Orijinalini görmek için tıklayınız : Diyanetin Yalanları ve Kadınları Aşağılamaları
Erdem Alaca
15-12-2013, 21:51
DİYANETİN YALANLARI VE KADINLARI AŞAĞILAMALARI
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın "Şeriat ve Kadın" adlı kitabım
vesilesiyle giriştiği saldırganlığa ve yalanlara karşı büyük
din bilgini ve fazilet timsali Turan Dursun'un 1 Nisan 1990
tarihli "2000'e Doğru" dergisinde yayımladığıı yazının suretidir:
(İlhan Arsel)
Adana milletvekili Cüneyt Canver, Prof. Dr. İlhan Arsel'in Şeriat ve Kadın adlı kitabının en baş kaynağını oluşturan Sahih-i Buhari... Tercemesi üzerinde duruyor ve "kadınlarla ilgili hükümler" nedeniyle bir "soru önergesi" hazırlıyor. 5 Ekim 1989 günlü önergeyi Bakanlığın cevaplandırması isteğiyle TBMM Başkanlığı'na veriyor.
Konu, döne dolaşa, Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan sorulmasına varıyor.
Diyanet, soru önergesinin Şeriat ve Kadın adlı kitaba dayanılarak hazırlandığını belirtiyor ve "şeriat"taki "kadını aşağılayıcı hükümler" için de "yalan", "iftira" diyor.
Canver'in soru önergesinde, "şeriat"ın "kadını aşağılayan hükümleri"nden bir bölümü şöyle sıralanmış bulunuyor.
1) "İki kadının tanıklığı, bir erkekliğin tanıklığına bedeldir."
2) "Kadınlar aklen ve dinen eksik yaratıklardır."
3) "Uğursuzluk üç şeyde vardır: Kadında, evde ve atta."
4) "Namazı kat'eden şeyler, köpek, eşek, domuz ve kadındır."
5) "Kadınlar arasında Saliha kadın, 100 tane karga arasında alaca bir karga gibidir."
6) "Benden sonra erkekler için kadından zararlı bir fitne bırakmadım."
7) "Bana cehennem halkı gösterildi; çoğunluğu kadınlardı."
8) "Kadınlar, insanın karşısına şeytan gibi çıkarlar."
9) "Kadın eğe kemiği gibidir, onu doğrultmak istersen kırarsın."
10) "Erkekler, kadınlar üzerinde hakimdirler. O sebeple ki, Allah erkekleri kadınlara üstün kılmıştır."
11) "Kadınlar, erkeklerin elinde, hürriyetlerini terk etmişlerdir."
12) "Eğer erkek tepeden tırnağa cerahat olsa, kadın da diliyle yalasa, yine de erkeğin hakkını ödeyemez."
13) "Elin zinası, el temasıdır. Her kim yabancı kadının elini tutar ve onunla tokalaşırsa, kıyamet gününde, onun iki avucuna ateş konur. Birinizin başına demirden bir şişin vurulması, onun kendisine helal olmayan bir kadınla tokalaşmasından daha hayırlıdır."
Canver'in Soruları
1) Bütün bunlar doğru ve geçerli değilse, Diyanet İşleri Başkanlığı, niçin kadınları aşağılayan, küçülten ve erkeğin yanında zavallı kılan hükümlerin yayılmasına aracılık eder? Açıklar mısınız?
2) Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bu yayınları karşısında vatandaşlar kadınların bugünkü çağdaş konumlarına mı, yoksa bu yayımlardaki konumlarına mı itibar edeceklerdir? Diyanet İşleri Başkanlığı hangisine itibar etmektedir? Açıklar mısınız?
Diyanet "Cevap" Yerine Yalana Başvuruyor
Kadınları aşağılayan "şeriat hükümleri"yle ilgili olarak Diyanet'in yapması gereken neydi?
