PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Sol, kÜrt ulusal hareketİnİn vesayetİnden kurtulmali


xcan
20-04-2015, 19:23
Konu Tarihi: Bugün, 09:22
http://www.solpaylasim.com/temalar/5renkli/resimler/alinti.png (http://www.solpaylasim.com/mesaj_yaz.php?fno=5&kip=cevapla&mesaj_no=4648&fsayfa=0&alinti=mesaj)


Merdan Yanardağ İzmir NHKM’de okurlarıyla buluştu

Gazeteci-Yazar Merdan Yanardağ, Kürt ulusal hareketinin vesayetinden kurtulmadan solun Türkiye’de bir güç haline gelemeyeceğini söyledi.

Büyütmek için resmin üzerine tıklayın. Yeni pencerede açmak için buraya tıklayın. (615x410)
http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/styles/newsimagestyle_615x410/public/unnamed_75.jpg?itok=JhQNJked
Ahmet Çınar

Geçen hafta İzmir’de açılışı yapılan Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin konuğu olan Merdan Yanardağ, geçtiğimiz günlerde beşinci baskısı yapılan Liberal İhanet kitabını ve yaklaşan 7 Haziran seçimlerine yönelik olarak sosyalist solun tavrına ilişkin görüşlerini anlattı.

'SOL, SANDIK ELEŞTİRİSİNİ GERİ ÇEKMEMELİ'
Kalabalık bir dinleyici topluluğuna hitap eden Yanardağ, Türkiye solunun sandığa ve seçime yönelik eleştirilerini geri çektiğini, devrimci ilkeler yerine seçimin meşruiyetini tartışılmaz görmeye başladığını ifade ederek şunları söyledi:

“Kendilerini sol ve sosyalist olarak tanımlayan bazı kesimlerin, sandığı ve sandıktan çıkanı tek meşruiyet olarak gören yeni liberal palavraya kayıtsız şartsız teslim olduklarını görüyoruz. 70’li yıllarda her seçimi boykot edip ‘tek yol devrim’ diyen, seçim sandığını önemsizleştiren, seçimin işlevsel bir mücadele aracı olabileceğini göremeyen, sanki sürekli devrim koşullarında yaşıyormuşuz gibi düşünen bir yaklaşımımız vardı. Evet ama 70’li yıllarda esaslı bir burjuva demokrasisi eleştirisi de vardı. Biz, seçim değil devrim diyorduk. Uç bir yaklaşım. Çünkü devrim dediğiniz zaman iktidar talep ederek sandığı devirmeniz lazım. Seçime katılmıyorsanız devrim çağrısı yapmanız lazım. Ama devrimin objektif ve sübjektif şartları her zaman hazır olmaz. Çayanist bir gelenekten de çok beslendiğimiz için, bizim kuşağı çok etkileyen bir düşünce vardır. Mahir Çayan, çağımızda devrimlerin artık determinist değil voluntirist yani iradeci olduğunu söyler. O yüzden evrim ve devrim süreçlerinin iç içe geçtiğini belirtir ve Marksist devrimci durum teorisini bu yaklaşımıyla önemli ölçüde aşar. Doğruluğu ya da yanlışlığından bağımsız olarak söylersek, Mahir Çayan, kuşağının en yetkin isimlerindendir, en ileri teorik çizgiyi temsil eder. Çok yeni kavramlar katar literatüre. Devrimlerin artık insan iradesine bağlı olduğunu, emperyalizm çağında devrim şartlarının hazırlanması gereken sübjektif koşulları olduğunu söyler ve kendi içinde tutarlı bir teori geliştirir. Bu gelenek, Çayanist olalım ya da olmayalım, Türkiye solunun her kesimini etkilemişti 70’lerde. Sandığı hiçleştiren, önemsizleştiren bir yönelime sahiptir bu anlayış. Bu da yanlış. Ama bugün öyle bir yere geldik ki, liberal ve postmodernist rüzgâr, solu öyle etkisine almış durumda ki, kimse demokrasiyi ve sandığı sorgulamaz oldu. Türkiye Komünist Partisi’ni bu noktada ayrı tutmak lazım, çünkü demokrasi ve sandık eleştirisini hiçbir zaman geri çekmeyen solun en ileri ve öncü müfrezesidir bence. Ama sosyalist sol, demokrasi eleştirisini neredeyse tümüyle geri çekti.”

'ERTUĞRUL ABİ KIZILDERE’YE NEDEN GİTTİN?'
HDP’nin İzmir Milletvekili Adayı Ertuğrul Kürkçü’nün “Seçimle gelen seçimle gider” sözünü de eleştiren Yanardağ, şöyle konuştu:

“Örneğin Ertuğrul Kürkçü, ‘Seçimle gelen iktidarların seçimle gitmesi lazım’ diyor. O zaman Ertuğrul Abi, sen niye Kızıldere’ye gittin? Adalet Partisi’nin, Süleyman Demirel’in ne günahı vardı o zaman? AKP’ye gelince mi ‘sandıkla gelen sandıkla gider’ oluyor yani? Sandık bu kadar mı kutsal? Sol kendi tarihini bu kadar mı inkâr eder? Başbakan Demirel’i hiçbir üniversiteye sokmuyorduk. Canına okuduk hepsinin. Şimdi ‘seçimle gelen seçimle gider’ ne demek? Böyle bir koşul mu var? Bu anlayışa göre Ekim Devrimi’ne de darbe diyebilirler! Sanki dünyada referandumla gerçekleşmiş devrim varmış gibi, böyle söylüyorlar. Dünyanın hiçbir ülkesinde, burjuva ya da sosyalist devrim, referandumla, sandıkla olmamıştır! Eğer 1789’da insanlar ayaklanıp Bastille’i basmadan önce, sandık kurup referandum yapalım deseler, Kral açık ara kazanırdı emin olun. Devrim başka bir şeydir. 1917’de Rusya’da insanların yüzde 15’i şehirlerde yaşıyorlardı. Şehir nüfusunun yarısı asker ya da memurdu. Bir referandumla Çar’ın sandıkta oylandığını düşünün. Yüzde on barajı olsaydı Bolşevikler geçemezlerdi. Ama devrim yaptılar. Devrimi öncüler yapar. Tarih, öncülerin açtığı yoldan ve kanaldan ilerler. 1924’te, okuma yazma oranının yüzde 3 olduğu bir ülkede, hilafetin kaldırılması referanduma sunulsaydı, yani Allah’ın yeryüzündeki gölgesi sayılan halife oylamaya kalkılsaydı, Mustafa Kemal yüzde 1 oy alamayabilirdi. 1934’te kadına seçme ve seçilme hakkının verildiği kanun değişikliği sandıkta oylansaydı, kadınların yüzde 90’ı hayır derdi. Devrimler sandıkla, referandumla olmaz. Ama bizim HDP’ye giden arkadaşlarımız, Ertuğrul ve diğer arkadaşlar, sandıkla bunun mümkün olabileceğini zannediyorlar. Sandık eleştirisini geri çekmek en vahim durumdur. Solda bu eleştiri geri çekilmemelidir. Elbette toplumun çoğunluğunu yanımıza almaya, kazanmaya çalışacağız ama devrim başka bir şeydir.”

'DÜNYANIN EN DEMOKRATİK ÜLKESİ KÜBA'
Sosyalizmin, bir önceki toplumsal düzeninden tarihsel, iktisadi, felsefi ve ahlaki bir kopuş olduğunu vurgulayan Yanardağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sosyalizm, kapitalizmde olduğu gibi bir önceki toplumun içinde oluşmaz. Tarihin doğal akışı sosyalizmi elbette zorlar ama siz istemezseniz, zorlamazsanız, irade göstermezseniz kendiliğinden gelmez. Böyle kaderci ve determinist bir anlayışla devrim olamaz. Sosyalizm bir tercihtir, insanlara bağlıdır, kadrolara bağlıdır. Stalin ‘kadrolar her şeydir’ der. Evet, kadrolara ve öncülere bağlıdır. O yüzden biz insanların büyük bir çoğunluğunu devrimden sonra kazanacağız. O yüzden ben bu seçim döneminde esas olanın sandık ve demokrasi eleştirisi olduğunu düşünüyorum. Biz burjuva demokrasisi yerine, sosyalist demokrasiyi işaret edeceğiz. Sosyalist demokrasinin diğer adı proletarya diktatörlüğüdür ve en gelişkin burjuva demokrasisinden milyonlarca kez daha demokratiktir. Murat Belge, cumhuriyet devrimini ve Kemalistleri tepeden inmeciler, jakobenler olarak suçluyor. Neymiş, bu devrimler tepeden indiği için tutmamış, tedrici bir geçiş olmalıymış! Devrimler derece derece olsaymış, AKP gibi siyasal islam tehditleri olmazmış! Kadınlara 1934’te seçme-seçilme hakkı verilmesi, bu düzenlemenin tepeden yapılmasıyla karşılaştırılmayacak kadar demokratiktir. Özü demokratiktir. Bir devrimin demokratik olması, seçim sandığını ortaya koymasıyla ölçülemez. Demokrasiyi ne kadar da daraltıyor ve seçim sandığına indirgiyorlar! Kadınlara seçme-seçilme hakkını vermek bu topraklardaki bin yıllık köklü bir düzeni değiştirmek demektir. Tabi ki yukardan aşağıya bir düzenleme olacak, ne bekliyordunuz? Kadınlara seçme-seçilme hakkı verilmiş, bunun neyine itiraz ediyorsun sen? Hilafetin kaldırılması başka nasıl yapılacaktı? Bir din devletinin yıkılması, dünyadaki en büyük, en demokratik adımlardan biridir. Sandığı ve çok partili olmayı, demokratikleşmenin tek ölçüsü olarak koyuyorlar. Bence dünyanın bugün en demokratik ülkesi Küba’dır. Bizim sandık ve demokrasi eleştirisini güncellememiz gerekiyor. Başka türden, sandığa dayalı bir devrimcilik ve sandıkçı bir sosyalizm anlayışı olmaz. Türkiye’de liberallerin kemalizme saldırması da tesadüf değildir. Kemalizm üzerinden devrimcilik fikrine saldırıyorlar aslında. Bizim sosyalist solun önemli bir kısmı devrimciliği bıraktığı için, devrimcilik fikrine saldırdılar.”

BHH, HDP’Yİ NEDEN DESTEKLEMEDİ?
Birleşik Haziran Hareketi’nin (BHH) seçimlere yönelik tavrının da anlatan Yanardağ, “BHH yapabilseydi seçime katılma hakkı kazanan bileşenlerinden birini seçime katabilir ve destekleyebilirdi. Devrim koşullarında değiliz çünkü ve sandığa hayır dersek ayaklanma çağrısı yapmamız lazım. ÖDP ya da Komünist Parti gibi bileşenlerden biriyle ya da bağımsız adaylarla seçime girilmeliydi. Bunu yapamadık. O nedenle AKP’ye karşı bir siyasal mücadeleyi yükselterek BHH’nin ilkelerine yakın olan adayların desteklenebileceğini ama CHP ve HDP’ye açık destek verilmeyeceği yönünde bir seçim siyaseti belirledik. CHP’ye neden itiraz ettiğimiz zaten açık. CHP sağa kayarak kendi solunda çok büyük bir boşluk bırakmış durumda. BHH esas olarak o boşluğu doldurabilmelidir. CHP liderliği, ABD ve cemaatle anlaşarak iktidara gelinebileceği konusunda ikna edilmiş durumda. HDP’ye gelince… Türkiye’de ulusalcı iki parti var, birisi Vatan Partisi, diğeri de HDP. PKK de zaten Kürt ulusal hareketidir. Buna Kürt özgürlük hareketi filan diye yumuşatan kavramlarla ifade etmeyi seviyorlar ama… Bütün sol taleplerini geri çekmiş, tüm itirazlarını geri çeken, AKP’yle kapsamını ve içeriğini bilmediğimiz bir çözüm sürecini götürmeye çalışıyorlar. Ben Kürt ulusal hareketinin Türkiye’nin ilerici, aydınlanmacı, modernist ve devrimci damarından koptuğunu düşünüyorum. Türkiye gericiliğiyle bir çözümün gerçekleşebileceğini düşünüyorlar. Bu bir gerici çözümdür. Çünkü Türkiye’nin batısında, kuzeyinde, güneyinde İslamcı faşizan bir diktatörlük varken, güneydoğusunda özgürlük ve demokrasi olmaz” dedi.

'HDP, “AKP İSTİFA” SLOGANINA İTİRAZ ETTİ'
HDP’nin Haziran direnişine destek vermediğini ifade deden Yanardağ, şöyle konuştu:

“Kürt ulusal hareketi, Türkiye soluna, emekçilerine ve Türk halkına ihanet etmeye hazır bir yerde duruyor. Çok sert bir ifade olduğunun farkındayım ama bu çizgide duruyor. Öcalan’ın İmralı heyetiyle yaptığı görüşmelerden birinde, Öcalan diyor ki, Gezi eylemlerinde biz de sokağa çıksaydık AKP düşerdi. Çık kardeşim, niye çıkmadın! Şimdi dönüp diyorlar ki, ne yapalım muhatabımız AKP, iktidarda onlar var! Gel, muhatabı değiştirelim. Muhatabı değiştirebilecekken gelmediniz. Haziran direnişi eylemlerine katılmadılar, sonrada 200-300 kişiyle sembolik olarak geldiler. Öcalan posterlerini de astılar; o cumhuriyetçi, Kemalist diye aşağıladıkları hiç kimse bunlara hakaret etmedi. Hiç sorun çıkmadı. Kürt düşmanlığı yapılıyor diye yorumlayabileceğimiz tek slogan bile atılmadı. Haziran direnişi sırasında, HDP o zaman BDP’ydi, gelip konseye girdiler ama ortak bir bildiri yayınlanamadı. Niye biliyor musunuz? BDP’liler ‘Hükümet istifa’ sloganına karşı çıktılar! Bu gerçeği gizliyorlar. Çünkü çözüm sürecinin kesintiye uğramasından endişe ettiklerini söylediler. Sen benim en büyük kavgamda yoksun, AKP devrilmenin eşiğine gelmiş, eylemler devam ediyor, 400 bin kişi köprüyü geçmiş yürüyerek, polis çekilmiş, valiliğe yürüyelim mi tartışmaları yapılıyor, Kadıköy’deki arkadaşlar kaymakamlığa el koyalım dediler… Ama sen bu noktaya gelmiş bir kavgada yoksun. Neden? Çözüm süreci kesintiye uğramasın diyorlar.”

'SARISÖZEN, AKP-HDP İTTİFAKINI İTİRAF ETTİ'
HDP ile AKP’nin müttefik olduklarını, HDP’li Veysi Sarısözen’in bir yazısında itiraf ettiğini anımsatan Yanardağ, “Veysi Sarısözen’in Özgür Gündem’de dehşet verici bir yazısı yayınlandı. AKP’ye ‘Bizim ne kadar güvenilir bir müttefik olduğumuzu gördünüz mü?’ diyor yazıda. ‘Diyarbakır’da, Yüksekova’da, Hakkari’de, Van’da kimse sokağa çıkmadı’ diyor. Diyarbakır ve Van’da sokağa çıktılar ama bildiğim kadarıyla TKP’li arkadaşlardı çıkanlar. BDP o dönemde 2 milyon kişilik miting yapabilecek güce sahipti ama yapmadılar. Biz BHH olarak 13 Şubat’ta laik eğitim boykotu yaptık, katılmadılar. Kürtlerin yoğun yaşadığı illerde boykot olmadı. Kamuda türbana evet dediler, imamhatiplere karşı çıkmadılar. Böyle bir problemle karşı karşıyayız. Devletle görüşeceklermiş, hükümette de AKP varmış, napsınlarmış! Gelin, muhatabı değiştirelim… Problem orda başka tabi… İnsanlığın ilerici birikimini ve tarihsel kazanımlarını, bunun içinde cumhuriyetin kazanımları da vardır, inkar ederek bir gelecek kuramazsınız. Devrimciler, insanlığın tarihsel birikimini içererek aşarlar, reddederek değil. O yüzden biz, sosyalistler ve devrimciler olarak, cumhuriyetin ilerici birikimini de içermek durumundayız.

Dersim katliamı nedeniyle cumhuriyetin mahkum edildiğini anlamak mümkün değil. Dersim ayaklanması ve sebeplerini bir kenara bırakalım. Bence Seyid Rıza’dan bir devrimci lider çıkmaz, adam seyid bir kere, peygamber soyundan olduğunu söylüyor. Aslında bir aşiret lideri. Evet bir katliamla sonuçlanıyor, her devrin kaçınılmaz kötülükleri vardır, kötülüktür Dersim’de yaşanan. Hiçbir gerekçe Dersim’de yaşanan katliamın kötülük olmasını örtmez. Kronstadt’ta da Troçki, anarşistleri kurşuna dizdi, çünkü emperyalist ülkelerin Bolşevik iktidarına saldırısı vardı. Bugünün kavramlarıyla geçmişi değerlendiremeyiz” diye konuştu.

'SOL, KÜRT ULUSAL HAREKETİNİN VESAYETİNDEN KURTULMALI'
Türkiye’de solun Kürt ulusal hareketinin vesayetinden çıkması gerektiğini savunan Yanardağ, konuşmasını şöyle sonlandırdı:

“HDP, yetmez ama evetçilerin, Ufuk Uras gibi tam evetçilerin, postmodernistlerin, neoliberallerin içinde yer aldığı, Kürt milliyetçiliğinin belirleyici olduğu, sisteme yönelik tüm eleştirilerin geri çekildiği, bölgedeki ağalık ve şeyhlik düzenine eleştirilerini bile geri çektiği bir parti haline geldi. O yüzden Dengir Mir Mehmet Fırat Mersin’den, Hüda Kaya Kadıköy’den aday olabiliyor. Şaka gibi. Bu liberal zihin kirlenmesi insanları böyle bir noktaya getiriyor. Bunun bir tür solculuk olduğunu düşünüyorlar. Kürt ulusal hareketinin vesayetinden çıkmadan, solun Türkiye’de bir güç olabileceğini düşünmüyorum. Yapılması gereken iş, Kürt ulusal hareketinin vesayetinden çıkmaktır. Otuz yıldır bütün işimiz gücümüz Kürt ulusal hareketini desteklemek oldu ve bu bir solculuk, sosyalistlik kriter haline getirildi giderek. Bu nedenle bu seçimlerde HDP’nin hiçbir şekilde desteklenmemesi gerekiyor. Eğer biz desteklemezsek barajı aşamazmış… Eğer biz sandık eleştirimizi geri çekersek, bu seçimlere de tarihte olduğundan fazla bir kıymet vermiş oluruz. Biz BHH olarak bir geniş cephe önerdik, yapılabilseydi çok daha etkili sonuçlar alabilirdik. O nedenle ben HDP’nin desteklenmemesi meselesinin, basit bir barajı aşıp aşmama sorunu olmadığını düşünüyorum. Solda biz ya bunu yapacağız ya da Kürt ulusal hareketinin tasfiye ettiği demokratlaştırdığı bir sol haline geleceğiz. Buna izin vermemek gerekiyor.”
http://www.solpaylasim.com/k4648-sol-kurt-ulusal-hareketinin-vesayetinden-kurtulmali.html

Tümüne katıldığım Merdanın görüşlerini paylaşmak ve fikirlerinizi duymak istedim

Khaos
21-04-2015, 01:21
sol, kürt ulusal hareketinin vesayetinde falan değil.
sol, burjuva bonapartizminin ürettiği resmi ideolojinin vesayeti altında.

xcan
21-04-2015, 04:31
burjuva bonapartizmin vesayeti altındaki sol dediğinizde kimleri işaret ediyorsun ,açarmısın.

kartopu
21-04-2015, 11:10
Bonapartizm, dar anlamıyla 19. yy’da Bonapart ailesinin iktidarını koruması için izlenen politikaya verilen isimdir. Geniş anlamıyla ise Bonapartizm, güçlü ve merkezi bir devleti savunan asker ve bürokratın izlediği politikaları ifade eder. Bu bağlamda daha çok Marx ile gündeme gelmiştir.[1] (http://tr.wikipedia.org/wiki/Bonapartizm#cite_note-er-1) Bonapartizmde sivil ve asker bürokrat kesim devlet yönetiminde bir sınıfın tamamen kaim olmasına mani olur. Bonapartizm, iktidarı emekçilerin alamadığı ama burjuvazinin de alacak kadar palazlanamadığı için siyasal gücünü bürokrasiye devrettiği rejimin adıdır. Marx (http://tr.wikipedia.org/wiki/Karl_Marx) ve Engels (http://tr.wikipedia.org/wiki/Friedrich_Engels)'in 19. yy ortalarında Fransa'daki rejim hakkındaki tanımlarıdır. Asker, sivil bürokrasi ve küçük burjuva aydınlar ittifakı, burjuvazi adına ama burjuvaziye iktidarı tam olarak teslim etmeden erki elinde tutar.[1] (http://tr.wikipedia.org/wiki/Bonapartizm#cite_note-er-1)Wikipedi.

Bir sınıfın değilde sivil ve askeri bürokrasinin egemenliği. iktidarı elinde tutacak gücü bulunmayan burjuvalar onların yerine bürokrasinin iktidar biçimini, hangi sol istemekte.

Böyle güçsüz bir burjuva bu ülkede görünmektemidir.

Belki sol merkezi ve güçlü bir iktidar hesabı yapmakta ama bunu Lenin de yapmıştır.

Şimdi ben merak ediyorum Türkiyede bu tür iktidarı hangi sol veya sosyalist örgüt istemektedir.

Veya sosyalizm için dünya artık değiştimi güçlü iktidarlara ihtiyaç kalmadımı İşçi sınıfı iktidarı tarihin çöplüğünemi gönderildi

Yoksa işçi sınıfı tükendimi iktidarı alacak enerjisi bitti farklı sınıflarmı iktiradar olmalı.
Bir idoloji top yekün tükendimi.

Bunlar doğru dürüst açıklanmadan sol veya Soyalistleri kürd siyasetinin peşine takılmadı diye bonapartizmle suçlanamaz.

Bu türkiye sosyalist tarihini iyi okumamaktır.

Dünle bu gün arasındaki değişimin analizini yapmadan kimse suçlanamaz. Bu tür suçlamalar kürt siyasetçilerinde son dönemlerin modası oldu. Bu haksızlıktır ayıptır.
Dönün bir Sovyet tarihine bakın öncelikle çardan kurtulmak amaçtı bunun için ilerde birbirine düşman olacak sınıflar itifak yaptı.

Birde türkiyenin bu günkü durumuna bakın öncelik kimden kurtulmak.

Bedevi
21-04-2015, 13:47
Türkiye Solu üzerinde, Kürt Hareketi'nin herhangi bir tahakkümünden ziyade hala etkin olan ve solun enternasyonal değerlerini tahrip eden Türk ulusalcılığının varlığı söz konusu edilip, eleştiriye tabi tutulabilir ancak. Zira bir ezilen hareketi kapsamında değerlendirilebilecek ve bu yapısı gereği solun dayanışma içerisine girmesi gereken bir kesimin bu şekilde mide bulandırıcı ithamlara ve saldırılara maruz kalması, Türkiye solu içerisindeki ulusalcı sosyal faşist damarı ifşa etmektedir.

Diğer yandan ise bu saldırının Gezi olaylarının siyasal yansıması olma misyonunu üstlenmiş bir frakisyondan gelmesi ise Gezi olaylarındaki darbeci ve ırkçı karakteri ifşa etmesi bakımından önemlidir. Gezi olaylarına katılan ve devlet teröründen şikayet eden kitlelerin, 6-7 Ekim'de Kürt halkına yönelik işlenen suçlarda haşmetlü devletlerinin yanında saf tutmaları zaten onların gerçek yüzlerini ortaya çıkarmıştı. Fakat Gezi Olaylarında solu temsil etme iddiasındaki kesimlerden de Kürt hareketine yönelik bu şekilde bir saldırının olması, Türk'ün solcularının dahi güvenilmezliğini göstermektedir bizlere aslında...

İlahimasal
21-04-2015, 15:34
gezi varya gezi, alayınıza ders oldu,,,din tüccarları,

kürtler bu ülkenin has insanlarıdır...sağcı ,solcu diye neden böleyim..

kürtcülük ,türkcülük yapanlar ayrı.

kürdüde,türküde,lazıda,çerkezide,v.s bu din denen bataklıkdan kurtardığımız gün hepimiz dost olucaz.

Bedevi
21-04-2015, 16:21
kürdüde,türküde,lazıda,çerkezide,v.s bu din denen bataklıkdan kurtardığımız gün hepimiz dost olucaz.

Belki Kürtler sizlerle dost olmak istemiyordur ki zaten Kürt coğrafyasında aldığınız oy miktarı, onların, sizin siyasal ve toplumsal paradigmalarınıza herhangi bir eğilim göstermediğinin en somut delilidir.

İlahimasal
21-04-2015, 16:25
Belki Kürtler sizlerle dost olmak istemiyordur ki zaten Kürt coğrafyasında aldığınız oy miktarı, onların, sizin siyasal ve toplumsal paradigmalarınıza herhangi bir eğilim göstermediğinin en somut delilidir.

kafanı yorma sen..

daha 4 gün önce iş sebebi ile oradaydım..

gayette güzel anlaşıyoruz.

oy istemek benim haddim deil ordaki güzel insanlardan.

arada ,ininden(dergahından) çık seyreyle dünyayı.

Bedevi
21-04-2015, 16:28
oy istemek benim haddim deil ordaki güzel insanlardan.



Zaten sizi kaale alıp, o yozlaşmış ve sığ ideolojinize oy vermeleri söz konusu olmayacaktır. Oy isteseniz de, istemeseniz de...

İlahimasal
21-04-2015, 16:34
senden az kalmış oralarda...haberin olsun...

hem oy vermek kafir işi deilmi sana göre...hacı..

debelenme din foseptiğinde,boğulacaksın,,üzülürüm elimizde numune kalmayacak diye.

Khaos
21-04-2015, 16:58
Bir sınıfın değilde sivil ve askeri bürokrasinin egemenliği. iktidarı elinde tutacak gücü bulunmayan burjuvalar onların yerine bürokrasinin iktidar biçimini, hangi sol istemekte.

Böyle güçsüz bir burjuva bu ülkede görünmektemidir.

Belki sol merkezi ve güçlü bir iktidar hesabı yapmakta ama bunu Lenin de yapmıştır.

Şimdi ben merak ediyorum Türkiyede bu tür iktidarı hangi sol veya sosyalist örgüt istemektedir.

Veya sosyalizm için dünya artık değiştimi güçlü iktidarlara ihtiyaç kalmadımı İşçi sınıfı iktidarı tarihin çöplüğünemi gönderildi

Yoksa işçi sınıfı tükendimi iktidarı alacak enerjisi bitti farklı sınıflarmı iktiradar olmalı.
Bir idoloji top yekün tükendimi.

Bunlar doğru dürüst açıklanmadan sol veya Soyalistleri kürd siyasetinin peşine takılmadı diye bonapartizmle suçlanamaz.

Bu türkiye sosyalist tarihini iyi okumamaktır.

Dünle bu gün arasındaki değişimin analizini yapmadan kimse suçlanamaz. Bu tür suçlamalar kürt siyasetçilerinde son dönemlerin modası oldu. Bu haksızlıktır ayıptır.
Dönün bir Sovyet tarihine bakın öncelikle çardan kurtulmak amaçtı bunun için ilerde birbirine düşman olacak sınıflar itifak yaptı.

Birde türkiyenin bu günkü durumuna bakın öncelik kimden kurtulmak.

bonapartizmi çok net tanımlamış ve kısa fakat açıklayıcı tahlil etmişsin.
ancak hata bbelki biraz da bende; bonapartizm bugün yaşanan duruma denk düşmez.
cumhuriyetin ilk yıllarına denk düşer.

ne yazık ki saygıyla andığımız birçok yoldaşımız,kurtuluş savaşı mitolojisini ve tek adam kültü etrafında yaratılan sözde burjuva ilericiliğini afiyetle yemiş, hatta buna devrim demiş, kimileri/çoğunluğu kazanılmış ve savaşılmadan terkedilmeyecek mevzi olarak ilan etmiş, bunun türk tipi bonapartizm olduğunu görememiştir.

bu bağlamda teorik emekleme dönemini aşmayı başarabilen özellikle İbrahim Kaypakkaya bonapartizmle hesaplaşabilme cesareti gösterebilmişsede, sol tüm tarihi boyunca, bonapartizmin gölgesinde kalmış, gereğinde darbe şakşakçılığına, gereğinde umudunu genç subaylara bağlamaya kadar götürmüştür.

12 eylül devrimci yoldaşlarımızı dümdüz ettikten sonra bile, hala daha bu zırvayı parlatıp önümüze getirip yuttumaya kalkanlar var.

uyanın.

sol, kendi parçalanmışlığınından asgari bir müşterek geliştirmeden kurtulamaz.
bu müşterek, ancak anti-kapitalizm ve toplumsal özgürlük paydası olabilir.

nesneli bu karşılar.
bu payda yerine önerilen, tüm MDD artığı zırvaların dönüp dolaşıp varacağı yer bonapartizmdir.

verili iktidar ise, bonapartizm aşamasını çoktan geçmiş, faşist oligarşiye dönüşmüştür. emperyalizmle her alanda eklemlenmiştir.

bir diğer gariplik; pkk ve hdp kürt ulusal hareketine ihanet etmek ve kürtlerin asimalasyonuna prim vermekle ağır şekilde suçlanmaktadır kürt milliyetçileri tarafından.
süreç adı verilen şu gidişat kürtlerin tc'ye teslim edilmesi olarak adlandırılmaktadır.

türk soluda kürt soluda sağa savrulmaktadır.

en iyisi kürtleri türkiyeye bağlamak ve ulusal özgürlük yerine bireysel demokratik tavizler göreviyle tatmin olmuş hdp'yi değil kürt ayrılıkçılarını desteklemek.

bu ülkenin bir an önce bölünmesi lazım.

o zaman her iki halkın da solu sınıfa dayalı mücadele yapabilecek yani aslına rucu edecektir.

ama bunu istemezsiniz, çünkü şu an ülkenin niteliksiz emek gücünü üç kuruşa kürtler sağlıyor.
o zaman inşaatlarda amelelik yapmak beyaz türklere yani bize kalacak.

kendisi sömürge olan bir ülkenin elindeki yarı sömürgesi kürdistanda durum türk solundan ço k daha karışık ve belirsiz.

burdan hepsini aynı görenlere
bu anlattıklarımın bi anlamı yok tabi.

Khaos
21-04-2015, 17:10
bu arada bahadır91 adlı üyenin şizo falan olduğunu düşünmüştüm biraralar.
bende de var biraz.
ama adam islamcı olamsına rağmen-ki islamcıların çoğu salak olur- ülkeyi burdaki solculardan daha iyi tanıyor.

ama gezi olaylarını bayaa yanlış değerlendirmiş.
ne haziran hareketi, ne de tek başına merdan yanardağ geziyi temsil edemez.
gezi kendini temsil eder.

birleri chpnin sağa kaymasını ve gezi gibi muhteşem bir kitleselliği bir çatı görüntüsü üzerinden manipule etmeye kalkıarsa, bunun adına resmen kariyerist politikacılık oportinizmi denir.

türkiyede bu işin ustası perinçek denen heriftir.
umarım merdan ondan yada yönteminden ilham almamıştır.

her ulusun bağımsızlık hakkı vardır.
kürtlere bağımsızlık iddiasıyla ortaya çıkan PeKeKe vbu iddiasından vazgeçip türkiyelileşmeye karar vermişse -ki öyle görünüyor-bunun hesabını dağdaki gerillaya veremez.

kartopu
21-04-2015, 19:37
.
Barikat.
bonapartizmi çok net tanımlamış ve kısa fakat açıklayıcı tahlil etmişsin.
ancak hata bbelki biraz da bende; bonapartizm bugün yaşanan duruma denk düşmez.
cumhuriyetin ilk yıllarına denk düşer.

ne yazık ki saygıyla andığımız birçok yoldaşımız,kurtuluş savaşı mitolojisini ve tek adam kültü etrafında yaratılan sözde burjuva ilericiliğini afiyetle yemiş, hatta buna devrim demiş, kimileri/çoğunluğu kazanılmış ve savaşılmadan terkedilmeyecek mevzi olarak ilan etmiş, bunun türk tipi bonapartizm olduğunu görememiştir.

Siyseti analiz ederken zamanı bırakıp geçemeyiz.
Fransada Louise Bonapart işçi sınıfının 1848 devriminin yenilgisi sebebi ile hayat bulmuştur.
Aslında Faşizmlerin ayak sesidir Faşizm sermayenin tekelleşmesi ve finans boyutuna yükseldiği durumlara has bir durumdur.

Eğer Türkiyede bir benzetme olacaksa MC hükümetleri bu Bonapartizm,e (idolojiye) daha uygundur.

1923-1937 dönemi bu tür bir ekonomik büyüme ile hiç uygun düşmemektedir. O dönem türkiyede burjuva bile yok ancak devlet eli ile yaratılmak isteniyor bazı küçük üretim alanları ve ticaret sermayesini bu tür yaratılmış insanlara devir ediliyor.

Türkiyede asıl kapitalist atılım 1950 lerden sonra yapılıyor bu atılım plansız ve borçlanmaya yönelik olduğundan ve yeteksiz kişilerin eline geçmesi sebebi ile 1960 darbesi yapılıyor işte asıl üretime yönelik kapitalizm ve işçi sınıfı yaratılması 1961 ana yasası ile sağlanıyor.
1968 kuşağıda bu yaratılan kapitalizm ve dünyada esen demokrasi ve özgürlük rüzgarlarının ürünüdür İşte o 1968 kuşağının ürünleride bizleriz.

1968 kuşağı döneminin devrimcileri onların yaşadığı dönemler anti emperyalizm savaşlarının Sovyet ABD rakabetinin en üst seviyeye çıktığı dönemlerdir Hali ile yapacakları siyasi mücadele de anti emperyalizm içerikli olacaktır.
Bu anti emperyalist mücadelden hepsi etkilendi İbrahim Kaypakkaya farklı bir tahlil getirsede sonucunda içerik bakımından anti emperyalşzm savaşını başa almış bir yöntemdi.

Bu gün devrimciler çok karışık bir idolojik açmazdalar neyi başa almalı anti emperyalşzm,mi bağımsızlık savaşlarınımı kapitalizmin çöküntüsünümü yoksa insan özgürlüklerinimi gibi çok yönlü bir idolojik yöntemler var karşımızda.
Onun için ya hepimiz doğru yapmaktayız ya hepimiz yanlış yol izlemekteyiz.Bence süreci daha sakin yaşamalı daha çok okumalıyız .Hangisi öncellerimiz olacak bunu şimdilik bilmiyoruz.

Bedevi
21-04-2015, 20:01
Barikat,

Öncelikle ben BHH'nin, tek başına Gezi'yi temsil ettiğini değil, Gezi'de ki pek çok ''sol birleşenin''(ama hepsinin değil) siyasal ittifakına karşılık geldiğini belirttim. Yoksa Sosyalist solun bugünkü sınırlı kitleselliği ile bu kadar geniş kapsamlı bir eylem gücünü ortaya koyması zaten mümkün olamazdı.

Diğer bir konu ise Gezi olaylarında meydanlara çıkarak, eşitlik ve adalet taleplerinde bulunan kitlelerin samimiyetinden, ancak bu gibi talepleri kendileri gibi düşünmeyen ve kendilerinden farklı olan kitleler içinde istediklerinde söz edilebileceğidir. Zira demokrasi, farklı olanında hakkını ve hukukunu savunmayı gerektirir ki demokrasi talebinde bulunan Gezicilerin, eğer bu taleplerinde dürüst ve samimi iseler bu tavrı ortaya koymaları gerekirdi. Fakat Gezi olaylarında meydanlara çıkan ve buna karşılık devletin kolluk güçlerinin ortaya koyduğu şiddet sebebiyle mağduriyet üretip, ajitasyon yapan söz konusu kitlelerin, 6-7 Ekim'de Kürt coğrafyasındaki benzer polis şiddetinde devletlerinin arkasında saf tutmaları, bu kitlenin demokrasi,adalet ve eşitlik taleplerinde herhangi bir duyarlılık taşımadığını göstermektedir bizlere... Amaçladıkları sadece kendi mensup bulundukları cenahın siyasal ve toplumsal anlamda etkinlik kazanmasıdır ki maruz kaldıkları şiddet bir başka gruba (misalen Kürtler) yöneltildiğinde pekala da bu şiddeti olağan karşılayabildikleri görülmüştür.

Sonuç olarak Kürt gençleri, yıllardır davaları uğruna (kişisel olarak şiddeti onaylamasam da) metropolleri yakarken, sizin üç-beş tencere çalıp, slogan atmayı destanlaştırarak, bir tür direniş olarak lanse etmeniz sadece gülünç olmaktadır. Daha fazlası değil...

İlahimasal
21-04-2015, 20:27
Barikat,
,6-7 Ekim'de Kürt coğrafyasındaki benzer polis şiddetinde devletlerinin arkasında saf tutmaları, bu kitlenin demokrasi,adalet ve eşitlik taleplerinde herhangi bir duyarlılık taşımadığını göstermektedir bizlere..

hem yalancı hem müslüman olunmazzzzzzzzzzz.

6_7 ekim olayları olmadan az evveli...suçladığın insanlar kobane için protestolarını yapıyorlardı.tepkilerini gösteriyorlardı...

ne zamana kadar.

hasas oldukları bayrak yakılana,atatürk büstleri darp edilene kadar,okullar yakılana kadar,

görüşünü hiç bir zaman benimsemediğimiz, yasin kattan atılıp,aşağıda kafası ezilene kadar.

siz karşınızdaki insanları,camide aval ,aval hoca vaazı dinleyenlerdenmi sanıyorsun...hacı.

biz 6-7 ekim olayları olmadan kobaneye desteğimizi verdik..ama siz hak etmediğinizi ,belirttiğim olaylarda gösterdiniz.

senin gibi işit zihniyetli birinin 6-7 ekim olaylarına sahip çıkmanda hayret verici...

ya müslüman ol ,yada yalancı.....haciiiiiiii

Khaos
21-04-2015, 20:54
.

Siyseti analiz ederken zamanı bırakıp geçemeyiz.
Fransada Louise Bonapart işçi sınıfının 1848 devriminin yenilgisi sebebi ile hayat bulmuştur.
Aslında Faşizmlerin ayak sesidir Faşizm sermayenin tekelleşmesi ve finans boyutuna yükseldiği durumlara has bir durumdur.

Eğer Türkiyede bir benzetme olacaksa MC hükümetleri bu Bonapartizm,e (idolojiye) daha uygundur.

1923-1937 dönemi bu tür bir ekonomik büyüme ile hiç uygun düşmemektedir. O dönem türkiyede burjuva bile yok ancak devlet eli ile yaratılmak isteniyor bazı küçük üretim alanları ve ticaret sermayesini bu tür yaratılmış insanlara devir ediliyor.

Türkiyede asıl kapitalist atılım 1950 lerden sonra yapılıyor bu atılım plansız ve borçlanmaya yönelik olduğundan ve yeteksiz kişilerin eline geçmesi sebebi ile 1960 darbesi yapılıyor işte asıl üretime yönelik kapitalizm ve işçi sınıfı yaratılması 1961 ana yasası ile sağlanıyor.
1968 kuşağıda bu yaratılan kapitalizm ve dünyada esen demokrasi ve özgürlük rüzgarlarının ürünüdür İşte o 1968 kuşağının ürünleride bizleriz.

1968 kuşağı döneminin devrimcileri onların yaşadığı dönemler anti emperyalizm savaşlarının Sovyet ABD rakabetinin en üst seviyeye çıktığı dönemlerdir Hali ile yapacakları siyasi mücadele de anti emperyalizm içerikli olacaktır.
Bu anti emperyalist mücadelden hepsi etkilendi İbrahim Kaypakkaya farklı bir tahlil getirsede sonucunda içerik bakımından anti emperyalşzm savaşını başa almış bir yöntemdi.

Bu gün devrimciler çok karışık bir idolojik açmazdalar neyi başa almalı anti emperyalşzm,mi bağımsızlık savaşlarınımı kapitalizmin çöküntüsünümü yoksa insan özgürlüklerinimi gibi çok yönlü bir idolojik yöntemler var karşımızda.
Onun için ya hepimiz doğru yapmaktayız ya hepimiz yanlış yol izlemekteyiz.Bence süreci daha sakin yaşamalı daha çok okumalıyız .Hangisi öncellerimiz olacak bunu şimdilik bilmiyoruz.

söylediklerinin çoğuna katılmakla birlikte;
cumhuriyet döneminde ticari burjuvazi nüvelerinin varolduğunu
bonapartizmin başat niteliğinin ise, işçi sınıfının sonrasına mahsus olmayıp, burjuvazinin tek başına iktidar olacak hegemonyaya sahip olmaması olduğunu, kurtuluş savaşının, birçok savaş zengini ve toprak ağası yarattığını, osmanlı artığı seçkin bürokratlar, ağalar,eşraf gibi gerici unsurların da bonapartizmin yaslandığı kesimler olduğunu gözden uzak tutmamalı.
sanki bir tür tarihsel anakroni varmış gibi, illa da bonapartizm işçi sınıfının yenilgisi ve güçlü bir burjuva sınıfının varlığını gerekli kılmaz. öyle olsa zaten burjuva iktidarını bonopartlara bırakmaz. MC hükümetleri de kendi çapında bonopartizm çeşitlemeleridir. ama kavrama cuk oturan tam da bizzat cumhuriyeti kurucu irade
ve yaslandığı kesimler ile bizzat dillendirdiği ideoloji ve devletin ideolojik aygıtı olarak bunları devreye sokma biçiminde görülür.
kapitalist atılımı50 veya sonrasına endekslenmemeli.
izmir iktisat kongresi bunun tarihi delilidir.
mçkemal önce biraz tito gibi, biraz ona biraz buna gülücük dağıtsada sonunda açıkça emperyalist blokta /hegemonyada yer talep etmişt, stalin bizzat bu durumu dile getirmiştir. (stalinden örnek vermeyi de hiç sevmem.)

Khaos
21-04-2015, 21:10
Barikat,

Öncelikle ben BHH'nin, tek başına Gezi'yi temsil ettiğini değil, Gezi'de ki pek çok ''sol birleşenin''(ama hepsinin değil) siyasal ittifakına karşılık geldiğini belirttim. Yoksa Sosyalist solun bugünkü sınırlı kitleselliği ile bu kadar geniş kapsamlı bir eylem gücünü ortaya koyması zaten mümkün olamazdı.

Diğer bir konu ise Gezi olaylarında meydanlara çıkarak, eşitlik ve adalet taleplerinde bulunan kitlelerin samimiyetinden, ancak bu gibi talepleri kendileri gibi düşünmeyen ve kendilerinden farklı olan kitleler içinde istediklerinde söz edilebileceğidir. Zira demokrasi, farklı olanında hakkını ve hukukunu savunmayı gerektirir ki demokrasi talebinde bulunan Gezicilerin, eğer bu taleplerinde dürüst ve samimi iseler bu tavrı ortaya koymaları gerekirdi. Fakat Gezi olaylarında meydanlara çıkan ve buna karşılık devletin kolluk güçlerinin ortaya koyduğu şiddet sebebiyle mağduriyet üretip, ajitasyon yapan söz konusu kitlelerin, 6-7 Ekim'de Kürt coğrafyasındaki benzer polis şiddetinde devletlerinin arkasında saf tutmaları, bu kitlenin demokrasi,adalet ve eşitlik taleplerinde herhangi bir duyarlılık taşımadığını göstermektedir bizlere... Amaçladıkları sadece kendi mensup bulundukları cenahın siyasal ve toplumsal anlamda etkinlik kazanmasıdır ki maruz kaldıkları şiddet bir başka gruba (misalen Kürtler) yöneltildiğinde pekala da bu şiddeti olağan karşılayabildikleri görülmüştür.

