Orijinalini görmek için tıklayınız : 7ve19 kuranın korunması...
Ra’d suresinin 43. ayetinde belirtildiği üzere Hz. Muhammed’in (s.a.v) peygamber olarak gönderildiğini inkâr edenlere şahit olarak Allah’ın yeterli olduğu bildirilmişti. Ancak söz konusu ayette, gönderdiği kitapta var olan ilmi kavrayabilen kişilerin de buna şahit olacağı ve bunun yeterli bir delil oluşturduğu özellikle vurgulanmıştır.
İnkâr edenler: “Sen elçi olarak gönderilmiş değilsin” derler. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter ve yanında Kitabın İlmi olanın da şahitliği yeter.
Ayette, yanında “Kitap İlmi” olanın Hz. Muhammed’in (s.a.v) bir peygamber olarak gönderildiğine şahit olacaktır iddiasına yer verilmekte ve “Kitabın İlmi” ile anlatılmak istenen, Kuran’da “O peygamber olarak gönderilmiştir” gibi benzer anlatımlarla değil, Ona verilen Kuran’daki bir ilmin, O’nun bir peygamber olduğunu kanıtlayacak olan ve karşı konulamayan bir ilim olduğunu gösterir. Ayetin iddiasına göre, Allah buna nasıl şahitse kitaptaki ilmi kavrayabilenler de benzer şekilde buna şahit olacağını öne sürer. Bu nedenle Kuran’ın Allah katından indirilerek vahyedildiğini de haber veren Kur’an, bu haberin gerçek olduğunu belirleyecek bir ilim ile yüklü olduğu haberini de vermiş olmalıdır. O halde belirleyici olan bu ilmin ne olduğunu ve hangi özellikler taşıdığını yine Kuran’ın kendi kendini tefsir etme özelliğinden yola çıkarak Kuran’da aramalıyız. Acaba “Kitabın İlmi” ne olabilir? Kuran’ı baştanbaşa incelediğimizde, “Kitabın ilmi” hakkında bilgiler veren birçok ayetle karşılaşırız. İlk başvuracağımız yer 102. sure (Tekasür suresi) olsun. Bu surede Kitabın İlmi’ni anlayabilmek için ilginç bir şekilde Cehennem bilgisine yönlenmemiz istenmektedir. Ayrıca, Kuran’da var olan bu ilmin, Kuran’ın inişinden sonra, ilerideki bir zamanda ortaya çıkacağı haberi de yine aynı surede ard arda anlatılmaktadır.
Bismillahirrahmanirrahim
1. Çoklukla övünerek oyalandınız
2. Ta ki kabirleri ziyaret ettiniz
3. Hayır! İlerde bileceksiniz
4. Sonra yine hayır! İlerde bileceksiniz
5. Hayır! Eğer kesin olan ilim ile bilirseniz,
6. Cehennem’i görürsünüz. (!*?)
7. Sonra onu, kesin gören göz ile (ahirette) görürsünüz.
8. Sonra O gün nimetten sorgulanırsınız.
102 ( Tekasür)/1-8
Bu surede konumuzla ilgili olan ana tema şudur: Kıyamette kesin gören göz (ayn-el yakin) ile Cehennem’i ve özelliklerini göreceğimiz gibi, eğer bilmemiz durumunda kesin olan bir ilim (ilm-el yakin) sayesinde de bunu görebileceğiz. Cehennem dünya gözüyle görülemeyeceği için ancak bunun ilim gözüyle Kuran’da anlatılan Cehennem bilgisine başvurarak görebileceğiz. Ancak bu başvuru, ayetin anlatımına göre en kesin olan bir ilim ile olmalıdır. Ayrıca 19. sure olan Meryem suresinin 71. ayeti de tüm insanların Cehennemle olan zorunlu buluşmasının gerçekleşeceğini bildirir.
“İçinizden oraya (Cehennem’e) uğramayacak hiçbir kimse yoktur. Bu Rabbin için kesinleşmiş bir hükümdür.”
19 (Meryem) / 71
Neden Cennet değil de Cehennem tanıklığı olacaktır? Özellikle Tekasür suresinin 5. ve 6. ayetlerinde Cehennemi görebilmemizin kesin olan ilim (ilm-el yakin) ile mümkün kılındığı bilgisi en dikkat çekenidir. O halde İlm-el Yakin ile anlatılmak istenen nedir?
Bu soruların cevabı esasen Allah’ın sonsuz merhamet sahibi olmasıyla ilgilidir. Allah, Kuran’da Cehennem azabının acıklı ve sürekli olduğunu defalarca uyarmaktadır. Bu beyanatların bir inancı gerektirdiği de aşikârdır. Dileyen buna inanır, dileyen inanmaz. Ancak; Allah, merhameti ve ilmiyle en kestirme bir yol ile inkârcılara ve şüphecilere bir inanma yolunu daha göstermektedir. Allah, Kuran’a ve Hz. Muhammed’in (s) son peygamber olarak gönderildiğine olan şüpheleri giderebilmek ve insanları Cehennem azabından korumak için inkâr edilen Cehennem’in sayısal verilerini Kuran’ın her ayetini kapsayacak şekilde anlaşılabilir bir metotla Evrenin dili olan matematiği kullanarak düzenlemiştir. Tekasur 5.ayette “Lew te’lemune = eğer bilirseniz/anlamak isterseniz” şart edatıyla beyan edilerek bunun anlaşılabilir bir ilim olduğuna da işaret edilmiştir.
Bu düzenlemenin bir temel nedeni ve bir de temel amacı vardır. Temel nedeni matematiktir. “Eğer kesin olan ilim ile bilirseniz Cehennem’i görürsünüz” mealindeki Tekasür suresinin bu ayetinde geçen “kesin ilim” ile anlatılmak istenen matematik ilmidir çünkü matematik, sonuçları en kesin ve en karşı konulamayan ilimdir. Temel amaç ise Kuran’ın içindeki tüm bilgilerin Allah katından olduğuna, hiçbir değişikliğe uğramadığına ve bir suresinin dahi taklit edilemeyeceğine kesin olan ilim (matematik) ile yani orijinal deyimiyle “İlm-el Yakin” ile tanık olabilmemizdir…
… “Eğer kesin olan ilim ile bilirseniz Cehennem’i görürsünüz” bilgisi aktarılmakta ise, o halde biz akıl sahiplerine düşen görev, iddia edilen Kuran’daki kesin olan ilmi (ilm-el yakini) anlayabilmek için, yine iddia sahibi olan kitabın, yani Kuran’ın içinde geçen Cehennem’in sayısal verilerini araştırmak olmalıdır. Bunun için eksiksiz olarak Kuran’ı baştanbaşa incelediğimizde, Cehennem hakkında bilgi veren Kuran’ın sadece iki sayısal verisi ile karşılaşırız. Bu iki veri Hicr suresinde belirtilen Cehennem’in “7” Kapısı ve Müddessir suresinde belirtilen ve bu yedi kapıya muhafızlık eden “19” muhafız melektir. Bu iki sayı dışında Kuran’ın Cehennemle ilgili başka bir sayısal verisi yoktur.
43. Muhakkak Cehennem, onların hepsine va’dolunan yerdir.
44. Onun “YEDİ” kapısı vardır. Her bir kapı için onlardan bir kısmı taksim edilmiştir.
15 (Hicr) / 43,44
30. (7 kapının) Üzerinde “ONDOKUZ” (muhafız melek) vardır.
31. Biz ateşin muhafızlarını ancak melekler kıldık…
74 (Müddessir) / 30,31
yeterli olmayan arkdaslar isterseniz link verebilirim cok daha kapsamlı okuyabılırısınız...
cenkvarol
04-08-2014, 10:20
yani diyorsun ki;
7 ve 19 Cehennemle ilgili,
7 ve 19 Kuran'ı koruyor,
bu ilişkiden çıksa çıksa ancak Cehennem = Kuran çıkar ki Kuran'ın cennet, kurtuluş dururken cehennemle ilişkilendirilmesi bence harika olmuş! onun peşine giderseniz gerçek cehennemi burada yaşarsınız demek istiyor.
Allah konuşturuyo bunları işte ne yaparsınız :)
ayet açık o ilim cehennemi gösteriri diyor, ne malum belki de 7 ve 19 uydurması sizi cehenneme götürü demek istiyordur, ben de buradan bakıyorum olaya hadi bakalım!.
yani diyorsun ki;
7 ve 19 Cehennemle ilgili,
7 ve 19 Kuran'ı koruyor,
bu ilişkiden çıksa çıksa ancak Cehennem = Kuran çıkar ki Kuran'ın cennet, kurtuluş dururken cehennemle ilişkilendirilmesi bence harika olmuş! onun peşine giderseniz gerçek cehennemi burada yaşarsınız demek istiyor.
Allah konuşturuyo bunları işte ne yaparsınız :)
ayet açık o ilim cehennemi gösteriri diyor, ne malum belki de 7 ve 19 uydurması sizi cehenneme götürü demek istiyordur, ben de buradan bakıyorum olaya hadi bakalım!.
azcık yaklasmıssın cehennem=kuran dıyerek sadece bır fark var kurana uyarsan degıl uymazsan cehennem var okurken anlamadıgın noktaların oldugu cok acık ayette kesın olan ılımle cehennemı gorursenız dıyor yazıda oldugu gıbı matematık evrensel sonuclar ortada ıspatla ınanarak bakarsan kurana ve ınanırsan orada kı cehennem ayetlerı okursan kendını oraya gıtmekten sakınırsın dıyor ıyı ahlaklı olursun emredılenı yaparsan dıyor yok gormem dıyorsan o sekılde ıyısı kotusu ınananı ınanmayanı meryem suresınde de dedıgı gıbı zaten orada yanı ölünce gözünüzle göreceksiniz diyor...
sen dıyorsun kı hıc kımse yalan soylemez gıybet yapmaz haram yemez alkol ıcmez zına yapmaz haksız yere can almaz hırsızlık yapmaz kul hakkı yemek dogaya saygılı olup sahıp cıkıp temız tutar hayvanları korur yetımlere bakar zengınler mılyar dolarlık ınsanlar fakırın hakkını onun olan zekatı verır oruc tutup acın halınden anlayıp daha cok yardım eder fakırın karnını doyurur ona ıs verır ekmek verırse dunya cehennem olur dıyorsun bende burdan bakıyorum o zaman olsun be butun ınsanlar bu yazdıgım gıbı olacaksa kurana uyup ve bunun adıda cehennem olacaksa bence en kısa zamanda herkes ınanıp bu sekılde olsun ve bu dunya tam bır cehennem olsun boyle cehennem kım ıstemez... :)
Felâsife
04-08-2014, 22:46
.. Ayetin iddiasına göre, Allah buna nasıl şahitse kitaptaki ilmi kavrayabilenler de benzer şekilde buna şahit olacağını öne sürer. Bu nedenle Kuran’ın Allah katından indirilerek vahyedildiğini de haber veren Kur’an, bu haberin gerçek olduğunu belirleyecek bir ilim ile yüklü olduğu haberini de vermiş olmalıdır. O halde belirleyici olan bu ilmin ne olduğunu ve hangi özellikler taşıdığını yine Kuran’ın kendi kendini tefsir etme özelliğinden yola çıkarak Kuran’da aramalıyız. Acaba “Kitabın İlmi” ne olabilir?
