Deep´isimli üyeden Alıntı
Musa'nın mısır firavunu altında köle olan yüzlerce belki de binlerce köleyi denizi yararak mısırdan çıkardığı konusunu bilirsiniz.
Ben bu konularda uzman olmamakla birlikte Musa'nın gerçekten var olup olmadığı ya da tarihi kişiliği ile ilgili kafa karıştıracak birçok şey okuduğumu söylemeliyim.
Eğer gerçekten bu kadar büyük çapta bir kitle hareketi yaşanmışsa tarihi belgelere kayıtlara geçmesi gerekir diye düşünüyorum.
Mısırda firavunun altında çalışan binlerce köleyi düşünün ve biri geliyor bu köleleri mısırdan çıkarıyor.Denizin yarılması sonucu bu köleler kızıldenizin karşısına geçiyor.Böyle olaylar dizisinin sadece mısır kaynaklarında değil birçok kaynakta bulunması gerekir.Mısırlılar niye yazmamışlar hiç?Ayrıca israiloğulları bu göç hareketi sonucunda nereye yerleşmişler?Gittikleri yerlerde hiç mi insan yokmuş da bu göçü tarihlememişler?
Denizin yarılması sonucunda musa yı durdurmak için gelen mısırlılardan hiç mi sağ kalmamış?
Bu konularda araştırma yapınca karşıma hep "aten dini" çıkıyor.Lise tarih kitaplarında bile bu konuya yer ayırılmış bir bilgi kutucuğu şeklinde önemli olacak ki.
Buraya yazamam ama şurda bayağı bir bilgi var bu konuda:
http://thehakikat.wordpress.com/2012/10/04/yahudiligin-kokeni-nedir-hz-musa-kimdir-tevrat-tahrip-edildi-mi/
Bilmiyorum bana ilginç geldi Mısırdan çıkış olayını çoğu uzman MÖ 13.yy a tarihliyor.Tek tanrılı din olan Aten dinini kurucusu da yukarıdaki linkteki yazıda ilk satırlarda yazdığı gibi MÖ 13.yy da yaşamış.Şimdi bulamadım ama okuduğum bir kaynakta aten dininin kurucusu Akhenaton'un tahtan indirildikten(ya da öldükten sonra,tam emin değilim)sonra yerine geçen firavunun aten dinine mensup insanları Mısır'dan sürdüğü.Yani Mısırdan Çıkış a benzeyen bir olay.Belki de çok ünlü Mısırdan Çıkış hikayesi tamamiyle budur.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?Aramızda bu konularda akademik bilgisi olan var mı?
|
Konuyu bilenler bilir;
"Exodus" olarak bilinen
"Mısır'dan Çıkış" bir hikayedir. Asla gerçeklerle bir bilgisi yoktur. Forumlarımızda bunun doğru olduğunu çeşitli tartışmalarımızda görebilirsiniz. Tabii ki sabırla araştırma isteği varsa sizde.
1. Kızıldeniz'in ikiye yarıldığı yerin keşfi
Öncelikle Tevrat ve Kuran'da geçen Kızıldeniz'in ikiye yarıldığı yerin keşfine bir bakalım isterseniz.
İnternette bu konuda istemediğiniz kadar bulabilirsiniz. Bir rivayete göre, Amerikalı arkeolog
Ron Wyatt 1978'de Kızıldeniz'in sol üst kolunda, Mısır tarafında Nuweiba denilen sahilde denize dalar ve kıyıdan 2.5 KM'ye kadar uzaklıkta bazı arkeolojik eserler bulur.
Ron Wyatt bunun üzerine araştırmasına devam eder ve Nuweiba'nın karşısındaki Arabistan'daki sahile çıkar ve orada sütun ve kayalara yazılmış proto-İbranice yazıtlar bulur. Daha sonra kesin bir araştırma başlatılır ve günümüzdeki bulgular ortaya çıkarılır: Dalgıçlar su altında at arabası parçaları, at arabası tekerlekleri, at ve insan kemikleri vs.