Sonuç olarak Kürt gençleri, yıllardır davaları uğruna (kişisel olarak şiddeti onaylamasam da) metropolleri yakarken, sizin üç-beş tencere çalıp, slogan atmayı destanlaştırarak, bir tür direniş olarak lanse etmeniz sadece gülünç olmaktadır. Daha fazlası değil...

hiç tencere çalmadım bu bir.
birleşik büyük kürdistanın biran önce hayata geçmesini çok isterim, ama barzani denen yavşağın durumu fena halde midemi bulandırıyor.

gezi çok renkli olmasına rağmen, gezide öldürülenlerin ne hikmetse adrese teslim (birisi hariç) aynı örgütlüğüğe üye olması tek başına senin tezini çürütmeye yeter.

onca gaz ve şideti, kapsüllerin kafalara nişan alınmasını slogan atmaya indirgedin ya, senin samimiyetin de güme gitti.
kobanide savaşan türk devrimcileri de oldu hatta hattı terketmeyip ölümü kucaklayan da oldu.

eleştirdiğin şeydeki kısmi haklılığını kaybediyorsun.
bence daha fazla konuşup iyice batırma.

kartopu
22-04-2015, 11:46
Bonapartizm, dar anlamıyla 19. yy’da Bonapart ailesinin iktidarını koruması için izlenen politikaya verilen isimdir. Geniş anlamıyla ise Bonapartizm, güçlü ve merkezi bir devleti savunan asker ve bürokratın izlediği politikaları ifade eder.
Dar anlamı ile bürokratik iktidarı anlatır. Dolayısı ile 1923 1946 döneminide içine alan bir iktidar biçimi.
Farkı bir kuruluş dönemine ait biri değişim dönemine ama sonuçlar farklı birisi iktidarı bırakıyor birisi iktidarda bütünleşiyor.
Sonunda fransada boneparte imparator oluyor İnönü iktidarı menderese telim ediyor.
TC af edilir durumu devlet yenden kuruluyor ama fransada böyle değil devlet 1700 yıllarında yol ayrımına girmiş yani yenden kurulma yok.
Devletin yeniden kurulması elbette bir çok hatayıda içinde barındırmakta bunu SB de de görmekteyiz.

Ama bu gün demokrasiyi inşaa etmemek tarihteki eksikliklere dayandırılamaz.TC bu gün artık kendi halkları ile barışmalı geçmişte yaptığı haksızlıkların niçin yapıldığını açıklamalı bir hak ihlaline uğramış kişilerin itibarını geri iade etmeli.

Hala açıklanamamış kişilerin hain suçlaması altında bulunduğunu unutmamalı bu suçu hangi belgelere dayandırarak koyduğunu açıklamalı bu suç siyasimi hukikimi bunu topluma anlatmalı.

Bu ülkede bir çok halk kahramanı bu suçlamanın hala etkisi altında yüreklerde kahraman ama devlet hukukunda hain olan bir çok insan var.

Devlet halkı ile barışmadan bu ülkede demokrasi inşaa edilemez.
Bu ülkede aleviler bu madurlardan çerkesler madur kürtler madur yerli rumlar ermeniler bu maduriyeti yaşayanlardır.Hadi devrimcileri saymayalım ama diğerleri bunlar devlet düşmanı değildi.

Marx,ı bir sözü var bolluk zamanından var olan durumdan her kes memnundur kıyamet kıtlıkta kopar.Der.

Devlette artık kıyamet kopacak bir yan kalmadı devlet kökleşti güçlendi korkacak bir şey kalmadı arşivler açılsın sırlar ortalığa dökülsün

ahura mazda
22-04-2015, 14:29
Saçma bir tartışma sol'un kendi çapında bir ağırlığı yok. Kürt Solu'da Türk Solu'da aynı coğrafyanın paydaşı. Şimdi hdp'nin ana damarı bir kürt hareketi,buna şüphe yok kürt sosyalistlerde var,kürt milliyetçileri de var,kürt muhafazakarları da var hatta kürt zenginleri de var. Burada husus şu bu hareketi seküler kürt sosyalistleri yürütüyor,bu çok açık. Söylem kalitesi,tavır,beyanname ve detaylarda bu bariz belli. Şimdi sen bu harekette türk sosyalistlere diyorsun ki kardeşim kürt sosyalistleri ile beraber olma. Bu yanlış bir tavır tam aksine hdp'ye destek verirseler ve daha çok sosyalist bileşen parti içinde gücünü artırırsa tabandan gelen karanlık yozlaşma partiye yönetimine sıçramaz ve sürekli kadroların kalitesi artmaya devam eder. Ne zaman kürt sosyalistleri,etnik kimlik vurgusunu ön plana çıkarıp türk sosyalistleri tasfiye etme yoluna geçer o zaman bu tartışmayı yaparız. Yani Kürt ve Türk sosyalistlerinin toplanma ve beraber hareket etme zeminini bir tek hdp'de bulabilmek mümkün. Başka partide bu kadar adamı toplayamazsın. Solun hali ortada kaç parti var,hepsi birbirine giydirmekle meşgul. Mantıklı olan şimdilik hdp'dir,şimdilik hdp olması yarında hdp olacağı anlamına gelmez. Şayet Kürt muhafazakarları güçlenip partiyi ele geçirir veya barzani'nin kdp'si güçlenirse o zaman bu tartışmayı yapmamız uygun düşer. Yorumlamam budur.

xcan
22-04-2015, 22:22
SARISÖZEN, Bizim ne kadar güvenilir bir müttefik olduğumuzu gördünüz mü
Bu cümle her şeyi gösteriyor.
Akp hdp müttefik.
Hala sol ne yapmalı sorusu yersiz anlamsızmaksatlıdır.

İlahimasal
22-04-2015, 22:51
pekaka amerikaya güvenir..borazanide ,,çareleride yokdur zaten.

siz hiç amerikan conisine silah sıkan pekaka cı, veyahutta borazanici gördünüzmü,duydunuzmu..

go home coni( pekaka,borazaniciler,ve dinci yubazlar).

ahura mazda
23-04-2015, 00:09
Böyle sivri tartışmalar ve birbirinize argo tabirler ile küfrederek bir sonuç elde edemezsiniz. Bu tartışmadan ne elde etmeyi umuyorsunuz merak ediyorum. Onun dışında seçim sonuçları da ortada Barikat,Rize'yi bilmesek katılırdım sana ama bol bol rizeli arkadaşım olduğu için az çok biliyorum öyle abartma bazı ilçelerde sol gelenekten gelenler yoğunlukta ama diğer taraftan her taraf erdoğan posteri.

Khaos
23-04-2015, 00:14
Böyle sivri tartışmalar ve birbirinize argo tabirler ile küfrederek bir sonuç elde edemezsiniz. Bu tartışmadan ne elde etmeyi umuyorsunuz merak ediyorum. Onun dışında seçim sonuçları da ortada Barikat,Rize'yi bilmesek katılırdım sana ama bol bol rizeli arkadaşım olduğu için az çok biliyorum öyle abartma bazı ilçelerde sol gelenekten gelenler yoğunlukta ama diğer taraftan her taraf erdoğan posteri.

size kalsa, kafa kağıdına bakıp bi adamın ne olduğuna karar vereceksiniz.
size göre rize-trabzon hep faşist zaten.
sinan kukul kimdi peki.

ahura mazda
23-04-2015, 00:20
size kalsa, kafa kağıdına bakıp bi adamın ne olduğuna karar vereceksiniz.
size göre rize-trabzon hep faşist zaten.
sinan kukul kimdi peki.

Bunu nereden çıkardın ? Ben cümleyi tersten mi söyledim ? Gayet düz bir cümle sol geleneğin yoğun olduğu ilçeler var ama ekseriyetinin oy verdiği alan belli. Bu ileride değişir mi ? Değişir ama şimdilik bu böyle,Rize'yi sol'un kalesi ilan etmenin bir anlamı yok.

Khaos
23-04-2015, 00:31
Bunu nereden çıkardın ? Ben cümleyi tersten mi söyledim ? Gayet düz bir cümle sol geleneğin yoğun olduğu ilçeler var ama ekseriyetinin oy verdiği alan belli. Bu ileride değişir mi ? Değişir ama şimdilik bu böyle,Rize'yi sol'un kalesi ilan etmenin bir anlamı yok.

hiçbiryeri bişeyin kalesi ilan ettiğim yok. ekseriyetini de gayet iyi biliyoruz. asıl tam tersi yapılmış, bir yöre halkı tamamen devrimci geleneğe canıyla ve kanıyla verdiği katkı yoksayılarak toptan faşist ilan edilmeye kalkışılmıştır, iki adet troll bozuntusu tarafından. sen ciddi adamsın ahura. ama ben trollerle onların modunda geyik yapıyorum şu an.birşeyleri düzeltme çabanı anlamakla ve takdir etmekle birlikte şu an zamanı değil diyorum sadece.

boşver yani.

Neva
23-04-2015, 03:00
“Kendilerini sol ve sosyalist olarak tanımlayan bazı kesimlerin, sandığı ve sandıktan çıkanı tek meşruiyet olarak gören yeni liberal palavraya kayıtsız şartsız teslim olduklarını görüyoruz

Haksiz sayilmaz bu sozlerinde.

kartopu
23-04-2015, 11:53
Bu iki cümle ilgimi çekti
SARISÖZEN, Bizim ne kadar güvenilir bir müttefik olduğumuzu gördünüz mü
Hala sol ne yapmalı sorusu yersiz anlamsız
.
Veysi Sarısözen Diyarbakır kökenlidir. Solcumudur belki ama sosyalist devrimci değildir. Böyle olduğunda düşüncesi hiç sürpriz değildir. Genelde kürt bölgelerinde AKP ye oy veren kesim sağcı BDP-HDP ye oy veren kesim solcudur. Tıpkı türkiyenin geneli gibi. Geçmişte HDP ye oy veren kesim CHP ye oy vermekte idi. Ahmet Türk en büyük örnektir.

siz hiç amerikan conisine silah sıkan pekaka cı, veyahutta borazanici gördünüzmü,duydunuzmu

Bu yazıyı okuduğumda çok şaşırmadım
Bu tür görüşleri genelde Türk milliyetçilerinde vardır. Bende onlar sormak isterim Barzaniyi PKK yı anti amerikencı olmamakla suçlayanlar acaba Türkiye Cumhuriyetinin ABD ile kanlı bıçaklımı olduğunu sanıyor. Sormalılar o zaman NOTO üyeliği hala niçin devam ediyor.

Solculuk ne yapmalı sözü, tıpkı fransada almanyada ingilterede italyada solcular ne yapıyorsa Türkiyedeki solcularda onu yapacaktır.
Hukukun üstünlüğü faşist ve gerici partilerin yasaklanması demokrasinin vazgeçilmez olması sosyal adaletin egemen olması İşte solcular bunları yapmak istiyor.

Sosyalist komünist devrimcilerle solcular karıştırılması amaçlar farklı.

Saint-Just
23-04-2015, 13:00
bu bonapartizm benzetmesini, stalin ve sovyetler için gerizekalı troçkistler ve anarşistler çok kullanır. ancak sırf sovyetleri eleştirebilmek için sihirli ''bürokrasi'' sözcüğünü kullanarak liberaller ile aynı argümanları kullandıklarının farkında bile değiller. dahada vahimi amerikan üniversitelerinin faşizm ve komünizm gibi iki zıt ideolojiyi birbirbine benzetmek amaciyla uydurduğu bir kavram olan ''totaliter'' sözcüğünü de kullaniyorlar. vallahi yazik her ikisi içinde...

ayrıca ibrahim kaypakkaya kemalizm hakkındaki tezlerini yazarken, çok dar bir zamanda, son derece sınırlı tarihsel belgeye ve kaynağa bakarak yazmıştır. kendi özgün tezleride değildir. sadece şnurov'dan alıntı yapmıştır. kurtuluş savaşını türk komprador burjuvazisinin verdiğini söylemek aynı zamanda, lenin'in kompradorlara yardım ettiğini söylemekle eş değerdir. dolaylı yoldan lenin'in de bu emperyalist anlaşmada taraf olduğunu bilmeden ortaya koymaktır.

materyalist diyalektiği benimsiyorsanız, kemalist devrimin ilerici bir burjuva devrimi olduğunu da kabul etmek zorundasınız.

ha mustafa kemal komünist, sosyalist veya tutarli bir anti-emperyalistmidir? bunların hepsine hayır. aksine o bir anti-komünistti. fakat bu eşyanın tabiatı gereği öyleydi. sonuçta hataları olmakla beraber, türkiye'nin tarihsel ilerlemesinde önemli işler başarmış bir adamdır.

Khaos
23-04-2015, 16:36
memurların istanbuldan ankaraya taşınmasının adı ''ilerici' burjuva devrimi oldu.

m.kemal ve onun avanesi olan ittihatçı artıklarının tek yaptığı, emperyalizmle uzlaşmaktan ibarettir.
ortada kurtuluş savaşı falan da yok.

emperyalistler arası savaştan mağlup çıkıp parçalanan imparatorluğun son parçasının siyasi/ideolojik yapılanması var.

kurtuluş savaşından bahsedebilmek için zaten sömürge olan ve siyasi/kültürel olarak inkar edilmiş ulusun, mücadelesinden bahsetmek gerekir.

yarı-sömürgenin işgal edilip boyun eğdirilmesine karşı tek kurşun atılmamıştır.
rum ve ermenilerin el konulan toprak ve servetlerini geri alma ihtimaline karşı kurullmuş cemiyetler hukuğu değil, hırsızlıklarını mudafaa amacında olduklarıı defalarca ifade etmişleridir.

1920'den itibaren ingilizlerin bolşevik tehdidini öncelemesi ve kendi elindeki petrol bölgelerini korumayı öncelemeleri ve zaten savaş devam ettirebilme gücünde olmamaları gerçeği inkar edilemez.

gerici bürokratik osmanlı işbirlikçi aydın elitleri, ağaları rum ve ermenilerin yerine gasp yoluyla ikame edilmiş komprador ticari burjuvasi, hegemonyayı halka dağıtmayı bile beceremediği için resmi ideoloji uydurup yayan ve gereğinde bunun için, yavuz selim mantığıyla halkın bir kısmını yoketmeye kararlı, ama aslında vatan derken sadece kendi egemenliklerini kasteden bir bonapartist hem batıcı hem de sözde anti-emperyalist (hiç bir emperyalistle savaşmadı, yunanla savaştı.)

Bedevi
23-04-2015, 18:04
m.kemal ve onun avanesi olan ittihatçı artıklarının tek yaptığı, emperyalizmle uzlaşmaktan ibarettir.
ortada kurtuluş savaşı falan da yok.

Evet, buna bende katılıyor, Kurtuluş Savaşının anti-emperyalist bir savaş olmadığını düşünüyorum. Mustafa Kemal'in ve Kurtuluş Savaşını sevk ve idare eden kadroların prensip ve ideolojik bağlamda anti-emperyalizm gibi bir duyarlılıkları söz konusu değildir. Karşı oldukları genel anlamda emperyalizm değil, sadece emperyalizmin Anadoluya ilişkin tasarılarıdır. Mamafih bu tasarıların Lozan'da tamamen ortadan kaldırılması değil, sadece yumuşatılması bile Kemalist kadroların emperyalizm ile uzlaşma eğilimi göstermesi için kafi olmuştur.

Lozan öncesi gerçekleştirilen İzmir İktisat kongresi ile modern Türkiye'nin, ekonomik anlamda emperyalistlerin öngördüğü şekilde tasarlanacağı, yabancı sermayenin önünün açılacağı vaat edilmiştir. Bu da modern Türkiye'nin, emperyalist güçler tarafından kabulü ve tanınması için yeterli olmuştur.

İlahimasal
23-04-2015, 19:06
davul vardı,zurnasıda geldi.

bozacının şahidi şıracı.

yavuzun kasabı, idrisi bitlisi.

mustafa kemal ve arkadaşları, emperyalizimden önce,,vatan topraklarını,ingilizlere satan vahdettin hainini ve yardakcılarını yenmekdi...ki yendide.

şimdi onların kötü torunları.tarlada çıkan kötü ot gibi türediler..

dikkatimi çekiyor...pekaka cılar ve dinci yobazların ortak düşmanı. mustafa kemal ve arkadaşları..

akpkk, a.ş çok uyumlular..

günümüzün yavuzu....r.t.e----------gunümüzün idrisi bitlisisi öcalandır..geçmişden ders çıkarın erenler,canlar

tarih biz istemessek tekerür etmez..

kartopu
24-04-2015, 09:38
Bu HDP nin PKK nın yanında duran solcu devrimcilerin M.Kemal düşmanlığı istiklal savaşını küçümsemesi Kemalist devrimlerin ilericiliğini inkar etmesi ne kadar tarih bilincinden yoksunluktur.

İnsan kapitalizm e düşman olabilir ama ilerlemeye yönelik gelişmeleri inkar edecek boyutlara ulaşması bence tarih bilgisinin eksikliğidir.

Bu gün UKKTH tezi bir ülkenin sadece bağımsızlığını anlatmaz aynı zamanda bu tezle birlikte kalkınmanında olabileceğini komünizm için nesnel şartlarının gelebileceğinden söz edilir.

Türkiyede doğu bölgelerinin gelişememesi o bölgelere gerekli yatırımların gelmemesi elbette sorundur.Ama bu konuda bir siyaseti suçlamak dünya kapitalizm,ini anlamamaktır.Kapitalizm pazar meselesidir pazara uzak bölgelerin geç gelişmesi sadece türkiyeye has bir olay değildir bu iş italya da ispanya da hatta ABD de de vardır.

Türkiye tarihinde bir çok ilerlemeyi engelleyen unsurlar oldu ama bunun kemalinmle suçlanması bilgisizliktir ikinci dünya savaşı ardından menderes bayar iktidarı yeterli gelişmeleri engelledi.
Ama bu suç nedene hep kemakizme kesildi hiç sağ iktidarlar suçlu değil.Halbuki bu ülkede 1950 den sonra Kemalistler 5 yıl bile iktidarda kalamadı İnsan düşünüyor bu kadar iktidarda kalamayan bir idoloji bu kadar suçu nasıl işledi.

Akla sadece akılsızlık gelmekte.
Bu gün her şeyi yıkan solcular inandıkları PKK-HDP ikifakı doğu bölgelerin kalkınması için ne gibi projeler üretiyor diyarbakırdaki işsizliği nasıl azaltacak o bölgelerin patıya göçünü nasıl önleyecek o bölgelerde modrnleşmeyi nasıl sağlayacak.

HDP nin son seçim beyannamasi açıklandı o da modaya uymuş demirelin bir zamanlar dediği ben 5 fazla vereceğim diyor.Yani ben yapmayacağım devlet yapsın demekte.
PKK nın ekonomik açıklamaları ekolojik demokratik komünler ama nedense ulusal bankalara uluslar arası şirketlere bir söz yok köylü komüne banka borçlandırmaya .
Bence kimseyi suçlamadan her kes aynaya bakmalı sivilceyi görecektir.

ahura mazda
24-04-2015, 10:19
Mustafa Kemal bazı insanlar için sıkıntılı bir karakter bazı insanlar için aydınlık bir karakterdir Türkiye yekpare bir bütün değil,bunu algılamak gerek. Mustafa Kemal'i fikirleri üzerinden yargılamak çok daha güzel bir davranış. İslamcı hareket bel altı ahlak üzerinden eleştiriyor ki bu çok tehlikeli ve belge çarpıtarak üstüne üstlük saçmalayarak bir eleştiri var ki cehaleti adeta besliyor. Bilgi üzerinden yapılan eleştiri ile komplo teorileri ve bel altı ahlak üzerinden yapılan saldırılar arasında derin bir uçurum vardır. Bunu öncelikle idrak edelim.

Sol cenahın ve Kürt hareketinin eleştirileri ise daha tutarlı,daha düzgün bazen abartılı ama doğru bir düzleme oturan eleştiriler. O yüzden niye Mustafa Kemal'i eleştiriyorsunuz üzerinden gitme meselesi değil. Kürtler bir kimlik mücadelesi veriyor,etnik kimliklerinin tarihini oturtmaya gayret ediyorlar,dil üzerine eğilim gösteriyorlar. Hataları muhakkak olacak ama bu mücadelenin önünü tıkamak çok yanlış bir hareket.

Yani Hdp korkulacak veya korkutacak bir hareket değil,hdp üzerine yüklenmek yerine bu enerji akp üzerine harcansaydı çok daha güzel ve yerinde bir hareket olurdu. Yarınlar karanlık olsa da mutlaka bir çıkış kapısı buluruz ancak bugünden düzeltmek varken muhalefet enerjisini aslında seninle aynı kulvarda hareket eden adama yükletmek bir saçmalıktır.

Khaos
24-04-2015, 19:17
ısrarla anlatamadık; sizin kemalist devrimler dediğiniz şey, sandığınız gibi bandırma vapuruna binen bi adamın 19 mayısta samsuna çıkmasıyla başlamaz.

200 yıllık tarihi vardır. m.reşitle başlar. yenilgi tuzağı.

ortada UKKTH falan yok.
ben zaten leninist değilim.
ama o kavram sömürgeler içindir, yarı-sömürgeler için değil.
anadoluda KİMLİĞİ/KÜLTÜRÜ/VARLIĞI yoksayılan ve tam sömürge bir durum mu vardı.
yoksa emperyalistler arası paylaşım savaşı sonrasında zaten fransız-ingiliz sermayesince yarı-sömürgeleştirilmiş bir imparatorluğun elde kalan son parçasının siyasi yeniden yapılanması mı vardı.

bu topraklarda illada UKKTH kavramı üzerinden bir tahlil yapılacaksa (ki fazlasıyla hastalıklı bir kavramdır) belki yoksayılan kürtlere dair analizlerde başvurabileceğiniz bir kavramdır.

7 düvele karşı falan savaş yok ortada. mistifikasyonunuzu yemiyenleri tarih bilincinden yoksunlukla suçlamadan önce, resmi ideoloji denen ideolojiyi bi gözden geçirin. yöncü zırvaların ipliği pazara çoktan çıkarıldı. hala ordasınız.

tamamen gerici sınıf ve tabakaların, emperyalistlerle son derece uyum içinde ve istekleri doğrultusunda yapılan kapitalizme eklemlenme hareketlerini, her ne ise o olarak algılamak gerekir. nerdeyse m.kemal aslında komünist devrim yapacaktı ama koşullar uygun değildi demediğiniz kaldı.

m.kemal ve avanesi padişahın memurları değilmiydi.
etrafındaki komprador aydınlar resmi ideoloji üretmek, mitoloji ve put üretmekten başka ne yaptılar.
anti-kapitalist olmadan nasıl anti emperyalist olunur ki.
kendisi bir ulusu yoksayan bonapartist gerici ayan eşraf sınıfının , devlet eliyle burjuvalılaştırılmış, paşa ve yüksek bürokratların ideolojisini bize kakalamaya kalkmayın.

bu arada 20'lerde emperyalistler zaten anadolu hareketine yeşil ışık yakmıştır.
sadece ruslardan silah gelmedi, italyan ve fransız silahlarıyla yunana karşı savaşıldı.
bolşevik devrimi ve anadolu hareketinin batıcı ve kapitalizme eklemlenmeye teşne olduğuna dair onca gerçek mi tarih bilincimiz olmadığını gösterdi size.

demirci mehmet efe, ingilizlere keşke sizin gibi MEDENİ bir ulus tarafından işgal edilseydik demedi mi.

savaştan önce osmanlı tampon görevi görürdü. savaştan sonra da tc aynı göreve soyundu.

asıl hikaye arap topraklarının ve hindistanın güvenliği olmuştur. ingilizler istanbula yerleşmeye gelmediler, sözkonusu güvenliği garantilemeye geldiler.

bu ülkede savaştan sonra çakılan ilk çivinin parası da ingiliz sermayesidir.
enbasit ama en önemli kısım da burasıdır.

dün emperyalizm için hilafetin kaldırılması gerekliydi, bugun ise geri getirilmesi.
bunlar egemenlerce dikte edilmiş sözde ilericilerce de uygulanmıştır.
bunu bize ilericilik diye yutturmayın.

müdafaı hukuk sadece gasp ettiği toprakları müdafa etmiştir. m.kemal de eski silah arkadaşlarından kompradorlaşmış bir burjuva sınıfı yaratabilmenin mücadelesini vermiştir.

bölgesel güçlerin, m.kemalin ve kazım karabekirin durumu nasıl da güzel idare ettiğini ortaya koyan ifadeler, demeçler, beyanlar, telgraflar anılar ve nutuk'daki ilgili ksımlar için
bkz: Paradigmanın İflası F.Başkaya.

meselenin tarih bilinci yoksunluğu mu yoksa resmi tarih ve resmi ideoloji zırvalarının ötesinde gerçeğin ne olduğunu merak ve ortaya koyma denemesi mi olduğunu o zaman anlamanız kolaylaşır.

bilmeyen ahmak, bilip konuşmayan suçludur.
seküler kemalizm, dinci kemalizm ve aponun kürtlerin mustafa kemali olması hepsi bir yana, ben akp iktidarının devamını isterim.
böylece ne bok oldukları iyice ortaya çıkar kokuştukça kokuşurlar kapitalizme de boğazlarına kadar batarlar.
şu yada bu şekilde din denen zırva üstyapı kurumunun hç bir şeye çözüm olmayacağı gerçeği tescillenmiş olur.

akpye daha az milletvekili gitsin diye hdp'ye oy verecektim.
ama vazgeçtim.
iyice faşistleşsin diktatör.
iyice faşistleşsin ki devrimcinin istediği yaşama biçiminin ütopya değil, zorunluluk olduğu ortaya çıksın.

ahura mazda
24-04-2015, 21:41
Barikat sana katılabilmem mümkün değil. Franco'dan sonra İspanya'da olanlar ortada. Güzelim istekler,arzular ve emeklerin üzerinden buldozerle geçildi,dümdüz edildi. Velhasıl bu tip diktatörlerin altından yeni bir çiçek filizlenmez,ot ormanına çevirir ortamı. İnsanlar eğitimsel kalıntılardan kurtulma konusunda bir hayli başarısız ve etkisizler. Yani Kemalizm'den bile sıyrılamamış bir ülke de islam soslu neo-kemalizmin etkisi yüzlerce yıl sürebilir. Öyle bir zorunluluk ortaya çıkmaz. Bu ülkede tarih bilinci yok ülkenin geçmişine ait bilinç yok üstü örtülen battaniyelere sarılan yakın tarih değil yalnızca geçmişe ait anadolu tarihini okusan araştırsan büyülenirsin bu topraklar nasıl bu kadar çoraklaştı dersin.

kartopu
24-04-2015, 22:47
Fransız Devrimi veya Fransız İhtilâli (1789-1799), Fransa (http://tr.wikipedia.org/wiki/Fransa)'daki mutlak monarşinin (http://tr.wikipedia.org/wiki/Monar%C5%9Fi) devrilip, yerine cumhuriyetin (http://tr.wikipedia.org/wiki/Cumhuriyet) kurulması ve Roma Katolik Kilisesi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Roma_Katolik_Kilisesi)'nin ciddi reformlara (http://tr.wikipedia.org/wiki/Reform) gitmeye zorlanmasıdır. Avrupa (http://tr.wikipedia.org/wiki/Avrupa) ve Batı dünyası tarihinde bir dönüm noktasıdır. Sosyal bir akımını başlatan en büyük etkendir. Wikipedi

Fransada yapılan işçi devrimi değil burjuva devrimi zaten yönetici sınıf olan burjuva kendine engel teşkil eden monarşiyi deviriyor kiliselerin etkisi azaltılıyor ve adına da devrim deniyor. Tarih böyle yazıyor.

Türkiye de işgal güçlerinden kurtulan bu topraklar kendine yeni bir sosyal sistem seçiyor monarşı (hilafet-padişahlık)yerine cumhuriyet seçiliyor. Olmayan burjuvazi yaratılmak için plan yapılıyor .Milli burjuva yaratılıyor.sosyal sistemin değişmesi Farnsa da devrim oluyorda türkiyede niçin olmasın.
Bu ülkede kapitalist kalkınma benimseniyor devlet kapitalist program yapıyor medeni milletler seviyesi diye Avrupa ülkeleri gösteriliyor.
Bunu anlamak çokmu zor.

Neden fransadaki önemseniyor da bu topraklarda olan sosyal ilerleme önemsenmiyor. Anlaşılır gibi değil.

Kemalizm in belki bir çok eleştirilecek yeri var ama onu tümden karşıya iterek eleştiri hiç bir zaman yerinde olmayacaktır.
akpye daha az milletvekili gitsin diye hdp'ye oy verecektim.
ama vazgeçtim.
iyice faşistleşsin diktatör.
iyice faşistleşsin ki devrimcinin istediği yaşama biçiminin ütopya değil, zorunluluk olduğu ortaya çıksın
Pireye kızıp yorgan yakmak. Bu ülke insanları faşist darbeler gördü faşizmde nasıl mücadele edileceğini biliyor.
Sen olmasan da bu mücadele yapılacaktır Sn Barikat.

kartopu
24-04-2015, 23:05
Yani Hdp korkulacak veya korkutacak bir hareket değil,hdp üzerine yüklenmek yerine bu enerji akp üzerine harcansaydı çok daha güzel ve yerinde bir hareket olurdu. Yarınlar karanlık olsa da mutlaka bir çıkış kapısı buluruz ancak bugünden düzeltmek varken muhalefet enerjisini aslında seninle aynı kulvarda hareket eden adama yükletmek bir saçmalıktır.
Egemen sınıf ve egemen idoloji devamlı sıkıntılıdır her kes farklı anlar.
Bizim eleştiri merkezimiz demokrasi üzerinden olacaktır. Her yönetici kendi yönetimini rahat yapmak ister kırılgan ekonomiler yönetimleri daha baskıcı olur. Türkiyede ne ekonomik nede siyaset olarak Avrupa düzeyini yakalayamadık.
Onun için sürekli demokrasi sıkıntısı çekildi bir çok etnik guruplar yok sayıldı hep halkın istekleri dikkate alınmadı böyle olduğunda halk ve önderleri sistem dışı taleplerde bulundu. Bunuda gerici dinciler fırsat bilip çoğaldı yöneticiler için din adamları veya örgütleri deteklendi. Şimdilerde din tehlikeli olduğu anlaşıldı AKP bu güne kadar sağ siyesetlerden farklı olduğunu anlattı buna orta doğudaki dinci örgütlerde tehlikeyi fark ettirdi.
Türkiye halkı için bambaşka bir dönem başladığı anlaşılmaktadır.

HDP den kimse korkmuyor ama kuşkuları var .Gerçekten AKP ye karşımı yoksa Gizli ortak mı yoksa onun söylediği bir çok sözü sol partilerde söylüyor.

HDP kendi üzerinden kuşkuları kaldırmış değil.

Khaos
25-04-2015, 00:18
Fransada yapılan işçi devrimi değil burjuva devrimi zaten yönetici sınıf olan burjuva kendine engel teşkil eden monarşiyi deviriyor kiliselerin etkisi azaltılıyor ve adına da devrim deniyor. Tarih böyle yazıyor.

Türkiye de işgal güçlerinden kurtulan bu topraklar kendine yeni bir sosyal sistem seçiyor monarşı (hilafet-padişahlık)yerine cumhuriyet seçiliyor. Olmayan burjuvazi yaratılmak için plan yapılıyor .Milli burjuva yaratılıyor.sosyal sistemin değişmesi Farnsa da devrim oluyorda türkiyede niçin olmasın.
Bu ülkede kapitalist kalkınma benimseniyor devlet kapitalist program yapıyor medeni milletler seviyesi diye Avrupa ülkeleri gösteriliyor.
Bunu anlamak çokmu zor.

Neden fransadaki önemseniyor da bu topraklarda olan sosyal ilerleme önemsenmiyor. Anlaşılır gibi değil.

Kemalizm in belki bir çok eleştirilecek yeri var ama onu tümden karşıya iterek eleştiri hiç bir zaman yerinde olmayacaktır.

Pireye kızıp yorgan yakmak. Bu ülke insanları faşist darbeler gördü faşizmde nasıl mücadele edileceğini biliyor.
Sen olmasan da bu mücadele yapılacaktır Sn Barikat.

faşimle mücadelenin iyice kızııştığı,
bazılarının dizlerinin titrediği anda benim orda olduğumu sadece görmekle kalmayacak varlığımdan güç ve cesaret alacaksın.

eğer faşizme karşı savaşmak gibi bir niyetin varsa, barikat olmadan olmaz.

ALINTI:

Demek ki, aynı toplumsal sınıf, Fransız burjuvazisi, bir yüzyıldan ötekine, birbirinden tamamen farklı iki felsefeye sahip oldu; çünkü 18. yüzyılda devrimci olan burjuvazi, 19. yüzyılda tutucu, ve hatta gerici olmuştu. Hiçbir şey şu iki metni karşılaştırmaktan daha anlamlı değildir. Birincisi, burjuva devrim, 1789 tarihini taşıyor. Yazar, şu sözleriyle yeni zamanları selamlayan bir burjuva devrimci Cammille Desmoulins'dir: "Evet, bu uğurlu Devrim, bu yeniden canlanma tamamlanacak; hiçbir güç ona engel olacak durumda değildir. Felsefenin, özgürlüğün ve yurtseverliğin yüce etkisi! (sayfa 28) Biz yenilmez olduk."[4]
Ve işte öteki metin, 1848 tarihini taşıyor. iktidardaki sınıfının, proletaryaya karşı çıkarlarını savunan burjuva devlet adamı M. Thiers'nin sözleri:
"Ah! Eskisi gibi olsaydı. Okullara hep rahipler ya da onların yardımcıları baksaydı, şimdi okulların halk çocukları için gelişmesine karşı çıkmamış olacaktım. Pekçoğu insana tiksinti veren şu laik öğretmenler yerine başka bir şey istiyorum; kardeşleri istiyorum, her ne kadar eskiden onlara karşı güvensizlik duydumsa da artık din adamlarının etkisinin salt egemen olmasını istiyorum; papazın etkisinin, olduğundan da daha güçlü olmasını talep ediyorum; çünkü, insana, zevkine bak, çünkü ... sen, bu ölümlü dünyada kendi küçük mutluluğunu [asıl metinde de altı çizilmiş] yaratmak için bulunuyorsun, ve bu mutluluğu şimdi içinde bulunduğun durumda bulamıyorsun, bencilliği, sana bu mutluluk payını vermeyi reddeden zengine korkmadan vur; zenginin fazla servetini elinden alarak, kendi rahatını ve seninle aynı durumda olanların hepsinin mutluluğunu sağlayacaksın, diyen felsefe için değil, tersine, insana acı çekmek için dünyada bulunduğunu öğreten bu iyi felsefenin yayılması için yalnızca rahipler sınıfına güveniyorum."[5]

kartopu
25-04-2015, 09:47
Barikat:faşimle mücadelenin iyice kızııştığı,
bazılarının dizlerinin titrediği anda benim orda olduğumu sadece görmekle kalmayacak varlığımdan güç ve cesaret alacaksın.

eğer faşizme karşı savaşmak gibi bir niyetin varsa, barikat olmadan olmaz.

Elbette senin varlığın bize cesaret verecektir. Biz gücümüzü birbirimizden alırız.

Ama faşizmi tanımış olan Anadolu halkı bir daha ona o iktidar fırsatını vermeyecek
Ne kadar hamle yaparsa yapsın, ne kadar taktik kullanırsa kullansın, kimler le hangi çıkar menfaat karşılığı anlaşırsa anlaşsın bu ülke toprakları bu halklar onu asla bir daha göremeyecektir.

İzin vermeyeceğiz o kanlı saltanatlara.
Artık bu ülke bir tarih başlattı.Otariteye yobazlığa diktatörlüğe İsyan. Bu isyan gezi parkı ile başladı taksim direnişi ile hayat buldu HAZİRAN hareketi ile ruh kazandı buna bu özgürlüğe yürüyüşe kimse mani olamayacak.

Gezi taksim direnişi bu ülke için bir Miladtır. Bu ülkede tarih yeniden yazılacak

Konu burjuva devrimleri olduğunda halkların gelişmeleri farklı dönemlere rastladığı unutulmamalı Fransada (1789-1799) başlayan devrim o halkın kapitalist sistemle daha erken tanıştığının göstergesidir. Anadolu da bu değişim 1923 te başlamıştır ama Anadolu halklarından yıllar sonra başlayan ülke insanlarının da olduğu unutulmamalıdır.

Önemli olan bizim tarihi iyi okumamızdır. Emperyalist çağda ulusal kurtuluşlar iki şekilde gerçekleşmiştir burjuva adına asker sivil bürokrasi veya işçi sınıfı adına komünist partileri öncülüğünde özünde her ikiside ulusal kurtuluştur.

Burjuva adına hareket eden güçler emperyalist devletlerle iş birliği yaptı işçi sınıfı adına hareket eden güçler Sovyetler birliği ile iş birliği yaptı çünkü nesnel şartlar bunu gerektiriyordu.

Bu iki gücün etkilediği devrimler gerilere bakıldığında ilerici işlev görmektedir.
Eski ilişkileri yıkıp yenileri inşaat etmek devrimdir.

Khaos
25-04-2015, 16:53
sayın kartopu

bu tartışma beş yıl önce yapılmıştı.
beş yıl sonra yine kendini tekrar etme noktasına doğru ilerliyor.
fransız devrimi ile, savaş sonrası imparatorluk bakiyesi bir ülkede halkın tarafı olmadığı bürokratik/seçkinciliğin karşılaştırılması sosyolojik olarak mümkün değildir.

ikincisi 1789'da burjuva sınıfı ilericidir ama bu artık tarihin çöplüğünde kalmıştır.
yukarda thiersden yaptığım alıntı buu gözler önüne serer.
hazret paris komününe karşı tam bir kasap olarak davranmıştır.
burjuvazinin tarihin tozlu raflarında kalan ilericiliğini, milli burjuvazi gibi gerçeği karşılamayan formulasyonlar örtbas edemez.

bu konuda söylenecek sayfalar dolusu tahlil vardı ve zaten ben tezlerimi neredeyse 5 yıl önce sunmuştum. tartışmanın devam etmesi kedinin kendi kuyruğunu kovalamasından başka sonuç doğurmaz.
bu konuda son sözüm anti-kapitalist olmadan anti emperyalist olunamayacağı ve gelinen süreçte mülkiyet ilişkilerini değiştirmeyen hiçbir harekete devrim denemeyeceğidir.
proleterya diktatörlüğünün proleterler üzerindeki diktatörlük olduğunu anladığım günden beri anarşistim. bırakın kapitalizmi KP önderlikli sözde devrimlere ve onların diktatörlüklerine de kızıl faşizm gözüyle bakma noktasındayım.

asıl konumuz HDP'ye gelirsek.
erzurum-sivas kongresindeki kadar bile gerici unsur taşımayan, varolan gerici unsurların devrimcilerin gölgesinde kaldığı, ama fırsatını kolladığı, dolayısıylada türk devrimcilerine en çok ihtiyaç duyulduğu bir dönemde birtakım görünürde kuşkular üzerinden sorgulanmasını ve mahkum edilmesini haklı bulmuyorum.

yoksayılan kürt ulusundan sonra, HDP'nin mücadelesi de yoksayılmakla nereye varılacak.

HDP sıkışmış durumda. kemalist sözde devrimleri korunması gereken mevzi ilan edenler, asıl desteğin kürt devrimcilerine verilmesi ve kürt gericiliğinin geriletilmesi olduğunun, kürt önderliği için barzani tehlikesinin farkında olmadığınızın farkına varın.

ben oy kullanmam, sevmem ben sandık denen yenilgi tuzağını. sokağı severim.
ama sandıkta bişeyler yapmak istiyorsanız, operasyonlarla fetullahın kucağına oturtulmuş chp ile değil, bu toprakların inkar edilen ulusunun ister istemez devrimci olmaktan başka seçeneği olmadığı ama enselerinde gerici bir kurt sürüsünün tehdidi olduğu gerçeğini dikkate alarak hdp eliyle şansınızı denemelisiniz.

haziran ve hdp arasında karşılıklı bir şüphe var. bunu biliyoruz.
ama sekter değilim ben.
barikatın arkasında savaşırken kimseye geleneğini sormam, o geleneğin geçmişte yaptığı hataları da yüzüne vurmam.

bugün barikat sandıkta kurulacaksa, hdp'siz olmaz. kürtleri gericiliğe mahkum etmeye hakkınız yok. kürt devrimcilerini yoksayamaz ve satamayız.

kartopu
25-04-2015, 19:51
Sn Barikat.

Ne geleneği ne CHP si ben ne senin sandığın gelenekçiyim ne CHP li ve uzun dönemdir sandıklara pek uğramam.
Tarihteki bazı zamanları anlatmak ve tarihsel durumların aynı şekilde bitmesi beni her hangi bir kimliğe sokmaz.
Ben 1789-ve 1923 arasında zaman farkı olsada amacın zamanın gericiliğini tasviye etmek olduğunu söylüyorum.

İkiside geçmişine bakıldığında ilericidir.

Eğer konu yeni zamanı yani günümüzü tartışmaksa neyin ilerici olduğu bu başka bir konu.

HDP tek başına bir kürt mücadelesinin ürünü ise bunu tartışmam bile ama ben türkiyenin ve sistemin altarnatifi bir hareketim derse işte ben buna karşı çıkarım. Ben HDP nin söylediğini ikinci seçenek olarak anlıyor ama yaptığı birinci seçenek olarak bilmekteyim Onun için kuşku duymaktayım.

Haziran hareketi HDP ile bir ilgisi yok zaten doğduğunda konu HDP de değildi.
Haziran hareketi çok farklı bir harekettir. Hatta öyle bir çıkışı var geçmişte kalan bir çok idolojiyi bile alt üst etmiştir. İşte proleterya diktatörlüğü bu alt üst olan idolojiler arasındadır.

Bu hareketler dünyada yeni bir dönemin yeni mücadele biçimlerini anlatmaktadır.
Artık direnişlerin fabrikalarda atelyelerde tezgağ başlarında olmayacağını meydanlarda varoşlarda şehirlerde olacağını anlatmıştır.

Onun için yeni bir tarih başlatmış milat olmuştur.

Dünyada artık emperyalizm, üretim biçimi, egemen sınıf, burjuvazi proleterya tartışılmaktadır.

İşte haziran hareketi ve dünyada son dönemlerin eylem biçimleri bu tartışmalara ışık tutmakta.

HDP bu işlerde sadece günlük seçim olaylarının bir şeklidir seçim biter hiç bir şeyin temelden değişmediğini görürüz.

ahura mazda
26-04-2015, 01:14
Gücün azalması gerekiyor. Bu yüzden hdp'nin barajı aşması önemli. Akp ile ittifak kurar mı ? Şimdilik kurmayız diyorlar ama bu belli de olmaz şayet kurarsa akp ile hdp kendi ayaklarına kurşun sıkmış olurlar. Elbette güven duyup/duymama meselesi değil bu. Rasyonel bir gerçeklik her türlü kürt hareketinin mecliste olması iyidir.

turin
26-04-2015, 01:35
Sandıklardan uzak insanları gördükçe mutlu oluyorum..

Sistemi yıkmak için sistemin sunduğu deli saçması zımbırtıları kullanmak; sistemin bir parçası olmaya yol açar..

Uzun ve zor olsada barışçıl tek yol; sistemin bir parçası olmamak yani oy kullanmamak..

Nacizane benim düşüncelerim..

ahura mazda
26-04-2015, 02:05
Hiç bir anlamı yok. Sen sadece sistemin bir parçası olmadığını düşünüyorsun ama yine sisteme dahilsin.

turin
26-04-2015, 02:25
Düşünsenize sadece %40,30,20 nin oy kullandığı bir seçimi.. Nelere yol açabilir..