En başta dürüstçe davranmaktı kuşkusuz. 1989 gün ve 10/0277 1302 sayılı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı'nın yazısında, Şeriat ve Kadın'ın yazarı Prof. Dr. İlhan Arsel'e saldırıyor, cevaplanması istenen "Kadını aşağılatıcı hükümler"i de bir kısmını atlayarak ele alıyor, ele aldıklarını da tersyüz ediyor, saptırıyor, "var" olanı "yok" göstermeye çabalıyor.
Erdem Alaca
15-12-2013, 23:01
"İki Kadının Tanıklığı Bir Erkeğin Tanıklığına Bedeldir"
Diyanet, yazısında, "Başkanlığın sözü edilen eserinde böyle bir cümle yoktur" diyor. Sonra da "bu hükmün", Kuran'da Bakara Suresi'nin 282. ayetinde yer aldığını belirtiyor. Zaten sorulan, gündeme getirilen "cümle" değil; "hüküm"dür. Diyanet bu hükmün, Kur'an'da var olduğunu kabul etmek zorunda kalıyor. Sorun bitmiştir. Ama Diyanet bu hükme bir gerekçe uyduruyor, daha doğrusu çok öncekilerin uydurduğu gerekçeyi koyuyor:
Kadınların, erkeklere oranla "hafıza"ları "zayıf"tır.
Çünkü "fertler arasında yapılmakta olan çeşitli sözleşmelere, genellikle seyrek şahit olurlar."
Bu durumda olanların "hafızalarının zayıf", "olayları hatırlamalarının zor" olacağını "psikoloji de ortaya vurmuştur".
Şeriatçılar bunu hep yapmıştır. Şeriatın "kadın"ı aşağılayan hükümlerine kılıf bulmak için kimi bilim dallarını da kendilerine göre yorumlayıp "yalancı tanık" gibi kanıt göstermeye çalışmışlardır. Şeyhülislam Musa Kazım (1858-1920), şeriatın kadını "aşağı derece"ye iten hükümleri konusunda "şeriatın her buyruğunda insanlar için yararlar olduğunu" savunmuş, kadın-erkek arasındaki "fark"ın bir "doğa yasası"nın gereği olduğunu, kadının tüm görevinin "ev işleri ve çocuk bakımı" çerçevesinde toplanması gerektiğini savunmuştur. (Bkz. Musa Kazım, Hürriyet Müsavat, Sırat-ı Müstekim, 1326, sayı: 1, 2, 3; İsmail Kara, Türkiye'de İslamcılık Düşüncesi, 1/54 ve öt.)
Diyanet Yayınları'ndan Anglikan Kilisesine Cevap adlı kitapta da, şeriatın kadına "aşağı derece"de yer vermesini savunmak için, kadın-erkek arasındaki "biyolojik farklar" uzun uzun sıralanmıştır. (Bkz. s. 151-161.)
"Kadınlar Aklen ve Dinen Eksik Yaratıklardır"
Canver'in soru önergesinde bu da olduğu halde, Diyanet cevap yazısında bunu atlamış. Yani "İslam"da ve kendi yayınlarında böyle bir hüküm bulunmadığını söyleyemiyor.
"Uğursuzluk Üç Şeyde Vardır: 'Karı'da, 'Ev'de ve 'At'ta"
Diyanet, "önce belirtelim ki, İslam dininde 'uğursuzluk', yani bir şeyi uğursuz sayma yasaklanmıştır. Nitekim Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.): 'Ne Safer ayında, ne kuşun uçmasında, ne baykuşun geceleri ötmesinde ne de başka bir şeyde uğursuzluk vardır' buyurmuştur" diyor. (Bkz. s.3.)
"İslam dininde uğursuzluğun bulunmadığı ve yasak olduğu" gerçek değildir, yalandır. Bir başka yalan da, "ne Safer ayında..." diye çevirisi yapılan hadiste, "ne de başka bir şeyde uğursuzluk vardır" dendiği. Sözü edilen hadis aynen şöyle:
- "Hastalık bulaşması yoktur (la adva.) Kuşlu uğursuzluk yoktur (La tiyarate.) Baykuş da yoktur. (La hamete.) Safer (ayının iyilik ve kötülük getirmesi) de yoktur. (La safare.)"
