PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : komünist ve bölücülere tek bir soru !


habilis
18-03-2007, 13:55
evet sadece bir şey söylüyorum :

kin ve intikam duygularıyla cemiyeti yıktıktan sonra, orada iyilik, mutluluk kalır mı ?

yıkıntılar arasında güller açar , bülbüller öter mi ?

deli_cevat
18-03-2007, 16:03
komunistlerle ne alaka anlamadım ?

bu laf komunizme saldırı niteliği taşıyorsa imzanızda marx'ın sözü niye var onu da anlamadım çok karmakarışık bi başlık

ozgur_beyin
18-03-2007, 18:06
sevgili habilis, *bu ülkede kırk türlü komunist, kırk türlü bölücü, tanımı var.senin tanımına uyan kimler?

habilis
18-03-2007, 19:15
cnm arkadaşım ; tam anlaşılmadı herhalde yada ben tam ifade edemedim . ben MARX ı severim ; idolojisi ve felsefesiyle alıp veremediğim yok. en azından oda ateist ve akılcı , metaryalist . ..

fakat iş öyle dönüyor ,dolaşıyorki ; amaç birden değişiveriyor. kar elde etme çabasına yada bir ulusu milleti herneyse parçalamaya dönüyor. kapitalizmden farkı kalmıyor bir yerde.

söz konusu marx değil burda .. bu felsefeye kendini adamış bazı insanlar başka başka dolaplar çeviriyorlar.

leninide severim ben .. onuda geçtik ..

fakat iş bölücü lere geldi . acaba neden ? bu neden olabilir ? bir cemiyeti yıkmakla iş çözülecekmi ? ben bunun cevabını istiyorum . birilerine zulum - haksızlık yapılıyorsa buna nasıl cevap verilmeli ? ele silah alarak mı ? bugün ve dün bu yapıldı yapılıyor . peki ne kathedildi , nereye varıldı ? haklı olsanda haksız duruma düşüyorsun ..

anlatabildim mi şimdi

Kont
18-03-2007, 20:03
Sayın habilis,

O zaman size göre Fransız Devrimi kötü bir vukuattır.Biliyoruz ki soyluluğa karşı burjuvazinin bu büyük mücadelesi insanlık için atılmış çok büyük bir adımdır.Şimdi biz Fransız Devrimi "zor" kullandığı için "Bu devrimi yapanlar yanlış yapmıştır." deme lüksüne sahip miyiz?Dersek saçmalamış olmaz mıyız?

Zulüm,adaletsizlik heryeri kaplamışsa ve egemen güçler bu yönlerini "devlet" adı altında baskı ve susturucu araç olarak kullanıyorlarsa komünistler için bunları zor yoluyla yıkmaktan başka ne çıkar yol vardır?


söz *konusu *marx *değil *burda *.. *bu *felsefeye *kendini *adamış *bazı *insanlar *başka *başka *dolaplar *çeviriyorlar.
*
leninide *severim *ben *.. *onuda *geçtik *..


''Zor, yeni bir topluma gebe her eski toplumun ebesidir.'' (K.Marks)

Komünistler, kendi görüşlerini ve amaçlarını gizlemeye tenezzül etmezler. Hedeflerine ancak tüm mevcut toplumsal koşulların zorla yıkılmasıyla ulaşılabileceğini açıkça ilân ediyorlar. Varsın egemen sınıflar bir komünist devrim korkusuyla titresinler. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yok. Kazanacakları bir dünya var. (K.Marks-F.Engels)

Böylece Kautsky, hepsi de "proletaryanın gereksinimlerini karşılamaya çalışan" bir hükümet için savaşımda oybirlikli olan Scheidemann'lar, Plekhanov'lar, Vandervelde'ler ile çok sevdiği "birlik"i gerçekleştirme düzeyine düşecektir.
* * *Bize gelince, biz bu sosyalizm dönekleriyle selamı-sabahı kesecek ve, silahlı proletaryanın kendisinin hükümet durumuna gelmesi ereğiyle, tüm eski devlet makinesinin yıkılması için savaşacağız. "İki büyük ayrım"dır bu. (V.Lenin)

Birazcık daha Lenin'i Marx'ı anlamaya çalışın.

dilaver
18-03-2007, 21:12
,
* * *Mustafa Kemal, Vahdettin ve Damat Ferit'e göre bölücü ve haindi, ümmeti bölmeye çalışıyordu.

* * *Deniz Gezmiş ve arkadaşları o zamanki söylemle anarşist idiler, bir süre sonra eylemciler komünist oldular şimdi agırlıklı kullanılan söylem teröristtir.

* * *Hrant *Dink kimilerine göre bölücü idi ve katli vacipti.

* * *Bu tanımlar bana kalırsa rastgele tanımlar ve aynen dış mihraklar tanımlamasına benziyor. Bir kaçış ve çıkış yolu olarak ortaya çıkıyor.

* * *Komünistler için böyle bir sorun yok tabii ki. Onlar her şart ve ortamda fikirlerini çekinmeden ifade ederler ve varolan kanunlar onları pek de ilgilendirmez. Felsefesi de ideolojisi de aslında oldukça açıktır.

