olarak doğmuş olmalada boynuma bir urgan asılması gerekmiyor zaten asmıyorlarda.

sadece kapitalist ideolologlar güncel hayatın akışını kontrol amaçlı bu uydurma olguları insanlığın önüne sunuyorlar.

ve işlerine gelen biçimde de de kullanıyorlar.
10 yıl önce türkcülük ve islam kardeşiliği olan türk islam sentezi ile karşımıza çıkıyorlardı bu gün ise ummeti muhammet naraları ile çıkıyorlar.

iyi bakarsanız o zamanki insanlarla bu zamanki insanların arasın da aslında hiç bir fark yoktur. olamaz.

o zaman da egemenlerin hegomanyası ile oluşturulmuş yapay bir günden ve zıtlıklar vardı bu günde

kısaca yukarda filler tepişir aşağıda olan çimenlere olur

Burada konumuz Ataturk ile ilgili. Bir kisinin dogumu tabiki onun insiyatifinde degildir ve dogana dogumdan bir suru degerler verilir. Bunlardan biri de etnik koken milliyet vatandaslik ve ulke cografyasidir.

Bilimsel olarak bunlardan sadece birini kisi degistiremez, etnik kokenini. Digerlerini ise degistirebilir.

Ayrica etnik koken sahipligi bir hak ve ozgurluktur. Sorun bunun dusunce de ust alt savasima tasinmasidir.

Yani birkisi turk de olabilir kurd de. Sorun bu kendi oldugunu baskasina empoze etmek, yani "herkes turktur/ne mutlu turkum diyene" temelinde demek ve dedirtmektir.

Yani sorun kisinin turklugunde kurtlugunde degil; turklugu ve kurdlugu dusunceden savasima tasimakta, yani turkculuk ve kurtculuktedir.

Politika bolumunde "Turk sorunu" basligina bakabilirsin.

Halbuki insan olmak tum dunya insanoglunu ortak noktada birlestirmektir. Bunun disinda kalan her turlu ideolojik inancsal etik ve metafizik dogrular sadece ayrimciliktir.

Iste konu bu ayrima yonelten farklarin; mikroayrimciligi ki bugun AKP'nin yaptigi ve direktifini veren emperyalist zihniyetin istedigi, ya da antiayrimcilik, yani her turlu farkin farkina vararak; farklarinin icsellestirilmesi ve bir farkin digerinin ustunde ve ona hakim olmamasi.

antilop
18-04-2013, 01:01
Burada konumuz Ataturk ile ilgili. Bir kisinin dogumu tabiki onun insiyatifinde degildir ve dogana dogumdan bir suru degerler verilir. Bunlardan biri de etnik koken milliyet vatandaslik ve ulke cografyasidir.

Bilimsel olarak bunlardan sadece birini kisi degistiremez, etnik kokenini. Digerlerini ise degistirebilir.

Ayrica etnik koken sahipligi bir hak ve ozgurluktur. Sorun bunun dusunce de ust alt savasima tasinmasidir.

Yani birkisi turk de olabilir kurd de. Sorun bu kendi oldugunu baskasina empoze etmek, yani "herkes turktur/ne mutlu turkum diyene" temelinde demek ve dedirtmektir.

Yani sorun kisinin turklugunde kurtlugunde degil; turklugu ve kurdlugu dusunceden savasima tasimakta, yani turkculuk ve kurtculuktedir.

Politika bolumunde "Turk sorunu" basligina bakabilirsin.

Halbuki insan olmak tum dunya insanoglunu ortak noktada birlestirmektir. Bunun disinda kalan her turlu ideolojik inancsal etik ve metafizik dogrular sadece ayrimciliktir.

Iste konu bu ayrima yonelten farklarin; mikroayrimciligi ki bugun AKP'nin yaptigi ve direktifini veren emperyalist zihniyetin istedigi, ya da antiayrimcilik, yani her turlu farkin farkina vararak; farklarinin icsellestirilmesi ve bir farkin digerinin ustunde ve ona hakim olmamasi.

türküm doğruyum çalışkanım misali ise tamamen ....
saçmalıktan başka bir şey değildir de ...