Bu hadisin sonu var, ama "uğur" ya da "uğursuzluk"la ilgili değil. Yani hadiste "ne de başka bir şeyde uğursuzluk vardır" denmiyor. Bu, tümüyle Diyanet'in uydurması.
Diyanet, gerçeği saklama çabasını şöyle sürdürüyor:
"Hadis-i şerifin Buhari Muhtasarı'nda c.8 sh. 312-313'teki aslı ise şu şekildedir: 'Eğer bir şeyde uğursuzluk olsaydı, kadında, atta ve meskende olurdu.'"
Varsayalım ki, "hadisin aslı" böyledir. Burada da kadın aşağılanmış olmuyor mu?
Kaldı ki, hadisin, "Buhari Muhasar'ındaki aslı" bu değildir. Kendi yayınlarından olan bu kitapta, 1211 No.lu hadistir. Ve burada da Türkçe'ye şöyle çevrilmiştir:
"Abdullah İbn-i Ömer Radıyallahu anhumadan, Nebi (Peygamber) sallallahu aleyhi ve sellemin: 'Uğursuzluk, ancak üç şeyde: atta, kadında, evde hasıl olur' buyurduğunu işittim dediği rivayet edilmiştir."
Ve bu hadis, Diyanet'in söz konusu yayınından başka, İslam dünyasında en sağlam kabul edilen hadis kitaplarında da yer alıyor. (Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l-Cihad/47; Müslim e's-Sahih, Kitabu's-Selam/ 115-116, Hadis No: 2225; Ebu Davud, Sünen, Kitabu't-Tıbb/24, Hadis No: 3922; Tırmizi, Sünen, Kitabu'l-Edeb/58, Hadis No: 2824; Nesei, Sünen, Kitabu'l-Hayl, Hadis No: 3598; İbn Mace, Sünen, Kitabu'n-Nikah/55, Hadis No: 1995; Ahmed İbn Hanbel, 2/8; Muvatta' İstizan/22.)
Demek ki, bu hadisin "yok" sayılması mümkün değil.
Erdem Alaca
15-12-2013, 23:45
"Namazı Kat'eden Şeyler: Köpek, Eşek, Domuz ve Kadın"
Diyanet, cevap yazısında, "Buhari'de bu anlamda bir hadis yoktur. Aksine, namaz kılanın önünden bunların geçmesiyle namazın bozulmayacağını ifade eden hadisler vardır" diyor.
Bu, bir saptırmacadır. Çünkü "Buhari'de bulunmayan hadisler" de "hadis"tir. Bu hadislere göre de İslam'da "hüküm" belirlenmiştir. Bu konuda da öyle. Diyanet'in kendi yayınlarından olan Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih'te bu yönde açıklama vardır. Ve bu açıklamaya göre:
Mekhul, Ebu'l-Ahvas, Hasan Basri ve İkrime, namaz kılanın önünden köpek, eşek, kadın geçerse, bunların namazı bozacağı görüşünü paylaşmışlardır.
İbn Abbas da, kara köpek ve adet gören kadının önden geçmesi durumunda namazın bozulacağını savunmuştur. Ata'İbn Ebi Rabah da İbn Abbas'ın görüşündedir.
Ahmed İbn Hanbel'den de, "düz kara köpek", eşek ve kadının, önünden geçtiği namazı bozacağı görüşünde olduğu aktarılmıştır.
Ehl-i Irak (Irak halkı, Irak uleması) da, fıkıh kitaplarında yazılı bulunduğuna göre, "köpek, kadın, eşek ve domuz" namaz kılanın önünden geçtiği zaman namazı bozar.
Söz konusu Diyanet yayınında bu bilgiler verildikten sonra, dayanak olarak alınan hadis, en sağlam hadis kitaplarından olan Müslim'in e's-Sahih'inden şu çeviriyle aktarılıyor:
"Önünde, deve semerinin ard kaşı boyunda bir sütresi (engel) olmayan kimsenin namazını kadın, eşek bir de kara köpek kat'eder (keser, bozar)."
