PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Secim sonrasi yorumlar.


Neva
08-06-2015, 07:18
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, partisinin Sivas İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında 7 Haziran genel seçimleri sonuçlarını değerlendirdi. Yılmaz, "Seçimler ülkemiz için hayırlı uğurlu olsun.

.............................

Türkiye’de şu anda tek parti vardı. Tek parti AK Parti’ydi, çünkü Doğu ve Güneydoğu’da da birinci olan parti idi. Biz şunu söyledik, ’AK Parti’yi zayıflatırsanız Türkiye’yi zayıflatmış olursunuz’ dedik. Bu Sivas’ın dışında Türkiye’nin geneli için söylüyorum. Oy kaybımız var, onu görüyoruz” dedi.“ADALETLİ BİR SEÇİM DEĞİLDİ, HERKES AK PARTİ’YE SALDIRDI”
Bir basın mensubunun HDP’nin barajı aşmasını değerlendirmesini istemesi üzerine ise Yılmaz, "Türkiye’de iki tana etnik milliyetçiliği kullanaraktan siyaset yapan parti var. Birisi HDP, birisi de onun karşılığında MHP. İkisi birbirini besliyor. İkisinin birbirini beslediğini bu coğrafyalarda görmüş olduk. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Oysa Türkiye’nin çimentosunu, farklıklarını zenginlik olarak görmekten, birini diğerini yok etmek şeklinde görmemek lazım. Ne söyledik başka. İktidar olursa AK Parti olur, eğer iktidar AK Parti olamazsa ne olacak? MHP, CHP ve HDP. İki parti bunu söyledi mi? Çok net olarak. İki parti dahi iktidar olmaz. Çünkü AK Parti 40’ın üzerinde bir rakam, dolayısıyla 3’üncü partinin mutlaka gelmesi lazım. HDP. Şimdi diyorlar ki ’Biz HDP ile yapmayız.’ Adaletli bir seçim olmadığını söylüyorlar. Adaletli bir seçim değil ki İsrail AK Parti’ye saldırır, BBC AK Parti’ye saldırır, bütün Amerikan yayın organları AK Parti’ye saldırır, HDP, MHP, CHP, Saadet Partisi AK Parti’ye saldırır. Birbirlerinin aleyhinde tek kelime söylediler mi, söylemediler” diye konuştu.
http://www.habervaktim.com/haber/420797/yilmaz-adaletli-bir-secim-degildi.html

Neva
08-06-2015, 07:21
Bölgeyi İran'ın kucağına attık, Türkiyeye geçmiş olsun.

........
İslam dünyası zor bir dönemden geçiyor. Suriye, Irak, en son Yemen’de savaş. Ve tabii ki El Kaide ve IŞİD gibi terör örgütleri. Bu kaosun kaynağında ne var?
Şia için söyleyeceklerimi şimdilik bir kenarda tutalım, fakat Sünni dünyanın ideolojik anlamda kendi eteklerini temizlemesi gerektiği kanaatindeyim. Bir kere bugün İslam dünyasına hakim olan Sünnilik yorumunun mesela Osmanlı’nın anladığı Sünnilik olmadığını görmemiz lazım artık. Bu açıdan Türkiye Müslümanları olarak Arap Sünniliğini sorgulamak zorundayız. El-Kaide ve Daiş gibi örgütlerin Sünnilikten çıkmış olması vahimdir. Hâlâ kimse bu zihniyeti sorgulamıyor. Sanki bu hareketleri doğuran fikirler Selefilikten, Vahhabilikten neşet etmemiş gibi davranıyorlar. Afrika’da Boko Haram militanlarının hangi ülkenin açtığı Şeriat fakültelerinden mezun olduğunu görmek lazım. Arap dünyasındaki Sünniliğin sahiplenilmesi ve bize izafe edilmesinin neden olduğu sorunlar var. Türkiye’nin kendi İslam anlayışının referanslarını net bir şekilde ortaya koyamaması böyle ortak bir algıya sebebiyet veriyor.

AK Parti iktidarının Batı kamuoyunda Müslüman Kardeşler’in üzerinden tanımlanması, İhvan’ın Türkiye kolu olarak görülmesi gibi mi?
İktidar ile ilgili bazı çevrelerde öyle bir algı olabilir, ama benim kastım genel Türkiye Sünniliğinin Arap dünyasından farklı oluşu. Magrib Arapları bunun dışındadır. Onlarla benzeşmekteyiz. Ayrıca Müslüman Kardeşler hareketi yüzde yüz Selefi bir hareket değildir. Kurucuları Hasan el-Benna bir Şazeli dervişi idi. Sonradan politik bir hal aldı. İktidara gelmeden evvel daha çok Türkiye’deki Nur hareketi ile mukayese edilirlerdi.
Ama bugün Mısır terör örgütü olarak niteliyor?
İhvan-ı Müslim’in Arap dünyasının terör örgütleri listesinde yer alıyor olması çok ciddi problem. İhvan, Arap dünyasındaki dini gruplardan demokrasiye en yakın gruptur. Ben bölgedeki fanatik ultra Selefi İslami akımlara karşı bir sibop olduğu kanaatindeyim.
Başbakanlığı döneminde Erdoğan’ın da bulunduğu bir toplantıda ‘Türkiye’nin dış politikasını Suudi Arabistan’a rehin ettiniz, Selefilere entegre hale getirdiniz’ diye sert eleştrilerde bulunduğunuzu duydum. Doğru mu bu? Ne Cumhurbaşkanı’mızla ve ne de Başbakan’ımızla böyle bir sohbetim hiç olmadı. Yanlış bir bilgi. Ama bu yaklaşım bana yabancı değil. Daha alt kademedeki arkadaşlarla böyle bir konuşma yapmış olma ihtimalim olabilir. O fikirdeyim. Türkiye’nin dış politikasında duygusal yaklaşımların ağır bastığını görüyorum. ‘Sisters and brothers’ yaklaşımını çok ütopist görüyorum. Çünkü kendi çalıştığım alanda ben ‘sisters ve brothers’ı maalesef göremedim. Görmek isterdim. Üstelik o ‘brother’ denenlerin beni nasıl arkadan bıçaklamaya çalıştıklarını gördüm.
Arap Baharı’na kadar Türkiye Arap dünyasında çok etkiliydi. Hâlâ öyle mi sizce?
Arap dünyası Körfez’den Fas’a kadar çok geniş bir yelpaze ve homojen değil. Mağrib İslam’ı ile Körfez İslam’ı arasında ciddi farklar vardır. Araplar şöyledir diye bir genelleme yapılamaz. Bölgeye yönelik çok ciddi uzmanların olmaması veyahut olanların da bilinmemesi büyük zaaf. Mesela Yemen, Osmanlı İslam’ının devamı sayılabilecek bir ülke. Fakat Zeydiliği tanımadığımız için tabiri caizse Yemen halkını İran’ın kucağına attık. Evet bugün Yemen halkı İran’a meyletmiştir. İran’a hayırlı olsun. Türkiye’ye de geçmiş olsun. Sadece Yemen mi? Suriye’de de öyle. Orada da geçmiş olsun. Çünkü oranın gerçeklerini göz önünde bulundurmadık.


http://www.zaman.com.tr/gundem_bolgeyi-iranin-kucagina-attik-turkiyeye-gecmis-olsun_2298850.html

errata
08-06-2015, 14:32
Bunların millet oyuna verdiği önem bu işte. Şaşmamak lazım geliyor bu durumlara. AKP hükümeti kuramıyor mu? Yıkılsın dünya, altında kalsın herşey. Alıştıkları her şey yerle yeksan olunca, psikolojileri bozulunca iyice sırtlanlaşmaya koyuldular, yazık.

Demek ki 14 sene iktidarda olmak, tonla parayı yönetmek insanı âkil adam yapmıyormuş, altın semerle gezmekle adam olunmuyormuş.

Burhan Kuzu dünden beri milleti lanetlemeye doymadı, doyamayacaklar da:
https://twitter.com/burhankuzu

Neva
09-06-2015, 09:23
Kezban Hatemi
BÖYLE BİR SEÇİM HAYATIMDA GÖRMEDİM" "Yapılmak istenen çökertmek, diz çöktürerek boyun eğdirmek. Emperyalist bir müdahale olmuştur bu seçimlere. Ben Türkiye Cumhuriyeti'ne bu şekilde alenen açıkça emperyalist müdahalenin olduğu bir seçim hatırlamıyorum. Dış güçler ciddi şekilde içimizden çıkan paralel maşayı kullanarak muvaffak olmuştur. NATO'ya havale edilmiştir hükümet ve Cumhurbaşkanı. "İçeride yapamadık, 'Gezi' ve 17 Aralık tutmadı, hadi şimdi NATO kanalıyla yapalım bunu" dediler. Garip, olmaz dediğimiz şeyleri yaşadık ve gördük. Kürt kardeşlerim davul zurna çalıyor. Nereye çalıyorlar o davul zurnayı anlamış değilim."


http://www.yeniakit.com.tr/haber/hatemi-secime-emperyalist-mudahale-73312.html

Dağda silahlı çatışma yerine düz ovada siyaset yapın diyen Yalçın Akdoğan HDP’nin barajı aşmasıyla bambaşka bir kişiliğe büründü. Twitter’dan seçim sonuçları ve HDP’nin barajı geçmesine ilişkin yeni bir açıklama yapan Akdoğan’ın “Dağdan gelip bağdakini mi susturacaklar?” ifadesi büyük tepki çekti.

