Orijinalini görmek için tıklayınız : Mısır'dan Çıkış Yalanı
Musa'nın mısır firavunu altında köle olan yüzlerce belki de binlerce köleyi denizi yararak mısırdan çıkardığı konusunu bilirsiniz.
Ben bu konularda uzman olmamakla birlikte Musa'nın gerçekten var olup olmadığı ya da tarihi kişiliği ile ilgili kafa karıştıracak birçok şey okuduğumu söylemeliyim.
Eğer gerçekten bu kadar büyük çapta bir kitle hareketi yaşanmışsa tarihi belgelere kayıtlara geçmesi gerekir diye düşünüyorum.
Mısırda firavunun altında çalışan binlerce köleyi düşünün ve biri geliyor bu köleleri mısırdan çıkarıyor.Denizin yarılması sonucu bu köleler kızıldenizin karşısına geçiyor.Böyle olaylar dizisinin sadece mısır kaynaklarında değil birçok kaynakta bulunması gerekir.Mısırlılar niye yazmamışlar hiç?Ayrıca israiloğulları bu göç hareketi sonucunda nereye yerleşmişler?Gittikleri yerlerde hiç mi insan yokmuş da bu göçü tarihlememişler?
Denizin yarılması sonucunda musa yı durdurmak için gelen mısırlılardan hiç mi sağ kalmamış?
Bu konularda araştırma yapınca karşıma hep "aten dini" çıkıyor.Lise tarih kitaplarında bile bu konuya yer ayırılmış bir bilgi kutucuğu şeklinde önemli olacak ki.
Buraya yazamam ama şurda bayağı bir bilgi var bu konuda:
http://thehakikat.wordpress.com/2012/10/04/yahudiligin-kokeni-nedir-hz-musa-kimdir-tevrat-tahrip-edildi-mi/
Bilmiyorum bana ilginç geldi Mısırdan çıkış olayını çoğu uzman MÖ 13.yy a tarihliyor.Tek tanrılı din olan Aten dinini kurucusu da yukarıdaki linkteki yazıda ilk satırlarda yazdığı gibi MÖ 13.yy da yaşamış.Şimdi bulamadım ama okuduğum bir kaynakta aten dininin kurucusu Akhenaton'un tahtan indirildikten(ya da öldükten sonra,tam emin değilim)sonra yerine geçen firavunun aten dinine mensup insanları Mısır'dan sürdüğü.Yani Mısırdan Çıkış a benzeyen bir olay.Belki de çok ünlü Mısırdan Çıkış hikayesi tamamiyle budur.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?Aramızda bu konularda akademik bilgisi olan var mı?
Konuyu araştırıyorum ve karşıma şu çıktı ve hayli ilginç:
http://neferkaminanu.wordpress.com/2012/11/18/velikovsky%E2%80%99e-gore-musa-ve-firavunun-gercek-hikayesi/
alpeerkara
06-06-2014, 15:44
Freud bu konuyu iyi işlemişti.
bakkalmahmud
09-08-2014, 23:29
http://www.youtube.com/watch?v=RRlZwzFisvc&list=PLXU3myvW8fTUuRBWMCxu4TQ0TNV5lCWV-&index=7
Musa'nın mısır firavunu altında köle olan yüzlerce belki de binlerce köleyi denizi yararak mısırdan çıkardığı konusunu bilirsiniz.
Ben bu konularda uzman olmamakla birlikte Musa'nın gerçekten var olup olmadığı ya da tarihi kişiliği ile ilgili kafa karıştıracak birçok şey okuduğumu söylemeliyim.
Eğer gerçekten bu kadar büyük çapta bir kitle hareketi yaşanmışsa tarihi belgelere kayıtlara geçmesi gerekir diye düşünüyorum.
Mısırda firavunun altında çalışan binlerce köleyi düşünün ve biri geliyor bu köleleri mısırdan çıkarıyor.Denizin yarılması sonucu bu köleler kızıldenizin karşısına geçiyor.Böyle olaylar dizisinin sadece mısır kaynaklarında değil birçok kaynakta bulunması gerekir.Mısırlılar niye yazmamışlar hiç?Ayrıca israiloğulları bu göç hareketi sonucunda nereye yerleşmişler?Gittikleri yerlerde hiç mi insan yokmuş da bu göçü tarihlememişler?
