"İnsanlığın" başı nasılsa sonuda öyle olacak.
Çünkü
"İnsanın" başı saf veya acizlik sonuda saf veya acizliktir.
Saf olarak doğan bebek başkalarına muhtaç olduğu gibi, çevresinin bilincinde de değildir.
Kocadığında da başkalarına muhtaç ve saflaşır ve çevre bilincini kaybeder.
Tasavvufçular buna daireyi tamamlamak demişlerdir ki bir şeyin sonuna gelindiğinde başına gelinmiş olur.
Ortada ki tiyatro ise baş ile sondan tamamen kopuktur.
İnsanlığında sonuna gelmesi başı ile kontak kurması anlamına da gelir ki daire aslında daha olmasada yavaş yavaş tamamlanıyor da diyebiliriz, mağara insanı taş devri insanı diye tanımlama yapmak, bizden önceki nesillerin bilmediği bu unutulmuş insanları, bizim bildiğimiz, bununda boşa olmadığı, bir sebebi olması hayatın cilveleridir, başka değişlede daire ile alakalıdır diyebilirim.
"
İnsan düşüncedir, geriye kalan tarafıysa et ve kemiktir" der Mevlana.
Beyindir, kalptir, hislerdir, deneyimlerdir gibi şeylerdir denmemiştir, zira "düşünce" dediğimiz şey, beyinden, kalpten, hislerden gelen bilgilerle dolan bir havuz misalidir.
Özetle beyin kopyalanabilir belki ama düşünce kopyalanamaz.
Encyclo kanalda görmüştüm, Türkçesi "Mavi beyin" diye bir yapay beyin yapılmış ve üzerinde de hâlâ çalışmalar devam ediyordu, tabii devasa boyutlarda insan yapımı bir şey.
Sanırım insan beynine en yakın makine o olsa gerektir.
Burada anlatılan olması lazım.