Demokrasiyi din gibi görüyoruz ama para yoksa ne din fayda ediyor ne de demokrasi..

Neyse burada güzel bir tartışma var.. Ben kendi saçmalıklarımla yer etmeyem..

spartacus
26-04-2015, 02:50
HDP tek başına bir kürt mücadelesinin ürünü ise bunu tartışmam bile ama ben türkiyenin ve sistemin altarnatifi bir hareketim derse işte ben buna karşı çıkarım. Ben HDP nin söylediğini ikinci seçenek olarak anlıyor ama yaptığı birinci seçenek olarak bilmekteyim Onun için kuşku duymaktayım.
Bu cevapta detaya, teoriye girmeyeceğim, burjuva bonapartizmi vb teorik ve ağır literatüre de hiç girmeyeceğim, hiç bir zaman yapmadığım gibi şimdide sahte kibar, süslü sözler sarfetmeyeceğim. Kaba geçeceğim dilenirse daha sonra sırayla teoriye de girer, literatür, akademik dil gerekli hale gelirse paragrafları o dille(tartışma modelinden uzak) aydınlatabiliriz.

Kemalist devrimlerin eleştirilmesinden vs bahsetmişsiniz, halbuki Kemalist Devrim diye bir devrim yok, olan devrim tipik, lakin anti demoktarik milli burjuva devrimdir. Örneğin M.Kemal'i eleştirmem, hiç bir zaman da kişisel ve şahsi ifadelerim olmaz, hatta ortada olan bir sınıfın(burjuva ideolojisi) mücadelesi olarak baktığımda taktir edilmesi gereken, başarılı birisidir! Sitemde etmem, edene de, kişi olarak hedef alana da şaşarım, cehaletinden kurtulamamıştır bana göre. Heleki Türkiye gibi bir ülkede MDD çizgisinin miras aldığı ittihat terakki, darbeci, sekter, burjuva ulusalcılığı, tasviyecilik, statükoculuk sözümona kendine sol, sosyalist etiketi vuranların zırhı olmuşken, durup düşünmek gerekir.

Örneğin Barzani'yi nasıl bilirsiniz? Bu soruma MDD'ci sözümona devrimciler, bir MHP linin, bir sol yapıya yöneldiği gibi bir psikolojiyle harrr, hırrr diye yönelirler. Bu sosyalist bir duruş, karakter filan değildir. Emperyalizm işbirlikçisi, şu bu diye hönkürmek sosyalistlik değildir, burjuvazinin derdi sizi mi gerdi? Barzani bir ulusal mücadelenin önderidir. Ulusal mücadelelerde ise antogonist(uzlaşmaz) sınıf çelişkileri vardır ve bu mücadelelerde önemli olan önderliğin hangi sınıfın elinde olduğudur. Şimdi Barzani'nin her türlü imtiyaz adına kapitalistler arası çelişkilerden yararlanması, yerine göre imtiyazlar edinmek için taraf ya da karşı taraf olması, işbirliği ya da karşı işbirliğinde bulunması GAYET NORMALDİR! Anormal olan sözde sosyalist geçinen ve özünde burjuva milliyetçiliğini, 3-5 slogan öğrenmişliği aşamayanların(tersinden mürit, ya da ne bileyim bir ülkücü gibi, kof subjektif siyaset) kişilere karşı takındıkları psikolojik tutum ve reflekslerle açığa vurduğu cehalettir. Ne bekliyorsunuz Barzani'den sosyalizm mi, gerçek bir özgürlük mü? öylemi oluyor sosyalizm? Ne bekliyorsunuz Barzani'den proleter bir önderlik mi? Oysa o bölgedeki ulusal mücadele de önderlik burjuvazidedir ve Barzani burjuva stratejisi namına BAŞARILI adımlar atmakta, taktik(!) bir çizgi izlemekte ve imtiyazlar elde ederek, burjuva stratejisinin pratiğe geçişine doğru adım, adım ilerlemektedir. Bu imtiyazlar zamanla burjuva sınıfına sömürge ve meşru coğrafya alanları açacak! Zamanla milli kurumlar oluşacak, aynen Türkiye gibi! yani her zamanki tipik burjuva stratejisi ve milli devrimleri... Barzani'de -ki başarılı olacak gibi- o toplumun yüce büyüğü haline getirilecek! Ve bir gün bir yerde Barzanici MDD'ciler, aynen sizin duruşunuzu sergileyecek, Barzanistliğe soyunacak ve Barzanist olmayan, burjuva devrimlere yüce, ilahi bir stratejik önderlik atfetmeyen herkes, sizin gözünüzde kurtuluş mücadelesini küçümsemek olarak görülecek vs(ne oldu, bizler NİHAİ KURTULUŞA MI ERMİŞTİK?? sanki öyleymiş gibi yaklaşmak yanılgı değil mi?)! Her an herkesin düşman olduğu bir İttihat terakki duruşuna girilecek vs.. Devrimlerde darbeye indirgenecek, efendim olmuş bitmiş devrimler strateji yapılacak(zamanda yolculuk mu yapacaksınız!?), bu strateji artık geçerli değil diyenlerde zinhar karşıya alınacak vs. Ve o gün siz kemalist dediğiniz gibi, barzanist demekte olacaksınız, kısaca kendinizi buradan alıp, hooop oraya nakledin, ve değerlendirin, gelin TC'ye...

Ulusal mücadelelerde önemli olan hangi sınıfın önderlik ettiğidir. Türkiyede olduğu gibi Irak coğrafyasında da önderlik burjuvazidedir, haliyle elbette belirleyici olan kapitalist stratejidir. Taktiklerde stratejilere göre ve tutarlı olmalıdır. Bir burjuva önderliği için, sınıf işbirliği sıkıntı olacak şeyler mi sanıyorsunuz?! Öyle bakılmaz, avantaj, dezavantaj, yarar, zarar düzlemiyle bakılır...

Sizdeki bu HDP antipatisi nedir?

Şundan bahsetmiyor, bundan bahsetmiyor diyorsunuz, eğer önyargınız milli burjuva duruş değilse nedir? kapitalist ideolojiniz değilse nedir? Ne bekliyorsunuz HDP gibi yapılardan DEVRİM mi? Devrim böyle bir şey mi? Eleştirileriniz tutarsız.

3 Nedenle HDP desteklenmelidir.
1.) Ezilen ulus mücadelelerinde sınıf önderliği sorunu olması ve ezilenlerin yanında olmak, o havayı birlikte solumak, kem küm etmek yerine içeride faaliyet yürütmek!
2.) Görece demokratik kurumlarda söz sahibi olmak, çalışmalarda faaliyet yürütmek, burjuva olanaklarının olabildiğince kullanımı, strateji ile hem tutarlıdır hem de yararlıdır. Aksi ise zararlıdır. Örneğin SHP de bir dönemler hayli çalışmalar oldu, kimse SHP den bir devrim beklentisinde değil di ki!? Vay efendim SHP sömürüyü kaldıracam demiyor, vay efendim şu bu? Sizin eleştirilerinizde bu minvalde ancak sizin durşunuzda ben başka bir şey görüyorum, siz bu eleştirilerinizi BAHANE etmek namına kullanıyorsunuz!!
3.) Sistem içi faaliyetler, AKP etkisiyle hayli tıkanma noktasına gelip dayandığı gibi, gericilik daha örgütlü hale gelmektedir. Bu tür burjuva siyaseti, içeride sosyalist mücadeleyi olumsuz etkiler. Sosyalist mücadele sandığınız gibi arenada seyirci olup yorum yapmak değil bizzat arenada olmakla ilgilidir ve bu arenada burjuvazi, işçi sınıfı ve tüm diğer sınıflar mücadele ederler. Birisinin siyasi anlamda avantajı, ötekinin dezavantajdır.

Sonuç olarak avantaj, dezavantaj durumu önemlidir ve HDP bu süreçte avantajdır. Siz oturup HDP den devrim, sosyalizm beklerseniz, avantajı, dezavantaja çevirmekten başka bir şey yapmış olmazsınız. İkincisi ise HDP ile aynı kulvarda değilseniz, kulvarınızla eleştiri getirmeyin, getirmemelisiniz, sizin yaklaşımınız çeşitli etiketler ya da tabularınızdan kaynaklı olmamalı, gündelik siyaseti, stratejik hat üzerinde taktik çizgiye oturtup, oturtamadığınız çerçevede olmalı. Etiketlere hiç girmemeli ve bakmamalı, etkisinde de olmamalısınız, sizin değerlendireceğiniz yer, stratejinizdir, stratejinize ve taktik platformunuza, getiri, götürüsüne göre olmalıdır!!

Şimdi sosyalistler HDP içinde çalışınca ne kaybediyorlar?!!! Sizin kaygılarınız var, o da MİLLİ etiket,söylem üzerinden sarıldığınız kapitalist üst-yapı ve stotükoculuğunuz. Stratejinizi gözden geçirin ya da stratejiniz nedir? Burjuva olanaklar ve kitle bağı sağlanacak kurum ve kuruluşlarda olmak, stratejinizle neden çelişiyor? Siz bunları dile getirerek başlayın, sözümona HDP şöyle, böyle diyerek gelmeyin! Girip faaliyet yürütmenize engel ise o zaman gelin deyin ki engel. Nasıl ki SHP içinde faaliyet yürütmek mümkünken yürütüldü(ve çok çeşitli kazançlar elde edildi) ise ve nasıl ki sağcı Baykal'ın darbesiyle faaliyet yürütme şansı kalmadığı için yürütülmedi ise, sizin gelmeniz gereken hat bu hattır. HDP burjuva olanaklardan yararlanma fırsatlarının daha bir arttığı seçim dönemlerinde, heleki AKP gibi bir faktörün de baltaladığı toplumsal gelişim sürecinde, faaliyet yürütmenize engel mi oluyor? Kapımız kapalı mı diyor? ne diyor bunalrdan bahsedin....

Kısaca en bariz örnekle HDP, Barzani şöyle yaptı böyle yapıyor demek sosyalistin işi değil, orada bir ulusal mücadele vardır ve önderlik burjuvazidedir, ne gibi olanaklarla, ne gibi çalışmalarla bu mücadeleler kapitalist olmaktan çıkar-çıkartılır, ulusal mücadeleler politik bir hat çerçevesinde nihai kurtuluşa nasıl bağlanabilir önce bunların analiz edilmesi gerekir. Tersinden milliyetçilik, kof emperyalistlerle işbirliği, yok bilmem ne gibi burjuva siyaseti ile olmaz bu, adam kapitalist, bir burjuva ne bekliyorsunuz???. Ha elbette bölgedeki burjuva siyaseti ve sınıfa, uluslara, bölgeye verdiği zararlar bir, bir işlenmeli, lakin bu ulusal mücadelelere karşıt argümanlar savurmak adına kullanılmamalı, yerli yerinde ve bizzat o insanların, o burjuva önderliğe bağlanmış insanların içinde yapılmalı, maksat bu olmalı, bahane üretmek ya da kişi nefreti sağlamak amacıyla olmamalı! Yani sizin politikanızı burjuva önderliği berlirlememeli, sizin siyasetiniz, stratejiniz ne ise siz onun çalışmasını yapmalısınız, ötekinin gölge kişiliği ve üretilen siyaset açısından ona bağlı değil aksine ötekine alternatif olabilmelisiniz. Elinizde ne var, siz onu sunacaksınız, kurtulacaksınız İttihat terakkicilikten, ben nasıl düşünürsem herkes öyle düşünecek demeyeceksiniz, siz sunacaksınız, sunacaksınız ki kitleler değerlendirebilsin, onlar adına da karar vermeye kalkmayacaksınız(tepe taklak olur, amuda kalkar, ellerim bom boş şarkısı söyler kalırsınız). Kısaca elinizde ne var onu sunacaksınız ve eliniz boş kalmamalı, siyaset üretebilmelisiniz ama bu siyasetiniz kişi dedikodusu olmamalı, ona bağlı olmamalı, stratejiniz ne ise oradan beslenmeli. Bu yapıldığı sürece kitlelerde yönelim sağlanabilir ve üstelik sağlanırda!... Bu dediklerim tencere kapak olarak Türkiye için de geçerli, günü birlik işi gücü Atatürk şöyle, Atatürk böyle(olumlu, olumsuz biçimde) ile geçirenleri biliyorum, 30 yıldır başka hiç bir siyasetleri yok, olacak iş mi? Ama oluyor işte, feodal devrimcilik, burjuva milliyetçiliği ve üst yapılarıyla buluşunca olan biten bu oluyor. yahu sizlerin bir stratejisi yok mu? Stratejinize göre siyaset üretmeniz gerekmiyor mu? Gün için, yarın için ne anlatacaksınız, neye göre anlatacaksınız, neyi anlatmalısınız kitlelere?

Son olarak GEZİ EYLEMLERİ milad filan değildir! Sonuna kadar destekledim, ama görmeniz gereken burjuva mücadelelerinde, sistem içi nasılda etkili olduğu ve örgütlenme, duruş, sisteme ve açmazlarına karşı nasıl bir örgütlenme sağladığının da pratik örneğidir. Gezi bir burjuva kalkışmadır, neyin miladı sayıyorsunuz? Bu ülkede Milad 15-16 Hazirandır, Gezi değildir. Gezi sistem içi mücadelenin, kendiliğinden mücadelenin, kalkışmanın sağlam bir örneğidir ve demek ki sosyalistler kapitalizmde, burjuva demokrasisi ve/veya burjuva kazanımlarda olsa, sonuna kadar kullanmalı, gerektiğinde taraf olmalıdır. Madem Gezi miladınız ve madem HDP yi eleştirirken resmen sosyalist bir devrim stratejisi izleyerek yapıyorsunuz, ne yaptı Gezi, sosyalist talepler mi sıraladı? Sömürüye karşıtlığı, üretim ilişkilerinin ve alt yapının değişimi, üst yapının değişimini, üretim araçları mülkiyetinin değişimi filan mı talep etti? Bana göre, söylemlerinizde tutarlı değilsiniz ve bunun ardında gördüğüm burjuva stotükoculuğu, burjuva strateji ve duruş hattınız, kısaca subjektif siyasetiniz..

ahura mazda
26-04-2015, 03:12
Düşünsenize sadece %40,30,20 nin oy kullandığı bir seçimi.. Nelere yol açabilir..

Demokrasiyi din gibi görüyoruz ama para yoksa ne din fayda ediyor ne de demokrasi..

Neyse burada güzel bir tartışma var.. Ben kendi saçmalıklarımla yer etmeyem..

Hiç bir şeye yol açmıyor ben sana söyleyeyim,Mısır'da darbe öncesi ve sonrası bulundum,seçime katılım mursi seçiminde de düşüktü sonrasında da düşüktü %40'larda seyretti diyebiliriz çünkü insanlar umursamıyor,umurlarında da değil iplemiyorlar,fakirler hemde ziyadesiyle fakirler. Çok fazla sokakta yatan insan gördüm hatta evi olanlar bile sokakta yatıyor. Evler çok eski ve rutubetli bu yüzden çok nem oluyor ve insanın içini bunaltıyor genelde namahrem olduğu için hanımlar içeride yatıyor adam bunalınca atıyor bir çarşafı kaldırıma orada yatıyor. Yaşam alanlarının kalitesi çok düşük. Sokaklar dilencilerle dolu her köşe başında her adım atılan yerde çünkü para kazanacak alan yok hani basit işçilik yapacak bir iş yeri dahi yok. Çöpler yığılı çünkü çalışan bir temizlik teşkilatı olmadığı gibi insanlarında umurlarında değil camını açıp pat diye bırakıyor çöpünü. Öylesine bir kendinden geçmişlik var insanlarda. Çok umut vaat eden insanlar ama işte din faktörü olanca ağırlığıyla halkın üzerine çöreklenmiş,kafasını kaldıramıyor insanlar bu yüzden. Şimdi böyle bir durumda %10 seçime katılım olsa ve %10 yönetse halktan yine bir tepki gelmezler ve dayatılan sisteme itaat ederler.

turin
26-04-2015, 03:36
Hiç bir şeye yol açmıyor ben sana söyleyeyim,Mısır'da darbe öncesi ve sonrası bulundum,seçime katılım mursi seçiminde de düşüktü sonrasında da düşüktü %40'larda seyretti diyebiliriz çünkü insanlar umursamıyor,umurlarında da değil iplemiyorlar,fakirler hemde ziyadesiyle fakirler. Çok fazla sokakta yatan insan gördüm hatta evi olanlar bile sokakta yatıyor. Evler çok eski ve rutubetli bu yüzden çok nem oluyor ve insanın içini bunaltıyor genelde namahrem olduğu için hanımlar içeride yatıyor adam bunalınca atıyor bir çarşafı kaldırıma orada yatıyor. Yaşam alanlarının kalitesi çok düşük. Sokaklar dilencilerle dolu her köşe başında her adım atılan yerde çünkü para kazanacak alan yok hani basit işçilik yapacak bir iş yeri dahi yok. Çöpler yığılı çünkü çalışan bir temizlik teşkilatı olmadığı gibi insanlarında umurlarında değil camını açıp pat diye bırakıyor çöpünü. Öylesine bir kendinden geçmişlik var insanlarda. Çok umut vaat eden insanlar ama işte din faktörü olanca ağırlığıyla halkın üzerine çöreklenmiş,kafasını kaldıramıyor insanlar bu yüzden. Şimdi böyle bir durumda %10 seçime katılım olsa ve %10 yönetse halktan yine bir tepki gelmezler ve dayatılan sisteme itaat ederler.

Üstad haklısın,

Ama şu var; Mursi ne kadar durdu ülkenin başında? Sisi ne koyacak ortaya, ne kadar duracak, şu anda ışid karşıtlığına vs sözümona önderlik yaparak ülkede ne oluşturmaya çalışıyor? Kendi liderliğini, ülkede ortak bir düşmana karşı birliktelik.. Sisinin başa gelmesi hamasa giden silahları engelledi mi engellemedi mi?

Mursiyi bilirim, Tayyibide bilirim.. İkisini de severim(gerçekten).. Ama gerçek şu ki bu adamlar sistemi kullandılar, sistemin ortaya çıkardığı canavarlar olarak yine sistem tarafından yok edilecekler...

Demem o ki; bırak ben sistem karşıtı olayım, dahil olduğumda size hayrım dokunmaz ama sizde sistemin parçası olmayarak gelecek nesillere demokrasi/cumhuriyet denen saçmalıktan kurtulma fırsatı verirsiniz..

Halkın kendi kendini yönetmesi nedir yahu? Halk niye kendi kendini yönetmek zorunda bırakılıyor??

Gezide ölen 12(hayatımda yaptığım tek pişmanlık salak gibi bunun öncesi seçimde oy vermek oldu), diyerbekirde ölen 50 kişiden sonra ben vebale girmem arkadaşım daha ölsemde.. Chp yada mhp için konuşmayalım bile..

Neyse benim düşüncelerim bunlar

kartopu
26-04-2015, 10:19
Gezi sistem içi mücadelenin, kendiliğinden mücadelenin, kalkışmanın sağlam bir örneğidir .

Madem Gezi miladınız ve madem HDP yi eleştirirken resmen sosyalist bir devrim stratejisi izleyerek yapıyorsunuz, ne yaptı Gezi, sosyalist talepler mi sıraladı? ..
Sn Spartacus.Bayağı uzun bir yazı yazmışsınız.Sizin yazınızı okuyunca aklıma eskiden askere gitmiş bir gencin köyüne yazdığı mektuplar aklıma geldi.
Halbuki konu banpartizimle kemalizm,in bağlantısı ne kadar olmuştur.
Bu ara HDP deki kuşkularım. Bir şeyi amacını yapacaklarını yaptıklarını söylediklerini bir yere sığdıramazsan insanda kuşkular oluşur İşte bende HDP nin kürt siyasetimi yoksa türkiyenin genelinin siyasetinimi yaptığını anlayamadığım için kuşku duyduğumu söyledim.

Kuşku bilimde vardır.

Ben seçimlere katılmayan bir insanım yani seçimler bu ülkede millet iradasini ve demokrasiyi yansıtmadığını bildiğim için seçimler benim için önemsizdir.

HDP ye olan kuşkum içindeki kürtlere değil içindeki solcularadır.Solcular HDP den ne istiyor yani HDP ile nereye varacaklarını sanıyor.
HDP bu ülkede bir çok değeri değersizleştirdi bir çok solcuyu rayından çıkardı HDP iradeyi yok etti ama bu suç HDP de değil kendi kabesi olmayan solcularda onlar her zaman tapınacak bir güç aradı işte HDP onlara tanrı oldu.

Kabahat tanrıdamı diye bir soru gelebilir bence tanrıya iananda.

Gelelim gezi olaylarına Evet ısrar ediyorum Gezi-Taksim direnişi Türkiyede Milattır.
Türkiye devrimci tarihinde bir çok milat vardır 15-16 haziran 1977 1.mayıs 6 mayıs denizin asılması. İşte bunlar gibi Gezi direnişi de bir milattır.
Gezi direnişi bir sosyalist programla çıkmadı ama sosyalist bir programın nasıl çıkış yapılacağını bize anlattı. Gezi bir işçi sınıfı hareketi değildi ama devrimin nasıl olacağını bize anlattı
Gezi egemenin burjuva olmadığını daha üstlerde bir yerde durduğunu anlattı.

Artık dünyada ve türkiyede devrim fabrika önlerinde olmayacağını işçinin adece fabrikada çalışanlardan ibret olmadığını sendikaların yetmiyeceğini düzene tepkinin sadece işçilerden olmayacağını bütün mülksüzlerin işçi sınıfının içinde olduğunu bize gezi direnişi anlattı.

Biz gezi olaylarına kadar devrimin kiminle ve nasıl yapılacağını hep aradık ve gezi bize bu cevabı verdi.
Dünyada egemen sınıfın ne olduğunu bize gösterdi .Onun için GEZİ BİZİM İÇİN BİR MİLATTIR.

ahura mazda
26-04-2015, 11:52
Turin düşüncelerin yeryüzüne ayak basmıyor havada fikirler.

turin
26-04-2015, 12:47
Turin düşüncelerin yeryüzüne ayak basmıyor havada fikirler.

Evet, haklı olabilirsiniz.. Bendeki sıkıntıda bu aslında:)

Neyse zaten başlıktaki tartışmanın tarafı olabilmem mümkün değil, sadece fikrimi ifade etmeye çalıştım..

Saygılar

spartacus
26-04-2015, 21:52
Sn Spartacus.Bayağı uzun bir yazı yazmışsınız.Sizin yazınızı okuyunca aklıma eskiden askere gitmiş bir gencin köyüne yazdığı mektuplar aklıma geldi.Bende yazılarını okurken askere gitmiş birisinin teskere alana kadarki geçen zamanda tüm mektuplarını okuyup, tüm yazdıklarına göre bir cevap yazdım, seninkilerin toplamı çok daha uzundu, eğer bu tarz eğreti laf etmeyi bir halt sayıyorsanız...
Halbuki konu banpartizimle kemalizm,in bağlantısı ne kadar olmuştur.
Bu ara HDP deki kuşkularım. Bir şeyi amacını yapacaklarını yaptıklarını söylediklerini bir yere sığdıramazsan insanda kuşkular oluşur İşte bende HDP nin kürt siyasetimi yoksa türkiyenin genelinin siyasetinimi yaptığını anlayamadığım için kuşku duyduğumu söyledim.Hayır kuşku filan duyduğun yok, senin sorununu açıkca dile getirdim. Madem böyle bir kuşkun var ne demeye şundan bahsetmiyor da, efendim bundan bahsetmiyorda diye ifadelerde bulunuyorsunuz? Kemalizm nedir yahu? Bonapartizmden ne kadar etkilenmiş demeniz dahi abes olur, bizzat Bonapartizmdir! Kelimenin soyutlanmış anlamıyla! Ve aynen ittihat Terakki de bonapartistir, biraz inceleyin. Peki Bonapartizm nedir? Burada, kavram olarak Bonapart ailesi bizi ilgilendirmiyor, asker ve bürokratlara dayalı, stotüko korunumu(!) ve ben ekstraları da ekliyorum İttihat Terakki ve kemalizm için, darbecilik(mecburen!), tasviyecilik(mecburen!)... Mesela yıllardır şu forumda -ki SHP hariç- CHP sağ bir parti, öteki kendisine muhafazakar diyenlerde sağ filan değildir, ya çapulcudur ya da gericidir diyorum-stotüko bir şey ifade ediyor mu?

Tutarlı olmakta, dürüst olmakta erdemdir, kişiyi cehaletten alır, sizin kaygı ve kuşkularınızın nedeni sosyalizm değil AKSİNE kapitalist ideolojiniz, mektubum uzundu, ama kabaydı, yani siz rahatlıkla anlamış olmalısınız..

Ben seçimlere katılmayan bir insanım yani seçimler bu ülkede millet iradasini ve demokrasiyi yansıtmadığını bildiğim için seçimler benim için önemsizdir.Mesele katılıp katılmamanız değil, katılmıyorsunuz, katılıyorsunuz diye bir ölçütümüz olamaz, hem olabilir mi?(!) Ve madem bilimde kuşku vardır, bilimde OLGU'da var. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Olgu) Lütfen maddeleri okuyun... Halbuki mektubumda size gayet basit olarak anlatmıştım..
HDP ye olan kuşkum içindeki kürtlere değil içindeki solcularadır.Solcular HDP den ne istiyor yani HDP ile nereye varacaklarını sanıyor.Sürekli kendi burjuva ideolojiniz için bahane üretmeyin. Ben size açık söyledim, orası bir alandır, bu alanda size engel olan ne var? tek bir şey engel olur, HDP'nin tavrı, lakin SHP örneğini verdiğim gibi, kapıları kapalı değil! HDP den neyi, ne düzeyde bekleyebileceğinizi de uzun dediğiniz asker mektubu kadar basit olan yazıdan anlayamadınız mı? Ne beklentisi, beklenti değil mesele olanaklardan yararlanmak, buluşmak!? Hadi sizi irrite eden asıl mevzuyla bakalım, kürt! lafzıyla öyle bile olsa, kaç kez daha izah etmeli, ulusal mücadelelerde önemli olan hangi sınıfın lider olduğudur, bu mücadelenin kapıları size kapalı mı?!!! (kaç kez daha sormalıyım bunu?). Ulusalcılık bir burjuva ideolijisidir ve sanırım bunu biliyor olmalısınız, haliyle bu minvalde kendinizi de bir elekten geçirin, yani eemen ulusun tarafında taraf olmanız ile ezilen ulus tarafında taraf olmanız burjuva ideolojisine olan bağlılığınız namına bir şey değiştirmiyor, lakin sizinkisi erdemli olan değildir, erdemli olan ezilenin tarafıda durabilmektir-bu kişisel yanı-. Politik yanı ise mektubumda sınıfsal önderlik meselesi olarak zaten açıklamıştım!...

HDP bu ülkede bir çok değeri değersizleştirdi bir çok solcuyu rayından çıkardı HDP iradeyi yok etti ama bu suç HDP de değil kendi kabesi olmayan solcularda onlar her zaman tapınacak bir güç aradı işte HDP onlara tanrı oldu.
Buradan da anladığım sizin solculuğunuz tipik milliyetçi sol gelenektekiler olmalı, aman ne değerler, ne değerler!! kaldı ki, bu halde, yoldan çıkmamışlar, aksine iyi kötü bir yola girmişler demektir -ki eleştirin yine yersiz, yolu olan zaten çıkmaz. O nedenle defalarca sordum, HDP'den ne bekliyorsunuz da, beklentilerinize uymuyor mesele budur.

Gezi direnişi bir sosyalist programla çıkmadı ama sosyalist bir programın nasıl çıkış yapılacağını bize anlattı. Gezi bir işçi sınıfı hareketi değildi ama devrimin nasıl olacağını bize anlattı
Gezi egemenin burjuva olmadığını daha üstlerde bir yerde durduğunu anlattı.
Bunları anlatın, benle Geziyi tartışın diye girmedim o konuya. HDP ye gelince şundan bahsetmiyor, bundan bahsetmiyor diye eleştiren siz iş Geziye gelince iki yüzlü bir tavır sergilemektesiniz! Bunun farkına vardınız mı? varmadınız mı?. En azından elimizde materyalizm gibi bir felsefik zemin, bilim gibi objektif bir satıh var değil mi?!

Artık dünyada ve türkiyede devrim fabrika önlerinde olmayacağını işçinin adece fabrikada çalışanlardan ibret olmadığını sendikaların yetmiyeceğini düzene tepkinin sadece işçilerden olmayacağını bütün mülksüzlerin işçi sınıfının içinde olduğunu bize gezi direnişi anlattı.

Biz gezi olaylarına kadar devrimin kiminle ve nasıl yapılacağını hep aradık ve gezi bize bu cevabı verdi.
Dünyada egemen sınıfın ne olduğunu bize gösterdi .Onun için GEZİ BİZİM İÇİN BİR MİLATTIR.
Size henüz yeterince bir şey anlatamamış, lakin bize ya da bana Gezi anlatmadı, öteden beri biliyoruz. mektup uzayacağı için girmeyeceğim, ama dilerseniz gireriz. Gezi MİLAD filan değildir, kişisel ideolojik rahatsızlıklarınızdan dolayı(deşarj!), hedefi belli eylemlere, şeyh uçmaz mürit uçurur misali olduğundan fazla yüceltmeyin, teorik olarak diyorum!, stratejik hattı olarak diyorum. Kapitalizmde kitleler herhangi bir şeyden rahatsız olabilir, cümle alem ayağa kalkabilir, kapitalizmin doğası belli, kitleler sömürüldüğünü bilmeseler bile(!), mutsuz milyonlar, cinnet hayatı yaşayan milyonlar demektir ki yer yer toplumsal, kitlesel kalkışmalar da bir o kadar doğaldır. Sosyalist bakış açısında ise önemli olan hangi sınıfın, stratejinin(hedeflerin) önderlik ettiğidir. Politika nedir? Kitlelerle buuşmak nedir bilir misiniz? Gidip tek tek kafa insan örgülemek-dayatmak vb değildir. Kapitalizmde, kitleler,,, dönem, dönem kitlesel hareket halinde olacaklar ve politika üreten 3 kişi bile olsa, eğer bu 3 kişinin o kalkışmalarda belirlediği politika, kitlelerinde politikası, hedefleri haline getirilebilirse, işte o 3 kişi deyip küçümseyebileceğiniz gündelik politika üretenler, o koca kitleyle bir olmuş demektir. İşin, çalışmanın, olanaklardan yararlanmanın özü budur. Ama sizin İttihatçı kafadaki 3 kişiniz şu şekilde, pehh neden katılacakmışım, devrim demiyor ki, neden katılacakmışım mülkiyeti ortadan kaldırmayı hedeflemiyor ki, ne gereği var ki, sağlam 3-5 kişi olsa, hükümeti silah zoruyla devirse devrim tamamdır vs! Bunlar sizin hedeflerinizdir, katılacaksınız ki bütünleşme şansı bulasınız değil mi, o nedenle önceki mektubumda bunuda açıklamıştım. Eleştiride kulvarınız, açınız önemlidir, bir şeyi eleştirecekseniz o şeyin kapasitesi ölçeğinde yapmalısınız, eksik ise bu halde de olanaklar ölçütünde hedef tayinlerine etki etmeniz gerekebilir demiştim!?... (kurtulursanız İttihat terakkici örgütlenme modellerinden anlamanız kolaylaşır)...

Siz sırf AKP nin burjuva Cumhuriyetin milli üst yapısı ve kurumları, milli burjuva ideolojisine olan dokunuşlarından dolayı, hayli burjuva rahatsızlık içerisindeydiniz, Gezi gibi tepkiler ise sizin deşarj olmanıza yol açtı! Benim subjektif duruşunuzla ulaştığım sonuç bu! Daha durun, burjuva ideolojinizin, sermayenin sınırlarının statüko bekçisi noktasına vardığınında mektubunu alacaksınız.

HDP seçim çalışmalarında olanaklardan yararlanmaya gelince de belirsiz bahaneler üretiyorsunuz. Pekala bende sizin bahanelerinizle Geziyi karşıma alabilirim ve alsaydım siz oturup benim kafamla, şahsımın bilmem nesiyle tutunduğum tavır olarak yorumlardınız, halbuki başından beri size diyorum, bunun nedenleri kafalar değil, strateji ve bilinç-objektiflik ile ilgilidir. Stratejiniz nedir? İlelebet kapitalist devleti -esiri edildiğiniz subjektif etiketler adına-, sistemi ve sütotukoyu(üst yapı kurumlarını, sermayenin sınırlarını!) korumak, ama devrimcilikten de söz ediyorsunuz ki ne gam... Dünya da sosyalizm, nasyonalist sosyalistlerden kurtulmadıkça -hatta dünya işçisi sınıfı, emekçileri, hatta her bir insan bile- kirlilik ve dezenformasyon son bulmayacak. Bu dezenformasyon burjuva devrimlerin etkisinde kalmışlıkla ve daha bir etkili olarak 1930 lu yıllarda Almanya ile başladı, mirası devralan ABD ile de yarım yüzyıldan fazla devam etti... Peki sermayenin milleti, sınırları olmayacağını ve sistem içi olanaklar ve burjuva siyasetine muhalefetin kitlesel zeminlerini de küçümsememeniz gereğini anlamanız için Gezi'den başka ne gibi, nasıl bir eyleme ihtiyacınız var? Üst paragrafın snundaki ifademe açıklık getirmiş oldum.

Son olarak kişi olarak HDP oy vermeyebilirsiniz, gerekçeleriniz sizi bağlar ve ben oturup tercihlerinize karşı bir ifade de bulunmam, yermem de, beğenip beğenmemek gibi bir lükse girmem de. Ama siz kendi kişisel tercihlerinizle başkalarını değerlendirmeye kalkarsanız böyle asker mektupları alırsınız, inceden, inceye haddinizi bilin diyen. Yok amacınız teorik temelde tartışmak ise, lütfen kişisel tercihlerinizi kendinize saklayın.

Not: Er mektubudur görülmüştür.

kartopu
27-04-2015, 12:32
Sparkacus-tarz eğreti laf etmeyi bir halt sayıyorsanız...

Bizim oaralarda HALT kelimesinin karşılığı BOK tur
yani insandan çıkan değersiz bir madde .Benim sözlerim değersizse cevap vermeyebilirsiniz.Bu sizin terciğiniz.
Son dönemlerde her kes birbirine had bildirmeye başladı bu bulaşıcı hastalık her halde son dönemin hastalığı olsa gerek
Yine çok uzun asker mektubu yazmışsınız
Bana uzun mektuplar ve uzun konuşmalar sıkıcı geliyor onun için okumuyorum.

Ha konu gezi direnişi ise elbette teori tartışılacaktır çünkü yeni dönemin yeni teoriye ihtiyacı var.

Yazılarınızın içinde milliyetçi ulusal burjuva kelimelerine rastladım hiç önemsemedim ve değersiz bir tanımlama olarak gördüm.

spartacus
27-04-2015, 14:45
Bizim oaralarda HALT kelimesinin karşılığı BOK tur
yani insandan çıkan değersiz bir madde .Benim sözlerim değersizse cevap vermeyebilirsiniz.Bu sizin terciğiniz.
Son dönemlerde her kes birbirine had bildirmeye başladı bu bulaşıcı hastalık her halde son dönemin hastalığı olsa gerek
Yine çok uzun asker mektubu yazmışsınız
Bana uzun mektuplar ve uzun konuşmalar sıkıcı geliyor onun için okumuyorum.
1. GÜN OKUNACAK - Asker mektubu mevzusu, süre 1 dakika-
Asker mektubu derken siz değersizleştirmiş olmadınız mı? Değerden bahsediyorsunuz? Hala o saçtığınız haltı mektup diyerek! -siz neyim oluyorsunuz ve ben size neden mektup yazayım, dalga geçmenin de bir şanı, şerefi var- kaşıyıp etrafa yayma eğilimindesiniz, gereksiz bir dolu açıklama yaptırıyorsunuz-.. Buyrun kısacık! http://tr.wiktionary.org/wiki/halt_etmek

3 aslında 9 yazına tek cevap verdim, okuduğum yazılarının toplamı, yazdığımdan daha uzundu(7-8 kat üstelik)! Tarzım bu, 5 sayfa tutan muhatap yazılarına 1 sayfa cevap vermek, ama önce bekleyip, o kişiyi dinlemek! Zor değil, paragrafları ayrı, ayrı okuyun benim sizin 9 yazınızı ayrı, ayrı okumam gibi!

2.GÜN OKUNACAK -MİLLİ BURJUVA İDEOLOJİSİ- 4 dakika
Ulusal mücadeleler ya da tersinden ulusal stotükoculuk burjuva ideolojisidir, yanlış biliyorsam siz beni aydınlatın, aksini anlatın bana! Tanımlama yapmadım, analiz yaptım. Şimdi, şuracıkta olmuş değil, ifadelerin üzerinden ulaştığım sonuç budur. Burjuvazinin handikaplarını-stotüko, sermaye sınırlarını-, asimilasyonla, baskı ile, ezme politikalarıyla tutması-gidermesi, size ne sağlıyor? Ulusal varlık kapitalizm de bir tehdit unsurudur, çünkü kapitalizm ulus kimliğini, üst yapı kurumlarının bir biçimi olarak kullanmaktadır, haliyle her ulusun, kendi üst yapı kurumlarını oluşturması hakkı-meşruiyeti doğar. Örneğin feodalizmde ümmet gibi ve örneğin Osmanlı'nın alevilere yaptığı zulüm gibi! Neden? alevi oldukları için mi? Hayır ayrı bir devlet örgütlenmesine, yani üst yapı kurumları oluşturma hakları, potansiyeli olduğu için -siz stotükocu solcuların kaygısı bu değilse nedir?. Beriki bu hakkını sünnilik üzerinden fiili olarak kullanmakta! Eğer suç ise, egemen olan bu suçu zaten fiili-yerleşik işlemekte!!!

Ama şu olur, egemen sınıfın sömürü sınırları daralır, çıkarları zedelenir, siz beni anlayabiliyor musunuz, konumlandığınız yerleri ve burjuva ideolojisi stratejisini anlayabiliyor musunuz? Kemalizm konusunda da kendinizi elekten geçirin, ideoloji filan değildir, Kemalizm(ki Kurtuluş savaşı ile ilgisi yok, M.Kemal ile bile)Osmanlı İttihat Terakkiciliğinin, Türkiye'de yeniden hayat bulduğu dalkavuk bir zemin oldu(Bonapartizm ifadelerini, burjuva dalkavukluğunu, beni anlayabiliyor musunuz?)

3.GÜN OKUNACAK -BONAPARTİZM-tepedenlik, bürokratik açı-, İTTİHAT TERAKKİ GELENEĞİ, TASVİYECİLİK- 5 dakika
Son olarak yıllardır sol hareketin, ulusal mücadeleye yamanmasına karşı birisiyim! Ancak fiziksel ya da asgari müştereklerde bir aradalığı, stratejik boyutlara taşıma hatasına düşmemelisiniz. Örneğin bu forum, paltformdur, her görüşten insan asgari müştereklerde bir aradadır, şimdi, şu an o platform HDP'dir, yarın olmayabilir, dünde değildi, ama şimdi öyle!. Asgari, azami müşterekler var, bu gün ülkedeki toplumsal yapı ve dinamikler, asgari müştereklerde birliği işaret ediyorve yazımda da günümüz gerici hükümetin toplumsal dinamiklerde yaratacağı olumsuz koşullar olarak açıkladım, hem devrimcilikten bahsedip hemde gericiliğe karşı mücadele etmemek duruşu, abes ve platformda şunlar ya da bunların varlığı çerçevesi(stotüko kaygısı, milli ayıraç!) Bonapartizmden etkilenmiş değilse nedir?. Ve neden tasviyecilik geleneğine vurgu da bulunuyorum? Bu gelenek İttihat Terakkiden beri gelir, bu geleneğe göre bir şey yapılacaksa her şeyi kendisi yapar, bir asgari müşterek aranacaksa, aranamaz, kendisi yeterlidir, toplumsal dinamiklere(eğer etiketlerine uymuyorsa) süreğen burun kıvırır ya da karşı rolü üstlenirler vs.. Sonu ne? Bölünerek-tükenerek çoğalmak(bir kaşık suda yüzlerce ayrı sol yapı!)! Sonrada bana gelip emperyalizm böl-parçala ifadelerinden dem vurursunuz, olmaz..
Yazılarınızın içinde milliyetçi ulusal burjuva kelimelerine rastladım hiç önemsemedim ve değersiz bir tanımlama olarak gördüm.Hak mücadelesi, ezilmişliğe, baskı ve zulme karşı mücadelelere emperyalistlerin böl parçala yönet(iç-dış düşman teraneside ekledin mi tamamdır) oyunu-kozunu öne sürmeniz gibi, dejenerasyon çabanız!. Ki bu her koşulda geçerli değildir, Türkiye'de de geçersizdir(hak durumu var!), ama Suriye'de geçerlidir, çünkü ulusal hak durumu yok, bütüne hakim olma talebi var ki o tür koşullarda istikrarsızlık ve bölünmeler emperyalistlerin işine gelmez!. Bir kader tayini hakkı yok(önceki paragraf)!

Kısaca önemsememeniz sizi bağlar, beni ve gördüklerimi değil.

kartopu
28-04-2015, 09:33
Sn Spartcus.
Sizinle neyi tartışacağız.

Had bildirmeyimi.

Halt,ımı

Kemalizm-,Bonabartizm arasındaki farkı ve benzerliklerimi.

HDP yimi.

Kürt meselesinimi.
Milliyetçilik-Ulusal -Küresel -Burjuvayımı

Yoksa Gezi-Taksim direnişinim.Niçin MİLAT tır ımı.

Bunların hepsi ayrı ayrı tartışılacak konular
Birbirleri ile bağı var bazen yok.
Bu hangi konumda nasıl düşündüğüne bağlı öyle 4 dakika 5 dakika ile açıklanamaz.
Bu kunular aynı sayfada açıklanmaya kalkılırsa hiç öğretici olmaz eleştirilerde gerçek yerini bulmaz.

Bu işten sadece aşığılanma ve hakaret çıkar.Ben bu tür tartışmalarda yokum.

spartacus
28-04-2015, 12:18
Sn Spartcus.
Sizinle neyi tartışacağız.

Had bildirmeyimi.

Halt,ımı

Kemalizm-,Bonabartizm arasındaki farkı ve benzerliklerimi.

HDP yimi.

Kürt meselesinimi.
Milliyetçilik-Ulusal -Küresel -Burjuvayımı

Yoksa Gezi-Taksim direnişinim.Niçin MİLAT tır ımı.

Bunların hepsi ayrı ayrı tartışılacak konular
Birbirleri ile bağı var bazen yok.
Bu hangi konumda nasıl düşündüğüne bağlı öyle 4 dakika 5 dakika ile açıklanamaz.
Bu kunular aynı sayfada açıklanmaya kalkılırsa hiç öğretici olmaz eleştirilerde gerçek yerini bulmaz.

Bu işten sadece aşığılanma ve hakaret çıkar.Ben bu tür tartışmalarda yokum.
Mektubu tartışacağız... Had bilmeyi de elbette, bunlar aşılmadıkça zaten paylaşım şansı kalmaz. Kimse dev aynasında değil(bana göre), halt edersem had bildirin, teşekkür ederim, madem sizin oralarda anlamı farklı, temizlerim... Size yazılanı asker mektubu düzeyine indirmediniz mi? Objektif konularda, kendi kişisel tercihlerinizle, başkalarının tercihlerini kıyaslamakta neyin nesi(sizler kabe, diğerleri etrafınızda dönen hacı değilki)? Bu tür tartışmalarda yokum demezden evvel, bu türe ne kadar katkı sağladınız buna da bakın.