Denizin yarılması sonucunda musa yı durdurmak için gelen mısırlılardan hiç mi sağ kalmamış?
Bu konularda araştırma yapınca karşıma hep "aten dini" çıkıyor.Lise tarih kitaplarında bile bu konuya yer ayırılmış bir bilgi kutucuğu şeklinde önemli olacak ki.
Buraya yazamam ama şurda bayağı bir bilgi var bu konuda:
http://thehakikat.wordpress.com/2012/10/04/yahudiligin-kokeni-nedir-hz-musa-kimdir-tevrat-tahrip-edildi-mi/ (http://thehakikat.wordpress.com/2012/10/04/yahudiligin-kokeni-nedir-hz-musa-kimdir-tevrat-tahrip-edildi-mi/)
Bilmiyorum bana ilginç geldi Mısırdan çıkış olayını çoğu uzman MÖ 13.yy a tarihliyor.Tek tanrılı din olan Aten dinini kurucusu da yukarıdaki linkteki yazıda ilk satırlarda yazdığı gibi MÖ 13.yy da yaşamış.Şimdi bulamadım ama okuduğum bir kaynakta aten dininin kurucusu Akhenaton'un tahtan indirildikten(ya da öldükten sonra,tam emin değilim)sonra yerine geçen firavunun aten dinine mensup insanları Mısır'dan sürdüğü.Yani Mısırdan Çıkış a benzeyen bir olay.Belki de çok ünlü Mısırdan Çıkış hikayesi tamamiyle budur.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?Aramızda bu konularda akademik bilgisi olan var mı?
Konuyu bilenler bilir; "Exodus" olarak bilinen "Mısır'dan Çıkış" bir hikayedir. Asla gerçeklerle bir bilgisi yoktur. Forumlarımızda bunun doğru olduğunu çeşitli tartışmalarımızda görebilirsiniz. Tabii ki sabırla araştırma isteği varsa sizde.
1. Kızıldeniz'in ikiye yarıldığı yerin keşfi
Öncelikle Tevrat ve Kuran'da geçen Kızıldeniz'in ikiye yarıldığı yerin keşfine bir bakalım isterseniz.
İnternette bu konuda istemediğiniz kadar bulabilirsiniz. Bir rivayete göre, Amerikalı arkeolog Ron Wyatt 1978'de Kızıldeniz'in sol üst kolunda, Mısır tarafında Nuweiba denilen sahilde denize dalar ve kıyıdan 2.5 KM'ye kadar uzaklıkta bazı arkeolojik eserler bulur. Ron Wyatt bunun üzerine araştırmasına devam eder ve Nuweiba'nın karşısındaki Arabistan'daki sahile çıkar ve orada sütun ve kayalara yazılmış proto-İbranice yazıtlar bulur. Daha sonra kesin bir araştırma başlatılır ve günümüzdeki bulgular ortaya çıkarılır: Dalgıçlar su altında at arabası parçaları, at arabası tekerlekleri, at ve insan kemikleri vs.
http://www.wnd.com/files/2012/06/red-sea-coral-axle-303x275.jpg
Bir at arabası dingili ve tekerlekleri. (http://www.patheos.com/blogs/exploringourmatrix/2012/06/chariot-wheels-in-the-red-sea-hoax-persists.html)
Fakat bu bulgulardan öyle birisi var ki insan küçük dilini yutacak gibi oluyor.
En iyisi ben sadece resmini vereyim, siz artık kendi yorumunuzu yaparsınız!
http://www.wnd.com/files/2012/06/red-sea-gold-chariot-wheel.jpg
4 bölmeli bir at arabası tekerleği.
Dikkat ediniz; bu resimde bir metalden yapılma bir at arabası tekerleği görülüyor. Bu tekerlek keşfedildikten sonra bir eşinin olup olmadığına dair Kahire Müzesi'nde araştırma yapıldı. Karnak Tapınağı'nın duvarında bir rölyefi bulundu.
