PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bir Ateist, çocuğunu nasıl eğitmeli


Erdem Alaca
17-11-2013, 14:23
Ben Agnostik'im, hanımım ise Müslüman (başı açık, modern, Atatürk'ü seven, ara ara Kuran meali okur, dönem dönem namaz kılar).

İki kızımız var, büyüğü 1.sınıfa gidiyor, küçüğü henüz 1 yaşına girdi.

Büyük kızım artık bu tür şeylerin farkına varmaya başlıyor iyice; yolda bana camiileri soruyor, ezan okunurken onu soruyor, vb.

Kaçamak cevaplarla geçiştiriyorum şu an...

Eşim benim Agnostik olduğumu biliyor, bana karışmıyor - ben de ona elbet.

Ancak çatıştığımız nokta şu: Eşim mutlaka çocuklarda Allah korkusu (ve beraberinde bir takım dini bilgiler elbet) olması gerektiğini, yoksa en basitinden buluğ çağında başımıza çok kötü işler gelebileceğini savunuyor.

Buluğ çağı konusunda haklı, her anne-babanın korkulu rüyasıdır herhalde buluğ çağı: Alkolü var, uyuşturucusu var, çeteleri var, kavgalar var, evden kaçmalar var, ölmeler var, öldürmeler var, vs. vs.

De; bunları önlemenin tek yolu Allah'la korkutmak mıdır? Ya da Allah'la korkutulan her çocuk, bunlardan kendini sakınabilmekte midir? Zannetmiyorum, o da geçersiz.

Kısaca ne yapacağımı şaşırmış vaziyetteyim bu konuda. Eşimi dinlersem, çocuklarım da tıpkı sıradan herkes gibi (tipik ülkem Müslüman'ı) yetişecek. Allah'a inanacak, Kuran'a, Hz.Muhammed'e, vb. bir sürü şeye inanacak?
Reşit olunca mı onları tanıştırayım Turan Dursun'la, İlhan Arsel'le, bu forumla, vb.?

Yok eşimi ikna ettim, çocuklarımızı "(İslam için) Kızım, öyle olduğunu söylüyor/inanıyor çok insan da, bugüne kadar ne Allah'ı gören var, ne bir mucizesini. Kuran dediğin akla yatmayan bir kitap bana göre - bir sürü çelişkilerle dolu; sen bunları şimdilik boşver - derslerine önem ver, bu konuları büyüyünce, aklın daha bir erince düşünürsün." şeklinde yetiştirdik.

E ya ergenlik çağında kötü bir olay yaşadık - eşim direk beni suçlayacaktır elbet; bu da çok kötü bir şey...

...

Vaziyet bundan ibaret - tam bir "İki arada bir derede" durumunda hissediyorum kendimi.

Görüş ve tavsiyelerinizi beklerim, teşekkür ederim.

dynamin
17-11-2013, 15:29
En basitinden bugün hapishaneleri dolduran katil, tecavüzcü, hırsız...vb. insanların çoğusunun kendini "müslüman" olarak tanıtacağını, yine çoğusunun "elbette Allah'tan korkumuz var" diyeceğini söyleyebilirsiniz.

Nevandaar
18-11-2013, 01:51
Çocuğum olsaydı eğer, bir ateist olarak dini inanç konusunda ona/lara herhangi bir yönlendirme yapmazdım. 7 8 değilde 10 küsürlü yaşlara gelip belirli bir muhakeme yeteneği olduğunu düşündüğüm zamanlarda dünyadaki var olan dinlerden, insanların çoğunluk olarak hangi dinlere inandıklarından, kendimin nasıl müslümanlıktan istifa ettiğimden bahsederdim. Sakın şuna inanma bu olma gibi şeyler demezdim. Muhtemelen o zamanlarda müslüman olacaktır. Onu dinden çıkarmak için değil okuldaki medyadaki yalan islam yerine gerçek islamı bilmesi için yardımcı olmaya çalışırdım.
Küçük yaşlardan itibaren muhakkak onu çeşitli spor dallarının içinde tutardım. Tam hatırlamıyorum, 10 yaşa kadar sanırım, jimnastik çocuklar için hayati önem taşıyor vücudun gelişimi açısından. O yaştan sonra da kız ise voleybola, erkek ise yüzme sporlarına gönderirdim. Spor bilinci şart :)
İleride edineceği ideolojik görüşü yönlendirmek amacıyla değil, "Türk" onun için bir kelimeden ibaret olmaması için atalarının tarihini, kendi soyunu öğrenebileceği kitaplar alırdım. Hangi ideolojiye yakın durursa dursun ama kim olduğunu, ne olduğunu bilsin.
Şimdilik aklıma gelenler bunlar :)

Olimpiyat
18-11-2013, 09:35
E ya ergenlik çağında kötü bir olay yaşadık - eşim direk beni suçlayacaktır elbet; bu da çok kötü bir şey...

...

Vaziyet bundan ibaret - tam bir "İki arada bir derede" durumunda hissediyorum kendimi.

Görüş ve tavsiyelerinizi beklerim, teşekkür ederim.
Algıda seçicilik diye bir şey var. Herkesin başına kötü şeyler gelebilir, gelecektir de.
Eğer eşini dinlemezsen, müslümanken bile başına gelebilecek kötü şeyleri, eşin ateistliğe ya da çocuğun dinle fazla haşır neşir olmamasına bağlıyabilir.

Bence, sen sadece çocuklarına felsefe öğret. Dini konuları annesine bırak. Çocuklar, yetişkin olduklarında sağlam felsefi düşünce kazanmışlarsa, bağlasanız da dinci olamazlar.

basbaya
18-11-2013, 12:43
Benzer bir durumdayım bende. Eşim kuran kurslarında büyümüş, hocalık yapmış hatta sıkmabaşın mucidinin falan öğrenciliğini yapmış, bir dönem çarşafla dolaşmış biri. Sonradan doğruyolu bulmuş güzel sanatlarda okumuş hafif agnostik tavırlarda biri. Bu yüzden pek çatışmıyoruz ama olay çocuk yetiştirmeye gelince işler biraz değişiyor.

Bizim de 13 yaşında bir kızımız var, şu an yaptığımız şey, okuldan ve çevreden din hakkında ne öğretiyorlarsa öğretsinler ki ben ona ateizm hakkında bir şeyler anlattığımda söyleyeceğim konular hakkında karşılaştırma yapıp doğru mantığı çok daha kolay bulabilmesi mantığı üzerine dayalı. Ben bunlara hazırlık açısından 2 yıl kadar önce evrim teorisiyle ilgili çizgi roman tadında renkli ve bol bol resimli bir kitap aldım, arada onu çıkartıp gündeme getiriyorum.

İşin en ilginci, sanırım 9 yaşındaydı ve durduk yere bana "baba sen adem-havvaya inanıyormusun" dedi ve "bana çok ama çok saçma geliyor, ne yani ben şimdi çinlilerle kardeşmiyim" diyerek ekledi. O gün din dersinde anlatmış bunları. :) Donup kalmıştım o an. Sonraları sordukları olayları daha da ileri safhalara taşıdı. Bende yaşının bu konular için çok genç olduğunu, üniversiteye başlayacağın zaman tüm bunları oturur başbaşa konuşuruz dedim. Şimdilik bu şekilde idare ediyoruz, sorulara geniş anlamlı cevaplar vererek geçiştiriyorum, bir çok şeyin oda farkında ve felsefeyi nedense çok seviyor.:)

Diğer kötü alışkanlıklar diyeyim, onlar da biraz aileden aldığı terbiyenin, ailenin bu tip kişilere verdiği tepkinin neticesinde ortaya çıkan şeyler. Siz arkadaş çevresini düzgün oluşturmasına iyi-kötü ayrımını sağlıklı yapabilmesine destek olursanız ya da kısaca karakterinin oturmasına pozitif anlamda yardım ederseniz bir sorun çıkacağını sanmıyorum. Bunlardan geriye kalan kısımlar küçük ihtimaller olarak kalır.