50 yıldır türküm hiç bir türkçüden torpil görmedim(türk olduğumu söylemekten gururda duymuyorum utancda duymuyorum)
siyasi düşüncem den dolayı yargılanırken de herhangi bir imtiyazda görmedim

ben türküm de ........
bu türkçülerin türkçülükleri kime ne yarar sağlıyor.
türklere bir yarar sağlıyorsa bana neden sağlamamış

yoksa ben türk olduğunu sanan sanrı ile bir milliyete sahip olduğunu sanan
zavallımıyım?

bu ülkeyi yunanlılar yönetmiş olsa ben ne kaybederdim anlatabilirmisiniz?

yine aynı uyduruk vergileri vermiyecekmiydim yada bu uyduruk vergilerden muaf veya artı vergi ilemi yükümlendirilecektim

bana rumlar bu ülkeyi yönetiyor olsa idi ne kar ne zarar verecekti.

alman faşizmi döneminde bütün yahudiler aynı mı idi?

alman faşizminin baskısı bütün yahudiler için geçerlimi idi
geçerli olmayanların fazlası ne idi?

etnik kökenimin bana nerde ne gibi faydası var veya olacak veya omuş (geçmişte)

mesela aylık vergim 1000 tl den 500 tl ye mi düşecek

yada memür isem bana extra maaşmı bağlanacak
ne olacak


yada şu anda kürtlerin istediği kurdistan kurulduğunda kürtlerin içinde ki memonun maaşında ki değişiklikl ne olacak
memonun bu işten karı ne olacak

ben söyliyeyim hiç bir kari olmayacak

tayeeap sömürürken
apyoueap sömürecek

yada benim ülkemin adı tc olmanın dışında anadolu islam cemahiryesi olunca
ben türk olduğum için benden daha fazla mı vergi alacaklar.

soyut kavramlarla soyut sosyal yaşam la somut sosyal kavramlar ve somut sosyal kavramların arasdındaki fark nedir.

hangi yönetim biçimi genel halk kitlesine hizmet eder
hangisi genel halk kitlesinin imparatoru olur.


tc tarafgirliği cumhuriyetin yıkılıp yerine cumhuriyet öncesi köleci feodal bir yapının gelmesine karşıyım.
lakin bu cumhuriyeti savunduğum anlamınada gelmez

benim bu konudaki derdim
elimde olması gereken şeker 4 iken iki si vardı
ben üçüncü şeker için mücadele verirken bir ....
elimdeki şekerlerden birini daha alıyor olması beni ilgilendiren taraf

aslına bakarsan belkide elimdeki şeker sanrı olduğu için
zaten bana ait olmadığı için bu gün cumhuriyete sahip çıkamıyorumdur

o halde bana ikinci şekeri verdiği iddası ile beni kandıranlar
dönsün ler bir aynaya baksınlar.

sonrada kemalizmi savunmak için benden yardım istesinler.

bunlardan önce onlarda elimde ki sanrıya bile tahammül edemiyorlar
benim üçüncü şeker hayalime bile katlanamıyorlardı . değilmi?

nerede ise 100 yıl olmuş cumhuriyet kurulalı
ama bir adım ileri gidilememiş

birde birilerine çamur atmaya kalkmakda biraz man kafalılık olmuyormu?

şimdi kimse çıkıp da arabistan la yada iranla kıyaslamasın

ben arabistan da yada iranda yaşamıyorum
benim gerçekliğim üçüncü şeker boyutunda olması gerekiyor

benim kıyasım almanya yada fransa olması gerekiyor.

daha bu basit kapitalist refahı bile bana verememiş sağlayamamış
hala 1400 yıllık arap hurafesine inanan ondan medet bekleyen bir topluma sahip isek bu
kemalizm denilen dayatmanın ürünüdür.

peki şikayet kime ve ne için

evrensel-insan
18-04-2013, 01:35
türküm doğruyum çalışkanım misali ise tamamen ....
saçmalıktan başka bir şey değildir de ...

