PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Dinler birer yan ürün müdür?


Dialectics
30-01-2015, 23:58
Geçenlerde Richard Dawkins'in ilginç bir görüşüne denk geldim.
Aklımda kaldığı kadarıyla özetlemem gerekirse:

"Evrimin temel bazı kuralları vardır. İşe yaramayan, hayatta kalmak ya da nesli devam ettirmek adına zayıf olan özellikler zamanla elenirler, ortadan kalkarlar. Doğal seçilimin gereği olarak sadece iyi ve güçlü özellikler devam eder.

Ancak bazen bu duruma tam da uymayan özellikler ile de karşılaşabiliriz. Örneğin güveler, ne zaman görsek kendilerini ateşe atıyorlardır. Bu evrim açısından hiç de mantıklı değildir, kendi neslini, türünü devam ettirmeye ve hayatta kalmaya yaramayan bir özellik -kendini ateşe atarak intihar etme- neden güve türünde bu kadar yaygındır?

Aslında bu başka bir özelliğin yan ürünüdür. Yeterli ışığın olmadığı ya da yapay ışığın olmadığı bir dünyada güvelerin gecenin karanlığında yollarını bulabilmenin bir yöntemi vardır. O da sonsuz optik noktasında kabul edilen yıldızlardan paralel olarak dünyaya gelen ışınlardır. Güveler, bu paralel ışınlara göre kaç derecelik açıyla hareket edebildiklerini algılarlar. Ve örneğin sürekli bu ışınlara göre 30 derecelik bir açıyla hareket ederek, gece karanlığında lineer bir yol izleyebilirler. Gece karanlığında hayatta kalmaları için bu hayli iyi bir yöntemdir.

Ancak bunun bir yan etkisi vardır: yapay ışıklarla karşılaştıkları durumlar. Yapay ışıklar tek bir odaktan dağılan, yayılan ışınlar saçarlar. Bu yapay ışınları, sonsuz optik noktasındaki yıldızlardan gelen paralel ışınlar sanan güveler, yine 30 derecelik açıya göre hareket etmek isterler. Ancak bunun neticesi, -30 derecelik açıyı korumaya çalışmalarının-, eliptik bir yörünge izleyerek yapay ışığın merkezine düşmeleridir.

Gözlemlediğimiz tüm güveler de etrafında olduğumuz yapay ışığa düşen güveler olduğundan, tüm güveleri intihar ediyor sanırız. Ama halbuki gece karanlığında gözlemleyemediğimiz için durum böyle değildir. Güvelerin geceleri yollarını bulmak için geliştirdikleri yöntemin yan ürünü yapay ışıkla karşılaştıklarında intihar ediyor gibi davranmalarıdır"

Dawkins bu açıklamayı yaptıktan sonra dinlerin de bizim hangi özelliğimizin bir yan ürünü olabileceğine dair varsayımlarda bulunuyor. Dawkinse göre çocukların bir otoriteye itaat etme yönündeki eğilimi -ki çocukların hayatta kalması açısından oldukça iyi bir özelliktir bu- dinlere meyletmek şeklinde bir yan etkisi olabilir diyor.

Benim fikrim ise şu: dinler, insan beynindeki nedensellik fonksiyonun bir yan ürünü olabilir. Olaylar ve durumlar arasındaki nedensel ilişkileri kavrayacak şekilde gelişmiş olan beyinlerimiz(ki bir bebek 3 aylık olduğunda beynin ilgili bölgesi gelişmeye başlıyor), aslında bu özelliğiyle hayatta kalma ihtimalini de maksimize etmeye çalışmıştır. Tecrübelerimiz ve neden-sonuç ilişkileri kurabiliyor olmamız şüphesiz ki hayatta kalabilmek adına muazzam bir özelliktir.

Ancak bu özelliğin bir yan etkisi vardır: o da "ilk neden" çıkmazı. Her şeyi kendinden önce gerçekleşen bir olaya, duruma, şarta bağlayabilme eğilimindeki beyin "öncesi olmayan" bir nedensellik ilişkisi kurmak kabiliyetinde değildir. "Tanrı" kavramı da dolayısıyla beynin evrimi esnasında kazandığı bu özelliğin bir yan etkisi olabilir...