--
--
Bu düzenlemenin bir temel nedeni ve bir de temel amacı vardır. Temel nedeni matematiktir. “Eğer kesin olan ilim ile bilirseniz Cehennem’i görürsünüz” mealindeki Tekasür suresinin bu ayetinde geçen “kesin ilim” ile anlatılmak istenen matematik ilmidir çünkü matematik, sonuçları en kesin ve en karşı konulamayan ilimdir.
Olayın matematiğe bağlanılması ilginç olmuş tabii, öldükten sonra insanların hiç bir işine yaramayacak,
bir ilim-ki adı da matematikmiş-insanların anca bu dünyada işine yararken, öldükten sonrasınıda kapsaması bana tuhaf geldi.
Ruhu olmayan bir şeyin ruhlar tarafına nasıl geçeceğini iyice merak ettim..
ee artık sanırım devir teknoloji ve bilim devri, kim ne yapsın tasavvufun "Kuran Arapçadır, manası rabçadır" ını veya "Hasenatül ebrar, seyyiatül mukarrabin" inini.
Gerçi ben harflerinde ruhu yoktur diyorum, neticede RUH; doğan, büyüyen, gelişen, üreyen ve ölen şeydir..
doğmayan, büyümeyen, üremeyen, ve ölmeyen şeylerin ruhu yoktur..
Ama kim bilir belki gelecekte "Rakamlar ve harflerin" de RUHU olduğu ispatlanır ve bende yanılırım.
Umarım öyle de olur, yoksa diğer türlü trafik karışır.
Bencileyin genede ya tutarsa deyu "İlim ilim bilmektir, İlim matematik bilmektir" diyelim.
Öyle veya böyle işimize yarıyor en azından burada yarıyor.
Olayın matematiğe bağlanılması ilginç olmuş tabii, öldükten sonra insanların hiç bir işine yaramayacak,
bir ilim-ki adı da matematikmiş-insanların anca bu dünyada işine yararken, öldükten sonrasınıda kapsaması bana tuhaf geldi.
Ruhu olmayan bir şeyin ruhlar tarafına nasıl geçeceğini iyice merak ettim..
ee artık sanırım devir teknoloji ve bilim devri, kim ne yapsın tasavvufun "Kuran Arapçadır, manası rabçadır" ını veya "Hasenatül ebrar, seyyiatül mukarrabin" inini.
Gerçi ben harflerinde ruhu yoktur diyorum, neticede RUH; doğan, büyüyen, gelişen, üreyen ve ölen şeydir..
doğmayan, büyümeyen, üremeyen, ve ölmeyen şeylerin ruhu yoktur..
Ama kim bilir belki gelecekte "Rakamlar ve harflerin" de RUHU olduğu ispatlanır ve bende yanılırım.
Umarım öyle de olur, yoksa diğer türlü trafik karışır.
Bencileyin genede ya tutarsa deyu "İlim ilim bilmektir, İlim matematik bilmektir" diyelim.
Öyle veya böyle işimize yarıyor en azından burada yarıyor.
ooo siz olayı cıdden farklı anlamıssınız sıze kımse demıyor sayılar sıze obur tarafta lazım olucak dıye bu paylaştıgım yazıda anlatılmak ıstenen su bugun oncesınde ve gelecekte evrensel dıl nedır matematıktır...
sız bugun 2x2=4 kısmının kesın oldugunu bılıyorsunuz ve butun dunyada gecerlılıgı kesındır ıtıraz edılmez ve degıstırılemez...
kuran dıyor kı kesın olan ilim ile görürseniz cehennemi görürsünüz ( matematık gozuyle baktıgınız kuranı ınceledıgınızde bunun ınsan elıyle yazılmadıgını anladıgınızda ve bunuda matematıkle ıspatladıgınızda o kıtaba hayran kalır ve onu ALLAH'ın gonderdıgıne ınanırsınız dıyor. Inandıgınız zamanda kuranda cehennemın tarıfı yapılmıstır ALLAHA ınanıyorsanız cehennemede ınanırsınız ve onu hayal ederek bılırsınız gozunuzde az cok canlandırıp bu dunyada kendı zıhnınızde onu gorursunuz dıyor. tekasur suresı 7. ayette de dıyor kı onu kesın olan ılımle gormesınızde yanı matematıkle anlayıp kavrayıp ınanmasınızda gozunuzle ahırette goreceksınız dıyor ve bunu meryem suresınde desteklıyor butun sorguya cekılecek ınsanlar ınanan ınanmayan her kım olursa olsun cehennemı oldugu zaman gozlerıyle zaten gorecek burada ALLAH uyarıyor bak gor ıncele evrenın dılı matemagı kullan kendı gozunle gor ıspatını ınandıgın vakıt ALLAHA cehennemı kuranda yazılan kısımlarıyla hayal ettıgınde zıhnınde goreceksın ALLAHA ınandıgında cehennemınde var olduguna ınanıp algılayabılceksın dıyor olunce o sayılar sayersınde goreceksın dıye tek bırsey yazmıyor bu yazdıgımda...)
Felâsife
05-08-2014, 02:31
ooo siz olayı cıdden farklı anlamıssınız ...
Yanlış anlaşılacak bir şey yok, yazınız yukarıda duruyor, neticede bu ilk defa duyulan bir şey değil, Tanrı zar atmaz, hayat matematiktir, kuran matematiktir vb. söylemler çok duyuldu.
sıze kımse demıyor sayılar sıze obur tarafta lazım olucak dıye bu paylaştıgım yazıda anlatılmak ıstenen su bugun oncesınde ve gelecekte evrensel dıl nedır matematıktır...
Bende daha sonrasından yani ölüm sonrasından bahsettim, bir işe yaramayacaktır dedim..
O yüzden bugün istenilen kurgu yapılabilir elbet, lakin en sonunda işe yaramayacaksa, puf olacaksa bunu öngörebilmek gerek.
sız bugun 2x2=4 kısmının kesın oldugunu bılıyorsunuz ve butun dunyada gecerlılıgı kesındır ıtıraz edılmez ve degıstırılemez...
Birisi; Bir damla bir damla daha iki damla etmez, daha büyük bir damla eder der.
Buna göre 2x2=4 eder deyip bunu şaşmaz görmekle YAKİN 'i açıklamak aynı şey değil.
Matematik duruma göre değişebilirde, bazı yerliler bir, iki ve çok kavramından başka bir şey bilmezler, gerekte duymazlar ve asırlardırda aynı şekil yaşarlarda.
Onun mantığından 2x2=çoktur, başka bir şey değil.
Matematik neticede ezberlenen bir şey, ortak bilinçtir, YAKİN de yaşanılan bir şeydir.
kuran dıyor kı kesın olan ilim ile görürseniz cehennemi görürsünüz
Matematik denmiyor sonuçta, kesin ilim yani YAKİN la diyor, deniyor.
Cehennem sadece ölenler içinde değil, elan yaşayanlar içinde geçerli.
Yakin, tabii pek çok yerde geçiyor, neticede kapalı bir kavram, kimileri buna Hicr son ayette geçtiği gibi ölüm bile diyorlar.
Aslında neredeyse herkes diyor desek daha doğru olur, neticede ölene kadar ibadet emrini de buradan çıkarım ediyorlar.
Yoksa YAKİN 'i hasıl etmiş bir zaten Cenhennemde olacağına görede, ibadet etmemesi çokta değil olsa gerek.
Herşeyin bedeli olduğu gibi, Yakinin bedeli de cehennemdir..
"Onlar Allahı unuttu, Allahta onları unuttu."
Cehennem böyle bir yerdir, unutulan bir yerdir.
Allahın olmadığı yerdir.
Bu açıdan bakılınca Cennet, Cehennem bile farklılaşır.
Kimine Cennet olan ötekine cehennemdir, ötekine cehennem olan diğerine cennettir.
Hasılı herkes davasında haklıdır diyesim geliyor ama demeyeyim en iyisi.
Yanlış anlaşılacak bir şey yok, yazınız yukarıda duruyor, neticede bu ilk defa duyulan bir şey değil, Tanrı zar atmaz, hayat matematiktir, kuran matematiktir vb. söylemler çok duyuldu.
Bende daha sonrasından yani ölüm sonrasından bahsettim, bir işe yaramayacaktır dedim..
O yüzden bugün istenilen kurgu yapılabilir elbet, lakin en sonunda işe yaramayacaksa, puf olacaksa bunu öngörebilmek gerek.
Birisi; Bir damla bir damla daha iki damla etmez, daha büyük bir damla eder der.
Buna göre 2x2=4 eder deyip bunu şaşmaz görmekle YAKİN 'i açıklamak aynı şey değil.
Matematik duruma göre değişebilirde, bazı yerliler bir, iki ve çok kavramından başka bir şey bilmezler, gerekte duymazlar ve asırlardırda aynı şekil yaşarlarda.
Onun mantığından 2x2=çoktur, başka bir şey değil.
Matematik neticede ezberlenen bir şey, ortak bilinçtir, YAKİN de yaşanılan bir şeydir.
Matematik denmiyor sonuçta, kesin ilim yani YAKİN la diyor, deniyor.
Cehennem sadece ölenler içinde değil, elan yaşayanlar içinde geçerli.
Yakin, tabii pek çok yerde geçiyor, neticede kapalı bir kavram, kimileri buna Hicr son ayette geçtiği gibi ölüm bile diyorlar.
Aslında neredeyse herkes diyor desek daha doğru olur, neticede ölene kadar ibadet emrini de buradan çıkarım ediyorlar.
Yoksa YAKİN 'i hasıl etmiş bir zaten Cenhennemde olacağına görede, ibadet etmemesi çokta değil olsa gerek.
Herşeyin bedeli olduğu gibi, Yakinin bedeli de cehennemdir..
"Onlar Allahı unuttu, Allahta onları unuttu."
Cehennem böyle bir yerdir, unutulan bir yerdir.
Allahın olmadığı yerdir.
Bu açıdan bakılınca Cennet, Cehennem bile farklılaşır.
Kimine Cennet olan ötekine cehennemdir, ötekine cehennem olan diğerine cennettir.