50 yıldır türküm hiç bir türkçüden torpil görmedim(türk olduğumu söylemekten gururda duymuyorum utancda duymuyorum)
siyasi düşüncem den dolayı yargılanırken de herhangi bir imtiyazda görmedim

ben türküm de ........
bu türkçülerin türkçülükleri kime ne yarar sağlıyor.
türklere bir yarar sağlıyorsa bana neden sağlamamış

Bunu turklugunu diyerek ve dedirterek herkesi turk olarak algilayanlara soracaksin. "turk sorunu" basligini oku.

yoksa ben türk olduğunu sanan sanrı ile bir milliyete sahip olduğunu sanan
zavallımıyım?

Bu sorunun yaniti senin icin turk olmanin onemine bagli. Yani sana verilen ve senden olman istenen turkculuk zihniyet ve davranisi.

bu ülkeyi yunanlılar yönetmiş olsa ben ne kaybederdim anlatabilirmisiniz?

Eger kisi olarak zaten hak ve ozgurlugun yok ise; bunu sana bir turk ya da yunan saglamamis pek fark etmiyor. Ya da seni somurenin etnik kokeninin ne oldugunun somurulmeye bir faydasi yok.

yine aynı uyduruk vergileri vermiyecekmiydim yada bu uyduruk vergilerden muaf veya artı vergi ilemi yükümlendirilecektim

bana rumlar bu ülkeyi yönetiyor olsa idi ne kar ne zarar verecekti.

alman faşizmi döneminde bütün yahudiler aynı mı idi?

alman faşizminin baskısı bütün yahudiler için geçerlimi idi
geçerli olmayanların fazlası ne idi?

Insanoglunun ekonomik ve politik olarak ezilmisligi ve yonlendirilisi maalesef derece farki olsa da dunyada ayni.

etnik kökenimin bana nerde ne gibi faydası var veya olacak veya omuş (geçmişte)

mesela aylık vergim 1000 tl den 500 tl ye mi düşecek

yada memür isem bana extra maaşmı bağlanacak
ne olacak

Belki tek faydasi, o etnisitenin sana vermis oldugu yasam ve iliski aliskanligidir.


yada şu anda kürtlerin istediği kurdistan kurulduğunda kürtlerin içinde ki memonun maaşında ki değişiklikl ne olacak
memonun bu işten karı ne olacak

ben söyliyeyim hiç bir kari olmayacak

tayeeap sömürürken
apyoueap sömürecek

Aynen. Iste o yuzden etnisite ya da bir etik farkin politik cikara duygu ve oy somurusu olarak alet olmasi, sana halk ve kisi olarak bir sey saglamiyor.

yada benim ülkemin adı tc olmanın dışında anadolu islam cemahiryesi olunca
ben türk olduğum için benden daha fazla mı vergi alacaklar.

Tek fark islamda cumhuriyet yerine teokrasinin olmasi ve hak ve ozgurluklerin daha da kisitlanmasi ve bazi dusunce ve davranislarin imkansizlasmasi.

soyut kavramlarla soyut sosyal yaşam la somut sosyal kavramlar ve somut sosyal kavramların arasdındaki fark nedir.

Fark degil bag vardir. Yani soyut her turlu etik metafizik yonlendirim ve yaptirim iceren kavramlar somutlasarak duzen sistem kurum ve kurumlasma haline gelirler. Yasami soyutlarla fakat somut yasarsin.

hangi yönetim biçimi genel halk kitlesine hizmet eder
hangisi genel halk kitlesinin imparatoru olur.

