PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Beynin Norokimyasal (Konektom) Yapisi mi/Numenal Yetinin Kendisini Sorgulamasi mi?


evrensel-insan
15-12-2013, 02:52
Mumkun oldugu kadar, bilimsel ve bilissel bir tartisma acmak istiyorum.

Sizce, insanoglu turunun kendi turu ile olan mucadelesi ve yarattigi soyutlar temelli sabitlik ve sahipligi, teist, nonteist ve antiteist duzeyli, inancsal/bilimsel bakis acisi ve dusunce ve davanisindaki her turlu farkliligin nedeni nedir?

Bu evrimsel gelismisligin insanoglu beyin farki mi, yani farkli norokimyasal yapilara sahip beyinler ve bunlara paralel olan dusunce uretimi mi?, yoksa, ayni beyin yapisi, fakat bilinclenme duzeylerinin kisi tarafindan dusunce ile sorgulanarak, dusunce duzeyli bilinclenme farki mi?

Yani kisaca, fark; beyinlerin norokimyasal yapilarinda mi?
Yoksa dusunce sorgulamasiyla degistirilebilen bilinc ve farkindalikta mi?

Yani, "bir kisini beyninin norokimyasal yapisi, nonteizme musait degilse, teistlikten kurtulamaz" denilebilir mi?

Yoksa"teist olan bir kisi, dusuncesini sorgular ve teizmin ne oldugunu algilarsa ve bundan rahatsiz olursa, non teist olabilir" denebilir mi?

Evet fark; dusuncede mi?
Yoksa beynin norokimyasal yapisinda mi?

Dusuncenin duzey degistirmesi insanoglunda sorgulama ile mumkun mu?
Yoksa dusunce duzeyinin degisebilmesi icin, ona uygun bir beyin kimyasal yapisinin gerekliligi var mi?

Tarihe cesitli donemlerde damgalarini cesitli konularla vurmus ve kitlesel hale gelmis dusunce uretenlerin beyin norokimyasal yapilari musait oldugu icin mi, bu dusunceleri urettiler, bir suru farkli izmleri ortaya attilar, yoksa; beyinleri herkes gibi idi de, sadece dusuncelerini sorgulayarak, irdeleyerek, degistirip mi bu dusunceleri ortaya attilar. Bu tarihte her konuda kitlesellesmis, isim yapmis kisilerin normal bir insanoglundan farki; beyinlerinin norokimyasal yapisimi idi, yoksa herseyi, ya da kendilerini kitlesellestiren konuyu sorgulayarak, irdeleyerek mi bu dusunce duzeyine ulastilar.

Bilinc ve farkli duzeyleri, neye baglidir? Beynin norokimyasal yapi farkina mi/ yoksa, ayni beynin urettigi dusunceye mi?

Mesela Einstain'in farki; beyninin norokimyasal yapisi mi?, yoksa herkes ile ayni olan beyninin, sorgulama ve konusuna yogunlasma farki mi?

Kisaca insanoglunun ortada bir evrimci teslimiyeti mi vardir, yoksa kendi kendine bu teslimiyeti algilayabilir ve bunun farkina vararak ve bilinclenerek bu evrimciligi, devrimcilige; yani kendi kendini sorgulayarak bu teslimiyetten kurtulusa erdirebilir mi?

Neden insanoglunun hem inanc temelli hem de bilim temelli bir beyni var?

Neden biri beyni durdururken ve esir alirken, digeri beyni dusundurtuyor?

Ya da insanoglu numenal yeti ufkunun, beyni ile bagi nedir?

Beyin, fenomen ile numen arasindaki bagi/iliskiyi/celiskiyi kuran ve bu bag sonucu kavrami ortaya atan tek organ, ya da tek organ mi?

Beyin olarak, insanoglu beyninin yeti farki ve duzeyi beyindeki yariklar acisindan kalitimsal ve genetik bir yapi gosteriyor oldugu halde, bunun one cikmasini saglayanin kisinin yasam ve iliskilerindeki onem/etki ve ilgisine bagli oldugu da gayet acik ve ortada. Yani bir muzisyenin oglunun muzisyen olma olanagi ile hic muzik ile ailesi genetik olarak ilgilenmemis bir kisinin muzisyen ola olanagi genetik olarak farkli olsa bile, ilkinin muzisyen olamadigini ama ikincinin olabildigini soyledigimizde bunu genetik ile nasil acikliyoruz.

Beynin dusunmesi ile, kisinin kendi beynini dusundurtmesi farkini nasil acikliyoruz?

Bir kisinin diger kisiye gore ayni toplumda oldugu halde, ideolojik inancsal izmsel ve etik farki nerden geliyor?

Ya da bir kisi yasaminda bir ideoloji v.s. den baska birideolojiye nasil geciyor?


Evet, yorum, gorus, bilgi paylasimlarinizi bekliyorum.

ereninthenature
15-12-2013, 04:57
Burda evrensel-insan cok buyuk bir psikolojik, felsefi problemden bahsediyor. Filozoflarin genelde insanlar sokaga cikip birbirini oldurmesin diye tartismaya acmaya cekindikleri gercekler gibi problem. Ozgur iradenin varligi boyle bir problem bana sorarsaniz. Cunku var yada yok demek icin biraz erken:bounce:. Kesin bilimsel ve felsefi bir sekilde varligini yada yoklugunu kanitlayamayiz. Bilim bize burda yardim etmiyor. Belki de butun eylemlerimiz kontrolumuz disinda ve biz olmayan birseyin cok buyuk yanilgisina kapilmisizdir. Burda ortaya kanit koyulamaz. Descartes ozellikle bu konuya cok iyi deginmis. Butun beynimize pek guvenemeyiz cunku yaniliyor diyor ve ozgur iradenin olmayabilirliginden de bahsediyor. Hatta direk kendi varliginin bile bir ilisyon, yanilsama olabileceginden bahsediyor. O yuzden bir varsayim yapmak zorunda hissediyor kendisini ve dusunuyorsam varimdir diyor. Cunku demezse felsefeye, dusunmeye, yasamaya devam edemiyecek:D. Freud ve Carl Gustav Jung psikolojisinin su an bilimsel acidan en mantikli, inanclari kenara birakip gozleme odaklidir. Freud ozellikle bilincalti ve ego kisilik parcaciklarini bulmus ve gun gibi ortada olan gerceklerdir, bilim tamamen arkasinda. Yani dis dunyaya su an rasyonel yaklasip, ben neyim sorusunu hem kendine hem baska insanlara sordugunda alacagin cevap: "Bir seyleri tam olarak bilemeyiz, tarih boyunca hep yanildik ama DNA'nin kendini kopyalayarak urettigi cok-hucreli bir canlidaki benlik benim galiba". Darwin'de biz neyiz lan sorusuna cok guzel cevaplar getirmistir tabiki.

Bu tip sorulari rasyonel insanlar sorar. Beynimiz bir fanusun icinde, bir super-bilgisayarin urettigi similasyonda olabilir su an ve. Kimse bunun boyle olmadigina dair kanit orataya birakamaz. Bu tip problemlerle karsilasan insanlar mesela muhammet bir halisulasyon gordu uzerin din kurdu. Rasyonel bir insan cok az uyudugu icin halisulasyon gordugunu dusunurdu. Din mi daha mantikli, rasyonel bilim mi? Biseylere inandirmamiz gerektirmiyor kendimizi bilimin aciklayamadigi konularla yuzlestigimizde. Olay hep boyleydi zaten, olay bir insanin yuzlestigi fenomene yaklasma sekli. Burda sakin olursak, kontrollu sekilde yaklasirsak bu tip bilinmeyen olaylarin tum tarih boyunca var oldugunu unutmamaliyiz. Bu problemlere rasyonel yaklasmak demek bilmedigini kabul etmektir sadece. Ben matrix'te yasayip yasamadigimi bilmiyorum. Bunu bilemem ama buna ragmen yasayabilirim. Valla ben Descartes'in yalancisiyim iste;).

Konuya donucek olursak bir insan neden dindar olur evrenin sagci bir politikaci tarafindan yaratildigina inanir yada rasyonel bir birey olarak buna pek inanamaz, yanlis gelir, sorguluma ihtiyaci hisseder. Ego'nun isteklerinden birisi dogruyu arama istegidir. Ama elimiz kolumuz bagli bazi konularda. Varligini sorgulamak mesela. Burda problem cikiyor iste. Kesin bilemeyecegin olayi en dogru sekilde bilmeye calisiyorsun. Descartes cekti bu cileleri zamaninda iste :D. Bence problem var iste. Hepimiz hissettik, hissediyoruz bunu. Birseyler yanlis diyo bir parcamiz ve ilk once bilincaltindan sonra bilincli haraketlerimize dogru bir yanlislik hissi aliyoruz. Bence boyle yani. Sonrasinda bilincli bir sekilde dini sorgulama evresi gelir ki bir sure bastiririz bu dusunceleri eger dindarsak. Sonrasinda yanlisliklari bulursan bu yanlis dersin. Eee tam olarak bilemeyecegim bir suru din var hepsini islam gibi arastiracak miyim? Hadi ordan :banplease:. Ben bir metod buldum, bir pattern kesfettim, bir seyler oldu ateist oldum diyor insanlar yani. Mantiksiz dusunursen musluman olur tuvalette bir tanri 31 cekmeni izler dersin. Eger mantiksiz, non-rational davranislar sergilersem. Dis dunyadaki verileri incelemezsem beni yanlis bir seylere inandiracaklar ki insanin kendiside inanmak istiyor yani cennette memeleri tomurcuklanmis hurilerle sevismeyi filan. Yani ateist olurken tutundugum tutumu etrafimda gerceklesen her fenomen icin kullanmaya devam edebilirim. Her olayi ateist oldugumdaki gibi incelememe gerek yok. Aslinda var ama gerek yok bazen:D. Gerek duyarsak dini degistirmeye verdigimiz emekten daha fazlasini harciyoruz zaten. Sonuc olarak anlam veremedigimiz yada bilemedigimiz olaylara bir sekilde yaklasabiliriz. Supheciligini, rasyonelligini birakmayan insan ayni metodu kullanmaya devam eder. Cunku insan denen canlinin beyninin asil amaci, varlik sebebi; tehlikelerin farkina varmaktir. Beyin bu durtuye, cok programli. Ve etrafta donen olaylarin yanlisligi bu durtuden kaynaklaniyor. Descartes butun hayatinin yalan olmasini dusunurken beyni bir tehlike algiliyor, kesinlikle oyle. Ama burda korkma beyin, dusunuyorsak variz diyo. Yani rasyonel insanla, inanclari olan insan arasindaki fark noro-kimyasal yapisindan gelen sakinliktir. Bu dusuncemin arkasinda bir cok psikolog var. Carl Gustav Jung'u ozellikle okuyabilirsiniz. Ben rasyonel bir insansam, birakin ozgur iradeyi varligimi sorgulamaliyim. Ve disardan bakinca olay bazi insanlarin noro-kimyasal yapisi korkuya daha dayanikliysa ateist oluyorsunuz. Olay boyle bence degilse bile beyinde olmuyosa olay nerde oluyo ben bilmiyorum:D. Sonucta bilinc dunyasinda olsa bu korkularin, bilinmezliklerin sorgulanmasi yine beynimizin olusturdugu bir sey dusunceler ve beyindeki farklilik insani ateist yada teist yapiyor. Hatta evrensel-insan caktirma aramizda kalsin ateistlerin iq seviyesi teistlerden daha yuksek (http://www.dailymail.co.uk/news/article-2395972/Atheists-higher-IQs-Their-intelligence-makes-likely-dismiss-religion-irrational-unscientific.html):D. Yani beyni bir sekilde calisan insanlar bakin zeki bile demiyorum baska bir yerde daha birlesiyorlar o da bilim. Artik bilim adamlarinin yaptigi isinde bu sekilde calisan bir beyinden kaynakli oldugunu biliyoruz. Yani iq'su yuksek insan hem bilime daha yatkin hem ateizme. Bir insanin bir seylere yatkinligi oldugu su goturmez bir gercek. Ve zaten olan butun olayin beyin denen makinanin urettigi pek olarak bilmedigimiz bir realitede geciyor. Bir vakit insanlar dunya merkezli bir evrende, bedenin icinde gezen mukemmel ruhlarlardi. Ama bilim adamlarindan pis tokatlar yediler. Realiteleri kaydi gitti teistlerin, acinasi haldeler. Bize bu tokatlar atilacak mi peki? Biz cozduk mu herseyi? Ilerdeki insanlar bu zamana bakip bitti, herseyi anladilar mi diyecekler? Burda gene rasyonel olursak bizim dusunce dunyamizada darbeler indiricek gelecegin insanlari. Olay bu sekilde gorunuyor. Buna hazirlikli olmaliyiz diyorum sadece. Cunku su zamanda yapabilecegimizin en iyisini yapmaya calisiyoruz zaten. Biz insanlarin urettigi herseyde bir kusur, bir eksiklik hatta yanlisliklar olucak. Sonucta daldan dala atlayan maymunlar bilgisayar uretip, gezegene internet denen agi kurduysa ilerde de bu boyle gider diyorum. Her yonden gelisicez ve bu gelisim bize yanlislarimizi kesinlikle gostericek. Ben kendimden biliyorum internetin temel iletisim protokollerindeki hatalari ve kesinlikle degisicek ilerde. Ilk baslarda bu kadar buyuyecegini hesaplamamislardi. Neyse.

Bilinc ve farkli duzeyleri, neye baglidir? Beynin norokimyasal yapi farkina mi/ yoksa, ayni beynin urettigi dusunceye mi?Ben rasyonel bir insan olarak bilinc beynimizin noro-kimyasal yapisinin urettigi bir seydir diyorum. Yani farklilik norokimyasal yapida degil, dusuncede olsa bile farkli olan yer norokimyasal yapi olucak dimi. Zaten burda soru yanlis. Sorulmasi gereken sey bilinc nerden geliyor. Rasyonel adam noro-kimyasal yapinin urettigi bir seyder. Fiziksel degildir belki ama onu uretenenin ne oldugu ortada sanki. Beyin gittimi bilincte gidiyo sanki. Ama kesinlikle ne olur bilmiyorum. Rasyonellik yok olacagini soyluyor bana yine bunu bilmiyorum belkide islamin cehenneminde cikacak ruhum. S*ktir yanlis anlamisiz dicez. Ama tabiki ortada ya hersey, dogaustu olaylar sadece bizim su anki bilgimizle altindan kalkamadigimiz seyler metafizik degiller. Bu genelde boyle oluyor. Metafizikse bile cevap degismiyo yine noro-kimyasal yapi uretiyo o zaman bu dusunceyi. Descartes amcanin ogrettigi sey bana kendi fikirlerinden suphe etmeyi hic birakmadir. Cunku bilincli olmak bu bir vakitte iste onune koyulan olaylari direk kabul etmek yerine acaba olay ayni herkes icin iste orda ama ben yanlis olmayayim lafini surekli sormaktir kendine (Cartesian Doubt (http://en.wikipedia.org/wiki/Cartesian_doubt)).

Kisaca insanoglunun ortada bir evrimci teslimiyeti mi vardir, yoksa kendi kendine bu teslimiyeti algilayabilir ve bunun farkina vararak ve bilinclenerek bu evrimciligi, devrimcilige; yani kendi kendini sorgulayarak bu teslimiyetten kurtulusa erdirebilir mi?Evrim cok baska iste evrensel-insan, cunku bilimin her teorisinde oldugu gibi evrimin eksiklikleri oldugu ortada. Evrim bizim onumuze neyi koyamiyor net bir sekilde? O da bilincin ne oldugu, ve nasil calistigi? Biyolojik evrimle, bilinc evriminin biraz farkli olma ihtimalleri yalanlanmadi. Yani insan neden bu sekilde bir beyne sahip, tamamen genetik mi? Genler bize dusunce/durtu veriyor mu? Cok acik net ortada degil? Nefes alma gibi durtuler verilir gibi baska durtulerde surekli bilincaltimiza veriliyor mu? Bilincli halimizi ne kadar etkiliyor? Birde tabiki burda biyolojik evrim surekli dogal seleksiyonun baskilarini hominidlere uygularken bir taraftanda surekli dusunce dunyasinda seleksiyon ortaya cikti. Yani genlerin urettigi beynin urettigi dusuncelerin seleksiyonu ortaya cikti. Burda bunu DNA'ya indirgeyebiliriz ama resmen farkli bir biyosferde yasiyoruz simdi:D. Bu dusunce dunyasinda evrimden patternler gormemek elde degil o da tutulmayan fikirlerin yok olmasi yani. Bir sure bir fikirler bizi bir yere tasidi. Sonrasinda yeni fikirler eskilerinin yerini aldi. Rasyonel insanlar tas ustunde tas birakmadilar gordugun gibi evrensel-insan. Ama tabiki ayni seyler bizim basimiza gelmicek diye birsey yok. Biz rasyonel olmaya devam edelim. Sadece bilmedigimiz noktalar var diyelim. Sakin olalim. Ilerde kufur yemeyelim. Cunku bu tip dusunce patternleri kullanarak kapitalizm gibi bir kolelik duzenide kurulabiliyor. Insanlar bunlari konusup toplumlari neden ve nasil yonetmeleri gerektigini konusup kararlarinida aliyorlar. Yani o kadar bilmiyorsak nasil hareket edecegimizi zaten hislerimize birakiriz artik kendimizi. Yani iyiligi seceriz diyorum. Su anki milyarder kapitalistler insanliga iyilik yaptigini saniyorlar. Belki haklilar ama bu egonun bir istegi ve insanlari yaniltabiliyor gorundugu gibi.

Son olarak Harry Potter'da gecen bir olaydan bahsetmek istiyorum. Harry buyucu okulu Hogwartsh'a gittigi ilk gun hangi okul kulubunden oldugunu secilmesi lazim. Okulda buyulu bir sapka var ve bu sapka insanlarin kafasina koyuldugunda o insanin butun kisiligine, karakterine, ozune, tecrubelerine bakip hangi kulube uygun oldugunu seciyor. Harry annesi ve babasinin okudugu yerde yani Grifindor'a gitmek istiyor. Yani istedigi sey Harry'nin Grifindorlu olmak istemesi. Harry sapka Slytherin derse Slytherin'e gitmek zorunda kalacagini biliyor. Ve bu kulup genelde kotu insanlarin gittigi bir kulup. Sapkayi taktiginda Harry hemen inceliyo sapka, hmmm, diyo falan. Sonra Slytherin mi Grifindor mu diyo. Harry cok korkuyo Slytherin'i duyunca, nasil benim icimde bu olabilir diyo, heyecanlaniyor. Sonra surekli Grifindor olmaliyim, Grifindor olmaliyim diyor. Sapkada Grifindor'a mi gitmek istiyorsun diyo. Harry evet diyo. O zaman "Grifindor" diye bagiriyo sapka. Burda J.K. Rowling cocuklara cok guzel bir mesaj vermek istiyor. O da sen ne olmayi secersen o sundur cocugum diyor. Iyi olmayi secersen iyi, kotu olmayi secersen kotu, rasyonal olmayi secersen rasyonel, inancli olmayi secersen inancli olursun diyo. Bence nasil oldugunu onemi yok secimin; insanlar secimleri neden yaptigini cok derin bir sekilde dusunerek secimler yapmali ve bunun kendisine ait oldugunu dusunmeli. Ben ozgur iradenin varligindan, hatta varligimdan suphelenirken, net bilemezken rasyonel olmayi seciyorum. Bu en guzel secenek benim icin. Baskasinin ne sectigi hic umrumda degil. Dunyada tek ateist kalsam onume deliller koyulmazsa inancli birine donusmem. Bu benim neremden geliyo beni cok ilgilendirmiyo yani. Buyuk ihtimal DNA'nin urettigi makinanin, urettigi bilincte oluyo iste. Bunu tam bilmesem bile secimim bu yonde. Sonuc olarak musluman ile ateist arasindaki fark noro-kimyasaldir diyorum.

ereninthenature
15-12-2013, 05:33
Kisaca insanoglunun ortada bir evrimci teslimiyeti mi vardir, yoksa kendi kendine bu teslimiyeti algilayabilir ve bunun farkina vararak ve bilinclenerek bu evrimciligi, devrimcilige; yani kendi kendini sorgulayarak bu teslimiyetten kurtulusa erdirebilir mi?

Neden insanoglunun hem inanc temelli hem de bilim temelli bir beyni var?

Neden biri beyni durdururken ve esir alirken, digeri beyni dusundurtuyor?

Ya da insanoglu numenal yeti ufkunun, beyni ile bagi nedir?Insanin icinde birden cok bilinc parcasi var gunumuz psikolojisine gore. Hepsi baska birsey istiyo evrensel-insan. Bunu sende biliyorsun. Ego baska sey istiyo, super ego baska sekilde. Insan bu parcalarin birbiriyle savasmasindan olusuyor. Icimizde bir hayvan sakli ve onu evcillestirmeye sakinlestirmeye calisiyoruz. Buda olabildigince rasyonel olmaktir bana gore. Bilimsel metod onumuze guzel seyler koyuyor ve ben bunu gozlemliyorum yani. En iyi modeli sectim ve arkama bakmiyorum. Biyolojik evrim ve Freud psikolojisi. Tamamen dogru mu? Hayir kesinlikle. Ama simdlik en iyisi mi? Bence oyle. Terence "true enough" lafini cok kullanir. Cunku evrimci kendisi ve bizim sempanzeden birazcik daha akilli oldugumuzu dusunuyo. Insanligin toptan farmakolojik destege ihtiyaci oldugunu savunuyor gene. Dedigi sey su: Bizler hic bir zaman mukemmel dogruluga erisemiyecegiz su an "true enough"'la yetinmek zorundayiz.

Bilimin "true enugh"'indan bakildiginda devrim zaten bir canlinin baska bir canliya donusmesi degil midir? Burdan sonrasi hikaye artik. Ne dersek o olur :D. Sen teslimiyet dersin, ben derim zaten olay bu. Yani evrilicez kacari yok. Ne seviyeye cikarsak cikalim 1 milyon yil aramiza tur farki cekicektir emin ol. O zamanin insani artik kendisine insan demeyi pek istemeyecek bence ve genetik farkta olusacagindan cekerler valla setti. Biz baska turuz derler. Bu kesin olucak hatta. Ben Nietzsche'yide cok severim ve arada Nietzsche gibi insanlar cikip toptan biyolojik turun elestirisini yapmali. Simdilik insanlik elestirisi yapildi. Ve bence iste hakli adam. Harbiden kan kusuyor insanligin ustune ama diyor sizin omzunuzda baska insanlar yukselecek. Nietzsche burda bence sadece trance halinde. Sakinligini kaybetmis ve tum topmluma inanilmaz elestiriler, yenilir yutulur cinsten olmayan laflarla gelmistir. Cidden sanat yapmistir adam bence. Boyle Buyurdu Zerdust'u okudugumda aklim cikti, 14 yasmdaydim. Pek birsey anlamadim ama kim kizdirdi bu adami dedim ya. Niye kizdi bu adam bu kadar dedim ve elestirilerinde oyle mantikli noktalar gordum ki bu kadar onemli mi bunlar dedim. Simdi okudugum da cidden son 200 yilin insanini goz onune aldigimda. Harbiden butun elestirdikleri o insanlar her kelimesini haketmis bu laflarin. 200 yilda kurulan kapitalist duzen bu elestiriyi tek basina hak eder zaten. Eee millet Nietsche'nin bu nefretini kadinlarla olmayan sansina yukluyor. Muslumanlar mesela. Adam bas bas ust insan, evrim, ateizm diye bagirirken adama nihilist filan demeye calisiyorlar. Insanlarin bir amaci olmali diyen bir adama hicci demeye calisiyorlar fln. Banane ya millet ne derse. Burda herkes spekulasyon yapiyor. Ben adami tanimasamda beni kisiligi degil, kitabi ilgilendiriyor. Fikirleri, dusunceleri. Onlarin nerlerden geldigi degil. Tek yapilmasi gereken tabi rasyonel olmak. Hem fenomene hem de bilince bakmak. Iki tarafina anlamak icin en iyi yontem rasyonelliktir. Terence gene bir laf soyler hep: "Stoned and rational mind" baya sakin, iyi ama rasyonel bilinclere sahip insanlar cok seyi degistirir diyo. Kendisi hippi zaten. Baya destegi vardir 50'lerin hareketlerine. Interpol pesinde kosmus fln.

Neva
15-12-2013, 05:45
Evet fark; dusuncede mi?
Yoksa beynin norokimyasal yapisinda mi?

Dusuncenin duzey degistirmesi insanoglunda sorgulama ile mumkun mu?
Yoksa dusunce duzeyinin degisebilmesi icin, ona uygun bir beyin kimyasal yapisinin gerekliligi var mi?

Tarihe cesitli donemlerde damgalarini cesitli konularla vurmus ve kitlesel hale gelmis dusunce uretenlerin beyin norokimyasal yapilari musait oldugu icin mi, bu dusunceleri urettiler, bir suru farkli izmleri ortaya attilar, yoksa; beyinleri herkes gibi idi de, sadece dusuncelerini sorgulayarak, irdeleyerek, degistirip mi bu dusunceleri ortaya attilar. Bu tarihte her konuda kitlesellesmis, isim yapmis kisilerin normal bir insanoglundan farki; beyinlerinin norokimyasal yapisimi idi, yoksa herseyi, ya da kendilerini kitlesellestiren konuyu sorgulayarak, irdeleyerek mi bu dusunce duzeyine ulastilar.


Kisisel fikrim;
Bunun norokimya ile pek bir ilgisi yok, insanlar sorgulama yoluyla da sonuca ulasabilirler. Ayni sekilde tarihe damga vurmus insanlar da boyledir. Sonucta onemli olan algi sorunudur.

Orneklemek gerekirse;
Kopegin insani isirmasi mi, yoksa insanin kopegi isirmasi mi algi yonunden daha cekici veya irrite edicidir? Oysa buradaki esas unsur, yani detay isirma olayidir. Biri normal ve rutin algilanirken, digeri vahsilik olarak algilanabilir.

ereninthenature
15-12-2013, 06:06
Bunun norokimya ile pek bir ilgisi yok, insanlar sorgulama yoluyla da sonuca ulasabilirler. Ayni sekilde tarihe damga vurmus insanlar da boyledir. Sonucta onemli olan algi sorunudur.

Sorgulama olayi metafizik mi? Noro-kimyasal yapi degistiginde fikirlerin degismiyor mu? Noro-kimyasal yapi insani bipolarliga, sizofrenlige, depresiflige, otistiklige surukleyip insanlari belli dusunce dunyalarina hapsetmiyor mu? Beyin fiziksel olmayan birsey mi uretiyor?

uyar
15-12-2013, 13:20
bu konuda son yilda birsuru kitap okudum... cetrefilli bir konu ..birkac kitap onerebilirim..

ilk once son okudugum turkce yazilmis bir kitap.. DDennett cizgisini benimseyen "bilinc gercek bir yanilsama" gerci konektomdan bahsetmiyor ama hep tarif edilen algiyi ve yasami bir tiyatro sahnesi gore egiliminin ve algisinin yanlisligi uzerine ilginc bir kitap... anladigim kadariyla devami da gelecek

connectome dusuncesini ve projelerini ben "brainscience podcast" de teferruatiyla ogrendim. tavsiye ederim...hatta son 103. bolum bu konuda update veriyor. bu konudaki en onemli yazar olan sporns ile soylesi var.. yeni kitabi cikti..

http://brainsciencepodcast.com/bsp/2013/connectome-update-bsp-103

ancak konektomu farkli algilayanlar var... bu konuda da iki farkli yaklasim ve proje var...
avrupada ve amerikada...

http://www.neuroscienceblueprint.nih.gov/connectome/index.htm
http://www.openconnectomeproject.org


bu da trends in cognitive sciences son sayisindaki giris bolumu..

The term ‘connectome’ was introduced in 2005 to describe ‘the set of all neural connections’ (Hagmann, P. 2005.Doctoral Dissertation, E´cole Polytechnique Fe´de´rale deLausanne, p. 108) or ‘the comprehensive structural de-scription of the network of elements and connections form-ing the human brain’ (). Although it is a matterof debate whether the term ‘connectome’ can be felicitouslyapplied to the patterns of functional connectivity in thebrain, the field of human connectomics currently encompasses efforts to produce both structural and functionalconnectional maps of the brain

sonucta tum bu bulgular beyin ve bilissel mekanizmalar icin buyuk bir top-down veya bottom-up mi seklinde bir kavgaya donusecek gibi gozukuyor. bu konudaki son kitaplar buyuk ses getirmis gibi...

http://www.amazon.com/Top-Brain-Bottom-Surprising-Insights/dp/1451645104/ref=sr_1_1?s=books&ie=UTF8&qid=1387102838&sr=1-1&keywords=top+brain+bottom+brain

http://www.amazon.com/Brains-Top-Down-Challenging-Neuroscience/dp/9814412457/ref=sr_1_1?s=books&ie=UTF8&qid=1387103287&sr=1-1&keywords=Brains+Top+Down+-+Is+Top-Down+Causation+Challenging+Neuroscience%3F+%5BHard cover%5D

uyar
15-12-2013, 13:40
yanliz sunu basta belirteyim sevgili ei'nin connectome'u sabit, degistirilemez seklinde bir yapi gibi algiladigini dusunuyorum .... bu yanlis.... belki temel pathway'ler degismeye bilir ( ki bu bile tartisiliyor) ancak sinaptik duzeyde degisim ve "beynin plastikligi" bugun bilinen bir konu...

ayni durum genetik yapiyla ilgili de konusulmakta... epigenetik de burada diger farkli tartisma konusudur....

tabii tum degistirilebilirlik belirli bir yere kadar.. sonuc: OKUMAYA ve ARASTIRMAYA DEVAM

uyar
15-12-2013, 14:07
ayrica sevgili ei'nin bf skinner cizgisini ve artik olmus olan behaviourism' i savundugunu da sanmak istemiyorum...

mrdragon
15-12-2013, 14:42
İki faktörün birlikte hareketi söz konusu.

Her insan aynı düşünce potansiyeline sahip midir? Açıkçası zekanın her insanda aynı oranda gelişmediğini gözlemleyebiliyoruz.

Peki belli bir oranda yeterli zekaya sahip olan bireylerin, sorgulama teknikleri ile, tek yönlü değil de, analitik düşünce sayesinde inançlardan arınması mümkün mü? Evet, elbette.

Belli bir eşik değeri belirleyelim. O değerin üstünde seyreden her zeka bence, cesurca sorgulamayı denerse, saplantılardan arınırsa karşısındaki verileri daha doğru değerlendirebilir.

Bu aşamada her insanın doğuştan aynı potansiyele sahip olmadıklarını biliyoruz. Yine de mevcut inançların doğuştan sonra, çevresel insan faktörü ile zihinlerine kazındığını düşünürsek, zihnindeki sorgu mekanizmasını harekete geçirecek verileri verdikçe bir noktadan sonra, sabitleşmiş fikirlerin merkezinde gerekli olan çatlamayı sağlayabiliyorsunuz.

Sabitleşmiş fikirleri yıkarken genelde, yine bireyin sabitleşmiş başka fikrini kullanarak ikisi arasındaki çelişkiyi açığa çıkarmak işe yarıyor.

Her bireyi maksimum seviyede bilince kavuşturmayı başarabilseydik, (doğru eğitim sistemi ve aile yetiştirilişinin büyük etkisi olurdu.) teizimi tartışmak yerine bugün neleri keşfedeceğimizin keyfine varırdık.

evrensel-insan
15-12-2013, 20:40
Ben bir serbest dusunur olarak, yapilandirmaci epistemolojistim. Yani gercekligin bir insanoglu yapilandirilmisligi oldugunu soyluyorum ve evrensel-insan zihniyeti ile bu yapilandirilmis yapi ve isleyisin (x ve y) kokten ve temelden cozumunu sorununu analitigini ve kritigini yapiyorum.