Hasılı herkes davasında haklıdır diyesim geliyor ama demeyeyim en iyisi.
benım anlatmak ıstedıgım 7 ve 19 ıle kuranın korundugudur. ne 7 mucızesı ne 19 mucızesı ıkıs bırlıkte sıfreleme kodu gıbı dusununun 7 ve 19 uzerıne kurulmus bır sıfreleme tek bır ayet eksık olursa bu matematıksel boyut olmayacaktır tek bır besmele ya da kuranda tek bır harf eksıklıgı dahı bu mukemmel tabloyu bozacaktır ben yazının cok kucuk bır kısmını paylastım dırek sıteyıde paylasabılırım ıstersenız orada daha uzun ve detaylı bır anlatım var...
bır damla bır damla daha 2 damla etmez buyuk damla eder dıyorsunuz hıc goz doktoruna gıttınız mı doz damlası verdıgı zaman sıze sayı verır 3 damla 2 damla gıbı buyuk bır damla damlatın dıyıp gecmez bunu kabul etmek zorundayız butun ınsanlar bugun 2x2=4 tür ve dunyanın heryerınde bu boyle olmak zorundadır bu temel olan dildir matematiktir... dunyanın her yerınde nasıl kı bır dıger evrensel olan dıl beden dılıyse acı hıssettıgınde butun ınsanlar ortak bır tepkı sergılıyorsa beyınsel fonksıyonlarda dahıl matematıkte bunun gıbı evrenseldır. evet olumden sonra bır ıse yaramayacak bende onu dıyorum zaten bızım bugun matematıkle kurana bakıpta onun ınsan elı olamayacıgını anladıgımız zaman ıspatlama yontemı evrensel dıl matematık ıle bu durum acıga cıktıgı zaman zaten ınsanlar kurana ınanmaya baslayacaklar ınanan bır ınsanda kuranda dedıgı gıbı cehennemı gorecek bu dunyada su sekılde gorecek kuranı acıp ıman ederek okudugunda zıhnınde cehennemı canlandırcak oradan kacınmak ıcın emırlere uyacak kulluk edecek ve kurtulusa erecek... sonra kuran dıyor kı kesın olan ılımle gorursenız gorursunuz gormezsenın oldugunuz zaman zaten butun hepınız cehennımı gozlerınızle goreceksınız cehenneme gırecek olanda gırmeyecek olanda herkes o zaman gozuyle gorecek dunya gormek ıstıyorsanız kesın olan ılımle bakmalısınız oda maatematık ve 7 ıle 19 un kuran ustundekı sıfresı
bır mımar olsanız ve bı yer ınsaa edecek olsanız once hesap yapar sonra o hesabı cızıme dokersınız ve cızerken yıne hata olmasın dıye hesaplarsınız kare bır bına yapacaksınız uzunluk 10 m olan bır kısım yaptınız 3 kez daha 10 m olcum yapıp temel olusturur ustune bınayı dıkersınız ve kare bır bana ınsaa etmıs olursunuz burda yaptıgınız matematıgın dılını kullanmaktır ve bu yaptıgınız cok zekıce olsa yıllar sonra bırılerı bunu anlasa ve hesaplamalar yapsa sıze hayranlık duyarlar saygı duyarlar zekanızı taktır ederler dımı kuranı kerımde tıpkı bu sekılde ALLAH ın kelamı olarak ınsanın tek bır harf cıkartamayacagı tek bır harf ekleyemeyecegı ALLAHIN kuran belırrtıgı gıbı korudugu ALLAH kelamıdır ınanıp ınanmamak sıze kalmıstır ALLAH her defasında uyarır anlam yuklu ayetler gondermıstır evrensel dıl olan matematıklede suslemıstır akıl sahıbı olanlar ıcın cokca ısaretler vardır demıstır. seçim senin ya göz göre göre inkar etmeye devam edeceksin ya da gerçekten aklınla zekanla matematıkle bakıp ıman edeceksın sonucta özgür irade diye bır sey var...
Felâsife
06-08-2014, 03:28
@Burak92
Sanırım matematik konusunda az biraz anlaştık o yüzden devam etmeyeceğim.
Kuranın herkes müslüman etme gibi bir derdi yok, dinde zorlama yok diyor, diğer yandan eğer Allah dileseydi herkesin inanan olacağını ama dilemediğini de söylüyor.
Tabii bu durum kitapta böyle!! lakin insanlar niyeyse tebliğe memur kesilip herkesi müslüman yapma gayretinde oluyorlar.
Herneyse bu mevzuların düzelmeside mümkün değilken, çok fazla lafınıda yapmak istemiyorum, neticede kuran tabii olduğum bir kitapta değil.
Bu onun yanlış/doğru olmasından ziyade, bana gelmemesinden kaynaklıdır.
Yani kuranın tamamen doğru olması bile, benim ona iman etmemi gerektirmiyor..sonuçta kime geldiyse ona onlar iman edecek.
Başka değişle bu onların sorunu.
O yüzden bana gelmemiş bir kitabı inkar etmem mümkün değilken, iman etmem de mümkün değildir.
@Burak92
Sanırım matematik konusunda az biraz anlaştık o yüzden devam etmeyeceğim.
Kuranın herkes müslüman etme gibi bir derdi yok, dinde zorlama yok diyor, diğer yandan eğer Allah dileseydi herkesin inanan olacağını ama dilemediğini de söylüyor.
Tabii bu durum kitapta böyle!! lakin insanlar niyeyse tebliğe memur kesilip herkesi müslüman yapma gayretinde oluyorlar.
Herneyse bu mevzuların düzelmeside mümkün değilken, çok fazla lafınıda yapmak istemiyorum, neticede kuran tabii olduğum bir kitapta değil.
Bu onun yanlış/doğru olmasından ziyade, bana gelmemesinden kaynaklıdır.
Yani kuranın tamamen doğru olması bile, benim ona iman etmemi gerektirmiyor..sonuçta kime geldiyse ona onlar iman edecek.
Başka değişle bu onların sorunu.
O yüzden bana gelmemiş bir kitabı inkar etmem mümkün değilken, iman etmem de mümkün değildir.
matematik konusunda anlastıysak sıkıntı yok kardesım yanlız sunda anlamasadık ALLAH dileseydi herkesi müslüman ınanan yapardıdan bugun ınanmayanların sebebı ALLAH gıbı bır dusunceye cıkman bence cok yanlıs cunku orda anlatılan ALLAH dileseydi kısmı bırılerını sectı ınandırdı bırılerını sectı ınandırmadı degıl aslada olamaz seytanın bıle bas kaldıracagını bılen ALLAH ne yapacak bakalım seklınde Hz. Adem ile Hz. Havva yı yaratmıstır ısyan edecegını bılıyordu seytanı sen zaten ısyan edecektın ın mertebenden demıs olsaydı seytana haksızlık adaletsızlık yapılmıs olurdu kı hıc bır ınsana bu yapılmadı sen bana kuranda goster ALLAH kımısını sectı kımısını bıraktı dusuncene hak verıyım ama bence cok yanlıs dusunmektesın
Bakara suresının 142. ayetınde ALLAH, kimi dilerse doğru yola çıkartır yazar
bunu okudugunda dusundugun ve anladıgın kesınle şu ALLAH ınanları kendı secıyor ınanmayanlarıda kendı seçiyor
burda yazan su cumleyle tamamen aynıdır KİM DİLERSE... bunula KİMİ DİLERSE
tamamen aynadır... kimi ister kimi istemez ??? burda ki kimi nedir sahısa ayıt secımdır dımı kuranda da diyor kim dilerse dogru yolda olmak ınanmak bunun ıcın cabalarsa ALLAH onu dogru yola ıletır MURAADINI verir
kim dilerse yanlısta olmaz ınkarcı olmak ınanmamak bunun ıcın dua etmesede cabalarsa onada MURADINI verir herkese ıstedıgını kişinin kendı istedeği yolu veren ALLAH nasıl ınsan ayırmıs oluyor nasıl ADALETSIZ oluyor gözünde çünkü orda ki kim-i yani fazla olan i harfı cok farklı yone cekılıyor oturup mantıklı sekılde dusunuldugunde orda ALLAH kimi isterse degil KİM hangısını dogruyu mu yanlısmı hangısını ısterse onu ona verır anlamı tasımaktadır...
Felâsife
08-08-2014, 03:38
matematik konusunda anlastıysak sıkıntı yok kardesım yanlız sunda anlamasadık [....]
Aslında anlaşamamakta bir anlaşma biçimidir, en azından anlaşamayacağımızın atlı çizilmiş olur ki meseleyi uzatmanın çok bir anlamı kalmaz geriye, delildir ispattır yorar insanı..
Neticede soru şüpheye, cevap benliğe yol açar.
Hasılı benim içinde bir sıkıntı yoktur.
İyi forumlar :)
Kuel Tigin
08-08-2014, 03:43
ALLAH dileseydi herkesi müslüman ınanan yapardıBununla ilgili İlhan Arsel'in bazı soruları var, sana sormak istiyorum burak92;
Tanrı'nın ardı ardına "elçi'ler" gönderip insanları bu elçiler aracılığıyla "iman" sahibi kılmaya çalışması biraz şaşırtıcı. Madem ki Tanrı her şeyi yapmaya kadirdir, madem ki her insanın kaderini daha ana karnında iken çizebilmektedir ve madem ki dilediğinin kalbini açıp Müslüman yapabilmekte ve dilediğini "kafir" kılabilmektedir (örneğin bkz. En'am Suresi, ayet 125), o halde "elçi" göndermek niye?
Kendi elçilerini iman sahibi yaptığı gibi bütün kullarını da öyle yapsa daha isabetli olmaz mıydı? Ve esasen dilemiş olsa herkesi Müslüman yapabilecek olan bir Tanrı'nın, böyle yapmayıp bir kısım insanları "kafir" kılıp sapıklığa terk etmesi ve sonra da onları "kafir'dirler" diye cehennemlik bilmesi doğru bir şey midir?
İlhan ARSEL, Şeriat'tan Kıssa'lar 2, Kaynak Yay.: 211, 1. Basım, Nisan 1997, s. 30, 31"İmtihandır" dersen, bu sefer ben sormak isterim, "Tanrı gibi mutlak kudret sahibi bir varlık, yarattığı sayısız varlıktan "insan"ı imtihan etmekle niye uğraşsın (ki neticesini en baştan bildiği halde)? İlhan Arsel'in de belirttiği gibi, herkesi Müslüman yaparak, herkesin cennette sonsuza dek yaşamasını sağlamak, Tanrı kavramının yüceliğine, sevgisine, merhametine, vb. daha uygun düşmez miydi?
Bununla ilgili İlhan Arsel'in bazı soruları var, sana sormak istiyorum burak92;
"İmtihandır" dersen, bu sefer ben sormak isterim, "Tanrı gibi mutlak kudret sahibi bir varlık, yarattığı sayısız varlıktan "insan"ı imtihan etmekle niye uğraşsın (ki neticesini en baştan bildiği halde)? İlhan Arsel'in de belirttiği gibi, herkesi Müslüman yaparak, herkesin cennette sonsuza dek yaşamasını sağlamak, Tanrı kavramının yüceliğine, sevgisine, merhametine, vb. daha uygun düşmez miydi?
en baştan bilmek anne karnı ve kader diyorsun öncelikle kardeşim kaderin belli olan değişmeyen kısımları dışında kader oynanıcak bir rol gibi baştan sona aynı değildir.
Değişmeyen kader şudur
1-) doğum Tarihin
2-)Ailen
3-) ölüm tarihin
---------------------- / doğru /
x-----------------------------------------------------------------y
-----------------------\ yanlış \
x ile y senın dogum ve olum arasında kı ömrün tamam mı
sen bir seçimle karşılasıyorsun yerde bir para buldun agzına kadar dolu bır para çantası doğruyu seçersen o seçimden sonra yaşacakların biliniyor.
yanlışı seçersen o seçimden sonra yaşaçaklarında biliniyor...
yani insan özgür iradesi ile seçim yapıyor evet ALLAH doğru yu ya da yanlışı hangısını sececegınıde biliyor fakat uyarıyor dıyor kı haram bu ve haram yersen cezalandırılacaksın diyor işte bu merhamettir. yapacagı yanlısı bıldıgı halde onu uyarır yapma der ama ınsan bıle bıle bunu yaparsa burda hatalı olan kul mudur YARADAN mıdır???
ALLAH adaletli olduğu için ınsana secım hakkı vermıstır dırek cehenneme atmıs olsaydı ınsan derdı kı bu haksızlık ben ıyıyı secerdım bu adaletsızlık olmasın dıye ALLAH dunyayı ınsanı yarattı dogruyu yanlısı ayırması ıcınde kuran-ı kerımı gonderdı dedi ki bunu yaparsa ceza bunu yaparsan ödül SEÇİM senin...
Dialectics
08-08-2014, 08:31
Doğru ve yanlışın tanımı nedir peki? Her şeyin görelilik üzerine kurulu olduğu bir kâinatta, mutlak doğru ve mutlak yanlış diye bir şey var mı?
