PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : insan beynini(hafıza) kopyalamak!(ölümsüzlük)


Selmet
14-12-2013, 22:38
slm. insan beynini(hafızasını) kopyalayabilirsek. bir tür ölümsüzlüğü sağlamış olurmuyuz?? bildiğimiz kadarıyla beynimizdeki bilgiler bir tür elektirksel kodlarla beynimizeki sinir hücrelerine kayıt ediliyor.. bir tür bilgisayar gibi.. şuanki teknolojimiz yetersiz olabilir ama ilerde insan beynini, hafızasını kopyalayıp insan beyni yerine geçecek bir bilgisayara yükleyebilirmiyiz? eğer bunu başarabilirsek bir tür ölümsüzlüğü gerçekleştirmiş olabilirmiyiz?

gerçi bununda silinme olasılığı olsada bir tür ölümsüzlük gibi bir şey olur ..

bu konu hakkında daha bilgili arkadaşlardan yorumlar bekliyorum.. benim bilgi seviyesi lise :)

ereninthenature
14-12-2013, 22:54
Valla cok ikinmaya gerek yok bence. Beynin zaman algisini durdurup 1 sn yasasan sonsuzlugu yasadigini dusuneceksin. Oyle de olacak aslinda. Zaman algisini arada bir durdurmak, olumsuzluk simulasyonu olarak kullanilabilir.

Selmet
14-12-2013, 23:03
amacım illakide ölümsüzlüğü yaşamak değil. ama insan merak ediyor geleceği.. gelecekte nasıl değişimler olacak? ne tür yeni buluşlar olacak. mesela 500-1000 sene önceki bir insanı günümüze getirsek nasıl bir şaşkınlığa uğrar kim bilir...

ereninthenature
14-12-2013, 23:53
Gelecekteki insanlar nasil olacak acaba? Valla en guzel sorulardan biri bence. Sorulmasi gereken bir soru. Bence gelecekteki insanlar gorunus olarak cokta degisik olmiyacak. Diyelim 500.000 yil gecti. Insan bence hala bu gunku gorunumune asagi yukari sahip olucak. Insanin evrimi bence beyinde gerceklesecek. Yani bence gelecegin insani ayni bizim gibi gorunurken, cok farkli dusunce patternleri izliyo olucak. Zaten bizim evrimimizde bunlar oldu. Insani insan yapan dusunce dunyasiydi. Olaylara bakis acisi. Ve sosyal olarak hissettigi duygularin yogunlugu, karmasikligi insani hep daha bilincli, daha buyuk beyinli olmaya itti. Sonunda insanlar muzik yapmaya, dans etmeye, resimler cizmeye basladilar. Dilde gelistikten sonra yuksek bilinc dogdu.

Ben sana soyliyeyim mi gercek dusuncemi: 500.000 yil sonraki insani buraya getirsen herkes deli der. Cunku bizim ortak atadan gelen kuzenlerimizle aradaki fark neyse ona benzer bir fark olucak. Biz onlara gore manyak, delice hareketler yapiyoruz anliyamiyorlar. Ilerinin insani da bize gore manyak, delice hareketler edicekler biz anliyamiycaz. Dengesiz diyecez, manyak diyecez, deli diyecez. Oyle gozukucek bize gore, bizim dusunce sistemimize gore. Sempanzeler insanlari, insanlarda ust-insani(evrimin bir sonraki asamasi) anlayamiyacak. Yani ilerinin insani nasil mi olacak? Kesinlikle deli olacak :D. Biz anlam veremeyecez neler dedigine.

alpha
23-07-2014, 18:11
Zaten kayıt ediliyor.. Tüm bilgiler insan bedeninden çıkıyor ve bilgiler yüksek korunaklı bir yerde sürekli 7 24 kayıt ediliyor.. pek uzak değil aslında.. ama bazen direk bazen dolaylı aktarım söz konusu. hani inanmıyoruz din diyoruz adına ya esasen yüksek bir teknoloji ki biz ona ulaşamadık ama bir miktar ilerlemiş teknolojimiz ile böyle hayal/tahmin yapabiliyoruz.

Keşfedilen bazı şeyler olmasa bunları da söylemeyezdik herhalde.

Örneğin beyin dalgaları diyoruz ya işte bu tür veriler. Bu sinyalleri görebiliyoruz. Evet bir şey var. Bir enerji, bir frekans, bir veri.

Tek sorun şu: anlamını decode edemiyoruz.

not: yüksek korunaklı yer den kasıt bir veri merkezidir. Bu tür yerlerin benzerleri dünya üzerinde var. Örneğin Bir sivil veya askeri kurumun bilgi işlem merkezi oldukça korunaklı bir veri merkezidir. Su, yangın, doğal afetler, elektrik kesintileri, hırsızlık, ısı, ve daha bir çok duruma karşı özel koruma sistemleri vardır. Ki bizim sinyallerimizi alan veri merkezinde ise bunlardan çok daha fazla.