Ayrica bir beynin sorunu algiladiginda ve onun farkina vardiginda bilincli olarak bilissel temelde, tum core faithlerden arinabilecegini ve de dogumdan kendisine verilmis her turlu deger veri ve tabuyu; tarafli olarak savunmak ya da karsi cikmak yerine, onu kavramsal temelde sorgulayabilecegini ve bilisselligine erildiginde de ondan kurtulunabilecegini soyluyorum.

Bunun icin bir beynin "olmasi gereken" bir noro-kiyasal ve konektom yapisi gereginin evrimsel olarak yerine gelmis olmasinin savunusu, bana gore AYRIMCILIKtir.

Yani her insanoglu beyninin her bir veriyi sorgulayabilecegini dusunuyorum.

Tabi once bunun bir sorun oldugu algilanacak, sonra farkina varilacak, sonra bilince cikacak ve en sonunda da sorgulanarak dusunce ve davranis olarak ondan arinilacak.

Bu temelde quantum dusuncesi "ne dusunuyorsam, oyum" siarini tasir.

Butun bu dediklerimin bilimsel gozlemi ise basta kendim ve yasam ve sanal alemdeki sahislarda gozlem veren ideolojik inancsal degisimlerdir.

Tabi bunun bilincli olup olmadigini, ancak bu degisimin farkinda olabilen algilar.

Yani degisimi yasamis beyin, bu degisiminin farkinda ve bilincinde olmayabilir ve kendini ayni kendi olarak degerlendirebilir.

evrensel-insan
15-12-2013, 20:41
ayrica sevgili ei'nin bf skinner cizgisini ve artik olmus olan behaviourism' i savundugunu da sanmak istemiyorum...

Savunmuyorum zaten. Cunku ben davranisi arka planda yonlendirenin dusunce oldugunu gozlemliyorum. Bu da dusunce degisiunce, davranisin da degisimi demektir.

evrensel-insan
15-12-2013, 20:46
yanliz sunu basta belirteyim sevgili ei'nin connectome'u sabit, degistirilemez seklinde bir yapi gibi algiladigini dusunuyorum .... bu yanlis.... belki temel pathway'ler degismeye bilir ( ki bu bile tartisiliyor) ancak sinaptik duzeyde degisim ve "beynin plastikligi" bugun bilinen bir konu...

ayni durum genetik yapiyla ilgili de konusulmakta... epigenetik de burada diger farkli tartisma konusudur....

tabii tum degistirilebilirlik belirli bir yere kadar.. sonuc: OKUMAYA ve ARASTIRMAYA DEVAM

Hayir oyle bir algim yok. Cunku o zaman ayrimci bir dogal teslimiyetcilik soz konusuduir.

Buradaki soru, "degisim icin belirli bir fiziksel yapi gerekir mi?" sorusudur.

Cunku her turlu EVRIMSEL/BIYOLOJIK aciklama ile "bu isi su yapar, bu yapamaz" demek ya da boyle bir sonuca ulasmak; AYRIMCILIKtir ve de bir beyni baska bir beyne Evrimsel olarak teslimiyettir.

Zaten emperyalist zihniyet te bunu yapmaya calismaktadir. Dogallik kisvesi altinda teslimiyet. Bilimi de buna alet etmektedir.

evrensel-insan
15-12-2013, 20:48
Sorgulama olayi metafizik mi? Noro-kimyasal yapi degistiginde fikirlerin degismiyor mu? Noro-kimyasal yapi insani bipolarliga, sizofrenlige, depresiflige, otistiklige surukleyip insanlari belli dusunce dunyalarina hapsetmiyor mu? Beyin fiziksel olmayan birsey mi uretiyor?

Tabi ki uretiyor. Her turlu soyutlamayi kavrami bilgiyi ve tum bilginin dallarini farklarini kisaca NUMENAL YETI DEGERLERINI uretiyor

mrdragon
15-12-2013, 22:19
Bunun icin bir beynin "olmasi gereken" bir noro-kiyasal ve konektom yapisi gereginin evrimsel olarak yerine gelmis olmasinin savunusu, bana gore AYRIMCILIKtir.

Yani her insanoglu beyninin her bir veriyi sorgulayabilecegini dusunuyorum.



Her insan dilediği kadar uğraşsın Einstein olamıyor evrensel-insan.

Görsellik, fizyolojik etmenlerde farklılık olduğu gibi düşünce potansiyellerinde de farklılıklar var. Bunu görmezden gelemiyorsunuz.

İq her ne kadar sağlıklı bir ölçüm methodu olmasa da, insandan insana çeşitlilik gösterdiğini biliyorsunuz ve yüksek dereceye sahip olanların sorgulama ve analiz yeteneklerinin daha üst düzeyde olduğunun muhtemelen farkındasınızdır.

Tabi hafif zeka geriliğine yakın sınırlarda seyreden iqlar adına böyle bir beklenti içinde olmanız sadece hümanist bir yapıda olduğunuzun göstgergesi oluyor.

Çok üstün zekalı insanların algısal dünyasının bizim bildiklerimizden çok daha ötede olması da bir anahtardır. Somut veriler içinde fikir üretirken, bilinenlerin çok ötesinde yaratıcı düşüncelerde hayat bulabiliyorlar.

evrensel-insan
15-12-2013, 22:36
Her insan dilediği kadar uğraşsın Einstein olamıyor evrensel-insan.

Görsellik, fizyolojik etmenlerde farklılık olduğu gibi düşünce potansiyellerinde de farklılıklar var. Bunu görmezden gelemiyorsunuz.

İq her ne kadar sağlıklı bir ölçüm methodu olmasa da, insandan insana çeşitlilik gösterdiğini biliyorsunuz ve yüksek dereceye sahip olanların sorgulama ve analiz yeteneklerinin daha üst düzeyde olduğunun muhtemelen farkındasınızdır.

Tabi hafif zeka geriliğine yakın sınırlarda seyreden iqlar adına böyle bir beklenti içinde olmanız sadece hümanist bir yapıda olduğunuzun göstgergesi oluyor.

Çok üstün zekalı insanların algısal dünyasının bizim bildiklerimizden çok daha ötede olması da bir anahtardır. Somut veriler içinde fikir üretirken, bilinenlerin çok ötesinde yaratıcı düşüncelerde hayat bulabiliyorlar.

Tamam da bilimsel boyle bir gozlem ortada yokken, kimse kimseye "sen soyle olamazsin, cunku beyin biyolojik yapin buna musait degil" diyemez.

Tabi burada gozlem veren beyin ozurlulugunu disarida tutuyorum.

Yalniz kimse kimseye "sunun dusundugunu bu dusunemez" diyemez.

Dusunememesinin sebebi tamamen kisinin kendini beynine teslim etmesi ve beynini kendi kontrolunde isletmemesidir. Yani sadece beyninde yer etmislerle leyhte ya da aleyhte hareket, teslimiyetciliktir.

Felsefi olarak kritik ve analitik dusunce tarihi Kant ile baslar.

Bugun o klasik "evet/hayir-dogru/yanlis-oyle/boyle" v.s. temelli sorular ve yanitlar tarih olmustur.

Cunku bu tip sorular ve yanitlar, DUSUNCE VE BILGI ICERMEZ VE GEREK DUYMAZ.

Mesela bir kisiye, "sen inancli misin?" sorusu klasik bilgi ve dusunce icermeyen kisirbir sorudur ve yaniti da "evet/hayir" dan biri olan ya soruya paralel ya da karsi yanittir.

Halbuki "neden inanclisin?" sorusu hem soranin hem de yanitlayacak olanin dusunce ve bilgi paylasimini gerektirir. Ayrica yanitlayacak olanin, inancinin bilincinde ya da farkinda olup olmadiginin da verecegi yanittan algilanmasini saglar.

Iste bu tip kritik ve analitik dusunce sorulari ile hem soran hem de yanitlayan, bilgi ve dusunce sunmak durumundadir. Sunamiyorsa zaten egosal rahatsizlik duyarak satasma, atisma, polemik daveti v.s. gundeme gelir.

evrensel-insan
16-12-2013, 01:40
Sana once genel bir yanit vereyim. Tum yazinin ufku metafizigin, varliksal/ontolojik inanclari ve ideolojileri ile sinirli. Zaten butun bunlarin temeli akilciliga dayaniyor. Yani akil kendi icin neyi kendine dogruluyorsa ona inaniyor.

Konuya epistemolojik, bilimsel ve bilissel bakmak ise; tamamen farkli bir ufuk. Cunku bu ufuktaki bakis acisi "var, ol, inan" temelli degil; aksine "bil" temelli bakis acisidir. BU DA AKILCILIGA DEGIL, GOZLEME DAYANIR. Buradaki gozlem, emprisizm ile ayni degildir. Yani once ORTADA GOZLEMLENECEK BIR FENOMEN OLMASI GEREKIR. Iste bu gozlemi insanoglu once algiya donusturur ve sonrada kavramsal bilgisi ile aciklar.

Yine buradaki gozlemin algisi da iki turludur, duyusal ve duyumsal algi. Iste buradaki duyumsal sezgisel algi, ayni metafizikteki varliksal bakis acilari gibi; akilcidir ve illa akli tatmin etmek adina; kendilerine kendilerince inandiklarini dogrularlar.

Epistemoloji demek, bilgi genelindeki anlam ve icerigin ayni zamanda insanoglu kavramsal bilgisinin geldigi bu sinirdir.

Bu sinir hep var olacaktir, ama onemli olan bu sinirin KALICILIGI DEGIL; GECICILIGIDIR ve her geldigi sinir duzeyinde; onu bilimsel ve bilissel olarak "yeterli" bulmaz ise, inanc ve ideoloji akilciligi kacinilmazdir.

Aklin tatmini ve kendince kendini inandirarak gozlem vermeyen seyleri kendine dogrulamasi; tamamen insanoglunun kendine kendi giydirdigi ego elbisesinin bir sorunudur.

Iste basta insanoglunun giydigi bu ego elbisesinin nasil neden ve ne sekilde giyildiginin, yani yapilandirildiginin algisi ve bilinci gerekir.

Iste ondan sonra insanoglu bu yapilandirilmisligin yapi ve isleyisinin kokenine inip sorunu kokten ve temelden cozme analiz etme ve sorununu ortaya koymaya yoinlenebilir.

Butun bunlarin temeli de NUMENAL YETIYE DAYANIR. Tabi ki bu numenal yeti bir fenomen olan beynin ve yine bir fenomen olan insanoglunun bir urunudur.

Fiziksel farklar gozlem verir, NUMENAL YETI KULLANIM FARKI DA DUSUNCE VE DAVRANISTAKI BEYIN DUZEYININ BILGI ALGI BILINC VE FARKINDALIGINDAN ORTAYA CIKAR.

Bugun insanoglu buna bilissel bilim demekte ve insanoglunun her turlu yasam iliski duzen ve sistem kurma kurum ve kurumsallasma da verdigi gozlem temelinde sosyo-psikolojik bir yapi olarak gozlemin bilimsel verileridir.

Insanoglu hem fenomenonumeno kavramsal hem de biyososyopsiko bir varliktir. Yani bir uclemi icerir ve bu uclem onu insanoglu yapar.

Aslinda konu ve kavramlar cok farkli ve detaylidir. Ben yeri geldiginde bunlari genis olarak kavram ve konu temelinde dile getiriyorum.

Burda evrensel-insan cok buyuk bir psikolojik, felsefi problemden bahsediyor. Filozoflarin genelde insanlar sokaga cikip birbirini oldurmesin diye tartismaya acmaya cekindikleri gercekler gibi problem. Ozgur iradenin varligi boyle bir problem bana sorarsaniz. Cunku var yada yok demek icin biraz erken:bounce:.

Buradaki ilk sorun serbest iradeden ne algilandigi ve nasil bir anlam ve icerik verildigidir. Varligi/yoklugu sadece ifadesidir, aciklamasi degildir.

Burada bir tanim var onun uzerinden gidebiliriz.

Özgür irade, kişinin eylemlerini, arzu, niyet ve amaçlarına göre kontrol altında tutabilme ve belirleme gücüdür. Kişinin belli eylem ya da eylemleri gerçekleştirmede ser*gilediği kararlılık; belli bir durum karşısın*da, gerçekleştirilecek olan eylemi, herhangi bir dış zorlama ya da zorunluluk olmaksı*zın, kararlaştırma ve uygulama gücü; eyle*me neden olan eylemi başlatabilen yetidir.

Ayrica ozgur ile serbest de ayni anlam ve icerikte degildir. Ben bunu "ozgur ve serbest dusunce" basliginda acikladim.

Kesin bilimsel ve felsefi bir sekilde varligini yada yoklugunu kanitlayamayiz. Bilim bize burda yardim etmiyor. Belki de butun eylemlerimiz kontrolumuz disinda ve biz olmayan birseyin cok buyuk yanilgisina kapilmisizdir. Burda ortaya kanit koyulamaz. Descartes ozellikle bu konuya cok iyi deginmis. Butun beynimize pek guvenemeyiz cunku yaniliyor diyor ve ozgur iradenin olmayabilirliginden de bahsediyor. Hatta direk kendi varliginin bile bir ilisyon, yanilsama olabileceginden bahsediyor. O yuzden bir varsayim yapmak zorunda hissediyor kendisini ve dusunuyorsam varimdir diyor.

Bu idealist bir yanasimdir. FENOMEN DUSUNDUGU ICIN VAR DEGILDIR, INSANOGLUNA VERDIGI GOZLEM TEMELINDE INSANOGLU ALGI VE KAVRAMSAL BILGISI ILE GOZLEMI DILE GELMEKTEDIR.

Var oldugumuz icin de dusunmuyoruz. Cunku yukarida acikladigim gibi, insanoglunun beyni zihniyeti ve kavrami ayrilmaz bir uclemdir ve biri olmadan digeri de olmaz.

Buradaki ifade "GOZLEMLEDIGIM FENOMENI/MI NUMENAL YETI/M ILE ALGILAYARAK KAVRAMSAL BILGI/M ILE ORTAYA KOYUYOR/UM" dur.

Cunku demezse felsefeye, dusunmeye, yasamaya devam edemiyecek:D. Freud ve Carl Gustav Jung psikolojisinin su an bilimsel acidan en mantikli, inanclari kenara birakip gozleme odaklidir.

Saydigin kisiler insanoglunu fenomenal teslim eden kisilerdir. Ayrica bir kisi kendi rahatsizligini kendi algilamadan onun hakkinda karar veren ve onu onun algisi ve bilinci disinda tedaviye zorlayanlardir.

Freud ozellikle bilincalti ve ego kisilik parcaciklarini bulmus ve gun gibi ortada olan gerceklerdir, bilim tamamen arkasinda. Yani dis dunyaya su an rasyonel yaklasip, ben neyim sorusunu hem kendine hem baska insanlara sordugunda alacagin cevap: "Bir seyleri tam olarak bilemeyiz, tarih boyunca hep yanildik ama DNA'nin kendini kopyalayarak urettigi cok-hucreli bir canlidaki benlik benim galiba". Darwin'de biz neyiz lan sorusuna cok guzel cevaplar getirmistir tabiki.

Bizlerin n e oldugunu yine bizler ortaya koyuyoruz. burada sorun VARLIKSAL ORTAYA KOYUMDAKI INDIRGEMECILIK DETERMINIZM VE MONIZM HASTALIGIDIR. Ortaya koyulan ise sadece gozlemin algisinin kavramsal bilgisidir. Bilim VARLIKTAN DEGIL, GOZLEMDEN YOLA CIKAR VE VARLIGIN NE OLDUGU TARTISMASINI METAFIZIGIN VARLIKSAL/ONTOLOJIK IDEOLOJILERININ CIKMAZ TARTISMASINA BIRAKIR.

Bilim ise gozlemini olgusal ya da teori seklinde ortaya koyar ve bu ortaya koyduklarinin da gecerliligini gozlemsel yanlislanabilirlige kadar kabullenir. Bilimde suphe de kesinlikte yoktur, sadece gecerlilik ve yanlislanabilirlik vardir.

Bu tip sorulari rasyonel insanlar sorar. Beynimiz bir fanusun icinde, bir super-bilgisayarin urettigi similasyonda olabilir su an ve. Kimse bunun boyle olmadigina dair kanit orataya birakamaz. Bu tip problemlerle karsilasan insanlar mesela muhammet bir halisulasyon gordu uzerin din kurdu. Rasyonel bir insan cok az uyudugu icin halisulasyon gordugunu dusunurdu. Din mi daha mantikli, rasyonel bilim mi?

Bilimin rasyonelligi mantiksal olarak teorisindedir. O da ancak gozlem verirse gecerli olur. Onemli olan ortaya bir teori atmak degil, o teoriyi gozleme tasimak ve gecerli olgu olarak tum insanogluna tartismasiz sunmaktir.

Biseylere inandirmamiz gerektirmiyor kendimizi bilimin aciklayamadigi konularla yuzlestigimizde. Olay hep boyleydi zaten, olay bir insanin yuzlestigi fenomene yaklasma sekli. Burda sakin olursak, kontrollu sekilde yaklasirsak bu tip bilinmeyen olaylarin tum tarih boyunca var oldugunu unutmamaliyiz. Bu problemlere rasyonel yaklasmak demek bilmedigini kabul etmektir sadece. Ben matrix'te yasayip yasamadigimi bilmiyorum. Bunu bilemem ama buna ragmen yasayabilirim. Valla ben Descartes'in yalancisiyim iste;).

Iste burada bilimin epistemolojik olarak geldigi yer cok iyi algilanmali ve bu yer yenilendikce de eski yerde takili kalmamalidir. Ayni zamanda da "bu soruya bilim su an yanit veremiyor, en iyisi ben aklimin kendini inandirdigina teslim olayim" diye de dusunulmemelidir. Bu SUREGELEN SUREKLI BIR SURECTIR.

Konuya donucek olursak bir insan neden dindar olur evrenin sagci bir politikaci tarafindan yaratildigina inanir yada rasyonel bir birey olarak buna pek inanamaz, yanlis gelir, sorguluma ihtiyaci hisseder. Ego'nun isteklerinden birisi dogruyu arama istegidir. Ama elimiz kolumuz bagli bazi konularda. Varligini sorgulamak mesela. Burda problem cikiyor iste. Kesin bilemeyecegin olayi en dogru sekilde bilmeye calisiyorsun. Descartes cekti bu cileleri zamaninda iste :D. Bence problem var iste. Hepimiz hissettik, hissediyoruz bunu. Birseyler yanlis diyo bir parcamiz ve ilk once bilincaltindan sonra bilincli haraketlerimize dogru bir yanlislik hissi aliyoruz. Bence boyle yani. Sonrasinda bilincli bir sekilde dini sorgulama evresi gelir ki bir sure bastiririz bu dusunceleri eger dindarsak. Sonrasinda yanlisliklari bulursan bu yanlis dersin. Eee tam olarak bilemeyecegim bir suru din var hepsini islam gibi arastiracak miyim? Hadi ordan :banplease:. Ben bir metod buldum, bir pattern kesfettim, bir seyler oldu ateist oldum diyor insanlar yani. Mantiksiz dusunursen musluman olur tuvalette bir tanri 31 cekmeni izler dersin. Eger mantiksiz, non-rational davranislar sergilersem. Dis dunyadaki verileri incelemezsem beni yanlis bir seylere inandiracaklar ki insanin kendiside inanmak istiyor yani cennette memeleri tomurcuklanmis hurilerle sevismeyi filan. Yani ateist olurken tutundugum tutumu etrafimda gerceklesen her fenomen icin kullanmaya devam edebilirim. Her olayi ateist oldugumdaki gibi incelememe gerek yok. Aslinda var ama gerek yok bazen:D. Gerek duyarsak dini degistirmeye verdigimiz emekten daha fazlasini harciyoruz zaten. Sonuc olarak anlam veremedigimiz yada bilemedigimiz olaylara bir sekilde yaklasabiliriz. Supheciligini, rasyonelligini birakmayan insan ayni metodu kullanmaya devam eder. Cunku insan denen canlinin beyninin asil amaci, varlik sebebi; tehlikelerin farkina varmaktir. Beyin bu durtuye, cok programli. Ve etrafta donen olaylarin yanlisligi bu durtuden kaynaklaniyor. Descartes butun hayatinin yalan olmasini dusunurken beyni bir tehlike algiliyor, kesinlikle oyle. Ama burda korkma beyin, dusunuyorsak variz diyo. Yani rasyonel insanla, inanclari olan insan arasindaki fark noro-kimyasal yapisindan gelen sakinliktir. Bu dusuncemin arkasinda bir cok psikolog var. Carl Gustav Jung'u ozellikle okuyabilirsiniz. Ben rasyonel bir insansam, birakin ozgur iradeyi varligimi sorgulamaliyim.

Varligini gozlemle ve algiladigini kavramsal bilgi olarak ortaya koy. Burada onemli olan ....e gore temeli ve ....e gore hedefidir. Iste dogru dahil her turlu kavram ve anlam ve icerigi bu ...e gorelere gore degisir ve farklilasir.

Benim ...e gorem insanoglu temeli ve hedefim de insanoglunun zihinsel insanlasmasi evrensellsmesi bilimsellesmesi ve bilissellesmesidir.

Ve disardan bakinca olay bazi insanlarin noro-kimyasal yapisi korkuya daha dayanikliysa ateist oluyorsunuz. Olay boyle bence degilse bile beyinde olmuyosa olay nerde oluyo ben bilmiyorum:D. Sonucta bilinc dunyasinda olsa bu korkularin, bilinmezliklerin sorgulanmasi yine beynimizin olusturdugu bir sey dusunceler ve beyindeki farklilik insani ateist yada teist yapiyor. Hatta evrensel-insan caktirma aramizda kalsin ateistlerin iq seviyesi teistlerden daha yuksek (http://www.dailymail.co.uk/news/article-2395972/Atheists-higher-IQs-Their-intelligence-makes-likely-dismiss-religion-irrational-unscientific.html):D. Yani beyni bir sekilde calisan insanlar bakin zeki bile demiyorum baska bir yerde daha birlesiyorlar o da bilim. Artik bilim adamlarinin yaptigi isinde bu sekilde calisan bir beyinden kaynakli oldugunu biliyoruz. Yani iq'su yuksek insan hem bilime daha yatkin hem ateizme. Bir insanin bir seylere yatkinligi oldugu su goturmez bir gercek. Ve zaten olan butun olayin beyin denen makinanin urettigi pek olarak bilmedigimiz bir realitede geciyor. Bir vakit insanlar dunya merkezli bir evrende, bedenin icinde gezen mukemmel ruhlarlardi. Ama bilim adamlarindan pis tokatlar yediler. Realiteleri kaydi gitti teistlerin, acinasi haldeler. Bize bu tokatlar atilacak mi peki? Biz cozduk mu herseyi? Ilerdeki insanlar bu zamana bakip bitti, herseyi anladilar mi diyecekler? Burda gene rasyonel olursak bizim dusunce dunyamizada darbeler indiricek gelecegin insanlari. Olay bu sekilde gorunuyor. Buna hazirlikli olmaliyiz diyorum sadece. Cunku su zamanda yapabilecegimizin en iyisini yapmaya calisiyoruz zaten. Biz insanlarin urettigi herseyde bir kusur, bir eksiklik hatta yanlisliklar olucak. Sonucta daldan dala atlayan maymunlar bilgisayar uretip, gezegene internet denen agi kurduysa ilerde de bu boyle gider diyorum. Her yonden gelisicez ve bu gelisim bize yanlislarimizi kesinlikle gostericek. Ben kendimden biliyorum internetin temel iletisim protokollerindeki hatalari ve kesinlikle degisicek ilerde. Ilk baslarda bu kadar buyuyecegini hesaplamamislardi. Neyse.

Bu arada ben, teolojik temelde bir ateist degilim; bilgisel bilissel ve bilimsel temelde bir serbest dusunurum.

Ben rasyonel bir insan olarak bilinc beynimizin noro-kimyasal yapisinin urettigi bir seydir diyorum. Yani farklilik norokimyasal yapida degil, dusuncede olsa bile farkli olan yer norokimyasal yapi olucak dimi. Zaten burda soru yanlis. Sorulmasi gereken sey bilinc nerden geliyor. Rasyonel adam noro-kimyasal yapinin urettigi bir seyder. Fiziksel degildir belki ama onu uretenenin ne oldugu ortada sanki. Beyin gittimi bilincte gidiyo sanki. Ama kesinlikle ne olur bilmiyorum. Rasyonellik yok olacagini soyluyor bana yine bunu bilmiyorum belkide islamin cehenneminde cikacak ruhum. S*ktir yanlis anlamisiz dicez. Ama tabiki ortada ya hersey, dogaustu olaylar sadece bizim su anki bilgimizle altindan kalkamadigimiz seyler metafizik degiller. Bu genelde boyle oluyor. Metafizikse bile cevap degismiyo yine noro-kimyasal yapi uretiyo o zaman bu dusunceyi. Descartes amcanin ogrettigi sey bana kendi fikirlerinden suphe etmeyi hic birakmadir. Cunku bilincli olmak bu bir vakitte iste onune koyulan olaylari direk kabul etmek yerine acaba olay ayni herkes icin iste orda ama ben yanlis olmayayim lafini surekli sormaktir kendine (Cartesian Doubt (http://en.wikipedia.org/wiki/Cartesian_doubt)).

Bilinc bir numenal yeti olarak, tabi ki beynin bir hareketidir. Her turlu degisken iletken ve davranisa yon verendir. Zihniyet temelinde dusuncenin duzeyini belirler ve degistikce de dusunce duzeyini degistirir. Tam bilinclilik, INSANOGLUNUN BILISSEL OLARAK ZIHINSEL DEVRIMIDIR.

Evrim cok baska iste evrensel-insan, cunku bilimin her teorisinde oldugu gibi evrimin eksiklikleri oldugu ortada. Evrim bizim onumuze neyi koyamiyor net bir sekilde? O da bilincin ne oldugu, ve nasil calistigi? Biyolojik evrimle, bilinc evriminin biraz farkli olma ihtimalleri yalanlanmadi. Yani insan neden bu sekilde bir beyne sahip, tamamen genetik mi? Genler bize dusunce/durtu veriyor mu? Cok acik net ortada degil? Nefes alma gibi durtuler verilir gibi baska durtulerde surekli bilincaltimiza veriliyor mu? Bilincli halimizi ne kadar etkiliyor? Birde tabiki burda biyolojik evrim surekli dogal seleksiyonun baskilarini hominidlere uygularken bir taraftanda surekli dusunce dunyasinda seleksiyon ortaya cikti. Yani genlerin urettigi beynin urettigi dusuncelerin seleksiyonu ortaya cikti. Burda bunu DNA'ya indirgeyebiliriz ama resmen farkli bir biyosferde yasiyoruz simdi:D. Bu dusunce dunyasinda evrimden patternler gormemek elde degil o da tutulmayan fikirlerin yok olmasi yani. Bir sure bir fikirler bizi bir yere tasidi. Sonrasinda yeni fikirler eskilerinin yerini aldi. Rasyonel insanlar tas ustunde tas birakmadilar gordugun gibi evrensel-insan. Ama tabiki ayni seyler bizim basimiza gelmicek diye birsey yok. Biz rasyonel olmaya devam edelim. Sadece bilmedigimiz noktalar var diyelim. Sakin olalim. Ilerde kufur yemeyelim. Cunku bu tip dusunce patternleri kullanarak kapitalizm gibi bir kolelik duzenide kurulabiliyor. Insanlar bunlari konusup toplumlari neden ve nasil yonetmeleri gerektigini konusup kararlarinida aliyorlar. Yani o kadar bilmiyorsak nasil hareket edecegimizi zaten hislerimize birakiriz artik kendimizi. Yani iyiligi seceriz diyorum. Su anki milyarder kapitalistler insanliga iyilik yaptigini saniyorlar. Belki haklilar ama bu egonun bir istegi ve insanlari yaniltabiliyor gorundugu gibi.

Rasyonellik genel dusunce sistemi icin degil; egosal ve bireysel aklin cikari icin gecerlidir. Cunku akil kendisinin yanlis oldugunu kabullenemez. O yuzden akil bireysel dusunce ise genel islev gorendir. Aklin dusunceyi yonlendirmesi, bireyci akilcilik ya da bananecilik; dusuncenin akli yonlendirmesi de yasam ve iliski ve de bil kokeninin bilgiye bilince algiya v.s. donusmesidir.

Son olarak Harry Potter'da gecen bir olaydan bahsetmek istiyorum. Harry buyucu okulu Hogwartsh'a gittigi ilk gun hangi okul kulubunden oldugunu secilmesi lazim. Okulda buyulu bir sapka var ve bu sapka insanlarin kafasina koyuldugunda o insanin butun kisiligine, karakterine, ozune, tecrubelerine bakip hangi kulube uygun oldugunu seciyor. Harry annesi ve babasinin okudugu yerde yani Grifindor'a gitmek istiyor. Yani istedigi sey Harry'nin Grifindorlu olmak istemesi. Harry sapka Slytherin derse Slytherin'e gitmek zorunda kalacagini biliyor. Ve bu kulup genelde kotu insanlarin gittigi bir kulup. Sapkayi taktiginda Harry hemen inceliyo sapka, hmmm, diyo falan. Sonra Slytherin mi Grifindor mu diyo. Harry cok korkuyo Slytherin'i duyunca, nasil benim icimde bu olabilir diyo, heyecanlaniyor. Sonra surekli Grifindor olmaliyim, Grifindor olmaliyim diyor. Sapkada Grifindor'a mi gitmek istiyorsun diyo. Harry evet diyo. O zaman "Grifindor" diye bagiriyo sapka. Burda J.K. Rowling cocuklara cok guzel bir mesaj vermek istiyor. O da sen ne olmayi secersen o sundur cocugum diyor. Iyi olmayi secersen iyi, kotu olmayi secersen kotu, rasyonal olmayi secersen rasyonel, inancli olmayi secersen inancli olursun diyo. Bence nasil oldugunu onemi yok secimin; insanlar secimleri neden yaptigini cok derin bir sekilde dusunerek secimler yapmali ve bunun kendisine ait oldugunu dusunmeli. Ben ozgur iradenin varligindan, hatta varligimdan suphelenirken, net bilemezken rasyonel olmayi seciyorum. Bu en guzel secenek benim icin. Baskasinin ne sectigi hic umrumda degil. Dunyada tek ateist kalsam onume deliller koyulmazsa inancli birine donusmem. Bu benim neremden geliyo beni cok ilgilendirmiyo yani. Buyuk ihtimal DNA'nin urettigi makinanin, urettigi bilincte oluyo iste. Bunu tam bilmesem bile secimim bu yonde. Sonuc olarak musluman ile ateist arasindaki fark noro-kimyasaldir diyorum.

Ben de bu farki bu sekilde koymak birini teizme digerine ateizme teslim etmek ve ayrimcilik yapmak diyorum.

Cunku en basta bu sitede benim teist iken ateiste ya da non teiste bilinc olarak degisen bir suru gozlemim var. Tabi ki eger ateizm bilincli gelmedi ise, tekrar teizme donmek de kacinilmazdir.

O yuzden ben hic bir beyni ne boyle bir mahkumiyete sokarim, ne de biri digeri olamaz diye ayiririm.

Neva
16-12-2013, 02:03
Hayir oyle bir algim yok. Cunku o zaman ayrimci bir dogal teslimiyetcilik soz konusuduir.

Buradaki soru, "degisim icin belirli bir fiziksel yapi gerekir mi?" sorusudur.

