PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bağımlı olmak


alpha
31-10-2014, 17:51
Şimdi ;

RNA sız DNA olmaz,
ve DNA sız RNA da olmaz.

Ayrıca ;

DNA ve RNA nın her ikisinden biri olmazsa PROTEIN olmaz.
ve PROTEIN sizde DNA ve RNA da olmaz.

:)

Yani bunların var olması birbirine bağımlı.

"Science cannot prove that we are here by either chance or design, but the scientific evidence can be used to support one or the other."

Bilim hayatın şans ile veya dizayn ile oluştuğunu ispatlayamaz, fakat "bilimsel kanıt" bunlardan birini destekleyebilir.

Zaten evrimin yada (evrimden ayrı olarak) hayatın başlangıcının içinden benim de biliminde çıkamadığı durum bu.

Kaynak :
http://english.pravda.ru/science/mysteries/27-09-2010/115095-atheism-0/

Dialectics
31-10-2014, 18:39
İşin büyüsü de burada zaten... Eğer yaratılışa dair her soruyu bilebiliyor olsaydık zaten hiç bir şeyin anlamı kalmazdı. Neden ve nasıl var olduğumuzu, ölümden sonra ne olacağını, nasıl yaşamamız gerektiğini vs. bilimsel olarak ispatladigimiz gün hayat muhtemelen tüm cazibesini kaybedecektir.Şayet bir Tanrı varsa da eğer tüm oyun Tanrı nin kendisini kendisinden saklama oyunudur. Evrime, gelişime, tekamüle sebep olan bu saklanmislik, bilgisizlik ve deneyimsizliktir.

RainFall
31-10-2014, 19:59
Bu bir gorustur ama kanitli degil tanri ve din kanitli degildir yani sen koca bir adamin agzinin icerisine bakiyorsun alpha arkadasim kendine guven.Bilgeligini ve konusma gucunu kullan.
Ateistligi her adam kaldiramaz.Yeni bir din anlayisini savunmakta kolay degildir sen okumaya kendini gelistirmeye devam et.

RainFall
31-10-2014, 20:03
Kafesi cikar hayatindan at esarete bir son ver muslumansan.
Yapmak isteyipte dini kurallarla orulu bir hayat yasiyorsun icerisindeki yasaklarla ilgili konusuyorum birisini oldurmek istedimde kitabimda yazdigi icin olduremedim gibi.

Natan
31-10-2014, 22:23
O, bu olmadan olmaz. Bu, o olmadan olmaz alpha.

Biz, başkaları olmadan var olabilir miyiz?

Evrim bir biyoloji dersi.
Olmuşuz bir şekilde.
Bilim insanları bir şeyler söylüyor.
Bilinenler ortada.
Bilinmeyenler karşısındaki durumumuz nedir?
Masal hurafe söylence üretmek mi? Yoksa susmak ve bilimi beklemek mi?
Bazen bilmiyorum demek mutluluktur.
Hurafe üretmekten iyidir.


Galiba bu kemale anca meyhanede erilir dostum :)
Bir de öle dene.

Pek çok kez

aliyarasfa'lın da dediği gibi

saygıyla gittim.

evrensel-insan
31-10-2014, 23:47
Şimdi ;

RNA sız DNA olmaz,
ve DNA sız RNA da olmaz.

Ayrıca ;

DNA ve RNA nın her ikisinden biri olmazsa PROTEIN olmaz.
ve PROTEIN sizde DNA ve RNA da olmaz.

:)

Yani bunların var olması birbirine bağımlı.

"Science cannot prove that we are here by either chance or design, but the scientific evidence can be used to support one or the other."

Bilim hayatın şans ile veya dizayn ile oluştuğunu ispatlayamaz, fakat "bilimsel kanıt" bunlardan birini destekleyebilir.

Zaten evrimin yada (evrimden ayrı olarak) hayatın başlangıcının içinden benim de biliminde çıkamadığı durum bu.

Kaynak :
http://english.pravda.ru/science/mysteries/27-09-2010/115095-atheism-0/

Verdigin linkteki alinti;

The scientific method cannot be used to prove events which occurred outside of human observation. No one observed the origin of the universe by either chance or design, but scientific evidence via mathematical probability can be used to support either a chance or design origins for the universe.

Bak ilk cumle ne diyor?

Bilimsel method,Insanoglu gozleminin disinda olusan bir olayi ispat icin kullanilamaz.

Demekki ancak insanoglu gozlemi olmali ki bilimsel method kullanilsin.

Sonraki cumle tamamen spekulatif ve akilci, yani evrenin orijinini sadece sans ve tasarima bagliyor, bunu hangi bilimsel veriye gore yapiyor?

