PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Demirtaş o sözleri söylerken hiç utanmadı mı


xcan
25-05-2015, 16:03
Utanma kalkmış bunlarda .Geziden söz etme Selocan ayıp oluyo.





Selahattin Demirtaş o sözleri söylerken hiç utanmadı mı


(http://www.kaynakyayinlari.com/ermeni-belgeleriyle-1915-belgesel-p363871.html)
http://odatv.com/images/2015_05/2015_05_25/selahattin-demirtas-o-sozleri-soylerken-hic-utanmadi-mi-2505151200_m2.jpg Demirtaş'ın Kılıçdaroğlu'na yönelik Gezi eleştirisi tepki çekti.



25.05.2015
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Posta gazetesi yazarı Yazgülü Aydoğan’a verdiği röportajda “Kılıçdaroğlu gitti mi hiç Gezi’ye?” diyerek CHP liderine Gezi eylemleri için eleştirmesi tartışmaya neden oldu.
Posta yazarı Yazgülü Aydoğan’ın, Selahattin Demirtaş’la yaptığı röportajda, “Gezi’de ilgisiz kalmanız da eleştiri konusu oldu” şeklindeki sözlerine Demirtaş’ın verdiği, “Her gün milletvekilleri Gezi’deydi. Kılıçdaroğlu gitti mi hiç Gezi’ye? Gezi’nin büyümesinde ve yayılmasında milletvekillerimiz etkili oldular. Gezi’de BDP’li 96 genç yaralandı. Ama partiyi yeterince anlatamadık” şeklindeki sözleri sosyal medyada eleştirilere neden oldu.
Selahattin Demirtaş’ın “Kılıçdaroğlu gitti mi hiç Gezi’ye?” diyerek CHP liderini eleştirmesi, Demirtaş’a yönelik çok sert tepkilere neden oldu. Gezi olaylarının başladığı dönemde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu 29 Mayıs’ta Taksim Gezi Parkı’nı ziyaret etti. Gezi eylemcilerinin taleplerini dinleyen Kılıçdaroğlu’na, oyuncu Mehmet Ali Alabora da “Her gün bir İstanbul milletvekilinin burada nöbet tutmasını istiyoruz” dedi. Gezi Parkı eylemleri süresince CHP’li vekiller Gezi Parkı’nda nöbet tutarken, CHP 1 Haziran’daki Kadıköy mitingini iptal ederek partililerini Taksim Gezi Parkı’na yönlendirdi.
http://odatv.com/images/resimler/alsjkdhasdh.jpg (http://odatv.com/vid_video.php?id=8D892)
(29 Mayıs 2013'te Kemal Kılıçdaroğlu'nun Gezi Parkı'nı ziyareti)
PEKİ SELAHATTİN DEMİRTAŞ GEZİ PARKI İÇİN NE DEMİŞTİ
Kılıçdaroğlu’nun Gezi Parkı’na gitmediğini iddia eden Selahattin Demirtaş, Gezi eylemlerinin devam ettiği 2013’ün Temmuz ayı sonunda CNN Türk programına katılarak çok tartışılan ifadeler kullanmıştı.
Demirtaş, Gezi Parkı eylemlerine ilişkin, “Hükümeti devirecek, darbeye doğru götürecek bir halk hareketini çıkarabilir miyiz anlayışı vardı. Bu kısmına şiddetle karşı çıktık. Gezi’ye mesafe koyduk” dedi.
http://odatv.com/images/resimler/selaooas.jpg (http://odatv.com/vid_video.php?id=8D2EF)
http://odatv.com/images/resimler/dmr_1_%283%29.jpg
(31 Temmuz 2013 / Star Gazetesi)
HDP’li Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün ise, Gezi eylemleri sırasında söylediği "Gezi olaylarının içinde hükümeti yıpratmak isteyenler de olabilir" şeklindeki sözleri çok sert eleştirilmişti.
Gezi eylemleri sırasında BDP milletvekili olan, şu an HDP Ağrı Belediye Başkanlığını yürüten Sırrı Sakık, Gezi eylemleri için “Bazı kesimler sandıkta yenişemedikleri iktidar partisini acaba farklı alanlarda nasıl devirebiliriz ne yapabiliriz anlayışı içinde oldular. Askerlere davetiye çıkardılar” diyerek Gezicileri “darbeci” ilan etmişti.
http://odatv.com/images/resimler/asdjaskd.jpg (http://odatv.com/vid_video.php?id=8C026)
Odatv.com
http://odatv.com/images/resimler/gezi-direniscilerine-darbeci-dedi-3006131200_m.jpg (http://odatv.com/n.php?n=gezi-direniscilerine-darbeci-dedi-3006131200)
http://odatv.com/images/resimler/agactan-devrim-diyen-demirtas-gezi-direnisine-bakin-ne-demisti-1507141200_m.jpg (http://odatv.com/n.php?n=agactan-devrim-diyen-demirtas-gezi-direnisine-bakin-ne-demisti-1507141200)




http://odatv.com/n.php?n=selahattin-demirtas-o-sozleri-soylerken-hic-utanmadi-mi-2505151200

spartacus
25-05-2015, 16:41
Hükümeti devirecek, darbeye doğru götürecek bir halk hareketini çıkarabilir miyiz anlayışı vardı. Bu kısmına şiddetle karşı çıktık. Gezi’ye mesafe koyduk

Ne var burada xcan? Gezi eylemlerine HDP bir çok insanla birlikte katılındı(bizlerde oradaydık).. Peki o sözümona devrimciler 1 Mayıs, 8 Martlar, newrozlarda nerede? Nerede olacak, polis baskılarını vb içten, içe aferinlerle izlemekteler nede olsa meydanlardakiler terörist veya vatan haini. Öyle ya vatan, millet, sakarya işte böyle korunur diye düşünürler, daha çok polis, daha çok baskı daha çok kolluk gücü.. Hem yargılananlar hem de katledilenler Gezi'ye neyin damgasını vurduğunu gayet net ve yerinde özetliyor, önemli olan istismar etmemek...

Gezide faşist sol ile ayrışırsak, Gezi'yi faşist diktatörlük-darbe hayallerinin istismarı sanan, hiç bir şekilde sömürü ve zulme karşı çıkmayıp, faşist devletin dümen suyunu sürdürenler, kitleleri süreğen bir faşist-kıyamet propaganda ve ajitasyonla kandıranlar, AKP nefretiyle sırf orada oldular veya desteklediler diye, bu ülkede sınıfı, emekçiyi, ezileni, sömürüleni, sistemden ve hükümetten rahatsız olanları, sol görünümlü bu ittihatçı muhafazakar-faşistler mi temsil ediyor? Bu seni neden üzüyor anlamış değilim.

Kenan Evren yetmedi mi?

Gezi daha ne kadar süre istismar edilecek? Gezi kimin tapulu malıdır, milliyetçi solun mu? Anlamadım...

errata
25-05-2015, 17:17
Türkiye "solunun" Kürd fobisi biterse iyi günler göreceğiz. Ancak o günlere daha var anlaşılan.

Silahlar sussun diye bu memlekette Kürd kadar emek vermiyor kimse. Yine ve yeniden, her platformda Kürd'ün daha fazla özverili olması bekleniyor. Mücadelenin çapını, bedellerini bilmeyenler oturduğu yerden ötüyor sadece.

Milletin şunu anlaması lazım, HDP barajı aşamaz da CHP'ye MHP'ye kazandırdığınız fazladan bir iki puandan medet umarsanız avcunuzu yalarsınız. Cürüm meselesi bu işler. AKP'yi ancak HDP gibi bir parti eritir ve bitirir.

postalmarx
25-05-2015, 18:23
Gezi kimin tapulu malıdır, milliyetçi solun mu? Anlamadım...

Gezi bir Beyaz Türk ayaklanmasıydı. Solcular Kürtçüler vs destek vermişse kendi saflıklarından destek vermişler.

Beyaz Türkler bildiğiniz gibi 90 yıldır siyasi imtiyaza alışmış oldukları için AKP hükümetine daha ilk günden büyük şiddetle karşı durdular. Çünkü AKP bir Beyaz Türk partisi değildir. Beyaz Türk olmayanın da iktidar olması gibi bir hakkı olamaz. Burası Atatürkün tapulu malıdır, o da bu memleketi Beyaz Türklere miras bırakmıştır. Bütün zenciler -dindarı köylüsü kürdü etniği, kısaca Anadolu insanı- bunların tamamı ikinci sınıf vatandaşlar olarak siyasette konuşma hakları yoktur.

AKP'nin türbanı Çankaya'ya sokması bir; ve "Kürt Açılımı" diyerek Kürtlerin etnik varlığını devlet olarak fiilen tanıması iki; bu tabuların yıkılması, Beyaz Türk dünyasının en büyük günahlarının bu şekilde ihlali, bu tayfada artık sabrı taşırdı ve en sonunda bu ayaklanmayı yaptılar, fakat biraz cılız kaldı çünkü aslında bir avuçlar.

Tabii Türkiye'yi eski Türkiye zannettiler ki, bu halk öyle sinmiş ürkmüş bir halktı ki mesela 90larda bir iki dalavere ile bu imtiyazlı arkadaşlar halkın hükümetini alaşağı edebiliyordu. Tek gereken bir iki medya manipülasyonu, bir iki asker hötlemesi, Beyaz Türklerin tencere tava çalması, ve hop halkın hükümeti düşüveriyordu. Tabii bu sefer tutmadı.

Gerçek solcular nasıl oldu bu ayaklanmanın bir Beyaz Türk ayaklanması olduğunu anlamadılar hayret. TÜSİAD destek verince de mi anlamadılar? Cem Boyner "çapulcuyum" diye pankart açınca da mı anlamadılar? Koç Holding oteli göstericileri misafir edince de mi anlamadılar? Sosyalist devrimlerde genelde böyle mi oluyor? Holding destekli mi oluyor?

Gezi zamanı, Tayyip, karşı miting düzenlediği zaman, bu mitingde çekilen görüntülerle aylarca dalga geçti Beyaz Türkler. Anadolu insanını aşağılamaya devam ettiler. Bu nasıl bir sol ayaklanma ki toplumun en alt tabakasına dair böyle bir kınama ve küçümsemeye sahip? Konservatuar öğrencisi Cadde çocuğu Batı özentisi bir dolu Beyaz Türk zıpır kendilerince Anadolu insanı ile dalga geçtiler, bunun da ismi "diktatörlüğe karşı direniş" oldu.

Tabii aslında Tayyib'i devirmekten daha çok istedikleri, Beyaz Türkler olarak Batılı hayat tarzı fantezilerini bir nebze daha yaşayabilmekti. Çünkü Batı insanı ne yapar? Yeri gelir gösteri yapar, idealler uğruna haklı davalar uğruna solculuk yapar. '68 Paris olsun Amerikanın Hippieleri olsun, bunlar da bizim Beyaz Türk tayfasının "olunması gereken tip" resminde yer etmiş imgelerdir. Haliyle burda da akıllarınca biraz "solculuk" oynadılar, halbuki tamamen anti-sol bir dava uğruna, yani ezilmiş inkar edilmiş fukara bir etnik grubun kültürel imhasının devamı için, ve toplumun kırsal "dindar" kültürünün aşağılanmasına devam için, kamusal alandan tecrit edilmesine devam etmesi için, ve bir elit burjuva azınlık diktasının devamı için. Ve bu fanteziyi de doya doya yaşadılar, ve solculuk oynayıp "aynı Batılılar gibi protestolar gösteriler yapıyoruz yuppii" diye kendilerini tatmin edip Batılı gibi hissettiler ve sonra da baktılar darbe falan olacağı yok, dağıldılar.

Gerçek solcuların bu Beyaz Türk ayaklanmasına böylesine safça alet olması akıl alır gibi değildi. Daha ilk günden belliydi ne olduğu. Ama heralde onlar da o kadar ümitsiz durumdalar ki, 70lerde yaptıkları gibi hala Kemalistlere "laik ilerici" Orduya bel bağlıyorlar. Halbuki gayet kendileri de bilmesi lazım ki 70lerde olmayan devrim şimdi hiç olmaz. Ayrıca Ordu'nun da darbe yapınca komünistlere yaptığı belliyken, bu hangi akla hizmet gidip sırtlarını oraya dayarlar akıl alır gibi değil.

Ama burası Türkiye, burada siyaset böyledir. Bu ülkede olan bitenle sadece acı acı alay edilir. Bu yüzden Aziz Nesin gibi Çetin Altan gibi büyük kalemler sadece alay etmeyi seçtiler.

xcan
25-05-2015, 18:38
posttal zır cahil Akp tetikçisisin seni kaale almıyorum..
Diğer arkkadaşlar ise Hdp nin hakim olduğu birkaç ilde gezinin baskıllandığını bilirler..Onllaar içiin üzülüyorum..

İlahimasal
25-05-2015, 18:43
Konservatuar öğrencisi Cadde çocuğu Batı özentisi bir dolu Beyaz Türk zıpır kendilerince Anadolu insanı ile dalga geçtiler, bunun da ismi "diktatörlüğe karşı direniş" oldu
--------------------------------------------------------------------------------
aldınmı alımını.

İlahimasal
25-05-2015, 18:47
cadde çocuğu ne öğrendin işde.

spartacus
25-05-2015, 19:43
Bu gazete Cumhuriyet.. Tüh Hikmet Çetinkaya'da vatan haini olur şimdi ve bu tavrı sürdürenler kendilerine solcu diyor, muhafazakarlığın en dik alası... :)

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/223470/HDP_Baraji_Gecerse_...html
Bunları yapmak zor değildir!
Sorun sermaye-emek çelişkisini görebilmek, sosyalistleri, komünistleri, demokratları, yurtseverleri, sosyal demokratları aynı cepheye çekebilmek...
Din, dil, ırk, inanç, mezhep üzerinden siyaset yapmamak!
Onun için HDP’ye gereksinimimiz var siyasette, karanlıktan aydınlığa çıkmak için...

Postalmarx, Gezi sadece sol görünen ama muhafazar olan sağın değil ki, aksine solcuların, sosyalistlerin, demokratların, hatta liberalerin dahi taleplerinin geçerli olduğu faktörlerden ötürüydü(Geziye karşı açını liberal değil, neo-liberal temelden görüyorum)...

Lakin son anlarında hem medya hem algı operasyoncuları işin boyutlarını bilerek çarpık verdi. Sanki bütün dava "Ne mutlu türküm diyene!" davasıymış gibi bu çerçevey darlaştırmaya yöneldi, zira Türkiye de böyle bir talebin olamayacağı olsa bile anlamı olmayacağı, çünkü bu ifadenin kitapalrdan, dağlara değin her yana kazındığını herkes bilir.
Yine bu kesimlerin başındakler Darbe söylemleriyle Hükümet'in ekmeğine yağ sürdü, tamamen manipülasyon siyaseti yürüttüler. Şimdi de istismar ediyorlar, kapsamı daha da darlaştırıyorlar, sembollere indirgeyip, içleri boşalıyor. Bu ve benzer örneklerin bu tür eylemleri nasıl boğduğuna dair çokda detay girmeyi gerekli görmüyorum.

Lakin tam da senin söylediğin anlayışalr, Gezi'nin ufuklarını daraltıp meseleyi bir kaç sembole -yani insanların taleplerinin perdelenip, söndürülmesine -AFYONİK araç-gereçlere- alet olarak kullandılar, ve istismar da ettiler. Yine de kitlesellik onlara bu istismarı vermedi, Gezi'den sonra da siyasi çıkarları için işte istismara devam ediyorlar, ama hiç birisinin ne siyasetinde, ne kültüründe, ne bilincinde GEZİ'DEKİ TALEPLERİ GÖREMEZSİNİZ, zaten bunalr Gezi'deki bir kaç talebi siyasileştirip, diğerlerini manipüle edenler.

Sosyalistler yaşam alanındaki bir kaç yeşilin kaldırılıp birilerine peşkeş çekilmesine evet demez ki!
Bilimsel eğitim istedi diye 18 yılla gençlerin yargılanmasına evet demez ki.
Dini siyasetin eğitim ve çocuklarımıza değin ayak oyunlarıyla zorunlu hale gelmesine evet demezler ki.
AKP gibi gerici bir sermayenin, ülkede siyaseti belirleme faaliyetlerine evet demezlerki(ancak gericiler evet diyebilir), ama sosyalistler(gerçek solcular), daha geri ve beteri olan darbeyi'de, heleki faşizmi savunmaz, savunamazlar, karşı direnç platformunda yer alırlar.

Şuraya 20-30 tane talep yazabilirim, Gezi'yi örgütleyenlerde zaten aslında solculardı, kısa süre sonra işin faydacılığına soyunan bazı sol görünümlü muhafazakar sağ ise hem fırsattan istifade hem de menipüle açısından kendilerini boca ettiler. O tür eylemlerde sen şusun, sen busun diye ayrımak doğru olmuyor, zira oradakiler genelde ortak sebeplerden muzdarip... Sol, sosyalistler bu nedenle kimseyi dışlamadı, ama bu muhafazakar görünümlü nasyonalistler(sağcı solcular), bu tür eylemlerde dahi ayrımcılık üzerinden siyaset yaptılar, hala da yapmaya çalışıyorlar-miras alınan ayrımcılık-tasviyecilik kemik iliklerine değin işlemiş, bunalrı bir kaşığa koysan, bir kaşık suda bin parça olurlar, çünkü tabu siyasetinin varacağ yer burasıdır, öce ben tabum için ben daha çok çalışyıorum, o çalışmıyor, ben tabumu daha fazla yüceltiyorumla bir ben merkezli kamplaşma başlar, sonrada birbirlerine hain demeye başlarlar, bir kaşık suda, çünkü siyasetleri canlı değil, sembollere dayalı, ölüdür ve her kafadan benim dediğim olacak düşüncesi baş gösterir(çünkü subjektif siyaset, tabu, sembolizm buna varır, ve siyasi rant için semboller, tabualr sürekli tehlike altında gösterilir, bu durumda da her kafa ben kahramanım ben kurtaracağım diye ahkam keser, birbirine düşerler, güvensizlik diz boyunu aşar, paranaoyalar başlar, siyasi rant kullanımı ve koyunlaştırma yolunda afyonladıkları kitle sahipliği kavgasıyla, paranoyak siyasete varır, çıkarlar çatışır, kaymağı kimin yiyeceği davası başlar... Ortada nesnel sorunlar görmezden gelinir, her şey subjektif bir iki sembole indirgenir, haliyle sbjektif şeyler namına nutuklar başlar. Kısaca nesnel sorunlar manipüle edilmiştir haliyle sorun çözmek gibi bir dertleri de olmaz, sembollerin daha fazla mı, daha az mı oraya, buraya konup afişe edilip, edilmemesiyle ilgilenirler. Ayranları olmasın içmeye, tahteravalli, ile giderler sıçmaya, ama yok kısa sürede tahteravalli kavgası başlar, yok tahteravallinin rengi tartışması olur, öteki der tahteravallinin şu köşesine bir etiket asak, beriki der tahtervalliyi sadece ben kullanacam vb aralarında kamplaşıp giderler.......)... Kötü olan burası... Halbuki yargılananlara bakın, katledilelere bakın, basın, yayın, medyanın manipülasyonu dışındaki Gezi gündelerine bakın, gördündüğü-gösterildiği- gibi olmadığı açık....

Sosyalistler ise Gezi üzerinden bir dolu politika yapmıyorlar zaten Gezi'den önce neyse sonrasında da politikaları belli, o nedenle zırt, pırt her lafın başında Gezi demiyorlar, demeyince sanılıyor ki, Gezi milliyetçilerin malı(miras yediler)... Sosyalistler arada 8 Mart'ı, 1 mayıs'ı, Newroz'u gçirdi, şimdide sendikal hareketliliğin ve seçim sürecinin de bir şekilde içindeler....

İlahimasal
25-05-2015, 20:16
Konservatuar öğrencisi Cadde çocuğu Batı özentisi bir dolu Beyaz Türk zıpır kendilerince Anadolu insanı ile dalga geçtiler, bunun da ismi "diktatörlüğe karşı direniş" oldu

_---------------------------------------------------------------------------------

Gezi sadece sol görünen ama muhafazar olan sağın değil ki?????????????????????????
------------------------------------------------------------------------------------

bu sözün üstüne binlerce soru sorulur.

ben bir tanesini sorayım

demirtaş geziyi bunun içinmi desteklemedi, hatta aman ha hükümet düşer dedi.?

geziye benim bulunduğum çevreden haklarının gasp edildiğini düşünen bir çok insan katıldı.

örnek. mhp li insanlar
............hdp li insanlar
.............chp li insanlar

postalcı ise bu insanlara demişki
Konservatuar öğrencisi Cadde çocuğu Batı özentisi bir dolu Beyaz Türk zıpır kendilerince Anadolu insanı ile dalga geçtiler, bunun da ismi "diktatörlüğe karşı direniş" oldu

ben şahsen mhp li insanların bu yürüyüşlere katılmasına hayret ettim ama katıldılar işde.hemde davulla, mesele. hakların gaspıydı.ondan katıldılar.


o üstteki sokak çocuğu diyen postalcı birde diyorki ,batılıların fantazilerini isteyenler diyor gezicilere. fantazi ne açıkca yazssana ,hepimiz bilelim beyninde besleğin nedir,

bu adama bu tip cevap vericeksiniz..anca kendinizi kandırırsınız.

gezide benim tüm ailem vardı,hdp li ,mhp li komşularım da vardı.bu postalcı nın bakış açısına göre onlar ,halkın içinden köylü çocukları deildi.

postalcıya göre cadde çocuklari idi. cadde çocukları demesine binayen cevabını aldı.

hic kimse unutmasın bu halk diyorm halk. gerekdiğinde cevabını verir. saray soytarılarına güvenmeyin.

İlahimasal
25-05-2015, 20:25
gezide ölen çocuklar alevi çocuklarıydı. onlara küfur edende öldürende belli.

o çocukların siyasi görüşünü az çok hepiniz biliyorsunuz.

ama alçağin biri diyorki

Konservatuar öğrencisi Cadde çocuğu Batı özentisi bir dolu Beyaz Türk zıpır kendilerince Anadolu insanı ile dalga geçtiler, bunun da ismi "diktatörlüğe karşı direniş" oldu


bu lafı yalayacaksın postalcı yalayacak.

Khaos
25-05-2015, 22:30
gezi kimsenin malı değildir.
gezi direnişini sözde sosyal tahlil yaparken, beyaz türk hareketine indirgemek, solcuların orda ne işi var deyip, bu gerizekalı tespit üzerinden solcuları darbe beklentisiyle yaftalamak tek kelime ile entellektüel namussuzluktur.

gezide kim öldü kim.
birleri tencere çalarken, barikatın en önünde gaz kapsüllerine bedenlerini siper edip can verenler, sözde/ilerici kemalist darbe mi bekliyorlardı.

her direniş hareketi, manipüle edilir.
bir de direnişe rengini kanıyla verenler vardır.
ve bir de mirasyediler.

HDP gezi'de baltayı taşa vurdu. gezi üzerine konuşmasın.
bu sözü 1 mayısta hazirancılarla değil, hdp ile yürümüş bi adam olarak söylüyorum.

pragmatizmle aram pek sıcak olmamıştır. ama hdp barajaltı kalırsa bunun anlamını herkes biliyor.
hala daha chp için oy avcılığı yapmaya kalkmanın anlamını çözemiyorum.
chp'ye oy atmakla akp'ye oy atmak pratikte aynı.
sorun burda.

büyük ihtimalle pazar günü kalkıp sandığa falan gidecek değilim. barikata inanırım, sandığa değil.
ama bazıları var ki burda, ya matematik bilmiyor ya dayak yememiş.

Neva
25-05-2015, 22:56
Postalmarx, Gezi sadece sol görünen ama muhafazar olan sağın değil ki, aksine solcuların, sosyalistlerin, demokratların, hatta liberalerin dahi taleplerinin geçerli olduğu faktörlerden ötürüydü(Geziye karşı açını liberal değil, neo-liberal temelden görüyorum)...



Olur mu hic!

Sen bilmiyorsun(!), gezi Beyaz Turk'lerin marifetiydi. Hem olur mu sosyalist, komunist, marksist, liberal, demokrat vs. ne anlar agactan, protesto etmekten, taleplerini bildirmekten, la hayvan bunlar alayi, hayatta ayni potaya gelemezler hic degilse bir noktada, cocugu, colugu dini egitim alsin ister, Osmanlica ogrensin ister, mezar taslari okusun vs.vs. ister.

Ne neoliberali sevgili spartacus!? Neofasist bu gorusler.Kisi Roma'yi icten fethedelim demekte, etnik ustunden kimlik sildirme ugrasisi icinde, tipten etnik kimlik tahmini yapma derdinde vs... Hemen her baslik altinda ayni mevzu.. Daha dun kaydirdim Klasik retoriklere..

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=31334&page=10


En basit ornek;

http://www.who.int/trade/glossary/story067/en/

Neoliberal dahi olamaz bu gorusler.
Neoliberalin hic degilse bir durusu vardir. Neoliberal, insanlarin irklariyla, etnikleriyle vs. ilgilenmez. Grup. mezhep vs. ayristirmasi yapmaz. Ideolojik grup ayrimina ise hic girmez. O sadece cebine bakar ekonomik anlamda, bunu ortaya koyup isler.

Bu arkadasin derdi basi beyaz turkler. Senin kestirmeden anlayacagin kucuk burjuvanin, ortamdaki sesizlige iliskin belirsizlige dair, sefaat sancilari kisaca...

Magaralarindan disari cikip bakip, dunyayi yorumlamak yerine, magara girisinden gorunen manzara yorumlamak bunlarda degismez takintidir.

Dialectics
26-05-2015, 00:17
Postalmarx,

Biliyorsun Gezi ile beraber literatüre "Gezi Ruhu" denilen bir kavram da girdi. Şimdi istersen Gezi'den önce, bu Gezi ruhunun birikimine yol açan bir takım gelişmeleri hatırlayalım. Şu 4+4+4 eğitim sistemi üzerine mecliste kopan hengameyi hatırlarsın sanırım, henüz soyut kavramları anlama kabiliyetinden yoksun gencecik beyinlere Allah sevdası aşılama misyonu üzerine kopan tartışmaları yani. RTE'nin içinde yıllardır sakladığı diktatör ruhunu da adım adım nasıl deşifre etmeye başladığını da hatırla. İnsanların kaç çocuk doğuracağından, dindar bir nesil istediğine dair söylemlerine; genç kızların giyiminden nasıl rahatsız olduğundan nobel ödüllü yazarlara çatmasına; fazıl say toplumsal değerleri rencide etti diye suçlu bulunurken kendisinin "iki tane ayyaşın yaptığı yasa muteber oluyor da dinin emrettiği bir yasa sizin için neden reddedilmesi gerekiyor." lafzına.

Cumhuriyet ile yaşaya gelen bir toplumda, iyi kötü özgür olduğunu düşünen bir toplumda bu yukarıda saydığım söylem ve tavırların ne tipte içsel tepkiler oluşturduğunu analiz etmeni öneririm. Gezi'yi açıkçası Tayyip bizzat kendisi davet etti. Güç hırsının gözlerini bürümesinin bir sonucu olsa gerek her türlü değere saldırabilir, kafamdaki ideali empoze etmeye başlayabilirim diye düşündü herhalde. En sonunda da fazla yüksekten uçmasının sonucu önce Gezi eylemi ile sonrasında 17 Aralık ile patlak verdi.

Bugün mesela Ayn Rand ve Objektivizm başlıklı tartışmada bizlere Ayn Rand felsefesinin aslında bencillik olarak değil özgürlüklerin meşruluğunu savunan bir felsefe olduğundan bahsettin, tarihçesini, gelişimini anlattın. Özgürlükleri önemseyen biri iken bir kesimin özgürlüklerine posta koyulması karşısında o kesimin tepkisini göstermesini neden basit bir "darbe" girişimi, soysuz bir çıkar çabası olarak nitelemeye çalışıyorsun?

Ülkenin daha demokratikleştiği filan yok. İstatistiklerle, verilerle ortada bu. Daha önce konuştuk. Askeri vesayet gitti, yerine sivil vesayet geldi.
Sen günün birinde bu "sivil vesayetin" kendi kendine ortadan kalkacağını, İngilteredeki işçi partisi gibi bir sol partinin peydah olup bu sivil vesayetin hakkından geleceğini, o zaman da bindin trenden ineceğini düşünüyorsun "umut dolu" bir şekilde. Nasıl olacak bu?

Tekrar ediyorum, Gezi sentez için bir fırsattı, kaçtı...

Demokratiklik konusuna gelecek olursak. Senin tezlerinde faşizan olduğumuzu örneklediğin iki unsur var: 1. Muhafazakarlara yapılan baskı 2.Kürt sorunu

Şİmdi 1.den başlayalım: misal bu kadar türban yaygarası koparıldı bu memlekette. Zaten muhafazakarların ezilmişliğinin siyasi göstergesi de türbandı. Türban üzerinden "inanç özgürlüğü" sömürüsü yapıldı. Şimdi sokağa çıktığımızda bir 10 yıl öncesine göre iki katından daha fazla türbanlı görüyoruz. Seni daha mı memnun ediyor bu görüntü? Artık demokratik bir ülkeyiz demene mi yol açıyor?

Türbanlaşmanın gerileşmek olduğunu iddia edebilirim diye düşünüyorum. Yani senin savunduğun "özgürlükler"in gelişimi, 1400 yıl önceki Arap hayatına yaklaştırıyor bizi. O Arapların lideri olmaya kalkışıyoruz Osmanlıcılık oyunlarıyla. Tabi bizim halkatan başka hiç kimse de yemiyor bu oyunu.

Şu geçenlerde Aktrol müsün diye birini eleştirdim ya, ancak zat'ın dediği bi laf vardı: Bu AKP'liler de en nihayetinde Atatürkçü olacak diyordu. Sen mesela kendin bize anlattın Osmanlı zamanında başlayan modernleşme çabalarını. Demek ki şeriat ile yönetilen Osmanlı bile bir şeyleri değiştirmesinin idrakine varmışmış. Ama şimdi senin zenci Türklerin Osmanlı hayali kuruyor. Bu zenci Türklerin başrolde olduğu filmi zaten yüzlerce sene yaşamışız, demokratikleşeceğiz diye bir kez daha üzerinden geçmenin ne anlamı var? İleriye gidecek yollar aranmalı, ileriye gidecek yolda da dindarlaşmak, dindar nesillere sahip olmak, dindar yaşamak vb. bir durak değildir.

Diğer sorun Kürt sorunu dediğimiz sorundur. Günümüz Türkiye'sinde Kürtlerin sorunları nelerdir? Bunları ben somut olarak duymak istiyorum. Ana dilde eğitim? Bu hallolursa bu memlekette adına kürt sorunu denilen şey hallolacak mıdır?