Yapısı gereği nedensellik ilişkileri kuran bir beyin ilk neden sorusu ile karşılaştığında; yapısı gereği sonsuz optik noktasındaki ışınları referans alıp da yapay ışıkla karşılaştığında bodoslama ateşin içine atlayan güvelerin yaptığı davranışa benzer bir şekilde "Tanrı" kavramına atlamaktadır...

Yıldıztozu
12-06-2015, 23:39
Dawkinse göre çocukların bir otoriteye itaat etme yönündeki eğilimi -ki çocukların hayatta kalması açısından oldukça iyi bir özelliktir bu- dinlere meyletmek şeklinde bir yan etkisi olabilir diyor.

Gayet mantıklı.

Bence inanma eğiliminin altında 3 temel neden var.

1- Bir şeylerin yaratıcısız oluşabileceğini anlayamamak. İnsan bedenindeki ve evrendeki tasarımvari görünüm.

2- Ölünce yok olmayı kabullenememek. Ayrıca ahirette yargılama beklemek.

3- Huzur bulmak. Mesela şükretmek, mesela hakkını haram etmek, mesela dua etmek gibi.

Aleph
13-06-2015, 00:09
[B]
Bence inanma eğiliminin altında 3 temel neden var.

1- Bir şeylerin yaratıcısız oluşabileceğini anlayamamak. İnsan bedenindeki ve evrendeki tasarımvari görünüm.

2- Ölünce yok olmayı kabullenememek. Ayrıca ahirette yargılama beklemek.

3- Huzur bulmak. Mesela şükretmek, mesela hakkını haram etmek, mesela dua etmek gibi.

+1 :thumb:

gur91
13-06-2015, 00:47
Dawkinse göre çocukların bir otoriteye itaat etme yönündeki eğilimi -ki çocukların hayatta kalması açısından oldukça iyi bir özelliktir bu- dinlere meyletmek şeklinde bir yan etkisi olabilir diyor.

Gayet mantıklı.

Bence inanma eğiliminin altında 3 temel neden var.

1- Bir şeylerin yaratıcısız oluşabileceğini anlayamamak. İnsan bedenindeki ve evrendeki tasarımvari görünüm.

2-Korku
3-Bilgisizlik

Popeye
13-06-2015, 01:03
Evet bu benimde kafami karistiriyordu. Einstein in sozu var evrenin en anlasilmaz ozelligi anlasilir olmasi diye. Nereden geldigimizi bilmiyoruz evet ama hicbi cocuk cikipta beni bi tane tanri yaratti demez. Boyle demedigi icin evren gizemli kaldigi icin arastirma hevesi gelir. Bilimadamlarinin enerjisi buradan geliyor bence.

Yıldıztozu
13-06-2015, 01:32
2-Korkuevet korkuyu da eklemek lazım kesinlikle.

Einstein in sozu var evrenin en anlasilmaz ozelligi anlasilir olmasi diyeBir de Neil de gresse Tyson'un lafı var. Evrenin işleyişi bize mantıklı görünmek zorunda değil.
Yani evrende bizim çözemeyeceğimiz şeyler var olabilir. Aslında evren anlaşılabilir değil bu anlamda. Einstein'ın sözü eksik bence.

Mesela bizim beynimiz neden-sonuç ilişkisi üzerine kurulu. Ama evrende nedensiz sonuçlar da var. Beynimizi o kadar da büyütmeyelim. Evren bizim çözemeyeceğimiz seviyede.

pianola
13-06-2015, 01:58
Ama evrende nedensiz sonuçlar da var.

Ne gibi?

Yıldıztozu
13-06-2015, 02:16
Ne gibi?

Atomalti dünyada bazı dalgalanmalar nedensiz kabul edilir. Henüz nedenini kesfetmemis de olabiliriz tabi.