Yalçın Akdoğan, “Bazı HDP’lilerin en sevdiği söz ‘sus, konuşma’. Bizde sıfatı olanlar değil fikri olanlar konuşur. Dağdan gelip bağdakini mi susturacaklar? Bu kadar tahammülsüz, eleştiriye kapalı bir anlayış istediği kadar oy alsın demokrat olamaz. Konuşan Türkiye’ye susturucu takmaya çalışıyorlar” değerlendirmesini yaptı.
http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/yalcin-ardogandan-hdp-icin-cok-tartisilacak-tweet-854789/

kartopu
10-06-2015, 11:34
Sn Hatemi doğru söylüyor bende ilk defa böyle bir seçim görmekteyim.

Bütün muhalefet partileri tek hedefe kilitlendi birbiri hakkında en ufak eleştiri bile yapmadı halbuki bazı partilerin kan davasına varan düşmanlıkları bile vardı. Bütün muhalefet partileri çok akıllı davranıp dolduruşa gelmedi.Ve amaçlarına vardı.

Ama bu neden olduğunu anlaması için Sn Hatemi birde arkasına bakmalı Türkiye yi kendi mülkü gibi gören C.B -Erdoğana bakmalı .sistemi tanımayan hukuku hiçe sayan bütün devlet kurumlarını ağanın marabaları yönettiği gibi yöneten Erdoğana bakmalı.Hiç bir hukuki yetkiye sahip olamayan bilal e bakmalı kendini imparatora benzeten Erdoğan,a bakmalı.Öyle NATO veya emperyalist parelel sözleri falan ancak suçluların kendi suçlarını kapatmak için yaptığı boşuna gayrettir Sn Hatemi.

Hiç bir eleştiriyi kaldıramayan espiriye bile tahammül edemeyen mizahı timsah sanan erdoğana bakmalı.

Evet bu seçim türkiyede ilktir ama bunu yaratan da ilktir.

Bu güne kadar hiç bir yasal parti sistemi değiştireceğim diye iktidar olmadı bütün iktidar ve muhalefet partileri sistemi daha iyi işleteceğiz diye probaganda yaptı Türkiyede ilk defa sistemi geriye doğru değiştirmek isteyen AKP diye bir parti ve onun Erdoğan diye bir genel başkanı iktidar koltuğuna oturdu Sn Hatemi.

Öyle NATO emperyalist parelel falan hikaye halk isyan etti ve saltanatı yıktı.
13 yılın 11 yılı parelel emperyalist işbirliği ile geçerken şimdi ne oladuda düşmanların oldu bir bak bakalım kim kime ihanet etti kim kimi koltuğundan etti kim dostu düşman ilan etti.Kim kime darbe yaptı.Kim hukuku keyfine göre işletti Sn Hatemi.

Artık AKP de yok Erdoğanın saltanatıda kendini yeni döneme alıştırsan iyi olacak Sn HATEMİ.

upuaut
10-06-2015, 12:07
Sn Hatemi doğru söylüyor bende ilk defa böyle bir seçim görmekteyim.

Bütün muhalefet partileri tek hedefe kilitlendi birbiri hakkında en ufak eleştiri bile yapmadı halbuki bazı partilerin kan davasına varan düşmanlıkları bile vardı. Bütün muhalefet partileri çok akıllı davranıp dolduruşa gelmedi.Ve amaçlarına vardı.

Ama bu neden olduğunu anlaması için Sn Hatemi birde arkasına bakmalı Türkiye yi kendi mülkü gibi gören C.B -Erdoğana bakmalı .sistemi tanımayan hukuku hiçe sayan bütün devlet kurumlarını ağanın marabaları yönettiği gibi yöneten Erdoğana bakmalı.Hiç bir hukuki yetkiye sahip olamayan bilal e bakmalı kendini imparatora benzeten Erdoğan,a bakmalı.Öyle NATO veya emperyalist parelel sözleri falan ancak suçluların kendi suçlarını kapatmak için yaptığı boşuna gayrettir Sn Hatemi.

Hiç bir eleştiriyi kaldıramayan espiriye bile tahammül edemeyen mizahı timsah sanan erdoğana bakmalı.

Evet bu seçim türkiyede ilktir ama bunu yaratan da ilktir.

Bu güne kadar hiç bir yasal parti sistemi değiştireceğim diye iktidar olmadı bütün iktidar ve muhalefet partileri sistemi daha iyi işleteceğiz diye probaganda yaptı Türkiyede ilk defa sistemi geriye doğru değiştirmek isteyen AKP diye bir parti ve onun Erdoğan diye bir genel başkanı iktidar koltuğuna oturdu Sn Hatemi.

Öyle NATO emperyalist parelel falan hikaye halk isyan etti ve saltanatı yıktı.
13 yılın 11 yılı parelel emperyalist işbirliği ile geçerken şimdi ne oladuda düşmanların oldu bir bak bakalım kim kime ihanet etti kim kimi koltuğundan etti kim dostu düşman ilan etti.Kim kime darbe yaptı.Kim hukuku keyfine göre işletti Sn Hatemi.

Artık AKP de yok Erdoğanın saltanatıda kendini yeni döneme alıştırsan iyi olacak Sn HATEMİ.

Helal olsun sana, KARTOPU. Bu seçimde kesinlikle öyle yandaş ve candaşların iddia ettikleri gibi NATO gibi dünyanın askeri bir gücüyle birlikte yapılan antlaşma yoktu. Eğer öyle olsaydı, o zaman ailecek VP'ye değil, CHP ya da HDP'ye oy verirdik.

Ailecek çok önceden karar almıştık; CHP Cumhuriyeti ve Atatürk İlke ve İnkılapları'nı terketti diye VP'ye oy vermeyi. Yoksa, biz hep CHP'liydik.

Tamam, millet bunalmış; okulda ve diğer yerlerde AKP gitsin de ne olursa olsun diyerek CHP ya da HDP'ye oy vereceklerini söylüyorlardı. Hatta ben ailecek bu sefer VP'ye oy vereceğiz demiştim de, millet dalgasını geçiyordu. Yani kimse VP'nin barajı geçeğine inanmıyordu. Çünkü VP'nin barajı geçmesi demek; oylarını bir önceki seçime göre 100'e katlaması demekti (ki 3,5'a katladı). Oysa HDP'nin barajı geçmesi için, bir önceki seçime göre oylarını 2'ye katlaması yetiyordu!

En son gördüğümü söyleyeyim: Perşembe günü okuldan çıktıktan sonra dönercide yeni bir tat deniyorum. Sordum: Adam, tadı beytiye benziyor ama çok güzel dedi. Ben dönerden yapılan bu yeni tadı denerken (ki cadde tarafında idim) Selocan'ın şarkısı eşliğinde HDP'nin bir seçim minübüsü geçiyordu. Sadece boş boş bakıyordum ve HDP'nin barajı geçebileceği aklımın ucundan bile geçmiyordu. Bu, Pazar günü saat 16.00 sıralarında oyumu kullanırken bile geçmiyordu. Sadece, oyumu kullanırken CHP'ye mi versem diye bir ikilem yaşadım. Ama seçim boyunca VP'nin Genel Başkanı Doğu Perinçek, Cumhuriyet'i yağa kaldıracağını söylediği için söz vermiştim ve sözümden dönemedim. Pardon, Cumhuriyet ve Atatürk İlke ve İnkılapları'ndan vazgeçemedim, dersem daha doğru olur!

Seçim gecesi de şok geçirdik tabii. Çünkü hiç ummadığımız bir sonuç çıktı. Bizimkilerin suratı asıktı ve ben, bu sonucun da iyi olduğu söyleyerek (ki hata yapsak bile hiçbir şeyi kaybetmediğimizi belirterek) onları ikna etmeye çalışıyordum. Hepsi bu!

Özetle, NATO'nun eğer bu seçimde bir dahli olsaydı, neden VP'ye oy vererek oyumuzu boşa harcayalım, kardeşim? Yahu, kardeşim, ben bu insanların içinde yaşadığım halde (CHP ve HDP'lilerin çoğunlukta olduğu yerlerde), ben göremediysem nasıl oluyor da NATO böyle bir organizasyonu yapmış oluyor?

Vefik Sami
10-06-2015, 12:26
Helal olsun sana, KARTOPU. Bu seçimde kesinlikle öyle yandaş ve candaşların iddia ettikleri gibi NATO gibi dünyanın askeri bir gücüyle birlikte yapılan antlaşma yoktu. Eğer öyle olsaydı, o zaman ailecek VP'ye değil, CHP ya da HDP'ye oy verirdik.

ABD ya da Emperyalizm, Türkiye gibi jeopolitik önemi yüksek yerlerdeki siyasi dengeleri tesâdüflere bırakmaz.
Onların "A-B-C" plânları, alfabenin 29 harfinden daha fazladır.

Ailecek çok önceden karar almıştık; CHP Cumhuriyeti ve Atatürk İlke ve İnkılapları'nı terketti diye VP'ye oy vermeyi. Yoksa, biz hep CHP'liydik.

Doğu Perinçek Kıbrıs savaşında Türk ordusunu "işgâlci" olarak nitelemişti. Eğer buna gerçekten inanmışsa, şimdilerde Doğan Avcıoğlu modunda takılmasını anlamlı bulmak zor. Düşmanım bile olsa ben insanları dik duruşlarıyla severim. Siyâset kaypaklığa müsâit olabilir de devrimci ahlâk buna müsaade etmez. Bu tavrın "İki adım ileri, bir adım geri" stratejisi ile de ilgisi yoktur.

Ayrıca CHP hiç bir zaman gerçek anlamda solcu/komünist olmamıştır.
Merhum İnönü'nün 1960 sonrası orta attığı bir stratejidir CHP solculuğu.