Erdem Alaca
18-11-2013, 12:52
Böyle bir durumda bizlerin (Ateist,Agnostik,vb.) şöyle bir dezavantajımız da var:
Çocuğumuzun çevresindekilerin hemen hepsi bize zıt düşünceli (İslam, Müslüman'lık)

Çocuk da ne yapacağını şaşırabilir: "Baba: annem, anneannem, babaannem, dedem, teyzem, vs. hepsi senden farklı söylüyor - bir sen misin doğru?" diye sorabilir elbet.

idontneedagod
18-11-2013, 15:00
Zor bir durum. Eşim de ateist ben de. Ancak Müslüman bir ülkede yaşıyor olmamız bir gerçek. Öyle ayarlamalı ve çocuğa anlatmalı ki çocuk ne diğerlerini yargılasın, olur olmadık yerde olmadık sorularla hem bizi hem kendisini tehlikeli durumlara sokmasın hem de gerçekleri bilsin ve sorgulasın.

Kim ne derse desin onu bir ateist olarak yetiştireceğim. Buna karalıyım. Bunu dayatmalarla değil de gerçekleri göstererek yapacağım. Bunun ergenlikte çocuğun zıvanadan çıkmasını sağlayacak bir durum olduğunu da düşünmüyorum. Ben ergenlik dönemimde Müslümandım. Ancak çok gece sabahlara kadar içtim. Demek ki Müslümanlık beni doğru yola iletmedi.

DinsizKisi
18-11-2013, 18:31
Tek yol Allah'la korkutmak değil. Şahsen ailem Müslüman olmasına rağmen onların beni Allah'la korkuttuğunu hatırlamıyorum. Temel kişilik değerlerini nedenleriyle birlikte benimsetmek, Allah korkusundan çok daha iyi işleyecek bir yöntem çünkü çocuk günün birinde inancını kaybedebilir. Kaybetmese bile Allah korkusunun benimsetilmesi inanmayanlara (Bu durumda size) karşı tahammülsüz olmasına sebep olabilir. Dolayısıyla bütün seçenekleri önüne açın ama sağlam bir karakter verin. Bunun nasıl yapılacağı konusu ebeveynlerin kendi tercihlerine kalmış.

Erdem Alaca
22-01-2014, 01:13
Şunu yazmışım #6 no'lu iletimde:
Böyle bir durumda bizlerin (Ateist,Agnostik,vb.) şöyle bir dezavantajımız da var:
Çocuğumuzun çevresindekilerin hemen hepsi bize zıt düşünceli (İslam, Müslüman'lık)Haklı olduğumu görüyorum... 3-5 gün önce dedesi, büyük kızıma bir kitap armağan etti: "Hikayelerle 365 Gün Dua" adında, 384 sayfalık, her sayfası resimli bir çocuk(!) kitabı... Arka kapakta şunlar yazıyor:

Hikayelerle 365 Gün Dua, Ali Karaçam - Hasibe Şahin

Küçük Okuyucularımıza
Şeymanur ile Bilal birbirini çok seven iki kardeş... Anne ve babalarıyla gittikleri bir misafirliğin ardından yılın her gününe dua armağan etme kararı alıyorlar. Bazen yedikleri güzel bir yemek, bazen gördükleri güzel bir çiçek, bazen de tanıştıkları fakir bir çocuk, ettikleri duanın konusu oluyor.

Sevgili çocuklar! Bu kitapla 365 gün süren bir dua yolculuğuna çıkacaksınız. Şeymanur ve Bilal'le birlikte kedi ve balıkları sevecek, gökyüzüne bakarak hayallere dalacaksınız. Yeni doğacak kardeşleri Burak Emin'i bekleme heyecanı sizi de saracak. Ne dersiniz? Ellerimizi gökyüzüne doğru açıp bu güzel ailenin ettiği dualara hep birlikte amin diyelim mi?

Anne-Babalara
Dua; çağırmaktır, istemektir, yalvarmaktır, yakarıştır. İbadetin özü, imanın gıdası, ruhun cilasıdır. Kulluk vazifesi ve insanlık borcudur. Allah'tan yardım dilemektir. İstekleri Rabb'ine bildirmektir. Verilen nimetlere teşekkür etmektir. Hayır, yardım ve merhamet dileğinde bulunmaktır. Dua güzel bir ibadettir.

İşte böylesine önemli bir ibadet olan duayı çocuklarımıza eğlenceli bir yolla öğretmek hepimizin görevi... Bu kitap duayı çocuklara en güzel şekilde anlatmak için yazıldı. Kitabı okuyan bütün çocukların hayatlarının her anına duayı yerleştirmeleri amaçlandı.

Amacımızın güzel neticeler doğurması duasıyla...Yaa, işte böyle... :)

Renkli resimler, fakir çocuk, güzel çiçekler, her sayfada ayrı ayrı hikayeler, vs. çocukların gönlünü çelecektir elbet. "İman gıdası-ruhun cilası", "dua öğretmek hepimizin görevi", vs. ile ana-babalara da ayar veriliyor. Daha n'olsun, al sana kitap(!) işte?

Yani, kızım 7 yaşında, ve böyle böyle başlıyor bu işler gördüğünüz gibi. Maalesef elden fazla birşey gelmiyor - kayınpedere "Böyle kitaplar getirme bu eve" diyecek halim yok ya... :(

http://www.kitapambari.com/u/kitapambari/img/c/h/i/hikayelerle-365-gun-dua20111003121726.jpg

Ali Karaçam - Hasibe Şahin
Hikayelerle 365 Gün Dua
Nesil Çocuk Yayınları, Eylül 2009
ISBN: 978-975-269-729-4

evrensel-insan
22-01-2014, 01:26
Şunu yazmışım #6 no'lu iletimde:
Haklı olduğumu görüyorum... 3-5 gün önce dedesi, büyük kızıma bir kitap armağan etti: "Hikayelerle 365 Gün Dua" adında, 384 sayfalık, her sayfası resimli bir çocuk(!) kitabı... Arka kapakta şunlar yazıyor:

Yaa, işte böyle... :)

Renkli resimler, fakir çocuk, güzel çiçekler, her sayfada ayrı ayrı hikayeler, vs. çocukların gönlünü çelecektir elbet. "İman gıdası-ruhun cilası", "dua öğretmek hepimizin görevi", vs. ile ana-babalara da ayar veriliyor. Daha n'olsun, al sana kitap(!) işte?