Buradaki matematiksel olanagin evrenin orijinini desteklemesi de bu iki akilci oneriye dayaniyor.

Birincisi insanoglu evrildigiden beri, evrenin gozlemini aliyor.

Buradaki sorun, zamansal bir temele evren mekanini oturtma akilciligidir.

Evren mekan olarak olmaz ise, zaten ne bunyesinde olanlar, ne solar sistemi, ne gunes, ne dunya ne de bunlari gozlemleyen insanoglu da olmaz.

Demekki insanoglunun evreni gozlemliyebilmesi icin, olmasi ve olmasi icin de evrenin olmasi gerekir.

Yani mekan olmadan, uzerindeki parcalar da olmaz. Ustelik evren mekani insanoglunun yarattigi zamana da bagimli degildir.

Ayrica ortada bir patlama olacaksa, bunun icin de mekan gerekir.

Yani big bang evrenin olusumunu degil; zamansal olarak henuz tum ebatlari ortaya mekan olarak konamayan , evrenin belirsiz bir yerindeki ongorulen zamandaki bir patlamanin teorisidir ve gozleminin alinmasi da CERN'de calisilmaktadir.

Butun bunlarin sonucunda evrenin mekan olarak basi sonu v.s. zamansal bir icerige sokulamayacagi ve daimi oldugu algilanir.

Yani evren zamansizdir.

Yani evren olmadan,samanyolu, solar system, gunes, dunya, yasam ve insanoglu olamaz.

evrensel-insan
01-11-2014, 00:09
İşin büyüsü de burada zaten... Eğer yaratılışa dair her soruyu bilebiliyor olsaydık zaten hiç bir şeyin anlamı kalmazdı. Neden ve nasıl var olduğumuzu, ölümden sonra ne olacağını, nasıl yaşamamız gerektiğini vs. bilimsel olarak ispatladigimiz gün hayat muhtemelen tüm cazibesini kaybedecektir.Şayet bir Tanrı varsa da eğer tüm oyun Tanrı nin kendisini kendisinden saklama oyunudur. Evrime, gelişime, tekamüle sebep olan bu saklanmislik, bilgisizlik ve deneyimsizliktir.

Isin buyusu ne isterse olur da, bilimin buyusu yoktur. :)

Yaradilisa dair her soruyu soranda yanitlayanda insanoglu. Ayrica yaraticiyi da kavramsal olarak yaratan da insanoglu.

Bilim ispata degil, gozleme ve gecerli kildigi tartismasiz olguya dayanir. Ayrica bu olguyu yine gozlem ile yanlislanabilir olarak ortaya koyar. O yuzden bilim nokta koymaz, gozlemi de olgusu da daimi yenilenen gelisen ve degisen temeldedir.

Bilimi digger akli ile sabit kilan, inancsallardan, ideolojilerden,izmlerden v.s. de farkli kilan bu degisimdir.

Tanriyi arayan akil onu bulamazsa, ya da bulduguna kendini inandiramazsa; kendi kendine "saklanma" gibi bahaneler de uyduracaktir.

Natan
01-11-2014, 00:13
dede;

yanlış biliyon.

herşeyin yanlış ve saçma.
uğraşma.
vaktin geçmiş

evrensel-insan
01-11-2014, 00:21
dede;

yanlış biliyon.

herşeyin yanlış ve saçma.
uğraşma.
vaktin geçmiş

Torun senin bugun ozelbir gunun mu? :)

Saga ne benim bir seyi dogru ya da yanis bildigimden?

Ben senin gibi daha nicelerini arka cebimden cikaririm. :)

Ne zamandan beri torunlar dedelerine laf soyler oldu, tovbe de! Yoksa basimiza tas yagacak!

alpha
01-11-2014, 10:15
Sayın Dialectics:
"Şayet bir Tanrı varsa da eğer tüm oyun Tanrı nin kendisini kendisinden saklama oyunudur. Evrime, gelişime, tekamüle sebep olan bu saklanmislik, bilgisizlik ve deneyimsizliktir."

Şu noktayı gördüm sanki sizde ;

Tanrının kendini gizlemesi, ama siz düşünmek o gizlememeli kendini.

Bu aslında bir felsefi düşünce, ve bu felsefeniz ve Tanrı nın kendini bu şekilde gizleyerek anlatmış olması da O nun felsefesi. Fakat burada doğru olan hangisi. Tabi şu noktayı da koyalım ; konumuz bu işin felsefesi değildi.