Cunku her turlu EVRIMSEL/BIYOLOJIK aciklama ile "bu isi su yapar, bu yapamaz" demek ya da boyle bir sonuca ulasmak; AYRIMCILIKtir ve de bir beyni baska bir beyne Evrimsel olarak teslimiyettir.

Zaten emperyalist zihniyet te bunu yapmaya calismaktadir. Dogallik kisvesi altinda teslimiyet. Bilimi de buna alet etmektedir.

Hayir evrensel, bu bir ayrimcilik filan degildir.
Emperyalizm'le bunun ne alakasi var? Buraya bari politika karistirmiyalim. Bilimsel konusacaksak, bilimsel konusalim, yok politika yapacaksak, bunun icin politika bolumu mevcut.

Her insanda, mevcut zeka kullanimlarinin dominantligi farklidir dogustan, sozel zeka, duygusal zeka, matematiksel zeka vs. kimi gelistirilebilir, kimini gelistiremezsin ornegin.

Bunu dile getirmek, nicin ayrimcilik olsun?
Benzer sekilde, su rahatsizliginiz var, ameliyat olmaniz gerekiyor dediginde ayrimcilik mi yapmis oluyorsun yani?

Bilim dusmanligi mi bu?


Mesela bir kisiye, "sen inancli misin?" sorusu klasik bilgi ve dusunce icermeyen kisirbir sorudur ve yaniti da "evet/hayir" dan biri olan ya soruya paralel ya da karsi yanittir.



Pekala sorarsin, niye kisir soru olsun?
Ornegin domuzu cesitli sebeplerle tuketmeyen veya hicbir sekilde hayvan tuketmeyen bir insan vardir karsinda, onu yemege davet ettiginde pekala bunu sorabilirsin. O da sana sebebini aciklayabilir ve boylelikle iletisime gecmis olursun.

Niye kisir soru bu?

Yani adama hicbirsey sormadan, atiyorum bir inancli kisiye domuzu yedirmek veya domuzu tavuk diye yedirmek veya onu uyarmamak, bir sekilde onu kandirmak daha mi uygun sence?

evrensel-insan
16-12-2013, 02:06
Hayir evrensel, bu bir ayrimcilik filan degildir.
Emperyalizm'le bunun ne alakasi var? Buraya bari politika karistirmiyalim. Bilimsel konusacaksak, bilimsel konusalim, yok politika yapacaksak, bunun icin politika bolumu mevcut.

Her insanda, mevcut zeka kullanimlarinin dominantligi farklidir dogustan, sozel zeka, duygusal zeka, matematiksel zeka vs. kimi gelistirilebilir, kimini gelistiremezsin ornegin.

Bunu dile getirmek, nicin ayrimcilik olsun?
Benzer sekilde, su rahatsizliginiz var, ameliyat olmaniz gerekiyor dediginde ayrimcilik mi yapmis oluyorsun yani?

Bilim dusmanligi mi bu?

Bir seyin diger seyden farkjini ortaya koymak baskadir, bir seyi diger seyden ayirmak baskadir.

Ayrimcilik, farkini ortaya koymak degil; farklari biribirinden ayirmaktir.

Neva
16-12-2013, 02:27
Bir seyin diger seyden farkjini ortaya koymak baskadir, bir seyi diger seyden ayirmak baskadir.

Ayrimcilik, farkini ortaya koymak degil; farklari biribirinden ayirmaktir.


Eee sonuc?
Sorabilir miyiz yani boyle bir "kisir soru" ?

Demek ki genellemeler yanlistir.

evrensel-insan
16-12-2013, 02:30
Eee sonuc?
Sorabilir miyiz yani boyle bir "kisir soru" ?

Demek ki genellemeler yanlistir.

Sonuc su "bu beyin sunu algilamaya musait degildir" demek ayrimciliktir.

Cunku her beyin her seyi algilar. Yeterki algilama icin gerekeni yapsin.

Yani beyinlerin her turlu duzey farki tabi ki vardir. Yalniz bu farklar, birini digerine erisilmez kilmaz.

Bunu ben noncognitivizm ile ilgili basliklar da acikladim.

Ben "sorulamaz" demedim, aksine soruldugu icin o cumleyi yazdim.

Buradaki "kisirlik" klasik dusunce ve bilgi istemeyen bir soru ve yanit olmasidir.

Neva
16-12-2013, 02:41
Sonuc su "bu beyin sunu algilamaya musait degildir" demek ayrimciliktir.



Evrensel once yukardaki soruma cevap verirsen, daha saglikli ilerleriz. Yazdigin mesajlari okuyorum zira, dolayisiyla ne yazip, ne yazmadigini gorebiliyorum.

ereninthenature
16-12-2013, 05:15
Yani gercekligin bir insanoglu yapilandirilmisligi oldugunu soyluyorum ve evrensel-insan zihniyeti ile bu yapilandirilmis yapi ve isleyisin (x ve y) kokten ve temelden cozumunu sorununu analitigini ve kritigini yapiyorum.

evrensel-insan bu kounda hem fikiriz. Sen buraya okuyarak gelmissin, ben bildigin bunu gozlemleyerek geldim. Gozlemledigim verilere anlami tabiki Terence, Freud, Carl Gustav Jung okuyarak geldim ve samanizm, budizm, taoizm gibi felsefelerde insanin realitesinin gercek olmayabilecegi uzerine cok duruyor ve bize cok guzel felsefi bilgiler veriyorlar zaten. Insanlarin su gun urettigi sanat eserlerine bakarsak toptan realitenin gercek olmayabilirligi uzerine binlerce kitap, film, muzik, animasyon, bilgisayar oyunu:D var. Bunun bazi insanlar farkinda. Baya baya farkinda. Hele ki psychedelic society bir realiteden cikip, digerine gidip gezinip geliyorlar ve bu tribi beraber atiyorlar. Bazi insanlar goruyor yani bunu insanlara anlatmanin anlami yok. Anlamazlar, deneyip gormeleri lazim. Meditasyon olur, lucid dream olur, psychedelicler olur, kitaplar olur yada cok buyuk psikolojik problemler olur ama insanlar bunun bilincine variyorlar hayatlarinda bir noktada. Bu buyuk bir bilgi ve cogu insanin kaldirabilecegi bir bilgi degil. Sakin, bilincli, akilli, rasyonel ve iyi insanlar bu gercege bakip oldugu gibi kabul edebilir. Iyi niye dersen git budistlere sor derim :D. Cunku realitenin gercek olmayabilecegi ve insanin kendi yarattigi(beyin seninde realite baskasinin aslinda) bir noro-kimyasal bilinc aleminde yasadigini anlamasi demek cok kotu seyler yapabilecegini anlamasi demektir. Yani bu bir gercek ve insanlarin gorebilecegi, dokunabilecegi, hissedebilecegi, maddeyle deney yaparsa hic suphesiz karsisinda duracak olan bir sey. Bunun tartismasi manasiz. Bilimsel verilerde boyle oldugunu soyluyo, tecrubelerimizde.

Bunun ardinda metafizik aramak nedir peki? Egonun tiribidir abicim, hic kusura bakmayin. O egondan gelen mesajlari bastiramazsan bunun bilincinde yasayamazsin yada bilincsiz bir sekilde anlarsan delirirsin. Insani bu sonuca getiren her yolda egon problem cikaracak. Gercegi kabul etmeni engelleyecek. Korkucak, uzulucek, trip aticak garip garip.

Simdi biz rasyonel ateistler dedigim gibi muslumanlardan farkli bir dusunce algoritmasina sahibiz. Ve bu dusunceler, noro-kimyasal bir reaksiyondur. Bunu kabul edememenin sebebi egondur sadece. Cunku beynin icinde olan olaya fizigin otesinde dersen muslumaninda big-bang'in fizigin otesinde demesinden bir farki kalmaz.

Yani ben burda bir celiski goruyorum. Bunu yazdim, biz rasyonel dusunce metodunu uygulayarak geliyoruz buralara ya!!!!! Aloo, biz bilincten bahsediyoruz burda. Ruh degil. Ruhdan bahsetmiyorsak rasyonel metodla geldik buraya. Ve beynimizin urettigi bilincin urettigi realiteye metafizik dersen sen yanilirsin. Cunku dibine kadar hissediyoruz, goruyoruz, dokunuyoruz, kokluyoruz.... Yani beynin yaptigi is her neyse zaten hep icindeydik kardesim. Bazi insanlar disina cikabiliyo bu olayin ve beynine realite yaratma emri veriyor yada psychedelic maddelerle direk baska bir realiteye gidilip geri gelinebiliyor. Buyu mu yapiyoruz lucid dream yaparken yani? Buyuculuk mu mantar yemek?

Burda problem var! Psikolojik bir problem var. O da agir bir gercegi kabul etmenin zorlugu. Niye? Egon incincek. Bir seyleri bilmedigini ve bunun arkasinda doga ustu bir olay olmayabilecegini kabul etmek. Rasyonel insanlar pesinde kosarsa cok guzel bir bilinmezin burnumuzun onunde azicik daha bilinebilir olabilecegi ve burdan cok buyuk teknolojiler cikabilecegi gercegini elinle itiyorsun. Ben bu lafi demeye daha devam edicem arkadaslar: "Insanligin farmakolojik destege ihtiyaci var, hemen!". Bu insanlarin icinde bizlerde variz. Egonu bastirmak, bir sus dusunuyoruz ak demek lazim bazen. Yoksa Descartes gibi varligini sorgulayamazsin. Yaptim sanirsin hayal kurmussundur halbuki, halisulasyondur o. Olmamis, yapamamissin. Bana bilincin arkasinda metafizik var diyen adama ben varliginin arkasinda niye metafizik yok diye sorarim abi. Herseyi birakalim o zaman. Gidelim amazona yasayalim kabileyle. Yildirim dustumu korkalim tanri kizdi diye.

Olmaz yani. Rasyonel olmadigini belirtsin bu tip insanlar ona gore tartisalim. Muslumanla bilinci mi tartiscaz allahin isi diyo adam. Bilmiyorum diyemiyo ki. Yoksa cesareteniz gercekleri kabul etmeye dusunme o zaman. Buldugun gercekten tirsacaksan girmeyeceksin bu yollara. Git namaz kil. Biz agir tokatlar yedikte ogrendik bunlara.

ereninthenature
16-12-2013, 05:24
Bunun icin bir beynin "olmasi gereken" bir noro-kiyasal ve konektom yapisi gereginin evrimsel olarak yerine gelmis olmasinin savunusu, bana gore AYRIMCILIKtir.

Bu da bir gercegi kabul edememe evrensel-insan. Bazi beyinler sizofren doguyo ya. Neyin kafasi bunlar. Bazisi otistik doguyo arkadas. Insanligin farmakolojik destege ihtiyaci oluyo bazen. Bu insanlarla beyni bu sekilde calismayanlar bir degil. Ama burda bizim realiteye bakisimiz bu insanlar olumune esitliyo zaten. Hepimiz kumsallardaki topraklardan farksiziz demek bu zaten. Esitiz esit ama genis dusunen insanlarin nezdinde esitiz. Ufak dusunen insanlar ateistlere deli der, tipsize ezik der, fakire salak der, muslumana ahlakli der. Biz tam olarak bilemeyecez deriz. Cunku evren cok buyuk, bizim kafamizda olusturdugumuz model cok kucuk ve cok kisa bir suredir yapiyoruz bunu. Insan ne onu bilmiyoruz, varlik var mi onu bilmiyoruz. Rasyonellik bu. Ayni zaman da otistik insanla normal insan farkli demekte rasyonellik.

Sakin bir kafayla dusunursen kim oldugunu unutmazsin. Cunku sen icerde bir kisisindir. Ozunu bulmussundur. Yani icinde iki felsefi yaklasim ayri konularda uygulanmaz. Allah'a yok deyip, beyin metafizik uretiyor demezsin. Yani bir kisi olmak iyidir iyi. Bu arada beynin yaptigi is gercekten o kadar inanilmaz ki. Gercekten. Terence'in lafi yani bu. "Death by astonishment" diyo. Yani saskinliktan ve hayranliktan olmezseniz olmezsiniz diyo. Biz diyo rasyoneliz, sekuleriz ama dindarlardan daha buyuk bir "awe" hissediyoruz diyo. Bu da korkuyla karisik sevgidir. Sen evrensel-insan dagin arkasinda su var diyorsun insanlar gidiyo gezip geliyo :D. Terence okumanizi tavsiye ediyorum tekrardan.

ereninthenature
16-12-2013, 06:12
Hayir oyle bir algim yok. Cunku o zaman ayrimci bir dogal teslimiyetcilik soz konusuduir.

Buradaki soru, "degisim icin belirli bir fiziksel yapi gerekir mi?" sorusudur.

Cunku her turlu EVRIMSEL/BIYOLOJIK aciklama ile "bu isi su yapar, bu yapamaz" demek ya da boyle bir sonuca ulasmak; AYRIMCILIKtir ve de bir beyni baska bir beyne Evrimsel olarak teslimiyettir.

Zaten emperyalist zihniyet te bunu yapmaya calismaktadir. Dogallik kisvesi altinda teslimiyet. Bilimi de buna alet etmektedir.


Sizin dusunce patternleriniz doganin isleyisinden uzak malesef. Dogada kurtlarin oldugu yerde kuzularin oldugu gibi. Insaninda bilincsizi, bilinclisi var malesef. Ama size sadece sunu soylemek istiyorum. Bu yollarda biraz ilerlemek insana aci veriyor. Insanin tanriyi sorgulamasi, bilinmeze rasyonel yaklasimi, kendisinin evrendeki en mukemmel varligin yarattigi kusursuz bir ruh olarak degilde daldan inip yurumus bir maymun oldugunu anlamasi insana aci veriyor.

Bana bu dusunceler ne kadar zevk veriyor anlatsam, deli dersin:party:. Iste ateist ile musluman arasindaki fark ne biliyor musunuz? Karakter farki. Dusunce patternindeki degisiklik karakterindeki degisiklik hep birbiriyle baglantili. Ayrimcilik gercegi kabul edememektir bence. Illa bir kelime atip ortaya onunla gercegin ustunu orteceksek, sirf AHLAKSIZLIK diye. Ben de bu ayrimciligi niye bu gercege yapiyoruz diyorum. Niye noro-kimyasal yapimiz bizi ateizme itmesin. Butun realitemizi uretiyo bu yapi. Bunun uzerine hem fikiriz. Burada ki degisikligin insanin dusuncelerini degistirdigini niye kabul edemiyorsunuz. Burda ayrimcilik var. Neyin ayrimciligi oldugunu ilerde anlayacaksiniz. Cunku dunyada ve evrende bir duzen var, patternler var. Goruyoruz ve biliyoruz. Burada iste gene bir duzen, bir pattern var evrensel-insan sen bunun bilincine erisememissin iste. Ben burada ne oldugunu anladim. Teorisini cikaramayiz orataya. Bu benim tecrubem ve bu tecrubeden cikardigim sonus.

O da bazi insanlarin dusunce dunyasinda gecirdikleri vakit bir sure sonra onlara odul olarak geri geliyor. Yani hepimiz uzun sureli bir dusunce maratonundan sonra bize cok guzel gozuken, cok iyi anlayip, hissettigimiz hatta tecrube ettigimiz "dusunce zenginlikleri" kesfediyoruz. Biz bu alemde bosuna gezmiyoruz. Daldan dala atlayip meyveler ariyoruz yani. Altindan kalkilmaz yucelikte gercekler kesfettiginde, panic yapmamak lazim. Daldan dala atladim, tanri oldum. Hikayeleri yalan. Tanri oldugumuza inanirsak ilerleyemeyiz. Ama ayni budist rahipleri dusune dusune oyle buyuk bir realite yaratabiliriz ki icinde surekli nirvananda yasayabilirsin. O kadar siyirirsin yani:loco:. Bunlar gercekler iste. Bilincin derinlikleri. Girip buralara birazcik delirmeden cikiyorsan zaten duzgun giremiyorsun demektir. O yuzden delice fikirleri kabul edebilmek lazim bazen. Bazen hem gercek hem de delici gerceklerle karsilasiyoruz. Oluyor boyle seyler.

Cocukkten tanri yok dediler, yok uzaylilar var dediler, in-cin-hayelet vs korkuttular. Bunlar insanlarin gercekleri gormesini engellemek icin insanin icine yerlestirilmis mekanizmalar. Bir sure calisir iste sonra cikarir atarsin. Cunku geregi yoktur artik cinden korkmanin ateist fln olmussundur. Ama bu korkular hala ordadir. Cok az tabiki gercekten rasyonel bir ateist olamadiysen tam. Ama ben ruya aleminde bilinc altimdan cikan bu korku imgelerinin kafalarini samuray bicagiyla kopartiyorum evrensel insan. Lucid dream'de isteginizi yapabilirsiniz o evrende. Ve evet. Ben korkularimin kafasini kopartip, uzerine basip, parcaliyorum. Sizin de yapmaniz gereken bu aslinda. Rasyonel olmazsan ruyanda uyanik bicimde sikisabilir ve size cok uzun gelen bir zamanda inanilmaz iskencelere maruz kalabilirsiniz. O yuzden dedim tehlikelidir diye. Ve uyanmaniza ragmen vucudunuza hareket emri veremeyebilirsiniz ve gene sakin olup bir sure beklemezseniz. Egonuz panik yapar, oluyorum tribi atar ve halisulasyon gormeye baslarsiniz. Bu olay uyku felci (http://en.wikipedia.org/wiki/Sleep_paralysis) ve insanlar bunu karabasan sanip korkmuslardir hep. Ben simdi gozumle gordugum olaya ve karsimda korkudan olusan, ruyadan tam cikamama bilinc seviyesindeyken gordugum halisulasyona mi? Ve abartmiyorum adamin akli dengesini bozacak sekilde korkunc halisulasyonlar bunlar. Bosuna g*tlerinden mit uydurmuyorlar inanclilar.

Ama bu yollarda ilerlemenin yolu sakin ve keskin olmaktir. Bana bunu ogretmek icin 10 yil tapinaklarda su tasirttirabilirler di ama ben cabuk ogreniyorum iste gerek yok. Sakin olursaniz bilinc altinizdan gelen korkularla savas etmeyi, bi dakka gercekten savas etmeyi ogrenebilirsiniz. Bu dunyanin su an savascilara ihtiyaci var, sevgi pitirciklarina degil. Ama asil savas baska yerde donuyor iste bilincin icinde. Insanlar bilinclerinin icinde ailerinin, toplumun, kapitalizmin, dinin soktugu oyle buyuk psikolojik rahatsizliklar, sapiklik, sapkinliklar, korkular, travmalarla yasiyolar ki. Bunlar o kadar igrenc ki. Bunlarin ustesinden anca oldurulerek gelinir. Bu dusunceler sadece oldurulebilir. Ama yeterince gucluysen iste bir saniyede 1000 korkunun ustesinden gelebilrsin. Zayifsan 1 korku seni delirticek, yok efendim kleptomanik yapacak, beni seven olmadi ben kotu adam olucam triplerinde yasar, bunun aslinda sen olmadiginin bilincine varamazsin. Bu guc ne peki?

Bu guc affedebilmektir hem kendini hem karsindakini. Bu guc sevmektir deli gibi. Gercekten sevmiyorsaniz birseyleri kotu adam olucaksiniz demektir. Olumune sevmek lazim bir seyleri. Ki burada sevmek demek okumayi, arastirmayi, dusunmeyi ve deneyler yapmayi sevmek demektir. En onemlisi ise cesaret demektir. Korkuyorum diye, olurum diye dusunce ozgurlugunden vazgecen insan burnunun ucunu goremez.

Ateism mesela boyle bir dusunce sistemi ve buraya gelen insanlar belli bir aci cekip geliyor. Bitti cozmus mu ateist insan evreni. Bu daha baslangic. Bu tabana ayri bir felsefe oturtulmasi lazim artik. Kisi gunluk hayatina yon vermeli. Bunun da insaasini yapiyor. Bunun uzerine durmuyor hala devam ediyor. Yeni seyler kesfediyor. Bunu yapmayanla esit olmasi lazimmis. Valla ben demiyorum bunu doga diyo. Esit degilsiniz diyo. Iyilerinizi seciyoruz diyo. Ben bu dusuncemi evrime indirgerim. Rasyonel gozlukten bakinca da oyle gozukuyor. Dunya otistiklerle, sizofrenlerle, sosyopatlarla dolu. Bunlar baska yerlerde. Esit degil aslinda burda kullanilmasi gereken o da baska "gercekliklerde" aslinda bu insanlar. Kim ne bilir bi muslumanin hic bir problemi yoktur ne egodan, ne bilincaltindan herseyi oturtmustur kendince sorgulama ihtiyaci hissetmiyordur. Dusuncelerini sorgulamaz ve buyuk dini zevkler icinde yasar. Sen yuvarlanirsin ciripciplak "ateizmin realitesinde" yada durmaz sende heyecan icinde kosturursun. Yok yani esitlik, neresinden tutarsan tut, bu varyasyondur. Dogal secilim var, dogal baskilar var. Hem psikolojik, hem norolojik, hem cocukluktan tecrubeler hem toplumsal bi suru etken var ve secilim var. Bunu goremeyisan evrensel-insan evreni okuyamiyorsun.

ereninthenature
16-12-2013, 06:37
Bir seyin diger seyden farkjini ortaya koymak baskadir, bir seyi diger seyden ayirmak baskadir.

Ayrimcilik, farkini ortaya koymak degil; farklari biribirinden ayirmaktir.

Ben ayrimcilik yapmiyorum, ayrim var diyorum. Doga yapiyo bu ayrimi, evren yapiyo. Devrim yok, evrim var. Bize gore tabiki. Sen bu gercege devrim dersin, ben degisim derim. Senin realitende bu olay o anlama geliyor, benim realitemde bu anlama geliyor. Sen benim realitem, seninkini dover diyorsun. Ben bir kere test et diyorum. Lucid dream yap yada digerlerini. Insanin beyninin realite urettigi bir gercek. Gir bir realiteye biraz gezin. Bundan korkuyorsan paranoyan var demektir. Lucid dream yapamiyorsan paranoyan var demektir. Korkarak bir dusunceyi hissetmekten kaciyorsan, bir seyden kaciyorsun demektir. Burdan oyle gozukuyor en azindan.

Deneyi yaptiginda ne gozlemliyecen? Ilk ruyanda bilinclendiginde yani. Diyecegin tek sey "Abi hemen herkes yapmali olacaktir?". Ne oldugu hakkinda hic bir fikrim yok ama herkes yapsin diyeceksin. Lucid dream yapamiyorsan ucuver amsterdama abi ya. Rahat ol :hippie:.

http://www.youtube.com/watch?v=-eu9GfHCpVo

evrensel-insan
17-12-2013, 02:32
Ben ayrimcilik yapmiyorum, ayrim var diyorum. Doga yapiyo bu ayrimi, evren yapiyo. Devrim yok, evrim var. Bize gore tabiki. Sen bu gercege devrim dersin, ben degisim derim. Senin realitende bu olay o anlama geliyor, benim realitemde bu anlama geliyor. Sen benim realitem, seninkini dover diyorsun. Ben bir kere test et diyorum. Lucid dream yap yada digerlerini. Insanin beyninin realite urettigi bir gercek. Gir bir realiteye biraz gezin. Bundan korkuyorsan paranoyan var demektir. Lucid dream yapamiyorsan paranoyan var demektir. Korkarak bir dusunceyi hissetmekten kaciyorsan, bir seyden kaciyorsun demektir. Burdan oyle gozukuyor en azindan.

Deneyi yaptiginda ne gozlemliyecen? Ilk ruyanda bilinclendiginde yani. Diyecegin tek sey "Abi hemen herkes yapmali olacaktir?". Ne oldugu hakkinda hic bir fikrim yok ama herkes yapsin diyeceksin. Lucid dream yapamiyorsan ucuver amsterdama abi ya. Rahat ol :hippie:.

http://www.youtube.com/watch?v=-eu9GfHCpVo

Doga ayrim yapmaz, cunku doganin ayrim yapacak numenal yetisi yoktur. Ayrimi sadece insanoglu numenal yetisi yapar. Ayirmak beynin bir eylemidir. Fark ise beynin bir bilinci ve algisidir.

Farklar algidandiktan sonra, ayrimciliga karsi olarak beyin antiayrimcilik yapar. Yani farklari bir birinden ayirmaz ama farklarin farkinda ve bilincindedir.

Yukaridaki uzun mesajina yanit yazmayacagim. Cunku bu konudaki her turlu aciklayici mesajimi bir once ki mesajimda yazmistim.

Sadece sana sunu soracagim

Insanoglu gozlemi ve akilciligindan hangisi tamamen bilimseldir, hangisinin ve neden bilimsel olmama olanagi vardir?

Bu soruya gelen yanita gore, cevap verecegim. Cunku bilimsel olan ve bilissel olanin hangisi oldugunu algilamak, konuya bilgisel ya da varliksal bakma farkidir.

Ben konuya varliksal degil, bilgisel bakiyorum.

Bilgi de insanoglu beyninin turettigidir ve bu turetim noro kimyasal yapi ile sinirli degildir. Kisi kendi serbest iradesi ile bilinci ve farkindaligi ile beynine bilgi turetebilir.

evrensel-insan
17-12-2013, 02:34
Evrensel once yukardaki soruma cevap verirsen, daha saglikli ilerleriz. Yazdigin mesajlari okuyorum zira, dolayisiyla ne yazip, ne yazmadigini gorebiliyorum.

Benim bu konuda dedigim gayet acik. Bir kisi "bu sahsin beyninin norokimyasal yapisi ve konektomu, ateist olmaya elverisli degildir" demesi ne bilimseldir, ne de bilisseldir.

Ustelik bu soylem, bir beyni bir sey olamamak ile mahkum ettiginden de ayrimciliktir.

ereninthenature
17-12-2013, 10:48
Evrensel-insan onemli olan olayin anlasilmasi diyorum ben. Ben Terence gibi etrafta ne dondugunune dair hicbir fikrim yok diyorum. Gercekten. Bilmedigimi dile getirdim sadece ve konu uzerinde yaptigimiz baski bilmedigimiz uzerine. Yani genel olarak varligin ne oldugunu bilmezken, var miyiz bilmezken beynin ne yaptigini zaten bilemeyiz. Ben sadece rasyonel oldugumu belirttim. Ama karsimda duran seyi bilimin bugun cozemedigi, uzun sure cozemeyecegi asikar. Burda ben bilmiyorum diyorum sadece. Belirteyim. Gercekten ne dondugunu bilmeme cok var. Senin de bilmedigini biliyorum ama.

Ama burda hatan senin dusunce ile maddeyi ayirman soyliyim. Burda hata yapiyorsun. Yani dusunce bir enerjidir, varliktir. Bilinc, bilgilerde varliktir. Ben var olduklarina inaniyorum. Ve ben diyorum ki bunlar hersey gibi evrenin kurallarina bagli. Hersey birbiriyle baglantili ve bir. Sonucta bu evrene ait hersey bir vakit once ayni noktadaydi, birdi. Bu ayrilmaz bag herseyin patternlere gore hareket etmesini sagliyor.

Bu var olan kurallarin urettikleri seyler degil miyiz biz? Bu kurallardan siyrildik mi? Oncelikle bir noktanin 13 milyar yil once genisleyip bizi olusturmasi gayet guzel bir olay. Terence'in dedigi gibi daha cok manyak isler olucak gercekten. Oyle gozukuyor yani.

Benim icin problem yok. Terence bana felsefi yonden unutmamam gereken varsayimlarimin ne kadar mukemmel oldugunu gosterdi. Resmen kulagimin arkasindan para cikarip verdi elime. Eger bunu yapmasaydi ciddi ciddi delirirdim. O da bir sure sonra gercekten asil uzaylinin kendin oldugunu anlaman ve diger hayat formlarinin dusunce, enerji, elektriksel, kimyasal sekillerde form alabilecegini farketmek ve bunun bilgisinin bizde olmayisi, farkedemememize sebep oluyor. Yani su an ney bilincli, ne bilincsiz bilemeyiz burdan evrenin bir bolumunun hesap yapabilecek seviyeye geldigini goz onunde bulundurdugumuzda daha neler bilinclidir, hesap yapiyodur, evreni gozleyip bilgisini kaydediyordur bilmeye daha cok var.

Ben Gaia inanisinin arkasindayim. Dunya bence gercekten canli bir varlik. Bunun boyle oldugunu kabul edebiliriz, onunde bir engel yok. Ama dunya bilincli mi dersen, gene bilincli derim ben. Ama ne dusundugu hakkinda hic bir bilgimiz yok. Ogrenmek lazim diyorum gene.

Sonucta dunya birbirini kopyalayan genetik materyal havuzu ve bilgi kaydedip, islem yaptigida ortada. Nasil calistigini anlamak bize nasil calismamiz gerektigini gosteriyor. Gaia'nin bir seyin pesinde oldugu, evrenin bir kuralini/patternini takip ettigide ortada. Tamamen raslanti degil olay yani bir pattern takip ediliyor. Bu pattern yok diyorsun iste. Ben bunun yanlis oldugunu dusunuyorum. Yani evrende kurallara gore hareket etmeyen seyler yok eger bizim simdiki evren isleme sistemimizin versiyonu desteklemiyorsa evreninin bir patternini sorun buyuk ihtimal bizlerde. Biz evrenin kucuk modelleriyiz, kendimizi farkediyoruz. Burda evreni farketmek, patternlerini farketmek, kendimizi farketmek hepsi ayni. Ayni isi yapiyoruz. Bence biz mini-evren-modelleri daha gelismeliyiz/degismeliyiz. Ve gene benim yaptigim gozlemlerden birisidir degisim. Kesin var. Hic durmayacak. Bu varligin kurali. Varsaydigin hersey degisecek. Buna dikkat ederek yasamak lazim yani.

Yani evrensel-insan insanin yaptigi olay fizik-kurallarinin uzerine cikmak degil yeni boyutta hareket etmektir sadece. Bu boyuta hareket eden canlilariz ve bu uzay-zaman-bilinc aleminde uzay-zaman'da oldugu gibi kurallar var. Bu kurallari yikip, duvarlari kirip etrafa baktiginda bir halt bilmedigimizi goruyorum ben sadece ve buradan guzel teknolojiler cikacagini soyluyorum. Terence'da oyle diyo. Ama sen bu uzay-zaman-bilinc aleminde uyanip, bilincli nefes alinca burada ki kurallarin yok olacagini soyluyorsun bana. Bir birinin uzerine cikmis iki boyut gibi dusunce ve beyin. Bu alemde yasayip varliginin bilincinde olmazsan bu alemde yasayip oluyorsun. Yaptigin isin bilincine varinca ise bir realitede oldugunu farkediyorsun ve inceliyorsun, egleniyorsun.

Bak evrensel-insan bence daldan inip 2 adim atmis 2 maymunuz diyorum ben. Bende tam bilmiyorum ne donuyo ama emin ol sende bilmiyorsun. Bunlar yuksek kafalar, anlamlandirmasi zor. Birseyler demek icin ikimiz icinde erken. Sakin olmak lazim sadece.

evrensel-insan
17-12-2013, 23:52
Evrensel-insan onemli olan olayin anlasilmasi diyorum ben. Ben Terence gibi etrafta ne dondugunune dair hicbir fikrim yok diyorum. Gercekten. Bilmedigimi dile getirdim sadece ve konu uzerinde yaptigimiz baski bilmedigimiz uzerine. Yani genel olarak varligin ne oldugunu bilmezken, var miyiz bilmezken beynin ne yaptigini zaten bilemeyiz. Ben sadece rasyonel oldugumu belirttim. Ama karsimda duran seyi bilimin bugun cozemedigi, uzun sure cozemeyecegi asikar. Burda ben bilmiyorum diyorum sadece. Belirteyim. Gercekten ne dondugunu bilmeme cok var. Senin de bilmedigini biliyorum ama.