Yani, kızım 7 yaşında, ve böyle böyle başlıyor bu işler gördüğünüz gibi. Maalesef elden fazla birşey gelmiyor - kayınpedere "Böyle kitaplar getirme bu eve" diyecek halim yok ya... :(

http://www.kitapambari.com/u/kitapambari/img/c/h/i/hikayelerle-365-gun-dua20111003121726.jpg

Ali Karaçam - Hasibe Şahin
Hikayelerle 365 Gün Dua
Nesil Çocuk Yayınları, Eylül 2009
ISBN: 978-975-269-729-4

En guzeli hic bir corefaith ile beynini yikamamak, bir dunya vatandasi gibi evrensel ideolojisiz inanc secimsiz (inancsiz demiyorum) sadece birety olarak kendi ozguvenini kendi serbest iradesini kendi kendini dile getirebilmesini kendi fikrini kendinin savunabilmesini serbest birakarak; COREFAITH OLARAK YONLENDIRMEYEREK KI BUNA ATEIZM DE DAHIL. Sorularina bilimsel bilissel yanitlar vermek ve SECIMI ONA BIRAKMAK.

Kus misali cok s1karsan olur, gecsek birakirsan kacar. Demekki oyle guzel tutacaksin ki ne olecek ne de kacacak. Avcunda rahat hareket edecek.

Erdem Alaca
22-01-2014, 01:32
Sorularina bilimsel bilissel yanitlar vermek
İşte, gerçekten çok merak ediyorum evrensel hocam; kızım bir gün bana:

Babacığım, Allah bizi hep görüyor mu?

...Şöyle şöyle yaparsam Allah bana günah yazar mı?

Allah nerde duruyor?

tarzı bir soru sorduğunda, ben ne cevap vereceğim?

"Ben pek bilmiyorum kızım, iyisi mi annene sor sen..." demeyi planlıyorum böyle bir durum karşısında. Başka ne denir ki yedi yaşında çocuğa? "Allah diye bir şey yok, uyduruyorlar kızım inanma" desem psikoloji yerle bir olur bana göre...

Muamma, muamma...

evrensel-insan
22-01-2014, 02:04
İşte, gerçekten çok merak ediyorum evrensel hocam; kızım bir gün bana:

Babacığım, Allah bizi hep görüyor mu?

...Şöyle şöyle yaparsam Allah bana günah yazar mı?

Allah nerde duruyor?

tarzı bir soru sorduğunda, ben ne cevap vereceğim?

"Ben pek bilmiyorum kızım, iyisi mi annene sor sen..." demeyi planlıyorum böyle bir durum karşısında. Başka ne denir ki yedi yaşında çocuğa? "Allah diye bir şey yok, uyduruyorlar kızım inanma" desem psikoloji yerle bir olur bana göre...

Muamma, muamma...

Ilk yapacagin kizinin bu Allah kavramini kullanirken ne anlam ve icerik yukledigi?

Ondan sonra buradaki"celiskileri" yakalayip onun duzeyinde GORSEL VE BILIMSEL IZAH ETMEK.

Tek unutmaman gereken ONU YONLENDIRMEMEK ve herseyi sorabilmesine iziun vermek ve sorusuna gore kullandigi kavramlara ne anlam ve icerik yukledigine gore basta o konuda BILGISEL olmak, sonra BILISSEL ve de Bilimsel 3B formulu.

Erdem Alaca
22-01-2014, 02:14
Allah kavramini kullanirken ne anlam ve icerik yukledigi?
Bence standard şeylerdir, annesi, dedesi, halası, teyzesi, vs. ne öğrettiyse: "Allah bizi yarattı, onu sevmeliyiz, o da bizi hep sever, dua edersek bize yardım eder", vs. gibi şeylerdir herhalde.

Diğer yazdıklarınız konusunda da, gene çıkamam gibi geliyor işin içinden. :)
Yani mevzubahis bir soruyla karşılaşırsam ona ne cevap verebilirim ki?

"Kızım, pekçok insan Allah'ın olduğunu kabul eder, ama onun olmadığını kabul edenler de var, şu gördüğün herşey, bize tabiatın bir armağını da olabilir belki?"

falan mı demeli bilmem ki?

evrensel-insan
22-01-2014, 02:29
Bence standard şeylerdir, annesi, dedesi, halası, teyzesi, vs. ne öğrettiyse: "Allah bizi yarattı, onu sevmeliyiz, o da bizi hep sever, dua edersek bize yardım eder", vs. gibi şeylerdir herhalde.

Diğer yazdıklarınız konusunda da, gene çıkamam gibi geliyor işin içinden. :)
Yani mevzubahis bir soruyla karşılaşırsam ona ne cevap verebilirim ki?

"Kızım, pekçok insan Allah'ın olduğunu kabul eder, ama onun olmadığını kabul edenler de var, şu gördüğün herşey, bize tabiatın bir armağını da olabilir belki?"

falan mı demeli bilmem ki?

3B nin iki ana ayagi vardir. BILISSEL VE BILIMSEL

Diger ayagi BILGISEL ve yukardaki ayaklardan Bilissel senin en onemli konundur.

Mesela bilissel ne demek-Ne soylediginin, ne kadar soylemen gerektiginin, soyleyecegin seyin bilgisinin, cocuk psikolojisinin, sosyal yapisinin, yasinin cevresinin ne dedigini iyi algilamanin, ona bir birey muamelesi yapmanin, sozunu kesmemenin, her daim ilgi ile dinlemenin, senin ile birlikte konusurken, guven vermenin, ona deger ve hak verdigini gostermenin, onu yasina gore memnun etmenin, v.s. kisaca BIR BABADAN ZIYADE SANA HERSEYINI ANLATABILECEGI BIR ARKADAS DOST OLABILMENIN BILINCINDE OLMAK.

Butun iliskiyi mumkunse gorsellige tasimanin ornekler ile beslemenin, yanlis ya da dogru iyi ya da kotu guzel ya da cirkin HER TEMELDE BILIMSEL OLMANIN.

Kisaca bilimsel olmak-olgusal gecerlilik gozlemsel yanlislanabilirlik gozlemsel algi ve gozlemci algilama. yani notr yansiz degerlendirmesiz yorumsuz AYNERN VERILDIGI GIBI almak ve bilimsel yanit vermek ornekleri ile yasina ve algilayabilmesine gore, tabiki cocugu bunlari yaparken "bogmamak, s1kmamak, biktirmamak, kararini bilebilmek, rahatsiz oldugunu konusma ve hareketlerinden algilayabilmek.

Aslinda fark ettim ki sana evrensel-insan zihniyetini anlatiyorum. :)

evrensel-insan
22-01-2014, 02:30
Bir konuda, dusunce de bilgi de kavramda v.s. bir "sorun" yasarsan ister burdan, ister o. mesaj yolu ile konuyu senin ile yazisabiliriz.

Erdem Alaca
22-01-2014, 02:33
Bir konuda, dusunce de bilgi de kavramda v.s. bir "sorun" yasarsan ister burdan, ister o. mesaj yolu ile konuyu senin ile yazisabiliriz.
Tamam hocam, çok sağolun yardımseverliğiniz için... Yeri geldikçe yazarım/yazışırız.

Subliminal
22-01-2014, 11:02
Bence en güzeli en etkili yöntem medya.. internet bunun için biçilmiş kaftan ben arada evrim teorisi insanların ataları onların magara dönemleri ile ilgili belgeseller acıyorum yanımda bizim ufaklıkta izliyor tavsiye ederim bilinç altında büyük etki bırakacaktır...

çakırcalı
23-01-2014, 02:07
Bir ateist, elbette çocuğunu ateist yetiştirecek!

Her çocuk ateist doğar, tanrı inancı doğuştan değildir dolayısıyla her çocuk, her insan gibi doğru bilgiye ulaşma hakkına sahiptir ve beyinsel gelişimini yanlış bilgi ve safsatalarla durdurmaya, ebeveyn de olsa kimsenin hakkı yoktur!

evrensel-insan
24-01-2014, 04:42
Bir ateist, elbette çocuğunu ateist yetiştirecek!