Hemen konuyla ilgili yazim sonra sizin konu dışı yorumunuza döncem ;
Evrim canlılığın nasıl başladığını söylemez. Sadece bir şekilde bir hücre oluşmuş ve o gelişe gelişe kendi kendine işte natural selection vs ile diğer türler ortaya çıkmış diyor.

Canlılığın nasıl başladığını söyleyemez çünkü bağımlı var oluş var. Biri olmadan diğeri olmuyor. Bunlar aynı anda ortamda olmalı ki canlılık olsun. Bu bir kısır döngü. Zaten protein, onun üstünde RNA ve DNA nın olasılık hesaplarına göre oluşma ihtimali için yeterli varyasyon denemesine ne evrenin zamanı ne de parçacık sayısı yeter. Öyle devasa bir ihtimal yani (tersten okursak devasa bir küçüklük).

Diyelim 30 sayfalık bir kitap var, ve 29 harf var. Bu harfleri maximum 12 harfli kelimeler olacak şekilde rastgele yanyana getirmekle anlamlı bir 30 sayfalık kitap yazılma ihtimali nedir ? Cevap basit : sıfır. Yani tabii ki şimdi üslü sayıların 10 üzeri x leriyle uğraşıp bir şekilde ihtimal şu diyebiliriz. Ama emin olun evrenin başından beri atmasyonlarımız devam etse asla doğru kombinasyona ulaşılamaz.

Ki şimdi DNA ya yada bir Protein e bakınız acaba 30 sayfalık kitapın olasılık sonucu mu büyük yoksa DNA nın mı ?

Ve tabii bütün bunları bozan bir de bağımlı varoluş.. Bakınız ki bunlar rastgele olamama bilimsel sonucu var iken bir de laboratuvar gibi bilimsel arge alanlarında dahi kontrollü olarak bir DNA üretemiyoruz. Ki gelelim bir hücreye sonraki aşama olarak, yoksa şimdi değişik değişik bir sürü tür icat edebilirdik.

Şimdi felsefi boyutuna bakalım sayın Dialectics ;

Tanrı olmak, ama nasıl ? Sizin istediğiniz gibi niye oluyor.. Yani siz diyorsunuz ki kendini oldukça meydana versin. Nedir tam olarak istediğimiz ? Tanrı kendinin bir cd sini mi çıkarsın. Yada Tanrı CNNde röportaj mı versin. Yada benzeri olarak ne yapsın. Siz söyleyin dialectics. kafanızdaki Tanrı ne yapmalı ? Peki bu sizce doğru olan ise, ama doğru olan mı ? Gelelim şu noktaya hadi Tanrı bunları yaptı, yada en az birini. Ve kimse artık Tanrı yok "diyemiyor". İşte anahtar nokta son kelime "diyemiyor". Demiyor yada diyor değil "diyemiyor". Bu durumda özgür irade ile Tanrı yı sevmek yada sevmemek noktası olamıyacak. Ve hayatın anlamı yani dünya hayatının anlamı da anlamsızlaşacak. Kimse bir psikopat ve delilik geçirmiyor ise otobanda durmaz. Ne demek mi istedim, araba üzerine geliyor saatte 150 - 200 km ile göz göre göre yolda kimse durmaz. Tanrı yı tanrı olduğun için sevmek ile acaba o zengin diye mi sevmek. Ben Tanrı yı seviyorum çünkü o zengin diye değil. Bunu diyebilirim çünkü Tanrı yı görmedim. Çünkü o Tanrı diye. Ama belkide biri Tanrı yı sevmiyecek ama pretend edecek. Yani öyleymiş gibi yapacak, ee çünkü sonunda diyecek bana bir zenginlik ve rahatlama var. Kimse bile bile kendini zora sokmak istemez. Ama Tanrı bu konuda insanların iradesini, seçim hakkını 1 e düşürmemek için kendini o sizin istediğiniz şekilde vermiyor. Şİmdi seçim hakkın "2". Ya sev, yada sevme. İşte zaten bilimde diyemiyor Tanrı var yada yok. Sadece bazı ipuçları var. Bunlar mantık ile. Bilim bunları tartışıyor. Siz biz tartışıyoruz. VE kafamıza yatanı alıyoruz.

Tanrı yı hiç görmedik öyleyse yoktur. Bu kadar basit mi ? Görünmek istemiyor ise bu dünya hayatında ne yapabiliriz ki. Bilim buna mantıklı bir cevap veremez. Çünkü burada bir "felsefe" var.

Şöyle bir bilimsel kural yok; "Tanrı olsaydı onu görmemiz gerekirdi".

Peki bilim bunu diyemiyor ise yani Tanrı var yada yok diyemiyor. O zaman buna kim karar verecek ?

