Sayın Dialectics:
|
"Şayet bir Tanrı varsa da eğer tüm oyun Tanrı nin kendisini kendisinden saklama oyunudur. Evrime, gelişime, tekamüle sebep olan bu saklanmislik, bilgisizlik ve deneyimsizliktir."
|
Şu noktayı gördüm sanki sizde ;
Tanrının kendini gizlemesi, ama siz düşünmek o gizlememeli kendini.
Bu aslında bir felsefi düşünce, ve bu felsefeniz ve Tanrı nın kendini bu şekilde gizleyerek anlatmış olması da O nun felsefesi. Fakat burada doğru olan hangisi. Tabi şu noktayı da koyalım ; konumuz bu işin felsefesi değildi.
Hemen konuyla ilgili yazim sonra sizin konu dışı yorumunuza döncem ;
Evrim canlılığın nasıl başladığını söylemez. Sadece bir şekilde bir hücre oluşmuş ve o gelişe gelişe kendi kendine işte natural selection vs ile diğer türler ortaya çıkmış diyor.
Canlılığın nasıl başladığını söyleyemez çünkü bağımlı var oluş var. Biri olmadan diğeri olmuyor. Bunlar aynı anda ortamda olmalı ki canlılık olsun. Bu bir kısır döngü. Zaten protein, onun üstünde RNA ve DNA nın olasılık hesaplarına göre oluşma ihtimali için yeterli varyasyon denemesine ne evrenin zamanı ne de parçacık sayısı yeter. Öyle devasa bir ihtimal yani (tersten okursak devasa bir küçüklük).
Diyelim 30 sayfalık bir kitap var, ve 29 harf var. Bu harfleri maximum 12 harfli kelimeler olacak şekilde rastgele yanyana getirmekle anlamlı bir 30 sayfalık kitap yazılma ihtimali nedir ? Cevap basit : sıfır. Yani tabii ki şimdi üslü sayıların 10 üzeri x leriyle uğraşıp bir şekilde ihtimal şu diyebiliriz. Ama emin olun evrenin başından beri atmasyonlarımız devam etse asla doğru kombinasyona ulaşılamaz.
Ki şimdi DNA ya yada bir Protein e bakınız acaba 30 sayfalık kitapın olasılık sonucu mu büyük yoksa DNA nın mı ?
Ve tabii bütün bunları bozan bir de bağımlı varoluş.. Bakınız ki bunlar rastgele olamama bilimsel sonucu var iken bir de laboratuvar gibi bilimsel arge alanlarında dahi kontrollü olarak bir DNA üretemiyoruz. Ki gelelim bir hücreye sonraki aşama olarak, yoksa şimdi değişik değişik bir sürü tür icat edebilirdik.
Şimdi felsefi boyutuna bakalım sayın Dialectics ;
Tanrı olmak, ama nasıl ? Sizin istediğiniz gibi niye oluyor.. Yani siz diyorsunuz ki kendini oldukça meydana versin. Nedir tam olarak istediğimiz ? Tanrı kendinin bir cd sini mi çıkarsın. Yada Tanrı CNNde röportaj mı versin. Yada benzeri olarak ne yapsın. Siz söyleyin dialectics. kafanızdaki Tanrı ne yapmalı ? Peki bu sizce doğru olan ise, ama doğru olan mı ? Gelelim şu noktaya hadi Tanrı bunları yaptı, yada en az birini. Ve kimse artık Tanrı yok "diyemiyor". İşte anahtar nokta son kelime "diyemiyor". Demiyor yada diyor değil "diyemiyor". Bu durumda özgür irade ile Tanrı yı sevmek yada sevmemek noktası olamıyacak. Ve hayatın anlamı yani dünya hayatının anlamı da anlamsızlaşacak. Kimse bir psikopat ve delilik geçirmiyor ise otobanda durmaz. Ne demek mi istedim, araba üzerine geliyor saatte 150 - 200 km ile göz göre göre yolda kimse durmaz. Tanrı yı tanrı olduğun için sevmek ile acaba o zengin diye mi sevmek. Ben Tanrı yı seviyorum çünkü o zengin diye değil. Bunu diyebilirim çünkü Tanrı yı görmedim. Çünkü o Tanrı diye. Ama belkide biri Tanrı yı sevmiyecek ama pretend edecek. Yani öyleymiş gibi yapacak, ee çünkü sonunda diyecek bana bir zenginlik ve rahatlama var. Kimse bile bile kendini zora sokmak istemez. Ama Tanrı bu konuda insanların iradesini, seçim hakkını 1 e düşürmemek için kendini o sizin istediğiniz şekilde vermiyor. Şİmdi seçim hakkın "2". Ya sev, yada sevme. İşte zaten bilimde diyemiyor Tanrı var yada yok. Sadece bazı ipuçları var. Bunlar mantık ile. Bilim bunları tartışıyor. Siz biz tartışıyoruz. VE kafamıza yatanı alıyoruz.
Tanrı yı hiç görmedik öyleyse yoktur. Bu kadar basit mi ? Görünmek istemiyor ise bu dünya hayatında ne yapabiliriz ki. Bilim buna mantıklı bir cevap veremez. Çünkü burada bir "felsefe" var.
Şöyle bir bilimsel kural yok; "Tanrı olsaydı onu görmemiz gerekirdi".
Peki bilim bunu diyemiyor ise yani Tanrı var yada yok diyemiyor. O zaman buna kim karar verecek ?