30-40 milyon nüfusa sahip olup da devlet kuramayan bir millet Kürtler. Burada tabi çuvaldızı biraz da kendilerine de batırmaları gerekiyor: niye herkes yaptı da biz bir devlet kurmayı beceremedik diye... Hala aşiret yapısıyla, mirlike, ağalıkla, kaba kuvvetle yaşayan bir topluluk. Sürüsüne çocuk yap, adlarını bile bileme, nesillerini bilgi ile donatma... Sonra da biz ezildik diye yaygara koparalıyor. Kürt toplumunun acaba önce kendi içinde bir reform yapması gerekiyor olabilir mi? Bak dün daha Sırrı Süreyya Önder çıkıp bir kanala "konuşma lan" diye yaygara koparabiliyor. Böyle siyaset mi kaldı?

Yani velhasıl kemalizm senin sandığın kadar kötü bişey değil. Daha pragmatist bakmalısın mevzuya. Kêza Gezi de sandığın kadar boş değil(di).

Khaos
26-05-2015, 00:29
milletler devlet kurmaz, devletler millet kurar sayın dialectics....

postalmarx
26-05-2015, 00:32
Neva utanmadan hala ağaç falan diyor. Mehmet Ali Alabora "olay ağaç falan değil anlamadın mı sen, gel hadi" diye olay zamanı tweet atıyor, 2 sene geçmiş bu adam hala "ağaç için" yalanını bize anlatıyor.

Yılmaz Özdil olay zamanı "48 saat daha böyle devam ederse BM olaya el koyucak, ha gayret sallayın düşecek" diye tweet atıyor, bu gelmiş bana "ağaç için protesto yapan demokratlar" masalı anlatıyor.

Gezi'yi ilk Kemalistler mi başlattı yoksa sosyalistler mi bilemem. Eğer sosyalistler başlatmışsa bile Kemalistler daha üçüncü gününde olayın tek sahibiydiler. Geriye kalan herkes artık figurandı.

Kemalistlerin de derdi bellidir. 1950lerde dedikleri şeyin aynısı: "memleketi bu hasolar memolar mı yönetecek?!"

Aleviler ısrarla CHP'nin yanında durmayı sürdüyor. CHP bunların Cemevini ibadethane saymayan geleneğin kurucusu. İlk defa AKP döneminde her tabunun yıkılması gibi bu tabu da yıkılıyor. Bu konular ilk defa ciddi ciddi tartışılıyor. İlk defa bir değişimin sinyali görünüyor. Ama Aleviler hala "Sünnilerdense Faşistler olsun daha iyidir" diye tüm memleketin başına bu Kemalistleri bela etmekte beis görmüyorlar. Bencilliğin son noktası.

Peki kardeşim bu AKP iktidarının farklı olduğunu görmüyor musunuz? Bu adamlar telkine açık. Yönlendirmeye açık. Tartışmaya açık insanlar. Bak ateist-Ermeni Etyen Mahcupyan Başbakanın danışmanı şu anda. Sen ne konuşuyorsun? 90 yıllık tabular 10 senede yıkılıyor. Yeni Anayasa yazılacak daha ötesi var mı? Alevi Sorunu aynı Kürt Sorunu gibi bu Anayasa ile çözülecek. Bu Anayasayı ilk defa toplum olarak yazacağız. İlk defa tepeden inme, süperzekaların yazdığı bir sipariş anaysa değil, gerçekten toplumsal tartışmalardan müzakerelerden sözleşmelerden doğmuş gerçek bir anayasamız olacak.

Ama derdiniz üzüm yemek değil. Körlemesine anlamsız bir Tayyip düşmanlığı. "Neoliberal" boş boş konuşma allahın cahili. Bir bok bildiğin de yok, kulaktan dolma beylik laflarla Sünni nefretini kapatmaya çalışıyorsun. "Neoliberal" falan ne konuşuyorsun? Sanki Hong Kong'ta yaşıyor salak. Türkiye oğlum burası. Daha 30 senedir taşkafa ithal ikamecilikten kısmen gümrükleri açmışız. Şu an SSK'nın, beleş üniversitelerin vs yükü yüzünden insanlar %60 falan vergi veriyor. Devletin bir dolu işletmesi var ve piyasaya da her türlü müdahale ediyor, anasını satim Merkez Bankasına bile müdahale ediyor. Bu ülke mi neoliberal? Sen mal mısın? Neoliberal nedir biliyor musun da konuşuyorsun?

Bak ben Sünni muhafazakar kökenliyim, ama bak diyorum ki AKP'ye oy attım ve Alevilerin Cemevlerinin ibadethane sayılmasını savunuyorum. Diyanetin Aleviliğe de hizmet vermesini istiyorum. Pirlere falan maaş bağlasınlar, Aleviler de vergi veriyor. Peki sen bir Alevi olarak Sünnilere karşı önyargılarını ne kadar kırabiliyorsun? Tayyib'e ne diye tahammül edemiyorsun? Açıkça söyle derdini. De ki "iktidara bu takkeli tayfa gelemez, onların kamusal alanda yeri yoktur". Anlat işte Kemalist zırvalarını. Ona göre konuşalım.

Dialectics
26-05-2015, 00:37
milletler devlet kurmaz, devletler millet kurar sayın dialectics....

Tamam, istenilen devlet değilse nedir? HDP'nin seçim bildirgesindeki "her milletin kendi kaderini tayin hakkı vardır" ibaresi ne anlama gelmektedir somutlaştıralım. Sordum zaten "ana dilde eğitim midir" diye.

Hatta iddialı bir laf edeyim mi: Kürt sorunu, kürtlerin globalleşen, kapitalist sisteme entegre olamama problemidir. Şehirleşen ve zaten tüketim toplumuna adapte olan kürtler zaten birkaç nesil sonra kürtçe konuşmayı bile öğrenmiyor... Kapitalizm, asimilasyonu zaten yapıyor... Para, hangi dilden konuşuyorsa o dil en tercih ediliri oluyor...

Neva
26-05-2015, 00:51
Neva utanmadan hala ağaç falan diyor.



Diyorum evet, cunku karsimizda utanmadan indirgemeci bir zihniyet mevcut.Peki siz hic mi utanmiyorsunuz, tipten etnik kimlik bulma tanimina? Size mal'in kim oldugunu diger baslikta gostermistim. Baktiniz mi kendinize?
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=36879&page=3


Goremediniz sanirim; bir farkli olanini gosterelim;
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=547778#post547778

Alevileri kullanmayin bos yere, diyebilmem icin Alevi mi olmam gerekiyor? Daha farkli topiklerde adamlari neredeyse hain ilan eden de sizdiniz unuttunuz mu? Bu nasil bir mantik malligidir?

Daha once de demistim, sefaatci kopek ve kemik iliskisi. Olay budur. Siz once misal en basit Asik Veysel'in kafasindaki takke'yi sorgulayin da , ondan sonra bize takunyali tayfasindan terennum edin.
Bakiniz cumlelerinize;

Once sunniyim elhamdulilah diyorsunuz he mi!?
Siz kiiimmm, ekonomi siyaset konusmak kim.

Khaos
26-05-2015, 01:05
Tamam, istenilen devlet değilse nedir? HDP'nin seçim bildirgesindeki "her milletin kendi kaderini tayin hakkı vardır" ibaresi ne anlama gelmektedir somutlaştıralım. Sordum zaten "ana dilde eğitim midir" diye.

Hatta iddialı bir laf edeyim mi: Kürt sorunu, kürtlerin globalleşen, kapitalist sisteme entegre olamama problemidir. Şehirleşen ve zaten tüketim toplumuna adapte olan kürtler zaten birkaç nesil sonra kürtçe konuşmayı bile öğrenmiyor... Kapitalizm, asimilasyonu zaten yapıyor... Para, hangi dilden konuşuyorsa o dil en tercih ediliri oluyor...

her milletin kendi kaderini tayin hakkı , ana dilde eğitimden ibaret değildir sanırım.
gerçi kavram sanırım lenine ait, ona sormak lazım.

yani, sorun bir halkın devletleşmesine indirgenecekse benden öyle yada böyle bir devleti alkışlamamı falan mı bekliyorsunuz.
yahu bütün devletler yıkılsın. devlet egemenin varoluşunu garanti altına alan bir aygıttır sonuçta.

somut durumu pek de tahlil edebilecek durumda değilim.
bu sadece benim kafamın karışık olmasından değil;
en başta kürt halkının ve zaten herkesin kafası fena halde karışık.

ama adamların kafası aslında benim sandığım kadar karışık değilde, açıkça; kürt halkının devletleşme ve sonrada uluslaşma sürecine atıfsa bu beni çok da rahatsız etmez.
200 tane devlet var küfrettiğim, bir tane daha olur hepsi bu.

saati tamir etmek için tamamen parçalarlar ya; her halk devletleşsin ve sonunda uluslaşsın, ayrışsın.
çok anlamı yok benim için. sermaye zaten sınırları da ulus-devletleride pratikte çoktan toprağa gömdü.

spartacus
26-05-2015, 02:27
UKKTH(ulusların kendi kaderini tayin hakkı), feodalite de kapitalist, burjuva mücadelenin bir ürünüdür.-ki aslında sosyalist siyasi anlamda bu konualrı ilk kaleme alanlardan birisi sanırım Rosa Lüksemburg'dur. Ama burjuva yanı burada; (http://tr.wikipedia.org/wiki/Self_determinasyon)

Feodalite de mezhep, ümmet ayrımı vardır ve bunlar siyasileşir. Özünde devleti perdelemek ve hazır bağlı-bağımlı kitle ve bir çok siyasi fayda uğruna kullanılır(sınıf farklılıklarını da perdeler ve sömürülen, ezilen sınıflar bu etiketler sayesinde egemen sınıfıa siyasi anlamda da bağımlı hale gelir, "biz" diyebildiğini sanır ve sömürü sistemini ölümüne sahiplenir). Bu halde siyasileştirilen mezhep, ümmet her ne ise resmi olarak O'nun siyaseti, propagandası ve sembolleri kullanılırken, diğer taraftan, diğer ümmetler BAĞLI ümmet, mezhep olarak açığa çıkar. Ve iktidarar yaptıkları etiket siyaseti gereği, diğerlerini ötekileştirme yoluna başvurur, çünkü kendi kullandıkları meşruiyetin aynısı hak olarak onlarada aittir ve onlarda bu hakkkı kullanırsa sömürü, servet toprakları azalr, yeni egemen sınflar açığa çıkar, alan darlaşır.

yani bir ümmeti, mezhebi, siyasileştiriyor ve devlet, iktidar kurumlarında meşru olarak kullanıyorsanız, bu otomatikman diğer mezhep ve ümmetlerede bu hakkı verir! Bir mezhebin, ümmetin kullanımı ve devletin siyasi karakteri olarak kullanımı kötü ise o halde diğeride kötüdür, hayır bu övüle, övüle propaganda malzemesi yapılıyorsa o halde diğerininki de en az o kadar meşru ve övülesidir!. Yani diğerini eleştirebilmek için önce kendimizi eleştirebilmeliyiz.

Aynı şey feodaliteye karşı kitle ve siyasi gücü, üstünlüğü elde tutmak için kullanılan milliyet ve milliyetçilik olgusu içinde geçerlidir. Bu halde A milelti develetleşebiliyorsa(görünürde böyle), bu halde bu B milleti içinde geçerli, meşru bir haktır -değil mi?-. İşte buna Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı denir yani haktır(zemin olarak).

Bu hakkı veren sosyalistler değildir, sosyalistler böyle bir siyasileşmeyi de ayrılığı da tercih etmezler, aksine sınıfın bölünmemesi gerekir. sosyalistlere göre devletlerin karakteri sınıfsaldır, etiketler vb ise özünde sistemlerin gayrı-meşru ve tüm gayrı-meşru kurumlarına meşruiyet perdesi ve diğer taraftanda kitlelerin bu tür aidiyetlerle merkez iktidarlara bağlı, bağımlı(kul, hizmet eden) konuma getirilmesi, subjektif -hamasi siyaset içindir. O düzeye varır ki, örneğin feodal bir beyin servetine servet katmak için komşu arazileri gasp etmesi için, kitleler farkında olmadan etiket ve sembol siyasetiyle, ölmeye, öldürmeye giderler çünkü onlara yutturulan beylerin vatanının, onların vatanı olduğu ve etiketlerinin propagandasını kaybederlerse kıyamet kopacağı yönlü sürdürülen psikolojik harp yanılsamasıdır(halbuki kitleler zaten cehennemde, kıyametde yaşarlar ama subjektif ve etiket, sembol propagandalarıyla ve onların aktörlüğüyle farkına varamazlar)...

Kapitalizm de ise, tamamen bir burjuva haktır ve kapitalizm koşullarında geçerlidir. Eğer milletin devleti, milletin devlet kurma, dili, kültürünü üst yapı olarak örgütleme bir hak ise, bu tüm milletlerin hakkıdır.

Bu birinci yol;

İkinci yol ise devletin siyasi karakterini mezhep, millet gibi ayrımlardan çekip, insan olgusuna, insanlar, halklar vb çerçevesine yaslamaktır ki, bu gün empryalistlerin oyunu diyenler dönüp bir kez emperyalist ülkelere bakma zahmetine girmezler.

Kısaca emperyalistler denilen ülkeler, sistemden kaynaklı bu sorunları, kendilerine güçlük ve sorun olmaktansa çözüme giderke, Türkiye gibi geri ve cahil ülkeler, etiket ve sembolcülük bağımlılığın ağır bastığı ülkeler, hala 200 yıl evvelde kalmış AYRIMCILIK/ÖTEKİLEŞTİRME/YOKSAYMA politikikasını yürütürler... Bu halde bu koşullarda bizzat bu politikanın kendisi diğerlerine ve ötekileştirdiklerine "madem beğenmiyorsunuz sizde kendi devletinizi kurun" demektir değilse bile madem bir ırkın, milletin devletidir bu devlet o halde diğerleri de kendi devletlerini kurma hakkına sahptir...

Ayrılmaktan yana değil misinz? O halde evlilik gibi düşünmek gerekir! Boşanma hakkı da bir hak değil mi? Peki insanlar neden boşanır? Anlaşamadıkalrı için peki bir tarafın baskı ve şiddeti varsa bu da boşanma sebebi değil midir? Haliyle Ulusların akderini tayn hakkı evlenme ve boşanma gibi bir haktır, birliktelikten yana isek, artık ırkçı, milliyetçi etiket kölesi siyasetleri terkedip, birlikteliği sağlayacak olan temel İNSAN(!) HAK VE ÖZGÜRLÜKELRİ noktasında siyaset üretmeye yönelmemiz gerekir...

Lakin Türkiye gibi ülkeler bu sorunu hem kendisi yaratır hem de çözülmemesi için diretir, diğer mezhep, halklar ise ne yapsa iki ucu boklu değnektir. İktidarlar kendileri etiket kullandıkları için diğerlerinin de bu hakkı olduğunu bilir ve başını ezmeye koyulur. Ve bu işin daha başında iken başlar, yani bir taraf birlikteliği gasp eder ve olanaklar elinde olduğu içinde suçlu olarak diğerlerini gösterir.. ya kabul edeceklerdir, ya terkedecek ya da ölecekleridr, üçüncü bir ol tanınmaz.

Türkiyenin geçmiş 100 yıllık politikası budur ne yazık ki(yok sayma, ezerek boyu büktürme, faşizm)... Halbuki Kürtlerin mücadelesi bu gün değil ta ilk başından beri önce şu temeldedir, beni kabul et! Ben Kürdüm, dilimi, kültürümü kabul et ve bu topraklarda benimde varlığımı kabul et, beni ayırma, ayrı görme, sen nasıl kendine türk diyorsan bende kürt diyebileyim ve tanımalrı buna göre yapalım.... ile başladı. Ve devlet olmadık sürgün yasaları çıkarttı, o derecedeki, akrabaların bile aynı yerlere yerleşmelerinden, sanata değin yasakadı, yok saydı ve yasaya herkes türktür yazdı, türk olmamaklık aşağılandı, rencide edildi, türk olmaklık aşırı övülürken, diğerleri kötülendi, karalandı, baskılandı ve aşağılandı... Bu yasakçılık, aşağılama anlayışı da 70 yıla yakın sürdü, yine sürüyor! Eğer başından beri, her inançtan, her mileltten insanın bu toprakların en doğal yurttaşı kabul edilseydi(işte emperyalist ülkelerde ki gibi!!!!), bu gün bunca sorun yaşanmayacaktı. Şimdi bu yönde adımlarda atılıyor lakin devlet, iktidar ve bürokratlar ve dalkavuk siyasetçiler, asker de dahil bunu istemiyor, çünkü bu politikalar bir rant kapısı haline gelmiş, ne yazık ki aydın dediğimiz bizim forum üyeleri dahi etiket siyasetinin bağımlısı durumundan kurtulamamış...

Siyasette dini yasaklasak AKP ne yapardı????? İşte rant sağlıyor, korkunç bir rant, diğeride aynı haliyle siyasetçiler seslenirken en çok oy alacağı yerlere sesleniyorlar sünni ve türklere. Diğerleri ise bu devlette zaten yok sayılmış olanlar.

Şimdi nasıl ki aleviler diyanetin ya kaldırılması ya da alevilerin de temsilini ifade ediyorsa, diğer ezilen kürt halkınınki de bu şekilde anlaşılmalı. Buralara kadar gelinmezdi, ama gelindi. Eğer Türkiye'de aleviler alevi olduğu için ciddi dışlanmaya maruz kalırsa, ayrılma hakkını düşünebilirler, bu onların hakkı.Oralara kadar gelmemesi gerekir, yani boşanma hakkını düşündürtmek, düşünenin değil, düşündürenin suçudur ve eylemlerine-şiddetine bakmak gerekir. Kimse kimseye boyun bükmek zorunda değil(heleki sosyalistler böyle düşünür)...

Kürtler ne istiyor? nasıl ki İmam hatiplere alevilerin zorlanması, zorunlu din dersi sorun ise, Türkiyede siyasetinden, hukukuna, hukukundan, eğitim sistemine, yaşam alanlarına varana değin bu şekilde bakmak gerekir, oturup ne istiyorlar demek, şu kılıkta abestir.

Buyrun Anayasa;
Madde 66. – Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür.

Yazı çok uzayacak, anlamak için ne bileyim gidin Avrupa ülkelerine bakın, emperyalistlere bakın(!!), onlar sistemden kaynaklı bu sorunları nasıl çözdüler?! Gelin Türkiye'nin 80 yıllık zulmüne bakın!!!

Ve ne zaman ki Yunanistan'da yaşayan türklere, yunan demeyi sindirirseniz, o zaman haklısınız, bu bakış açısı sakat ise herkes için sakattır. Mesele birlikteliği kabul etmek meselesi, ayrılığı körüklemek ve baskılamak değil.

Kemalizm konusuna ise girmeyeceğim, zira yanlış biliniyor, Kenan Evren'de kemalist idi, ondan önceki darbecilerde.. Kemalizm günümüzün İttihatçılığından başka bir şey değil ve hedef kitle ise subjektif etiket ve sembol istismarı üzerinden afyonlanan, çağı, miladı geçmiş evvel zaman politik taktik-stratejisidir, ideoloji değildir, ekonomik sistem değildir, bir tarafgirlik politikasıdır, yani kolay olandır ve Gladyo tarzının alt yapısını, kitle desteği ve zırhını meydana getirir, bilinçlenenin, sosyalizmin, aslında sosyal demokrasininde bir numaralı düşmanıdırlar ve Atatürk, milliyet onlar için birer istismardır-zırhtır.

postalmarx
26-05-2015, 09:35
Diyorum evet, cunku karsimizda utanmadan indirgemeci bir zihniyet mevcut.Peki siz hic mi utanmiyorsunuz, tipten etnik kimlik bulma tanimina? Size mal'in kim oldugunu diger baslikta gostermistim. Baktiniz mi kendinize?
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=36879&page=3


Bak benim düşük zekalı arkadaşım. Senin sorunun bu. Yıllardır senle bu forumda ihtilafa düşmüşlüğümüz var ve her seferinde farkettim ki sende anlama problemi var. Bak Dialectics falan leb demeden leblebiyi anlıyor. Sen de anlama problemi var. Zekan düşük. Ne diye zorluyorsun? Bırak bu felsefe politika falan tartışmalarını gözüm. Bunlar seni aşar. Kapasiten yetmiyor.

Bak şimdi. Tipten etnik kimlik falan diyorsun. Sen zaten bunu dememden hep rahatsız oluyorsun. Ve modluk yetkilerini de kötüye kullanıp böyle şeyler yazdığım zaman bunların üstünü örtmeye çalışıyorsun. Yani Türkiye'de son 1000 sene içinde bir türkleşme olduğuna dair söylediğim şeyler seni rahatsız ediyor.

Evet diyorum ki bu ülkede kendine Türk diyen, Türkçe konuşan, Türkçe/Arapça/Farsça isim taşıyan, ve birkaç nesildir Müslüman olan bir insanın 10-15 nesil önce ya Ermeni ya Rum olduğunu söylüyorum.

Buna ispat olarak da bir Ermeni'yi bir Rum'u hatta bir Yahudi'yi bir Arab'ı, al bir "Türk"ün yanına koy, bunlar konuşmasa, aksanları belli etmese, isimleri belli etmese, sen bunların hangisinin Türk hangisinin "gavur" olduğunu anlayamazsın diyorum.

Bunu dedim ve hala diyorum. Sen ki eğer diyorsan ki "benim atam dedem Moğolistandan gelmiş" o zaman ne diye tipin Ermenilere benziyor bunu açıklaman gerek diyorum.

Hesapta bu sitede şüpheci, külyutmaz, her türlü eski masala efsaneye saçmalığa inanmıyan bir güruh ama bu Orta Asya masalından vazgeçilemiyor nedense. Demek ki sizin İslam şüpheciliğiniz de yalan. Siz aslında zaten dinsiz veya Alevi ailelerden geliyorsunuz. Zaten CHP kökenli bilmemnesiniz. Bulgaristandan bilmemnereden gelmiş bir dolu dinsiz imansız tip var. Bunlar gelip burada "ben de şüpheciyim heyo" diyor. Lan sen zaten hiç inanmadın ki. Genel olarak bir Şüpheci falan da değilsin. Al işte bu Orta Asya masalında şüphe ettiğini görmüyoruz. Hem de Moğol'un çekik gözlü tipi belliyken, senin kendi aynadaki eblek Arap tipin belliyken bu kadar bariz bir yalanı sürdürmeye devam ediyorsun.

Alevileri kullanmayin bos yere, diyebilmem icin Alevi mi olmam gerekiyor? Daha farkli topiklerde adamlari neredeyse hain ilan eden de sizdiniz unuttunuz mu? Bu nasil bir mantik malligidir?Bak işte. Gene söyleneni anlayamama problemi. Senin zekan malesef yetmiyor Neva gözüm. Belki de gurbetçi falansın, Türkçen kıt. Ya da genel olarak zekan fazla parlak değil. Bak gözüm ben Alevileri "hain" ilan etmedim. Ben siz Kemalistler gibi tekfirci değilim. Adamları "vatan haini" ilan etmiyorum. Ama yukarda dediğimin aynısını dedim. Yani bu adamlar kendilerini sağlama alma arzusu ile gidip Kemalistlerle işbirliği yapıyorlar. Bu tabii ki bize atılmış bir kazıktır ve onlar da bunun gayet farkındalar. "Vatan"a değil, ama kendi ülkesindeki insanlara atılmış bir kazıktır. Bir haince harekettir. Çünkü Kemalistlerin bu kadar süredir bu ülkeye musallat olmasında en büyük destek Alevilerden geldi bugüne kadar. Aleviler de bundan gocunmuyor zaten.

Daha once de demistim, sefaatci kopek ve kemik iliskisi. Olay budur. Siz once misal en basit Asik Veysel'in kafasindaki takke'yi sorgulayin da , ondan sonra bize takunyali tayfasindan terennum edin.
Bakiniz cumlelerinize;Köpek senin sülalendir. Lafına dikkat et, piç!

Once sunniyim elhamdulilah diyorsunuz he mi!?
Siz kiiimmm, ekonomi siyaset konusmak kim. Sünniyim ulan. Müslümanım. Var mı?

Zeka özürlü, Müslüman olmakla iktisat teorisi veya tarihi konuşabilmenin ne alakası var? NE ALAKASI VAR? Beyinsiz. Sen ne diye burada cızırtı yapıyorsun? Bu foruma katkın SIFIR. Kafan olaylara basmıyor işte zorlama. Anca git sen eski konuları "güncelle", tartışmalara musallat olup milletin iletilerini sil, inceden insanlara hakaret et tahrik et, anlamadan etmeden bodoslama dalıp kel alaka birşeyler çiziktir. Defol git bu forumdan, evrensel-insan gibi bir zeka özürlü belasın sen de işte.

postalmarx
26-05-2015, 09:52
Tamam, istenilen devlet değilse nedir? HDP'nin seçim bildirgesindeki "her milletin kendi kaderini tayin hakkı vardır" ibaresi ne anlama gelmektedir somutlaştıralım. Sordum zaten "ana dilde eğitim midir" diye.

Hatta iddialı bir laf edeyim mi: Kürt sorunu, kürtlerin globalleşen, kapitalist sisteme entegre olamama problemidir. Şehirleşen ve zaten tüketim toplumuna adapte olan kürtler zaten birkaç nesil sonra kürtçe konuşmayı bile öğrenmiyor... Kapitalizm, asimilasyonu zaten yapıyor... Para, hangi dilden konuşuyorsa o dil en tercih ediliri oluyor...

Kürt Sorununun başı sonu ortası tamamı Türkçülükten ibarettir. Kimse Türkçülük denilen bu hastalıklı bölücülüğü yapmasaydı Kürtçülük de olmazdı. Gidip adamın suratına bayrak sallayıp "benim şanlı tarihim vaaar baaak, senin tarih boyunca devletin bile olmadı pis çingene" diye nazire yaparsan adam da "iyi lan ben de devletimi kurayım da gözüne sokayım amk" demez mi? Bunu anlamaktan aciz misin? Yukarda Gezi Kemalizm savunması yaparken gene arada Kürtlere bir laf sokuşturdun. Sen hasta mısın? "Globalleşen" zart zurt anlamadığın konularda konuşup laf ebeliği yapma. "Kürtlere tahammül edemiyorum" de anlıyalım. "Atatürkün bize bıraktığı bu cennet vatanda laik çağdaş Türkler dışında kimse olmayacağı bize söylenmişti ilkokulda, ben şu an şok içersindeyim" de anlıyalım.

Şüpheci Dinsiz
26-05-2015, 13:25
postalmarx,
Köpek senin sülalendir. Lafına dikkat et, piç!
[...]
Sünniyim ulan. Müslümanım. Var mı?
[...]
Zeka özürlü, Müslüman olmakla iktisat teorisi veya tarihi konuşabilmenin ne alakası var? NE ALAKASI VAR? Beyinsiz. Sen ne diye burada cızırtı yapıyorsun? Bu foruma katkın SIFIR. Kafan olaylara basmıyor işte zorlama. Anca git sen eski konuları "güncelle", tartışmalara musallat olup milletin iletilerini sil, inceden insanlara hakaret et tahrik et, anlamadan etmeden bodoslama dalıp kel alaka birşeyler çiziktir. Defol git bu forumdan, evrensel-insan gibi bir zeka özürlü belasın sen de işte.

Bir hanımefendiye sarf ettiğiniz sözlere bakın. Tam da size ve tabi olduğunuz zihniyete yakışıyor.

--/--

Alevilerin Atatürk/CHP desteğinin sebebini yanlış anlamışsınız, veya bilmiyorsunuz. Yarım yamalak bile olsa, güdük bile olsa, Laik bir ülkede yaşıyor olmak Alevilerin elindeki en iyi seçenektir. Bu ve komşu coğrafyalarda yüzyıllardır yakılan, sürülen, katledilen bir kesim olan Alevilerin elinde şimdilik daha iyi bir seçenek yok, yakın bir gelecekte de olmayacak, içinde bulunduğumuz günlerde ise yaşanan ve yakın coğrafyada AKP mezhepçiliği Alevilere ciddi tehdit oluşturuyor.

AKP'nin Alevilerin sorunlarını çözeceğini ummak, konu hakkında hiç iyi niyet veya bilgi sahibi olmamak demek.

--/--

Muhattabınızı suçluyorsunuz ama yazılanları anlamayan asıl sizsiniz.

Köpek, sahibinden kemik aldığında sevinir. Sahibinin kemik vermeden önce birilerine saldırtması, takla attırması vesaire umurunda olmaz, sahibinin iyi/kötü olması veya kemiğin helal/haram olması da umurunda olmaz. Kemiği alsın, yeter ona.

Bilmiyorum, bu ilişki günümüzdeki insan ilişkilerine, örneğin belirli şer odaklarını körü körüne destekleyen insanlara da uyarlanabilir mi? Sevgili Neva bunu işaret etmiş olabilir mi?

--/--

Gezi'den de bir şey anlamamışsınız.

--/--

Ve, hüloğğğ.

postalmarx
26-05-2015, 14:38
Sen nasıl utanmadan "köpek" lafını savunmaya devam ediyorsun? Bu nasıl bir saldırganlık ve çirkefliktir?

Aleviler olarak bize böyle böyle edildi diyorsun, Sünniler hayvan diyorsun, bak karşında Alevilerin hakkını hukukunu tanıyalım eşit vatandaş yapalım eski suçlar için resmi özürler dilensin anıtlar dikilsin kitaplar yazılsın diyen bir Sünni duruyor. Ben bu kadar yapabiliyorum. Bak ben lise zamanımda ülkü ocağına giderdim, Alevilere solculara ateistlere komünistlere karşı da her sıradan milliyetçi-muhafazakar insan kadar önyargılıydım, samimi söylüyorum. Bu kadar kendimi geliştirebildim. Tayyip veya Abdullah Gül veya Yeni Şafak yazarları gibi insanlar mesela ancak bu kadar kendini eğip bükebildi. Ancak bu kadar sizin tarafa eğilebiliyoruz. Bunu da beğenmiyorsunuz. Daha napmamız lazım?

Bak ben Sünniler içinde en uzlaşmaya açık (ya da kompleksli mi demek lazım) bir tanesi olmalıyım ki ve bu "ilerici" ve "çağdaş" insanlara o kadar yaranmaya çalıştım ki hayat boyunca gittim ateist oldum liberal oldum hristiyanlığa özendim Batı müziği dinledim Batı hayranı oldum, en Batılınızdan daha Batılı oldum, ama belli ki yetmiyor. Yaranmak mümkün değil demek ki size. Biz de ona göre safımızı daha iyi biliriz artık. Hata bende ki bu kadar senedir bu "çağdaş" kesime yaranmak için kendimden, yetiştiğim değerlerden bu kadar taviz vermişim. Siz insan değilmişsiniz meğerse.