Örneğin yalan söylemek; realist felsefe der ki yalan söylemek her zaman yanlıştır. Hiçbir durumda yalan söylememelisin, söyleyeceğin doğrular insanları ya da çevrendekileri incitse dahi...
Ancak pragmatist (faydacılık) felsefesine göre eğer bir durumda yalan söylemek, zarardan çok fayda getirecekse, mutsuzluktan çok mutluluk getirecek ise "doğru" bir davranıştır.
Bu "özgür irade" olayı da ayrı bir konudur. Gerçekten ""özgür irade" diye bir şey var mıdır? Neticede her şeyin neden-sonuç ilişkisine dayalı olduğu bir hayat bu. Her etkinin bir tepkisi, her sonucun bir sebebi var. Yakından tanıdığınız insanların hangi durumda nasıl davranacağını da gayet iyi biliyoruz. Tanıdıklarımızdan hangisinin yerde bulduğu parayı cebine indireceğini, hangisinin indirmeyeceğini vs. yüksek bir doğrulukla tahmin edebiliriz. Yani insanların "karakterleri" dahi bir matematiğe, bir neden-sonuç sürecine tabi bence. Çünkü bir insanın hangi durumda nasıl davranacağını önceden bilebiliyorsan bu tıpkı elinden bıraktığın bardağın kırılacağını bilmen gibi bir durumdur, neden-sonuca tabi...
Demişsin ki ALLAH insanı istese direk cehenneme atardı, adaletli olduğu için seçim hakkı vermiş. Neden adaletli olması gereksin ki Tanrı'nın? Kaldı ki dünya neticede adaletli bir yer mi? Dünyada ALLAH'a inandığını söyleyenlerin pek çoğu zaten cehennemde yaşamıyor mu şu anda? Kara kara çarşafların altına sokulup, ne kariyer imkanı, ne eğitim fırsatı verilmeyen, sokaklara bile çıkmasını yasaklanan ve adeta bir eşya gibi muamele edilen kadınlar, Allah'ın adaletinden nasiplenmişler mi? Çocukluğundan itibaren beyni kuran kurslarında, din okullarında vs. dini dogmalarla doldurulup, sürekli birileri tarafından izlendiği, yanlış yaparsa, sorarsa, sorgular ise çok büyük cezaya çekileceği korkusuyla yaşayıp duran, bu yüzden kendini deneyimlemek adına, kendini keşfetmek adına hiçbir kıpırdama alanı olmayanlar; ben dünyaya kulluk etmeye, tapmaya geldim deyip sahip olduğu zekâyı işletmeyi bırakanlar; içinde biriktirdiği istekleri, ihtiyaçları vs. yüzünden günün birinde çok daha kötü bir şekilde patlak veren davranış bozukluklarına girenler vs. vs..
Bunlardan bahsedildiğinde tipik cevap biz ALLAH'ı doğru anlayamamışız oluyor, e ALLAH yarattığı kullarının neyi nasıl anlayabileceğini bilmiyor mu? Neden onlara yanlış anlayacakları, bu yüzden de acı çekecekleri bir kitap yolluyor? Adalet bu mu?
Senin algına göre YARADAN tamamen keyfiyet üzerine, canı istediği için bizi yaratmış. Çünkü bize ihtiyacı yok, bizim kulluğumuza ona ibadetemize de ihtiyacı yok, ama yaratmış işte. İhtiyacı da olmadığı halde demiş ki bana tapın, bana inanın, bana eş koşmayın sakın, inanmazsanız yakarım, eş koşarsanız yakarım... Üstüne üstlük bi de doğru anlayamayacağımız bir kitap yollamış ki müslümanlar yanlış anlayıp da bu kitabı kan döküp dursunlar, birbirlerine eziyet etsinler.. Yani sen bu kimliği zaten YARADANa yakıştırabiliyorsan, neden ALLAH sebze meyve değil de, hasat değil, ekmek değil de ille de kendi için kan akıtılmasını, kurban kesilmesini emrediyor diye sormuyorsan, nasıl bir TANRI bir babadan(HZ. İbrahim) oğlunu kendi için kesmesini isteyebilir diye sormuyorsan yani velhasıl en sorman gereken soruları sormayıp da ısrarla inanmaya diretiyorsan zaten çok söze gerek kalmıyor...
mrdragon
08-08-2014, 18:28
en baştan bilmek anne karnı ve kader diyorsun öncelikle kardeşim kaderin belli olan değişmeyen kısımları dışında kader oynanıcak bir rol gibi baştan sona aynı değildir.
Değişmeyen kader şudur
1-) doğum Tarihin
2-)Ailen
3-) ölüm tarihin
---------------------- / doğru /
x-----------------------------------------------------------------y
-----------------------\ yanlış \
x ile y senın dogum ve olum arasında kı ömrün tamam mı
sen bir seçimle karşılasıyorsun yerde bir para buldun agzına kadar dolu bır para çantası doğruyu seçersen o seçimden sonra yaşacakların biliniyor.
yanlışı seçersen o seçimden sonra yaşaçaklarında biliniyor...
yani insan özgür iradesi ile seçim yapıyor evet ALLAH doğru yu ya da yanlışı hangısını sececegınıde biliyor fakat uyarıyor dıyor kı haram bu ve haram yersen cezalandırılacaksın diyor işte bu merhamettir. yapacagı yanlısı bıldıgı halde onu uyarır yapma der ama ınsan bıle bıle bunu yaparsa burda hatalı olan kul mudur YARADAN mıdır???
ALLAH adaletli olduğu için ınsana secım hakkı vermıstır dırek cehenneme atmıs olsaydı ınsan derdı kı bu haksızlık ben ıyıyı secerdım bu adaletsızlık olmasın dıye ALLAH dunyayı ınsanı yarattı dogruyu yanlısı ayırması ıcınde kuran-ı kerımı gonderdı dedi ki bunu yaparsa ceza bunu yaparsan ödül SEÇİM senin...
Böyle bir sınavın neresi mantıklıdır? Ne kaderi?
Müslümanlar diyor ki; test edilmek için dünyadayız, amellerimize göre cennete gideceğiz ya da yanacağız.
E güzel de küçük çocuk ölünce cennette Bunun mantıksal hiçbir izahı olamaz.
Gerçekten arapların dil putu adına yazılan bu din kadar komik bir şey yoktur ama insanlar bu hikayeye tapınacak kadar akıllarını inkar ediyorlar.
Hikaye modu 1:
Hamza 16 yaşında dini anlamda anca akli yeterliliğine kavuşan bir sahabe olsun. Muhammed'i görsün ve dilinden doğrudan tebliğ alsın.
Desin ki, ben küçük değilim artık, masallara karnım tok git başkalarına anlat. Ertesi günde kalp krizinden gitsin. Ahan sıçtı garibim;
Eleman sonsuz ateşte yanacak. E tanrısı bu kadar üfürükten olunca ne yapsın müslüman değil mi beyin gerekte kuran konuya yabancı ne yapalım.
Hamdi ise, tebliği alıyor sürekli ve yok öyle şey diyor yemezler sen insanları kandırıyorsun ya Muhammed. 17 yıl hayır da hayır diyor müslümanlar karşısında savaşıyor ve bir gün mekke feth edilince zaruri olarak müslüman olup tevbe ediyor. Sonra müslümanlar ile birlikte cihada çıkıp kafa almaya başlıyor. Bu adam cennet hayali ile şehit düşerek huriler ile oynaşacağı günü düşlüyor.
Yahu gerçekten sahip olduğunuz zekayı bu kadar geriye çekmek için ne kullandığınızı merak etmekteyim. Bir insan ciddi anlamda kafatasının içindeki organı bu kadar hiçe sayıp arapların hayallerinde beynini inkar edebilir mi ediyor işte. O yüzden müslüman ülkeler hep sürünecek.
Doğru ve yanlışın tanımı nedir peki? Her şeyin görelilik üzerine kurulu olduğu bir kâinatta, mutlak doğru ve mutlak yanlış diye bir şey var mı?
Örneğin yalan söylemek; realist felsefe der ki yalan söylemek her zaman yanlıştır. Hiçbir durumda yalan söylememelisin, söyleyeceğin doğrular insanları ya da çevrendekileri incitse dahi...
Ancak pragmatist (faydacılık) felsefesine göre eğer bir durumda yalan söylemek, zarardan çok fayda getirecekse, mutsuzluktan çok mutluluk getirecek ise "doğru" bir davranıştır.
Bu "özgür irade" olayı da ayrı bir konudur. Gerçekten ""özgür irade" diye bir şey var mıdır? Neticede her şeyin neden-sonuç ilişkisine dayalı olduğu bir hayat bu. Her etkinin bir tepkisi, her sonucun bir sebebi var. Yakından tanıdığınız insanların hangi durumda nasıl davranacağını da gayet iyi biliyoruz. Tanıdıklarımızdan hangisinin yerde bulduğu parayı cebine indireceğini, hangisinin indirmeyeceğini vs. yüksek bir doğrulukla tahmin edebiliriz. Yani insanların "karakterleri" dahi bir matematiğe, bir neden-sonuç sürecine tabi bence. Çünkü bir insanın hangi durumda nasıl davranacağını önceden bilebiliyorsan bu tıpkı elinden bıraktığın bardağın kırılacağını bilmen gibi bir durumdur, neden-sonuca tabi...
Demişsin ki ALLAH insanı istese direk cehenneme atardı, adaletli olduğu için seçim hakkı vermiş. Neden adaletli olması gereksin ki Tanrı'nın? Kaldı ki dünya neticede adaletli bir yer mi? Dünyada ALLAH'a inandığını söyleyenlerin pek çoğu zaten cehennemde yaşamıyor mu şu anda? Kara kara çarşafların altına sokulup, ne kariyer imkanı, ne eğitim fırsatı verilmeyen, sokaklara bile çıkmasını yasaklanan ve adeta bir eşya gibi muamele edilen kadınlar, Allah'ın adaletinden nasiplenmişler mi? Çocukluğundan itibaren beyni kuran kurslarında, din okullarında vs. dini dogmalarla doldurulup, sürekli birileri tarafından izlendiği, yanlış yaparsa, sorarsa, sorgular ise çok büyük cezaya çekileceği korkusuyla yaşayıp duran, bu yüzden kendini deneyimlemek adına, kendini keşfetmek adına hiçbir kıpırdama alanı olmayanlar; ben dünyaya kulluk etmeye, tapmaya geldim deyip sahip olduğu zekâyı işletmeyi bırakanlar; içinde biriktirdiği istekleri, ihtiyaçları vs. yüzünden günün birinde çok daha kötü bir şekilde patlak veren davranış bozukluklarına girenler vs. vs..
Bunlardan bahsedildiğinde tipik cevap biz ALLAH'ı doğru anlayamamışız oluyor, e ALLAH yarattığı kullarının neyi nasıl anlayabileceğini bilmiyor mu? Neden onlara yanlış anlayacakları, bu yüzden de acı çekecekleri bir kitap yolluyor? Adalet bu mu?