Şüpheci Dinsiz
01-11-2014, 12:00
Sevgili alpha,

İlk canrı hücrenin oluşumuyla ilgilenen bilim dalı abiyogenez (http://tr.wikipedia.org/wiki/Abiyogenez)dir.
Demişsiniz ki:
Canlılığın nasıl başladığını söyleyemez çünkü bağımlı var oluş var.
Evrim söyleyemez değil, bunu abiyogenez söyler.

Miller ve Urey'den sonra yapılan abiyogenez deneylerinde (http://tr.wikipedia.org/wiki/Miller-Urey_Deneyi) canlılığın var olması için gereken 20 aminoasitten 2 fazlasıyla 22 aminoasit elde edilebilmiştir.

Şaşırtıcı mı? Hayır.

Uzayda meteoritlerde DNA yapı taşları bulunduğunu (http://www.space.com/12569-meteorites-dna-building-blocks-discovery.html) biliyor muydunuz?

Şaşırtıcı mı? Hayır.

Sevgiler

alpha
01-11-2014, 13:03
Miller deneyi sonucu bir teoridir. Kanun değildir. Miller deneyinde taklit edilen atmosferin ilkel dünya atmosferini yansıtmadığını söylemekteler.

"Ancak Miller-Urey deneyindeki gaz karışımının dünyanın ilk dönemlerindeki atmosferi ne kadar yansıttığı tartışmalı bir konudur. Diğer daha az indirgenmiş gazlar daha düşük bir birikim ve çeşitlilik göstermektedir. Önceleri yaşam öncesi atmosferde önemli miktarda oksijen olduğu tahmin ediliyordu bu da organik moleküllerin oluşumunu engellerdi"

kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Abiyogenez

aliyarasfal
01-11-2014, 14:09
Sayın alpha;

Bu dna üretemiyoruz masalıda nedir.


Laboratuvar ortamında kimyasal yollarla üretilen DNA hücre içine yerleştirildi ve hücre belirlenen genetik koda göre davranış gösterdi.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25097428/

Ki aratırsanız videosunu dahil bulursunuz.Yıllar oldu bu yapılalı ama kimin umrunda.

Gelelim tanrı kurgulamaya. efendim gizleniyormuş. Hım, bu bilgiyi nerden aldığınızı sorarız hali ile. Madem gizleniyor, bilinmek istemiyor siz nerden biliyorsunuz?

Derdi neymişte bu tanrıların dinler gönderip peygamberlerle iletişime geçmiş?

İslamınki 124 bin nebi derki evlere şenlik. Süper gizlilik esas. İrtibat kurma sebebi neymiş?Kime söylemiş. Niyesöylemiş, nasıl söylemiş ve kanıtlarınız nelerdir? Kanıtınız olsa zaten felsefi çarpık mantıksal çıkarımların ardına sığınmadınız. Bilinmek istemiyormuş muş. Bilinen yok zaten, uydurulanları kurtarma telaşı var. Susun bakalım o tanrı kendi konuşmayı beceriyor mu görsün herkes?

Birde bilim adına sallamalarınız mevcutki evlere şenlik.

Olasılık ihtimal üstüne ise hiç bilginiz yok.

Katrilyarda 1 ihtimal olması imkansızlık değildir. Yüz binde 1 ihtimalde kesin olur değildir. İlk deneyde olabilir veya sonsuza değin olmaz ancak ihtimal öne sürebilirsiniz. İmkansız kelimesi artniyetlilik değilse olasılık üstüne konuşurken olasılık nediri bilmemek olabilir ancak. Bilim sizin olmayan varlığınızla ilgilenmez. Çünkü yok.


Önce bilimin var olan varlığın kendine ait bilgisi olduğu gerçeğini kavrayın. Asla kendinden elde edilemeyecek bilgilerle zaten ispatı mümkün olmayan soyut hayallari bilim kanıtlayamıyor demek absürd bir tutumdur.Varlık var ise zaten bilgiside direk kendinden elde edilir.


Tanrınız nedir, ne iş yapar, eni boyu yüksekliği hep uydurma ve kaynağı zihniniz olan ama bilimin kanıtlamasını beklediğiniz kurgu. Şaka mısınız? Elbette kanıtlayamaz, kaynak sizin hayal gücünüz, soyut kavramlar. Neyi incelemesini ve hangi ana kaynaktan bilgi almasını bekliyorsunuz?


Kısacası hem bilinmemezlik masalına sığınacaksınız, hem bilimi çarpıtacaksınız hemde bir kanıt sunmadan bunuda uydurduğunuz tanrı kavramına mal edeceksiniz.