Oğlum bak. Biz sizi gene de kabul ediyoruz. Sağcılar içinde benim gibi ne kadar çok insan var farkında mısın? AKP tabanında ne kadar çok açık fikirli ve karşı tarafla uzlaşmaya açık insan var farkında mısın? Ama siz taviz vermezmiş misiniz? Uzlaşma istemiyor musunuz? Peki neyinize güveniyorsunuz? Al işte Tayyip gitti sizin Gezi'nize karşı 1 milyon insanı topladı Tandoğan'da. Sonra sus pus oldunuz. Noldu? Adam olun adam. Bırakın bu kibri. Herkesi kabul etmeye bakın. Eski imtiyaz günlerinizi geri getirmenin yollarını çakallıklarını artık düşünmeyin. Kuralına göre oynayın. Yeni Anayasa'ya yoğunlaşın. Demokrasi demokrasi diyorsan işte Yeni Anayasa yazılacak. Daha ötesi var mı? Nasıl bir diktatörlükmüş ki halk açıkça tartışıp kendi Anayasasını yazacak? Yahu bundan daha önemli birşey olabilir mi? Sizin derdiniz nedir?

Bedevi
26-05-2015, 14:38
Gezi olayları, beyaz türklerin kamusal ve toplumsal alanda kaybettikleri hegemonyalarının yeniden tesisinin mümkün kılınabilmesi adına gerçekleştirdikleri sokak gösterilerinden ibarettir ki harekete yön veren amiller arasında herhangi bir özgürlük veya demokrasi duyarlılığı yer tutmamaktadır. Bu somut gerçekliği teşhir eden ve bir çeşit turnusol kağıdı işlevi gören olaylar ise 6-8 Ekim serhildanları olmuştur ki Gezide üç-beş tencere çalmayı ''halk gösterisi'' sanan türkler, Kürt halkının yiğitçe ortaya koyduğu özgürlük ve adalet taleplerine karşı devletlerinin yanında saf tutmuşlardır. Hatta bu kadarla da kalmamış, devletin kolluk güçlerinin Kürt coğrafyasında saçtıkları terörü meşru ve haklı görme noktasına kadar varan bir hayasızlık ve utanmazlık içinde olmuşlardır. Bu da türklerin, demokrasinin temel prensibi olan ''farklı olanında'' hakkını ve hukukunu korumak şeklinde kendisini gösteren özgürlükçü paradigmaya dair herhangi bir hassasiyet taşımadıklarını, bu gibi değerleri sadece kendi cenahları ve güruhları söz konusu olduğunda geçerli gören anti-demokratik algıya sahip bulunduklarını göstermektedir.

Bu bakımdan türkler, Sayın Selahattin Demirtaş'a sövmek yerine 6-8 Ekim serhildanın da takındıkları faşizan tavra ilişkin bir öz eleştiri vermelidir. Öyle ki samimi olduklarına inanalım.

xcan
26-05-2015, 14:57
Postal sana burada kemik yok.Akp trolü çok nadir kullandığım bir sözcük kulllanacağım müsadenle.Hoşşştunnuz!....Troller yağmadan pay uğruna havlarlar ve onlara Hoşt demek boynumuzun borcu.Haydi hep birlikte,Hoşşşttt.

postalmarx
26-05-2015, 15:06
Postal sana burada kemik yok.Akp trolü çok nadir kullandığım bir sözcük kulllanacağım müsadenle.Hoşşştunnuz!....Troller yağmadan pay uğruna havlarlar ve onlara Hoşt demek boynumuzun borcu.Haydi hep birlikte,Hoşşşttt.

Şeriat gelsin oğlum. Senin gibi pislikleri şeriat paklar. Bir daha sizin hakkınızı savunursam şerefsizim. Demokrasinin amına koyim.

Khaos
26-05-2015, 17:34
Şeriat gelsin oğlum. Senin gibi pislikleri şeriat paklar. Bir daha sizin hakkınızı savunursam şerefsizim. Demokrasinin amına koyim.

ne içtin bilader sen. mantar falan yaladın herhalde.
iyi-kötü aklı başında konuşuyodun, şanzımanı dağıttın.

bir kere benim hakkımı kimsenin savunmasına ihtiyacım falan yok.
ikincisi bu ülkede temel çelişki bağlamında, emeğin aleyhine olan süreç m.kemalden beri hiç değişmedi. bu iktidar döneminde ise şaha kalktı.
işçi/emekçi düşmanı bir iktidar, abd-ab desteğiyle tepemizde ve herkesin dilinde eski bilindik orosbulaşmış demokrasi kavramı.
gerizekalı, mülkiyetin ve devletin olduğu yerde demokrasi falan olmaz.
bilgi toplumu olursun, finans-kapitalin sağlamdır; uluslarası sömürüden kaynak akışından transfer harcamalarıyla hegemonya üretirsin,sus payı verirsin millet rahat eder buna demokrasi dersin, isveç tipi demokrasi.
ama demokrasi ya dünyanın tümünde yaşanır, ya yoktur.
günümüzde ise burjuva palavrasıdır.

devrime hayvanlık diyen adamın ta amına korum ben.
öküz oğlu öküz.
hak alınır, verilmez.
senin gibi lümpenlerin savunmasıyla da olmaz.
ancak devrimle olur.
gerçek demokrasi, her türlü mülkiyetin (melik: insanın insan üzerindeki, malik: insanın üretim araçları üzerindeki) kırılması ile mümkün olur.
üstelik evrensel olarak bir üretim ve bölüşüm biçimi olarak hayata geçirilmelidir. hayatında devrim mi gördün andaval. paris komününü bir incele bakalım.
hitler korkusundan paranoyaklaşmış stalinist tek emare bulacakmısın.
komünü bastıran burjuva-demokrat hükümetin yaptığı hayvanlığı ise kendileri bile itiraf ediyor.

şeriat pislik paklamaz, ancak pislik üretir.
tarih boyunca pislik üretmiştir.
ağaç arkalarından milleti gizli gizli dinleyen üçkağıtçının yarı-köleci-yarıfeodal arap kültürü harmanlaması mikrop üreten bir bataklıktan başka nedir ki.
bak senin şeriatçılar, husilere neler yapıyor, israil desteğiyle.
bahreynde de aynısını yapmışlardı.
şeriatın insandan değil, sermayeden ve sömürüden yana.
sikmişim sizin şeriatınızı.
hakkımızı savunacakmış da bla bla.

İlahimasal
26-05-2015, 20:39
Bak benim düşük zekalı arkadaşım.

Sünniyim ulan. Müslümanım. Var mı.

_-------------------------------------------------------------------------
Alıntı:
postalmarx´isimli üyeden Alıntı
Hoşgeldin obi wan arkadaşım. Ben de bir budistim, çok derinlemesine okuma fırsatım olmadı o yüzden bu çok ilginç ve faydalı bir başlık benim açımdan, katkılarını paylaşımlarını bekliyoruz.
_-------------------------------------------------------------------------

sen ne moksun söylede ona göre yazssın millet.

ruh hastasi,manyaaak,şizofrennnn,

uzaylı falansında bize numaramı yapıyorsun. kafadan kontakkkkkk

diyorsanki ;kemik nerden atılırsa önüme oraya sallarım kuyruğu

bizden sana kemik yoooookkk. yalvar ğöklere kemik falan yağar.


karar ver artık nesin sen yarında katoliğim ben, dersen şaşırmam hasta herif


şeriatan medet uman budist,,,kitap yazılır la senin hakkında, moğolll( bir yazındada moğolum demişin ya )

hahahahaha

Neva
26-05-2015, 23:04
Bak benim düşük zekalı arkadaşım. Senin sorunun bu. Yıllardır senle bu forumda ihtilafa düşmüşlüğümüzvar ve her seferinde farkettim ki sende anlama problemi var. Bak Dialectics falan leb demeden leblebiyi anlıyor. Sen de anlama problemi var. Zekan düşük. Ne diye zorluyorsun? Bırak bu felsefe politika falan tartışmalarını gözüm. Bunlar seni aşar. Kapasiten yetmiyor.

Bak şimdi. Tipten etnik kimlik falan diyorsun. Sen zaten bunu dememden hep rahatsız oluyorsun. Ve modluk yetkilerini de kötüye kullanıp böyle şeyler yazdığım zaman bunların üstünü örtmeye çalışıyorsun. Yani Türkiye'de son 1000 sene içinde bir türkleşme olduğuna dair söylediğim şeyler seni rahatsız ediyor.

Evet diyorum ki bu ülkede kendine Türk diyen, Türkçe konuşan, Türkçe/Arapça/Farsça isim taşıyan, ve birkaç nesildir Müslüman olan bir insanın 10-15 nesil önce ya Ermeni ya Rum olduğunu söylüyorum.

Buna ispat olarak da bir Ermeni'yi bir Rum'u hatta bir Yahudi'yi bir Arab'ı, al bir "Türk"ün yanına koy, bunlar konuşmasa, aksanları belli etmese, isimleri belli etmese, sen bunların hangisinin Türk hangisinin "gavur" olduğunu anlayamazsın diyorum.

Bunu dedim ve hala diyorum. Sen ki eğer diyorsan ki "benim atam dedem Moğolistandan gelmiş" o zaman ne diye tipin Ermenilere benziyor bunu açıklaman gerek diyorum.

Hesapta bu sitede şüpheci, külyutmaz, her türlü eski masala efsaneye saçmalığa inanmıyan bir güruh ama bu Orta Asya masalından vazgeçilemiyor nedense. Demek ki sizin İslam şüpheciliğiniz de yalan. Siz aslında zaten dinsiz veya Alevi ailelerden geliyorsunuz. Zaten CHP kökenli bilmemnesiniz. Bulgaristandan bilmemnereden gelmiş bir dolu dinsiz imansız tip var. Bunlar gelip burada "ben de şüpheciyim heyo" diyor. Lan sen zaten hiç inanmadın ki. Genel olarak bir Şüpheci falan da değilsin. Al işte bu Orta Asya masalında şüphe ettiğini görmüyoruz. Hem de Moğol'un çekik gözlü tipi belliyken, senin kendi aynadaki eblek Arap tipin belliyken bu kadar bariz bir yalanı sürdürmeye devam ediyorsun.

Bak işte. Gene söyleneni anlayamama problemi. Senin zekan malesef yetmiyor Neva gözüm. Belki de gurbetçi falansın, Türkçen kıt. Ya da genel olarak zekan fazla parlak değil. Bak gözüm ben Alevileri "hain" ilan etmedim. Ben siz Kemalistler gibi tekfirci değilim. Adamları "vatan haini" ilan etmiyorum. Ama yukarda dediğimin aynısını dedim. Yani bu adamlar kendilerini sağlama alma arzusu ile gidip Kemalistlerle işbirliği yapıyorlar. Bu tabii ki bize atılmış bir kazıktır ve onlar da bunun gayet farkındalar. "Vatan"a değil, ama kendi ülkesindeki insanlara atılmış bir kazıktır. Bir haince harekettir. Çünkü Kemalistlerin bu kadar süredir bu ülkeye musallat olmasında en büyük destek Alevilerden geldi bugüne kadar. Aleviler de bundan gocunmuyor zaten.

Köpek senin sülalendir. Lafına dikkat et, piç!

Sünniyim ulan. Müslümanım. Var mı?

Zeka özürlü, Müslüman olmakla iktisat teorisi veya tarihi konuşabilmenin ne alakası var? NE ALAKASI VAR? Beyinsiz. Sen ne diye burada cızırtı yapıyorsun? Bu foruma katkın SIFIR. Kafan olaylara basmıyor işte zorlama. Anca git sen eski konuları "güncelle", tartışmalara musallat olup milletin iletilerini sil, inceden insanlara hakaret et tahrik et, anlamadan etmeden bodoslama dalıp kel alaka birşeyler çiziktir. Defol git bu forumdan, evrensel-insan gibi bir zeka özürlü belasın sen de işte.

Siz o kadar anlama kapasitesi yerlerde surunen bir zihniyetsiz ki, sizin icin x, y,z, g vs.vs. kimliklere iliskin birsey dendi mi, ille karsinizdaki kisiyi o etnik vs. kimlik neyse ona sokma egiliminiz mevcut. Bu forumda sadece ben degil, bircok insan (yonetimde dahil) sizin gibi gereksiz irkcilik islemesine sicak bakmaz, once bunu ogrenmelisiniz. Mod'luga vs. iliskin zamaninda goruslerinizi beyan ettiniz cevabinizi da aldiniz. Yetmedi mi? Siz kimsiniz ki sizin agziniza bakip da mesaj yazalim mi, yazmayalim mi diye dusunecegiz? Kac kurusluk beslik simit zekanizla bunu ongormektesiniz ?
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=29498&page=44


Sizin sulalenizden banane/bize ne ki?
Siz kopek misiniz ki veya kemik beklentisi icindemisiniz ki uzerinize alindiniz? Bakin yazdigim gayet acik oysa, ortalama zekaya sahip kisinin anlayacagi sekilde, siz ne dediniz?

Neva, anlamadığın şu: Sisteme kısadevre zaten yapamazsınız. Tek olacak olan şudur: Siz böyle antidemokratik şeyler peşinde koştukça devlet de zorbalaşır. Siz kuralına göre oynayın adamların eline koz vermeyin. Yaptığınız sadece demokrasiye zarar veriyor.

Akılsıza bak. Gezi devrimi yapacak. Sen hakkatten Geziyi Arap baharıyla bir mi sandın salak? Gezi bu ülkenin gerçeği mi?

Arap Baharı olan ülkelerde oraların Atatürkçü muadili oligarşik rejimlerine karşı muhafazakar çoğunluk ayaklanmıştı. Burada olan ise zaten muhafazakar çoğunluk oligarşiyi demokratik yoldan aşağı indirmiş, ve şimdi de laik azınlık aklınca devrim yapacak da eski imtiyazlı günlerinin düzenini tekrar kuracak.

Aslında orada bir "devrim" falan da olacağı yoktu. Bir avuç gerzek Batı televizyonuna timsah gözyaşları döküyor, şaklabanlıklarla kendi kendini eğlendiriyor, aklınca da devrim falan olduğunu sanıyor. Hayır, tek umulan yeterince kaos olursa ordu gelir darbe yapar ümidiydi. Böyle de zavallıca birşeydi.

Akılsıza bak ya.

Olmazya, hani olsaydı, ordu gelseydi darbe yapsaydı, Tayyibi assalardı, on sene sonra, yirmi sene sonra gene dolaşıp aynı yere gelmeyecek miydi herşey? Karabekir'in partisi kapatıldı da noldu? Menderes asıldı da noldu? Özal zehirlendi de noldu? Dönüp gelinen nokta gene budur. Bu ülkede muhafazakar milyonlar var ve bu hezeyanlı laikçi cemaat azınlıkta. Bunu niye kabul etmekte zorlanıyorsun?

Hala darbe hayalleri, hala bir laik azınlık oligarşisi hayalleri. Sonra da "niye bu hükümet basına baskı yapıyor". Sen de darbe tezgahlıyorsun. Sanki niyeti temiz arkadaşın da bir de şikayet ediyor.




Yaptigimiz demokrasiye zarar veriyor. (Iyi de demokrat degilim ki! Banane sizin sunepe demokrasi anlayasinizdan, kabul babinda?)
Hala darbe hayalleri!? (Ne zaman bu sitede darbeyi savundugumu okudunuz siz? Kopyalayip getirin sokun gozume) Ustelik bu cagda, hala darbe soylemi komik degil mi?

Gezi'yi savunmam/savunmamiz sizi nicin rahatsiz ediyor, kendi yazdiginiz ve kendi inandiginiz hikayeler silsilesi babinda?



Simdi o soyle oluyor, malum, kopeklerin sefaatci putlari kemikler oldugundan, aslolan kemiktir ve onu saglayandir. Ister istemez, gercek yuzunu dokuyor ortaya..Kisaca darbe ile kafayi bozmus, sozde demokratik kisi!.. Kazin ayagi oyle mi ya? Demokrasi kelimesi bahane, cuzdanin, onumuzdeki bes senelik kalkinma planindaki kalinligi sahane...

Ulkede, insan haklari, yargi, hukuk, sanat vs. ozgurluklerin bitmis olmasinin hic onemi yok. Siz bu masallari, kendi kalibrenizdeki insanlara anlatin belki yerler.

Bununla birlikte Gezi'nin, Arap bahari ile bir zannedildigini sorgulamak, siyasi mallikta tavan yapmis zihniyetlerin yapacagi turden bir yorumdur. Ustelik son yillarda butun dunyada genel olarak gozlenen hareketlenmeleri gormezden gelip, dunyayi sadece Roma(pardon, Roma'yi Romalilasarak fethediyordunuz degil mi?) ve ortadogu dunyasi olarak algilamak da, uluslarustu siyasi panaromaya iliskin sigligin, dibinin dibidir. Kisaca, kuyu dibindeki kurbagalarin isidir boyle algilamak. Kuyu agzindan gorebildigi gokyuzunu hersey zanneder.

Gezi bu ulkenin gercegidir, tipki ulke tarihinde olusagelmis diger gercekler gibi. Bu kadar darbe takintisi bunyeye zarar yahu, yazik size. Artik biraz gelistirin kendinizi, caga uyum saglamaya bakin. Ne yaptiniz ki, ordudan darbe yapacak diye bu kadar tirsiyorsunuz siz? Zaten iceri tikmamismiydiniz onlari ve suclu-sucsuz onunuze geleni, ergenekon falan filan masallari ile?

Degilmi ki, orta burjuva icin oturdugu yerden kopek beslemek hobinin otesinde, bir yasam bicimidir zatisahanelerinize gore!? O halde sahibiniz nasil isterse oyle yasarsiniz, sahibinizin elverdigi olcude konusursunuz. Burjuvanin da bir ust burjuvasi var degil mi efendim?


Yalan mi ?
Yoksa sizin pic demenizle kimse pic olmaz. Sadece kendi kalibrenizi ortaya koymus olursunuz, zekaniz, kafanizin basmasi, siyaset/politika birikim vs. kaliteniz bakimindan. Veya kopek oldugunuzu(sayet oyleyse, ki uzerinize alinmissiniz) kendi kendinize itiraf etmis olursunuz. Tamam, filanca filanca soylediniz, etnik aciklamalar yaptiniz guzel, bunu, hemen her baslik altinda teblig misali yazmak, bu siteye ne kazandiracak kalite acisindan?

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=28535&highlight=yildiz

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=29038&page=6


Daha da koyariz yani gerekirse.
Himm oyle mi, Aleviler ve Kemalist'ler ulkenin icine etmisler!? Ne tarih bilinci ama, alkislanasi.. Insenize yahu Osmanli'ya niye cekiniyorsunuz? Demek bu kadar korkuyorsunuz Alevilerden ve Kemalistlerden, niye ki acaba?
Dinsiz kalacagiz diye mi yoksa korkunuz? E simdiki veya daha onceki jenerasyon Alevi ve Kemalistler de, bu tarzda dindar bir genclik yetistirmek istemiyor olabilir. Bu da onlarin en dogal hakki. Yoksa degil mi sizin sunepe demokrasi anlayisinizda?

Kemalist olsam icim gam yemeyecek. Siz kendi Mustafa Kemal'siz cise gidemeyisinizin sucunu nicin baskalarina dair Kemalist yaftasi yapistirarak giderme cabasindasiniz ki? Tipik sunni musluman bilincaltiniz mi zorluyor sizi buna..

Mustafa Kemal ile ilgili basliga yazarsan kemalist,
Mason basligina yazarsan mason,
Kurtlerle ilgili basliga yazarsan kurt,
Turklerle ilgili basliga yazarsan Turk
Ermenilerle ilgili basliga yazarsan Ermeni
Alevilerle ilgili basliga yazarsan Alevi
Komunistlerle ilgili basliga yazarsan komunist
vs.vs.

Tipik Karpuzcu Abidin zihniyeti mottosu;
80 li donemlerde de boyleydi, karpuzcu Abidin abiyi, birileri kendi zihninde, gunduz el arabasinda karpuz satarken emekci, takim elbise giydiginde burjuva, siyah gunes gozlugu takip kosede cay icerken MIT'ci vs.vs kimliklere gun icinde sokmak pek bir modaydi, pencereden gozleyen icin. Hayir bir de bir merak oyle boyle degil, Abidin abi karpuzu iki yardi mi pek bir cezbedici gelirdi nedense.. Ama cok iyi anlardi karpuzdan Abidin abi, soyle alttan kicina vururdu karpuzun ses gelsin diye, gelen sese gore anlardi, hakkini yememek lazim, ne de olsa emekci adamdi, o karpuzlarla buyuttu okuyan cocuklarini.
Haaaa, cozemediniz. E cozmenizi de beklemiyordum zaten acikcasi..

Var!
Madem ki sunnisiniz, muslumansiniz, insanliginiz sonra geliyor, o halde otekilerin kimliklerinden size ne? Nicin rahatsiz ediyor ki sizi? Onlar da sunni ve musluman olmak zorunda degiller ki!?Cok enteresan, nicin sadece Ermeni ve Rum?Roma askiniz mi depresiyor? Yoksa ulkedeki malum onemli sahsiyetlerin bir kismi Rum kokenli oldugu icin mi gemilerine binmeyi tercih ediyorsunuz? E guzel, siz binin bunda bir beis yok da, baskalari da binmek zorunda mi?

Haa dogru ya, Mahcupyan da basdanisman olmus bahsetmistiniz yukarida. Aman ne guzel, peki biz sevinmek zorunda miyiz bu sekle semale dusuncelere? Mecbur muyuz ?

http://www.aksam.com.tr/yazarlar/etyen-mahcupyan/bask-ornegi/haber-407652

Yani 1000 yil once, bu topraklarda sadece Ermeni ve Rumlar yasadi oyle mi? Otekiler uzaydan zembille indiler? Hicbirinin soyu sopu yok he mi geriye donuk!? Peki ondan onceki 1000 yil? Ya da ondan onceki? Cok alakasi var musluman olmakla ekonomi, iktisat konusmanin, yoksa gayet aklibasinda bu konularda konusan musluman arkadaslar da mevcut onlari tenzih etmek gerek. Hele hele uluslarustu(panaromik) konjukturde konusmak filan bayagi bir kafa ister, malum Turkiye de dunyadan izole olmus vs. bir ulke degil sonucta.
Olabilir Turkce'm kisa veya kit olabilir, ama aksini hicbir zaman savunmadim ki mukemmel diye, savunmam da.

Nicin yalan soylemek geregi duyuyorsunuz ki?
O bolum forum kiri degil bir kere, aksine retorik basligi.. Eger silecek olsaydim, direk forum kirine yollardim. Ki acikca yazmisim genelde, o basliga gonderildigini. Sizin tarzinizda durmadan teblig misali etnik, ya da kisi kultune saplanmis Ataturk vs. cignenen sakizlar ve silsilesi oraya aktariliyor, ustelik hic ayrima tabi tutulmadan ideolojik bakimdan.

Ayrica size kim veriyor ki, sizin disinizdaki uyeleri, kisiselliklerine iliskin etnik bakimdan yorumlama hakkini?
Orta Asya masalindan vazgecmiyorlarsa da gecmezler, bundan size ne, sonucta bu da bir haktir. Siz kimsiniz ki onlara dayatacaksiniz!?


Hakaret ha?
Biz sizin bu sitede saga, sola uyelere ettiginiz hakaretleri alt alta dizsek kac postluk baslik olur yahu, ustelik farkli rumuzlarinizla.. Ustelik hic de yakistiramadim sizin gibi ultra zekali, kapasiteli bir arkadasa bu kadar cabuk pes edip defol git vs. demeyi, fikir yaristirmaktan bu kadar muzdaripseniz, fikir kabiziysaniz forumlarda isiniz ne?

Cok enteresan baslik ziplatilmasi da zoruna gidiyor zatisahanelerinizin oyle mi? Size ne ki? Ister bodoslama, ister sirtustu, ister kelebek, konulara istirak ederim. O benim ve tipki diger uyelerinde oldugu gibi, pasa keyfimizin bilecegi istir.

Şüpheci Dinsiz
26-05-2015, 23:21
postalmarx,
Sen nasıl utanmadan "köpek" lafını savunmaya devam ediyorsun? Bu nasıl bir saldırganlık ve çirkefliktir?

Aleviler olarak bize böyle böyle edildi diyorsun, Sünniler hayvan diyorsun, bak karşında Alevilerin hakkını hukukunu tanıyalım eşit vatandaş yapalım eski suçlar için resmi özürler dilensin anıtlar dikilsin kitaplar yazılsın diyen bir Sünni duruyor. Ben bu kadar yapabiliyorum. Bak ben lise zamanımda ülkü ocağına giderdim, Alevilere solculara ateistlere komünistlere karşı da her sıradan milliyetçi-muhafazakar insan kadar önyargılıydım, samimi söylüyorum. Bu kadar kendimi geliştirebildim. Tayyip veya Abdullah Gül veya Yeni Şafak yazarları gibi insanlar mesela ancak bu kadar kendini eğip bükebildi. Ancak bu kadar sizin tarafa eğilebiliyoruz. Bunu da beğenmiyorsunuz. Daha napmamız lazım?

Bak ben Sünniler içinde en uzlaşmaya açık (ya da kompleksli mi demek lazım) bir tanesi olmalıyım ki ve bu "ilerici" ve "çağdaş" insanlara o kadar yaranmaya çalıştım ki hayat boyunca gittim ateist oldum liberal oldum hristiyanlığa özendim Batı müziği dinledim Batı hayranı oldum, en Batılınızdan daha Batılı oldum, ama belli ki yetmiyor. Yaranmak mümkün değil demek ki size. Biz de ona göre safımızı daha iyi biliriz artık. Hata bende ki bu kadar senedir bu "çağdaş" kesime yaranmak için kendimden, yetiştiğim değerlerden bu kadar taviz vermişim. Siz insan değilmişsiniz meğerse.

Oğlum bak. Biz sizi gene de kabul ediyoruz. Sağcılar içinde benim gibi ne kadar çok insan var farkında mısın? AKP tabanında ne kadar çok açık fikirli ve karşı tarafla uzlaşmaya açık insan var farkında mısın? Ama siz taviz vermezmiş misiniz? Uzlaşma istemiyor musunuz? Peki neyinize güveniyorsunuz? Al işte Tayyip gitti sizin Gezi'nize karşı 1 milyon insanı topladı Tandoğan'da. Sonra sus pus oldunuz. Noldu? Adam olun adam. Bırakın bu kibri. Herkesi kabul etmeye bakın. Eski imtiyaz günlerinizi geri getirmenin yollarını çakallıklarını artık düşünmeyin. Kuralına göre oynayın. Yeni Anayasa'ya yoğunlaşın. Demokrasi demokrasi diyorsan işte Yeni Anayasa yazılacak. Daha ötesi var mı? Nasıl bir diktatörlükmüş ki halk açıkça tartışıp kendi Anayasasını yazacak? Yahu bundan daha önemli birşey olabilir mi? Sizin derdiniz nedir?

Hani "takke düştü kel gözüktü", "maskesi düştü", "ağzındaki baklayı çıkardı" derler. Aydın/entelektüel olamama durumu için "alışmadık kıçta don durmazmış" sözü var, sizin aydınlığınız ikide bir kıçınızdan düşüyor ve ben bundan bıktım.

Bir de; sizde dincilik, dinsizlik, sağcılık, liberallik, ülkücülük, ırkçılık, milliyetçilik, solculuk, sosyal demokratlık ne ararsanız var, ne var ki omurga yok.

Neva
27-05-2015, 00:10
Kürt Sorununun başı sonu ortası tamamı Türkçülükten ibarettir.

Eksik.
Ayrica bir kisim Kurtler'in, dini acidan hilafet anlayisindan, din anlayisindan ibarettir. Hani pek bir oversiniz ya Roma gibi olalim falan filan, Papa semboldur, kildir , tuydur bahsi..



Hilafetin kaldırılması konusunda da gene salak propagandalara kanıyorsunuz. Sanki çok önemli bir hamleymiş gibi. "İlericilik" açısından çok gerekliymiş gibi. Olayın ardından yorum yapınca zaten herşey zaten öyle olması gerekliymiş gibi gözükür, bu insan psikolojisinin bir önyargısıdır.

Ama mevzuya bakarsak: Hilafet aynı papalık gibidir. Papalığın bugün İtalya'da ne siyasi gücü var? Bugün de halife aynı öyle sembolik bir konumda olurdu. Arada gidip IŞİD gibi Taliban gibi fanatiklere "lan adam olun" falan derdi. Dini azınlıkları korurdu. Sözü geçerdi. İyi birşey olurdu yani. Hiçbir zararı olmazdı. Siyaset gene mecliste yapılırdı.

Siz sanıyorsunuz ki sultan olsa, halife olsa bunlar hiç ilerici siyasetin etkisine açık olmayacaklar. 500 sene önce nasıllarsa öyle olacaklar. Lan mümkün mü?

Ikinci koyulastirilmis soruyu sorabilen bir zeka olmak icin, hakikaten siyasetten, ekonomiden vs. bi haber olmak gerekir.

Mumkun. Ornek kendinizsiniz.

Şeriat gelsin oğlum. Senin gibi pislikleri şeriat paklar. Bir daha sizin hakkınızı savunursam şerefsizim.

Tek farkla, Papa bunu uluslarasi boyutta yonetiyor, siz ise baktiginiz pencerenin pervazi kadar gorebildiginiz ufkunuzla ulkedeki fertlere deger olarak bicebiliyorsunuz.

Hristiyan alemi, siyasi acindan kicindaki 2000 yillik Hristiyanlik tipasini, yine siyaset uzerinden pazarlamaya ugrasiyor. Siz de son derece basarisiz bir misyonersiniz, olay bundan ibaret.


Yılmaz Özdil olay zamanı "48 saat daha böyle devam ederse BM olaya el koyucak, ha gayret sallayın düşecek" diye tweet atıyor, bu gelmiş bana "ağaç için protesto yapan demokratlar" masalı anlatıyor.

Gezi'yi ilk Kemalistler mi başlattı yoksa sosyalistler mi bilemem. Eğer sosyalistler başlatmışsa bile Kemalistler daha üçüncü gününde olayın tek sahibiydiler. Geriye kalan herkes artık figurandı.