İlahimasal
10-06-2015, 12:46
Kezban Hatemi
BÖYLE BİR SEÇİM HAYATIMDA GÖRMEDİM" "Yapılmak istenen çökertmek, diz çöktürerek boyun eğdirmek. Emperyalist bir müdahale olmuştur bu seçimlere. Ben Türkiye Cumhuriyeti'ne bu şekilde alenen açıkça emperyalist müdahalenin olduğu bir seçim hatırlamıyorum. Dış güçler ciddi şekilde içimizden çıkan paralel maşayı kullanarak muvaffak olmuştur. NATO'ya havale edilmiştir hükümet ve Cumhurbaşkanı. "İçeride yapamadık, 'Gezi' ve 17 Aralık tutmadı, hadi şimdi NATO kanalıyla yapalım bunu" dediler. Garip, olmaz dediğimiz şeyleri yaşadık ve gördük. Kürt kardeşlerim davul zurna çalıyor. Nereye çalıyorlar o davul zurnayı anlamış değilim."
/[/url]

Kezban hatemi denen aşşağılık kadını altan kardeşlere benzetiyorum,
Arpalarının kesildiği anda sağa sola kıvırtan karektersizlerdir.

Kezban hatemi denen karı, akp iktidarında taraf olan medya ve gazeteler dışında hiç bir yerde fikir beyan etmedi.

Diğer medya ve gazetelere gidip beyanlar verseydi önüne engelmi vardı.
Haysiyetsz bir kadın bana göre. Fikirleri ise yalakalık ettiği iktidarın tabanında bile anlaşılıp kabul edilecek fikirler deil.

Kezban hatemi denen karı sana sorarım

Akp hangi oyunların üzerine iktidara getirtilip bopa ortak edildi
Arap coğrafyasında dökülen kanların sorumlusu kim
Geziymişde,17 aralıkmışda

Ulan aşşağılık kadın sen insanları kerizmi sandın ,bak gördünmü barajı bile kaldırtmayanları sen destekledin nooldu

Baraj alayınızın üzerine göçtü.

Bu adi kadın bu coğrafyada dökülen kanın tamamına çanak tuttu.o pislik fikirleri ile

Ey pislik beni sen nasıl olurda. Batılı güçlerin ve paralelcilerin güdümünde rey kullandı diye fikir üretebilirsin.

Sokakda gezemeyeceğiniz günler yakındır.


hdp ye oy vermedim ancak barajı bunların başına yıktığı için kutluyorum onları

upuaut
10-06-2015, 12:50
http://www.meltemhaber.com/images/haber/15111.jpg (http://secim.haberler.com/2015/soma-secim-sonuclari/)

http://www.internethaber.com/images/other/maden-ocagi.jpg (http://secim.haberler.com/ermenek-secim-sonuclari/?redirect=false)


Ne içtiyseniz, aynısından istiyorum, ulan!!!

Neva
11-06-2015, 07:15
Burhan Kuzu dünden beri milleti lanetlemeye doymadı, doyamayacaklar da:
https://twitter.com/burhankuzu

Enteresan yorumlar, sayfasindan;

Türkiye 2000 öncesinin Kaos ve karanlık günlerine geri döndü.Demekki Milletimiz o günleri özlemiş olsa gerektir ki bu sonucu çıkardı.

upuaut
11-06-2015, 10:13
Enteresan yorumlar, sayfasindan;

Türkiye 2000 öncesinin Kaos ve karanlık günlerine geri döndü.Demekki Milletimiz o günleri özlemiş olsa gerektir ki bu sonucu çıkardı.


#9 (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=551407&postcount=9)


/\
||
||
||

Neva
12-06-2015, 05:40
RADİKAL - İslam Hukuku profesörü, Yeni Şafak gazetesi yazarı Hayrettin Karaman, AK Parti (http://www.radikal.com.tr/index/parti) 'nin oylarındaki düşüşe tepki gösterdiği yazısında kullandığı “Birkaç ırgat bir araya gelip iktidarı yıktınız” ifadesi sosyal (http://www.radikal.com.tr/index/sosyal) medyada büyük tepki topladı. #Hepimizırgatız hashtagi Twitter’da Trend Topic listesine girdi.
Karaman'ın “Yıkmayı becerdiniz hadi yapın da görelim!” başlıklı bugünkü köşesinde başta muhalefet olmak üzere, “Bazı STK, patron ve dış mihrakları AK Parti (http://www.radikal.com.tr/index/adalet-ve-kalkinma-partisi) iktidarını yıkmakla” suçlayan Karaman, Mehmet Akif Ersoy’un bir şiirine atıf yaparak, saydığı bu kesimlere 'ırgat' nitelemesi yaptı.


http://www.radikal.com.tr/turkiye/birkac_irgat_bir_araya_gelip_iktidari_yiktiniz-1377551


https://twitter.com/hashtag/hepimiz%C4%B1rgat%C4%B1z?src=hash

upuaut
13-06-2015, 12:04
Arkadaşlar, GIRGIR'ın bugün yeni sayısı çıkmış!

Bu kıyağımı da unutmayın, tamam mı?

http://upuaut.t15.org/Pics/SOMA.jpg

upuaut
13-06-2015, 12:53
http://www.gercekgundem.com/images/posts/201506/f41ef2c05c62ef3a_480x270.jpg (http://www.gercekgundem.com/ekonomi/133096/madenci-mezari-yeniden-faaliyete-geciyor)


Demek ki bu haberle birlikte bir önceki mesajımdaki GIRGIR kapağını gözönüne aldığımızda Orhan Veli Kanık'ın şiiri (http://www.insanokur.org/yuz-karasi-degil-komur-karasi-orhan-veli/)ni şöyle okumamız gerekiyormuş:

Güneşli bir günde
Masmavi göreceğiz Foça'yı
Karış karış biliriz bu koyu;
Kömür tozlu çiçekli bahçeler,
Rıhtıma kömür taşıyan vagonlarıyla;
Paydos saatlerinde yollara dökülen,
Soluk benizli insanlarıyla.
Kömür karası değil, yüz karası
Böyle kazanılır ekmek parası?


Dalga geçmemek gerekiyor; ekonomi bilimini bilmek gerekiyor!

Dün ULUSAL KANAL'da ekonomist Uğur Civelek anlattı: Soma, Ermenek ve Bartın'daki maden kazalarına rağmen oralardaki halkın seçimlerdeki tutumlarının değişmemesi, yani hala AKP'ye oy akıtması, ekonomi biliminin bir sonucu imiş!

Örneğin, saatte 200 KM hızla giden bir araç, bir yere çarptığında nasıl Newton'un Etki-Tepki Kanunu'na göre aynı şiddette hasar alıyorsa, Ekonomi bilimine göre Soma'daki durum da bundan ibarettir.

Yine, ekonomi bilimiyle dalga geçenler, enflasyonun bir canavara benzetirler. Ama sonuçta bu da, ekonominin bir diğer sonucudur.

İşte Somalılar'ın midesinden bağlanması demek (ki beyin de ona bağlıdır), ekonomik olarak iktidara bağlanması anlamına geliyor!

Not: Bir önceki mesajındaki GIRGIR'ın kapağını görebilmeniz için, siteye giriş yapmanız gerekiyor. Çünkü siteye giriş yapmadığınız sürece bu kapağı göremezsiniz!

Ayrıca resmini gösterdiğim habere ulaşabilmek için de, resmin üzerine tıklamanız gerekiyor!

upuaut
13-06-2015, 13:40
Kimse kusura bakmasın. Uğur Civelek'in tespitini haklı buluyorum. Çünkü ne de olsa ekonomi bilimine göre hareket ediyor.

Ve fakat,

http://moderndergi.net/wp-content/uploads/074.jpg (http://www.filmifullizle.org/meydan-al-midan-2013-turkce-dublaj-izle.html)
Filmi izleyebilmek için postere tıklayınız!


belgeselinde gördüğünüz gibi bir Mısırlılar kadar bile olamıyorsak, bunlar her ne kadar ekonomik bilimine bağlı kalırsa kalsın, hep bir bahane olarak kalır. Çünkü hakkını aramadan, dolayısıyla yorulmadan tembelliğe yatmak, şerefli insanların tercih ettiği yol değildir.

Bilirsiniz, Uğur Civelek'in katıldığı,

http://www.youtube.com/watch?v=3ftCM9fsxOU


programın sunucusu, her seferinde şu sözle kapatır programı: "Şartlar ne olursa olsun,... ama en önemlisi, hakkınızı aramayı unutmayın!"

upuaut
13-06-2015, 14:13
Buyrun, seçim sonuçlarıyla ilgili bir haber:

http://odatv.com/images/2015_06/2015_06_12/zamandan-secim-sonrasi-ilginc-cikis-1206151200_m2.jpg (http://odatv.com/n.php?n=zamandan-secim-sonrasi-ilginc-cikis-1206151200)


Fakat bana göre, bu haberden daha dikkat çekici gelişme, bu haberin altındaki yorumlardır.

Örneğin, orada şöyle bir yorum vardır:

Bora (https://disqus.com/by/disqus_HceAgGCuae/) • 17 saat önce (http://odatv.com/n.php?n=zamandan-secim-sonrasi-ilginc-cikis-1206151200#comment-2076026787) Kuran, Allah ile aldatan sizleri lanetliyor....

Güzel. Şimdi de şu filme dikkat ediniz:

http://moderndergi.net/wp-content/uploads/074.jpg (http://www.filmifullizle.org/meydan-al-midan-2013-turkce-dublaj-izle.html)
Filmi izleyebilmek için postere tıklayınız!


Bu filmi az önce izledim ve orada Ahmet Hasan (http://www.imdb.com/name/nm5594299/?ref_=tt_cl_t1)'ın da yukarıdaki yorumu yazan Bora gibi Mısır'daki İhvan Kardeşler'in dini bir paravan olarak kullanarak halkı aldattıklarını söyler.

Burada #4 (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=551387&postcount=4) no'lu mesajım nedeniyle şu noktaya dikkat ediniz: Ahmet Hasan bir Mısırlıdır ve Arapça'yı çok iyi bilir. Ama aptal değildir ve bu yüzden İhvan Kardeşler'den nefret eder. Çünkü onlar İslam'ı kullanarak Mısır halkını aldattılar ve askeri yönetimle dirsek temasıyla önce Parlemento'yu, sonra Cumhurbaşkanlığı'nı Mursi ile birlikte ele geçirdiler.

