PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Secimlerde Oy Vermenin Onemi


evrensel-insan
08-08-2014, 22:52
Ulke ve toplumumuzun kendilerini yonetecek ve yonlendirecek olanlari secmesi, sandiktan cikacak sayi ile belirlenmektedir.

Yani nicelik belirlemektedir.

Burada aslinda ters bir mantik vardir. Bu mantigi Lenin su sozleri ile aciklamaktadir "Bir is yerinde iscinin her turlu calisma kosulunu ve ucretini calisanlar degil; disarida calismiyanlar belirler."

Bu aslinda sandiktan cikacak nicelik iktidarinin da belirlenmesi mantigidir.

Eger hatirlanirsa, 2001 yilinda toplum genel olarak olan her turlu partiden bikmis ve hic birini iktidara getirmek istememis ve 2002 secimlerine bu temelde gidilmisti.

1982 askeri diktasinin ve vesayetinin duzenledigi anayasa, meclis yolunu ancak %10 barajinin asilmasi ile aciyordu.

AKP %34 aldigi halde tek basina iktidar oldu.

Peki aslinda AKP'yi iktidara tasiyan ona oy verenler miydi?

Maalesef degildi.

Cunku %10 baraji disinda AKP'yi iktidara tasiyanlar, " ben kimseyi secmek istemiyorum o yuzden de sandiga gitmiyorum" diyen %20.9 kesimdi.

Yani secmenin 5 te biri secime katilmamisti.

Eger bu secime katilanlar katilsa idi, belki bazi partiler %10 barajini asacak ve AKP tek basina iktidar olamayacakti.

Ayni durum referandum da da gecerli oldu.

Oy vermeye gitmeyen %26.9 kesim, "yetmez ama evet" cilerin de yardimi ile, AKP'ye referandumu %58 ile kazandirmisti.

Son yerel secimlerdeki secime katilim orani bizlere AKP'nin 2 milyona yakin oy kaybini getirdi.

Bu pazar cumhurun basi secilecek ve ayni tarihi senaryo yasanacak, yani cumhurun basini oy verenler degil de "tatilciler/boykot edenler" belirliyecek.

Evet, bir kisinin secimleri boykot etmesi onun en tabi hakkidir.

Yalniz bir vatandas olarak ta kendisini sececek olani secmek icin oy kullanmasi da en tabi gorevidir.

Ayrica oy atmaya gitmeyenlerin hangi ideoloji ya da inanctan olursa olsun, secim sonrasi "konusma/aglama/sizlanma/sikayet/elestiri v.s." hakki da yoktur.

Cunku oy kullanmayarak aslinda ve belki de bilincsiz olarak kendini yoneteni secmek istemedigini oy atmiyarak secmis olmaktadir.

Yarin cocuklarina da verecek bir cevabi olmayacaktir.

Kimin kime oy atacagi herkesin kendi secimidir, yalniz oy atmamak ile de oy atmayanin secimini yaptigini bilmesi gerekir.

Dolayisi ile 2002 de referandum da AKP iktidarini secenler degil; oy atmiyanlar belirlemistir.

Evet, oy vermemek bir secimdir ve belirleyicidir. Yalniz bu secime gitmeyenin istemedigi bir sonuctur yani ters mantiktir.

O yuzden yukaridaki Lenin'in dedigi gibi "Iktidari secenler degil; aslinda oy atmayanlar ve boykot edenler belirler"

Herkes bu farkindalik ve bilincte olarak pazar gunu oy atip atmayacagina tatile mi boykota mi yoksa vatandaslik gorevine mi yonelecegine iyice dusunup karar vermelidir.

Cunku cumhurun basini da oy verenler degil; vermeyenler belirliyecektir.

Ondan sonra oy vermeyenlerin, 11 Agustos'tan itibaren her turlu serzenisi beyhudedir.

Sonucta ne kadar cok katilim olmazsa, o kadar cok diktator cumhurun basi olacaktir.

O yuzden kimse diktatoru iktidara getirenin, sadece ona oy verenler oldugunu zannetmesin.

Ona oy verenler vatandaslik gorevlerini yapmaktadir.

Oy vermeyenler ise vatandaslik gorevlerini yerine getirmemenin yanindfa, oy vermedigi bir adayin gelmesinde asil rolu oynamaktadir.

Iste pazar gunu ve secimlerde oy vermenin onemi bu kadar buyuktur.

