upuaut
30-12-2013, 18:17
Ben henüz "iman hastalığı" şeklindeki tespitinizden kurtulmuş değilim. Yaklaşık otuz yıl kadar İslam ile teori ve pratik düzeyde haşir-neşir oldum. Bir hayli İslâmi kitap edindim; büyük kısmını okuma fırsatı buldum. Bunları yeterli görmedim; ömrümün 7-8 yılını Türkiyede çok bilinen/tanınan bir tarikate intisablı geçirdim.
Esâsen Kur'an mealini ilk okumaya başladığım andan itibâren, kimi çelişkileri görebiliyordum. Ama; bunların üzerine gidecek cesâretim yoktu. Çeşitli teviller ile 'ortadaki'ni "halının altına" süpürmeye çalıştım. Fakat öyle bir zaman geldi ki; o 'halı'nın altında yer kalmadı.
Yaklaşık altı ay kadar "Tanrı" fikrine kapılmadan boşlukta yaşadım. Artık çok rahattım. Fakat içimde bir şeylerin eksikliğini de hissediyor gibiydim. Bilmiyorum, belki sizler buna "şartlanmışlığın prangası" da diyebilirsiniz. Sonra İncil okumaya karar verdim. Matta incilinin 5/6/7.ci bölümleri beni çok etkilemişti. İncil'in dört bölümünü de ( Matta/ Markos/Luka/ Yuhanna) okudum. Pavlus'un mektupları İnci'lin içerisinde sanki sırıtıyor. Çünki MESİH genel olarak Tanrısal ilkelerden söz ederken, Pavlus'a koyu bir kuralcılık hâkim. Bilmiyorum, belki de Yahudi/ Ferisi gelenekten gelmesinin etkisiyledir.
Anlayacağınız; çevresinde tek Hristiyan dahi bulunmayan, bu güne kadar hiç bir Hristiyanla tanışmamış, ömründe Kilise görmemiş, Kiliseye gitmemiş, Vaftiz olmamış, Pavlus'a şüphe ile bakan, sâdece Matta/Markos/Luka ve Yuhanna incillerinden tanıdığı MESİH'e iman etmiş, eski tâbirle "Nev'i şahsına münhasır" bir MESİH imanlısıyım.
Aslında bir mecbûriyetim de yokken, beni ateist ya da deist zanneden arkadaşları yanıltmamak adına inanç kimliğimi açıklıyorum. Hiç bir forumda kendi inancımın reklamını yapma yoluna gitmedim. Sâdece İslamdan irtidat etmeme yol açan çelişkileri paylaştım/paylaşıyorum. Belki birilerine faydam olur diye. Kimin neye inanacağı ya da inanmayacağı benim sorunum değil.
Ha şöyle, Vefik Sami. Jesus Christ imanlısı olduğunu daha önceden neden söylemedin bize (!) :).
Şaka bir yana daha önceki bir mesajından bu durumunu biliyordum. Ben de son zamanlarda Yahuda İncili'ne kafayı taktım. Yani birisi kalkıp neden Yahuda'ya göre bir İncil yazsın? Fakat bundan daha önemlisi, bu İncil'in içinde antik zamana ait Mısırlılar'ın inanç hakkındaki düşünceleri vardır. Demek ki Mısırlılar kendi zamanlarına kadar gelen Kadim Mısır Dini'ni yeterli bulmamışlar ya da üzerine bir şeyler ekleme gereğini hissetmişler ki, Jesus Christ ile birlikte yeninden alevlenen inançla ile ilgili düşüncelere yeniden eğilmek zorunda kalmışlar. Bunlara "Gnostik" deniyor. Mark'ın Mısır'a M.S. 46'da gelmesiyle Mısır Hristiyanlığa geçer.
Çok ilginçtir; Yahuda İncili Mısır'da Nag Hammadi Yazıtları'nın bulunduğu yere yakın bir yerde, bir mağaranın içindeki bir lahtin içindeki ölünün başucunda bulundu. Demek ki bu ölü Yahuda İncili'ni kendisini kurtaran ya da dünyasını aydınlatan, ruhunu ferahlatan, iç dünyasına en iyi şekilde hitap eden bir İncil gözüyle bakmış ve ölürken bu İncil'in başucuna konulmasını istemiş.
Antik Mısırlılar çok garip insanlardır; örneğin İngiliz Ejiptolog Petrie Kahun Papirüsü'nü bir ölünün vücuduna sarılı bir halde bulmuştu. Bu yüzden papirüs bulunduğunda, ağaç kurtları tarafından yenilerek harap bir halde bulundu. Kahun papirüsü bilindiği üzere bir Matematik Papirüsü idi ve herhalde ölü de Matematiği çok seven bir insandı ve bu yüzden ölürken bu papirüsün vücuduna sarılmasını istedi.