Ne diyelim; aptal olan her zaman aldanır! Bu yüzden aptal olana din de gereksizdir. Din diye kendisini kandırdığı gibi, etrafını da kandırır!

kut
15-06-2015, 03:46
Ben daha önce de yazdığım gibi LDP'ye attım :) Hiç oy kullanmayacaktım, hiç değilse Yunus'a atayım dedim.

Tahminlerime yakın bir sonuç oldu, Akp %42, Hdp %12 demiştim, Akp'den Hdp'ye tahminimden fazla oy gitmiş demek ki. İddia edildiği gibi Chp'den Hdp'ye oy gitiğini sanmıyorum, Chp'nin oyu aynı, ne artmış ne azalmış, Hdp'ye giden oyların tümü Akp'nin Kürt seçmeninden gitti. Bir kısım milliyetçi oylar da Mhp'ye gitti, onun dışında Akp'nin de fazla bir oy kaybı yok, Akp tabanı yine partisine oy vermiş.

Bence Akp ile Chp koalisyon kuracak, Hdp de buna destek verecek ve Mhp'yi dışlayacaklar. Çünkü çözüm sürecini sürdürme konusunda Yeni Chp ve Kılıçdaroğlu da hevesli, onlar da Abd'ye sözler verdiler, ikili antlaşmalar imzaladırlar (Kılıçdaroğlu'nun Abd ziyaretini hatırlayın). Ayrıca Tunceli'den iki vekil çıkaran Chp, bu seçimlerde vekil çıkaramasın diye oradan mesela Kamer Genç'i bu kez aday göstermedi Kemal Kılıçdaroğlu, bile bile, istedi ki Hpd alsın Tunceli'yi, danışıklı dövüş yapıyorlar, "Dersimli Kemal" görevini güzel ifâ ediyor, "Ben Dersimli Kemal'im" diye bağırarak bir yerlere mesaj veriyordu, sözünü tuttu.

Bu seçimlerden herkes memnun, bakmayın Akplilerin ağlama numaralarına. Bölünme sürecinde ileride tek suçlu Akp olarak görülmesin diye işin içine Chp'yi de soktular ki "bakın herkes mutâbık" imajı verilecek ve "demokratik" yollardan federasyona geçilecek.

Mhp zaten milliyetçi etiketi olan bir parti olduğu için onun bölünmeye razı olmayacağı zaten belli, onu geç.

Önce federasyon, bir 10-15 yıl halkın yumuşama dönemi ve ardından Kürt federal bölgesinin Türkiye'den ayrılıp Kuzey Irak ve Suriye Kürt bölgeleriyle birleşme kararı... Tereyağ ve kıl hikayesi... Aha şimdiden yazdım buraya, ölmez sağ olursak açıp okursunuz 10 yıl sonra.

Dialectics
15-06-2015, 10:39
Tahminlerime yakın bir sonuç oldu, Akp %42, Hdp %12 demiştim, Akp'den Hdp'ye tahminimden fazla oy gitmiş demek ki. İddia edildiği gibi Chp'den Hdp'ye oy gitiğini sanmıyorum, Chp'nin oyu aynı, ne artmış ne azalmış, Hdp'ye giden oyların tümü Akp'nin Kürt seçmeninden gitti. Bir kısım milliyetçi oylar da Mhp'ye gitti, onun dışında Akp'nin de fazla bir oy kaybı yok, Akp tabanı yine partisine oy vermiş.



"CHP'nin oyu sabit kalmış, hiçbir gelişme yok demek ki oy kayması olmamış" analizini ben çok doğru bulmuyorum. Tahminime göre CHP den HDP'ye 2.5-3 puanlık bir kayış var. Ki bunun emarelerinden birisi HDP'nin sadece güneydoğu'da değil Karadeniz dahil tüm bölgelerde oylarını misliyle arttırmış olması. Örneğin İç Anadolu'da 0,5 mertebelerinden 4 puanlara çıkarmış (8 kat artış)

CHP'ye de verdiği ekonomik vaatlerin etkisi ile MHP'den 1-2 puanlık bir kayma olduğunu düşünüyorum.

MHP'nin tavrı yüzünden AKP-CHP koalisyonu kaçınılmaz görünüyor. Her ne kadar şu anda AKP-MHP kardeştir, en iyisi AKP-MHP koalisyonudur gibi söylemler ön plana çıkarılmaya çalışılsa da AKP-MHP koalisyonunun AKP'nin işine gelmeyeceğini düşünüyorum. Keza çözüm sürecini durduran bir AKP, HDP'ye kayan Kürt oylarını bir daha kendine çekemez. CHP'den de oy alamayacağına göre bir sonraki olası seçimde tek başına iktidar olabilmek için koalisyon ortağı MHP'den oy kaymasına umut bağlamak zorunda kalacak...

Keza benzer bir öngörü AKP-HDP koalisyonu için de söylenebilir belki. Yani HDP ile kuracağı bir koalisyonda kendine HDP'den oy kaymasını sağlayabilir mi?

Şu anki şartlar altında görünen hem AKP, hem CHP açısından "kazan-kazan" yapabilecekleri en iyi seçenek beraber koalisyon yapmaları gibi..

Tabi burda AKP'nin gizli erken seçim planını da göz ardı etmemek lazım. Kimi yazarlar "AKP yerine başkasına oy veren seçmenler, AKP tek başına iktidar olamadı diye pişman. Şimdi hemen seçim olsa bu pişman seçmen AKP'yi tek başına iktidar yapacaktır" söylemine başladı. Tabi burada AKP stratejik bir hata yapar da sırf RTE'nin bir takım kişisel hırsları yüzünden erken seçime gidiyoruz algısına sebep olursa AKP'nin oyları daha da düşecektir diye düşünüyorum. Dolayısıyla halka, erken seçime gidiyoruz çünkü bakın koalisyon kurmayı beceremediler; ya da kurulan koalisyon memleketi ne hallere soktu vb. gibi bir algı vermeleri gerekecektir. Ki RTE de bunun alt yapısını hazırlamaya başladı. Herkes ile görüşme talebi yaparak "demokratik" seçenekleri kullandığı algısı vermeye çalışması, diğer partilerin yetkilileri koalisyon görüşmeleri C.başkanı ile yapılmaz demesine rağmen "ben halkın %52 oyuyla seçilmiş C.başkanıyım." diyerek koalisyon görüşmelerinin kendisiyle yapılması talebinde diretmek suretiyle sistemi tıkamak çabasına girişmesi, yapılacak seçim "erken seçim" değil, "tekrar seçim" olacaktır diyerek de şimdiden "bakın mecbur kaldık ondan tekrar seçim yapıyoruz" algısına altyapı hazırlaması hep bu planın emareleridir.

kartopu
15-06-2015, 14:18
Helal olsun sana, KARTOPU. Bu seçimde kesinlikle öyle yandaş ve candaşların iddia ettikleri gibi NATO gibi dünyanın askeri bir gücüyle birlikte yapılan antlaşma yoktu. Eğer öyle olsaydı, o zaman ailecek VP'ye değil, CHP ya da HDP'ye oy verirdik.
Özetle, NATO'nun eğer bu seçimde bir dahli olsaydı, neden VP'ye oy vererek oyumuzu boşa harcayalım, kardeşim? Yahu, kardeşim, ben bu insanların içinde yaşadığım halde (CHP ve HDP'lilerin çoğunlukta olduğu yerlerde), ben göremediysem nasıl oluyor da NATO böyle bir organizasyonu yapmış oluyor?

Sn upuaut.
Ben kimsenin oyunun boşa gittiğini düşünmem.İnsan gönlünün sevdiğini güzel görür, onun içinde çaba gösterir.
Evet seçim barajı bir felaket ama baraj var diye sevdadan vaz geçilmez.

şartlar normal olsa idi bende komünist partisine oy verirdim ama belki gelecek korkusundan belkide nefret duygusunun aklımıza engel olduğundan AKP nin karşısında olan en yakın gördüğümüz partiye geçici bir anlaşma gereği oy vermekteyiz. Yoksa gönlümüz elimizin gittiği yerde değil.

Bizim bu ülkeden ve sosyal sistemden beklentilerimiz farklı ama tarihinde geriye gitmesini istemiyoruz.İdaallerimizi geçici olarak dondurmak durumunda olduğumuzu bize yaşam dayatıyor keşke özgür irademizi kullanacak ortamlar olsa idi.

Evet emperyalist caniler dünyayı cehenneme çeviriyor bunu görüyoruz onlarla iş birliği içine olan felsefelerin de farkındayız.Ama onları vurup oturtacak güçte de değiliz becburen bazı fedakarlıklar yapmaktayız ama aklımız başımızda ve sınırlarımız var oyumuzu vermişsek gönlümüzü vermedik.

upuaut
15-06-2015, 18:35
"CHP'nin oyu sabit kalmış, hiçbir gelişme yok demek ki oy kayması olmamış" analizini ben çok doğru bulmuyorum. Tahminime göre CHP den HDP'ye 2.5-3 puanlık bir kayış var. Ki bunun emarelerinden birisi HDP'nin sadece güneydoğu'da değil Karadeniz dahil tüm bölgelerde oylarını misliyle arttırmış olması. Örneğin İç Anadolu'da 0,5 mertebelerinden 4 puanlara çıkarmış (8 kat artış)

CHP'ye de verdiği ekonomik vaatlerin etkisi ile MHP'den 1-2 puanlık bir kayma olduğunu düşünüyorum.

Bravo, doğru bir analiz.