Cunku iktidari secenler degil; oy vermeyenlerin belirledigi tarihi ve rakamlarla gorulmustur.

Ayrica oy vermeyenler sayisal olarak basa gelecek olanin da degisimine katki saglamakta ve ulkenin gelecegini belirlemektedir.

Pasif bir eylem ile istenmeyen bir belirleme de pay sahibi olmak yerine, aktif bir eylem ile vatandaslik gorevini yerine getirmek; en azindan her bir kisinin kendine ve etrafina ve cocukklarina kendini savunma aciklama firsati verir.

Obur turlu hic bir sekilde oy atmayanin kendini aciklama hakki yoktur. Cunku kendisi bilincsiz olarak pasif eyleminin aktifliginde yer almistir.

Ustelik secim hakkini kullanmadan.

Dialectics
08-08-2014, 23:52
Sayın hocam,

Demokrasinin en zayıf noktasına değinmişsin. %50+1 oy alanın geriye kalan %50-1'i hiçe sayabildiği bir sistemdir demokrasi. Demokrasi, halkı için halk tarafından seçilen halktan birinin yönetime gelmesi filan değildir.

2002 seçimlerinde ve benzeri her seçimde olduğu gibi ve yine pazar günü yapılacak seçimde olacağı gibi halkın önüne konan mecburi iki-üç seçenekten birini seçmesi sistemidir bu malesef.

Demokrasi, halkın gözü önünde tiyatro oynamaktır ve saf halka bu tiyatroyu gerçek diye yutturmaktır. Zamanında o 2002 seçimlerinde mesela, bu halk cem uzan adlı dolandırıcıya %7,5 oy vermiştir. Acaba o genç partiye giden %7,5 oy en çok hangi partinin işine yaramıştır?

Yıllarca siyaset sahnesinden düşmeyen ve bu memlekete ne gibi bir hizmeti olmuştur bir türlü çözemediğim Deniz Baykal mesela zamanında RTE'nin bugünlere gelişinin önünü açmıştır, bırakın gelsin 2 ay dayanamaz diyerek:

http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/415149.asp

Memleketin problemi zekâ problemidir. Zekâyı kullanmamak problemidir. %10 nüfusun üniversite mezunu olduğu 75 milyonluk bir ülkede, daha seçime 3 aday girdiğinin farkında olmayan pazar günkü seçimi "başbakanı, başkan seçme seçimi" diye algılayanlar var:

http://sozcu.com.tr/2014/yazarlar/ugur-dundar/secime-3-adayin-girdigini-ogrenen-trt-izleyicisi-sokta-572371/

Yani zaten layığımızla yönetiliyoruz. Yıllarca her türlü tiyatroya aldanıp milleti, vatandaşı eğitmek yerine onları cehalete sürükleyenler ve bugünlere temel atanlar en az bugünkü iktidar kadar suçludur, vebal altındadır. "Türk milleti zekidir" lafı malesef yalan hale gelmiştir artık. Pazar günü Türk milletinin zekâsı bir kez daha tescillenecek. Aslında gerçekten zeki bir millet olsak, yapılacak tek şey %90 oranında seçime katılım yapıp %90 oranında boş oy atmak olurdu, hiçbiriniz bu memleketi yönetmeye layık değilsiniz diye..

Daha önce dediğim bir şey vardı: bilgelik additive değildir diye. Yani bir toplumun bilgeliği o toplumdaki her ferdin bilgeliğinin toplamı değildir, o toplumun en bilge kişisi ile sınırlıdır. Ama demokraside en bilge ile en cahilin temsil payı eşittir. Dünyayı kamlumbağa sırtında sanan ile quantum fiziğini çözen deha, demokrasi sisteminde farksızdır.

Eşitlik ilkesi denilen şey bu değildir. Eşitlik, herkesin hayata eşit şartlarda başlayabilmesidir. Daha çok çabalayanın, kendini daha çok geliştirenin, zekasını daha çok kullanıp daha ileriye gidenin, daha çok okuyup öğrenenin; bütün ömrünü kahvede okey taşı döşeyerek, sabahtan akşama kadar alışveriş yapıp, aptalca dizilerle zamanını tüketenlerle eşit olması asıl eşitsizliktir. Keşke seçimlerde insanlara bir genel kültür sınavı yapsalar, kim dünyadan ne kadar haber, Türkiye'de olanlardan ne kadar bir haber diye ve o seçimin kazanını sayıca o partiye daha çok oy veren değil, bu sınav sonuçlarına göre örneğin toplamda daha çok puan alan olsan... O zaman nasıl olurdu acaba seçimlerin sonuçları?