Özetle, Kahun Papirüsü ve Yahuda İncili ölülerin öteki dünyayla irtibat kurmasında bir araç olduğu düşünülmüş olabilir. Bu ölüler de son arzuları olarak bunların yanlarına kendileriyle birlikte gömülmesini istemişler olmalıdır. Bizim ölüler ile papirüs, İncil arasındaki sağaltıcı ilişkiyi anlamamız gerekiyor; bu adamlar neden bunları yanlarına alarak gömüldüler diye!
Esâsen Kur'an mealini ilk okumaya başladığım andan itibâren, kimi çelişkileri görebiliyordum. Ama; bunların üzerine gidecek cesâretim yoktu. Çeşitli teviller ile 'ortadaki'ni "halının altına" süpürmeye çalıştım. Fakat öyle bir zaman geldi ki; o 'halı'nın altında yer kalmadı.
Yaklaşık altı ay kadar "Tanrı" fikrine kapılmadan boşlukta yaşadım. Artık çok rahattım. Fakat içimde bir şeylerin eksikliğini de hissediyor gibiydim. Bilmiyorum, belki sizler buna "şartlanmışlığın prangası" da diyebilirsiniz. Sonra İncil okumaya karar verdim. Matta incilinin 5/6/7.ci bölümleri beni çok etkilemişti. İncil'in dört bölümünü de ( Matta/ Markos/Luka/ Yuhanna) okudum. Pavlus'un mektupları İnci'lin içerisinde sanki sırıtıyor. Çünki MESİH genel olarak Tanrısal ilkelerden söz ederken, Pavlus'a koyu bir kuralcılık hâkim. Bilmiyorum, belki de Yahudi/ Ferisi gelenekten gelmesinin etkisiyledir.
Anlayacağınız; çevresinde tek Hristiyan dahi bulunmayan, bu güne kadar hiç bir Hristiyanla tanışmamış, ömründe Kilise görmemiş, Kiliseye gitmemiş, Vaftiz olmamış, Pavlus'a şüphe ile bakan, sâdece Matta/Markos/Luka ve Yuhanna incillerinden tanıdığı MESİH'e iman etmiş, eski tâbirle "Nev'i şahsına münhasır" bir MESİH imanlısıyım.
Aslında bir mecbûriyetim de yokken, beni ateist ya da deist zanneden arkadaşları yanıltmamak adına inanç kimliğimi açıklıyorum. Hiç bir forumda kendi inancımın reklamını yapma yoluna gitmedim. Sâdece İslamdan irtidat etmeme yol açan çelişkileri paylaştım/paylaşıyorum. Belki birilerine faydam olur diye. Kimin neye inanacağı ya da inanmayacağı benim sorunum değil.
Ha şöyle, Vefik Sami. Jesus Christ imanlısı olduğunu daha önceden neden söylemedin bize (!) :).
Şaka bir yana daha önceki bir mesajından bu durumunu biliyordum. Ben de son zamanlarda Yahuda İncili'ne kafayı taktım. Yani birisi kalkıp neden Yahuda'ya göre bir İncil yazsın? Fakat bundan daha önemlisi, bu İncil'in içinde antik zamana ait Mısırlılar'ın inanç hakkındaki düşünceleri vardır. Demek ki Mısırlılar kendi zamanlarına kadar gelen Kadim Mısır Dini'ni yeterli bulmamışlar ya da üzerine bir şeyler ekleme gereğini hissetmişler ki, Jesus Christ ile birlikte yeninden alevlenen inançla ile ilgili düşüncelere yeniden eğilmek zorunda kalmışlar. Bunlara "Gnostik" deniyor. Mark'ın Mısır'a M.S. 46'da gelmesiyle Mısır Hristiyanlığa geçer.
Çok ilginçtir; Yahuda İncili Mısır'da Nag Hammadi Yazıtları'nın bulunduğu yere yakın bir yerde, bir mağaranın içindeki bir lahtin içindeki ölünün başucunda bulundu. Demek ki bu ölü Yahuda İncili'ni kendisini kurtaran ya da dünyasını aydınlatan, ruhunu ferahlatan, iç dünyasına en iyi şekilde hitap eden bir İncil gözüyle bakmış ve ölürken bu İncil'in başucuna konulmasını istemiş.
Antik Mısırlılar çok garip insanlardır; örneğin İngiliz Ejiptolog Petrie Kahun Papirüsü'nü bir ölünün vücuduna sarılı bir halde bulmuştu. Bu yüzden papirüs bulunduğunda, ağaç kurtları tarafından yenilerek harap bir halde bulundu. Kahun papirüsü bilindiği üzere bir Matematik Papirüsü idi ve herhalde ölü de Matematiği çok seven bir insandı ve bu yüzden ölürken bu papirüsün vücuduna sarılmasını istedi.
Özetle, Kahun Papirüsü ve Yahuda İncili ölülerin öteki dünyayla irtibat kurmasında bir araç olduğu düşünülmüş olabilir. Bu ölüler de son arzuları olarak bunların yanlarına kendileriyle birlikte gömülmesini istemişler olmalıdır. Bizim ölüler ile papirüs, İncil arasındaki sağaltıcı ilişkiyi anlamamız gerekiyor; bu adamlar neden bunları yanlarına alarak gömüldüler diye!