Fakat bu tekerleğin bir metal olamayacağı açık idi. Çünkü bunun bir benzeri olan at arabasında tekerleklerin metal değil, tahtadan yapılma ve üzerine altın sırma çekilen tekerlekler olduğu görüldü (Bkz. The Pharaoh's chariot (http://www.flickriver.com/photos/mharrsch/220813/)). Bu, araştırmacıların kulağına su kaçırdı ve böylece bu bulgunun sahte olduğu anlaşıldı. Çünkü at arabalarının tekerleklerinin metalden yapılması için Demir Çağı (M.Ö. 9. y.y.)'na girmemiz gerekiyordu. Bu sonuç onları açığa düşürdü ve Ron Wyatt ile arkadaşlarının bir muziplik yaptıkları, yani günümüzde yapılan metal bir tekerleği denizin dibine yerleştirirerek şaka ya da komplo yaptıkları sonucunu doğurdu. İnternette konuyla ilgili bütün kaynaklar bunun bir şaka ya da komplo teorisi olduğunu söyler. Yani bu tekerler otantik (sahici, dönemin izlerini taşıyan artefakt) değildir!
Ron Wyatt, gerçekten çok egzantirik bir arkeologtur. Arkeologluğu nerden geliyorsa... Hani bizde bir sahte Haham Tuncay Güney vardı ya, Ron Wyatt da onun arkeoloğu oluyor. Bu konuda sadece "Titanyum (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=521875&postcount=4)" mesajımdaki,
We Believe,
This is Noah's Ark! (http://www.arkdiscovery.com/noah's_ark.htm)
bulgusuna baksanız yeter ve artar bile. O ve diğerleri Ağrı dağında Nuh'un gemisini bulduklarını, kanıt olarak gemi formuna benzettikleri yerde demir, titanyum gibi metaller bulunduğunu, bu metallerin gemi yapımında kullanıldığını iddia ederler. Oysa Nuh Tevrat'a göre M.Ö. 4000'lerde yaşamış olduğu iddia edilen bir kişi ve bu metallerin doğadan çıkarılıp işlenmesi için daha çok zaman var.
Ya, bu adamlar bu kadar uçuk-kaçık be, kardeşim. Nuh'un gemisinde bu kadar kaçık olanları sen artık Kızıldeniz'in ikiye yarıldığı yerdeki iddiaları nereye koyarsan koy! Çünkü uçmanın sınırı yok bunlarda.
2. Firavunun ilk oğlunun öldürülmesi
Bildiğiniz gibi, Tevrat'ta Mısır'dan Çıkış'ta 10 büyük felaketin olduğu ve bunların arasında doğan ilk oğulların ölmesi var. Buna göre Firavun'un ilk oğlu bu olaylar dizisinde diğer ilk doğanlarla birlikte ölür. Başrollerini Yull Brynner ile Charlton Heston'ın oynadığı (ki bana göre, görüp görebileceğim en iyi aktörler idi bunlar. Allat topraklarını bol atsın!) "10 Emir" filminde Firavun'un ilk oğlunun öldürülmesi güzel bir şekilde işlenir. Merak edenler, bu filmi bir yerden bulup izlesinler. Bizleri büyüleyen "BEN HUR" filmiyle Charlton Heston ve "KRAL VE BEN" filmiyle Yull Brynner'ı soluksuz bir şekilde izleyeceğinizi garanti ederim. Mükemmel bir ikili ve mükemmel bir film. Ben, daha hayatımda bundan daha iyi bir film izleyeceğimi zannetmiyorum. En azından, bu aktörlere haksızlık etmiş düşüncesi bile beni yer, bitirir.
"10 Emir" filmi 1956 yılı yapımıdır. O tarihten bu yana aylar ayları, seneler seneleri kovaladı ve arkeologlar çok yakın bir tarihte RAMSES II'nin çocukları için yaptırtmış olduğu büyük mezarı keşfetti. Tevrat'ta adı geçmeyen ama Kızıldeniz'in ikiye yarılmasında Yahudiler'in arkasından koşturan Firavun bu idi. Fakat gel gör ki, bu mezarlıkta RAMSES II'nin ilk oğlu da bulunuyormuş ve o Tevrat'taki gibi ilk doğanlar arasında değilmiş; doğal yollardan ölmüş.
Bu da mı fos çıktı anasını satayım! Yani Yahudiler ve onun kankası Müslümanlar Kızıldeniz'in ikiye ayrılmasında hangi argümanı sundularsa hepsi fos çıktı. Bilirsiniz, Müslümanlar zaten Tevrat'ın bir kopyası ve değiştirilmiş şekli olan Kuran'dan bir şey söyleyemiyorlar. Çünkü olaya ilişkin Kuran'da Tevrat'taki gibi detay bilgiler yok; sadece üstü kapalı bir şekilde olay anlatılır ve karşısındaki kişiyi keklemeye çalışır. Yani bozacının (Kuran) şahidi şıracı (Eski Ahit).