Senin algına göre YARADAN tamamen keyfiyet üzerine, canı istediği için bizi yaratmış. Çünkü bize ihtiyacı yok, bizim kulluğumuza ona ibadetemize de ihtiyacı yok, ama yaratmış işte. İhtiyacı da olmadığı halde demiş ki bana tapın, bana inanın, bana eş koşmayın sakın, inanmazsanız yakarım, eş koşarsanız yakarım... Üstüne üstlük bi de doğru anlayamayacağımız bir kitap yollamış ki müslümanlar yanlış anlayıp da bu kitabı kan döküp dursunlar, birbirlerine eziyet etsinler.. Yani sen bu kimliği zaten YARADANa yakıştırabiliyorsan, neden ALLAH sebze meyve değil de, hasat değil, ekmek değil de ille de kendi için kan akıtılmasını, kurban kesilmesini emrediyor diye sormuyorsan, nasıl bir TANRI bir babadan(HZ. İbrahim) oğlunu kendi için kesmesini isteyebilir diye sormuyorsan yani velhasıl en sorman gereken soruları sormayıp da ısrarla inanmaya diretiyorsan zaten çok söze gerek kalmıyor...
saygı dolu yazın için öncelikle teşekkür ederim...
kime göre doğru kime göre yanlış çok güzel bir sorudur.
bunun temeli ahlaktır peki ahlak nedir?
Ahlak bütün insanların doğuştan sahip olduğu bir kavramdır. Bununla ilgili bebekler üzerinde deneyler yapılmıştır araştırmanı tavsiye ederim.
Gelelim kime göre kısmına şimdi farz edelim ki YARADAN yok kuran yok bu doğru bu yanlış diye birşey yok.
adamın biri sırf zevk için insan öldürüyor tecavüz ediyor vs vıcdanı olan insan bunun ahlak dışı olduğunu düşünür. toplumda 10 kişi ahlaksız davranış diyor bunu yapan demiyor zamanla diğer insanlardan da bu adama yönelenler oluyor vs bunun gibiler çoğalıyor ve ahlak dışı olarak gören insanlar bu bence ahlaksızca siz yanlış yapıyorsunuz dediğinde onlar sunu dese kime göre yanlış ? bana bir dayanak bir temel göster dese o insan bu soruya sadece şu şekilde cevap verebilir bana göre...
Bana göre diyen bir insana sırf kendi zevkinden vazgecmeyecek biride şunu der bana görede doğru ve ahlaklı bir davranış ve bu ınanılmaz bir kaosa neden olur herkes kendi bildiğini okur herkesin yanlışı doğrusu kendine göre şekil alır kimin canı ne isterse onu yapar ve temel bir kısım olmadıgından bu durum çöker burada temel gerekir bunun içinde temel ALLAH'ın bu doğru bu da yanlış dediği kısımlar şeklinde alır.
yalan söylemek kimi zaman doğrudur kimi zaman yanlıştır yazın güzel bir örnek fakat burada ki yalan boyutu nedir yalan dediğin gerçeği saklamakmıdır yoksa acı olan gerçeği yumuşatmak mıdır? bu şekilde olan boyutuda vardır tamamen yalan gerçek dışı birde acı vermemek için yumuşatmak bunlarda farklı boyutadır.
Tanıdıgımızın ne yapacagını yuksek oran da tahmın edebiliriz diyorsun o an ki ruh halinin nasıl olucagını neerden bilebilirsin çok sakin olupta hiç beklenmedik sinirlenme yaşayan bir tanıdıgın oldu mu hiç ? Eğer olduysa şaşırmış olmalısın hiç beklemiyordum böyle birseyi dersin kendi kendine o yüzden bir durumdan % 100 emin olman matematıksel olarak mümkün değildir. Bu demek değil ki guvendıgın ınsanlar senı yanıltır elbette asla yapmaz dedıklerımız vardır hayatımızda para kısmı vs sadece bir özgür irade seçiminin kişiye yansıyacagı geri kalan hayatının parcası anlamındaydı...
KADINLARIMIZ malesef kuranda hoşnut tutun onları geçerken kendi zevki için keyfı için kuranı peygamberı alet eden şerefsiz hayvanlar var ki insanlıktan cıkmıslar sorsan müslümanlar.
çarşaf bizim dinimizde yoktur bizim dinimizde örtünme vardır buda kadını korumak içindir görüyorsundur dışarıda bellı bir saatten sonra kızları tek gören hayvanlar laf atarlar taciz ederler belki daha ileri bile gitmeye çalışabilirler. hiç bir erkek karısına laf atılmasına musade etmez edemez bu mantıkla ılerler isek ALLAH'ın ortunme emrı erkek ıcın mantıklıdır. Erkeği YARADAN onu ondan daha iyi bilmez mi elbette bilir. bende karıma laf atılmasını kabul etmem ona bakılmasını ıstemem onun bacaklarının goguslerının vs gorunmesını ıstemem onu dusunup zevk halıne getırmelerı asla ıstemem ısteyemem dıyen her erkek ortunmeyı mantıklı bulur.
Bunu mantıklı bulupta kendısı baskasının karısına kızına bakıyorsa aldatıyorsa hayvanlık yapıyorsa kı yapıyor bu ona tanınmıs bır hak degıldır karını kapat ama gıt baskasına bak dınde göz zınası vardır ve bu erkegede bayanada vardır kapanmak göz zınasının bedelının kendı ustunden cıkmasıdır bır erkek kapalı bayanı bıle gozuyle soyar ısterse burada gunahtan korunur kadın hepsı erkege yazılır fakat acık secık gıyınır ıse burda gunahtan onada yazılıdır ve bu mantıksız degıldır bence.
kadınları eve kapatın demez kuran okutmayında demez köle edın hıc demez sadece uyarır derkı kadınlarınızı kapatın 1 kendı gunaha gırmesın diye 2 YARADANIN yarattıgı erkegı herkesten ıyı bıldıgınden.
islamda kadın sesi erkege haramdır bazı yerlerde kadınlar erkekler ıle asla konusmaz burda eksık olan sudur kuran kadına erkekle konusma demıyor erkekle cılvelı konusma dıyor onun dıkkatını cekecek sekılde onu tahrık edecek sekılde katı ve cıddı bır ses ıle elbette konusabılırsın zaten kuran kadına konusmayı yasaklasa konusabılen kadınların konusma haklarına zıncır vurulmus olur buda adaletsızlık olurdu. bu kısım cok daha detaylı bır ben azcık ornek verdım ozetle kadın kuranda ıslamda gercek olan kısımda azla köle değildir ezmek hıc bır erkegın hakkı ve haddı degıldır hayvanlar sadece kuranı kendı amellerı ıcın kullanırlar bence onlar muslumanız cennete gıderız havasında cehenneme gıdınce cok pışman olacaklar kuran yanlıs anlasılmıyor kuran erkeklerın genelde kendı egolarının uckur keyıflerının nefslerının yenılgısınde kendı ısteklerı gıbı algılanıyor bu kuranın degıl bunu yapanların yanlıs oldugunu gosterır.
neden kan akıtılmasını ıstıyor bu sekılde sorunca urkutucu olmakta.
bak kardeşim ALLAH rızası için kurban kesilir amaçta şudur fakirler et yemekte gucluk çekerler maddi durumlarından dolayı ve ALLAH diyor ki benim rızam için yani rızamın olduğu şekilde kurban kesiniz ve belli miktar etinide fakirlere dağıtınız ki onlarda et yiyebilsinler benim rızam bu yöndedir der. şimdi sen et yıyemen bır aıleye maddı durumun iyi olsa kasap gidip et alır mısın almaz mısın ?
vicdanlı biri isen alırsın onlarda yesinler dersin şimdi sen bu vicdanlı hareketi yapıyorsun ve bu senın ıcın hos ve mantıklı guzel bır davranıs bunun emredildiği kısımda mantığına yatmamasında ki sebep nedir o zaman ? senın dogru dedıgını emredıyor TANRI aksini söylemiyor ki.
sen ben yada bir başkası ALLAH görmüyoruz kudretının boyutunu bilmiyoruz güçünün boyutunu bilmiyoruz aklımızı aşıyor fakat Hz. İbrahim ALLAHI biliyor kudretini görüyor bu bambaşka bır boyut bızım akıl mantık vıcdanımızla cozumlenecen bır boyut degıl burada aklımızın sınırları ıcınde olan sonuca bakmamız gerekmekte sonuc olarak cocugu kesılmedı bır koç indi yeryüzne ve bunun sebebi zenginlerin fakırlere yardım etme temelınde vıcdanlılar ıcın mantıklı olan bu sonuclar emredılmekte...
Böyle bir sınavın neresi mantıklıdır? Ne kaderi?
Müslümanlar diyor ki; test edilmek için dünyadayız, amellerimize göre cennete gideceğiz ya da yanacağız.
E güzel de küçük çocuk ölünce cennette Bunun mantıksal hiçbir izahı olamaz.
Gerçekten arapların dil putu adına yazılan bu din kadar komik bir şey yoktur ama insanlar bu hikayeye tapınacak kadar akıllarını inkar ediyorlar.
Hikaye modu 1:
Hamza 16 yaşında dini anlamda anca akli yeterliliğine kavuşan bir sahabe olsun. Muhammed'i görsün ve dilinden doğrudan tebliğ alsın.
Desin ki, ben küçük değilim artık, masallara karnım tok git başkalarına anlat. Ertesi günde kalp krizinden gitsin. Ahan sıçtı garibim;
Eleman sonsuz ateşte yanacak. E tanrısı bu kadar üfürükten olunca ne yapsın müslüman değil mi beyin gerekte kuran konuya yabancı ne yapalım.
Hamdi ise, tebliği alıyor sürekli ve yok öyle şey diyor yemezler sen insanları kandırıyorsun ya Muhammed. 17 yıl hayır da hayır diyor müslümanlar karşısında savaşıyor ve bir gün mekke feth edilince zaruri olarak müslüman olup tevbe ediyor. Sonra müslümanlar ile birlikte cihada çıkıp kafa almaya başlıyor. Bu adam cennet hayali ile şehit düşerek huriler ile oynaşacağı günü düşlüyor.
Yahu gerçekten sahip olduğunuz zekayı bu kadar geriye çekmek için ne kullandığınızı merak etmekteyim. Bir insan ciddi anlamda kafatasının içindeki organı bu kadar hiçe sayıp arapların hayallerinde beynini inkar edebilir mi ediyor işte. O yüzden müslüman ülkeler hep sürünecek.
küçük (suzcuz) çocuk cehenneme gidince mi senin için mantıklı olacaktı ???
Hz. hamza 16 yaşında olsun tebliğ alsın o yaşa kadar da inanmayan suç işleyen inkarcı olsun tebliğ sonrası iman etsin inansin tevbe etsin ertesı günde kalp krizi geçersin hoooooop cennetlik yaşadı hamza birde böyle düşünmelisin...
mrdragon
09-08-2014, 04:17
küçük (suzcuz) çocuk cehenneme gidince mi senin için mantıklı olacaktı ???
Cehenneme çok meraklıyız galiba? ee benim tanrımda paranoyak, psikopat olsa önce kendi beynimi yaktırırım ki leyla gibi itaat edeyim ah müslüman ah.
Sınav banaysa ve adalet denilen bir sistemden bahseden üfürükten teyyare tanrınız da adaletin ne olduğunu biliyorsa önce sınav şartlarını eşitler.
Hikayeyi ben yazsam ve adalet desem çocuğun yeniden dünyaya gelmesi gerekir belli bir yaşa erişmesi tebliğ alması ve aklen tartması gerekir.
Yukarıdaki önerme adil gibi dursa sadece tamamen adeletsiz duran durumdan iyidir. Yoksa herkese aynı yaşantıyı verecek bir düzenekte kurması kolay. İnsan zihni arapların cehaletinden oldukça ötede.