Peki bil bakalım; "Dersimli Kemal'im ben!", "Biz 1930, 1940'ların CHP'si değiliz", "Başörtü meselesini CHP çözer!" ve bunlara benzer daha pek çok açıklamada bulunup dinci ve muhafazakar tabana göz kırpmakla CHP yüzde kaç oy aldı?

Ben söyleyeyim; % 0.

İşte bu yüzden oyumu CHP yerine VP'ye verdim. Demek ki ben de doğru bir davranışta bulunmuşum. Çünkü eğer CHP, ilkelerinden vazgeçerek (bu arada, 6 oku kırıp) direksiyonu dinci ve muhafazakar tabana yönlendirerek yelkenlerini şişirebilseydi, işte o zaman eşeklik yaptığımı anlayacak, dolayısıyla çok pişman olacaktım.

Kimse kusura bakmasın; CHP'deki bu radikal sapma ABD'nin dizaynı sonucunda gerçekleşmiştir; tabanın isteği sonucunda değil!

O zaman güle güle CHP. Ama CHP'nin HDP ile birlikte AKP'yi hükümetten etmesine şapka çıkarılacak bir strajedir ve ben, buna şapka çıkarırım.

7 Haziran 2015 gecesi bizim ailenin suratı asıktı, çünkü VP, bir önceki seçime göre oy yüzdesini 3.5'a katlasa da % 10'un çok uzağında idi. İşte bu sonuç suratların asılması neden oldu.

Çok ilginçtir; onlar tam hayal kırıklığına uğramışken ben onlara üzülmemelerini, HDP'nin de barajı aşması nedeniyle AKP'nin tek başına iktidar olamadığını ve bu sonuca üzülmemeleri, tam tersine, yeni bir fırsat çıktığını ve bunu iyi değerlendirmek gerektiğini söylemiştim. Biz bir hata yaptık ama karşımıza yeni bir fırsat çıktı, dedim.

Umarım, CHP de hatasını anlar ve ailecek CHP'li olan bizleri dışlamaz. Yani her iki taraf da bir hata yaptı ama karşımıza çıkan bu yeni bir fırsat tüm hatalarımızı sildi!

Şüpheci Dinsiz
15-06-2015, 20:10
Koalisyon görüşmeleri henüz resmi olarak başlamadı, eski muhalefet partilerinde şimdilik bir şaşkınlık/şımarıklık hakim, eski iktidarın kafasında ise kırk tane tilki dolaşıyor.

Şimdiye kadar CHP yönetimi hariç, bilinçli halkın beklentilerini karşılayacak tutarlı söylemleri olan bir parti çıkmadı.

1- CHP bu yönüyle takdirimi kazandı.

MHP hep bildiğimiz gibi, neye/kime hizmet ettiği açıkça belli olan "kırmızı çizgiler" türküsünü tutturmuş gidiyor.

2- MHP şaşırtmadı, umarım ilerleyen günlerde halk yararına kararlar vererek bizleri şaşırtır.

HDP içinde, barıştan/demokrasiden/eşitlikçilikten yana olduğunu, artık çözümün mecliste aranması gerektiğini idrak edememiş milletvekilleri var. Altan Tan denen yobaz ilk fırsatta kapının önüne konmalı. HDP bazı nihai hedeflerini şimdilik ertelemek zorunda. Örneğin Öcalan'ın serbest bırakılmasını kırmızı çizgi olarak ortaya koymamalı, PKK ile ilişkilerini kesmeli. Sosyalist tabanın halk yararına olan ilkelerine/beklentilerine öncelik vermeli. Çünkü bu beklentiler karşılandığında Kürt sorunu zaten çözülecektir. Şahsen ben Apo olsam, "beni çıkarmaya uğraşmayın, halk için bir şeyler yapmaya öncelik verin" derdim.

3- HDP'nin önceliklerini belirlemede rehberliğe ihtiyacı var. Yanlış önceliklerle yürümeye kalkarsa benden tekrar oy alamaz.

--/--

CHP bir restorasyon hükümeti kurmak istiyor. Ana muhalefet partisi olmasına rağmen dönüşümlü başbakanlık, eşit sayıda bakanlık öneriyor. Bu oldukça yapıcı bir tutum. Ana fikir ise restorasyon, yani AKP'nin tahrip ettiği kurumları, kanunları yenilemek, ve iddiaya göre "darbe anayasasını da kapsayan adaletli, eşitlikçi, özgürlükçü yeni bir anayasa" yapmak. YSK'yı da, seçim barajını da, dokunulmazlıkları da, basın özgürlüğünü de kapsayan yepyeni bir anayasa yapmak. Bence çok olumlu ve desteklenmesi gereken bir yaklaşım.

--/--

Tuhaf bir şekilde CHP AKP ile koalisyon yapsın diyenler var. Yani bu kişilere göre CHP AKP ile koalisyon yaparsa restorasyon yapabilirmiş, sanki bu tahribatı AKP yapmamış gibi birlikte el ele verip AKP'nin anasını bellediği her şeyi düzeltebilirlermiş. La havle.

MHP'nin AKP ile koalisyon şartı da 17-25 aralık faillerinin yargılanması, Tayyip'in kaçak saray'dan çıkması ve çözüm sürecinin sonlandırılmasıymış, sanki 4 bakanı Yüce Divan'a yollamakla memleketin bütün sorunları hallolacak. La havle.

--/--

Hepimiz elimizdeki imkanlarla bu partilere baskı yapsak iyi olur diyeceğim ama nihayetinde biz bir avuç kişiyiz.

--/--

Benim önceliklerim şunlar:
- Adaletli, halkçı, eşitlikçi, özgürlükçü yeni bir anayasa yapılması. Devletin din/dil/ırk/etnik köken ayırt etmeyen bir konum alması. Laikliğin tam anlamıyla uygulanması.
- Bağımsız yargının yeniden dizaynı, mevcudun çoğunun kovulup yeniden oluşturulması.
- Kolluk kuvvetlerinin yeniden dizaynı, mevcudun çoğunun kovulup yeniden oluşturulması.
- Milletvekili maaşlarının asgari ücrete düşürülmesi, ekstraların kaldırılması, dokunulmazlıkların kaldırılması.
- Üniversite öncesi öğretim kurumlarının yeniden dizaynı, mevcudun çoğunun kovulup yeniden oluşturulması, parasız hale getirilmesi, yurt genelinde eşit imkanlara kavuşturulması.
- Diyanetin ya feshedilmesi, ya tüm inanç/inançsızlık gruplarının temsil edildiği bir kurum haline gelmesi ve artık devlet bütçesinden pay almaması.
- Gösteri/yürüyüş/sendikal hakların yeniden dizaynı, mevcut sarı sendikaların feshi.
- Basın özgürlüğünün yeniden dizaynı. TRT'nin, AA'nın özerkleşmesi.
- YÖK'ün feshi, üniversitelerin özerkleşmesi, akademik ünvan şartlarının en az Avrupa normlarına yükseltilmesi, parasız hale getirilmesi, yurt genelinde eşit imkanlara kavuşturulması.
- SGK'da yapılan tahribatların düzeltilmesi, sağlık kurumlarının moderleştirilmesi, sayılarının arttırılması, personel ücretlerinin arttırılması.
- Tüm devlet kurumlarının şeffaflaşması ve vatandaşlar tarafından denetlenebilir olması. Devlete dava açılabilir hale getirilmesi.

Listeyi uzatabilirim. Hayal gördüğümün ben de farkındayım.

--/--

Bana göre bu maddeleri arayan partiler iyi niyetle halk yararına bir şeyler yapıyordur, desteklerim.

Sevgiler

upuaut
15-06-2015, 21:44
Koalisyon görüşmeleri henüz resmi olarak başlamadı, eski muhalefet partilerinde şimdilik bir şaşkınlık/şımarıklık hakim, eski iktidarın kafasında ise kırk tane tilki dolaşıyor.

Şimdiye kadar CHP yönetimi hariç, bilinçli halkın beklentilerini karşılayacak tutarlı söylemleri olan bir parti çıkmadı.

1- CHP bu yönüyle takdirimi kazandı.

MHP hep bildiğimiz gibi, neye/kime hizmet ettiği açıkça belli olan "kırmızı çizgiler" türküsünü tutturmuş gidiyor.

2- MHP şaşırtmadı, umarım ilerleyen günlerde halk yararına kararlar vererek bizleri şaşırtır.

HDP içinde, barıştan/demokrasiden/eşitlikçilikten yana olduğunu, artık çözümün mecliste aranması gerektiğini idrak edememiş milletvekilleri var. Altan Tan denen yobaz ilk fırsatta kapının önüne konmalı. HDP bazı nihai hedeflerini şimdilik ertelemek zorunda. Örneğin Öcalan'ın serbest bırakılmasını kırmızı çizgi olarak ortaya koymamalı, PKK ile ilişkilerini kesmeli. Sosyalist tabanın halk yararına olan ilkelerine/beklentilerine öncelik vermeli. Çünkü bu beklentiler karşılandığında Kürt sorunu zaten çözülecektir. Şahsen ben Apo olsam, "beni çıkarmaya uğraşmayın, halk için bir şeyler yapmaya öncelik verin" derdim.

3- HDP'nin önceliklerini belirlemede rehberliğe ihtiyacı var. Yanlış önceliklerle yürümeye kalkarsa benden tekrar oy alamaz.

--/--

CHP bir restorasyon hükümeti kurmak istiyor. Ana muhalefet partisi olmasına rağmen dönüşümlü başbakanlık, eşit sayıda bakanlık öneriyor. Bu oldukça yapıcı bir tutum. Ana fikir ise restorasyon, yani AKP'nin tahrip ettiği kurumları, kanunları yenilemek, ve iddiaya göre "darbe anayasasını da kapsayan adaletli, eşitlikçi, özgürlükçü yeni bir anayasa" yapmak. YSK'yı da, seçim barajını da, dokunulmazlıkları da, basın özgürlüğünü de kapsayan yepyeni bir anayasa yapmak. Bence çok olumlu ve desteklenmesi gereken bir yaklaşım.

