Orijinalini görmek için tıklayınız : "EXODUS: Tanrılar ve Krallar" filminin kritiği
Öncelikle bu filmin eleştirisine geçmeden önce, filmin tanıtımının verildiği "Exodus: Tanrılar ve Krallar (http://tr.wikipedia.org/wiki/Exodus:_Tanr%C4%B1lar_ve_Krallar)" sayfasında Ridley Scott'ın yönetmenliğinde ve Kitab-ı Mukaddes'ten esinlenerek 2014'te çekildiği söylenir bu filmin.
Peki bu ne kadar doğru?
http://upuaut.t15.org/Pics/Exodus.jpg (http://www.albertmohler.com/2014/12/15/moses-without-the-supernatural-ridley-scotts-moses-gods-and-kings/)
Beni http://upuaut.t15.org (http://upuaut.t15.orga'daki/)'daki giriş sayfamdan bilirsiniz. "Kings" kelimesini duyduğumda tahammül edemem. Oradaki makaleler, özellikle "Mezopotamya'daki Miras Kültürü'nün Orijini: Babil'den Arabistan'a" dizisi, History Channel'ın mükemmel "The Kings: From Babylon to Baghdad" adlı,
http://www.youtube.com/watch?v=xnQGjmdUGCI
belgeselinden esinlenerek yazmıştım. Ben, bu belgeselde özellikle Şiddet'in Tarihçesi'nin orada yazılmış olduğunu görmüştüm. Örneğin, KURAN'daki "Kısasa Kısas" kuralı oradan gelir.
Özetle, makalelerimdeki tüm bilgiler arkeolojik bulgulardan gelir ama bu filmde bize anlatılanlar, bunun tam tersidir.
Bu filmi ilkin YAHOO'daki Haberler bölümünde tanıtım olarak görmüştüm ama, daha baştan Ramses II ile ilişkilendirilmesi nedeniyle hemen vazgeçmiştim. Çünkü son zamanlarda Ramses II'nin çocukları için yaptırmış olduğu mezar (ki bu, çok büyük, dolayısıyla sıradışı bir mezar idi) keşfedilmiş ve Kitab-ı Mukaddes'te geçen "İlk Doğanların Ölümü" bölümünün doğru olmadığı ortaya çıkmıştı (ki bu mezarda Ramses II'nin ilk oğlunun "Amun Her-Khepeshef (http://en.wikipedia.org/wiki/Amun-her-khepeshef)" adlı kartuşuyla birlikte kafatası da bulunmuştu. Hatta bilimadamları bu kafatasının morfolojik yapısını inceleyerek oğlunun babasına ne kadar benzediğini ortaya çıkarttılar. Bkz. "A pharaoh's firstborn son is resurrected (http://www.nbcnews.com/id/6614215/ns/technology_and_science-science/t/pharaohs-firstborn-son-resurrected/#.VUzuoXkuphE)". Bu çalışmaya göre özetle şu sonuç çıktı: Ramses II babası Seti I'e benzemez ama oğlu Amun Her-Khepeshef kendisine tıpkısının aynısı denecek şekilde mükemmel benzer). Ama Hollywood, bu yalanı The Ten Commandments (1956) - IMDb (http://www.imdb.com/title/tt0049833/) filminden bu yana ısrarla 60 yıldır sürdürüyor. Hatta bu filmin tanıtımını ilk kez YAHOO'da gördüğümde dönüp burada bir kritiğini yapayım dedim, ama sonradan vazgeçtim.
Fakat aradan bayağı bir zaman geçti ve bu film Digiturk'te tekrar karşıma çıktı. Digiturk'e canlı spor karşılaşmaları için üye olmuştum ve "Yabancı Film" bölümünde bu filmi ilk gördüğümde "Tamam, bu sefer bu filmi seyredeceğim ama sırf Eski Mısır'ın ihtişamını görmek için seyredeceğim" diyerek, hem de 3.00 TL kirayla, seyretmeye koyuldum. Filmi "Altyazılı" ve "Dublajlı" olarak 2 farklı formatta izledim. Buna göre birinde kaçırdığım detayı diğerinde yakalayabiliyordum ya da daha geniş bir perspektefte izleyebiliyordum. Ama filmi izlemeden önce pek çok detayı zaten biliyordum. Bu yüzden, ben sadece filmde Eski Mısır'da ne gibi ihtişamlar var ve bize Eski Mısır'dan nasıl haberler veriyorlar? gözüyle izlemek istedim. Çünkü zaten Eski Krallık döneminden kalma Giza Piramitleri'nde çalışıyorum (ki bu piramitler yukarıdaki film posterinde Musa'nın solunda görülüyor) ve bu filmde de Ramses II dönemine ait bilmediğim ya da görmediğim bir tarihi bulgu olabilir diye düşünmüştüm.
Her neyse, filmi 2 kez izledim ve aradığımı bulamadım. Aradıklarımı bulamadığım gibi, tarihsel olarak da doğru olmadığını gördüm filmin.
1. İlkin yukarıdaki film posterinden başlarsak; o posterdekilerin Ramses II ve bu arada, Seti I dönemlerini yansıtmadığı çok açıktır. Çünkü onların sarayı Giza'da değil, Teb'te idi. Örneğin, The Ten Commandments (1956) - IMDb (http://www.imdb.com/title/tt0049833/) filminde "Teb" ve "Tanis" yer adları geçer.
2. Filmin Türkçe tanıtımında şöyle bir ifade geçer (Bkz. "Exodus: Tanrılar ve Krallar (http://www.beyazperde.com/filmler/film-208430/)"): "Musa ise piramitlerin yapımında köle olarak çalışmaya zorlanan İbranilerin sesi olmuştur"
Bu da doğru değil. Çünkü özellikle Giza Piramitleri ile ilişkilendirilen Yahudi Köleler hakkında Zahi Hawass bunun doğru olmadığını defalarca söylemiştir (Bkz. 10 (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=489199&postcount=10)).
Bu arada, Hawass amcaya belki de en fazla ben kızgınım. Çünkü Hawass kapısının arkasında ne var? (http://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&source=web&cd=1&cad=rja&uact=8&ved=0CBsQFjAA&url=http%3A%2F%2Fwww.turandursun.com%2Fforumlar%2F showthread.php%3Ft%3D29070&ei=j_pMVayiFciwUfvfgYgJ&usg=AFQjCNES6-Xt-jzDwSY8BQOFUuyQB03L-A&bvm=bv.92765956,d.bGg) tartışmasından görüldüğü üzere Hawass amcadan ne kadar istekte bulundumsa hiçbiri gerçekleşmedi. Belki Khufu ona görünür de bir çözüm bulunur!
3. Kutsal Kitaplar'da geçen "Exodus (Mısır'dan Çıkış)" bölümünde yalnızca "Firavun" geçer ama bu Firavun'un adı geçmez. Ancak bu Firavun'un arkeolojik bulgulara göre II. Ramses olmadığı açıktır.
Çok ilginçtir; TEVRAT'ta bu konuda bir araştırma yaparken çok ilginç bir bulguyla karşılaştım: TEVRAT'ta "Phroe (Pharaoh, Firavun)" adı tam 242 ayette 282 kez geçer. Bunlardan bazılarında yalnızca "Phroe" geçerken, bazılarında da "Phroe mlk-mtzrim (Pharaoh king of Egypt, Mısır Kralı Firavun)" geçer.
Oysa biz biliyoruz ki, hiçbir tarihi vesikada sonuncu tabir geçmez. Çünkü "Phroe (Pharaoh, Firavun)" adı zaten bir ünvanı temsil eder, dolayısıyla "Phroe mlk-mtzrim (Pharaoh king of Egypt, Mısır Kralı Firavunu)" künyesi, kartuşu ya da kimliği hiçbir tarihi vesikada geçmez. Örneğin, "Ebrehe Kitabesi"nin girişinde Kral Ebrehe (Abraha)'den şöyle bahsedilir (Bkz. Sabaean - National Museum of Natural History (http://www.mnh.si.edu/epigraphy/e_pre-islamic/fig04_sabaean.htm)):
(i)
Transliteration
b kh ya l / r h m n n / w m s ya h ha /
m l k n / a b r ha / z ya b m n / m l k / s b a / w z r ya d n / w h dh r m d t
Transcription
B'khail / ar-rahman / wmaseeha /
malikan / Abraha / Zaybm / malik /
sab'a / w zarydan / w hadarmaut
Translation
With the power (help) of god, and the Jesus (=Christian) King Abraha Zeebman (King's title), the King of Saba'a, Zuridan and Hadrmaut (Tanrı'nın ve Jesus'un gücüyle, Kral Ebrehe, Sebe, Zuridan ve Hadramut'un Kralı).
Burada "z ya b m n/Zaybm/Zeebman" ifadesinin bir Kral Başlığı olarak geçmesine dikkat etmek gerekir ki, bu durumda TEVRAT'ta "... Phroe mlk-mtzrim (... Pharaoh king of Egypt, ... Mısır Kralı Firavunu)" ifadesinin geçmesi gerekirdi. Yani bu tür ifadelerde "Firavun"dan önce Firavun'un adının geçmesi gerekir.
Buradan şu 2 sonuç çıkar:
1. Üç noktanın yerinde bir Firavun adının geçmesi gerekir ama bu daha sonra Yahudi derleyiciler tarafından silinmiştir.
2. 1. durum doğru değil ve orada zorbalık yapan her Mısır Firavunu için genel bir tanımlamada bulunulmuştur.
Sonuç her ne olursa olsun, KURAN'da bu tür tanımlamaya ilişkin yalnızca şu ayet mevcuttur (Kırmızı yerlere dikkat):
Zuhruf 51 (http://www.kuranmeali.org/43/zuhruf_suresi/51.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx): Firavun, kavminin içinde bağırıp şöyle dedi: «Ey kavmim! Mısır Krallığı ve benim altımdan akan şu nehirler benim değil mi? Artık gözünüzü açsanıza!
Bana göre bu sonuç, yani KURAN'da yalnızca "Firavni" kelimesinin geçip "Firavni malik Misr" ifadesinin geçmemesi, KURAN'ın TEVRAT'tan kopyalanmış olduğunu gösterir.
Şimdi bu durumu anlayabilmek için şöyle bir düşünelim: Diyelim ki KURAN'dan Musa kıssasını okuyoruz ve orada yalnızca "Firavn-i (Firavun)" adını görüyoruz ama sonra kendimize dönüp şu soruyu soruyoruz: "Bu Firavun da kim oluyor be kardeşim?"
Bu sorunun yanıtını Musa Kıssası'nda değil, taa yukarıda verdiğim Zuhruf 51 ayetinde görüyoruz. Bu da Firavun adının KURAN'da bilindiği kabul ediliyor demektir. Ama nereden? Orijinal kaynağından, yani TEVRAT'tan.
İşte bu sonuç, KURAN'ın Allah'ın sözü ve Allah'tan Hz. Muhammed'e olduğu gibi kabul eden Müslümanlar için kelimenin tam anlamıyla büyük bir şoktur. Çünkü kitabınız TEVRAT'tan kopyalanmıştır! Hem de kim topladı, biliyor musunuz? Emevi Halifesi Abdülmelik'in başkanlığı altında Emevi Devleti...
Siz hala kendinizi kandırmaya devam edin. Ne demişler: Durmak yok, teröre, pardon, yola devam!
Az önce incelememi bitirdim. Bir önceki mesajımda da söylediğim gibi, TEVRAT'ta "Firavun" adı 242 ayette 282 kez geçer. Sözkonusu bu ayetlerin hepsinde, hiç istisnasız, "Firavun" adı "Mısır Kralı (King of Egypt)" olarak geçer. Buradan "Firavun" adının TEVRAT'ta yalnızca bir Mısır Kralı olduğu sonucu çıkar ki, Jer 44:30'da "Pharaoh-Hophra king of Egypt" ve Jer 46:2'de de "Pharaoh-Necho king of Egypt" örneklerinden Avram, Musa, Yakup-Yusuf ve Süleyman vs. kıssalarında "Pharaoh" ünvanından sonra Mısır Kralı'nın adının geçmesi gerektiği sonucu çıkar.
Ama durun bir dakika! Bu konuda şu yol gösterici ayetler vardır:
Exodus 1:11 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?mc=1&sc=55): Böylece Mısırlılar İsrailliler'in başına onları ağır işlere koşacak angaryacılar atadılar. İsrailliler Firavun için Pitom ve Rameses adında ambarlı kentler yaptılar.
Exodus 14:9 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=69&mc=1&sc=55): Mısırlılar Firavun'un bütün atları, savaş arabaları, atlıları, askerleriyle onların ardına düştüler ve deniz kıyısında, Pi-Hahirot yakınlarında, Baal-Sefon'un karşısında konaklarken onlara yetiştiler.
Burada kırmızı renkle gösterdiğim yerlerin hepsi Mısır'dadır. İlkindeki bu yerler Ridley Scott'ın "Exodus: Tanrılar ve Krallar (http://tr.wikipedia.org/wiki/Exodus:_Tanr%C4%B1lar_ve_Krallar)" filminde geçer ama, bu ayet Yusuf ve ailesiyle ilgilidir. Hatırlayacağınız üzere, The Ten Commandments (1956) - IMDb (http://www.imdb.com/title/tt0049833/) filminde Tanis geçmişti ve Ramses II oradan atlı savaş arabalarının Goşen köleleri üzerine sürülmesini emretmişti!
İkincisinde geçen "Pi-Hahirot" adı kulağa yabancı gelmiyor. Çünkü Ramses II'nin evine "Pi-Ramses (http://en.wikipedia.org/wiki/Pi-Ramesses)" denilmektedir.
Şu halde bir önceki mesajımdaki,
1. Üç noktanın yerinde bir Firavun adının geçmesi gerekir ama bu daha sonra Yahudi derleyiciler tarafından silinmiştir.
2. 1. durum doğru değil ve orada zorbalık yapan her Mısır Firavunu için genel bir tanımlamada bulunulmuştur.
durumlardan ilkinin doğru olduğu sonucu çıkar.
TEVRAT'taki Mısır İsimleri Hakkında
Burada okuyucunun şunun farkında olması gerekir: TEVRAT'ta geçen Mısır isimleri tıpkı Mısırca'daki gibi değildir; sadece, İbraniler'in duydukları ve bunların telaffuzları sonucunda kayda geçirdikleri isimlerdir. Çünkü Mısır dilinde yazılan isimleri günümüz Ejiptologları bile tam anlamıyla okuyabiliyorlar diyemeyiz. Bilindiği gibi Eski Mısır dilinde (özellikle Hiyeroglif ve Hiyeratik formda) yazılmış yazılar sadece sessiz harflerden oluşur ve bunları seslendirmek o kadar kolay değildir; çoğu zaman imkansız olmaktadır. Örneğin, Sitchin'in Envanter Stealası'ndaki şu okuyuşu eski Mısırca'da başattır:
http://i162.photobucket.com/albums/t267/Qoais/SitchenStela0001.jpg (http://www.unexplained-mysteries.com/forum/index.php?showtopic=169892&st=30)
Günümüzde birçok filmde (Örneğin, "Immortals (Ölümsüzler)" filmi) "Suten-bat (Yukarı ve Aşağı Mısır Kralı'na)" telaffuzu kullanılır. Neden biliyor musunuz? Çünkü elimizde bundan başka Hiyeroglif dilinde daha iyi bir okuma yoktur, ondan.
Hiyerogliflerle yazılmış Envanter Stealası'ndaki yazıtın İngilizce'deki yazılışının da aynı olması, şapka çıkarılması gereken bir durumdur!
Bildiğiniz gibi, ilk mesajımdaki "Firavun" adı günümüz TEVRAT'ında "Phroe (Pharaoh, Firavun)" ve "Phroe mlk-mtzrim (Pharaoh king of Egypt, Mısır Kralı Firavun)" şeklinde 2 farklı format anılmaktadır.
Oysa Ölü Deniz Parşömenleri'nde, ilk formatta, şöyle anılır:
http://upuaut.t15.org/Pics/4Q422.jpg
Ölü Deniz Parşömenleri'nde Exodus (https://books.google.com.tr/books?id=3Lu9uxmA5EgC&pg=PA885&dq=dead+sea+scrolls+studies,+4Q422&hl=tr&sa=X&ei=8GhOVbahMYnzUoP5gLgD&ved=0CCEQ6AEwAQ#v=onepage&q=dead%20sea%20scrolls%20studies%2C%204Q422&f=false).
Çok ilginçtir; Ölü Deniz Parşömenleri'nde "Exodus (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=57&mc=1&sc=55)" ile ilgili yalnızca bu parça vardır ve burada da KURAN'daki gibi özet olarak anlatılmakla birlikte, "Firavun" adı da "Phroe (Pharaoh, Firavun)" olarak ilk formattaki şekilde geçer.
Öyle anlaşılıyor ki, Esseniler, "Exodus" kitabını yukarıdaki şekilde kayda geçirirlerken (ki bu kitap Torah gibi bir rulo halinde idi), TEVRAT'takinden daha kısa formda parşömenlerine geçirmişler. Onlara göre, "Exodus" kitabı M.Ö. 1445-1405 (https://carm.org/when-was-bible-written-and-who-wrote-it)'te yazıldı ama elimizdekinin en son ne zaman derlendiği belli değil. Buradan, Emevi Halifesi Abdülmelik (685-705) döneminde KURAN yazarlarının, "Exodus" ile ilgili Ölü deniz Parşömenleri türünden metinler buldukları ve bunları kayda geçirdikleri sonucu çıkar. Çünkü eğer olmasaydı, "Phroe mlk-mtzrim (Pharaoh king of Egypt, Mısır Kralı Firavun)" kartuşunu Arapça olarak "Firavni malik Misr" şeklinde mutlaka KURAN'a geçirirlerdi. Bu da, bize TEVRAT ile KURAN'ın ayrıldıkları noktayı gösterir ki, bu durum KURAN'ı, Allah sözü olmayıp, TEVRAT'ın bir kopyası olarak alelade duruma (sıradan bir metin) düşürür!
Paylasimlar icin sagol upuaut
30 dk dayanamamistim filme bu arada :)
Paylasimlar icin sagol upuaut
30 dk dayanamamistim filme bu arada :)
Çok yazık!!! İnanır mısın, bu filmi 3 kez izledim ve hala izleyesim geliyor.
Filmi izlemeyenler ya da doğru düzgün izlemeyenler veyahut da doğru düzgün izleyeneler bile olsa, Exodus kitabından uzak olanlar, Ridley Scott'ın bu filmi "Supernatural" olmadan izlenebilir hale getirene kadar neler çektiğini kimse bilemez tabii ki (Not: "Supernatural" hakkında bilgi için ilk mesajımdaki film posterinin üzerine tıklamanız gerekiyor).
Şimdi sıkı durun. Çünkü aradığımı buldum.
Günümüz TEVRAT'ında "Firavun" adının "Phroe mlk-mtzrim (Pharaoh king of Egypt, Mısır Kralı Firavun)" kartuşuyla geçtiği yeri biliyoruz. Peki bu nereden gelir?
Bu konuda araştırma yaptım ve burada sonuçlarını yayımlıyorum. Ölü Deniz Parşömenleri'ndeki mevcut durumu bir önceki mesajımda bildirdim ve orada böyle bir anma yok. Ama az önce yaptığım keşfe göre, bu şekildeki bir anma Sina Kodeksi'nde de geçmez. Çünkü Sina Kodeksi (http://www.codexsinaiticus.org/en/manuscript.aspx?=Sorguyu Gönder&book=3&lid=en&side=r&zoomSlider=0)'nde "Exodus" bölümü kayıp yani yoktur. Fakat bu anma Vatikan Kodeksi (https://books.google.com.tr/books?id=gakcAAAAQBAJ&pg=PA4&lpg=PA4&dq=Exodus+in+Codex+Vaticanus&source=bl&ots=bl7qO3OxSh&sig=YWhkSLOzNzRzyHzb2sadaBoFYdQ&hl=tr&sa=X&ei=58ZOVbK9DIXyUovHgKAI&ved=0CEYQ6AEwBjgK#v=onepage&q=Exodus%20in%20Codex%20Vaticanus&f=false)'nde geçer (Not: Daha geniş inceleme için "EXODUS A COMMENTARY ON THE GREEK (http://kitar.science/get~exodus-a-commentary-on-the-greek-text-of-codex-vaticanus.pdf)TEXT OF CODEX VATICANUS (http://kitar.science/get~exodus-a-commentary-on-the-greek-text-of-codex-vaticanus.pdf)" sayfasından folyolara ulaşabilirsiniz).