-------------------------
Aleviler ısrarla CHP'nin yanında durmayı sürdüyor. CHP bunların Cemevini ibadethane saymayan geleneğin kurucusu. İlk defa AKP döneminde her tabunun yıkılması gibi bu tabu da yıkılıyor. Bu konular ilk defa ciddi ciddi tartışılıyor. İlk defa bir değişimin sinyali görünüyor. Ama Aleviler hala "Sünnilerdense Faşistler olsun daha iyidir" diye tüm memleketin başına bu Kemalistleri bela etmekte beis görmüyorlar. Bencilliğin son noktası.

--------------------


Bak ben Sünni muhafazakar kökenliyim, ama bak diyorum ki AKP'ye oy attım ve Alevilerin Cemevlerinin ibadethane sayılmasını savunuyorum. Diyanetin Aleviliğe de hizmet vermesini istiyorum. Pirlere falan maaş bağlasınlar, Aleviler de vergi veriyor. Peki sen bir Alevi olarak Sünnilere karşı önyargılarını ne kadar kırabiliyorsun? Tayyib'e ne diye tahammül edemiyorsun? Açıkça söyle derdini. De ki "iktidara bu takkeli tayfa gelemez, onların kamusal alanda yeri yoktur". Anlat işte Kemalist zırvalarını. Ona göre konuşalım.

Ayni gezi takintisi hala.. Bu sorulari, bu sekilde sordurma sanatina, "orantisiz zeka" diyoruz guncel kullanim diliyle.


Size ne kim baslattiysa baslatti, soylemeyecegiz iste, catlayin meraktan.

Yilmaz Ozdil yazdi , siz bugun cak cak sakiz olarak cigneyebilesiniz. Bak ne guzel cigniyorsunuz. Halbuki ayni adam degil miydi,Erdogan'i , Esad'a karsi savunan?
Ne oldu simdi?

Yilmaz iyi cocuk mu, kotu cocuk mu? Hangisi size gore?

Ayni zihniyetiniz;
"Carsi tomayi ele gecirdi polisleri kovaliyor" dendiginde de panikliyor muydu?

http://www.bugazete.com/guncel/carsi-grubu-ele-gecirdigi-tomayi-satiyor-h50937.html

postalmarx
27-05-2015, 10:59
Ben büyük ihtimalle kendimi ifade edemiyorum ki anlaşılamıyorum.

Ben "sünni kökenliyim" derken demek istediğim şu. Sen veya diğeri, yani genel olarak AKP karşıtı insanlar eğer ki Alevi kökenliyseniz, bak diyorum ki ben bir sünni kökenli hatta hala AKP'ye sempati duyan biri olarak size karşı ne kadar önyargılarımı kırmışım. Sizin dünyanızı anlamak için ne kadar çaba gösteriyorum. Ama siz ne diye çaba göstermiyorsunuz? Ne diye kategorik olarak AKP seçmenine karşı böyle bir tavır içersindesiniz. Bak köpek dendi hüloğ dendi, "ne anlarsın iktisat konuşmaktan" dendi, bir dolu hakaret aşağılama. Bu tavır karşılıklı olsa ülkenin hali ne olur? Biz size ne kadar yaklaşıyorsak sizin de bize yaklaşmanız gerekir. Veya genel olarak AKP seçmenine değil de en azından benim gibi size çok daha önyargısız dostane yaklaşan birine de mi bu muamele? Sırf AKP dedim diye mi? Ben siz CHP deyince köpürüyor muyum? Ülkeyi geriyor bu Tayyip, sorumsuzca ayrılık çıkartıyor kamplaştırıyor falan diyorsunuz ama hiç dönüp kendinize baktınız mı?

İkinci olarak da benim inancım şudur ki bu ülkede Türklerle Kürtlerin birleşip tek millet olmasının önündeki en büyük engel Orta Asya Göçü inancı ve bunun üzerinde duran bir Türkçülüktür. Bu yüzden bu konuyu önemsiyorum. Bu inanç yüzünden "biz aynı insanız" denemiyor, ama "biz farklı yerden gelmişiz bunlar buradaymış demek ki zaten farklı insanlarız" diye baştan bir ayrım kabul ediliyor. Halbuki Türklerin de aslında Anadolu'nun yerlisi olduğu kabul edilirse Kürtlerle o zaman beraberce "biz" diyebilmek daha kolay olur, "biz Anadolulular" denir veya "biz Ortadoğulular" denir. Ama "birleşme falan bunlar boş şeyler, benim bu Orta Asya hikayesi çok hoşuma gidiyor, bana ne ülkenin selametinden" de denebilir tabi. Bu da bir tercih(!).

Son olarak da Barikat gibi düşünenlere de bir benzetme yapmak istiyorum. Bir eski yıkık dökük bir kale düşünelim, burada yaşayan insanlar var. Bunlar diyor ki bu kaleyi restore edelim, tamir edelim, çok yıkık dökük. Bunda büyük çoğunluk hem fikir. Ama bir kaç tane tek tük insan da şöyle diyor: "bu kaleyi toptan yıkıp yeni bir tane yapalım". Şimdi bunların "devrimci" olduğunu düşünelim. Şimdi burada yaşayanların çoğu bu fikri mantıksız buluyor. Ve bildikleri şekilde düzeltme restorasyon işine başlıyorlar. Ama bu "devrimci" insanlar hiçbir şeye el atmıyorlar, yardım etmiyorlar, sadece kenarda duruyorlar ve "yıksak daha güzel olur" diyorlar, hatta ellerinden geldiğince yapılanı da sabote ediyorlar. Şimdi bunu yapmak bir yanlışken, yani yardım etmemek, kalkıp bir de üstüne "biz sizden daha ahlaklıyız, bu kalenin iyiliğini sizden daha çok düşünüyoruz, sizden daha çok bu kaleye ve içinde yaşayanlara faydamız var" demeleri de cabası. Bizim açımızdan da böyle görünüyor müsadenizle.

İlahimasal
27-05-2015, 12:11
açılan konu başlığına bak ...demirtaş

sen burda yazan herkesi chp li görüp empati kurup önyargılarımı kırıyorum falan diyorsun. çocuk mu kandırıyorsun.

tayipe sempati duyuyrmuşsun, bize ne

o tayipe biz sempati duymuyoruz ve kanunun ize verdiği yetki ile ona rey vermiyoruz.

o ne diyor

kininizin sahibi olun. kin? sana diyor sana sempati sahibi kinine sahip çık.

alevi topluluğu için ; o topluluk sapkındır kat'lide vacipdir diyen( ebuusuud) lere bizim atamız onlar diyor.

suriyede alevilerin karısı kızı ganimetir diyenlere silah yollayıp, din kardeşim diyor.

kendisine birilerinin görev verdiğini ,o görev için ortadoğuda( sunni,sia,alevi,kürt,türkmen) herkesin ölümüne sebep oluyor.

bunlar mı yapıcı olan şeyler.bunların yapılmasına karşı biz karşı duruyoruz diye bizmi yıkıcıyız. hadii ordan

daha çok yazılacak çok şey varda.

sen hala önyargılarını kırıp bizi anlamaya çalıştığını söyleyerek ,aklın sıra bizi kandırmaya çalışıyorsun

ben sayın demirtaşa oy vermeyi düşünmesemde,kendisini fikirsel olarak yargılasamda , onun seçmen kitlesine saldırıp öldürüp yok etmeye çalışmam ,bu akp ,mhp ve diğerleri içinde geçerli.

hdp olaki iktidara gelse ,tepkim sözle olur öldürüp yok etmek olmaz.

bu gün insanlar orta asyadan geldiğinede, muhammedin arabistanındanda geldiğine inanır. keyfinin kahyasımısınız.

orta asya dan geldik. diyip kurtcu işareti yapıp ,turandı,ülküydü diyip arap kültürünüde içinde yaşatan gruplara söyleyeceğin sözleri bize yapıştırma hacı.

kinini ve dinini. yaşatki akp yaşasın..

emin ol sol görüşlü insanlar senin sempati duyduğuğunun arkasından yürümez.

kemalistte olsam. ,kurde düşman olmam, onlar varsa bende varım derim, siyasi fikir ayrılıkları başka.

postalmarx
27-05-2015, 13:20
Tayyip bu ülkede bir kral veya padişah değil, bir siyaset adamı. İnsanların oyu ile gelip gider. Buna göre de halkın nabzını tutmak zorundadır. Siyasetçiler bir dükkan mağaza sahibi gibidir. Bir hizmet veriyorlar ve rakiplerinden daha çok müşteri kapmak için müşteriyi memnun etmek gerekir. Buna göre AKP tabanında Suriye konusunda olsun, Türkiyedeki laik/alevi kesime karşı olan tavırda olsun, Tayyip taban ne isterse onu söylemek zorunda. Yani tam tersi değil.

Bu yüzden siz tabandaki insanlarla konuşmalısınız, ama tabandaki insanlara da tavrınız işte bu şekilde.

Siz daha baştan insanlara "gerici", "köylü", "cahil" falan diye aşağılayarak yaklaşırsanız nasıl bir iletişim mümkün olabilir?

Tayyip ve Gül mesela 2002'de dediler ki "biz kendimizi reform ettik, milli görüş gömleğini çıkardık, kapsayıcı bir siyaset yapacağız" ve gerçekten de ilk 4-5 sene böyleydi. Ama sizin tayfa bunlara "takiyeci" dedi, daha o günden "devleti soyuyorlar, peşkeş çekiyorlar" dedi, "vatan haini" dedi, "bunlar aslında gizli yahudi" falan diyenler oldu, "bunlar BOP amerikan ajanı" diyenler oldu, "ordu göreve" diyenler oldu. Şimdi böyle bir durumda nasıl toplumun farklı kesimleri arasında sağlıklı bir iletişim olacak?

AKP'liler kendi gazete köşelerinde, kendi tartışmalarında yıllardır çok güzel özeleştiri yapıyorlar ve kendilerini daha da geliştirdiler. Zaten AKP'nin kendisi bir Refah özeleştirisi ile ortaya çıkmıştı. Bu insanlar samimi olarak kendini yenilemeye gayret ettiler. Bak bir ateist-Ermeni AKP hükümetine danışmanlık yapıyor. Yani "bu gavur ne hakla bize akıl verir" değil. Başbakan gidiyor Cemevinde oturuyor. Gidiyor Şivan Perwer'i dinliyor. Ermenilerin vakıf mallarını iade ediyor. Dersim için devlet adına özür diliyor. Bunların hepsi bir ilerlemedir. Kendini geliştirmek empati yapabilmekle mümkündür. AKP tarafı herşeyi doğru yapmasa da samimi olarak gayret ediyor. Ama sizin tarafta uzlaşmaz taşkafa bir inat var. Bu da ortamı geren temel unsur bence. Gezi mesela. Yani nedir bu? Böyle mi yapılacak siyaset? Herkes siyasete böyle yaklaşsa nolur bu ülkenin hali? Herkes taviz vermek zorunda ve herkes bir uzlaşma niyetinde olmak zorunda. AKP bence gayret ediyor. Sizin tarafta bir gayret yok. Kazara sizinkilerden birisi biraz taviz verse hemen onu linç ediyor sizin medya. "Kafir!" diyor. Siz de çok acaipsiniz bunu da hiç düşündün mü?

Bak sizin için asıl endişe konusu ne olmalı biliyor musun? Mısır'da Suriye'de Tunus'ta Libya'da ne oldu biliyor musun? Buralarda yıllardır süren bir laik-milliyetçi-sol diktası vardı. Yani oraların CHP'si Müslümanlara siyasette söz hakkı vermiyordu. Söz hakkı vermezsen insanlar farklı yollar deniyor. Bizim ülkede işte Fethullahçıların devleti gizliden ele geçirme yöntemi çıktı. Ama mazallah Müslümanlar çok daha radikal de olma potansiyeline sahip bir güruhtur. Hiç belli olmaz, yani neye güvenerek bu pervasızlık? Siz nasıl bu kadar düşüncesizsiniz? Yani bir laik azınlık oligarşisi nasıl uzun süre devam ettirilebilir? Mecburen bu insanlara iktidarı vereceksin çünkü çoğunluktalar, yani kendileri ülkeyi sırtlarında taşıyor, kendi vergileriyle onları başkasının kendi değerlerine aykırı şekilde yönetmesine ne kadar daha razı olurlar? Ve işin iyi tarafı da bu insanlar da zaten kendilerini yenilemeye açık insanlar, bırak kendi kendilerine olgunlaşsınlar, demokrasiyi öğrensinler. Bu sayede hepimiz demokrasiyi öğrenelim. Daha ileri bir memleket olalım. Ne diye insanları itip radikalleştirmek lazım? Ne diye ortamı bu dışlayıcı zihniyetle zehirlemek lazım? Kürtlere yapıldı noldu sonuç? Bak bunu da pragmatik açıdan söylüyorum. Toplumsal barış herkese lazım. Siz niye böyle düşüncesizsiniz?

xcan
27-05-2015, 13:41
Empeeryalizmmle mücadele gibi bir sorunun yok ..
Amma çözümün var domalmak..Bop procesinin eş başkanı olduğunu söyeyen kendisi.
Komşularımıza ölüm yağdıran kendisi Kamu mallarını emperyaliizme yok bahsına peşkeş çeken kendisi sende destekçisi bukalemun troollllll....Domalın dildiğinize şeriate ugun domalıın kemiğinizi kapın bizden uzak olun.

İlahimasal
27-05-2015, 13:48
ben köylüyüm,( iyi tırpan sallar,malı merada iyi yayarım)
ben bu devletin vatandaşıyım
ben bu halkın bir parçasıyım
ben saray sevmem
ben rüşveti ( makarna,kömür,vs) kabul etmem
ben dindar bile olsa ortadoguda birilerinin hevasi için öldürülmesini topraklarından sürülmesini istemem.
ben inandığım inanç sistemi ile bir başkasını tahküm altına alıp yönetmeyi kabul etmem.
ben anamın,bacımın,karımın dış görünüşüne laf eden yobazı sevmem
ben birilerinin bana diğer % 50 demesine pabuç bırakmam
ben birilerinin bana alili ,alisiz alvi demesine fırsat vermem
ben birilerinin elinde kuran sallayıp, içinde ne yazdığını başka insanların bilmemesi için politika yapmasına gereken cevabı veririm.
ben. emekçiye fıtratından öldü diyip. kendi çocuklarını el üstünde tutanlardan hoşlanmam
ben millete kefen giydim deyip. peşinde 1500 kişi gezdirmesine kulak asmam
ben bana birisinin yalakalıkk( peygambersin,reissin,lidersin,allahın sıfatları sende ) yapmasına gereken cevabı vermesini bilirim.
ben dün söylediğini ertesi gün kıvırana inanmam.
ben. kendi soyumu sopumu bir başkasına üstün tutmam
ben doğaya,hayvana ,insana rant için fütursuzca saldırana direnirim

ben bu yukarda yazdıklarımı tersine uygulayanları öldürmek için pozisyon almam, konuşurum,dinlerim,kulaklarımi tıkakamam

burdaki (ben )benim gibi düşünen insanlardır. burada. parti varmı? yoook


işde benler gezi yapar
o geziyi yapanları öldürüp ben yapdım ben diyenlere sempati duyanlar anca çocuk kandırır.

postalmarx
27-05-2015, 14:14
Ben aslında şunu yanlış yapıyorum. Ben herkes birbiriyle anlaşsın istiyorum. Bunun için de onlara diğer gruptaki insanlarla empati kurabilme ve karşı tarafı anlayabilme imkanı vermek için onlara karşı gruptan biri gibi konuşuyorum. Ama bunun sonucu olarak da herkesten hakaret işitiyorum. Tek derdim herkesin iyi geçinmesi, kavga etmemesi. Ama heralde bu büyük kavgalarda arabulucu olmaya çalışmak aptallık. Filler tepişirken arada çiğnenirsin. Ben aslında hiçbir tarafı tutmuyorum türk-kürt alevi-sünni laik-dindar sadece herkes anlaşsın istiyorum. Ben keşke bencilce "ne hali varsa görsün herkes" diyebilseydim. Sadece şunu söylüyorum. Ben bu kadar hakareti hak etmiyorum.

Belki olayları kavrayışım yanlıştır ve önerdiğim çözümler yanlıştır. Ama kötü niyetli olduğumu düşünmüyorum. Bu nasıl bir saldırganlık ben anlamıyorum.

Aslında yazdıklarıma bakınca gayet mantıklı konuşuyorum gibi geliyor bana. Hayal mi görüyorum?

Xcan, sana da kısaca cevap vereyim. Özelleştirmeye bakışın niye bu kadar keskin? Yani nasıl bu kadar eminsin özelleştirmenin bir ülkenin zararına olduğuna? Bu konuda ekonomistler bile bu kadar emin değilken sen nasıl bu kadar eminsin? Diyelim ki konu uzmanlar arasında ihtilaflı. Sen nasıl akademi dışından biri olarak bu kadar keskin konuşabiliyorsun? Bu taşkafa tutumla siyasete yaklaşım olur mu? Sen bu tutumla anca kavga çıkarırsın. İnsan biraz alçakgönüllü olmaz mı?

Yani özelleştirme diyelim ki bir ülkeye iyi değil kötü birşey. Bunu yapan adama ne diye "peşkeş çekiyorsunuz" gibi bir lafla itiraz? Desene mesela insan gibi "özelleştirme gerekli değildi, bu işletmeler kar ediyordu, vs vs". Yani bu nasıl bir konuşma tarzıdır? Peşkeş çekmek nedir? Vatanı satmak nedir? Böyle bir iddia nasıl bu kadar kolay yapılabiliyor? Bunlar kavga sözleri değil midir?

xcan
27-05-2015, 14:29
Telecom soygununu anlat bana.Ben vatana ve Türkiye halkına ihanet olarrak görüyorum.Tüppraşı,sekayı,, tekelii anlat....
Soygunn,talan yağma...
Gemciklri anlat....Limanları anllat,Heslleeri anlat....troolllükk yyapmaddan..

burada enasill müücadele veren Nevaya kendi kimlik kartın göstermmen bile tiksindiricyken sana
tahammül edeemiyoruum....Muustafa Kemal anti emperyyalisttti Ona
hakarreet ediyorsun..O laikkti sense şeriatçi bir faşisstsin.O domalmadı sizleer domaldınız Tıpkı
Vihidettin gibi......

postalmarx
27-05-2015, 15:15
"Mücadele" nedir ya? Savaş mı bu? Bu zihniyetle mi yaklaşıyorsunuz olaya yani?

Galiba senin kafanda daha Kurtuluş Savaşı bitmemiş. İç Düşmanlara karşı mücadele devam etmeli. Galiba ülkenin yarısından fazlası baya bildiğin hain. Onların iyiliği için gene onlarla "mücadele" mi diyorsun? Bu 1930larda CHP elitlerinin kendi aralarında bir sloganı değil miydi? "Halka rağmen halk için" diye?

Bence bütün sorunların altında bu zihniyet yatıyor. Bak Dindarlar gidip şeriatçılık da yapabilir. Onlar da "mücadele" diliyle konuşabilir. Herkes böyle yapsa ortalık yangın yerine döner. Sizinki nasıl bir şımarıklık ve akılsızlıktır? Bu hareketinle diğer insanın temiz niyetle barışçıl yaklaşımını elinin tersiyle ittiğinin ve onu radikalleştirdiğinin farkında değil misin?

Savaş ülke dışındaki insanlarla olur. Ülke içinde savaş olmaz, mücadele olmaz. Ülkenin yarısından fazlası sana "hain" gibi görünüyorsa o zaman sende problem var demektir. Bence bunları bir düşün. Bu radikal söyleme bir son ver.

"Şiddet dili kullanılmasın" deyip bu laflar edilir mi? Karşıdakini kışkırtan senin bu tutumun değil mi?

vartor
27-05-2015, 15:27
Arkadaslar, sahislara hakaret etmeden de fikirlerinizi yazabilirsiniz. Hakaretin sizi daha dogru yapmayacagina emin olabilirsiniz. Postalmarx'in da, biz ateistler kadar, fikirlerini acikca soylemeye hakki var. Hemfikir olmasak da, tartismalarimizi sahsiyete dokmekten lutfen kacinalim.
Kendim de bir cogunuzla ayni hataya dusuyorum; muhammedi elestirmeyi en dogal hakkim kabul ederken, kendi kutsalimin (kahramanimin) elestirilimesine tepki gostermeden duramiyorum. Biz ateist, dinlerden ozgur kisilerin, bunlari coktan asmis olmamiz gerrerkir diye dusunuyorum.

xcan
27-05-2015, 15:48
ABD posttalı bir bayan arkadaşımıza bu uslubu kullanıyo Şeriatçı efendiliğiyle.Pek sayın Vartor üstadım İlginize


Köpek senin sülalendir. Lafına dikkat et, piç!

Sünniyim ulan. Müslümanım. Var mı?

postalmarx
27-05-2015, 15:53
ABD possttalı bir bayan akkadaşımıza bu uslubu kullanıyo Şeriatçı efendiliğiyle.Pek sayın Vartor üstadım İlginize

Ben onun bayan olduğunu bilmiyordum. Bayan olsa bile "köpek" falan nasıl benzetmeler bunlar? Karşılığının böyle olması doğal değil mi? Bir saattir ne anlatıyorum burada bak. Diyorum ki böyle kibirli üstten üstten konuşmalar, hakaretler, böyle bir imtiyaz iddia etmeler. Bunlar kavga çıkarır diyorum. Ülkedeki gerginliği kamplaşmayı AKP'nin üstüne yıkana kadar dönün bir tavrınıza halinize konuşmanıza zihniyetinize bir bakın diyorum. Yanlış mıyım? Herkes yanlış bir siz mi doğrusunuz?

xcan
27-05-2015, 15:56
Okuduğunu anlama özürün varr senin

Dialectics
27-05-2015, 15:56
Tayyip bu ülkede bir kral veya padişah değil, bir siyaset adamı. İnsanların oyu ile gelip gider. Buna göre de halkın nabzını tutmak zorundadır. Siyasetçiler bir dükkan mağaza sahibi gibidir. Bir hizmet veriyorlar ve rakiplerinden daha çok müşteri kapmak için müşteriyi memnun etmek gerekir. Buna göre AKP tabanında Suriye konusunda olsun, Türkiyedeki laik/alevi kesime karşı olan tavırda olsun, Tayyip taban ne isterse onu söylemek zorunda. Yani tam tersi değil.



Şimdi bak, demeye getiriyorsun ki RTE koşullar gereği, şartlar gereği, siyasetin geleneği gereği belli bir şekilde davranıyor; hataları varsa da genel niyeti iyi vb. gibi bir takım gizli imalar yapıyorsun.

Ancak benzer bir yaklaşımı ulus-devlet modelini benimseyen Atatürk için yapamıyorsun. Türkçülük söylemini geliştirmiş olmasından dolayı Atatürk ve Atatürkçülere nefret kusuyorsun. Dönemin şartları gereği, çöken bir vatanı hayatta tutmanın en stratejik yolu olarak görülmüş olabileceğini; yani şartlar ve koşullar bünyesinde seçilmiş bir yöntem olabileceğini idrak etmiyormuşcasına saldırıyorsun.

RTE'nin demokratikleşmek adına aldığı bir takım kararların yanlışlarını mübah kılacağını düşünüyorsun sanırım. Bizleri iki yüzlü olmak ile suçlarken bence sen de benzer şekilde iki yüzlü davranıyorsun.

Zamanında demokrasi katliamları yapanları eleştirirken aynısını ya da daha fazlasını yapan zihniyeti övmeye kalkıyorsun.

Ben diyorsun sizi anlamaya çalışıyorum. Ama halbuki GEZİ hareketinden nefret ediyorsun, "demokrasiye alternatif bir sistem var mıdır" diye başlık açıyoruz hemen "eski düzeni getirmeye çabalıyorsunuz" diye suçluyorsun. Kürtler hakkında olumsuz bir yorum yapıyoruz hemen gözleri kör bir Türkçülük ile suçluyorsun.
Burada ben dahil kaç kişiyi gerizekâlı ilân ettin. Aptal mısınız dedin, anlamıyor musunuz dedin. Uzlaşmacı bir tavırda olduğun tartışılır açıkçası.

Ancak faydalı tespitlerin olduğunu da düşünüyorum ben. Kendi adıma konuşmam gerekirse tartışmalarımız neticesinde bir takım farkındalıklar kazandığımı da belirtmeliyim. Zaten diyalektik süreç de böyle ilerliyor, tez ve anti-tez çatışacak ki zayıf taraflar elenerek ortaya daha güçlü bir uzlaşma çıkabilsin. "Tez"i savunanların her fikirlerinin doğru ya da hepsinin yanlış olduğunun iddia edilmesi ne kadar abes ise, benzeri "anti-tez"i savunanlar için de geçerlidir...

Daha önce dediğim gibi askeri vesayetten sivil vesayete doğru geçiş yapıyoruz. Ve sen ve senin gibi düşünenler bindikleri trenden inmezler ise diyalektik negatif yönde çalışacak ve daha geri bir noktada bir sentez çıkaracak...

spartacus
27-05-2015, 16:16
Postalmarx
Sekter biçimde gelen ve subjektif ideoloji ile verilen yanıtları önemsemiyorum, lakin asıl eleştirileri gözden kaçırıyorsun diye düşünüyorum. AKP'nin desteklenmesinin seçeneklerinden biriside siyasi istikrar kaygısıdır. Bu kaygı bilhassa orta ve küçük işletme, esnaftan büyüğe değin uzar ve bu kesimler toplum içinde hatrı sayılır bir etkiye sahiptir.

AKP sonraki 2 dönemde, senin eleştirdiğin o sekter siyasete çoktan girdi zaten ve son hamle ile fettullah kurumsallaşmasını lav edip, kalan koltuklara da yerleşti(Erdoğan artık savcılıktan, hakimliğe kadar yükseldi!?, hukuk diye bir şey eskiden kırıntıysa bile o kırıntıda artık yok). Ama sen bunu eleştirmiyorsun, yok sayan, inkar eden eski yapının demokrasiye tehlike, düşmanı olduğunu ifade ederken, AKP'ninde bu duruşun, diğer tarafı olarak tamamen aynılaştığını görmek istemiyorsun.

Adıyaman'da alevilerin kapıları işaretlendi(alevi kanı bize helaldir diyerek), hem de yeni, AKP döneminde böyle onlarca örnek var ama AKP bunu yapanları ya sakladı ya da korudu. Sen ise hala buralarda başörtüsü siyaseti yapmayı düşünüyorsun, empatiden bahsediyorsun. kadına şiddet gibi tüm diğer inanç ve ifade, düşünceye şiddet yeni bir boyut kazandı, değişen sadece bu postalmark, değişen bu. Baskı, şiddet, faşizm değişmiş değil, kurumsallaşmış hatta daha etkin(dini kitle psikolojisi, daha geniş ve karşı konulamaz-kutsal-tabu!- zemin buluyor) kurumsallık yolunda ilerliyor, senin görmediğin, görmek istemediğin bu ve altında yatan ise bir bahtsızlık, yani ekonomi-politik çıkarların... Sonra AKP'nin dini istismar temelinde siyaset yaptığını da görmek istemiyorsun, lakin geçmişte milli istismar üzerine iş yapanları ise eleştiriyorsun(sanki farklıymış gibi)..

Yani burada objektif davranmıyor, pragmatist yaklaşımlarla, benim istismarcım, faşistim ötekilerden yeğdir noktasına düşüyorsun. Bu halde diğerleri için yaptığın eleştirilerin de zerre değeri kalmıyor. Mesela çok basit örnek vereyim, bırakın siyaseti, uzak şeylerden, AKP Sınavları kaldıracam diye propaganda yaparak geldi, ama tam tersi Sınavları kaldırmaktansa insanalrın kaderini daha bir sınav stresine, kaygısına soktu ve kötü bir taktikle, alçak bir yolla, AKP ye yakın olursanız sınavlarında önemi yok, sizi üstünden atlatırız pompalandı, ispatlandı kaç kere. Tek amaçla bunu yaptı, o kaygı ve stresten kurtuluş için imam hatipleri veya kendisini koşullamak, insanalrın zaaflarından, umutlarından, inançalrından bu denli yararlanan siyasi bir anlayış!. Bu ciddi düzeyde karşı olunması gereken bir tutum, öyle senin iddia ettiğin gibi taban ve toplum yararına bir düşünce de değil, eskinin milli istimarı üzerine oturtulan faşist karakterin, dini isitismar çerçevesiyle el değiştirme stratejisi..

Bırakın üniversite sınavlarını küçücük ilkokul-ortaokul çocuklarına dahi SINAV engeli getirdi, bu sınavın amacı kitleleri normal eğitimde DUVAR teşkil etmesi ve duvarın öte tarafına geçmek zor, ama beri yanda İmam Hatipler veya AKP'ye yamanma hazır gerçeğidir(Bildiğiniz Hitler faşizminin kitleselleşmesi yahu). Yani siyasi hedefleri uğruna bebekleri dahi kullanıyorlar.

Ve sen burada meseleyi empati olarak görüyorsun, halbuki empati yapılacak bir yanı yok. Pekala eleştirdiğin geçmiş şeylerle de ayn empatiyi kurabilirsin, hatta istersen Kenan Evren'lede. Ama siyasi tartışma bu şekilde duygusallıkla yapılamaz, duygusallık, objektifliği gölgeler, empatide yapmanıza engel olur aslında.

Yaptığım empati nedir söyleyim;
Empatimin sonucu, AKP ve bilhassa Erdoğan'da cisimleşen gerici burjuvazinin dikensiz gül bahçesi projesi, stratejisi ve en nihayetinde vahşi kapitalizm... Eldeki olanaklara bakıyorlar, nerede rant sağlayabilirler? Türkçülükten mi? Olabilir lakin bu kaynağın başı tutulmuş. O halde dincilik olabilir, sunni propaganda olabilir, gerciilik, cehalet üretimi olabilir, yerlerini de bunlar üzerinden garantileyebilirler.

AKP bilimsel eğitime karşı, demokratik eğitime de karşı, hatta eğitime karşı! Uzatmayım sen istiyorsun, iktidar faşist bile olsa kimse gık demesin. iyi de bu isteğinin sebebi ne? Pragmatizm(yani ekonomi-politik çıkarların) değilse nedir? Peki sen hiç empati yapıyor musun?

Senin gibi olanaklara sahip insan %10 civarıdr, ya %90'ın çıkarları ne olacak? Sen diyorsun ki ey %90, sizin çıakrınız benim çıakrımdır, empati yapın beni düşünün, ama sen işte halka rağmen halk adına konuşmaya başladın!(hani eleştiriyordun)! Yaptığın bu ne yazık ki... Ve bakıyorsun ki siyasi iktidar faşist bile olsa senin çıksrlarınla örtüşüyor, o halde diyorsun banane %90 dan, zaten ben onları bazı etiketlerle kul, köle edip kendime bağladım, bir güzelde kandırıyorum, onlar çıkarlarının dahi bilincinde olamayacak düzeyde, aman ne yapıp edip maymunun gözünü açtırmayım. Bakıyorsun ki maymunun gözünü AKP gayet ideal kapatıyor, halka rağmen halk adına dinle karar verebiliyor -sanki halkın tüm talebi kafasındaki örtüymüş gibi!-, bu senin taleplerine hizmet ediyor, algını küçücük bir çerçeveye kendi odaklı bir zemine yerleştiriyorsun. Bizden de o çerçevede algı oluşturmamızı bekliyorsun, yapmazsak Kemalist işte solcu şu bu diye, kendin sözde eleştirdiğin platforma savruluyorsun...