--/--

Tuhaf bir şekilde CHP AKP ile koalisyon yapsın diyenler var. Yani bu kişilere göre CHP AKP ile koalisyon yaparsa restorasyon yapabilirmiş, sanki bu tahribatı AKP yapmamış gibi birlikte el ele verip AKP'nin anasını bellediği her şeyi düzeltebilirlermiş. La havle.

MHP'nin AKP ile koalisyon şartı da 17-25 aralık faillerinin yargılanması, Tayyip'in kaçak saray'dan çıkması ve çözüm sürecinin sonlandırılmasıymış, sanki 4 bakanı Yüce Divan'a yollamakla memleketin bütün sorunları hallolacak. La havle.

--/--

Hepimiz elimizdeki imkanlarla bu partilere baskı yapsak iyi olur diyeceğim ama nihayetinde biz bir avuç kişiyiz.

--/--

Benim önceliklerim şunlar:
- Adaletli, halkçı, eşitlikçi, özgürlükçü yeni bir anayasa yapılması. Devletin din/dil/ırk/etnik köken ayırt etmeyen bir konum alması. Laikliğin tam anlamıyla uygulanması.
- Bağımsız yargının yeniden dizaynı, mevcudun çoğunun kovulup yeniden oluşturulması.
- Kolluk kuvvetlerinin yeniden dizaynı, mevcudun çoğunun kovulup yeniden oluşturulması.
- Milletvekili maaşlarının asgari ücrete düşürülmesi, ekstraların kaldırılması, dokunulmazlıkların kaldırılması.
- Üniversite öncesi öğretim kurumlarının yeniden dizaynı, mevcudun çoğunun kovulup yeniden oluşturulması, parasız hale getirilmesi, yurt genelinde eşit imkanlara kavuşturulması.
- Diyanetin ya feshedilmesi, ya tüm inanç/inançsızlık gruplarının temsil edildiği bir kurum haline gelmesi ve artık devlet bütçesinden pay almaması.
- Gösteri/yürüyüş/sendikal hakların yeniden dizaynı, mevcut sarı sendikaların feshi.
- Basın özgürlüğünün yeniden dizaynı. TRT'nin, AA'nın özerkleşmesi.
- YÖK'ün feshi, üniversitelerin özerkleşmesi, akademik ünvan şartlarının en az Avrupa normlarına yükseltilmesi, parasız hale getirilmesi, yurt genelinde eşit imkanlara kavuşturulması.
- SGK'da yapılan tahribatların düzeltilmesi, sağlık kurumlarının moderleştirilmesi, sayılarının arttırılması, personel ücretlerinin arttırılması.
- Tüm devlet kurumlarının şeffaflaşması ve vatandaşlar tarafından denetlenebilir olması. Devlete dava açılabilir hale getirilmesi.

Listeyi uzatabilirim. Hayal gördüğümün ben de farkındayım.

--/--

Bana göre bu maddeleri arayan partiler iyi niyetle halk yararına bir şeyler yapıyordur, desteklerim.

Sevgiler

Kusura bakma, Şüpheci Dinsiz. Siyasette endişeler ile endişelerden kaynaklanan komploları birbirine karıştırmamak gerekiyor.

Misal, Doğu Perinçek de bugünkü köşe yazısında senin gibi aynı endişeleri taşıyor ama, o bununla yetinmemiş, işin içine komplo teorilerini yerleştirmiş: Yok, AKP ile CHP bir olmuşlar, HDP'yi Meclis'e taşımışlar ve böylece her ikisi de ABD'nin kontrolünde (güneydeki koridor tamamlandığında) Kürdistan'ı kuracaklarmış!

Güzel. Ama bu söylenenlerin yakın gerçeklerle örtüşmesi gerekiyor, değil mi?

Bir bakalım.

AKP, 7 Haziran 2015'teki Genel Seçimler'den tek başına iktidar olacak şekilde oy alamadı. Yandaş ve Candaş medya bunun için ter ter tepinmiyor mu? Yani AKP HDP'ye CHP ile birlikte barajı atlatmak için neden kendisini (Meclis'te iktidar olamayarak) riske soksun?

Doğu Perinçek'e göre, AKP ve CHP bu sonuçtan memnun. Ama gerçekte, ikisinin de mutsuz olduğunu, dışavurumlarından, çok iyi biliyoruz.

İki: CHP salak mı? Bir sonraki seçimde silineceğini bile bile yani intihar eder mi? Bu durumda CHP, neden altın yumurtlayan tavuğunu kessin?

Daha bunun gibi bir sürü gelişme var!

errata
15-06-2015, 22:02
Şüpheci Dinsiz; HDP için söylediklerin muhtemelen HDP'nin kendini inkârı olur, üstelik Kürdistan genelinde Kürd'lerin HDP'ye bakışı da olumsuz yönde değişir. Bu seçimlerde etnik milliyetçi Kürdistan uluscusu, HDP'yi neredeyse Kemalist ilân eden kesimler bile bir şekilde HDP''ye destek verme eğilimindeydi.

Kandil'in HDP tarafından görmezden gelinmesi mümkün değildir. Çok açık bir şekilde, Kürd hareketi bakımından süreç, İmralı, Kandil ve HDP ile sürdürülmekte. Burada temel unsur Abdullah Öcalan'dır. Kandil, Öcalan'ın geliştirdiği projeleri HDP aracılığyla Türkiye hükümetiyle müzakere etmektedir.

Altan Tan meselesi çok karışık. Kendisi Kürd hareketinin sosyalist kanalından gelmediği için pek çok konuda bocalıyor. Sanırım Kürdistânî düşünceyle dindar kesimin oylarını alabilmek adına partide bulunuyor. Ancak HDP, Altan Tan'ın neden olacağı olumsuz durumlardan çok fazla rahatsız olabilecek bileşene sahiptir. Muhtemeldir ki Altan Tan'ın etkinliği bir yerden sonra azalacaktır. Bunu Altan Tan'ı susturma manasında değil, Altan Tan'ın durumu kabullenerek işine bakması manasında kullanıyorum. Ancak Altan Tan, HDP tarafından çok ciddi olarak tercih edilmiş bir aktör idi. Herkese söylenmese de parti içinde görünmeyen eş başkan gibi bir vasfı bile olabilir.

Şüpheci Dinsiz
15-06-2015, 23:17
Sevgili Shibumi,
Şüpheci Dinsiz; HDP için söylediklerin muhtemelen HDP'nin kendini inkârı olur, üstelik Kürdistan genelinde Kürd'lerin HDP'ye bakışı da olumsuz yönde değişir. Bu seçimlerde etnik milliyetçi Kürdistan uluscusu, HDP'yi neredeyse Kemalist ilân eden kesimler bile bir şekilde HDP''ye destek verme eğilimindeydi.

Kandil'in HDP tarafından görmezden gelinmesi mümkün değildir. Çok açık bir şekilde, Kürd hareketi bakımından süreç, İmralı, Kandil ve HDP ile sürdürülmekte. Burada temel unsur Abdullah Öcalan'dır. Kandil, Öcalan'ın geliştirdiği projeleri HDP aracılığyla Türkiye hükümetiyle müzakere etmektedir.

Söylediklerinize hak veriyorum.

Ben de iyi biliyorum ki, bu konular bu memlekette tabudur, konuyu dile getiren herkes ya öldürülmüştür, ya hapsedilmiştir, ya işkenceden geçmiştir, ya -en hafif ifadeyle- tehdit edilmiştir. Ben de iyi biliyorum ki, bu devlet, Cumhuriyet Tarihi boyunca Türk milliyetçiliğine/Sunni mezhepciliğine yol vermiş, koruyup kollamış, katliamlarını örtmüştür.

--/--

Ne var ki, halktan, meclisten gizli bir şekilde hükümetle kapalı kapılar ardında görüşülen, uzlaşılan, konusu/çizgisi belirsiz olan bir süreç sözüdür gidiyor.

15 milyonu aşan (iddialara göre 18 milyon) Kürt yurttaşı ve diğer yurttaşları ilgilendiren çok çok önemli bir konunun gizli tutulması, içeriğinden bağımsız olarak o konunun meşruiyetine, davanın haklılığına gölge düşürür.

Çözüm süreci denen kara kutunun içeriğinin ne olduğunu bilmeyen halk spekülasyonlarla, provokasyonlarla çabuk kutuplaşır. Bu kutuplaşmalar ülkeyi iç savaşa/parçalanmaya sürükleyebilir.

Zaten, PKK ile ilerlemiş bir kan davası hali var. Halk PKK'nın veya devletin haklılığına/haksızlığına bakmıyor. Devletin basını, olayları halka yıllarca istediği gibi yansıtmış, PKK'nın terörist olduğunu kanıksatmış, kanlı senaryolarla filmler düzüp/çevirip izletmiş, bak bu PKK tu kaka demiş, halk inanmış.

--/--

Ben şeffaflaşmaktan, konunun insan hak ve hürriyetleri tabanında ortaya konulmasından yanayım. Bu yüzden adaletin/yargının bağımsız olmasını, eşitlikçi/özgürlükçü bir anayasanın olmasını, devletin şeffaflaşmasını, din/mezhep/dil/ırk/etnik köken ayırt etmeyen bir konuma getirilmesini çok önemsiyorum. Bunların önceliği ise yıllardır kandırılan halkın gerçekleri görmesi, artık ayılması açısından çok önemli.

Devletin halk üzerindeki ayrımcı sultası biterse, devletin geçmişteki ayrımcı/baskıcı/ezici politikaları deşifre edilebilirse, halk gerçeği görüp ayılırsa zaten Kürt sorunu kalmayacak.