Orada bu anma tıpkı günümüz Tevrat'ındaki gibi Yunanca şu şekilde geçiyor: "Pharao king of Egypt".
Bilirsiniz, "Egypt" kelimesi Yunanca'dan gelir ve "Codex Vaticanus (http://en.wikipedia.org/wiki/Codex_Vaticanus)" 300-325 yıllarında Yunanca yazılmıştır. Fakat Yunanlılar, "Exodus"un bazı ayetlerine "Pharao king of Egypt" yazarlarken, Eski Ahit'te Jer 44:30'daki "Pharaoh-Hophra king of Egypt" ve Jer 46:2'deki "Pharaoh-Necho king of Egypt" örneklerinde gördüğümüz şekilde ya da Eski Mısır'a gidersek; Turin King List - Wikipedia, the free encyclopedia (http://en.wikipedia.org/wiki/Turin_King_List)'deki gibi ve burada da bir örnek verirsek;
http://upuaut.t15.org/Pics/SB_Khufu.jpg
şeklinde yazmamışlar!
Eski Mısır hastaları bilirler; kırmızı okla gösterdiğim şey, KHUFU'nun kartuşudur ve bu kişi M.Ö. 2550'lerde Eski Mısır'da 4. Hanedanlık'ın 2. Kralı olarak 24 yıl hüküm sürmüştür. Burada şuna dikkat etmek gerekiyor: KHUFU Eski Mısır'dayken yalnızca kartuşuyla anılırdı, dolayısıyla bu kartuşa bir de "Suten bat (Aşağı Yukarı Mısır Kralı)" eklemesi yapılmazdı. Bu, çok sonra, Yeni Krallık'ta Mısır Kralları'nın Listesi'nin ortaya çıkarılması sırasında ortaya çıktı.
Fakat TEVRAT'taki,
Exodus 1:11 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?mc=1&sc=55): Böylece Mısırlılar İsrailliler'in başına onları ağır işlere koşacak angaryacılar atadılar. İsrailliler Firavun için Pitom ve Rameses adında ambarlı kentler yaptılar.
ayeti gereğince Exodus'taki bu kralın tam adının,
"Pharao-Rameses, king of Egypt"
şeklinde yazılması gerekiyordu.
Ridley Scott da, filminde böyle yapmış, yani Exodus'daki Firavun'un "Ramses II" olduğunu söylemiş. Bu, arkeolojik bulgulara ters düşse de sen neden beğenmedin bu filmi, onu söyle?
Şu halde bu sonuçla bir önceki mesajımda söylediğim,
Buradan, Emevi Halifesi Abdülmelik (685-705) döneminde KURAN yazarlarının, "Exodus" ile ilgili Ölü deniz Parşömenleri türünden metinler buldukları ve bunları kayda geçirdikleri sonucu çıkar. Çünkü eğer olmasaydı, "Phroe mlk-mtzrim (Pharaoh king of Egypt, Mısır Kralı Firavun)" kartuşunu Arapça olarak "Firavni malik Misr" şeklinde mutlaka KURAN'a geçirirlerdi. Bu da, bize TEVRAT ile KURAN'ın ayrıldıkları noktayı gösterir ki, bu durum KURAN'ı, Allah sözü olmayıp, TEVRAT'ın bir kopyası olarak alelade duruma (sıradan bir metin) düşürür!
ifadelerin doğru olduğu sonucu çıkar!!!
bursali68
10-05-2015, 13:53
Merhaba,
Sevgili Upuaut...Yull Bryner'in başrolünü yıllar önce oynadığı " 10 Emir " bence çok daha etkileyici idi sanırım, Exodus'ta umduğumu bulamadım...Ancak ikisi arasında senin bulguların doğrultusunda olan farklılıklar var mı...? Bunu merak ettim...
Sağlıcakla kalınız...
Merhaba,
Sevgili Upuaut...Yull Bryner'in başrolünü yıllar önce oynadığı " 10 Emir " bence çok daha etkileyici idi sanırım, Exodus'ta umduğumu bulamadım...Ancak ikisi arasında senin bulguların doğrultusunda olan farklılıklar var mı...? Bunu merak ettim...
Sağlıcakla kalınız...
Öncelikle bu tür filmler tarihseverlere ve bu da erişkinlere hitap eder. Burada erişkin derken, tabii ki tarihsel birikimli olan yaşlı insanlardan bahsediyoruz. Yoksa, bu filmler gençlere hitap etmez.
Şimdi, "10 Emir" ile "Exodus: Tanrılar ve Krallar" filmlerini karşılaştırırsak, en belirgin farkın, Ramses II'nin sarayının yerinde olduğunu görürüz. İlkinde Mısır'ın Ramses II'nin sarayı, dolayısıyla Mısır'ın başkenti Tanis iken, ikincisinde Memfis (Memphis) olarak geçer. Memfis (https://www.google.com/maps/place/Memphis/@29.8701578,31.1504781,11z/data=!4m2!3m1!1s0x0:0x17459f6afe8407a3), merkezi Sakkara'da olan ve Giza'yı da kapsayan geniş bir alandır. Bu yüzden ilk mesajımdaki filmde Giza Piramitleri gösterilmektedir. Çünkü Giza Piramitleri Memfis'te yer alır.
En Büyük Memfisli Elvis idi!
http://lindahoodsigmontruth.com/wp-content/Uploads2/2012/11/Elvis-Captain-Memphis-Police.jpg
Bilirsiniz; "Memfis" denilince akla Elvis Presley'in Graceland (http://en.wikipedia.org/wiki/Graceland)'taki evi gelir. Ama bu Memfis, Amerika'daki Memfis'tir.
http://eil.com/images/main/Elvis-Presley-The-Memphis-Recor-375208.jpg (http://eil.com/shop/moreinfo.asp?catalogid=375208)
İşin aslına bakarsan, günümüz Amerikası kültürel olarak Eski Mısır'a öykünür. Elvis'in Memfisli olması bunlardan sadece birisidir.
Özetle, Eski Krallık döneminde Saray, dolayısıyla başkent Giza/Memfis iken Ramses II döneminde Giza'nın daha da kuzeyinde, Nil deltası içinde yer alan Tanis (https://www.google.com/maps/place/Tanis,+San+Al+Hagar+Al+Qebleyah,+Markaz+El-Hosayneya,+Ash+Sharqia+Governorate,+M%C4%B1s%C4%B1 r/@30.7216683,31.499353,9z/data=!4m2!3m1!1s0x14f9cc9f45746add:0x66cf8c79207a4 afc) olmuştur. Fakat Ridley Scott, "Exodus: Tanrılar ve Krallar" filminde Saray'ı tekrar Memfis'e taşımıştır ve bu, radikal bir değişiklik olmuştur filmde!
Çok ilginçtir; imzam 19 Şubat 2004'te keşfedilen Menkaure'nın heykelinden gelir. Fakat bu heykel Giza'da değil de, Luksor'da keşfedildi (Not: Bu konudaki daha önceki bir mesajım için 5 (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=495957&postcount=5)'e bakınız).
Bu heykeldeki Menkaure'nin bacaklarının her iki tarafında hiyeroglif yazıları vardı ve şunlar yazılıydı (Bkz. Hawass, Zahi. "A Statue of Menkaure Found in Luxor." (http://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&source=web&cd=1&cad=rja&uact=8&ved=0CBsQFjAA&url=http%3A%2F%2Fwww.gizapyramids.org%2Fpdf_librar y%2Fhawass_fs_dreyer_211-218.pdf&ei=0LFPVeqiNMX-UNnRgZgF&usg=AFQjCNG8xMckFan_6EPm9Yo4ho3mC-k49A&bvm=bv.92885102,d.bGg)):
1. Mısırca: ntr nbw-ntrj Mn-k3w-r mrj-(n) Hr nhn.
2. İngilizce: The golden Horus, Menkaure, beloved of Horus of Nekhen.
3. Türkçe: Altın Horus, Menkaure, Nekhen'li Horus'un Sevgilisi.
Benim imzam ise, bunun sadece isim değişikliğinden ibarettir.
Şimdi bu son keşifle son derece kritik bir bilgiye ulaşmış oluyoruz, çünkü bu arkeolojik bulgu sayesinde Mısır'daki Eski Krallık Dönemi (M.Ö. 2686-2181) (http://tr.wikipedia.org/wiki/Eski_Krall%C4%B1k)'nin güney sınırını öğrenmiş oluyoruz. Eski Krallık döneminde Mısır, güneyde Luksor'a ve kuzeyde Ürdün'e (buna Suriye de katılabilir) kadar sınırlarına sahip imiş. Buna göre Nekhen (http://tr.wikipedia.org/wiki/Nekhen) ya da Hierakonpolis Yukarı Mısır'a Hanedanlık Öncesi Dönemi (M.Ö. 3200-3100)'ne ait dini ve siyasi başkentlik yapmıştır. Başkentin M.Ö. 3100-2686 yıllarında varlığını koruduğu düşünülmektedir.
İşte Menkaure'nin heykelinin Giza'da değil, Yukarı Mısır'ın başkenti olan Luksor'da bulunmasına şaşırmamak gerekiyor. Ama Eski Krallık döneminin 2. Kralı olan Khufu'nun sarayı Giza'da idi. Çünkü Amerikalı arkeolog Mark Lehner, kazılarla Khufu'nun sarayının Giza'da olduğunu tespit etmişti (Bkz. NOVA | Excavating the Lost City - PBS (http://www.pbs.org/wgbh/nova/ancient/lehner-giza.html)).
Mark Lehner, "Kayıp Şehir"de yaptığı kazı çalışmalarında şunları söyledi:
I think probably somewhere nearby, possibly right underneath the modern town, is a very large, royal center, possibly a palace. A palace where the kings who built the Pyramids—Khufu, Khafre, and Menkaure—lived while the Pyramids were rising on the plateau
Hadi biraz fantezi yapalım ve Khufu'nun sarayının nasıl olduğunu düşünelim.
İşte şöyle: "Land of the Pharaohs, 1955 (http://theoldmoviehouse.blogspot.com.tr/2015_02_01_archive.html)" ya da "Hetepheres, Widow of Snefru, Mother of Khufu (https://www.flickr.com/photos/31631026@N06/6393351735/)".
Ridley Scott'ın "Exodus: Tanrılar ve Krallar" filmindeki başkent Memfis de Nekhen gibidir. Manetho'nun bildirdiğine göre, Memfis (http://tr.wikipedia.org/wiki/Memfis,_M%C4%B1s%C4%B1r) M.Ö. 3000'li yıllarda Menes tarafından kurulmuş, Eski Krallık döneminde Mısır'a başkentlik yapmıştır.
Şimdi Ölü Deniz Parşömenleri'ndeki bulgularımla 2 (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=547809&postcount=2). mesajımdan beri sürdürdüğüm yolculuğa bir nokta koyma hakkı elde etmiş bulunuyorum ve bunları size sırasıyla soru-cevap şeklinde anlatayım.
Eski Ahit'te "Firavun" adı nasıl geçer?
Eski Ahit'te "Firavun" adı 2 farklı şekilde geçer:
1. mlk-mtzrim: Anlamı, "King of Egypt (Mısır Kralı)" olup, burada "mlk (malik: sahip, yönetici vs.)" olduğunu gözönüne alırsanız, bunun gerçek anlamının "Mısır'ın Sahibi" ya da "Mısır Yöneticisi" ve bunları da genelleştirirsek, "Mısır Kralı" olduğunu görürsünüz.
Eski Ahit'te bu kelime 45 ayette 47 kez geçer: Gn 40:1, 40:5, 41:46, Ex. 1:15-18, 2:23, 3:18-19, 5:4, 6:11, 6:13, 6:27, 6:29, 14:5, 14:8,...
Bu, Eski Ahit'te ilk ve orijinal formda olmalı; çünkü Herodot, "Kitap 2: EUTERPE (http://www.sacred-texts.com/cla/hh/index.htm)" ve "Kitap 3: THALEIA (http://www.sacred-texts.com/cla/hh/index.htm)"da hep Mısır Kralları'ndan bahseder. Örneğin, 2. kitapta Mısır Kralları'ndan şu şekilde bahseder: "Psammetichos king of Egypt (http://www.sacred-texts.com/cla/hh/hh2020.htm)", "the king Sesostris (http://www.sacred-texts.com/cla/hh/hh2100.htm)", "the Egyptian kings (http://www.sacred-texts.com/cla/hh/hh2110.htm)", "Proteus the king of Egypt (http://www.sacred-texts.com/cla/hh/hh2110.htm)", "when Rhampsinitos was king, t (http://www.sacred-texts.com/cla/hh/hh2120.htm)hey told me there was in Egypt nothing (http://www.sacred-texts.com/cla/hh/hh2120.htm)", "Cheops became king over them (http://www.sacred-texts.com/cla/hh/hh2120.htm)", "Chephren succeeded to the kingdom (http://www.sacred-texts.com/cla/hh/hh2120.htm)", "Mykerinos became king over Egypt (http://www.sacred-texts.com/cla/hh/hh2120.htm)",...
Merak etmeyin; bu linklere tıkladığınızda, sağ tarafta İngilizce çevirilerini ve solda da orijinal Yunanca metinlerini göreceksiniz. Yani bizde kazık atma, aldatma, sahtekarlık vs. olmaz!
2.1. Phroe: Bunun anlamı, "Pharaoh (Firavun)" olup, bu kelime Yunanca'dan gelir. Yunanlılar, bu kelimeyi orijinalde Mısır dilindeki "Per-aa (Great House)" kelimesinden türetmişlerdir (Bkz. "Pharaoh (http://www.ancientegypt.co.uk/pharaoh/explore/phara_b2.html)").
Çok ilginçtir; Eski Ahit ve Kuran'da bu kelime Yeni Krallık Dönemi (M.Ö. 1550-1070)'ndeki Mısır Kralları için kullanılmış olup, bundan öncekiler için kullanılmamıştır. Bu konudaki mükemmel bir araştırma makalesini "Qur'anic Accuracy Vs. Biblical Error: The Kings & Pharaohs Of Egypt (http://www.islamic-awareness.org/Quran/Contrad/External/josephdetail.html)" sayfasında görebilirsiniz.
Bunun ayrımın nedeni orada açık açık anlatılır. Yani bu kelime Eski Krallık Dönemi (M.Ö. 2686-2181)'nde yalnızca "Kral'ın Sarayı" olarak "Büyük Ev" anlamında kullanılırken, Yeni Krallık Dönemi'nde bir değişikliğe gidilmiş (ki bu dönemde çok büyük değişiklikler yapıldı. Örneğin, Mısır Kralları Listesi'nin yapılması gibi) ve bu kelime Mısır Kralı'nın adının başına yazılmaya başlanmıştır. Bu şekilde bir kartuş yazımı ilk olarak Amenofis IV (Akhenaten) ile başladığı söylenir.
Şimdi Sitchin burada olsaydı, eski ve Yani Krallık Dönemi'ndeki kartuşların yazımları arasındaki farkı hemen anlatırdı bize.
Eğer Sitchin olsaydı, bize şöyle diyecekti: Eski Krallık Dönemi'nin 2. Kralı olan KHUFU'nun adı (bkz; 5 (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=547932&postcount=5)) şu şekilde geçmiyor muydu?
http://upuaut.t15.org/Pics/SB_Khufu.jpg
-Evet.
İşte "Per-aa" kelimesi bundaki "suten-bat"ın yerine geliyor. Yani Mısır Kralı adı eskiden "Yukarı ve Aşağı Mısır Kralı ..." şeklinde yazılırken, daha sonra "Büyük Ev Sahibi (Saray) ..." şeklinde yazılmaya başlanmıştır. Örneğin, bir örnek olarak yukarıdakini verirsek; Eski Krallık Dönemi'ndeyken "Yukarı ve Aşağı Mısır Kralı Khufu" iken Yeni Krallık Dönemi'nde "Saray Sahibi Khufu" olmuştur. Yunanlılar, nasıl ki "Egyptos" kelimesini icat ettilerse bu sonuncu için de "Pharao Khufu" demeye başladılar. Ama Yunanlılar'ın bu arkeolojik keşfi Hedodot (M.Ö. 450)'tan sonra olmuş olmalı, çünkü aksi takdirde, Herodot 2 ve 3. kitaplarında Mısır Kralları için bu tabiri kullanırdı.
Özetle, "Pharaoh (Firavun)" kelimesi Yunanlılar'dan İbraniler'e ve oradan da Arapça ile birlikte diğer bölge dil ve lehçelerine geçmiştir.
2.2. Phroe mlk-mtzrim: Bu kelime tarihçesini özetle anlattığım ilkinden türeyerek "Pharaoh king of Egypt (Mısır Kralı Firavunu)" anlamında kullanılmıştır. Ama "Phroe"den sonra mutlaka Mısır Kralı'nın adının yazılması gerekir. Aksi takdirde, bu şekildeki bir yazım hiçbir işe yaramaz. Eski Ahit'te bu şekilde bir yazım 23 ayette 23 kez geçer. Ama demek ki Yahudiler Yunanlılar'dan aldıkları bu yazımın ne anlama geldiklerini bilmiyorlardı ya da (ki bu, daha kuvvetlidir) ilgili metindeki Mısır Kralı'nın adını bilmedikleri için "Phroe" ile "mlk-mtzrim" kelimelerinin arasını boş bırakmadan, bunları birleşik yazdılar. Bu konuda Jer 44:30'daki "Pharaoh-Hophra king of Egypt" ve Jer 46:2'deki "Pharaoh-Necho king of Egypt" örnekleri bize ışık tutar!
Şimdi Eski Ahit'te "Firavun" adının yazımlarını bu şekilde kısaca gördükten sonra, size en büyük kanıt olarak "Kumran Yazıtları" ya da "Ölü Deniz Parşömenleri" olarak bilinen yazıtları sunacağım.
Ölü Deniz Parşömenleri'nde "Firavun" adı nasıl geçer?
Bilindiği üzere, bu parşömenler halk tabakasından olan Esseniler tarafından M.Ö. 150-M.S. 68 yılları arasında yazılmış olup, içinde Eski ve Yeni Ahitler'den bazı bölümler bulunur. Çok ilginçtir; Esseniler, "Exodus" kitabıyla ilgili metinleri bu parşömenlere yazarken, "Firavun" adını ya 1. durumdaki gibi ya da 2.1. durumdaki gibi yazmışlardır. Yani bunları birleştirip 2.2. durumdaki gibi bir yazımda hiç bulunmamışlardır.
Örneğin, "English Text Reconstructions: Comprarisons of the MT to the DSS (http://www.drbill.net/dead_sea_scrolls/DSSHTM.HTM)" sayfasındaki "Exodus 1-7 [42.158 anda 41.203] {not corrected to BAS photos} (http://www.drbill.net/dead_sea_scrolls/EXO42158.HTM)" yazıtlarına bakarsak, 2.2'deki yazım şeklini bir tek şurada görebilirsiniz:
11 "Go, tell Pharaoh king of Egypt to let the sons of Israel go out of his land."
Fakat küçük puntoyla (small type) yazılan bu ayet DSS (Dead Sea Scrolls)'te "hole" denilen okunamaz yere denk gelmiş ve günümüzdeki Exodus'tan bunun böyle olması gerektiği söylenmiştir. Yani kırmızıyla gösterdiğim 2.2'deki durum gerçekte Ölü deniz Parşömenleri'nde yoktur!!!
