PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İşte bu da benim hikayem.


Fyusha
17-08-2013, 10:53
Merhaba,ben hepinizden ne kadar küçük olsam da dini 4.sınıftan beri sorguluyorum.Size birkaç olay anlatmak istiyorum öncelikle...4.sınıfta,din dersimizde hocanın dediklerini size tam olarak anlatıyorum:''Sınıfta Allah'ın varlığını sorgulayan var mı?'' ben ise henüz neler olacağını tam kestirememiş olmakla beraber parmağımı kaldırmıştım.O da demişti ki:''Ailen sana din terbiyesi vermedi mi?'' ben de niçin bu kadar tepki gösterdiğini anlayamamıştım.Kötü zamanına denk gelmişimdir dedim ve geçtim.Ve aynı şey bir sene sonra 5.sınıftaykende yaşandı.Sınıfımıza müfettiş gelmişti ve kendisine sorulmak istenen soruları alıyordu.Bende ''Maymunlardan geldiğimiz doğru mu?'' dedim,o da ''Kim öğretiyor sana bunları,maymunlardan geldiğimiz doğru değildir.İlk insan Adem ve Havva'nın soyundan geliyoruz.'' dedi.Daha sonra fen bilgisi öğretmenimiz -yani o zamanlar sınıf öğretmenimiz- bana müfettiş gittikten sonra sert çıkıştı,ve beni dini araştırmaya itti.İyi ki de itmiş,diyorum :)

Ahlaksız
17-08-2013, 12:55
Şu filmi izle;
http://www.imdb.com/title/tt0063442/

bursali68
17-08-2013, 14:28
Merhaba,

Öncelikle hoşgeldiniz...

Bu ülkede Din Dersi ZORUNLU...Zorunlu olduğundan da SORUNLU...İşte yukarıda bariz bir örnek...Arkadaşımız sıkıyorsa söylediğinde ısrar etseydi, neler olurdu acaba...

O öğretmenin, öğretmenliği hakkettiğini söylemek yanıltıcı olur...İlk öğretim özellikle yetişme çağının ilk basamakları...O küçücük beyinler sürekli yeni şeyler keşfederler ve öğrenirler...Ama bu arada kini, düşmanlığı, sevgisizliği de öğrenir, pısırık da yetişebilir, külhan vari bir insan olarak da yetişebilir...Kısaca eğitimdeki direksiyon öğretmenin elindedir aslında...

Umarım siz kötü yönde etkilenmemişsinizdir...

Sağlıcakla kalınız...

Erdem Alaca
17-08-2013, 15:11
Vallahi bravo sn. Fyusha, bu yaşta...

Sn. Kapitan'ın önceki konunuzda bahsettiği gibi bizler, sizin yaşınızdayken tek derdimiz futbol oynamak, torpil/kızkaçıran patlatmak, plastik borudan yaptığımız oyuncak silahlara kağıtları külah gibi kıvırıp, bir de ucuna topluiğne bantlayıp; geçen baloncunun balonlarını patlatmak :) , gibi şeylerdi...

Kıyaslanacak gibi değil. Medya, bilgisayar, internet, vb. çok etkili herhalde aramızdaki bu uçuruma...

Saygılarımla,
Erdem Alaca.

irsArtvin
17-08-2013, 17:21
Merhaba,ben hepinizden ne kadar küçük olsam da dini 4.sınıftan beri sorguluyorum.Size birkaç olay anlatmak istiyorum öncelikle...4.sınıfta,din dersimizde hocanın dediklerini size tam olarak anlatıyorum:''Sınıfta Allah'ın varlığını sorgulayan var mı?'' ben ise henüz neler olacağını tam kestirememiş olmakla beraber parmağımı kaldırmıştım.O da demişti ki:''Ailen sana din terbiyesi vermedi mi?'' ben de niçin bu kadar tepki gösterdiğini anlayamamıştım.Kötü zamanına denk gelmişimdir dedim ve geçtim.Ve aynı şey bir sene sonra 5.sınıftaykende yaşandı.Sınıfımıza müfettiş gelmişti ve kendisine sorulmak istenen soruları alıyordu.Bende ''Maymunlardan geldiğimiz doğru mu?'' dedim,o da ''Kim öğretiyor sana bunları,maymunlardan geldiğimiz doğru değildir.İlk insan Adem ve Havva'nın soyundan geliyoruz.'' dedi.Daha sonra fen bilgisi öğretmenimiz -yani o zamanlar sınıf öğretmenimiz- bana müfettiş gittikten sonra sert çıkıştı,ve beni dini araştırmaya itti.İyi ki de itmiş,diyorum :)

Arkadaşımızın başından geçmiş olan bu elim olaydan da anlaşılıyor ki, insanların hayata bakışının ve gelecekte nasıl bir insan olacağının alt yapısının atıldığı, yani insanların büyüdüğünde karakterini şekillendirecek olan ilköğretim seviyesinde verilen eğitimin öğretmenleri son derece muasır fikirlerle donatılmış ve de son derece ilerici ideolojilere ve fikirlere haiz olan birer aydın insanlar topluluğudur!!!