Sence?


tc tarafgirliği cumhuriyetin yıkılıp yerine cumhuriyet öncesi köleci feodal bir yapının gelmesine karşıyım.
lakin bu cumhuriyeti savunduğum anlamınada gelmez

benim bu konudaki derdim
elimde olması gereken şeker 4 iken iki si vardı
ben üçüncü şeker için mücadele verirken bir ....
elimdeki şekerlerden birini daha alıyor olması beni ilgilendiren taraf

aslına bakarsan belkide elimdeki şeker sanrı olduğu için
zaten bana ait olmadığı için bu gün cumhuriyete sahip çıkamıyorumdur

o halde bana ikinci şekeri verdiği iddası ile beni kandıranlar
dönsün ler bir aynaya baksınlar.

sonrada kemalizmi savunmak için benden yardım istesinler.

bunlardan önce onlarda elimde ki sanrıya bile tahammül edemiyorlar
benim üçüncü şeker hayalime bile katlanamıyorlardı . değilmi?

nerede ise 100 yıl olmuş cumhuriyet kurulalı
ama bir adım ileri gidilememiş

birde birilerine çamur atmaya kalkmakda biraz man kafalılık olmuyormu?

şimdi kimse çıkıp da arabistan la yada iranla kıyaslamasın

ben arabistan da yada iranda yaşamıyorum
benim gerçekliğim üçüncü şeker boyutunda olması gerekiyor

benim kıyasım almanya yada fransa olması gerekiyor.

daha bu basit kapitalist refahı bile bana verememiş sağlayamamış
hala 1400 yıllık arap hurafesine inanan ondan medet bekleyen bir topluma sahip isek bu
kemalizm denilen dayatmanın ürünüdür.

peki şikayet kime ve ne için

Aradaki fark eger TC donemi ise, dunyadan 3 asir geri, eger teokrasi gelirse dunyadan 6 asir geride yasamak. Cagdaslik ise bunlarin disinda.

Cunku maalesef hala birey bilinc ve farkindaligi cografyamiza yetistirim egitim ogretim olarak ugramamis durumda. O yuzden de vatandas devleti icin yasiyor, kendi icin degil.

antilop
19-04-2013, 03:13
Cunku maalesef hala birey bilinc ve farkindaligi cografyamiza yetistirim egitim ogretim olarak ugramamis durumda. O yuzden de vatandas devleti icin yasiyor, kendi icin degil.



vatandaş devleti için yaşamıyor.
vatandaş devşetine köle yapılıyor devlet tarafından baskı ve şiddet ile

peki devletin vatandaşa hizmet için var olduğu iddasına ne oldu

bireyin özgürlüğüne ve
büyük balığın küçük balığı yutmasına mı kurban gitti

devletin aslında bir hal örgütlenmesi olması gerekti iddasının hiç var olmamış olmasına mı?

evrensel-insan
19-04-2013, 08:17
Cunku maalesef hala birey bilinc ve farkindaligi cografyamiza yetistirim egitim ogretim olarak ugramamis durumda. O yuzden de vatandas devleti icin yasiyor, kendi icin degil.



[quote]vatandaş devleti için yaşamıyor.
vatandaş devşetine köle yapılıyor devlet tarafından baskı ve şiddet ile

Sen kendi alginca aciklama yapmissin. Ben olan sorunun durum tesbitini verdim.

peki devletin vatandaşa hizmet için var olduğu iddasına ne oldu

Bu kimin iddiasi?

bireyin özgürlüğüne ve
büyük balığın küçük balığı yutmasına mı kurban gitti

Her turlu yonlendirildigi degerlere kurban gitti "cennet/huri/sarap" ve "vatan/millet/sakarya"

devletin aslında bir hal örgütlenmesi olması gerekti iddasının hiç var olmamış olmasına mı?

Birey yetistirememis bir cografya'da bireyi icin var olan bir devlet yapi ve isleyisi dusunulemez, zaten.

Brian
20-04-2013, 22:28
Birey yetistirememis bir cografya'da bireyi icin var olan bir devlet yapi ve isleyisi dusunulemez, zaten.

Özgür düşünen birey istiyoruz...Kim istiyor bunu?

Bunun yolu (özgür düşünen birey için söylüyorum) ne peki? İnsanların özgür düşünmesini teşvik etmek, özgür insanları cesaretlendirmek, örgütlenmelerine, siyasete katılmalarını teşvik etmek değil mi?

Kemalistler ne yapıyor peki?