Herşeyin nedenini aradığında en sonunda bigbange kadar gider. Bigbang nedensizdir çünkü öncesinde zaman yoktur. Zaman yoksa nedensellik de kurulamaz.

uguler
14-06-2015, 22:59
Şu anda mevcut olan bir çok dinin insanların evrimi üzerinde kalıcı hasarı yol açacağını düşünüyorum. Bu yüzden yeterince zarar görmeden bitmesini umuyorum

Vefik Sami
14-06-2015, 23:03
İnsanların inanma ihityâcını ya da isteğini tümden yok etmek mümkün değildir.
Önemli olan; inanan ve inanmayanların, biribirini "öteki"leştirmeden, bir arada özgürce yaşama kültürünü geliştirebilmeleridir

uguler
14-06-2015, 23:08
İnsanların inanmaya ihtiyacı.... Böyle bir ihtiyaçtan emin değilim. (Maslowda hiç bahsetmemiş :))
En azından benim yok. Su,hava gibi elzem birşey de değil. Üstelik bilimsel bir nitelik olan kuşkucu olma ve gerektiğinde kendi inancını çürütebilme yeteneklerini de köreltiyor. Dinler ,insana saçma dahi olsa ne diyorsa sorgulamadan inanmasını istiyor. Ayrıca çoğu dinlerin merak duygusunu azalttığı kanaatindeyim. Deistlere ise bir lafım yok. (Dogmalar altında ezilmiyorlar en azından)

Yıldıztozu
17-10-2015, 00:51
Ormanda dolaşan aç bir ayıyla karşılaştığınızı düşünün. Ona bu açlık hissini evrim vermiştir. Bu yüzden aç ayı sizi dinlemez ve saldırır.
Aynı şekilde evrim insanlara inanma isteği de vermiştir. Ayıların açlıktan saldırması gibi, insanlar da inançları için bütün mantıklarını terk edebilirler. İşte bu durum insanlığın büyük acziyetlerinden biridir.

Bu yüzden inançlı insanlarla inanç konusunda mantıklı tartışmalar beklemek bazen anlamsızdır. Açken de mantıklı düşünmek zordur, yemek isteriz. İnanca kendini kaptırınca da benzer durum sözkonusu. Evrimin kurbanları ve acizliği durumu.

İnançsız insanlar aciz değildir anlamına gelmesin, biz de ölümlüyüz ama acziyetimizi inançla kapatmayacak kadar güçlüyüz sanırım.

world
17-10-2015, 10:10
Homo Ergaster soyut düşünemezken

Homo Sapiens soyut düşünüp yolun başında en büyük soruları sormaya başlayıp yine kendi başına cevaplamaya kalkınca Tanrı'Tanrılar /Ruhlar kavramı ortaya çıktı.

Neva
09-04-2016, 00:10
Benim fikrim ise şu: dinler, insan beynindeki nedensellik fonksiyonun bir yan ürünü olabilir. Olaylar ve durumlar arasındaki nedensel ilişkileri kavrayacak şekilde gelişmiş olan beyinlerimiz(ki bir bebek 3 aylık olduğunda beynin ilgili bölgesi gelişmeye başlıyor), aslında bu özelliğiyle hayatta kalma ihtimalini de maksimize etmeye çalışmıştır. Tecrübelerimiz ve neden-sonuç ilişkileri kurabiliyor olmamız şüphesiz ki hayatta kalabilmek adına muazzam bir özelliktir.





Sevgili Dialectics;

Dinler, daha ziyade icine dogulan ortama dair, mevcut uygulamalarin (guncel dille gelenek, topluluk-korunma vb. diyelim) sistemli hale getirilmesi ile olusuyor.

Bebek her ne kadar belli bir donemden sonra hizli gelisim gosterse de, dedigin gibi hayata kalma veya ortama uyum surecini maksimum'a cikarmaya yonleniyor. Mesela hicbir yenidogan'a, nasil aglamasi gerektigini ogretemeyiz. Hal boyle olunca, yenidogan karsisinda, yetiskinler olarak yetmis cesit kiliga girmemiz, neredeyse yapmadigimiz maymunlugun kalmayisi gundeme geliyor.

Yıldıztozu
12-05-2016, 22:35
Konuyla bağlantılı; http://bilimfili.com/evrimsel-acidan-dinler-hangi-noktada/