Ben buradan herkese sormak istiyorum: eğitim hayatının belli bir döneminde hangimizin yukarıda bahsi geçen öğretmen gibi bir öğretmeni olmadı ya da hangimiz en azından inanç ve düşünce dünyası bu minvalde olan bir öğretmen tanımadık?

Düşünebiliyor musunuz, bir öğretmen öğrencisine dünyadaki tüm bilim otoritelerince kabul görmüş ve neredeyse dünyanın bütün üniversitelerinde eğitimi verilen bilimsel bir gerçekliği, yani evrimi inkâr ederek, yok sayarak, kendi batıl inanç sisteminin bir mahsulü olan hayali bir şeyi sözde gerçek ve sözde doğru bir bilimsel doktrin gibi öğretmeye çalışıyor. Eğer eğitim fakülteleri böyle öğretmenler yetiştirmek maksadıyla faaliyetine devam ediyorsa, bence buna hiç gerek yok; zira bu zihniyette öğretmen yetiştirmek için lisans seviyesinde eğitim veren okullara ihtiyaç olmadan da liseyi bitiren herkes bu görevi layıkıyla ifa edebilir.

Ülkemizin siyasal, bilimsel, sanatsal ve kültürel sahada geleceğini şekillendirecek olan genç neslin, yani çocukların eğitmenleri, rehberleri haiz oldukları günümüz toplumsal yaşam biçimiyle, bilim ve ahlak anlayışıyla kesinlikle bağdaşmayan ortaçağ ideoloji ve batıl inançlarıyla, nasıl olur da bilim ve sanatta üretken, özgür edebi eserler verebilen, hayatının her alanında bilimi ve aklı kendine rehber edinmiş özgür, çağdaş ve aydınlık insanlar yetiştirebilir? Öğretmenlerin kalitesi ve niteliği bu seviyedeyken, nasıl olur da onlardan böyle bir şey beklenebilir ve bunun mümkünatı var mıdır? Elbette ki, böyle bir şey beklenemez ve de bunun mümkünatı yoktur!

Ülkemizde verilen eğitimin ve öğretmenlerin niteliği ve kalitesi bu seviyede olmasına mukabil bizim, “neden bizim ülkemizden tüm dünya tarafından bilinen meşhur bir bilim insanı, dünyada herkesçe tanınan gerçek bir sanatçı veya büyük insan kitleleri tarafından okunan, takip edilen bir edebiyatçı çıkmıyor?” diye şikâyetçi olmamızın hiçbir anlamı yoktur ve bu, tamamıyla yersiz bir tutumdur.

Nihayetinde, ülkemizde faşizmin kendine oldukça fazla sayıda taraftar bulması, şövenist duyguların halk nezdinde bu denli yüksek seviyelerde olması, insan haklarının neredeyse hiç kimse tarafından önemsenmemesi, birçok insanın demokrasi ve eşit haklar gibi kavramların muhteviyatının ve toplum için ne anlam ifade ettiğinin farkında olmaması ve de günümüzde bilimsel anlamda geçerliliğini yitirmiş olan ilkel inançlarla insanların zihnini yıkayan gerici, yobaz tarikatların sayısının bu kadar fazla olması ve halk nezdinde bu kadar fazla karşılık bulmaları hiç de şaşırtıcı değildir!

Elbette şu da unutulmamalıdır ki, öğretmenlerin zihniyetinin ve eğitimin bu kadar gerici olması, öğrencilerin aydınlık ve çağdaş fikirlerle tanışmamaları için ve de toplumu her anlamda ilkel bir yaşam biçimiyle ve inanç sistemiyle dönüştürmek maksadıyla, halkı özgür düşünceden uzak tutmak için elinden geleni yapmış olan devletin egemen güçleri tarafından uygulanan “resmi” devlet politikasıdır!