Bunlar elbette bir anda olmayacak. Onyıllar sürecek.
Bu mücadelede Kürt temsilcilerin halkın ön yargılarını kırmak için göstereceği uzlaşmacı/eşitlikçi/barışçı çabalar çok önemli.

Benimki hayal tabi. Su akacak yolunu bulacak. Olması gereken değil, olan olacak.

Sevgiler

Neva
16-06-2015, 07:20
HDP içinde, barıştan/demokrasiden/eşitlikçilikten yana olduğunu, artık çözümün mecliste aranması gerektiğini idrak edememiş milletvekilleri var. Altan Tan denen yobaz ilk fırsatta kapının önüne konmalı.

Sevgili Supheci Dinsiz;
Altan Tan bahsi, Shibumi'nin de dedigi gibi hayli karisiktir, yine de HDP icinde, bu sahsin icraatlerine(yobazca icraatler) iliskin rahatsiz olup, tavir koyacak bir kitle muhakkak vardir. Altan Tan siyasi koken olarak karisik oldukca, eski haberlere zaman zaman goz gezdirmekte fayda var. Iclerinde yandas/karsit olanlar dahi de olsa, yazilan, soylenenlerin icindeki, hic degilse birkac cumlenin %100 tamami da yalan dolan degildir neticede.
Bana kalirsa Tan, siyaseten HDP icin bilinclice secilmis biridir, karsi kanatlara istinaden.

postalmarx
16-06-2015, 17:17
10 sene önce AKP'nin karşısındaki laik muhalefetin (çünkü henüz sol muhalefet diyemiyoruz ne yazık ki) muhalefet konuları şu şekildeydi: BOP olacak eşbaşkan Musa'nın çocukları, bunlar gizli ajan, Sorosçular var, Atatürk TC, vs vs

Allaha şükür bugünleri de gördük ki insanlar artık ayakları yere basan gerçek mevzuları konuşmaya başlıyor.

Belki de AKP ve Cemaat'in organize olup asker-yargı vesayetini kırması sonrası devlet tüm kurumlarıyla bir anda görünür olduğu için insanlar da artık ne hakkında konuşacaklarını bilir oldu. Önceden büyük harfle "Devlet" ürkütücü kutsal muamma birşeydi. "Solcuların" da muhalefeti "BOP oluyor, Soros, işte değişik komplolar var, dış mihraklar yapıyor" falan minvalindeydi.

Şimdi maşallah yeni anayasa yapılması, Kürtlere de eşit vatandaşlık, vatandaşı devlet karşısında korumak, yargı bağımsızlığı vs vs "solcuların" konuları farklı olmaya başladı.

Bu bence bir toplumun çocukluktan nihayet çıkıp büyümeye başlamasının ilk adımlarıdır. Upuaput bile Perinçek'in yazısını okuyup "biraz uçmuş bu, komplo teorilerine gerek yok" diyorsa umut var demektir bence.

Ben diyorum ki bu ülkenin muhafazakarlarında ve faşistlerinde problem yok. Onlar her ülkede muhafazakarlar veya faşistler ne yapıyorsa onu yapıyor. Bu ülkenin solcularında problem var. Solculara solculuğu öğretmeliyiz.

Gezi Gençliği eğer ki sol bir oluşum ise o zaman Batı'dan solculuk neymiş okuyup gelsinler bize de öğretsinler. Atatürk Nutuk falan değil, mesela Fransız solcuları bugünlerde ne okuyor, Almanyada İngilterede neler okunuyor, neler tartışılıyor. Bunları görelim. Bu ülkeye sol lazım. Tabii 1960 model sol değil, 2015 model sol lazım.

kartopu
16-06-2015, 23:19
Solculara solculuğu öğretmeliyiz.
Gerçekten öğretmelisiniz eğer biliyorsanız.

Dünya gençliği bu dünyada yaratılan bütün değerlerde bütün insanlığın hakkı olduğunu okuyor. İşte Gezi,de gençlik bunu bütün türkiye insanlarına duyurmak için meydana çıkan insanların haykırışı.Anlamıyanlara işine gelmeyenlere bilipte bilmemezlikten gelenlere sesleniştir Gezi Devrimciliği.

Fransız Alman İtalyan ABD solcuları hepsi bunları okuyor.Türkiye solcuları da bunları okuyor. Artık yıl 1990 değil dünyada iletişim çok hızlı oluyor ABD deki isyanla Tunustaki arasında seneler geçmiyor Danimarkadaki anarşist hareketlerle yunan isyancıları arasındada çok uzun zaman oluşmuyor Fransız gençliği de aynı kitabı türkiye gençliği ile aynı anda okuyor. Zaman hızlı iletişim çağı ve her kes aynı dili konuşuyor.

Özgürlük talebi bütün gençliğin aynı anda hep bir ağızdan haykırışı Çokmu zor anlamak çokmu zor duymak.
Kendileri için dünyayı isteyenler başkası için küçük şeylere bile tahammül edemiyor .Kendi kuyrukları kıstığında haksızlığa uğradığında bağırarak söyleyenler yaptıkları haksızlıklara sağır oluyor.

Solculuk adalet demek hak demek insana insan gibi bakmak demek üretilenlarin paylaşımı demek.
İşte o değersizlaştirilmek istenen Gezi hep bunları anlattı tabi anlayana. Anlamayana davul zurna bile yetmedi.
Bu ülkenin solcularında ne problem var istedikleri belli ve içte hak etmedikleri bir şey istemiyorlar.

Bence sorun solcularda değil kulaklarını kapatanlarda sağır kör numarası yapanlarda. İşte onlar insanı insan görmüyor.

Vesayeti kaldırmışlar ha yuttuk sanki. Bütün darbelerin arkasında siyasi krizler var askerden talepler var biraz tarih bilenler bunları bilir. Askeri diktatörlük sanki sivil diktatörden daha yumşak yutturabilirsen yuttur.Sanki diktatör sivil olduğunda haksızlık olmuyor hukuk çok normal işliyor ceza evlerinde sinekler uçuşuyor.Hakimler savcılar işsizlikten uyukluyor hatta hiç korku olmuyor.Sivil diktatörlükte basın özgür tehditin esamemesi yok.

Ha hasan arap, Ha arap hasan
Bütün sorunların çözümü insana yaraşır bir hukuk sistemi ve insanca paylaşımdır. İşte bütün dünyada olduğu gibi Türkiyedeki solcularda bunu istiyor. Kulakları olup duyana gözleri olup görene yoksa sen çal sen oyna

Nevandaar
16-06-2015, 23:41
MHP hep bildiğimiz gibi, neye/kime hizmet ettiği açıkça belli olan "kırmızı çizgiler" türküsünü tutturmuş gidiyor.

2- MHP şaşırtmadı, umarım ilerleyen günlerde halk yararına kararlar vererek bizleri şaşırtır.

Hizmetin belli olduğu kişiler kimler?
Halk yararı teröristlere şakşakçılık edince mi oluyor?
Kuzey Irakta Kuzey Suriyede neler oluyor?
Türkiyedeki medyanın tutumu nedir?
Abd'nin ortadoğuda ve Türkiyedeki taşeronluğunu yapan ırk kim, siyasi oluşumlar hangileri?

HDP içinde, barıştan/demokrasiden/eşitlikçilikten yana olduğunu, artık çözümün mecliste aranması gerektiğini idrak edememiş milletvekilleri var. Altan Tan denen yobaz ilk fırsatta kapının önüne konmalı. HDP bazı nihai hedeflerini şimdilik ertelemek zorunda. Örneğin Öcalan'ın serbest bırakılmasını kırmızı çizgi olarak ortaya koymamalı, PKK ile ilişkilerini kesmeli. Sosyalist tabanın halk yararına olan ilkelerine/beklentilerine öncelik vermeli. Çünkü bu beklentiler karşılandığında Kürt sorunu zaten çözülecektir. Şahsen ben Apo olsam, "beni çıkarmaya uğraşmayın, halk için bir şeyler yapmaya öncelik verin" derdim.

3- HDP'nin önceliklerini belirlemede rehberliğe ihtiyacı var. Yanlış önceliklerle yürümeye kalkarsa benden tekrar oy alamaz.

--/--

CHP bir restorasyon hükümeti kurmak istiyor. Ana muhalefet partisi olmasına rağmen dönüşümlü başbakanlık, eşit sayıda bakanlık öneriyor. Bu oldukça yapıcı bir tutum. Ana fikir ise restorasyon, yani AKP'nin tahrip ettiği kurumları, kanunları yenilemek, ve iddiaya göre "darbe anayasasını da kapsayan adaletli, eşitlikçi, özgürlükçü yeni bir anayasa" yapmak. YSK'yı da, seçim barajını da, dokunulmazlıkları da, basın özgürlüğünü de kapsayan yepyeni bir anayasa yapmak. Bence çok olumlu ve desteklenmesi gereken bir yaklaşım.

--/--

Tuhaf bir şekilde CHP AKP ile koalisyon yapsın diyenler var. Yani bu kişilere göre CHP AKP ile koalisyon yaparsa restorasyon yapabilirmiş, sanki bu tahribatı AKP yapmamış gibi birlikte el ele verip AKP'nin anasını bellediği her şeyi düzeltebilirlermiş. La havle.

MHP'nin AKP ile koalisyon şartı da 17-25 aralık faillerinin yargılanması, Tayyip'in kaçak saray'dan çıkması ve çözüm sürecinin sonlandırılmasıymış, sanki 4 bakanı Yüce Divan'a yollamakla memleketin bütün sorunları hallolacak. La havle.