Örneğin, Kuran'da olaydaki Firavun'un adı belirtilmez; sadece "Firavni" olarak geçer. Çok ilginçtir; sözde bu Firavun'un Karun ve Haman gibi iki yardımcısının olduğu geçer. Ancak gel gör ki Eski Mısır'da "Haman" adında kimse yok. Kuran'da Haman Firavun'a kule yapmaktan sorumlu kimse olarak geçer. Firavun bu kulenin tepesine çıkacakmış ve Musa'nın Tanrısı'nı belki oradan görebileceğini ümit eder gibi alay edermiş. Oysa Eski Mısır'da "Kule" de yok; "Piramit" var yalnızca. Haman ise Eski Mısır'da değil ama, Ester kitabında Pers Kralı Ahaşveroş'un veziri olarak geçer. Yani hata üstüne hata...!?$
3. Tarihi kayıtlar
Senin de belirttiğin gibi Eski Mısır'da böylesine büyük bir olay olsaydı, Mısırlılar bu olayı papirüslere, piramit ve tapınak duvarlarına mutlaka kazırlardı. Bu konuda sadece İpuwer Papirüsü var, ama o da Mısır'da yaşanmış bir felaketten söz eder. Ancak yukarıdaki sahtekarlıkları görünce insanın bu papirüs hakkında 2 kere düşünmesi gerekiyor. Çünkü bilindiği kadarıyla, İpuwer'in papirüsünü destekleyecek başka bir kayıt yok. Bu da, sahtekarlığın yalnızca günümüzde değil, o zamanlarda bile mevcut olabileceğini gösteriyor.
İşte Kızıldeniz hikayesinin esvabı mucibesi budur. yalanlar üzerine kurulmuş bir hikaye yani.
Şimdi buradan bu vesileyle bir konunun altını kalın kalın çizmek istiyorum: Müslüman kimdir?
Bu soruya yanıt IŞİD'ten geldi ve Amerika, AKP sayesinde öğrendik ki, IŞİD Irak'ta Sünni Müslümanlar'a yaşam hakkı verilmediği için ortaya çıkmış bir örgütmüş!
İşte özetle Müslümanlar'ın ve kitapları Kuran'ın hali bu, kardeşim!
İlahimasal
25-02-2016, 19:29
History channel isimli bir belgesel kanalında musa BEDR DAĞINA gidiyor. Sina dağı bedr dağıymış.
İngiliz arkeolog kendince yöntemler kullanarak ,musanın bedr dağina kadar gidip sonra güyaa kendisine vaad edilen topraklara dönüşünü anlatıyor.
Kızıl denizle ,sina yarımadası ile hiç alaksı olmadığını söylüyor.
Bedr dağının bir yanardağ olduğunu ,musanın eski ahitte " gündüz dumanı ,gece ateşı takip ederek gittiği" diye bir dağdan bahsediyormuş!
Asasını yere vurunca su çıkması hikayesini ,bedr dağının kumtaşı özelliğı taşıdığını ve ince kabuğunun altında su biriktrdiğini bunuda tüm arkeologların bildiğini söylüyor.
Kızil deniz olayınıda, kızil deniz denizi deil ,Akabe körfezinin en üst noktasından geciş yapmıs ( sazlı deniz )denen yerden incilde böyle yazıyormuş!
Oradan ürdün ,hicaz bolgesini geçip bedr dağına kadar gittiğini idaa ediyor.
Çıkış noktası olarak mısırın ramses şehrini işaret ediyor.
İşin gari tarafı adamı arabistana sokmuyor arabistan devleti.
Belgesel işde.
renegademaster
31-03-2016, 21:38
Konuyu araştırıyorum ve karşıma şu çıktı ve hayli ilginç:
http://neferkaminanu.wordpress.com/2012/11/18/velikovsky%E2%80%99e-gore-musa-ve-firavunun-gercek-hikayesi/
Velikovsky ilginç teorileri olan bir adam ama hayli tartışmalı (hatta anca tanrı eliyle olası) iddialar atmış ortaya. Mesela Tufandan tut Mısır'dan göç'e kadar bütün olayları Venüs'ün aslında bir kuyruklu yıldız olup Jupiter yörüngesinden gelip Dünya ve Mars'ın yakınından geçip gezegen olarak şimdiki yörüngesine oturmasına ve bunun manyetik olarak gezegene etki etmesi sonucu oluşan doğal ve doğaüstü felaketlere bağlamış.