Yine aynı yerdeki açıklamaya göre, soru soran biriyle Ebu Zer arasında şu konuşma geçer:
"Kara köpek namazı bozuyor da, kırmızı köpek neden bozmuyor?"
"A kardeşimin oğlu! Ben de senin sorduğunu peygambere sordum. Peygamber, 'Kara köpek şeytandır' buyurdu."
Buhari'nin yer verdiği hadisler arasında Ayşe'nin bir tepkisini görürüz. Diyanet'in yayımladığı Tecrid'in 309. hadisi olarak yer verdiği açıklamaya göre Ayşe:
"Siz, biz kadınları, köpek ve eşekle bir mi tutuyorsunuz?"
demiştir.
"Kadınlar Arasında Saliha Kadın, Yüz Tane Karga Arasında Alaca Bir Karga Gibidir"
Diyanet, bu anlamda bir sözün, kendi yayınlarında bulunmadığını belirtiyor. (Bkz. s.8.) Ama, "böyle bir hadis yoktur" diyemiyor. Arsel, bu hadis için İslam dünyasınca ünlü İmam Gazali'nin yapıtlarını gösteriyor. Gazali'nin İhyau Ulumid-Din adlı ünlü kitabında bu hadis yer alıyor. (Türkçe'si için bkz. Serdaroğlu çevirisi, 2/11-118; Arapça'sı için bkz. 2/42.)
"Benden Sonra, Erkekler İçin, Kadından Zararlı Bir Fitne Bırakmadım"
Bu da Muhammed'in sözlerinden. Diyanet Yayınları'ndan Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi'nde. (Hadis No: 1795, c.11, s.267.)
Canver'in önergesinde bulunduğu için, Diyanet buna da cevabında yer veriyor. "Böyle bir hadis yok" diyemiyor, "itiraf etmek gerekir ki, kadınlar içinde erkekler için gerçekten fitne amili olanlar vardır. Bazı erkeklerin bu tip kadınlara ram olmaları yüzünden meydana gelen aile dramları her gün gazete sahifelerini doldurmaktadır. Ancak bu hadis-i şerif 'bütün kadınlar fesat amilidir' anlamına gelmez" diye başlıyor ve hadisi, yorumlarla anlamının dışına taşarak saptırıyor. (s.8-9.)
Oysa Muhammed, "kadınlar içinde fitne olanlar vardır" dememiştir; sözünü kadınlar için genel olarak söylemiştir. Yani genelleme açıktır. Diyanet, genelleme yapıldığında, Teğabün Suresi'nin 14. ayetini gösteriyor. Ayete de amaçlı olarak yanlış anlam veriyor. Ayette, "Ey inananlar! Eşleriniz ve çocuklarınız içinde size düşman olan vardır; sakının onlardan..." denir. Hemen sonraki ayetteyse "fitne" yönünden genelleme yapılır; "mallarınız ve çocuklarınız (sizin için) fitnedir..." denir. (15.ayet.)
Demek ki, ayetlere göre, "Kadın ve çocuklar içinde düşman olanlar vardır", ama "fitne" yönüne gelince, genelleme söz konusudur. 15. ayette "çocuklar"la birlikte "karılar" yoktur, ama Muhammed, söz konusu hadiste, özellikle "kadınlar" üzerinde durmuş ve kendisinden sonra gelecek zaman içinde, "en zararlı yaratıkların kadınlar olduğunu" çok kesin ve açık biçimde söylemiştir.
"Bana Cehennem Halkı Gösterildi; Çoğunluğu Kadınlardı"
Diyanet, Muhammed'in bu sözleri söylediğini ve kendi yayınlarında da yer aldığını kabul ediyor; ama bunun, "Kadınları aşağılayıcı olmadığını" savunuyor (s.8).
"Kadınlar, İnsanın Karşısına Şeytan Gibi Çıkarlar"
Diyanet, cevap yazısında bunu da atlamış, dolayısıyla bu hadisin de varlığını ve kendi yayınlarında bulunduğunu kabul etmek zorunda kalmıştır.
