upuaut
29-12-2014, 02:50
Evet, arkadaşlar. Benim bu tartışmada ele alacağım konu, sitemizin "POLİTİKA" bölümündeki "Sakalli mÜslÜman dan acili menderes tarİfİ (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=36171)" türündeki tartışmalardan pek de farklı değil!
Ben, sadece dün ULUSAL kanalda yayınlanan ve beynimden vurulmuşa döndüğüm Hulki Cevizoğlu'nun "Ceviz Kabuğu" adlı programının 25.06.1999 tarihli ve Nazlı Ilıcak, Hikmet Çetinkaya ve Hasan Yalçın adlı konuklu,
http://www.youtube.com/watch?v=R0kUHghbFXM&src_vid=8pSnEGnZ67E&feature=iv&annotation_id=annotation_3188738327 (http://www.youtube.com/watch?v=R0kUHghbFXM&src_vid=8pSnEGnZ67E&feature=iv&annotation_id=annotation_3188738327)
programını bilginize sunuyorum.
Dün (Cumartesi) ULUSAL kanalda bu nostalji parçasını izlerken, diğer taraftan da GOOGLE'dan bu programla ile ilgili herhangi bir şey olup olmadığına baktım ve şimdi yukarıda tek parça halinde gördüğünüz bu programın 3 parça şeklinde YOUTUBE'da 27.12.2014 tarihli olarak yüklenmiş olduğunu gördüm. Bunu YOUTUBE'da ilk kez gördüğümde (ki o sırada programın yayını halen ULUSAL kanalda devam ediyordu), altında hiçbir yorum yoktu, yani sıfır idi!
Bu nedenle, ben bunun ilk başta bir kaset komplosu olduğu zannettim ama, daha sonra bu kuşkumu bir kenara bırakıp programa odaklandım. Program ilerleyince dışarıdan telefonla bir konuk katıldı.
Bilin bakalım, kim?
BBP Genel Başkanı Muhsin YAZICIOĞLU idi. Muhsin YAZICIOĞLU telefondan ve Nazlı ILICAK da stüdyodan Fethullah GÜLEN'i övdükçe övüyorlar ve salladıkça sallıyorlardı. Çünkü nasıl olsa, 15 yıl önceki ham verilere göre desteksiz atıp sallamak kolay idi.
Fakat Muhsin YAZICIOĞLU'nun şu sözleri, beni beynimden vurulmuşa döndürdü:
Muhsin YAZICIOĞLU (BBP Genel Başkanı): “Bırakın, Türkiye’yi rahat bırakalım.
-Şu, bu kin ve nefret tohumlarını milletin arasına ekmekten vazgeçin. Böyle, devletin birtakım kurumlarının arkasına sığınıp millet ile Devlet’i karşı karşıya getirmeyin.
-Türkiye’yi rahat bırakın!…”, Ceviz Kabuğu, 25.06.1999, 2:09:21-2:09:39.
Bu, gerçekten de doğru mu idi? Yani Muhsin YAZICIOĞLU'nun iddia ettiği gibi Türkiye'yi rahat bırakmayanlar ULUSALcılar mı idi?
Ona göre, ULUSALcılar bir takım Devlet kurumlarının arkasına sığınmış ve milleti Devlet ile karşı karşıya getiriyordu.
Sezar'ın hakkı, Sezar'a...
Oysa gerçekler hep tam tersi yönde olmuştur.
Bilirsiniz, İNCİL'de şöyle bir bölüm vardır:
15Bunun üzerine Ferisiler çıkıp gittiler. İsa'yı, kendi söyleyeceği sözlerle tuzağa düşürmek amacıyla bir düzen kurdular. 16Hirodes yanlılarıyla birlikte gönderdikleri kendi öğrencileri İsa'ya gelip, «Öğretmenimiz» dediler, «senin dürüst biri olduğunu, Tanrı yolunu dürüstçe öğrettiğini, kimseyi kayırmadığını biliyoruz. Çünkü insanlar arasında ayrım yapmazsın. 17Peki ne dersin, söyle bize, Sezar'a vergi vermek Kutsal Yasa'ya uygun mu, değil mi?»
18İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, «Ey ikiyüzlüler!» dedi. «Beni neden sınıyorsunuz? 19Vergi ödemekte kullandığınız parayı gösterin bana!» O'na bir dinar getirdiler. 20İsa onlara, «Bu resim, bu yazı kimin?» diye sordu.
21«Sezar'ın» dediler.
O zaman İsa onlara, «Öyleyse Sezar'ın hakkını Sezar'a, Tanrı'nın hakkını da Tanrı'ya verin» dedi.