Yani özeti bu, AKP'nin savunulacak hiç bir yanı, yönü kalmadı postal mark... Ama sen yine de bunca olumsuzluğa rağmen savunma telaşındasın. Şu bitti, hani diyorsun ya temsil hakkı verilsin, verildi, 3 dönem hemde! Dile kolay çocukluğu sil, çeyrek ömür! Peki bu hakkı AKP nasıl kullandı? Faşist kurumsallaşma, baskı, şiddet ve yok sayma, kişisel çıkar elde etme, rüşvet, hortum soygun politikasını, kendi etiketleriyle sürdürme!

Bu tarz milyon kerede denense postalmark dediklerinde olmaz, empatiside. Bir kez daha kandırldık diyeceksin, devam ederse bu milyon kez olacak... Ha bayrak edebiyatı, ha da ezan edebiyatı, ne fark görüyorsun ki?

Senden beklenen;
laiklik (lakikliğiğ resmi ideoloji ile kavramadığını düşünüyorum, mesele din değil tüm inançlar gibi etiketlerinde siyasete alet edilmemesi, türklük, kürtlük yok tabu ve benzeri, işte bu sayede inanç özgürlüğü ortamı doğar!!! laiklik inanç özgürlüğüdür, demokrasi ise fikir özgürlüğü! Ama sen inançlardan birisi siyasileştirip kurumsallaştırırsan, diğerlerinin özgürlüğünü yok edersin)
demokratik analiz(sen ise demokratik analiz yapmıyor aksine faşizmi meşrulaştıran bir tutum sergiliyorsun, AKP şahsında ZAAF gösteriyorsun)
İnsanca ve insani koşullarda yaşam ve çevre(Sen ise %10 'u insan diğerlerini ise insan olarak görmüyor ve empati yapmıyorsun)
Fikir ve ifade özgürlüğü(sen buna karşısın ve insnaların sokaklarda fikrini ifade etmesini de kötülüyorsun, halbuki eleştirmen gereken insanları sokağa taşıyan uygulama, baskı ve sorumsuzluklar iken, son çareyi kullananları kötülüyorsun)

Uzatsam çok olacak, bu halde sen kendini bilinçli, dürüst, gerçekten insnlığın yararını düşünüyor olarak görebiliyor musun? Bu ülkede başörtü değil ki, topyekün giyim kuşam sorunu vardı! Bu saçmalık ise Osmanlı'dan beridir gelir, tepedekilerin kimin ne giyeceğine, ne yiyeceğine, ne düşüneceğine krar verme hastalığı. Aynı şey AKP de mevcut değil mi?

Erdoğan öğrencilerin nasıl yaşayacaklarına değin karar verip, ultimatom veriyor, DEVLET okullarda çocukların bacak arasıyla kafayı bozmuş durumda, ve sen bu düzeye kadar inmiş faşizmi övmeye koyuluyorsun. Daha neler, neler, yani Erdoğanda cisimleşen o tepedekiler, halka, rağmen hal adına çoktaaaaaandır karar evriyorlar zaten!

Hani sen buna karşıydın? Neden sürekli çark ediyorsun? Seni buna zorlayan ne? Empatisini yaptım ve gördüm ki o %10 içindesin, çıkarların... İşte bu tür egemenlik anlayışlarını bu ülkeden defolmamasının en önemli nedeni seninde içinde olduğun tutumdur. Evvelce %10 türkçülük, milliyetçilik üzerine inşa edileni çıkarlarına görüyordu, şimdi ise dincilik, sünnilik üzerine inşa edileni.. E ülke isyastini de %10 belirliyor, kalan %90 zaten ayran bulamıyor ki içmeye hem zaten o zamandan da, o açıdan da, o ufuktan da, o olanakalrdan mahrum çünkü kapitalizmde her şey parası olana, sermaye gücü olana işliyor. Olmayan ise rüyasında ya görür, ya da görmez... Kısaca sistem paran kadar konuşturuyor ve paran kadar konuşamıyorsan kürtlüğün yok sayılması gibi, yok sayılıyorsun. Bu her alanda böyledir, bırakın siyaseti hukukta bile... Fakire tecavüz et, üstünden hiç inme o şikayet ederse istisnadır(çünkü bir dolu şantaj vardır, işinden etmek, dövmak vb) ama kaybeder... Çünkü devlet, sistem, hukuk parası olandan yanadır. O derece ki fakir hakkını ararke parası olan adam tutup kolunu bacağını kırdırır, bir dolu şiddet uygular, ama sen bu şiddete maruz kalan sokağa çıakrsa SUÇLU ilan edersin, bak sistemin anlayışı bu işte! Sorunda burada. Kolumu, bacağımı kırarsan e bende senin kafanı kırarım ve bundan yakınma hakkın olamaz... Olmamalı, çünkü bunu yapan, eden belirleyen benide buraya çeken sensin. Yolda yürürken birisi sana yumruk vursa ne yaparsın? Sen sürekli vuranı, ezeni, baskılayanı, şiddet uygulayanı destekliyor, maruz kalanı ise şiddete yönelmekle suçluyorsun, sanki niyetleri şiddetmiş gibi, sanki bu bir tercih meselesi gibi! Tercih değil postalmark zorunluluk, zaruriyet, olmasını istemiyorsan o halde egemen, yerleşik olan baskı ve şiddete ve her türlüsüne karşı olmalısın, AKP diye çark etmemelisin...

Sonuç olarak bunca akademik dille yazıp gidip AKP'ye oy atıyorsan, o eleştirdiğin kafatsçının bir başka partiye oy vermesini eleştirmenin de anlamı kalmaz, kalmıyor... Yani şunlarla -> http://www.turksolu.com.tr/ aynı platformdasın, sen sanıyorsun ki onlarda sözde vatan, millet aşkı filan var, hayır postalmark, tamamen ÇIAKR ekseni! Onlar çıakrlarını o etiketleri kullanmakta görüyorlar, herkes sarık, şalvar, sakalla bu işi yapamaz...

Suriye ye giden 2000 TIR!!!! RAKAMI görüyor musun 2000 TIR, silah, teçhizat. hasbelkader 2 tır yakalandı, silah çıktı, ne oldu, bu sayede haddinden fazla insan katledildi. Suriyede muhalif denenlerin sen sanıyor musun ki ordu ile çatıştığını, onların görevi istikrarsızlık yani şehirlerde insanlara karşı terör, kıyım, katliam örgütlemek? TIR ı durup arayanlar, vatan haini ilan edildi, hiç bir gelişmiş kapitalist ülkede devlet bunu yapamaz! Obama dahi bir bölegeye askeri operasyona yatp, kalkıp karar veremez, ancak bu tür suçları devletler faşizm koşullarında işler! Sen ise, böyle yapıda, karakterde bir devleti bir yandan eleştiriyor görünüp beri yandan da yapan benden ve şu etiketi kullanıyorsa diye savunuyorsun?

Suriyede, Irakta onca alevi, ezidi, nusayri, hatta hristiyan, sırf iktidarın sunii etiket faşizminden dolayı, akıl almaz biçimde katledilirken, sen burada 2.000 Tır la silah gönderip, sıkın öldürün diyen AKP'yi desteklemekten bahsedebiliyorsun ve birde şiddet edebiyatı yapıyorsun(sıkılıp öldürülenler karşı koyup sıkana sıkarsa suçlu ilan ediyorsun, sebep şiddete başvurmuş, yahu ölüyor, ölüyor!!! Sen ise öldüreni destekleyip zaten bu sürece dahil oluyorsun, ama şiddete de karşıyım diyorsun, durdurmak için parmak oynatmazken, sürmesi için çaba sarfediyorsun, dediklerinden hangisini geçerli almalıyız(şiddet yanlısı olmanı mı, yoksa şiddet karşıtı olmanı mı?). hani empati?). Yani ekonomi-politik çıkarların seni öylesine kör ediyor ki, tüm bilincini kaybediyorsun.İşte bundan sonrası senina dına kayıptı, tarifi imkansız bir bahtsızlıktır... batıda faşist bir ülkücünün benzin dökün yakın, hepsi ölsün diyen kafasıyla, kafan aynı kafaya eriyor, lakin, şu anda farkına varmıyorsun(bilerek yaptığını düşünmüyorum). Ama AKP 4 e 5 dönem daha diktatörlüğü sürdürürse sıra sana da gelecek emin ol ve işte o zaman empati yapmak için bizi arayacaksın, bulur musun, bulamazmısın muamma:)

AKP baskı, şiddet uyguluyor öyle yönetiyor diyorum sen ise savunuyorsun, ama şiddet yanlısı değilim diyorsun, iyide şiddet, baskı, faşizm yanlısısın işte, biz bu çelişkinin neresinden tutalım?

postalmarx
27-05-2015, 16:31
Dialectics, Tayyip'in nasıl davrandığı ile Atatürk'ün nasıl davrandığı karşılaştırılamaz. Tayyip dediğim gibi bir oy kitlesine hitap eden profesyonel bir siyasetçi. Bu adamın mesleği. Bu mesleğinden başarılı olmasının yolu seçmenin sözcülüğünü doğru yapmak. Yani sen RTE diye kendi başına bir faktörden bahsetmemelisin. AKP tabanından bahsetmelisin. Muhafazakar insanları artık görmelisin. Ve onlarla konuşmaya çalışmalısın. Müzakerenin tarafının onlar olduğunu anlamalısın. Çünkü Tayyip sadece bir sözcüden ibarettir.

Atatürk ise öyle değildir. Kendisi savaş sonrası yıkılmış bir ülkeyi bir boş anına getirip tek başına gaspetti. Herhangi bir seçmen kitlesine karşı mesul değildi. Bu yüzden de kendi fikrini kafasına göre uygulamaya koyabildi.

Atatürke kızmamın en başta sebebi şudur: Nasıl ki bir insanın böyle bir gücü varken elinde böyle akılsızca bir şey kurmuş. Yani Türkçülük diyorsun o dönem bir gereklilikti. Ben de diyorum ki hayır hiç de şart değildi. Ama önemli olan bu değil. Önemli olan sonuçları. Ben diyorum ki bu adam baştan mesela Anadoluculuk gibi birşey kursaydı, "Anadoluda Türk Kürt hepsi buranın yerlisidir, Türkleşme olmuştur" diye okul müfredatlarını yazsaydı ve halka bu ideolojiyi verseydi, bugün PKK gibi bir sorunumuz olmayacaktı. Belki bugün itibariyle daha demokratik ve daha zengin bir toplumduk.

Şimdi sen dersen ki "Atatürk çok ileri görüşlü bir adamdı, siyaset dahisiydi", ben de diyorum ki bana hiç de öyle gözükmüyor. Bence ileri görüşlü olmadığının en bariz ispatı bu 30 senedir süren PKK isyanıdır.

Şimdi bir insanın tek başına böyle önemli bir konuda, kaç nesil sonraki geleceği etkileyecek böyle bir konuda kendi aklıyla kalkıp karar vermesi nasıl bir sorumsuzluktur? Yani tamam anladık bazen devlet adamlarının inisiyatifine kalmıştır milletlerin kaderi ama bu mudur yani? İnsan bir istişare etmez mi? Mecliste o kadar adam toplamışsın bunların fikrini de alsaydın. Bunlar oraya tiyatro seyretme gelmedi. Ama bu adamın hastalıklı bir iktidar hırsı vardı, bir de herşeyi en iyi kendi bildiğinden emin, askerlik yetkilerini kötüye kullanarak meclisi falan ele geçirdi, baya bildiğin darbe yaptı ve diktatör oldu. Sonra da bize bu geleceği kurdu. Buyur. 2015 yılı olmuş daha hala Anayasa yazacaz. Batı ülkeleri anayasalarını yüzyıllar önce yazmış. Kişi başına düşen milli gelirimiz 10bin dolar çünkü üç kuruş paramızı da Kürdistan dağlarına bomba atarak harcıyoruz. İşte bunlar zeka meselesi. Bir ülke öyle hamasetle yönetilmez. Türksün marş oku sabaha kadar, şu duruma nasıl bir fayda sağladı 2015 yılında daha toplumun kendi içinden çıkmış bir anayasası yok, 10 bin dolar kişi başına gelir, yenemediğin bir Kürt isyanı, dindarlar casus örgütü kurup devlete sızmış, al işte. Atatürkün bize bıraktığı budur. İlerigörüşlülük siyaset dehası bu mudur? Onu dehası sadece entrikaya ve iktidarı dalavere ile ele geçirmeye çalışıyordu. Sonra da heralde Almanların milliyetçiliklerine falan özenip saçmaladı ve bize bugünkü durumu o günden hazırladı.

Gezi de senin için bir destan olabilir. Belki de ilk defa bu millet böyle bir kendini ifade etme tecrübesi yaşadı. Yıllardır (ta Atatürkten beri) asker postalı altında ezilmiş sindirilmiş bir halk olarak ilk defa böyle birşey yaşandı, ilk defa insanlar "vay be ben de konuşabiliyorum, ben de ifade edebiliyorum kendimi, benim böyle bir hakkım var, ben devlet için değilim, devlet benim için" gibi bir hisse kapıldı. Ama abarttı tabi. Aslında onlara bu şekilde bir tecrübe yaşatabilen AKP'nin kendisi olmuştu çünkü Askeri siyasetten el etek çektiren onların mücadelesi idi. 2007'de askeriye gene alışkın oldukları üzere bir muhtıra verince aldıkları cevap öyle bir cevap oldu ki, sadece dindarlar değil laikler bile ilk defa "Devlet" diye büyük harfle yazılan şeyin bir gölge oyunu olduğunu hissetti. İlk defa siyaset topluma inmeye başladı. Gezi bunun bir sonucu oldu. Ama tabii dediğim gibi görmemiş olduğu için insanlar, ilk defa böyle birşey yaşayınca nasıl yapacaklarını da tam bilemediler. Sapı samanı birbirine karıştırdılar.

Bak bu Özgecan diye bir kız öldürülmüştü ya. Sonra insanlar devletine yönlendirmesi ile değil kendi inisiyatifleriyle bazı organize tepkiler vermişlerdi. Çarşı grubu mesela "minibüste bir kız varsa, son kişiysek inmiyoruz" falan diye kampanya yaptı. Özgecan'ın öldürüldüğü şehirde ise kadınlar belediye otobüslerine minibüslere "biz buygün para vermeden binecez" diye bir kampanya yaptılar.

Şimdi baklınca evet bunlar sivil toplum inisiyatifi. Ama biraz da salakça. Biraz da sapı samanı birbirine karıştırıyor. Yani Özgecan'ı kim öldürdüyse onun suçlusu odur. O bölgedeki tüm minibüsçüler ne diye o gün zararına yolcu taşımak zorunda? Bak örnek veriyorum. Yani bizim halk çok da anlamıyor hak nerde hukuk nerde. Gezi de biraz böyleydi. Neye bu kadar kızdıkları belli değildi. Belki de kendileri de okul yıullarından beri devletin despotluğunu hissetmiş buna karşı bir tepkileri içlerinde hep kalmışi. Buna bir tepkiydi. Ama AKP'ye olan asıl öfkelerinin arkasında Atatürkçü tabuların yıkılması duruyor: yani Kürtlerle savaş değil müzakere, ki bu Kürtleri bir etnik varlık olarak tanımak demektir. Ve dindar insanların kendi türbanıyla vesaire devlet dairelerine, hatta meclise Çankayaya girebilmeleri buralarda çalışabilmeleri. Bunun yanında tabi ta ilk günden beri laiklerin çobanları tarafından propganda edilip uydurulan efsaneler: işte devlet işletmelerini peş keş çektiler, bunlar amerika'ya çalışıyor, yok bunlar yahudi mi, bunlar vatana inanmıyor, cumhuriyeti yıkacaklar, kürdistan kuracaklar, şu bu, bir sürü acaip şey de kafalarında tabii bu aşırı tepkiyi gerekçelendirmek için dolaşıyordu. Gezi böyle birşeydi.

Ama pragmatik açıdan diyorum ki gene: böyle bir hareketi böyle azınlık bir kesim hangi cesaretle yapıyor? Muhafazakarlar bu ülkede %60'a kadar ulaşan bir kesim. MHP'nin falan şu aralar AKP'ye ters durmasının tek sebebi Kürt-PKK konusundaki politikada anlaşamamalarıdır ama aslında bu adamlar aynı insanlar ve laiklere onlar da mesafelidir. Peki yani neyine güvenerek laikler böyle bir ayaklanma başlatabiliyor? Eğer ki devam etseydi ve muhafazakarlar da aynı şekilde karşılık verseydi bu işin sonu nereye giderdi? Ordu dışında güvenebileceğiniz ne var böyle bir çatışmada? Ki Ordu bile artık halkı eskisi gibi korkutamıyor. Yani nasıl bir aptal cesaretidir? Anlatabiliyor muyum?

postalmarx
27-05-2015, 16:55
spartacus, bak bu "devrimci" zihniyetle siyaset yapılmaz. Siyaset, özellikle modern çağda sol siyaset yumuşak dille yapılır. Sen bir komünist olarak Soğuk Savaş zamanıymış gibi böyle keskin konuşuyorsun. Ama işin aslına bakınca gücünüz sıfır. Hayır artık bir SSCB de yok. Tek yaptığınız o zaman gidip Atatürkçülerin yanında saf tutmaktan ibaret.

AKP'ye karşı eleştirilerin bazıları abartılı bazıları da doğru. Ama senin önerdiğin çözüm olmayacak birşey. Bir kere sana daha önce de yüz kere dedim ki bir insan eğer ki "ben toplumcuyum, insancıyım, insanlara zulmediliyor, insanları önemsiyorum, kimseye birşey olmasın" deyip sonra "yıkalım iç savaş çıkartalım" diyorsa bu insan yalan söylüyor. Bu kadar açık bir çelişki olamaz.

Mesela diyorsun ki esnaftı bilmemkimdi siyasi istikrar istiyor. Mesela bunu ne diye önemsiz bir bahane gibi konuşuyorsun? Yani bir ekonomik krizin nasıl bir yıkım getirdiğini bilmiyor musun? Bunu görmedik mi defalarca? En çok da toplumun dibindekileri vurmuyor mu böyle şeyler? Zengin insan belki biraz daha az lüks yaşıyor ama açlık sınırının hemen üstünedeki bu sınır altına düşüveriyor. Yani böyle birşeyi nasıl önemsiz buluyorsun? Nasıl sana çok basit geliyor?

Eğer ki gönlünde "devrim" falan yatıyorsa, veya başka türlü radikal bir toplumsal dönüşüm yatıyorsa, kalkıp bu çerçeveden yapıyorsan bütün bu itirazını o zaman eğer ki senin asıl gönlünde yatan şey olmayacak irrasyonel birşeyse, bu senin bütün olaya bakışını da etkilemez mi?

Toplumsal düzen milyonlarca insanı ilgilendirir ve dediğim gibi bir yanda insanlar işinde gücünde okulunda olabilirken, diğerinde herkes evinde korku içinde, sokaklarda çatışmalar, marketler kapalı ve yiyecek karaborsaya düşmüş, gasp hırsızlık almış yürümüş ama ortada polis mahkeme kalmamış. Sen hani "kaos" dedim diye dalga geçiyordun ya. Şimdi bu ikisi arasında arzu edilenin ne olduğu belliyken, burada nasıl yani kumar oynanır? Ya da şöyle diyeyim. Sen nasıl milyonlarca insanın hayatıyla kumar oynama hakkını kendinde görebilirsin? İnsanlar kendileri bunu istiyorsa amenna, ama sen diyorsun ki "insanlarda yanlış bilinç var, bizim bunu insanlara zorla getirmemiz gerek".

Varolan düzeni yıkıp yeni düzen kurmak yıllarca sürecek bir iç savaş ve yıkım demektir. Sonrasında kurulacak şey de genelde bir polis devleti ile devam ettirilir. Ve en nihayetinde de genelde bu da bir yere kadar devam ediyor çünkü insanlar özgürlüklerini istiyor. Bu o zaman baştan sona bir yıkım deneyiydi. İnsanların hayatıyla, milyonların hayatıyla böyle bir "deney" yapmak nasıl bir psikopatlıktır?

Şimdi sen "yıkalım" diyenlerle arana mesafe koymamışken, toplumda istikrar isteyenlerin kaygılarını küçümseyip ekonomik krizleri basite alıyorken, nasıl yani senin bu radikal AKP eleştirine ciddiyetle yaklaşalım? Sen bir kere aklın sahasında bile değilsin. AKP'yi eleştirirken baktığın yerin ne kadar gerçekliğişn dahilinde veya dışında oloduğu şüpheli. Çünkü insan farklı yerden bakınca işler farklı gözükür. Sen bize ama diyorsun ki "bana böyle gözüküyor" ama ya durduğun yer akıl dışıysa? Toplum karşıtıysa?

Önce kapitalizme karşı olan önyargını bir kır. Ondan sonra belki AKP'ye karşı olan eleştirilerinin bir kısmı en azından sana daha farklı gözükecektir. Ama dersen ki "ben hiçbir umut olmasa da bir ütopya konuşmak istiyorum", zaman bu hayal dünyasından gerçek dünyaya eleştiriler yaparken de ciddiye alınmayı nasıl beklersin? Ya da bu nasıl topluma yapıcı bir katkı olarak kabul edilir? Günün sonunda senin durduğun yer bu "Atatürk memleketi bize bıraktı, çekilin çarıklılar" diye yaygara kopartanların yanı değil midir? Senin toplumsal tartışmaya katkın budur, başka da birşey değil. Bu yapıcı birşey mi orasını sen kendine sormalısın. Ama sen "yapıcı" olmaya inanıyor musun, bu işte şüpheli. Ben çok az komünistle tanıştım ki aslında insanlıktan nefret etmiyor olmasın. Kim yoksa bu kadar yıkım kaos ve akabinde toplumu inim inim inleten bir despot devlet taraftarı olabilir ki normal bir kafayla? Bu nasıl insanlığa bir iyiliktir? Nasıl yani bu kapitalizmden daha iyidir? Bunu anlamak mümkün değil.

spartacus
27-05-2015, 17:16
spartacus, bak bu "devrimci" zihniyetle siyaset yapılmaz. Siyaset, özellikle modern çağda sol siyaset yumuşak dille yapılır. Sen bir komünist olarak Soğuk Savaş zamanıymış gibi böyle keskin konuşuyorsun. Ama işin aslına bakınca gücünüz sıfır. Hayır artık bir SSCB de yok. Tek yaptığınız o zaman gidip Atatürkçülerin yanında saf tutmaktan ibaret.
Tek bir alıntı yap bu dediğine dair?

AKP'ye karşı eleştirilerin bazıları abartılı bazıları da doğru. Ama senin önerdiğin çözüm olmayacak birşey. Bir kere sana daha önce de yüz kere dedim ki bir insan eğer ki "ben toplumcuyum, insancıyım, insanlara zulmediliyor, insanları önemsiyorum, kimseye birşey olmasın" deyip sonra "yıkalım iç savaş çıkartalım" diyorsa bu insan yalan söylüyor. Bu kadar açık bir çelişki olamaz.
Tek bir tane örnek getir yazımdan? Ama sen baskı ve şiddete yan tutuyorsun, bu baskı ve şiddete karşı direnci ise byle mimliyorsun, olmuyor. AKP konusunda abartmıyorum, aksine buzdağının görünen ilk ucundan bir iki örnek evrdim. 2.000 TIR, bunun abartılacak ya da abartıya ihtiyacı mı var, şidet değil mi? (hani karşıydın?)

Mesela diyorsun ki esnaftı bilmemkimdi siyasi istikrar istiyor. Mesela bunu ne diye önemsiz bir bahane gibi konuşuyorsun?
Önemsiz bahane gibi konuşamdım, bahane bile değil, ama sana dedim ki %10! Sen o %10 adına konuşuyorsun bende %90, empati diyorsun, yap o zaman! Ama bana gelip %10 empatisi yap deme, ben zaten yapmışım ki siyasi istikrar demişim...

Eğer ki gönlünde "devrim" falan yatıyorsa, veya başka türlü radikal bir toplumsal dönüşüm yatıyorsa, kalkıp bu çerçeveden yapıyorsan bütün bu itirazını o zaman eğer ki senin asıl gönlünde yatan şey olmayacak irrasyonel birşeyse, bu senin bütün olaya bakışını da etkilemez mi?

Postalmark, yazdıkalrımla ilgili hiç bir şey demedin. Tekrar oku ve alıntılayarak yaz.

Sen diyorum, bildiğin tipik kafatsçılarla aynı platformdasın, nedenlerini de izah ettim. ben seni eleştiren bir yazı yazıyorum, sen oturup bana dair yazıyorsun.

Varolan düzeni yıkmak konuyla ilgili değil, buna da girmiş değilim, sen nasıl var olan düzeni ne pahasına olursa olsun KORUMAKTAN DEM VURASBİLİYORSAN, ama bu konularda da fikir sahibi olabiliyorsan, benimkiside aynı. Sen faşizmide tercih ederek koruma tarafındasın, ben ise YIKMAK DEĞİL DEĞİŞTİRMEK tarafındayım. Empati yap, yıkmak amacım değil, benim amacım değişim ve devrim de bir tercih değil zorunluluk olabilir, ya da olmaz, aynen senin kapitalizminin devrimleri gibi, bunu neden küçümsüyorsun? Şiddet benimd eğil ben şiddete karşıyım ama değişim istediğimde şiddete maruz kalacağım, demek ki şiddeti üreten sistem olacak ben değil ve arzu da etmiyorum. Ama benim elimde değil, ey kapitalizm %90'ın çıakrları için, ey kapitalizm maymun gözünü açtı dediğimde kapitalizmin işi gözü açılan maymunun gözüne kurşun sıkmak olunca, kimin şiddetinden bahsediyorsun sen?...

Şimdi benim amaçlarımı bir yana bırakalım, eğer sen AKP baskı ve etiketçiliğinden bu denli yana isen demek ki dürüst değilsin ve sırf bunuda bir kaç ekonomi-politik çıakrın uğruna yapıyorsun. bak sana diyeceğim şu, ekonomi-politik çıakrların elbette önemli, ama bazı hallerde TAVİZ VERMEN GEREKİR. İşte bu dönem senin gibi düşünenlerinde TAVİZ vermesi gerektiği dönem ya da dürüstçe ben baskı, şiddet yanlısıyım, ama çıkarıma hizmet ediyorsa demen. Ya senin çıkarın %90'ın çıkarına hizmet etmiyorsa ve ortada baskı-şiddet-faşizme dayalı bir devlet modeli varsa, ne olacak?

Ben seni kaç kalemde eleştirdim git bak, sonuç olarak eleştirdiklerinden farklı olmadığın açığa çıkıyor ve bir yol ayrımındasın, ya o eleştirdiklerinle aynı platformda, farklı etiket, kafatasçılık ile devam edersin, ya da bu platformu hangi etiket olursa olsun terk edersin. Mesele burada.

Ve halk adına halka rağmen konuşmaktan da artık vazgeç... %10 küçümsemiyorum, ama sende %90'ı küçümseme ve canına tak dediği yerde de, siktirin gidin ulan yeter demesini, alçak bir yolmuş gibi karalamaya çalışma. %10 adına halk adına halka rağmen konuşmaktan vazgeç!

Basit bir örnek SEÇİM diyorsun yahu!

Kabul, ama şu ana kadar istatistikler gösterdi ki, iktidar seçimlerde %7 gibi rakamlara değin bir oy hırsızlığı, manipüle yaratabiliyor. Daha geçen 1 kamyon dolusu pusula İzmir'de çıktı, 1 kamyon ne demek?

Şimdi savunduğun parti, hem iktidarda hem de seçimleri kendi eliyle provake ediyor ve sen seçimden bahsediyorsun. Bu iktidarın ne kadar güvenilmez ve seçimlerde bu yolsuzluk, hırsızlığı aleni iken onları demokrasiye inanlar olarak görmemizi istiyorsun... hani sen o elit kafaların her şeye karar vermesine karşıydın ne oldu? yahu savunduğun Parti, seçim iradesine dahi tecavüz ediyor, yani senin tabirine halka rağmen halk adına karar veriyor, ama sen buna karşısın fakat yapanı da destekliyorsun. Bu kadar çelişki lahana ve turşu meselesinde dahi bulunamaz.

AKP faşist olduğu için seçimler üzerinde böyle oynuyor çünkü sandığı ESAS ALMIYOR! SANDIĞI ESAS ALMAYANALRIN bir gün toplumun canına tak etmesine ise şiddetle karşı çıkan sen, bu hali durumu ise destekliyorsun! Lahana ve turşu!

Ben o dediğin profesyonel siyaseçi olsam daha ilk seçim yolsuzluğunda, derhal bunu yapanı bulun, oyları tekrar sayın derdim! madem sandığa inanıyorum değil mi? Ama gerçekte olan ne, aksine suçlu bakıyorsun ki, hükümetin kendisi! Şimdi bile sandık görevlilerini bu suçları örtbas edenlerden seçmek için taktik işine girdiler ve sen hala seçimden bahsediyorsun...

Kabul seçim, ama sen kendinle çelişiyorsun, iktidarda olana yan tutman = baskı, şiddet, YIKIM, yok sayma, anti demokratik platform, faşizm kültürü oluyor... Ama sen bunlarıda başkalarına gelince eleştiriyorsun ki ne gam... Olmuyor postalmark, olmuyor,siyaset mi yapacaksın, AKP tercihin olamaz. Neden olamaz, kendi ifadelerinden dolayı, tabi dürüst olabiliyorsan...

bak ben kalem kalem girmiyorum, gayet genel çerçeveyle yazıyorum, oturup sana şu tarhite AKP-devletin şusu diye buraya yüzlerce dizemem, geneli konuşmak bile sayfayı aşıyor..

postalmarx
27-05-2015, 17:38
Ben bu seçimde AKP'ye oy verceğimi söylemedim. Ben şahsen kararsızım ve büyük ihtimalle oy vermeyecem bile, ama bunun konuyla alakası yok. Benim tek bildiğim var, o da sizin yaklaşımınız bir yere varmaz hatta işleri daha bok eder.