Fakat bu bulgulardan öyle birisi var ki insan küçük dilini yutacak gibi oluyor.
En iyisi ben sadece resmini vereyim, siz artık kendi yorumunuzu yaparsınız!
4 bölmeli bir at arabası tekerleği.
Dikkat ediniz; bu resimde bir metalden yapılma bir at arabası tekerleği görülüyor. Bu tekerlek keşfedildikten sonra bir eşinin olup olmadığına dair Kahire Müzesi'nde araştırma yapıldı. Karnak Tapınağı'nın duvarında bir rölyefi bulundu.
Fakat bu tekerleğin bir metal olamayacağı açık idi. Çünkü bunun bir benzeri olan at arabasında tekerleklerin metal değil, tahtadan yapılma ve üzerine altın sırma çekilen tekerlekler olduğu görüldü (Bkz.
The Pharaoh's chariot). Bu, araştırmacıların kulağına su kaçırdı ve böylece bu bulgunun sahte olduğu anlaşıldı. Çünkü at arabalarının tekerleklerinin metalden yapılması için Demir Çağı (M.Ö. 9. y.y.)'na girmemiz gerekiyordu. Bu sonuç onları açığa düşürdü ve
Ron Wyatt ile arkadaşlarının bir muziplik yaptıkları, yani günümüzde yapılan metal bir tekerleği denizin dibine yerleştirirerek şaka ya da komplo yaptıkları sonucunu doğurdu. İnternette konuyla ilgili bütün kaynaklar bunun bir şaka ya da komplo teorisi olduğunu söyler. Yani bu tekerler otantik (sahici, dönemin izlerini taşıyan artefakt) değildir!
Ron Wyatt, gerçekten çok egzantirik bir arkeologtur. Arkeologluğu nerden geliyorsa... Hani bizde bir sahte Haham Tuncay Güney vardı ya,
Ron Wyatt da onun arkeoloğu oluyor. Bu konuda sadece "
Titanyum" mesajımdaki,
bulgusuna baksanız yeter ve artar bile. O ve diğerleri Ağrı dağında Nuh'un gemisini bulduklarını, kanıt olarak gemi formuna benzettikleri yerde demir, titanyum gibi metaller bulunduğunu, bu metallerin gemi yapımında kullanıldığını iddia ederler. Oysa Nuh Tevrat'a göre M.Ö. 4000'lerde yaşamış olduğu iddia edilen bir kişi ve bu metallerin doğadan çıkarılıp işlenmesi için daha çok zaman var.
Ya, bu adamlar bu kadar uçuk-kaçık be, kardeşim. Nuh'un gemisinde bu kadar kaçık olanları sen artık Kızıldeniz'in ikiye yarıldığı yerdeki iddiaları nereye koyarsan koy! Çünkü uçmanın sınırı yok bunlarda.
2. Firavunun ilk oğlunun öldürülmesi
Bildiğiniz gibi, Tevrat'ta Mısır'dan Çıkış'ta 10 büyük felaketin olduğu ve bunların arasında doğan ilk oğulların ölmesi var. Buna göre Firavun'un ilk oğlu bu olaylar dizisinde diğer ilk doğanlarla birlikte ölür. Başrollerini
Yull Brynner ile
Charlton Heston'ın oynadığı (ki bana göre, görüp görebileceğim en iyi aktörler idi bunlar. Allat topraklarını bol atsın!)
"10 Emir" filminde Firavun'un ilk oğlunun öldürülmesi güzel bir şekilde işlenir. Merak edenler, bu filmi bir yerden bulup izlesinler. Bizleri büyüleyen
"BEN HUR" filmiyle
Charlton Heston ve
"KRAL VE BEN" filmiyle
Yull Brynner'ı soluksuz bir şekilde izleyeceğinizi garanti ederim. Mükemmel bir ikili ve mükemmel bir film. Ben, daha hayatımda bundan daha iyi bir film izleyeceğimi zannetmiyorum. En azından, bu aktörlere haksızlık etmiş düşüncesi bile beni yer, bitirir.