Her çocuk ateist doğar, tanrı inancı doğuştan değildir dolayısıyla her çocuk, her insan gibi doğru bilgiye ulaşma hakkına sahiptir ve beyinsel gelişimini yanlış bilgi ve safsatalarla durdurmaya, ebeveyn de olsa kimsenin hakkı yoktur!

Hic bir cocuk ateist ya da teist v.s. dogmaz. Hic bir cocuk herhangibir KAVRAMSAL BILGI ILE DOGMAZ. Tum bunu yasamdan ogrenir.

Ustelik tarihsel bilgi algi bilinc gelisimi surecinde TEIZM ILKTIR VE ATEIZM ONUN ANTITEZIDIR.

Yani TEIZM VERILEN, ATEIZM ISE OGRENILEN dir.

çakırcalı
24-01-2014, 14:51
Hic bir cocuk ateist ya da teist v.s. dogmaz. Hic bir cocuk herhangibir KAVRAMSAL BILGI ILE DOGMAZ. Tum bunu yasamdan ogrenir.

Ustelik tarihsel bilgi algi bilinc gelisimi surecinde TEIZM ILKTIR VE ATEIZM ONUN ANTITEZIDIR.

Yani TEIZM VERILEN, ATEIZM ISE OGRENILEN dir.
Bir başka (konuyla ilgili) başlıkta söylemeye çalıştığım üzere "İlginç Bir Ateizm Anlayışı"nız olduğunu düşündüğüm nedenle yanıtlamayacağım. Sadece önceki iletimi tekrar vereyim.

çakırcalı´isimli üyeden Alıntı http://www.turandursun.com/forumlar/images/geruh/buttons/viewpost.gif (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=510856#post510856)
Bir ateist, elbette çocuğunu ateist yetiştirecek!

Her çocuk ateist doğar, tanrı inancı doğuştan değildir dolayısıyla her çocuk, her insan gibi doğru bilgiye ulaşma hakkına sahiptir ve beyinsel gelişimini yanlış bilgi ve safsatalarla durdurmaya, ebeveyn de olsa kimsenin hakkı yoktur!

evrensel-insan
24-01-2014, 21:31
Bir başka (konuyla ilgili) başlıkta söylemeye çalıştığım üzere "İlginç Bir Ateizm Anlayışı"nız olduğunu düşündüğüm nedenle yanıtlamayacağım. Sadece önceki iletimi tekrar vereyim.

çakırcalı´isimli üyeden Alıntı http://www.turandursun.com/forumlar/images/geruh/buttons/viewpost.gif (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=510856#post510856)
Bir ateist, elbette çocuğunu ateist yetiştirecek!

Her çocuk ateist doğar, tanrı inancı doğuştan değildir dolayısıyla her çocuk, her insan gibi doğru bilgiye ulaşma hakkına sahiptir ve beyinsel gelişimini yanlış bilgi ve safsatalarla durdurmaya, ebeveyn de olsa kimsenin hakkı yoktur!

Sadece tanri inanci degil; TANRI DA INANCSIZLIGI DA DOGUSTAN DEGILDIR.

Dogru da bilgi de, yasamsal algilar bilgilerdir. Beyinsel gelisim; Sadece "yanlis bilgi ve safsatalarla durdurma" ile sinirli tutulmaz ; HER TURLU YONLENDIRIM VE YAPTIRIM ILE DE SINIRLI HALE GETIRILIR. Bu da birey bilincine cocugun kendi yasamini kendisinin yasamasina engeldir. Sadece biat teslim kabul kulturudur.

Peki senin mantigin inancin ile gidelim.

Peki cocuk neden o zaman teist oluyor ve sonra da ya teist kaliyor, ya ateizme donuyor.

Benimki "ateizm anlayisi degil" bilimsel ve bilissel aciklama.

Yani hic bir cocuk KAVRAMSAL BILGI ile dogmaz. Tanri da ateizm de bir kavramsal bilgidir ve yasamdan ogrenilir.

Ya da soyle aciklayayim. HIC BIR COCUK INANCLI YA DA INANCSIZ DOGMAZ, CUNKU INANC KAVRAMI YA DA INANCSAL SIFATI ILE DOGMAZ.

çakırcalı
25-01-2014, 01:08
Sadece tanri inanci degil; TANRI DA INANCSIZLIGI DA DOGUSTAN DEGILDIR...
Tabula Rasa diye bir terim duydun mu hiç?

İnsan hiçbir bilgiyle, hiçbir kavramla, hiçbir anlamla doğmaz. Doğduğunun dahi ayırdında değildir. Maddesel anlamda henüz varolmuştur, bilişsel anlamda o boş levha, dış etkenlerin tesiri ölçüsünde dolmaya başlayacaktır. Henüz "İnanç" yahut "Tanrı" gibi "Kavram"ların "Valık"ından bile "Haber"i olmayan ve "Bilinç"li "Varlık"ların kendisine insan yavrusu, bebek, canlı dedikleri bu varlık, herşeyi içersinde bulunduğu ve sahip olduğu şartlar dahilinde öğrenip, keşfedecek ve anlağı ölçüsünde anlamlandıracaktır.

Eğer "İnanç Geni" gibi bir zırıltı yoksa, Her Çocuk İnançsız Doğar. Senin dediğin anlamda bakacak olursak, "Tanrı" "İnancı"nın bir "Anlam"ı bile yoktur, "Gereksiz" de.

... Dogru da bilgi de, yasamsal algilar bilgilerdir. Beyinsel gelisim; Sadece "yanlis bilgi ve safsatalarla durdurma" ile sinirli tutulmaz ; HER TURLU YONLENDIRIM VE YAPTIRIM ILE DE SINIRLI HALE GETIRILIR. Bu da birey bilincine cocugun kendi yasamini kendisinin yasamasina engeldir. Sadece biat teslim kabul kulturudur...

Bir ateist için tanrı-inanç, safsatadan ibarettir ve çocuğunun da kendisinin yıllarca boğuşup belki de zor bela kurtulduğu batağa düşmesini engellemek, her ebeveynin görevidir. "Çocuğum hırsızlığın kötü bir şey olduğunu çalıp-çırpıp yıllarca hapis yattıktan sonra özgür düşüncesiyle kendisi kavrayıp anlamlandırsın, içselleştirip, dötselleştirsin, bilişsel gelişimine de, gelişsel bilişimine de müdahale etmemiş olurum..." diyen ebe...

... Peki senin mantigin inancin ile gidelim...
Ağzından çıkanı kulağın duymuyor. Ateistim, hiçbir inancım yok, olduğun yerde sayarsın yani...

... Peki cocuk neden o zaman teist oluyor ve sonra da ya teist kaliyor, ya ateizme donuyor...

Çocuğun, "İnanç" kavramının oluşup taşındığı bir ortama doğması ve o ortamın etkisi altında kalarak İnanç kavramı hakkında bir anlam ve bilincinin oluşması ve şartlar dahilinde objektif bir tanrı kavramıyla tanışıp subjektif yahut kollektif bir tanrı inancı taşımaya başlaması hele ki bazı şartlarda kaçınılmaz olabilir. Durumunun farkındaysa (anlamlandırabilmişse) kendisini "Deist" yahut "Teist" (yahut o durumu ifade eden bir başka kavram) vs. diye tanımlar. Onun kendisine öyle demiyor olması, onun varoluşsal anlamda deist yahut teist olduğu kendindeliğini değiştirmez. Bu, çocuğun "kendinde-inanca meyilli" olmasından değil, çocuğun zaman içinde dış etkenlerce "meyillendirilmesinden" kaynaklanır.