Not: İbranice bilenler, Exodus ile ilgili parçaların fotokopisine "EXODUS (http://www.drbill.net/dead_sea_scrolls/Dead%20Sea%20Scrolls%20from%20Huntington%20Microfi lm_trimmed.pdf)" pdf formatlı dosyasında 41.203 için 192-199 ve 42.158 için de 200-206. sayfalara bakarak okuyabilirler. Bu konuda çalışırken, "Laser print version (http://www.drbill.net/dead_sea_scrolls/Griffin,%20The%20Biblical%20Dead%20Sea%20Scrolls--Hebrew%20&%20English%20Text%20Reconstructions.pdf)" ve "Dot matrix version with index (http://www.drbill.net/dead_sea_scrolls/Griffin,%20The%20Biblical%20Dead%20Sea%20Scrolls--Hebrew%20&%20English%20Text%20Reconstructions%20(dot%20matri x).pdf)" dosyaları da lazım olacak size tabii ki!
İkinci olarak, "Dead Sea Scrolls Bible Translations: Exodus (http://dssenglishbible.com/ScrollsExodus.htm)" parçalarını verebilirim.
Bu kaynak ilkinin daha da düzenlenmiş şeklidir. Örneğin, 11. ayet oradaki şu şekilde geçer:
11 (http://dssenglishbible.com/scroll4Q1e.htm). “Go in, speak to Pharaoh king of Egypt, that he let the children of Israel go out of his land.”
Tabii ki bunun nasıl okunduğunu sağdaki bölümdeki "How to read these pages" başlığının altındakilerini okuyarak öğrenebilirsiniz. Orada 2. maddeye göre, italik olan bu ayetin parşömenlerinde mevcut olmadığı (okunamadığı) ama elimizdeki Exodus'tan böyle okunması gerektiği belirtiliyor.
Özetle, bununla birlikte bir de şu 2 örnek var:
13 (http://dssenglishbible.com/scroll4Q1e.htm). Yahweh spoke to Moses and to Aaron, and gave them a command to the children of Israel, and to Pharaoh king of Egypt, to bring the children of Israel out of the land of Egypt
8 (http://dssenglishbible.com/scroll4Q14.htm). Yahweh hardened the heart of Pharaoh king of Egypt, and he pursued the children of Israel; for the children of Israel went out with a high hand.
Burada 13. ayetteki "Pharaoh"dan sonra gelen "king of Egypt" kelimesi parşömende mevcutmuş ama hasarlı olduğu için okunamaz ya da kayıp durumdaymış. Ama 8. ayettekinin durumunun tıpkı 11'deki gibi olduğunu görünce bana, bu günümüz Exodus'undan bir eklenti gibi geldi. Yani orada öyle bir şey yok; sadece zanna dayanan bir tahmin var!
Not: 4Q22 PaleoExodus (http://dssenglishbible.com/scroll4Q22.htm) linkini tıklarsanız, orada bunun henüz çevirisinin yapılmadığı geçer. Ancak ben, size bunun bir çevirisi 3 (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=547927&postcount=3). mesajımda vermiş ve biraz da ortalığı karıştırmışım. Sözkonusu bu parça, Ölü Deniz Parşömenleri'nde Exodus ile ilgili en eski parça budur; M.Ö.'ye tarihleniyor ve o yüzden "Paleo" deniliyor!
Sonuç olarak, Ölü Deniz Parşömenleri'ndeki "Exodus" ile ilgili parçalarda "Firavun" adı hakkında şunu söyleyebiliriz ki, Firavun adı hiçbir zaman 2.2'deki gibi geçmemiştir ve bu yüzden, Ölü Deniz Parşömenleri, en azından, "Exodus" kitabı nedeniyle KURAN'a benzer. Çünkü KURAN'da da Musa kıssasıyla ilgili ayetlerde Firavun adı yalnızca 2.1'deki gibi geçer ve 1. durum için yalnızca şu ayeti içerir (Kırmızı renkli olan yere dikkat!):
Zuhruf 51 (http://www.kuranmeali.org/43/zuhruf_suresi/51.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx): Firavun, kavminin içinde bağırıp şöyle dedi: «Ey kavmim! Mısır Krallığı ve benim altımdan akan şu nehirler benim değil mi? Artık gözünüzü açsanıza!
Fakat Ölü Deniz Parşömenleri'nde bundan daha kuvvetlisi olan, 1. durumdaki ayetler de vardır. Bu, Kumran Yazıtları'nın KURAN ile ayrıldığı noktayı gösterir ki, Exodus ya da Musa'nın kıssasında KURAN'ın ondan daha zayıf bir metin olduğu sonucu çıkar!
Evet, bu mesajımda TEVRAT ve KURAN'da geçen Yusuf ve Musa ile ilgili hikayelerdeki Mısır Kralları'nın farklı adlarla anılması, dolayısıyla birbirlerine bağlı bu iki Kutsal Kitab'ın çelişmesi nedeniyle başlıktaki sonuç ortaya çıkmış olmaktadır.
Bilindiği üzere, KURAN'da Mısır Kralı'na Yusuf suresinde "Melik" ve Musa ile ilgili ayetlerde (Musa ile ilgili hikaye Yusuf suresindeki gibi tek bir surede değil; birçok sureye dağılmıştır) "Firavun" denilir. Bu ayrım kesindir. Fakat TEVRAT'ta hem Yusuf hem de Musa'nın hikayelerinde Mısır Kralları'na "Firavun" denilmektedir.
Bu konuda Ölü Deniz Parşömenleri'nde ne yazıyor? diye araştırdım (bkz;Dead Sea Scrolls Bible Translations: Exodus (http://dssenglishbible.com/)) ve hem "Genesis (Yaratılış)" hem de "Exodus (Mısır'dan Çıkış)" kitaplarına ilişkin parçalarda, hem de hiç istisnasız, "Firavun" yazılmış olduğunu ve her ikisinde de "Phroe (Firavun)" ve"mlk-mtzrim (Mısır Kralı)" adlarının geçtiğini gördüm. Parşömenleri inceleyen uzmanlar, Exodus'ta bu isimlerle birlikte "Phroe mlk-mtzrim (Mısır Kralı Firavun)" isminin de geçtiğini söylerler ama 8, 11 ve 13. ayetlerde buna denk gelen kısımlar hasarlı olduğu için okunamaz durumdadır ve bu konudaki fikrimi bir önceki mesajımda belirtmiştim.
Şimdi bu bulgunun önemine binaen Ölü Deniz Parşömenleri'ndeki "Genesis (Yaratılış) (http://dssenglishbible.com/ScrollsGenesis.htm)" kitabına ilişkin parçalara bir bakalım.
http://l1.yimg.com/bt/api/res/1.2/0jKk3egvGDLb_WkH7u8pSg--/YXBwaWQ9eW5ld3M7Zmk9ZmlsbDtoPTM3NztpbD1wbGFuZTtweG 9mZj01MDtweW9mZj0wO3E9NzU7dz02NzA-/http://media.zenfs.com/en_us/News/ap_webfeeds/7bf02e18d24595096f0f6a706700d4ab.jpg (http://www.vosizneias.com/126742/2013/03/21/israel-obama-visits-israel-museum-dead-sea-scrolls/)
Obama ile Netanyahu İsrail Müzesi'ndeki Ölü Deniz Parşömenleri'ni incelerken.
M.Ö. 125-100'e tarihlenen 4Q1 Genesis-Exodusa (http://dssenglishbible.com/scroll4Q1.htm) parçasında "Phroe (Firavun)" adı 28 kez, "mlk-mtzrim (Mısır Kralı)" adı 9 kez ve "Phroe mlk-mtzrim (Mısır Kralı Firavun)" adı da 2 kez geçer. Toplamda da 1+9+2=12 kez "King" geçer.
M.S. 68'e tarihlenen 4Q3 Genesisc (http://dssenglishbible.com/scroll4Q3.htm) parçasında yalnızca "Phroe (Firavun)" adı 11 kez geçer.
M.Ö. 50-25'e tarihlenen 4Q5 Genesise (http://dssenglishbible.com/scroll4Q5.htm) parçasında "Phroe (Firavun)" adı 16 kez, "Land of Egypt" 5 kez ve "Egypt" 6 kez geçer.
Yine M.Ö. 50-25'e tarihlenen 4Q9 Genesisj (http://dssenglishbible.com/scroll4Q9.htm) parçasında "Phroe (Firavun)" adı 21 kez, "Land of Egypt" 12 kez ve "Egypt" 12 kez geçer.
M.Ö. 100-25'e tarihlenen 4Q11 PaleoGenesis-Exodusl (http://dssenglishbible.com/scroll4Q11.htm) parçasında "Phroe (Firavun)" adı 19 kez, "mlk-mtzrim (King of Egypt, Mısır Kralı)" adı 2 kez, "Land of Egypt" 16 kez ve "Egypt" 37 kez geçer.
Notlar:
1. Bu sonuncusuna "Paleo Genesis-Exodus" denmesinin nedeni, orijinalde İbranice ve tek nüsha olup, bilinen en eskisi olduğundandır.
2. Meraklı arkadaşlar, Ölü Deniz Parşömenleri'ndeki diğer parçalar üzerindeki araştırmalarını Dead Sea Scrolls Bible Translations: Exodus (http://dssenglishbible.com/) sayfasındaki linklerden yürütebilirler.
Sonuçta bu örneklerden görüldüğü gibi, 2139-1947 yıllık bu parçalardan "Yaratılış" ve "Mısır'dan Çıkış" kitaplarında Yusuf ve Musa dönemlerindeki Mısır Kralları hep "Phroe (Pharaoh, Firavun)" olarak söz edilirken, KURAN'da Yusuf dönemindeki Mısır Kralı'na "Melik" denirken, Musa dönemindeki Mısır Kralı'na "Firavne (Firavun)" denilmektedir.
Peki KURAN yazarları, TEVRAT'ın "Yaratılış" ve "Mısır'dan Çıkış" kitaplarından kopyaladıkları Yusuf ve Musa'nın hikayeleri (kıssaları)'nde Mısır Kralları'nın adları neden değiştirmeye gerek duydular?
Bu konuda Harun Yahya, "Kuran'da Mısır Hükümdarlarının Ünvanları (http://m.harunyahya.org/tr/works/710/Hazreti-Musa-%28as%29/chapter/14157/Kuranda-Misir-hukumdarlarinin-unvanlari)" adlı kısa makalesinde bunun nedenlerine değinir ve arkeolojik kanıtlarla bu ayrımın yapılabilmesinin mümkün olmadığını söyler (Not: Bu konuda "Firavun ve Melik arasındaki fark (http://kurandaceliskiyoktur.com/2007/01/09/firavun-ve-melik-arasindaki-fark/)", "Firavun ve genel özellikleri (http://www.yeniumit.com.tr/konular/detay/firavun-ve-genel-ozellikleri-)" gibi kaynaklarına bakabilirsiniz).
Söyledikleri doğrudur ama o da şurada yanılır: Eğer elimizde TEVRAT olmasaydı KURAN'dan Yusuf ve Musa kıssalarından "Firavun"un kim olduğunu çözmemiz mümkün olamazdı. Yani KURAN, "Firavun"un kim olduğunu TEVRAT'a danışarak öğreniniz diyor bize. Çünkü KURAN'da "Firavun" hakkında yazılan şey, yalnızca bir önceki mesajımda geçen 1. durumdaki gibidir ve siz, 2.1 ile 2.2'yi bilmeden "Firavun"un ne olduğunu anlayamasızsınız. Bu konuda yapacağınız tek şey, KURAN'daki "HAMAN" adındaki gibi arkeolojik bir araştırmaya çıkmanız olacaktır. Kaldı ki "HAMAN" bir isim değildir; "FİRAVUN" ve "KARUN"da olduğu gibi yalnızca bir ünvandır. Bu konuda son zamanlarda Mısır'da yapılan bir arkeolojik araştırma fok çıkmasından öte, güldürmekten öteye gidememiştir!
Fakat TEVRAT'ın bilinen en eski nüshaları olan 2139-1947 yıllık Ölü Deniz Parşömenleri'ne bakıldığında, TEVRAT, KURAN'ı onaylamaz. Çünkü yukarıdaki örneklerden görüldüğü gibi TEVRAT hep "Firavun" der. Bu durumda kopyalandığı TEVRAT'ı yalanlayan, dolayısıyla hatasız olduğunu iddia eden KURAN, kendisini açığa düşürmüş olmaktadır. Çünkü "Firavun" adının ne olduğu hakkında TEVRAT'a danışılmasını ister.
Oysa KURAN yazarları (Emevi Halifesi Abdülmelik dönemi (685-705)), arkeolojik bir araştırma yapmanın yerine Musa ilgili bir ayette "Firavne el-malik mısra" bir eklenti yapması, onları bu güç durumdan kurtarabilir ve bağımsızlığını ilan etmiş olurlardı.
İşte bu yüzden başlıktaki sonuç çıktı!
Not: Bu konuda araştırma sonuçlarımı yayımlamaya devam edeceğim!
Evet, son mesajımda söylediğim gibi tarihi bulgularımı vermeye devam edeceğim demiştim ve bana kalırsa, asıl tartışma bu mesajımdan sonra başlıyor diyebilirim.
Önce şu noktanın altını çizelim:
KURAN, TEVRAT'ın bir kopyasıdır!
Bu kesinlikle doğrudur. Çünkü KURAN, TEVRAT ile ilgili bölümlerde onun bir kesin kopyası olduğunu doğrular. Örneğin, KURAN'daki Yusuf suresinde Yusuf'un kardeşlerinden (12:8, 58, [61], [63], [68], [71], [73], [75], [102]) ve küçük kardeşinden (12:8, 59, [61], 63, [65], [66], 69, 70, 76, 77) söz edilirken, bu kardeşlerin ve özellikle çokça anılan en küçük kardeşin kim olduğundan söz edilmez.
Çok ilginçtir; şu işe bakın ki "YARATILIŞ (GENESIS)" kitabının "Yusuf kardeşlerini arıyor (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=46&mc=1&sc=4)" bölümünde Yusuf'un en küçük kardeşinin adı "Binyamin" olarak geçer. Bir önceki mesajımdaki Netanyahu'nun adı da öyledir.
Aynı şekilde, yine aynı surede geçen Yusuf'un efendisinin adı KURAN'da geçmezken TEVRAT'ta "Potifar" olarak geçer (Bkz. Yaratılış, Bölüm 37 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?mc=1&sc=4&id=41) ve Yaratılış, Bölüm 39 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?mc=1&sc=4&id=43)).
Denilebilinir ki, Allah Muhammed peygambere Yusuf kıssasını anlatırken öyle anlattı; ondan öyle oldu. Özetle, bunlar hemen yalanlanabilecek, dolayısıyla ispatlanmasında yokuşa koşulacak türden bulgulardır. Ama gerçek öyle değil. Yani KURAN'daki Yusuf kıssası TEVRAT'taki YARATILIŞ kitabından kopyedir.
Bu konuda,
2.113 - Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı okuyorlar. (Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada, kıyamet gününde hükmü Allah verecektir.
ayeti bize ışık tutar. Yani sözkonusu bu ayet bize, hepsinin aynı kitabı okuduklarını söyler; sadece versiyonları farklı!
Şimdi size bu ayeti doğrulayan, dolayısıyla "KURAN çıplak"tır denilmesine neden olan bulguma geçiyorum.
Bulguma geçmeden önce, öncelikle şunu söyle söylemeliyim ki bu bulguyu bulmak o kadar kolay olmadı. Ama benim bir takıntım vardı: Firavun (Pharaoh).
Bu isim hakkında TEVRAT (ve tabii ki Ölü Deniz Parşömenleri (Kumran Yazıtları)) ve KURAN'da epey bir tur attım ve ne anlama geldiği üzerine araştırdım. Bu araştırma nedeniyle bu tartışmayı açmayı gerek gördüm ve çıkan sonuçları burada yayımladım. Fakat asıl sonucu şimdi, yani bu mesajımda veriyorum.
Kumran Yazıtları (http://www.wikiwand.com/tr/%C3%96l%C3%BC_Deniz_par%C5%9F%C3%B6menleri)
Hiç unutmam; 10 yıl önce ülkemizde bu yazıtlar hakkında mükemmel bir araştırma kitabı çıkmıştı ve ben de, ayaküstü, kapağında parşömenlerin bir resmi olan bu kitapta ne yazıyor? diye elime alıp baktım. Ama ayaktayken bu kitaba o kadar baktım ki (1 saat, belki de biraz daha fazla, bilemiyorum), nerdeyse kitabı okuyup bitirmiştim (Bkz. "Ölü Deniz Yazıtları (http://www.idefix.com/kitap/olu-deniz-parsomenleri-kumran-yazitlari-geza-vermes/tanim.asp?sid=MN6K1V00MD8PXAEQPQMD)")
Fakat bu kitabın ileride benim için bu kadar önemli olabileceğini tahmin edemezdim. Çünkü buradaki araştırmalarımda TEVRAT'tan önce ona bakarım ve onay aldıktan sonra araştırmama devam ederim.
Bilindiği üzere, Ölü Deniz Tomarları bulunmadan önce, Eski Ahit’in mevcut olan en eski elyazmaları M.S. 1000 yılına ait idi. M.S. 1000 yılına ait İbranice olarak yazılmış el yazmaları “Mazoretic Metinler” olarak bilinir. Kumran’daki bulunan Eski Ahit nüshâlarının yazılması M.Ö. 2. yüzyıl ile M.S. 70 yılları arasındaki tarihlere ait olduğu halde, bu Eski Ahit metinleriyle 1008 tarihli Leningrad Kodeks Mazoretic Metni arasında manayı değiştirecek bir fark yoktur.Bu durum, şu an elimizde bulunan Eski Ahit’lerin güvenilir olduğunun başka bir kanıtıdır (NOT: GENESIS ve EXODUS kitaplarına ilişkin parçalarda bu durumu rahatlıkla gözlemlemiş ve bende bu fikri uyandırmıştı. Yani ufak tefek farklılıklar dışında pek bir fark yok!).
İsâ Mesih, kendi döneminde bulunan Eski Ahit’in kesinlikle güvenilir olduğunu kabul ediyordu, ve sık sık bu kitapları Tanrı’nın Sözü olarak aktarıyordu. Şimdi esas soru bu: Acaba İsâ Mesih’in döneminden bin yıl sonraki döneme kadar bir tahrif oldu mu? Acaba bu metinler güvenilir bir şekilde kopya edildi mi? Bu bin sene sonra olan “Mazoretik Metinleri” değiştirilmiş mi, değiştirilmemiş mi? Ne kadar güvenilir ve bundan nasıl emin olabiliriz? Ölü Deniz Tomarlarının bulunmasıyla bu sorunun cevabı ortayı çıktı. Ölü Deniz Tomarları ve M.S. bin yılına ait olan Mazoretik Metinleri arasında somut bir farklılık yoktur.
Dinsel metinin bütünlüğünün değerini o zaman Yahudi dünyasıda iyi biliyordu, hiç şüphesiz. Eleştirmenler bunun ne kadar gerçek olduğunu İşaya Peygamberin Kitabından dolayı anlamışlardır. Şimdiye dek bu metnin elde bulunan en eski İbranice el yazıları M.S. 900-1000’e aittir. Kumrân’da İşaya’nın hemen hemen bin sene daha eski olan iki metni keşfedilmiş bulunuyor. İşaya’nın bu tomarlarından birisi 900-1000 yıllarından kalma Mazoretik metnin aynısıdır, öyle ki ikisini karşılaştırınca birinden diğerine geçişteki sadakat apaçık görülür.
Ölü Deniz Tomarları araştırmasında yer alan uzmanlardan birisi olan Profesör Geze Vermes, konuyla ilgili olarak şu gözlemlerde bulunuyor: "Kutsal Kitab’ın Kumran dökümanları, Ester kitabı dışında Yahudilerin Kutsal Yazılarının tümünü kapsamaktadır ve ondan önceki en eski elyazası metinlerden yaklaşık 1000 yıl daha eskidir. Uzmanlar, Kutsal Kitap metninin son şeklini alış biçimini böylelikle ortaya çıkarabilirler. Dahası var: Bu bulgular son iki bin yılda Kutsal Yazıların kesinlikle değişmemiş bir durumda olduklarını da kanıtlamaktadır."