Iste burda onemli olan akilciligin inandigi dogrulari degil; gozlem veren bilimsel olgulari ortaya koymaktir. O yuzden bilim "bil" kokune dayanir, "var, ol ve inan" degil.

Ve ben diyorum ki bunlar hersey gibi evrenin kurallarina bagli.[/B] Hersey birbiriyle baglantili ve bir. Sonucta bu evrene ait hersey bir vakit once ayni noktadaydi, birdi. Bu ayrilmaz bag herseyin patternlere gore hareket etmesini sagliyor.

Bir seyin farkini digerinden farkli ortaya koymak, ayirmak degil; aksine noktalanmis farklarin farklarini dile getirmektir.

Bu var olan kurallarin urettikleri seyler degil miyiz biz? Bu kurallardan siyrildik mi? Oncelikle bir noktanin 13 milyar yil once genisleyip bizi olusturmasi gayet guzel bir olay. Terence'in dedigi gibi daha cok manyak isler olucak gercekten. Oyle gozukuyor yani.

Kurallar fenomende yoktur, kurallari fenomenin gozleminden alinan alginin kavramsal bilgisi, yani insanoglu ortaya koyar.

Benim icin problem yok. Terence bana felsefi yonden unutmamam gereken varsayimlarimin ne kadar mukemmel oldugunu gosterdi. Resmen kulagimin arkasindan para cikarip verdi elime. Eger bunu yapmasaydi ciddi ciddi delirirdim. O da bir sure sonra gercekten asil uzaylinin kendin oldugunu anlaman ve diger hayat formlarinin dusunce, enerji, elektriksel, kimyasal sekillerde form alabilecegini farketmek ve bunun bilgisinin bizde olmayisi, farkedemememize sebep oluyor. Yani su an ney bilincli, ne bilincsiz bilemeyiz burdan evrenin bir bolumunun hesap yapabilecek seviyeye geldigini goz onunde bulundurdugumuzda daha neler bilinclidir, hesap yapiyodur, evreni gozleyip bilgisini kaydediyordur bilmeye daha cok var.

Iste nihilizmin her turlu boslugundan kurtulmak icin, bilimin bildirdiklerini ortaya koymak yeterlidir. Zaten akil ve akilcilik bunu yeterli bulmadigindan illa kendini tatmin etme adiuna kendini inandirdigi dogruyu kendine savunur.

Ben Gaia inanisinin arkasindayim. Dunya bence gercekten canli bir varlik. Bunun boyle oldugunu kabul edebiliriz, onunde bir engel yok. Ama dunya bilincli mi dersen, gene bilincli derim ben. Ama ne dusundugu hakkinda hic bir bilgimiz yok. Ogrenmek lazim diyorum gene.

Dunyanin hareketi zaten insanogluna gozlem veriyor. Iste insanoglu bu gozlemi bilimsel ve olgusal olarak ortaya koymakta ve yine gozlemi ile yanlisladigini yenileyerek surekli suregelen bir surecte degismekte eskiyi yenilemekte ve bilgisini degistirmekte ve yeni kavramsal bilgiler turetmektedir.

Sonucta dunya birbirini kopyalayan genetik materyal havuzu ve bilgi kaydedip, islem yaptigida ortada. Nasil calistigini anlamak bize nasil calismamiz gerektigini gosteriyor. Gaia'nin bir seyin pesinde oldugu, evrenin bir kuralini/patternini takip ettigide ortada. Tamamen raslanti degil olay yani bir pattern takip ediliyor. Bu pattern yok diyorsun iste. Ben bunun yanlis oldugunu dusunuyorum. Yani evrende kurallara gore hareket etmeyen seyler yok eger bizim simdiki evren isleme sistemimizin versiyonu desteklemiyorsa evreninin bir patternini sorun buyuk ihtimal bizlerde. Biz evrenin kucuk modelleriyiz, kendimizi farkediyoruz. Burda evreni farketmek, patternlerini farketmek, kendimizi farketmek hepsi ayni. Ayni isi yapiyoruz. Bence biz mini-evren-modelleri daha gelismeliyiz/degismeliyiz. Ve gene benim yaptigim gozlemlerden birisidir degisim. Kesin var. Hic durmayacak. Bu varligin kurali. Varsaydigin hersey degisecek. Buna dikkat ederek yasamak lazim yani.

Konu iki turludur; ya akilciligin kendini inandirdigi dogrular ya da bilimin epistemolojik olarak geldigi yerin dile gelimi.

Ya nesneye oznel bir icerik katma, ya da tek oznenin insanoglu nesnesi oldugu ve bu nesnenin kendine gorev verdigi nesnelere oznellik kattigi.

Kisaca ya insanoglu kavramsal bilgisi

Ya da insanoglu akilciligin kendi disi bir guce inancsal/ideolojik teslimiyet.

Bu teslimiyet nesneye ozne katma
Ya da ozneye nesne katma olarak tezahur eder.

Yani evrensel-insan insanin yaptigi olay fizik-kurallarinin uzerine cikmak degil yeni boyutta hareket etmektir sadece.

Fizigin kendi kurallari yoktur, fizige o kurallasri insanoglu verir ve sadece insanoglu icindir.

Bu boyuta hareket eden canlilariz ve bu uzay-zaman-bilinc aleminde uzay-zaman'da oldugu gibi kurallar var. Bu kurallari yikip, duvarlari kirip etrafa baktiginda bir halt bilmedigimizi goruyorum ben sadece ve buradan guzel teknolojiler cikacagini soyluyorum. Terence'da oyle diyo. Ama sen bu uzay-zaman-bilinc aleminde uyanip, bilincli nefes alinca burada ki kurallarin yok olacagini soyluyorsun bana. Bir birinin uzerine cikmis iki boyut gibi dusunce ve beyin. Bu alemde yasayip varliginin bilincinde olmazsan bu alemde yasayip oluyorsun. Yaptigin isin bilincine varinca ise bir realitede oldugunu farkediyorsun ve inceliyorsun, egleniyorsun.

Bak evrensel-insan bence daldan inip 2 adim atmis 2 maymunuz diyorum ben. Bende tam bilmiyorum ne donuyo ama emin ol sende bilmiyorsun. Bunlar yuksek kafalar, anlamlandirmasi zor. Birseyler demek icin ikimiz icinde erken. Sakin olmak lazim sadece.

Bende "insanogluyuz" diyorum. Yani insanoglunu kendi disindaki her hangi bir baska fenomen ile ozdeslestirmiyorum. Zaten bu farkindaligin farkina ve bilincine varilsa, TESLIMIYET sona eder.

ereninthenature
18-12-2013, 13:15
Iste burda onemli olan akilciligin inandigi dogrulari degil; gozlem veren bilimsel olgulari ortaya koymaktir. O yuzden bilim "bil" kokune dayanir, "var, ol ve inan" degil.

Ben ucuncu bir sebep sunuyorum ortaya sanki. Ne bilmek, ne de inanmak. Ben suan hayata hangi perspektiften baktigimi belirteyim. Ayni ruyada oldugu gibi nerden basladi bilmiyorum bu gozlemledigim fenomenin ama artik gozlemliyorum. Su an bir alemdeyim ve bunu tek gerceklik saymiyorum artik. Burdan baktigimda hic birini gercek sayamam ve aslinda hepsi gercek. Ve bu ruyamda cikardigim sonuc herseyin aslinda ruya oldugu. Yani hersey aslinda hem gercek hem degil. Gercek kabul edersen gercek, etmezsen degil. Eger nerden geldigimi bile farketmedigim bir yerde bulursam kendimi ki bu yasam ve tamam bu gercek dersem bu realitede patternler kesfedebiliyorum yani egoma gel eglenelim deyip bir benlik veriyorum. Ben dedigim seyin degisimi bu realitedeki bazi kavramlari degistiriyor. Harcore lucid dreamerim, egom yani. Etraftadaki cogu olayi anliyor ve bakis acimi degistirirerek kavramlari degistiriyorum. Yani ne oluyor bilmesemde bir realitede uyaniyoruz ve ruyaydi, suydu buydu atlaya atlaya gidiyorum. Gidiyormusum yani farketttim ve artik gitmeyi ogreniyorum. Burda yaptigim her neyse Terence'in dedigi gibi bir canlinin A noktasindan B noktasina gitmesinden farksiz bir is yapiyoruz ve bu gidisimizi durtulerimize gore yapiyoruz. A noktasindan B noktasina gidelim diyorum ben bu arada. Bunu yapmaliyiz kesinlikle cok eglenceli:D. A noktasindan B noktasina gitmek icin kendimizi bir seylere birakmaliyiz iste. Burda A noktasindan B noktasina gitmek icin varsayimlarda bulunmaliyiz. Ben bu varsayimlarda bulunamazsam gidemiyorum hic bir yere. Bence yasam bir yerlere gitmek yani. Garip bir trip. Bu A noktasindan B noktasina gitme olayina ise baya bildigin gitmek gibi yaklasiyorum ve bu alemi baya genis goruyorum. Cok genis. Oyle gozukuyor ve oyle varsaymak zorundayim. Gideceksem gittigim yerler bir olmamali. Aslinda bir olabilir o zaman kucuk bolumlerinde gezdigimi hayal etmeliyim. Hepsi gezilirse bu realite toplamlarinin guzel bir manzarasi cikiyo karsima ve beni bunu yapmaya neyin ittigini bilmiyorum ama cok buyuk hazlari beraberinde getiriyor.

Yani A noktasindan B noktasina gitmek hissetmek demek, dusunmek demek ve var oldugunu kabul ediyoruz bu tecrubenin. Yine ayagimizi biraz yere basarsak canli bir yerden bir yere hareket etmeye ikiniyor surekli. Ve bu patternler dusunce dunyamizda izlerini tasiyor. Benim icinde bulundugum realitede hareket eden seyler var ve benim hareket etmem demem bunlarin hareket etmesi demek. Bir seyler hic durmadigi icin ve algimdaki gecikme oldugu icin zaman denen olayida tecrube ediyorum. Zamanin goreceli oldugunu da tecrube ediyorum, hizi degisiyor yani.

Sonuc olarak tecrube ettigim sey bi suru alem oldugu ve hangisinin icine girersen o gercek gozukuyor. Yani hangisini gercekten hisseder ve gercek kabul edersen olaylar ordan baska gozukuyor. Ve ben bilincli bir sekilde alemlerde gezmeye basladigimda bir yerden bir yere gitmenin kurallarini gordum. Cunku ayni dis dunyada bir yere giderken bir kurallara uymam gerektigi gibi bir kurallara uymam lazim. Eger bilincsiz bir sekilde hareket edersem nerde uyandigimi bilemiyorum, oncesinde neler oldugunu tam kestiremiyorum. Kisaca A noktasindan B noktasina gitmek icin bir seyler yapmam lazim. Bu yaptigim seyi ben kendim mi yapiyorum bilmiyorum cunku burda ben ne bilmiyorum. Ama bir seye ben demezsem hareket edemiyorum. Hareket etmek istiyorsam ben olmak zorunda. Yani ben var olucaksam var olmaliyim ya. Dusunmek varsa var olmaliyim cunku dusunmek bir noktadan digerine gitmek, bir hareket, bir eylem ve bir degisim. Hicbirsey degismediginde ben dusunuyo muyum bilmiyorum ama orda zaman olmayacagi kesin. Yaptigim isin hareket etmek ve birseyleri de beraberimde hareket ettirmek oldugu sanrisindayim.

Sonuc olarak dusuneceksem birseyler olmali, hissediceksem birseyler olmali, hareket ediceksem birseyler olmali. Hicbir sey olmadiginda hareket olmuyor. Ben harekete yon, istek, his verirsem bilincli gittigim sanrisina kapiliyorum. Yon vermek demek rasyonellik demek yani. Din demek vs. Istiyosam ben yapiyorum diyorum. Ben tartismali diyorum ve hissetmiyosan gercek degil diyorum.

Hareketin kurallari ne peki? Tam bilmiyorum iste. Ama ben kendim kendi dusunce dunyamda yaptigim/yapabildigim degisimleri gozlemliyorum. Onceden gozlemlemiyordum otomatik moddaydim :D. Simdi biraz garip hersey. Daha bilincli oldugum sanrisindayim. Cunku dis dunyada gezmekle ic dunyada gezmek farkli onu da gozlemledim, hissettim, hissediyorum. Ikisi farkli ruyalar gibi yani. Tema farkli ama tabiki buyuk bir benzerlik gozlemliyorum. Burdan farkettigim sey kendimin ve diger insanlarin dusunce dunyasinda kendilerinin sandiklari ama onlara ait olmayan varliklar var. Bunu da gozlemliyorum. Bu bende oldugu gibi diger insanlarda da buyuk problemler cikariyor. Ikinci cok net gozlemledigim gercek ise insanin icinde bir biriyle celisen ve icinde surekli catisarak problem cikaran varliklar. Bunlara yaklasimin ben dusuncenin ne olduguna gore degistigini biliyoruz. Ben, yeni bir ben tanimi yaptim ve dusunce dunyamda temizlige ciktim. Amacim en erken zamanda bu catismayi durdurmak, sakinlesmek oldu. Cunku acida itiyor insanlari bu catismalari durdurma yoluna.

Iste burda seninle ayriliyoruz. Cunku ben benim sen sensin. Yada oyle bir ilisyonu yasiyoruz. Herseyimiz ayni olsa biz derdik. Acaba ne olunca sen, ben oluyo. Bunu yapmali miyiz? Bu dusunce patolojik mi? Bilmiyorum. Ama yapmazsak gene bir dunyada A noktasindan B noktasina hareket edemeyecegimizi gozlemliyorum.

Burda insanlarin benlik tanimi herseyi degistiriyor iste. Ben; kendi benlik tanimimin egonun tribi oldugunun bilincindeyim. Aslinda ben hersey de olabilirim, evrende olabilirim, peygamberde olabilirim, deli de olabilirim. Burda senin ben dediginle benim ben dedigim degistigi icin asla ayni realiteyi paylasmayacaz. Ama ben seni seviyorum ya. Bu dusuncelerimde bu kadar ileri gidip anlasabildigim ilk insansin yani yakin arkadaslarim ve okuduklarim disinda.

Tekrardan anlatmaya calistigim yaptigimiz isi yapicaksak bir is yapmaliyiz gibi geliyo. Sanki bir is yapiyoruz ilisyonuna tutulduysak o zaman bir seyler yapabiliyo muyuz test etmeliyiz. Ben lucid dream tecrubelerimde ruyada olup olmadigimin kesin kanitini hemen bulmaya calisirim ve bunlar uzmanlarin onerdigi kisiden kisiye degismeyen ve genelde hep calisan seyler. Yani kisi ruyasinda uyandiginda oranin ruya oldugunu nasil anlayacak? Ruyanda uyandiktan sonra saate bakarsan sayilarin garip, saatin garip hareket ettigini gozlemlersem ben tamam ruyadayim derim. Ayni sekilde insan beyni ruyada insan elini algilayamiyor. Yani ruyanda eline baktiginda onune garip bir sekil cikacak ve bu senin el dedigin el degil. Yani insanin beyninde algiladigi sandigi dusunceler var aslinda algiladigi ilisyonuna kapilmis. Insan eline bakarken kafasinda kalici bir sekil kalmiyor. Eli algilayamiyoruz resmen. Ucuncu yontem isigi acip kapatmak. Genelde isik aciksa acik, kapaliysa kapali kalir ve degisim olmaz. Yani beyin ruyanda o butonu orda hayal ediyo ama ona bir fonksiyon yuklemiyo. Ruyanda isik tusuna bastiginda genelde acilmaz. Zaten ben hic bir zaman ruyada uyandigimda ruyada miyim diye sormadim. Ama uzmanlar emin olun diye uyariyor hep. En oneli kisim yani ruyada bilincli olmanin en onemli kismi bunun ruya oldugu bilgisine sahip olman. Degilsen gercek saniyorsun.

Yani ruyanin ruya degilde gercek oldugunu varsaydigin an bir yere yapisiyorsun gercek sanip. Ve burayi gercek sayarak yaptigin her hareket ayni yerde dolanmak oluyor bir yerden bir yere giden bir canli gibi degil bir bitki yasiyorsun. Olayin ruya oldugunu kabul edersen bilincli oldugun sanrini yasarsin en azindan ve hareket ettigin ettigin ilisyonunu hissedersin. Ama bir yere gercek dersen hapi yuttun bir realiten olucak orda yasayip oluceksin.

Bu benim gozlemim. Burda ben dedigimiz seye dikkat cekiyim. Ben lazim. Bu dunyada hareket olucaksa ben lazim, hersey birse ben hareket etmis sayilmam. Bu ilisyonu yasiyorsam ben vardir. Dusunuyorsam varim diyorum tekrardan. Dusunuyorsam hareket ediyorum. Ben dedigim sey dusunuyorsa bilincliyim. Yani yaptigim sey benlik kavramini degistirip baska bilinc seviyelerine cikmak. Ben bu bedendel ibaret olmadigim ilisyonunu yasiyorum o zaman ben baska bir yerde. Sadece beyin olmadigim ilisyonunu yasiyorum, beyin ben degil. Beynin olusturdugu alemlerde atlayan sey ben miyim? Evet oyle gozukuyor. Ben tanimini yaptigim icin artik gezebilirim. Burda boyle bir bilinclilik ilisyonu olusturabiliyorum.

Ben; benlik tanimini yapamadan dusunemiyorum. Onume kurallar cizmeden hareket edemiyorum. Egomu birakarak yani benlik tanimimi yapmayarak yada herseyim yada hicbir seyim dedigim de dusunebilmeme, hissetmeme ragmen buraya kadar gelirken ogrendigim sey baska bir aleme gittigim oluyor. Yani onceki varsayimim realitenin goreceli oldugu uzerine. Bunu varsaydiktan sonra ben tanimi yaparsam baska alemlere gidiyor bu benlik. Once alemlerde gezdigim ilisyonunu yasadigim icin buranin da ayri bir alem oldugunu varsaymak zorundayim eger tekrar cikmak istiyorsam ordan. Eger bir yerde kalip, mutlak dogrulugu yasama plani kuruyorsam zaten basindan baska alemler oldugunun ve gezdigimin bilincinde olmaliyim. Yani mutlak dogruluk yok dedigim icin geziyorum. Mutlak dogruluk yok diyip bir yerde mutlak dogrulugu bulamam ki.

Sonuc olarak hicbir tecrube gercek degildir demeden bu dusuncelere baslayamayiz. Bir realite tamamen gercek olamaz dersen bu inancsiz bir insan olman demek bu realitede. Yani inanmak istemiyorsak gercegin yoklugunu kabul etmek yeterli. Butun maceramiz zaten gercegin olmamasi uzerine. Yasamimiz bir yerin hersey olmamasi uzerine kurulu. Gezen seylere canli diyoruz. Gezmeyenler ayri alemde. Gezenler kendi istekleriyle mi geziyor? O zaman bilincli geziyorlar. Ben'e dikkat etmek lazim tabiki. Gezmek istiyorsak ben lazim ve hareket lazim. Yasamak istiyorsak ben lazim ve dusunmek lazim. Tabiki bilincli dusunmek lazim diyorum.

Yani mutlak dogruluk olmadigi varsayimi uzerine dusunmeye baslayip mutlak dogru vardir diye bir dusunce bulduysaniz yaniliyorsunuz arkadaslar. Alemleri kafamizda dondurebiliriz, evet. Ama bunu yapmanin ilk adimini unutmamak lazim. O da herseyin bir ruya oldugu.

Kurallar fenomende yoktur, kurallari fenomenin gozleminden alinan alginin kavramsal bilgisi, yani insanoglu ortaya koyar.

Benim yaptigim is ben tanimi yapip onun hareketine yon vermek oldugu icin benim realitemde fenomenin kurallari var. Direk fenomene bakmiyorum, bende olusturdugu sekle bakiyorum ve olurken fenomenin bende biraktigi izi goruyorum aslinda. Disari ile iceri arasindaki fark fenomene kural yukluyor yani. Ben ben olarak algiliyorum evreni yani. Ben disariya baktigimda ise bende olusan sey disaridakinin aynisi degil. Belli patternlerin bende biraktigi sey. Yani evet ikimizde ayni seyden bahsediyoruz ama dedigim gibi benim bir benlik tanimim oldugunu soyledim ve dusuncemeye bu varsayimdan sonra basladim. O yuzden ben fenomenlerde kurallar goruyorum. Haklisin.

Iste nihilizmin her turlu boslugundan kurtulmak icin, bilimin bildirdiklerini ortaya koymak yeterlidir. Zaten akil ve akilcilik bunu yeterli bulmadigindan illa kendini tatmin etme adiuna kendini inandirdigi dogruyu kendine savunur.

Aynen nihilizm bosluguna dusmemek icin yapiyoruz bunu. Ama hayata anlam vermeye basladigimiz an hicci olamayiz. Dusunen insan hicci olamaz. Hareket eden varlik hicci olamaz. Hicligin yoklugunu biliyoruz o yuzden hicci olamayiz. Dusunmeye burdan bu varsayimlarla baslarsak eger. Ben varsa hic yoktur zaten. Ben dusunuyorsam hic yoktur. Ve evet egomuz dogrulugu ariyor ve onune ne koyulsa eksik, yarim, yamalak kabul ediyor. Benim dogrum olmadigi icin basindan buraya geldim. Burda dogru dedigim seylerin aslinda dogru olmadiginin birer ilisyon oldugunun bilincindeyim. Ama ben tanimi yaptigim an bir yerden bir yere bilincli gitmenin yolu dogruluk oluyor. Dogru tanimim yani icinde bulundugum bilinc seviyesinde ben dedikten sonra geriye kalan yerdeki degisimleri gerceklesterebilen varliklar. Dis dunyayi gozlemledigimde bende izi kalan ve disariyla ayni sekilde olan kisim dogru oluyor. Dogru birkac varsayimdan dogru varsayiliyor yani. Bunun sirasindaki farklilik dusunce dunyamizdaki farkliligi olusturuyor.

Ben tanimini yaptiktan sonra mutlak dogru yok kabulunu yapmis oluyorum yani. Benim kendi tanimima gore dogru olmamasina ragmen birseylerin dogru oldugunu varsaymaliyim. Bu ben tanimima dahil. Yani her realitenin ayri dogrusu var diyorum. Bu dogru baska realitede yanlis oluyor. O zaman bu dogru degil, mutlak dogru hic degildir. Ama burda hareket ediceksem bu dogru varsayimlarina ihtiyacim var. Yani su an kuresel isinmayi durdurma yolunda adimlar atmak istiyorsa ben denen sey. Onun birseyleri dogru kabul etmesi lazim. Bunlari takip edip degistimesi lazim. Baska bir insan icin bu gercek olmayabilir bile. Ama icinde bulundugum realitede degisiklige gidiceksem birseylere dogru demeliyim. Goreceli bir alemde bulundugum soz konusuyken zaten dogrularin goreli oldugunu kabul etmisim. Tam olarak dogru olmamasina ragmen bu ruyada kurallar bu sekildeymis demek ordaki dogrular bunlarmis demek. Ama bu bir ilisyon. Tamam mutlak dogruyu buldugum an yersin tokati, gelir bir yerden o tokat. Cunku bu yolculugun baslangic adimini unuttun. Geriye gelemeyip bir realiteye yapisip kalican. Gezdigini, hareket ettigini, eglendigini unutup evrenin bir modelinin gercek olduguna kendini inandirican. Bu benim dusunce sistemime yanlis.

Burda ayriliyoruz yani. Mutlak dogru yoktur diyerek basladim ben bu maceraya. Mutlak dogruyu bulursam macera bitiyor. Dusunce bitiyor. Varligim bitiyor. Benligim yok oluyor. Hepsinin yanlisligini buluyorum yani. Hoca burda bir celiski var iste. Bu tip dusunceleri taniyom ben bir yerlerden. Ben cok gezdim sanki bu sehrin sokaklarinda biraz fazla takildik sanki. Yani ben dedigim sey hic sevmiyo bu olayi. Mutlak dogrunun yoklugu beni yeterli bir sekilde tatmin ediyo. Cunku bence "true enough" bu. Ben "true enough" ormaninda avlaniyorum, "ultimate truth" bulursam ruya bu lan derim. Hamsi avlarken, T-rex cekilmez ki oltaya. Bunlar ruyalarda olur. Bu bana gore oyle. Beni birakmadim hala yani. Beni birakirsam dusunce alemim yok oluyor. Onu evip bukerek hareket ediyorum. Ve aslinda ben sonsuz olsamda varim, hic olsamda varim, varim da varim. Varsam, birseyler varmis gibi dusunuyorsam, hareket ediyorsam, hissediyorsam varim.

Burda yaptigim sey ben'i kullanarak diger insanlara yasadigim tecrubeyi aktarma ihtiyaci. Cunku buraya gene surekli dis dunyayla bagi koparmadan adim adim, hoplaya ziplaya geldigimin farkindayim. Ben tanimini kopardigim an olucan olaylari biliyorum ve goruyorum. Dusuncenin bu alemlerinde gezmek icin daha hazirliksizim. Bu varsayimlarla seyahet etmenin varligimizi tehdit ettiginin gozlemine sahibim. O zaman bunu durdurabilmem lazim. Ve durduruyorum. Yani dusuncelerimin mutlak gercekler olmadigini, yaptigim isin gercek olmadigini varsayiyorum. Mutlak gercek diye onumuze koyulan seyler belli bir alemden oyle gozukebilir ama benim icimde geride birakmadigim bir parcam hic bir yerde durmak istemiyor ve herseyin degistiginin gozlemine de sahip oldugu icin bu yonde hareket etmeyi istiyor. Iyi olmayi istiyorum yani. Ve insanligin onune mutlak dogrular birakma hastaligindan vazgecilmeli diyorum. Problem bu hoca. Burdan baslanarak nereye gitsen insani bir kafese hapsedicen. Bundan nefret ediyorum ve bilinc dunyama girdiginde zaten yerinde durmuyor evrenin kendi hareketi ben bilincsiz olsam, hic birsey yapmasam bile bu mutlak dogruyu bir guzel eritiyor, paslandiriyor, yikiyor. Ve bu fenomen bende surekli daha iyi bir evren modeli olusturmam icin dusunceler, hisler, duygular, istekler, heyecanlar, maceralar birakiyor. Dusunce dunyama giren dusuncelere o yuzden cok fazla saldiriyorum. Cok dilim yandi sutten cunku. Cok agir tokatlar yedim. Mutlak dogru vardir dedirtemez kimse bana. Bu varligimiza yapilmis en buyuk hakarettir, kabul etmiyorum.

Konu iki turludur; ya akilciligin kendini inandirdigi dogrular ya da bilimin epistemolojik olarak geldigi yerin dile gelimi.

Ya nesneye oznel bir icerik katma, ya da tek oznenin insanoglu nesnesi oldugu ve bu nesnenin kendine gorev verdigi nesnelere oznellik kattigi.

Kisaca ya insanoglu kavramsal bilgisi

Ya da insanoglu akilciligin kendi disi bir guce inancsal/ideolojik teslimiyet.

Bu teslimiyet nesneye ozne katma
Ya da ozneye nesne katma olarak tezahur eder.

Aynen oyle. Ne dedigini anladigimi dusunuyorum ve hata oldugunu varsaydigin bu isi yapmazsak varligimizin tehlikede oldugunu da biliyorsun. Ben dedigim gibi dogru vardir demiyorum. Bilimsel bilgi bile yok. Ama bu gordugumuz ruyanin dogrulari var. O da artik farkli dusuncelerin ortaya atilmasi gerekliligi. Cunku insanlik basindan yaptigi seyi yapti, hal ortada :D. Farkli bir dusunce patterni kullanmaliyiz. Buna benim varsayimlarim eklendiginde olusan realitede baska sekilde dusunmeliyiz demek oluyor. Yani bu ruya aleminde yaptigimiz isleri biraz daha bilincli yaparsak cok sey degisicek gibi geliyor diyorum. Ama bende bu ruya ne kadar gercek bilmiyorum diyorum. Ama insanin isi hep ruya gormek oldugu icin biraz lucid dream yapalim diyorum. Yada ben yapayim sana getireyim, benim ozgurlugumu engelleme, bana insan sadece bir isi yapan canlidir deme ben bunun yanlis olduguna inaniyorum diyorum. Ben bir yerden basladim dusunmeye ve surekli baska dusunce dunyalarinda seyahet ettim diyorum yani ve bunun yolunun dogrulugunun ne kadar goreceli oldugunu hepimiz biliyoruz diyorum. O yuzden biraz gezelim diyorum sadece. Bilmedigimiz yerlere ve geriye donmek istegiyle gezelim diyorum. Yani amacimiz geriye donmek, biraktigimiz seyi yakalamak. Onu tedavi etmek, sakinlestirmek, kotu isteklerini akilci cozumlerle beslemek. Amacimiz geriye donmek degil deseydim ne olurdu? Ust insan olucaz hadi arkadaslar demis olurdum. Bunun dogrulugundan suphe duydugumu belirteyim. Jung deliyiz belki diyo adam hakli belki cidden. Ben maceranin sonunun olmadigini bildigimden ilerde baska sekilde devam edicegini bildigimden tek derdim gelecek nesinllere iyilik yapmak, kendimize, turumuze ve gaia'ya terslikler yapmamaliyiz diyorum. Cok fena tokatliyor cunku, kari manyak:D. Yani butun maceram evrim bilincinin dusunce dunyasinda temellendirilmesi sonucuna cikiyor. Bilincsiz olsada su an turun dusunmesi lazim. Neyi dusunmesi lazim? Turunun yok olusunu mu yoksa hersey olma ihtimalini mi? Bence once karnimizi doyuralim derim. Yani egonun istekleri goz onunde bulundurulmali, uzerine fikirler olusturulup doganin dengesini bozmadan en uygun sekilde cozulmeli diyorum. Ben baska bir seyim tribi attigimin ve yanlis oldugunun bilincindeyim. Ama belki cidden oluyor olabiliriz. Bu durtulerin dinlenmesi gerektigini savunuyorum.

Bilincli dusunuyorsam dusunceye yon vermeliyim. Nereye gitsin bu dusunce demeliyim. Nasil gidicem demeliyim. Baslangic noktam yarar saglamak oldugu icin bu yonde ilerliyorum ve karsima yarar getirmeyen dusunceler cikarsa kullanmiyorum bu dusunceyi. Ama amacima uygun bir dusunce olusturduysam(sanrisindaysam) kendim de yanilabilecegimi goz onunde tutarak oldu diyorum. Boyle olmadiysa, yapamadim diyorum. Oraya gitmek istemiyorsam gitmiyorum. Iste benligin bu noktalarini cok iyi bildigim icin benligimi dusunce dunyama katiyorum. Eger realiteden realiteye gore degisen bu ben tanimimi yanimda tasimazsam amacimi yitirmis, kendimle celismis, istedigimi yapamamis oluyorum. Cokta bilincli degilim yani. Atladim da gitmek istedigim yere gidemediysem gidemedim derim. Bilincli hareket edemedim derim. Bana gore oyle yani.

Fizigin kendi kurallari yoktur, fizige o kurallasri insanoglu verir ve sadece insanoglu icindir.

Fizigin kurali yoktur da demiyorum ben vardir da demiyorum iste. Bunu anlatamadim. Bir realitede var ama. Onu gercek saydik mi var oluyor ama. Catir catirda calisiyor bildigimiz ilisyonuna kapilirsak. Bazen ruya gormek iyi iste. Nasil gordugun onemli sadece. O fizik kurallari bu evrendeki hersey icin var. Bu evren gercekse eger. Ve bunun bilincine varanlar onu kullanabilir. Ruyayi nasil gordugumuz cok onemli yani. Butun algimizi degistiriyor cunku.