Tabi Muhammed ve sahabe kardeşlerin aklı bu kadar çalışıp sizleri düşünmediğinden çoluk çocuk derdine düşmemişler. Onların derdi 33 yaşında huri becermeye odaklanmış. Varsın olsun sevimli bebe 33 lük bir huri avcısı.
Bundan sonra önünde hangi sınav varsa söyleyelim de, hamdi abiyi doğrudan hiç sınava tabi tutmadan kara kaşına geçirsinler de, seni kazığa oturtup sınava tabi tutsunlar sürende 1 saniye yersen... (ironiyi anlayacak kadar beynine o orada duruyor da, işlevini hikaye altında unutuyorsun; seslenmeyi dene)
Hz. hamza 16 yaşında olsun tebliğ alsın o yaşa kadar da inanmayan suç işleyen inkarcı olsun tebliğ sonrası iman etsin inansin tevbe etsin ertesı günde kalp krizi geçersin hoooooop cennetlik yaşadı hamza birde böyle düşünmelisin...
Benim hikayedeki hamza hz değildi ama, siz yüceltmek istiyorsanız o başka, kalp sulandı diyelim.
Efendim, zaten öncesinde akli yaşı olmadığı için 1 günlük serüvende bu sefer cennete gitmiş olur. O yüzden gel sen şu yaşı 70 felan yap hamza değil Hamdi'ye sarıl. Böylece her türlü haltı yiyen hamdi abi, bir tevbe ile sonsuz cennetteyken,
Aklının tüm kıvrımlarını kullanıp çocukluktan çıktığı anda tebliğ alan bizim gariban ise sonsuza kadar yansın, yetmesin iç organları parçalansın, yetmesin zakkumlar yedirilsin, ha birde demir topuzsuz ve direklere bağlamadan, hele de başına zebani dikmeden olur mu?
Bence siz tanrıyı şöyle hayal edin; ortaçağda tahtına oturmuş barbar bir kral bakın nasıl da uydu.
Efendim öyle olmaz, böyle olur işte, birinin iman etmesi için önünde koca deniz cart diye ikiye yarılır. Biri ise Muhammed döneminde yaşar daha Muhammed'e 2-3 ayet gelmişken iman etmesi beklenir. Birileri ise yabancı dilde absürd bir tanrıyı kitaptan okuyup imana gelmeyi dener.
Sevgili tanrı, bak sen kitap yazma işini de peygamber gönderme işini de beceremiyorsun. En iyisi müslüman kardeşler aralarında toplanıp seni bir okula yazdırsınlar. Asırlar boyunca insanların dline hapsoldun kaldın boyuna peygamber göderdin defalarca unutuldun, kitapların da hiçlendi ama acizliğin değişemedi, yazıktır. Bu gariban insanoğlu her şeyi geliştirmeyi denerken sen dil putu olmaktan gıdım öteye geçemiyorsun...
Cehenneme çok meraklıyız galiba? ee benim tanrımda paranoyak, psikopat olsa önce kendi beynimi yaktırırım ki leyla gibi itaat edeyim ah müslüman ah.
Sınav banaysa ve adalet denilen bir sistemden bahseden üfürükten teyyare tanrınız da adaletin ne olduğunu biliyorsa önce sınav şartlarını eşitler.
Hikayeyi ben yazsam ve adalet desem çocuğun yeniden dünyaya gelmesi gerekir belli bir yaşa erişmesi tebliğ alması ve aklen tartması gerekir.
Yukarıdaki önerme adil gibi dursa sadece tamamen adeletsiz duran durumdan iyidir. Yoksa herkese aynı yaşantıyı verecek bir düzenekte kurması kolay. İnsan zihni arapların cehaletinden oldukça ötede.
Tabi Muhammed ve sahabe kardeşlerin aklı bu kadar çalışıp sizleri düşünmediğinden çoluk çocuk derdine düşmemişler. Onların derdi 33 yaşında huri becermeye odaklanmış. Varsın olsun sevimli bebe 33 lük bir huri avcısı.
Bundan sonra önünde hangi sınav varsa söyleyelim de, hamdi abiyi doğrudan hiç sınava tabi tutmadan kara kaşına geçirsinler de, seni kazığa oturtup sınava tabi tutsunlar sürende 1 saniye yersen... (ironiyi anlayacak kadar beynine o orada duruyor da, işlevini hikaye altında unutuyorsun; seslenmeyi dene)
Benim hikayedeki hamza hz değildi ama, siz yüceltmek istiyorsanız o başka, kalp sulandı diyelim.
Efendim, zaten öncesinde akli yaşı olmadığı için 1 günlük serüvende bu sefer cennete gitmiş olur. O yüzden gel sen şu yaşı 70 felan yap hamza değil Hamdi'ye sarıl. Böylece her türlü haltı yiyen hamdi abi, bir tevbe ile sonsuz cennetteyken,
Aklının tüm kıvrımlarını kullanıp çocukluktan çıktığı anda tebliğ alan bizim gariban ise sonsuza kadar yansın, yetmesin iç organları parçalansın, yetmesin zakkumlar yedirilsin, ha birde demir topuzsuz ve direklere bağlamadan, hele de başına zebani dikmeden olur mu?
Bence siz tanrıyı şöyle hayal edin; ortaçağda tahtına oturmuş barbar bir kral bakın nasıl da uydu.
Efendim öyle olmaz, böyle olur işte, birinin iman etmesi için önünde koca deniz cart diye ikiye yarılır. Biri ise Muhammed döneminde yaşar daha Muhammed'e 2-3 ayet gelmişken iman etmesi beklenir. Birileri ise yabancı dilde absürd bir tanrıyı kitaptan okuyup imana gelmeyi dener.
Sevgili tanrı, bak sen kitap yazma işini de peygamber gönderme işini de beceremiyorsun. En iyisi müslüman kardeşler aralarında toplanıp seni bir okula yazdırsınlar. Asırlar boyunca insanların dline hapsoldun kaldın boyuna peygamber göderdin defalarca unutuldun, kitapların da hiçlendi ama acizliğin değişemedi, yazıktır. Bu gariban insanoğlu her şeyi geliştirmeyi denerken sen dil putu olmaktan gıdım öteye geçemiyorsun...
huriler... kendını bılmez malların salakların yanlış çevirileri vs yuzunden
islama leke vuran bir konu bak bakalım huri ne demekmiş senin bildiğin gibi 33 yasında erkege ödülmüymüş bilip bilmeden konuşmamak gerekir... bu arada cehennemi kafasına takan sensin her yazından sonsuz cehennemin neresi adalettli diyip duruyorsun...
Hakkında çok konuşulan, din düşmanları tarafından istismar edilen bu konu hakkındaki görüşümü kısaca açıklayacağım. Öncelikle temel yöntemimi ortaya koymalıyım.
Bu konuyu Kuran temelli ele alıyorum (Hadislerde bu konu hakkında birçok uydurmalar -mevzu hadisler- olduğu kanaatindeyim). Bu söylediğimin açılımı şudur: Bu konuda Kuran’ın söylediği doğru, Kuran’la çelişen yanlış, Kuran’da açıklanmayan mümkün kategorisindedir. İşin doğrusu, bu konuda, birçok başka konuda olduğu gibi, en temel sorun, bu metodun geçerliliğini anlamayla ilgilidir.
Şimdi bunlara dayanarak şu soruya cevap verelim: Kuran’da cennette cinselliğin olup olmayacağı, ya da nasıl olacağı veya hurilerin cinsel bir ödül olduğuna dair açık bir ifade var mı? Bu sorunun cevabı açıkça “Hayır”dır. Yani Kuran’da ahirette cinsel yaşamın detayları olmadığı gibi olduğuna veya olmadığına dair açık bir ifade de yoktur. Bu açıdan bakıldığında ahirette cinselliğin olması “mümkün” kategorisindedir. Ahirette insan nefsinin istediklerinin karşılanacağını söyleyen ayetlere (41-Fussilet-31ve 43-Zuhruf-71) binaen, ahirette cinsellik olacağı beklentisi, bence makul bir beklentidir. Fakat orada, insanın, yeni bir şekilde yaratılacağını ifade eden ayetlere (Bakınız: 56-Vakıa-61) binaen, açıkça belirtilmeyen bu hususu “mümkün” görmeme rağmen, bu yeni yaratılışta böyle bir şeyi arzu edip etmeyeceğimizi bilemeyeceğimizi saptamakta fayda var. Cennetteki insanların hoşuna gidecek birçok nimetin gerçek vasıflarını hiç kimsenin bilmediğini söyleyen 32-Secde-17 ayeti, bu konuda olması gerekli zihinsel tavra ışık tutmalıdır.
Kuran’da, cennetteki nimetlerin gerçek vasıflarını kimsenin tam olarak bilemeyeceği belirtildiğine göre, Kuran’ın bu nimetleri anlatmasının tek yolu “benzetmelerle anlatım” (teşbih) yapmaktır (3-Ali İmran Suresi-7. ayet Kuran’da “benzetmeli anlatım”ın –müteşabih- önemini göstermektedir.) Diğer yandan Kuran’dan, ahirette, dünyadan daha çok nimetin, büyük bir saltanatın (76-İnsan Suresi-20) olduğunu öğreniyoruz; kısacası Kuran’da tüm detayların değil, bilakis sadece bazı kesitlerin anlatılması kaçınılmazdır. Sonuçta Kuran’da, ahirette olanların “benzetmeli anlatım” ve “bazı kesitleri aktarmak” suretiyle aktarıldığını hep aklımızda tutmalıyız. Bu ise Kuran’da anlatılanların cennetteki nimetlerin tam olarak aktarılması olmadığı (çünkü benzetme tam aktarma değildir), fakat orda olanları anlamamız için ipucu niteliğinde olduğu; ayrıca Kuran’da haberi verilmeyen birçok nimet olduğu, anlatılanların var olanların ufak bir kısmı olduğu anlamına gelir.
Gelelim cennette cinsellik olduğunu ifade ettiği düşünülen ayetlerin ve huri meselesinin incelenmesine. Bu konuda önemli gördüğüm şu birkaç hususu ilgili ayetlerle beraber kısaca inceleyeceğim:
1- HURİLER ERKEKLERE VERİLEN BİR ÖDÜL MÜ?
Arapça’da, başka birçok dilde olduğu gibi, erkek-kadın karışık topluluklara ve sırf erkeklerden oluşan topluluklara kullanılan fiiller ortaktır. Sonuçta cennetlikler için bu tip fiiller kullanıldığı gibi cehennemlikler için de aynı fiiller kullanılır. Bu ödül veya cezaların sırf erkeklere mahsus olduğunu düşünemeyeceğimiz gibi “hurilerin” sırf erkekler için bir ödül olduğunu düşündürecek bir Kurani ifade de yoktur. Bu konuda tefsirci Prof. Dr. Mehmet Okuyan şöyle demektedir: “Kur’ân’da eğer kadınlarla ilgili çok özel bir mesele gündeme getirilecekse, onlara ait dişi zamirler veya kullanımlar devreye sokulur. Eğer önemli bir fark yoksa o zaman cümlelerin içerisinde erkek ve kadın ayırımı yapılıyorsa da sonuçta tek sığa tercih edilir ki bu da müzekker, yani erkek sığadır.”