Şimdi "Firavun" adı altında Ölü Deniz Parşömenleri ile Kuran arasındaki paralelliklere bir bakalım.
1. Ex. 14:8-Q. 20:78 Paralelliği:
http://upuaut.t15.org/Pics/Ex_14_8.png
http://upuaut.t15.org/Pics/Q_20_78.png
Açıktır ki, kırmızı renkli ifadeler ve altları kırmızı renkle çizili ifadelerden, Taha 78 ayeti Ex. 14:8'in bir kopyası olduğu görülür. Fakat KURAN yazarları, bu kopyalama sırasında Ex. 14:8'deki yalnızca "Firavun (Pharaoh)" adını alırken "Mısır Kralı (King of Egypt)" almazlar. Çünkü "Firavun" adının kötü bir şöhret (ünvan) olduğunu düşünürler.
Sözkonusu Ex. 14:8'e benzer ayetler KURAN'da 10:90 ve 26:60'ta geçerken, konuyla ilgili gelişmeler 26:60-64'te verilir.
Bir diğer bulgu, Ex. 14:8'deki "İnatçı olmak (of heart the hardened)" filili KURAN'daki 20:24 (=43), 45 ve 79:17'de "Azmak (tağa, yatğa)" olarak geçer.
2. Ex. 6:13, 27-Q. 10:75, 23:45-46 Paralelliği: Bu paralellikte Exodus'taki "Mısır Kralı Firavunu ile konuştu, konuşanlar" ifadesi KURAN'da "Firavun (ve ileri gelenlerine) mucizelerimizle gönderdik" şekline dönüşmüştür:
Ex. 6:13 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=61&mc=1&sc=55). RAB Musa ve Harun'la İsrailliler ve Mısır Kralı Firavunu (Pharaoh, king of Egypt) hakkında konuştu. İsrailliler'i Mısır'dan çıkarmalarını buyurdu.
E. 6:27 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=61&mc=1&sc=55). İsrailliler'i Mısır'dan çıkarmak için Mısır Kralı Firavunu (Pharaoh, king of Egypt) ile konuşanlar da Musa ile Harun'dur.
Q. 10:75. Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Musa ve Harun'u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular.
Q. 23:45-46. Sonra Musa ve kardeşi Harun'u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular.
Burada yine dikkat etmemiz gereken nokta, Exodus'taki "Mısır Kralı Firavunu (Pharaoh, king of Egypt)" ifadesi KURAN'da "Firavun"a dönüşmüş olmasıdır.
Fakat şu sonuç gerçekten şaşırtıcıdır:
3. Gn. 37-50 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=41&mc=1&sc=4)-Q. 12 Paralelsizliği: Çok ilginçtir; TEVRAT'ın "YARATILIŞ (GENESIS)" kitabının 37-50. bölümünde Mısır Kralı için yalnızca "Firavun (Pharaoh)" kelimesi geçerken KURAN'daki Yusuf suresinde hep "Kral (Melik)" olarak geçer. Örnek vermek gerekirse, Gn. 41:1-8 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=45&mc=1&sc=4)-Q. 13:43 ve Gn. 41:1-14 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=45&mc=1&sc=4)-Q. 12:50-51'dir.
Özetle, Mısır Kralı için Musa kıssasında Exodus'ta "Firavun, Mısır Kralı Mısır Kralı Firavunu" ifadeleri geçerken KURAN'da ise yalnızca "Firavun" olarak geçer ve Yusuf kıssasında ise Yaratılış'ta yalnızca "Firavun" adı geçerken KURAN'daki Yusuf suresinde yalnızca "Kral" olarak geçer. Bu son sonuç, bir arkeolojik araştırma sonucu değil; yalnızca KURAN yazarlarının TEVRAT'tan edindikleri kanaatleri sonucunda ortaya çıkmış olmalıdır.
Bilindiği üzere, ESKİ AHİT'te yalnızca Yusuf ve Musa kıssalarında, yani YARATILIŞ ve EXODUS'ta değil; birçok kitabında (Samuel, Nehemya, Zebur, Yeşeya, Yeremya, Hezekiel) "Firavun (Pharaoh)" adı geçer ve KURAN'da da Yusuf ve Musa kıssalarına ilişkin ayetlerde geçer (ki burada Yusuf kıssasının tek bir surede (Yusuf suresi) geçtiğini biliyoruz ama Musa kıssası birçok sureye dağılmıştır).
KURAN'da Bilinmiyen Firavunlar
Fakat KURAN'daki 66:11'de Firavun'un karısından bahsedilir ama bu Firavun'un kim olduğu bilinmez. Aynı şekilde, 38:12 ve 89:10'daki Kazıklar Sahibi Firavun'un da kim olduğu bilinmez!
Şimdi gelelim sonuca...
Who is Pharaoh in Qur'an?
Bruce Lee'nin mirasçısı Jackie Chan, aşağıdaki filmde şöyle bağırıyor: "Who Am I?"
http://www.youtube.com/watch?v=CGH_1A-3bDg
Evet, biz de aynı soruyu KURAN'da şöyle soralım: "Firavun kimdir?"
Çünkü KURAN'daki ilgili ayetlerden Firavun'un kimliğini çözmemiz mümkün değil. Bunun için bizim ESKİ AHİT'e bakmamız gerekir. ESKİ AHİT, O'nun kimliğini "Phroe, mlk mitzrim (Pharaoh, king of Egypt)" şeklinde verir. Üstelik, bu tanımlamayı tüm Mısır Kralları için yapar. Fakat arkeolojik araştırmalardan çıkan sonuçlara göre (ki örneğin tüm Krallar Listeleri) Eski Mısır'da hiçbir zaman böyle bir ünvan kullanılmadı. Yalnızca, Yeni Krallık Dönemi'nde Amenofis IV (Akhenaten)'in "Per-aa" adında özel bir kartuş kullandığı ve "Firavun" adının buradan türeyerek geldiği tespit edilmiştir. Ancak bu gerçek olsa bile, hiçbir zaman tüm Mısır Kralları'nı kapsayacak şekilde yaygınlaşmamıştır. Bu durum sanki Doğu Roma İmparatoru'na "Bizans İmparatorluğu" demek gibidir. Yani şimdi üzerinde bulunduğum topraklarda yaşamış bu adamlar, Doğu Roma vatandaşıdırlar ama kendilerine "Bizans" dediklerinden haberleri yok gibi tamamen absürd bir durumla karşı karşıyayız. "Firavun" adı da öyledir. Yani bu isim Eski Mısır'ı tanımayan kişiler tarafından uydurulmuştur!
Örneğin, Abdullah oğlu Muhammed'ten Heraklius'a gönderilen İslam'a davet mektubun ilk satırı şöyledir:
من محمد بن عبد الله إلى هرقل عظيم الروم: سلام على من اتبع الهدى، أما بعد فإنى أدعوك بدعوة الإسلام . أسلم تسلم ويؤتك الله أجرك مرتين ، فإن توليت فإن عليك إثم الأريسيِّين. و يا أهل الكتاب تعالوا إلى كلمة سواء بيننا وبينكم ألا نعبد إلا الله ،ولا نشرك به شيئا،ولا يتخذ بعضنا بعضا آربابا من دون الله فإن تولوا فقولوا اشهدوا بأنا مسلمون
"Abdullah oğlu Muhammed'ten Büyük Herakliyuz, Rum (http://en.wikipedia.org/wiki/Muhammad%27s_letters_to_the_Heads-of-State)"
Burada görüldüğü gibi, ne Doğu Roma ne de Bizans adı geçer; sadece, "Büyük Heraklius, Roma" geçer. Ama ondan Roma İmparatoru olarak da bahsedilmez. Çünkü bu durumda mektuba, "Ali Hrklizym, mlk rm (Büyük Herakliyuz, Roma Kralı/İmparatoru)" şeklinde başlanması gerekirdi. Demek ki ilk Müslümanlar, Heraklius'un "İmparator" olduğunu biliyorlar ama o sırada Roma İmparatorluğunun "Doğu" ve "Batı" olmak üzere ikiye ayrılmış olduklarını bildiklerinden, "mlk (malik: Kral, İmparator)" ünvanını kullanmamışlar!
İkinci olarak, Habeş Kralı Neçaşi'ye gönderilen mektuba bir bakalım (Bkz. "To the king of Ethiopia (http://en.wikipedia.org/wiki/Muhammad%27s_letters_to_the_Heads-of-State)"):
كتاب رسول الإسلام صلى الله عليه وسلم إلى النجاشي
بسم الله الرحمن الرحيم من محمد رسول الإسلام إلى النجاشى ملك الحبشة: سلام عليك إنى أحمد الله إليك ،الله الذي لا إله إلا هو الملك القدوس السلام المؤمن المهيمن، وأشهد أن عيسى بن مريم روح الله وكلمته ألقاها إلى مريم البتول الطيبة الحصينة، فحملت بعيسى فخلقه الله من روحه كما خلق آدم بيده، وإنى أدعوك وجنودك إلى الله عز وجل، وقد بلغت ونصحت فاقبلوا نصحى، والسلام على من اتبع الهدى
Bu mektupta renkli olan ifadeler dikkat: Büyük (ali) Neçaşi (el-Necaşi), Habeş (el-Habeşih) Kralı (mlk, malik).
İşte bizim başlangıçtan beri aradığımız ve burada sorduğumuz "KURAN'da Firavun kimdir?" sorusunun yanıtı. Yani KURAN'da Musa kıssasıyla ilgili bir ayette (örneğin, 20:78'de) görmemiz gereken Firavun'un kimliği şöyle olmalıydı:
"âli fir'avne, mlk el-misr"
Ama KURAN'da bu yok. O halde KURAN TEVRAT'ın bir kopyesidir, kardeşim. Olay bu kadar basit ve açıktır yani!
Üstad,
Değerli paylaşımlar yapıyorsun-seni ilgi ile takip ediyorum..
Ama vardığın sonuçlar paylaştığın bilgiler kadar reel değil- yada ben anlayamıyorum..
Çok subjektif ve zorlama ilişkiler görüyorum- yada ben anlayamıyorum..
Kuran zaten Tevratı ve İncili tasdik eden bir kitab- benzer şeylerden bahsediyor olması onun kopya olduğunu gösterir mi, bilemedim..
Ama Kuran'ın; Tevratın Elma dediğine zaman zaman Armut dediğini biliyorum..
Sevgiler
Üstad,
Değerli paylaşımlar yapıyorsun-seni ilgi ile takip ediyorum..
Ama vardığın sonuçlar paylaştığın bilgiler kadar reel değil- yada ben anlayamıyorum..
Çok subjektif ve zorlama ilişkiler görüyorum- yada ben anlayamıyorum..
Kuran zaten Tevratı ve İncili tasdik eden bir kitab- benzer şeylerden bahsediyor olması onun kopya olduğunu gösterir mi, bilemedim..
Ama Kuran'ın; Tevratın Elma dediğine zaman zaman Armut dediğini biliyorum..
Sevgiler
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, ben buradaki mesajlarımdaki çıkarımlar hiçbir zorlamada bulunmuyorum. Çünkü TEVRAT ve KURAN'ı birlikte okuyunca bu sonuçlar kendiliğinden ortaya çıkıyor.
Şimdi gelelim soruna...
KURAN TEVRAT'ın bir kopyesidir. Örneğin, buradaki tartışmada geçen Musa ve Yusuf kıssalarını ele alırsak; YARATILIŞ ve MISIR'DAN ÇIKIŞ kitaplarında bunlara ilişkin kıssalar kişi, yer ve zaman olarak mükemmele yakın anlatımlarla karşılaşırken (ki her iki kıssadaki Firavunlar'ın adları bilinmemesine rağmen), KURAN, bu kıssaları başrol oyucuncular hariç diğerlerinin isimlerini, yerleri ve zamanları silerek büyük bir karartma yapar ve bir hikaye haline dönüştürür.
Yok, arkadaş ben sana inanmıyorum dersen, buyur, önce YARATILIŞ 37-50 ve MISIR'DAN ÇIKIŞ kitaplarından Yusuf ve Musa ilgili kıssaları oku ve ondan sonra da bunları KURAN'dan okuyup karşılaştır. İşte o zaman gerçeklerle yüzleşirsin.
Örneğin, KURAN'da Yusuf suresini okurken Yusuf'un en küçük kardeşinin adını bulamazsın ama YARATILIŞ'da bu kişinin "Binyamin" olduğunu görürsün. Aynı şekilde, Yusuf'un efendisinin adını KURAN'da göremezsin. Ama YARATILIŞ; bu kişinin bize "Potifar" olduğunu bildirir.
Çok ilginçtir, YARATILIŞ; Yusuf'un Mısır dilindeki adını bile verir.
Bunlar, her iki kitapta geçen sadece kişi isimleri arasındaki farklardır ve araştırdığın zaman daha birçok fark görürsün!
Öncelikle şu girişi yapmam gerekiyor.
Eski Mısır zamanında ülke nasıl anılıyordu?
Şimdiki gibi "Mısır" denmiyordu ama şu şekilde çok kabaca anılıyordu:
http://upuaut.t15.org/Pics/SB_Khufu.jpg
Yukarıda gördüğünüz bu resim Yeni Krallık Dönemi'ndeki Krallar Listesi'nden alınma olup, Eski Krallık Dönemi'nin IV. Hanedanlığının 2. Kralı olan KHUFU'nun adını gösterir. Kendisi M.Ö. 2550'lerde Mısır'da 24 yıl hüküm sürmüş olup, Eski Mısır'da tüm zamanlarda "En Büyük Firavun" olarak anılan bir Mısır Kralı'dır. Acımasız biri olduğu düşünenler, dolayısıyla Diktatör olduğunu söyleyenler var.
Eski Mısır, özellikle Eski Krallık Ejiptolog ve araştırmacıları iyi bilir; biz, KHUFU'nun bir kartuşunu gördüğümüzde, onun Eski Krallık, IV. Hanedanlık'ın Mısır Kralı olduğunu leb demden hemen anlarız. Yani yukarıdaki resimdeki "suten bat (Yukarı ve Aşağı Mısır Kralı)" başlığına gerek yok bile. KHUFU'nun kartuşu yeter ve artar bile!
Çok ilginçtir; 10 Aralık 2013'te Kızıldeniz'e yakın ve Şüveyş'in 110 mil güneyindeki Wadi el-Jarf'ta KHUFU'nun kartuşlarını içeren bir nakil listesi bulundu.
http://archaeology.org/images/JF2014/Top_10/Wadi-el-Jarf-papyrus-Top-10.jpg (http://archaeology.org/issues/116-1401/features/1584-wadi-el-jarf-port-papyrus-khufu-cheops)
Bu listenin sağdaki parçasında KHUFU'nun 3 tane kartuşu mevcuttur (Bkz:
http://www.youtube.com/watch?v=OCmvillIUrc
).
İstersen, ben videoda detaylarını göremeyeceğin KHUFU'nun kartuşlarına ait parçayı şurada vereyim:
http://cultura.hu/wp-content/uploads/2013/04/cultura-papirusz-egyiptom.jpg
Burada gördüğün gibi KHUFU'ya ait 3 tane kartuş vardır. Bunlar sağdan sola doğru şöyledir: Kraliyet adı, Horus adı ve Tanrı adı (Khnum KHUFU).
Not: KHUFU'nun ilk 2 kartuşu için "Khufu’s expeditions (https://torwenb.wordpress.com/2011/04/11/khufu%E2%80%99s-expeditions-die-expeditionen-des-cheops/)" sayfasındaki resme bakabilirsiniz.
Bu örneği şunun için verdim; KHUFU'nun her kartuşu yukarıdaki ilk resimdeki gibi verilmek zorunda değildir. Yani onun Mısır Kralı olduğuna dair ayrıca bir vurgulamaya gerek yoktur!
Şimdi buradaki yukarıdaki ilk resimdeki "Yukarı ve Aşağı Mısır Kralı"na ilişkin başlığa dikkat ederek konumuza geçelim.
Eski Ahit'te Mısır nasıl anılıyordu?
Eski Ahit'te Mısır için "MTzRİM (MTz-Ra-yim)" kelimesi kullanılır. Fakat İbranice orijinalde bu kelimenin etimolojisi bilinmez. Sadece bazı tahminler mevcuttur. Örneğin, Mizraim - Wikipedia, the free encyclopedia (http://en.wikipedia.org/wiki/Mizraim) sayfasında "AYİM" sonekinin "İki (2)"yi gösterdiği, dolayısıyla kelimenin kendisinin "Yukarı ve Aşağı Mısır"ı gösterdiği teklif edilir.
Bu, doğrudur. Çünkü "Tevrat ve Kuran'daki Sayılamanın Kökeni (http://upuaut.t15.org/Library/TKSK.pdf)" adlı makalemden görüldüğü üzere "İM" soneki kesinlikle "İki (2)"yi gösterir. Örneğin, Eski Ahit'te geçen "P-İM (PİM)" kelimesi yine Eski Ahit'teki "PİŞNİM" kelimesinin kısaltılmış şekli olup, bunların her ikisi "2 Ağız" yani "2/3 (Üçte iki)" anlamına gelirler.
Yani Wikipedia'da sunulan bu sonuç bir tahmin değil, bir gerçektir. Bu, cepte dursun!
Fakat bu yeterli değildir; çünkü kelimedeki diğer parçaları çözebilmemiz için İbranice'nin kökenine inmemiz gerekir. Ama bu Eski Ahit'ten olmayacak!
Proto-İbranice'ye gidiyoruz!
Bilindiği gibi, Semitik araştırmacılar New Mexico'nun merkezindeki çölde İbranice'nin en eski şekli olan yazıtları (ki Proto-İbranice harfler içeriyor) içeren bazı kayalar ve taşlar buldular (Bkz. "Biblical Hebrew Seminars (http://www.biblicalhebrewseminars.org)").
İşte bu kayaların birinde "10 Emir (The Ten Commanments) (http://www.biblicalhebrewseminars.org/the-ten-commandments/)"in bazı bölümlerini içeren büyük bir yazıt bulundu. M.Ö. 841'e tarihlenmiş. Fenike dilinin egemen olduğu İbranice'nin en eski şeklini içeren bu yazıtın İngilizce çevirisini Tim’s transliteration (http://www.biblicalhebrewseminars.org/wp-content/uploads/2013/03/Tims-transliteration.pdf)'da bulabilirsiniz. Bu konuda bir diğer kaynak, "Los Lunas Decalogue Stone (http://www.biblicalhebrewseminars.org/los-lunas-decalogue-stone/)"da ve bunun İngilizce çevirisi de Tim’s transliteration 7 lines (http://www.biblicalhebrewseminars.org/wp-content/uploads/2013/03/Tims-transliteration-7-lines.pdf)'de veriliyor. Her ikisinde de "MTzRİM (MTz-Ra-yim)" kelimesi geçer. Şansa bakın ki, bu kelimeyle birlikte orada "ARTz (yeryüzü, toprak)" kelimesinin varyantları da geçiyor: "m artz" ve "e artze".
Fakat "MTz-Ra-yim" kelimesinin "M-TzRa-yim" şeklinde okusanız bile, "ARTz"den bu sonucu çıkartmak çok zordur. Bana kalırsa, burada eski gramer kurallarını bilmemiz gerekiyor. Çünkü doğrudan "ARTz"den "M-TzRa-yim" kelimesinin ortasını çıkartmanız mümkün olmaz. Örneğin, "e atrze (EADTzE)"'in anlamı "Earth (yeryüzü)" iken "m artz (me-e-retz)"in anlamı "from Earth (Yeryüzünden)" oluyor. Burada sadece önek değişimi ve ilkinde deltayla gösterilen "D" vardır.