Varlık, her ne kadar bilinçten bağımsızsa da, bilinç varlıktan bağımsız değildir ve diyalektik gereği bilinç, varlık kazandığı andan itibaren kendisini var eden varlığa da etki etmeye başlar. Bu Bilişsel varoluş kimi zaman aynı ya da çok daha farklı inançlar doğrultusunda seyir gösterebilirken, kimi zaman fabrika ayarlarına dönmeyi daha akılcı bulabilir ve kendisine, içinde bulunduğu varoluşsal durumun kavramsal açıklaması olarak "Ateist" diyebilir. Kendisini "Atesit" olarak "Kavra"dığı anda "Teist" olmadan önce de zaten bir ateist olduğunu artık anlar-bilir. Bunu her hangi bir yere gidip geri dönmek gibi değil de, yukarı doğru zıplayıp olduğun yere geri düşmek gibi değerlendirelim istersen. Uçmak istiyor olman, uçabileceğine inanmanı gerektirmiyor.

... Benimki "ateizm anlayisi degil" bilimsel ve bilissel aciklama.

Yani hic bir cocuk KAVRAMSAL BILGI ile dogmaz. Tanri da ateizm de bir kavramsal bilgidir ve yasamdan ogrenilir...

Her çocuk ateist doğar. Bunun bilincinde olmaması, onun ateist olduğu kendindeliğini değiştirmez. Bu durumu anlamlandırıp kavramlaştıran, senin bilincindir. Onda bu bilincin olmaması, o olmadığı gerçeğini değiştirmez. Doğduğu andan itibaren hiçbir inanç ve ilgili bir kavramla tanışmamış birine "Ateist misin?" dediğin anda alacağın tepkiyle, "Teist misin?" dediğinde alacağın tepki aynı olacaktır. Hatta Kaptan Cook sanırım, karşılaştığı Avustralya yerlilerine bunu sormuş olsaydı, Avustralya yerlilerine bugün Aborjin yerine Kanguru diyor da olabilirdik. Bu durum, onların Avustralya kıtasına özgü yerli insanlar olduğu, keseli bir tür memeli hayvan olmadıkları kendindeliklerini zedeler mi?

... Ya da soyle aciklayayim. HIC BIR COCUK INANCLI YA DA INANCSIZ DOGMAZ, CUNKU INANC KAVRAMI YA DA INANCSAL SIFATI ILE DOGMAZ.

Çocuk, doğduğunda burnunun, ağzının, gözünün farkında değil diye, burunsuz, ağızsız, gözsüz doğduğunu mu kabul edeceğiz, yoksa büyüyüp bilinçlenip bunu anlamasını mı bekleyeceğiz? Ona o kavramları, bazen anlamlarıyla beraber öğreten de biziz zaten.

Çocuk, korkunun da ne olduğunu bilmeden doğuyor ama bir ses yahut bir görüntü, korku duymasına neden olup irkilebiliyor. O sırada ne olduğunu, ne bittiğini, ne hissettiğini bilip anlayamıyor diye, korkmadığını mı varsayacağız Özgür Düşünüp? :)

İnsan, yavrusunun kendi kendine ve özgür iradesiyle bulmasını beklemeyip, memesini doğrudan ağzına dayayarak emmesine yardımcı oluyorsa, bunun bir anlamı olmalı, de'mi? Yahut, doyduğunun bilincine varıp varmadığına bakmaksızın memesinden kesmesinin...

Burada insan yavrusundan bahsediliyor, özgür-düşünce denen bir proğramın ve bir takım matematiksel hesaplamaların yüklendiği ve hangi şartlarda ne yapabileceği kestirilemeyen yapay zekadan değil.

evrensel-insan
25-01-2014, 01:43
Tabula Rasa diye bir terim duydun mu hiç?

İnsan hiçbir bilgiyle, hiçbir kavramla, hiçbir anlamla doğmaz. Doğduğunun dahi ayırdında değildir. Maddesel anlamda henüz varolmuştur, bilişsel anlamda o boş levha, dış etkenlerin tesiri ölçüsünde dolmaya başlayacaktır. Henüz "İnanç" yahut "Tanrı" gibi "Kavram"ların "Valık"ından bile "Haber"i olmayan ve "Bilinç"li "Varlık"ların kendisine insan yavrusu, bebek, canlı dedikleri bu varlık, herşeyi içersinde bulunduğu ve sahip olduğu şartlar dahilinde öğrenip, keşfedecek ve anlağı ölçüsünde anlamlandıracaktır.

Benim dedigimin temeli de "tabulu rasa" zaten.

Eğer "İnanç Geni" gibi bir zırıltı yoksa, Her Çocuk İnançsız Doğar. Senin dediğin anlamda bakacak olursak, "Tanrı" "İnancı"nın bir "Anlam"ı bile yoktur, "Gereksiz" de.

Inancsiz dogmaz, INANCSAL NITELIK ILE DOGMAZ KI BU NITELIK OLUMLU VE OLUMSUZU ICERIR. Yani INANCSAL ICERIKLI BIR GEN YOKTUR. Genler de KAVRAMSAL BILGI YOKTUR.

Bir ateist için tanrı-inanç, safsatadan ibarettir ve çocuğunun da kendisinin yıllarca boğuşup belki de zor bela kurtulduğu batağa düşmesini engellemek, her ebeveynin görevidir. "Çocuğum hırsızlığın kötü bir şey olduğunu çalıp-çırpıp yıllarca hapis yattıktan sonra özgür düşüncesiyle kendisi kavrayıp anlamlandırsın, içselleştirip, dötselleştirsin, bilişsel gelişimine de, gelişsel bilişimine de müdahale etmemiş olurum..." diyen ebe...

Tamam da NEDEN TEOLOJIDEN BAHSETMEK IHTIYACINI Hissediyorsun? Bilimsel ol yeter.

Ağzından çıkanı kulağın duymuyor. Ateistim, hiçbir inancım yok, olduğun yerde sayarsın yani...



Çocuğun, "İnanç" kavramının oluşup taşındığı bir ortama doğması ve o ortamın etkisi altında kalarak İnanç kavramı hakkında bir anlam ve bilincinin oluşması ve şartlar dahilinde objektif bir tanrı kavramıyla tanışıp subjektif yahut kollektif bir tanrı inancı taşımaya başlaması hele ki bazı şartlarda kaçınılmaz olabilir.

Tamam iste sen de cocugun geldigi yasa algiya gore ATEIZMI DEGIL; INANCIN (Faith) BILIMSEL OLMADIGINI GORSEL ACIKLARSIN.


Durumunun farkındaysa (anlamlandırabilmişse) kendisini "Deist" yahut "Teist" (yahut o durumu ifade eden bir başka kavram) vs. diye tanımlar. Onun kendisine öyle demiyor olması, onun varoluşsal anlamda deist yahut teist olduğu kendindeliğini değiştirmez. Bu, çocuğun "kendinde-inanca meyilli" olmasından değil, çocuğun zaman içinde dış etkenlerce "meyillendirilmesinden" kaynaklanır.