* * * Ancak bölücülük kavramının üstünde durmak gerekiyor. Mehmet Agar bile bölücü olduktan sonra bu kavramda yanlış giden bir şeyler var diye düşünüyorum. Biraz kurtuluş simidine benziyor.

* * * O halde tanımlamak lazım diye düşünüyorum. Tanımlayalım ve soruyu somutlayalım ki yanlış sularda seyretmeyelim.


* * *saygılarımla

18-03-2007, 22:16
" leninide *severim *ben *.. *onuda *geçtik *.. "
"ben *MARX *ı *severim *; *idolojisi *ve *felsefesiyle *alıp *veremediğim *yok."

Sevgili habilis,
che nasil adamdi? severmiydin? mao arkadasini hic darda birakmazmis diyolar dogru mu?

denildigi gibi komunistin turlu turlu tanimi var, en populer tanimida sudur;

komunist (kgb): karisini paylasan, diktator ruhlu, butun dunyanin tek tip olmasini isteyen, ozgurluk ve servet dusmani. "Dayimin oglu komunist olmus"

commandante
19-03-2007, 13:40
çok saçma bir soru cevap vermeye bile değmez insanları tek bir insan milleti olarak görmek isteyen bir ideolojiye bölücü sözü yakışmaz

kuvvaci
19-03-2007, 15:43
Valla hakkaten bende anlamadım bölücülük ile komünizmin nerede çakıştığını. Hatta çakışıyormu? *Ha bu memlekette Atatürkçülüğüde kullanan var Komünizmi de dinide mücadelemiz hepsiyle.
Saygılarımla

sosyalist-R
19-03-2007, 18:38
raspependial yapmış olduğun komunist tanım tam bir faşist veya islamcının ağzın dan çıkacacak kadar alçakça yaklaşım
sadece sana şunu söyleyeyim senin sübyancı peygamberin ölen arkadaşlarının , kendi evlatlığının karısnı alıp yatağına sokmadımı 9 yaşındaki aişeye nefsi uyanacak kadar alçalmadımı sizin muhammedinize ve iğrenç dininize bakarak komunizm ahlaklık *abidesidir ve komunizmde felsefe sudur _paylaşırız nazlı yarin yanağından gayrı herşeyimizi _ *bunu bilin ve öyle konuşun.

commandante
19-03-2007, 18:49
sosyalist kardeş onların seviyesine düşmemek gerekiyor ama ne yalan söyleyim yazdığın her kelimenin altına imzamı atıyorum

19-03-2007, 20:54
bir çok yönetimin getirilişi gibi komünizmde devrimle gelir. devrim bir halkı yok etmek, bir milleti parçalamak değildir. bunun için kemalist devrimi incelemeniz yeterlidir.

bölücülükle komünizmin arasında nasıl bir bağlantı kurduğunuzu anlamış değiliz. imzanız ve başlığınız arasında büyük bir paradoks var, bu paradoksu açıklamanız dileğiyle.

saygılar...

spartacus
19-03-2007, 21:02
Sevgili Habilis;

Siyaseti kendi bireysel emelleri için, şov yapma ve parsa toplama, ister maddi isterse manevi tüccarhaneye çevirmiş, günümüz güdük, tarikatçı siyasi anlayışları bir yana bırakır isek;

Marx'ın felsefeside, politik, ekonomik dünya görüşüde, sömürüsüz, sınırsız bir dünya özlemi üzerinedir.

Sormamız gereken asıl soru, insanlık neden paramparça olmuştur?
Ve şimdi insanlık tüm dünya insanını ve insanlığı nasıl birleştirecektir? Bence bölücülükden ziyade varolan sistemler, coğrafyalar ve sınırlar aslen insanın BÖLÜNMESİNİN, kendisine olan yabancılaşmasının bir yansıması değilse nedir ?

Aşırı tepki ile yaklaşan arkadaşlar, sizlerede tavır konusunda katılamayacağım!

Bölünme nerede başlıyor, elbette burası benim, bu toprak benim dendiği anda başlıyor, doğanın sahibi olur mu? peki ya insanın! İşte bunun sonu ilk bölücülüğün tohumlarını atıyor, bu gün hali hazır dünya görüşü ile, hali hazır enjeksiyona gözlerini açan bizler, perdeler arasında görmesekde, kabul etmeyiz sınıfların varlığını... Oysa tarihe baktığımızda insanlık tarihi tamda sınıflar ve sınıflar arası savaşımlar tarihidir...

Ortadoğudan kalkıpda Semerkanda kadar ne işi vardı Muhammed askerlerinin? Hiç düşündük mü? Ne işi vardı B.iskender'in Babil'de, yada şimdi güncel bir soru ile ne işi var Amerikanın Irak'da? Strateji oyunumu oynanıyor, bir eğlence mi?