Direk iletişime geçti sanırım sizinle. Asla algılanamıyor ama sizin hayalgücünüzde var diye bilim ispatlıyamıyor diye bu kurguyu birde ahkamdan sonuca bağlıyorsunuz.

Artık bu çarpık akıl yürütmeye bilim ne yapsın.

Gideceksin önce kurguyla soyut-somut arası farkı öğreneceksin, kurguladığın tanrı kavramının varlık-var olmak yarattığı çelişkileride düşüneceksin, fiziğin temel kuralı etki-tepkinin algı ve varlığı ispattaki yerini anlayacaksın, olasılığın varlığın kendinden elde edilen bilgilerle varlığın gelecekte olası konum ve biçim ve davranışını ve hareketini hesaplamada özellikleri eşliğinde ortaya koymaya yaradığını anlayacaksın,tanrı kavramının olasılıksızlık olduğunuda anlayacaksın ki bunu kavraman epey süreceğe benziyor, bilim adına fetva vermemeyide öğreneceksin.

Ve tabii bütün bunları bozan bir de bağımlı varoluş..

Diyede boyunu aşan cümleler kullanmayacaksın. Bilinmek istemeyen, iletişim kurmadığın, bilmediğin, hakkında fikrinin olmadığı bir kavramın bundan bağımsız olduğunuda bağımlı varoluşun çemberi dışında tutamayacağını, tutarsan kanıtlamak zorunda olduğunu, bu bilgiyi nerden nasıl elde ettiğini ki biliyoruz nerede kurgulandığını(kaynak kendinizsiniz)
kanıtlayıp, kendinizin uydurmadığınıda koymalısınız. Yoksa koymamalı mısınız?Yoksa koyamıyor musunuz?

Ah unutmadan bu bilinmek istemeyen tanrının hangisi olduğunu hangi yolla öğrendiniz? Bilinmek istemiyorsa ve saklanmışsa ve hiç biri değilse ve ona yüklediğiniz hiç bir özellikle ilgisi yoksa bu kadar saçmalamak onun adına nasıl becerdiğiniz bir iş oluyor? Siz ne diye konuşuyorsunuz bilircesine onun adına?Çıkarımlarınız tamamen yanlış mantık yürütme, eksik bilgi ve sonucunda hatalı çıkarımlardan ibaret.


Tabi tüm bilginizin bir ana kaynağıda geçmişte uydurulmuş, hiç şahit olmadığınız kurguların çocukluktan itibaren dayatılmasıyla şartlanmış ve doğru kabul etmiş olmanızdır. Sıfır kanıt, bol inanç, dinler sadece kendini doğrulamak telaşındadır, yanlışını asla kabul etmez. Bu nedenlede bilime göre evrilip uyum sağlatma çabası son yüzyılda had safhada. Bilimi katletmekte bu nedenle hiç bir mahsur görmez inanırlar. Dinin içerdiği metinleri eğe büke bilimsel gerçeklere uyumlu anlamlar yükleyene dek red, başarınca ahanda yazıyor diye ortalıkta dört dönen inanırlar. Ya bu tanrılar ne dediğini bilmiyor, meramını anlatamamış, ya bu insanoğlu müthiş ....

Sevgili Natan, artık şu çarpıtmaları görünce insanın saygısınıda alıp gidesi geliyor.
Sustuğunda insanoğlu tüm tanrılar susar.

Şimdilik saygımla gittim...

Şüpheci Dinsiz
01-11-2014, 19:26
Sevgili alpha,
Miller deneyi sonucu bir teoridir. Kanun değildir.
Yer çekimi de teoridir. Ama kütle çekimi var öyle değil mi?
(Devingen evrende, görecelilik, hassasiyet kaygıları vs. sebeplerle artık teoriler kanun olarak deklare edilmiyor diyeyim kısaca, siz ayrıntılı araştırın.)

--/--

Peki, Allah'ın durumu nedir?
Hipotez mi?
Teori mi?
Kanun mu?

Nedir?

Sevgiler

evrensel-insan
01-11-2014, 19:52
Yer çekimi de teoridir.

Yer cekimi sadece bir teori degil, herkesin tartismasiz Kabul ettigi bir olgudur.

Düşme eylemi maddelerin birbirini çekmesinin bir gözlemidir.

Maddelerin birbirini çekmesine yer çekimi denir.

Yer çekimi bir olgudur.

Yer çekiminin Einstein tarafından yapılan açıklaması Genel Görelilik Teorisi olarak adlandırılır.

Yer çekimi bir olgu ve bir teoridir.