Zaten koca memlekette Kemalistler dışında tek bir özgür birey yok. Koca memlekette sadece bir tek Kemalist yüksek çok yüksek iktidar sahipleri ve onlara çok yakın çok zengin çok zengin toprak ağaları ve yine çok büyük çok büyük zengin iş adamları özgür düşünür, bilir veya anlar diye baştan işe koyuluyorlar.

Yani ben diyorum özgür düşünmesi için adamın özgür hareket edebilmesi lazım, ona imkan vermen lazım, olanaklar yaratman lazım. Kemalistler ise tam tersine birçok insanın özgür düşünememesini de bahane ederek çok yüksek bürokratlar, çok zenginler ve büyük toprak ağaları dışında tüm insanların beyinlerini kullanmasına pek inkam vermiyor ve tanımıyor. Verse bile çok dar biçimde veriyor. Özgür düşünen değil güdümlü insan tipi istiyor.

Olay budur. Beyin kullanıldıkça gelişir. Ama sen adam özgür değil o yüzden düşünmesine gerek yok dersen meydanı zaten zenginlere bırakmış oluyorsun. Ki Kemalistlerin de istediği ve yaptığı budur.

Şimdi bu büyük amaçlarına ulaştılar. Her koşulda zenginlere itaat edecek bir kitle oluşturdular. Kimi zaman zenginler din maskesi, kimi zaman milliyetçilik kimi zaman başka maskelerle ortaya çıkacak ama sonuç değişmeyecek. Kazananlar büyük şirketler, çok zenginler olacak.

evrensel-insan
20-04-2013, 23:09
Özgür düşünen birey istiyoruz...Kim istiyor bunu?

Bunun yolu (özgür düşünen birey için söylüyorum) ne peki? İnsanların özgür düşünmesini teşvik etmek, özgür insanları cesaretlendirmek, örgütlenmelerine, siyasete katılmalarını teşvik etmek değil mi?

Kemalistler ne yapıyor peki?

Mesela "ey turk gencligi, birince vazifen turk istiklalini ilelebet korumak ve muhafaza etmektir" birey yetistirmez. Cunku bireyin vazifesi kendiniyetistirmek, egitim almak, bilgi edinmek, is ve konut edinmek v.s. dir. Devletin de gorevi bireyine bu yasamini devam ettirecek ve kendini egitecek olanaklari saglamaktir. Iste yukaridaki vazife zaten, vatandasin devlet icin varligidir, devletin bireyi icin degil. Bu birey yetistirmek degil; egitmek degil; vatandasi POLITIK OLARAK YONLENDIRMEK VE YAPTIRIMA ZORLAMAKTIR. vatandasa politik ve askeri polisvari bir gorev yuklemektir.

Zaten koca memlekette Kemalistler dışında tek bir özgür birey yok. Koca memlekette sadece bir tek Kemalist yüksek çok yüksek iktidar sahipleri ve onlara çok yakın çok zengin çok zengin toprak ağaları ve yine çok büyük çok büyük zengin iş adamları özgür düşünür, bilir veya anlar diye baştan işe koyuluyorlar.

Yani ben diyorum özgür düşünmesi için adamın özgür hareket edebilmesi lazım, ona imkan vermen lazım, olanaklar yaratman lazım. Kemalistler ise tam tersine birçok insanın özgür düşünememesini de bahane ederek çok yüksek bürokratlar, çok zenginler ve büyük toprak ağaları dışında tüm insanların beyinlerini kullanmasına pek inkam vermiyor ve tanımıyor. Verse bile çok dar biçimde veriyor. Özgür düşünen değil güdümlü insan tipi istiyor.

Olay budur. Beyin kullanıldıkça gelişir. Ama sen adam özgür değil o yüzden düşünmesine gerek yok dersen meydanı zaten zenginlere bırakmış oluyorsun. Ki Kemalistlerin de istediği ve yaptığı budur.

Şimdi bu büyük amaçlarına ulaştılar. Her koşulda zenginlere itaat edecek bir kitle oluşturdular. Kimi zaman zenginler din maskesi, kimi zaman milliyetçilik kimi zaman başka maskelerle ortaya çıkacak ama sonuç değişmeyecek. Kazananlar büyük şirketler, çok zenginler olacak.