Böyle bir olay olsa bile bunun 6-7bin yılda olması gökbilimci olmamama rağmen bana olası gelmiyor, ki gökbilimciler de dehşete düşüp reddetmişler kendisini.
Arkadaşlar hatırlarsanız, bundan önceki 3. mesajımda Amerikalı arkeolog Ron Wyatt'ın Kızıldeniz Nuweiba'daki bulgularından bahsetmiş ve bunlardan özellikle 4 bölmeli tekerleğin bir sahtekarlık sonucu oraya konmuş olduğundan söz etmiştim.
Fakat orada gerçekten 4 bölmeli bir tekerlek varmış ve bu 20.03.1988 tarihli keşifte şöyle çizilmiş:
http://www.noahsarksearch.com/LeeElfred/ChariotWheelRedSeaElfredLeeRonWyatt19881.jpg (http://www.evcforum.net/dm.php?control=page&t=7726&mpp=15&p=54)
Bunu bir artist (çizer) olan Elfred Lee, Ron Wyatt ile birlikte daldıkları 80 Feet (24.384 M) derinlikte görmüşler ve çizimin üzerinde "witneesed by Ron Wyatt" yazarak Ron Wyatt'ı tanık olarak göstermiş.
Eric Lembke ve bir arkadaşı, Rory (ki bu sırada soyadı yoktu), cennetten, CA Aralık 1998'de bu 4 bölmeli tekerliği yeniden gördüler (Y.N. Bu keşfin hikayesini merak edenler, yukarıdaki resmin üzerine tıklayarak, bu resmin altında görebilirler).
Yani #5 (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=522230&postcount=5). mesajımdaki şu tekerlek gerçekten de varmış:
http://www.wnd.com/files/2012/06/red-sea-gold-chariot-wheel.jpg
4 bölmeli bir at arabası tekerleği
Fakat bu tekerlek yukarıda çizimi görülenin yerine konulan sahte bir tekerlek. Zaten bu tekerleğin metalik görünümü kendisini ele veriyor!
Burada bizim dikkatimizi çeken şey şu olmalıdır:
Maybe it's a royal Assyrian chariot wheel from the 7th century BC which had studded tires. (E. Strommenger, "5000 Years of the Art of Mesopotamia" (New York, 1964), pls. 248 and 253; J. Spruytte, "La Roue Du Char Royal Assyrien", Revue d'Assyriologie et d'Archeologie Orientale, vol. 1, 1994, fig. 8). Probably one of those failed first designs by some 1st year engineering student in the Assyrian College of Chariot Design! (GRIN)
Bu, yukarıdaki resme ait mesajdaki bir tahmindir. Fakat bana göre çok güçlü tahmin, hatta gerçeğin ta kendisidir. Çünkü benim baştan beri teorim şu idi: Ron Wyatt'ın Kızıldeniz'in ikiye yarıldığını sandığı yerdeki arkeolojik bulgular gerçekte orada Mısırlılar ile bir kuzey ülkesinin (Hitit, Asur vb.) askerleri arasındaki bir çarpışmadan kalan izler idi. Fakat şimdiye kadar Ron Wyatt'ın bulgularında böyle bir şey görmemiştim. Ancak yukarıdaki ilk resimde gösterilen bulgusu kafamdaki bu teoriyi doğruladı. Çünkü her şeyden önce bu tekerlek bir Mısır yarış arabasına (Chariot) ait olamazdı.