İlk bölücülük SINIFLARDIR, ikinci bölücülük ÜMMETTİR üçüncü bölücülük IRKÇILIK yada kabul edilebilir en burjuva anlamı ile Milliyetçiliktir...
Hemen küplere binilmesin bölünen herhangi bir milletten söz etmiyorum, bölünen bir bütün halinde olan insanlıktır.. Demek ki bölücülük herhangi bir coğrafik yerleşim değil, tüm dünya düzleminde imiş..

Daha hiç bir canlı yoktur ki, plan ve programla ve kitleler halinde kendi hem cinsini katlediyor, savaşıyor olsun, daha hiç bir canlı yoktur ki doğayada zarar verecek düzeyde birbirinin kökünü kazımak için çarpışıyor olsun!

Eğer insanı birleştirmekten yola çıkarsanız, eğer tüm yapay ayrımları ortadan kaldırıp Dünya Ülkesinde kardeş olanların kardeş gibi yaşadığı, sömürüsüz, sınırsız ve sınıfsız bir dünya hedefler iseniz, bölücü yada terörist olmanız içten bile değildir, her an şener Şen, Kemal Sunal filminde bulursunuz kendinizi ve "Koviyorum lan İt oğlu it" der ağa. Kovulan Maraba böyük şehirde gözünü açar, Ağanın eğitim ve dünya görüşü çemberini kırmıştır, şimdi ise "Bunu böyük şehre yolladık gözü açıldı, -Kovmiyorim la itoğlu it olur". Tabi bu arada diğer marabalarıda Şabandan uzak tutmak gerekir, değil mi ya onlarında gözünü açarsa..
O halde Şaban, nankördür, lanetlidir, sefildir, kötüdür, güncel olarakda teröristtir...

Hiç unutmam, Bu gün ırkçı bir partinin başkanı olan bir şahıs, daha dün maraş'da insanların kalbine sıkılan kurşunları atan silahları sağlamıştır, daha dün her türlü derin devlet söylemleri arasında faşist işkencelerde, katliamlarda bulunanlar bu gün bayağı bir burjuva partisinde başkan olmuştur, daha dün 7 gencin boynunu ip ile boğanlardan, kimileri bu gün milletvekili olmuştur... Bilmem ki terörist kimdir, vatan haini kimdir...

Bölücülüğe gelince, açıkcası sosyalizm hiç bir şekilde, milli unsurlara dayanmaz, hiç bir biçimde milliyet üzerinden politika yapmaz ve hiç bir biçimde sınırları çoğaltmaktan yana değil onları aşmaktan yanadırlar... Yanlış kanı, sosyalizmi sadece ezilenlerin mücadelesi noktasına indirgeyenlerdir, oysa sosyalizm salt bu değildir, sınıfsal temelli olup, nihai hedefi insanlığın sınıfsal ayrımını ve sınıfları, buna gereksinim oluşturan nedenleri, en başta sömürüyü ortadan kaldırmak üzerinedir. Kaba yazıyorum, ve anladığım kadarı ile özgürlük için, milli ayrımların olmadığı bir dünya hedefinde olanın ayrı bir devlet ve ayrı bir millet noktasında diretiyor olmasını ifade edeceksiniz...

Ulusal mücadeleler sosyalist değil, burjuva mücadelelerdir aynen ümmi mücadelenin özünde feodal olduğu gibi.. Sosyalizmi anlamayan yada onun prestijini kullanan-kullanmak isteyen unsurlar olmuştur, epey kullanılmıştırda, sosyalizmin ezilenler ve haklıdan yana olan çehreside kullanılmıştır... Ulusal mücadeleler sosyalist değil, bir ulusa bağlı olarak devlet örgütlenmesi hedefli mücadeleler kapitalist doğrultuda mücadelelerdir ve bunun faturası sosyalizme değil kapitalizme kesilmelidir...

Son paragrafımı daha anlamlı kılmak üzere ilerleyen günlerde daha duru bir şekilde izah edebilirim...

frodo
19-03-2007, 21:06
Eğer en anlaşılmaz başlık ve en garip cevaplar yarışması açıldıysa benim niye haberim yok ?

kuvvaci
19-03-2007, 22:01
Sevgili Frodo!
Yalnız olmadığıma sevindim ya

Ariman
20-03-2007, 02:03
habilisin aklı karışmış. bir konuda bilgisiz komünistler cemiyeti kollektif ve devrimci duygularlala yıkacak. Özel mülkiyetin yok olması dinin de ortadan kalkmasını sağlıyacak. ne demiş ömer "adalet mülkün temelidir" adaletten kastın kuran olduğu ortada mülk olmazsa ne sınıf olur ne din . Komünizmi anlamak farklı okumalar gerektirir, aslında önce bu konuda okumak gerekir...

20-03-2007, 13:14
komunist (kgb): karisini paylasan, diktator ruhlu, butun dunyanin tek tip olmasini isteyen, ozgurluk ve servet dusmani. "Dayimin oglu komunist olmus"

diyor respendial efendi!

komünizm der ki mallar ortaktır, özel mülkiyet yoktur. respendial gibi küçük burjuvalar KADINLARIDA MAL OLARAK GÖRDÜĞÜ İÇİN respendial'in sözüne şaşırmamak gerekir.