Iste bir seyi cocuga bilimsel olarak ve GORSEL TEMELDE GOZLEM ALGISI VE GOZLEMSEL ALGILAMA ile aciklarsan, teoloji gibi bilimsel olmayan bir dalda illa kendine bir durus secmek durumunda kalmazyacaktir. TEOLOJIK HIC BIR DURUSUN BILIMSEL OLMADIGI ACIKLAMAK hem onu bilimsellige yonlendirmek hem de BIR TEOLOJIK DURUS ILE YONLENDIRMEMEK anlaminas gelir. Aksi birey olamaz.

Varlık, her ne kadar bilinçten bağımsızsa da, bilinç varlıktan bağımsız değildir ve diyalektik gereği bilinç, varlık kazandığı andan itibaren kendisini var eden varlığa da etki etmeye başlar.

Bu konu farkli bir tartisma konusu yalniz INSANOGLUNUN GOZLEMI VE ALGISI BUNU ONA ILETENI KAVRAM ILE OZDESLESTIREREK YANSITIR. Dolayisi ile insanoglu yetisi temelinde ortaya kavramsal bilgi konmazsa, varlik ta konamaz. Cunku varlkik, insanoglunun algisina gozlem verene insanoglunun verdigi kavramdir.

Ya da soyle acikliyayim. Insanoglu gozlemi ile algilar (A var) iste sonra ona onun ile ozdeslesen bir ad/isim verir, yani A VARI B OLMUSTUR. Yani varlik.

Bu Bilişsel varoluş kimi zaman aynı ya da çok daha farklı inançlar doğrultusunda seyir gösterebilirken, kimi zaman fabrika ayarlarına dönmeyi daha akılcı bulabilir ve kendisine, içinde bulunduğu varoluşsal durumun kavramsal açıklaması olarak "Ateist" diyebilir. Kendisini "Atesit" olarak "Kavra"dığı anda "Teist" olmadan önce de zaten bir ateist olduğunu artık anlar-bilir. Bunu her hangi bir yere gidip geri dönmek gibi değil de, yukarı doğru zıplayıp olduğun yere geri düşmek gibi değerlendirelim istersen. Uçmak istiyor olman, uçabileceğine inanmanı gerektirmiyor.

Ben de bir seyin bilimsel olmadigini aciklamak ve bunu gozleme tasimak yeterli. Cocuk BILIMSELLIGE YONELIR, TEOLOJIK/FIZIK OTESI BIR BILIMSEL OLMAYAN DURUSA DEGIL. Yani teolojik olarak TEOLOJI DISI KALIR VE HIC BIRINE BILIMSEL OLMADIGI GIBI IHTIYAC DUYMAZ.

Her çocuk ateist doğar.

Hic bir cocuk kavram ile dogmaz. Sadece kavramsal bilgi turetebilecek numenal yeti ile dogar.

Bunun bilincinde olmaması, onun ateist olduğu kendindeliğini değiştirmez. Bu durumu anlamlandırıp kavramlaştıran, senin bilincindir. Onda bu bilincin olmaması, o olmadığı gerçeğini değiştirmez. Doğduğu andan itibaren hiçbir inanç ve ilgili bir kavramla tanışmamış birine "Ateist misin?" dediğin anda alacağın tepkiyle, "Teist misin?" dediğinde alacağın tepki aynı olacaktır. Hatta Kaptan Cook sanırım, karşılaştığı Avustralya yerlilerine bunu sormuş olsaydı, Avustralya yerlilerine bugün Aborjin yerine Kanguru diyor da olabilirdik. Bu durum, onların Avustralya kıtasına özgü yerli insanlar olduğu, keseli bir tür memeli hayvan olmadıkları kendindeliklerini zedeler mi?

Iyide neden cocugu bir TEOLOJIK DURUSA YONLENDIRIYORSUN, BILIMSELLIGE YONLENDIRMEK YERINE?

Çocuk, doğduğunda burnunun, ağzının, gözünün farkında değil diye, burunsuz, ağızsız, gözsüz doğduğunu mu kabul edeceğiz, yoksa büyüyüp bilinçlenip bunu anlamasını mı bekleyeceğiz? Ona o kavramları, bazen anlamlarıyla beraber öğreten de biziz zaten.

Iste dedigim de bu. Herseyi yasamdan ogrenir, yani onceki nesilden. Cocuk "burunsuz" dogmaz. O UZVUN "BURUN" OLDUGUNU NEYE YARADIGINI V.S. BILMEZ. "MU NI?" diye sorar, eliyle gostererek, sen de "burun" dersin o da boylece ogrenir.

Çocuk, korkunun da ne olduğunu bilmeden doğuyor ama bir ses yahut bir görüntü, korku duymasına neden olup irkilebiliyor. O sırada ne olduğunu, ne bittiğini, ne hissettiğini bilip anlayamıyor diye, korkmadığını mı varsayacağız Özgür Düşünüp? :)

Tamam iste o duygunun adinin "korku" oldugunu yasayandan ogrenir.

İnsan, yavrusunun kendi kendine ve özgür iradesiyle bulmasını beklemeyip, memesini doğrudan ağzına dayayarak emmesine yardımcı oluyorsa, bunun bir anlamı olmalı, de'mi? Yahut, doyduğunun bilincine varıp varmadığına bakmaksızın memesinden kesmesinin...

Anlami beslemek dogani yasatmak. Ama ne "meme/emmek" v.s. nin ne oldugunu bilmez. her davranisinin ne oldugunu yasayandan ogrenir.

Burada insan yavrusundan bahsediliyor, özgür-düşünce denen bir proğramın ve bir takım matematiksel hesaplamaların yüklendiği ve hangi şartlarda ne yapabileceği kestirilemeyen yapay zekadan değil.

Eeee yani!

çakırcalı
25-01-2014, 14:14
E-ee'si, çocuğun kundağını açıp altını temizleme, bokun-sidiğin, pisliğin anlamını kendisi belirleyip özgür iradesiyle kendisi temizlensin. Hatta, çocuğu yetiştirmeye de çalışma, nasıl ki özgür iradesiyle kendi geldi dünyaya, öyle de yetiştirsin kendini velet. Senin renk tercihinle de kısıtlama giysilerini, bırak doğasına, kendi rengini bulsun.

Neyin kafasını yaşadığını bir anlayabilsem...

evrensel-insan
25-01-2014, 19:33
E-ee'si, çocuğun kundağını açıp altını temizleme, bokun-sidiğin, pisliğin anlamını kendisi belirleyip özgür iradesiyle kendisi temizlensin. Hatta, çocuğu yetiştirmeye de çalışma, nasıl ki özgür iradesiyle kendi geldi dünyaya, öyle de yetiştirsin kendini velet. Senin renk tercihinle de kısıtlama giysilerini, bırak doğasına, kendi rengini bulsun.

Neyin kafasını yaşadığını bir anlayabilsem...

Cocuk tabiki yasi beyni uygun dustugunde her isini kendi yapacak ve o zamana kadar onun gorevini ustlenmek ebeveynin gorevi.

Ben BIREY YETISTIRME/EGITME/OGRETME/ kafasinda yasiyorum. Bir kisinin her turlu kararini kendi serbest iradesi ile yasina beyniner uygun olarak kendisinin vermesinin kafasini tasiyorum.

Kimsenin kimseyi kendi dogrusu iyisi ideolojisi inanci etigi v.s. ile yonlendirmemesinin kafasini tasiyorum.