5 dakika ile olmaz demektesiniz(ki bunu bende diyorum, mektubuma literatüre o dile de gir-e-meyeceğimi belirterek başlamıştım-Aileme, Almanyadaki akrabalara, bakkala, terziye, halama.... selam ederek). Ama 9 yazınıza, 1 cevap yazdım diye yazının uzunluğundan, asker mektubu diye şikayet ettiniz! İfadeniz, lahana ve perhiz olmadı mı şimdi.

Neyse sahte gülüşü beceremem ve gerçekçi bulmadığım gibi sahte süslü, hep öven, destekleyen, olumlu cümlelerde kuramıyorum(konu, ortam belirliyor), kimseden de beklemiyorum, beklentiniz bu ise tartışmamak benim içinde isabetli... Milli burjuva ideolojisi de anlaşılmayacak bir şey değil, ulusallık, burjuva ideolojisidir, ciddiye alsanız ne almasanız ne, objektif olarak bu böyle(bir olgu), ümmet ideolojisi olsa idi bu halde de meseleyi feodal düzeyde arardık. Başka millet antipatisi, stotüko merkezli kaygı öne sürümleri, bahane arama nedir? Asgari müşterek birlikteliği(!) kabul etmiyorsunuz, ayrılığı da, ama sizin kullandığınız her ne ise, onların da hakkı değil mi(madem siz kullanıyorsunuz?)? Bir yapının stratejisini eleştiriyor olsaydınız anlardım, siz sakınca ekseni etiket-stotüko temelinden yaklaştınız, ulusal-stotüko temelli bakış açısı işte! ben ifade edince neden sorun oluyor?:confused::yield:

İlahimasal
28-04-2015, 13:27
kürtler sol kavramları ,sol düşünceyi ve yapısını etki alma durumları mümkün deildir.

kürtler sol kavramları,menfaatleri,amaçları,gücü ele geçirmek için kullanırlar sadece.

kürtler o bölgede devlet kursa nolcakki,halkın başına taç mı takacaklar?

kürtler o bölgede kemikleşmiş bir din yapısına sahip zaten....sol düşünceler uymaz onlara.

kürtler o bölgede devlet kursa ,hizmet edeceği güç belli zaten...bici obama


tamam türkiyede durum çokda iyi deildir..fakat yeni kurulması için çaba sarf edilen hayali devlet için neden solcular çaba verip, sağcı,emperyalist,dinci yapıya teslim edilecek bir köleliğe hizmet etsinlerki.

kürtler din konusunda 5 kat daha yapısallaşmışdır. sol bünyelerine uymaz..

kartopu
28-04-2015, 23:42
Evet mektup. Asker mektuplerı uzundur çok soru vardır içinde özlem ama cevaplar hepsi iyi salamları var denir geçer.
Bende uzun ve içinde çok konu olan yazılardan sıkılırım çoğunu okumam onu belirmek istedim.
Başka millet antipatisi, stotüko merkezli kaygı öne sürümleri, bahane arama nedir?
-Asgari müşterek birlikteliği(!) kabul etmiyorsunuz, ayrılığı da, ama sizin kullandığınız her ne ise, onların da hakkı değil mi(madem siz kullanıyorsunuz?)?
-Bir yapının stratejisini eleştiriyor olsaydınız anlardım, siz sakınca ekseni etiket-stotüko temelinden yaklaştınız, ulusal-stotüko temelli bakış açısı işte! ben ifade edince neden sorun oluyor?
Sorularınıza cevap vermekle başlayayım.
1-Başka millet sorunu olmadığını düşünüyorum.Ama kapitalist gelişme gereği doğu bölgelerinde yatırım azlığı nedeni ile fakirlik ve geri kalmışlık söz konusudur.Türkiyede yaşayan kürdler ırak suriye (iranı tam bilmiyorum) a benzemeyen bir yaşam biçimleri vardır yani biz ezilmişlik top yekün yoktur Devlete ve sermayeye türkler kadar katılımcıdır.
2-Benim eleştirim kürtlere (bu tartışmalarda)değil Daha çok kürt siyesetini destekleyen solculara bunu statüko ile ilgisi yok.Onuları tam olarak ne yaptığını anlayamıyorum ve kuşku duyuyorum .Bazı durumlarda kürt siyeseyine eleştirel yaklamak saldırı ile sonuçlanıyor.Özellikle bu seçim döneminde bunları gördük.
3- Bütün eleştirileri statüko temeli diye eleştiriyi red etme azmi var eleştiri yapanlar ya ulusalcı ya milliyetçi ya statükocu oluyor bu eleştiriyi bile hazmetmemektir.

Ayrıca kürt hareketinin staretejisini biliyoruz kendi bölgelerinde kendilerini devletle birlikte yönetmek.Kürt burjuvazisinin o topraklarda biriken sermayeden pay almasını sağlamak.O bölgelerin gelişmesinde kürt burjuvazisine hak tanınmasını yaratmak.
Bunların hiç birine karşı değilim.Ama kendine devrimci diyenler bu staratejilere katılım yaparken açık ve net olmalıdır.
Yoksa uyduruk ekolojik komin demokratik özerklik gibi altatmalar inandırıcı değil.

Dünya küçüldü bilgiye ulaşım çabuklaştı artık aldatabilecek insan pek kalmadı en iyisi açık olmaktır.
Bakın S.Demirtaş ne diyor AKP ile koğalisyon kurarız dediği gibi 8 haziran sabahı bütün kepenkler açık olacak hayat normal olan akışını yaşayacak diyor.
Yani devlete güvence veriyor kriz yaratmayacağız diyor. Halbuki bu seçimlerde hile olacağını köydeki Ahmet ağa bile biliyor.

ahura mazda
29-04-2015, 01:27
Şimdi ekseriyetle yanlış bir olay var. "Kürtler" yekpare bir bütün değil,bir bütün olmadığı gibi tek bir liderin itaati altında da değiller tıpkı "Türkler" de olmadığı gibi. Bu coğrafya da ciddi bir kimlik bunalımı var,herkesi ilgilendiren herkesi içine alan bir kavramımız yok. Bu ayrı bir tartışmanın konusudur.

Gelelim şimdi bir bütün olmayan kürtler mevzusuna kürtler dediğiniz insanlar içimizdeler kapı komşularınız,aşağı mahallenin sakinleri yan köyde ikamet edenler vs. Bu ülke de iç içe geçme durumu var yani kürtler tıpkı türkler gibi bu ülkenin asli unsurları bu coğrafyanın asli unsurlarıdır. Bunu istediğiniz kadar tartışın sonuç değişmez. Ayrılmak isteyen kürtler yok mu ? var elbette bir devlet kurmak isteyen insanlar var ancak diğer taraftan kuzey ırak bölgesel kürt yönetimi ile bizim kürtlerin aralarında ciddi bir bağ yok,kültürel ve etnik bağın dışında ciddi bir zıtlaşma var,lehçenin farklılığı da apayrı bir mevzu anlaşmalar sıkıntılı. Kuzey Irak'ta Barzani aşireti tüm hegemonya'yı ele geçirmiş durumda iktidarı paylaşma gibi bir istekleri de yok. Buradan çıkarılacak sonuç ciddi bir mutabakat zeminin olmaması yani Türkiye Cumhuriyeti ile barışmak çok daha kolay,çok daha basit ve daha imkanlı bir seçenek elbette bunun için akli selim iktidarlara ve düzgün bir yönetim ve yasalara ihtiyaç var.

Gelelim kürtler ve sol meselesine,kürtler sol görüşlü olamaz gibi bir durum yok şuan kürt siyasal hareketinde sol düşünce egemen. Sağ düşünce egemen olsaydı zaten şuan savaş atmosferini konuşuyor olurduk. Sol düşünce ve din bağdaşamaz anlaşamaz diye bir olay da yok. Yani toplumun dindar olması sol görüşlü olamayacağı anlamına gelmez. Bunu kafanızdan çıkartın,avrupa'da ilk sosyalist hareketin içerisinde gayet ciddi dindar halk tabanı vardı. Yani avrupa halklarının sekülerleşme serüvenini hepiniz az çok biliyorsunuz,zamanla olan bir durum. Türk toplumunun ekseriyetinin durumu ortadayken buradan kürtlere ayrı bir pay çıkarmak ironik ve komik kaçar. Madımak oteli yakılırken Allah'ım bu senin ateşin diyen vatandaş kürtçe konuşmuyordu.

Velhasıl hdp gibi bir parti Türkiye için bir şans barajı geçerse bu şansı çok daha iyi anlayacağız umuyorum,toplumun normalleşme sürecine hız katabilir. Hdp geçemezse sıkıntıları görmeye başlayacağız,şayet sol'a eğilimli kürt hareketi tabanın baskısıyla değişir ve sol gruplar tasfiye edilirse o zaman uzlaşma ve anlaşma zemini bulmak mümkün olmayacak hatta Türkiye'de zaten iktidar olan merkez sağ,aşırı sağa kaymaya başlayacak buda herkes için tehlike çanları demek,ciddi kanlı bir iç savaşın habercisi demektir.

kartopu
29-04-2015, 10:14
Bende kürt hareketini türkiyenin genelinin dışında görmüyorum Bu ülkenin genelinin sorunları kürt bölgelerinin sorunları ile aynıdır.
Batı bölgeleri ile değişiklik gelişmede geriye düşmektir.

Fakat şu an HDP ve benzeri siyasetlere bir şans doğmuştur O bölgelerin gelişmesi için pazar orta doğuya yönelmiştir yani türkiyenin doğusu hiç olmadığı kadar pazara yakındır.
Onun için çeşitli iş adamları denekleri ve kurumları doğu güney doğu için projeler üretmektedir o bölgeler için bir çok iddialı sözler sarfedilmektedir.

Bunu belki o bölgelerde siyaset yapanlar bulundukları topluma anlatır o bölgeler büyük bir atelye haline dönüşür geç kalınmış kalkınma yakalanabilir.

Bunun hem devletin hem sermayenin hemde bölge siyasetçilerinin kordileli çalışması gerekir.Bu sayede batıya göç önlenir hatta batıdan doğuya göç bile başlar.
Çin,i Hindistan,ı Vietnam,ı Mısır,ı düşünün niçin o bölgeler bu fırsatı yakalamasın.

İşte bu gerçekçi siyaset hem kürtlere hemde solculara anlatılmalı.Bu yeteri kadar anlatıldığında bu gün oluşmakta olan bütün gereksiz tartışmalar olmayacak.

Belki tartışılan konu gelirden alınan payın ne olacağıdır.

ahura mazda
29-04-2015, 11:54
Şimdi bölgenin gelişmemesinin sebebi bölgenin coğrafi konumu ile alakalı. Tarım arazileri olsa da sulamalı tarımın yapılacağı araziler kısıtlı,bölgenin ekseriyeti çorak ve aşiretler ciddi anlamda güçlü,topraklarda parsellenmiş durumda. Yani tarımı desteklemek bir ölçü de etkiler. Gelelim ticaret kısmına,bölge kitli bir bölge yani denize komşu değil,kara ticareti de sınırlı. Geriye kalıyor maden ve sanayi üretimi buna dair de ulaşım yetersizliğinden dolayı yatırım yapılmıyor.

Feodalite çok güçlü halbuki 21.yy'da bunun yıkılması gerekirken neden yıkılmadı ? sebebi çok basit demokrasiye entegre olamadı bölge,öncelikle dayatılan türk kimliği etkili oldu sonra da sağ iktidarların ağalarla anlaşıp oy toplamasından dolayı. Yani aşiretler Pkk'dan çok önce bilerek ve istenerek günün çıkarları gereği desteklendi. Normalde büyük şehirlerde ciddi seçim çalışması yürütülür,kapı kapı dolaşılır,seçmen ikna etmeye çalışırken orada geçmiş ve günümüz hükümetleri çok daha kolay bir yolu seçti ağalarla anlaşmayı. Yani bölge sanki Türkiye'nin bir yeri değilmiş gibiydi,insanların sürgün yeriydi güneydoğu hala öyle değişen bir durum yok. Kimse İstanbul'u,İzmir'i bırakıp Şırnak'ta yaşamaya kalkmaz oranın yerli halkı da dahil buna. Töre cinayetlerinin mevcut yasalarla desteklendiği zamanlar oldu, mevcut hükümetler yasalarla adeta töre cinayetlerine çanak tuttu,ceza indirimlerine gitti bu çok sonraki yasalarla düzeltildi. Hepinizin bildiği mevzular bunlar.

Velhasıl bölge günün kolaycılığı ve ciddi asimilasyon politikaları sonucu karanlıkta bırakıldı. Daha yeni bir aydınlanma yaşanıyor. Millet nedir ? Biz kimiz ? Geçmişimiz nasıldı ? Ne yapmalıyız ? Gibi sorular yüksek sesle dile getirilmeye başlandı. Önceden malum olacağı üzere Kürt dediğin Dağ Türküydü. Darbe hükümetleri böyle adlandırmayı uygun gördü halbuki ülkenin kurucu meclisinde mebuslar veya bugünün tabiri ile vekiller kürtlerin gayet farkındaydı ve kürtleri bir millet olarak tanımlıyorlardı açın tutanaklara bakın,70'e yakın kürt mebus da var o dönemde. İlk meclis kürt kimliğini tanıp,bilip bir cephe alırken 1980'de kürt kimliğinin yok sayılma sürecine nasıl gelindi ? Buda çok önemlidir.

Tabii bunları söylüyorum ama en başında da söylediğim gibi aslında türk kimliği de kürt kimliği de ayrıca sorgulanması gereken kavramlardır. Kürt kimdir ? Nedir ? Türk Kimdir nedir ? Bunlar ciddi anlamda tartışılmadığı ve belli bir dayatılma içine girildiği için şuan için herkesin kafası bulanık durumda.

Yani gelirden pay alınma veya bir rant paylaşımından ziyade ortada bir buhran var. İnsanlar özgürce konuşabilmeli Türkiye'de bu çok kısıtlı,ırkçılık ve ayrımcılık had safhada. Türkiye'de kürt nüfusu bile belli değil. Daha kürt sorunu bitecek,alevi sorunu,roman sorunu,laz sorunu,lgbt hakları,rum sorunu,ermeni sorunu vs. gibi bir yığın etnik,mezhepsel,cinsiyet temelli sorun var.

Mesela kürt hareketinde en temel eksen "kadın hareketi" Her şeyden önce üstte saydığım mevzulardan önce bu ülkede kadın sorunu var ve bunu en güzel şekilde dillendiren kürt siyasi hareketi. Güneydoğu'da herkesin bildiği bir gerçeklik kadının adı yok,feodalite egemen olduğu için erkek evlat çok önemli babalar sadece oğullarını evlattan sayıyor. Oğulları okusun,bilgilensin,güçlensin istiyor ama kız evladını bir namus belası,bir namus derdi olarak görüyor o yüzden hemen evlensin de gitsin sorumluluk almayayım noktasında yaklaşıyor,bu sadece tabii bir bölgeye sıkıştırmak yanlış Türkiye'nin ekseriyetinin sıkıntısı var. Kürt Siyasal hareketi,diğer bölgelerde yaşayan insanları da bu soruna dokunmaya mecbur ediyor,ite kaka da olsa. Eş başkanlık sistemi çok yerinde ve mantıklı bir hareket. Sloganda gayet güzel Jin,Jiyan,Azadi - Kadın,Yaşam,Özgürlük

Yani aslında mantıklı düşündüğünüzde hdp şuan düzgün bir çizgide pkk'nın silahlı eylem faaliyetlerini bırakması da bu sorunları daha görünür kıldı.

Yani Kürtler bölünür mü bölünmez mi ? Asıl sıkıntımız bu olmamalı asıl sıkıntımız mevcut sorunlar neden var niye bu sorunların üzerine gitmiyor ve sorgulamıyoruz olmalı.

Toprak bütünlüğü ve hakimiyetinden ziyade insanı baz alan sorunlarla yüzleşmeye başlarsak şayet bu ülkede yaşayan insanların yaşam haklarını güçlendirmiş,güzelleştirmiş ve insanın yaşam değerini yüceltmiş oluruz. Malum olacağı üzere insan yaşamı bu ülke de ucuz,daha geçen hükümet kendi savcısını propaganda için harcamaktan çekinmedi normalde avrupa'da bir ülkede böyle bir olay olsa hükümet gocunmaz masaya oturur ve illegal grupla anlaşmaya çalışırdı. Hani geçtik iki genci öldürmesini kendi hükmüne biat eden ve bunun için çalışan,ciddi bir hukuk eğitiminden geçmiş,illegal veya devlete karşı hiçbir faaliyete bulaşmamış bir vatandaşı harcadı üstünden de propaganda yaptı. Adına da kurtarma operasyonu dediler. Velhasıl insan hayatı ayaklar altında olduktan sonra yüz ölçümün bugün mevcut olandan 10 kat büyük olsa ne olur ? Olmasa ne olur ? Şahısa ve kişiye bir faydası yok ki bu durumun.

kartopu
29-04-2015, 22:54
60 milyonu aşkın nüfusu olan fransada 7 milyon insan farklı bir dil kullanıyor fakat Fransa ülkesindeki bu insanları asla azınlık olarak tanımlamıyor. Fransız anayasasının giriş bölümünde: “Yasa karşısında tüm vatandaşların eşitliği temin edilir. Kök, din, ırk ayrımı yapılmaksızın tüm vatandaşlardan oluşan bir Fransız halkı vardır” deniyor. akedemik perspektif

Sorun etnik gurup değil sınırları denize açılımda değil İsviçre sınırları deniz görmez almanya çok az görür dünyada bir çok ülke denizle temas halinde değil.

Siz sorunları var olan durumu öylemişsiniz bunu zaten itiraz yok.Ama bu durum değişebilir ve bu değişim için çok şanslı zaman dilimi var.

Bende feodalitenin tasviyesi ancak kapitalist gelişme ile olacağını söylemekteyim İşte HDP bunu yapmak istiyor bütün beyannameleri bunu gösteriyor.Türkiyedeki iş adamlarıda bunun için hazır durumda tek neden sermayenin güvencesi bu garanti altına alındığında doğuda gelişme olabilir.İşte o zaman feodalite airetler cemaatlar tarikatlar tasviye edilir .Kadın hakları tek eşlilik çocuk planlaması kapitalizm.in gelişmesi ile mümkün olacaktır.

Bu bu güne kadar pazarın batıya kayması ile zor olmuştur devlette bu durumu değiştirmek için gayret sarfetmedi .Siyasetler bu şekilde düzenlendi ama pazar artık doğuya kaydı.

Bizde bu siyasetin açık şekilde yapılmasını ve gereksiz aldatıcı probaganda yapılmamasını bekliyoruz.

Sizin tesbitleriniz gerçek hiçte itiraz edilecek bir yan yok. Ama çözümde var yeterki sermaye güvenlik altında olsun.
Bütün dünyada olduğu gibi gelişme ya özel sektörün yatırımları ile olacak ya devlet yatırımları ile yoksa bu durum kalıcı olur.

Neva
30-04-2015, 01:49
1-Başka millet sorunu olmadığını düşünüyorum.Ama kapitalist gelişme gereği doğu bölgelerinde yatırım azlığı nedeni ile fakirlik ve geri kalmışlık söz konusudur.Türkiyede yaşayan kürdler ırak suriye (iranı tam bilmiyorum) a benzemeyen bir yaşam biçimleri vardır yani biz ezilmişlik top yekün yoktur Devlete ve sermayeye türkler kadar katılımcıdır.
2-Benim eleştirim kürtlere (bu tartışmalarda)değil Daha çok kürt siyesetini destekleyen solculara bunu statüko ile ilgisi yok.Onuları tam olarak ne yaptığını anlayamıyorum ve kuşku duyuyorum .Bazı durumlarda kürt siyeseyine eleştirel yaklamak saldırı ile sonuçlanıyor.Özellikle bu seçim döneminde bunları gördük.
3- Bütün eleştirileri statüko temeli diye eleştiriyi red etme azmi var eleştiri yapanlar ya ulusalcı ya milliyetçi ya statükocu oluyor bu eleştiriyi bile hazmetmemektir.

Ayrıca kürt hareketinin staretejisini biliyoruz kendi bölgelerinde kendilerini devletle birlikte yönetmek.Kürt burjuvazisinin o topraklarda biriken sermayeden pay almasını sağlamak.O bölgelerin gelişmesinde kürt burjuvazisine hak tanınmasını yaratmak.
Bunların hiç birine karşı değilim.Ama kendine devrimci diyenler bu staratejilere katılım yaparken açık ve net olmalıdır.
Yoksa uyduruk ekolojik komin demokratik özerklik gibi altatmalar inandırıcı değil.

Dünya küçüldü bilgiye ulaşım çabuklaştı artık aldatabilecek insan pek kalmadı en iyisi açık olmaktır.
Bakın S.Demirtaş ne diyor AKP ile koğalisyon kurarız dediği gibi 8 haziran sabahı bütün kepenkler açık olacak hayat normal olan akışını yaşayacak diyor.
Yani devlete güvence veriyor kriz yaratmayacağız diyor. Halbuki bu seçimlerde hile olacağını köydeki Ahmet ağa bile biliyor.

Turkiye Kurtleri, diger ulke Kurtleri ile birebir ayni degildir.
Burada sol'u, tum dunyadan ve dunyadaki siyasi/politik hareketlerden, gelismelerden izole ederek, tipki armut gibi durup dururken ortaya cikmis bir kavram olarak lanse etmek dogru degil. Hatta tum siyasi ideolojilere iliskin, bu armut kavram siyasetciligi yanilticidir, tum ideolojiler hareket babinda birbirinden besleniyorken ustelik idame acisindan.

Bu anlayisin adi (sahsiniza degil soylemim geneldir ) kavanoz siyasetciligidir.

Kurt siyaseti her turlu elestirebilir bunda bi beis yok, tipki Turk siyasetinin de elestirilebilecegi gibi, zaten elestirdiginizde mevcut sistemdeki hareketlere entegre olmus bir yapi olacaktir, bir fark olmayacaktir yani. Mesela burada sol'a, Kurt siyasetine destek verdigi icin elestiri getiriyorsunuz.

Ancak Kurt siyaseti icindeki sol'dan bi haber olarak, yani saniliyor ki Kurt siyaseti tamamen sag'dir, sol niye giriyor ne isi var? Hatta daha ileri goturursek, Ahmedi Nejat'in (bizde escinsel yoktur) soylemi benzeri, sol'un burjuvasi yoktur turunden cikarimlar gulunc olur. Gorusunuz hatali, Kurt burjuvasi bu ulkede her daim vardi, Cumhuriyet doneminde de mevcuttu, mecliste de vardi,yeni ortaya cikmis degildir ki yeni yeni kaymak yesin?

Peki, ornek olarak koydugunuz Demirtas ne deseydi daha ses getirici olurdu sizin icin(merak ettim gorusunuzu) ?

8 Haziran'da kepenkler kapanacak mi demeliydi? Yoksa,
Hayir AKP ile koalisyon kurmayacagiz mi demeliydi?

spartacus
30-04-2015, 02:04
1-Başka millet sorunu olmadığını düşünüyorum.Ama kapitalist gelişme gereği doğu bölgelerinde yatırım azlığı nedeni ile fakirlik ve geri kalmışlık söz konusudur.Türkiyede yaşayan kürdler ırak suriye (iranı tam bilmiyorum) a benzemeyen bir yaşam biçimleri vardır yani biz ezilmişlik top yekün yoktur Devlete ve sermayeye türkler kadar katılımcıdır.
Geri kalmışlık, fakirlik bunların konumuzla bir ilgisi yok. Objektif de değil, söylemelerinize dayanak da değil. Uzun yazılardan sıkıldığın için detay girmeyeceğim. Sizin bu yaklaşımınız yıllarca ABD de sürdürülen ırkçılıktan ve meşruiyet siyasetinden hiçte farklı değil ve bu İttihat terakki ile gelen coğrafyada kırılamayan o tepedenliğin, sekterliğin, kendini beğenmişliğin, kısaca vaktiyle siyahlara ve kızılderililere karşı ırkçı, tepeden bakışın, yani kendi duruşuna meşruiyet kazandırmanın(!) benzerinin aşıladığı bir gelenek. Lütfen Hitler'in kavgam kitabı giriş bölümünü okuyun, söylemler size hiiiiç yabancı gelmeyecek!. Kürtlerin bazı gerilikleri vb objektif nedenleri vardır, yazı uzamasın diye analizi paylaşmayacağım- ama bahane edilmemeli ve kürtler diyede asla genellememelisiniz!

Sosyalizmden filan bahsediyorsunuz ki, şaşırmamak elde değil. İyi ki Çarkın itiraflarda bulundu (Birincisi (http://bianet.org/bianet/siyaset/128774-carkin-o-bebegi-pkk-degil-biz-oldurduk), İkincisi (http://www.sabah.com.tr/gundem/2014/07/11/ayhan-carkindan-olay-yaratacak-aciklamalar)) ve ne yazık ki siz işkenceyi, binlerce boşaltılan, yakılan köy namına, insanlara yapılanların sebebini fakirlik ve geri kalmışlığa bağladınız, direnmeyi, mücadeleyi de etiketle yok saydınız. Yani kapitalizmde fakirler-ki mecburen geri kalır- işkenceye, baskı ve zulme maruz bırakılmalı ve bu mazur görülebilir mi demek istediniz? Burjuva milliyetçiliğe meşru bir zemin mi arıyorsunuz-bilemiyorum. Türkiyede açlık sınırı altında kaç kişi yaşıyor haberiniz var mı?...
2-Benim eleştirim kürtlere (bu tartışmalarda)değil Daha çok kürt siyesetini destekleyen solculara bunu statüko ile ilgisi yok.Onuları tam olarak ne yaptığını anlayamıyorum ve kuşku duyuyorum .Bazı durumlarda kürt siyeseyine eleştirel yaklamak saldırı ile sonuçlanıyor.Özellikle bu seçim döneminde bunları gördük.Bu ifadeler objektif değil, sadece genelleme eleştiri olarak göremiyorum. Asgari müştereklerin ilerisinde, bende ayrıyım, ama o hat stratejiktir, bu hat asgaridir, görecelidir... Bujruva devrimler nedir? Köylü devrimleridir, ve feodaliteye karşı millet olgusunun 2 dönemi vardır, feodalite koşullarında ayrı, kapitalizmde ayrıdır, ittihat terakkicilik her iki koşula da aynı tutumu enjekte etti(Kanada'da kaç dil, din var bilir misiniz? Milli burjuva kaygılarınızın sermaye çıkarları dışında zerre değeri yok bilir misiniz?)... Uzamasın kestim.
3- Bütün eleştirileri statüko temeli diye eleştiriyi red etme azmi var eleştiri yapanlar ya ulusalcı ya milliyetçi ya statükocu oluyor bu eleştiriyi bile hazmetmemektir.
Bende sizi eleştiriyorum. Siz ise eleştiri yapmıyorsunuz ki, neyi hazmedemeyim-dediğim hiç bir şeyi alıp eleştirmediniz ki, etiket siyaseti yapıyorsunuz ya da genelliyorsunuz!? Eleştiri objektif verilerle yapılır. Bakın yukarıda bazı solcuların HDP deki vs diye giden genellemeniz, tamamen subjektif, muğlak. Diyeceksiniz şu sol yapının şu stratejisi ya da taktiği, şu sebeplerle(!) orada bulunması... böyle eleştirebilirsiniz ve asla genellememelisiniz.
Ama kendine devrimci diyenler bu staratejilere katılım yaparken açık ve net olmalıdır.
Yoksa uyduruk ekolojik komin demokratik özerklik gibi altatmalar inandırıcı değil.Meselenin özü bir HAK durumudur ve yazı kısa olsun diye uzadıya kapitalist toplumsal dinamikler ölçeğinde detay girmiyorum. Osmanlı'da alevi sorunu yoktur, olmamıştır, Yavuz kahramandır, zaten aleviler şöyle böyle inanıyordu(fetvalardaki tepedenlik), islama göre islam cahiliydi, yönetimde yer almışlardı(sonu osmanlı oyunu oldu), bahaneler vb... ABD de siyahi sorunu yoktur, olmamıştır, onlar geri kalmış ve fakirlerdi! Böyle bir yaklaşım konu itibariyle size inkarcı politikalarınız namına(!) bir şey sağlar mı? Peki solcuların tutumunu eleştirmenizi açıklar mı, dayanak olabilir mi?? Eleştirdiğiniz solcuların hangi müştereklerde orada olduklarını ve güncel talepleri sıralar mısınız? Eleştirecekseniz işte size kaynak!. Stratejik eksene kimlik, etiket, aidiyet gibi burjuva gerekçeleri getirmemelisiniz, zerre bağlayıcılığı, tutarlılığı yok, sizde insansınız, bende, ötekilerde ve sorunlar ortadadır, bu futbol takımı holiganları gibi yumurta tokuşturmakla olacak iş değil. Alıp masaya yatıracağınız kişi, etiketler vs değil, sorunlardır ve mektubumun mahiyetini beğenmeseniz de ne yazık ki siz belirlemiş oluyorsunuz. Uzunluğundan kısalığından da şikayet etmektense -ki bunu bir yerde siz belirliyorsunuz, bilhassa alakasız, subjektif genellemelerinizle- imzama bakabilirsiniz :)

errata
30-04-2015, 02:06
Ekseri Türk solcusunun da aklının ardında yatan Kürt fobisi, Kürt düşmanlığı artık kabak tadı verdi.

Öyle ki bu "sol" zevat, Kobani direnişi zamanında HPG ve YPG'nin Amerikan desteğiyle İD'e direnmesini dahi sözde anti-emperyalist tutumlarına ters düşmek olarak görmüşlerdi.

Bu kafalarla nasıl hayat yaşıyorlar akıl alır gibi değil.

Bedevi
30-04-2015, 16:02
Öyle ki bu "sol" zevat, Kobani direnişi zamanında HPG ve YPG'nin Amerikan desteğiyle İD'e direnmesini dahi sözde anti-emperyalist tutumlarına ters düşmek olarak görmüşlerdi.


Üstelik Nazi işgaline karşılık yere göğe sığdıramadıkları Sovyet direnişinin de benzer bir Amerikan yardımı aldığı düşünüldüğünde...

Türk solunun ırkçı damarının tezahür ettiği benzer bir başka konuda Sayın Barzani'nin, Kürt Ulusal Hareketi içerisindeki rolü ve misyonudur. Türk Solu, Barzani'nin Amerika ile olan bağlantısı ve Güney Kürdistan'da ki feodal bağları sebebiyle Kürt Ulusal Harekleti'ni eleştiriye tabi tutmaktadır. Fakat bu eleştirileri getiren kesimlerin göz ardı ettikleri nokta, Kürt Hareketi'nin Sosyalist karakterinden ziyade ulusal hareket niteliğinin daha ağır bastığıdır. Dolayısıyla Kürt Hareketi'nden beklentileri bu bağlamda, ulusal bir hareket olduğu gerçeği çerçevesinde ele almak gerekirken, ''damarlarındaki asil kanın'' sevkiyle Türk solu, milliyetçi tepkimeler göstermektedirler. Halbuki enternasyonal sorumlulukları, bir ezilen ulus hareketi olan Kürt hareketini desteklemeyi gerektirirken.

Aynı şekilde benzer tartışmalar, Çin'in, Japon işgaline karşı verdiği direniş sırasında da Çinli Komunistler tarafından yapılmıştı aslında. Mao Zedong'un ''Kapalı kapıcılık'' olarak mahkum ederek eleştirdiği görüşe göre Çinli Komunistler, Japon işgaline karşı verilen mücadelede burjuvazi, toprak ağaları ve o dönem faşizme karşı cephede yer alan Amerika gibi emperyal güçler ile işbirliği yapmamalıydı. Mao ise bu görüşe karşı çıkarak Japon işgaline karşı verilen mücadelenin muhtevasının ''ulusal'' olduğu, ancak bu mücadele nihayete erdirildikten sonra sınıfsal bir mücadelenin mümkün kılınacağını söylüyordu. Hatta bu doğrultuda Koumintang gibi milliyetçi bir küçük burjuva fraksiyonu ile işbirliği yapmaktan imtina göstermemişti.

Türk Solu'nun, geçmişin ideolojik karşıtlıklarını (Maocu bozkurt-sosyal faşist tartışmaları)bir kenara bırakarak, Mao'nun yazılarının bir araya getirilmesi ile oluşturulan seçme eserlerini okuyup, Kürt hareketine ve onun temsil ettiği misyona, Barzani ve diğer feodal unsurlarla ilişkilerine bu bağlamda, Mao'nun çerçevesini çizdiği yöntem ve metodlara uygun bir şekilde yaklaşsalar...

kartopu
30-04-2015, 22:28
Peki, ornek olarak koydugunuz Demirtas ne deseydi daha ses getirici olurdu sizin icin(merak ettim gorusunuzu) ?

8 Haziran'da kepenkler kapanacak mi demeliydi? Yoksa,
Hayir AKP ile koalisyon kurmayacagiz mi demeliydi? Bakın siz beni anlamamışsınız. Demirtaş bunu dedi çünkü o kürt bölgelerinin gelişmeini istiyor bir kaos çıksın istemiyor kendi açısından haklı.

Ama bir sosyalist ne ister düzen krizsiz yürüsün istemez kriz çıksın yönetenler yönetemez olsun yönetilenler yöneticilerin yönetme şeklinden memnun olmasın ve sistem alt üst olsun ister. Çünkü onlar kendi düşüncelerine göre bir düzen kurmak ister. Bu düzende herkesin mutlu olduğu zaman kurulmaz. İşte sol yani sosyalistlerle Demirtaş,ın ayrılması gereken yer budur.

Benimde sosyalistlere itirazım budur. Yoksa çok kereler öyledim benim kürt siyaseti ile bir derdim yok bir beklentimde yok .Nasılkı türkiyenin batısında gelişmeler yaşandı doğusundada geç kalınmasına rahmen yaşanacak hatta zaman açısından en uygun zaman.

kartopu
30-04-2015, 23:04
Sn Spartacus.Yine bir sürü hikaye anlatmışsınız nedir ittiaki tarakki yani bunlar tartışma kunusu değilki bir eğer tarih tartışırsak bunuları detaylı açarız.
Ama şu açtığınız konuya cevap vereyim.
Sosyalizmden filan bahsediyorsunuz ki, şaşırmamak elde değil. İyi ki Çarkın itiraflarda bulundu (Birincisi (http://bianet.org/bianet/siyaset/128774-carkin-o-bebegi-pkk-degil-biz-oldurduk), İkincisi (http://www.sabah.com.tr/gundem/2014/07/11/ayhan-carkindan-olay-yaratacak-aciklamalar)) ve ne yazık ki siz işkenceyi, binlerce boşaltılan, yakılan köy namına, insanlara yapılanların sebebini fakirlik ve geri kalmışlığa bağladınız, direnmeyi, mücadeleyi de etiketle yok saydınız. Yani kapitalizmde fakirler-ki mecburen geri kalır- işkenceye, baskı ve zulme maruz bırakılmalı ve bu mazur görülebilir mi demek istediniz? Burjuva milliyetçiliğe meşru bir zemin mi arıyorsunuz-bilemiyorum. Türkiyede açlık sınırı altında kaç kişi yaşıyor haberiniz var mı?...

bakın son dönemde bir kitap okudum belki okumuştursunuz -Yoldaşını öldürmek .Aytekin Yılmaz.
Bu kitap Ceza evlerinde PKK ve DHKP-C örgütlerinin kendi içindeki infazlarını anlatıyor. Bu yazar polis mafya veya ülkücü değil bir fiil PKK örgütü üyesi hemde önemli bir üye. Ayhan Çarkın falan hava cıva onlar kim iktidarda onun davulunu çalan adamlar.

Siz hiç Hegeli okudunuzmu bütün devletler in felsefesi hegelizmdir ekonomileride A.Simith yani sistem bu iki kişi üzerinde yürür.
1990 dönemi yani A.Çarkının anlattığı dönem bu devletin halk üzerindeki siyaseti ugulanıyordu. O dönemin G.K.B olan Büyükanıt şöyle demişti dağa çıkanları kontrol altında tutmalıyız .Biz bu sözden dağa çıkanları engelleyelim anlamıyor çıkışların sayısını biz ayarlamalıyız anlıyoruz.

O dönemler hep hatırımızda kürt köyleri basılıyor bir kısım kürt dağa çıkıyor bir kısım kürt metropollere sürülüyor bir kısım Avrupa yolu tutuyor .Devler bu siyaseti belli çıkarlar için yapıyor. O malını mülkünü terk etmekte olan kürtler yine mülklerine bedava denilecek fiatlarla başka kürtlere bırakıyor.Tıpkı 1915 te Ermenilere yapılan gibi.
O metropollere gidenler ucuz işgücü oluşturuyor Şimdi aynı işçücünü Suriyeliler yapıyor.

Bu durumlar devlet politikaları Bakın kenen evrene gine 90 yıllarınada gazeteciler soruyor Kürtlere çok eziyet çektirdiniz gerçekten hak ettilermi diye Kenan Evren ne dese beğenirsiniz .Şunu diyor Evet kantarın topuzunu biraz kaçırdık ama aynı soruyu solcular için sorduğunda onlar hak ettiler yine olsa yine aynını yapardım diyor.İşte bunlar hep devlet politikaları.
Biz bu politikaları bilmezsek devletin her yaptığına inanırsak enayi olmaktan kurtulamayız.
-Birde Türkiyedeki açlık sınırının altında kaç kişi olduğunu sormuşun.Bunun cevabını her gün TV ler veriyor gazeteler yazıyor.heleki şu seçim dönemi CHP nin en fazla kullandığı probaganda.

-----Kusura bakma bugün bende kantarın topuzunu kaçırdım bayağı uzun yazdım.

spartacus
01-05-2015, 03:22
Kartopu

Önceki yazımda bu tarz örgütler hakkında görüşlerimi belirtmiştim. Ve yine verdiğiniz örnek konu ile alakalı değil. Egemenler her daim her türden mücadeleye, hak talebine karşıprovakatif olacaktır, bunlardan pay çıkartmamalı(!). Ve köy boşaltmanın, bok yedirmenin, yarım yüzyılı aşkın yasakların ardında bazı kürtlere rant sağlamak gibi kanınız, insana dudak uçuklatır cinsten, bu kadar alakasız gerekçeler şeytanın bile aklına gelmez. Meselenin kökü, egemenlerin ekonomi-politik çıkarları meselesidir ve siz bu çıkarlara, bazı subjektif aidiyet ya da empoze edilen milli burjuva gelenekleriyle ortak olmayı yeğliyorsunuz.

ABD Siyahileri, diğer siyahilere köle yapmak için ticaretini yapıyordu. ABD Kızılderilileri yerlerinden, yurtlarından sürerken amacı başka kızılderililere toprak sağlamaktı... Ermeniler, Suryaniler, Ezidiler, Osmanlı'da yine bunlara ucuza toprak, mülk sağlamak için katledildiler. Osmanlı da alevi katliamlarının nedeni, yine alevilere ucuz mülk sağlamaktı...
Siz bu tarz bahaneleri, gerçekten ciddiye alıyor musunuz?

Yinede bu örnekleriniz bize sol diye genelleme şansı vermez, genellemeyin. Benim görüşlerim açık, eleştirecekseniz beni eleştirin. Ne demiştim asgari müşterekler, ne demiştim gericiliğe karşı mücadele, ne demiştim platform ne diyorum toplumsal birliktelik... Siz Gezi'yi ne denli abartıyorsanız, bu dönemlerde asgari müştereklerde birlik o denli abartılıdır -ki ben hiç abartmıyorum. Etiket siyasetiyle, ittihat terakki tarz statükocu devrimcilik hastalığıyla asgari müştereklere karşıt iseniz açıkca belirtebilirsiniz, o zaman hem konu netleşir hem bende daldan dala uzun yazmak zorunda kalmam, bahanelerle uğraşmayız, eleştireceksem de literatür dilden olur, bu derece karmaşık uzun da olmaz. Parça parça da ele alınabilir. Onlar şöyle, bunlar böyle değil de sizin ne düşündüğünüz önemli, ve zamanla öğrendik ki, başkasının yanlışı sizin doğrunuz olmuyor! Kimseyi karıştırmadan siz ne düşünüyorsunuz? Örneğin milli devlet modelinden yana mısınız? Sosyal devlet modelinden mi? Şu dönemde asgari politik hat ne olmalı? Peki siz sorun, asgari müştereklere sistemde ezilenlerin talelerini nasıl dahil edebilirsiniz? Buyrun sömürülen sınıflar gibi, ezilen cins, sınıflar ve toplumların olduğu bir ülkedir Türkiye.

Hem sosyalizmden, hem devrimcilikten bahsedip, öte yanda da tam zıt bir tavırla, inkar politikası ve statükoculuk temelli yaklaşımlarınız, hayli abes oluyor. Muhataplarınız iyi kötü ekonomi-politik bilince sahipler, bahane denebilecek türden ve birde tepedenci antipatik yaklaşımlarınız gerçekten muhataplarınız nezdinde ister, istemez sırıtıyor.

turin
01-05-2015, 03:53
Turin düşüncelerin yeryüzüne ayak basmıyor havada fikirler.

Sevgili ahura mazda;

Konunun geldiği nokta itibariyle vaktinde yazdığına tekrar yorum yapma hakkım olduğunu düşündüm..

Birincisi; son yazdıklarımızdan sonra yere ayak basan paylaşılmış düşünceleri ve benim ifade ettiklerimle aralarındaki farkları paylaşmanı istiyorum.. Yani havada kalan düşüncelerimi nesnel bir şekilde ortaya koymandan bahsediyorum..
İkincisi; 50 kişinin ölümüyle sonuçlanan - neden/sorumlu kim olursa olsun- durumu derin devlete(!) yükleyip HDP yi bundan ırak mı tutmaktasın? 6-7 ekim olaylarının sorumlusu kim?

Neva
01-05-2015, 03:55
Bakın siz beni anlamamışsınız. Demirtaş bunu dedi çünkü o kürt bölgelerinin gelişmeini istiyor bir kaos çıksın istemiyor kendi açısından haklı.

Ama bir sosyalist ne ister düzen krizsiz yürüsün istemez kriz çıksın yönetenler yönetemez olsun yönetilenler yöneticilerin yönetme şeklinden memnun olmasın ve sistem alt üst olsun ister. Çünkü onlar kendi düşüncelerine göre bir düzen kurmak ister. Bu düzende herkesin mutlu olduğu zaman kurulmaz. İşte sol yani sosyalistlerle Demirtaş,ın ayrılması gereken yer budur.

Benimde sosyalistlere itirazım budur. Yoksa çok kereler öyledim benim kürt siyaseti ile bir derdim yok bir beklentimde yok .Nasılkı türkiyenin batısında gelişmeler yaşandı doğusundada geç kalınmasına rahmen yaşanacak hatta zaman açısından en uygun zaman.

Sizi anladim ama siz ne yazdiginizi anliyor musunuz?
Filanca sunu dedi, cunku Kurt bolgelerinin gelismesini istiyor, bir kaos ciksin istemiyor, kendince hakli.

Oteki filanca, zamaninda daga cikislari kontrol altinda tutmaliyiz demisti, bunu dediginde anlasilan ise, daga cikislari biz ayarlamaliyiz. Daha oteki filanca da, evet Kurtlere iliskin kantarin topuzunu biraz kacirdik , ama sol haketmisti, bugun olsa yine yapardim demis.

Benim dikkat ettigim bir filanca da, Ergenekon sebebiyle cezaevindeyken, Nazim Hikmet'ten ve eserlerinden bahseden demecler vermisti bundan ne anlamaliyiz ki acaba?

Dolayisiyla, hangi izm olursa olsun, halk/toplumlar her zaman mutlu filan degildir. Ancak ortalama asgarilerde duzen veya hosnutluktan/ya da tam tersi soz edilebilir.