Erdem Alaca
16-12-2013, 01:21
"Kadın Eğe Kemiği Gibidir, Onu Doğrultmak İstersen Kırarsın, Onu Kendi Haline Bırak ve Eğriliğiyle Ondan Faydalanmaya Bak"
Hadis tam böyle değil; ama bunu anlatır nitelikte. Diyanet, cevap yazısında hadisin tam böyle olmamasını İlhan Arsel'in aleyhine kullanıyor (s.8). Oysa önemli olan bunun anlatılıyor olması değil midir? Diyanet Yayınları'ndan Tecrid'de 1816 numarayla yer alan hadise bakıldığı zaman, bunun anlatılıyor olduğu görülür.
"Erkekler, Kadınlar Üzerinde Hakimdirler"
Diyanet, bunun Nisa Suresi'nin 34. ayetinin, İlhan Arsel tarafından "tahrif" edilmiş bir meali olduğunu söylüyor (s.6) ve bir kez daha yalana başvuruyor. Çünkü bu söz, Nisa Suresi'nin 34. ayetinin ilk tümcesinin tam karşılığıdır. Diyanet'in resmi çevirisinde de bu anlam verilmiştir. Arsel, bu sözün, ayetin tümü olduğunu zaten ileri sürmüyor.
"Zina Çeşitleri"
"Elin zinası, el temasıdır. Her kim yabancı bir kadının elini tutar onunla tokalaşırsa, kıyamet gününde onun iki avucuna ateş konur. Birinizin başına demirden bir şişin vurulması, onun kendisine helal olmayan bir kadınla tokalaşmasından daha hayırlıdır."
Bu, yalnızca bir hadis değildir, birkaç hadisten oluşmuştur. İlhan Arsel de kitabında bunu belirtiyor. (Bkz. Şeriat ve Kadın, İstanbul, 1989, s.100.) Ne var ki, Diyanet, bunu görmezlikten gelerek, demagojiye sapıyor ve bunun, Tecrid'de 2132 numarayla yazılı olan hadisin tam karşılığı olmadığını söyleyip Arsel'in aleyhine kullanmaya çabalıyor. (s.7.)
Canver'in Sorularına Karşılık Verilmiyor
Canver sormuştu:
"Diyanet, kadını aşağılatan hükümlerin yayılmasına niçin aracılık ediyor?"
"Diyanet, yurttaşların, kadınların hangi konumlarını benimsemelerini istiyor? Bu yayınlardaki ilkel konumlarını mı, yoksa çağdaş konumlarını mı? Ve Diyanet'in kendisi kadının hangi konumundan yana?"
Diyanet cevap yazısında bu sorulara açıkça karşılık vermiyor. Ama kadının hangi konumundan yana olduğunu çok açık biçimde belli ediyor. Diyanet, kadının, İslam şeriatının uygun gördüğü konumda bulunmasından yana.
_____________________
İlhan Arsel, Şeriat ve Kadın, Kaynak Yayınları:232, 19. Basım, Mart.2012, ISBN: 978-975-343-200-9, s.687-696
Diyanet, cok zaman bu sessiz kalmayi surduruyor ne yazik ki..
RainFall
16-12-2013, 21:30
Hiç şaşırmadım nedense.Bu dinin her tarafı yalan Müslümanlar yalancı.Az önce youtube kanalıma video önerilmiş.Cahil bir adam çıkmış adem ve havvanın çocukları birbirleriyle evlendi çoğaldık diyor sizmi kural koyuyorsunuz diyor.Halbuki bilse embriyonun ölü doğacağını.İnsanlar inançları uğruna akıllarına ihanet ettiler.Yahudi kaynaklı hikayeleri islamda var gibi kabul ettiler.Olsa olmasa benim için bir şey ifade etmeyecek ama.İslamı kurtaramazlar kolay kolay.Birileri uğruna kendilerini zincirlere vurdular köle olmayı tercih ettiler.Ne yapılsa haklı bunlara.