Sayın hocam,
Demokrasinin en zayıf noktasına değinmişsin. %50+1 oy alanın geriye kalan %50-1'i hiçe sayabildiği bir sistemdir demokrasi. Demokrasi, halkı için halk tarafından seçilen halktan birinin yönetime gelmesi filan değildir.
2002 seçimlerinde ve benzeri her seçimde olduğu gibi ve yine pazar günü yapılacak seçimde olacağı gibi halkın önüne konan mecburi iki-üç seçenekten birini seçmesi sistemidir bu malesef.
Demokrasi, halkın gözü önünde tiyatro oynamaktır ve saf halka bu tiyatroyu gerçek diye yutturmaktır. Zamanında o 2002 seçimlerinde mesela, bu halk cem uzan adlı dolandırıcıya %7,5 oy vermiştir. Acaba o genç partiye giden %7,5 oy en çok hangi partinin işine yaramıştır?
Yıllarca siyaset sahnesinden düşmeyen ve bu memlekete ne gibi bir hizmeti olmuştur bir türlü çözemediğim Deniz Baykal mesela zamanında RTE'nin bugünlere gelişinin önünü açmıştır, bırakın gelsin 2 ay dayanamaz diyerek:
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/415149.asp
Memleketin problemi zekâ problemidir. Zekâyı kullanmamak problemidir. %10 nüfusun üniversite mezunu olduğu 75 milyonluk bir ülkede, daha seçime 3 aday girdiğinin farkında olmayan pazar günkü seçimi "başbakanı, başkan seçme seçimi" diye algılayanlar var:
http://sozcu.com.tr/2014/yazarlar/ug...-sokta-572371/
Yani zaten layığımızla yönetiliyoruz. Yıllarca her türlü tiyatroya aldanıp milleti, vatandaşı eğitmek yerine onları cehalete sürükleyenler ve bugünlere temel atanlar en az bugünkü iktidar kadar suçludur, vebal altındadır. "Türk milleti zekidir" lafı malesef yalan hale gelmiştir artık. Pazar günü Türk milletinin zekâsı bir kez daha tescillenecek. Aslında gerçekten zeki bir millet olsak, yapılacak tek şey %90 oranında seçime katılım yapıp %90 oranında boş oy atmak olurdu, hiçbiriniz bu memleketi yönetmeye layık değilsiniz diye..
Daha önce dediğim bir şey vardı: bilgelik additive değildir diye. Yani bir toplumun bilgeliği o toplumdaki her ferdin bilgeliğinin toplamı değildir, o toplumun en bilge kişisi ile sınırlıdır. Ama demokraside en bilge ile en cahilin temsil payı eşittir. Dünyayı kamlumbağa sırtında sanan ile quantum fiziğini çözen deha, demokrasi sisteminde farksızdır.
Eşitlik ilkesi denilen şey bu değildir. Eşitlik, herkesin hayata eşit şartlarda başlayabilmesidir. Daha çok çabalayanın, kendini daha çok geliştirenin, zekasını daha çok kullanıp daha ileriye gidenin, daha çok okuyup öğrenenin; bütün ömrünü kahvede okey taşı döşeyerek, sabahtan akşama kadar alışveriş yapıp, aptalca dizilerle zamanını tüketenlerle eşit olması asıl eşitsizliktir. Keşke seçimlerde insanlara bir genel kültür sınavı yapsalar, kim dünyadan ne kadar haber, Türkiye'de olanlardan ne kadar bir haber diye ve o seçimin kazanını sayıca o partiye daha çok oy veren değil, bu sınav sonuçlarına göre örneğin toplamda daha çok puan alan olsan... O zaman nasıl olurdu acaba seçimlerin sonuçları?
İnsanları aşağılamak gibi bir amacım olduğu sanılmasın. Aşağılanacak şey daha 15inde 16 sında insanları bir madenin yüzlerce metre altına ayda 1000 lira maaşa sokan sistemdir. Neymiş, devlet özel okul öğrencilerine yardım yapacakmış.. Sen devlet olarak eğitimi neden bedava yapmıyorsun? Gecekondu mahallesinde doğup büyüyenlerin kaçı gidebilecek o özel okullara?
Neymiş, 10 büyük ekonomiden biri olacakmışız? 2002 yılından beri ödediğimiz vergi azaldı mı arttı mı? Dünya gelişmişlik endeksindeki sıralamamız geriledi mi yükseldi mi? İş kazası oranlarımız arttı mı azaldı mı? Kadına şiddet arttı mı azaldı mı? Tuğla döşemekle, asfalt dökmekle mi 10 büyük ekonomiden biri olacağız? Millet tüplü televizyon yaparken sen pamuk ekiyordun, şimdi sana iphone satarken sen kömür çıkarıyorsun 3 kuruşa. Bir de arkamda TV'den slogan yükseliyor: "Türkiye cumhurbaşkanını seçiyor, gücüne güç katıyor..." diye.. Ne gücümüz kaldıysa... Bırak dünyayı, gurbetçiler bile sallamadı dünya liderini...