"KADIN HARİÇ HERŞEY ORTAKTIR."
* * * * * * * * * * * * * * * * ŞEYH BEDREDDİN

20-03-2007, 13:36
Sevgili enkidu,
bence senin sozune sasirmak gerek :)

-kucuk respendial ltd.-

Komunizmden bunun gibi bir tanimi ancak inanmaga ve itaat etmege kosullanmis insanlar cikarir. Onlar icin insanin kendi iradesi islevsiz ve onemsizdir, insan bir bilgisayardir, yasalar bir software dir. Muminler bu yasalara aykiri hareket etmeyi birak, mantik bile yurutemez. Bu sebeple velhevki sosyalist bir duzen kurulur, hersey paylasilacak denirse, Kuran'i ve Muhammed'in yasama bicimini bile sorgulamadan uygulayan muminler bu paylasma isini buralara getirirlerse sasmam.

Benim kadinlari mal olarak gordugumu nere (niz) den cikardiniz? Bu tarz bir yazim mi oldu?

frodo
20-03-2007, 14:04
Sevgili respendial arkadaşların takıldığı yazınız uslubunuzu tam kavrayamayanlar için
son derece tuzakçı ...

İtiraf edeyim ilk okuduğumda ben de ne diyor bu demiştim. Sonra genel yazılarınızı
düşündüğümde "popüler komünizm" tarifinin sizin değil aklı kıtların popülerliği
olduğunu anladım. Yazarken biraz daha özen bu türden sorunların önüne geçebilir.

habilis
20-03-2007, 18:21
bazıları bazı şeyleri hiç olmadık şeylere yoruyor...( çok aydınlatıcı dimi ..) yani biri sosyalist olucaksa bu sözde kalmamalı , eşitlik , emek işçi yi kendine alette etmemeli !!

...

ben bu ülkenin parçalanmasını istemem ; bu benim şahsi görüşüm .. milliyetçi de değilimdir!!. sadece düşünüyorum ki burda barış için çalışılmalı , yıkmakla parçalamakla , birilerine şiddet uygulamakla yada adam öldürmekle bu olmaz ! .. haksızlık varsa bu yine yasal yollarla ele alınmalı.

...

biz milliyetçilikte istemiyoruz, dinde imanda, tanrıda ! *sadece barış için çalışılmasını *istiyoruz.

20-03-2007, 18:28
Sevgili frodo,
bu konuda sana tamamen katiliyorum. Elimden geleni yapicam.

Bu yaziyi okurken yine sevgili enkido'nun ornegine gozum ilisti.

"KADIN *HARİÇ *HERŞEY *ORTAKTIR." *ŞEYH *BEDREDDİN

Bu laf aslinda kadini mal gibi goren bir zihniyeti yansitmiyor mu? Ne demek kadin haric hersey, kadinin kiminle nerede olacagi ve ne yapacagi kendi iradesine baglidir.

habilis
20-03-2007, 18:40
evet respendial iyi yakaladınnn

frodo
20-03-2007, 18:45
Kadın hariç herşey ortaktır sözünün Şeyh Bedreddin'e ait olduğunu sanmıyorum. Bildiğim
Börklüce Mustafa'ya atfedilen bir söz olduğu. Eğer öyle ise 1400 lü yıllardan bahsediyoruz
demektir. Dönemin ahlaki anlayışına göre oldukça ilerici ve de "erken" bir saptamadır.

Hala kadının bir mal olarak gören zihniyetin var olduğu dünyamızda, bir tür savunma psikolojisi
ile bu cümlenin kurulması da anlaşılır bir şeydir.

Nazım ustanın dizeleri gibi :

* * "yarin yanağından gayrı her yerde
* * * hep beraber demek için..."

habilis
20-03-2007, 18:50
"yarin yanağından gayrı her yerde
* * *hep beraber demek için..."

deli_cevat
20-03-2007, 20:25
burda açılan konunun baya bi dışına çıkmışız biraz toparlayalım derim ben
habilisin sorusuna gelince kapitalizmin devamlı pompaladığı populer kültürün içerisinde komunizmi bile populerlerştirince diyalektik materyalizmden bi haber bireyler ortada zafer işaretleri yapıyor modernizmin girdapları içerisinde sürüklenen ve globalleşen dünya içerisinde iletişimsizleşen yanlızlaşan bireylerin bazı oportunist odakların etkisinde kalarak aslında hiçbir ideale hizmet etmeyen sadece abd emperyalizminin işine destek olan örgün yapılanmalar çıkıyor ortaya hele hele bunun anti propagandasının yapılması gereken yerdede bunlar kendi karşıtının anti propagandsı olarak çift hizmet etmiş oluyor en sonundada karşı propagandanın etkisiyle habilis bize soruyor böyle iş nası olur?

20-03-2007, 22:42
Simdi egri oturalim dogru konusalim. Bugun guncel hayatla ilgili insanlarin diyalektigi bilmemesi dogal, Marksizm bircok konuda insanlarin ihtiyaclarina cevap veremez oldu, analiz edilemeden, gelistirilmeden, yokedildi.