Ayrıca yakışmıyor da. Yani burası hesapta ateist ilerici bir ortam ama Batılı muadillerinde olmayacak acaiplikler var. Bir dolu ırkçı var, faşist var, ve komünist var. Siyaset tartışması komplo teorileri seviyesinde gidiyor. Bizim ülkenin geri olmasının heralde semptomlarından biri de budur, yani "ilericilerimiz" bile bir acaip. Halbuki bizim toplumdan daha akıllı, okumuş etmiş olmamız gerekiyor hesapta.

Bak Şüpheci Dinsiz geçen bir laf etti. Tek onu konuşayım. Diyor ki mesela, tarlada domates şu kadara çıkıyor, son kullanıcıya ulaşınca bu kadar artmış oluyor fiyatı. Demek ki arada bir sürü asalak var, halk bunları besliyor.

Bak bu o kadar cahilce bir ekonomi anlayışı ki. Yani bu şuna benziyor: bir çağ ki fizik newton mekaniğini aşmış, relativiteyi kuantum mekaniğine geçmiş, ama birisi kalkıyor sana aristo fiziğinden bahsediyor, "4 element vardır" falan diyor. Bu o derece cahilce bir laftı bu arkadaştan. Üstüne "faiz haramdır" da deseydi tam olacaktı.

Ama işte bizim sorunumuz da bu. Okumuyoruz. Kendimizi geliştirmiyoruz. Ben Batılıların tartışma ortamlarına bakıyorum bazen, emin ol öyle akıllılar ki. Bizimkiler niye böyle?

Ama cahilce herkes de o kadar keskin fikirlere de sahip ki. İnanılmaz.

spartacus
27-05-2015, 17:52
Sstem eleştirisi başka Postalmark, ve nasıl ki ürün ekenler otları temizler, buna cahilce diyemezsin., dememelisin. Bu farklı bir platform ve kapitalizm gibi bi sistemin zeminindeki dengeziliği, zararlı otları ve haşareyi görmemek, asıl cehalet bu olurdu.. Ama konu değil.

AKP ye oy vereceksin demedim zaten, ama sana demek istediğim AKP'nin olumsuzlukları, olumlu yanlarının 10 katı seviyesine geldi. tek taraflı bakmayı artık bırak dememdir, heleki seçim iradesine tecavüz eden bir hükümet, senin için de tehlikelidir. Kötü olan ne? Bıraktım şunu yaptı, bunu yaptıyı, işte tamda senin o tercih edilemez gördüğün şekle evrildi... Yani Kemalizmi eleştiriyorsun ama sende, bu konuda tersinden kemalistsin.

Söylediklerim gayet açık ve ben bu seçimde HDP yi alternatif gördüğümü zaten söylemiştim. Yani ben kapitalizme hayır, şudur budur, seçime hayır dememişim ki, aksine bizzat siyasi anlamda seçime dahil olduğumu ve tercihimi söylemişim... (Yani bu temellerden bana gelme, eleştirme hem geçersiz hem de yersiz)... Kısaca şimdi ülke içi siyaset şu noktaya geldi, AKP senin geçmiş dönemler dediğinin aynısını temsil eder konuma evrildi, yani AKP dışında her seçenek, senin seçeneğin de olma şansına erişti. Burada sen detaya girersin elbette, girmelsin, ve ayırabilirsin... Kimisi CHP diye düşünür alternatifi -ki evet bu gün bu haliyle(Kılıçdaroğlunun anlayışında cisimleşen, hoşgörü, ağırbaşlılık ve herkesi önemsemek) alternatif olabiliyor, Baykal ise Kenan Evrenin tipik, siyasi arenadaki apoletsiz cinsiyd, ittihatçı, halktan kopuk, subjektif kafa adamıydı-, kimisi MHP(ki bana göre en kötüsü!!, zaten AKP nin yıllardır koltuk değneği hem de daha beteri).. Birde HDP var, ana tercih olarak..

Ama sistem dışı bilince sahip olan ben bile, sistem içi kaygılarımı dile getiriyorsam o %10 kadar önemsemeni beklerim, görmek isterim çünkü benim bu kaygılarımla, senin yıllardır eleştirip, dile getirdiğin kaygıların ORTAK. Sadece aktörler farklı-değişti, kaygılarımız ise değişmedi, koşulu değişmedi, aynı, hepsi bu...

postalmarx
27-05-2015, 18:14
Bence HDP'nin meclise girmesi çok önemli. Zaten doğrusu da budur. %9 olup da mecliste temsil edilmemek Allahtan reva değil. Sadece ortam daha da gerilir.

AKP'nin eskisi kadar güçlü olmasına da gerek var mı bilmiyorum, belki de Müslümanların iktidarı tadıp bu sorumluluğu alıp olgunlaşması gibi biraz da Atatürkçülerin olgunlaşması gerekli. Aslında toplum içinde en ham kafalılar onlar. Yıllarca onların yerine askerler düşündü, bunların aklı gelişemedi.

AKP'nin temel önemi Kürt Sorununa barışçıl çözüm arayışı (çünkü bazılarının sandığının aksine askeri çözüm mümkün değildir, 1993-95 arası en şiddetli şekilde bu denendi zaten, bunların haberi yok) ve şimdi ek olarak Cemaat'le mücadeledir bence. Ama artık bunlar devlet politikası olduğundan hangi parti gelse de değişmez heralde.

Yeni Anayasa fikrine CHP'nin de karşı çıktığını sanmıyorum. Zaten ister istemez bu olacak, yeni bir Anayasa şart bunu herkes söylüyor, Bahçeli bile. Tabii burada önemli olan her partinin katkısı ve neye karşı çıkacakları, ve olayları ne kadar yokuşa sürecekleri, bu yüzden oy oranları önemli. CHPlilerin mesela etnik azınlıklara falan ne kadar kapsayıcı olabilecekleri meçhul. Önyargılarını kıramıyorlar. Bak Neva'ya, "Kürt" kelimesini büyük harfle yazmaya eli varmıyor bile. Nasıl solculuksa artık. Böyle ülkeye böyle solculuk işte. Ne diyeceksin. Genelde normal ülkelerde sağcılar etnik azınlıkların hakkını tanımaz, solcular bunun davasını güder. Bizim ülkede tam tersi. Bu aslında biraz da neden liberallerin AKP'ye destek vermiş olduğunu açıklıyor. 2000'li yıllarda AKP, CHP'den daha soldaydı. AKP'nin solcu oluşundan değil. CHP'nin aşırı sağda oluşundan. Ama bunları zaten biliyorsun.

spartacus
27-05-2015, 18:28
AKP'nin eskisi kadar güçlü olmasına da gerek var mı bilmiyorum, belki de Müslümanların iktidarı tadıp bu sorumluluğu alıp olgunlaşması gibi biraz da Atatürkçülerin olgunlaşması gerekli. Aslında toplum içinde en ham kafalılar onlar. Yıllarca onların yerine askerler düşündü, bunların aklı gelişemedi.
işte her iki kesim içinde aynı. AKP bu nedenle seçim öncesi dile getirdiği sosyal, liberal söylemlerinden çark etti, ilk dönem ise üzerinde baskı büyüktü çark edemiyordu ve ikinci dönemi o baskıyı saf dışı edeceği hamlelere girişti(poltikalarının eleştirilmesinden, AKP ile örtüşmeyen her fikri dahi baskı altına noktaya evrildi, solcuları geç, liberallerin dahi sesini kıstı). Bu çark ediş ilk dönemde olmadı, zımmi idi, ama ikinci dönemde sağlamşlatık artık aslımıza rücu edelim dendi ve rücu ettiler. Yani nato kafa, nator mermer...

AKP ise cemaat konusunda dürüst değil, zaten aktörlerin değişmesini sitiyor, yani senaryo aynı, oyuncular değişsin istiyor. Cemaatin gücünü görünce bu sefer Ergenekon dediğinden çark etti, çünkü korku başı sardı... Heleki kendisi tarikatlardan beslenip, tarikatların taleplerini, devlet gücünü kullanarak, sorgusuz sualsiz dayatması gibi...zaten alavere, dalavere üzerine. Cemaat olayınıda aslında seçim malzemesi olarak taktiğe dönüştürdüler, bir düşmana ihtiyaçları vardı... İşte bildiğin tipik iç-dış düşman siyaseti :)

Yani bu milliyetçilikle, dincilik istismarı siyasetinin birbirinden hiç farkı yok. ve tavsiyem AKP lileri facebook, twitter psikolojik olarak takip edip analiz etmen... Göreceksin ve şaşıracaksın ki, daha dün sekterliğinden şikayet ettiğin ülkülücüleri dahi çoktan geçmiş.

Lakin sorun şu, ötekiler bu düzeyde kitleselleşemiyordu, çünkü milliyet olgusunun din gibi kural, kaide ve yaptırımalrı söz konusu olmuyordu. tek tip insan modeli ama kitlesel boyutlarda din bu konuda çok daha etkin. yani birisi kulak diğeri ise deve..

Bu dönem önemli, çünkü tamda kırılma noktası, 12 Eylül sonrası, Türkiye de ilk defa toplum(hem milliyetçi hemde dinci kafatasçıları ve politikalarının vardığı boyutu analiz etme, kırılma noktası oluşturabilme şansını kazandı)

Kırılma noktasında ise dikkat edersen bu iki kafadar(milliyetçi, dinci kafatasçı) bir konuda ORTAK ve uzlaşı içinde. HDP'nin saf dışı bırakılarak, kırılmanın önüne geçmek, ister kara propaganda isterse provakatif devlet baskılarıyla!

İşte ben bu derecede önemli görüyorsam, bir tanesi burasıdır ve seninle bu konuda ayrı düşmememiz gerektiğini düşünürüm. Kafatasçılarla uğraşırken birde senle uğraşmak istemem :). beni bu düşünceye sevk eden senin kafatasçı yönetim olgusunu ret ediyor olman ve alternatifçi arayışındır.

errata
27-05-2015, 18:33
İslamcılık patladı.
Erdoğan, Davutoğlu, Fethullah, Gül gibi adamlar İslamcı idi, onların da ne vaziyete geldiklerini gördük. Bitti bu iş.
Bu adamların cebindeki herşey boşaldı ve yitti. Bu adamlardan görüp göreceğimiz herşey sona erdi. Artık kendi başlarıyla birlikte memleketi yemeye çalışıyorlar hepsi bu.

Beraber yola çıktıkları adamların neredeyse %80'i döndü başka tarafa gitti.

Erdoğan'ın yanar döner gazlamaları bir iki sene daha sürdü sürdü, o da bitince temelli kayacak ebelerinin bir taraflarına.

postalmarx
27-05-2015, 18:56
Bence bu ülkenin ihtiyacı olan asıl ihtilafı arayıp bulmaktır. Çünkü bizim tabu siyasetimiz asıl ihtilafların üstünü tabaka tabaka örtmüş, insanlar birbirine kızıyor ve üstteki tabakaların kavramlarıyla birbirini yiyor, ama kimse asıl endişelerini kaygılarını karşıdakiyle konuşamıyor ki gerçek bir toplumsal müzakere olsun. İslam'ın sert tarzının getirdiği bir korkudan dolayı olabilir. Atatürkçülük o dönem İslamcı bir tepkiyi bu şekilde engelledi heralde, bu da o günden beri siyaset yapılma tarzı oldu.

Bu dediğim asıl ihtilafı arayıp bulmak önce herkesin kendine ve karşıdakine dürüst olmasını gerektirir bence. Herkes samimi konuşmalı. Tabii bunun için herşeyden önce özgür ifade ortamının olması gerekir. Ve bu iyileşme süreci başlayacaktır. İnsanlar konuşarak bu tabakaları kaldırıp asıl ihtilaf nerdeydi farkedecek hatırlayacak ve toplum siyasete hakim olacak. Akıllı bir şekilde kendi kendini yönetecek.

Ama bu özgür konuşabilme ortamının olması ancak bu askeri vesayetin gerilemesiyle mümkün oldu. İşte bu yüzden ki eskiden konuşulamayacak şeyler bugün konuşulabiliyor. Kürt diyemezdi eskiden kimse mesela.

Ama henüz toplum olarak yolun başındayız. Diğer toplumlar 200 senedir belki özgür konuşuyor, ve belli bir siyasi olgunluğa erişmişler. Biz ise daha yeni başladık. Toplum olarak çok hamız ve olgunlaşmak uzun zaman alacak.

Bence "Pay It Forward" filminde olduğu gibi, iyi niyetli samimi tavır ve konuşma birileri tarafından başlatılmalı, bu iyi niyet diğer insanları da yumuşatıp bir domino etkisi ile herkese sirayet edecektir. Solculuk da zaten eğer ki iyimserlik ise, umut taşımak ve imkansızı istemek ise, o zaman bu görev herkesten önce solculara düşer. Zaten bu yüzden "ilericilik" deniyor buna, toplumun ilerleten bu olacaktır. Ama malesef bizim "sol", faşistler tarafından istila edilmiş durumda. Geriye kalanları da kafayı kapitalizmle emperyalizmle bozmuş durumda.

Khaos
27-05-2015, 20:30
bak postal;

şu an turnuvadayım, uzun uzun yazamıcam.
atatürkçülerle yan yana politika yapmak akp'ye yakışır.
sonuçta ikisi de temel çelişkide sermayeden yanadır.
kapitalist-emperyalizm karşısında duruşları aynıdır.

bana laf yetiştirebilmek için işi teşbih yapmaya kadar düşürdüysen senle işimiz var.
teşbih değil düşünce üret.
sorunun melik/malik sorunu olduğunu, sömürü sorunu olduğunu, artı-değer sorunu olduğunu, ortaya koyuyoruz.

çözümü de öneriyoruz. elbette bazen yıkmak da gerekecek. insanın insanı köleleştirmesi yıkılası bir durumdur.
devrimciliik karşısına, sözde bir evrimciliğe atıf yapman devrim ve evrim kavramlarını dejenere etmek.
yaptığın teşbih içler acısı.kenarda duran yok. kimseyi zorla yıkıcı olmaya çağıran baskı altına alan da yok. sorunun kökünü deşifre ve çözüm önerisi var.
ama aklın sscb'de takılı kalmış.
bizden kemalistlere dost olmaz, ama kompradorlara hiç olmaz.
ister ulus-devletçi bonapartist, ister muhafazakar görünümlü islamcı faşist, hepside sahte ideolojilerle halkı kandıran manipüle eden baskı altına alan, kült üretip içeriği boş kavramlarla halkı sürüleştirenlerdir bunlar.
benim nazarımda uluslarüstü sisteme entegre olmak, kendi halkını bu sisteme kurban etmek bağlamında, m.kemalle tayyip fotokopidir.

spartacus
27-05-2015, 20:56
Bence "Pay It Forward" filminde olduğu gibi, iyi niyetli samimi tavır ve konuşma birileri tarafından başlatılmalı, bu iyi niyet diğer insanları da yumuşatıp bir domino etkisi ile herkese sirayet edecektir. Solculuk da zaten eğer ki iyimserlik ise, umut taşımak ve imkansızı istemek ise, o zaman bu görev herkesten önce solculara düşer. Zaten bu yüzden "ilericilik" deniyor buna, toplumun ilerleten bu olacaktır. Ama malesef bizim "sol", faşistler tarafından istila edilmiş durumda. Geriye kalanları da kafayı kapitalizmle emperyalizmle bozmuş durumda.
bende yıllardır bu sol görünümlü marjinallerden, halka rağmen halm adına, insana rağmen insan adına kutsal-inanç-tabu kafalılardan muzdaribim, ama ne değişip düzeliyorlar ne de tükenip gidiyorlar. İkiside olmuyor, hem nalına, hem mıhına her şeye zarar veriyorlar...

Türkiye'de sol, sol değil zaten(istisnaları dışta tutarsak), özünde muhafazakar sağ. değişime de, ilerlemeye de karşılar özünde, tek sorunları ve kıyamet senaryoları var o da statüko... Bazı kendine sosyalist sol diyen marjinal gruplara değin, sosyalist olmak sol olmayı dahi kavramamışlar, Osmanlıdaki ittihat terakkinin sol-sosyalist görünümlü dışa vurumu versiyonu.. Üstelik inanç odaklı, inanca dayalı siyaset odaklı, olgunluk, bilinç ne istediğini ve yaptığını neden istediği, bildiğini bilmeye odaklı değil. Sosyalizmi bilen birisi, materyalizmi kavrayan birisi inanç, kutsal, yüce ideoloji vb gibi lafızlarla, heleki, etiket, sembol kafasıyla, kişi kültü şu ya da bunla,resmen bir tarikat, şeyh, mürid yaklaşımyla düşünmenin anlamsız, saçma, yanlış olduğunu bilir... Ama Türkiye de iş değişiyor, inanca dayalı, bırakın sosyalizmi, kapitalist kültürü daha feodaliteyi aşmamış kahramanlar çıkıyor ve devlet'de bu yapıları bu yönlerinden dolayı kolayca kullanabiliyor.. Paravana dönüyorlar... Çünkü inanç siyasetinin varacağı uç nokta burasıdır ve kısa sürede birbirlerini hainlikle suçlamaya, inancı için çalışmamakla, inancın kuralalrını çiğnemekle, kendilerine abuk subuk solcu böyle olur, solcu şunu giyinmez, şu byle olurlarla da kalıp örüp birde bunalr üzerinden ayrışamaya vb varır. Bu inanç siyasetinin her türlüsünde böyledir. Adamda bilinç yok, kültür yok, kavrayış yok, 3-5 sembole tapınım var. At önüne sembolü, etiketi, kullan, kullanabildiğin kadar.

Türkiye bu haliyle tersine dönen dünya.. Solcunun muhafazakar-stotükocu, sağcınında çoğunlukla gerici olması(sağ ve sol kavramının dışında), ama muhafzakarlıktan, stotükodan ziyade de değişime yeşil ışık yakması... garip ve bu garipliği anlatmak zor... Kafalara girmiyor çünkü gıda bir kez tersinden alınmış, zaman istiyor...

Mesela AKP ilk seçimlerde gelirse şeriat gelir deniyordu, haliyle bu tutuma ilk karşı çıkanlardan birisi bendim. tabi bizim insanımız sığ, sembolik düşünüyor, bu elinde olmadan düştüğü durum, çünkü empoze sembol, etiketle yapılıyor. haliyle o darlıkla mesela hayır şeriat gelmez aksine AKP şeriat istemlerini söndürmek-frenlemek, boşaltmak üzerine de kurulu dediğimde otomatikman beni AKP ile eşleştiriyorlar(olmadığım halde)... Türkiye de sermaye kesimleri de şeriatı istemiyor, gericide olsalar, çünkü ne kadar kötüde olsa çıakr ilişkileri, şeriat koşulalrında bu çıakrlarını sağlayamayacaklzrını biliyorlar ama beri yanda da din iyi ibr rant sağlıyor, iki ara bir derede işi götürmeye çalışıyorlar.. Ama sonuçta bir yana doğru ağır basıyor ve şimdi Türkiye, dünden daha tutucu, gerici bir hale doğru ilerliyor ve oy uğruna dozajı bu kafayla tutarlarsa, yarın kendileride frenleyemeyecek... Neyse...

İlahimasal
27-05-2015, 21:12
ne istiyorsunuz atatürkden?

Bütün zorba hükümdarlar hep dini alet edindiler; Hakiki ulema, dini bütün alimler hiçbir vakit bu zorba hükümdarlara boyun eğmediler. Fakat gerçekte alım olmamakla beraber, sırf o kılıkta bulundukları için alım sanılan, çıkarına düşkün haris ve imansız bir takım hocalar da vardır. Hükümdarlar iste bunları ele aldılar ve iste bunlar dine uygundur diye fetva verdiler. Gerektikçe yanlış hadisler uydurmaktan çekinmediler. Gerçek ve imanlı ulema her vakit her devirde bunların kinine hedef oldu

"Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müridler, meczuplar memleketi olamaz.

"İlk olarak KURAN'ın dilimize çevrilmesini emrettim. Bu da ilk defa olarak Türkçe ye çevriliyor."

"Bu memleketin sahibi ve toplumumuzun asıl unsuru köylüdür."

Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir."

"Efendiler siz hayatınızda mebus olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat hiç bir zaman sanatkar olamazsınız.

"Tarihimiz en mutlu dönemi, hükümdarlarımızın halife olmadıkları zamandır."

İlahimasal
27-05-2015, 21:23
bazıları solda sol diyor. bende solcu yum.

sol dediğiniz kavrama örnek bir ülke gösterin ( kuba ). demeyin

atatürk heykelini topraklarına dikip ona saygi duyuyorsa kuba sol deil faşisttir demi. ataturk diktatör ya hani,faşist ya hani.

adam devrimler yapmış, bu devrimler sayesdinde 1000 yıllık bağnazlığı yok etmiş, tebayı,köleyi,köylüyü yönetime iyi veya kötü belkide eksik ortak etmiş, saray soytarılarına dersini vermiş, kadına secme ve seçilme hakkını bahşetmiş,din simsarlarına geçit vermemiş,

ölmüş.


eeeeee siz tatli su solculari siz ne yaptınız.

bu gün burada tartışmaya açtığınız konulari bu adam devrim yapmasa ,düşünmek için ne zemin nede cesaretiniz olucakdı.

büyuk bir çoğunluğuuz belkide şu aziz nesin kitabını çigneyen yam yam gibi olucakdınız.

e be insaf. ne istiyorsunuz atatürkden. hiçmi devrimci deildi bu adam.

sol demek kürt devleti kurmaksa. ben sol deilim.

sol demek kürt halkına yapılan haksızlığın önünde barikat kurmaksa ben solcuyum.

Khaos
27-05-2015, 21:44
bazıları solda sol diyor. bende solcu yum.

sol dediğiniz kavrama örnek bir ülke gösterin ( kuba ). demeyin

atatürk heykelini topraklarına dikip ona saygi duyuyorsa kuba sol deil faşisttir demi. ataturk diktatör ya hani,faşist ya hani.

adam devrimler yapmış, bu devrimler sayesdinde 1000 yıllık bağnazlığı yok etmiş, tebayı,köleyi,köylüyü yönetime iyi veya kötü belkide eksik ortak etmiş, saray soytarılarına dersini vermiş, kadına secme ve seçilme hakkını bahşetmiş,din simsarlarına geçit vermemiş,

ölmüş.


eeeeee siz tatli su solculari siz ne yaptınız.

bu gün burada tartışmaya açtığınız konulari bu adam devrim yapmasa ,düşünmek için ne zemin nede cesaretiniz olucakdı.

büyuk bir çoğunluğuuz belkide şu aziz nesin kitabını çigneyen yam yam gibi olucakdınız.

e be insaf. ne istiyorsunuz atatürkden. hiçmi devrimci deildi bu adam.

sol demek kürt devleti kurmaksa. ben sol deilim.

sol demek kürt halkına yapılan haksızlığın önünde barikat kurmaksa ben solcuyum.

18. yy'da feodal üretim biçimi ve o üretim biçiminin hakimi aristokrasi-klise ittifakı karşısında; kapitalist üretim biçimi ve burjuvazinin eşitlik-özgürlük-demokrasi talebi soldur.

ama bu yüzyılda; sol emek-sermaye çelişkisinde emekten yana olmaktır.
atatürkten bişey isteyen yok.
sizden isteyen var.
atatürk bonapartist burjuva ilericisiydi. aslında bu önerme bile eksik, m.reşit geleneğinin jöntürklerin ittihatçıların devamıydı.

solcuyum demekle solcu olunmuyor;
solculuğun tabanı artık aristokrasi karşısında burjuva taleplerde bulunmak değil.
o tarihte kaldı.
taban; emek-sermaye çelişkisinde emekten yana olmak.
bunun tek çözümü ise sınıfsız sömürüsüz devletsiz bir dünya.
mülkiyetsiz bir dünya. yönetenin ve sahip olanın olmadığı bir dünya.

artık günümüze gelin.
tarihsel bir kişiliğin altında ezilmeyi bırakın.
diğer tüm ikilemler, temel çelişki çözüldüğünde kendiliğinden çözülür.
mülkiyetin melik ve maliğin, devletin olmadığı bir dünyada sahte ideolojik aygıtlar da yaşayamaz. kürt-türk de anlamiçermez.
insan olunur, sadece. ya da bu olmazsa kapitalizm hem dünyayı hem insanı yer bitirir.
insanın yabancılaşması ve dejenerasyonu yeniden üretilir de üretilir.
birleri madenlerde ölür,
birileri sahte ideolojiler uğruna çıkan çatışmalarda,
çocuklar ucuz işgücü olur, 12 yaşında hapishanlerde yatırılır, tecavüze uğrar.
işte burjuva demokrasisi bu.
insanın insan kanı ve teriyle yaşamasının adıdır kapitalizm ve mekanizması da artı-değerin cep yapılmasıdır.

hala atatürkten dem vurup durmayın.
milyonerler varetmek, menderesden önce onun fikriydi.
bkz; izmir iktisat kongresi.

tatlısu solcusu olmaz. paris komününden, ispanyaya şili nikaraguaya ve bu ülkeye bi daha bak. bedeni parçalanıp çuval içinde babasına verilen adamlar var bu ülkede bilmem ismini bilirmisin.
ser verip sır vermeyenler.
onlar mı tatlısu solcusu.

İlahimasal
27-05-2015, 22:01
bana yazma sana düm düz söverim demisdin .
bana yazdığınız için yazıyorum.

ben tatlı su solcularına hitaben yazmışdım o yazıyı size deil

siz bildiğim kadari ile anarşisttiniz. bu sizin beyanınızdı bir yazınızda.

anarşist bildiğim kadari ile hic bir yapıyı ( sağ,sol,devlet,din gibi) kabul etmeyen bir düşünce.

ben atatürk öldükden sonra bu tatlı su solcuları. ne yapdı diye sordum.

ben

kadınlar ,köylüler,köle ,tebaa olan halk ,inanç sistemi,i çin atatürkun açdığı kapının kapanmaması ve dahada geliştirilmesini isteyenlerdenim.

menderesden sonra bu devlette sizin dediklerinizin hepsi oldu .halk için birtek devrim yapılmadı bu güne kadar. dahada beteri halk bir birbirine kırdırıldı, 12 eylülde sağdan ,soldan yetismiş ne kadar insan öldü bir nesil heba edildi ,

bu olayları tertip edenler, dinciyim.ataturkçüyüm,kürdüm,türküm diyebilirler.

bu kavramlari kullanmaları. atatürkün açtığı devrim kapısını kapatamaz, atatürküde suçlu yapmaz.

Neva
27-05-2015, 22:58
. Diyorum ki böyle kibirli üstten üstten konuşmalar, hakaretler, böyle bir imtiyaz iddia etmeler. Bunlar kavga çıkarır diyorum.

Iktisat/siyaset bilmeyenlerle, anlamayan super cahillerin saga, yukari, asagiya, sola gerizekali, akilsiz, beyinsiz, vs. hakaretlerle cahilligini kapatmaya ugrasma cabasina iliskin boyle ustten konusurum.

Yoksa kimseye ustten konumuslugum yoktur, insanin bilmedigi icin cahil olmasi ayiplanacak bir durum degildir, aksine anlatilir, yine anlatilir ve anlasilmaya calisilir. Iyi niyet denir buna. En azindan sorar, anlamaya calisan bir yaklasim izler.


Bu dil, bu tarz salt size ve gerek siyasi/etnik, gerekse dini baglamda irkcilara iliskindir yani, sonuna kadar kendi uzerinize alinabilirsiniz, tepe tepe de kullanabilirsiniz.

Ancak unutmayin ki her tepe tepe kullandiginizda, misliyle beni karsinizda bulursunuz. Sonra, ben anlasilamiyor muyum, ifade mi edemiyorum kendimi , kildi tuydu edebiyati yapmayin..

Siz buna imtiyaz deyin, ne derseniz deyin. Nasilsa alttan konusulani da anlamiyorsunuz, farkeder mi? Siz kavga cikmasa da cikarirsiniz bir sekilde.

Sizin super cahil olusunuzu, saga,sola satasarak, hakaret ederek vs. kapama cabanizi , biz niye anlayisla karsilamak zorundayiz ki!? Hic usenmem, mesaj mesaj tarar ettiginiz hakaretleri(bu forum uyelerine) bulur getirir gozunuzun onune atarim.

postalmarx
27-05-2015, 23:16
Şimdi son olarak pek çok konuda anlaşmış olduğmuz için gene ihtilaf çıkarmak istemiyorum ama sırf tartışmadan hepimiz birşeyler kazanalım diye şu yazdığına birşeyler diyeyim.

mesela hayır şeriat gelmez aksine AKP şeriat istemlerini söndürmek-frenlemek, boşaltmak üzerine de kurulu dediğimde otomatikman beni AKP ile eşleştiriyorlar(olmadığım halde)...

Burada bence çok ilginç birşey diyorsun. Böyle psikolojik açıdan bakabilen çok az insan var.

Türkiye de sermaye kesimleri de şeriatı istemiyor, gericide olsalar, çünkü ne kadar kötüde olsa çıakr ilişkileri, şeriat koşulalrında bu çıakrlarını sağlayamayacaklzrını biliyorlar ama beri yanda da din iyi ibr rant sağlıyor, iki ara bir derede işi götürmeye çalışıyorlar.. Burada da bence gene Marxist ezberlere geri dönüyorsun. Marxism de herşeyi böyle açıklamak gerekir ama bu yaptığın tespit bence Marxism standartlarına bile göre çok basit ve yanlış. "Din rant sağlıyor" derken heralde din iman kitapları satanları düşünüyor olmalısın. Bunun dışında din bir rant sağlamaz. Yok eğer diyorsan ki dindarlar birbirlerini kolluyor piyasada, --ki hiç zannetmiyorum, çünkü piyasada kimse kendi zararına gidip kimseyi kollamaz-- bu dediğini herkes yapabilir, yani laikçiler de birbirini kollayabilir vs. Yok eğer diyorsun ki devlet ihaleleri sadece dindarlara veriyor, bu da derinlemesine düşününce acaip iddia. Bu tarz bir ihale yolsuzluğu sadece rüşvet ile olabilir, çünkü ihaleyi veren insan burada bir usulsüzlük yapıyorsa, bu suç olduğundan, kendini riske atmasının karşılığında birşey almıyorsa bunu niye yapsın? Bu durumda da insan sorabilir, nasıl yani bir tek dindar şirketler mi rüşvet verir ihalelerde? Yani bunu herkes yapabilir. Yani bu tarz usulsüzlükler yolsuzluklarda dindarlık-laiklik bir faktör değildir.