"10 Emir" filmi 1956 yılı yapımıdır. O tarihten bu yana aylar ayları, seneler seneleri kovaladı ve arkeologlar çok yakın bir tarihte
RAMSES II'nin çocukları için yaptırtmış olduğu büyük mezarı keşfetti. Tevrat'ta adı geçmeyen ama Kızıldeniz'in ikiye yarılmasında Yahudiler'in arkasından koşturan Firavun bu idi. Fakat gel gör ki, bu mezarlıkta
RAMSES II'nin ilk oğlu da bulunuyormuş ve o Tevrat'taki gibi ilk doğanlar arasında değilmiş; doğal yollardan ölmüş.
Bu da mı fos çıktı anasını satayım! Yani Yahudiler ve onun kankası Müslümanlar Kızıldeniz'in ikiye ayrılmasında hangi argümanı sundularsa hepsi fos çıktı. Bilirsiniz, Müslümanlar zaten Tevrat'ın bir kopyası ve değiştirilmiş şekli olan Kuran'dan bir şey söyleyemiyorlar. Çünkü olaya ilişkin Kuran'da Tevrat'taki gibi detay bilgiler yok; sadece üstü kapalı bir şekilde olay anlatılır ve karşısındaki kişiyi keklemeye çalışır. Yani bozacının (Kuran) şahidi şıracı (Eski Ahit).
Örneğin, Kuran'da olaydaki Firavun'un adı belirtilmez; sadece
"Firavni" olarak geçer. Çok ilginçtir; sözde bu Firavun'un
Karun ve
Haman gibi iki yardımcısının olduğu geçer. Ancak gel gör ki Eski Mısır'da
"Haman" adında kimse yok. Kuran'da Haman Firavun'a kule yapmaktan sorumlu kimse olarak geçer. Firavun bu kulenin tepesine çıkacakmış ve
Musa'nın Tanrısı'nı belki oradan görebileceğini ümit eder gibi alay edermiş. Oysa Eski Mısır'da
"Kule" de yok;
"Piramit" var yalnızca.
Haman ise Eski Mısır'da değil ama, Ester kitabında Pers Kralı
Ahaşveroş'un veziri olarak geçer. Yani hata üstüne hata...!?$
3. Tarihi kayıtlar
Senin de belirttiğin gibi Eski Mısır'da böylesine büyük bir olay olsaydı, Mısırlılar bu olayı papirüslere, piramit ve tapınak duvarlarına mutlaka kazırlardı. Bu konuda sadece İpuwer Papirüsü var, ama o da Mısır'da yaşanmış bir felaketten söz eder. Ancak yukarıdaki sahtekarlıkları görünce insanın bu papirüs hakkında 2 kere düşünmesi gerekiyor. Çünkü bilindiği kadarıyla,
İpuwer'in papirüsünü destekleyecek başka bir kayıt yok. Bu da, sahtekarlığın yalnızca günümüzde değil, o zamanlarda bile mevcut olabileceğini gösteriyor.
İşte Kızıldeniz hikayesinin esvabı mucibesi budur. yalanlar üzerine kurulmuş bir hikaye yani.
Şimdi buradan bu vesileyle bir konunun altını kalın kalın çizmek istiyorum: Müslüman kimdir?
Bu soruya yanıt IŞİD'ten geldi ve Amerika, AKP sayesinde öğrendik ki, IŞİD Irak'ta Sünni Müslümanlar'a yaşam hakkı verilmediği için ortaya çıkmış bir örgütmüş!
İşte özetle Müslümanlar'ın ve kitapları Kuran'ın hali bu, kardeşim!