Komunizmin temelinde aristokrasiyi ve serbest pazar ekonomisini sarsan anlayislar vardi. Bu sebeple uygulanan sayisiz politikalarla komunizm baltalandi. Mesela "Herseyi paylas diyo, o zaman herseyin icine karimda girer, onuda paylasmami istiyorlar" seklinde bir dusunce, samimi bir mantiki sorgulama ve anlamaya calisma surecinin urunu olamaz, olsa olsa baltalama amacli uretilmis, sinsice yayilmis dusuncelerdir. Komunizm utopyasi ile mucadele yillarinda komunist dusunce geleneklesti, dinsellesti, cesit cesit insanlara ve anlayislara temel oldu. Komunist utopya yillar gectikce gercekten daha uzak gorunmeye basladi.

Bu komunizmin dinsellesmesi ile ilgili K.Kore'nin lideri hakkinda soslenenlere bir goz atin derim. Adam peygamber olmus resmen.

Kont
20-03-2007, 23:35
Daha fazla dayanamadım şu "kadınların ortaklaşalığı" denen saçmalık fikir ortaya çıkınca insan kafayı yiyor.Bunu diyen aklı gıtların devrimci kadınların neden savaştığını bir düşünmesi gerekir.

Gerçi bu iddiayı ortaya atan gerizekalılara cevap Komünist Manifesto da verildi:

Ama siz komünistler, kadınların ortaklığını getirmek istiyorsunuz, diye bağırıyor tüm burjuvazi bir ağızdan.
* * *Burjuva, karısını, salt bir üretim aracı olarak görüyor. Üretim araçlarının ortaklaşa kullanılacağını duyuyor ve, doğal olarak, ortaklaşa olma yazgısından kadınların da aynı şekilde paylarına düşeni alacaklarından başka bir sonuça varamıyor.
* * *Hedeflenen gerçek noktanın, kadınların salt üretim araçları olma durumuna son vermek olduğunu aklına bile getirmiyor.

21-03-2007, 01:16
" *raspependial *yapmış *olduğun *komunist *tanım *tam *bir *faşist *veya *islamcının *ağzın *dan *çıkacacak *kadar *alçakça *yaklaşım *
sadece *sana *şunu *söyleyeyim *senin *sübyancı *peygamberin *ölen *arkadaşlarının *, *kendi *evlatlığının *karısnı *alıp *yatağına *sokmadımı *9 *yaşındaki *aişeye *nefsi *uyanacak *kadar *alçalmadımı *sizin *muhammedinize *ve *iğrenç *dininize *bakarak *komunizm *ahlaklık * abidesidir"

eheh tamam bende vazgectim o zaman muhammedimden. bosol bosol bosol.
Benim kicimi ortmek icin abideye ihtiyacim mi var?

Ben ateistlerin nasirali Isa'siyim heralde, yanlis anlasilmak, hor gorulmek ve aci cekmek icin gelmisim. :)

pante
21-03-2007, 01:31
:)

21-03-2007, 12:04
ticaret: kapitalizmin en büyük ve en sekmez düzen çarklarından biridir. kapitalistler bu işten geçinir.
her şeyi satarlar. lastik, defter, boya, sunta... aklınıza ne gelirse. hatta kapitalistler o kadar alçaklardır ki para uğruna KADINLARIDA SATARLAR.

işte kapitalizmin tanımı

kapitalist(abd): para uğruna donundan karısına kadar her şeyi satan kişi.

21-03-2007, 13:31
"Rızkın onda dokuzu ticarette ve cesarettedir." Hz. Muhammed S.A.V.

spartacus
21-03-2007, 14:03
Sevgili Respendial, bol smileyler arasından seçiyorum...

"Komunizm utopyasi ile mucadele yillarinda komunist dusunce geleneklesti, dinsellesti, cesit cesit insanlara ve anlayislara temel oldu. Komunist utopya yillar gectikce gercekten daha uzak gorunmeye basladi. "

Gelenekçilik, evet ölgünlüktür, bir öğretinin gelişiminin durmasıdır...
Dinselleşmek, evet ölgündür, bir noktadan sonra Tarikatçılık....

Bu genellemene katılıyorum, mesala bu gün Bir Hegel'i okuduğumda 2 yol vardır, ya bilgi edinilir, anlaizler, doneler ele alınır bir gelişim sağlanır yada gelenekleştirilip, tarikatlaştırılıp, Hegel öldürülür, artık Hegel'in felsefesi gelişmeyecek, diri sunduğu fikirler ölgünleşip, kalıplaşacaktır(gelenekçilik).

Peki bunun böyle olması bizimde konuya salt buradan bakmamızı sağlar mı? Sağlamaz, ama dediklerinin varlığınıda ortadan kaldırmaz...