Mısırlılar'ınki şöyle bir şeydir:
http://emhotep.net/wp-content/uploads/2013/10/NKC-015.jpg (http://emhotep.net/2013/10/20/periods/new-kingdom/the-new-kingdom-chariot-an-em-hotep-interview-with-kathy-hansen/#more-8869)
Yeni Krallık Yarış Arabası, Uluslararası At Müzesi (Photo by Anne Snyder Payne)
Bu resimden görüldüğü üzere Mısırlılar'ın at arabalarının tekerlekleri Hititlileri'ninkine ya da Asurlular'ınınkine göre çok daha incedir. Adı üstünde Mısırlılar'ın (ince) 2 tekerlekli at arabaları normal bir arabasından ziyade, savaşta en hızlı şekilde hareket kabiliyetine sahip adeta yarış arabaları gibiydi. Bu tip at arabaları dünyanın hiçbir yerinde yoktu. Bu da Mısırlılar'a savaşta büyük bir avantaj kazandırıyordu. Yunanlılar'ın, Hititliler'in, Asurlular'ın vs. at arabaları Mısırlılar'ınkilerin yanında kağnı arabası gibi kalıyordu. "Chariot" adı verilen ve Daniken tarafından 1968'de yayımlanan "Tanrıların Arabaları (The Chariots of The Gods (https://www.nadirkitap.com/chariots-of-the-gods-erich-von-daniken-kitap7820075.html))" kitabıyla haklı bir şöhrete kavuşan Mısırlılar'ın arabaları o gün dünyanın F-16'ları gibiydi. Çünkü diğer ulusların at arabalarının kalın tekerlekli olması dezavatajı vardı.
Şimdi sadede gelirsem, yukarıdaki ilk resimdeki Ron Wyatt'ın bulgusu Mısırlılar'a ait olamaz; muhtemelen Asurlular'a aittir.
Bu konuda şu bulgu işinizi görür:
https://s-media-cache-ak0.pinimg.com/736x/90/53/cd/9053cdd0845fb02e6a208b8b40da45fd--ancient-mesopotamia-sumerian.jpg (https://tr.pinterest.com/pin/549509592019140736/)
Bilinen en eski at arabası tekerleği Mezopotamya'da keşfedildi
Demek ki Nuweiba denilen yerde Mısırlılar ile Asurlular arasında bir çarpışma olmuş ve ölenleri gömmektense orada denize atmayı seçmişler.
Bu konuda Mısır Tarihi'nden edindiğim bilgilere göre, özellikle Ramses I, Seti I ve Ramses II dönemlerinde Mısır'a dışarıdan saldırıların olduğunu, dolayısıyla birçok savaş yaşandığını biliyoruz. İşte Ron Wyatt'ın orada keşfettiği bulgular bu savaşlardan birinden kalmış olmalıdır. Fakat Ron Wyatt, tüm bulgulara bakmadan ve bu arada tarih bilgisi eksikliğinden elindeki bulguları yanlış değerlendirmiştir!
Abdullah Rzayev
07-08-2017, 12:14
http://http://inciltarihi.com/wp-content/uploads/2014/04/M%C4%B1s%C4%B1rdan-%C3%87%C4%B1k%C4%B1%C5%9F.008.jpg
Soleb, Sudan yakınlarında bulunan antik bir Mısır yerleşkesidir. Buradaki bir tapınakta ilginç bir hiyeroglif yazıtı bulunmakta: Kenan/Edom yakınlarında bulunan “YHV’nin Şaşuları”. Eski Mısır dilinde “Şaşu” göçebeler için kullanılan bir terimdir. Bu göçebelerin “YHV” adında bir ilahla bağdaştırılmaları son derece ilginçtir. Burada belirtilen YHV’nin Yahudilerin ilahı Yahve olduğu düşünülmektedir. Hiyeroglif yazıtının tarihi M.Ö. 1400 seneleri… Kutsal Kitap’taki kronolojiyi izleyecek olursak Mısır’dan çıkış tarihi M.Ö. 1446 olarak hesaplanmaktadır. Bunu nereden mi biliyoruz? 1.Krallar 6:1’deki bir referanstan: “İsrail halkı Mısır’dan çıktıktan dört yüz seksen yıl sonra, Süleyman, krallığının dördüncü yılının ikinci ayı olan Ziv ayında RAB’bin Tapınağı’nın yapımına başladı.” Bu ayette verilen tarih Süleyman’nın krallığının 4. senesi yani M.Ö. 966 yılıdır. Basit bir matematik hesabıyla Mısır’dan çıkış tarihi M.Ö. 1446 yılı olarak karşımıza çıkmaktadır. Mısır kronolojilerine göre bu tarih ya III. Tutmosis’e ya da II. Amenhotep’e denk gelmektedir.