İnsanları aşağılamak gibi bir amacım olduğu sanılmasın. Aşağılanacak şey daha 15inde 16 sında insanları bir madenin yüzlerce metre altına ayda 1000 lira maaşa sokan sistemdir. Neymiş, devlet özel okul öğrencilerine yardım yapacakmış.. Sen devlet olarak eğitimi neden bedava yapmıyorsun? Gecekondu mahallesinde doğup büyüyenlerin kaçı gidebilecek o özel okullara?

Neymiş, 10 büyük ekonomiden biri olacakmışız? 2002 yılından beri ödediğimiz vergi azaldı mı arttı mı? Dünya gelişmişlik endeksindeki sıralamamız geriledi mi yükseldi mi? İş kazası oranlarımız arttı mı azaldı mı? Kadına şiddet arttı mı azaldı mı? Tuğla döşemekle, asfalt dökmekle mi 10 büyük ekonomiden biri olacağız? Millet tüplü televizyon yaparken sen pamuk ekiyordun, şimdi sana iphone satarken sen kömür çıkarıyorsun 3 kuruşa. Bir de arkamda TV'den slogan yükseliyor: "Türkiye cumhurbaşkanını seçiyor, gücüne güç katıyor..." diye.. Ne gücümüz kaldıysa... Bırak dünyayı, gurbetçiler bile sallamadı dünya liderini...

evrensel-insan
09-08-2014, 00:02
Butun bunlarin temeli bir kac nedene dayaniyor.

Birey bilinci olmamak

Ozgur birey devletine sahip olmamak

Etigin hak ve ozgurlugunu, politik cikar somurusu yapmak

Toplumsal kisilikten dolayi, bir konuda kutuplasmak, otekilestirmek

Hic bir kavramin anlam ve icerigini bilmemek

Laik demokratik sosyal sivil olamamak

Devlet ve hukumetin iktidar partisinin olmasi

Toplumsali sosyal sanmak

Kendi dogrularini baskasina empoze etmek, mudahele etmek baski kurmak

Suru psikolojisi ve korku felsefesi uygulamak

Istikrarli, normal nesiller yetistirememek

Gerci bunlar cogaltilabilir ve genelde her biri ile ilgili basliklar da mevcut.

Profilden bakabilirsin.

Yalniz butun bunlarin nedenini bir yerde teke indirgeyen bir nedenin de linkini verecegim.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=34882

okeanos
09-08-2014, 01:19
aslında bütün olay eğitimden kaynaklıdır...

sayın taner yıldız bunu açık açık söylüyor

http://www.youtube.com/watch?v=mfTxE4w322U

evrensel-insan
09-08-2014, 01:27
aslında bütün olay eğitimden kaynaklıdır...

sayın taner yıldız bunu açık açık söylüyor

http://www.youtube.com/watch?v=mfTxE4w322U

Ne temelli bir egitim bu?

okeanos
09-08-2014, 11:29
din temelli ve korku üzerine olmayacak bir eğitim sistemi..

sadece sınavlara hazırlık üzerine çalışan eğitim sistemi olmamalı.

devletten bağımsız eğitim kurumları olmalı tabi bu devletin işine gelmez.

üzerinde tartışılacak bir çok konu var eğitimle ilgili vs vs böyle uzar gider konular

evrensel-insan
10-08-2014, 20:17
Oyle gorunuyor ki tarih "tekerrur etti"

Birincisi, secmenin oy vereni degil; oy vermeyeni cumhurun basini belirledi.

Ikincisi, Demirel ve Ozal'dan sonra; Diktator de koske cikti (sandiklarin %92.8'i acildi)

Ucuncusu, secmenin, seceninin partisini degil; baskanini secmesi degismedi.

Acaba tarih bundan sonra da "tekerrur edecek mi?"

Yani, AP ve ANAP'in liderlerini cumhurun basi yaptiktan sonra; partileri toplumdan silinmisti.

Acaba ayni tarih, AKP'nin de basina gelecek mi?

Bunu gormek icin 2015 genel secimlerini beklemek gerekiyor.