Tek yolun bilgisel bilimsel bilissel ve insansal/evrensel temelde oldugunun insanoglu varliginin algilanmasinin ve birey bilincinin tursel bilinc ile birlestirilmesinin algi bilgi bilinc ve farkindaliginin kafasini tasiyorum.

Yeterli mi?

evrensel-insan
25-01-2014, 19:54
Ben bir kisiye "okuma/yazma ogretmenin" "sadece benim istedigimi okusun, benim dediklerimi yazsin" diye degil; "kendi istedigini okusun ve kendi istedigini yazsin" diye oldugunun kafasini tasiyorum.

Ben "verilenlerin kabulu ya da reddi tartismasini" degil; aksine "verilenlerin ne oldugunun neden verildiginin nasil verildiginin niye verildiginin v.s. sorgulanmasinin, degerlendirilmesinin, arastirilmasinin, incelenilmesinin, verilen hakkinda bilgilenilmesinin ve verilenin veren temelinde degil de; alan temelinde anlam ve iceriklendiginin" kafasini tasiyorum.

Ben "beyinlerin bir ideoloji inancsal dogru v.s. temelinde yonlendirilmelerinin" degil; aksine "beyinlerin dusunmesinin islemesinin ve kendi kararini kendi serbest iradesi ile vermesinin ve en azindan neye neyi neden ve nasil verdigini aciklayabilecek algida bilgi de bilincte ve farkindilikta" olmasinin kafasini tasiyorum.

Bir onceki mesaja bunlari ekleyemedim, cunku "duzenleme" zamani doldu.

çakırcalı
25-01-2014, 22:18
Haklısın sayın evrensel-insan, çocuğu serbest bırakmalı, nasıl isterse öyle seçsin. Belki insan olarak doğmuş olmak da bir anlam ifade etmiyordur, özgür düşüncesiyle öküzlüğü de seçebilir. Ne demeye adam gibi yetiştirilsin ki çocuklar?

evrensel-insan
25-01-2014, 22:38
Haklısın sayın evrensel-insan, çocuğu serbest bırakmalı, nasıl isterse öyle seçsin. Belki insan olarak doğmuş olmak da bir anlam ifade etmiyordur, özgür düşüncesiyle öküzlüğü de seçebilir. Ne demeye adam gibi yetiştirilsin ki çocuklar?

Kime neye gore "adam gibi?"

Kime neye gore "okuzlugu sececek?"

Buna yetisen mi yoksa yetistiren mi karar verecek?

çakırcalı
26-01-2014, 04:17
Kime neye gore "adam gibi?"

Kime neye gore "okuzlugu sececek?"

Buna yetisen mi yoksa yetistiren mi karar verecek?

Şimdi ben "Bilim" diye bir kelime kullan/acak/mış olsaydım, "Kime neye göre 'bilim?'" sorusuyla da karşılaşacağımı anladığıma göre sorun kalmadı demek.

Size hep diyorum ya sayın evrensel-insan, kavram kargaşası yaşıyorsunuz diye? Belki haklısınızdır; şerefeden bakan müezzinin gördüğü ile aşağıdakinin gördüğü epey farklı olabiliyor bazen, ama yine de fıkralarda.

Kavramları ezberlemek güzel bir hafıza geliştirme taktiği olabilir ama "Kavram", anlamı kavrandığında "Anlam"lı oluyor, özgür düşünce, mözgür düşünce, bunlar boş işler. Hele ki konu çocuk eğitimiyse, bilimselliğinden en az kuşku duyduğum yollarla gerçekleştirilmeli; bir idealiste göre, asla!

Kime göre olacak sayın evrensel-insan? Sözkonusu eğer ÇOCUĞUMSA, elbette ki BANA GÖRE yetişecek; size, ona, şuna, buna GÖRE değil! Bir materyalist-sosyalist-ateist olarak çocuğumu size göre yetiştireceksem, niye o şerefedeki müezzin gibi de yetiştirmeyeyim? Onun başı kelse bile takkesi var, sizin neyiniz var? Size göre yetiştireceksem eğer, ne bok yemeye kendimi materyalist-sosyalist-ateist gibi nitelemelerle tanımlayayım? Yok yahu olmadı, yarın da kalkayım... h-mm... olmuyor ki, ne diyecek olsam, idealizme çıkıyor. Sanırım yarın da aynı bilinçle kalkacağım.

Siz (yorumlarınızdan edindiğim kanıyla) bir existentialistsiniz ve bir ateistin çocuğunu ateist yetiştirecek olmasını eleştirirken, tipik bir varoluşçu gözle baktığınız için, aslında her çocuğun birer varoluşçu olarak yetiştirilmesi gerektiğini de savunuyorsunuz. Her çocuğun müslüman yetişmesini isteyen bir müslüman ebeveyn gibi.. Bunu baştan algılayabilseydim keşke. Bu arada, solipsizme kaç kaldı?

Çocuğumu İmam Hatip'e göndermeyeceğim. Kime göre, biliyor musunuz? Bana göre!!!

"Kime göre "sen?" diye soru istemiyorum. Hadi, Allah versin...

evrensel-insan
26-01-2014, 23:34
Şimdi ben "Bilim" diye bir kelime kullan/acak/mış olsaydım, "Kime neye göre 'bilim?'" sorusuyla da karşılaşacağımı anladığıma göre sorun kalmadı demek.

Size hep diyorum ya sayın evrensel-insan, kavram kargaşası yaşıyorsunuz diye?

Oyle olsun. Yalniz kimin kavram kargasasi yasadigi, 20. yuzyil insanoglu soyutlamasinin her dalinda (felsefe bilim sanat, dil v.s.) dil devrimini es gecen Turkiye ve turkce cok iyi ortaya koymaktadir.

Belki haklısınızdır; şerefeden bakan müezzinin gördüğü ile aşağıdakinin gördüğü epey farklı olabiliyor bazen, ama yine de fıkralarda.

Maalesef yasam ve iliski de anlam ve icerikte ideolojik inancsal temelde ve ..e gore de. kelimenin kavramsal ne oldugu algi bilgi bilinc ve farkindalik olarak degisiyor.

Iste o yuzden AKP icin ileri demokrasi, insanlik algisinda ileri diktatorluk oluyor. Teror PKK'dan TSK'yatransfer ediyor. Bas terorist Ocalan'dan I.Basbug'a geciyor.

Diktator konustukca TDK kelimelerin tanimlarini degistiriyor.

Sonucta bir kelimenin tanimsal aciklamasi MUTLAK DEGISMEZ HERKESCE AYNI ALGILANIR "BUDUR/BU DEGILDIR" devri coktan kapandi da, Turkiye ve Turkce hala kapanani tutucu cagdisi olarak yasiyor.

Butun bunlari nasil acikliyorsun?

Kavramları ezberlemek güzel bir hafıza geliştirme taktiği olabilir ama "Kavram", anlamı kavrandığında "Anlam"lı oluyor, özgür düşünce, mözgür düşünce, bunlar boş işler. Hele ki konu çocuk eğitimiyse, bilimselliğinden en az kuşku duyduğum yollarla gerçekleştirilmeli; bir idealiste göre, asla!

Kavramlari EZBERLEYEMEZSIN, SADECE KELIMELERI KAVRAMSAL TEMELDE VERDIGIN ANLAM VE ICERIK TEMELINDE IFADE EDERSIN. Buradaki sorun kavramin anlam ve icerik ifadesi degil; KAVRAMIN OLUMLU OLUMSUZ IFADESEL TARTISMASIDIR.