Iste bu noktada filanca da veya filanca filanca -ist'ler de zaten mutsuz, huzursuz bir cografyaya iliskin, en azindan asgaride paydalanabilecek bir duzen isteyebilir.

Bakin hala yanlis minvaldesiniz, bu kez de genel sol'u, kaldirip sosyalistlere esitlediniz farkindaysaniz.

Sol=Sosyalist bu mudur yani?
O zaman soyle desem tutarli midir sizce? Sol=Solistler !? Sag=Salist!? Bu kadar indirgemecilik tutarli mi sizce?

Bu anlayisin vakti zamaninda Alevi=dinsiz allahsiz gomunist, Pkk=Kurtler, Turkler=Kopekler vs. anlayislardan cok da farkli degil ne yazik ki..

Peki bu sol anlayisinizin icinde, sosyalistten baska hicbir kimlik yok mudur sizin, ki filanca bunlarla ayrisabilsin?

kartopu
01-05-2015, 22:38
siz dünyadan ne anlarsınız bilemem ama ben dünyadan ya dünya nimetlerinin tümünü alırsın ya sürünürsün. İşte kimlik diye bunu tanırım.
Bu kimliklerin içinde siyah.da vardır beyazda kürtte vardır türkte İşte ben böyle bakar böyle görürüm. Dinide milliyetide vatanıda böyle anlarım.
Ben allahıda iki türlü okurum bir yoksulun allahı bir zenginin yani iki allah vardır, vatanada böyle devlete böyle

Benim anlatmak istediklerim bunlar Kürt vardır sistemin ve devletin nimetlerinden sonuna kadar faydalanır kürt vardır hiçbirinden faydalanmaz altta ezilir Türkte aynıdır.

İşte sistemi böyle okurum yoksul ve zengin dünyasından başka dünya yoktur Devletlerde dünyayı böyle okuduğundan siyasetlerinide bu okudukları dünyaya göre dizayn eder.

Beni anladığını hiç sanmıyorum. Anlasan farklı soruların olurdu.

spartacus
01-05-2015, 23:18
Beni anladığını hiç sanmıyorum. Anlasan farklı soruların olurdu.
Elbette sizi gayet iyi anlıyorum, bakın bu yazınızı da ne kadar yerinde anlamışım. Örneğin şu ifaden;
Benim anlatmak istediklerim bunlar Kürt vardır sistemin ve devletin nimetlerinden sonuna kadar faydalanır kürt vardır hiçbirinden faydalanmaz altta ezilir Türkte aynıdır.
Alakası ne? Yani burjuva etiket siyasetinin varlığını yok mu ediyor?Senin mantığınla kadına yaklaşalım;
Kadın vardır sistemin nimetlerinden sonuna kadar yararlanır, kadın vardır hiç birinden faydalanmaz. Sonuç: Cinsel -ulusal- [B]ezilmişlik diye bir faktör yoktur.

İşte kartopu'nun zoraki(!) mantığı... Bende ifadelerini analiz ederken seni anlamaya çalışıyorum, seni bu türden dejeneratif tutuma, yani iç boşaltmaya, inkara ve bahane aramaya iten sebeplerler neler? Ve sebepleri buluyorum, resmi ideolojinin, etiket ölçeğinde tarafgirliğine düşülmesi, subjektif kaygı ve handikaplar, subjektif bağımlılık vb. Bununda geleneksel kökleri var ve detay giremediğim için ancak değinilerle geçiyorum ve benim açımdan senin sosyalistliğin de, devrimciliğin de ne yazık ki tartışmalıdır, olsa olsa resmi ideolojinin, burjuva sosyalizminin ve bu temeldeki kendisine sol diyen jargonu ele almam gerekir -ki sol demek zaten sosyalist demek değil, sosyalist etiketini kullansalar dahi, onlar sosyalist değiller. Şahsi değil ifadelerim, sosyalizmin ne olup olmadığıyla ilgili ne yazık ki.

Bir etikete mensup herhangi birinin ezilmemesi, diğerlerinin de ezilmediği anlamına gelmez. Bu halde konumuz gereği saçmaladığınızı idrak edebiliyor musunuz? Yani atıyorum Suriye'de herhangi bir alevi nimetlerden yararlanıyor diye, bu gün İŞİD'in alevi katliamlarına senin gibi mi yaklaşmalıyız, hayır alevilere karşı girişilen herhangi politik bir eylem, baskı, zulüm yoktur, onlarında direnme hakkı yoktur filan mı demeliyiz(ki uzun yazılar seni sıktığı için yine bu tür baskı, katliamların perde gerisi sebepleri ölçeğine detay girmeyeceğim). Nedir sizde bu etiket antipatisi, sizi etiketle düşünme çukuruna iten ne -asla sosyalist bilinç olamaz, o halde ne-?

Neva
02-05-2015, 09:21
siz dünyadan ne anlarsınız bilemem ama ...

Beni anladığını hiç sanmıyorum.Anlasan farklı soruların olurdu.

Zaten soruma da cevap alabilmis degilim ki size dair, farkli sorular yoneltebileyim.

ahura mazda
02-05-2015, 11:07
Sevgili ahura mazda;

Konunun geldiği nokta itibariyle vaktinde yazdığına tekrar yorum yapma hakkım olduğunu düşündüm..

Birincisi; son yazdıklarımızdan sonra yere ayak basan paylaşılmış düşünceleri ve benim ifade ettiklerimle aralarındaki farkları paylaşmanı istiyorum.. Yani havada kalan düşüncelerimi nesnel bir şekilde ortaya koymandan bahsediyorum..
İkincisi; 50 kişinin ölümüyle sonuçlanan - neden/sorumlu kim olursa olsun- durumu derin devlete(!) yükleyip HDP yi bundan ırak mı tutmaktasın? 6-7 ekim olaylarının sorumlusu kim?

Tabii ki istersen defalarca aynı soruları farklı şekilde de sorabilirsin,cevaplamaya zamanım olursa cevaplarım.

İlk soruna gelelim sistem karşıtı olmak pekala normal bir durumdur ama sisteme yaklaşımın ve duruşun önemli bir pozisyondur. Mursi'de Tayyip'te sistemin adamlarıdır yani sistem dışı insanlar değillerdir. Mursi Amerika'ya gidip doktorasını almış sonra Mısır'da profesörlüğe kadar yükselmiş bir adam. Yani bu adam batıyı da batının sistemini de pekala biliyor ve farkında. İktidara gelişi bile sistem ile hatta darbe ile alakalı. Gidişi de öyle. İhvan hareketi hiç bir zaman sistem karşıtı bir hareket olmadı tam aksine sistemin dişlisi olmak için uğraşıyorlar. Erdoğan'ı zaten biliyoruz hemde her ayrıntısını o hiç sistem karşıtı değil hatta global sistemin içinde bir adam. Onun iktidarı döneminde Nato'dan çıkmadık,Dünya bankasına borçlanmaya devam ettik, Amerika'nın dümen suyuna gittik kısacası global sistemden tek bir adım ne ileri adım attı ne geri. İçeride de Kemalizm'i tasfiye etti olayı tamamen safsata. Dahası zenginliğini sıradan bir insan bilemiyor. İsviçre bankalarında bu adamın ne kadar parası var muamma. günlük iş adamlarından aldığı haraç miktarı 5 milyon ile 10 milyon dolar arasında her ilahe başına aldığı paralar ve kendi deyimiyle "kupon arazi" satışından edindiği ganimet konusunda bilgisiz bir durumdayız.

Yani bir taraftan kendi "hanesini" parasal ve nüfuz bakımından güçlendirmeye devam ederken,Türkiye içinde radikal diyebileceğimiz değişikliklere gitmedi. Kurum ve kuruluşlar yerli yerinde.

Gelelim halkın kendi kendine yönetmesi meselesine halkın kendi kendine yönetmesi dışında nasıl bir sistem istiyorsun ? Halkın oligarklar tarafından yönetilmesini mi ? Halkın elitler tarafından yönetilmesini mi ? Halkın yönetilmemesini mi? Egemenlik kayıtsız şartsız Allah'ın dır mı diyorsun ? Nihilist misin ? Anarşizm'e göz mü kırpıyorsun ? vs. Sistem karşıtı hareketlerin bir dayanak zemini vardır Durduğun yer konusunda açık değilsin.

Diğer soruna gelelim vebal noktasına,Gezi'de ölen 12 kişinin vebali ben sen onlar değil iktidar sorumlu aynı şekilde Diyarbakır'da ölen 50 kişinin sorumlusu da iktidardır. Diğer grupların hiç mi hatası yok elbette var ancak hükümet ile mukayese edilemez. Şöyle düşünelim ortada bir tecavüz var,tecavüzcüler elini kolunu sallayarak dolaşıyor tecavüze uğrayan yani maktul kızgın,yakınları kızgın diğer tarafta tecavüzcü yani fail ve ona destek olanlar var. Türkiyeyi göz önüne aldığımızda buradan cinayetler silsilesi çıkacağı ortada. Hükümetten biri de televizyona çıkıp ne tecavüzü ya banane tecavüzden,çok mu önemli bu tecavüz diyor. Sonra malum 6 -7 ekim olayları. Hdp de diyor ki evet tecavüze karşı geliştirdiğimiz tepki haklı bir tepkiydi ama olaylar kontrolümüzden çıktı. Yani böyle şiddet olayına dönmemeliydi diyor,kızgın kalabalığın yakını işte bu hdp hatasını görüyor ancak hdp bir asayiş organı değil,bir denetim organı değil,belli ölçü de belli bir kitleye hitap eden bir parti,hitap ederken daha dikkatli davranmalı daha organize olmalı ve şiddete mahal vermemeliydik noktasında. Diğer taraftan hükümet'in elinde yasama-yürütme ve yargı gücü var dahası alt organlarda direk olarak kontrolünde . Hükümet ne yapıyor,6 -7 ekim olaylarını çarpıtarak tüm vatandaşların başına iç güvenlik paketi denilen çuvalı geçirmek istiyor. Yani ileride yaşanacak veya geçmişte yaşanmış tecavüz olaylarına karşı tecavüzcüyü koruma yoluna giriyor hatta belli noktalarda tecavüzcü bizzat kendisi.

kartopu
03-05-2015, 09:36
__Nedir sizde bu etiket antipatisi, sizi etiketle düşünme çukuruna iten ne -asla sosyalist bilinç olamaz, o halde ne-? ________________

Sn Spartacus.
bendeki bilinç sosyalist olduğundan HDP kürt vatanı için bir uluslar arası projedidir diyoruyum .Ve bu projenin bölge halkı için doğru seçimdir demekteyim. Ama bölge halkı için.

HDP ve etkisi altında kalanların türkiye işçi sınıfına ve onun örgütlerine zarar verdiğini düşünüyorum. İşte bu düşünce türkiye tercihlerini değiştirmiş öncellikleri kürt bölgeine taşımıştır. Onun için türkiye solcularının sosyalistlerinin kabesi şaşmıştır. Bu durumda türkiye devrimcilerinin bir tanrı aradığını ve onuda PKK ve HDP de bulduğunu sanıyorum.


Konuyu İŞID ve kadın sorununa kadar taşıdığımızda dağılırız.
Konu HDP niçin HDP ye oy vermeliyiz.

Bu bir kaç soru ile aalım.
HDP nedir.-HDP bir kürt partisimidir yoksa türkiyenin genelinin partisimidir.-Eğer kürt partisi ise (ben öyle düşünüyorum) kürt solumudur.-HDP programlarını kürt bölgeleri içinmi yapıyor türkiyenin geneli içinmi (ben kürt bölgeleri için yaptığını düşünüyorum.

Her insan dünyaya farklı pencereden bakar bunu ya bulunduğu durumdan ya sınıfsal yapısından ya demokrasi anlayışından. Ben egede yaşayan biriyim ve bütün olaylara sınıfsal açıdan bakarım. Eleştirilerimi bu düzlemden yaparım. Doğrunun da bu bakış açısı olduğunu düşünürüm.

Tartışmalardan hiç anlaşma çıkmayabilir bu çok normaldir.Düşünceleri belirleyen yaşam biçimleridir. Bende haklıyım Kürtlerde.

Ama HDP ye oy verenlerle ortak bir noktamız var o da AKP ve T.Erdoğan.(şimdilik)Bu durum bende gelecek hakkında kuşkular bıraksa da şimdilik ortak nokta gibi görünüyor.
Bunlar benim düşüncemdir.

kartopu
03-05-2015, 09:44
Zaten soruma da cevap alabilmis degilim ki size dair, farkli sorular yoneltebileyim.

Sn Neva; sorunuza kaçırmışım özür dilerim.
Lütfen yeniden sorun cevaplamaya çalışacağım.

kartopu
03-05-2015, 09:58
Sol=Sosyalist bu mudur yani?
O zaman soyle desem tutarli midir sizce? Sol=Solistler !? Sag=Salist!? Bu kadar indirgemecilik tutarli mi sizce?

Bu anlayisin vakti zamaninda Alevi=dinsiz allahsiz gomunist, Pkk=Kurtler, Turkler=Kopekler vs. anlayislardan cok da farkli degil ne yazik ki..

Peki bu sol anlayisinizin icinde, sosyalistten baska hicbir kimlik yok mudur sizin, ki filanca bunlarla ayrisabilsin?

-Sol=Eşittir sosyalist değildir.Sağdada sosoyalistler vardır Örneğin nasyonel sosyalist.
Hayat elbette sosyalist kapitalist çelişkileri ile açıklanamaz Ama düşünün bir sosyalist dünyanın çelişkilerden çözümünü sosylaizimde bulur bir faşistin faşizmde bulduğu gibi bir kapitalist.in empertalizmde bulduğu gibi.

-Alevi dinsiz denmesi cehalettir PKK nın kürt siyasetçisi denmesi bilgidir.Türklere köpek dendiğini duymadım.Bu sözler probaganda maksadı ile söylenmiştir ama bu özlerden menfaat sağlayan devleti yönetenlerdir.Aslında bu gibi probagandaların altında devlet çıkar.

-Sol anlayışın altında sağın karşıtı çıkar. Ortanın solundan tutun anarşizme kadar uzun bir yol çıkar.
Bu kimlikler birbirlerinin ortağıda düşmanıda olabilir.

Bu sorulardan ve cevaplardan nereye varmak istediğinizi pek anlayamadım.

İlahimasal
03-05-2015, 14:06
eskiden sol dediğimiz kavramların içi

kürtcüler tarafından boşaltılmış ve kürtcülük,kürtlerin ezilmişliği,kürtlerin derdi,kürtlerin sorunları ,kürtlerin haklarının gaspedildiği gibi. boş söylemlerle doldurulmaya çalışıldı.

yetmez miş gibi birde silahlı yapılanması pekaka ortaya çıkarıldı,bu örgüt. dinciler tarafïndan. leninist,maoist diye, mehapeciler tarafından vatan haini diye,hdp ciler tarafından kürt halkının kurtuluş ordusu olarak nitelendirildi.

cumhuriyet HALK. partisi tarafından ise hiç bir zaman benimsenmeyen, atatürk devrimlerinin karşısında silahlı,amerikan projesi olarak nitlendirildi.


sol,sosyalist kavramları kendi kürt halkına dahi anlatamayan yapı. nasıl olucakda amerikanın güdümünden kurtulup,dinci,arapcı yapıdan kurtulup anlatabilirki zaten

dertleride bu deil ordaki kürt ileri gelenlerinlerin. tek dertleri var emperyalizmin ,kapitalizmin nimetlerinden faydalanıp. sermaye sahibi olmak.kürt halkı bu durumu fark edermi edemezmi görücez.


hele birisin burdaki yazısına. güldüm. kürt düşmanlığı kabak tadı veriyor babında bir yazı.

mesele. kürtse bu ırkçılıkdır.
mesele halksa. halk gibi konuşalım

NE farkınız kaldı turancılardan,kızıl elmacılardan

kürtler sizin sayenizde. evrimleşe evrimleşe. turancı,ülkücü kürt olma yolunda

spartacus
03-05-2015, 14:47
bendeki bilinç sosyalist olduğundan HDP kürt vatanı için bir uluslar arası projedidir diyoruyum .Ve bu projenin bölge halkı için doğru seçimdir demekteyim. Ama bölge halkı için.
Sosyalist bilinç öyle bakmaz. Size göre Vietnam halkının, Küba halkının zamanında verdiği özgürlük mücadeleleri de uluslararası proje idi, emperyalistlerin oyunu idi. Değil mi? Birde diğer gerekçenizle yaklaşalım halbuki ne gereği vardı sistemin nimetlerinden sonuna kadar faydalanan Kübalılar, Vietnamlılar zaten vardı(! bakınız gerekçeleriniz ne kadar da boş)...

Konuyu İŞID ve kadın sorununa kadar taşıdığımızda dağılırız.
Konu HDP niçin HDP ye oy vermeliyiz.Hayır başlığa bakın(HDP dahi geçmez), HDP konusu başka bir başlık ve orada zaten görüşünü yazmıştın ve ben sana bir şey yazmadım. Çünkü orada kendi tercihin önemliydi bu konu da ise kişilerin tercihinin hiç önemi yok.
Dağılmaz aksine toplanırsınız, zira öne sürdüğünüz gerekçeniz, yöntem, mantık ciddi sorunlar içeriyor. Yukarıda örnek verdim,lakin bunca örneğe rağmen, gerekçenizin ne kadar da geçersiz olduğu ve demek istediğimi anlamış değilsiniz.

HDP nedir.-HDP bir kürt partisimidir yoksa türkiyenin genelinin partisimidir.-Eğer kürt partisi ise (ben öyle düşünüyorum) kürt solumudur.-HDP programlarını kürt bölgeleri içinmi yapıyor türkiyenin geneli içinmi (ben kürt bölgeleri için yaptığını düşünüyorum.
Bu HDP'nin sorunu ve HDP demokratik zeminde herkesin Partisi olmak için çalışan bir yapı. Olur, olmaz, başarır, başaramaz, niyet sorgulamak geçerli değil. Sosyalistler sizin gibi etiket mefhumuyla bakmaz-bakamaz, geçmişte nasıl SHP'de yeri geldiğinde çalışmış, asgari müştereklerde birliktelik şansı bulmuş ise, bu gün HDP de bu bin kat fazlasıyla mevcut. Toplum Mars'da yaşamıyor, toplumun bir parçasıyız ve asgari taleplerine sırt çeviremez, burun kıvıramayız, her şeyden önce insan olarak zaten bu talepler bizim de taleplerimizdir, bizde insanız. Toplumdan yalıtık değiliz. Yalıtım siyaseti ve tepedenlik(İttihat terakki, yani basit darbe, ben tepedeyim örgütlenmesi kafası) tasviyeciliktir. Örnek Türkiye ve yüzün üzerinde sözde sol yapılar(tarikatlar), gayet net değil mi?. Bence sosyalist bilinç ifadenizle, nasıl-neden çeliştiğinizi anlamak namına önce kendinize bakın ve kendinizi eleştirin...

Konu ise aslında ulusal mücadelenin vesayetinden kurtulmak, bu 2 biçimlidir(ezen, ezilen), egemen-ezen ulus(hakim burjuva ideoloji demektir bu) VESAYETİNDEN de yani başından beri diyorum ya STOTÜKODAN da kurtulmayı gerektirir, anlayabiliyor musunuz? Bunu kavrayamayan zaten hiç bir zaman vesayetten kurtulamaz ve bu vesayet bir hastalıktır, bu hastalığa düşmenin sebebi ise bünyedeki burjuva ideolojisidir. Yazımda bu gelenek hastalığına bolca değindim :) HDP ye gelince beni asgari müşterekler bağlar, sosyalist bilinç böyledir, böyle bakar. Örneğin faşizme karşı birleşik platform-cephe örgütlenmelerinde sen türksün sen alevisin, sen kürtsün, sen bilmem nesin diye bir ayraç yoktur, olamaz, değil mi? Şimdi de gericiliğe ve geri faşizme karşı böyle bir lüksünüz yok, zira gerici sermaye özünde faşizmle beslenir, şu an diktatörü, diktatör yapanda bu sermayedir, zemin ise faşizmdir, bir zamanlar Hitler'i Hitler yapanda aynı sermayedir, araştırmanız yeterli.

Gezi'de milliyetçilerle, ırkçılarla yanyana oldunuz ama bunda hiç beis görmediniz, mesela her gün yer yer ırkçı söylemler dile getiren CHP'ye de aynı antipatiye sahip misiniz? :) Peki aynı antipatiniz türk halkı içinde geçerli mi? Kaldı ki etiket siyaseti yanlıştır, halklara karşı etiket üzerinden ne sempati ne de antipati doğru bir zemin değildir, bilmem farkında mısınız?

İlahimasal
03-05-2015, 15:07
Gezi'de milliyetçilerle, ırkçılarla yanyana oldunuz ama bunda hiç beis görmediniz, mesela her gün yer yer ırkçı söylemler dile getiren CHP'ye de aynı antipatiye sahip misiniz? Peki aynı antipatiniz türk halkı içinde geçerli mi? Kaldı ki etiket siyaseti yanlıştır, halklara karşı etiket üzerinden ne sempati ne de antipati doğru bir zemin değildir, bilmem farkında mısınız?


gezide her kesim vardı. oraya gelmeyen,o halk hareketini benimsemeyen,bu halk hareketine hakaretler yağdıranlar belli zaten.deşifre de oluyorlar.

demirtaş ne demişdi. geziye destek vermeyin hükümet düşer.

düşsün be. tayipi ayakda alkışlayan demirtaş sanane hayırdır niye gezi olunca panikledin.

hdp ye oy vermek demek . tayipe oy vermek,deniz gezmiş ve arkadaşlarına kurşun sıkmak kobanidekilerin kanını içmek,ali ismailin etlerini dişlemek demekdir.

spartacus
03-05-2015, 16:39
Gezi'de milliyetçilerle, ırkçılarla yanyana oldunuz ama bunda hiç beis görmediniz, mesela her gün yer yer ırkçı söylemler dile getiren CHP'ye de aynı antipatiye sahip misiniz? Peki aynı antipatiniz türk halkı içinde geçerli mi? Kaldı ki etiket siyaseti yanlıştır, halklara karşı etiket üzerinden ne sempati ne de antipati doğru bir zemin değildir, bilmem farkında mısınız?


gezide her kesim vardı. oraya gelmeyen,o halk hareketini benimsemeyen,bu halk hareketine hakaretler yağdıranlar belli zaten.deşifre de oluyorlar.

demirtaş ne demişdi. geziye destek vermeyin hükümet düşer.

düşsün be. tayipi ayakda alkışlayan demirtaş sanane hayırdır niye gezi olunca panikledin.

hdp ye oy vermek demek . tayipe oy vermek,deniz gezmiş ve arkadaşlarına kurşun sıkmak kobanidekilerin kanını içmek,ali ismailin etlerini dişlemek demekdir.
Yazılarını önemsemeye değer bulmuyorum, dilediğin kadar slogan atmaya devam edebilirsin, bu kadar slogan attın da neden bir şey yazılmadı bilesin diye yazıyorum. Size, bilincinizi(!) daha ileri taşıyacağınız bir adres vereyim hemde Türk Solu(!). Oralardan, kendinize faşist sloganlar bakının, zira sizin bu tarz ifadelerinizden bizlere gına geldi ve aynı gelenekten geldiğim bazı insanların ismini anarak, istismarcılığı da bırakın...
http://www.turksolu.com.tr/

Gezi örneğimi de gerinden anlamışsın(ki bende içindeydim, açıkcası sizlerin beş para etmez sahtekarlığıyla, kendi varlığımı ırkçıların varlığıyla endekslemedim, işte asgari müşterekler ve buna örnek verdim, anladıysan ne ala), gerini geç, yukarı çık...

Beni sistem, devlet, egemen siyaset bağlamıyor. Bağlasaydı, Baykal ile Erdoğanın kader birliğinden dem vururdum ve her CHP liyide senin o -illa insanları bir yerlere tıkıştıran yaklaşımınla- ihanetçi ilan etmeli, karşıma almalıydım(hooop işte cahil anlayışın görevini yerine getirdi)! Bu siyaset zemini, bu kara cahil bilinciniz bana göre değil, ölçütüm kişiler, kapitalist siyaset ve zeminleri olamaz ve beni de o zeminde asgari müşterekler, verili koşulların objektif analizi dışında hiç bir şey bağlamaz. Sonra Denizleri asan kim, Mustafa Suphileri katleden kim, alevileri mağaralarda döve, döve öldüren kim(inkar eden siz), onca faili meçhulü sizlerin zaafı milliyetçiliğiniz ve omuzlarınız sayesinde işleyen kim, işkenceciler kim? Bilinci bu tür sorularla mahkum etme pragmatizmi bana göre değil, ancak cahillere göredir... Ayranın yok içmeye, tahteravalli ile gidiyorsun sıçmaya... Tencere, kapak rolünü, oynamaya mecbur değilsiniz ki..

Sonra HDP ye oy vermek AKP ye oy vermektir tarzınızı da kendinize saklayın. Erdoğan'ın Geziciler çapulcu demesi gibi aynı düzey, aynı süper cehaletle, batak içindesiniz... Önce bu kötüle, çaptan düşür, hedef göster, sustur tarzı bırakın. Oy vermekten bahsetmedim, asgari müştereklerde birlikten bahsettim. Boşverin başkalarını, kendinizi hiç bir yere endekslemeden önce görüşünüz nedir? Ne Yapmalı? Buna bir cevap verin.... Mesela AKP'nin ve gerici-faşist sermayenin sistemin nimetlerinden daha fazla yararlanmasının önüne geçmek ya da sekteye uğratmak için siz ne öneriyorsunuz? Bu sekteye uğratılamazsa Türkiyede bırakın siyaseti, aydınlanma, bilinç koşulları sekteye uğramaya, kaybetmeye devam edecek, bu sorumluluğu taşımıyorsanız, gidin başka kumlarda oynayın. Taşıyorsanız, dedikodu seviyesini aşın, bir kimse kendisini başkaları ve ötekilerle, ötekileştirdikleri üzerinden ancak ifade edebiliyorsa o kişi bağımlıdır, kişiliksizdir ya da beş para etmezdir, ya da tamda pespaye emperyalizmin oyunu dediği şeyin bizzat kuklasıdır. Bu ekonomi-politik açısında da böyledir... Siz alternatifinizi sunun hele... Meselenin stratejik boyutu içinse zaten net söyledim her türden ulusalcılık burjuva ideolojisidir, efendim kabul ediyor musunuz? O halde önce kendinizden başlayın, ya da bana oralardan slogan atmayın, bilinç düzeyi açısından düştüğünüz tuhaflığı düşünün.. (yine slogan atıp cevap vereceksen, tüm ötekiler gibi - ki bu yazımla, cevap vermekle hata mı ettim bilmiyorum- ciddiye alınmayacak.)

İlahimasal
03-05-2015, 16:57
Yazılarını önemsemeye değer bulmuyorum, dilediğin kadar slogan atmaya devam edebilirsin, bu kadar slogan attın da neden bir şey yazılmadı bilesin diye yazıyorum. Size, bilincinizi(!) daha ileri taşıyacağınız bir adres vereyim hemde Türk Solu(!). Oralardan, kendinize faşist sloganlar bakının, zira sizin bu tarz ifadelerinizden bizlere gına geldi ve aynı gelenekten geldiğim bazı insanların ismini anarak, istismarcılığı da bırakın...
http://www.turksolu.com.tr/

Gezi örneğimi de gerinden anlamışsın(ki bende içindeydim, açıkcası sizlerin beş para etmez sahtekarlığıyla, kendi varlığımı ırkçıların varlığıyla endekslemedim, işte asgari müşterekler ve buna örnek verdim, anladıysan ne ala), gerini geç, yukarı çık...

Beni sistem, devlet, egemen siyaset bağlamıyor. Bağlasaydı, Baykal ile Erdoğanın kader birliğinden dem vururdum ve her CHP liyide senin o -illa insanları bir yerlere tıkıştıran yaklaşımınla- ihanetçi ilan etmeli, karşıma almalıydım(hooop işte cahil anlayışın görevini yerine getirdi)! Bu siyaset zemini, bu kara cahil bilinciniz bana göre değil, ölçütüm kişiler, kapitalist siyaset ve zeminleri olamaz ve beni de o zeminde asgari müşterekler, verili koşulların objektif analizi dışında hiç bir şey bağlamaz. Sonra Denizleri asan kim, Mustafa Suphileri katleden kim, alevileri mağaralarda döve, döve öldüren kim(inkar eden siz), onca faili meçhulü sizlerin zaafı milliyetçiliğiniz ve omuzlarınız sayesinde işleyen kim, işkenceciler kim? Bilinci bu tür sorularla mahkum etme pragmatizmi bana göre değil, ancak cahillere göredir... Ayranın yok içmeye, tahteravalli ile gidiyorsun sıçmaya... Tencere, kapak rolünü, oynamaya mecbur değilsiniz ki..

Sonra HDP ye oy vermek AKP ye oy vermektir tarzınızı da kendinize saklayın. Erdoğan'ın Geziciler çapulcu demesi gibi aynı düzey, aynı süper cehaletle, batak içindesiniz... Önce bu kötüle, çaptan düşür, hedef göster, sustur tarzı bırakın. Oy vermekten bahsetmedim, asgari müştereklerde birlikten bahsettim. Boşverin başkalarını, kendinizi hiç bir yere endekslemeden önce görüşünüz nedir? Ne Yapmalı? Buna bir cevap verin.... Mesela AKP'nin ve gerici-faşist sermayenin sistemin nimetlerinden daha fazla yararlanmasının önüne geçmek ya da sekteye uğratmak için siz ne öneriyorsunuz? Bu sekteye uğratılamazsa Türkiyede bırakın siyaseti, aydınlanma, bilinç koşulları sekteye uğramaya, kaybetmeye devam edecek, bu sorumluluğu taşımıyorsanız, gidin başka kumlarda oynayın. Taşıyorsanız, dedikodu seviyesini aşın, bir kimse kendisini başkaları ve ötekilerle, ötekileştirdikleri üzerinden ancak ifade edebiliyorsa o kişi bağımlıdır, kişiliksizdir ya da beş para etmezdir, ya da tamda pespaye emperyalizmin oyunu dediği şeyin bizzat kuklasıdır. Bu ekonomi-politik açısında da böyledir... Siz alternatifinizi sunun hele... Meselenin stratejik boyutu içinse zaten net söyledim her türden ulusalcılık burjuva ideolojisidir, efendim kabul ediyor musunuz? O halde önce kendinizden başlayın, ya da bana oralardan slogan atmayın, bilinç düzeyi açısından düştüğünüz tuhaflığı düşünün.. (yine slogan atıp cevap vereceksen, tüm ötekiler gibi - ki bu yazımla, cevap vermekle hata mı ettim bilmiyorum- ciddiye alınmayacak.)

ben buraya birileri bana karşılık versin diye gelmedimki

ben buraya. burası özgür bir platform diye geldim.

benim fikirlerim sloganda olabilir.haykırışda

benim burada olmam rahatsızlık veriyorsa,uslubu ile beni uyarıp bu platforma sokmayabilirsiniz.

10 .köy ( hür bir platform). bulmaya çalışırız.


yazdıklarıma gelince karşılık vermeselerde hoşnut olanlar olabilir.

şahsınıza karşı her hangi bir saldırganlığımda olamaz.

fikirlerimdende asla vazgeçmeyeceğim.


ciddiye alın almayın problem deil.

spartacus
03-05-2015, 20:37
ben buraya birileri bana karşılık versin diye gelmedimki

ben buraya. burası özgür bir platform diye geldim.

benim fikirlerim sloganda olabilir.haykırışda

benim burada olmam rahatsızlık veriyorsa,uslubu ile beni uyarıp bu platforma sokmayabilirsiniz.

10 .köy ( hür bir platform). bulmaya çalışırız.


yazdıklarıma gelince karşılık vermeselerde hoşnut olanlar olabilir.

şahsınıza karşı her hangi bir saldırganlığımda olamaz.

fikirlerimdende asla vazgeçmeyeceğim.


ciddiye alın almayın problem deil.
Kadem konuyla şahsınızın-şahsımızın ne gibi bir bağı var? Kişisel bir konu değil ki, şahsında da rahatsızlığım yok, aksine burada olmanızdan mutluyum. Konu, site ve görüş, fikir ne bileyim inançlar ile ilgili farklılıkları karıştırmamalı. Kimse sizinle aynı düşünmek zorunda değil, aynı değil diye de yatağı, yorganı yakmak doğru değil.

HDP ye oy verir misiniz başlığına bakın, slogan ve ajitasyon dolu, sizin yazılarınız öyle, ama şu doğru değil; siz öyle düşünüyorsunuz diye başkaları atıyorum oy vermekle sizin ithamlarınızı hak etmiş olmuyor. Ben bu tarzı eleştiriyorum, bunun en bariz yolu da "vatan hainliği" vb lafzıdır, o minvalde yaklaşımı tasvip etmem, edemem, bu tür siyaset bilinçli siyaset olmuyor. Nazım'a vatan haini diyenlere bakın, bu tür siyasetin tasvip edilecek bir yönü yok, çürütecekseniz kişilerin görüş ve fikirlerini çürütmelisiniz, şahıslarına dönük böylelikle onları hedef alan, susturan ya da ötekileştiren tarz eylem-ithamlar içermemeli ve bunları da dayanak olarak sunmamalısınız.

Şu konuyu oy meselesine kim getirdi?... Oy konusunda da fikrimi açıkladım, bir kaç nedenden dolayı, önceliği asgari müştereklerin buluşma şansı bulması, ikincil olan ise mevcut hükümet açısından da şimdi bir zinicirin kırılma halkası HDP'dir ve HDP bunun içinde barajı geçmeli. Bu bu güne ait bir durum, önceden belirlenmiş şeyler değil ki., bunun da 2 nedeni var, birincisi minumum 50 miletvekili bedavadan AKP ye geçmiş olmayacak, ikincisi de, az buçukta olsa harcı alınteri olan ve ezilen kesimler burjuva olanaklardan yararlanma, temsil şansı bulacak, bu toplumsal açıdan da bir ilerlemedir. Bunlara çok basit emperyalistlerin oyunu, yok vatan, millet, sakarya nutuklarıyla gölge düşürmeye pirim vermem, veremem. Bu benim bakış açım, başkası da başka düşünebilir, başka düşünüyor diye ne birileri beni istemiyor diyebilirim ne de ben kendim birilerini istemiyorum tarzı bir lükse girebilirim(görüşüm öyle, fikrim öyle).

Beğenmeyebilirsiniz ama bakın bir gelenekten bahsediyorum, İttihatçı bir gelenekten, bölünerek çoğalan bir gelenekten, nedenlerine de girdim, az biraz farklı fikir ya da görüş oldu mu imkanı varsa bastırıp susturmak, imkanı yoksa da çekip gitmek dışında hiç bir tercihi olmayan, ben neye inanırsam herkes ona inanacak düşüncesinde bir hastalık..... Yani ya dediğim olur ya da ben çekip giderim, ya herkes benle aynı fikirde olmalı ya da benle aynı fikirde olmayan varsa, kimse beni istemiyor, ya da ben kimseyi istemem tarzı da aynı ne yazık ki..

kartopu
03-05-2015, 23:35
Sosyalist bilinç öyle bakmaz. Size göre Vietnam halkının, Küba halkının

Gezi'de milliyetçilerle, ırkçılarla yanyana oldunuz ama bunda hiç beis görmediniz, mesela her gün yer yer ırkçı söylemler dile getiren CHP'ye de aynı antipatiye sahip misiniz? :) Peki aynı antipatiniz türk halkı içinde geçerli mi? Kaldı ki etiket siyaseti yanlıştır, halklara karşı etiket üzerinden ne sempati ne de antipati doğru bir zemin değildir, bilmem farkında mısınız?
Siz siyaset yapmak için önce düşman,mı yaratıyorsunuz.
Siz beni ne kadar tanıdınızda gezide Milliyetçiler ırkçılarla yana yana gördünüz.
Ben kürt siyaseti tarafı değilim milliyetçide değilim. Açıkladım sosyalistim.
Bir sosyalistin neyi nasıl düşüneceğini senden öğrenecekte değilim.
Ayrıca kürt siyasetinin düşmanıda değilim bunu defalarca açıkladım Kürt siyasetini benim takip ettiğin arkasına düşdüğüm siyaset değil. Şunu da defalarca açıkladım kürt siyaseti kürtler için uygun olan siyasettir ama benim için uygun değildir hatta benim siyasi görüşlerimin zarar gördüğünüde söyledim.

Sosyalist siyasetin kabesi sizmisiniz biz Marx ı tanıyoruz.

Vietnam kuba kavga ettiği ülkelerle ne zaman zaferden önce barış mücadelesi verdi de kürt siyasetini ona benzettiniz.
Kürtler ulusal kurtuluş savaşımı veriyor da o ülkelere benzettiniz.

Daha açık ve net şekilde söylüyorum Kürt mücadelesi uluslar arası ve TÜSİAD ın desteklediği bir projedir. Ve türkiye işçi sınıfı siyasetine zara vermiştir.
Bunu ne devlet söylüyor ne ulusal siyasetçiler nede milliyetçiler ben söylüyorum benim gibi düşünen sosyalistler söylüyor.

CHP de umrumda değil.-----Ha CHP de HDP nin barajı aşmasını istiyor işte ortak yanınız.

spartacus
04-05-2015, 02:54
Siz siyaset yapmak için önce düşman,mı yaratıyorsunuz.
Siz beni ne kadar tanıdınızda gezide Milliyetçiler ırkçılarla yana yana gördünüz.
Ben yanyana olduğunu söylemedim? Senin yaklaşımınla -yanyana geliyorsun- Gezi'de değerlendirilebiliyor dedim, tabloya bak, kendinden çık, önce ne dediğine bir bak.
Sosyalist siyasetin kabesi sizmisiniz biz Marx ı tanıyoruz.Marx'ı tanıdığına emin misin?...
Vietnam kuba kavga ettiği ülkelerle ne zaman zaferden önce barış mücadelesi verdi de kürt siyasetini ona benzettiniz.
Kürtler ulusal kurtuluş savaşımı veriyor da o ülkelere benzettiniz.
Bir şeye benzetmedim, anlayışın kıt olabilir(3 defadır izah ediyorum), senin bakışınla değerlendiriyoruz, bu sonuca senin gerekçelerinle, bahanelerinle varıyoruz. Beğenmiyorsan, demek ki gerekçeni gözden geçirmen gerekir.

Kurtuluş savaşı ile kastın ne? Barış ile kastın ne? Ezilen uluslardan bahsediyorum, nasıl ki sömürü kapitalizmin açmazıdır, etiket isyaseti ve ezilen ulus, cins faktörüde sistemin açmazıdır, sizi sistemi savunmaya-stotükoda ısrara doğru iten ne(siz bunu bulun önce, stotüko size, ne gibi fayda sağlıyor)? Ve Türkiye bu tam 1 Yüzyıldır ORTADA! Serv de, Lozan'da bir anlaşma değil mi? Bu tür şeyleri, gölge amacıyla kullanmak cehalet timsalidir. Bir Türk-İş'e bakarak sınıf antipatisi yap-a-mam, sosyalist böyle etiketlerle vs bakmaz, bakamaz. Hani Marx'ı tanıyordunuz, objektifliğe ne oldu?

Ezilenlerin direnci de, ötekileştirmeye ve asimilasyon, inkara karşı direnç ve mücadele de elbette kurtuluş mücadelesidir, varlık gösteremeyen-gösteremeyecek duruma düşmüş bir toplumun mücadelesi zaten kurtuluş mücadelesidir(tabi hangi kurtuluş, ezilmişliğe, ötekileştirmeye, inkara karşı, sistem açısından ise nihai değil, aynen Tür halkının kurtulamadığı gibi!). Kapitalizmde sömürülenler, ezilenler var mıdır? Vardır, bitti!

Türk halkı KURTULMUŞ durumda mı şimdi? hangi kurtuluştan, ne barışından, kimin, kimlerle barışından söz ediyorsun? Örneğin 30 Yıldır bizzat CIA, MİT tarafından yönetilen bir Dev Sol'a bakarak, sınıfı, sosyalistleri tahlil edemeyeceğimiz ve inkar edemeyeceğimiz gibi... Bu tür çökertme çıkışlarını safdışı bırakmanın yolu da yine aynı zeminde (sınıfın içinde, eziliyorsa ezilen halkların içinde, ezilen cins ise ezilen cinsle birlikte vb) varlık gösterebilmekle mümkün, sömürü ve ezilmişliği, mücadele ve direnci inkarla, egemen ideolojinin ötekileştirme siyasetinin kuklası durumuna düşmekle değil!

Daha açık ve net şekilde söylüyorum Kürt mücadelesi uluslar arası ve TÜSİAD ın desteklediği bir projedir. Ve türkiye işçi sınıfı siyasetine zara vermiştir.
Bunu ne devlet söylüyor ne ulusal siyasetçiler nede milliyetçiler ben söylüyorum benim gibi düşünen sosyalistler söylüyor.
Gerçi üst paragrafta yine sakat bakışınız ve anlayışınızı açıkladım. TÜSİAD, savaş koşullarında kayıplarından dolayı şu an o koşullar olsun istemiyor, ancak TC de kuruluşundan beri, yarı-faşist, bonapartist bir devlet modeli-kapitalizmi var. asıl parti olan ordu bir türlü kapitalist, burjuva normlara çekilemiyor, bu savaştan nemalanan hayli geniş asker-sivil bir bürokrasi kesimi var! TC öyle bir devlet ki(İttihatçı gelenek kökünde!), Susurluğun üzerine gidilmelidir diye ısrar eden Sabancı dahi sol bir örgüt kullanılarak öldürüldü, sizin benim karşımda savunularınız, bana, aman deşmeyin diyenlerin -kendilerine de sol diyen!- olduğu Susurluk dönemlerini anımsatıyor. Efendim sonrada çıkıp Sabancı bile Susurluğun deşifre edilmesini istiyor demek ki bu işi TÜSİAD tertipliyor der gibisiniz!. Ben Susurluk olaylarında her günüm sokaklarda geçti, siz beni, herhangi bir sol görünüşlü yapıyla ya da devletin ayak oyunlarıyla değerlendiremezsiniz, bu kafayla Kabelikten bahsetmeyin!
CHP de umrumda değil.-----Ha CHP de HDP nin barajı aşmasını istiyor işte ortak yanınız.Elbette bu iradem dışında, ortada HDP nin barajı aşması-aşmaması gibi, hükümet açısından dezavantaj, muhalefet açısından avantaj bir kilit durum söz konusu ve bu nesnel, benim iradem de değil ki! Ya sizin bu başlıkta sosyalistim deyipde, tam bir burjuva ideologu gibi savurduğunuz onca egemen ideoloji, sizin iradeniz dışında mı?

spartacus
04-05-2015, 04:14
CHP'nin bildiğini AKP'de biliyor ve kendi durumlarına göre avantaj, dezavantaj çıkartmaları onları bağlar, benim açımdan ise AKP'nin her bir kaybedişi, toplumsal bilinç ve örgütlenmenin kazancıdır. Bu gündelik siyasetin toplum nezdinde, görünen güncel yanı.

http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/akpde-276-panigi-821560/
2002’den sonra en kritik seçim sürecini yaşıyoruz. Tüm hesapları HDP’nin durumu bozuyor. Bazı anketlerde yüzde 10 baraj sınırında gözükseler bile geçecekleri anlaşılıyor. Bu tablo tek başına iktidarı devam ettiremeyeceğimizi gösteriyor.

Güneydoğu bir vekil arkadaşımız anlattı. 18-20’li yaşlardaki gençleri tutamıyoruz. HDP’ye kayıyorlar. Başta o bölgedeki iller olmak üzere batıda da Kürt kökenli seçmenlerden kaybımız var. HDP’nin fazladan çıkaracağı 30-35 vekil bizden gidecek.

En iyi listeyi CHP-HDP yaptı.