Soleb’de ki yazıt M.Ö. 1400 seneleri civarı, yani III. Amenhotep dönemindendir. Bu şunu gösteriyor: III. Amenhotep’in kendisi veya katipleri bu ilahın ismini bir şekilde duymuşlardı ki, böylece bunu yazıta geçirmişlerdi. Çıkış 5:22’de ilginç bir detay keşfediyoruz: “Firavun, ‘RAB (YHV) kim oluyor ki, O’nun sözünü dinleyip İsrail halkını salıvereyim? RAB’bi (YHV’yi) tanımıyorum. İsrailliler’in gitmesine izin vermeyeceğim” diyor. Çıkış kitabında bahsi geçen firavun YHV ismini işiten ilk firavun oluyorsa bu demek ki M.Ö. 1400’e ait “YHV’nin Şaşuları” bu tarihten sonra yazıya alınmıştır. Özetçe bu hiyeroglifte hem M.Ö. 15. yüzyıla dayanan bir Mısır’dan çıkış ve Yahudilerin o dönemde sosyal açıdan göçebe bir toplum olmalarının birer teyidini görmekteyiz.
Kaynak:Incil Tarihi.com
bakkalmahmud
07-08-2017, 12:31
Konuyla ilgili.......http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=8172
http://http://inciltarihi.com/wp-content/uploads/2014/04/M%C4%B1s%C4%B1rdan-%C3%87%C4%B1k%C4%B1%C5%9F.008.jpg
Soleb, Sudan yakınlarında bulunan antik bir Mısır yerleşkesidir. Buradaki bir tapınakta ilginç bir hiyeroglif yazıtı bulunmakta: Kenan/Edom yakınlarında bulunan “YHV’nin Şaşuları”. Eski Mısır dilinde “Şaşu” göçebeler için kullanılan bir terimdir. Bu göçebelerin “YHV” adında bir ilahla bağdaştırılmaları son derece ilginçtir. Burada belirtilen YHV’nin Yahudilerin ilahı Yahve olduğu düşünülmektedir. Hiyeroglif yazıtının tarihi M.Ö. 1400 seneleri… Kutsal Kitap’taki kronolojiyi izleyecek olursak Mısır’dan çıkış tarihi M.Ö. 1446 olarak hesaplanmaktadır. Bunu nereden mi biliyoruz? 1.Krallar 6:1’deki bir referanstan: “İsrail halkı Mısır’dan çıktıktan dört yüz seksen yıl sonra, Süleyman, krallığının dördüncü yılının ikinci ayı olan Ziv ayında RAB’bin Tapınağı’nın yapımına başladı.” Bu ayette verilen tarih Süleyman’nın krallığının 4. senesi yani M.Ö. 966 yılıdır. Basit bir matematik hesabıyla Mısır’dan çıkış tarihi M.Ö. 1446 yılı olarak karşımıza çıkmaktadır. Mısır kronolojilerine göre bu tarih ya III. Tutmosis’e ya da II. Amenhotep’e denk gelmektedir.
Soleb’de ki yazıt M.Ö. 1400 seneleri civarı, yani III. Amenhotep dönemindendir. Bu şunu gösteriyor: III. Amenhotep’in kendisi veya katipleri bu ilahın ismini bir şekilde duymuşlardı ki, böylece bunu yazıta geçirmişlerdi. Çıkış 5:22’de ilginç bir detay keşfediyoruz: “Firavun, ‘RAB (YHV) kim oluyor ki, O’nun sözünü dinleyip İsrail halkını salıvereyim? RAB’bi (YHV’yi) tanımıyorum. İsrailliler’in gitmesine izin vermeyeceğim” diyor. Çıkış kitabında bahsi geçen firavun YHV ismini işiten ilk firavun oluyorsa bu demek ki M.Ö. 1400’e ait “YHV’nin Şaşuları” bu tarihten sonra yazıya alınmıştır. Özetçe bu hiyeroglifte hem M.Ö. 15. yüzyıla dayanan bir Mısır’dan çıkış ve Yahudilerin o dönemde sosyal açıdan göçebe bir toplum olmalarının birer teyidini görmekteyiz.
Kaynak:Incil Tarihi.com
Abdullah Rzayev, sen eski Ahit'te anlatılan her şeyi olduğu gibi doğru mu kabul ediyorsun? Ne kadar da yüzeysel bir bakış!