Burada dikkat çekilmesi gerekli husus “huri” kelimesinin Arapçada dişi veya erkek bir kelime olmadığıdır. Bu kelime “gözünün beyazı bembeyaz, tertemiz, güzel” gibi anlamlara gelmektedir. Kuran’da hurilerin insanlarla “eşleştirileceği” (zevvecnahum) ifade edilmektedir (Bakınız: 44-Duhan Suresi-54, 52-Tur Suresi-20); fakat bu eşleştirmede cinsellik olduğu şeklinde bir beyan yoktur. Nitekim Kuran’da nefislerin eşleştirilmesi için (Bakınız: 81-Tekvir Suresi-7), ahirette insanların gruplar şeklinde birleştirilmesi için (Bakınız: 56-Vakıa Suresi-7) de aynı kelime (zevc) geçmekte, fakat buradaki “eş, grup olma” anlamındaki “zevc” kelimesinden kimse cinsel ilişkili bir eşleştirmeyi anlamamaktadır. Peki niteliği bilinmeyen bir varlığın insanlarla buluşturulmasından ne hakla kesin şekilde cinsellik anlamını, hem de sadece erkekler için çıkarmaktayız, üstelik kelimenin kendisi bir dişi kelime bile değilken? Cennet nimetleri, bu dünyada yapılan iyiliklerin ve Allah’ın hem erkeklere hem kadınlara rahmetinin bir sonucuyken, bu şekilde bir tefsirin, erkek merkezli ve Arap zihniyeti merkezli bir tefsir anlayışından kaynaklandığını düşünmekte haksız mıyız? Kuran’da bahsedilen hurilerin, cennete girecek insanların arkadaşları veya hizmetçileri veya rehberleri gibi bir vazifeleri olabileceğini de düşünmek pekala mümkünken, neden onların “cinsel partner” olduğunda ısrar edilmektedir? İşin en iyisi, Kuran’da anlatılan kesitte hurilerin fonksiyonunun anlatılmadığını saptayarak, “fonksiyonları nedir” sorusuna “bilmiyoruz” cevabını vermektir.
Allah isteseydi, Kuran’da cinsellik için kullanılan “lamese” gibi kelimelerle, hurilerle cinselliğin olacağını açık bir şekilde beyan edebilirdi; böylesi açık bir beyan yokken, cenneti daha çok erkekler için hazırlanmış bir alan gibi gösteren ve insanlara (sadece kadınlara veya sadece erkeklere değil) yaptıklarının karşılığının verileceğini söyleyen Kuran ayetlerinin ruhuna ters bu anlayışı reddetmeli, Kuran’da anlatılmayan detayları “bilmiyoruz” demeyi bilmeliyiz. Bunların cinsel tatminle ilgili ilgili bir fonksiyonları varsa bile, mevcut Kuran ayetlerinden hareketle bunun kesin bir şekilde ifade edilmesi mümkün değildir.
2- KURAN’DA CENNETTEKİ BAKİRE KADINLARDAN BAHSEDİLİYOR MU?
Kuran’da bakireliğe atıf olduğu, böylece cennette cinselliğe atıf yapıldığı söylenmiştir. Bu konuda üç ayet gündeme getirilmiştir: 55-Rahman Suresi-56, 74 ve 56-Vakıa Suresi-36. ayetler. Şimdi bu ayetleri sırasıyla inceleyelim:
55-Rahman Suresi-56. ve 74. ayetlerde, daha önce insanların ve cinlerin onlara dokunmadıkları, temas etmedikleri geçmektedir (Lem yatmishunne insun kablehum ve lâ cânn). Fakat Kuran’da başka hiçbir yerde, bu ayette “yatmishunne” ifadesiyle belirtilen “temas, dokunma” cinsel ilişki için kullanılmamış; “lamese” (5-Maide Suresi-6), “eta” (2-Bakara Suresi-222), “messe” (2-Bakara Suresi236, 237), “başera” (2-Bakara Suresi-187) tipi fiiller cinsel ilişki için kullanılmıştır. O zaman Rahman Suresi 56 ve 74’ten “kimsenin önceden sahip olmaması, kimsenin dokunmamış bile olması” gibi bir anlamı anlamak daha doğru değil midir? Burada açıkça cinselliği ifade eden bir anlam yoktur. Üstelik eğer bu ayetlere bazılarının yaptığı gibi “insanların ve cinlerin hurilerin bakireliğini önceden bozmadığı” gibi bir anlam verilirse, insanlarla cinlerin aynı tip bir varlıkla cinsel ilişkiye girebilme ihtimalini düşünmek gibi bir zorluk da ortaya çıkmaktadır.
56-Vakıa Suresi-36. ayetine ise “o hurileri bakireler kıldık” anlamı verilmiştir. Oysa ayette “huri” diye bir ifade yoktur. Önceki ayetlerde birçok cennet nimetlerinden bahsedildikten sonra 34. ayette “yükseltilmiş oturma alanlarından” bahsedilir, 35. ayette “onların yeni bir şekilde oluşturulduğundan” bahsedilir, 36. ayette geçen “ve cealna hunne ebkaran” ifadesini o zaman “daha önce onları hiç kimse kullanmamıştır” şeklinde çevirmek daha uygundur. “Onları” ifadesini ise ayette ve ayetin yakınlarında bir yerde hiç olmayan “huri” ifadesine yollamak yerine, ayetin en yakınında, 34. ayette bahsedilen “oturma alanlarına” (furuşin) göndermek dilbilim açısından en uygunudur. 37. ayette geçen “Uruben etraba” ifadesini ise “uruben” kelimesini “kusursuz”, “etraba” kelimesini ise “uyumlu, denk” olarak yani “kusursuz, uyumlu” şeklinde çevirmek uygun olacaktır.
3- HURİLERİN “İNCİ”YE BENZETİLMESİ CİNSEL BİR İMA MIDIR?
Huriler Kuran’da “inci”ye (56-Vakıa Suresi-23) benzetilmektedir. Bu benzetmeyi bile bir cinsel ima olarak değerlendirenler olmuştur. Oysa Kuran’da ahiretteki çocuklardan (vildan) bahsedilirken bunlar da inciye benzetilmektedir (76-İnsan Suresi-19). Kuran’da “vildan” ifadesinin “çocuklar” anlamında kullanıldığı 4-Nisa Suresi-75, 98, 127. ve 73-Müzemmil Suresi-17. ayetlerden de anlaşılmaktadır. Herhalde çocuklar için “inci” benzetmesi var diye çocuklarla cinsel ilişkiye girildiğini düşünebilecek kimse yoktur! Aynı şekilde Kuran’daki “genç” anlamına gelen “gılman” için de 52-Tur Suresi-24’te “inci” benzetmesi yapılmaktadır; fakat bundan da cinsellik anlamı çıkarılmamıştır. Peki o zaman huriler için böylesi tanımlamalar olmasından hareketle hangi hakla bu ifadenin kesin bir şekilde cinselliği kastettiğini söyleyebiliriz? (55-Rahman Suresi—58. ayetteki “yakut” ve “mercan” benzetmeleri de bu çerçevede düşünülmelidir.)
4- KURAN’DA AHİRETTE “GÖĞÜSLERİ YENİ TOMURCUKLANMIŞ DİLBERLER”DEN BAHSEDİLİYOR MU?
78-Nebe Suresi-33. ayetteki Arapça “kevaıbe etraben” ifadesine birçok Türkçe mealde “göğüsleri yeni tomurcuklanmış yaşıt kızlar” anlamı verilmiştir, hatta bazıları “dilberler” diye bile çeviriye ilave yapmıştır. Burada “etraben” ifadesi “uyumlu, denk” anlamına gelmektedir; “kevaıbe” kelimesi ise “göğüsleri yeni tomurcuklanmış (dilber) kızlar” olarak çevrilmiştir. Oysa ayette ne “dilber” vardır, ne “göğüs” vardır, ne de “tomurcuklanma” vardır. Öncelikle şunu belirtelim Arapça’da “kevaıbe” kelimesinin de “etrab” kelimesinin de dişili erkeği aynıdır; yani bu kelimeler dişilik ifade etmemektedir. Prof. Dr. Mehmet Okuyan “kevaıbe” kelimesine, bu kelimenin anlamlarından olan “kaliteli, değerli” anlamlarının verilmesini uygun görmektedir; buna göre bir önceki ayette (32. ayet) belirtilen “bahçeler, üzüm bağlarının” veya genel olarak cennet nimetlerinin “kaliteli ve (insanların kullanımına) uygun” olduğu bu ayetten anlaşılır. Eğer bazılarının verdiği anlam olan “genç” anlamı bu ayete verilirse; “erkeklerde bıyıkların terlemesi” ve “kızlarda göğüslerin tomurcuklanması” gençlik alametidir, fakat genç erkeği belirtmek için çeviride genç erkeğin alameti üzerinden “bıyıkları yeni terlemiş” diye çevirirseniz kimse bundan bir cinsel içerik anlamayacakken, genç kızlığın alameti alan “göğüsleri yeni tomurcuklanmış” ifadesiyle çevirirseniz nasıl cinsel çağrışımlar yapacağı açıktır. (Bu tarz çevirileri ateistlerin ve İslam düşmanlarının nasıl istismar ettiğini hatırlayalım.) Dişil bir yapısı olmayan “kevaıbe” kelimesinin, bu ayette “genç kız” olarak çevrilmesi yerine -Okuyan’n yaptığı gibi- “kaliteli, değerli” anlamında alınmasını daha uygun buluyorum ama bu kelimeyi “genç kız” anlamında alanların da, hiç olmazsa, bu kelimeyi bu temel anlamıyla “yaşıt gençler” veya “yaşıt genç kızlar” şeklinde çevirmesi ve ayetin ne öncesiyle ne sonrasıyla ne mantıkla bağdaşmayacak şekilde bu cinsel içerikli çağrışımı yapmamaları gerekirdi.
SONUÇ
Sonuçta Kuran’da, ahirette cinsel bir yaşamın olduğu veya olmadığına dair açık bir ifade olmadığı gibi, “hurilerin” erkeklerin cinsel partnerleri olduğuna dair bir ifade de yoktur. “En çok salavat getirene ahirette en çok huri verilecektir” gibi, metinlerinden uydurma olduğu rahatlıkla anlaşılabilecek hadislere bu yazıda yer verilmedi, merak edenler, Kuran’da olmayan huri algısının nasıl oluştuğunu, uydurma olduğunu düşündüğümüz bu hadisleri okuyarak öğrenebilirler.
Ahirette insanların canının istediği birçok nimet olacağı Kuran’da belirtildiğine göre (41-Fussilet-31, 43-Zuhruf-71, 76-İnsan Suresi-20) ahirette cinsellik beklentisi kanaatimce normal bir beklentidir. Fakat bilemediğimiz konuda “Bilmiyoruz” demeyi bilmeli ve cennetteki nimetlerin gerçek vasıflarını kimsenin bilmediğini söyleyen 32-Secde-17. ayeti bu tip konular gündeme geldiğinde hatırlamalıyız. Ayrıca 9-Tevbe Suresi-72. ayette dendiği gibi Allah’ın rızasının tüm Cennet nimetlerinin üstünde olduğunu da hep aklımızda tutmalıyız.
Kuel Tigin
11-08-2014, 19:03
Hâlâ Kur'ân üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından gönderilmiş olsaydı onda birçok çelişki bulurlardı. (Nisa:82)Başka bir yerde okumuştum; bazı yorumcular, bu ayete göre Kur'an'da birkaç çelişki bulunmasının normal kabul edilebileceğini savunuyorlarmış. "birçok çelişki" diyor ya ayette, 3-5-8-10-50-vs neyse, bu rakamlar "birçok" ifadesinin altında imiş.