Kapitalizmin en önemli çelişmelerinden bir tanesi, 1800 lü yıllarda görülememiştir(belkide görülmüştür ama ben hiç bir yazında karşılaşmadım), çünkü kapitalizmin krize ihtiyacı vardır ve ana BUHRAN 1939 yılında ortaya çıkıyor, kaldı ki dünyanın feodal olandan Kapitalist olana geçişi, sermaye birikimi ve pazar açısından verimli geçiyor, taki tüm pazarların oluşturulmuş, tüm pazarların kullanılmış tüm havuzların içi boşalmış-paylaşılmış, artık yeni pazar açma olanakları tükenmiş yada havuzların artık yeni üretimleri talepleyecek-karşılayacak gücü kalmamış olduğu yıllara, yani 1930 lu yıllara kadar...

Nedir bu kriz? Bu kriz, kapitalizmde üretimin kar amaçlı olması, ihtiyaçların karşılanması ve yeniden ihtiyaçlandırma sürecinde sunulan ARZ'ın getirisinin karşılanamamasıdır.. Şöyle ki;
Bir ürün ürettiğinizde, üretim aşamaları boyunca piyasaya bir maaliyet bedeli bırakırsınız. Nedir bu maaliyet bedeli, enerji, işgücü, hammadde... Tüm operasyonlar tamamlandığında ortaya ne çıkar, ÜRÜN... Ürünün fiyatını ne belirler, toplam maaliyet, iş zamanı(emek).... Kapitalizmde ürünün fiyatını ne belirliyor, bunlara artı olarak, karşılığı olmayan, bedeli ödenmemiş olan KAR...

Bir ürünü üretirken piyasaya 50 para verdiniz, havuza 50 para bıraktınız. Ürün başı kar dediniz ve 50 lira bıraktığınız havuzdan, o ürünü 100 liraya almasını isteyeceksiniz.. Hadi deyin bakalım bu para nereden çıkacak, VERMEDEN-ALIYORSUNUZ? İşte o yüzden kapitalizmde değer üretmeyen, karşılığı olmayan bir para vardır, bunada kar deniyor... Üretimin amacı kar etmektir, oysa bizim İNSAN olarak bakmamız gereken ana unsur, insanın ihtiyacı karşılanıyor mu karşılanmıyor mu? Kısaca kapitalist üretim ve ihtiyaç karşılama yöntemi, insana yabancılaşmış, amacını aşmış yada amacından sapmış bir üretim tarzıdır, Çağ Dışıdır...

Ülke ekonomileri bu durumu engellemek, krizi ertelemek için, çeşitli önlemler alırlar, nedir birincisi Para basmak, neye yol açar, parada değer kaybına, devamında ne olur, ürünler yine zamlanır yine ne olur daha çok para bas, yine ne olur ürünler yine zamlanır, çünkü ortada değişim aracı olan parada değer kaybı yaşanmaktadır...
İkinci önlem diğer ülke havuzlarını kullanmaktır, neler yapılır, o ülkelerde üretim yapılır, maaliyet düşürümüne gidilmeye çalışılır(alım gücünü arttırmak için ürün bedelini düşürmek), diğer ülkelerin havuzları söğüşlenir(mesala bugün borsa iyi bir yöntemdir)
Üçüncü önlem ürünleri kendi iç havuzunda değil, diğer ülkelerin havuzlarından karşılamak, kısaca ürünü diğer ülkeleri pazar haline getirerek oralara sunmak. satılan her ürün, 1. İhtiyacı karşılar, 2. Her karşılanan ihtiyaç Burjuvaya karşılığını sunmadığı kar getirir... Bu zorunlu sürecin açığa çıkarttığı, YARATTIĞI süreç, Emperyalist ekonomidir...
Paylaşılan pazarlarda havuzlar hem kendi Karcıları ama hemde uluslararası karcılar tarafından boşaltıldığı için, ilk krizler gelişmemiş ülkeleri vurur, bu durumda gelişmiş ülkeler kendi havuzlarını sömürmeye başlarlar ve ikinci krizi kendi ülkeleri olarak yaşarlar. Yeniden paylaşmalar, yeni havuzlandırmalar, ihtiyaçlandırmalar, yeni işgüçleri göçü, savaş halleri yaşanır. Herhangi bir az gelişmiş ülkede yaşanacak savaş hali, o ülkede üretimin durması demektir, burada geçici bir dengeleme vardır, gelişmiş ülkeler savaşda üretimi olmayan ülkelere kendi ürünlerini pazarlarlar...

İhtiyaç dışı ihtiyaçlandırma son yılların favorisidir, teknolojide ulaşılan boyut ve reklam kampanyaları artık neredeyse zorla ihtiyaçlandırma noktasına ulaşmıştır, en basitçe ALO denecek bir telefonun reklamında bile, Bilmemne Kullan, Farklı ol, kendini farklı hisset, farkını göster, göster kendini, tarzı, maddi değil, manevi ihtiyaçlandırma olarakda işlemektedir, kısaca artık her şey, insan, hayvan, çöp, su, odun, taş, ilaç, böcek, hastalık, sağlık....... Metadır(ticaret malı)

Anlatmak zor ve elimden geldiğince ifade etmeye çalışıyorum, insanın gereksinimlerinin karşılanması, insan gereksiniminin menfaatlere dönüştürülmesi sizce İnsanca yada Çağdaşmıdır, benim aradığım cevap budur.