22Bu sözleri duyunca şaştılar, İsa'yı bırakıp gittiler, MATTA: Sezar'ın hakkı Sezar'a (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?mc=2&sc=1480&id=1496) Peki o halde, biz de şu dosyayı açalım artık!
Resmi ve sevmedikleri tüm günlere din kisvesiyle karşı çıkmak
1. 23 Nisan'a Hz. Muhammed'in doğum günüyle karşı çıkmak:
Bilirsiniz, "Kıble Yıldızı: Süheyl (http://upuaut.t15.org/Library/Canopus.pdf)" adlı makalemden hatırlayacağınız üzere, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'na Hz. Muhammed'in 20 Nisan 571 doğmasını karşılık gösterilerek yıllardır karşı çıkılıyordu.
Sözkonusu bu makale Kutsal Mekanların yönlendirilişinin (oryantasyonu) astronomik olarak nasıl yapıldıkları hakkında idi.
Çok ilginçtir; ben bu makale için araştırma yaparken, KABE'nin Canopus yıldızı ile yönlendirilmiş olduğuna dair bir bulguyla karşılaştım ve bu yıldız da bana, Hz. Muhammed'in doğum tarihi hakkında Simple Minds'ın "Stars Will Lead The Way (Yıldızlar yol gösterecektir) (http://sarkilarin-cevirileri.com/sarki/gostermek/1371420/simple-minds/sarki-sozleri-ve-ceviri-stars/)" parçasındaki gibi yol gösterdi.
Oysa ben böyle bir bulguyu hiç beklemiyordum; sadece, STARRY NIGHT PRO programında Canopus'u takip ediyordum. Çıkan sonuç, tam anlamıyla şoke edici idi. Ama diğer taraftan da, Canopus'un 571'deki doğuşunun Nisan ayının yakından bile geçmediğini görünce sevinmedim değil! Hadisler'deki anılan tarihte, yani 20 Nisan 571'de Canopus KABE'de doğmuyor, tam tersine batıyordu!
Manyak mısınız, siz! Bu sonuç karşısında çocuk gibi sevindiğimi çok iyi hatırlarım!
2. NOEL'i Mekke'nin Fethi ile bastırmak:
Bu konuda ikinci gün değiştirme ya da bastırma olayı, NOEL (http://tr.wikipedia.org/wiki/Noel)'dir. NOEL, her yıl 25 Aralık'ta İsa'nın doğumunun kutlandığı bir Hristiyan bayramı olsa da, gerçekte bir Pagan kutlamasıdır. Bu kutlamada başrol oynayan NOEL Baba bu topraklarda (Antalya) yaşamıştır.
Çok ilginçtir; bazı Ortodoks Kiliseleri NOEL'i Jülyen takvimine göre kutlar.
Bu konuda Wikipedia'da şu bilgiler geçer:
Bazı Ortodoks (http://tr.wikipedia.org/wiki/Ortodoks) kiliselerinin Noel'i Jülyen takvimine (http://tr.wikipedia.org/wiki/J%C3%BClyen_takvimi) göre kutlamasının nedeni, miladi (Gregoryen) takvimin (http://tr.wikipedia.org/wiki/Miladi_takvim) Katolik (http://tr.wikipedia.org/wiki/Katolik) Papa XIII. Gregory (http://tr.wikipedia.org/wiki/Papa_XIII._Gregory) tarafından düzenlettirilmiş olmasıdır.[2] (http://tr.wikipedia.org/wiki/Noel#cite_note-Christianpost-2) Bununla birlikte bazı Ortodoks kiliseleri miladi takvime dönüşüm yapmış ve 25 Aralık'ta kutlamaya başlamıştır.[2] (http://tr.wikipedia.org/wiki/Noel#cite_note-Christianpost-2) Anlayın artık. Papa XIII. Gregory (http://tr.wikipedia.org/wiki/XIII._Gregorius) Katolik ya, Ortodokslar'ın tüm sıkıntısı bu yani!
Ama yağma yok; Gregoryen takvim Jülyen takvimden daha hassas, dolayısıyla doğrudur. Bu Takvimler arasındaki farkın ne kadar korkunç sonuçlara yol açacağını biraz sonra öğreneceksiniz.
Cuma günü eve gelirken bu konuda çok ilginç bir gelişmeyle karşılaştım. Evime yakın bir yerde şu pankart asılı idi:
http://upuaut.t15.org/Pics/20141226_155404.jpg
Tabii bu pankartı görür görmez şimdi burada yazdıklarımın farkındaydım o anda. Ama beni rahatsız eden şey, bu pankartın orada asılı olması değildi; her zamanki gibi tahmin ettiğim çıkan sonuç idi!