Eger kemalistler CHP ya da Ataturk'un dedikleri yolunda ilerleyenler ve kendini oyle lanse edenler ise, zaten birey degildirler. Sadece politik yonlendirim ve yaptirima tabi tutulan vatandaslardir.

Birey olmak ya da bireysel yasam ve iliski surmek baskadir, bir bireyin kendi bilinci ve serbest iradesi ile politika yapmasi/yapmamasi v.s. baskadir.

Zaten hak ve ozgurluklerde toplumsal degil; bireyseldir. Iste bireylerin ortak hak ve ozgurluk ve yasam mucadelesi toplumsal olabilir. Burada da ortak olan istem ama her bireyin biribirine olan farklarina saygili olmasidir.

sorgulayan
08-10-2013, 16:21
Sn.sorgulayan;foruma hoşgeldiniz..Hızlı bir giriş yapmışsınız:)
Andımızı kaldırmakla,bu ülkenin bayrağını yok etmek arasında hiç bir fark göremiyorum..
Andımızın kaldırılmasına iki güruh sevinmiştir..
1-Bölücü pkklılar
2-Gerici dinciler
Başka da kimse andımızın kaldırılmasını savunmuyor..Ayrıca halkın büyük bir kesimi,andımızın kaldırılmasını yanlış bulmuş..(anketlere göre)Hosbulduk sayin NOLAN. Kimlerin anda karsi oldu´klari hakkinda yanlis bilginiz var ama hicte önemli degil. And'a kimlerin karsi oldugu veya destekledigine bakmak yerine gerekliligi ve dogrulugu üzerinde kafa yormak daha dogrudur. Ben aklim yeteli sol-sosyalistler karsiuydi mesela, o dönemler PKK'nin P si dahi piyasada yoktu.

Insanlara senaryo yazarak, korku salarak sorular sorulursa dogal olarakta o yönde bir cevap verildigini görürürz. 10 yil sonra ayni soruyu sorarsaniz daha degisik cevaplar alacaginizida bilin cünkü 10 yil sonra simdi üretuilen korku senaryolarinin gerceklesmedigini, söylenenlerin yalan dolan oldugunu, And'in gercektende gereksiz oldugunu,.... insanlar daha rahat anlayacaklardir.
And geldigimiz yasadigimiz cag icin gecersizdir, bugüne kadarda ülkeye faydasi olmamistir, bilakis zarari olmustur, insanlari ayristirmistir, kimilerininde kin ve nefretini kazanmistir,.....

Ahlaksız
08-10-2013, 18:13
Hosbulduk sayin NOLAN. Kimlerin anda karsi oldu´klari hakkinda yanlis bilginiz var ama hicte önemli degil. And'a kimlerin karsi oldugu veya destekledigine bakmak yerine gerekliligi ve dogrulugu üzerinde kafa yormak daha dogrudur. Ben aklim yeteli sol-sosyalistler karsiuydi mesela, o dönemler PKK'nin P si dahi piyasada yoktu.

Insanlara senaryo yazarak, korku salarak sorular sorulursa dogal olarakta o yönde bir cevap verildigini görürürz. 10 yil sonra ayni soruyu sorarsaniz daha degisik cevaplar alacaginizida bilin cünkü 10 yil sonra simdi üretuilen korku senaryolarinin gerceklesmedigini, söylenenlerin yalan dolan oldugunu, And'in gercektende gereksiz oldugunu,.... insanlar daha rahat anlayacaklardir.
And geldigimiz yasadigimiz cag icin gecersizdir, bugüne kadarda ülkeye faydasi olmamistir, bilakis zarari olmustur, insanlari ayristirmistir, kimilerininde kin ve nefretini kazanmistir,.....
Ulusalcı olmayan,ulus devlete kısa ve orta vadede dahi karşı çıkan solcular;solcu filan değildir..Solun bir toplumda hüküm sürmesi için önce bir ulus devlet olmalı ortada..Şeriatle yönetilen bir toplumdan,komünizme geçiş yapamazsınız..Tabi bizim solcular,o kadar çok kitap okuyorlar ki;kafaları çok karışık bu konularda..EL Akp döneminde solun ne kadar çaresiz bir durumda olduğunu hep beraber gördük..Bu bakımdan kendini solcu diye tanımlayanların andımıza karşı çıkması dikkate alınmaz..!