Dinci, tarikatçı, gelenekçi vs böyle bir görüşüm yok, gelecek için istersek adına Ütopya diyelim, bırakalım geleceğe dönük neler sarfedilmiş ve neler söylenmiş, ne tabular kurulmuş ise hepsini atalım.. Ama şunu yapmamız zorunludur, içinde yaşadığımız çağı, dünyayı, yaşamı ANALİZ etmek, asıl birincil önemde olan budur.... Ne çıkacaksa meydana bu analizlerden çıkacaktır, alternatifler mi onlarıda ancak kendimizi, çağımızı analiz ederek oluşturacağız... İsmin, sembolün, cismin zerre kadar önemi yoktur, asıl önemli olan çağdaş analizler ve ne olup ne yaşandığıdır...

21-03-2007, 15:32
"Rızkın *onda *dokuzu *ticarette *ve *cesarettedir." *Hz. *Muhammed *S.A.V.

Muhammed'in yukaridaki hadisi serifi, sadece kendi cevresine, ummetine, belki en fazla arap yarimadasina bakarak soyledigi acik. Cevresinde kervancilari goren Muhammed, bu isin ummeti icin karli oldugunu dusunup, boyle bir laf etmistir. Bu lafi etmeden once ekonomiyi sinirsiz bir kaynak olarak gormustur, insanlar, ihtiyaclari ve yardimlasma seklinde sadelestirip analiz edememistir. Muhammedin bahsettigi gibi bir ekonomi imkansizdir, on kisiden bir kisinin calistigi dokuz kisininde bu urunu satmaya calistigi bir ekonomi isleyemez.

Sevgili spartacus,

cok fazla konuyu cok az kelam ile aciklamissin. Dusuncelerine tamamen katiliyorum.

Bir noktaya daha dikkat cekmek istiyorum. Emperyalist surecin sonuclarindan biride issizliktir. Issizlikte karsiligi olmayan, mantiksiz bir kavramdir. Insanlarin sayisi arttikca ihtiyaclarida artacagi icin issizlik diye birsey sozkonusu olamaz. Su an dunyada bos bos oturup, ben issizim diye kabullenmis birsuru insan vardir. Bu insanlarin kendi aralarinda bagimsiz bir ekonomi ( karsilikli yardimlasma ) baslatmalari gayet mantikliyken, gerek sistem gerek yasalar bu insanlarin ellerini kollarini baglamistir. Hatta bir ulus bile bunu yapmak istediginde, sermayelerin gudumunde hareket eden ulkelerin yapmadigi kalmamistir. Yine Kuzey Kore guzel bir ornek, bu adamlarin basina gelen pismis tavugun basina gelmemistir.

Teknolojininde issizligi arttirdigini soyleyen coktur, ama bu mantiksiz, teknoloji insan eseri olmasina ragmen parayi basan sayin bilmemne Kalantoroglu'na hizmet ettigi icin, Kalantoroglu'nun fabrikasindaki isleri daha az isci ile yapmasini saglar, insana hizmet etseydi gunde 8 saat yerine 6 saat calismalarini yada cocuklarin 18 yasina kadar calistirilmamalarini saglayabilirdi. Teknolojinin sermayenin yonetiminde olmasi ilerlemesinide yavaslatir. ( Pentium 2 sonuna kadar satilmadan Pentium 3 gelmez gibi )

Kapitalizm paradoks bile olsa insanlar aslinda varolmayan bu kavramlari (issizlik, kar, borsa, piyasa) Allah ve inanc gibi kaniksamislardir.

spartacus
21-03-2007, 17:01
Sevgili Respendial, söylediklerine tamamen katılıyorum...

Bir üstte söylediğimlede ilişki kurabiliyorum, evet teknoloji işsizliği oluşturmak değilde piyasaya sürülecek ürünün maaliyetini azaltmak amacında..
Ama asla ve asla Karı azaltmak değil, işgücüne ödenen maaliyetin düşürülmesi ile ürünün daha ucuz hale getirilmesidir.

Ama burada yine bir kaos ortaya çıkıyor, ne kadar az insan emeği o kadar az çalışan demektir, buda şu demektir ki, siz bir işi yaparken 30 kişi çalışıtıryor ve iş başına bu 30 kişiye 30 lira veriyor iseniz, piyasaya(havuza) 30 lira bırakmış olursunuz, oysa makinalar maaş almazlar ve kısa sürede onlar için ödenen bedeli karşılarlar...

Bu durumda ne kadar az maaliyete ürün üretir isek, havuza o kadar az para bırakmış oluruz, yani Taleplendirmeyi ucuz mal ile sağlarken, havuzda kalmayan para ile karşılama oranını düşürürüz, bir yerde daha çok üretim ve satım iken, diğer taraftanda havuzun küçülmesi(düşürülmüş maaliyetler)ARZ fazlasına yol açar...
İki ucu boklu değnek...