Bakınız, SAMUEL MARINUS ZWEMER adlı misyoner İslam'a bakarken aynı şekilde bakmıyor; sürekli kuşkucu yaklaşımlarla olaylara yaklaşıyor (Bkz. "ORYANTALİZMİN İSLAM’IN TEŞEKKÜLÜNE BAKIŞI (http://dergipark.gov.tr/download/article-file/304437)").
Peki bizim bu adamdan neyimiz eksik? Hiçbir şeyimiz eksik değil. Biz de Eski Ahit'e aynı gözle bakmalıyız.
Hastasıyız, Eski Mısır ve Babil Kralları'nın!
Ne demek istiyorum, hemen bir örnek vereyim: Tevrat'ın "KRALLAR" ve "TARİHLER" kitaplarına zaman zaman bakarım, ama orada anlatılanların yanlı olduğununun da gayet bilincindeyimdir. Ben, Eski Mısır ve Babil Kralları'na ait bilgiler orada ne kadar yanlı anlatılmış olursa olsun süzerek doğruyu ararım. Şunu düşünürüm; bu adamlar bu Kralları anlatırken gerçeklerin bir zaman sonra (arkeolojiyle) çıkabileceğini hiç mi düşünmediler? Ya da kendi dönemlerini ilgilendirdiği için boşvermiş olabilirler.
Her neyse, Hezekiel'in mühür Mısır motifleriyle (1 adet çift kanatlı Güneş kursu, 1 adet "Hayat" anlamına gelen "Ankh" anahtarı) şöyledir:
http://i2.cdn.cnn.com/cnnnext/dam/assets/151203121718-royal-seal-king-hezekiah-exlarge-169.jpg (http://edition.cnn.com/2015/12/03/middleeast/king-hezekiah-royal-seal/index.html)
Fakat Hezekiel'in kitabına bakıldığında mühründeki Mısır motiflerini açıklamanız mümkün olmaz, yani apışıp kalırsınız. Çünkü Hezekiel'in kitabında Mısırlılar devamlı kötülenir. Peki ama bu ne?
Bu arada bir fırsatım olursa, Yahudiler'in ikide bir dile getirdikleri şu "400" meselesi hakkında da arkeolojik bulgular eşliğinde gerçeği dile getiririm. Yani bu iş onların anlattığı gibi değil ve imzamdaki bilgi bunu açan bir anahtardır!
benim merak ettiğim bu israiloğulları mısırlı bir halk mı yani kökleri orası mı yoksa filistin tarafından gelip mi yerleşmişler sonra musayla dönmüşler? adamların hayatları masallarla anlatılıyor, gerçekçi bilgiler ortada göremedim.
benim merak ettiğim bu israiloğulları mısırlı bir halk mı yani kökleri orası mı yoksa filistin tarafından gelip mi yerleşmişler sonra musayla dönmüşler? adamların hayatları masallarla anlatılıyor, gerçekçi bilgiler ortada göremedim.
Bununla ilgili birçok teori okudum ,duydum ,tarihin en önemli sorusu bence bu eğer bunun cevabı bulunursa Hristiyanlık ve İslam da tamamen ve eksiksiz olarak anlaşılacaktır.
israiloğulları mısır kökenli olduğunu söyleyen bilim çevreleri var ama israiloğularının atası ibraimin oğlu ishak deniliyor, ibraim mısırlı değil arabistan tarafından olduğunu biliyoruz, o zaman ishakın nesli mısıra sonradan gitmiş fikri ortaya çıkıyor. belki ibraimle ishakla israiloğullarının hiç alakası yok, yakıştırılmış olabilir bu bana daha mantıklı geliyor. birde işin şu boyutu var; bir çift insandan yani ishak ve eşinden çok kısa sürede on binlerce insan topluluğu meydana geliyor hiç mantıklı değil, masal gibi. at izi it izine karışmış.
Abdullah Rzayev
09-08-2017, 13:03
Upuat
Imzanızda verdiğiniz ayetlerin orjinalinde Akhenaton ismi yok.Yusufun Firavunun Akhenaton olduğunu düşünülmesi,Musanın Ramsesi gibi yanılgıdır.Bence, bu Mısırlı tarihçi Ahmed Osmanın Yuya-Yusuf benzerliğinden kaynaklanıyor.Bu düşünce.