Ulus devletin bazı sembolleri vardır..Bayrak,marş,and gibi..Bu bakımdan bu sembollerin faydası olmadığını söyleyemezsiniz..Çimentodur bunlar,çimento..!

Hayatta herşeye fayda zarar çerçevesinden bakamazsınız..!
Ben böyleyim arkadaş,faydası olmayan şeyi ne yapayım derseniz;bende size ''sen ne işe yarıyorsun?'' deyip seni yok etme hakkımı kendimde görebilirim..!
Gördünüz mü,bu düşüncenin ne kadar sakat olduğunu?!

Dünya'daki müslümanların insanlığa ne faydası var diyen bir caniye ne diyebilirsiniz?
Türkiye'deki kürtlerin bu ülkeye zerre faydası yok diyen bir ırkçıya ne diyebilirsiniz?
Türkiye'de başıboş köpeklerin ne faydası var,öldürelim hepsini diyen birine ne diyebilirsiniz?

marcos
08-10-2013, 20:57
Ulusalcı olmayan,ulus devlete kısa ve orta vadede dahi karşı çıkan solcular;solcu filan değildir..Solun bir toplumda hüküm sürmesi için önce bir ulus devlet olmalı ortada..Şeriatle yönetilen bir toplumdan,komünizme geçiş yapamazsınız..Tabi bizim solcular,o kadar çok kitap okuyorlar ki;kafaları çok karışık bu konularda..EL Akp döneminde solun ne kadar çaresiz bir durumda olduğunu hep beraber gördük..Bu bakımdan kendini solcu diye tanımlayanların andımıza karşı çıkması dikkate alınmaz..!

Ulus devletin bazı sembolleri vardır..Bayrak,marş,and gibi..Bu bakımdan bu sembollerin faydası olmadığını söyleyemezsiniz..Çimentodur bunlar,çimento..!

Hayatta herşeye fayda zarar çerçevesinden bakamazsınız..!
Ben böyleyim arkadaş,faydası olmayan şeyi ne yapayım derseniz;bende size ''sen ne işe yarıyorsun?'' deyip seni yok etme hakkımı kendimde görebilirim..!
Gördünüz mü,bu düşüncenin ne kadar sakat olduğunu?!

Dünya'daki müslümanların insanlığa ne faydası var diyen bir caniye ne diyebilirsiniz?
Türkiye'deki kürtlerin bu ülkeye zerre faydası yok diyen bir ırkçıya ne diyebilirsiniz?
Türkiye'de başıboş köpeklerin ne faydası var,öldürelim hepsini diyen birine ne diyebilirsiniz?

Anlatmaktan bıktık sizler ısrar etmekten bıkmadınız.

Şeriatle yönetilen bir toplumdan,komünizme geçiş yapamazsınız.

http://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&frm=1&source=web&cd=1&cad=rja&ved=0CCoQFjAA&url=http%3A%2F%2Ftr.wikipedia.org%2Fwiki%2FKom%25C 3%25BCnizm&ei=m0VUUrWGE8XVswb6ioAQ&usg=AFQjCNGMoB8iultYTbV4Abd5k-wI-ot5Kg&bvm=bv.53760139,d.Yms


Ulusalcı olmayan,ulus devlete kısa ve orta vadede dahi karşı çıkan solcular;solcu filan değildir..Solun bir toplumda hüküm sürmesi için önce bir ulus devlet olmalı ortada..

http://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&frm=1&source=web&cd=2&cad=rja&ved=0CC8QFjAB&url=http%3A%2F%2Ftr.wikipedia.org%2Fwiki%2FSolculu k&ei=e0dUUoHXNYSatQb5noGgDw&usg=AFQjCNFdMheANBYvhbFkQ2RQrmnzOD7BPg&bvm=bv.53760139,d.Yms