Mesala bir yerleşimde 50 nüfus var ve biz 50 nüfusun tüm ihtiyacı olan ürünleri sağlayacağız. 10 Aile reisini işe aldık, onlara aylık 3 lira maaş verdik... 3 Aile reisi ise bize hammadde-enerji sağladı, onlarada 3 lira verdik...

Ne var Havuzda(49 kişide), 33 lira...
O halde 33 lira verdik, şimdi üzerine kar koyalım ve 33 liraya ürettiğimiz ürünü bu 49 kişiye karlı satış yapalım...
33 Liraya mal olan toplam ürünlerin kar bedeli ile, satış 50-60 lira olacak, o halde demek ki bizim havuzumuzda asgari 20 lira eksik, nereden çıkacak bu 20 lira çıkmayacak.... Çünkü üretim yaptırıp para ödediğin kesimlere satış yapıyorsun, 3 verdin 5 istiyorsun... Global düşünelim, ülke, dünya geneli olarak nasıl olacak?
Tabiki başka ülkeleri pazar ve sömürü cenneti yapacaksın, sonuna kadar devam.. Altta kalanın canı çıkacak, toplum mu? O dünyadan bi haber, aç kalmasın yeter.. Ha durumunun farkına varmaz mı varabilir, onlarıda susturacaksın, her susturmanın bir haklı gerekçesi olmalıdır, onada, terörist, yamyam, katil, vahşi, barbar..... adlandırmalar bulacak, yaftayı taktın mı durumu kotaracaksın... At izi, it izine karışacak, sonra bir bakacaksın kim terörist kim değil, kim barbar kim değil, kim köhnemiş dinci(sağı solu farklı değil) kim değil anlaşılamayacak, Atı alan üsküdarı geçecek.. Her görüşün bir Şeyhi elde tespih, boncuk dizecek, gerdanında saklı inciler gibi...

Gemisini yürüten kaptandır ama iş tayfada biter.. O zaman tayfanın gözü açılmamalıdır yoksa yeri geldi küreklere yeri geldi hamallığa kim asılır? Kısaca gemiyi yürüten kaptan değildir... Herkes kaptan olursa kim tayfa olacak yada en basit soru, her zaman tayfa sayısı kaptan sayısından daha fazla olmak zorundadır, hiç gördünüz mü kaptanı tayfasından çok olan bir gemi... O halde ya herkes topluca o gemiyi yürütecek yada uyanık birileri gemiyi sahiplenecek, olay bundan ibaret..
Kapitalist sistemde Krizler geminin başına gelecek en büyük fırtınadır ve gemi her daim yarı bele kadar su alır ve su içinde kalan yine tayfadır....

Teknolojide ise şu olacak;
10 kişi çalıştırmak yerine 5 kişi çalıştıracaksın buda demektir ki havuza her ay 30 lira(işçi maaşı) bırakırken, teknoloji sayesinde bu rakam yarı yarıya düşecek... Makinaları alırken havuza bıraktığınız bedel ise kısa sürede eriyecektir, çünkü makina sizden aylık maaş istemeyecektir.. Daha kısa sürede çok daha fazla ürün üretilecektir... Tabi havuza çok daha az para bırakarak... Sizde maaliyeti düşen ürünü 50 liraya değil 40 liraya satacaksınız, maailyeti azaldığı için, kar oranınızıda yükseltmiş olacaksınız, ama bu seferde Talep düşecektir, çünkü havuzun alım gücü azalmış...

Ortasıda boklu değnek...

InVitatio
07-04-2007, 12:45
che komunist miydi ?
ilginc cok ilginc......
burjuvanin evlati deniz gezmis komunist miydi ?
bunlar olsa olsa tarihin en iyi anti emperialist olur ama eger komunistlerse o zaman hic iyi komunist olmadiklari acikca söylenebilinir....

che elinden silahi biraktiktan sonra devlet bakanligi yapmis ve komunizim adina hic birsey yapmadigi gibi basari orani sifir....yeni heycanlar icin afrikaya atmis kendisini....

eger mao komunist idise o zaman cidden bilimsel sosyalizimden hic bir sey cakmayan tek komunist ünvani takilmasi gerek.....

mao cin'de pirinclerin daha sig araliklarla ve daha derin ekilmesini emir etmis ve tarlalar üzerinde ucan kuslari vurun emri veren olarak tarihe gecmistir.....cin fasizmi uyguladigi bir yana...bu adamin verdigi anti bilimsel emirler ile cin tarihindeki hic yasamadigi kurakligi ve acligi yasamistir....

inadina beton kafa mantigi uygulamak komunizim sayilmamali....

türkiyedeki "bölücü terör" pkk ise komunistlik ile uzaktan yakindan ilgisi yok ....tam tersine bugünkü durum itibari ile amerikan emperializim kucagina simsiggi oturmus sinifsal bir mantikla degil "kürd milliyetciligi" refkleskleri ile ortalikta gezinen "türkes ne ise apo odur" söylettiren bir hareket'dir....

saygilarim ile

InVitatio