Semitik araştırmacı Tim, "ARTz"nin "EADTzE"den ve bunun da "ADME"den geldiğini söyler. Bu sonuncusunun okunuşu "ada ma (http://www.biblicalhebrewseminars.org/wp-content/uploads/2013/07/Red-Heifer.pdf)" olup, bunu "adam-a" şeklinde okursak, "ADAM" bildiğimiz "ADEM" yani "İNSANOĞLU"dur.
Tabii ki bunlar Semitik uzmanların çıkarttıkları sonuçlar olup, detayına inebilmek o kadar kolay değildir. Ama benim takıldığım nokta şudur: Eğer "ARTz"deki T (Tau) ile R (Reş)'nin yerlerini değiştirir (ki belki de "devir-ik (http://yazarlikyazilimi.meb.gov.tr/Materyal/izmir/sesbilgisi/ses_dusmesi.html)"un "devrik (http://yazarlikyazilimi.meb.gov.tr/Materyal/izmir/sesbilgisi/ses_dusmesi.html)" şeklinde yazılmasındaki gibi) ve Öküz başıyla gösterilen "Alef"i de düşürürseniz, karşınıza "TzRa", dolayısıyla "M-TzRa-yim" sonucu çıkar. Baştaki "M" harfi "de(n)/da(n)" anlamına gelir.
Şu halde,
"M-TzRa-yim"
kelimesinin anlamı,
"from two lands (iki ülkede(n))"
olur ki, bu sonuçla, İbraniler Mısır adını Eski Mısır'daki "suten-bat (Yukarı ve Aşağı Mısır)" gibi okumuş olurlar.
Not: Bu çalışmayı İbranice harflerle gösteremedim, çünkü editör buna izin vermiyor. Ama isterseniz, bir makale olarak buraya koyabilirim!
Google'da "muhammad is a false prophet" yazarsanız karşınıza bir sürü link çıkar.
Fakat en doğrusu, aynı konulara değinen TEVRAT-KURAN'daki ayetlerin karşılaştırması olacaktır. Çünkü KURAN, kendisinden önceki ESKİ ve YENİ AHİTLER'i onaylamakla birlikte, aynı konularda aralarında hiçbir farkın olmaması gerekiyor.
Örneğin, KURAN'daki Yusuf suresinde Yusuf'un efendisinin (ki TEVRAT'a göre bu, POTIFAR oluyor) karısının Yusuf'u ayartırken, onun gömleğini arkasından çektiği ve gömleğinin arkasının yırtıldığı geçerken, TEVRAT'taki YARATILIŞ 39 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=43&mc=1&sc=4)'da ise Yusuf'un gömleğini orada bırakıp kaçtığı dile getirilir.
Buyrun!
6 Potifar sahip olduğu her şeyin sorumluluğunu Yusuf'a verdi; yediği yemek dışında, hiçbir şeyle ilgilenmedi. Yusuf güzel yapılı, yakışıklıydı.
7 Bir süre sonra efendisinin karısı ona göz koyarak, "Benimle yat" dedi.
8 Ama Yusuf reddetti. "Ben burada olduğum için efendim evdeki hiçbir şeyle ilgilenme gereğini duymuyor" dedi, "Sahip olduğu her şeyin yönetimini bana verdi.
9 Bu evde ben de onun kadar yetkiliyim. Senin dışında hiçbir şeyi benden esirgemedi. Sen onun karısısın. Nasıl böyle bir kötülük yapar, Tanrı'ya karşı günah işlerim?"
10 Potifar'ın karısı her gün kendisiyle yatması ya da birlikte olması için direttiyse de, Yusuf onun isteğini kabul etmedi.11 Bir gün Yusuf işlerini yapmak üzere eve gitti. İçerde ev halkından hiç kimse yoktu.
12 Potifar'ın karısı Yusuf'un giysisini tutarak, "Benimle yat" dedi. Ama Yusuf giysisini onun elinde bırakıp evden dışarı kaçtı.
13 Kadın Yusuf'un giysisini bırakıp kaçtığını görünce,
14 hizmetkârlarını çağırdı. "Bakın şuna!" dedi, "Kocamın getirdiği bu İbrani bizi rezil etti. Yanıma geldi, benimle yatmak istedi. Ben de bağırdım.
15 Bağırdığımı duyunca, giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı."
16 Efendisi eve gelinceye kadar Yusuf'un giysisini yanında alıkoydu.
17 Ona da aynı şeyleri anlattı: "Buraya getirdiğin İbrani köle yanıma gelip beni aşağılamak istedi.
18 Ama ben bağırınca giysisini yanımda bırakıp kaçtı."
19 Karısının, "Senin kölen bana böyle yaptı" diyerek anlattıklarını duyunca, Yusuf'un efendisinin öfkesi tepesine çıktı.Şu resimde Netanyahu'ya bir bakınız. Ölü Deniz Parşömenleri'ni Obama'ya gösterirken kendinden ne kadar emin değil mi?
http://l1.yimg.com/bt/api/res/1.2/0jKk3egvGDLb_WkH7u8pSg--/YXBwaWQ9eW5ld3M7Zmk9ZmlsbDtoPTM3NztpbD1wbGFuZTtweG 9mZj01MDtweW9mZj0wO3E9NzU7dz02NzA-/http://media.zenfs.com/en_us/News/ap_webfeeds/7bf02e18d24595096f0f6a706700d4ab.jpg (http://www.vosizneias.com/126742/2013/03/21/israel-obama-visits-israel-museum-dead-sea-scrolls/)
Obama ile Netanyahu İsrail Müzesi'ndeki Ölü Deniz Parşömenleri'ni incelerken.
Çünkü Netanyahu; "Elimizdeki ESKİ AHİT M.S. 1000'lere tarihlenmiş olsa bile, biz, ESKi AHİT'te hiçbir değişiklik yapmadık ve işte bunlar da kanıtları" diyor!
Gerçekten de öyle. Çünkü Ölü Deniz Parşömenleri'nden, M.Ö. 125-100'e tarihlenmiş 4Q1 Genesis-Exodusa (http://dssenglishbible.com/scroll4Q1.htm) parçasında YARATILIŞ kitabının 39. bölümü mevcut olup, şimdikinde ne anlatılmışsa aynen yer alır.
Örneğin, eğer Yusuf'un giysisine odaklanırsak;
Genesis 39 (http://dssenglishbible.com/scroll4Q1.htm): 11 About this time, he went into the house to do his work, and there were none of the men of the house inside. 12 She caught him by his garment, saying, “Lie with me!”
He left his garment in her hand, and ran outside. 13 When she saw that he had left his garment in her hand, and had run outside, 14 she called to the men of her house, and spoke to them, saying, “Behold, he has brought a Hebrew in to us to mock us. He came in to me to lie with me, and I cried with a loud voice. 15 When he heard that I lifted up my voice and cried, he left his garment by me, and ran outside.” 16 She laid up his garment by her, until his master came home. 17 She spoke to him according to these words, saying, “The Hebrew servant, whom you have brought to us, came in to me to mock me, 18 and as I lifted up my voice and cried, he left his garment by me, and ran outside.”
19 When his master heard the words of his wife, which she spoke to him, saying, “This is what your servant did to me,” his wrath was kindled. 20 Joseph’s master took him, and put him into the prison, the place where the king’s prisoners were bound, and he was there in custody. 21 But Yahweh was with Joseph, and showed kindness to him, and gave him favor in the sight of the keeper of the prison. 22 The keeper of the prison committed to Joseph’s hand all the prisoners who were in the prison. Whatever they did there, he was responsible for it. 23 The keeper of the prison didn’t look after anything that was under his hand, because Yahweh was with him; and that which he did, Yahweh made it prosper.kırmızı renkli ifadelerin (yukarıdaki karşılıklarına göre) Ölü Deniz Parşömenleri'nde rahalıkla okunabildiği, dolayısıyla KURAN'daki Yusuf suresini yanlışladığı görülür.
İşte bu sonuç, "KURAN Çıplak!!!" mesajımdaki genel sonucu doğrular!
KURAN yazarları, TEVRAT'taki kıssaları neden farklı anlatır?
Öncelikle bu konuda şu tespitimi yapıp kabul etmemiz gerekiyor: KURAN ne TEVRAT'ın ne de İNCİL'in % 100 kopyası değildir. Bırakın kopyası olmasını, (özelliklerde kıssaları farklı anlatması nedeniyle) farklı, dolayısıyla meydan okuyan bir kitap olduğunu iddia eder.
Hemen bir örnek vereyim.
KURAN'da Musa kıssasında kurban edilecek hayvan üzerinde şu tartışmalar mevcuttur:
2.67 - Hani Mûsâ kavmine, "Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar da, "Sen bizimle eğleniyor musun?" demişlerdi. Mûsâ, "Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" demişti.
2.68 - "Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Mûsâ şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi, emrolunduğunuz işi yapın."
2.69 - Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Mûsâ şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır" dedi.
2.70 - "Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz" dediler.
2.71 - Mûsâ şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar, "İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin" dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.
Oysa TEVRAT'ın EXODUS (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=56&mc=1&sc=55) kitabında böyle bir tartışma sözkonusu bile değildir.
Örneğin, EXODUS'ta "Kurban" ile ilgili şu ayetler geçer (ki buraya tamamını almadım. Ama merak eden varsa EXODUS (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=56&mc=1&sc=55) linkinden daha detaylı araştırmalarda bulunabilirler):
3:18. "İsrail ileri gelenleri seni dinleyecekler. Sonra birlikte Mısır Kralı'na gidip, 'İbraniler'in Tanrısı Yahve bizimle görüştü' diyeceksiniz, 'Şimdi izin ver, Tanrımız Yahve'ye kurban kesmek için çölde üç gün yol alalım.'
5:3. Musa'yla Harun, "İbraniler'in Tanrısı bizimle görüştü" diye yanıt verdiler, "İzin ver, Tanrımız RAB'be kurban kesmek için çölde üç gün yol alalım. Yoksa bizi salgın hastalık ya da kılıçla cezalandırabilir."
5:8. Önceki gibi aynı sayıda kerpiç yapmalarını isteyin, kerpiç sayısını azaltmayın. Çünkü tembel insanlardır; bu yüzden, 'Gidelim, Tanrımız'a kurban keselim' diye bağrışıyorlar.
5:17. Firavun, "Tembelsiniz siz, tembel!" diye karşılık verdi, "Bu yüzden 'Gidip RAB'be kurban keselim' diyorsunuz.
8:8. Firavun Musa'yla Harun'u çağırtıp, "RAB'be dua edin, benim ve halkımın üzerinden kurbağaları uzaklaştırsın" dedi, "O zaman halkınızı RAB'be kurban kessinler diye salıvereceğim."
8:25. Firavun Musa'yla Harun'u çağırtıp, "Gidin, bu ülkede Tanrınız'a kurban kesin" dedi.
8:26. Musa, "Bu doğru olmaz" diye karşılık verdi, "Çünkü Mısırlılar Tanrımız RAB'be kurban kesmeyi iğrenç sayıyorlar. İğrenç saydıkları bu şeyi gözlerinin önünde yaparsak bizi taşlamazlar mı?
8:27. Tanrımız RAB'be kurban kesmek için, bize buyurduğu gibi üç gün çölde yol almalıyız."
8:28. Firavun, "Çölde Tanrınız RAB'be kurban kesmeniz için sizi salıveriyorum" dedi, "Yalnız çok uzağa gitmeyeceksiniz. Şimdi benim için dua edin."
8:29. Musa, "Yarın atsineklerini Firavun'un, görevlilerinin, halkının üzerinden uzaklaştırsın diye, yanından ayrılır ayrılmaz RAB'be dua edeceğim" dedi, "Yalnız Firavun RAB'be kurban kesmek için halkın gitmesini önleyerek bizi yine aldatmamalı."
10:24. Firavun Musa'yı çağırttı. "Gidin, RAB'be tapın" dedi, "Yalnız davarlarınızla sığırlarınız alıkonacak. Çoluk çocuğunuz sizinle birlikte gidebilir."
10:25. Musa, "Ama Tanrımız RAB'be kurban kesmemiz için bize kurbanlık ve yakmalık sunular da vermelisin" diye karşılık verdi,
10:26. "Hayvanlarımızı da yanımıza almalıyız. Bir tırnak bile kalmamalı burada. Çünkü Tanrımız RAB'be tapmak için bazı hayvanları kullanacağız. Oraya varmadıkça hangi hayvanları RAB'be sunacağımızı bilemeyiz."
Bu ayetlerden görüldüğü gibi, EXODUS'ta kurban ile ilgili "Kurban şöyle şöyle olacak!" diye hiçbir tartışma yoktur. Onu bırakın, özellikle yukarıdaki son ayetlerden görüldüğü üzere kurbanın ne cins bir hayvan olduğu bile kesin değil. Fakat 10:24'ten kurbanın sığır olduğunu ileri sürebilir ve bunda haklılığınızı savunabilirsiniz.
Buna göre KURAN'daki kurban ile ilgili yukarıdaki ayetlerde, bunun bir sığır olduğu ve rengi hakkında bir tartışma yürütülmüş olduğuna şahit olabilirsiniz.
Şimdi Asinus Orientalis gibi hareket edecek olursak, yani işi yokuşa sürerek karşı tarafı zorlamak istersek; TEVRAT'ta kurbanın rengi ve özellikleri bildirilmediği ama bunlar KURAN'da anlatıldığı için, KURAN hak bir kitap olduğunu, dolayısıyla TEVRAT'ı tasdik eden bir kitap olarak kabul ettirebilirsiniz karşı tarafa.
Ve fakat, 16 (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=549656&postcount=16) no'lu mesajımdaki örnekte gördüğünüz gibi eğer KURAN, TEVRAT'taki Yusuf kıssasından bahsederken, aynı olayları (örneğin, Yusuf'un gömleği) farklı anlatıyorsa o zaman orada bir sorun var demektir. Adama sorarlar; sen, aynı olayı nasıl farklı anlatıp, kendini bir hak kitap olarak lanse etmeye çalışıyorsun, diye!
Üstelik, bu durum KURAN'ın yazımından 725 yıl önce yazılmış TEVRAT'ın başka bir nüshasıyla (Ölü Deniz Parşömenleri) doğrulanmış durumdadır. Yani KURAN yazarlarının kaçacak hiçbir yeri kalmamışken.
Herhalde KURAN yazarları şöyle düşündüler: "Biz, Yusuf kıssasını yazarken elimizdeki TEVRAT'taki gibi aynen yazmayalım. Çünkü KURAN'ı bir hak kitabı olarak sunarken, TEVRAT'ın değişmiş olması kabulü üzerine kuruyoruz ve nasıl olsa o saatte bunu kimse ispatlayamaz. Hem KURAN'ı TEVRAT'tan farklı olarak sunamazsak kim inanır bize?
Şu halde Yusuf kıssasını KURAN'a yazarken kalıp olarak TEVRAT'tan alalım ve kıssayı daha heyecanlı hale getirebilmek için, ayrıntılara önem verelim. Bu sayede Yusuf kıssasını okuyanlar hem heyecanlanmış olurlar hem de yeni, dolayısıyla farklı olduğu için bize katılım çok daha yüksek olur (ki başlangıçta bunlar o bölgenin Arapları olarak düşünülmüştü)"
Şüphesiz, onların adına seslenerek olayı biraz dramitize ettim ama onların planları da bundan farklı olmasa gerekir.
Testi kırıldı, gerçekler dışarıya sızdı!
Fakat 7. y.y.'da düşünülen bu planın ileride arkeolojik keşiflerle boşa çıkacağı da gün gibi ortadaydı! Nitekim 1947 yılının Şubat veya Mart ayında, Muhammed Ahmed El-Hamid adlı genç bir Bedevi keçi çobanı, kaybolan keçisini aramaktadır. Eriha kentinin 13 km güneyinde, Ölü Deniz'in batı yakasındaki bir tepede bulunan bir delikten aşağı taş atar ve testinin kırılmasıyla bu gerçek dışarıya sızar! Çünkü çobanın kırılan testinin sesi üzerine aşağıdaki mağaraya inmesiyle, mağaranın zemininde, içinde keten kumaşa sarılı deri tomarların bulunduğu büyük testiler bulur. Testilerin ağzı sıkıca kapatıldığı için tomarlar yaklaşık 1900 yıl boyunca hiç bozulmadan saklı kalabilmişlerdir (bulgular, bu tomarların M.S. 68 yılında mağaraya yerleştirildiklerini gösterir).
1947'deki keşif ve 1952-1956 yıllarında yapılan kazı çalışmaları sonucunda toplam 11 mağarada bu elyazmalarına rastlanmıştır. Bunları sınıflandırmak açısından mağaralar numaralandırılmış ve üzerlerinde yıllardır araştırmalar yapılmıştır. Bunlar ESKİ AHİT'in bilinen en eski belgeleri idi ve günümüzdeki ESKİ AHİT, dolayısıyla TEVRAT ile yapılan karşılaştırma çalışmalarında mükemmele yakın bir uyum olduğu gözlendi. Bu durum, KURAN yazarları tarafından hesap edilmiş değildi ama aslına bakılırsa, KURAN o günkü Araplar için yazılmış idi ve bu nedenle KURAN'ın İslam Peygamberi döneminde yazılmasına gerek duyulmadı. Aynı şekilde, YENİ AHİT de öyledir.
Özetle, bu durum KURAN'ın hangi amaçla yazılmış olduğunu ortaya koyar. Ve fakat, özellikle 1960'da ABD'nin "Yeşil Kuşak" projesi altında ülkemizdeki yerli işbirlikçileriyle birlikte KURAN üzerindeki performansları, görülmesi ve takdir edilmesi gereken bir olaydır!
Tek kelimeyle helal olsun, kardeşim. Bu ne performans! Ama bu olayda Osmanlı İmparatorluğu'ndan Cumhuriyet'e geçilirken, eski Osmanlı hastalığının da sirayet etmesini gözardı etmemek gerekiyor. Ne diyelim; oscarlık bir çalışma bu!
kalemerre
01-06-2015, 10:17
Tek kelimeyle helal olsun, kardeşim. Bu ne performans! Ama bu olayda Osmanlı İmparatorluğu'ndan Cumhuriyet'e geçilirken, eski Osmanlı hastalığının da sirayet etmesini gözardı etmemek gerekiyor. Ne diyelim; oscarlık bir çalışma bu!
Sevgili upuaut, teşekkürler. Evet tek kelimeyle Dünya nın gelmiş geçmiş en müthiş ve vahşi senaryosu, Oscar dahil bütün ödüllere layık bir kitap.
İslam diğer kitapları tasdikler, kuranda varsa problem yok diğer kitapları tasdiklediği için, fakat kuranda yoksa hemen yapıştırır, kılıf hemen hazır, diğer kitaplar değiştirilmiştir. Osmanlı olmasaydı acaba İslam Arabistan yarım adasından dışarı çıkabilir miydi?
postalmarx
01-06-2015, 13:28
Osmanlı olmasaydı acaba İslam Arabistan yarım adasından dışarı çıkabilir miydi?
Çüş. Abi bize okulda nasıl bir tarih anlatılıyor. Bir insan nasıl bu kadar cahil olabilir. İnsan kendi dininin kültürünün coğrafyasının tarihini de mi bilmez? Kusura bakma lafım genele. Zaten bir insan bu kadar cahil olmasa bu upuaut'un hezeyanlarını ciddi birşeymiş gibi alıp okumaz.
Çüş. Abi bize okulda nasıl bir tarih anlatılıyor. Bir insan nasıl bu kadar cahil olabilir. İnsan kendi dininin kültürünün coğrafyasının tarihini de mi bilmez? Kusura bakma lafım genele. Zaten bir insan bu kadar cahil olmasa bu upuaut'un hezeyanlarını ciddi birşeymiş gibi alıp okumaz.