İkinci bir şey de şu ki, sen sanırım ticaretin tamamını devlete iş yapmak sanıyorsun. Halbuki ekonominin belki yüzde 1'i bile değildir devlete yapılan iş. Devlet ne iş yaptırıyor? Mesela şu an üçüncü köprüyü yaptırıyor. Yolları asfaltları yaptırıyor. Bilmiyorum daha ne yaptırıyor. Belki memurların askerlerin yemeklerini şirketlere yaptırıyordur. Asker üniformaları var, devlet dairelerinde çalışan temizlik işçilerinin iş kıyafetleri var, burda kullanılan alet edevat var. Mahkemelerde vergi dairelerinde mobilya falan var. Bilmiyorum sen söyle. Yani nasıl sen herşeyi buna getirip bağlıyorsun anlamıyorum. Senin hayalinde nasıl bir rant dönüyor oralarda? Ve nasıl emin oluyorsun ki bu işlerde kesin rüşvet ve usulsüzlük vardır? Eğer ki varsa bu bizim insanın ezelden beri varolan bir olayı mıdır, yoksa bu işi de mi AKP icat etti?

Benim bildiğim yolsuzluk usulsüzlük sadece devlet içinde değil, yeri geliyor özel şirketlerin içinde bile oluyor. Adam kendi çalıştığı yerden çalıyor. Bunun dindarlıkla, AKP ile nasıl bir alakası var bilmiyorum. Bu bizim insanımızın bir karakteristiği, kurallara riayet etmiyoruz. Zaten bu yüzden bir Almanya değiliz ya.

Kurallar deyince gene çok gündemde olan birşey: iş güvenliği. Bir ara bu ülkeye Rusya'dan Nataşalar geliyordu. AIDS falan tehlikesi vardı, uzmanlar uyarı yapıyordu. Bizimkiler de diyordu ki "biz Türküz bize birşey olmaz ne kaputu". Bu ülkede sadece işçi değil patron bile kafasına kask takmıyor. Bu ülkede insanlar arabayla trafikte sinyal bile vermez "ipne miyiz lan, yumuşak mıyız" diye düşünür. Sen bu ülke insanını bilmiyor musun?

Şimdi herşeyi AKP'ye, AKP'yi de bir "din rantına" bağlamak, dediğim gibi sosyoloji yaparken çok basite kaçmaktır. Hadi bir insanın sosyolojisi Marxismin dar kalıplarının içine hapsolmuşsa bile bundan daha iyisini yapabilir. Kusura bakma yani.

Neva
27-05-2015, 23:21
Bence HDP'nin meclise girmesi çok önemli.

-------------------------
CHPlilerin mesela etnik azınlıklara falan ne kadar kapsayıcı olabilecekleri meçhul. Önyargılarını kıramıyorlar. Bak Neva'ya, "Kürt" kelimesini büyük harfle yazmaya eli varmıyor bile. Nasıl solculuksa artık.

Gececeksiniz o, "cok onemli" balonlarini bir kere.. Sizin o, sokmaya calistiginiz kaliba iliskin, kucuk k ile kurt yazilmasina indirgeyen, ummetci, sekilci ve ici bosaltilmis, super cahil siyasi taktiklerinizi, onunuze sererim, bakmak ister misiniz?


Hala kaliba sokma cabasi!!
Onyargi? Sizin onyarginiza tukureyim o halde .

Siz de her bakimdan siyasi/iktisadi vs., findik kadar omurga olsa, su acilan basliga iliskin konuyu kaynatmak ve ortbas etme taktikleriniz, ancak kendi kalibrenizdeki cahillerin yaninda kiymet-i harbiye bulur.

HDP onemli ha sizin icin?
Oldu, ne dusunuyorsunuz baslik haberi ile ilgili bir yazin bakalim da ogrenelim ne dusundugunuzu...

Bakin bu basliga astiginiz ilk mesajiniz nedir?

Acilis; Gezi ve beyaz turkler. Solcularin elestirisi. Arkadan parti reklamlari.Kapanis.

Bakin t'yi kucuk yazdim , haydi simdi bunu da elestirin.

postalmarx
28-05-2015, 00:34
Neva hiç bana boşuna yazma, artık benden cevap alamayacaksın.


işte burjuva demokrasisi bu.
insanın insan kanı ve teriyle yaşamasının adıdır kapitalizm ve mekanizması da artı-değerin cep yapılmasıdır.


Şimdi bakınız arkadaşlar. Marxismin bu analizi, "artı değerin cep yapılması" 19. yüzyıl iktisadının değer teorisi bağlamında anlamlıdır. O zamanki iktisatçılar ekonomik değerin o ürüne sarfedilmiş emek saatine bağlı olduğunu düşünüyordu. Halbuki 1880lerden beri kimse böyle düşünmüyor.

Şimdi bu aynı şuna benzer. Kalkıp evrimi Darwinci değil Lamarckçı bir savunmaya benzer. Yani Klasik iktisadın değer teorisi artık bilimsel kabul edilmiyor hem de 140 senedir.

Bu değer teorisi doğru olsaydı, ben mesela otursam 1000 tane kağıt ataşını uçuca eklesem, buna diyelim bir haftamı vermiş olsam, buna 1 haftalık ücret talep edebilmeliyim. Ama hemen görülecektir ki bu ürettiğim şeyin ekonomik değeri onu bir insanın istemesine bağlıdır. Bir insan bunu sırf ataşları için alabilir, yani hurda fiyatına. Bir tanesi de der ki "bu yaptığın beş para etmez, ne işe yarar ki bu?" ve geçer. Ama ben bunu bir postmodern sanat eseri olarak bir milyon dolara da satabilirim. Değer demek ki bakanın gözündedir.

Böyle olunca "artı-değer" hesaplamasını tamamen işçinin ürüne kattığı emek saatine göre hesaplayan Klasik iktisat ve onun bir ekolü olan Marxism yanlış sonuçlara varır.

Şimdi bu analizin yanlış olduğunu bir başka şekilde gene görebiliriz. Bir de "eksi değerden" bahsedelim mesela. Bir şirket her zaman kar etmez. Bir bakkal dükkanı bile açsanız bu bir ay kar edip, bir ay zarar edebilir. Ama mesela işçi çalıştırarak bir ürün veya hizmet satan bir şirketi düşünelim. Bu şirket de her şirket gibi kar ettiği zamanlar olacağı gibi zarar ettiği zamanlar da olacaktır. Kar ettiği zaman buna "artı değer" diyorsak, zarar ettiği zaman da buna "eksi değer" demek gerekir. O zaman Marxist mantığa göre "artı değer" işçinin hakkıysa, "eksi değerin" de işçinin hakkı olması gerekir. Yani nasıl bir şirket kar edince işçisinden çalmış oluyorsa, onun ürettiği "artı değeri cep yapmış" oluyorsa, aynı şekilde bu şirket zarar ettiğinde de bu sefer işçiler patronlarına bu eksi değeri geçirmiş oluyorlar manası çıkar. Çünkü bir şirket kar da etse, zarar da etse, çalışanına her ay sabit bir ücret öder.

Maden işçilerinin ölümü konusunda da konuşalım. Bu konu çok hassastır. O yüzden yanlış anlaşılmak istemem. Ama bir konuşalım. Şimdi maden işçiliği hem pis hem riskli bir iştir. Ama dünyadaki pis veya riskli tek iş bu mudur? Askerlik mesela nedir? Bizim ülkemizde belki yok ama dünyada profesyonel askerlik diye birşey var. Bu meslek de ölümcül bir meslek değil midir? Veya özel tim polisliği. Veya filmlerde tehlikeli sahneleri çeken dublörlük mesleği. Veya mafya mafya tiplerin girip çıktığı pavyonlarda barlarda bodyguardlık. Veya gösteri yapan tehlikeli motorsiklet atlayışları yapanlar. Veya inşaat işçiliği. Yüksek bir bina yaparken burada riskli bir durum yok mudur? Veya kanalizasyon işçiliği. Pis bir meslek değil midir? Ya da genel olarak tesisatçılık. Pis değil midir? Aslında bir insan "berberlik de pistir" diyebilir. Ya da "kokona karıların geldiği bir parfüm mağazasında çalışmak pistir" diyebilir. Telefonlara bakanlar mesela çağrı merkezlerinde, herkes bunlara bağırıyor çağırıyor. Genel olarak müşteri memnun etmek durumunda olan herkes aslında pis bir iş yapıyor değil midir? Ama tabii ki bu herkesi kapsar, çünkü piyasada herkes hem satıcı hem müşteridir. Senin patronun da kendi müşterilerine yalakalık yapmak zorundadır.

Şimdi olayı dağıtmadan gerçekten pis ve riskli işlere dönelim. Kanalizasyon işçiliği mesela. Veya belediye çöpçülüğü. Piyasanın kendi işleyişinin kanunlarına göre bu işi yapmak isteyenler az olacağı için bu işlerin maaşı diğer daha az pis işlere göre daha fazla olacaktır. Ne kadar yüksek olacaktır? İşte tam da bu pis işe bakıp da "bu paraya değmez" diyecek kişiler içinde en standardı düşük olanın bir lira fazlası kadar. İşte modern iktisadın değer teorisi budur.

Şimdi düşününce insan diyor ki maden işçiliği sadece pis değil aynı zamanda riskli bir iştir. O zaman maden işçilerinin 10 milyar falan maaş almaları lazım o da en az!

Ben maden işçileri ne kadar alır bilmiyorum, ama bu şekilde yüksek olması gerektiğini piyasanın işleyiş kanunlarından çıkarım yaptıktan sonra ikinci bir faktörü de hemen görüyoruz. Bu da madenlerin konumudur.

Madenler dağda taşta olduğu için burada çalışan insanlar genelde o yörede yakında yaşayan köylüler falan oluyor. Bu da şu demektir. Bu insanlar maden işçiliğini kafalarında tartarken, yani "bu paraya bu risk, bu pislik değer mi" diye hesap yaparken, alternatifleri çok daha kısıtlıdır. Büyük şehirde yüzbin tane iş şekli ve imkanı varken, dağda taşta köyde belki tek alternatif tarımdır. "Tarımdan bu kadar kazanırım, bundan bu kadar" diyecektir.

Şimdi burada olan durum bir tekel durumudur. Burada bu maden işletmesi bir işveren tekeli durumundadır bir nevi. Çünkü bu yörenin insanlarının başka iş bulacağı yer hemen hemen yok gibidir. Halbuki bu insanların alternatifi olsaydı belki maden işçiliği çok daha fazla maaş verecekti, ve insanların belki de aldığı riske değecekti. Ama tekellik durumunda bu mümkün olmaz. Denebilir ki bu sebeple de madenlerin devlet tarafından işletilmesi daha doğru olur.

Tabii bir madeni devletin işletmesi bu madende grizu patlaması vs olmayacak manasına gelmez. Devletin işçilerin güvenliğine önem vereceği manasına da gelmez. Çok devletler var ki vatandaşına it kadar değer vermez, ki, malesef bizim devletimiz de bu sıralamada çok üstlerde sayılmaz.

Şimdi Soma madenindeki kazadan sonra dendi ki bu adam AKP hükümetine rüşvet vermiş ve iş güvenliğine dair eksikliklerini tamamlaması bundan istenmemiş. Ben sanmıyorum ki bu tarz işlere hükümet direkt olarak baksın. Büyük ihtimalle bir maden işletmeleri müdürlüğü falan vardır. Bunun müfettişleri falan vardır. Rüşveti almışsa bu adamlar almıştır.

Şimdi bu olayları demagoji yapıp AKP'ye ya da genel olarak kapitalizme sarmak kolaydır. Ama unutmayalım ki madenler hep çalışmak zorunda. Komünizm olsa da çalışmak zorunda. Komünizm olsa da bütün bu pis ve riskli işler yapılmak zorunda.

Çernobil faciası ile ilgili bir belgesel izlemiştim. Burada bu nükleer santral patladıktan sonra burada bir iş yapılması gerekiyormuş. Önce bütün radyoaktif madde alınacak, ve sonra da binanın etrafına kurşundan bir kaplama yapılacak. Tabii ki bunu insanlar yapacak. Henüz robot teknolojisi olmadığına göre.

Şimdi Ruslar bu iş için kimi nasıl seçti bilmiyorum. Gönüllü mü gittiler gidenler yoksa devlet rasgele "sen gidecen, sen gidecen" mi dedi. Ama belli sayıda işçi gidip bu işleri yaptı. Tabii sonuç belli, hepsi kanserden ölmüş.

Şimdi belgeselde izliyorsun, bu adamlar radyoaktif bir parçayı alması lazım, mesela çatıda duruyor, adama diyorlar ki işte en fazla 1 dakka içinde bunu al çok fazla bunla temas iyi değildir. Tabii büyük ihtimal bir metre kadar yaklaşmasa bile 20 metreden bile belki bunu etkiliyor. Neyse işte görüntüleri var. Çok acaip bir iş.

Ama komünizm olsun kapitalizm olsun, yapılması gereken işler var. Madenden kömür çıkmasa elektrik santrallerini neyle çalıştırırız? Elektrik santralleri kömür yakıyor. Henüz füzyon teknolojisi geliştirilemedi biliyorsunuz.

Şimdi bu olayları demagoji yapmak çok kolay. Ama demagoji zaten olaylara yüzeysel bakabilen insanların duygularına hitap etmeye ve böylece bir öfke oluşturmaya çalışır. Bunu bu konularda yapmak çok kolay. Ama düşününce toplumda yapılması gereken işler olduğu, ve bir şekilde bir işbölümü yapılması gerektiği ortaya çıkıyor.

Asıl soru bu işbölümü nasıl olacak. Hangi kaynaklar var, toplumsal üretim neye odaklanmalı, ve bu üretimin aşamaları nasıl olmalı, ve her yurttaş hangi görevde olmalı. Şimdi bunu milyonlarca insanın olduğu bir toplumda yapmak öyle sanıldığı gibi kolay değil. Komünist ekonomilerde çoğunlukla bazı şeyler az üretilip kıtlık yaratırken, bazı şeyler fazla üretilip heba edilir, insanlar don lastiği bulamazken tonlarca buğdayın ambarlarda çürümesi olağandır. Rüşvet ve torpil sıradan hale gelmiştir. Bir fabrika müdürü eniştesini kayınçosunu orada çalışmadan maaşa bağlar. Herkes memur olduğu için kimsenin umrunda değildir, çünkü devletin malı denizdir. İnsanlar ihtiyaçlarını karneyle alır ve neyin "ihtiyaç" olduğuna da kendileri karar veremezler, tepeden bu kadar verilir. Devletin ekonomiyi yönetmesi böyle hantaldır, yolsuzluğa batmıştır, kaynakları heba eder, ve bu verimsiz ekonomik sistemin işlemesinin tek yolu da kendi vatandaşını fişleyen, işkence eden bir polis devleti kurmakla mümkündür. Yani insanlar sefalet içinde yaşarken bir de üstüne devletin zorbalığı ile ruhları ezilerek, genellikle bir lider kültüne tapınmaya zorlanarak, ziyan bir varoluşa sahiptirler. Heba edilmiş hayatlardır bunlar. Bu yüzden komünist sonrası toplumlar hepsi ruh hastası. Vicdansız yaratıklar olmuş hepsi.

Şimdi kapitalizmde çalışmak var, hayat zor ama çalışmak her sistemde var. Kapitalizme kategorik bir karşı duruş yerine bu sistemde nasıl yapılır da toplumun en altında kalanlara, nasıl bir sirkte düşen cambazların yere yapışmaması için bir ağ geriliyorsa, bunun gibi bir güvenlik ağı gerilebilir, --tabii ki tüm toplumun finanse edeceği bir güvenlik ağıdır bu-- ve nasıl bu güvenlik ağı projesi aynı zamanda insanları tembelliğe sevketmez, ve bu sistem suistimal edilmez, bunları tartışmak bence daha faydalı olacaktır. Modern sosyaldemokrasi zaten budur. Bugün dünyada tüm sosyaldemokrat partiler kendilerini reform etmiş durumdalar ve artık piyasaya kategorik bir karşı çıkışa sahip değildirler.

Piyasa toplumun kendi kendine organize olmuş hali olduğu için bu düzeni kurmak için extra bir efor veya masraf oluşmaz toplum üzerine. Ve bu sistem herkesi kendi kabiliyetine ve yönelimine göre toplumsal üretimin gerek duyduğu yerlerine yerleştirir.

Kimi insan vardır ki cerrah olabilir, kimi olamaz. Kimi insan vardır ki fizik profesörü olabilir kimi olamaz. Kimi insan ağır iş yapabilir, kimi yapamaz. Kimi insan asker olabilir, kimi olamaz. Kimi insan bir işletmeyi çevirebilir, kimi çeviremez. Burada uygarlık için hayati olan bu toplumsal işbölümü kendiliğinden oluşuyor. Modern dünyanın sosyaldemokratları artık bu sistemin özüyle kavga etmiyor.

Bu sistemi nasıl daha insani yapabiliriz, buna bakıyor. Mesela ben yukarda dedim ki "madenleri özel sektöre bırakmamak gerekir". Bu mesela sosyaldemokrat bir laftır.

Mesela "dullara maaş bağlanması" veya "engellilere veya yetimlere veya kimsesiz yaşlılara devletin bakması" sosyaldemokrat bir fikirdir. Bunların masrafını tüm toplum ödeyecektir. Yani bu hepimizin ödediği vergide çok ufak bir artış manasına gelir. Toplum kendi toplam zenginliğine gücüne göre, toplumun en altında kalanlara bu şekilde yardım edebilir. Bu sosyaldemokrat bir fikirdir.

Ama bunu abartıp "ulaşım beleş olsun! ortalığı yakarız!" diyenler de var. Anlamıyorlar ki devletin kendi parası falan yok. Ortadaki tüm para herkesin ortak bir katılımıyla oluşan toplumsal bir fondur. Böyle bir insan "hepiniz benim otobüs paramı vermek zorundasınız" demiş oluyor. Tabii bunu bu şekilde söylese kendi de hemen farkedecek nasıl birşey istediğini. Ama bizim toplumumuz henüz kendi ödediği vergilerle devletin bütçe harcamaları arasındaki bağlantıyı çözebilmiş değil!

Yüzyıllarca Osmanlı ailesine vergi değil haraç vermiş bir toplum olarak, Atatürkün kurduğu bu güzel oligarşide de büyük harfle Devlet'e haraç vermeye devam etmiş olduğumuz için, henüz "vergi verdiğimizi" idrak etmiş değiliz. Zaten bunu idrak ettiğmiz zaman demokrasi olacağız.

Neva
28-05-2015, 00:42
Neva hiç bana boşuna yazma, artık benden cevap alamayacaksın.



Cok guzel, nihayet yazilanlari anladiginiza sevindim.

Khaos
28-05-2015, 01:34
postal, artı-değerin klasik iktisatla alakası yok.
fayda-değer ve emek-değer ikilemiyle alakası var.
1880'lerden beri kimsenin böyle düşünmediği iddian ise üfürmekten ibaret.

hala daha cami hocası gibi, teşbih yapıp duruyorsun.
yok ataşları uç uca eklesem falan diye.

üretim faktörleri diye bir kavram var.
çok basit bir denkliktir.
öyle ataç falan uçuca eklemezsin.
girdiler ve çıktılar arasındaki farka katma değer diyelim.
katma değer ile işgücünün satın alınmasına ödenen ücretin farkına artı-değer denir.
hepsi bu kadar basittir.
mesele kar-zarar meselesi bile değil.
üstelik hiç bir sektör sektörel bazda zarar etmez,firma olarak zarar eder.
bunun sebebinin ise artı-değerle alakası yoktur.

emek saati ile artı-değer arasında da senin iddia ettiğin türden direk ilişki yok.emeğin rantabilitesi diye bi kavram var çünkü.

ayrıca sermayenin bir üretim faktörü olarak katma-değerden aldığı paya faiz dendiğini de ekleyelim.
güya bi de müteşebbis diye bi üretim faktörü ve onun aldığı pay da kar. bu paradigma da kapitalizmin paradigması. yersen tabi.

kar dediğin, asıl üretim faktörü olan emeğin, işgücü olarak tanımlanıp alınıp-satılan metaya dönüştürülmesi ve katma değerinin/rantabilitesinin işin sonunda değil başında emek piyasasında belirlenmesi.
müteşebbis çoğu kere sermayedar olduğu için, üretim süreci sonunda faktör bölüşümü sırasında hem faiz, hem de kar alır. peki kaynağı nedir bunun. emeğin katmadeğeri ile emek piyasasında oluşan fiyatı (ücret) arasındaki fark.
bu sistematik hırsızlıktır. kapitalizmin kendisi hırsızlık düzenidir. ben rüşvet iltimas şu bu gibi ikincil hastalıklarından değil, tam olarak sistemin özünün hırsızlık olduğundan bahsediyorum.

gelinen süreçte, finans kapital, faktör piyasasından faiz adı altında katma değerin gittikçe artan bir kısmını emiyor. bu müteşebbisin karına ordan da işçinin ücretine yansıyor. burda DİA (devletin ideolojik aygıtları) devreye giriyor. hırsızlık sistemini sürdürmek için sarı sendika, emek bilinci yerine sahte ideoloji üretme ve yayma, finans kapitale yolları açarken, emeği örgütsüzleştirme hepsi var.

finans kapitalin, kapitalizmin sonu olacağını da söyleyen yine marks. onu dinleyen ise finans kapital. kendilerini dizginleyebilmek için anti-tröst yasalar çıkarıp uymayanlar da kendileri.

her sene faktör piyasasından faiz adı altında sermayeye akan pay artıyor, bununla da kalmıyor sermaye tekelleşiyor. sistem çöküyor oğlum. yani leninist yorumlara bile gerek yok. sistem kendi üstüne çöküyor.

krizler sıklaşıyor ve artıyor. dünya ekonomisi gittikçe kelebek etkisine açık halde.pramit aşağıdan yukarıya kaynak, yukardan aşağıya sorun taşıyor, sonu ise kokuşma.
işte tam bu yüzden egemen sınıflar, geçmişte ilerici iken bugün din ve ırkçılık, ötekileştirme gibi üstyapının koşullayıcı etkilerine bel bağlamış durumda.
tamamen tükendiler, başka elde başka ideolojik aygıt kalmadı.
artık bilim ve teknolojinin iyileştirici etkisinin bile tamir edemediği gedikler açıldı sistemde.

komünistlerden korkmanıza gerek yok. kapitalizmi kendisi zaten yıkmak üzere.

bu arada sıkça yaptığın ve başkalarının da yaptığı bir kavramsal hatayı düzeltelim.

bir kere komünist ekonomiler dediğin şeye, reel sosyalizm denemesi diyorlar.sen komünizmi bir devlet rejimi zannediyorsun herhalde. komünizm devletsiz toplumdur. komünist devlet olmaz, sosyalist devlet olur.
ben seni bayaa bi samimi falan sanmıştım ama , sen düpedüz şarlatan çıktın.

spartacus
28-05-2015, 02:12
Burada da bence gene Marxist ezberlere geri dönüyorsun. Marxism de herşeyi böyle açıklamak gerekir ama bu yaptığın tespit bence Marxism standartlarına bile göre çok basit ve yanlış. "Din rant sağlıyor" derken heralde din iman kitapları satanları düşünüyor olmalısın.
Anlamamışsın, din orada etiket yani siyasi kullanım temelindedir... Rant nedir peki? Burada rant getiri anlamıyla, avantaj sağlaması. Erdoğan'ın Kur'an sallamasını sen ne sanıyorsun? Marksizmle de ilgili değil ki?

İkinci bir şey de şu ki, sen sanırım ticaretin tamamını devlete iş yapmak sanıyorsun. Halbuki ekonominin belki yüzde 1'i bile değildir devlete yapılan iş.
böyle bir iddiada hiç bulunmadım, heleki ticaret çerçevesiyle girmedim, devlet ile ticaretten ise hiç bahsetmedim. Dahi siz içinde yaşadığınız dünyayı çözümleyip, analiz edememişsiniz..
Şimdi herşeyi AKP'ye, AKP'yi de bir "din rantına" bağlamak, dediğim gibi sosyoloji yaparken çok basite kaçmaktır. Hadi bir insanın sosyolojisi Marxismin dar kalıplarının içine hapsolmuşsa bile bundan daha iyisini yapabilir. Kusura bakma yani.
Rant derken AKP demişim, ama sen bana oturup ticaretten bahsettin, onda da geçerli! Aslında rant sana sunulan(sunulan) avantaja denir. Örneğin bir adaya gittin, karşıda ağaçlar, üzerinde yemişler, o ağaçları hiç sulamadın, sen dikmedin, sen o ağaçlar için hiç bir şey yapmadın, ama o ada sana bunu, senin hiç bir emeğin, zahmetin olmadan sundu.

İşte RANT kavramının temeli burasıdır(klasik tanım), adanın sana bunu sunmuş olması, peki günümüzde ki arsa, toprak şu bu ticareti ne düzeydedir? rant düzeyindedir, bundan da nemalanan hatrı sayılır bir kesim vardır, hükümetten, altına(asıl kaynak toplumun ayrıcalıklı belirli bir kesimine!), yani şapkasından, donuna kadar ve bu kesimler basın-yayın ağına değin hayli etkilidirler ve sektör sadece toprak değildir. İnşaattan, yola değin bir yelpazeyi kapsar-AKP işte bu nedenle sanayi dendi mi inşaat-yol anlıyor, ne sanıyordun babasının hayrına mı aptı o yolları? hayır, o bezirgan takımı ayrıcalıklı, şalvarı şaltak, eğeri kaltaklılar için, ve bu kesim hükümettekilere de, elde ettiği ranttan pay ayırır(AKP'nin soygun dediğimiz şeylerinden birisi budur, yaptığı bir kaç sahtekarlığa giren bürokratik iştir=rant... Lakin en temelde bunu AKP belirlemez, o şalvarı şaltak kesimin gündelik ekonomik-politik ilişkileri, arz ve taepleri belirler). Siyasette ise inanç, aidiyet vb istismarıda, zaten toplumda hazır olanın kullanımıdır yani toplumun paşalara farkında olmadan, gönül rızasıyla dallarını eğip, yemişlerini sunmasıdır.

Sanırım sen siyaset dendiğinde subjektif 3-5 sembolün çatıştırılması filan anlıyorsun, bu özünde bir yanılsama, yanıltmacadır. Son yazına ise pek girmeyeceğim-bir yer dışında-, bana yazmamışsın, ama marxizm dediğin şeyi öğrenmemişliğin ise orada açık. Verdiğin örnek artı değer ile alakasız, o örnekler o zamanda da verildi ve sanat farklı bir boyut ve ücret, değer, piyasa, kar, arz, talep gibi teoriler ise farklıdır, hepside kendi özgülünde ele alınır :)

Örneğin kalem üreteceksin? ne yapacaksın? Hammadde => Piyasaya 1 lira bıraktın. Sonra dedin bunu işlemek => üretene-emek sarfedene- 1 lira bıraktın. Enerji, pazarlama, şu bu gideri dedin, piyasaya 1 lira daha bıraktın! Etti 3 Lira. peki sen kalemi üreten olarak gündelik ihtiyacın nedir? Diyelim ki 30 lira bu halde 10 kalem üretmen yetiyor. Bu da 10 kalem için harcadığın emek zamanı olarak ele alırsak, diyelim ki yemek, dinlenmen dahil bu 4 saat, bitti. 4 Saat kendine-topluma çalıştın, peki 10 saat çalışmaya zorlanıyorsan ve 4 saatten sonraki çalışmada ürettiğin artı(ARTI) 15 kalem, yani 15 TL kimin için? İşte bu sebeple ikincisi artı değerdir, ihtiyaç fazlası üretimdir! kapitalizm dediğimiz sistem ihtiyaç olanı değil ihtiyaç fazlasına kişi-kurum adına el koyarak sömürüyü gerçekleştiren sistemdir... Çalışma saatleri ne kadar uzun ise artı-değer sömürüsüde o kadar artar, şimdi anladın mı 100 yıl öncelerde kapitalistlerin sendikacıları, 8 saat çalışma isteyen işçileri öldürdüğünü, şiddet uyguladığını, bu günde aynı kafanın Türkiye'de hakim olduğunu(gerçi sen şiddete karşıydın değil mi? pardon!)?

Bak wiki'de bile vardı oysa (http://tr.wikipedia.org/wiki/Art%C4%B1_de%C4%9Fer), Adam Smith'e kadar gitmemize gerek yok; "İşçiye, yalnızca yaşaması (çünkü ertesi gün yine çalışacak birine ihtiyaç vardır) için gerekli olan ürün verilir, artı-değere ise el konulur."

Bu kalem Güneş sisteminin bir gezegeni olan Dünya'da demek ki 3 TL ye üretilebiliyormuş ve toplam emek olarak 12 saatimizi alıyormuş(hammadde için+işlemek+dağıtım-pazarlama = 12 saat civarı emek zamanı, emek zamanı lafzının ne olduğunu anladın mı??). Yani DEĞER üreten kısmıyla bu 3 TL imiş. Şimdi 3 TL verdiğin piyasadan, bu kalemi 6 TL'ye almasını bekliyorsun, nereden gelecek kalan 3 TL, böyle bir değer ürtmedin ki. Ayrıca sen insanın dünya üzerinde ihtiyacını karşılamasının bedelini yok yere ikiye katladın, emeği üzerinde anlamsız bir masraf oldun sadece!! Vermeden almak istiyorsun! Buda kapitalizm koşullarında çözmeni bekleyen bir diğer temel çelişkin! değer üretmeyen değer çıkmazın, ve süreğen yaşanacak olan kapitalist krizler...

Sosyalizm hakkında olduğu kadar ben senin liberalizm hakkında da, kapitalizm hakkında da yeterli olgunluk diyebileceğimiz düzeyde bir şey bildiğini sanmıyorum. Belki soğuk savaş dönemi iki yönlü oluşturulan klişelerden çok etkilenmişsin ve senle yazışırken de bu sınırları aşmamız etiketlemenden dolayı neredeyse mümkün olmuyor.

Erdoğan'ın elinde salladığı Kur'an, kişisel çıkarları ve o kişisel çıkarları içinde sayabileceğimiz, zeminde, ve bağıl sermaye sermaye kesimleri için de çıakra hizmet anlam ifade etmiyor mu sanıyorsun? Etmez olur mu? Bilal o vakfı neden kurdu bir fikrin var mı? Ne yani Kılıçdaroğlu'na mezhebini söyle derken ne yapmak istiyordu? Al sana siyasal rant örneği! İmam Hatipleri kabul ettirirken ne diyordu? Ateist olup uyuşturucuya mı düşsünler! Ne anladın sen bu zihniyetten? Ötekileştirme, ama ötekileştirmede amaç kullanımıyla çıkar, rant elde etmektir, hangisinin kullanımı sonuç alıcı ise o etiekt kullanılır, sen bunu dahi çözemedin.

