Fyusha´isimli üyeden Alıntı
Merhaba,ben hepinizden ne kadar küçük olsam da dini 4.sınıftan beri sorguluyorum.Size birkaç olay anlatmak istiyorum öncelikle...4.sınıfta,din dersimizde hocanın dediklerini size tam olarak anlatıyorum:''Sınıfta Allah'ın varlığını sorgulayan var mı?'' ben ise henüz neler olacağını tam kestirememiş olmakla beraber parmağımı kaldırmıştım.O da demişti ki:''Ailen sana din terbiyesi vermedi mi?'' ben de niçin bu kadar tepki gösterdiğini anlayamamıştım.Kötü zamanına denk gelmişimdir dedim ve geçtim.Ve aynı şey bir sene sonra 5.sınıftaykende yaşandı.Sınıfımıza müfettiş gelmişti ve kendisine sorulmak istenen soruları alıyordu.Bende ''Maymunlardan geldiğimiz doğru mu?'' dedim,o da ''Kim öğretiyor sana bunları,maymunlardan geldiğimiz doğru değildir.İlk insan Adem ve Havva'nın soyundan geliyoruz.'' dedi.Daha sonra fen bilgisi öğretmenimiz -yani o zamanlar sınıf öğretmenimiz- bana müfettiş gittikten sonra sert çıkıştı,ve beni dini araştırmaya itti.İyi ki de itmiş,diyorum 
|
Arkadaşımızın başından geçmiş olan bu elim olaydan da anlaşılıyor ki, insanların hayata bakışının ve gelecekte nasıl bir insan olacağının alt yapısının atıldığı, yani insanların büyüdüğünde karakterini şekillendirecek olan ilköğretim seviyesinde verilen eğitimin öğretmenleri son derece muasır fikirlerle donatılmış ve de son derece ilerici ideolojilere ve fikirlere haiz olan birer aydın insanlar topluluğudur!!!
Ben buradan herkese sormak istiyorum: eğitim hayatının belli bir döneminde hangimizin yukarıda bahsi geçen öğretmen gibi bir öğretmeni olmadı ya da hangimiz en azından inanç ve düşünce dünyası bu minvalde olan bir öğretmen tanımadık?
Düşünebiliyor musunuz, bir öğretmen öğrencisine dünyadaki tüm bilim otoritelerince kabul görmüş ve neredeyse dünyanın bütün üniversitelerinde eğitimi verilen bilimsel bir gerçekliği, yani evrimi inkâr ederek, yok sayarak, kendi batıl inanç sisteminin bir mahsulü olan hayali bir şeyi sözde gerçek ve sözde doğru bir bilimsel doktrin gibi öğretmeye çalışıyor. Eğer eğitim fakülteleri böyle öğretmenler yetiştirmek maksadıyla faaliyetine devam ediyorsa, bence buna hiç gerek yok; zira bu zihniyette öğretmen yetiştirmek için lisans seviyesinde eğitim veren okullara ihtiyaç olmadan da liseyi bitiren herkes bu görevi layıkıyla ifa edebilir.
Ülkemizin siyasal, bilimsel, sanatsal ve kültürel sahada geleceğini şekillendirecek olan genç neslin, yani çocukların eğitmenleri, rehberleri haiz oldukları günümüz toplumsal yaşam biçimiyle, bilim ve ahlak anlayışıyla kesinlikle bağdaşmayan ortaçağ ideoloji ve batıl inançlarıyla, nasıl olur da bilim ve sanatta üretken, özgür edebi eserler verebilen, hayatının her alanında bilimi ve aklı kendine rehber edinmiş özgür, çağdaş ve aydınlık insanlar yetiştirebilir? Öğretmenlerin kalitesi ve niteliği bu seviyedeyken, nasıl olur da onlardan böyle bir şey beklenebilir ve bunun mümkünatı var mıdır? Elbette ki, böyle bir şey beklenemez ve de bunun mümkünatı yoktur!
Ülkemizde verilen eğitimin ve öğretmenlerin niteliği ve kalitesi bu seviyede olmasına mukabil bizim, "neden bizim ülkemizden tüm dünya tarafından bilinen meşhur bir bilim insanı, dünyada herkesçe tanınan gerçek bir sanatçı veya büyük insan kitleleri tarafından okunan, takip edilen bir edebiyatçı çıkmıyor?" diye şikâyetçi olmamızın hiçbir anlamı yoktur ve bu, tamamıyla yersiz bir tutumdur.
Nihayetinde, ülkemizde faşizmin kendine oldukça fazla sayıda taraftar bulması, şövenist duyguların halk nezdinde bu denli yüksek seviyelerde olması, insan haklarının neredeyse hiç kimse tarafından önemsenmemesi, birçok insanın demokrasi ve eşit haklar gibi kavramların muhteviyatının ve toplum için ne anlam ifade ettiğinin farkında olmaması ve de günümüzde bilimsel anlamda geçerliliğini yitirmiş olan ilkel inançlarla insanların zihnini yıkayan gerici, yobaz tarikatların sayısının bu kadar fazla olması ve halk nezdinde bu kadar fazla karşılık bulmaları hiç de şaşırtıcı değildir!
Elbette şu da unutulmamalıdır ki, öğretmenlerin zihniyetinin ve eğitimin bu kadar gerici olması, öğrencilerin aydınlık ve çağdaş fikirlerle tanışmamaları için ve de toplumu her anlamda ilkel bir yaşam biçimiyle ve inanç sistemiyle dönüştürmek maksadıyla, halkı özgür düşünceden uzak tutmak için elinden geleni yapmış olan devletin egemen güçleri tarafından uygulanan "resmi" devlet politikasıdır!