Bende "insanogluyuz" diyorum. Yani insanoglunu kendi disindaki her hangi bir baska fenomen ile ozdeslestirmiyorum. Zaten bu farkindaligin farkina ve bilincine varilsa, TESLIMIYET sona eder.

Sen insanin tek birseyi yapabilecegine inaniyorsan yanilanlar tayfasina katildin demektir. Ben sunu diyorum genel olarak. Insan cok sey yapabilir evet ama icinde olmemesi icin gerekli mekanizmalara cok dikkat edilmesi lazim. Bir insan bir tuglayi alip incelerken acliktan gebermemesi lazim. Yani tuglanin o kadar da guzel bir sey olmamasi lazim. Ben beynimizdeki bu mekanizmaya asigim. Kac kisiyi kurtardi kim bilir dimi :D. Insani bu tugla gibi kendine ceken seyleri bulmali ve insanlarin tuglaya kontrollu sekilde bakip mest olmasi gerekliligini savunuyorum. Insanlar bir birine tugla o kadar muthis birsey degil yapma demesin ama kimsede olmesin diyorum. Yani ben tanimim insanlarin dusunceleri icin olmemesi gerekliligini getiriyor. Dusunce alemimizde tuglaya bakip orgazmik hazlar icinde gezmek beynimizin bize sundugu bir hediye ve sadece bunu kullanmaliyiz. Onumuze kim yasam amaci koysa agzina s*cmali, sen insani cozdun mu demeliyiz. Yani insanlarin dusunce aleminde tam ozgurlugu savunuyorum. Ama dis dunyaya acildigi yerin(egonun) kontrol edilmesi gerektigini savunuyorum. Dusunce aleminde icinden cikilmaz realiteler oldugunu burdan gelen hazlarin insanlari bagimlisi yaptigini ve bunun birakilmasi gerektigini savunuyorum. Surekli baska alemlerde gezmeli, farkli hazlar almaliyiz. Ama bir insan: "Ben bir realiteye girecem, cikmayacam. Sana ne lan" derse egosunu kontrol altinda tutarak istedigini yapabilecegini savunuyorum. Bu adamin egosunu nabicaz dis dunyaya kurallari koyariz ama kendi aleminde ne yaptigi bizi ilgilendirmez.

Bu konuya yaklasimim "samanist yaklasim". Yani dogayi yok etmeden mi yasayicaz, hem kendi turumuzu hem baska canli turlerini tehdit etmiyecez mi. O zaman samanlarin ne yaptigina bir goz atalim diyorum sadece. Benim dusuncem beni anca buraya kadar getirdi, ilerisini bilmiyorum. Samanlar dogadaki bitkiler yoluyla gaia ile iletisim kurdugu tecrubeler yasiyor ve bunlar bu maddelerinde inanilmaz gercekci gorunuyor. Ki benim felsefeme gore gercekler. Doga sen bir tek sey degilsin diye bagiriyor samana. Sen kendine ne dersen o olursun ama bu yaptigin is cok buyuk bir is diyor. Sonuclari buyuk ne yaptiginin bilincinde degilsin diyor. Sen kendini ne sandiysan yanildigini sana kanitlarim diyor ve kanitliyor. Benim bir realitem var ve o gercek, baska realite yok butun dogruluk burda diyen bir tipsen cok fena tokatlanirsin. Dedigim gibi gaia denen karinin sana bu mesaji iletmesi baya sancili oluyo. Samanlari dinlemek en iyisi o yuzden. Samanlarin baglantisini koparmamak lazim dogayla. Bu insanlar iletisim kuruyorlar gercekten. Baska bir realitede. Dogadaki bir bitkiyi alip bir tecrube yasamaya ne dersin artik bilemem. Yanlis tecrubelerde olsa bunun sana gore oldugunu kabul etmeli ve insanlarin dusunce dunyalarinda kendi realiteni olusturma hastaligindan vazgecilmeli ve bazi insanlarin baska realitelerde yasadiginin bilinci artirilmali. Bazi insanlara kendi dusunce dunyalarinda istediklerini yapma ozgurlugu taninmali. Sen bu tecrubeyi yasayamazsin demek cok buyuk ahlaksizliktir. Benim tecrubem senin tecrubeni dover demek salakliktir. Benim realitem senin realiteni dover demek bilincsizliktir. Bilincsiz insanlara gaia'nin attigi tokatin ne kadar okkali oldugunu bildigimden aman ha diyorum piknige gittiginizde fln, kamp yaptiginizda dikkat edin:D. Ordaki kimyasallari kafandaki kimyasallardan cok farkli birseyler oldugunu sanarak da yaniliyorsun. Dogadaki kimyasal duzenin beynindekinden cok farkli oldugunu sanarak da yaniliyorsun. Kendi noro-kimyasal yapinin tek, dogru, en onemli oldugunu sanarakta cok yaniliyorsun. Cok yaniliyorsun cok. Bazi insanlar dogaya bakip bu mesaji alabiliyor ve rasyonel kalmaya devam edebiliyorlar iste. Bu insanlarin dusunce ozgurlugune engel olunmamasi lazim diyorum.

evrensel-insan
18-12-2013, 20:06
Ben ucuncu bir sebep sunuyorum ortaya sanki. Ne bilmek, ne de inanmak. Ben suan hayata hangi perspektiften baktigimi belirteyim. Ayni ruyada oldugu gibi nerden basladi bilmiyorum bu gozlemledigim fenomenin ama artik gozlemliyorum. Su an bir alemdeyim ve bunu tek gerceklik saymiyorum artik. Burdan baktigimda hic birini gercek sayamam ve aslinda hepsi gercek. Ve bu ruyamda cikardigim sonuc herseyin aslinda ruya oldugu. Yani hersey aslinda hem gercek hem degil. Gercek kabul edersen gercek, etmezsen degil. Eger nerden geldigimi bile farketmedigim bir yerde bulursam kendimi ki bu yasam ve tamam bu gercek dersem bu realitede patternler kesfedebiliyorum yani egoma gel eglenelim deyip bir benlik veriyorum. Ben dedigim seyin degisimi bu realitedeki bazi kavramlari degistiriyor.

Gercek insanoglu yapilandirilmisligidir ve yapilandiranin temeline gore gercek degiskendir. Gercegin ne oldugunun dogrulanmasi inanc ile olur. Olgu ise tum insanoglunu baglar ve gozlem verir.

Harcore lucid dreamerim, egom yani. Etraftadaki cogu olayi anliyor ve bakis acimi degistirirerek kavramlari degistiriyorum. Yani ne oluyor bilmesemde bir realitede uyaniyoruz ve ruyaydi, suydu buydu atlaya atlaya gidiyorum. Gidiyormusum yani farketttim ve artik gitmeyi ogreniyorum. Burda yaptigim her neyse Terence'in dedigi gibi bir canlinin A noktasindan B noktasina gitmesinden farksiz bir is yapiyoruz ve bu gidisimizi durtulerimize gore yapiyoruz. A noktasindan B noktasina gidelim diyorum ben bu arada. Bunu yapmaliyiz kesinlikle cok eglenceli:D. A noktasindan B noktasina gitmek icin kendimizi bir seylere birakmaliyiz iste. Burda A noktasindan B noktasina gitmek icin varsayimlarda bulunmaliyiz. Ben bu varsayimlarda bulunamazsam gidemiyorum hic bir yere. Bence yasam bir yerlere gitmek yani. Garip bir trip. Bu A noktasindan B noktasina gitme olayina ise baya bildigin gitmek gibi yaklasiyorum ve bu alemi baya genis goruyorum.

A noktasini baslangic ve B noktasini hedef olarak nasil ve neye gore belirliyorsun?

Cok genis. Oyle gozukuyor ve oyle varsaymak zorundayim. Gideceksem gittigim yerler bir olmamali. Aslinda bir olabilir o zaman kucuk bolumlerinde gezdigimi hayal etmeliyim. Hepsi gezilirse bu realite toplamlarinin guzel bir manzarasi cikiyo karsima ve beni bunu yapmaya neyin ittigini bilmiyorum ama cok buyuk hazlari beraberinde getiriyor.

Yani A noktasindan B noktasina gitmek hissetmek demek, dusunmek demek ve var oldugunu kabul ediyoruz bu tecrubenin. Yine ayagimizi biraz yere basarsak canli bir yerden bir yere hareket etmeye ikiniyor surekli. Ve bu patternler dusunce dunyamizda izlerini tasiyor. Benim icinde bulundugum realitede hareket eden seyler var ve benim hareket etmem demem bunlarin hareket etmesi demek. Bir seyler hic durmadigi icin ve algimdaki gecikme oldugu icin zaman denen olayida tecrube ediyorum. Zamanin goreceli oldugunu da tecrube ediyorum, hizi degisiyor yani.

Realite hangi varliksal temel ile baktigina gore degisir. Realist de sadece o temelin realistidir. Dolayisi ile realite, gercek varlik ve gercek varligin varligi tartismasi olarak bilimsel degil, metafizik/varliksaldir.

Sonuc olarak tecrube ettigim sey bi suru alem oldugu ve hangisinin icine girersen o gercek gozukuyor. Yani hangisini gercekten hisseder ve gercek kabul edersen olaylar ordan baska gozukuyor. Ve ben bilincli bir sekilde alemlerde gezmeye basladigimda bir yerden bir yere gitmenin kurallarini gordum. Cunku ayni dis dunyada bir yere giderken bir kurallara uymam gerektigi gibi bir kurallara uymam lazim. Eger bilincsiz bir sekilde hareket edersem nerde uyandigimi bilemiyorum, oncesinde neler oldugunu tam kestiremiyorum. Kisaca A noktasindan B noktasina gitmek icin bir seyler yapmam lazim. Bu yaptigim seyi ben kendim mi yapiyorum bilmiyorum cunku burda ben ne bilmiyorum. Ama bir seye ben demezsem hareket edemiyorum. Hareket etmek istiyorsam ben olmak zorunda. Yani ben var olucaksam var olmaliyim ya. Dusunmek varsa var olmaliyim cunku dusunmek bir noktadan digerine gitmek, bir hareket, bir eylem ve bir degisim. Hicbirsey degismediginde ben dusunuyo muyum bilmiyorum ama orda zaman olmayacagi kesin. Yaptigim isin hareket etmek ve birseyleri de beraberimde hareket ettirmek oldugu sanrisindayim.[/quote]

Sen gozlem verdigin ve algiladigin surece zaten varsin.

Sonuc olarak dusuneceksem birseyler olmali, hissediceksem birseyler olmali, hareket ediceksem birseyler olmali. Hicbir sey olmadiginda hareket olmuyor. Ben harekete yon, istek, his verirsem bilincli gittigim sanrisina kapiliyorum. Yon vermek demek rasyonellik demek yani. Din demek vs. Istiyosam ben yapiyorum diyorum. Ben tartismali diyorum ve hissetmiyosan gercek degil diyorum.

Hareketin kurallari ne peki? Tam bilmiyorum iste. Ama ben kendim kendi dusunce dunyamda yaptigim/yapabildigim degisimleri gozlemliyorum. Onceden gozlemlemiyordum otomatik moddaydim :D. Simdi biraz garip hersey. Daha bilincli oldugum sanrisindayim. Cunku dis dunyada gezmekle ic dunyada gezmek farkli onu da gozlemledim, hissettim, hissediyorum. Ikisi farkli ruyalar gibi yani. Tema farkli ama tabiki buyuk bir benzerlik gozlemliyorum. Burdan farkettigim sey kendimin ve diger insanlarin dusunce dunyasinda kendilerinin sandiklari ama onlara ait olmayan varliklar var. Bunu da gozlemliyorum. Bu bende oldugu gibi diger insanlarda da buyuk problemler cikariyor. Ikinci cok net gozlemledigim gercek ise insanin icinde bir biriyle celisen ve icinde surekli catisarak problem cikaran varliklar. Bunlara yaklasimin ben dusuncenin ne olduguna gore degistigini biliyoruz. Ben, yeni bir ben tanimi yaptim ve dusunce dunyamda temizlige ciktim. Amacim en erken zamanda bu catismayi durdurmak, sakinlesmek oldu. Cunku acida itiyor insanlari bu catismalari durdurma yoluna.

Iste burda seninle ayriliyoruz. Cunku ben benim sen sensin. Yada oyle bir ilisyonu yasiyoruz.

Bu bir ayrim degil, fark. Farkli yasam v e iliskinin farkli beyin duzeyinin farkli algisi gozlemi ve kavramsal bilgisi, farkli ....e gore temeli ve farkli ...e gore hedefi.

Herseyimiz ayni olsa biz derdik. Acaba ne olunca sen, ben oluyo. Bunu yapmali miyiz? Bu dusunce patolojik mi? Bilmiyorum. Ama yapmazsak gene bir dunyada A noktasindan B noktasina hareket edemeyecegimizi gozlemliyorum.

Ben farkindaligi ve bilinci cesitlidir. Bireysel bilinc temelinde, benci egoist, bananeci, bireysel, bireyci akilci/duygusal olabilir. Ayrica ego dogumdan itibaren verilmis sorgulanmayan bilincalti sartlanmisligin kabulu ve reddi temelindeki senden olmani istenen ve senin kendinin bilincinde ve farkinda olmadigin ben; self yani kendi ise kisinin dogumdan itibaren verileni sorgulayarak kendi serbest iradesi ile kendi degerlerini kendine bilincli ve farkinda olarak secmesidir.

Burda insanlarin benlik tanimi herseyi degistiriyor iste. Ben; kendi benlik tanimimin egonun tribi oldugunun bilincindeyim. Aslinda ben hersey de olabilirim, evrende olabilirim, peygamberde olabilirim, deli de olabilirim. Burda senin ben dediginle benim ben dedigim degistigi icin asla ayni realiteyi paylasmayacaz. Ama ben seni seviyorum ya. Bu dusuncelerimde bu kadar ileri gidip anlasabildigim ilk insansin yani yakin arkadaslarim ve okuduklarim disinda.

Demekki aramizdaki yazisma alisverisinde karsilikli alabilen bir bilincacikligi var ve de yazilanlar ilgi etki ya da onem temelinde algilaniyor ve degerlendiriliyor.

Tekrardan anlatmaya calistigim yaptigimiz isi yapicaksak bir is yapmaliyiz gibi geliyo. Sanki bir is yapiyoruz ilisyonuna tutulduysak o zaman bir seyler yapabiliyo muyuz test etmeliyiz. Ben lucid dream tecrubelerimde ruyada olup olmadigimin kesin kanitini hemen bulmaya calisirim ve bunlar uzmanlarin onerdigi kisiden kisiye degismeyen ve genelde hep calisan seyler. Yani kisi ruyasinda uyandiginda oranin ruya oldugunu nasil anlayacak? Ruyanda uyandiktan sonra saate bakarsan sayilarin garip, saatin garip hareket ettigini gozlemlersem ben tamam ruyadayim derim. Ayni sekilde insan beyni ruyada insan elini algilayamiyor. Yani ruyanda eline baktiginda onune garip bir sekil cikacak ve bu senin el dedigin el degil. Yani insanin beyninde algiladigi sandigi dusunceler var aslinda algiladigi ilisyonuna kapilmis. Insan eline bakarken kafasinda kalici bir sekil kalmiyor. Eli algilayamiyoruz resmen. Ucuncu yontem isigi acip kapatmak. Genelde isik aciksa acik, kapaliysa kapali kalir ve degisim olmaz. Yani beyin ruyanda o butonu orda hayal ediyo ama ona bir fonksiyon yuklemiyo. Ruyanda isik tusuna bastiginda genelde acilmaz. Zaten ben hic bir zaman ruyada uyandigimda ruyada miyim diye sormadim. Ama uzmanlar emin olun diye uyariyor hep. En oneli kisim yani ruyada bilincli olmanin en onemli kismi bunun ruya oldugu bilgisine sahip olman. Degilsen gercek saniyorsun.

Daha once dedigim gibi ben varlik temelinden degil, bilgi temelinden yola cikiyorum. Var demek yani fenomen zaten tum insanliga gozlem verendir. Yani insanoglu kendine gozlem vereni !? temelinde "var" isareti ile algiliyor ve o algiladigini once kavram ile ozdeslestiriyor ve sonrada ondan bilgi turetiyor.

Iste buradaki algi iki turlu, duyusal ve gozlem veren, duyumsal ve akilci/duygusal. Iste bilissellik ve bilimsellik te bu algi mantiginda yatiyor. Yani "algilanan sadece bana ya da tum insanligi kapsamayan bir algi mi/ yoksa tum insanogluna gozlem veren bir algi mi?

Iste burada gozlem nitelikli algi ile algi nitelikli gozlem degiskendir. Ustelik algi nitelikli gozlem bilimsel bilissel ve bilgisel temelde de olmayabilir, etik metafizik ve astetik temelindeki sorgulanmayan alisilagelmis dusunce ve davranislar olabilir.

Yani ruyanin ruya degilde gercek oldugunu varsaydigin an bir yere yapisiyorsun gercek sanip. Ve burayi gercek sayarak yaptigin her hareket ayni yerde dolanmak oluyor bir yerden bir yere giden bir canli gibi degil bir bitki yasiyorsun. Olayin ruya oldugunu kabul edersen bilincli oldugun sanrini yasarsin en azindan ve hareket ettigin ettigin ilisyonunu hissedersin. Ama bir yere gercek dersen hapi yuttun bir realiten olucak orda yasayip oluceksin.

Ruya senin gordugundur, sen ise herkes tarafindan goruluyorsun.

Bu benim gozlemim. Burda ben dedigimiz seye dikkat cekiyim. Ben lazim. Bu dunyada hareket olucaksa ben lazim, hersey birse ben hareket etmis sayilmam. Bu ilisyonu yasiyorsam ben vardir. Dusunuyorsam varim diyorum tekrardan. Dusunuyorsam hareket ediyorum. Ben dedigim sey dusunuyorsa bilincliyim. Yani yaptigim sey benlik kavramini degistirip baska bilinc seviyelerine cikmak. Ben bu bedendel ibaret olmadigim ilisyonunu yasiyorum o zaman ben baska bir yerde. Sadece beyin olmadigim ilisyonunu yasiyorum, beyin ben degil. Beynin olusturdugu alemlerde atlayan sey ben miyim? Evet oyle gozukuyor. Ben tanimini yaptigim icin artik gezebilirim. Burda boyle bir bilinclilik ilisyonu olusturabiliyorum.

Tamamen metafizik varliksal ontolojik bir akil yurutuyorsun. Bunun da zaten ve ancak kendine inandigini dogrulayarak saglayabilirsin.

Ben; benlik tanimini yapamadan dusunemiyorum. Onume kurallar cizmeden hareket edemiyorum. Egomu birakarak yani benlik tanimimi yapmayarak yada herseyim yada hicbir seyim dedigim de dusunebilmeme, hissetmeme ragmen buraya kadar gelirken ogrendigim sey baska bir aleme gittigim oluyor. Yani onceki varsayimim realitenin goreceli oldugu uzerine. Bunu varsaydiktan sonra ben tanimi yaparsam baska alemlere gidiyor bu benlik. Once alemlerde gezdigim ilisyonunu yasadigim icin buranin da ayri bir alem oldugunu varsaymak zorundayim eger tekrar cikmak istiyorsam ordan. Eger bir yerde kalip, mutlak dogrulugu yasama plani kuruyorsam zaten basindan baska alemler oldugunun ve gezdigimin bilincinde olmaliyim. Yani mutlak dogruluk yok dedigim icin geziyorum. Mutlak dogruluk yok diyip bir yerde mutlak dogrulugu bulamam ki.

Herhangi bir seyi yani gozleme dayanmayan bir sekilde akilcilik ile ilk tek mutlak v.s. temelli sonlandirici, indirgemeci ve determinist temelde teleolojik ve dogma haline getirirsen, bu bilimsel ve bilissel olmaz. Ancak ideolojik ve inancsal olur.

Sonuc olarak hicbir tecrube gercek degildir demeden bu dusuncelere baslayamayiz. Bir realite tamamen gercek olamaz dersen bu inancsiz bir insan olman demek bu realitede. Yani inanmak istemiyorsak gercegin yoklugunu kabul etmek yeterli. Butun maceramiz zaten gercegin olmamasi uzerine. Yasamimiz bir yerin hersey olmamasi uzerine kurulu. Gezen seylere canli diyoruz. Gezmeyenler ayri alemde. Gezenler kendi istekleriyle mi geziyor? O zaman bilincli geziyorlar. Ben'e dikkat etmek lazim tabiki. Gezmek istiyorsak ben lazim ve hareket lazim. Yasamak istiyorsak ben lazim ve dusunmek lazim. Tabiki bilincli dusunmek lazim diyorum.

Yani mutlak dogruluk olmadigi varsayimi uzerine dusunmeye baslayip mutlak dogru vardir diye bir dusunce bulduysaniz yaniliyorsunuz arkadaslar. Alemleri kafamizda dondurebiliriz, evet. Ama bunu yapmanin ilk adimini unutmamak lazim. O da herseyin bir ruya oldugu.



Benim yaptigim is ben tanimi yapip onun hareketine yon vermek oldugu icin benim realitemde fenomenin kurallari var. Direk fenomene bakmiyorum, bende olusturdugu sekle bakiyorum ve olurken fenomenin bende biraktigi izi goruyorum aslinda. Disari ile iceri arasindaki fark fenomene kural yukluyor yani. Ben ben olarak algiliyorum evreni yani. Ben disariya baktigimda ise bende olusan sey disaridakinin aynisi degil. Belli patternlerin bende biraktigi sey. Yani evet ikimizde ayni seyden bahsediyoruz ama dedigim gibi benim bir benlik tanimim oldugunu soyledim ve dusuncemeye bu varsayimdan sonra basladim. O yuzden ben fenomenlerde kurallar goruyorum. Haklisin.

Iste bilimsel yontem de bu, FENOMENIN VARLIKSAL V.S. NE OLDUGUNUN DEGIL; GOZLEMININ ORTAYA KONMASI. FENOMENIN NE OLARAK ORTAYA KONMASI METAFIZIGIN TARTISMASIDIR VE BILIMSEL DEGILDIR. Okurallari kendi fenomeni dahil, fenomene veren insanoglu ve onun kavramsal bilgisidir. Fenomende insanoglunun yeniu dogani dahil, kavramsal bilgi yoktur.


Aynen nihilizm bosluguna dusmemek icin yapiyoruz bunu. Ama hayata anlam vermeye basladigimiz an hicci olamayiz. Dusunen insan hicci olamaz. Hareket eden varlik hicci olamaz. Hicligin yoklugunu biliyoruz o yuzden hicci olamayiz. Dusunmeye burdan bu varsayimlarla baslarsak eger. Ben varsa hic yoktur zaten. Ben dusunuyorsam hic yoktur. Ve evet egomuz dogrulugu ariyor ve onune ne koyulsa eksik, yarim, yamalak kabul ediyor. Benim dogrum olmadigi icin basindan buraya geldim. Burda dogru dedigim seylerin aslinda dogru olmadiginin birer ilisyon oldugunun bilincindeyim. Ama ben tanimi yaptigim an bir yerden bir yere bilincli gitmenin yolu dogruluk oluyor. Dogru tanimim yani icinde bulundugum bilinc seviyesinde ben dedikten sonra geriye kalan yerdeki degisimleri gerceklesterebilen varliklar. Dis dunyayi gozlemledigimde bende izi kalan ve disariyla ayni sekilde olan kisim dogru oluyor. Dogru birkac varsayimdan dogru varsayiliyor yani. Bunun sirasindaki farklilik dusunce dunyamizdaki farkliligi olusturuyor.

Zaten insanogluna gozlem veren kendi ya da disindaki fenomen; hicciligin bilimsel olarak curutulmesidir.

Ben tanimini yaptiktan sonra mutlak dogru yok kabulunu yapmis oluyorum yani. Benim kendi tanimima gore dogru olmamasina ragmen birseylerin dogru oldugunu varsaymaliyim. Bu ben tanimima dahil. Yani her realitenin ayri dogrusu var diyorum. Bu dogru baska realitede yanlis oluyor. O zaman bu dogru degil, mutlak dogru hic degildir. Ama burda hareket ediceksem bu dogru varsayimlarina ihtiyacim var. Yani su an kuresel isinmayi durdurma yolunda adimlar atmak istiyorsa ben denen sey. Onun birseyleri dogru kabul etmesi lazim. Bunlari takip edip degistimesi lazim. Baska bir insan icin bu gercek olmayabilir bile. Ama icinde bulundugum realitede degisiklige gidiceksem birseylere dogru demeliyim. Goreceli bir alemde bulundugum soz konusuyken zaten dogrularin goreli oldugunu kabul etmisim. Tam olarak dogru olmamasina ragmen bu ruyada kurallar bu sekildeymis demek ordaki dogrular bunlarmis demek. Ama bu bir ilisyon. Tamam mutlak dogruyu buldugum an yersin tokati, gelir bir yerden o tokat. Cunku bu yolculugun baslangic adimini unuttun. Geriye gelemeyip bir realiteye yapisip kalican. Gezdigini, hareket ettigini, eglendigini unutup evrenin bir modelinin gercek olduguna kendini inandirican. Bu benim dusunce sistemime yanlis.

Evet birinin dogrusu da gercegi de baskasinin olmaya bilir. Cunku bunlar inancin dogrulamasi temelindedir. Senin inancin ile dogruladigini baskasi dogrulamaz. Iste o yuzden GOZLEM VERMEYEN HIC BIR SEYIN YANLISLANMA OLANAGI YOKTUR VE DOLAYISI ILE BILIMSEL DEGILDIR.

Burda ayriliyoruz yani. Mutlak dogru yoktur diyerek basladim ben bu maceraya. Mutlak dogruyu bulursam macera bitiyor. Dusunce bitiyor. Varligim bitiyor. Benligim yok oluyor. Hepsinin yanlisligini buluyorum yani. Hoca burda bir celiski var iste. Bu tip dusunceleri taniyom ben bir yerlerden. Ben cok gezdim sanki bu sehrin sokaklarinda biraz fazla takildik sanki. Yani ben dedigim sey hic sevmiyo bu olayi. Mutlak dogrunun yoklugu beni yeterli bir sekilde tatmin ediyo. Cunku bence "true enough" bu. Ben "true enough" ormaninda avlaniyorum, "ultimate truth" bulursam ruya bu lan derim. Hamsi avlarken, T-rex cekilmez ki oltaya. Bunlar ruyalarda olur. Bu bana gore oyle. Beni birakmadim hala yani. Beni birakirsam dusunce alemim yok oluyor. Onu evip bukerek hareket ediyorum. Ve aslinda ben sonsuz olsamda varim, hic olsamda varim, varim da varim. Varsam, birseyler varmis gibi dusunuyorsam, hareket ediyorsam, hissediyorsam varim.

Basta mutlak dogru aramaakilciligi bilimsel degil. Cunku bilimsellikte gecerlilik ve yanlislanabilirlik vardir. Bir seyi mutlak kilmak imnanctir ve zamanla cagdisi kalmak ve mutlaklasanin dogma olmasidir.

Burda yaptigim sey ben'i kullanarak diger insanlara yasadigim tecrubeyi aktarma ihtiyaci. Cunku buraya gene surekli dis dunyayla bagi koparmadan adim adim, hoplaya ziplaya geldigimin farkindayim. Ben tanimini kopardigim an olucan olaylari biliyorum ve goruyorum. Dusuncenin bu alemlerinde gezmek icin daha hazirliksizim. Bu varsayimlarla seyahet etmenin varligimizi tehdit ettiginin gozlemine sahibim. O zaman bunu durdurabilmem lazim. Ve durduruyorum. Yani dusuncelerimin mutlak gercekler olmadigini, yaptigim isin gercek olmadigini varsayiyorum. Mutlak gercek diye onumuze koyulan seyler belli bir alemden oyle gozukebilir ama benim icimde geride birakmadigim bir parcam hic bir yerde durmak istemiyor ve herseyin degistiginin gozlemine de sahip oldugu icin bu yonde hareket etmeyi istiyor. Iyi olmayi istiyorum yani. Ve insanligin onune mutlak dogrular birakma hastaligindan vazgecilmeli diyorum. Problem bu hoca. Burdan baslanarak nereye gitsen insani bir kafese hapsedicen. Bundan nefret ediyorum ve bilinc dunyama girdiginde zaten yerinde durmuyor evrenin kendi hareketi ben bilincsiz olsam, hic birsey yapmasam bile bu mutlak dogruyu bir guzel eritiyor, paslandiriyor, yikiyor. Ve bu fenomen bende surekli daha iyi bir evren modeli olusturmam icin dusunceler, hisler, duygular, istekler, heyecanlar, maceralar birakiyor. Dusunce dunyama giren dusuncelere o yuzden cok fazla saldiriyorum. Cok dilim yandi sutten cunku. Cok agir tokatlar yedim. Mutlak dogru vardir dedirtemez kimse bana. Bu varligimiza yapilmis en buyuk hakarettir, kabul etmiyorum.

Gercek de dogru gibi akilciligin mutlak dogmalarindan biridir. Gercekler yapilandirilmistir ve ne temelde yapilandirildigina gore de degiskendir.

Bilimsel olarak dogru gercek inanc ve varlik temelli kavramsal bilgiler, sosyal bilgidir.



Aynen oyle. Ne dedigini anladigimi dusunuyorum ve hata oldugunu varsaydigin bu isi yapmazsak varligimizin tehlikede oldugunu da biliyorsun. Ben dedigim gibi dogru vardir demiyorum. Bilimsel bilgi bile yok. Ama bu gordugumuz ruyanin dogrulari var. O da artik farkli dusuncelerin ortaya atilmasi gerekliligi. Cunku insanlik basindan yaptigi seyi yapti, hal ortada :D. Farkli bir dusunce patterni kullanmaliyiz. Buna benim varsayimlarim eklendiginde olusan realitede baska sekilde dusunmeliyiz demek oluyor. Yani bu ruya aleminde yaptigimiz isleri biraz daha bilincli yaparsak cok sey degisicek gibi geliyor diyorum. Ama bende bu ruya ne kadar gercek bilmiyorum diyorum. Ama insanin isi hep ruya gormek oldugu icin biraz lucid dream yapalim diyorum. Yada ben yapayim sana getireyim, benim ozgurlugumu engelleme, bana insan sadece bir isi yapan canlidir deme ben bunun yanlis olduguna inaniyorum diyorum. Ben bir yerden basladim dusunmeye ve surekli baska dusunce dunyalarinda seyahet ettim diyorum yani ve bunun yolunun dogrulugunun ne kadar goreceli oldugunu hepimiz biliyoruz diyorum. O yuzden biraz gezelim diyorum sadece. Bilmedigimiz yerlere ve geriye donmek istegiyle gezelim diyorum. Yani amacimiz geriye donmek, biraktigimiz seyi yakalamak. Onu tedavi etmek, sakinlestirmek, kotu isteklerini akilci cozumlerle beslemek. Amacimiz geriye donmek degil deseydim ne olurdu? Ust insan olucaz hadi arkadaslar demis olurdum. Bunun dogrulugundan suphe duydugumu belirteyim. Jung deliyiz belki diyo adam hakli belki cidden. Ben maceranin sonunun olmadigini bildigimden ilerde baska sekilde devam edicegini bildigimden tek derdim gelecek nesinllere iyilik yapmak, kendimize, turumuze ve gaia'ya terslikler yapmamaliyiz diyorum. Cok fena tokatliyor cunku, kari manyak:D. Yani butun maceram evrim bilincinin dusunce dunyasinda temellendirilmesi sonucuna cikiyor. Bilincsiz olsada su an turun dusunmesi lazim. Neyi dusunmesi lazim? Turunun yok olusunu mu yoksa hersey olma ihtimalini mi? Bence once karnimizi doyuralim derim. Yani egonun istekleri goz onunde bulundurulmali, uzerine fikirler olusturulup doganin dengesini bozmadan en uygun sekilde cozulmeli diyorum. Ben baska bir seyim tribi attigimin ve yanlis oldugunun bilincindeyim. Ama belki cidden oluyor olabiliriz. Bu durtulerin dinlenmesi gerektigini savunuyorum.