Neresi hezeyan:
1. KURAN'ın Peygamberin ölümünden sonra yazılması mı?
2. 1960'dan beri ABD'nin "Yeşil Kuşak" projesi altında ezilmemiz mi? Kaldı ki, bundan en büyük darbelerden birini solcular almıştı.
Bu konularda yüksek fikirlerinizi söyleseniz de biz de yararlanabilsek!
Ben sana söyleyeyim, olan şey şu: İslam Anadolu'ya İstanbul'un fethiyle birlikte yerleşti ve biz Türkler Araplara müteşekkir olmalıyız. Fakat Osmanlılar Batılılar'ın yaptıkları gibi KURAN'ın mahiyeti üzerinde araştırma yapıp gerçekleri ortaya çıkarabilir ve halkını aydınlatabilirdi. Ama bu hiçbir zaman yapılmadı.
Evet, KURAN Peygamberin ölümünden sonra yazıldı ve ben de olayı dramatize ettim, hepsi bu!
Solculara gelince, onların bu ülkede ne yaptıkları ve ne oldukları hepmizin malumudur. Kapital'den başka insanlık adına tek bir katkıları var mı?
kalemerre
01-06-2015, 19:17
Sevgili postalmarx,
Osmanlı olmasaydı acaba İslam Arabistan yarım adasından dışarı çıkabilir miydi?
Hem öyle gelişigüzel yazmışım, evet çok saçma.
Selam
konu dışı ama rica etsem;
The Kings: From Babylon to Baghdad" bu belgeselin türkçe altyazı veya dublajı bulunur mu?bununla ilgili bir yol gösteren olursa sevinirim.ben bulamadım.
Konu bayağı ilgim dahilinde olup bazıarkadaşların kendilerinin seyretmesi gerekiyor konu bütünlüğünün sağlanması vede tartışmanın sağlıklı olması için.Tarihi ,çok farklı yorumları araştırıp sentez oluşturarak anlamak gerek ki bazı çok etkili ve de geniş saçmalıkların önüne geçebilelim.
İnsana özgü bir hastalık, saçmalığı,yanlışı safsatayı görünce dayanamıyor hemen müdahale etmek gerekiyor.
Sevgili upuaut yazdıklarını ilgiyle takip ediyorum.kendimce araştırma yapıyorum.Farklı birşey ortaya çıkarsa paylaşırız.Belgesel konusunda da bilen varsa cidden ricam olur.yoksa her kelimesini tercüme etmem gerekecek :-) :-)
Sevgiler
Selam
konu dışı ama rica etsem;
The Kings: From Babylon to Baghdad" bu belgeselin türkçe altyazı veya dublajı bulunur mu?bununla ilgili bir yol gösteren olursa sevinirim.ben bulamadım.
Konu bayağı ilgim dahilinde olup bazıarkadaşların kendilerinin seyretmesi gerekiyor konu bütünlüğünün sağlanması vede tartışmanın sağlıklı olması için.Tarihi ,çok farklı yorumları araştırıp sentez oluşturarak anlamak gerek ki bazı çok etkili ve de geniş saçmalıkların önüne geçebilelim.
İnsana özgü bir hastalık, saçmalığı,yanlışı safsatayı görünce dayanamıyor hemen müdahale etmek gerekiyor.
Sevgili upuaut yazdıklarını ilgiyle takip ediyorum.kendimce araştırma yapıyorum.Farklı birşey ortaya çıkarsa paylaşırız.Belgesel konusunda da bilen varsa cidden ricam olur.yoksa her kelimesini tercüme etmem gerekecek :-) :-)
Sevgiler
Maalesef "The Kings: From Babylon to Baghdad (http://topdocumentaryfilms.com/kings-from-babylon-to-baghdad/)" belgeseline ait bir tane bile olsun, Türkçe altyazılı bir dosya yoktur!
Oysa arkeolojik veriler ışığında bu tür belgeselleri görmek pek mümkün olmuyor.
Peki neden?
Bu belgesel, Sümer Kralı Büyük Sargon'dan Saddam Hüseyin'e kadar Mezopotamya'da gelip geçmiş krallardan bazıları (ki arkeolojik kayıtları olanlar) hakkında bilgiler verilir. Bu bakımdan belgesel eleştirilebilinir. Çünkü belgesel Büyük Sargon (Sargon The Great (http://en.wikipedia.org/wiki/Sumerian_King_List)) ile başlarken birden Eski Babil döneminin 6. Kralı olan Hammurabi (M.Ö. 1792-1750)'ye geçilir ve aralarındaki krallar atlanır. Tipik bir Hollywood yapımı gibi. Yani belgesel İbrani Tarihi'ne göre yönlendirilmiş gözükür.
Bu durumda bu belgeselin Türkçe'ye çevrilmemiş olmasına şaşmamak gerekir. Ama sonuçta ne olursa olsun, mükemmel bir belgeseldir. Çünkü Sümer ve Babil hakkında arkeolojik olarak ne söylenirse söylensin, izlenmeye değerdir.
Şimdi, Sümer ve Babil dönemlerini birlikte gözönüne aldığımız zaman, "Sargon" adında 2 kralın mevcut olduğunu görürüz. Bunlardan ilkine "Akkadlı Sargon (http://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BCy%C3%BCk_Sargon)" ya da daha çok bilinen adıyla, "Büyük Sargon (Sargon The Great)" denilir ve orijinalde Akadça ona, "Šarru-kīnu" deniliyordu. Anlamı, "Gerçek Kral" ya da "Hükümdar Meşrudur". İkincisi de Sharrukin II (http://en.wikipedia.org/wiki/Sharrukin_II) (Sargon II (http://en.wikipedia.org/wiki/Sargon_II)) deniliyor.
Peki bu bilgiyi neden verdim? Çünkü bu topraklar (kurucularımız hariç) böyle bir devlet başkanı görmedi de, ondan.
Bu belgeselde ikinci ve en önemli gözlemim şudur: Tüm dünyadaki "Şiddet'in Tarihçesi" burada yazılmıştır. Yani Hammurabi Kanunları'nı okurken, özellikle "Kısasa Kısas" ile ilgili maddelerini okurken kendinizi bir anda KURAN okuyor sanabilirsiniz ki, bu doğrudur. Yani KURAN'da da benzer ayetler mevcuttur.
Arkadaşlar, bildiğiniz üzere11 (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=548486&postcount=11) ve12 (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=548960&postcount=12) no'lu mesajlarımla bu konuyu daha önceden ele almıştım ama KURAN'daki Yusuf suresindeki "Firavun"a neden "Melik (Kral)" denildiğini çözememiştim. Daha doğrusu, benim böyle bir amacım yoktu. Ben sadece, bir önceki mesajımda gördüğünüz gibi ya da anlaşılacağı gibi, TEVRAT'taki "Kings (Krallar)" hakkında araştırmalar yapmaya bayılıyorum. Özellikle "mlk-mtzrim (King of Egypt, Mısır Kralı)" ifadesini gördüğüm zaman kendimi tutamıyorum. Ama TEVRAT'taki Mısır Kralları Yeni ve Geç Dönemler'e ait olmasına rağmen yine de bıkmadan, usanmadan araştırmalarımı yapıyorum. Çünkü benim uzman olduğum alan, "ESKİ KRALLIK (Old Kingdom)"tır.
Her neyse, ben yine de başlığa neden olan bulgumu vereyim.
Bilindiği gibi KURAN'daki Yusuf suresindeki Mısır Kralı'ndan hep "Ma/(e)lik (Kral)" olarak söz edilir ama neden Musa kıssasındaki gibi "Fir'avne (Firavun)" denilmediği hep bir merak konusu olmuştur.
Peki KURAN yazarları, bunu bir arkeolojik araştırma sonucu mu tespit ettiler, yoksa işlerine öyle geldiği için mi yazdılar?
İşte bu mükemmel sorunun yanıtını TEVRAT'ın "Krallar I (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?mc=1&sc=305&id=319)" ve "Tarihler II (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=396&mc=1&sc=384)" kitaplarında geçen Mısır Kralı Şişak'tan öğreniyoruz.
"Tarihler II (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=396&mc=1&sc=384)" kitabındaki "Şişak Yeruşalim'e Saldırıyor! (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=396&mc=1&sc=384)" pasajına göre, Şişak 1200 savaş arabası, 60,000 atlısı ve Mısır'dan onunla birlikte gelen Luvlu, Suklu ve Kuşlu sayısız arkerle birlikte Kudüs (Yeruşalim)'e saldıraya geçer (ki "Exodus: Tanrılar ve Krallar" filminde Musa'nın karısının Kuşlu (Etiyopyalı) olduğu geçer). Fakat Peygamber Şemaya'nın İsrail önderlerine, "12:7 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=396&mc=1&sc=384). RAB, 'Siz beni bıraktınız. Ben de sizi bırakıp Şişak'ın eline teslim ettim' diyor." demesi üzerine RAB, Yahudiler'e acır ve şöyle der: "12:8 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=396&mc=1&sc=384). Ama onları Şişak'a köle edeceğim. Öyle ki, bana hizmet etmekle öbür ulusların krallarına hizmet etmek arasındaki farkı anlayabilsinler."
Mısır Kralı Şişak, bunun üzerine Kudüs'e saldırdığında, Süleyman Tapınağı'ndaki altın kalkanlarla birlikte saraydaki tüm hazineleri boşaltıp götürür (Bkz. 12:9 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=396&mc=1&sc=384)).
Fakat Şişak ne "Krallar I (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?mc=1&sc=305&id=319)"de, ne de "Tarihler II (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=396&mc=1&sc=384)"de asla "Phroe (Firavun)" olarak anılmaz! (ki bu linkler yalnızca Şişak'ın adının geçtiği metinleri gösterir. Yani bu linklerle sizi doğrudan Şişak'ın adının geçtiği metinlere yönlendirmiş bulunuyorum).
Oysa biz TEVRAT'ta hep ne gördük: Mısır Kralları'ndan hep "Phroe (Firavun)" olarak söz edildiğini, değil mi?
Fakat bu kural Şişak'ta işlemiyor ve Kudüs'te Yahudiler'e bir katliam yapmadığı için, ki bu onlara göre RAB'bin emriydi, Şişak'tan TEVRAT'taki diğer Mısır Kralları gibi "Firavun" olarak söz edilmemiştir. Bu konuda "Ölü Deniz Parşömenleri (http://dssenglishbible.com/index.htm)"nde de bir araştırma yaptım ve Şişak'ın adının geçtiği metinlerin mevcut olmadığını gördüm.
Bu konuda elimde sağlam kanıtlar var: Örneğin, Mısır'da Şişak (http://en.wikipedia.org/wiki/Shishak)'tan çok sonra Hofra (http://en.wikipedia.org/wiki/Apries) (bkz; Jer. 44:30 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=816&mc=1&sc=772)) ve Neko (http://en.wikipedia.org/wiki/Necho_II) (bkz; Jer. 46:2 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=818&mc=1&sc=772))'nun hüküm sürmesine rağmen, onlardan Firavun olarak söz edilir (Yazarın Notu: Bak, Hofra demişken aklıma birden Jimmy Hoffa (http://tr.wikipedia.org/wiki/Jimmy_Hoffa) geldi).
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, aynı durumun KURAN'daki Yusuf suresindeki Mısır Kralı için de yapılmış olduğudur. Yani KURAN yazarları, TEVRAT'takinin tersine, Yusuf zamanındaki Mısır Kralı için hep "Melik (Kral)" olarak söz etmişlerdir. Demek ki bu, bir arkeolojik araştırma sonucundan tespit edilmiş durum değil; sadece, KURAN yazarlarının anlayışları nedeniyle öyle denilmiş.
Bu ise başlıktaki sonucu ortaya çıkarır!!!
Şimdi ben çok merak ediyorum: Ülkemizde 1960'tan sonra omurgasızlığı seçen, dolayısıyla bir parazit olarak hayatlarını sürdüren ve bu forumda da mebzul miktarda mevcut olan solcu arkadaşlarımız bu yeni bulgu karşısında ne diyecekler?
Ben söyleyeyim: "Onlar konuşur, bizim gibi araştırmacılar da her seferinde onların yüzlerine vurur!"
Bu talihsiz sözlere Nazım Hikmet ve onun gibiler dahil değil tabii ki. Çünkü bize gerçekten bağımsız ve yurtsever solcular ya da adı her neyse, o türden insanlar lazım kardeşim! Diğerleri gölge ihsan etmesinler, yeter!
Çabuk Upuaut, sence ülkemizdeki solcu/lar kimdir?
Hemencecik ve hiç zorlanmadan şöyle diyebilirim: Solcuların ülkemizde nasıl bir yaratık oldukları hepimizin malumudur. Ülke değerleriyle asla bağdaşmayan, sıkıyı görünce kaçan ve her daim legal ve illegal (ki daha çok buna başvururlar) gücün yanında yer alan omurgasız türünden yaratıklardır. Onlar hakkında bir fikir edinmek isteyenler, Başkalarının Hayatı - Vikipedi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Ba%C5%9Fkalar%C4%B1n%C4%B1n_Hayat%C4%B1) filmini izleyerek işe başlayabilirler!
(http://tr.wikipedia.org/wiki/Ba%C5%9Fkalar%C4%B1n%C4%B1n_Hayat%C4%B1)
Sevgili postalmarx,
Osmanlı olmasaydı acaba İslam Arabistan yarım adasından dışarı çıkabilir miydi?
Hem öyle gelişigüzel yazmışım, evet çok saçma.
Şişşşt. Kardeşim, bir önceki mesajımın sonunda gördüğün gibi, onlar şimdi cibiliyetleri gereği neyse onları yapacaklar. Ama Tayyip abi onları ham yapacak (Tayyip Erdoğan: "1994'e kadar 20 senedir bir işçi olarak çalıştım; bir işçi emeklisiyim".
Ne o, beğenemediniz mi?).
Şimdi, bir işçi ailesinde büyüdüm ama hiçbir zaman solculuk adına bu tür davranışlar içine girmedim. Eğer bunlar solcu ise biz başka bir şeyiz herhalde. Üstelik, bunlara bir de liberalleri eklersen, tadından yenmez olur.
Onlara göre, şimdi ihanet zamanı!!!
spartacus
04-06-2015, 15:01
Ben söyleyeyim: "Onlar konuşur, bizim gibi araştırmacılar da her seferinde onların yüzlerine vurur!"
Bu talihsiz sözlere Nazım Hikmet ve onun gibiler dahil değil tabii ki. Çünkü bize gerçekten bağımsız ve yurtsever solcular ya da adı her neyse, o türden insanlar lazım kardeşim! Diğerleri gölge ihsan etmesinler, yeter!
Çabuk Upuaut, sence ülkemizdeki solcu/lar kimdir?
Yavaş Ol Kovboy! Hollywood senaryo-kurgu araştırmacısı Kovboy!
Ne hayat içinden çıkamadığın Nazi Süslemeli Hollywood senaryolarından ibaret, nede ekonomi-politik, sosyal, siyasi ilişkiler o filmlerde rol yapan aktör ve dublörlerden ve dublajlardan ibaret. Bir gün masaldan, filme evrilen hayal-kurgu alemi çocukluğunu Hollywood filmlerindeki kurgu alemleriyle sürdürmüşlüğü aşmak namına azıcık büyümeyi başarırsan, o zaman eminim şöyle sesleneceksin. Kovboy! Silahını çek! yalnız Hollywood filmlerinden önce donu çekmeyi öğrenmen gerektiği sana söylenebilir, altını bezlemeler filan... Ne o araştırmacılık ne zamandan beri Hollywood filmlerinin bilmem kaçıncı dakikalarının ifşası filan oldu? Senaristlerin keyiflerinin kahyası mısınız ya da senaristler iradelerden bağımsız nesnel birer olgular mı?
Tevrat, Mevrat arada da bomboş solcular vb tıkıştırmaları, hem kim bu solcular? Sen kendine model olarak Türkeş, Kenan Evren'i filan örnek almalısın heleki senin bağımsızlıktan anladığın ezan, bayrak-teslimiyet, sembolik olduğu için sana en iyi merhemi Kenan Evren sunuyor, O'da sizlerin anladığı türden bağımsızlıkçıydı, toplum yöce dinim, ırkımmm, lan ben en böyük müminim, müridim, her yerde bayrağım dalgalanıyor lan bağımsızım!(koyunu ağıla tıkmak için kullanılan ağaç yaprakları bunlar) hatta Türkeş filan yani bir toplumun cehalet kapılarının ve teslimiyetinin, stotüko(sağ) anahtarı...
Sol demek her şeyden evvel STOTÜKO'yu ret eden demektir, de bakalı sen kendini nerede görüyorsun? Misak-ı Milli sınırlarımız diye yatıp, yöce bayrağımız, ezanımız diye kuru yemişlenip, bağımsızlık nidaları atmasyı sol mu sanıyorsunuz? Ona STOTÜKOCULUK , yani sağ denir, halkın sağcısına ise stotükonun koyunu denir... Halkı ekonomi-politik bağımsız ve sömürge olmayanın, bağımsızlığından söz edilemeyeceğini o beğenmediğin solcular hiç mi anlatmadı?
Sen bağımsızlığı ne sanıyorsun, IRKINI, sınır seviciliğini, ne kadar coğrafyaya yayılmışlık yüceltmek filan mı? Öyleyse en bağımsız yerler sanırım Afrika ülkeleridir, hayli geniş toprakları var ama siz sağcıların edebiyatından biraz mahrumlar sanırım, olsa ne güzel olurdu daha fazla bağımlı olurlardı! O'na bağımsızlık denmez TESLİMİYETİN ilk anahtarı denir, sağda solda milyonlarca sembol bayrak sallamak mı ona Bağımsızlık denmez koyunların dansı denir, sen bağımsızlığı ne sanıyorsun 30 milyonu aşkın yoksul halkıyla ve sömürge olmaklıkla, ama bayrak inmez, Ezan susmaz tarzlı insana yabancı fetişzmlerin Hollywood kurgu dünyası filan mı? Önünüze atılan yemleri yemekten ne zaman vageçeceksiniz?
Bağımsızlık = EKONOMİ-POLİTİK bağımsızlıktır, efendim camimin minaresinin, tepe taşının rengini tartışmak olmadığı gibi, biz yöceeeee bir ırkız filan nidalarıda değildir. Onlar siz insan sürülerini afyonlamak için... Ekonomi-politik bakacaksın olaya, varsa bu konuda cevherlerin tamda oradan eleştirmen gerekir... Senin SOLCU dediklerin SAĞCI, sembol üzerinden STATOTÜKO savunucuları, sende sağcılığından yakınıyorsun! Sağcılara yahu neden daha fazla SAĞCI olmuyorlar diye sitem edip, geçerken solcu genellemesi ile Kapital, Nazım ismi anarak başka yerlere bel altı yapıyorsun, olmuyor, çocuksanız, çoculuğunuzu, kovboysanız kovboyluğunuzu bilin... Nazım sizin sandığınız tipik stotükocu sağcı(solcu) değil, Komünist, efendim karıştırmyalım...
Neyse senaryo, film, fırıldak, kurgu ve masal dünyanızdan süper bilimsel tespitler yaparken, konulara başka türden siyasi şeyleri bel altı tarzıyla musallat etmeden devam edin, hem kendi kendinize, yazdıklarınızı değersizleştirmiş oluyorsunuz. Efendim, haddimi aştıysam affola, zira silahını çek kovboy diyen sizdiniz:tea::eyebrows::pray2:...
Önce Septuaginta'nın ne olduğunu bilelim.
Septuaginta nedir?
Bilindiği üzere "Septuagint (http://tr.wikipedia.org/wiki/Septuaginta)", Tanah'ın eldeki en eski Antik Yunanca çevirisidir; M.S. 300-325'e tarihleniyor.
Latince'de "Septem" kelimesi "7" anlamına gelir ve "Ginta" da "10"nun katları olan sayıların sonuna yazılır ki, "Septem-ginta===>Septuaginta" kelimesi "7x10=70" anlamına gelir.