Neva
04-05-2015, 08:59
Daha açık ve net şekilde söylüyorum Kürt mücadelesi uluslar arası ve TÜSİAD ın desteklediği bir projedir. Ve türkiye işçi sınıfı siyasetine zara vermiştir.
Bunu ne devlet söylüyor ne ulusal siyasetçiler nede milliyetçiler ben söylüyorum benim gibi düşünen sosyalistler söylüyor.


Nasil yani?

O halde sizin bakis acinizla, ornegin, Gezi'de Boyner'in parka gidip pankart acmasi, Umit Boyner vs. isimlerin AVM yapilmasi halinde dukkan acmayacagim diye ayar vermesi, Koc'un oteline gazlanan insanlari almasi vs. bunlari da Tusiad mi duzenledi?


Bu ve benzeri markalar, isletmeler zaten kendi uretim tesislerinde, uzayli(!) calistirmiyorlar herhalde degil mi?

http://www.gazetevatan.com/biz-o-avm...542697-gundem/ (http://www.gazetevatan.com/biz-o-avm-ye-girmeyiz--542697-gundem/)

Hani gezi sizin icin milatti?

Hani Tusiad dediniz ya, onun icin boyle ornek verdim.

http://www.yeniakit.com.tr/haber/tus...asi-29998.html (http://www.yeniakit.com.tr/haber/tusiada-gezi-fircasi-29998.html)


Bakin mesela su haber bana, cok uzun yillar once, 31 Mart'ta "din elden gidiyor' diye elinde Kuran'la kislalara girip, askeri askere kirdirmaya calisan mollalari hatirlatti. Varin siz bunu ulkeye uyarlayin.

http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/...n-dedi-821362/ (http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/erdogan-yine-din-dedi-821362/)

browland
04-05-2015, 17:19
Şimdi bölgenin gelişmemesinin sebebi bölgenin coğrafi konumu ile alakalı. Tarım arazileri olsa da sulamalı tarımın yapılacağı araziler kısıtlı,bölgenin ekseriyeti çorak ve aşiretler ciddi anlamda güçlü,topraklarda parsellenmiş durumda. Yani tarımı desteklemek bir ölçü de etkiler. Gelelim ticaret kısmına,bölge kitli bir bölge yani denize komşu değil,kara ticareti de sınırlı. Geriye kalıyor maden ve sanayi üretimi buna dair de ulaşım yetersizliğinden dolayı yatırım yapılmıyor.

Feodalite çok güçlü halbuki 21.yy'da bunun yıkılması gerekirken neden yıkılmadı ? sebebi çok basit demokrasiye entegre olamadı bölge,öncelikle dayatılan türk kimliği etkili oldu sonra da sağ iktidarların ağalarla anlaşıp oy toplamasından dolayı. Yani aşiretler Pkk'dan çok önce bilerek ve istenerek günün çıkarları gereği desteklendi. Normalde büyük şehirlerde ciddi seçim çalışması yürütülür,kapı kapı dolaşılır,seçmen ikna etmeye çalışırken orada geçmiş ve günümüz hükümetleri çok daha kolay bir yolu seçti ağalarla anlaşmayı. Yani bölge sanki Türkiye'nin bir yeri değilmiş gibiydi,insanların sürgün yeriydi güneydoğu hala öyle değişen bir durum yok. Kimse İstanbul'u,İzmir'i bırakıp Şırnak'ta yaşamaya kalkmaz oranın yerli halkı da dahil buna. Töre cinayetlerinin mevcut yasalarla desteklendiği zamanlar oldu, mevcut hükümetler yasalarla adeta töre cinayetlerine çanak tuttu,ceza indirimlerine gitti bu çok sonraki yasalarla düzeltildi. Hepinizin bildiği mevzular bunlar.

Velhasıl bölge günün kolaycılığı ve ciddi asimilasyon politikaları sonucu karanlıkta bırakıldı. Daha yeni bir aydınlanma yaşanıyor. Millet nedir ? Biz kimiz ? Geçmişimiz nasıldı ? Ne yapmalıyız ? Gibi sorular yüksek sesle dile getirilmeye başlandı. Önceden malum olacağı üzere Kürt dediğin Dağ Türküydü. Darbe hükümetleri böyle adlandırmayı uygun gördü halbuki ülkenin kurucu meclisinde mebuslar veya bugünün tabiri ile vekiller kürtlerin gayet farkındaydı ve kürtleri bir millet olarak tanımlıyorlardı açın tutanaklara bakın,70'e yakın kürt mebus da var o dönemde. İlk meclis kürt kimliğini tanıp,bilip bir cephe alırken 1980'de kürt kimliğinin yok sayılma sürecine nasıl gelindi ? Buda çok önemlidir.

Tabii bunları söylüyorum ama en başında da söylediğim gibi aslında türk kimliği de kürt kimliği de ayrıca sorgulanması gereken kavramlardır. Kürt kimdir ? Nedir ? Türk Kimdir nedir ? Bunlar ciddi anlamda tartışılmadığı ve belli bir dayatılma içine girildiği için şuan için herkesin kafası bulanık durumda.

Yani gelirden pay alınma veya bir rant paylaşımından ziyade ortada bir buhran var. İnsanlar özgürce konuşabilmeli Türkiye'de bu çok kısıtlı,ırkçılık ve ayrımcılık had safhada. Türkiye'de kürt nüfusu bile belli değil. Daha kürt sorunu bitecek,alevi sorunu,roman sorunu,laz sorunu,lgbt hakları,rum sorunu,ermeni sorunu vs. gibi bir yığın etnik,mezhepsel,cinsiyet temelli sorun var.

Mesela kürt hareketinde en temel eksen "kadın hareketi" Her şeyden önce üstte saydığım mevzulardan önce bu ülkede kadın sorunu var ve bunu en güzel şekilde dillendiren kürt siyasi hareketi. Güneydoğu'da herkesin bildiği bir gerçeklik kadının adı yok,feodalite egemen olduğu için erkek evlat çok önemli babalar sadece oğullarını evlattan sayıyor. Oğulları okusun,bilgilensin,güçlensin istiyor ama kız evladını bir namus belası,bir namus derdi olarak görüyor o yüzden hemen evlensin de gitsin sorumluluk almayayım noktasında yaklaşıyor,bu sadece tabii bir bölgeye sıkıştırmak yanlış Türkiye'nin ekseriyetinin sıkıntısı var. Kürt Siyasal hareketi,diğer bölgelerde yaşayan insanları da bu soruna dokunmaya mecbur ediyor,ite kaka da olsa. Eş başkanlık sistemi çok yerinde ve mantıklı bir hareket. Sloganda gayet güzel Jin,Jiyan,Azadi - Kadın,Yaşam,Özgürlük

Yani aslında mantıklı düşündüğünüzde hdp şuan düzgün bir çizgide pkk'nın silahlı eylem faaliyetlerini bırakması da bu sorunları daha görünür kıldı.

Yani Kürtler bölünür mü bölünmez mi ? Asıl sıkıntımız bu olmamalı asıl sıkıntımız mevcut sorunlar neden var niye bu sorunların üzerine gitmiyor ve sorgulamıyoruz olmalı.

Toprak bütünlüğü ve hakimiyetinden ziyade insanı baz alan sorunlarla yüzleşmeye başlarsak şayet bu ülkede yaşayan insanların yaşam haklarını güçlendirmiş,güzelleştirmiş ve insanın yaşam değerini yüceltmiş oluruz. Malum olacağı üzere insan yaşamı bu ülke de ucuz,daha geçen hükümet kendi savcısını propaganda için harcamaktan çekinmedi normalde avrupa'da bir ülkede böyle bir olay olsa hükümet gocunmaz masaya oturur ve illegal grupla anlaşmaya çalışırdı. Hani geçtik iki genci öldürmesini kendi hükmüne biat eden ve bunun için çalışan,ciddi bir hukuk eğitiminden geçmiş,illegal veya devlete karşı hiçbir faaliyete bulaşmamış bir vatandaşı harcadı üstünden de propaganda yaptı. Adına da kurtarma operasyonu dediler. Velhasıl insan hayatı ayaklar altında olduktan sonra yüz ölçümün bugün mevcut olandan 10 kat büyük olsa ne olur ? Olmasa ne olur ? Şahısa ve kişiye bir faydası yok ki bu durumun.

Eğer özgürce düşüncelerimizi ifade edebiliyorsak sadece şu kadarını söyleyebilirim.

Yazınızın neredeyse tamamı "saçmalık".

Tarih okumadan tarihi bilgi vermeye kalkmayın lütfen...

Bu memlekette ne kürt sorunu vardır, ne alevi, ne sünni....

Bu memleketin yegane sorunu... birilerinin güdümünde olma sorunudur.

Daha ayrıntılı açıklarım ama işinize gelmez.

Çok merak ederseniz.. Aleviyim

kartopu
04-05-2015, 19:18
Marx'ı tanıdığına emin misin?...Hemde adımdan emin olduğum kadar.
Bu ülkede kürtler ezilen ulus değil.Ezilen ulus topyekün olur ve bunun örnekleri Saddam dönemi ırak kürtleri ve esat dönemi suriye kürtleridir.
Bu ülkede türkler ne gibi haklara sahipse kürtlerde aynı haklara sahiptir.
Ezilen ulus yok ezilen sınıf var.Hangi kimliğe sahip olursa olsun ezilen sınıf var.Bu ülkede kürt bölgelerinde askari ücret batı bölgelerde askari ücret farklı değil.
Ne ezilen ulusu bu martavalla yıllardır oyalandık.Hagi kürt cumhur başkanı olmama yasağı ile karşı karşıya.
Eğer bu ülkede egemen ulus türkler olsa idi din Türkçe yapılırdı alavilik etkin din olurdu.
Bir halkı top yekün mahkum etmeye ne hakkınız var.Bir ezilen ulus varsa bunun ezen tarafıda var demektir Yani Türkler egemen ezen ulusmu oluyor.
Türklerle devleti bir birinden ayırmayı beceremediniz.Sizin yaptığınız probaganda Avrupa birliğinin spariş propagandasıdır.
Tekrar ve ısrarla söylüyorum Kürtler ezlen ulus değildir.Veya siz bu kavramı bilmiyorsunuz.

Bir de bana Marx ı anlatmayın onu iyi tanırım.

Spartacus Gerçi üst paragrafta yine sakat bakışınız ve anlayışınızı açıkladım. TÜSİAD, savaş koşullarında kayıplarından dolayı şu an o koşullar olsun istemiyor, ancak TC de kuruluşundan beri, yarı-faşist, bonapartist bir devlet modeli-kapitalizmi var. asıl parti olan ordu bir türlü kapitalist, burjuva normlara çekilemiyor, bu savaştan nemalanan hayli geniş asker-sivil bir bürokrasi kesimi var! , bu kafayla Kabelikten bahsetmeyin!

Bu kadar konuyu dağıtığınızda haklımı çıkacaksınız. Susurluk olayı başka TC nin kurulması başkadır Susurluk dönemi Türkiye alt emperyalist bir yapı içinde TC nin kurulumunda doğru dürüst özel sermaye yok.
Bonapartizm sadece bürokratlar hükümeti değil birde onun ekonomik gücüne bakın sömürgelerine dünya sermayesinden aldığı paya. Hiç bir yönetim ekonomi dikkate alınmadan açıklanamaz.

Evet gezi milattır bu iş adamları için değil yeni mücadelenin ne şakilde yapılacağını anlattığı için milattır.

kartopu
04-05-2015, 19:36
Nasil yani?

O halde sizin bakis acinizla, ornegin, Gezi'de Boyner'in parka gidip pankart acmasi, Umit Boyner vs. isimlerin AVM yapilmasi halinde dukkan acmayacagim diye ayar vermesi, Koc'un oteline gazlanan insanlari almasi vs. bunlari da Tusiad mi duzenledi?


Kapitalizm,i ne kadar tanırsınız bilmiyorum. Bir kapitalist bir sınıfı sömürebilmesi için onu çalıştırması gerekir.Yani sömüreceği sınıfın bulunduğu alana sermaye (sabit sermaye) koymalıdır.

İşte TÜSİAD da doğu bölgelerinde sömürü yapmak için o bölgelerin güvenli olmasını istiyor.Bu sömürü birde pazara yakınsa değme kapitalistin keyfine.Yani güvenlik ve sömürüye elverişili mekan.

Olayı gezi meselesine getirdiğine bir ülkede demokrasi olması büyük kapitaistin en sevdiği şeydir çünkü işçi aynı zamanda müşteridir moda takip edecek sinamaya gidecek otomobil alacakki kapitalist daha zenginleşsin.İşte boynerde o demokrasinin peşinde Doğuda sömürecek inan batıda soyacak insan gerekiyor.
Gezi benim için hala milat.-------

Bakın devlet farklı dönemlerde farklı siyaset izler 31 Mart'ta "din elden gidiyor bazen mollaları bazen ülkücüleri bazen teröristleri bazen sağcıları hatta bazen solcuları kullanır. Önemli olan devlet bu siyasetleri yaparken ne gibi hesaplar peşindedir onu bilmektir.

spartacus
04-05-2015, 21:25
Marx'ı tanıdığına emin misin?...Hemde adımdan emin olduğum kadar.
Bu ülkede kürtler ezilen ulus değil.Ezilen ulus topyekün olur ve bunun örnekleri Saddam dönemi ırak kürtleri ve esat dönemi suriye kürtleridir.
Bu ülkede türkler ne gibi haklara sahipse kürtlerde aynı haklara sahiptir.
Türkiye de türk ırkı dışındaki her tür farklılık, ÖTEKİDİR. Aynı haklara sahip olunan ülkeler Kanada, İsviçre vb ülkelerdir. Bir sonraki mesajında kapitalizm üzerine yazıyorsun, sermaye vb, etiketlerin kullanımı, RESMİYETİNİN, etiket siyasetininde aynı temel nedenlerle yapıldığını bilmemeniz garip oluyor!? Milli burjuva ideolojisi ile 1 Taşla 2 kuş vurulur, birisi siz oluyorsunuz-ki gayet net vurulmuşsunuz-, diğeri de potansiyel olarak VARLIKLARININ siyasi tehdit içerdiği ÖTEKİLER. Birlikteliği değil bu tip faşist devletler ayrılığı örgütler, böylelikle diğerlerine öteki diyebilecek, sınıfsal ayarda kulvar rakiplerini sönümleyecek, satıh dikensiz gül bahçesi gibi önlerine serilecektir vs. Ve kafalarında sopa sallayabilmesi yeri geldiğinde çizme ile ezebilmesi için hasım ilan edecektir, ve yolu düzlemek namına asimilasyona, susturma, kendini temsil hakkını alma vb öğelere başvuracaktır, kanıtıyla göstereceğim!. Sözde bir sosyaliste anlattığım şeylere bakın. Şimdi sistemin tavizkarlığı Kürt Halkının son 50-60 yıl verdiği mücadelesidir, elbette devlet uzun yıllar çökertme, içine sızma ele geçirme için çalıştı, başarmış olsa bile(!), tabandan gelen dinanizmi yok edemedi(!). Şimdi sistem TAVİZ vermek zorunda kaldı, kalıyor, siz ise bundan rahatsızsınız çünkü yüce ırkınız ve stotüko zaafınız gereği olsa gerek size rahatsızlık veriyor, TÜSİAD tabi ki tavizden yana, yoksa daha fazla kayıp yaşayacak, eski yöntemler tutmadı ve Türkiye de yönetim hala tam anlamıyla sermaye burjuvazisinin eline geçmiş değil, bürokratik, bonapartist tarz örgülenmiş yarı açık-gizli-örgütlü-silahlı-faşist zümre-kesimlerin elinde :)
Kapitalizmde mecburen vazgeçilen her etiket siyaseti, kapitalizmin zararınadır lakin toplum karşısında mecbur kalır, taviz verir. Bunun koşulu da yine toplumsal mücadeledir. Sistemin etiket siyasetinde taviz verecek olması sizi neden kaygılandırıyor? Evvel taktik yok say, inkar et -ki yukarıda belirttim, ama bu tutmadı -ki sizi de bu rahatsız ediyor, türk halkından olmaya halkın varlığı, sosyo-kültürel, sosyo-politik, sosyo-ekonomik açıda eşit hak talebi ve eşit olmaları mefhumu, sizi neden rahatsız ediyor, tutturana kadar da binlerce insan katledildi! Irak'mış(?)...

Tamam atıp tutmayın. 100 yıllık kapitalizmin, milli burjuva ideolojisi zaafıyla, farkında ya da değil bazı sebeplerle savunmak durumuna düştüğünüz faşizmin çetelesini de dökeriz, baştan gidelim. Önce şu sözü nakledelim ve kılıflarla gelmemeniz konusunda ön bir bilgi olsun.
"Minareyi çalan kılıfını hazırlar."

Türk ırkından olan göçmen, iskan kanunu! Olmayanlara ise ayrı muamele..
http://mirekoc.ku.edu.tr/sites/mirekoc.ku.edu.tr/files/tr_leg11.pdf

Muhacir ve mültecilerle göçebelerin ve gezginci çingenelerin yurt içinde yerleştirilmeleri; Türk kültürüne bağlılık ve nüfus oturuş ve yayılışının düzeltilmesi
...
G: Türk muhacir ve mülteciler hısım ve akrabalarının bulundukları yerde iskan olunurlar(****).

Yine Mecbur-i İskan(1934!), buyrun açıklayın! Yerleşik ama türk ırkından olmayan halkların sürgün kanunu... Şimdi ne anladığını anlatırsın. Bakın ANA DİL ne kadar önemliymiş. Yukarıda ne diyor hısım, akraba, aşağıda ne diyor bu konuda? Tam tersi, türklere serbest, ötekilere yasaklı. Ya farklı kültür konusunda ne diyor? Mesela neler yasak! Asimilasyon dediğimde, siz kulağınızın arkasıyla mı okuyorsunuz, bu asimalasyonu (kürt, alevi asimilasyonu vb) kabul etmez iseler asker postalı devreye giriyor Dersim gibi(hem zaza (http://tr.wikipedia.org/wiki/Zazalar), hem de alevi, faşist devlet modeliyle 2 noktadan dolayı çatışma içinde ve asimilasyonu kabul etmiyorlar, katliam ne zaman 1938, hazırlık ne zaman 1934!)!?

"Madde 7) Türk ırkından olmayanlar, hükümetten yardım istemeseler bile hükümetin göstereceği yerde yurt tutmağa ve hükümetin izni olmadıkça buralarda kalmağa mecburdurlar."

(****) "Madde 11) Ana dili Türkçe olmayanlardan toplu olmak üzere yeniden köy ve mahalle, işçi ve sanatçı kümesi kurulması veya bu gibi kimselerin bir köyü, bir mahalleyi, bir işi veya bir sanatı kendi soydaşlarına inhisar ettirmeleri yasaktır."

"Madde 13) Türk ırkından olmayanların serpiştirme suretiyle köylere ve ayrı mahalle veya küme teş-kil etmeyecek şekilde kasaba veya şehirlere iskânları mecburdur."

Siz bu yasalarda neyi gördünüz bay/bayan efendim sosyalist hazretleri? Hitler Almanyası'mı? Bırakın UKKTH(Ulusların kendi kaderini tayin hakkını) bu çok uzak bir nokta, Türkiyede asıl sorun, farklılığın reddi, yerleşik(!) olarak kabul edilmemesi, horlanması ve haliyle dışlama-ötekileştirmedir. Daha bunu kıramadık ki(ki sizde de kırılmış değil), meseleyi literatür çerçevesi-düzeyinde tartışabilelim...

browland
05-05-2015, 15:07
Türkiye de türk ırkı dışındaki her tür farklılık, ÖTEKİDİR. Aynı haklara sahip olunan ülkeler Kanada, İsviçre vb ülkelerdir. Bir sonraki mesajında kapitalizm üzerine yazıyorsun, sermaye vb, etiketlerin kullanımı, RESMİYETİNİN, etiket siyasetininde aynı temel nedenlerle yapıldığını bilmemeniz garip oluyor!? Milli burjuva ideolojisi ile 1 Taşla 2 kuş vurulur, birisi siz oluyorsunuz-ki gayet net vurulmuşsunuz-, diğeri de potansiyel olarak VARLIKLARININ siyasi tehdit içerdiği ÖTEKİLER. Birlikteliği değil bu tip faşist devletler ayrılığı örgütler, böylelikle diğerlerine öteki diyebilecek, sınıfsal ayarda kulvar rakiplerini sönümleyecek, satıh dikensiz gül bahçesi gibi önlerine serilecektir vs. Ve kafalarında sopa sallayabilmesi yeri geldiğinde çizme ile ezebilmesi için hasım ilan edecektir, ve yolu düzlemek namına asimilasyona, susturma, kendini temsil hakkını alma vb öğelere başvuracaktır, kanıtıyla göstereceğim!. Sözde bir sosyaliste anlattığım şeylere bakın. Şimdi sistemin tavizkarlığı Kürt Halkının son 50-60 yıl verdiği mücadelesidir, elbette devlet uzun yıllar çökertme, içine sızma ele geçirme için çalıştı, başarmış olsa bile(!), tabandan gelen dinanizmi yok edemedi(!). Şimdi sistem TAVİZ vermek zorunda kaldı, kalıyor, siz ise bundan rahatsızsınız çünkü yüce ırkınız ve stotüko zaafınız gereği olsa gerek size rahatsızlık veriyor, TÜSİAD tabi ki tavizden yana, yoksa daha fazla kayıp yaşayacak, eski yöntemler tutmadı ve Türkiye de yönetim hala tam anlamıyla sermaye burjuvazisinin eline geçmiş değil, bürokratik, bonapartist tarz örgülenmiş yarı açık-gizli-örgütlü-silahlı-faşist zümre-kesimlerin elinde :)
Kapitalizmde mecburen vazgeçilen her etiket siyaseti, kapitalizmin zararınadır lakin toplum karşısında mecbur kalır, taviz verir. Bunun koşulu da yine toplumsal mücadeledir. Sistemin etiket siyasetinde taviz verecek olması sizi neden kaygılandırıyor? Evvel taktik yok say, inkar et -ki yukarıda belirttim, ama bu tutmadı -ki sizi de bu rahatsız ediyor, türk halkından olmaya halkın varlığı, sosyo-kültürel, sosyo-politik, sosyo-ekonomik açıda eşit hak talebi ve eşit olmaları mefhumu, sizi neden rahatsız ediyor, tutturana kadar da binlerce insan katledildi! Irak'mış(?)...

Tamam atıp tutmayın. 100 yıllık kapitalizmin, milli burjuva ideolojisi zaafıyla, farkında ya da değil bazı sebeplerle savunmak durumuna düştüğünüz faşizmin çetelesini de dökeriz, baştan gidelim. Önce şu sözü nakledelim ve kılıflarla gelmemeniz konusunda ön bir bilgi olsun.
"Minareyi çalan kılıfını hazırlar."

Türk ırkından olan göçmen, iskan kanunu! Olmayanlara ise ayrı muamele..
http://mirekoc.ku.edu.tr/sites/mirekoc.ku.edu.tr/files/tr_leg11.pdf

Muhacir ve mültecilerle göçebelerin ve gezginci çingenelerin yurt içinde yerleştirilmeleri; Türk kültürüne bağlılık ve nüfus oturuş ve yayılışının düzeltilmesi
...
G: Türk muhacir ve mülteciler hısım ve akrabalarının bulundukları yerde iskan olunurlar(****).

Yine Mecbur-i İskan(1934!), buyrun açıklayın! Yerleşik ama türk ırkından olmayan halkların sürgün kanunu... Şimdi ne anladığını anlatırsın. Bakın ANA DİL ne kadar önemliymiş. Yukarıda ne diyor hısım, akraba, aşağıda ne diyor bu konuda? Tam tersi, türklere serbest, ötekilere yasaklı. Ya farklı kültür konusunda ne diyor? Mesela neler yasak! Asimilasyon dediğimde, siz kulağınızın arkasıyla mı okuyorsunuz, bu asimalasyonu (kürt, alevi asimilasyonu vb) kabul etmez iseler asker postalı devreye giriyor Dersim gibi(hem zaza (http://tr.wikipedia.org/wiki/Zazalar), hem de alevi, faşist devlet modeliyle 2 noktadan dolayı çatışma içinde ve asimilasyonu kabul etmiyorlar, katliam ne zaman 1938, hazırlık ne zaman 1934!)!?

"Madde 7) Türk ırkından olmayanlar, hükümetten yardım istemeseler bile hükümetin göstereceği yerde yurt tutmağa ve hükümetin izni olmadıkça buralarda kalmağa mecburdurlar."

(****) "Madde 11) Ana dili Türkçe olmayanlardan toplu olmak üzere yeniden köy ve mahalle, işçi ve sanatçı kümesi kurulması veya bu gibi kimselerin bir köyü, bir mahalleyi, bir işi veya bir sanatı kendi soydaşlarına inhisar ettirmeleri yasaktır."

"Madde 13) Türk ırkından olmayanların serpiştirme suretiyle köylere ve ayrı mahalle veya küme teş-kil etmeyecek şekilde kasaba veya şehirlere iskânları mecburdur."

Siz bu yasalarda neyi gördünüz bay/bayan efendim sosyalist hazretleri? Hitler Almanyası'mı? Bırakın UKKTH(Ulusların kendi kaderini tayin hakkını) bu çok uzak bir nokta, Türkiyede asıl sorun, farklılığın reddi, yerleşik(!) olarak kabul edilmemesi, horlanması ve haliyle dışlama-ötekileştirmedir. Daha bunu kıramadık ki(ki sizde de kırılmış değil), meseleyi literatür çerçevesi-düzeyinde tartışabilelim...

Anladığım kadarı ile siz en basit tabiri ile kürt faşistisiniz.

Bahsetmiş olduğunuz kanun oldukça isabetli ve yerinde bir kanundur. Bir ülke bağımsızlık mücadelesi vermiş, savaşlar ve iç isyanlar sonrası elbette kendini koruyacak önlemler almak durumundadır.

Dünyanın neresine giderseniz gidin dışarıdan gelecek yerleşimcilere doğrudan kucak açmazlar (hoş günümüzde mevcut hükümet fazlasıyla yapıyor, ne kadar tehlikeli olduğunu görüyoruz.)

Efendi, çıkarılan kanunları o günün şartlarına göre inceleyiniz ve değerlendiriniz. Günümüz şartları başkadır.

Kürtler bu ülkede hak ettiklerinden fazlasını almıştır. Yatın kalkın dua edin. İnsana duyduğumuz saygı olmasa diğer ülkelerdeki gibi olurdu durumunuz.

spartacus
05-05-2015, 19:02
Anladığım kadarı ile siz en basit tabiri ile kürt faşistisiniz.
Kürt değil türküm, sizinle aramızdaki fark ben insan ve sosyalistim, siz ise azman ve faşist bir UŞAK. Umarım Kartopu için gayet yerinde, objektif bir örneğim olmayı başarırsınız (ki Bu Kartopu'na bağlı, sizin katıksız faşist karakteriniz ise -ki Kartopu'nun stotükosu devletin karakteri bu- zaten su götürmez). Kaldı ki tabuların köleliği ne ise sizlerde etiketlerin kölesi birer uşaklarsınız, müritsiniz, sayenizde 21. Yüzyıl Türkiye siyaseti hala sizin gibi ot gelip saman bile gidemeyenlerin sömürüsüne, cehaletine borçlu, birisi elinde Kur'an sallar, bir dolu göt kılı edinir, ötekide etiket sembollerinizi sallar(kahraman olur) göt kılı, sizleri edinir. İkisi arasındaki fark ise sadece sembollerdir, biçimdir, göt kılı olmak ise ortak kaderiniz.. Bu nedenle bu tür alçak siyasetçiler suyun kaynağı hiç bitsin istemez, sizi cahil tutmak(3-5 sembol yeter) afyonlamak ise gayet basittir, uşaklık kanınıza işlemiştir. Tabular kırılmadıkça da sökülmesi imkansız.

Bahsetmiş olduğunuz kanun oldukça isabetli ve yerinde bir kanundur. Bir ülke bağımsızlık mücadelesi vermiş, savaşlar ve iç isyanlar sonrası elbette kendini koruyacak önlemler almak durumundadır.
Savaş ve isyanlar derken! Bağımsızlık mücadelesi dediğin de savaş ve isyan değil mi? Bu da demektir ki her halkın ya da etiketlerden birisinin resmileştiği , diğerlerinin de yok sayılıp ötekileştirildiği her alanda(örneğin Osmanlı da alevilerin bağımsızlık mücadelesi haktır!), bağımsızlık, ayrı yaşam HAKKIDIR ve her biride bağımsızlık için mücadeledir, yenilebilir ama bu bir hakkı değiştirmez!.
Yaşadığın evde dışlanıyor, horlanıyor, yok sayılıyor olsa idin, ne yapardın sözde insan?

Ya kardeşce bir coğrafya paylaşılmalı idi ya da kodoman takımı faşizmin yarattığı kuduz köpekliğe bir son vermeli. O günün şartlarıymış, sadece gerzeklik, o gün bu gün hiç farketmiyor, o yasalarda 1934'e ait, savaş koşullarına ait değil, sadece bir kesimin faşist planlarının ürünü! Sebebide İHANETTİR, o bağımsızlık savaşı dediğine Anadoluda tüm halklar, renkler, cinsler, farklı kültürler dahil idi(!!!), lakin uyanık bir kesim 3-5 kapitalist, burjuva çıkarı uğruna, savaş sonrası diğerlerine hem ihanet etti, hem de onları yok saydı, silah çekti!. İnsan her şeyiyle insandır, dili, kültürü, eli, kolu, cinsi, rengi farketmez, demek ki bir ortam insana değilde, etiketlere dayalı ise o ortam insani değildir, hayvani dahi olamaz ve durduğunuz konum nazarımda, en pislik addedilen bir hayvan ortamından dahi daha alt düzeydedir, çünkü ortamınız insani değil belki kuduz bir köpek ortamı olabilir.

Dünyanın neresine giderseniz gidin dışarıdan gelecek yerleşimcilere doğrudan kucak açmazlar (hoş günümüzde mevcut hükümet fazlasıyla yapıyor, ne kadar tehlikeli olduğunu görüyoruz.)
O faşist kanun dışarıdan gelenleri kapsamıyor, önceki verdiğim ise kapsıyor ve gelenler IRKLARINA göre muameleye tabi tutuluyor! İkincisi ise içeridekelileri kapsıyor, bu tür Kanunlar feyzini İttihat terakki faşizminden de alan Hitler dönemi Almanyasında olabilirdi. Gerzekliğiniz, cehaletiniz, kof kapitalist, emperyalist uşaklığınız bu durumu değiştirmiyor, önemli olan ortada olanın ne olduğudur = > ırkçı-faşizm, insan olmayan ortam-yaşam biçimleri.

Efendi, çıkarılan kanunları o günün şartlarına göre inceleyiniz ve değerlendiriniz. Günümüz şartları başkadır.
O günün şartlarıyla değerlendiriyoruz zaten, ne o gün ne de bu günün şartlarında sizin gibi kapitalizmin, emperyalizmin, ırkçı uşaklığına biat etmek gerekmiyordu, ama onlar silah zoruyla biat ettirmeyi seçti.. Almanya'da 1. Dünya savaşına katıldı ve yenildi, ama Hitler faşizminin hiç bir yanı, yönü savaş istismarı ile meşrulaştırılamaz. Böyle gerzek, boş muhatap olacaksan seviyende de cevap yazabilirim -anlayasın diye!-, adam gibi yaz, ne deniyorsa al eleştirel yaz, artistlik yapma.
Kürtler bu ülkede hak ettiklerinden fazlasını almıştır. Yatın kalkın dua edin. İnsana duyduğumuz saygı olmasa diğer ülkelerdeki gibi olurdu durumunuz.
Neye yatıp, kalkıp dua edecem lan alçak!

odunkafa
05-05-2015, 20:55
browland;

Bu ülkenin türklerin babasının malı olduğunu mu sanıyorsun?
Ona bakarsan bu ülke Ermeni'lerindir de.
Türklerin olduğu kadar.

Ne yaptınız lan Ermeni okullara? Gazetelere, dergilere?
Ermeni manastırlarına ne yaptınız?

Peki kendi yurtlarında yaşayan ermenilere ne oldu?
Söyle bakayım..?

Bu topraklar kimsenin babasının malı değildir.
Türkler, kürtler, ermeniler vs. nefes alan her bir birey yaşayabilir.

turin
05-05-2015, 23:52
İlk soruna gelelim sistem karşıtı olmak pekala normal bir durumdur ama sisteme yaklaşımın ve duruşun önemli bir pozisyondur. Mursi'de Tayyip'te sistemin adamlarıdır yani sistem dışı insanlar değillerdir. Mursi Amerika'ya gidip doktorasını almış sonra Mısır'da profesörlüğe kadar yükselmiş bir adam. Yani bu adam batıyı da batının sistemini de pekala biliyor ve farkında. İktidara gelişi bile sistem ile hatta darbe ile alakalı. Gidişi de öyle. İhvan hareketi hiç bir zaman sistem karşıtı bir hareket olmadı tam aksine sistemin dişlisi olmak için uğraşıyorlar. Erdoğan'ı zaten biliyoruz hemde her ayrıntısını o hiç sistem karşıtı değil hatta global sistemin içinde bir adam. Onun iktidarı döneminde Nato'dan çıkmadık,Dünya bankasına borçlanmaya devam ettik, Amerika'nın dümen suyuna gittik kısacası global sistemden tek bir adım ne ileri adım attı ne geri. İçeride de Kemalizm'i tasfiye etti olayı tamamen safsata. Dahası zenginliğini sıradan bir insan bilemiyor. İsviçre bankalarında bu adamın ne kadar parası var muamma. günlük iş adamlarından aldığı haraç miktarı 5 milyon ile 10 milyon dolar arasında her ilahe başına aldığı paralar ve kendi deyimiyle "kupon arazi" satışından edindiği ganimet konusunda bilgisiz bir durumdayız.


İkisi içinde sistem dışı insanlar demedim. Dediğim şey ortada; "bu arkadaşlar sistemi kullandılar ve yine sistemin ortaya çıkardığı canavarlar olarak yok olacaklar." Bu cümleden ne anlıyorsunuz? Yoksa "ikisini de severim" ifadesini kullanmış olmam mı sizin benim bu adamları sistem dışı tuttuğumu düşünmenize yol açtı? Mursi ne kadar kaldı, sisi ne kadar kalacak(bence uzunca bir süre kalabilir) dedim, Hamas'a giden silahlardan, sisi ile birlikte bu silah yolunun kapandığından(akabinde gerçekleşen 2 bin civarı insanın ölümüyle sonuçlanan israil bombardımanı) haberiniz var mı dedim?
Mursi, Tayyip, ihvan, müslüman kardeşler şuna kısaca ılımlı islam diyecek olursak; siz BOP'tan ne anlamaktasınız? Tayyip kendi yandaşlarına miting meydanlarında "ben BOP eşbaşkanıyım" derken onları ahmak yerine mi koymaktaydı? soru soruyorum aslında düşünmeniz için.. Bildiğimiz BOP'la ılımlı islamın tasarladığı BOP ortak paydaları/yolları olan ama nihayetinde hedeflenen şey olarak farklıdır. Ilımlı islam sistemi kullanarak, sistemi arkasına alarak kısacası "köprüyü geçene kadar ayıya dayı" diyerek bir yerlere varmayı hedefledi. Bakınız; "demokrasi bizim için araçtır",. bu mesele aslında oldukça uzun ve ayrı tartışılması gereken bir mesele; ama tekrar ediyorum sistemi kullanarak sistemi çökertemezsin. Üzerinde durduğun köprüyü yapan da, seni o köprüye çıkartan da aynı kişi.. yıkarlar köprüyü böyle dımdızlak kalırsın.. Tayyibin başına gelen de budur.. ılımlı islamdan el çekilmiştir, ılımlı islam kaybetmiştir.. asıl plan devreye sokulmuştur ve tayyibin hayalleri suya düşmüştür, daha da hırçınlaşacak, daha da saldırganlaşacak.. bence bu konuda çok ayrışmıyoruz!!

Gelelim halkın kendi kendine yönetmesi meselesine halkın kendi kendine yönetmesi dışında nasıl bir sistem istiyorsun ? Halkın oligarklar tarafından yönetilmesini mi ? Halkın elitler tarafından yönetilmesini mi ? Halkın yönetilmemesini mi? Egemenlik kayıtsız şartsız Allah'ın dır mı diyorsun ? Nihilist misin ? Anarşizm'e göz mü kırpıyorsun ? vs. Sistem karşıtı hareketlerin bir dayanak zemini vardır Durduğun yer konusunda açık değilsin.ille bir tanım gerekiyorsa bana en uygunu şudur sanırım; silahsız devrim gerçekleşip anarşi egemen olduğunda, bunu bir geçiş süreci olarak kullanarak halkın en basit tabiriyle "teknokrasi" ile yönetilmesi gerektiğini düşünmekteyim. Bakkal mehmet amcanın, rakıcı müslüm babanın ya da imam ahmet efendinin duyguları, düşünceleri, önyargı ve önkabulleri her daim sömürülmeye müsaittir. Sömüren bunu bilinçli yapsın, ya da yaptığının farkında dahi olmasın, sistem fakirler/cahiller için uygun değil-sadece kana,nefrete ve kavgaya sebebiyet verir..

Diğer soruna gelelim vebal noktasına,Gezi'de ölen 12 kişinin vebali ben sen onlar değil iktidar sorumlu aynı şekilde Diyarbakır'da ölen 50 kişinin sorumlusu da iktidardır. Diğer grupların hiç mi hatası yok elbette var ancak hükümet ile mukayese edilemez. Şöyle düşünelim ortada bir tecavüz var,tecavüzcüler elini kolunu sallayarak dolaşıyor tecavüze uğrayan yani maktul kızgın,yakınları kızgın diğer tarafta tecavüzcü yani fail ve ona destek olanlar var. Türkiyeyi göz önüne aldığımızda buradan cinayetler silsilesi çıkacağı ortada. Hükümetten biri de televizyona çıkıp ne tecavüzü ya banane tecavüzden,çok mu önemli bu tecavüz diyor. Sonra malum 6 -7 ekim olayları. Hdp de diyor ki evet tecavüze karşı geliştirdiğimiz tepki haklı bir tepkiydi ama olaylar kontrolümüzden çıktı. Yani böyle şiddet olayına dönmemeliydi diyor,kızgın kalabalığın yakını işte bu hdp hatasını görüyor ancak hdp bir asayiş organı değil,bir denetim organı değil,belli ölçü de belli bir kitleye hitap eden bir parti,hitap ederken daha dikkatli davranmalı daha organize olmalı ve şiddete mahal vermemeliydik noktasında. Diğer taraftan hükümet'in elinde yasama-yürütme ve yargı gücü var dahası alt organlarda direk olarak kontrolünde . Hükümet ne yapıyor,6 -7 ekim olaylarını çarpıtarak tüm vatandaşların başına iç güvenlik paketi denilen çuvalı geçirmek istiyor. Yani ileride yaşanacak veya geçmişte yaşanmış tecavüz olaylarına karşı tecavüzcüyü koruma yoluna giriyor hatta belli noktalarda tecavüzcü bizzat kendisi.Burada kaçış görüyorum. Aynı şey Akp endeksli olmuş olsaydı da acaba bu şekilde düşünürmüydünüz? İnsan hayatından daha değerli bir şey var mı bu dünyada? "hata yaptık affola", "asıl iktidar sorumlu çünkü polisler onda" ile izah edilecek daha doğrusu geçiştirilecek kadar değersiz mi o insanların hayatları? Gezide o polisler sokaktaydı!!!
HDP, amerika dönüşü bu çağrıyı yapmıştır, bu çağrı akabinde olabilecek şeyleri uzun uzun oturup düşünecekti, o tutamadığımız genç nufus/kızgın kalabalık diye izah etmeye çalıştığı yapının farkında değil miydi? pek ala farkındaydı!!!
Hata HDP'de ve o bahsettiğiniz gruplardadır. Akp/hükümet burada stratejik davranmış ve müdahil olmamıştır. bunların hepsi midesiz..
Olaylara yaklaşırken; sahip olduğumuz ideoloji ekseninde yaklaşırsak istediğimiz kadar objektif olduğumuzu iddia edelim- bu durumda da insani olamıyoruz.. ben bütün ideolojileri bir kenara bırakıp; insan olarak olaya bakmaya çalışıyorum.. şu ifade beni gerçekten üzmekte: "Diğer grupların hiç mi hatası yok elbette var ancak hükümet ile mukayese edilemez." ne mukayesesi, kimi kimle kıyas ediyorsunuz? kıyas edilecek bir durum mu var ortada? biri birinden daha mı iyi oluyor, bu mu sizin objektifliğiniz? insan ölmüş insan.. kafaları ezmişler orada, binaların tepelerinden aşağıya atmışlar gençleri.. hepsi sistemin köpeği, hepsi aynı bokun laciverdi, hepsi üçkağıtcı!!! evet, ben; kendimin sistemin dışında olduğumu sanabilirim, ama bunun yanılgı olduğunun net bir şekilde ortaya konması gerekir.. Dikkat edin, oy vermeyenlerin sayısı gittikçe artmakta!! bakın ben hayatımda bir kere oy verdim-onu da biraz romantik ve biraz teknik nedenlerle akpye verdim. Daha oy vermek mi? töbeler töbesi olsun!! ben gezide ölenlerden de, diyarbakırda ölenlerden de kendimi sorumlu tutabiliyorum.. bakın oy verdiğimde kime veriyorum-yukarıdaki ifadelerimi, anladınız mı :)

ha bir sosyalist olarak ya da solcu olarak HDP'ye oy vermeyi -bu insani değerlerime rağmen- şunu deseydiniz anlardım;
İyide biz HDP'yi baraj üstüne çıkartmazsak, iyice yalnızlaşacaklar, bu tarz olaylar artacak-aynı hataları tekrarlama ihtimalleri yükselecek.. Onlara destek olmamız lazım, tek umut veren onlar vs.. Derdim ki: eyvallah, bu oldukça anlamlı bir hareket, buna bir şey diyemem, saygı duyarım..

aslında kendim üzerinden sohbet etmek istemiyorum, burada taraf durumunda değilim; sadece oy vermeyenleri gördükçe mutlu olduğumu ifade etmek istemiştim...
mesajıma cevap verdiğinizi sonradan fark ettim, geç yazdım affola :)

sevgiyle kalın

ahura mazda
06-05-2015, 01:02
Öncelikle Bop'u kullanıyoruz lafı tamamen bir safsata bunu ilk Kadir Mısıroğlu söylemişti,Bop'u savunuyorum niye diye. Bunu müslüman geniş kitlenin kabulü çok olumsuz ve kötü bir şey. Bunun ifadesi şu Amerika çok güçlü bizde Amerika'nın dümen suyuna gidelim,en azından ödülümüzü verirler bize. Türkiye'de müslüman dünyasının lideri pozisyonunda olur. Oldu mu peki ? Hayır,gelecekte olacak mı ? Hayır. Islak rüyalar diye tabir ettiğimiz bir durum bu. Buna çocukların bile inanması mümkün değilken yetişkin insanların inanması maalesef içinde bulunduğumuz durumun özetidir.

Gelelim diğer meselelere Teknokrasi isteğine. Teknokrasi pratikte de olumlu sonuç vermeyeceği gibi teoride de sakat bir anlayıştır. Türkiye'de üniversitelerin içler acısı hali düşünüldüğünde ve nice profesörlerin geldiği nokta dikkate alındığında oluşacak tablo az çok bellidir. Sterilize bir ortamda dahi düzgün sonuç vermeyecek bir anlayıştır bu.