Dedigim gibi ruya sadece senin gordugundur, sen ise kendin dahil insanoglunun algisina bir fenomen olarak goizlem veriyorsun.

Bilincli dusunuyorsam dusunceye yon vermeliyim. Nereye gitsin bu dusunce demeliyim. Nasil gidicem demeliyim. Baslangic noktam yarar saglamak oldugu icin bu yonde ilerliyorum ve karsima yarar getirmeyen dusunceler cikarsa kullanmiyorum bu dusunceyi. Ama amacima uygun bir dusunce olusturduysam(sanrisindaysam) kendim de yanilabilecegimi goz onunde tutarak oldu diyorum. Boyle olmadiysa, yapamadim diyorum. Oraya gitmek istemiyorsam gitmiyorum. Iste benligin bu noktalarini cok iyi bildigim icin benligimi dusunce dunyama katiyorum. Eger realiteden realiteye gore degisen bu ben tanimimi yanimda tasimazsam amacimi yitirmis, kendimle celismis, istedigimi yapamamis oluyorum. Cokta bilincli degilim yani. Atladim da gitmek istedigim yere gidemediysem gidemedim derim. Bilincli hareket edemedim derim. Bana gore oyle yani.

Dusunceye yon vermek ...e gore temel ve ...e gore hedefine goredir. Iste her bir beynin dusunce ve dusunme farki da burdan kaynaklanir. Onemli olan dusuncenin serbest dusunebilmesi ve tum dogma inanc ve ideolojilerden arinmis olabilmesiu ve tum insanoglunu kapsayabilmesidir.



Fizigin kurali yoktur da demiyorum ben vardir da demiyorum iste. Bunu anlatamadim. Bir realitede var ama. Onu gercek saydik mi var oluyor ama. Catir catirda calisiyor bildigimiz ilisyonuna kapilirsak. Bazen ruya gormek iyi iste. Nasil gordugun onemli sadece. O fizik kurallari bu evrendeki hersey icin var. Bu evren gercekse eger. Ve bunun bilincine varanlar onu kullanabilir. Ruyayi nasil gordugumuz cok onemli yani. Butun algimizi degistiriyor cunku.

Dedigim sudur, fizik insanoglunun ortaya attigi bir bilim dalidir ve tum kavramsal bilgisi insanogluna aittir. Tabi ki ortada insanoglu algisinas gozlem veren bir fenomen vardir ve algi bu fenomen gozlemi temelinde kavramsal bilgisini o fenomen ile ozdeslestirir.

Devam ediyor....

evrensel-insan
18-12-2013, 20:07
Sen insanin tek birseyi yapabilecegine inaniyorsan yanilanlar tayfasina katildin demektir. Ben sunu diyorum genel olarak. Insan cok sey yapabilir evet ama icinde olmemesi icin gerekli mekanizmalara cok dikkat edilmesi lazim. Bir insan bir tuglayi alip incelerken acliktan gebermemesi lazim. Yani tuglanin o kadar da guzel bir sey olmamasi lazim. Ben beynimizdeki bu mekanizmaya asigim. Kac kisiyi kurtardi kim bilir dimi :D. Insani bu tugla gibi kendine ceken seyleri bulmali ve insanlarin tuglaya kontrollu sekilde bakip mest olmasi gerekliligini savunuyorum. Insanlar bir birine tugla o kadar muthis birsey degil yapma demesin ama kimsede olmesin diyorum. Yani ben tanimim insanlarin dusunceleri icin olmemesi gerekliligini getiriyor. Dusunce alemimizde tuglaya bakip orgazmik hazlar icinde gezmek beynimizin bize sundugu bir hediye ve sadece bunu kullanmaliyiz. Onumuze kim yasam amaci koysa agzina s*cmali, sen insani cozdun mu demeliyiz. Yani insanlarin dusunce aleminde tam ozgurlugu savunuyorum. Ama dis dunyaya acildigi yerin(egonun) kontrol edilmesi gerektigini savunuyorum. Dusunce aleminde icinden cikilmaz realiteler oldugunu burdan gelen hazlarin insanlari bagimlisi yaptigini ve bunun birakilmasi gerektigini savunuyorum. Surekli baska alemlerde gezmeli, farkli hazlar almaliyiz. Ama bir insan: "Ben bir realiteye girecem, cikmayacam. Sana ne lan" derse egosunu kontrol altinda tutarak istedigini yapabilecegini savunuyorum. Bu adamin egosunu nabicaz dis dunyaya kurallari koyariz ama kendi aleminde ne yaptigi bizi ilgilendirmez.

Serbest dusunen bir beyin ne bir teke ne bir ilke ne de bir mutlaka ideoloji ve inanc olarak dogru ve gercek temelinde baglanmaz. Baglanirsa gozlem algi ve kavramsal bilgiyi sabitlemis olur ki bu da hem bilime terstir, hem bilimsel hem de bilissel degildir.

Bu konuya yaklasimim "samanist yaklasim". Yani dogayi yok etmeden mi yasayicaz, hem kendi turumuzu hem baska canli turlerini tehdit etmiyecez mi. O zaman samanlarin ne yaptigina bir goz atalim diyorum sadece. Benim dusuncem beni anca buraya kadar getirdi, ilerisini bilmiyorum. Samanlar dogadaki bitkiler yoluyla gaia ile iletisim kurdugu tecrubeler yasiyor ve bunlar bu maddelerinde inanilmaz gercekci gorunuyor. Ki benim felsefeme gore gercekler. Doga sen bir tek sey degilsin diye bagiriyor samana. Sen kendine ne dersen o olursun ama bu yaptigin is cok buyuk bir is diyor. Sonuclari buyuk ne yaptiginin bilincinde degilsin diyor. Sen kendini ne sandiysan yanildigini sana kanitlarim diyor ve kanitliyor. Benim bir realitem var ve o gercek, baska realite yok butun dogruluk burda diyen bir tipsen cok fena tokatlanirsin. Dedigim gibi gaia denen karinin sana bu mesaji iletmesi baya sancili oluyo. Samanlari dinlemek en iyisi o yuzden. Samanlarin baglantisini koparmamak lazim dogayla. Bu insanlar iletisim kuruyorlar gercekten. Baska bir realitede. Dogadaki bir bitkiyi alip bir tecrube yasamaya ne dersin artik bilemem. Yanlis tecrubelerde olsa bunun sana gore oldugunu kabul etmeli ve insanlarin dusunce dunyalarinda kendi realiteni olusturma hastaligindan vazgecilmeli ve bazi insanlarin baska realitelerde yasadiginin bilinci artirilmali. Bazi insanlara kendi dusunce dunyalarinda istediklerini yapma ozgurlugu taninmali. Sen bu tecrubeyi yasayamazsin demek cok buyuk ahlaksizliktir. Benim tecrubem senin tecrubeni dover demek salakliktir. Benim realitem senin realiteni dover demek bilincsizliktir. Bilincsiz insanlara gaia'nin attigi tokatin ne kadar okkali oldugunu bildigimden aman ha diyorum piknige gittiginizde fln, kamp yaptiginizda dikkat edin:D. Ordaki kimyasallari kafandaki kimyasallardan cok farkli birseyler oldugunu sanarak da yaniliyorsun. Dogadaki kimyasal duzenin beynindekinden cok farkli oldugunu sanarak da yaniliyorsun. Kendi noro-kimyasal yapinin tek, dogru, en onemli oldugunu sanarakta cok yaniliyorsun. Cok yaniliyorsun cok. Bazi insanlar dogaya bakip bu mesaji alabiliyor ve rasyonel kalmaya devam edebiliyorlar iste. Bu insanlarin dusunce ozgurlugune engel olunmamasi lazim diyorum.

Samanizm bir ideolojik inanctir ben ise bilimsel bilgisel ve bilissel olarak her seyi dile getiriyorum.

Tabi ki bu dile getiristeki bazi yerler bazi ideolojik inancsallar ile uyum gosterebilir. Burada onemli olan bilimsel bilissel ve bilgisel temeldeki bir yanasimin tum insanoglu adina uyum gostermesidir.

Kisa kisa acikladigim her bir kavram ve konunun aslinda profilimden basligini ve daha detayli aciklamalarini bulabilirsin.

ereninthenature
19-12-2013, 11:14
Ben birbirimizi anladigimizi dusunuyorum. Ben kafamdaki duvarlarin disardaki fenomeni sekillendirip, kafamdaki bu duvarlara gore bende bir etki/anlam biraktiginin farkindayim. Bu duvarlari ben sekillendirdikce dis dunyayi algilayis tarzim degisiyor. Seni yanlis oldugumu farkettim cunku seninde kafama bir duvar koyma, bir set cekme ihtiyaci icinde oldugunu zannettim. Ama sen bu duvarlar kalkinca ozgur olabilirsin ancak diyormussun. Ben de ayni seyi soyluyorum. Ve artik bu dusunce tarzini kullanarak sana anlatmaya calistim bunun yanlis oldugunu. Yani insanin onune degismez denilen kavramlar birakma hastaligi bitirilmeli diyorum. Mutlak dogru koyulucaksa ben allah'a inanirim, yok evrenin bilgisinin gercek/mutlak olduguna inanirim, samanist olur gordugum ruhlarla muhabbet eder materyalistten daha iyi bir realite modeli birakirim ortaya. Madem mutlak dogru varsayip is yapiyoruz bende yaparim al derim. Ve onume koyulacak her felsefeyi itin g*tune sokarim. Benim onume bunlar degismez gercekler denilip koyulan her dusunceye cok saldirganim. Cunku bana sen susun diyor! Bak bak bak. Bu adam cozmus insanin ne oldugunu :D. Herkes yaniliyor diyorum ve tam ozgurlugumu ilan ediyorum. Bu metamorfozdur, devrimdir, evrimdir farketmez. Bana kimse benim ne oldugumu soyleyemez. Bunun bilgisi onda yok. Ama dedigim gibi bunun bilgisinin olmadigini bilmeme ragmen iletisim/felsefe/matematik/bilim/din icin birlesiveririz birkac varsayimda diyorum biter olay. Insanlarin bizi anlamasi icin ne bekleyecem ya. Banane diyorum hala. Buda benim dusunce ozgurlugum yani. Benim gerceklerim mutlak gercek diyenler kursun realite modelini girsin yasasin yani. Biz insanlarin onune degismez gercekler birakmayalim bari diyorum ve buna gore hareket etmeye calisiyorum sadece bunu belirttim. O yuzden devrim fikrine cok saldirgan yaklastim. Inandiginizi dusundum buna. Neyse.

Insan, ateist(guya birseylere inanmayan) insanin su an su iki kelimeyi kurabilen insani birazcik anlamasi lazim. Terence konusurken dinleyenlerden biri sunu diyor:
-dinleyici: "Didn't you go too far?"
-terence: "From what?"

Gercekten neyden cok uzaga gittik ya :D? Terence'in dedigi seyler degil dusunce algoritmasi dikkatimi cekiyor yani benim. Ben Terence'in ortaya biraktigi dusunceyi degil Terence'in dusunce tarzini seviyorum. Cocuk gibi tirsa tirsa degil adam gibi dimdik gidiyor yani. Arada korkuyorsun ne diyo bu diye? Iki kelime ediyor. Tamam abi diyorsun. Boyle dusunurler lazim su an. Dindar insanlar degil yani.

Ve dedigim gibi samanik yaklasimlar, uzak dogunun bilginin dogrulugu kabul etmeden gittikleri yolu goruyorum. Adamlar gercekten cok daha iyi bir model cikarmislar ne dondugu hakkinda. Hele samanlar :D.

Insanin dusunce dunyasina cekilen setlerin hepsi insanliga hakarettir. Bu kadar ileri gidiyorum bende. Ve son bir sey diyorum.

Ruya senin gordugundur, sen ise herkes tarafindan goruluyorsun.Herkes tarafindan goruldugun ruyasini da gorebiliriz. :D
Gitmek lazim bu kadar ileri. Bilinclice sadece. Degismeyen bir bilgi var mi?

EcemRng
19-12-2013, 14:05
Zihin, yeteri kadar çalıştığında öznelliğinin tamamen bir hayal-jeneratörü olduğunu farkedecek kadar acaip bir yapı, ki bu doğrultuda bir süreden sonra ne düşünmesi gerektiğini dahi çözemeyecek bir hale gelecek potansiyele sahip. Ayrıca zihni kontrol eden "her ne ise", öznelliğinden ayrı bir kuvvet olarak zihni kavrayabiliyor, fakat yine de zihne mahkum. Evrimin böylesine anlaşılmaz bir mekanizma yaratmasını insanlar ne şekilde açıklıyor bilemiyorum fakat, bence bu mekanizmanın ortaya çıkması için baya bir uğraşılmış - her kim uğraştı ise. Bilinç ile kendini farkında olmak arasında da dağlar kadar fark var bana soracak olursanız. Hiç aynaya uzun süre bakıp kendiniz olmadığınızı farkettiniz mi? Fazla zorlarsanız aklınızı dahi kaçırabilirsiniz, ki gerçekten benliğin kendine bunu yapabilecek bir kabiliyeti olması ürkünç bir durum.

İnsanların düşünsel kabiliyetlerindeki farklılıklarının sebebi ise tamamen kendine ait fiziksel, ve geriye kalan çevresel - etmenler gibi görünüyor.

evrensel-insan
19-12-2013, 22:19
Ben birbirimizi anladigimizi dusunuyorum. Ben kafamdaki duvarlarin disardaki fenomeni sekillendirip, kafamdaki bu duvarlara gore bende bir etki/anlam biraktiginin farkindayim.

Bu sadece disaridaki fenomeni egil, seni de bir fenomen olarak degistiriyor. Yani sen duvarlarini yiktikca, baskalari seni "degismis" olarak algiliyor.

Bu duvarlari ben sekillendirdikce dis dunyayi algilayis tarzim degisiyor. Seni yanlis oldugumu farkettim cunku seninde kafama bir duvar koyma, bir set cekme ihtiyaci icinde oldugunu zannettim. Ama sen bu duvarlar kalkinca ozgur olabilirsin ancak diyormussun. Ben de ayni seyi soyluyorum.

Tabi ki zaten evrensel-insan ve onun zihniyeti de bu temeldedir. Basta "serbest dusunurluk/devrimci sorgulama/yapilandirmaci epistemoloji" ve tum bunlarin algi ve bilincinin getirdigi yapilandirilmislik bilisselligi ve bunun analitik kritik cozumu amac olarak zihinsel degisimi ve devrimi icerir. Zihin degistiginde de davranis ve her turlu yasam ve iliski ve de her seye bakis acisi da degisir, bu degisime paralel olarak gozlem algi kavram ve bilgi ortayacikar. Iste bu degisimin surekliligi ve devriminin de surekliligi surekli yenilenim demektir.


Ve artik bu dusunce tarzini kullanarak sana anlatmaya calistim bunun yanlis oldugunu. Yani insanin onune degismez denilen kavramlar birakma hastaligi bitirilmeli diyorum.

Iste bu basta bu sorunun senin yaptigin gibi algilanmasi ve farkindaligi, insanoglu varligi algi ve farkinaligi birey bilinci algi ve farkindali getirir. Iste beynin serbest iradesi de bunlari onleyen giydirilmis ego elbisesi ve her turlu alinan duvarlarin kabul/red tartismasi yerine, sorgulanarak ortaya konmasidir.


Mutlak dogru koyulucaksa ben allah'a inanirim, yok evrenin bilgisinin gercek/mutlak olduguna inanirim, samanist olur gordugum ruhlarla muhabbet eder materyalistten daha iyi bir realite modeli birakirim ortaya. Madem mutlak dogru varsayip is yapiyoruz bende yaparim al derim. Ve onume koyulacak her felsefeyi itin g*tune sokarim.

Mutlak ve dogru sadece beyni dogma olarak sabitliyen ve sahiplenilen ideolojik inancsallardir ve bilimsel bilgisel ve bilisselligin getirecegi degisimin onundeki en buyuk engellerdir.

Benim onume bunlar degismez gercekler denilip koyulan her dusunceye cok saldirganim. Cunku bana sen susun diyor! Bak bak bak. Bu adam cozmus insanin ne oldugunu :D. Herkes yaniliyor diyorum ve tam ozgurlugumu ilan ediyorum. Bu metamorfozdur, devrimdir, evrimdir farketmez. Bana kimse benim ne oldugumu soyleyemez. Bunun bilgisi onda yok.

Burada onemli olan bunun bilgisinin baskasinda degil sen de olmasidir. Iste birey bilinci budur. Bu bir yerde, GIYDIRILMIS EGO ELBISESININ BILGISI VE KISININ KENDI KENDINI KENDI BILGISI ILE BULMASIDIR. Yani kendi kendisini kendi olarak tanimasi ve kendi kendini yine kendi istedigi gibi degistirme bilincine erismesi ve kendi kendini tanidiginda giydirilen ego elbisesinin farkina varmasidir.

Ama dedigim gibi bunun bilgisinin olmadigini bilmeme ragmen iletisim/felsefe/matematik/bilim/din icin birlesiveririz birkac varsayimda diyorum biter olay. Insanlarin bizi anlamasi icin ne bekleyecem ya. Banane diyorum hala.

Buradaki tehlike birey bilincinin sosyal ve tursel duzeye cikmasi yerine bireysel temele kalarak bananeci, bencil, egoist, bireyci v.s. sekilde sadece kendini ve kendi cikarini dusunen ve bunun icin her turlu insanlikdisi ve vicdan disi dusunceden ve davranistan kacmadan bunu turune karsi kendi cikari olarak uygulamayi gucu ve otoritesi temelinde mesru ve mubah kilmasktir. Iste nihilizmin aktif tehlikesi budur, bananecilik ise ya da sadece ben ise pasiftir.

Buda benim dusunce ozgurlugum yani. Benim gerceklerim mutlak gercek diyenler kursun realite modelini girsin yasasin yani. Biz insanlarin onune degismez gercekler birakmayalim bari diyorum ve buna gore hareket etmeye calisiyorum sadece bunu belirttim. O yuzden devrim fikrine cok saldirgan yaklastim. Inandiginizi dusundum buna. Neyse.

Degismez gercek yoktur, her gercek tabanina goreir ve degiskendir. Bunu mutlak kilmak ise ideolojik inancsal dogmadir.

Insan, ateist(guya birseylere inanmayan) insanin su an su iki kelimeyi kurabilen insani birazcik anlamasi lazim. Terence konusurken dinleyenlerden biri sunu diyor:
-dinleyici: "Didn't you go too far?"
-terence: "From what?"

Gercekten neyden cok uzaga gittik ya :D? Terence'in dedigi seyler degil dusunce algoritmasi dikkatimi cekiyor yani benim. Ben Terence'in ortaya biraktigi dusunceyi degil Terence'in dusunce tarzini seviyorum. Cocuk gibi tirsa tirsa degil adam gibi dimdik gidiyor yani. Arada korkuyorsun ne diyo bu diye? Iki kelime ediyor. Tamam abi diyorsun. Boyle dusunurler lazim su an. Dindar insanlar degil yani.

Ve dedigim gibi samanik yaklasimlar, uzak dogunun bilginin dogrulugu kabul etmeden gittikleri yolu goruyorum. Adamlar gercekten cok daha iyi bir model cikarmislar ne dondugu hakkinda. Hele samanlar :D.

Insanin dusunce dunyasina cekilen setlerin hepsi insanliga hakarettir. Bu kadar ileri gidiyorum bende. Ve son bir sey diyorum.

Herkes tarafindan goruldugun ruyasini da gorebiliriz. :D
Gitmek lazim bu kadar ileri. Bilinclice sadece. Degismeyen bir bilgi var mi?

Dedigim gibi bilimsel olarak ilk tek mutlask sinir v.s. yoktur. Sadece kavramsal bilgi olarak gelinen sinir anliktir ve yenilenmeye ve degisime aciktir. OLGUSAL GECERLILIK VE GOZLEMSEL YANLISLANABILIRLIK.

Hic bir gozlem algi kav ram ve bilgi sinirli degildir. Ideolojik inancsal ve izmsel konulan her bir sinir, onun dogmalasmasi demektir. Iste bu siniri olanlar yukaridaki soruyu sorar.

evrensel-insan
19-12-2013, 22:26
Zihin, yeteri kadar çalıştığında öznelliğinin tamamen bir hayal-jeneratörü olduğunu farkedecek kadar acaip bir yapı, ki bu doğrultuda bir süreden sonra ne düşünmesi gerektiğini dahi çözemeyecek bir hale gelecek potansiyele sahip. Ayrıca zihni kontrol eden "her ne ise", öznelliğinden ayrı bir kuvvet olarak zihni kavrayabiliyor, fakat yine de zihne mahkum.

"Zihne mahkum" derken neyi kast ettin? Olan zihin nedir ki ona mahkum olunsun. Zihin insanoglu yapilandirilmisligidir ve zihinsel devrim de bu yapilandirilmisligin sorununu algilamak ve zihinsel degisim/devrim yolunda hareket etmektir.

Evrimin böylesine anlaşılmaz bir mekanizma yaratmasını insanlar ne şekilde açıklıyor bilemiyorum fakat, bence bu mekanizmanın ortaya çıkması için baya bir uğraşılmış - her kim uğraştı ise. Bilinç ile kendini farkında olmak arasında da dağlar kadar fark var bana soracak olursanız. Hiç aynaya uzun süre bakıp kendiniz olmadığınızı farkettiniz mi? Fazla zorlarsanız aklınızı dahi kaçırabilirsiniz, ki gerçekten benliğin kendine bunu yapabilecek bir kabiliyeti olması ürkünç bir durum.

Iste burada nihilizmin bosluguna dusmemek ve "aklini kacirmamak" icin kisinin algi temeline farkinda ve bilincine hareket etmesi ve neden nasil ve niye oyle hareket ettigini kendi kendine aciklayabilecek bilgi ve dusunceye muktedir olmasi gerekir. Aksi zaten bilincalti olarak kendinden isteneni yapiyor ve kendi adina degil; baskasi adina yasatiliyor demektir. Bunun en buyuk gozlemi biat edilen ve teslim olunan aklin yarattigi etik ideolojik ve inasncsal deger veri ve tabulardir.

İnsanların düşünsel kabiliyetlerindeki farklılıklarının sebebi ise tamamen kendine ait fiziksel, ve geriye kalan çevresel - etmenler gibi görünüyor.

Iste "kenine ait" oldugunun farkindaligi ve bilinci kisi de mevcut ise, dusunsel her turlu degerini de degistirebilir.

ereninthenature
20-12-2013, 07:49
Buradaki tehlike birey bilincinin sosyal ve tursel duzeye cikmasi yerine bireysel temele kalarak bananeci, bencil, egoist, bireyci v.s. sekilde sadece kendini ve kendi cikarini dusunen ve bunun icin her turlu insanlikdisi ve vicdan disi dusunceden ve davranistan kacmadan bunu turune karsi kendi cikari olarak uygulamayi gucu ve otoritesi temelinde mesru ve mubah kilmasktir. Iste nihilizmin aktif tehlikesi budur, bananecilik ise ya da sadece ben ise pasiftir. Ya evrensel-insan bizim ne dedigimizin ne kadar yanlis anlasildigi uzerine dusunerek geldim ben buraya. Ne dedigimizin oneminin olmadigini farketmedigim icin geldim. Insanlar ortaya ego'dan, bencil bir ben tanimindan yola cikilarak ancak insanlarin onune anlayacaklari dusunceler birakabiliriz. Burda iletisimi kiminle yapiyorsan onun anlamasi degil midir olay? Onun anlayacagi sekilde anlatmak gerekmiyor mu? Ben bunu dedim. Benim ben tanimim bu sekilde. Bencilim yani. O yuzden beni senden daha cok anlayacak cogu insan. Kendine yakin gorucek. Yaklasimimiz yapici olsun istiyorsak hemen anlasilmamiz daha onemli degil mi?

Artik kafamizdaki duvarlari yikip ozgur dusuneceksek, dusunce dunyamizda dunyamizda ve baskalarinin dusunce dunyalarinda saldirilmasi gereken ilk yer korku bence. Korkmayinca bir insan bu sekilde dusunebilir ve korku insanlari bir sekilde davranmaya/dusunmeye itiyor. En guclu durtu yani korku. Bunu bitirip insanlara gayet bencil bir yolla gosterdiginde insanlarin dusunce dunyasina daha once hic gormedigi turden tecrubeler/hisler/dusunceler birakilabiliyor. Mesela cingenelerle bir sure takildigimi belirttim ve beni cok etkilediklerini soyledim. Cogu cingene bu sekilde dusunuyor o yuzden sisteme entegre olamayan bir kulturleri var. Burda korkmayan insan olmak bu insanlarla iletisim icin ilk gerekli ozellik. Cunku cingeneler kendilerinden korktugunu anladiklari an senden nefret ediyorlar. Bende korku denen seyin nerdeyse hic olmasi cok etkiledi cogu cingeneyi. Oturup neden adam bicakladigini, hirsizlik yaptigini, uyusturucu ticareti yaptigini anlatti hepsi ve hepsinin de ortak ozelligi cocuklugunda yasadigi travmalar. Yani bu insanlar kesinlikle cok baska biri olduklarinin bilincinde olmalarina ragmen bir sekilde davranmaya programlilar da. Beni kendine cekti hep garip tecrubeler, hisler. Bu insanlara da kimsenin bakmadigi gibi bakiyordum. Bakisim hep bir gozlem cikarma, bir deney yapma amaciydi. Anlamaya calistim hep neden bu adam neden boyle davraniyor diye. Hah simdi burda yaptiklarim gercekten normal insanlarin yapacaklari isler degildi. O yuzden yanlis mi yaptim dogru mu bilmiyorum. Cogu zaman insanlara daha once hic duymadiklari seyleri soyleyip verecekleri tepkileri inceledim ve genelde insanlarin dusunce dunyalarina cok cok cok orjinal ve dikkat cekici bir varlik biraktim. Bunu yapmamali miyim bilmiyorum. Yani insanlarla nasil iletisime gecicez. Ben birsey diyorum onlar baska sey anliyor. O yuzden cok buyuk etki birakma yolunu sectim hep ve delilikle suclandim. Ama ben tabi buyuk hazlar aldi :D.

Bir ornek vereyim. Bu yaz babamin 60 bin liralik arabasini cingenenin birine verdim, tanidigim kendisi. Ama son gaz gitmezsen iner doverim dedim. Tamam dedi. Muzigi son ses actim, emniyet kemerini bagladim. "Bas bas bas ak sopari" diye bagirdim. Adamin akli cikti ama erkekligi b*ka surmemek icin basti. Sonra daha gitmiyo bu deyince 5 degil 6 vites araba dedim. Okkali bir kufurden sonra 6'ya atti 240 ile gitmeye basladik. Ben inanamadim etrafimda olan olaya. Hem kendimi hem karsimdakini korkutmak icin yaptim bunu. Arkada oturanlar zaten altina kacirdi, arabayi suren ise cok buyuk ihtimal buyuk zevkler aldi. Burda herkesin kafasinda bir duvar yiktim. Buyuk hazlar aldim. Hem kendi korkum hem onlarin korkusunu aldim biraz yani. Su vakitten sonra duz yolda, bos kafayla giderken korkmazlar artik. Bunu yapmamali miyim? Ben etraftaki olaylarin sacmaligini da gordugum icin hep dalga gectim ve insanlara da oyle oldugunu gosterme cabasi icine girdim ve genelde akillarini aldim:D.

Bunlari yapmamali miyim? Nasil bilicem neyin yapilip neyin yapilmamasi gerektigini? Bir kural lazim bize yani yoksa daha cok anlatmadim yaptigim seyleri. Ve birazcik konusup, ozellikle bu konularda korkutmadigim kiz olmadi. Iletisim bir sure sonra korku olusturuyor karsi tarafta ve beni ustun hale getiriyor bu. Elime dusuyo karsimdaki ve korkutmadan duramiyorum. Ama korkular insanlarin hayatlarini mahvettigi icin iyilik yaptigimi dusunuyorum. Yanlis mi yapiyorum?

Gene kendi bilincimi istedigim gibi kullanma ozgurlugumu savundugum ortamlarda insanlar ya ben olmak istiyor yada benden nefret ediyor. Ortada herkesin benliginden baska bir olay donmuyor yani. Severse laflarimi bir erkek "Ne ictiysen ben de istiyorum birader" diyo sevmezse "Bence sizofrensin" diyor. Gecen gene insanlarin herkesin kendi dusunce dunyasi oldugunu ve asil olayin bu dunyada dondugunden bahsettim. Yeni ben tanimini yapmasi lazim insanlarin dedim. Muhabbet sardi en son "Su anin ne kadar imkansiz ve fantastik oldugunun farkinda degil misin" dedim bir saniye sasirdi ne diyecegini bilemedi. Yani insanlara su anin ne kadar fantastik oldugu gercegini 1 sn yasatmak bomba gibi dusuyor dusunce dunyalarina. Bunu yaptigimda ya sarktigim dusunuluyor yada hoslaniliyorum. Burda kur yok ki be kizim. Konusuyoruz. Ama kadin olayin hep kendisiyle alakali olduguna inandiriyo kendini bir sekilde. Ustune birde 18 yasinda cocuklar benle takilmak, sigara icmek, sevismek istiyorlar. Bunlar bunu niye yapiyo hic bir fikrim yok. Ortada manyak bir tip var deyip ya seviyorlar ya nefret ediyorlar. Butun argumanlarimi yanlis anlayip bana ozgurlugumu vermekle ben olmak arasindaki farki anlamiyorlar. Ben ozgurlugumu istiyorum ben olmani degil ki. Benim gibi dusunmeni degil bana dusunme ozgurlugumu vermeni istiyorum diyorum ben olmaya calisiyorlar. Burdan dogan iliskilere nasil yaklassam bilemiyorum yani. Sevdikleri kisim benim ben tanimim icinde degil. O yuzden ben seviliyormusum gibi gelmiyor ve butun iliskiyi bozuyor.

Gecen gene bir profesor doktorun evinde sigara iciyoruz adami adiyla cagiriyoruz hep 50 yasinda. Hatta cay koy fln diye bagiristigimizda olur. Kafasinda duvar yok, millete rol yapiyo okulda evde baska. Kendisi gay ve biraz sarkiyo hepimize. Bu adam neyi neden istiyo ne yapiyo benim hic bir fikrim yok. Isin icine cinsel istekte karistimi kim ne istiyo belli olmuyo. Her konusmanin arkasinda baska anlam varmis gibi geliyor.

Butun bilinc duvarlarinin yikildigi partiler oluyo. Baya hersey serbest fln. Beni cok seviyo bu zengin tiki tipler. Yanlarinda gezdirip konusturtuyorlar bende hippi karakteri cizip anlatiyorum, bilgilerimi paylasiyorum. Ama kendime gelip gelip cok manyak bir manzaraya bakarken buluyorum kendimi. Ruya filan saniyorsun etrafta donen olayi gordugunde.

Iste burdaki insanlarin hepsi garip ve kabul ediliyorsun. Hic umrunda degil kimsenin ne kadar garip oldugun. Kucukken tacize ugramayan yok nerdeyse. Terence'da diyo "Hangimiz amcamiz tarafindan tacize ugramadik ki" diye guluyo ama atlatmasi zor cogu genc icin. Tecavuze ugramayan kiz yok piyasada zaten. Paranoyasi olmayan yok. Herkes deli bildigin. 8 kere timaraneye yatmis 4 kez elektrosok yemis kizlara asik oluyorum fln. Cunku dedigim gibi normal kizlarla iletisim sifir. Bu kizla gayet iyi anlasiyoruz.