Felâsife
24-07-2014, 01:34
"İnsanlığın" başı nasılsa sonuda öyle olacak.
Çünkü
"İnsanın" başı saf veya acizlik sonuda saf veya acizliktir.

Saf olarak doğan bebek başkalarına muhtaç olduğu gibi, çevresinin bilincinde de değildir.
Kocadığında da başkalarına muhtaç ve saflaşır ve çevre bilincini kaybeder.

Tasavvufçular buna daireyi tamamlamak demişlerdir ki bir şeyin sonuna gelindiğinde başına gelinmiş olur.
Ortada ki tiyatro ise baş ile sondan tamamen kopuktur.

İnsanlığında sonuna gelmesi başı ile kontak kurması anlamına da gelir ki daire aslında daha olmasada yavaş yavaş tamamlanıyor da diyebiliriz, mağara insanı taş devri insanı diye tanımlama yapmak, bizden önceki nesillerin bilmediği bu unutulmuş insanları, bizim bildiğimiz, bununda boşa olmadığı, bir sebebi olması hayatın cilveleridir, başka değişlede daire ile alakalıdır diyebilirim.

"İnsan düşüncedir, geriye kalan tarafıysa et ve kemiktir" der Mevlana.
Beyindir, kalptir, hislerdir, deneyimlerdir gibi şeylerdir denmemiştir, zira "düşünce" dediğimiz şey, beyinden, kalpten, hislerden gelen bilgilerle dolan bir havuz misalidir.

Özetle beyin kopyalanabilir belki ama düşünce kopyalanamaz.

Encyclo kanalda görmüştüm, Türkçesi "Mavi beyin" diye bir yapay beyin yapılmış ve üzerinde de hâlâ çalışmalar devam ediyordu, tabii devasa boyutlarda insan yapımı bir şey.
Sanırım insan beynine en yakın makine o olsa gerektir.
Burada (http://okyanusum.com/makale/mavi-beyin-projesi/) anlatılan olması lazım.

errata
24-07-2014, 02:08
Siz işlem gücü sağlayın, insanı molekül seviyesinde hassasiyetle simüle edilebilecek çalışmalar var. Düşünce kopyalamak da neymiş.

Ancak hiç bir maddi gelişme, karanlığı başka karanlıklarla açıklama gafletinin çektiği perdeleri aralayamaz.

Karanlığın gizlediği şeyleri görebilmek için yalnız ışığa ihtiyaç vardır.
Işık, hakikat arayışından doğan bilgidir.

Gelmiş geçmiş insanların tümü, sırrına eremediği hakikatleri kafasından uydurduğu düşüncelere göre yorumlaya gelseydi, büyük ihtimalle hâla mağaralarda yaşıyor, şimşeklerini bağlasın diye gök tanrıya dua ediyorduk.

Felâsife
25-07-2014, 06:30
Kara derili o yerli denilen mağara insanlarını bugünün bilim çevreleri KARA CAHİL olarak görüyor.
Neticede hayvansı görünümleriyle birlikte, alim olmazlardı.

ve Tanrı denilen kavramı da onlar icat etti. !!

Şimşeğe baktı Gök Tanrı, volkana baktı Baba tanrı, toprağa baktı Ana tanrı gibi Tanrıları bu ilkel insanlar uydurdular.
Bu da tabii dini anlayışı çökertmek için, dinlerde ki Tanrıyı alaşağı etmek için, bilimin o insanları kullanmasından başka bir şey değildi.

Bakın ilk Tanrı kavramını kullanan bu kara cahil mağara insanlarıydı.
ve mağara insanların kullandığı bir şey nasıl doğru hakikat olabilirdi?

Başka değişlede Yerliler, dini çökertmek için bilimin kurbanları oldular.

Oysa bu insanlar şimşeği, volkanı şunu bunu ilk kez mi gördüler ki?

Aslanlar gibi Neandertal insanıyla birlikte buzul çağından bile çıkmışlar, bilgileri, bilişleri, dirençleri es geçilip, şimşektir volkandır vs. den korkup neden Tanrılar icat etsinler.!

Tanrı(lar)ın icatı yavaş yavaş medeniyete, uygarlığa geçtikçe olmuş görünüyor ki o da zaten efsaneler, mitler, mucizelerden geçilmiyor.

Diğer taraftan dinlerin adem ve havva yani ilk insan hikayesi ki o da daha facia ve o da o kara insanları hiç görmüyor zaten.
Püri pâk cennetten gelmiş iki medeni insanla birlikte başlıyor hikaye..

Velhasıl ortada, birilerinin hiç görmediği birilerinin de kara cahil gördüğü o insanlar, "düşünen insanlığın beyninde kara bir lekedir."