Gelelim diğer mevzuya ortada kaçış yok,ben hdp'nin müzmin savunucusu konumunda değilim asla da olmayacağım,partizan bir anlayışım yok. Ben ölümleri de kıyaslamadım lakin bir grup ordu-polis-yargı-idare'nin tümünü elinde tutarken diğer grubun böyle aygıtları olmadığını görmek için iyi bir eğitime gerek yok,görünen köy kılavuz istemiyor. Yani çok basit olaylardan bahsediyorum. Bu kadar büyük gücün tek elde bir bütün olarak toplanması hiç bir zaman iyi bir sonuç getirmedi,gelecekte de getirmeyecek. Sistem karşıtı olduğunu söylüyorsun,bunu en bariz senin görmen gerekiyor. İnsan ölümlerinin önüne geçmek bu iktidar için çok kolayken bunu oy toplayabilmek için elinin tersi ile itiyor. Hatta bununla kalmayıp ölümlerin artması için elini avucunu sıvazlayabiliyor. Yalakalıkta da sınır yok iki füze atıp kendi askerini imha etmeyi düşünen bir mit müsteşarı,kendi askerlerini öldürtüp buradan siyasi rant sağlamaya çalışan bir içişleri bakanından bahsediyoruz. İktidar da kalmak için kendi hariç her şeyi ve herkesi gözden çıkarmış bir iktidar var. Bundan daha tehlikeli bir şey göremiyorum. Işid bile daha az tehlikeli sayılır.

turin
06-05-2015, 02:42
Öncelikle Bop'u kullanıyoruz lafı tamamen bir safsata bunu ilk Kadir Mısıroğlu söylemişti,Bop'u savunuyorum niye diye. Bunu müslüman geniş kitlenin kabulü çok olumsuz ve kötü bir şey. Bunun ifadesi şu Amerika çok güçlü bizde Amerika'nın dümen suyuna gidelim,en azından ödülümüzü verirler bize. Türkiye'de müslüman dünyasının lideri pozisyonunda olur. Oldu mu peki ? Hayır,gelecekte olacak mı ? Hayır. Islak rüyalar diye tabir ettiğimiz bir durum bu. Buna çocukların bile inanması mümkün değilken yetişkin insanların inanması maalesef içinde bulunduğumuz durumun özetidir.


BOP'lar farklı.. ortak çıkarlar, burada da pek çok kez bahsedildi- asgari müştereklerde bir arada olma tutumu.. Size anlatmaya çalıştım kabaca.. köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek.. Siz asgari müştereklerde HDP ile yanyana gelebiliyorken, ılımlı islam neden Abd/israil ile yanyana gelemesin? Tayyip söylemiştir bunu-eşbaşkanlığını.. Ondan başka kimlerin ne söylediği umrumda değil- gerçek; ılımlı islam açısından patlamış bir ideoloji!! yeniden ayağa kalkmağa çalışıyor-hırçın,duygusal ve bencil-koca bir ülkeyi nereye sürüklediği meçhul!!

Gelelim diğer meselelere Teknokrasi isteğine. Teknokrasi pratikte de olumlu sonuç vermeyeceği gibi teoride de sakat bir anlayıştır. Türkiye'de üniversitelerin içler acısı hali düşünüldüğünde ve nice profesörlerin geldiği nokta dikkate alındığında oluşacak tablo az çok bellidir. Sterilize bir ortamda dahi düzgün sonuç vermeyecek bir anlayıştır bu.Bu tanımı düşüncemi en iyi ifade edeceğine inandığım için seçtim. Size katılmıyorum. Üniversitelerin hali içler acısı derken, tercihi bu üniversitelere sahip ülkenin halkına bırakmak çok daha acınası bir durum. Demokrasinin bize-insanlığa verdikleri ortada!!! Bana sömüren/zengin bir devlet olmayıpta 200 seneden fazla bu sistemi başarıyla uygulamış bir örnek gösterebilir misiniz? Üzülerek ifade etmem gerekiyor, ne sizin ne de benim oy kullanmamamız, ülke yönetiminde rol almamamız gerekiyor. Teknoloji çok ilerledi, artık bazı meseleler teferruat olabilir(detaya girmiyorum)-yeterki pasif kalmayı göze alabilecek cesarete sahip olalım... halkların yönetimi konusu bilimin ilgi alanı olacak-ivme bu yönde ve milletler ülke meselelerini konuşmaktan/tartışmaktan çok sıkılmış durumda-küresel bilgi paylaşımı farkları ortadan kaldırıyor....

Diğer konuda ise; tekrar etmeye gerek yok aslında-kıyas bile korkunç, ki Akp bu kadar canavarsa ve Hdp bu canavarın karşısında ise/taraf ise; bir tarafın yapması gereken şeyi yapma yetisine-ince eleyip sık dokumak- sahip olmadığını göstermiştir.. Dün farkında olmadan Akp'ye/emperyalist BOP'a hizmet etmiştir- bir gecede milyonlarca Işidli(mhp temelinde) türemiştir bu ülkede!!!

neyse; fikirlerim bunlardır..

turin
06-05-2015, 03:13
halkların yönetimi konusu bilimin ilgi alanı olacak-ivme bu yönde ve milletler ülke meselelerini konuşmaktan/tartışmaktan çok sıkılmış durumda-küresel bilgi paylaşımı farkları ortadan kaldırıyor....

Halkların yönetimi; artık sayısal zekaya, analitik düşünmeye, bilime-teknolojiye-mühendisliğe bırakılması gereken bir mesele ve 21.yy insanlarının-bizim bu anlamda korkunç imkanlarımız var.. Sözel zihniyete-bilimin önünü tıkayan/dogmatik öğretilere/sömürüye yol açan- bırakılamayacak kadar önemli ve insan denen canlının gelişimini/evrimini bekleyemeyecek kadar da acil bir konu(nufus ortada) bana göre!!!

browland
06-05-2015, 08:07
Kürt değil türküm, sizinle aramızdaki fark ben insan ve sosyalistim, siz ise azman ve faşist bir UŞAK. Umarım Kartopu için gayet yerinde, objektif bir örneğim olmayı başarırsınız (ki Bu Kartopu'na bağlı, sizin katıksız faşist karakteriniz ise -ki Kartopu'nun stotükosu devletin karakteri bu- zaten su götürmez). Kaldı ki tabuların köleliği ne ise sizlerde etiketlerin kölesi birer uşaklarsınız, müritsiniz, sayenizde 21. Yüzyıl Türkiye siyaseti hala sizin gibi ot gelip saman bile gidemeyenlerin sömürüsüne, cehaletine borçlu, birisi elinde Kur'an sallar, bir dolu göt kılı edinir, ötekide etiket sembollerinizi sallar(kahraman olur) göt kılı, sizleri edinir. İkisi arasındaki fark ise sadece sembollerdir, biçimdir, göt kılı olmak ise ortak kaderiniz.. Bu nedenle bu tür alçak siyasetçiler suyun kaynağı hiç bitsin istemez, sizi cahil tutmak(3-5 sembol yeter) afyonlamak ise gayet basittir, uşaklık kanınıza işlemiştir. Tabular kırılmadıkça da sökülmesi imkansız.

Savaş ve isyanlar derken! Bağımsızlık mücadelesi dediğin de savaş ve isyan değil mi? Bu da demektir ki her halkın ya da etiketlerden birisinin resmileştiği , diğerlerinin de yok sayılıp ötekileştirildiği her alanda(örneğin Osmanlı da alevilerin bağımsızlık mücadelesi haktır!), bağımsızlık, ayrı yaşam HAKKIDIR ve her biride bağımsızlık için mücadeledir, yenilebilir ama bu bir hakkı değiştirmez!.
Yaşadığın evde dışlanıyor, horlanıyor, yok sayılıyor olsa idin, ne yapardın sözde insan?

Ya kardeşce bir coğrafya paylaşılmalı idi ya da kodoman takımı faşizmin yarattığı kuduz köpekliğe bir son vermeli. O günün şartlarıymış, sadece gerzeklik, o gün bu gün hiç farketmiyor, o yasalarda 1934'e ait, savaş koşullarına ait değil, sadece bir kesimin faşist planlarının ürünü! Sebebide İHANETTİR, o bağımsızlık savaşı dediğine Anadoluda tüm halklar, renkler, cinsler, farklı kültürler dahil idi(!!!), lakin uyanık bir kesim 3-5 kapitalist, burjuva çıkarı uğruna, savaş sonrası diğerlerine hem ihanet etti, hem de onları yok saydı, silah çekti!. İnsan her şeyiyle insandır, dili, kültürü, eli, kolu, cinsi, rengi farketmez, demek ki bir ortam insana değilde, etiketlere dayalı ise o ortam insani değildir, hayvani dahi olamaz ve durduğunuz konum nazarımda, en pislik addedilen bir hayvan ortamından dahi daha alt düzeydedir, çünkü ortamınız insani değil belki kuduz bir köpek ortamı olabilir.

O faşist kanun dışarıdan gelenleri kapsamıyor, önceki verdiğim ise kapsıyor ve gelenler IRKLARINA göre muameleye tabi tutuluyor! İkincisi ise içeridekelileri kapsıyor, bu tür Kanunlar feyzini İttihat terakki faşizminden de alan Hitler dönemi Almanyasında olabilirdi. Gerzekliğiniz, cehaletiniz, kof kapitalist, emperyalist uşaklığınız bu durumu değiştirmiyor, önemli olan ortada olanın ne olduğudur = > ırkçı-faşizm, insan olmayan ortam-yaşam biçimleri.

O günün şartlarıyla değerlendiriyoruz zaten, ne o gün ne de bu günün şartlarında sizin gibi kapitalizmin, emperyalizmin, ırkçı uşaklığına biat etmek gerekmiyordu, ama onlar silah zoruyla biat ettirmeyi seçti.. Almanya'da 1. Dünya savaşına katıldı ve yenildi, ama Hitler faşizminin hiç bir yanı, yönü savaş istismarı ile meşrulaştırılamaz. Böyle gerzek, boş muhatap olacaksan seviyende de cevap yazabilirim -anlayasın diye!-, adam gibi yaz, ne deniyorsa al eleştirel yaz, artistlik yapma.
Neye yatıp, kalkıp dua edecem lan alçak!

Efendi, öncelikle şunu belirteyim... Ben Türküm, Kemalistim. Aleviyim. Müslüman değilim. 8 yaşımdan bu yana tarih okuyorum (32 yaşındayım)... her türlü tarih... cehalet sözünü kenara koyun.

Sizin gibi Türk olup ta, kürt uşağı olacağıma, kendi Irkımın uşağı olurum.

İnsan ve Sosyalist miş.... Daha "İnsan gibi konuşmayı beceremiyorsunuz." Hakaretlerinizi şahsınıza iade ediyorum.

Eğer Alevi değilseniz Alevileri savunmayı düşünmeyin. Alevilerin sizin gibilerinin savunmasına ihtiyacı yok.

browland
06-05-2015, 08:18
browland;

Bu ülkenin türklerin babasının malı olduğunu mu sanıyorsun?
Ona bakarsan bu ülke Ermeni'lerindir de.
Türklerin olduğu kadar.

Ne yaptınız lan Ermeni okullara? Gazetelere, dergilere?
Ermeni manastırlarına ne yaptınız?

Peki kendi yurtlarında yaşayan ermenilere ne oldu?
Söyle bakayım..?

Bu topraklar kimsenin babasının malı değildir.
Türkler, kürtler, ermeniler vs. nefes alan her bir birey yaşayabilir.

Efendi, "lan" lı kelimeler, çok yüksek karakterinize yakışmıyor.

Ermeni okullar, gazeteler, dergiler, manastırları kenara koyalım. Onlar cansız ve yeniden yapılabilir.

Peki canlılarına ne oldu. İşte onu gidin de doğuda ermenilerin arazilerini zorla alıp, kadın çoluk çocuk demeden katleden Kürtlere sorun. İnanmıyorsanız sorun kendilerine.

Bu topraklar elbetteki "Babamın malıdır." Diğerleri misafirimizdir. Ev sahibine saygılı olduğu sürece en az bizim kadar özgür olurlar. Merak etmeyin.

Nevandaar
06-05-2015, 10:11
Efendi, öncelikle şunu belirteyim... Ben Türküm, Kemalistim. Aleviyim. Müslüman değilim. 8 yaşımdan bu yana tarih okuyorum (32 yaşındayım)... her türlü tarih... cehalet sözünü kenara koyun.

Sizin gibi Türk olup ta, kürt uşağı olacağıma, kendi Irkımın uşağı olurum.

İnsan ve Sosyalist miş.... Daha "İnsan gibi konuşmayı beceremiyorsunuz." Hakaretlerinizi şahsınıza iade ediyorum.

Eğer Alevi değilseniz Alevileri savunmayı düşünmeyin. Alevilerin sizin gibilerinin savunmasına ihtiyacı yok.
Spartacus Türk değil. En ruh hastası olayları bile kürtlerin lehine yorumlayabilecek kadar şirazesi kaymış, klasik, internet ortamında Türk taklidi yapan bir kürt kendisi.
Forumda yeterince vakit geçirirseniz tek örneğin kendisi olmadığını göreceksiniz :)
Bu arada faşist olduğunuzu söylemiş miydim :)

odunkafa
06-05-2015, 11:11
Efendi, "lan" lı kelimeler, çok yüksek karakterinize yakışmıyor.

lan gibi eklentiler karakterle değil, uslupla ilgilidir bence.
ben de bu çerçevede konuşuyorum.
çok da kibar biri değilimdir.
hakaret amacı taşımadan genelde kullanırım.
Onu geç, küfür edenlere de edepsiz, terbiyesiz, tüü kaka gözle bakılıyor.
Ona da katılmıyorum. Bu samimiyettir. ( konu dışı)

Ermeni okullar, gazeteler, dergiler, manastırları kenara koyalım. Onlar cansız ve yeniden yapılabilir.

memlekette ermeni mi kaldı ki kitleye hitap edecek yayınlar çıksın?
üstelik basite indirgemeye çalıştığın şey KÜLTÜREL MİRASTIR.
Zamanında hepsi yasaklanmış toplatılmıştır.
Yazarlar ise malum yıllarda zindalara atılmış,
ya katledilmiş ya ölüme sürgün edilmiştir.

Peki canlılarına ne oldu. İşte onu gidin de doğuda ermenilerin arazilerini zorla alıp, kadın çoluk çocuk demeden katleden Kürtlere sorun. İnanmıyorsanız sorun kendilerine.

Soruyoruz zaten. En nefret ettiğim insan tiplemesi çevresine zarar veren cahillerdir. Irk temelli de değildir. Suçu işleyen üzerinedir. Sen bunu anlamıyorsun.

Bu topraklar elbetteki "Babamın malıdır." Diğerleri misafirimizdir. Ev sahibine saygılı olduğu sürece en az bizim kadar özgür olurlar. Merak etmeyin.

Sen bu lafı ederken ne kadar saygı duyduğunu gösteriyorsun zaten.
Yoksa biz ev sahibiyiz saygısızlık da yaparız mı diyosun?

Bu memleket herkesindir.
Senin babanı tanımayız.

Türklerindir, ermenilerindir, kürtlerindir, lazlarındır vs.

Daha doğrusu İNSANındır.

'biz üç kıtayı titreten milletin torunlarıyız' edasıyla yaklaşan,
fakat bir avrupa ülkesine girebilmek için bin takla atan,
onlarca vize belgesi hazırlayan, yırtınıp duran ve vize alamayan aynı zamanda

biz şöyle büyük milletiz, biz canavarız narası atanlara benzedin.

Benzeme!

ps: vize bir örnek. alınır yada alınmaz bireysel bir mevzu.
mesaj farklı

browland
06-05-2015, 11:36
lan gibi eklentiler karakterle değil, uslupla ilgilidir bence.
ben de bu çerçevede konuşuyorum.
çok da kibar biri değilimdir.
hakaret amacı taşımadan genelde kullanırım.
Onu geç, küfür edenlere de edepsiz, terbiyesiz, tüü kaka gözle bakılıyor.
Ona da katılmıyorum. Bu samimiyettir. ( konu dışı)



memlekette ermeni mi kaldı ki kitleye hitap edecek yayınlar çıksın?
üstelik basite indirgemeye çalıştığın şey KÜLTÜREL MİRASTIR.
Zamanında hepsi yasaklanmış toplatılmıştır.
Yazarlar ise malum yıllarda zindalara atılmış,
ya katledilmiş ya ölüme sürgün edilmiştir.



Soruyoruz zaten. En nefret ettiğim insan tiplemesi çevresine zarar veren cahillerdir. Irk temelli de değildir. Suçu işleyen üzerinedir. Sen bunu anlamıyorsun.



Sen bu lafı ederken ne kadar saygı duyduğunu gösteriyorsun zaten.
Yoksa biz ev sahibiyiz saygısızlık da yaparız mı diyosun?

Bu memleket herkesindir.
Senin babanı tanımayız.

Türklerindir, ermenilerindir, kürtlerindir, lazlarındır vs.

Daha doğrusu İNSANındır.

'biz üç kıtayı titreten milletin torunlarıyız' edasıyla yaklaşan,
fakat bir avrupa ülkesine girebilmek için bin takla atan,
onlarca vize belgesi hazırlayan, yırtınıp duran ve vize alamayan aynı zamanda

biz şöyle büyük milletiz, biz canavarız narası atanlara benzedin.

Benzeme!

ps: vize bir örnek. alınır yada alınmaz bireysel bir mevzu.
mesaj farklı

Ben küfrü bırakın "lan" lı kelime bil kullanmayı sevmeyen biriyim. Miras konusuna kesinlikle katılıyorum. Ben göz ardı etmedim zaten. Kenarda dursun... Öncelikle canlı olanlarla konuşalım diyorum.

Benim hiç bir milletle yada insanlarla sorunum yok. zaten olmazda. Ama birileri kalkıp olmayan, uydurma laflarla benim milletime çamur atmalarına da kendi çapımda müsaade edemem.

Eğer bir insan kendini aydın saydığı halde, bazı konularda hakaretlere başvuruyorsa, zaten sözleri şüphelidir.

İşim gereği kürtlerle iç içeyim. Onların 1915 li yıllar önce ve sonrasında Ermenilere neler yaptıklarını kendilerinden dinledim.

25 yıldır kendi tarihimi okuyorum (osmanlı dönemi hariç... hiç sevmem)

Bu yüzden bilinen tarihle ,(türklerin 1071 yılında anadoluya gelidği yalanı ) ilgilenmiyorum. Zaten ortalıkta sürüyle var. Az daha uğraşsalar, Anadoluya hiç gelmemiş diyecekler.

Kürt tarihini de (Mezapotamya tarihi nedeni ile) oldukça iyi bilirim. Arkadaşların bizim tarihimiz türklerden bile eskidir, safsatalarına inanmam. (Güya İran bölgesinde yaşamış olan MED halkıymış - Medler hakkında çok şey biliyoruz da, içlerinde kürtlere ait hiç bir şey yok)

Bu topraklarda tüm milletler ortak , güvenli şekilde yaşayabilir. Irklar üzerinden siyaset yapmak faşistliktir. Ona öyle olmuş, buna böyle olmuş.... %80'i sonradan uydurmadır.

Evet, Benim milletim büyük bir millettir. Slogan olarak söylemiyorum, tarih olarak söylüyorum. Sizin kabul etmeniz yada etmemeniz gerçekleri değiştirmeyecektir.

Saygılarımla,

spartacus
06-05-2015, 11:37
Efendi, öncelikle şunu belirteyim... Ben Türküm, Kemalistim. Aleviyim. Müslüman değilim. 8 yaşımdan bu yana tarih okuyorum (32 yaşındayım)... her türlü tarih... cehalet sözünü kenara koyun.
Cahil değil, daha bir katmerli cahil olduğunu anladım, aleviyim deyip, ama okunacak en güzel kitabın insan olduğunu öğrenememiş olmandan. 32 yıl daha okursan insan gibi düşünme ve yazma şansın var diye düşünüyorum, lakin resmi tarih ideolojisinden uzak durman gerekir(Nasıl ki Osmanlı'yı masa başı resmi tarih ile kavrayamazsan ve nasıl ki günümüz Hükümetine ve dalavereye bakarsan belki somut ilerleme kaydedersin).. Neden müslüman değilsin? Olmak zorunda değil misin?(iyi düşün, konuya ve bana yazdığın çapınla düşün, mecbur musun?!) Mesela o beni tehdit etmek için kullandığın faşist yasayı düşün, sünni olmayan tüm inançların, sünniler gibi yaşamaya mecbur edildiklerine dair yasa olarak ele al, ne yaptığının farkında mısın?
Sizin gibi Türk olup ta, kürt uşağı olacağıma, kendi Irkımın uşağı olurum.
Milliyetçiliğin, ırkçılığn, yobazlık ve bağnazlığın her türlüsüne karşıyım, bunun Türkü, Kürdü diye bir ayrımı yok ve beni bu tür etiketlere yamayamazsınız. Uşaklık kastımda milletin filan değil, bu etiketi kullanan (aynen din gibi) kodoman-bürokrat zümrelerdir, etiket ise sizlerin afyonu.

Milliyetçilik kapitalizmin yarattığı bir sorun ve Türkiye gibi coğrafyalarda bağımsızlık mücadelesi verilmiştir -çünkü bağımlı hale getirilmişlerdi değil mi?!-, BAĞIMLI hale getirilenler de bağımsızlık mücadelesi verecek. ÖTEKİLEŞTİRME SUÇTUR, bu suça karşı her türlü hak mücadelesi ise haktır, bu tamamen objektif bir durum! Örneğin Osmanlı çıkarda sünniliği resmi-kurum haline getirir, diğerlerinide ötekileştirir ve sosyo-kültürel yapılarından vazgeçmezlerse kılıçtan geçirir, provakasyonlar yapar, kötüler, kara çalar ve böylelikle(!!!!) katl-i vacip uydurur(işte senin yaptığın) ise, sen kendini nerede konumlarsın(sözde alevi?). Bana katl-i vacip uyduruklarını yazıyorsun kabulde, şahsımı tehdit ederek yapma! Bunun 2 Yolu var idi, (1) Ya birlikte, kardeşçe, kimseyi ötelemeden sosyal devlet modelli kapitalizm(örnek bir çok ülke var ve gün için geç kalınmış sayılmaz) ya da (2) Osmanlı geleneği ve İttihat terakki faşizmi ile, her türlü farklı kültürün öteki ilan edilmesi ve 1 etiketin, bazı soysuzların ÇIKARLARI UĞRUNA siyasileştirilerek(böylelikle AYRI-GAYRI, ayrılıkçılık yaratılması!), tüm ötekileştirilenlerin, asimilasyonu, boyunduruğu ve kabul etmeyen kültürler silah zoru, baskı ve şiddet ile susturulacaktı, Türkiye'de de, miras bırakan da(Osmanlı) aynı şey, (2).yol yaşanmıştır. Size empoz edilen etiketçiliğin sizlerin yararına olduğunu mu sanıyorsunuz? farkında olmadığınız açıda birilerinin siyasetine peşkeş oluyorsunuz ve bu cehaletle aşılamaz, aksine kökleşiyor... Türkiye toplumu bu bir kaç etiketin kullanımından dolayı aydınlığa çıkamıyor, bir türlü bilinçlenme şansını yakalayamıyoruz. Hatta büyük sayılan partilerin dahi temel sermayesi ya dindir, ya ırktır ya da ötekileştirilen mezhep, uluslardır, bunlar üzerinden siyaset yaparlar(PKK olmasa faşist-uşak MHP kaç oy alır? Bakın AKP bile seçim yaklaştı diye milliyetçiliği kullanıyor(afyonlananlardan(!) oy gelecek çünkü))! Türkiyenin sosyal devlet ve toplumların kardeşçe birliği, türkün, kürdün, alevinin, sünniliğin birlikteliği, bunlar arasında ayrım gözetilmemesi, herkesin kültürünü, inancını özgürce yaşaması, birilerinin ÇIKARINA TERS -size ne oluyor peki?-! Umarım uşaklığınız ile kastın millet olmadığını anlarsınız. Bu bazıları için toplumları çantada keklik yapmanın, bir tuzakta fareye uzatılan peynir gibidir

Aleviyim diyorsun (ki asimile alevisin ve asimilasyonu savunuyorsun!?)-ki aleviliğin özünde bu tür ötekileştirmeye dayalı siyasete yer yoktur! Bunu o masal okuyan, empoz dolu kafanıza sokun!

İnsan ve Sosyalist miş.... Daha "İnsan gibi konuşmayı beceremiyorsunuz." Hakaretlerinizi şahsınıza iade ediyorum.
İnsan gibi konuşmayı mı beceremiyorum? Neden? Alçaklığı dile getirmem insanlığımdan değil mi? Alçak seviyendir, ne yazmıştın? Mesela Maraş Katliamını bana tehdit yollu aba altı sopası yapan birisi(ki sen!) ALÇAK değilse nedir? Yüksek perdeden övgü mü dizmeliydim, o zaman mı insan olurdum? Kime acıyı, zulmü, katliamı örnek göstererek sopa salladığını sanıyorsun ve bana(!) hangi hakla bu yaptığının alçaklık olmadığını iddia edebiliyorsun? Ne yazmıştın son sözünde? İade filan edemez, ancak özür dileyebilirsin ya da alçak kalmaya devam edebilirsin, bu bir hakaret değil, öyle algılıyorsan sözlerini gözden geçir, alçak seviyi görürsün!!

Eğer Alevi değilseniz Alevileri savunmayı düşünmeyin. Alevilerin sizin gibilerinin savunmasına ihtiyacı yok.
Alevilerin sizin gibi uşaklara ihtiyacı yok, zira alevilikte ırkçılığa, ötekileştirmeye, farklı olanı hor görmeye vb yer yok! Maraş katliamının ardında yatan etiket siyasetini nasıl savunur, birde aleviyim dersin? Bu tarzın ancak faşizm kafasıyla mümkün, nereden aldın faşist gıdayı(tek siyaseti ırkçılık olan Kemalizm denilen Hitler avaneliğinden mi?)! Yavuz Selim dönemini işlesem demek ki bu sefer de aynı densizliği yapacaktın, tarih okurum diyede Yavuz'un kahramanlıklarını yutturacaklardı sana! Sonrada çıkıp bana Yavuzist'im mi diyecektin, olabilir, bana yazacaksan, abuk subuk tehditler, bağnaz-ırkçılık daneleri dizmek, kof slogan tarzı savurmaktansa, yazdığıma göre yazarsın, ya da yazmazsın. Beni burası ilgilendiriyor.

Dilimiz değişebilir ama ne yazık ki bu size bağlı, zira sahteliğin(sahte gülüşten, ağlayışa değin), kıvırmanın her türlüsünü ret ederim, güleceksek güleriz, kavga edeceksek de ederiz, gülmek kadar, kızmak, ağlamak da doğaldır, yani sinirimizden, sevgimize değin İNSANIZ. Size sahte gülücük dağıtan bir muhatap bekliyorsanız, kapımdan uzak olun, muhatap olmayabilirsiniz(olacaksak dilimizi değişelim).

browland
06-05-2015, 11:49
Spartacus Türk değil. En ruh hastası olayları bile kürtlerin lehine yorumlayabilecek kadar şirazesi kaymış, klasik, internet ortamında Türk taklidi yapan bir kürt kendisi.
Forumda yeterince vakit geçirirseniz tek örneğin kendisi olmadığını göreceksiniz :)
Bu arada faşist olduğunuzu söylemiş miydim :)

Forumda genelde dini konular için giriyordum, kişi bazlı araştırma yapma gereği duymadım. Kendi yazdıklarından öyle düşündüm. Hangi milletten olduğu beni alakadar etmez.

Sosyalistlerin ve komünistlerin (zamanında eski bir TKP li olarak söylüyorum) (özellikle kürt sosyalistlerin - ve kürt yandaşı sosyalistlerin) bir araya geldiğinde tek yapabildikleri,

- Bizler eziliyoruz...
- Bizler dışlanıyoruz...
- Türkler böyle, türkler şöyle... Ciddiye alınacak yanları bile yok. Elle tutulur gerekçeleri bile yok.

Bir insan ne olduğunu önce kendine ispat edecek... sonra diğerlerine...

Faşist değilim, Kemalistim.

Arkadaşlarımın çoğu halkımı (Bu topraklar üzerinde yaşayan tüm canlıları, ve yaşamayan tüm maddeleri) savunduğum için bana faşist der. Eğer sadece bir zümreyi savunsaydım, o zaman yoldaş derlerdi.

O nedenle faşist yakıştırmanıza takılmıyorum.

spartacus
06-05-2015, 11:57
Faşizme karşı olmak için şu ya da bu milleti savunmak, şu ya da bu milletten olmak gerekmiyor ki.
http://www.turksolu.com.tr/484/fotolar/gencturk484.jpg

Girin dergilerinizi okuyun, baştan sona her kapak Erdoğan, asarız, keseriz, höyttt, hüyttt dolu ve kof bir etiket siyaseti, ırkçılık ile belirli bir kesimi iliğine kadar sömürüyorlar... Peki gündelik hayatınız, nasıl yaşadığınız konusunda, hayat, bilinç, insanca yaşam, ekonomi-politik hakkında ne var? Hiç bir şey, tüm yapmanız gereken size empoz edilen 3-5kelimeyi ezberlemek, metafizik cehalet siyasetini, etiket ve tabulara kölelik, kalk derlerse kalkacak, yat derlerse yatacaksınz, herkes onların kafasına göre kürek mahkumu, başka bir esprisi yok ve bu cevher milliyetçi, ırkçılarda zaten fazlasıyla mevcut, adamlarda kullanacak...
http://www.turksolu.com.tr/images/kapak466.png

Bu ırkçı faşizm, İŞİD'in, din yerine ırk kullanan tipidir pratikte ise hiç bir farkı yoktur. Karşı çıkmak için illa dini etiket-tabulara dayalı olması gerekmiyor.

Saint-Just
06-05-2015, 12:32
Anladığım kadarı ile siz en basit tabiri ile kürt faşistisiniz.

Yatın kalkın dua edin. İnsana duyduğumuz saygı olmasa diğer ülkelerdeki gibi olurdu durumunuz.

Sosyalistlerin ve komünistlerin bir araya geldiğinde tek yapabildikleri,

- Bizler eziliyoruz...
- Bizler dışlanıyoruz...
- Türkler böyle, türkler şöyle... Ciddiye alınacak yanları bile yok. Elle tutulur gerekçeleri bile yok.


Kimsin la sen? ülkü ocaklarından burayamı bağlanıyorsun? birde eskiden komünisttim falan demeler.. tey teey.

varsa sosyalizm'e ve komünizm'e teorik ve bilimsel eleştirilerin yaz da tartışalım. böyle safsatalarla ancak ırkçı bir troll oldugunla kalırsın.

postalmarx
06-05-2015, 12:35
Bence Kürtler eğer ki Marksist-Leninist bir örgütlenme ile terörist ("devrimci") bir örgüt kurup 30 senedir ülkede kaos yaratmasaydı o zaman "Eziliyoruz, hakkımız yeniyor" diye sızlanma hakları olurdu. Bu öyle birşeydir ki ikisi birden olmaz.

Malesef coğrafyamızın insanı temelden vahşi. Oturup konuşmayı, insanca anlaşmayı beceremiyoruz.

Millet, ırk, etniklik, şeriat, laiklik, bunlarla uğraşacağımıza mesela 10 bin dolarlık kişi başına düşen milli hasılamızı nasıl Avrupadaki gibi 30 bine 40 bine çıkartırız, nasıl daha sanayileşiriz, nasıl daha çok mühendis, bilim adamı, sanatçı, filozof yetiştiririz, bunlara odaklanmaya fırsatımız dahi olmuyor.

Etnik azınlıkları baştan tanımamış olan Cumhuriyeti mi suçlayacaksın yoksa terörle "hak arayan" Kürtleri mi. Meclisin üzerine vesayet kurmuş olan Asker-Sivil Kemalist Bürokrasiyi mi suçlayacaksın yoksa devamlı sistemi zorlayan Şeriatçıları mı? Darbe yapan Orduyu mu suçlayacaksın yoksa "devrimci" kaos yaratan Komünistleri mi?

browland
06-05-2015, 12:39
Aleviyim diyorsun (ki asimile alevisin ve asimilasyonu savunuyorsun!?)-ki aleviliğin özünde bu tür ötekileştirmeye dayalı siyasete yer yoktur! Bunu o masal okuyan, empoz dolu kafanıza sokun!

Alevilerin sizin gibi uşaklara ihtiyacı yok, zira alevilikte ırkçılığa, ötekileştirmeye, farklı olanı hor görmeye vb yer yok! Maraş katliamının ardında yatan etiket siyasetini nasıl savunur, birde aleviyim dersin? Bu tarzın ancak faşizm kafasıyla mümkün, nereden aldın faşist gıdayı(tek siyaseti ırkçılık olan Kemalizm denilen Hitler avaneliğinden mi?)! Yavuz Selim dönemini işlesem demek ki bu sefer de aynı densizliği yapacaktın, tarih okurum diyede Yavuz'un kahramanlıklarını yutturacaklardı sana! Sonrada çıkıp bana Yavuzist'im mi diyecektin, olabilir, bana yazacaksan, abuk subuk tehditler, bağnaz-ırkçılık daneleri dizmek, kof slogan tarzı savurmaktansa, yazdığıma göre yazarsın, ya da yazmazsın. Beni burası ilgilendiriyor.


Neyin kafasını yaşıyorsun sen? Aleviliğin asimilasyonu demişsin. Aleviler zaten Türktür. Çok güldürdün beni.

Yavuz selim demişsin. Merak ediyorum, Yavuz selim'in dönemini gerçekten okudun mu? yoksa Alevilerin sana anlattıkları kadarını mı? biliyorsun.

Yeni çeri ocağının Bektaşi dergahından feyz alındığı dönemde, yavuz Selim Alevileri nasıl katletti bilir misiniz?

İran dağlarından Yavuz Selim tarafından getirtilen kürt aşiretlerinin doğuya yerleştirildiğini, kendilerine özerk bir konum sağlandığını, katlettikleri aleviler için ödül verdiğini, ele geçirdikleri köyleri onlara bıraktığından haberiniz var mı? (Ermenilere yapılanlara ne kadar da benziyor)

Gerçekten neyin kafasını yaşıyorsunuz, ne içiyorsunuz? :clap2:



Cahil değil, daha bir katmerli cahil olduğunu anladım, aleviyim deyip, ama okunacak en güzel kitabın insan olduğunu öğrenememiş olmandan. 32 yıl daha okursan insan gibi düşünme ve yazma şansın var diye düşünüyorum, lakin resmi tarih ideolojisinden uzak durman gerekir

Efendi, öncede söylediğim gibi Alevi değilseniz içeriğini bilmediğiniz sözleri söylemeyin. Alevilerin sizin gibilerin korumasına ihtiyacı yok.

Binlerce yıllık tarihi olan aleviler (buraya takılırsan, o halde bilmiyorsun demektir) günümüze kadar ulaşabiliyorsa, başarabiliyorsa, sizlere zaten ihtiyaç duymuyor demektir.

"Okunacak en güzel kitap insandır" sözünün neden söylediğini, arka planda hangi sırrın olduğunu bilir misiniz? Cemde neden tarık (dede ya da babanın elindeki çubuk) kullanıldığını, Hz. Ali'nin 30 dan falla ailesi olduğu halde 12 tanesine saygı duyulduğunu, Cemde 12 görevin gerçek anlamını ?

Efendi, bu konularda bilginiz yoksa yazıp ta gülünç duruma düşmeyin.

Tekrar belirteyim. Türküm, Kemalistim, Aleviyim... Öncelik sırasıyla... Belki bu şekilde Alevilerin vatanına bağlı olduklarını idrak edebilirsin.

browland
06-05-2015, 12:44
Kimsin la sen? ülkü ocaklarından burayamı bağlanıyorsun? birde eskiden komünisttim falan demeler.. tey teey.

varsa sosyalizm'e ve komünizm'e teorik ve bilimsel eleştirilerin yaz da tartışalım. böyle safsatalarla ancak ırkçı bir troll oldugunla kalırsın.

Kim olduğumu yazdım.

Sosyalizm ve Komünizm üzerinde sadece teorik eleştirilerim olabilir. Pratikte yaşanmadığı için bilimsel bir eleştiri getiremem.

Saint-Just
06-05-2015, 12:52
Kim olduğumu yazdım.

Sosyalizm ve Komünizm üzerinde sadece teorik eleştirilerim olabilir. Pratikte yaşanmadığı için bilimsel bir eleştiri getiremem.

hadi getirde görelim bakalim ''eski komünist''.

browland
06-05-2015, 12:57
"Eski komünist" değilim. Eski TKP li. Arada fark var.

Teorik olarak eleştirilerimi arkadaşlarıma yapıyorum, yüz yüze daha kolay oluyor. Net başında gerçekçi gelmez. Keşke gerçekçi olabilsek...

Saint-Just
06-05-2015, 13:16
"Eski komünist" değilim. Eski TKP li. Arada fark var.

Teorik olarak eleştirilerimi arkadaşlarıma yapıyorum, yüz yüze daha kolay oluyor. Net başında gerçekçi gelmez. Keşke gerçekçi olabilsek...

ee hayırdır demin sıkıyodun şu sosyalistler ve komünistler falan diye? hatta ''eh bizimde bir komünist maceramız oldu zaten'' laflarıyla süsleyerek.

ah be browland yüz yüze olmamamız iyi oldu. yoksa biz kemalistlerin karşısında ne yapabilirizki? hiç. kürtlerin ekmek yedikleri kaba sıçan terörik yaratıklar olduğundan bile haberimiz yok.

browland
06-05-2015, 13:19
ee hayırdır demin sıkıyodun şu sosyalistler ve komünistler falan diye? hatta ''eh bizimde bir komünist maceramız oldu zaten'' laflarıyla süsleyerek.

ah be browland yüz yüze olmamamız iyi oldu. yoksa biz kemalistlerin karşısında ne yapabilirizki? hiç. kürtlerin ekmek yedikleri kaba sıçan terörik yaratıklar olduğundan bile haberimiz yok.

:))

Peki dediğiniz gibi olsun...

Eviniz ya da arabanız var mı?
Aylık geliriniz ne kadar?
Hangi işle meşgulsünüz?

Cevaplayın... devam edelim. Teorik olarak...

spartacus
06-05-2015, 14:19
Etnik azınlıkları baştan tanımamış olan Cumhuriyeti mi suçlayacaksın yoksa terörle "hak arayan" Kürtleri mi. Meclisin üzerine vesayet kurmuş olan Asker-Sivil Kemalist Bürokrasiyi mi suçlayacaksın yoksa devamlı sistemi zorlayan Şeriatçıları mı? Darbe yapan Orduyu mu suçlayacaksın yoksa "devrimci" kaos yaratan Komünistleri mi?
Bence temel zeminden uzak yaklaşıyorsunuz, sayın postalmark.

http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=18727

2014 GSMH = 1.749.782.000.000 TL (yani düz bir trilyon 750 milyar! TL)

Ülke KAYNAKLARININ %54'ünü, %1 pay ediyor. Bu ise rakam olarak;

944.882.280.000 TL (düz 950 milyar küsür TL)

Nüfus düz 75.000.000 Kişi

bunun %1'i eder: 750.000 Kişi.

Bölelim;
750.000 Kişi, kişi başına 1 yılda; 1.259.843 TL düşüyor. Yani bu kişilerden her biri yılda eski parayla 1 trilyondan çeyrek fazla pay alıyor.

Peki kalanı bölelim, kalan nüfus kaç? 74.250.000 Kişi.

Kişi başı ne kalıyor? Önce 74 milyon küsür kişi kaç lirayı paylaşıyor buna bakalım;
1.749.782.000.000 - (%1 in payı) 944.882.280.000 = 804.899.720.000

Kişi başı ne ediyor;
804.899.720.000(kalan TL) / 74.250.000 (kişi) = 10.840 TL.

Yani 74.250.000 Kişi, kişi başı 10.000 TL ile 1 yıl geçinirken, bu üretimin %99'unu karşılıyor, ancak payın %46'sını alıyor. Diğer kalan %1 ise, %54 ünü alıyor.

Sonuç:
Kapitalizmde her türlü KAOS'UN zemininde bu %1 ve onların dünya üzeri hayat biçimi vardır. Kalan milyonların ise ne siyaset(düzen partileri ve dalkavukları), ne silahsör(ordu, polis vs), ne de kalemşör(basın, yayın, eğitim, maniplasyon) edinme olanakları yoktur ve bu ara yiyici kesime de bu gün yaşadıkları hayatı ellerinde kalan 10.000 TL ile sağlayamazlar. Sistem gayet KAOS üzerine kurulu bir çarkla işliyor ve kimsenin, hiç bir dalkavuğa, yalakaya, sahtekara özellikle gidip, sistem %1'in kaosu ve cennetidir, kalanlarının da cehennemidir, ama sen %1 için her haltı kullan, bundan da nemalan demez. İşleyen sistem gereği zaten gereksizdir, %1 hem siyaset, hem ticart, hem silahsör hem de kalemşörlük namına olanaklara sahiptir, satın alıp, satacak kadar.

Aradaki dalkavuklara ise cennetin kenar kıyısıda olsa, kalan toplumun, o %99'un cehennemi için, yine %99 u %1'in sömürü garantisi, haksızlık ve adaletsizlik, kaos garantisi için, uyuşturmak adına, dini, imanı, etiketleri, milleti, ırkı, soyu, sopu, subjektif dediğimzi ancak hayatın ve gerçeklerin bağrından gelmeyen, toplumalrın hiç bir talebini karşılama-düzeltme şansı olmayan, asine toplumalrı %1'in hem fiziken hem de manevi olarak kölesi yapmak için kullanılabilecek ne varsa kullanır. Gerçek kaos budur.

Sosyalistler ise o %1'nde hak ve adil, eşit paylaşımalrda yine krallar gibi yaşayacağını bilir, örneğimizle devam edersek.

Eğer %1 %54 yerine %3 alsa idi(ki bu olabilir, doğaldır diyelim, değer katan ile katamayan bir olmaz)

(1.749.782.000.000 * 0.03) / 750.000 kişi = 69.991 TL kişi başı YIL!
Böl 12 ye; 93.321/12 = 5.832 TL AY!. Bunu 4 kişilik aile olarak düşünürsek, %1 in aile payı: AYLIK:23.328 TL!!!!... Krallar gibi yaşar!

Bu gün Türkiye'de asgari ücret ne peki? Açlık sınırının yarısı. Sebebi ne? İşte hesap yukarıda açık, KAOS, gözü bir türlü dıyurulamayan bir efendi kitlesi ve ona köle milyonlar!

Şimdi, bir aile aylık 20.000 TL kazanırsa krallar gibi yaşamaz mı? Yaşar!

Peki kalan kaç alır bu hesaba göre;

52.493.460.000 TL %1'e pay edildi. kaldı

1.697.288.540.000 TL / 74.250.000 = 22.859 TL KİŞİ BAŞI YIL!
4 Kişilik aile olarak hesapla kıyas yapabilelim;
22.152/12*4 = 7.620 TL Ay! E bunlarda köle gibi yaşamaktansa, insan gibi ve krallar gibi yaşar!

KAOS bu kaos ve bu kaos çözülmedikçe de, o tabiri caizse vampirleşmiş %1'in, kanı için, etiketlerde, dinde, renklerde, her türden farklılıkta siyasi malzeme olarak kullanılıp, idünya ve insanlığın yaşam gerçekliği manüple edilmeye, insanalrda afyonlanmaya devam edecek! Sebep KAOS sürsün diye...

Ama biz biliyoruz ki kaostan düzen de doğar, bu kaosa son verecek olan yukarıda ki bir dünyayı kazanmaktır...