Bir kural lazim yani bana cidden ve kimse koyamadi, kimse durduramadi beni ya. Ne aile ne devlet ne din ne felsefe. Koptu gitti valla ayak yere basmiyor. Bu hayat cok sey ogretti biraksam mi bilmiyorum. Cok eglenceli ama ona suphe yok.

O yuzden sorular sorucam.

1) Insan nedir?
2) Insan nasil yasamali?

Terence'a sorsak takilin diyo yani. Canin ne istiyosa onu yap diyo adam. En mantikli bu adam gozukuyor bana yani. Bende bilmiyorum ne yapilsin? Insan bir sekilde davranmali mi?

evrensel-insan
21-12-2013, 21:09
Ya evrensel-insan bizim ne dedigimizin ne kadar yanlis anlasildigi uzerine dusunerek geldim ben buraya. Ne dedigimizin oneminin olmadigini farketmedigim icin geldim. Insanlar ortaya ego'dan, bencil bir ben tanimindan yola cikilarak ancak insanlarin onune anlayacaklari dusunceler birakabiliriz. Burda iletisimi kiminle yapiyorsan onun anlamasi degil midir olay? Onun anlayacagi sekilde anlatmak gerekmiyor mu? Ben bunu dedim. Benim ben tanimim bu sekilde. Bencilim yani. O yuzden beni senden daha cok anlayacak cogu insan. Kendine yakin gorucek. Yaklasimimiz yapici olsun istiyorsak hemen anlasilmamiz daha onemli degil mi?

Artik kafamizdaki duvarlari yikip ozgur dusuneceksek, dusunce dunyamizda dunyamizda ve baskalarinin dusunce dunyalarinda saldirilmasi gereken ilk yer korku bence. Korkmayinca bir insan bu sekilde dusunebilir ve korku insanlari bir sekilde davranmaya/dusunmeye itiyor. En guclu durtu yani korku. Bunu bitirip insanlara gayet bencil bir yolla gosterdiginde insanlarin dusunce dunyasina daha once hic gormedigi turden tecrubeler/hisler/dusunceler birakilabiliyor. Mesela cingenelerle bir sure takildigimi belirttim ve beni cok etkilediklerini soyledim. Cogu cingene bu sekilde dusunuyor o yuzden sisteme entegre olamayan bir kulturleri var. Burda korkmayan insan olmak bu insanlarla iletisim icin ilk gerekli ozellik. Cunku cingeneler kendilerinden korktugunu anladiklari an senden nefret ediyorlar. Bende korku denen seyin nerdeyse hic olmasi cok etkiledi cogu cingeneyi. Oturup neden adam bicakladigini, hirsizlik yaptigini, uyusturucu ticareti yaptigini anlatti hepsi ve hepsinin de ortak ozelligi cocuklugunda yasadigi travmalar. Yani bu insanlar kesinlikle cok baska biri olduklarinin bilincinde olmalarina ragmen bir sekilde davranmaya programlilar da. Beni kendine cekti hep garip tecrubeler, hisler. Bu insanlara da kimsenin bakmadigi gibi bakiyordum. Bakisim hep bir gozlem cikarma, bir deney yapma amaciydi. Anlamaya calistim hep neden bu adam neden boyle davraniyor diye. Hah simdi burda yaptiklarim gercekten normal insanlarin yapacaklari isler degildi. O yuzden yanlis mi yaptim dogru mu bilmiyorum. Cogu zaman insanlara daha once hic duymadiklari seyleri soyleyip verecekleri tepkileri inceledim ve genelde insanlarin dusunce dunyalarina cok cok cok orjinal ve dikkat cekici bir varlik biraktim. Bunu yapmamali miyim bilmiyorum. Yani insanlarla nasil iletisime gecicez. Ben birsey diyorum onlar baska sey anliyor. O yuzden cok buyuk etki birakma yolunu sectim hep ve delilikle suclandim. Ama ben tabi buyuk hazlar aldi :D.

Bir ornek vereyim. Bu yaz babamin 60 bin liralik arabasini cingenenin birine verdim, tanidigim kendisi. Ama son gaz gitmezsen iner doverim dedim. Tamam dedi. Muzigi son ses actim, emniyet kemerini bagladim. "Bas bas bas ak sopari" diye bagirdim. Adamin akli cikti ama erkekligi b*ka surmemek icin basti. Sonra daha gitmiyo bu deyince 5 degil 6 vites araba dedim. Okkali bir kufurden sonra 6'ya atti 240 ile gitmeye basladik. Ben inanamadim etrafimda olan olaya. Hem kendimi hem karsimdakini korkutmak icin yaptim bunu. Arkada oturanlar zaten altina kacirdi, arabayi suren ise cok buyuk ihtimal buyuk zevkler aldi. Burda herkesin kafasinda bir duvar yiktim. Buyuk hazlar aldim. Hem kendi korkum hem onlarin korkusunu aldim biraz yani. Su vakitten sonra duz yolda, bos kafayla giderken korkmazlar artik. Bunu yapmamali miyim? Ben etraftaki olaylarin sacmaligini da gordugum icin hep dalga gectim ve insanlara da oyle oldugunu gosterme cabasi icine girdim ve genelde akillarini aldim:D.

Bunlari yapmamali miyim? Nasil bilicem neyin yapilip neyin yapilmamasi gerektigini? Bir kural lazim bize yani yoksa daha cok anlatmadim yaptigim seyleri. Ve birazcik konusup, ozellikle bu konularda korkutmadigim kiz olmadi. Iletisim bir sure sonra korku olusturuyor karsi tarafta ve beni ustun hale getiriyor bu. Elime dusuyo karsimdaki ve korkutmadan duramiyorum. Ama korkular insanlarin hayatlarini mahvettigi icin iyilik yaptigimi dusunuyorum. Yanlis mi yapiyorum?

Sen yaptigin seyi kendince neye gore degerlendiriyorsun? Yani neyi ve neden onu temel aliyorsun?

Gene kendi bilincimi istedigim gibi kullanma ozgurlugumu savundugum ortamlarda insanlar ya ben olmak istiyor yada benden nefret ediyor. Ortada herkesin benliginden baska bir olay donmuyor yani. Severse laflarimi bir erkek "Ne ictiysen ben de istiyorum birader" diyo sevmezse "Bence sizofrensin" diyor. Gecen gene insanlarin herkesin kendi dusunce dunyasi oldugunu ve asil olayin bu dunyada dondugunden bahsettim. Yeni ben tanimini yapmasi lazim insanlarin dedim. Muhabbet sardi en son "Su anin ne kadar imkansiz ve fantastik oldugunun farkinda degil misin" dedim bir saniye sasirdi ne diyecegini bilemedi. Yani insanlara su anin ne kadar fantastik oldugu gercegini 1 sn yasatmak bomba gibi dusuyor dusunce dunyalarina. Bunu yaptigimda ya sarktigim dusunuluyor yada hoslaniliyorum. Burda kur yok ki be kizim. Konusuyoruz. Ama kadin olayin hep kendisiyle alakali olduguna inandiriyo kendini bir sekilde. Ustune birde 18 yasinda cocuklar benle takilmak, sigara icmek, sevismek istiyorlar. Bunlar bunu niye yapiyo hic bir fikrim yok. Ortada manyak bir tip var deyip ya seviyorlar ya nefret ediyorlar. Butun argumanlarimi yanlis anlayip bana ozgurlugumu vermekle ben olmak arasindaki farki anlamiyorlar. Ben ozgurlugumu istiyorum ben olmani degil ki. Benim gibi dusunmeni degil bana dusunme ozgurlugumu vermeni istiyorum diyorum ben olmaya calisiyorlar. Burdan dogan iliskilere nasil yaklassam bilemiyorum yani. Sevdikleri kisim benim ben tanimim icinde degil. O yuzden ben seviliyormusum gibi gelmiyor ve butun iliskiyi bozuyor.

Gecen gene bir profesor doktorun evinde sigara iciyoruz adami adiyla cagiriyoruz hep 50 yasinda. Hatta cay koy fln diye bagiristigimizda olur. Kafasinda duvar yok, millete rol yapiyo okulda evde baska. Kendisi gay ve biraz sarkiyo hepimize. Bu adam neyi neden istiyo ne yapiyo benim hic bir fikrim yok. Isin icine cinsel istekte karistimi kim ne istiyo belli olmuyo. Her konusmanin arkasinda baska anlam varmis gibi geliyor.

Butun bilinc duvarlarinin yikildigi partiler oluyo. Baya hersey serbest fln. Beni cok seviyo bu zengin tiki tipler. Yanlarinda gezdirip konusturtuyorlar bende hippi karakteri cizip anlatiyorum, bilgilerimi paylasiyorum. Ama kendime gelip gelip cok manyak bir manzaraya bakarken buluyorum kendimi. Ruya filan saniyorsun etrafta donen olayi gordugunde.

Iste burdaki insanlarin hepsi garip ve kabul ediliyorsun. Hic umrunda degil kimsenin ne kadar garip oldugun. Kucukken tacize ugramayan yok nerdeyse. Terence'da diyo "Hangimiz amcamiz tarafindan tacize ugramadik ki" diye guluyo ama atlatmasi zor cogu genc icin. Tecavuze ugramayan kiz yok piyasada zaten. Paranoyasi olmayan yok. Herkes deli bildigin. 8 kere timaraneye yatmis 4 kez elektrosok yemis kizlara asik oluyorum fln. Cunku dedigim gibi normal kizlarla iletisim sifir. Bu kizla gayet iyi anlasiyoruz.

Bir kural lazim yani bana cidden ve kimse koyamadi, kimse durduramadi beni ya. Ne aile ne devlet ne din ne felsefe. Koptu gitti valla ayak yere basmiyor. Bu hayat cok sey ogretti biraksam mi bilmiyorum. Cok eglenceli ama ona suphe yok.

O yuzden sorular sorucam.

1) Insan nedir?
2) Insan nasil yasamali?

Benim dusuncem bilgim ve yazilarim insanin ne oldugu uzerine degil, neden insanoglunun zininin davranisinin duzen ve sisteminin v.s. insanliga yakisir olmadigi uzerine.

Buradaki soru "insanlik ne degildir?"

Kisi once turunun varliginin farkina varmali sonra bu turun bunyesinde kendinin farkina varmali kendinin farkina varisi birey bilincine cikarmali ve b u bilinci turu ile birlestirerek halk dili soylem ile "kendine yapilmamasini istedigini o a baskasina yapmamali" kendi icin neyin mucadelesini veriyorsa, bunu tum insanoglu adina vermeli. Bilimsel bilissel olmali her zaman caga ve yenilenime gore bilgisini yenilemeli Kendi her turlu farkini nasil talep ediyorsa, baskalarinin da farkini desteklemeli ve kendi farki ve baskalarinin farkini savunmali. Insanoglu turunun biri oilan kisi sadece yasamaz, ayni zamanda da sosyal iliski kurar.

Terence'a sorsak takilin diyo yani. Canin ne istiyosa onu yap diyo adam. En mantikli bu adam gozukuyor bana yani. Bende bilmiyorum ne yapilsin? Insan bir sekilde davranmali mi?

Evet birey bilincinin, beni ve bireysel olani "sadece takilir." Burada sorun "bencilik ve bencillik" ya da bananecilik/bireyci akilcilik" tir.

Yani kendi benini insanoglu turunun diger benleri uzerine kendi cikari olarak koymaktir.

ereninthenature
22-12-2013, 01:31
Sen yaptigin seyi kendince neye gore degerlendiriyorsun? Yani neyi ve neden onu temel aliyorsun?
Yaptigim sey surekli gerceklik uzerine yeni bakis acilari kazanmaya calismak. Bir sure sonra insanlarin gerceklikten ne anladigini anlamaya calismak. Insanin yaptigi isi sorgulamadigini bu sekilde farkettim. Kisinin kendisine ait bir benlik tanimi yoksa ailesinin/toplumun programladigi bir robot bir gibi hareket ettigini gozlemledim. Yani cocukluk travmalari vs. direk yon veriyor insanin davranislarina, varsayimlarina. Kisi gerceklik uzerine olan modelini sorgulamadiysa hic direk gercek kabul ediyor. Musluman kendini ruh olarak gorup ona gore varsayimlar yapip bu varsayimlarini dusunce dunyasinda kullanip bir realite olusturuyor kendine. Herseyi bu dusunce dunyasindan goruyor. Ayni seyi herkes yapiyor. Bende eskiden sorgulamadan bir sure musluman olarak yasadigim icin gercek kabul ettigini biliyorum. Kisinin kendini inandirmasi kendi tecrubelerine cok kolay ve herkes yapiyor. Kisi hic sorgulamazsa bilincsiz sayilabilecek kadar programlanmis hareket ediyor. Bu dusunce tarzindan kurtulunca, iyinin kotunun algisal oldugunun farkina varinca hatta mutlak dogrulunun yoklugunu anlayinca nasil durdurulur diyorum. Cunku cabuk olmasi onemli. Toplumun bilincalti azicik aralandiginda cok pislik cikiyor. Acil bir davranis bastirma mekanizmasinin yeni bir insan tanimina gore kullanilmasi gerekliligini goruyorum. Cok fazla aci var varsayimlarin dogruluguna asiri inanilmasi yuzunden, hatta direk inanc yuzunden.

Nasil bir felsefe insanlari kendi varsayimlarini, dusunce patternlerini sorgulamaya goturur? Sizin yazdiklariniz insanlarin egosunu asip bilinclerine girmiyor. Bence anlasilmaniz ne dediginizden daha onemli. Ve burda insanin eksik oldugu uzerine fikirlerle gelseniz insanin bunu kabul etmesi daha az korkunc olucaktir. Kisinin ben tanimini sorgulamasi olum gibi algilaniyor kisi tarafindan. Burda insanin bilincini ilkel bilinc ve insan bilinci diye ayirip, durtulerin bastirilmaya calisilmasi gibi bir fikir atilabilir ortaya. Yani kisinin herseyi anlamadan, sorgulamadan biraz daha sakin davranmasi ortaya fikirler atilmali. Toptan gerceklik ve benlik sorgusundan once kisinin algisinin tum dusuncelerini sekillendirdiginin bilincine varilmali. Nasil bir yaklasim icindesiniz hic sorgulamayan insanlara karsi?

Benim dusuncem bilgim ve yazilarim insanin ne oldugu uzerine degil, neden insanoglunun zininin davranisinin duzen ve sisteminin v.s. insanliga yakisir olmadigi uzerine.

Insani bulmadigin davranislari engellemek icin bir dusuncen yok yani? Bunu sordum ben size. Neresinden bakarsam bakayim cok hizli bir degisim gerekliligi goruyorum. Simdi insandan cok doganin dengesinin bozulmasi hizli bir toplumsal degisim olmazsa buyuk problemler getiricek. Bu probleme cozum icin mesela kendi felsefenizle ne yapilmasini soylersiniz tek tek insanlara? Ben gene insanin kendine ait olmayan durtulerini bastirmasi icin samanist yaklasimi savunurum. Insanlar sorgulamasa bile bazi durtulerinin bastirilmasi lazim tabiki kisi istedikten sonra ama cok sorgulamadan da olabilir bu. Toplumsal degisimin hizli olmasi icin bu yaklasim sizce yanlis mi? Cunku gayet hizli calistigini gorduk Amerika'da. Insanlar yeni bir insan tanimi yapip yeni bir kultur olusturdular.

Evet birey bilincinin, beni ve bireysel olani "sadece takilir." Burada sorun "bencilik ve bencillik" ya da bananecilik/bireyci akilcilik" tir.

Sordugum soruda ortaya aslinda dedigim gibi ahlak kurali atamamak ve Terence'in dedigi herseyi yapabilecek olmamiz. Yani kisi tam ozgurlugunu kazanirsa gercekten onu durduracak hic bir kural olmayak. Kisinin kendi ahlak taniminida yapmasi cok tehlikeli. Insanligin bilincalti su an sadece kin, nefret, stress, siddet dolu. Bir sekilde bastirilmasi gerekiyor gibi duruyor. Kisi kendi istegiyle esrar icebilmeli bence eger sakinlesiyorsa ve icmezse baskalarina zarar vericekse. Bu bir durtu durdurma metodu olarak kullanilabilir mi yani? Bilinclilik bunuda kapsiyo yani. Durtusunu nasil durdudurgu fark yaratir mi? Terence cok mantikli gozukuyor yani. Siz 50 yil icinde insanligin 50.000 yildir dusunmedigi gibi dusunmelerini istiyorsunuz biliyosunuz dimi :D. Yoksa kuresel isinma gayet gercek bir tehlike. Insanin bilincli olma macerasini gezegenin biyosferine degisicez mi?

spartacus
22-12-2013, 02:21
Ben birbirimizi anladigimizi dusunuyorum. Ben kafamdaki duvarlarin disardaki fenomeni sekillendirip, kafamdaki bu duvarlara gore bende bir etki/anlam biraktiginin farkindayim. Bu duvarlari ben sekillendirdikce dis dunyayi algilayis tarzim degisiyor. Seni yanlis oldugumu farkettim cunku seninde kafama bir duvar koyma, bir set cekme ihtiyaci icinde oldugunu zannettim. Ama sen bu duvarlar kalkinca ozgur olabilirsin ancak diyormussun. Ben de ayni seyi soyluyorum.

Dışarıdaki fenomen ile kastın ne? Yani sen şekillendirmeden önce dışarıda fenomen mevcut mu? Aksine bu fenomen, gayet nesnel bir sürecin parçası olarak, etki-tepki-algı çerçevesinde kafandaki imajları şekillendiriyor olmasın?

Örneğin Afrika çöllerinde açlıktan kıvranan bir insan olsaydın, duvarları nasıl şekillendirirdin? Özgürlük bu denli soyut bir süreç ve bu denli nesnelden ayrımıdır? bakınız evrensel-insan'ın bir iki başlığı forum kirlerine kaldırıldığında veryansın ediyor, halbuki o fenomeni kafasında öyle şekillendirmesin, işte özgürlük! yazılarının forum kirine değilde, kral tahtına taşındığını düşünsün, fenomene şekil versin, biçimlesin, yeni bir kavram(forum alanı) üretsin, kral tahtı bölümü diye ...


Örneğin şahsen Polyanna'ya hiç bir zaman katılmamışımdır. O Polyanna'yı o masal dünyasından alıp, gerçek dünyaya taşımak lazım diye düşünüyorum.

gerçeklikten bahsetmilşken kavramak gerekir, 1. Öznel gerçek, 2 Nesnel gerçek. öznelden yola çıkarak genellemeye varmak idealizmdir(salt düşünce, fikir, yani insanın zihin alanı çerçevesi) diye düşünüyorum.

spartacus
22-12-2013, 02:34
Bir yeri atlamışım, internetim gidip geliyor, 2 paragraf yazana kadar realitem çığrından çıktı, bir şeyler bana mani oldu sanki :)

Özgürlük bu denli soyut bir süreç ve bu denli nesnelden ayrımıdır? bakınız evrensel-insan'ın bir iki başlığı forum kirlerine kaldırıldığında veryansın ediyor, halbuki o fenomeni kafasında öyle şekillendirmesin, işte özgürlük!

demiştim.

halbuki o fenomeni kafasında öyle şekillendirmesin [İşte gerçeklik!(evrensel-insan gerçekliği!, bilimsel, bilişssel üstelik?!)], işte özgürlük!
kısımı eksik kalmış, işte gerçeklik! de eklenmeliydi, olması gereken yere köşeli parantezlerle ekledim.

evrensel-insan
22-12-2013, 04:18
Bir yeri atlamışım, internetim gidip geliyor, 2 paragraf yazana kadar realitem çığrından çıktı, bir şeyler bana mani oldu sanki :)

Özgürlük bu denli soyut bir süreç ve bu denli nesnelden ayrımıdır? bakınız evrensel-insan'ın bir iki başlığı forum kirlerine kaldırıldığında veryansın ediyor, halbuki o fenomeni kafasında öyle şekillendirmesin, işte özgürlük!

demiştim.

halbuki o fenomeni kafasında öyle şekillendirmesin [İşte gerçeklik!(evrensel-insan gerçekliği!, bilimsel, bilişssel üstelik?!)], işte özgürlük!
kısımı eksik kalmış, işte gerçeklik! de eklenmeliydi, olması gereken yere köşeli parantezlerle ekledim.

Sen cok gerilerde kalmissin. Yonetimin zihniyetini algiladiktan sonra hic de umuruma olmuyor. Hele yasaklama sona erdikten sonra yaptiginiz her turlu mudaheleye sesimi bile cikarmadim.

O yuzden ekrana oynamayi bira ta, olup biteni takip edip algiladiktan sonra yaz.

Benim adima da kmonusmayi birak. Cunku ben senin baktigin gibi bakmadigimdan ya benim ne dedigimi verildigi gibi algilarsin, ya da benim yazdiklarimi kendi duzeyince yanlis yorumlarsin.

evrensel-insan
22-12-2013, 04:23
Dışarıdaki fenomen ile kastın ne? Yani sen şekillendirmeden önce dışarıda fenomen mevcut mu? Aksine bu fenomen, gayet nesnel bir sürecin parçası olarak, etki-tepki-algı çerçevesinde kafandaki imajları şekillendiriyor olmasın?

Örneğin Afrika çöllerinde açlıktan kıvranan bir insan olsaydın, duvarları nasıl şekillendirirdin? Özgürlük bu denli soyut bir süreç ve bu denli nesnelden ayrımıdır? bakınız evrensel-insan'ın bir iki başlığı forum kirlerine kaldırıldığında veryansın ediyor, halbuki o fenomeni kafasında öyle şekillendirmesin, işte özgürlük! yazılarının forum kirine değilde, kral tahtına taşındığını düşünsün, fenomene şekil versin, biçimlesin, yeni bir kavram(forum alanı) üretsin, kral tahtı bölümü diye ...


Örneğin şahsen Polyanna'ya hiç bir zaman katılmamışımdır. O Polyanna'yı o masal dünyasından alıp, gerçek dünyaya taşımak lazım diye düşünüyorum.

gerçeklikten bahsetmilşken kavramak gerekir, 1. Öznel gerçek, 2 Nesnel gerçek. öznelden yola çıkarak genellemeye varmak idealizmdir(salt düşünce, fikir, yani insanın zihin alanı çerçevesi) diye düşünüyorum.

Belli ki hizini alamadigindan ayni seyleri iki kere yazmissin. Kimse fenomeni kafasinda oyle sekillendirmiyor. Bunu ancak senin gibi her seye varliksal bakan beyinler yapar. Ben fenomenden gelen gozlem uzerine hareket eiyorum.

Evet insanolglu ayrica fenomene sekil de veriyor, sen masanin dogada var oldugunu mu saniyorsun, ya da camninin, ya da binalarin?

Gercek insanoglu yapkilandirilmisligidir. Bilgin ve dusuncen varsa aksini ispat et.

Ama gordugum kadariyla sen iki sene once oldugun yerde duruyorsuin, pek bir ilerleme olmamis. Zaten metafizik varliksal bakis acisinda ilerleme de olmaz. Cunku mutlaklik soz konusudur.

evrensel-insan
22-12-2013, 04:47
Yaptigim sey surekli gerceklik uzerine yeni bakis acilari kazanmaya calismak. Bir sure sonra insanlarin gerceklikten ne anladigini anlamaya calismak.

Aferin, boylece gercekligin insanoglu yapilandirilmisligi oldugunu ve her bir gercegin ne oldugunu kendi inancina gore dogrulayanin gerceginin farkli oldugunu algilamissin.

Insanin yaptigi isi sorgulamadigini bu sekilde farkettim. Kisinin kendisine ait bir benlik tanimi yoksa ailesinin/toplumun programladigi bir robot bir gibi hareket ettigini gozlemledim. Yani cocukluk travmalari vs. direk yon veriyor insanin davranislarina, varsayimlarina. Kisi gerceklik uzerine olan modelini sorgulamadiysa hic direk gercek kabul ediyor. Musluman kendini ruh olarak gorup ona gore varsayimlar yapip bu varsayimlarini dusunce dunyasinda kullanip bir realite olusturuyor kendine. Herseyi bu dusunce dunyasindan goruyor. Ayni seyi herkes yapiyor. Bende eskiden sorgulamadan bir sure musluman olarak yasadigim icin gercek kabul ettigini biliyorum. Kisinin kendini inandirmasi kendi tecrubelerine cok kolay ve herkes yapiyor. Kisi hic sorgulamazsa bilincsiz sayilabilecek kadar programlanmis hareket ediyor. Bu dusunce tarzindan kurtulunca, iyinin kotunun algisal oldugunun farkina varinca hatta mutlak dogrulunun yoklugunu anlayinca nasil durdurulur diyorum. Cunku cabuk olmasi onemli. Toplumun bilincalti azicik aralandiginda cok pislik cikiyor. Acil bir davranis bastirma mekanizmasinin yeni bir insan tanimina gore kullanilmasi gerekliligini goruyorum. Cok fazla aci var varsayimlarin dogruluguna asiri inanilmasi yuzunden, hatta direk inanc yuzunden.

Cok guzel, iste dogumdan itibaren verilenleri uygulama ya da karsi cikma yerine onlari sorgulama seni farkli yerlewre goturur. Yalniz sorgularken kendine bir temel ve de hedef secmen gerekir. Yani neye gore sorguluyorsun, sorgulamadaki amacin ne?

Nasil bir felsefe insanlari kendi varsayimlarini, dusunce patternlerini sorgulamaya goturur? Sizin yazdiklariniz insanlarin egosunu asip bilinclerine girmiyor. Bence anlasilmaniz ne dediginizden daha onemli. Ve burda insanin eksik oldugu uzerine fikirlerle gelseniz insanin bunu kabul etmesi daha az korkunc olucaktir. Kisinin ben tanimini sorgulamasi olum gibi algilaniyor kisi tarafindan. Burda insanin bilincini ilkel bilinc ve insan bilinci diye ayirip, durtulerin bastirilmaya calisilmasi gibi bir fikir atilabilir ortaya. Yani kisinin herseyi anlamadan, sorgulamadan biraz daha sakin davranmasi ortaya fikirler atilmali. Toptan gerceklik ve benlik sorgusundan once kisinin algisinin tum dusuncelerini sekillendirdiginin bilincine varilmali. Nasil bir yaklasim icindesiniz hic sorgulamayan insanlara karsi?

Sadece onlari dusunce ve davranislarindan gozlemliyor, neden oyle dusunup davrandiklasrini algilamaya calisiyorum. Herseyden once onlari kendilerini dile getirdikleri gibi algiliyorum. Gerektiginde bu konu ve kavramdaki sorunlari kisinin kisiselligine ve kimlik degerlerine deginmeden, dusunce ve bilgi temelinde ortaya koyuyorum.

Ilk basta kendi varliginin farkina ve bilincine varmasi. Yani kendisini bir baska fenomen ile ozdeslestirmemesi. Bilinenler madde meta mal kul ve kole. Bir seyin bilince girmesi icin;

Bilincacikligi ve de dile geren sorunun kisice dogmalasmamis bir kabul olmamasi ve de onun ilgi etki onem alanlarindan birine girmesi gerekir.

Burada gozlemdeki en kolay algi. Kisinin sorun olarak ortaya koyulan degeri sahiplenmesi ve sabitlemesidir. Onu kaybetmek istemediginden karsi cikar ve savunur. Eger bu durum beyin duzeyi olarak dusunce ve bilgi icermezse, yapilacak olan egosal satasma atisma, niyet okuma kendi fikrini karsiya yamama ve polemik davetidir. Sirf karsi cikmak icin karsi cikmaktir.



Insani bulmadigin davranislari engellemek icin bir dusuncen yok yani?

Insani bulmak, algi bilgi bilinc ve farkindalikta zihinsel ve davranissal yasam ve iliskisel insan olmayani bulmak ile paraleldir.

Bunu sordum ben size. Neresinden bakarsam bakayim cok hizli bir degisim gerekliligi goruyorum. Simdi insandan cok doganin dengesinin bozulmasi hizli bir toplumsal degisim olmazsa buyuk problemler getiricek. Bu probleme cozum icin mesela kendi felsefenizle ne yapilmasini soylersiniz tek tek insanlara?

Herkes once baskasini gorme degerlendirme elestirme yerine, kendini tanimak icin keni beyninde yer etmis her bir degeri sorgulasin. Burada ilk sorun "insan sudur" temelli bir ortaya koyumun insanin ne oldugunun mutlaklasmasi ve ogmaslasmasi sorunudur. Yaniu insanoglu fenomeni "sudur" diye ortaya koydugunda, bu bir noktalama ve sonlandirmadir. Yani ideoloji ve inanc.

Ben gene insanin kendine ait olmayan durtulerini bastirmasi icin samanist yaklasimi savunurum. Insanlar sorgulamasa bile bazi durtulerinin bastirilmasi lazim tabiki kisi istedikten sonra ama cok sorgulamadan da olabilir bu. Toplumsal degisimin hizli olmasi icin bu yaklasim sizce yanlis mi? Cunku gayet hizli calistigini gorduk Amerika'da. Insanlar yeni bir insan tanimi yapip yeni bir kultur olusturdular.

Burada onemli olan zihinsel egitimdeki zihinlerin her turlu gelismesi adina ve de takilmamasi biat etmemesi adina getirilecek bir egitim ve dusunce dusunme sistemidir. Mesela kritik ve analitik dusunme seklinin ogretimi ve bu temelde dusunce uretme.

Burada onemli olan degisimin verilmesi degil; degisimi kisinin kendisinin alabilmesidir.



Sordugum soruda ortaya aslinda dedigim gibi ahlak kurali atamamak ve Terence'in dedigi herseyi yapabilecek olmamiz. Yani kisi tam ozgurlugunu kazanirsa gercekten onu durduracak hic bir kural olmayak. Kisinin kendi ahlak taniminida yapmasi cok tehlikeli. Insanligin bilincalti su an sadece kin, nefret, stress, siddet dolu. Bir sekilde bastirilmasi gerekiyor gibi duruyor. Kisi kendi istegiyle esrar icebilmeli bence eger sakinlesiyorsa ve icmezse baskalarina zarar vericekse. Bu bir durtu durdurma metodu olarak kullanilabilir mi yani? Bilinclilik bunuda kapsiyo yani. Durtusunu nasil durdudurgu fark yaratir mi? Terence cok mantikli gozukuyor yani. Siz 50 yil icinde insanligin 50.000 yildir dusunmedigi gibi dusunmelerini istiyorsunuz biliyosunuz dimi :D. Yoksa kuresel isinma gayet gercek bir tehlike. Insanin bilincli olma macerasini gezegenin biyosferine degisicez mi?

Ozgurluk ile serbestlik ayni anlamda degildir. Sonuc ta ozgurluk baskasinin ozgurlugune kadardir. Yani ozgurlukler bir birini sinirlar. Serbestlik ise beynin tum duvarlarindan kurtularak ve arinarak dusunmesi ve davranmasidir.

Buraaki her turlu sosyo-etik dusunce ve davranis hem hak ve ozgurlukcu hem de toplumdan kopuk olamaz.

Olabilir, yalniz zihinsel degisim zamansal degildir. Algisal bilgisel bilissel ve bilimsel olarak kisinin turunun farkina varmasi ve her turlu sinirin sadece insanoglu eliyle getirildigini bilmesi ve bu sinirlara biat etmemesi ve sorgulamasidir.

Bunun geregini algilayan her bir beyin, bunu yapabilir. Yeterki ezberini bozsun, dogmalarindan siyrilsin, cagi yakalasin, sorgulanmazlarini sorgulasin.

EcemRng
22-12-2013, 07:23
Bunun geregini algilayan her bir beyin, bunu yapabilir. Yeterki ezberini bozsun, dogmalarindan siyrilsin, cagi yakalasin, sorgulanmazlarini sorgulasin.