Mesela kimse "namus" kelimesine kavramsal temelde ne anlam ve icerik verdigini hangi contexte namus kavramini degerlendirdigini v.s. aciklamadan "namuslu/namussuz" tartismasina girer. S.Sen'in guzel bir filmi vardi bu konudaki kavram kargasasi ve algisini ortaya koyan, adi "Namuslu Namussuz" du. Cunku herkes kendi algisinca bilgisince v.s. onun yaptigini degerlendiriyor, ayni dusunce ve davranisa bir kisi "namuslu" derken, digeri "namussuz" diyebiliyordu. Ya da S.Sen'in kendince namuslu olarak dusunerek yaptigi bir davranis "namussuz" olarak degerlendiriliyordu.

Sahi namus nedir?

Kime göre olacak sayın evrensel-insan? Sözkonusu eğer ÇOCUĞUMSA, elbette ki BANA GÖRE yetişecek; size, ona, şuna, buna GÖRE değil! Bir materyalist-sosyalist-ateist olarak çocuğumu size göre yetiştireceksem, niye o şerefedeki müezzin gibi de yetiştirmeyeyim? Onun başı kelse bile takkesi var, sizin neyiniz var? Size göre yetiştireceksem eğer, ne bok yemeye kendimi materyalist-sosyalist-ateist gibi nitelemelerle tanımlayayım? Yok yahu olmadı, yarın da kalkayım... h-mm... olmuyor ki, ne diyecek olsam, idealizme çıkıyor. Sanırım yarın da aynı bilinçle kalkacağım.

Siz (yorumlarınızdan edindiğim kanıyla) bir existentialistsiniz

Uzaktan yakindan ilgisi yok, benim ne oldugum imzamda yaziyor. Varolusculuk ta bir cesit teslimiyet ve NESNEL KADERCILIKTIR.

Ben de ise teslimiyet ve kadercilik bulunmaz, cunku dogalligin bir insanoglu dusuncesi oldugunun bilisselligindeyim. OZNEL KADERCILIK de tanri ya da tanri ozellikleri verilen bir goruntusu olan/olmayan fizik otesi kahramanlardir.

ve bir ateistin çocuğunu ateist yetiştirecek olmasını eleştirirken, tipik bir varoluşçu gözle baktığınız için, aslında her çocuğun birer varoluşçu olarak yetiştirilmesi gerektiğini de savunuyorsunuz. Her çocuğun müslüman yetişmesini isteyen bir müslüman ebeveyn gibi.. Bunu baştan algılayabilseydim keşke. Bu arada, solipsizme kaç kaldı?

Ilgisi yok, ben bir cocugun HIC BIR YONLENDIRIM VE YAPTIRIM ILE YETISTIRILMEMESINDEN YANAYIM. Bu da yetistirimi bireysel bilgisel bilimsel ve bilissel kiliyor, yani 4B.

Solipsizm, GOZLEMSEL ALGILAMAYI AKILCI ALGILAMAYA TASIYAN VE INSANOGLUNU HER TURLU OZDESLESME TEMELINDE TESLIMIYETE ITEN VE DE INSANOGLU VARLIGININ FARKINDALIGINA YOL VERMEYEN bir icerige sahiptir.

Zaten sokrates ki felsefe de ilk peygamber olarak anilir, GOZLEMIN YERINE AKLI KOYMASAYDI, bu gun ne din ne tanri ne de insanoglunun yasadigi 2000 yillik karanlik cag olmazdi. Insanoglu once ronesans ile bilime, 19. yuzyil ile kendine 20. yuzyilin ortalari ile de HERSEYIN MUSEBBIHININ KENDI OLDUGU bilincine vardi. Yani yapilandirmaci epistemolojiye.

Kisaca Sokrates'in actigi insanlikdisi yol; ancak 20. yuzyilin ortalari ile duzeltilebildi. Tabi bu duzeltebilen beyinler icin gecerlidir.

Çocuğumu İmam Hatip'e göndermeyeceğim. Kime göre, biliyor musunuz? Bana göre!!!

"Kime göre "sen?" diye soru istemiyorum. Hadi, Allah versin...

Senin bilecegin is. "Akilsiz basin cezasini ayaklar cekermis" :)

morgo
27-01-2014, 04:21
Bana kalırsa özünde herbirinin birer filozof olduğu çocuklara sorgulama kabiliyetlerini köreltmemek için net cevaplar verilmemelidir.Çocuğa,onu tatmin etmeyecek ucu açık cevaplar sorular yöneltilmelidir.En basitinden ben nasıl dünyaya geldim diye sorduğunda kendi fikrinizden çok onun bu konu hakkında ne düşündüğünü öğrenmeye çalışın.
Önemli olan bana kalırsa dinamik sorgulama bilincini çocuğa aşılamaktır.

Ebeveynlerin çocuğu ister teist ister ateist bir biçimde şekillendirme çabası baskıdan öteye geçmeyen sorgulamanın dinamizmini körelten bir etkendir.Çocuk için önemli olan varlığın anlamı değil varlığın anlamı hakkında ki sorulardır.entellektüel temel burada oluşur.

evrensel-insan
27-01-2014, 04:41
Bana kalırsa özünde herbirinin birer filozof olduğu çocuklara sorgulama kabiliyetlerini köreltmemek için net cevaplar verilmemelidir.Çocuğa,onu tatmin etmeyecek ucu açık cevaplar sorular yöneltilmelidir.En basitinden ben nasıl dünyaya geldim diye sorduğunda kendi fikrinizden çok onun bu konu hakkında ne düşündüğünü öğrenmeye çalışın.
Önemli olan bana kalırsa dinamik sorgulama bilincini çocuğa aşılamaktır.

Ebeveynlerin çocuğu ister teist ister ateist bir biçimde şekillendirme çabası baskıdan öteye geçmeyen sorgulamanın dinamizmini körelten bir etkendir.Çocuk için önemli olan varlığın anlamı değil varlığın anlamı hakkında ki sorulardır.entellektüel temel burada oluşur.

Burada onemli olan cesitli degerlerle "bilimsel olmayan ve yalan/yanlis ve de sirf gecistirmek adina" yanitlar verilmemesidir.

Mesela "seni leylek getirdi" gibi.

Ya da korkutma amacli "ocu" gibi.

Aslinda ilk okuldan itibaren her turlu yasa uygun bilimsel temelde bir mesela "vucudumuzu taniyalim" icerikli her bir organin ne ise yaradigini aciklayan bir egitim.

Orta okuldan itibaren de "cinsellik, cinsiyet, korunma, saglik, temizlik v.s." temelli bir egitim.

Kisaca cocugun neyi neden yaptigini bilerek yapmasi/yapmamasi egitimi.

"Ayip/gunah" v.s. takintilarindan arinmis olarak verilecek bir egitim.

Evet onemli olan varlik kavramina metafizik/ontolojik/varliksal ve fizik otesi/teolojik temelde "mutlak ilk tek v.s." temelli ideolojik inancsal anlam ve icerik vermek degil; GORSEL ALGI VE GOZLEMSEL ALGILAMAYA DAYANAN fiziksel sosyal ve matematiksel/mantiksal bilgi vermek. Tabi yasina gore.

AKIL ALGISI VE AKILCI ALGILAMA BOYUTUNU DA COCUGA BIRAKMAK. Sordugu sorulara yine bilimsel temelde yanitlar vermek.