Yani bir nevi sihirbazlardan farksız günümüzdeki ayet yorumcuları, halbuki Kur'an'ın kendisi söyler "Apaçık kitaptır, andolsun" gibisinden. Sen bunu kabul etme, şapkadan tavşan çıkarmaya uğraş; mantıksız.
RainFall
11-08-2014, 19:12
Iyide o 7 peygamber kim?12+7?
mrdragon
12-08-2014, 02:25
huriler... kendını bılmez malların salakların yanlış çevirileri vs yuzunden
islama leke vuran bir konu bak bakalım huri ne demekmiş senin bildiğin gibi 33 yasında erkege ödülmüymüş bilip bilmeden konuşmamak gerekir... bu arada cehennemi kafasına takan sensin her yazından sonsuz cehennemin neresi adalettli diyip duruyorsun...
İslama leke vuran konu derken, tarih boyunca tüm bedeviler huriyi huri olarak anlamışta şimdi tanrının yokluğundan yararlanan göbek atıcılar tanrının sırtına binmiş diledikleri gibi konuşturuyorlar.
O uydurma dediğin hadislerin çoğunun uydurma olması doğaldır. Uyduranlarda tıpkı ayetleri kafalarına göre rayından çıkaranlara benziyor tanrıdan korkmuyorlar. Tanrıya göbekli hamdi deseler de yok işte tanrı eli kolu mahkum dillerde put ötede değil.
İslam denilen olgu; aynı zamanda huri olarak, insanların aklında böyle bir görüntü oluşturmuşsa ve yazar bunu tahmin edememişseaklını pazara götürdüğü gerçektir. Yani siz tanrıya durmadan yeteneksiz, vasatın altında, kişilik sorunu yaşayan varlık diyorsunuz ben de size katlıyor ve gülümsüyorum.
1400 yıl boyunca milyar insanın algısını yanıltan eseri sevimli tanrı ezici türk kardeşlerimiz alıyor ve oradaki tanrıyı çamaşır makinesinin içine atıyor çıkartıyor bir de beyazlatıcıya batırıyorlar.
Tanrının gıkı çıkıyor mu? hayır.
Efendim, arapçanın hasını inceleyen nice tefsirci vardı. Örneğin, kurtubi ile fahruddin er razi. Bu adamların onca zaman boyunca nice kaynağı kurcalayarak arap şiirlerinden dahi yararlanıp hicaz bölgesi arapçasına kadar araştırdıkları tonla farklı görüşe yer verdikleri yerde dahi olmayan sözlerimiz,
Tam da 2000'lerden sonra türkçe kuran okuyan insanların gıcığına gitmiş olacak ki, ey tanrı gel bir de seni ben ezeyim der gibi kendilerince akıldan uzak anlam katma yarışına girişiyorlar.
Adem ve Havvanız cennetteyken cinsellik bligisine sahip değillerdi embesillerdi en azınan kuran hikayesi budur ama ağacın meyvesini yedikleri anda gözleri açıldı. Yani tanrı paranoyak bir yaratıcıdır öncelikle bu bir.
İkinci olarak cennette bol bol meyve, gölgelik taht, ilkel elbise ve saray vaadinin yanında, hurilerden bahsediliyorsa orada durup düşünmeniz gerekir.
Evet siz belki cennetin mahiyetini tam olarak bilemezsiniz ama tanrınız size bildiriyorsa, gaybın bilgisi onun verdiği ölçekte bilginiz dahiline girer. Kuran size bunu net olarak söyler. Yani bu bilgiler eşliğinde savaşan sahabe kardeşler adına da huriler yetersiz gelmiş olacak ki, öldürdükleri adamın eşini cariye diye almaları sizin üfürük tanrınızın kontrolü altında gerçekleşmiş. Dünya üzerinde cariye tanımlayan tanrı elbette oradaki araplara da bol üfürükten cinlerin ve insanların dahi dokunmadığı hatunları vaad etmesi kadar doğal ne olabilir?
Elin arabı seviyorsa hurmayı, elin arabı seviyorsa içkiyi, elin arabı seviyorsa hatunları sıraya dizmeyi ve bekareti, ee hali ile adamın eline kılıç verip kelle aldıracaksa dil putu ona yönelik cennet tasarlar. Hatta cennette bile bol bol gölgelik koymayı unutmaz. Gölgelikler altında tahtlarına serilir ve al sana bu da ayva diye yedirilir.
Secde 17'ye gelince cenneti de cehennemide katlı tasarlayan sevcimli dil putu adına, evet hangi cennet bahçesine gideceğini yaptıklarına karşılık bilemiyorsun. Sonuç itibari ile sevimli dil putu diyor ki, ben söylemediğim sürece gaybı bilemezsin, onun bilgisi sadece bendedir. Bilmesen de iman etmelisin koyun ol aklını çıkar köle ol ötesi yok.
Sana sarhoş etmeyen içki ırmak vaad ediyorsa, üzümleri, hurmaları vaad ediyorsa, saray var diyorsa, saten, ipek kıyafet tasarlıyorsa, ve inci gibi cin ve insan eli değmemiş hurileri diziyorsa bunu bilirsin ama hurinin göz rengini de, boyunu da bilemeyrsun. Sarayın kat sayısını da bilemiyorsun. Sen orada sadece Muhammed'in dilinden dökülen kısımları bilmek ve koyun gibi kafa sallamak ile yükümlüsün. Kısacası hepiniz o dönemde 23 yıl boyunca tek ciltlik kelime döktüğü rivayet edilen bir adamın sözlerinin kölesisiniz.
Bunu tüm müslümanlar bilinçaltında aslen bildiğinden tanrıyı kafa kola alıyor ve ayetleri diledikleri gibi çeviriyorlar. Asırlar boyunca ne de olsa tanrının müdahil olduğunu hop orada dur dediğini, eyleme geçtiğini gören olmadı o hep masallar diyarında dil putu olarak yaşamaya mahkum edilmiş, sizede akıllarınızı inkar etme görevi bırakılmış....
İslama leke vuran konu derken, tarih boyunca tüm bedeviler huriyi huri olarak anlamışta şimdi tanrının yokluğundan yararlanan göbek atıcılar tanrının sırtına binmiş diledikleri gibi konuşturuyorlar.
O uydurma dediğin hadislerin çoğunun uydurma olması doğaldır. Uyduranlarda tıpkı ayetleri kafalarına göre rayından çıkaranlara benziyor tanrıdan korkmuyorlar. Tanrıya göbekli hamdi deseler de yok işte tanrı eli kolu mahkum dillerde put ötede değil.
İslam denilen olgu; aynı zamanda huri olarak, insanların aklında böyle bir görüntü oluşturmuşsa ve yazar bunu tahmin edememişseaklını pazara götürdüğü gerçektir. Yani siz tanrıya durmadan yeteneksiz, vasatın altında, kişilik sorunu yaşayan varlık diyorsunuz ben de size katlıyor ve gülümsüyorum.
1400 yıl boyunca milyar insanın algısını yanıltan eseri sevimli tanrı ezici türk kardeşlerimiz alıyor ve oradaki tanrıyı çamaşır makinesinin içine atıyor çıkartıyor bir de beyazlatıcıya batırıyorlar.
Tanrının gıkı çıkıyor mu? hayır.
Efendim, arapçanın hasını inceleyen nice tefsirci vardı. Örneğin, kurtubi ile fahruddin er razi. Bu adamların onca zaman boyunca nice kaynağı kurcalayarak arap şiirlerinden dahi yararlanıp hicaz bölgesi arapçasına kadar araştırdıkları tonla farklı görüşe yer verdikleri yerde dahi olmayan sözlerimiz,
Tam da 2000'lerden sonra türkçe kuran okuyan insanların gıcığına gitmiş olacak ki, ey tanrı gel bir de seni ben ezeyim der gibi kendilerince akıldan uzak anlam katma yarışına girişiyorlar.
Adem ve Havvanız cennetteyken cinsellik bligisine sahip değillerdi embesillerdi en azınan kuran hikayesi budur ama ağacın meyvesini yedikleri anda gözleri açıldı. Yani tanrı paranoyak bir yaratıcıdır öncelikle bu bir.
İkinci olarak cennette bol bol meyve, gölgelik taht, ilkel elbise ve saray vaadinin yanında, hurilerden bahsediliyorsa orada durup düşünmeniz gerekir.
Evet siz belki cennetin mahiyetini tam olarak bilemezsiniz ama tanrınız size bildiriyorsa, gaybın bilgisi onun verdiği ölçekte bilginiz dahiline girer. Kuran size bunu net olarak söyler. Yani bu bilgiler eşliğinde savaşan sahabe kardeşler adına da huriler yetersiz gelmiş olacak ki, öldürdükleri adamın eşini cariye diye almaları sizin üfürük tanrınızın kontrolü altında gerçekleşmiş. Dünya üzerinde cariye tanımlayan tanrı elbette oradaki araplara da bol üfürükten cinlerin ve insanların dahi dokunmadığı hatunları vaad etmesi kadar doğal ne olabilir?
Elin arabı seviyorsa hurmayı, elin arabı seviyorsa içkiyi, elin arabı seviyorsa hatunları sıraya dizmeyi ve bekareti, ee hali ile adamın eline kılıç verip kelle aldıracaksa dil putu ona yönelik cennet tasarlar. Hatta cennette bile bol bol gölgelik koymayı unutmaz. Gölgelikler altında tahtlarına serilir ve al sana bu da ayva diye yedirilir.
Secde 17'ye gelince cenneti de cehennemide katlı tasarlayan sevcimli dil putu adına, evet hangi cennet bahçesine gideceğini yaptıklarına karşılık bilemiyorsun. Sonuç itibari ile sevimli dil putu diyor ki, ben söylemediğim sürece gaybı bilemezsin, onun bilgisi sadece bendedir. Bilmesen de iman etmelisin koyun ol aklını çıkar köle ol ötesi yok.
Sana sarhoş etmeyen içki ırmak vaad ediyorsa, üzümleri, hurmaları vaad ediyorsa, saray var diyorsa, saten, ipek kıyafet tasarlıyorsa, ve inci gibi cin ve insan eli değmemiş hurileri diziyorsa bunu bilirsin ama hurinin göz rengini de, boyunu da bilemeyrsun. Sarayın kat sayısını da bilemiyorsun. Sen orada sadece Muhammed'in dilinden dökülen kısımları bilmek ve koyun gibi kafa sallamak ile yükümlüsün. Kısacası hepiniz o dönemde 23 yıl boyunca tek ciltlik kelime döktüğü rivayet edilen bir adamın sözlerinin kölesisiniz.
Bunu tüm müslümanlar bilinçaltında aslen bildiğinden tanrıyı kafa kola alıyor ve ayetleri diledikleri gibi çeviriyorlar. Asırlar boyunca ne de olsa tanrının müdahil olduğunu hop orada dur dediğini, eyleme geçtiğini gören olmadı o hep masallar diyarında dil putu olarak yaşamaya mahkum edilmiş, sizede akıllarınızı inkar etme görevi bırakılmış....
paylaştığım yazıyı okumadığın o kadar belli ki konuyla alakasız konuşup durmuşsun yine. yazıda diyor ki huri den kasıt nedir sen dönmş hala yok huri böyle yok huri cennette ödül bilmem ne sen önce düzgünce yazdığım yazıyı okumalısın bırde 19 ve 7 ıle matematıksel ıspat yapacaksan yazmalısın bu konu için başka başlık açılır gerek yok buralarda köşeye sıkışınca konuyu değiştirmeye öalışmaya.