Herşeyden sıyrıldığımızı ve tamamen özgür düşünceye sahip hale geldiğimizi varsayarsak, ulaşacağımız gerçek nedir/ne olabilir? Hiç bir gerçek olmadığı mı? Sonuç olarak neden var olduğumuzu asla bilemeyeceğiz, ve acaba yaşadığımız çağa endeksli olarak sahip olabildiğimiz fiziksel bilgilere bağlı şekilde bir sistem olduğunu hayal edip kendi zihnimizin kabiliyetleri doğrultusunda bir realite yaratmaya çalışmayacak mıyız? Ama özgür düşünceyle yarattığımız bu gerçekliğin "gerçek olan gerçekten" ne ifade ettiğinden emin olabilir miyiz? Pek sanmıyorum.

Şu anda var olduğundan emin olduğum tek somut gerçek bir öğenin başka bir öğe sayesinde görelilik kazandığı ve nitelendiği, benim de bunu algıladığım. Örneğin, "kısa" var olduğu için "uzunun" var olduğunu görebiliyorum. Yada "S" harfinin "F" olmadığı için "S" olduğunu, aynı şekilde. Boyutları ve fonksiyonları objelerin birbirlerinden farklılığı sayesinde bir şekilde idrak edebiliyorum.

. Bu objeler neden var? (nasıl değil, ancak ne sebeple - daha anlaşılır şekilde > nasıllığı ne sebeple)
. Görelilik ve fiziki sabitler gibi -bir nizam neden var?
. Enerji neden var?
. Renk spektrumu neden var?
. Renk spektrumunda siyah ve beyaz arasındaki renkler ne sebeple oldukları renkler? Daha güzeli > siyah ve beyaz neden var?
. Yukarıda ki sorudan devam, bu realiteleri canlıların algısı mı var ediyor, yoksa kendileri var mı ?
. Çekim kuvveti neden var?
. Zamansız bir boşluk var mı ? Varsa neden var ?
. İnsan nasıl değil, neden var oldu ? İnsanı var eden fiziksel etmenler neden mevcut?
. Herşey nereden geliyor, bir yerden gelmiyorsa neden - olduğu şey, ve nasıllıkları ne sebeple var?
. Bilinen evrenin ya da bilinmeyen tüm evrenlerin tümünün fiziksel bir harici var mı ? Varsa madde neden bu açık sistem içerisinde belirli bir noktada ? Yoksa nasıl yok ? Zihnimizce "düşünülemeyen" fakat "olması gerektiği" idrak edilen sonsuz bir boşluğun (boşluk/voyd nedir, ne sebeple var?) olmadığı bir ortamda ne olması gerekir ? Katılık mı ?

vs.vs.vs.

Tam olarak emin değilim fakat özgür düşüncenin bir noktaya kadar gerekli (dogmalardan sıyrılma vb), fakat sınırlandırılmadığı takdirde bir noktadan sonra insanın kendi varlığını kendisi için anlamsızlaştırdığını, ve süisidal hale getirdiğini düşünüyorum. Özgür düşüncenin "varlığı", limitsizce üzerine gidilmesi manasına gelmeli mi ? Ya da ateşin "varlığı" elimizi üzerine tutmamız gerektiği manasına gelmeli mi ?

İnsanlar ve hayvanlardan geri kalanı (evren -gibi) duyarsız varlıklar, ve insan, insani bir öz ile duyarsızlığın içerisinde duyarlılık aradığı zaman malesef bocalıyor, bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz. Dolayısıyla aslen insanın ne yapması gerektiği konusunda bir fikrim yok. Her farklı çağda ve her farklı ortamda yapılması gereken şeyler değişiyor çünkü. Bir yalanı farkında olarak içerisinde bulunduğumuz topluma ayak uydurup sürüyle gidebiliriz, ya da sürüden sıyrılıp kendi anlayışlarımızı yaratabiliriz. Burada asıl soru hangisinin daha faydalı olduğu mu, yoksa bile bile yalanlar ve ilüzyonlar üzerine yaşanması gerekip gerekmediği mi. Aradığımız gerçeğin ne olduğunu umuyoruz, bunu dahi bilemiyorum.

evrensel-insan
22-12-2013, 08:29
Herşeyden sıyrıldığımızı ve tamamen özgür düşünceye sahip hale geldiğimizi varsayarsak, ulaşacağımız gerçek nedir/ne olabilir? Hiç bir gerçek olmadığı mı? Sonuç olarak neden var olduğumuzu asla bilemeyeceğiz, ve acaba yaşadığımız çağa endeksli olarak sahip olabildiğimiz fiziksel bilgilere bağlı şekilde bir sistem olduğunu hayal edip kendi zihnimizin kabiliyetleri doğrultusunda bir realite yaratmaya çalışmayacak mıyız? Ama özgür düşünceyle yarattığımız bu gerçekliğin "gerçek olan gerçekten" ne ifade ettiğinden emin olabilir miyiz? Pek sanmıyorum.

Neden calisasin. Sana gozlem vereni algilamak ve ortaya koymak sana yetmiyor mu?

Şu anda var olduğundan emin olduğum tek somut gerçek bir öğenin başka bir öğe sayesinde görelilik kazandığı ve nitelendiği, benim de bunu algıladığım. Örneğin, "kısa" var olduğu için "uzunun" var olduğunu görebiliyorum. Yada "S" harfinin "F" olmadığı için "S" olduğunu, aynı şekilde. Boyutları ve fonksiyonları objelerin birbirlerinden farklılığı sayesinde bir şekilde idrak edebiliyorum.

. Bu objeler neden var? (nasıl değil, ancak ne sebeple - daha anlaşılır şekilde > nasıllığı ne sebeple)
. Görelilik ve fiziki sabitler gibi -bir nizam neden var?
. Enerji neden var?
. Renk spektrumu neden var?
. Renk spektrumunda siyah ve beyaz arasındaki renkler ne sebeple oldukları renkler? Daha güzeli > siyah ve beyaz neden var?
. Yukarıda ki sorudan devam, bu realiteleri canlıların algısı mı var ediyor, yoksa kendileri var mı ?
. Çekim kuvveti neden var?
. Zamansız bir boşluk var mı ? Varsa neden var ?
. İnsan nasıl değil, neden var oldu ? İnsanı var eden fiziksel etmenler neden mevcut?
. Herşey nereden geliyor, bir yerden gelmiyorsa neden - olduğu şey, ve nasıllıkları ne sebeple var?
. Bilinen evrenin ya da bilinmeyen tüm evrenlerin tümünün fiziksel bir harici var mı ? Varsa madde neden bu açık sistem içerisinde belirli bir noktada ? Yoksa nasıl yok ? Zihnimizce "düşünülemeyen" fakat "olması gerektiği" idrak edilen sonsuz bir boşluğun (boşluk/voyd nedir, ne sebeple var?) olmadığı bir ortamda ne olması gerekir ? Katılık mı ?

Butun bu sorular yerine, sana gozlem veren bu varlari bilmek sana yetmiyor mu?

vs.vs.vs.

Tam olarak emin değilim fakat özgür düşüncenin bir noktaya kadar gerekli (dogmalardan sıyrılma vb), fakat sınırlandırılmadığı takdirde bir noktadan sonra insanın kendi varlığını kendisi için anlamsızlaştırdığını, ve süisidal hale getirdiğini düşünüyorum. Özgür düşüncenin "varlığı", limitsizce üzerine gidilmesi manasına gelmeli mi ? Ya da ateşin "varlığı" elimizi üzerine tutmamız gerektiği manasına gelmeli mi ?

Ozgur degil, serbest dusunce. Serbest dusunce akli tikayan her turlu ideolojik inancsal verilerden bilimsel mantiksal ve bilissel olarak arinmis olmak demektir.

İnsanlar ve hayvanlardan geri kalanı (evren -gibi) duyarsız varlıklar, ve insan, insani bir öz ile duyarsızlığın içerisinde duyarlılık aradığı zaman malesef bocalıyor, bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz. Dolayısıyla aslen insanın ne yapması gerektiği konusunda bir fikrim yok. Her farklı çağda ve her farklı ortamda yapılması gereken şeyler değişiyor çünkü. Bir yalanı farkında olarak içerisinde bulunduğumuz topluma ayak uydurup sürüyle gidebiliriz, ya da sürüden sıyrılıp kendi anlayışlarımızı yaratabiliriz. Burada asıl soru hangisinin daha faydalı olduğu mu, yoksa bile bile yalanlar ve ilüzyonlar üzerine yaşanması gerekip gerekmediği mi. Aradığımız gerçeğin ne olduğunu umuyoruz, bunu dahi bilemiyorum.

Iste burada "fayda" algisinin hangi temelde degerlendirilmesine bagli.

Neden gercegin pesinde kosuyorsun. Sonucta gercegin ne oldugu inanc ile dogrulanan insanoglu yapilandirilmisligidir.

Bence kendine su soruyu sor "benim bir seyi bilmeme gerek var mi?/bilmek bana ne saglayacak? Zaten bir seyi bilebilmen icin, ortada bilinecek bir sey olmasi gerekir.

Uriel
23-12-2013, 05:27
hicciligin bilimsel olarak curutulmesidir.


Bilim hiççiliği destekler. Hatta en büyük destekçi bilimdir.


Zihin, yeteri kadar çalıştığında öznelliğinin tamamen bir hayal-jeneratörü olduğunu farkedecek kadar acaip bir yapı, ki bu doğrultuda bir süreden sonra ne düşünmesi gerektiğini dahi çözemeyecek bir hale gelecek potansiyele sahip. Ayrıca zihni kontrol eden "her ne ise", öznelliğinden ayrı bir kuvvet olarak zihni kavrayabiliyor, fakat yine de zihne mahkum. Evrimin böylesine anlaşılmaz bir mekanizma yaratmasını insanlar ne şekilde açıklıyor bilemiyorum fakat, bence bu mekanizmanın ortaya çıkması için baya bir uğraşılmış - her kim uğraştı ise. Bilinç ile kendini farkında olmak arasında da dağlar kadar fark var bana soracak olursanız. Hiç aynaya uzun süre bakıp kendiniz olmadığınızı farkettiniz mi? Fazla zorlarsanız aklınızı dahi kaçırabilirsiniz, ki gerçekten benliğin kendine bunu yapabilecek bir kabiliyeti olması ürkünç bir durum.

İnsanların düşünsel kabiliyetlerindeki farklılıklarının sebebi ise tamamen kendine ait fiziksel, ve geriye kalan çevresel - etmenler gibi görünüyor.

Bazen bu soruları bende soruyorum.

Herşeyden sıyrıldığımızı ve tamamen özgür düşünceye sahip hale geldiğimizi varsayarsak, ulaşacağımız gerçek nedir/ne olabilir? Hiç bir gerçek olmadığı mı? Sonuç olarak neden var olduğumuzu asla bilemeyeceğiz, ve acaba yaşadığımız çağa endeksli olarak sahip olabildiğimiz fiziksel bilgilere bağlı şekilde bir sistem olduğunu hayal edip kendi zihnimizin kabiliyetleri doğrultusunda bir realite yaratmaya çalışmayacak mıyız? Ama özgür düşünceyle yarattığımız bu gerçekliğin "gerçek olan gerçekten" ne ifade ettiğinden emin olabilir miyiz? Pek sanmıyorum.

Şu anda var olduğundan emin olduğum tek somut gerçek bir öğenin başka bir öğe sayesinde görelilik kazandığı ve nitelendiği, benim de bunu algıladığım. Örneğin, "kısa" var olduğu için "uzunun" var olduğunu görebiliyorum. Yada "S" harfinin "F" olmadığı için "S" olduğunu, aynı şekilde. Boyutları ve fonksiyonları objelerin birbirlerinden farklılığı sayesinde bir şekilde idrak edebiliyorum.

. Bu objeler neden var? (nasıl değil, ancak ne sebeple - daha anlaşılır şekilde > nasıllığı ne sebeple)
. Görelilik ve fiziki sabitler gibi -bir nizam neden var?
. Enerji neden var?
. Renk spektrumu neden var?
. Renk spektrumunda siyah ve beyaz arasındaki renkler ne sebeple oldukları renkler? Daha güzeli > siyah ve beyaz neden var?
. Yukarıda ki sorudan devam, bu realiteleri canlıların algısı mı var ediyor, yoksa kendileri var mı ?
. Çekim kuvveti neden var?
. Zamansız bir boşluk var mı ? Varsa neden var ?
. İnsan nasıl değil, neden var oldu ? İnsanı var eden fiziksel etmenler neden mevcut?
. Herşey nereden geliyor, bir yerden gelmiyorsa neden - olduğu şey, ve nasıllıkları ne sebeple var?
. Bilinen evrenin ya da bilinmeyen tüm evrenlerin tümünün fiziksel bir harici var mı ? Varsa madde neden bu açık sistem içerisinde belirli bir noktada ? Yoksa nasıl yok ? Zihnimizce "düşünülemeyen" fakat "olması gerektiği" idrak edilen sonsuz bir boşluğun (boşluk/voyd nedir, ne sebeple var?) olmadığı bir ortamda ne olması gerekir ? Katılık mı ?

vs.vs.vs.


Enerji neden var mateller neden var sorularını bende soruyorum. Pekçok şeyin bilimsel açıklaması var ama nedensellik boyutunda bilim yine cevapsız bırakıyor.Burda felsefe devreye giriyor.Felsefede hiçbir zaman kesin yanıt vermez sadece sorgular.Bundan dolayı felsefe bilim olmadı.Bence pozitif bilim istediği kadar gelişsin cevapsız sorular her zaman olacak.

Bazen herşey bu dünyada hazırlanmış sadece bize teknolojiyi geliştirmek kalmış gibi hissediyorum.Sanki bir film gibi. Herşey önceden hazırlanmış.

Bence gerçeklik sadece çöl.

spartacus
23-12-2013, 07:16
Sen cok gerilerde kalmissin. Yonetimin zihniyetini algiladiktan sonra hic de umuruma olmuyor. Hele yasaklama sona erdikten sonra yaptiginiz her turlu mudaheleye sesimi bile cikarmadim.

O yuzden ekrana oynamayi bira ta, olup biteni takip edip algiladiktan sonra yaz.

Benim adima da kmonusmayi birak. Cunku ben senin baktigin gibi bakmadigimdan ya benim ne dedigimi verildigi gibi algilarsin, ya da benim yazdiklarimi kendi duzeyince yanlis yorumlarsin.

Nasıl istersen öyle yapılandır işte. Ben seni değil, dediklerinle değerlendiriyorum...

Gerçekliği öyle yapılandır, işte senin gerçekliğin. Ne yasaklaması? Sen yasaklanmadığını varsayarak gerçekliği yapılandır... Özgür ol!

spartacus
23-12-2013, 07:30
Belli ki hizini alamadigindan ayni seyleri iki kere yazmissin. Kimse fenomeni kafasinda oyle sekillendirmiyor. Bunu ancak senin gibi her seye varliksal bakan beyinler yapar. Ben fenomenden gelen gozlem uzerine hareket eiyorum.


Aynı eşyleri iki kez yazmadım, ikincisi birincide eksik kalanı tamamlamadır, Bay Noe Bernstein. Madem fenomenden gelen gözlem üzerine hareket ediyorsun, fenomeni senin iradenden bağımsız kabul etmeyide öğreneceksin, ve gerçekliğin tamda fenomenler dünyası olduğunu kavrayacaksın. Yok öyle ben ne telden çalarsam gerçek odur, budur ilizyonları. Matrix yok!


Evet insanolglu ayrica fenomene sekil de veriyor, sen masanin dogada var oldugunu mu saniyorsun, ya da camninin, ya da binalarin?

odunun, taşın doğada yok olduğunu mu iddia ediyorsun? önce odun, taş, soğuk, sıcak.... vs... değil mi? Fenomene şekil veriyormuş, fenomene rüzgarda şekil veriyor! Önce maddeler arası ilişikinin, hareketin varlığını çözmeli ki, algılarında nesnel bir sürecin ürünü olduğu kavransın. Öznelliğinden en fazla Polyanna çıkıyor, bilemedin Alice harikalar diyarında...


Gercek insanoglu yapkilandirilmisligidir. Bilgin ve dusuncen varsa aksini ispat et.

Ama gordugum kadariyla sen iki sene once oldugun yerde duruyorsuin, pek bir ilerleme olmamis. Zaten metafizik varliksal bakis acisinda ilerleme de olmaz. Cunku mutlaklik soz konusudur.

Kelimelerle oynamak felsefe değil olsa olsa edebiyat değil mi? Biz kelimelerin işaret ettiği, kavramların anlamlandırdığı şeyleri ele alırken, sen kelimenin kendisini salt kelime olarak ele alıyorsun. Gerçek ne biliyor musun burnunun ucu! İster gerçek de ister deme ve gerçeklik insanın 1 karış çaptan ibaret beyinlerine, zihin alemlerine, kurgularına(spekülasyon) indirgenebilir değildir.

İnsan zekası, kendi iradesinden bağımsız gerçekliği kavramıştır, Sizler ne zaman kavrayacaksınız? Madem fenomenin gözleminden bir sonuca varıyorsun, işte gerçek o gözlemlerine etki eden tüm nesnel süreçler ve gözlemlerindir ve ardı sıra yeri gelir tanımlar, yeri gelir betimler, yeri gelir yorumlarsın! Ancaaaak gerçek, amuda kaldırdığın biçimde senin yorumuna mahkum-tabi değildir, aksine yorumunda, gözleminde nesnele, nesnel süreçlere, nesnel ilişkilere tabidir-bağlıdır!

evrensel-insan
23-12-2013, 23:04
Bilim hiççiliği destekler. Hatta en büyük destekçi bilimdir.

Bilim bil kokeninden ve bilmekten yola cikar, bir seyin bilebilinmesi icin de on un gozlem vermesi gerekir.

Hiclik ya da birseylik, seyligin olumlu ve olumsuz ifadesidir. Dolayisiyla bir anlam ve ifade icerdigi icin, hiclik te bir seydir. Sadece seyin olumsuz/negatif ifadesidir.

evrensel-insan
23-12-2013, 23:24
Aynı eşyleri iki kez yazmadım, ikincisi birincide eksik kalanı tamamlamadır, Bay Noe Bernstein. Madem fenomenden gelen gözlem üzerine hareket ediyorsun, fenomeni senin iradenden bağımsız kabul etmeyide öğreneceksin, ve gerçekliğin tamda fenomenler dünyası olduğunu kavrayacaksın. Yok öyle ben ne telden çalarsam gerçek odur, budur ilizyonları. Matrix yok!

Yazilanlarin algilanamadigni bir kez daha gostermis oldun.

Bilimsel yontem neyden baslar;

Fenomenin gozlemlenmesinden. Demekki neymis fenomen olmadan gozlem de olmazmis.

Insanoglu fenomenin algisina kendi de dahil gozlem veren tabi ki bir fenomen tabani vardir.

Burada sorun fenomenin ilk tek ve mutlak olarak oertaya koymasi metafizik varliksal tartismasi bilimi ilgilendirmez.

Cunku bilim bilimsel olarak FENOMENI DEGIL, GOZLEMINI ortaya koyar.

Insanoglu fenomeninin beyni zaten bir fenomendir.


odunun, taşın doğada yok olduğunu mu iddia ediyorsun? önce odun, taş, soğuk, sıcak.... vs... değil mi? Fenomene şekil veriyormuş, fenomene rüzgarda şekil veriyor! Önce maddeler arası ilişikinin, hareketin varlığını çözmeli ki, algılarında nesnel bir sürecin ürünü olduğu kavransın. Öznelliğinden en fazla Polyanna çıkıyor, bilemedin Alice harikalar diyarında...

Hic boyle birsey iddia ettigimi hatirlamiyorum, odun da tas da dogada zaten birer fen omendir ve insanoglu algisina gozlem verir. O yuzden demogojiye gerek yok.



Kelimelerle oynamak felsefe değil olsa olsa edebiyat değil mi? Biz kelimelerin işaret ettiği, kavramların anlamlandırdığı şeyleri ele alırken, sen kelimenin kendisini salt kelime olarak ele alıyorsun. Gerçek ne biliyor musun burnunun ucu! İster gerçek de ister deme ve gerçeklik insanın 1 karış çaptan ibaret beyinlerine, zihin alemlerine, kurgularına(spekülasyon) indirgenebilir değildir.

Gercek insanoglu yapilandirilmisligidir. Kelimelere gelince kavram temelinde her bir kavram anlam ve icerik ile degerlendirilir ve bilhassa sosyal bilgideki kavramlarin anlam ve icerigi ...e gore temelinde degiskendir. Mesela bir yerde demokrasi olup olmadigi fasiste gore baskadir, sosyaliste gore baskadir. Cunku genelde sosyal kavramlar gozlem vermez, aklin yarattigidir ve yasama iliskiye tasinmaya calisilir. Tasinip tasinmadigi da her bir ideolojik inancsal temele gore farklilasir.

İnsan zekası, kendi iradesinden bağımsız gerçekliği kavramıştır, Sizler ne zaman kavrayacaksınız? Madem fenomenin gözleminden bir sonuca varıyorsun, işte gerçek o gözlemlerine etki eden tüm nesnel süreçler ve gözlemlerindir ve ardı sıra yeri gelir tanımlar, yeri gelir betimler, yeri gelir yorumlarsın! Ancaaaak gerçek, amuda kaldırdığın biçimde senin yorumuna mahkum-tabi değildir, aksine yorumunda, gözleminde nesnele, nesnel süreçlere, nesnel ilişkilere tabidir-bağlıdır!

Insan zekasi gercegin bir insanoglu yapilandirilmisligi oldugunu soyler, postmodern algi da ise tum insanoglunun kabullenecegi ortak bir gerceklik yoktur.

Yapilandirilmis bilgi temelinde, insanoglundan bagimsiz onun algisina gozlem veren bir gerceklik vardir, yalniz bu gercekligin anlami icerigi adi tanimi tarifi ve onun ile ilgili her bir ortaya koyum yapilandirilmisliktir.

Iste bu temelde GERCEKLIK ONTOLOJIK DEGIL, YAPILASNDIRILMISTIR.

O yuzden once kavramlariun anlm ve iceriginin iyi algilanmasi gerekiyor.

Varlik nedir, gercek nedir, dogru nedir, olgu nedir, gozlem nedir v.s.

Ayrida bilimde bilimsel olarak gercek degil, olgu vardir.

Bilgi felsefesinde de, gercegin ne oldugu inanc ile dogrulanir. Bu temelde de her bir inanc temelinde degiskendir.

Varliksal olarak ta gercekte var olan varlik ve gercek varlik metafizik/ontolojik tartismasi ideolojik inanc olarak bir kisir dongudur. Cunku her bir indirgemeci temel ne kendi temelini baska temele dogrulayabilir, ne de b aska temeli yanlislayabilir.

Bu temeller; gercekte var olan varligin nesnel oldugunu soyleyen materyalizm

Gercekte var olan varligin oznel oldugunu soyleyen idealizm

Gercekte var olanin isim oldugunu soyleyen pozitivizm

Bunlarin hic biri digerini yanlislayamaz ve kendi dogrusunu bilimselk olarak ortaya koyamaz.

Cunku bilimsellik varliktan fenomenden degil, gozleminden baslar ve bilim bilimsel olarak yukaridaki tartismaya girmez. Cunku bilim olgusal olarak gecerli kilar, gozlemsel olarak ta yanlislar.

evrensel-insan
23-12-2013, 23:26
Nasıl istersen öyle yapılandır işte. Ben seni değil, dediklerinle değerlendiriyorum...

Gerçekliği öyle yapılandır, işte senin gerçekliğin. Ne yasaklaması? Sen yasaklanmadığını varsayarak gerçekliği yapılandır... Özgür ol!

Guzel o zaman iyi oku ve niyet okumadan onaylanmis onyargiya sapmadan, sadece yazilani degerlendir ve ayni paralelde de gerekli gorursen yanitini ver.

Senin gercekligin nedir?bu gercekligin Bilimselligi nedir?

Benim ozgurlugum baskasinin ozgurlugunun basladigi yere kadardir. Yalniz dusuncem serbest, yani hic bir ideolojiye inanca dogmaya dayanmiyor. Bilimsel bilissel mantiksal ve sorgulamasal

uyar
24-12-2013, 17:20
Bilimsel bilissel mantiksal ve sorgulamasal

gulmekten yerlere yattim.... ilahi dostum ei... biraz da duyusal, duyumsal, duygusal, sezgisel ve oz cikarimsal ol emi..

ereninthenature
24-12-2013, 20:31
Dışarıdaki fenomen ile kastın ne? Yani sen şekillendirmeden önce dışarıda fenomen mevcut mu? Aksine bu fenomen, gayet nesnel bir sürecin parçası olarak, etki-tepki-algı çerçevesinde kafandaki imajları şekillendiriyor olmasın?
Aynen oyle. Bu normal bakis acim. Ama beyin cok daha farkli calisma sekillerine sahip ve yaptigi ise her zaman guvenmemeliyiz dedim sadece. Bu yuzden dusunce dunyana odaklanip bazi seyleri ayirman gerektigini soyledim. Jung psikolojisi direk. Yani benim olmayan bazi durtuler benim hareketlerime yon verebiliyor. Ne benim ne degil diye dusunuceksem bir ayrim yapmam lazim. Bunu yapmak icin dusunce dunyamdaki varliklara ayri sekilde yaklasmam lazim. Burda ontolojik yaklasiyorum sanirim dusunce dunyama. Cunku bilim adami bunlari senin izledigin su reklam bilincaltina koymus diyemiyo. Baska bir bilinc alemine gidip gozlemem lazim :D. Iki dusunce patternini kullanamiyor olabilirsin. Yapcak bisey yok. Ben dedigim gibi Lucid dream yapamiyorsan bu algiyi anlaman zor. Yapiver. Benim isim gozlem. Insani gozledigimde nerdeyse butun algisinin baskalari tarafindan sekillendirildigini gozlemliyorum ve bir sekilde kisi temizlige cikmali diyorum. Nasil algilandiginin onemi yok. Kimisi Alice harikalar diyarinda gibi yasiyo arkadas, sen insanin ne oldugunun ne yapmasi gerektiginin ve hayatini nasil algilamasi gerektiginin tanimina sahip misin? Uzunca bir sure ilk hominidler cok delice seyler yaptilar. Sirf dusunmek, anlamak icin algilarini degistirdiler belki de. Kim bilir. Ama atalarimiz bize deli diyo biz onlara.

Bak iste spartacus. Su an varya en fantastik kurgu romanindan cok daha fantastik bir evrende yasiyoruz ama. Bunun bilincine tek bakis acisina sahip olarak varamazsin iste. Biraz zaman alginla oynaman lazim. Biz dedigim evrenin garip makinalari donduk evreni algiliyoruz ya. Hoca noluyo de biraz hayal kur. Delice fikirler at ortaya. Burda bilimsel bir konusma donmuyo zaten. Ben dedim bilinc nedir, beyin ne yapiyo bilen yok cok guvenmeyek biraz zorlayak orasini burasini diye.

"There are only two ways to live your life. One is as though nothing is a miracle. The other is as though everything is a miracle"

Insan tek sey degil. Tek birsey yapmiyo. Tek sekilde dusunmesini istemek sacmalik.


Örneğin Afrika çöllerinde açlıktan kıvranan bir insan olsaydın, duvarları nasıl şekillendirirdin? Özgürlük bu denli soyut bir süreç ve bu denli nesnelden ayrımıdır? bakınız evrensel-insan'ın bir iki başlığı forum kirlerine kaldırıldığında veryansın ediyor, halbuki o fenomeni kafasında öyle şekillendirmesin, işte özgürlük! yazılarının forum kirine değilde, kral tahtına taşındığını düşünsün, fenomene şekil versin, biçimlesin, yeni bir kavram(forum alanı) üretsin, kral tahtı bölümü diye ...
Afrika degil de Peru'da amazonlarda yasasaymisim cok iyi olcakmis. Cunku senin unuttugun sey samanizmin tanrilari senin kisiligin kadar gercek :D. Kafanin icinde bir yerlerde bi elektrik dalgalanmasi. Onlarinki biraz degisik kimyasal destekli ama yine kafanin icinde. Ne guzel oturur konusurdum tanrilarla.


Örneğin şahsen Polyanna'ya hiç bir zaman katılmamışımdır. O Polyanna'yı o masal dünyasından alıp, gerçek dünyaya taşımak lazım diye düşünüyorum.
Ben geziyom zaten ya. Ve gezerken bir organizma bana bir elma verdi. Adi dunyanin biyosferi iste.


gerçeklikten bahsetmilşken kavramak gerekir, 1. Öznel gerçek, 2 Nesnel gerçek. öznelden yola çıkarak genellemeye varmak idealizmdir(salt düşünce, fikir, yani insanın zihin alanı çerçevesi) diye düşünüyorum. Aynen oyle. Insanin kendine yaklasimi nasil olucak peki? Nasil degistirebilir kisi kendini? Kendine ait olmayan yonlerini nasil bulabilir. Degisik sekilde dusunmen lazim. Elini atip duzeltemiyon ki. Dis dunyada degil tam olarak. Dusunceni degistirmen lazim. Ona yon veren mantigi ve varsayimlari. Sen de bizim bu evrenimiz gercek ve benim yasadigim sey gercek. De farketmez. Ben niye sorgulayamiyorum ki bunu.

Insan bilincinin ne yaptigi hakkinda elimizde yeterince veri yok spartacus. Olsa zaten bende ikinmazdim bu kadar. Burda bir eksiklik var iste. Benim dedigim gibi dis dunyada patternler var ama bunu algilama seklimizi degistirerek kendimizi degistirme yoluna gidebiliriz ve bu baya uzak dogu felsefesine yon vermis bir dusunce.

Ve bilincin evriminin teorisini ureten sey bilinc oldugu icin belki bilincteki yanlisliklar/eksiklikler/hatalar teoriye yansimistir diyorum. Bilemeyecegimiz bir eksigimiz, hatamiz olabilir. Hic bir sey degismez deme. Degisiyor. Algimizda degisebilir ve bir cok problemi cozebilir. Niye olmasin?

Bir suru bilim adami insanin dusunce dunyasindaki butun varliklarin tamamen kendine ait olmadigini soyluyo. Buna odaklanalim dedim sadece. Insana bir sekilde yaklasilmasi yanlis. Hala ne oldugumuz hakkinda hic bir fikrimiz yok.

Benim istedigim sey bugun insanin kendini degistirmesi gerekliligini unutmamasi. Yani artik gozlemim insanin problemleri dis dunyada degil herkesin kafasinin icinde. Su an ihtiyac insanin degismesi cunku teknoloji ilerlese nolcak? Silah yapicaz. Bunun onune gecilmesi icin yeni bir insan tanimi yapilmasi gerekiyor diyorum. Cunku hep bu yapildi. Insan budur su sekilde dusunmeli ve hareket etmeli denildi. Sen bana sen boylesin su sekilde dusunmelisin diyemezsin. En onemlisi ben neyim, ne sekilde dusunmeliyim diye soruyu kisi kendisi sormazsa kendi zamanin/toplumunun insan tanimina hayatini satmis olucak. Ben burnumun dikine giderim. Allah ciksa yapma dese yaparim, yerim o elmayi :D. Ha nolur, bir existantial crisis daha. Isimiz bu.

evrensel-insan
24-12-2013, 21:26
gulmekten yerlere yattim.... ilahi dostum ei... biraz da duyusal, duyumsal, duygusal, sezgisel ve oz cikarimsal ol emi..

Aman ne guzel bilinci acik olmayanlarin en azindan duygulari acik.

evrensel-insan
03-10-2014, 01:39
Guncelleme