Erdem Alaca
17-08-2013, 17:37
Düşünebiliyor musunuz, bir öğretmen öğrencisine dünyadaki tüm bilim otoritelerince kabul görmüş ve neredeyse dünyanın bütün üniversitelerinde eğitimi verilen bilimsel bir gerçekliği, yani evrimi inkâr ederek, yok sayarak, kendi batıl inanç sisteminin bir mahsulü olan hayali bir şeyi sözde gerçek ve sözde doğru bir bilimsel doktrin gibi öğretmeye çalışıyor.
Aynen katılıyorum sn. irsArtvin, daha önce de söylemiştim; okullarda türbanlı öğretmenlerin olmasını asla kabul etmiyorum; buna bazıları ister yobazlık desin, ister diktatörlük desin, düşüncem bu.

Neden? Okul çağına kadar bunca emek vermişim bir çocuğuma, "hık" dese param olmasa da sağdan soldan borç bulup onu işinin ehli doktorlara göstermişim, doğru dürüst daha sesimi bile yükseltmemişim ona karşı, gözümden sakınmışım, vb.

Ee? Sonra gel sn. irsArtvin'in bahsettiği gibi beynelminel ilim, bilgi öğreneceği taze beynine, bir öğretmen gelsin, ufak ufak hürafeleri sokuştursun hergün, bilmem kaç sene?

Hangi baba kabul eder bunu?

Ha, eğer benim türbanlı öğretmenlere karşı önyargılı olduğum varsayılıyorsa o ayrı. Ama bunca yaşıma kadar görebildiğim: O örtüyü, boneyi başına takmışsa bir bayan - artık hayatının her anını İslam dini yönetiyor demektir - Kuran'ın dışına çıkamaz, ne yaşayışında, ne çocuklara öğretim verirken, ne de başka bir tür karar verirken.

Benim düşüncelerim bu. Tesettürlü, sarıklı, sakallı öğretmen de olmasın, açık-saçık giyinen de, din dersi de kaldırılsın, bizim zamanımızdaki gibi tek tip üniformaya (siyah önlük-beyaz yaka) geri dönülsün. (okulda serbest kıyafet te ayrımcılığa sebep olur benim gözümde: Zengin olan çocuk-Fakir olan çocuk durumu)

Vefik Sami
18-08-2013, 10:16
Babam devlet memuru idi. 1970-71 öğretim yılı Urfa'nın Birecik ilçesinden, Manisa/Akhisar'a tâyinimiz çıkmıştı. Ben de o sene Lise son sınıfa geçmiş idim. Akhisar'ı görünceye kadar solculuk nedir, materyalizm nedir bilmezdim. Birecik'te "Ben Allah'ım" diyen bizden iki sınıf yukarıda birkaç kişiye ratlamıştım ama, neden böyle söylediğinin üzerinde durmamıştım o zaman.

Akhisar Lisesinde, içinde bulunduğum sınıfın çoğu solcu idi. İçlerinde ateist olanlar da vardı. Bu mantalitedeki insanları ilk defa tanıyordum. İçlerinden biraz samimiyet kurabildiğim birisi ile soru-cevap şeklinde bir konuşma geçti aramızda.

- İnsanı kim yarattı ?
- Allah.
- Uçağı kim üretir/yaratır ?
- İnsan.
- İyi de uçak insandan daha hızlı!...
- ?????

Bu sorunun cevabını muhakkak bulmalıydım. Ters kroşe ile abondone olmuş boksör gibiydim. Gerçi namaz-oruç vs. noktasında pek hassas değildim ama, inançlı bir öğrenciydim. Anne ve babamın bu soruya cevap verebileceğini düşünmüyordum. 'En net cevabı okuldaki felsefe hocasından alırım' diye düşündüm. Bir bayan Felsefe öğretmenimiz vardı. Felsefe dersinde söz alıp, bana sorulan soruyu hocaya sordum. Aldığım cevap aynen şöyle idi.

- Otur yerine terbiyesiz ukalâ. Soracak başka şey bulamadın mı ? Bunnun felsefe ile ilgisi ne ?

Tamam; kabul ediyorum. Konu olarak, felsefe ile doğrudan bir ilgisi yoktu. Fakat 'akıl yürütme işini en iyi felsefeciler bilir' diye sormuştum.

Türkiyede maalesef bu kapasitede - hattâ daha da altında - öğretmen epey çok.

ozgur_beyin
18-08-2013, 21:29
sevgili fyusha hoş geldin. umarım artık yaşın kemale ermiştir ve bilinçli bir şekilde sorgulamaya başlamışsındır