Bu, aynen İNCİL'deki Şeytan'ın sayısında geçen "Three score"daki gibidir. Bilirsiniz, Iron Maiden'ın "Number of the Beats (http://www.azlyrics.com/lyrics/ironmaiden/thenumberofthebeast.html)" parçasında İNCİL'den alınma kısmında "60" sayısı İNCİL'de "Three score" olarak, yani "3 tane 20" ya da kısaca, "3x20=60" şeklinde geçer.
Efsaneye göre, çeviriyi İsrailoğulları'nın 12 kabilesinin her birinden 6'şar kişi (toplamda 72) yapmıştır. Herbir 6 kişilik grup farklı bir odada metnin tamamını çevirmiş, çalışma tamamlanınca 12 çeviri karşılaştırılmıştır. Yine efsaneye göre, bu 12 çevirinin hepsi birbirinin tıpatıp aynısıdır. Fakat Septuaginta'daki Tevrat çevirisi ile sonraki dönem Eski Ahit (http://tr.wikipedia.org/wiki/Eski_Ahit) çevirileri arasında kalem ve usul bakımından farklılık vardır.
Septuaginta'da Şişak!
Yine bilindiği üzere, elimizdeki ESKİ AHİT M.S. 1009'a tarihlenen Vatikan Kodeksi (https://books.google.com.tr/books?id=gakcAAAAQBAJ&pg=PA4&lpg=PA4&dq=Exodus+in+Codex+Vaticanus&source=bl&ots=bl7qO3OxSh&sig=YWhkSLOzNzRzyHzb2sadaBoFYdQ&hl=tr&sa=X&ei=58ZOVbK9DIXyUovHgKAI&ved=0CEYQ6AEwBjgK#v=onepage&q=Exodus%20in%20Codex%20Vaticanus&f=false)'nden gelir (Not: Daha geniş inceleme için "EXODUS A COMMENTARY ON THE GREEK (http://kitar.science/get%7Eexodus-a-commentary-on-the-greek-text-of-codex-vaticanus.pdf)TEXT OF CODEX VATICANUS (http://kitar.science/get%7Eexodus-a-commentary-on-the-greek-text-of-codex-vaticanus.pdf)" sayfasından folyolara ulaşabilirsiniz) ve buradaki Mısır Kralı Şişak (Shishak)'ın nasıl geçtiğini #24 (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=550605&postcount=24) no'lu mesajımda vermiştim.
Güzel. Bu isim Septuaginta'da ise "Susakim (http://babel.hathitrust.org/cgi/pt/search?q1=Susakim;id=mdp.39015005099927;view=2up;s eq=494;start=1;sz=10;page=search;orient=0)" olarak aynı şekilde geçer. Yani değişen tek şey, yalnızca isim olmuş; başka bir şey değil. Yani eğer bu son linke tıklarsanız, orada bu ismin geçtiği ayetleri görürsünüz.
Orada "Susakim" adı 4 ayette 11 kez geçer. Fakat hiçbirisinde,
"Pharaoh Susakim king of Egypt"
kimliğini göremezsiniz. Çünkü Susakim tıpkı KURAN'daki Yusuf suresinde anılan Mısır Kralı gibidir. Yani her ikisi de "Firavun" olarak anılmazlar!
Ölü Deniz Parşömenleri ve Sina Kodeksi'nde Şişak yok!
Bu arada, bu ismin Ölü Deniz Parşömenleri'nde mevcut olmadığını bir önceki mesajımda söylemiştim. Aynı şekilde, bu isim Sina Kodeksi (http://en.wikipedia.org/wiki/Codex_Sinaiticus)'nde de mevcut değildir. Yani her 2 nüshada Şişak ile ilgili metinler kayıptır.
Şu halde KURAN'daki Yusuf suresinde geçen Mısır Kralı'na "Firavun" denilmemesinin nedeni (ki surenin tamamında hep "Melik" deniliyordu), KURAN yazarlarının ESKİ AHİT'teki Mısır Kralı Şişak adını yazan Yahudi derlemecilerle aynı yolu tutmuş olmalarından (aynı anlayışta olmalarından) ileri geliyormuş!
Oysa KURAN'daki bu durum bize hep ne olarak sunulmuştu?
Şu şekilde değil miydi?
FİRAVUN VE MELİK ARASINDAKİ FARK (http://kurandaceliskiyoktur.com/2007/01/09/firavun-ve-melik-arasindaki-fark/)http://kurandaceliskiyoktur.com/wp-content/plugins/thumbnail-for-excerpts/tfe_no_thumb.png
(http://kurandaceliskiyoktur.com/2007/01/09/firavun-ve-melik-arasindaki-fark/)
Hiyeroglif yazısının okunması Haman kelimesi dışında Kuran’da geçen başka detayları da ortaya çıkarmıştır. Bunlardan birisi de Mısır meliki ile Firavun …Devamı (http://kurandaceliskiyoktur.com/2007/01/09/firavun-ve-melik-arasindaki-fark/)
Hepimiz hastasıyız; Ramses II'ye... Kral Seti I ve Kraliçe Tuya'nın oğlu olan Ramses II'nin adını dinsel (liturjik) metinlerde, özellikle TEVRAT'ın EXODUS kitabında görmek pek mümkün değildir (Bkz. Ramesses II - Wikipedia, the free encyclopedia (http://en.wikipedia.org/wiki/Ramesses_II)).
Şişak adı diğer dillerde nasıl okunuyordu?
Bunun en başta gelen nedeni, o sırada Hiyegroglif ve Hiyeratik formlarda yazılan Mısır dilinin diğer dillere çevrilemeyecek kadar zor olmasıdır. Bunun güzel bir örneğini bir önceki mesajımdaki M.S. 924'te tahta geçtiği sanılan Mısır Kralı Şişak'ta görüyoruz.
Bu isim İbranice TEVRAT'ta "Sh-i-sh-q" olarak geçerken İngilizce karşılığı "Shishak"tır. Yunanlılar ise Septuaginta'da "Susakim" olarak yazmışlar. Ama Ejiptologlara göre, bu Mısır Kralı "Shosheng I" olmalıdır.
Özetle, bu örnekten görüldüğü üzere, bir Mısır adını diğer dillerde yazmak ve telaffuz etmek çok zordur. Özellikle telaffuzu çok zordur!
İşte Fransız dilbilimcisi Jean-François Champollion, 1822'de Rosetta taşını çözerken,
http://www.bbc.co.uk/staticarchive/0e905311f06c142b5a67096eed96dc639422ccda.jpg
katuşuna odaklandı ve o sırada ilk 2 sembolün nasıl okunduğu bilinmiyordu ama sondaki sembolleri hemen tanıdı ve bunların "s" sesine karşılık geldiğini iyi biliyordu. Bu nedenle kartuşu ilkin "?-?-s-s" şeklinde çevirmek zorunda kaldı.
Fakat daha sonra ilk sembolü merak etti ve bunun Koptikçe'de "Güneş" için "Ra" olarak seslendirildiğini keşfetti ve "Je tiens l'affaire (Onu buldum!)" diyerek ve "Ra-m-s-s" yazdı (Bkz. "Cracking Code (http://www.bbc.co.uk/history/ancient/egyptians/decipherment_01.shtml)").
Tabii ki Eski Mısır dili yalnızca sessiz harflerden oluştuğu için, kartuştaki ismin seslendirilmesi kolay değildi. Her ne kadar bu ismin İngilizce'deki telafuzu (Koptikçe'deki okunuşuna göre) "Ra-meses" olsa da, gerçekte "Raamsiis"tir.
Çok ilginçtir; TEVRAT'ın YARATILIŞ kitabında İbrahim'in Mısırlı karısının adı "Sarai" olarak yazılmasına rağmen, benzer bir seslendirmeye sahip Ramses II'nin adının "Ra(a)-m-s-i-i-s" şeklinde yazılmamış olması, şaşırtır! Ondan EXODUS'ta:
1. "Phroe (Firavun)",
2."mlk-mtzrim (Mısır Kralı)",
3. "Phroe, mlk-mtzrim (Mısır Kralı Firavunu)"
olarak bahsedilir.
Burada özellikle 3. yazım şeklinde (ki siz buna bir kartul gözüyle de bakabilirsiniz) 1 ve 2'nin arasında "Ra(a)-m-s-i-i-s" adının yazılması gerekiyordu. Çünkü 1. ifade zaten başlıbaşına bir "Ünvan" idi ve bu ünvandan sonra eğer 2. tanım gelirse, bunların arasında bir ismin yazılması şarttır.
Peki bu, şart mıdır?
Eğer o Mısır Kralı döneminde yaşarsanız şart değildir ama, ondan sonraki bir dönemde yaşıyorsanız şart olur. Çünkü bu durumda hangi Mısır Kralı'ndan bahsedildiği anlaşılmaz. Örneğin, Akhenaten (M.Ö. 1353-1351 - 1336-1334) (http://en.wikipedia.org/wiki/Akhenaten) dönemini gözönüne alalım. O dönemde ona "Firavun" da deseniz, "Mısır Kralı" da deseniz ya da "Firavun, Mısır Kralı" da deseniz (veyahut da ne derseniz deyin ama onu tanımlasın), Akhenaten'den bahsedildiği anlaşılır. Fakat ondan 1000'lerce yıl sonra özellikle 3. şekilde bahsedilmesi insanı şaşırtır ve kimden bahsedildiği sorusuna yol açar.
Ridley SCOTT, "EXODUS: GODS & KINGS" filminin arka planını anlatıyor!
Dev bütçeli bir yapım. Ridley Scott, artık bir gelenek halini alan filmi hakkında bir görüşme yapıyor. Aynı şekilde, filmdeki başrol oyuncuları da, kendileriyle yapılan görüşmelerde, kendi rollerini anlatıyorlar.
Ridley Scott, bu filmin arka planını şöyle anlatır:
http://www.youtube.com/watch?v=7stsuaMLURY
Özetle, o filmi hiçbir doğaüstü güce başvurmadan çektiğini söyler. Ancak,
1. Mısır, "Exodus"u yasakladı (http://www.salom.com.tr/haber-93570-misir_exodusu_yasakladi.html).
2. "Exodus: Tanrılar ve Krallar"a bir yasak daha! (http://sinema.mynet.com/fotoanaliz/exodus-tanrilar-ve-krallara-bir-yasak-daha/1730/7)
haberlerinden görüldüğü üzere, daha film vizyona girmeden yayınlanan fragmanı bile yasaklandı.
Fakat kimse, TEVRAT ve KURAN'da geçen EXODUS'taki hatalara değinmedi. TEVRAT, EXODUS'taki Mısır Kralı için yukarıdaki gibi 3 farklı tanımlama yaparken, KURAN, sadece ilkindeki gibi "Firavun (Fir'avne)" der. Yani TEVRAT, Mısır Kralı'ndan bahsederken 3. şekilde söylerek bir hata yapar ve KURAN da, 1. şekilde söyleyerek TEVRAT'a bir gönderme yapar. Çünkü "Firavun"un gerçekte kim olduğunu 2 ve 3'e göre TEVRAT söyler.
İşte, KURAN TEVRAT'a bu kadar göbeğinden bağlı bir kitaptır. Yani sadece EXODUS'ta değil, birçok konuda KURAN'da yazılanları anlamak ya da daha iyi anlamak isterseniz, TEVRAT'a bakmanız gerekiyor! Bazı ayetlerde TEVRAT da çaresiz kalır. Örneğin,
KURAN'da Bilinmiyen Firavunlar
Fakat KURAN'daki 66:11'de Firavun'un karısından bahsedilir ama bu Firavun'un kim olduğu bilinmez. Aynı şekilde, 38:12 ve 89:10'daki Kazıklar Sahibi Firavun'un da kim olduğu bilinmez!
alıntısındaki Mısır Kralları'nın kim olduklarını TEVRAT'tan çözebilmiş değilim!
Evet, başlık sığmadığı için tam olarak buraya yazayım:
"TEVRAT'a göre YUSUF ile MUSA aynı Hanedanlık döneminde yaşamışlardır, hatta RAMSES II döneminde yaşamışlardır!"
Aslında bu bulgumu ilk kez #4 (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=566377&postcount=4) no'lu mesajımda açıklamıştım ama yeterli değildi. Çünkü orada Cenkvarol'a, dolayısıyla başka bir soruya yanıt veriyordum. Ama dikkat çekmesi için bu bulgumu mesajımın sonunda da olsa vermiştim.
TEVRAT'taki YARATILIŞ kitabında şöyle bir ayet geçer:
47:11. Yusuf babasıyla kardeşlerini Mısır'a yerleştirdi; Firavun'un buyruğu uyarınca onlara ülkenin en iyi yerinde, Ramses bölgesinde mülk verdi.
Beni bilirsiniz, Eski Mısır Tarihi meraklısıyımdır. Ama araştırmalarımın yoğun olduğu Hanedanlık, dolayısıyla uzmanı olduğum dönemi Eski Krallık Hanedanlık Dönemi'dir. Bundan önceki dönem ise Hanedanlık Öncesi Dönem (ki televizyonlarda filmi gösterilen "Akrep Kral" bu dönemde yaşamıştır) ve ondan öncesi de Tanrılar Dönemi (Zep Tepi)'dir. Yani araştırma yaptığım dönem Eski Mısır'ın hakikaten en zorlu dönemi olup, arkeolojik kayıtlar son derece azdır.
Fakat Yeni Krallık Hanedanlık Dönemi böyle değildir; sürüyle arkeolojik kalıntı vardır. RAMSES II dönemi sadece bu dönemin değil, tüm zamanların en iyi bilinen dönemidir. İşte YARATILIŞ (GENESIS) (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=41&mc=1&sc=4) kitabındaki 37-50 bölümünde anlatılan YUSUF'un hikayesi ve Mısır'dan Çıkış (Exodus) (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?mc=1&sc=55)'taki MUSA'nın hikayesi aynı Firavun döneminde geçtiği anlatılır. Bunu KURAN'dan görmeniz mümkün değildir; çünkü KURAN, YUSUF ve MUSA'nın hikayelerini TEVRAT'takine göre her türlü detaydan arındırılmış olarak yalnızca hikaye şeklinde ele alır.
Şimdi hiç suya sabuna dokunmadan, yani detaya girmeden doğrudan şu ayetlere bir bakalım:
GENESIS 47:11 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=51&mc=1&sc=4). Yusuf babasıyla kardeşlerini Mısır'a yerleştirdi; Firavun'un buyruğu uyarınca onlara ülkenin en iyi yerinde, Ramses bölgesinde mülk verdi.
EXODUS 1:11 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?mc=1&sc=55). Böylece Mısırlılar İsrailliler'in başına onları ağır işlere koşacak angaryacılar atadılar. İsrailliler Firavun için Pitom ve Ramses adında ambarlı kentler yaptılar.
EXODUS 12:37 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=67&mc=1&sc=55). İsrailliler kadın ve çocukların dışında altı yüz bin kadar erkekle yaya olarak Ramses'ten Sukkot'a doğru yola çıktılar.
NUMBERS 33: (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=157&mc=1&sc=124)3 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=157&mc=1&sc=124).İsrailliler Fısıh Kurbanı'nın ertesi günü - birinci ayın on beşinci günü - Mısırlılar'ın gözü önünde kıvançla Ramses'ten yola çıktılar.
NUMBERS 33: (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=157&mc=1&sc=124)5 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=157&mc=1&sc=124).İsrailliler Ramses'ten yola çıkıp Sukkot'ta konakladılar.
Bu ayetlerin hepsinde "RAMSES" adlı bir antik yerleşim yerinden söz ediliyor. Burası RAMSES II (M.Ö. 130-1212) (https://tr.wikipedia.org/wiki/II._Ramses) döneminde Mısır'ın başkenti idi. Daha önceden başkent TEB ve daha sonra da TANİS idi. Gerçi, RAMSES II'nin babası SETİ I'in babası RAMSES I burada bazı yapılar yaptırdı ama bu yerleşim yerinin adının "RAMSES" olması RAMSES II döneminde olmuştur. Bu yüzden RAMSES II'ye "Büyük RAMSES" denilmektedir. Yani isim karmaşışına düşüp yanılmayınız!
RAMSES II döneminde Mısır'a başkentlik yapmış bu antik yerleşim yerinin orijinalde adı "Pi-Ramases (RAMSES'in Evi) (https://en.wikipedia.org/wiki/Pi-Ramesses)"tir ve Nil deltasının doğu tarafında yer alır.
Burada,
NUMBERS 33: (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=157&mc=1&sc=124)7 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=157&mc=1&sc=124). Etam'dan ayrılıp Baal-Sefon'un doğusundaki Pi-Hahirot'a döndüler, Migdol yakınlarında konakladılar.
ayetindeki "Pi-Hahirot"a dikkat ediniz. Çünkü bu isim Mısır dilinden İbranice'ye geçmiştir.
http://www.islamic-awareness.org/Quran/Contrad/External/lower_egypt.jpg
Bu haritada "Pi-Rameses" adlı antik yerleşim yeri "Tell el-Dab'a (Avaris/Piramesse)" noktasıyla gösterilir.
Bilindiği üzere, delta Mısır'ın en verimli topraklarıdır ve yukarıdaki ayetlerden, GENESIS 47:11'de "ülkenin en iyi yerinde" ifadesi geçer. Fakat Nil deltasındaki toprakların verimli olduğu çok daha önceki dönemlerden beri biliniyordu. Örneğin, Eski Krallık dönemindeki 4. Hanedanlık'ta KHUFU, DJEDEFRE, KHAFRE, MENKAURE adlı Firavunların hepsi piramitlerini tam da deltanın başına, Nil'in batısında kurdular. Yukarıdaki haritada burası "Giza" olarak geçer. DJEDEFRE, diğerlerinden ayrı olarak piramitini yukarıdaki haritada "Abu Rowash" olarak geçen yerde yaptırıyordu!
Özetle, TEVRAT'taki YUSUF hikayesine ait GENESIS 47:11 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=51&mc=1&sc=4)'de ve MUSA hikayesine ait EXODUS 1:11 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?mc=1&sc=55), EXODUS 12:37 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=67&mc=1&sc=55), NUMBERS 33: (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=157&mc=1&sc=124)3 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=157&mc=1&sc=124) ve NUMBERS 33: (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=157&mc=1&sc=124)5 (http://www.kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=157&mc=1&sc=124)'te geçen "RAMSES" adlı antik yerleşim yeri RAMSES II dönemine ait olup, YUSUF ile MUSA'nın aynı dönemde yaşadığı sonucu çıkmaktadır.
Peki siz bu sonucu KURAN'dan görebilir miydiniz?
Bunu da Müslümanlar yanıtlasın, lütfen!
TEŞEKKÜRLER!
Bu araştırmada aşağıdaki ürün sponsor olmuştur.
http://www.cheops.org/Cultblue.JPG (http://www.cheops.org/)
Arkadaşlar, hazır avatar (http://avatar.nedir.com/)ımı değiştirmişken şu "PER-AA" meselesine bir giriş yapalım.
"PER-AA" nedir?
ESKİ AHİT'e konu olmuş "PER-AA" kelimesinin anlamı, "BÜYÜK EV (Grand House)" demektir. Burada Eski Mısır'daki evlerin küçük boyutlu yapılar olduğunu gözönümüze getirirsek, bu büyük evin "SARAY" anlamına geldiği dikkatinizden kaçmayacaktır. Fakat Eski Mısır'da saray yalnızca Kral'a ait idi ve bundan kasıt, "MISIR KRALI" idi. Daha sonra Grekler bu kelimeyi kendi dillerine, eğer İngilizce'de yazarsak, "PHARAOH (https://en.wikipedia.org/wiki/Pharaoh)" olarak çevirdiler. Fakat bu kelimenin dillere göre yazılışı ve okunuşu farklıdır. Başat bir örnek vermek gerekirse, GIUSEPPE VERDI'nin AIDA operasının librettosuna bakarsak, orada bu kelimenin İtalyanca'da "FARAON (http://www.operafolio.com/libretto.asp?n=Aida)" olarak geçtiğini görürsünüz (ki İspanyolca'da da farklı değildir: "EL FARAON").