Gördüğünüz gibi, ben bu pankartın resmini çekip, eve geldikten sonra hemen araştırmaya başladım.
Hımm... Tahminimde haklıymışım. Çünkü Wikipedia'daki "Mekke'nin Fethi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Mekke%27nin_Fethi)" ile ilgili bilgilerde Mekke'nin fethinin 11 Ocak 630'da olduğu geçer ama bu tarih de Jülyen takvimine göredir.
Sözkonusu Buhari'den nakledilen bir Hadis'e göre Mekke'nin fethi Hicri 20 Ramazan 8'de olmuştur. Bu, Mathematica'daki "Calendar" programına göre;
1. Jülyen takviminde: 11 Ocak 630,
2. Gregoryen takviminde: 14 Ocak 630
olarak geçer. Aradaki 3 günlük fark, bu takvimler arasındaki korkunçluğu gösteriyor!
Herhalde yukarıdaki pankartı asanlar, Mekke'nin fethinin bazı Ortodoks Kiliseleri gibi Jülyen takviminden hareketle 11 Ocak'ta olduğu zannediyorlar ve biraz da acele ederek NOEL günü asmışlar.
Hayrola! Bu, Kutsal Haçlı Kardeşliği nereden geliyor?
İşin ilginç yanı, bu pankart 11 Ocak 2015 (ki gerçekte, 14 Ocak 2015)'e kadar orada asılı kalacak. Tabii bu arada NOEL ile birlikte YILBAŞI da güme gidecek!
Meselenin mim noktası burası zaten. Yani bu pankart aslında Hristiyanlar'a karşı ve bu arada yoldan çıkmak üzere olan Müslümanlar için asılmıştır.
Neden?
YILBAŞINI'nı kutlamayalım diye. Başka ne anlamı olabilir ki!
Evet, Muhsin YAZICIOĞLU; "Türkiye'yi rahat bırakın!" diyordu. Peki Türkiye'yi kim/ler rahat bırakmıyor?
Ben programı izlerken bu sözün bugünlerde açık hale geldiğini düşüyorum. Peki sizce, 15 yıl önce söylenen bu söz bugün aşikar (açık) değil mi?
Not: Bu programı iyi izleyin derim. Çünkü 15 yıl öncesinden günümüze ışık tutan doneler var orada!
Ben, sadece dün ULUSAL kanalda yayınlanan ve beynimden vurulmuşa döndüğüm Hulki Cevizoğlu'nun "Ceviz Kabuğu" adlı programının 25.06.1999 tarihli ve Nazlı Ilıcak, Hikmet Çetinkaya ve Hasan Yalçın adlı konuklu,
http://www.youtube.com/watch?v=R0kUHghbFXM&src_vid=8pSnEGnZ67E&feature=iv&annotation_id=annotation_3188738327 (http://www.youtube.com/watch?v=R0kUHghbFXM&src_vid=8pSnEGnZ67E&feature=iv&annotation_id=annotation_3188738327)
programını bilginize sunuyorum.
Dün (Cumartesi) ULUSAL kanalda bu nostalji parçasını izlerken, diğer taraftan da GOOGLE'dan bu programla ile ilgili herhangi bir şey olup olmadığına baktım ve şimdi yukarıda tek parça halinde gördüğünüz bu programın 3 parça şeklinde YOUTUBE'da 27.12.2014 tarihli olarak yüklenmiş olduğunu gördüm. Bunu YOUTUBE'da ilk kez gördüğümde (ki o sırada programın yayını halen ULUSAL kanalda devam ediyordu), altında hiçbir yorum yoktu, yani sıfır idi!
Bu nedenle, ben bunun ilk başta bir kaset komplosu olduğu zannettim ama, daha sonra bu kuşkumu bir kenara bırakıp programa odaklandım. Program ilerleyince dışarıdan telefonla bir konuk katıldı.
Bilin bakalım, kim?
BBP Genel Başkanı Muhsin YAZICIOĞLU idi. Muhsin YAZICIOĞLU telefondan ve Nazlı ILICAK da stüdyodan Fethullah GÜLEN'i övdükçe övüyorlar ve salladıkça sallıyorlardı. Çünkü nasıl olsa, 15 yıl önceki ham verilere göre desteksiz atıp sallamak kolay idi.
Fakat Muhsin YAZICIOĞLU'nun şu sözleri, beni beynimden vurulmuşa döndürdü:
Muhsin YAZICIOĞLU (BBP Genel Başkanı): “Bırakın, Türkiye’yi rahat bırakalım.