Meseleyi örneğin, Kürtler, Kürt oldukları için ötekileştirildi filan sanıyorsun, hayır arkadaşım, eğer coğrafyada azınlık türkler olsaydı, senin bu taviz vermeyi istemeyen kapitalizminde, bu sefer ötekileştirilen türkler olacaktı, çünkü bu ekonomi-politik rant sağlar, bir çok maddede çıkar getirisi vardır ve kapitalizmin geri bir aşamasına tekabül eder. Yani toplumun henüz kapitalizme TAVİZ verdirecek düzeyde bilinçlenmediğine, işte AKP toplumun çok daha uzun süre bilinçlenmemesi, böylelikle sistemden çıkarı ve kaygısı olan %1 ve bağlı %9'un kaygı ve çıkarlarının, stotükonun yerleşmesi ve daha uzun sürece yayılması için siyaset, strateji, proje üretir, değil Türkiyeyi, Dünyayı küçük bir azınlık ve onların istem-kaygıları-çıkarları ölçeği yönetir, basın yayına kadar olanak, kullanım ve güç %1'in elindedir, eğitime kadar, belirli bir %8-9 kesimde bu %1 ile kader birliği(sen buradasın) üzerinden kazanç sağlar(basın yayından işletmelerdeki pozisyonlara, parti ve vekil siyaseti ve parası olanın konuşabilmesi, ancak parası kadar kendisini temsil edebilmesine, gündelik politikadan, toplumun ne düşüneceğine(!) kadar, bir elit azınlık karar verir!). Türkiye gibi henüz toplumun din ile milliyet ile vb ile UYUTULDUĞU-UYUŞTURULDUĞU ülkelerde kapitalizm tavizsiz haliyledir, yani aslıdır... Ama sen bu tarza, elit bir azınlığa da karşıydın değil mi? (acaba!). Mesela basit örnekle, imam hatipler meselesi nedir? Her alanda, elit azınlığa dikensiz gül bahçesi meselesidir, buda tavizkar olmayacak bir sistemde daha verimli, din ise etkin bir araç, talepsiz-duyarsız-endisine yabancı toplum sayesinde, taviz verilmesini öteler, minimize eder ve daha kolay, daha az zahmetle daha fazla kazanç sağlar(gerlir adaletsziliğinden toplumun haberi bile olmaz, olsa umrunda olmaz, çünkü boşluk bırakılmamış subjektif tarafgirlikle her alan doldurulmuştur)...

Bayım, mesele siyasi olmaktan önce stratejiktir ve seninle benim stratejik çıkarım ne yazık ki örtüşmüyor, şu konuda bile dinin etkisini yüceltme telaşına girebiliyorsun, çünkü din elden giderse, bir çok çıkarın için kaygı duymaya başlayacaksın. Sen %90'ı yok saymaktasın, ben %90'ı yok saymamakla Marksist oluyorsam eyvallah olayım, olmalıyım(ama Marxist değilim bunuda belirteyim, sosyalistim-Marx gibi ve Marx'ın fikirleri de bir baş ucu yapıtıdır benim için, artısı-eksisiyle-)...

postalmarx
28-05-2015, 11:01
Spartacus ve Barikat, ikinize de teşekkür ederim, yanlış bildiğim yerleri düzelttiğiniz için. Marxismi veya kapitalizmi tam anlamamış olabilirim, buna birşey demiyorum. Bu tartışmalara dediğim gibi hepimize faydalı oluyor. O yüzden devam edelim. Ben gene kendi anladığım şekliyle anlatıyorum. Yanlışım varsa ortaya çıkar. Eleştirilerinizi bekliyorum.

Şimdi ,bana öyle görünüyor ki, kapitalizmin özünde bir hırsızlık düzeni olduğuna dair itiraz, "müteşebbis" denilen üretim faktörünü kabul etmemenizden kaynaklanıyor. Tabii "sermaye" yi de bir üretim faktörü olarak kabul etmiyorsunuz çünkü Barikat son yazısında faizin de haksız bir kazanç olduğunu ima ediyor gibi geldi.

Bence buradaki mantığınız Şüpheci Dinsiz'in geçen gün dediği şeyle aynı. Demişti ki tarlada çıkan domates markete gelince kat kat pahalanmış oluyor. Bu arada bir sürü aracı var. Bunlar yüzünden fiyat artıyor. Bunlar aslında asalaktır, çünkü aslında bir üretim yapmış değiller. Üretimi tarladaki adam yapmıştır.

Faiz olayı da aynıdır. Faize borç veren adam parasını geri aldığında arada "faiz" denilen bir kazancı olur ki bunu hiçbir üretim yapmadan kazanmıştır. Haliyle bu haksız kazançtır.

Şimdi bu tarz düşünme öyle eskiye gider ki. Bu iki fikir de Aristo'da yazar. Yani ta 2300 sene önce insanlar bu şekilde düşünüyordu. Ben bunu İslam'daki "faiz haramdır" fikrinin ne kadar eskiye gittiğini araştırırken farkettim. Aristo kendisi de faizi haksız kazanç görüyor, ve tüccarları da, yani bir ürünü alıp bir yerden bir yere götürüp daha fazlaya satan adamlara da asalak gözüyle bakıyor.

Bu temel bakış açısı ta 19. yüzyıla kadar devam etmiş olabilir mi? Ve Aristocu dünyagörüşündeki hemen heriey gibi bu da yanlış olabilir mi?

Aristocu dünyagörüşü aslında tamamen sağduyu üstüne kuruludur. Yani olaylar nasıl görünüyorsa öyle denmiştir. Fakat sorun da burdadır. Gerçeklik genellikle göründüğünden daha karmaşıktır, ve görüntü yanıltıcıdır. Mesela dünyanın uzayda hareket ettiği fikri sağduyuya aslında aykırıdır. Çünkü biz bu hareketi hissetmiyoruz. Bize sabit duruyormuşuz gibi geliyor. Aristo dünyagörüşü bunun gibi sağduyuya uygun, yüzeysel olarak doğru şeyler üzerine kurulmuştu. Ama bunların hemen hepsi daha derinlemesine baktıkça çözülüp gidecek şeylerdir.

Aynı atalet fikrinin bulunması gibi. Galileo dedi ki bir cisim uzayda ona etkiyen bir kuvvet yoksa sabit bir hızla sonsuza kadar gider. Yani zamanla yavaşlayıp durmaz. Halbuki dünyada bütün cisimler yavaşlayıp durduğu için biz bunun doğru olduğunu zannederiz. Böyle bir mekaniğe inanınca da dünyanın uzayda hareketinin bizce hissedilmesi gerektiğini düşünürüz. Halbuki atalet yasasına göre böyle bir hareketi hissetmeyeceğimizden dünyanın sabit durduğu çıkarımına varmak yanlıştır.

Ve Aristo dünyagörüşü işte böyle en yüzeysel doğrulardan oluşuyordu ama hepsi derinlemesine analizde daha karmaşık olduğunu göstermiştir ki, modern bilim de zaten bundan ibarettir.

Şimdi bu faiz ve ticaret olayına bir bakalım. Burada sağduyu bize bu insanların bir emek sarfetmediğini ve haliyle bu kazançlarını haketmediklerini söylüyor. Çünkü emek genelde ağır bir iş yapmak olarak düşünülür. Halbuki bu faize borç veren oturuyor ve faizin gününü bekliyor. Tüccar da bir malı bir yerden alıp başka yerde daha pahalıya satıyor, ama bu malın üretimine hiçbir emek sarfetmemiş, ter akıtmamış. Bu şekilde görünüyor.

Şimdi burada yapılan bir hata olayları fazla soyutlaştırmaktan doğuyor. Yani malı, emeği, üreteni düşünüyoruz. Halbuki dünyanın ayrıca bir de zaman ve mekan boyutları var ki insanın bunların çerçevesi dışına çıkmaları imkansızdır. Bir ürünün üretilmesi değil sadece olay, olay bir ürünün nerede ve ne zaman üretilmesidir de aynı zamanda. Domatesi yetiştirmek mesela şehirde yapılamıyor genellikle, çünkü büyük tarlalar düzlükler genelde şehir dışında olur. Bu üretilen mahsül peki nasıl iehirdeki insanlara ulaşacak? Burada "aracı" olan ve bu nakliye işini yapanlar gerçekten de bir iş yapmış olmuyorlar mı? Çünkü nihayetinde bu mahsülün bir yerden bir yere taşınması da bir problemdir, bu yapılmsı gereken bir iştir ve bunu birinin yapması lazım. Ama insanların zamanları da kısıtlıdır, herkesin 24 saati var. Tarladaki domatesi üreten adam aynı zamanda bunun şehire nakliyesi işi ile uğraşacak kadar zaman ve enerji bulamayabilir. Bu yüzden ki bu işleri yapacak aracılar çıkmıştır. Bunlar da o mahsülü soyut bir şekilde ışınlamıyorlar, orada yapılan bir iş var, kamyonları var, bunlar taşınıyor, yükleniyor indiriliyor, bunun bir masrafı var.

Eğer ki tarla ve pazar arası 100 metre olsaydı bu çiftçi malını direkt olarak son kullanıcıya satabilirdi. Bu aracılar olmasa ve çiftçi kendi ürününü son kullanıcıya kendi getirse büyük ihtimalle satacağı fiyat da aynı ve belki daha fazla olurdu, çünkü bu işin bir masrafı vardır. Kamyon almak lazım, şöför tutmak lazım, pazarda yer kiralamak lazım, vs, vs.

Şimdi faiz olayı da bunun gibidir. Görününce bu insan bir iş yapmıyordur ama derinlemesine bakınca bu insanın aslında sunduğu bir hizmet var. O da senin paraya ihtiyacın olduğu zaman sana nakit sağlıyor olması. Sen mesela tarlandaki domatesi büyük şehre götürmek istiyorsun, bunun için bir kamyon alman lazım, hesaplamışsın, bu kamyonun parasını 1 senede amorti ediyorsun. Şimdi borç para alman lazım, ve bir adam senin köyünde bir dükkanı var, üzerinde "faizle borç verilir" yazıyor. Ve sana işte diyelim ki %10 faizle bir senelik borç vermeye razı. Senin de aklına yatıyor ve bu işe girişiyorsun.

Borç veren adamın bir kere bir mekan tutması gerekir, iki elinde nakit para bekletmesi gerekir, ve para borç verdiği kişide bulunduğu süre boyunca bu nakti kendi kullanamaz. Şimdi burada adamın yaptığı bir yatırım ve verdiği bir hizmet var. Faiz bu hizmetin ücretidir. Yapılan işin ter akıtan bir emek işi olmaması farketmez, çünkü burada toplumun bu mesleği yapan birine ihtiyacı olmasaydı zaten bu adam tek kuruş kazanamazdı ve kimse bu işi yapmazdı. Aynı biyolojideki doğal seçilim gibidir bu.

Müteşebbis peki ne yapıyor? İşçiler emek verip birşey üretiyor ve son kullanıcı bu ürünü istiyor, peki müteşebbis arada neci o zaman? Aynı domatesi şehre getiren nakliyeci aracılar gibi bir aracı ise bu da bir asalak mı?

Şimdi işçi ile son kullanıcı arasında iki büyük istasyon olduğunu düşünelim. Birisi pazardır, ki müşteri buralarda dükkanlarda gezer ve alacağına bakr. Diğeri de üretimin yapıldığı yerdir. Şimdi mekan faktörünü tekrar gözönüne alalım. Normalde bu işi yapabilen işçiler şehrin x,y,z noktalarında yaşıyorlar diyelim ve müşteri de w noktasında yaşıyor. Bunlar arasındaki bu ilişki nasıl kurulacak? Müşterinin gidip bu adamları bulmaı ve onlara demesi gerekir ki, "ben size şu şu malzemeleri vereyim, siz bana şunu üretin, bana lazım bu, evimde kullanacağım". Değil mi? Şimdi bir insan gelip bu işçilere dese ki "siz hergün şurdaki yere gelin, ben orayı kiraladım, orada hergün bunları üretin, ben bunları son kullanıcıya ulaştırırım, size de şu kadar düzenli bir ücret öderim."

Biraz domatesi köyden şehire getiren adamın durumuna benziyor. Tabii işin içinde makineler olunca faiz de işin içine giriyor. Çünkü bir insan mesela bir makine alsa bu makineyi çalıştırıp bununla bir üretim ile bu makinenin borcunu ödemeyi hesaplıyorsa, ve bu makinenin şu kadar zamanda kendini "amorti edeceği" gibi bir hesap yapıyorsa, demek ki bu makineyi topluma armağan etmek ve bedavaya çalıştırmak için satın almamış demektir.

Bu aynı bir taksi işletmeye benzer. Bir aracın var, ki bu ilkel zamanlarda bir at arabası da olur, modern zamanlarda bir araba da olur. Bununla diyorsun ki insanları ücret karşılığı bir yerden bir yere taşıyorum. Şimdi sen bunları bedavaya taşıyabilirsin istersen. Ama kimse sana diyemez ki "senin araban var, o tarafa da dığru gidiyorsan beni de götürsen ölür müsün?" Adam bütün şehirde tur atsın kimin nereye gitme ihtiyacı varsa onları mı taşısın babasının hayrına? Akşam gidip yorgun düşsün yatsın, sabah gene aynı şekilde devam mı etsin bedavaya insanları taşımaya?

Şimdi domatesi tarladan şehire getiren adamı bir daha düşünelim. Bu adam kamyon şöförlerini istihdam ediyor. Şimdi şehre getirdiği domatesi hale bırakırken isteyecği fiyatı da şöyle hesaplar: domatesin kilosu başına çiftçiye şu kadar para verdim + kamyon şöförlerine şu kadar verdim + kamyonların kirası var, veya faizi var neyse + benzin masrafı, kamyon bakım masrafı, şöförün yemeği vs + bu da benim zamanımın ücreti (ki o kadar uğraştım çiftçiyi buldum anlaştım, kamyon şöförlerini buldum, kamyon için bankerden borç aldım, gittim halde kendime müşteri aradım vs) = şu kadar lira istiyorum kilosuna domatesin, diyor mesela. Tabii bunu bu paraya satamayadabilir, çünkü aynı domatesi daha ucuza getirebilen varsa insanlar ondan alacağı için domatesler bu adamın elinde kalacak ve çürüyecektir. Bunları çiftçiye geri verme şansı da yoktur çünkü ondan bunları zaten satın almıştır. Kamyon şöförlerinin de parasını vermek zorundadır çünkü onlarla zaten yapacakları işe karşılık belli bir ücrete sözleşme imzalamıştır. Yani müteşebbisler her zaman felaha ermez.

Şimdi yukarda koyulaştırdığım iki şeye temel itirazınız olduğunu sanıyorum. Bunlardan biri "faiz" denilen şey diğeri de müteşebbisin kendi zamanı ve emeği olarak talep ettiği ücret. Bana burada bir adaletsizlik, bir hırsızlık, bir yağmacılık varmış gibi gözükmüyor. Artı-değer katma-değer gibi muğlak kavramlar yerine böyle konuşalım bir de.

Khaos
28-05-2015, 13:01
bir kere , ticaret fayda üretir. zaman ve mekan faydası ürettiği faydalardan ikisidir. o nedenle aristonun ticaretle faizi aynılaştırması (senin dediğini doğru/veri alıyorum) yanlış tespit olur.

sermaye ise yine hem senin hem de çoğunun finansla karıştırdığı bir kavram. kapitalist paradigmada sermaye dendiğinde hemen akla para gelir. ama para üretim aracı değildir. somutta o parayla aldığın makina-techizat üretim aracıdır.
çok açıktır ki, bu bağlamda sermaye de üretime katıldığı anda aslında birikmiş emekten başka bişey değildir.

sermayenin (somutta makinanın techizatın) üretim aşamasında girdi-çıktı analizi yaparken katma değerdeki payı amortismanı kadardır.
amortismanının üzerindeki fazlalık ise reel faizdir ve finansa gider.
bu paragraftaki reel faizle; faiz-enflasyon:reel faiz türünden bankacı tanımları karıştırma.
üretim üzerine konuşuyoruz.

peki nasıl olurda toplumsal birikmiş emek olan sermaye (burda sermaye finans ile aynı anlamda kullanıldı) bazı ellerde toplanır.
ve bu nasıl olurda bir mekanizmayla hırsızlığa dönüştürülür.
işte marks bunu incelemiştir.

sermaye (makina) zaten ordadır. ama onu üretim aşamasına sokabilmeniz için iki seçenek vardır, ya finans sağlarsınız ya toplumsallaştırırsınız.
finans kıttır ve fiyatı finans piyasasında belirlenir.
bu finansla alınacak sermayenin katma değerdeki payı olan amortismana bakılmadan belirlenir üstelik.
tıpkı işçinin ücretinin belirlenmesi gibi önceden belirlenir.
tüm bu önceden belirlemeler hırsızlığı oluşturacak mekanizmalardır ve hırsızlığın yükünü emekçi ve tüketici çeker kapitalizmde.
üstelik tüketicilerin çoğu yine emekçilerdir.

ricardo, emek-fayda değer ikilemi üzerinden piyasayı çözmeye çalışırken,
marks, mübadele değeri üzerinden sistemin aslı olan hırsızlığı çözmüştü.
onu klasik iktisatçılardan ayıran işte budur.

kapitalist sistem finansı belli ellerde biriktirip, finans arz ve talebi üzerinden finansa mübadele değeri oluşturur ve bu faiz olarak finansa akar.
iktisat okuyanlarsa faizi üretim aracı olan sermayeye gitti, sermaye=para zannederler.
çünkü iktisat ideolojik baskı altında bilimselliği şüpheli bir disiplindir.

çözüm şudur: finansı ve dolayısıyla sermayeyi toplumsallaştırdığınız anda,
finans mübadele değerini yitirir.
sermaye birikmiş toplumsal emek olarak üretime katılır.
müteşebbis de bir beyin emekçisi olarak üretime katılır.
emekçi işgücünü faktör piyasasında satmadığı için, emeğin gerçek rantabilitesi/katma değeri ortaya çıkar.

yani dostum, bir tane üretim faktörü vardır aslında; o da emek.
hammaddeyi doğada bulan çıkaran emek.
gereken makina ve techizatı üreten emek.
hepsini biraraya getiren ve ihtiyaçları karşılamak üzere (ataşları dizmek için değil)üretim sürecine sokan emek.
ve sonunda katma değeri üreten emek.

işte bu paradigmada temel insandır ve onun ayrılmaz parçası olan emeğidir.buna sosyalizm diyoruz.
kapitalizmde ise bu paradigma sahte kavramsallaştırmalarla, pseudo bilimle, DİA ile, gereğinde ise silahla ve savaşla ters çevrilmiş olarak durur.

üretimin merkezine insan değil PARA konur. oysa para sadece kağıttır.
o paranın alacağı hammadde makina emek olmasa zaten paranın da değeri düşer.
finansı elinde tutanların tek yaptığı tamamı emeğin ürünü olan üretim faktörlerini organize etmektir kapitalizmde.
yoksa finansın kendisi somutta üretim faktörü değildir ama kapitalizmin sağladığı sahte organizasyon gücüyle faktör piyasasına girer ve arz talep noktasında faiz oluşur.
bu üçkağıdı teşhis eden marksdır.
muhammedin yada aristonun faiz karşıtlığı ile bunu karıştırma.
onlarda faiz üretim faktörü bağlamında ele alınmaz. ihtiyacını karşılayacak olanın muhtaçlığının sömürülmesi olarak ele alınır. sistem analizi değildir, ahlaki tavırdır.
kapitalizmdeki faiz ise, aslında üretim faktörü olmayan bir şeyin üretim aşamasına girip katma-değerin çoğuna el koymasıdır faiz. mekanizmalarını da satıraralarında anlattık.

burda emek-değer teorisine dayalı sistem analizi var.
faizin insanlara yaptığı basit ahlaki çöküntü değil marksın dikkat çektiği.
tüm sistemin hırsızlıktan ibaret olduğunun göstergesi.
bu sistem kölecidir.
üstelik finansı elde tutanların çocukları/torunları yarın finansı elde tutacak,
emeğini işgücü olarak emek piyasasına sürenlerin çocukları/torunları yarın emeklerini emek piyasasına sürecek.
bu köleci sistemde birey bireyi değil, sınıf sınıfı üstelik nesillerce köleliğe mahkum etmiştir.

ben geçimimi pro-poker olarak sağlıyorum.
çok zikimde değil son tahlilde.
çünkü çoğunlukla parasını yediklerim kapitalist sınıftır,
hatta bazılarının karılarını da zikmişliğim var otel odalarında.

kapitalizm eko-politik tabanda sosyalizmden çok işime gelir.
bu yaşta; para kaldırdığım bir geceyi iki tane ukraynalı çıtırla zabaha kadar cannabis sativa çekip zikişerek geçirebilirim.
ama üretimin toplumsallaştırıldığı bir yaşama biçiminde buna pek şansım olmazdı.
yani sömürü benim de işime geliyor .
ama asıl üretici gücün emek olduğunu biliyor ve itiraf da ediyorum.

ha sen de benim gibi bu sistemden nemalanıyorsan ve o yüzden kapitalizme methiyeler düzüyorsan, senin çapın kapitalizmi temize çekmeye yetmez.
istanbul iktisat okumuşluğumuz, istatistik masterimiz var.
üstüne marksizmi de okumuşuz, hayatı da gözlemlemişiz.
üstüne üstlük anarşistiz, senelerce kuralsız yaşamışız yani.
biliyoruz kapitalizmi , masal okuma demek istiyorum.

spartacus
28-05-2015, 14:27
Kilit! (tekrar açıldı, gerekli temizlik yapılmış olduğu için)
Başlıkta rencide edici olmadan da yazılabilir.
Sevgili Xcan, Barikat, İlahi Komedya fikir ve düşünceler yerine şahsı hedef alacaksanız ve O'nun ne olup, olmadığını tartışmaya koyulacaksanız, konuyu tartışmanın ne anlamı kalır? Bu halde hem niyet bozukluğu doğar hem de konuya dair ifade ettiğiniz tüm görüş, düşünce, eleştiri gibi ifadelerinizin değeri kalmaz...

spartacus
28-05-2015, 15:01
Eğer ki tarla ve pazar arası 100 metre olsaydı bu çiftçi malını direkt olarak son kullanıcıya satabilirdi. Bu aracılar olmasa ve çiftçi kendi ürününü son kullanıcıya kendi getirse büyük ihtimalle satacağı fiyat da aynı ve belki daha fazla olurdu, çünkü bu işin bir masrafı vardır. Kamyon almak lazım, şöför tutmak lazım, pazarda yer kiralamak lazım, vs, vs.
İşte kapitalizmde çelişki şurada doğuyor, aracı dediğmiz noktada. Aracı olmasın demiyoruz, ama kapitalizmde fiyatı aracı belirliyor! Oysaki sosyalizmde aracı dediğimizde o ürünün ÜRETİM sürecinin PARÇASIDIR. ürünün fiyatı ise aracıya gelmeden, hasatta belirleniyor ve bu hiç değişmemeli...

Kalem örneği gibi, üretici, aracı dediğimize 1 TL verecek... Yani nasıl bir ürünü üretirken hammadde ve enerji maaliyet ise, aracınınkini de kar değil, MAALİYET klasmanına dahil etmen gerekir, bu sayede de ürünün elde edilmesinin insana olan maaliyeti ortaya çıkar, bu da satış fiyatını belirler... Bu özünde ürünün satış değil dağıtım-ulaşım temelli tarafıdır. Yani ne zaman aracı dediğimiz, üretimin bir nesnesi, öznesi durumuna geir, o zaman anlamlı ve biz bu halde aracı demiyoruz, tüm üretim sürecinde emeğin bir parçası diyoruz.

Eğer bir ürünü, dağıtım ağı çetrefillecekse, o halde belirli bir maaliyet hesabında-değerinde tutuluyor. Atıyorum 60 km kare! Bu halde 61 km kare, ek maaliyettir, o halde 61 km kre dışında yeni bir üretim alanı gerekir... istisnalar da ise elbette ürünün fiyatı artar çünkü maaliyet artar... Mesela dağıtım ağı 1 km ile 1.000 km arası ise bu halde ürünün fiyatı toplam dağıtım ağı ve talep oranıyla dengelenmelidir. Yani adalet.. Örneğin KDV dünyanın en adaletsiz vergi sistemidir(bu ve benzerlerinin de kaldırılması gerekir, mesela kapitalizmde artı-değer kısmına devlette dahil olur. Ürünü alandan vergi alır, üretenden de vergi alır, aracıdan da vergi alır, ürün bir kaç kez vergilenir ve ağır vergisi olan ülkeler özünde kapitalizmin bu açığından yararlanan bürokratlardır, para kaynak olarak bürokrasinin çeşitli kademelerindekilere de rant(emeksiz, zahmetsiz gelir) haline gelir. Resmiyete dökebildikleri kadar dökerler, bürokratların hayatları gibi, makam aracından evdeki hizmetçilerine, gizli saklı villaları ve villa arazilerine değin. tek dertleri kalır parayı aklamak ve bir dönem ayakkabı kutuları olmak zorunda... İşte tepedekiler böyle bir hayat yaşadıkları için, gün geçtikçe kaygı ve korkuya kapılırlar, iki yönüyle, bir bu dümen suyunu kaybetmek iki toplumun farkına varması, her yandan basın yayın ve eğitim alanıyla (ki imam hatipler toplumun talebi değildi, zira zaten arz fazlası var) bu kesim toplumu sürekli aldatmaya ve sistemde bulundukları konumalrını da manipüle etmeye odaklanır, ve bunu kimse kimseye özellikle şöyle yap demesi gerekmez, organizmayı birleştiren temel çıkarlar ve tabi sermaye gücüdür(örneğin gazetelerin satın alınması gibi) otomatikman bağlar... AKP neden 2 dönemdir HUKUKU hallaç pamuğuna çevirdi? Ben diyorum ki postalmarx, AKP şu haliyle , senin de ifadelerinden yola çıkarak tercih edilesi durmuyor ve sen sanıyorsun ki AKP istikrar örgütlüyor, aksine bu şekliyle sistemin de sonunu hazırlıyorlar, oluşturdukları gediklerin, kontrolsüzlüğün, kendilerine dokunulmazlık zırhlarının, oluşturdukalrı bürokrasinin acısı önümüzdeki yıllarda kendini gösterecek... Yani Avrupalı bir burjuva AKP gibi bir gidişatı, kıyamet olarak değerlendirirdi(Avrupa da AKP gibi bir parti değil oy almak, her yönden-yapıdan insanın kavrayışıyla kitle bile bulamaz), 3-5 kuruş daha fazla kazanmasını ise çöpe atardı, çünkü bu gidişat derdi, 3-5 kuruş + olara değil, yakında 100-200 (-) olarak bana yansıyacak. Türkiye de az çok burjuva kültür ve analiz yeteneğine sahip olan bir kaç burjuva kesim vardır, Koç, Sabancı, Boyner gibi, onlar başından beri kaygılı, kaygıları düşündüğün gibi laiklik şu ya da bu etiketi değil, durumu görüyorlar(Ki Sabancı ailesine geçmişte devlet bir suikastle ayar verdi, yine bu gerici sermaye ve bürokrasi kara paralarını aklamak için Kıbrıs'ı mesken tuttu ve hayli suikastleride orada gerçekleştirdi, gerici sermayenin ve bürokrasinin ne kadar tehlikeli olduğunu var sen düşün)...

İşte kapitalizmde sorun burada ve benzer örneklerle doğuyor, atılması güç bir posaya dönüyor. Mesela hem evveliyatta bir artı değer var hem de pazarlama da hem de ürünü alanda(vergi örneği)... Şöyle bakıyoruz;
1 Kalem kaç lira idi? 3 TL, ve insan ihtiyacını kaç kalemlik üretimle karşılıyordu? 30 TL'lik. Kaç saat emek sarfetmesi yetiyordu? 4 Saat... Bu halde üreten 4 saat çalışırken de piyasaya, hamamdde için, 10 TL, Enerji için 10 TL bırakır ve 10 TL de kendisine kalır... Toplamda piyasaya 30 TL'lik 10 kalem sürülmüş olur... Kalem bazlı ise 3 TL, alıcı ise ürünü 3 TL ye mal eder(buda ihtiyacın MAALİYETİ kısmınıtamamlar)..

Yani bu üretimde tüm hesaplar maaliyet bazlıdır çünkü ürünlerin kaynağı doğa ve bir ürünün fiyatını toplam emek zamanı belirler ve emek zamanı, tüm maaliyetleri de kapsıyor. Çünkü aracı dediğimizde bunu yapabilmek için emek sarfedecek, enerji dediğimizde de enerjinin üretimi için emek sarfedilecek, yani kalem üretim süreci üretimin her alanında geçerli. Neden emek, çünkü insanın maddeyi işleyip, değiştirmesinin temeli, kafa, kol gücü ve bunun sarfiyatına ise emek dendiği için...

Sosyalizmin üretim sürecinde karılaştığı çelişkilerden birisi üretim motivasyonu sağlamaktır. Özünde motivasyon da aykırı bir kavram, bir yol, alternatif bulmak sorunu yaşanır, çözülmesi gereken de bu kısımdır ve bu kısıma değin ciddi toplumsal olgunlukta gerekli hale gelir. Sal kooperatif tarzlı örgütlenmeler, dağıtım ağının üretimle birleştirilmesi yetmiyor.. Günümüzde liberal eleştiriler(ki gerçek liberal) artık bu noktadan yapılyor, çünkü blimsel-objektif yaklaşımla kapitalizmin analizinde onlarda Marx'ın ulaştığı sonuçlara varıyorlar... Nasıl olur, ne yapmalı gibi kısımlar elbette tartışmaya açık olandır, aslında bizim açımızdan mesele de burası...

Şunu ise anlıyorum, mesela bu yazıda sosyalizmden bahsediyoruz - ki aslında bizi buraya sen çektin, seçim ölçeğini aşmamıştık-, ama oturup, alçaklar, pis emperyalistler, geberin ulan edebiyatı yapmıyoruz, çünkü sosyalizm de en nihayetinde ekonomik bir sistem, sosyalizmi bilen ve neden sosyalizm dediğini kavrayan insan bulmak, sahilde kumlar arasında kaybolmuş iğneyi bulmak kadar zor ne yazık ki. Çünkü lanet olası 19-20.yüzyıl kapitalizminin sert ikliminin yarattığı kitle psikolojisi ile soğuk savaş döneminin yarattığı subjektif sembol siyaseti, birde sosyalizmin kitleselleştiği dönemlerde, bazılarının RANT biççimiyle(rüzgar ne yandan eserse!), sujektif sembolizm, inanç ölçeğinde kullanıp, kitlelerde etkin olması-karakter sapıtma- 100 yıllık bir körelme, geriye dönüş süreci oldu, aynen insanlığın çağlarındki Ortaçağ gibi... Herkes bundan etkilendi, istisnasız hepimiz..