Örneğin, bu operanın bir yerinde AMONASRO şöyle der:
Dei Faraon la figlia è tua rivale... (Daughter of the Pharaohs is your rival...).
İddia ediyorum; opera sevmeyenler bile AIDA operasındaki Eski Mısır'ın ihtişamını görünce önce kulak kabartacaklar, sonra yavaşa yavaş operaya ısınacaklardır. Tabii ki buna bir de GIUSEPPE VERDI'nin dehasını katmak gerekiyor.
Ama bu operanın üzerimdeki etkilerinden hareketle size küçük bir sır vereyim. Bu operayı sakın kapalı bir mekanda seyretmeyin. Çünkü dekor ve koreograf ne kadar iyi olursa olsun, üzerinizde pek fazla olumlu etki bırakmaz.
Ben 2003'te ST. JAKOB-PARK STADYUMU/BASEL'nda çekilmiş olanını izledim ve hayran kaldım:
http://www.youtube.com/watch?v=qJ58Q_5EEzg (http://www.youtube.com/watch?v=qJ58Q_5EEzg)
Peki neden?
Bana kalırsa, operayı düzenleyenler stadyum ile Eski Mısır'daki ortama eş mekan sağlamaya çalışmışlar ve bununla birlikte, oyuncuların kostümleri, dekorlar ve koreografı da mükemmel bir şekilde hazırlayarak mükemmeliyete ulaşmayı amaçlamışlar gibi görünür. Oysa aynı operayı kapalı mekanlarda izlediğimde aynı etkiyi göremedim!
İlginç olan şu ki, bu operayı izlemeye gelen ve daha sonra oyuncuları tebrik eden dikkat çekici bir konuk vardı: Tina TURNER. İlk başta nedenini merak etmiştim ama daha sonra Afrikalı olduğunu hatırlayınca her şey netleşti.
Şimdi, "PER-AA" kelimesinin Mısır dilindeki hiyerogliflere göre yazımı şu şekildedir:
http://alain.guilleux.free.fr/dendera/P3060015.jpg
Dandera Tapınağı'ndan. (http://alain.guilleux.free.fr/dendera/temple_dendera_escalier_toit.php)
Bu resimde yanyana duran 2 tane kartuş vardır ve herbirinin içinde "PER-AA" yazar. Burada üstteki ev şeklinde olan sembol "PER (EV)" ve onun altındaki de "AA (BÜYÜK)" olarak okunur ve anlamlarına sahiptir. Fakat "AA (BÜYÜK)" sembolü ile Arapça'daki "A'LA (EN İYİSİ, BÜYÜK, YÜCE)" ve "A'Lİ (BÜYÜK, YÜCE)" (bkz; #12 (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=548960&postcount=12)) kelimelerinin sesteş olması ve aynı anlamlara gelmesi, dikkatimizi çekmelidir. Aralarında sadece LAM harfi farkı vardır.
Araştırmacılar bu ismin Mısır Kralları adına kullanılmasının ilk kez YENİ KRALLIK DÖNEMİ'nde gerçekleştiğini söylerler. Çünkü bu dönemden önceki Mısır Kralları yukarıda bir örneğini gördüğünüz kartuşun içine kendi adlarını yazarlardı. Örneğin, ESKİ KRALLIK/4. HANEDANLIK DÖNEMİ'nde yaşamış KHUFU'nun adı şu şekilde yazılıyordu:
http://upuaut.t15.org/Pics/SB_Khufu.jpg
Pek çok mesajımda söylemişimdir; araştırma ve çalışma alanımın, KHUFU'nun içinde bulunduğu Hanedanlık dönemidir diye. Bu dönemde yapılmış ve genel olarak PİRAMİTLER ÇAĞI'nda yapılmış piramitlerdeki bütün yazıtları adım gibi bilirim ve hiçbir taşta (ve aklınıza artık ne gelirse) yukarıdaki ilk kartuştaki gibi bir yazıta rastlamadım. Hepsinde kartuşun içinde ilgili Mısır Kralı'nın adları yazmaktadır. Tabii ki Mısır Kralları Listeleri ya da metinde önem arzeden bir kartuş sözkonusu olduğunda, kartuşlardan önce "YUKARI-AŞAĞI MISIR" anlamına gelen 2 sembol yer alır. Ama EJİPTOLOGLAR, örneğin GİZA PİRAMİTLERİ'nin içinde bir kartuşa fittir. Çünkü bu piramitlerin içlerinde işçilerin bıraktıkları çalışma izleri ve yazıtlardan başka hiçbir yazıt, sembol, işaret ve en ufak bir ima dahi mevcut değildir.
Fakat Selim HASAN'ın,
The Great Pyramid of Khufu (http://gizapyramids.org/pdf_library/hassan_giza_10.pdf)
and its Mortuary Chapel (http://gizapyramids.org/pdf_library/hassan_giza_10.pdf)
With Names and Titles of Vols. I-X of (http://gizapyramids.org/pdf_library/hassan_giza_10.pdf)
the Excavations at Giza (http://gizapyramids.org/pdf_library/hassan_giza_10.pdf)
BY (http://gizapyramids.org/pdf_library/hassan_giza_10.pdf)
Dr. Prof. SELIM HASSAN, (http://gizapyramids.org/pdf_library/hassan_giza_10.pdf)
Ph.D. (VIENNA) (http://gizapyramids.org/pdf_library/hassan_giza_10.pdf)
külliyatı bu konuda bize bir ışık tutar. Onun BÜYÜK PİRAMİT'in doğu ve batısındaki mastabalardan (ki bunlar 4-6. HANEDANLIK DÖNEMİ'nden kalmadır) topladığı yazıtlar 53. sayfadaki "INDEX OF TITLES" bölümünde yer almakla birlikte, ESKİ KRALLIK DÖNEMİ'nde yalnızca "PER-AA (KRALİYET SARAYI)" anlamında kullanılmış olduğunu gösterir.
Hemen örnek vermek gerekirse;
1. SARAY Berberi,
2. SARAY Şarkıcısı,
3. SARAY Müfettişi,
4. SARAY Katibi (AHMES, M.Ö. 1650. HESİRE, aynı zamanda başkatiptir, ZOSER dönemi),
5. SARAY Dekorcusu,
6. SARAY Asistanı,
7. SARAY Doktoru (HESİRE, ZOSER dönemi),
8. SARAY Dişçisi (ZOSER'in dişçisi HESİRE'dir),
9. SARAY Sırlarının Ustası,
10. SARAY Yöneticisi,
11. SARAY Mimarı
vs. şekilde liste uzayıp gidiyor. Fakat hiçbirinde "PER-AA (SARAY)" ismi yukarıdaki ilk resimdeki gibi kartuşların içlerine yazılmamıştır. Malum, kartuşun içine yazılan şey, o kişinin adı idi ya da onu simgeliyordu!
Hatırlarsanız, şurada eski hakemlerimizden biri, "Cumhuriyet'in ilk kapıcısı kimdi?" deme talihsizliğine, daha doğrusu densizliğine düşmüştü:
http://www.youtube.com/watch?v=UUaj-SKAzVs (http://www.youtube.com/watch?v=UUaj-SKAzVs)
Şüphesiz bu tarihi malumattan haberi olması imkansız ama Eski Mısır'da bir zamanlar gerçekten de böyle bir dönem yaşanmış. Sonra YENİ KRALLIK DÖNEMİ'nde bu ifade Mısır Kralları'nın adları yerine kullanılmaya başlanmış. Bu, muhtemelen "Tek Tanrıcılık" fikrini ilk kez ortaya atan AKHENETEN döneminde başlamış olmalı. Fakat oğlu TUTANKHAMON tahta geçince, ilk işi babasından kalan ne varsa silip süpürmek olmuş; ATON dininden AMON dinine geçilmiş, babasının adı duvarlardan kazılmış, resimleri sökülmüş ya da parçalanmıştır. Ondan sonra Mısır çalkantılı bir dönem geçiriyor ve TUTANKHAMON'un ölümü sonrasında Veziri AY geçiyor. Bu çalkantı taa SETI I ve oğlu RAMSES II'nin üstün gayretleriyle ülkeyi toparlayana dek sürüyor. İnanmayan, Eski Mısır Tarihi'ni açıp okur.
Özetle, ne zaman "PER-AA (SARAY)" ismi Mısır Kralı adına kullanılır olmuş, Mısır o saatten sonra büyük bir çöküşe geçmiş ve toparlanması için de çok zaman gerekmiş. Yani şaşaalığın maliyeti çok yüksek olmuştur.
İşte avatarımdaki kartuş, modern şekilde bunu simgelemektedir!
Hatırlarsanız, şurada eski hakemlerimizden biri, "Cumhuriyet'in ilk kapıcısı kimdi?" deme talihsizliğine, daha doğrusu densizliğine düşmüştü:
http://www.youtube.com/watch?v=UUaj-SKAzVs (http://www.youtube.com/watch?v=UUaj-SKAzVs)
Kapıcıyı yarışmacı diyo hocam.Kanalizasyon filmi bu izledim .
Kapıcıyı yarışmacı diyo hocam.Kanalizasyon filmi bu izledim .
İyi de önemli olan, o görüntünün içinde olmak değil midir?
Her zaman söylerim: Atalarına söven ya da yardım ve yataklıkta bulunan, ana-babasına küfür etmiş gibidir.
Kapıcıyı yarışmacı diyo hocam.Kanalizasyon filmi bu izledim .
İyi de önemli olan, o görüntünün içinde olmak değil midir?
Her zaman söylerim: Atalarına söven ya da yardım ve yataklıkta bulunan, ana-babasına küfür etmiş gibidir.
Not. Mesajın tamamı yerine ilgili bölümü alıntı yapsaydınız, daha iyi olurdu. Çünkü mesaj bir araştırma-inceleme makalesi olduğundan uzun idi!
KURAN'da Bilinmiyen Firavunlar
Fakat KURAN'daki 66:11'de Firavun'un karısından bahsedilir ama bu Firavun'un kim olduğu bilinmez. Aynı şekilde, 38:12 ve 89:10'daki Kazıklar Sahibi Firavun'un da kim olduğu bilinmez!
Evet, arkadaşlar, biliyorum size inanması çok zor gelecek ama TEVRAT destekli KURAN'da yaptığım araştırmalara göre daha önceden yukarıdaki alıntıda sorduğum 38:12 ve 89:10'daki FİRAVUN'un kimliğini çözdüm. Yunus Alagöz'müş ve 66:11'deki FİRAVUN'un ise ancak eşkaline ulaşabildim!
Şaka şaka, gerçekten de hepsini çözdüm ve bunun için salt tarihi vesikalara dayanan bir makale yazıyorum. Sözkonusu bu makale için oradan buradan deliller topluyor ve forumdaki editörün yetersizliği nedeniyle burada PDF formatında yayımlamayı düşünüyorum.
Bekleyin, sizi filmlerde bile göremediğiniz tarihsel bir yolculuğa çıkaracağım!
Evet, bir önceki mesajımda söylediğim makale biraz geç de olsa (ki bu, III. THUTMOSE ve DJEDEFRE'den kaynaklandı) yayında!
TEVRAT ve "KURAN'da FİRAVUN Adıyla Oynamak", UPUAUT, 8.11.2015, 20:06:57 (http://upuaut.t15.org/Library/TEVRAT_ve_KURAN'da_Firavun_Adıyla_Oynamak.pdf)
Hadi bu başlığı da nereden bulduğumu söyleyeyim; Sitchin'den. Onun "Gökyüzüne Merdiven" adlı kitabındaki "BÖLÜM 13: FİRAVUN'un Adıyla Oynamak" adlı harika bir bölümü var ve onun orada yaptığı çalışmalar hala yolumuzu aydınlatmaktadır.
Örneğin, KHUFU'nun ilk botu 1954'te piramitin güney tarafında keşfedilmişti ve bu botun üzerindeki bloklardan birinin altında KHUFU'nun ikinci büyük oğlu "DJEDEFRE" kartuşuyla birlikte bir hiyeratik yazıt vardır (ki bu sözkonusu yazıt hiçbir literatürde geçmez!). Bunu ancak geçenlerde gördüm ve hemen Sitchin'in bu çalışması aklıma geldi. Çünkü onun bu çalışması bu tür yazıtlarda bir mihenk taşıdır. Eğer fırsat olursa makalemde belirttiğim bu yazıtı da tüm yönleriyle birlikte EK'te sunacağım.
İşte Sitchin'in ölümü bu nedenle gerçekten de büyük bir kayıp idi! Yukarıdaki makalemi okuyunca bana hak vereceksiniz.
Not. Arkadaşlar, şimdi farkettim; sitenin adresi örneğin bu tartışmaya göre http://5.189.153.174/forumlar/showthread.php?p=571493 şeklinde değişmiş ve siz makalemdeki bu forumla ilgili mesajlarıma ulaşabilmeniz için linklerdeki adresleri forumlardan sonraki bağlantıları "http://5.189.153.174/forumlar/" adresine ekleyin. Ya da en iyisi, bu linkleri daha sonra ben düzelteyim.
Biraz uğraşırdı ama sonunda düzelttim, arkadaşlar!
"TEVRAT ve KURAN'da FİRAVUN Adıyla Oynamak", UPUAUT, 8.11.2015, 20:06:57 (http://upuaut.t15.org/Library/TEVRAT_ve_KURAN'da_Firavun_Adıyla_Oynamak.pdf)
Şimdi yukarıdaki linke tıklayarak makalemi rahat rahat okuyabilirsiniz. Bunda bir önceki mesajımda dile getirdiğim hiçbir link sorunu yok; hepsi gayet iyi çalışır.
Başka ne istersiniz; çay, kahve, meşrubat vs.?
Size bir önceki mesajımda geçen makalemde söz etmiştim: Zahi Hawass ve Kral TUT.
Şimdi YAHOO'daki "Infrared scans point to hidden chamber in King Tut's tomb (http://www.upi.com/Science_News/2015/11/07/Infrared-scans-point-to-hidden-chamber-in-King-Tuts-tomb/4881446914226/)" başlıklı habere göre, bazı arkeologların hiçbir zaman kanıtlamayan ve M.Ö. 1331'de ölen Kraliçe Nefertiti'nin mezarında (ki burası onun için yapılmış olmasına rağmen Kral TUT'un mezarı olarak bilinir) gizli bir oda olduğuna ilişkin kızılötesi ışınla bir tarama yapıldı ve olumlu bir sonuç elde edildi.
Fakat benim için bu haberde dikkat çeken şey, haberin başındaki Kral TUT'un mumya başı ile makalemin 3. sayfasındaki resimdeki Zahi Hawass'ın aynı şeyle uğraşmış olmasıdır.
Şuraya bir bakın hele!
Hawass amca, NATGEO’nun “Kral TUT mumyası tarandı (King TUT mummy scanned) (http://news.nationalgeographic.com/news/2005/01/0106_050106_tut_scan.html)” belgeselini 7 yıl önce seyrederken o sahne aklımdan hiç çıkmadı ve orada Kral TUT’u ebediyete uğurlarken Mısır dinindeki reformu nedeniyle ağladığını düşünmüştüm
Bu, makalemin 7. sayfasının başından alınmadır ve orada da NATGEO'nun 2005 tarihli Kral TUT'un mumyasının taranmasıyla ilgili bir belgeselden söz ediliyordu.
İşte belgeselde kopartıcı taraf da bu idi!
Arkadaşlar,
"TEVRAT ve KURAN'da FİRAVUN Adıyla Oynamak", UPUAUT, 10.11.2015, 22:39:46 (http://upuaut.t15.org/Library/TEVRAT_ve_KURAN'da_Firavun_Adıyla_Oynamak.pdf)
adlı makalemi "MUSA’yı kim evlat edindi: FİRAVUN’un kızı mı, karısı mı?" başlıklı çalışmayla 2 sayfa ekleyerek güncelledim!
Bu arada, BARLAS'ın #702 (http://5.189.153.174/forumlar/showpost.php?p=571538&postcount=702) no'lu mesajındaki görseline de yanıt vermiş oldum. Eğer makalede herhangi bir konu hakkında bir sorunuz varsa seve seve yanıt veririm
dine mine ne
11-11-2015, 00:17
Arkadaşlar,
"TEVRAT ve KURAN'da FİRAVUN Adıyla Oynamak", UPUAUT, 10.11.2015, 22:39:46 (http://upuaut.t15.org/Library/TEVRAT_ve_KURAN'da_Firavun_Adıyla_Oynamak.pdf)
adlı makalemi "MUSA’yı kim evlat edindi: FİRAVUN’un kızı mı, karısı mı?" başlıklı çalışmayla 2 sayfa ekleyerek güncelledim!
Bu arada, BARLAS'ın #702 (http://5.189.153.174/forumlar/showpost.php?p=571538&postcount=702) no'lu mesajındaki görseline de yanıt vermiş oldum. Eğer makalede herhangi bir konu hakkında bir sorunuz varsa seve seve yanıt veririm
Karisi,mi , kizi,mi ? ikiside olamazmi ? Sonucta bunlar kendi kizlari ile de evlenmis.
Karisi,mi , kizi,mi ? ikiside olamazmi ? Sonucta bunlar kendi kizlari ile de evlenmis.
Aslında bu olay çok karışık ama Ölü Deniz Parşömenleri elimizdeki EXODUS'u onaylar. Yani doğrusu, Firavun'un kızı olacak.
Açıktır ki KURAN yazarları, YUSUF ile MUSA hikayelerini karıştırırlar. Ama bu karışıklık EXODUS'ta da vardır. Tabii bu da yeni bir tartışmaya yol açar!
dine mine ne
11-11-2015, 01:37
Açıktır ki KURAN yazarları, YUSUF ile MUSA hikayelerini karıştırırlar. Ama bu karışıklık EXODUS'ta da vardır. Tabii bu da yeni bir tartışmaya yol açar!
nasil karistiriyorlar ? yazdin ,mi bunu ,yazdiysan link versene.
nasil karistiriyorlar ? yazdin ,mi bunu ,yazdiysan link versene.
İlkin bu karıştırma meselesine KURAN'dan bir bakalım.
KURAN'da YUSUF ile MUSA'nın hikayelerinin karı-kız bağlamında birbirine karıştırıldığını,
"TEVRAT ve KURAN'da FİRAVUN Adıyla Oynamak", UPUAUT, 10.11.2015, 22:39:46 (http://upuaut.t15.org/Library/TEVRAT_ve_KURAN'da_Firavun_Adıyla_Oynamak.pdf)
makalemdeki "MUSA’yı kim evlat edindi: FİRAVUN’un kızı mı, karısı mı? (http://www.answering-islam.org/turkce/kuranikerim/musa_yusuf_evlatlik.html)" bölümünde görebilirsin. Ama bu bana yetmez dersen, bu son linke tıkla, orada daha detaylı bir şekilde anlatılıyor.
İkinci olarak, TEVRAT'taki EXODUS'a bakarsak, orada bu kişi Firavun'un kızı olarak geçer ama ESKİ AHİT'in genelinde bu kişinin Firavun'un karısı da olabileceği sonucu çıkar.
Şimdi sen bana TEVRAT'ta YUSUF ile MUSA'nın hikayelerinin nasıl karıştırılabilinmiş olduğunu soruyordun, değil mi?
Buyur, #29 (http://5.189.153.174/forumlar/showpost.php?p=566731&postcount=29). Orada hem YUSUF'un hem de MUSA'nın RAMSES bölgesinde bulunduğuna dair ayetler geçer. Bu ise imkansızdır. Çünkü RAMSES bölgesi ilk kez II. RAMSES döneminde ortaya çıktı yani kuruldu ve başkent olarak kabul edildi. YUSUF zamanında burasının mevcut olmaması gerekiyordu!
İşte EXODUS 1:11, bu sonucu doğrular ki Yahudiler bunu kendi ağızlarıyla, "İsrailliler Firavun için Pitom ve Ramses adında ambarlı kentler yaptılar" diyerek itiraf ederler!