-Şu, bu kin ve nefret tohumlarını milletin arasına ekmekten vazgeçin. Böyle, devletin birtakım kurumlarının arkasına sığınıp millet ile Devlet’i karşı karşıya getirmeyin.
-Türkiye’yi rahat bırakın!…”, Ceviz Kabuğu, 25.06.1999, 2:09:21-2:09:39.
Bu, gerçekten de doğru mu idi? Yani Muhsin YAZICIOĞLU'nun iddia ettiği gibi Türkiye'yi rahat bırakmayanlar ULUSALcılar mı idi?
Ona göre, ULUSALcılar bir takım Devlet kurumlarının arkasına sığınmış ve milleti Devlet ile karşı karşıya getiriyordu.
Sezar'ın hakkı, Sezar'a...
Oysa gerçekler hep tam tersi yönde olmuştur.
Bilirsiniz, İNCİL'de şöyle bir bölüm vardır:
15Bunun üzerine Ferisiler çıkıp gittiler. İsa'yı, kendi söyleyeceği sözlerle tuzağa düşürmek amacıyla bir düzen kurdular. 16Hirodes yanlılarıyla birlikte gönderdikleri kendi öğrencileri İsa'ya gelip, «Öğretmenimiz» dediler, «senin dürüst biri olduğunu, Tanrı yolunu dürüstçe öğrettiğini, kimseyi kayırmadığını biliyoruz. Çünkü insanlar arasında ayrım yapmazsın. 17Peki ne dersin, söyle bize, Sezar'a vergi vermek Kutsal Yasa'ya uygun mu, değil mi?»
18İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, «Ey ikiyüzlüler!» dedi. «Beni neden sınıyorsunuz? 19Vergi ödemekte kullandığınız parayı gösterin bana!» O'na bir dinar getirdiler. 20İsa onlara, «Bu resim, bu yazı kimin?» diye sordu.
21«Sezar'ın» dediler.
O zaman İsa onlara, «Öyleyse Sezar'ın hakkını Sezar'a, Tanrı'nın hakkını da Tanrı'ya verin» dedi.
22Bu sözleri duyunca şaştılar, İsa'yı bırakıp gittiler, MATTA: Sezar'ın hakkı Sezar'a (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?mc=2&sc=1480&id=1496) Peki o halde, biz de şu dosyayı açalım artık!
Resmi ve sevmedikleri tüm günlere din kisvesiyle karşı çıkmak
1. 23 Nisan'a Hz. Muhammed'in doğum günüyle karşı çıkmak:
Bilirsiniz, "Kıble Yıldızı: Süheyl (http://upuaut.t15.org/Library/Canopus.pdf)" adlı makalemden hatırlayacağınız üzere, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'na Hz. Muhammed'in 20 Nisan 571 doğmasını karşılık gösterilerek yıllardır karşı çıkılıyordu.
Sözkonusu bu makale Kutsal Mekanların yönlendirilişinin (oryantasyonu) astronomik olarak nasıl yapıldıkları hakkında idi.
Çok ilginçtir; ben bu makale için araştırma yaparken, KABE'nin Canopus yıldızı ile yönlendirilmiş olduğuna dair bir bulguyla karşılaştım ve bu yıldız da bana, Hz. Muhammed'in doğum tarihi hakkında Simple Minds'ın "Stars Will Lead The Way (Yıldızlar yol gösterecektir) (http://sarkilarin-cevirileri.com/sarki/gostermek/1371420/simple-minds/sarki-sozleri-ve-ceviri-stars/)" parçasındaki gibi yol gösterdi.
Oysa ben böyle bir bulguyu hiç beklemiyordum; sadece, STARRY NIGHT PRO programında Canopus'u takip ediyordum. Çıkan sonuç, tam anlamıyla şoke edici idi. Ama diğer taraftan da, Canopus'un 571'deki doğuşunun Nisan ayının yakından bile geçmediğini görünce sevinmedim değil! Hadisler'deki anılan tarihte, yani 20 Nisan 571'de Canopus KABE'de doğmuyor, tam tersine batıyordu!
Manyak mısınız, siz! Bu sonuç karşısında çocuk gibi sevindiğimi çok iyi hatırlarım!
2. NOEL'i Mekke'nin Fethi ile bastırmak:
Bu konuda ikinci gün değiştirme ya da bastırma olayı, NOEL (http://tr.wikipedia.org/wiki/Noel)'dir. NOEL, her yıl 25 Aralık'ta İsa'nın doğumunun kutlandığı bir Hristiyan bayramı olsa da, gerçekte bir Pagan kutlamasıdır. Bu kutlamada başrol oynayan NOEL Baba bu topraklarda (Antalya) yaşamıştır.