%1'in ne kalemşörleri, ne silahşörleri ne de dalkavukalrı rahat durmayacak, bu kaoslarını değiştirmeye yeltenen kim olursa olsun, şiddet gösterecektir, ve her daim imdadı faşizmi ya da orduyu bulacak, darbe hazırlığı için 2 yıl daha bir kaos planları ve uygulamaları ile geçirilecek, önce ırkçılar, dinciler piyasaya sürülecek(Türkiye tarihi gayet net değil mi?), kulalnılan tüm etiketler birbirine düşürülecek, düzenin çarkı kendisini yine garantileyecek, yine garantileyecek ve adaletsizliğini, eşitsizliğini, özgürlüksüzlüğünü, haksızlıkalrını ise kurbanın üzerine atmaya devam edecek. Çünkü silahşörlerde, kalemşörlerde bu %1'in emrinde olacak, çünkü önlerine her daim kemik bırakılacak....

Uzun lafın kısası, rahat ol Postalmark, sen o günleri görmeden göçebilirsin, hele Türkiye gibi etiketlerin yoğun kullanıldığı, halkın süreğen afyonlandığı, ayranı yok içmeye, 3-5 kahramanlık masalıyla gider çeşmeye ya da her gün bin salavat eder, miraçlara çıkar iner öylece, zaten uyuanlar ne derler, uçmak derler, bu toplum bu siyasetçi(kalmeşör ve silahşörlerle) daha uzun yıllar afyonlanacaktır, bundan şüphe yok. Sende rahat ol, bu kadar gergin olma, sizin kaosunuz sürüyor, sanırım hayli zaman da sürecek, ama bir gün insanlık şu kadarcık basit matematik hesabını yapabilecek kadar da olsa bilinçlenecek(dincilikten, mezhepti, ırktı bilmem neydi çerçevesinde gdülmekten sıyrıldıkça, sürüden ayrılanı kurt kapacak bunu biliyoruz, ve kurdun yaptığını da kuzuya atacaksınız bu hep böyledir, lakin kaosunuz insan aklının tabiatına aykırı be postal, eni sonu kasounuz da çökecek, o etikerlerle insanları birbirine kırdırıp köle ettiğiniz kofti siyasetlerinizde bir gün bataklığının içine çökecek)....

spartacus
06-05-2015, 15:16
Neyin kafasını yaşıyorsun sen? Aleviliğin asimilasyonu demişsin. Aleviler zaten Türktür. Çok güldürdün beni.
Gülmek iyidir, sağlığa da iyi gelir, ama akıl sağlığı da gerekli. Aleviliğin asimilasyonu, alevilik üzredir, alevilik bir ırk düzlemi değil ki, türk de olabilir, kürt de olabilir, arap'ta olabilir, e sen bunu zaten biliyorsun değil mi? Ama demek istediğimi anlayamayacak denli ırkçılık batağına hapsolmuşsun? Türkiye de şimdi şöyle bir yasa çıkartılsa, "Sünni olmayan herkes sünni kültürüne bağlılığına, sünni olmayanların akraba, aile ya da çevre olarak bir arada olmasının yasaklanmasına, her türlü kültürel, sanat vb yasaklanmasına....."

Ne düşünürdün? Diyelim ki oldu ve ben bu yasayı faşist ilan ettim, sebebi açık değil mi? Sen nasıl olurda karşıma çıkıp, dua et daha kötüsünü yapmıyorum dersin! Sanırım hala da anlamayacaksın, bağnazlık bir kez girmiş o kafaya!!

Yavuz selim demişsin. Merak ediyorum, Yavuz selim'in dönemini gerçekten okudun mu? yoksa Alevilerin sana anlattıkları kadarını mı? biliyorsun.

Yeni çeri ocağının Bektaşi dergahından feyz alındığı dönemde, yavuz Selim Alevileri nasıl katletti bilir misiniz?

İran dağlarından Yavuz Selim tarafından getirtilen kürt aşiretlerinin doğuya yerleştirildiğini, kendilerine özerk bir konum sağlandığını, katlettikleri aleviler için ödül verdiğini, ele geçirdikleri köyleri onlara bıraktığından haberiniz var mı? (Ermenilere yapılanlara ne kadar da benziyor)

Gerçekten neyin kafasını yaşıyorsunuz, ne içiyorsunuz? :clap2:
Sana bu masalları kim anlattı? Okuyor muymuşum, önemli olan benim ne demek istediğim, sen anlayabildin mi?(ki yaşın kadar okudum, ama senin empozlandığın sözde resmi ideolojinin kaynakları ise zaman çürütme, kullaştırma oldukalrını gördüm. Döneme ilişkin söylediklerin, hem fiademle alakasız hem de gerçeği yansıtmıyor,ırkçılığını gölge etmişsin yine. Ben diyorum ki, Osmanlı'nın etiket siyaseti ve alevilere karşı zulmü, etiket siyasetinin pisliğine örnek veriyorum sen ne anlatıyorsun?... Ben ne yazmışım, ne demişim dön bir daha oku...

Efendi, öncede söylediğim gibi Alevi değilseniz içeriğini bilmediğiniz sözleri söylemeyin. Alevilerin sizin gibilerin korumasına ihtiyacı yok.
Alevileri koruduğumu söyledim mi, ya da birilerinin alevileri koruması gerekli dedim mi!? katliamlara, baskı ve zulme karşı olmak için illa maruz kalanla aynı etiketten mi olmam gerekir, ırkçılığının bu düzeyi de artık fazla değil mi?! Şimdi İŞİD'in yaptığı katliamlara, senin ırkçı katliamları alkışladığın gibi alkışlamam mı gerekir, yok efendim karşı olursam illa Süryani, Ezidi filan mı olmam gerekir? Köleliğe karşı çıkarsam, örneğin ABD de siyahilere, kızılderililere yapılanları örnek verirsem, Kızılderili, ya da siyahi mi olmalıyım? Bunlar beni kürt, siyahi, ezidi mi yapar(!!!!!). Bu bir ikincisi kadınların ezilmesine karşı olmam için kadın mı olmam gerekir, karşıysam ve erkeksem, sen bana kadın deme hakkına sahip misin sanıyorsun? Faşist, subjektif siyasetlere bu denli kapılır, bu denli cahilleşirseniz, bu kadar bönleşirsiniz işte. tipik bir müridin, bağnazın düştüğü durum, işte böyle saçmalarsın..
Ateistim, Beydilli'yim(Bedrediniyim).

Binlerce yıllık tarihi olan aleviler (buraya takılırsan, o halde bilmiyorsun demektir) günümüze kadar ulaşabiliyorsa, başarabiliyorsa, sizlere zaten ihtiyaç duymuyor demektir.
Afedersiniz, kıçınızdan bunları, bir üstündeki alıntınızı uydurup bana ders mi vereceksiniz? Gerçekten kemalizme bu kadar bulaştınız, bütünleştiniz mi? Şimdi benden, alevileri koruduğumu söylediğime dair ya da böyle bir iddiamın, söylemimin olduğuna ya da alevilerin korunmaya hele de benim korumama ihtiyacı olduğuna dair, benden alıntı getirin! Osmanlı'nın alevi katliamlarını, etiket siyaseti namına örnek veriyorum, sen oturup alevilik üzerine nutuklar atıyorsun, sahtekarlık yapıp, demediğim şeyleri demiş gibi gösterip birde bana kendi uydurduklarınla ders veriyorsun! Kemalizm işte böyle sanal-yalan-sembol, kof bir karaktere sahip, kendi, kendini oynatan kukla gibisiniz, değilsen hadi benden, iddia ettiğin şeyleri ifade ettiğime dair alıntını yap, bekliyorum!! 2 satırlık konuşmanda dahi dürüst, objektif olamadın.

Hz. Ali'nin 30 dan falla ailesi olduğu halde 12 tanesine saygı duyulduğunu, Cemde 12 görevin gerçek anlamını ?
Ali dediğin, masal kahramanı, o masaldaki en kötü kişi -ki aleviliğin yanında dünkü çocuk sayılır. Alevilik dediğiniz kadimdir, İslamdan da evveldir! Mervan'ın kılıçla başlattığı (8-9. Yüzyıllar!), Osmanlı'nın da 600 yılda başardığı asimilasyonla, islami mezhep faktörünün kendisini siyasi olarak dayattığı ortamda mezhep zırhına girdi, artık her ne iseniz(yarım müslüman, su katılmış sünni vb) o olmuşsunuz.

Efendi, bu konularda bilginiz yoksa yazıp ta gülünç duruma düşmeyin.
Cehaletin güldürüsü, akıl sağlığına iyi gelmez, gerçekten iyi gelmez. Dünya yuvarlaktır döner dersem buna da gülen çıkar, hahahahay ben döndüğünü görmüyom, bakınca da yuvarlak değil düz diyen...

Tekrar belirteyim. Türküm, Kemalistim, Aleviyim... Öncelik sırasıyla... Belki bu şekilde Alevilerin vatanına bağlı olduklarını idrak edebilirsin.
Vatan mı? Hadi şimdide Sakarya, bayrak, birde yanına ezan muhabbeti koy, insanlıktan uzaklaşmanın etiketleriyle uşaklık nasibin tam olsun. Alevinin vatanı dünyadır, doğadır, sevidir, başka vatana da gereksinim duymaz. farklı kültür ve inançalrın hor güörülmesi, ötekileştirilmesi alevilikte bulunmaz! Osmanlı'da alevinin vatanı değildi, bu Türkiye'de alevinin vatanı değil, bu tür coğrafyalar bir avuç soysuzun ağalık, efendilik, ötekilerinde kölelik diyarıdır, aleviliğin temeli ise buna isyan eder, doğasına terstir.Neyse konu alevilik değil, ben örnek verdim diye etiketleri tartışma, alevi katliamları sen FARKLI KÜLTÜR, İNANÇ YA DA HALKLARIN katledilmesi, ötekileştirilmesini -kısaca buna faşizm denir- savunduğun için sana örnek verildi! Etiket merkezli her katliamın özü aynıdır, birilerinin çıkarı, birilerinin zulmüdür, savunulacak hiç bir yanı olamaz

browland
06-05-2015, 15:34
Spartacus

Alıntı yapmaya bile gerek yok.

Bilmiyorsanız, bilmediğinizi söylemeniz kafi... Yazınız gerçekten gülünç.

Aleviler için daha fazla sallamayın. İşinize gelmeyeni ya da bilmediğinize masal diyorsunuz.

Konu bu değilse, araya katmayın bizi. Biz kendimizi savunacak güçteyiz. Size karşı da, diğerlerine karşı da.

Bizim için bu topraklarda binlerce yıldır benzer kanunlar çıkarıldı. Benzer uygulamalar yapıldı. Kime ne kadar güveneceğimizi, kimin doğruyu söylediğini gayet te iyi biliyoruz. Aramızda yol değiştirenlerde vardır, her kesimde olduğu gibi.

Kendinizi yormayın... değiştiremeyeceğinizi zaten değiştiremezsiniz.

Sağlıcakla kalın.

spartacus
06-05-2015, 16:24
Spartacus

Alıntı yapmaya bile gerek yok.

Bilmiyorsanız, bilmediğinizi söylemeniz kafi... Yazınız gerçekten gülünç.

Aleviler için daha fazla sallamayın. İşinize gelmeyeni ya da bilmediğinize masal diyorsunuz.

Konu bu değilse, araya katmayın bizi. Biz kendimizi savunacak güçteyiz. Size karşı da, diğerlerine karşı da.

Bizim için bu topraklarda binlerce yıldır benzer kanunlar çıkarıldı. Benzer uygulamalar yapıldı. Kime ne kadar güveneceğimizi, kimin doğruyu söylediğini gayet te iyi biliyoruz. Aramızda yol değiştirenlerde vardır, her kesimde olduğu gibi.

Kendinizi yormayın... değiştiremeyeceğinizi zaten değiştiremezsiniz.

Sağlıcakla kalın.
Hayır değiştirmiyorum, alevilikle ilgili bildiklerini alevilik forumuna açarsın, orada sana gülünç gelenleri değerlendiririz. Bildiğimi, sizin bağnazlığınıza göre kıyaslayamam ki, neyi bilip, bilmediğimi sizin tabularınız belirlesin? hele ki müslüman değilim deyip kasap Ali hazretleri(!) putuna tapan siz iseniz!... Hatta Yavuz dönemi için ırkçı-resmi ideolojinin yarattığı tahribatı da koyarız, örneğin Yavuz'un ordularında hayli sayıda Sırp vardır, ancak sırpların varlığı, o katliamları sırpların yaptıkları olarak değerlendirilemez(asıl suçlular temize çekilemez), orada bir devlet vardır ve o katliamcı orduda, o devletin ordusudur, emir yukarıdan gelir, devletleri ise bir avuç çıakr merkezli zümreler yönetir.... Demek ki etiket siyaseti çerçevesinde ele alacağımız Osmanlı'dır, ordusunda hangi etniğin vb olduğu değil ve bu ifadelerime sürekli gülünç, bilmiyorsunuz, bilmiyorum deyin demen kel alakadır, zira bunlar sana izahtır, bilinen herhangi bir olayın vb esas alınıp, anlatı yapılması değil.

Senden istediğim alıntı ise, adıma söylediğimi! iddia ettiğin şeyler ya da etikete yamama tarzlı yaklaşımındı. Aslında o her şeyi ben bilirim, ben dev aynalarındayım çünkü yüce ırkım, benim yüce tabularım var, kimse benden daha iyi bilemez -cahil- cesaretiyle gülme krizlerinden olsa gerek, ancak bilinçsiz bir insanın yapabileceği bariz mantık hataları, yüce bilinciniz açısından hayli ilginç oldu. Aşağıda kısaca değindiğim tutumunun, mantıklı bir açıklaması olacağını da sanmıyorum....

1.) Osmanlının alevi zulmünün altındaki etiket siyasetini ifade etmem için alevi mi olmam gerekiyordu? Siyahiler zincirlerle köle edildiyse, kökeninde çıkarlar vardı, haliyle ben bu zulme karşı isem ve bundan ders çıkartıyor isem illa zenci mi olmalıyım?. Ya da muhatap olup vaktimi çalacak kadar değerli görmediğim, araya giren açık faşistin dediği gibi, bu beni deli mi yapmakta?

2.) Nerede, ne zaman alevileri koruduğumu ve benim korumama ihtiyaçları olduğunu ya da korunmaya muhtaç olduklarını iddia ettim.

Neyse peki, sağlıcakla...

browland
06-05-2015, 19:06
Spartacus,

Size göre ben, bana göre de siz faşistsiniz.

Osmanlıyı hiç bir ortamda savunmadım, savunmam da... Savunmamamın Alevilikle ilgisi dışında da konular var.

Zamanında alevileri ve ermenileri katleden kürtlerin, şimdi çıkıp insancıl açıklamalar yapması, gerçekçi değildir. (Siz hiç duydunuz mu Alevilerin kimin emri altında olursa olsun katliam yaptığını?) Yaptıran kadar yapanın da suçu vardır.

Sizin göstermiş olduğunuz saldırgan tavırları biz her yerde görüyoruz. Zaten alışkınız.

Aleviler hiç kimsenin uşağı değildir. Bu nedenle zaman zaman çıkıp birileri kendi yanlarına çekmeye çalışırlar. Kimsenin güdümünde olmadıkları için bugün yanına çekmek isteyenler yarın katliamlara da girişirler. Bunları da tarih çokça yazmaktadır. Ve bu nedenle Alevileri siyasal olarak sevenler gerçekte çok azdır.


Biz Amerika'da yaşayan insanların tamamına "Amerikalı" diyoruz. Milliyetini sormayız. Siz her birinin milliyetini tek tek söylüyorsunuz. Bu bütünlük değil, ayrımcılıktır. (Faşistliktir)

Bu memlekette de kürt, , çerkez, laz, ermeni, rum, kenyalı, somalili olsa da memleket sınırları içerisindeki tüm vatandaşlarımıza Türk diyoruz. Kimin kim olduğunu zaten biliyoruz. Bölüştürmekten vaz geçin.

postalmarx
06-05-2015, 20:05
Spartacus haklı olabilrsin. Ben Sosyalizm boştur saçmadır yanlıştır demedim. Ben sadece görüyorum ki, mesela 4 veya 5 farklı fikir varsa bir ülkede, ve bunlardan bir tanesi olsun demokrasinin ötesinde bir davranış ve amaç içersinde olursa, diğerleri de aynı şekilde tepki veriyor ve işler boka sarıyor. Ne diye insanca oturup konuşmasın ki insanlar?

Sosyalizmse sosyalizm.

Ben yanlış şunu da ekleyeyim. Ben sosyalistlerin bir planı olduğunu sanmıyorum. Sadece "kapitalizmi nasıl yıkarız" tarzında düşünüyorlar. Sonrası ise onlar için bile muallakta.

Genellikle tarihte devrim yapan tayfa aynı zamanda yeni kurulan devleti de yöneten kişiler oluyordu. Fakat bu adamların uzmanlığı örgütlenmeye, teröre, silaha bilmemneye ise, uzmanlıkları mesela ekonomiyi yönetmeye değil demektir. Ne diye bu adamlar sonra ekonomiyi yönetiyor?

İşte, sen benden daha iyi bilirsin. Pol Pot'u mu konuşalım, Stalin'i mi? Yoksa Kuzey Kore'nin hanedanını mı?

Bence sosyalistler kendi ütopyalarını yakıp yıkarak gerçekleştirmeye çalışmak yerine önce onu bir yazsınlar ve insanlara göstersinler. Ben sanmıyorumki fazla bir fikriniz olduğunu. Yani bu ülkedeyse mesela, 70 milyonluk bir toplumun, ya da tüm dünyadaysa, 7 milyarlık bir insanlığın nasıl işbölümü yapacağının planı varsa, yani elinizde gerçek bir proje varsa buyrun anlatın. İnsanlar aptal değil ki. Tabii ki kabul ederler. Nihayetinde oya da sunulacağı için süper zenginler istediği kadar istemesin.

Bu arada yukarda bir arkadaş Amerika hakkında acaip şeyler söylüyor. Ben anlamıyorum nasıl oluyor da sosyalist hümanist bir insan 300 milyon Amerikalıdan nefret ediyor. Kaç tanesini tanıyor acaba ki Amerika yok olsun istiyor.

Bence Amerikalılar olsun, İngilizler olsun hepsi bizden akıllı. Eğer ki sosyalizmde bir fayda olsaydı herkesten önce onlar bu sistemi kurardı.

Ben şahsen sosyalizme kapitalizme şuna buna ilkesel olarak karşı değilim, ilkesel olarak savunmuyorum da. Doğrudur eskiden liberteryen takılıyorduk cahil zamanımızda. Ama şimdi gayet açık fikirli olarak diyorum ki projeniz var mı?

Bugün 70 miliyonun işbölümü kendiliğinden yapılmış durumdadır. Kapitalizm bunu kendi kendine yapıyor. Sen bunu "planlı programlı yapalım" diyorsan, haklı olarak bu cümlenin ötesinde de birşeyler söylemeni bekler insanlar. Ama görülüyor ki sosyalist devrimcilik sadece bu laftan ibaret. Sonra yakıp yıkıyorlar ve devlet ele geçirince de afallayıp kalıyorlar. Sonra da insanları öldürmeye başlıyorlar "niye olmuyor" diye.

Bence hayalciliğe gerek yok. Çin Komunist Partisinin bizzat kendisi, Küba Komunist Partisinin bizzat kendisi, Vietnam Komunist Partisinin bizzat kendisi, ve 1990larda Rusya Komunist PArtisinin bizzat kendisi sosyalizmden vazgeçtiyse bunun bir sebebi olmalı. İngilizler gibi akıllı bir millet komunizmi uygulamıyorsa demek burada bir durum var.

Uygulanıp çökmüş bir sistem. Bunla uğraşana kadar sosyaldemokratik uygulamaları hayata geçirmek için uğraşmak lazım. Bence bu komunizme harcanan zaman ve enerji sadece hayıptır. Gençler olsun entelektüeller olsun, olmayacak şeyler konuşacağına, hem de gereksiz yere devletin bitini kanlandıracağına ve hepimizin zararına bir şekilde faşist uygulamaların başlamasına vesile olacağına, ne diye demesinler ki mesela "dar gelirli için daha çok sosyal politakalar". Eğitim ücretsiz olsun. Sağlık ücretsiz olsun. Bunlar herkesin vergilerinden karşılansın, böylece zenginlerin hiç oplmazsa kısmen parasını alıp fakirlere bu şekilde dağıtalım. Fakirlerin çocuklarına eşit fırsat yaratalım, o da tüm toplumun vergileriyle rahatça okusun, 4 sene lisans, daha da okusun, yüksek lisans yapsın. Gitsin doktor mühendis olsun. İşsizlik maaşı olsun. Asgari ücret artırılsın. Tabii bütçeyi batırmayacak birşekilde hepsi, akıllı mantıklı olarak. Özel sektörde çalışanların sigortalarının yapılması devlet tarafından takip edilsin. Çalışma güvenliği konusunda devlet takipte olsun.

Şimdi böyle bakınca tabii görülüyor ki bizim ülkemiz zaten baya sosyaldemokrat. Tek tük eksiklerimiz var yani o derece sosyal bir ülkeyiz aslında. Bence sosyalistler genelde ya okuyan gençler ya da işsiz güçsüz entel takımı olduğundan onların pek hoşuna gitmiyor işlerin bu şekilde sıkıcı olması.

Khaos
06-05-2015, 20:33
düşünce üretin ulan, kabızlar.

spartacus
06-05-2015, 21:34
Ben yanlış şunu da ekleyeyim. Ben sosyalistlerin bir planı olduğunu sanmıyorum. Sadece "kapitalizmi nasıl yıkarız" tarzında düşünüyorlar. Sonrası ise onlar için bile muallakta.
Aslında garip bir ülke, Türkiye'de sosyalist dediklerimizde yarıdan fazlası ittihat terakki geleneğinden alınan miras üzerine, hayli ilginç tablo var ortada, bazı sol sapmaları ise tarikat gibi, bir inanç örgütlenmesi ki, aslında teoriye de tamamen ters yapılar, bazıları ise feodal mecralara sahipler, iyi ile kötünün savaşı, süreğen bir dost, düşman edebiyatı vb, bunların hiç birisi de bilinçli, objektif, analitik yaklaşımlar değil. Yani bunlar yaşanmalı mıydı, belkide, bu kadar basit kaba değil ama yeterli..

Bence sosyalistler kendi ütopyalarını yakıp yıkarak gerçekleştirmeye çalışmak yerine önce onu bir yazsınlar ve insanlara göstersinler. Ben sanmıyorumki fazla bir fikriniz olduğunu.
Hayli bir fikrim var, ama burası konusu değil. Kapitalizmde bir sistem üzre ve aslında sosyalizmde de mesele işleyişi, kişi keyfiyeti-iradesinden bağımsız sistemi oturtmak. Bu noktada üretim ve bölüşümün, tüm bu ilişkilerin organizmasını çıkartabilmek, pratiğe geçirmek elbette ciddi sorun. eli, kolu, ayağı, hiç bir duyu organı olmayan ya da uzuvları ayrı telden çalan bir insanın organize hareket ettiği söylenemez, aslında buda öyle bir durum ve Türkiye'deki ittihatçı, tarikat ya da sol sapmış, marjinalliğin, sekterizmin, feodal kahramanlığın üzerine sığ bilinç oturtanların vb derinlemesine düşünüp, kafa yorduğu, yoracağını da sanmıyorum. Ama canlılığın temeli organizmadır, organize harekettir ki, bunu iyi biliyorum, organizma yoksa, canlı ölü doğmuş demektir.

Bugün 70 miliyonun işbölümü kendiliğinden yapılmış durumdadır. Kapitalizm bunu kendi kendine yapıyor. Sen bunu "planlı programlı yapalım" diyorsan, haklı olarak bu cümlenin ötesinde de birşeyler söylemeni bekler insanlar. Ama görülüyor ki sosyalist devrimcilik sadece bu laftan ibaret. Sonra yakıp yıkıyorlar ve devlet ele geçirince de afallayıp kalıyorlar. Sonra da insanları öldürmeye başlıyorlar "niye olmuyor" diye.
Sosyalizm işin özünde üretim tarzı ve ilişkileri ile başlar, kapitalizmde de özünde kendi, kendine dediğimiz bu işleyişi de bu temel belirliyor. Ötesindeki mübadele gibi, 3 yumurta ver, 1 yoğurt vereyim, yani birileri illa bunu planlı, programlı yapıyor değildi. Siyasi iktidarda öyle gelişiyor,örneğin iktidar sahipleri ya da bu iktidarın bir yerinde bulunmak kişilere otomatikman stratejiler, taktikler geliştiriyor, tepeden tabana değin bir kendiliğinden örgütlenme süreci yaşanıyor, ki temel sorun bunun da nesnel zeminlerini analiz edebilmek ve bu ilişkisel ağı garanti edebilmek(ki devlet diyoruz doğru ama asıl amaç devletde değil, daha temelde tamamen insan bilinci-gücüne dayalı kooperatif tarzı örgütlenmeler ki bu çok uzak bir gelecek).

http://www.radikal.com.tr/dunya/rus_halki_sosyalizmi_istiyor-1121029
Vakti zamanında bir yazı vardı, Radikal'de. Üstelikte, SSCB daha başında dış tehdit, iç tehdit derken sosyalist üretim tarzı, üretim ilişkileri ve sosyal yönetim yerine bürokratik, asker-zümre tarzı benimsediği hal yapısı şekillenmiş olduğu dönemlere dahi özlem duyabiliyor.

Ben sosyalizmin bir çok sebeple erken pratiğe geldiğini düşünüyorum, zira o toprlumlarda dahil ciddi bir aydınlanma, bilinç süreci yaşanmadı. Teorik olarak ise ciddi bir sorun görmüyorum, uygulamalar ise gözlem açısından neyin yapılması, yapılmaması konusunda ciddi kaynak dayanak oluyor, lakin mevzu uzun.
Şimdi böyle bakınca tabii görülüyor ki bizim ülkemiz zaten baya sosyaldemokrat. Tek tük eksiklerimiz var yani o derece sosyal bir ülkeyiz aslında. Bence sosyalistler genelde ya okuyan gençler ya da işsiz güçsüz entel takımı olduğundan onların pek hoşuna gitmiyor işlerin bu şekilde sıkıcı olması.
Zaten işin teorisi bir çok şeyden mahrum olan, daha 100 yıllık anlayış ve inanışlarını değiştiremeyen, eğitim, bilinç ve olanaklardan yararlanamayan değil, okumuş hatta durumu çok iyi olan(örneğin Engels gibi) insanların kaleminden çıktı, çıkıyor yani işin özü aydın, bilinç odağı diyebileceğimiz hayli donanımlı kafa emeği ve zamanı gerektiriyor. Bu teori ve pratik bilinçsiz, ancak bir biçimde sisteme kinlenmiş kesimlerle olacak iş değil(siyasetde böyle yapılamaz örneğin), ama Türkiye gibi ülkelerde, fiili hayat, teoriden önde gidiyor bu konularda. Basit şeyler çekici geliyor, iş sadece ama sadece iktidarın yıkılmasına endeksleniyor8halbuki temelde, zeminde asıl sorun sistemin değişmesidir, bir şeylerin yıkılması, indirilemsi vs dıdığının, dıdığının, dıdığıdır ve zemin değişmedikçe zaten iktidara kim gelirse gelsin bir şeyi de kurmuş olunmuyor), iyi ile kötünün, haklı ile haksızın savaşı, kavgası gibi derinlemesine olmayan noktalarda dinanizm gösteriyor. haliyle kime ne anlatacığını insan şaşırıyor, şaşırıyorum, hem karşıt olana hemde ölümüne destekleyene karşı dilim dolaşıyor, anlatması hayli zor, çünkü anlatacak, anlayacak bir dimağ bulmak çok zor.

Ben sömürünün olmadığı, insanın insanı sömürmediği, bir dünya istiyorum. Sömürüye karşı kinimden değil, sonuçları bakımından ve üzerinde yaşadığımız gezegeni ve canlıları düşündüğümüzde, hiç birimizinde önceden belirlenmiş, siyasi ve ekstra çıkarlar anlamında önceden gelen biyolojik sınır ve ayrımları yok. Kaldı ki ben meseleyi bu günde çözebileceğimizi sanmıyorum, bunun 3-5 iktidar erbabının devrilmesi vbne endekslenebilecek düzeyde dar bir zemini olduğunuda düşünmüyorum. Örneğin demokrasi kültürü olmayan bir toplumda demokrasiyi ne kadar istersek isteyelim, eğer zemin, nesnel, öznel koşullarda teori-pratik bütünlük arzetmiyor ise gerçekleşmeyecektir, demokrasi kütürü yoksa, demokraside bürokratik kural, kaideler ve uygulamalarla hayat kazanamaz. Değil demokrasi, hayatın her alanını kapsayacak olan sistem anlayışı içinde bu daha derin, daha etraflı, sabırlı ve geçerli bir süreç olabilir.

Benim açımdan doğru soru, ne yapmalı? Nasıl? ha bende o %99'a da, %1 e de dahil değildim, mesele bir yerde dünyayı gözlemlemek, analiz, nereye gittiğini görmek ve gündelik hayatın, etkilediği milyonlara bakmakla, nesnel zemini görmekle ilgili. Yani sosyaistliğim -ist- ekinden gelmiyor, zaten herhangi bir iste bağlı, bağımlı olmakla, insan hiç bir zaman bilinçlenemez, bir şeyi neden, nasıl, hangi sebeplerle istediğini, iyice bilmesi ve aydınlatması gerekiyor, bu işin zemini inanç, tabu, bağlılık, tarafgirlik siyaseti vb gibi argümanlar olamaz.

Alternatif olarak ve teorik zeminde de sosyalizmden daha başka bir alternatif göremiyorum, dünyada sınıfın, renk, cins ve her türden ayrım ve ayrıcalığın, bunların siyaseti ve istismarının olmadığı bir dünyadır istediğim, ve acelem yok, 500 yıl sonra da olabilir, 100 yıl sonrada, önemli olan zemindir ve görünürdeki açmazlar, atıyorum adaletsizlik, sınıf, kast, sosyo-kültürel, biyolojik sebepli şu ya da bu eşitsizlikler vs bu zemin için yeterli değil, demek istediğim zemini de temsil etmiyor. Hali hazır olanın zeminidir bu ve öyle bir kaç günde, yılda değişeceğini düşünmek, heleki bürokratik, hayatın organizması olmaktansa, bir merkezden, elitleşen bürokratik bir kesimin tepedenliği, bürokrasi, aristokrasi ile de hayat kazanamaz, bu 1. Dünya savaşı yıllarının iktidar anlayışı ile denendi, olmayacağı pratikte de görülmüş oldu.

Avrupada feodalitenin egemen olduğu, heleki Engizisyon dönemlerinde, isanların kendi yasalarını yapacağı, yönetenin tanrı olmadığını, bireyin ben bir bireyim ve haklarım var diyebileceğini vb söyleseydinz, bu çoğuna ütopik gelirdi, çünkü başka türlü düşünme şansına, gerçeklik payesi biçebilme bilinç ve anlayışına sahip değildi. belki bir kazıkta yakılma ihtimaliniz dahi olabilirdi, hatta yeri gelir çatışmak, mücadele etmek zorunda kalırdınız, lakin mücadele etmek, yıkılması gereken zihniyet ve uygulamaları görmek, herkesi yıkmacı, yıkıcı ilan edeceğimiz anlamına gelmez, çünkü ne yazık ki bu bir tercih durumu değil, olsa, ben akşam yatıp sabah kalktığımda cennet bir dünya tercih ederdim, etmemle oluyor mu? Olmuyor, demek ki bir şeyler de yıkılmadan yeni şeyler hayat kazanmıyor, ama bu yıkılma, nesnel, objektif zeminle olmalı, değirmen taşlamakla değil. Daha neler neler, dünya dönüyor dahi denemezdi, ütopya idi... Ancak 500 yıl süren uzun erimli bir aydınlanma-bilinçlenme ve buna bağlı bilimde, teknolojide, sanat ve kültürde bilumum her dalda bir ilerleme gerekliydi, kısaca bu süreç yaşanmadan, 3-5 kafanın çıkıp, siz bireysiniz ulannn nidalarıyla olacak iş değildi. Bir kere o kitlenin gözünde bunu yapanlar onay alamazdı, tanrıya karşı gelen, kendini şeytana satmış kişiler olarak görülürdü ve kazığa, kazığa oturtalım diye bağırılırdı, yoksa vebadan, vampirden helak edilirler, tanrı onları cezalandırırdı, bu beladan kurtulmak için o 3-5 kişinin kazığa oturtulması için and içerlerdi ya da kilisece içtirilirdi!? Bu 3-5 kafa, ütopyalarını kimle yaşayacak, nasıl hayata geçirebilecekti? Zemin önemli? neyse sorduğunuz tüm soruları ve fazlasını kendime sordum ve tümünün de yanıtına ulaştım, lakin dediğim gibi zemin süreç istiyor, iş pratiğe gelince bu zemin gerektiriyor ki, 2. aydınlanma çağı namına sabırlıyım bu konuda ve siyaseten ise, belirli bir azınlığın siyasi anlayışının da, yapısının da, kullandığı tüm subjektif şeylerin, etiketlerin, tüm bildik oyunlarında farkında birisiyim ve hem birey olarak hemde sosyal ilişkim, siyasi hayatım açısından da direnen, mücadele eden birisiyim diye düşünüyorum.

Ben köyüme gittiğimde kedileri kucağıma alıyorum, gerekirse kafalarını öpüyorum, peki doğduğum yerdeki insanlar bana nasıl bakıyor? Sizce? Doğduğum yerdeki insanlar benimle üç aşağı beş yukarı aynı bilince sahip olmaz ise, demek ki gündelik yaşam pratiği açısından zaten uyuşamayız, bu silah zoruyla, sopa ile olacak iş değil. Ama onlar kedileri taşlamayı, döverek kovmayı seçerlerken, ben kucaklayıp öpüyorsam ciddi sorun yaşıyoruz demektir, sorun ya bendedir, ya da onlarda, peki kimde? Her şey bu soruya yanıtta gizli ve bir gün insanların 3 aşağı, beş yukarı değişeceğinden, bilinçleneceğinden, duyarlı hale geleceğinden kuşku duymuyorum, tabi bu gün açısından onların gözünde sadece, ama sadece bir deli olsam bile :)

spartacus
06-05-2015, 22:19
Spartacus,
Size göre ben, bana göre de siz faşistsiniz.
Benim faşist olacağıma dair hiç bir dayanağınız yok, aksine size faşist uygulamaların, faşist temelini gösteriyorum, kabul etmiyorsanız o halde eleştirel çerçevede kendinizi elekten geçirin. Faşizm özünde, belirli bir azınlığın gündelik-ekonomi-politik çıkarları uğruna etkili kullanılan bir silahtır, başvurduğu bir yönetim biçimidir. peki demokrasi nedir, o da yönetim biçimidir ve arzu edilen, herkesin kendisini temsil edebilmesidir, bu yoksa geriye biçim olarak ne kalır?

Osmanlıyı hiç bir ortamda savunmadım, savunmam da... Savunmamamın Alevilikle ilgisi dışında da konular var.
Elbette alevilik bir ölçüt değil, lakin Osmanlı'da aleviliğin dışlanması, yok sayılması, etiket siyasetinden kaynaklıdır, aynısı günümüzde de sürüyor ise demek ki burada ciddi bir sorun yatıyor, bakın ben osmanlı da kötüdür subjektif-kof şudur temelden gelmiyorum, sorun şurada diyorum!.

Zamanında alevileri ve ermenileri katleden kürtlerin, şimdi çıkıp insancıl açıklamalar yapması, gerçekçi değildir. (Siz hiç duydunuz mu Alevilerin kimin emri altında olursa olsun katliam yaptığını?) Yaptıran kadar yapanın da suçu vardır.
Bu doğru değil, Maraş katliamını da savunageldiğiniz temel anlayış ırkçılıkla(onlar kendilerine milliyetçi deselerde = uşaklık ile kastımın cuk oturduğu şekliyle) türkler yaptı değil mi? Ya da devlet kimi kullandı ise! Burada asıl yönelmeniz gereken bu işin merkezinde, tepesinde kimin olduğudur, öyle değil mi? Ermeni-Süryani-Ezidi katliamının tertipleyicisi İttihat terakki, çatısı Osmanlıdır. Evvel hamidiye alaylarıda yine ETİKET yani sünnilik temelinde kullanıldı, feodalite milelt diye bir ayrımda, faktörde yok! Sebebi ne? İşte yine etiket siyaseti ve bundan rant elde eden belirli bir azınlık, bu azınlığın ne milleti, ne de mezhebi önemli değil, onlar açısından bunlar sadece alettir, silahtır, psikolojik harp zeminleridir, toplumsal, kitlesel afyon malzemeleridir...

Sizin göstermiş olduğunuz saldırgan tavırları biz her yerde görüyoruz. Zaten alışkınız.
Saldırgan isem, alın eleştirin, yok indiğiniz seviye ise, muhatap olmak zorunda kalmışlığıma, insanlarımızın bir çoğunun ancak kasımpaşalı seviyesinden fazlasını anlamaz halde olmasına bende üzülüyorum. Lakin benim gözümde bir insanın, etiket siyaseti zulmüne karşı olması ve nedenlerini dile getirmesine karşı, o kişiye katliamın daha beterini yapardık da yat, kalk dua et demek, nazarımda alçaklıktır, şahsi alıyorsanız sizin sorununuz, ben şahsi ifade etmiyorum, alçaktır gerçekten. Gülmemiz gerekirse birlikte güleriz, siz böyle gelirseniz, öyle yanıt alırsınız, şikayet ederseniz gocunmuş olursunuz, beni ırgalamaz, ama ben öyle demek istemedim, ya da ne bileyim kantarın topuzunu orada kaçırdım vb gelirseniz, ettiğim hiddetli çıkış için ben pişman olabilirdim!...

Aleviler hiç kimsenin uşağı değildir. Bu nedenle zaman zaman çıkıp birileri kendi yanlarına çekmeye çalışırlar. Kimsenin güdümünde olmadıkları için bugün yanına çekmek isteyenler yarın katliamlara da girişirler. Bunları da tarih çokça yazmaktadır. Ve bu nedenle Alevileri siyasal olarak sevenler gerçekte çok azdır. bakın tüm sosyo-kültürel farklılığın, etiket haline getirtilip siyasileştirilmesi başlı başına hatadır ve bunun temelinde istismar yatar.

Biz Amerika'da yaşayan insanların tamamına "Amerikalı" diyoruz. Milliyetini sormayız. Siz her birinin milliyetini tek tek söylüyorsunuz. Bu bütünlük değil, ayrımcılıktır. (Faşistliktir)
Tamam yine demediğim bir şeyden bahsettin, o halde kaynak getir? Mesela ben Türkiye'de yaşayan herkes türktür demiyorum(bu bir milli zemindir!), diyanete bakıp herkes sünnidir, hanifdir demediğim gibi, şimdi hangisi ayrımcılık, faşizmdir, bir etiketi zoraki dayatmak mı, yoksa herkesin kendisini özgürce ifade edebileceği bir ortamdan yana olmak mı, birliktelik mi? Şimdi evinizde siz bir etiket belirleseniz, 2 kızınız, bir oğlunuz olsa, herkes erkektir der misiniz? Derseniz siz, cins meselesini ayırmış ve tartışmaya açmış, 2 kızınızı da yok saymış olmuyor musunuz? Ayrımcılık buna deniyor ve ayrımcılığın temelinde AYRICALIKLILIK YATAR!(Ayrıcalıklı durum ise eşitsizlik, adil olmayan, yaşam alanlarını ve hakkını bazılarının yararına, bazılarının zararına daraltan vb...... bir temel içerir, bunu anlamanız zor olmasa gerek!). Sonra da 2 kızınız baba biz erkek değil kızız dedi diye, hırpalar, kırar, döker, zulmeder sonra da sizlerin kız olarak yaşam hakkınız olamaz, ya erkek olmayı kabul edersiniz, ya da terkedin gidin demenizin neresi insanidir, neresi faşizm değildir? Sonra da siz, onlar kabul etmedi, bozgunculuk yaptı deyip, kafa kırar gelir bana da sus, yoksa bacağınıda kırarız dua et dersen sana nasıl yaklaşmamı beklersin

Lütfen bu ciddi düzeyde anlamanı sağlayacak bir örnek, şimdide oturup benimle erkek, kız cins tartışmasına girme, sadece örnek bu örneği alıp uyarlayacaksınız, nerelere mi, farklı kültür, millet, inanç, mezhep, cins, renk artık ayrımcılık oluşturduğunuz ve ötekileştirdiğiniz, yoks ayıp, inkar ettiğiniz, kendisini o haliyle kabul etmek yerie yok sayıp, inkar ettiğiniz her ne ise!

Bu memlekette de kürt, , çerkez, laz, ermeni, rum, kenyalı, somalili olsa da memleket sınırları içerisindeki tüm vatandaşlarımıza Türk diyoruz. Kimin kim olduğunu zaten biliyoruz. Bölüştürmekten vaz geçin.
Yukarıdaki örnek gibi. Peki millet nedir?(bana göre siyasi hiç bir yanı yoktur! ve hiç bir insanında iradesinde belirlenebilecek coğrafik, sosyal, kültürel bir zemin taşımaz, siz hangi coğrafyaya, aileye doğacağınızı kendiniz seçmediniz, lakin tümünde ortak olan insan olmaktır). Amerikalılık vb ırk temsili değildir, orada yasalarda, hukukta ırk esas alınmaz, kişiler IRK!(O YASA GİBİ!) çerçevesiyle ayrı muameleye, birilerine zulüm ölçeğiyle işlemez, işletilmez, işletilemez, eskiden vardı evet, yerli ve siyahilere karşı, şimdi ise yok, çünkü sizin düşüncenizde olanlar ve kitleleri kof etiketlerle galeyana getirip, sürekli kıyamet senaryosu üzerinde devran sürenler, hayli zorlu ve acılı süreçler sonucu etkisiz hale getirildi!. Verdiğiniz örneğe göre, bu ülke ismi ise ANADOLU ! iken, ırkçı bir zeminle Türk'iye yapılmış. Bu bu ülkede yaşayan herkes türktür anlamına gelmez, madem ülke ismi Türkiye herkes Türkiyelidir, Türkiye vatandaşıdır denebilir, teknik olarak bunda bir beis yok! Ama siz Yunanistan'da yaşayan türklere yunan!, Bulgaristan'da yaşayana da bulgar demiyorsunuz değil mi?! Toprak üzerinde yaşayanı ayırmaz, üzerinde yaşayan her ne ise, tüm canlıların yurdudur, bu halde ırkın yurttaşı olmaz, eğer resmi olarak bir üst yapı kurumu varsa, devlet, hukuk her ne ise o coğrafyada yaşayan her canlı bunların karşısında eşit olmak zorundadır, yurttaşlık orayadır!(hani nerede ayrımcılık yapıyorum, ama siz diyorsunuz ki hayır ya herkes türk ırkındandır ya da ölüm! İşte ayrımcılık böyle başlıyor, şunlardan olan olmayan, bunlardan olan, olmayan diye düştüğünüz her yol ayrımcılıktır, öyle değil mi?!!!)...

Buyrun madem başlangıç olarak sunmuştum, bakalım dediğiniz gibimiymiş, ayrıca yorum yapmama, cidden gerek var mı?!

"Madde 7) Türk ırkından olmayanlar, hükümetten yardım istemeseler bile hükümetin göstereceği yerde yurt tutmağa ve hükümetin izni olmadıkça buralarda kalmağa mecburdurlar."
(****) "Madde 11) Ana dili Türkçe olmayanlardan toplu olmak üzere yeniden köy ve mahalle, işçi ve sanatçı kümesi kurulması veya bu gibi kimselerin bir köyü, bir mahalleyi, bir işi veya bir sanatı kendi soydaşlarına inhisar ettirmeleri yasaktır."
"Madde 13) Türk ırkından olmayanların serpiştirme suretiyle köylere ve ayrı mahalle veya küme teş-kil etmeyecek şekilde kasaba veya şehirlere iskânları mecburdur."