Çok ilginçtir; bazı Ortodoks Kiliseleri NOEL'i Jülyen takvimine göre kutlar.
Bu konuda Wikipedia'da şu bilgiler geçer:
Bazı Ortodoks (http://tr.wikipedia.org/wiki/Ortodoks) kiliselerinin Noel'i Jülyen takvimine (http://tr.wikipedia.org/wiki/J%C3%BClyen_takvimi) göre kutlamasının nedeni, miladi (Gregoryen) takvimin (http://tr.wikipedia.org/wiki/Miladi_takvim) Katolik (http://tr.wikipedia.org/wiki/Katolik) Papa XIII. Gregory (http://tr.wikipedia.org/wiki/Papa_XIII._Gregory) tarafından düzenlettirilmiş olmasıdır.[2] (http://tr.wikipedia.org/wiki/Noel#cite_note-Christianpost-2) Bununla birlikte bazı Ortodoks kiliseleri miladi takvime dönüşüm yapmış ve 25 Aralık'ta kutlamaya başlamıştır.[2] (http://tr.wikipedia.org/wiki/Noel#cite_note-Christianpost-2) Anlayın artık. Papa XIII. Gregory (http://tr.wikipedia.org/wiki/XIII._Gregorius) Katolik ya, Ortodokslar'ın tüm sıkıntısı bu yani!
Ama yağma yok; Gregoryen takvim Jülyen takvimden daha hassas, dolayısıyla doğrudur. Bu Takvimler arasındaki farkın ne kadar korkunç sonuçlara yol açacağını biraz sonra öğreneceksiniz.
Cuma günü eve gelirken bu konuda çok ilginç bir gelişmeyle karşılaştım. Evime yakın bir yerde şu pankart asılı idi:
http://upuaut.t15.org/Pics/20141226_155404.jpg
Tabii bu pankartı görür görmez şimdi burada yazdıklarımın farkındaydım o anda. Ama beni rahatsız eden şey, bu pankartın orada asılı olması değildi; her zamanki gibi tahmin ettiğim çıkan sonuç idi!
Gördüğünüz gibi, ben bu pankartın resmini çekip, eve geldikten sonra hemen araştırmaya başladım.
Hımm... Tahminimde haklıymışım. Çünkü Wikipedia'daki "Mekke'nin Fethi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Mekke%27nin_Fethi)" ile ilgili bilgilerde Mekke'nin fethinin 11 Ocak 630'da olduğu geçer ama bu tarih de Jülyen takvimine göredir.
Sözkonusu Buhari'den nakledilen bir Hadis'e göre Mekke'nin fethi Hicri 20 Ramazan 8'de olmuştur. Bu, Mathematica'daki "Calendar" programına göre;
1. Jülyen takviminde: 11 Ocak 630,
2. Gregoryen takviminde: 14 Ocak 630
olarak geçer. Aradaki 3 günlük fark, bu takvimler arasındaki korkunçluğu gösteriyor!
Herhalde yukarıdaki pankartı asanlar, Mekke'nin fethinin bazı Ortodoks Kiliseleri gibi Jülyen takviminden hareketle 11 Ocak'ta olduğu zannediyorlar ve biraz da acele ederek NOEL günü asmışlar.
Hayrola! Bu, Kutsal Haçlı Kardeşliği nereden geliyor?
İşin ilginç yanı, bu pankart 11 Ocak 2015 (ki gerçekte, 14 Ocak 2015)'e kadar orada asılı kalacak. Tabii bu arada NOEL ile birlikte YILBAŞI da güme gidecek!
Meselenin mim noktası burası zaten. Yani bu pankart aslında Hristiyanlar'a karşı ve bu arada yoldan çıkmak üzere olan Müslümanlar için asılmıştır.
Neden?
YILBAŞINI'nı kutlamayalım diye. Başka ne anlamı olabilir ki!
Evet, Muhsin YAZICIOĞLU; "Türkiye'yi rahat bırakın!" diyordu. Peki Türkiye'yi kim/ler rahat bırakmıyor?
Ben programı izlerken bu sözün bugünlerde açık hale geldiğini düşüyorum. Peki sizce, 15 yıl önce söylenen bu söz bugün aşikar (açık) değil mi?
Not: Bu programı iyi izleyin derim. Çünkü 15 yıl öncesinden günümüze ışık tutan doneler var orada!