Oldukça komik yorumlamalar. Kürt milliyetçiliği yapan partiler daha en başından beridir batının taşeronluğunu yapıyorlar. Bu konuda onlarca yüzlerce kaynak söylem gerçekler var ama hala bir aklama çabasıdır devam ediyor.
Çözüm süreci denen zırvalık türk halkının uyutulmasından başka bir halt değil. Akp denen partinin üst kademesinin ekseriyeti türk kökenli değil ve Atatürk'e ve Türk kimliğine alerjisi var. Kendi medyası da amerikan projesi olduğunu belirtmişti. Kemal Kılıçdaroğlu da amerikan güdümlü bir siyasetçi. Atatürk'ten ve onun kurduğu ülkeden dersimin intikamını almaya çalışıyor. Kendisinin foyası da çıkartılmış durumda zaten ama medya da amerikan güdümlü olunca ölü taklidi yapılıyor. hdp -bdp türevleri direkt olarak amerikanın tetikçisi partiler.
Hal durum bu iken mhp'nin çözüm süreci isimli ihanet sürecinin bitmesini istemesi gayet normal. Biraz şeref haysiyeti beyni olan her Türk vatandaşı bunu ister.

postalmarx
17-06-2015, 00:29
Çözüm süreci denen zırvalık türk halkının uyutulmasından başka bir halt değil. Akp denen partinin üst kademesinin ekseriyeti türk kökenli değil ve Atatürk'e ve Türk kimliğine alerjisi var.

Çözüm süreci ile "Atatürk ve Türk kimliğinin" ne alakası var? Çözüm süreci olmasaydı, PKK olmasaydı da bu ülkenin demokratik olması için Atatürkün ve Türk kimliğinin özelleştirilmesi gerekmez miydi? Çoğunluk olmak baskı rejimi kurmayı haklı çıkarsaydı o zaman Müslüman diktası da meşru olurdu.

Kimse Atatürk unutulsun demiyor. Veya Türk kimliği devlet tarafından inkar edilsin demiyor. Ya da diyen varsa bilemem, Şüpheci Dinsizi de savunamam, ben sadece biz liberaller ne diyoruz onu söyleyeyim: vatandaşlık ve devlet Atatürke veya Türklüğe atıf yapmadan tanımlansın. Ki bence özgür bir toplumda insanlar vergi verme kavramı etrafında vatandaşlığı tanımlamalı. Devleti de insanların ortak bir savunma fonu ve böylece bir toplumsal sözleşme olarak görmeli. Bu sadece demokratik olarak arzu edilen özgür toplumlara yakışan şey değil, aynı zamanda Kürtçü ayrılıkçılığın önünü kesecek olmasından dolayı artık acil olan birşeydir fikrimce. Kimse sana özelinde Türkçülük veya Atatürk tapımı yapma demiyor.

Muhafazakarların Atatürkü sevmemesinin sebebini de hala anlamadıysan sana ayıp. Bunun sebebi bu insanların "liderlerinin Türk olmamaları" değil. Bu insanlar Atatürkü Türkiyede Müslüman geleneğin önünü kesen, hatta yabancı kaynaklı bir unsur olarak görüyor. İçlerinde Atatürkün aslında Dönme Yahudi (Sabetay) olduğuna inananlar var. İngiliz ajanı olduğuna inananlar var. Bu konularda yazılmış yüzlerce kitap var sağcılar tarafından.

MHPliler içinde de Atatürk çok sevilmez aslında. Bu insanlar Orduya ve Askere karşı büyük bir saygıları veya korkuları olduğu için Atatürke saygı gösterirler. Ya da en azından yakın zamana kadar öyleydi. Yeni kuşak MHPliler içinde gerçekten Atatürkçü olanlar olabilir. Ama MHP tabanı 90larda mesela Yavuz Bahadıroğlu romanları falan okuyan insanlardı. Atatürke zımnen saygı gösterilirdi, ama geri planda Atatürkçü değil Osmanlıcı bir bakışa sahiplerdi. MHP tabanı ile AKP'nin asıl muhafazakar tabanı zaten kolayca geçişi olan hemen hemen aynı insanlardır. Ayrıldıkları tek konu var: Kürt sorununa nasıl yaklaşılacak. AKPli muhafazakarlar da Kürtlere bayıldığından falan değil. Sadece Tayyib'in bir bildiği var heralde diye bakıyorlar olaya.

Bahçeli'ye bakarak insan MHP tabanını anlayamaz. Bahçeli baya laik bir insan. Ülkücüler ise "ya allah bismillah allahu ekber" diye slogan atan adamlardır. Ya da yakın zamana kadar öyleydi.

Şüpheci Dinsiz
17-06-2015, 00:40
Hal durum bu iken mhp'nin çözüm süreci isimli ihanet sürecinin bitmesini istemesi gayet normal. Biraz şeref haysiyeti beyni olan her Türk vatandaşı bunu ister.

Bunları okuyun.

Hüseyin Feyzullah (Alparslan Türkeş) başbuğunuz kimmiş.
http://gercekalparslanturkes.blogspot.com.tr/2013/08/turkes-abd-buyukelciligine-tank.html
http://www.aktifhaber.com/mhpyi-cia-kurdurdu-turkes-ise-166798h.htm
http://www.ozgurlukdunyasi.org/arsiv/320-sayi-109/1141-turkesin-mirasi-ve-abd-cikarlarina-dayanan-kontrgerilla-diplomasisi

Söyleyin bakalım vatan böyle ABD destekli mi seviliyor, pek şerefli pek haysiyetli mankurt(çuk)?

--/--

Başka başlıkta "neleri gizlemişler" demişsiniz.
iletişim çağında gözümüzün önünde olanları bile gizleyen bir devlet yapısından bahsederken, eskiden neleri gizlemişler diye sorulur mu?

Devletin katliamları.
http://www.yuksekovahaber.com/yazdir/haber/haber/devlet-19-yil-sonra-itiraf-etti-100350.htm
http://www.radikal.com.tr/turkiye/askerden_itiraf_biz_koy_yakma_taburuyduk-1159979
http://www.ozgur-gundem.com/haber/74110/cocugu-dinamitle-oldurduler

Cumartesi anneleri.
http://fbcdn-sphotos-a-a.akamaihd.net/hphotos-ak-xat1/v/t1.0-9/11535913_10155783180040602_4647752895566406005_n.p ng?oh=bdacde3699595ced39c4709602150ef7&oe=563335B9&__gda__=1445556091_05ccee256e993f7d2e99df00254a44d 7

Berkin öldürüleli 2 yıl geçti. Failleri aranmadı bile.
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/299789/_Oglum_arkadaslarin_karne_aldi__sen_nerdesin__.htm l

Ayhan Çarkın'ın itirafları.
http://www.bianet.org/bianet/siyaset/128774-carkin-o-bebegi-pkk-degil-biz-oldurduk

Cumhuriyet tarihi bunun gibi olaylarla dolu. Gücü elinde tutan diğerini ezmeye hakkı olduğunu düşünmüş, ezmiş. Tipik faşist devlet refleksi ve binlerce faili mechul, onbinlerce mağdur.

--/--

Kötü bir şey istemiyoruz. Diyoruz ki; adil, eşitlikçi, özgürlükçü bir anayasa olsun, şeffaf ve denetlenebilir bir devlet olsun. Kimse kimseyi ezemesin.

Ortada ne ABD var, ne başkası. Siz varsınız, ben varım, arkadaşlar var, tüm vatandaşlar var. Kendi aramızda anlaşalım, bu anayasayı yani toplumsal sözleşmeyi oluşturalım diyorum.

Buna bir itirazınız var mı?

Nevandaar
17-06-2015, 01:29
.....

Yazdıkların baştan aşağı yalan. Bak hatalı veyahut yanlış demiyorum yalan diyorum. Üye olduğun günden beridir tek yaptığın türk kimliği üzerine yalanlar uydurmak kara propaganda yapmak.
Sandığından çooook ama çok daha iyi tanıyorum muhafazakar kesim türevlerini. İçlerinden ziyadesiyle vakit geçirdim. Klasik taş kafalı(senin tabirinle) ulusalcılardan değilim.

Bunları okuyun.

Hüseyin Feyzullah (Alparslan Türkeş) başbuğunuz kimmiş.
http://gercekalparslanturkes.blogspot.com.tr/2013/08/turkes-abd-buyukelciligine-tank.html
http://www.aktifhaber.com/mhpyi-cia-kurdurdu-turkes-ise-166798h.htm
http://www.ozgurlukdunyasi.org/arsiv/320-sayi-109/1141-turkesin-mirasi-ve-abd-cikarlarina-dayanan-kontrgerilla-diplomasisi

Söyleyin bakalım vatan böyle ABD destekli mi seviliyor, pek şerefli pek haysiyetli mankurt(çuk)?

Alparslan Türkeş mi?
O kim ola ki :)
Mhp'yi zerre sevmiyorum hatta sık sık sövüyorum ama iftiralara da çanak tutamam.


Başka başlıkta "neleri gizlemişler" demişsiniz.
iletişim çağında gözümüzün önünde olanları bile gizleyen bir devlet yapısından bahsederken, eskiden neleri gizlemişler diye sorulur mu?

Devletin katliamları.
http://www.yuksekovahaber.com/yazdir/haber/haber/devlet-19-yil-sonra-itiraf-etti-100350.htm
http://www.radikal.com.tr/turkiye/askerden_itiraf_biz_koy_yakma_taburuyduk-1159979
http://www.ozgur-gundem.com/haber/74110/cocugu-dinamitle-oldurduler

Cumartesi anneleri.

Yüksekovahaber ve ozgur-gündem gibi siteleri kabul etmiyorum. Haberlerinin bir değeri yok benim için.
pkk isimli örgüt kürtlerin içinden çıktı. Daha az Türk askerinin ölmesi için yardım ve yataklık yapan köyler yakılıp boşaltıldı. Arada haksızlıklar olmuş olabilir. Bunu ne ben ne de başkası tam olarak bilemez.
Faili meçhullerin sayısı abartılıyor. Öldürülenler teröre yardım ve yataklık edenler. Öldürülmeselerdi de pkk palazlanmaya devam mı etseydi?
Berkin elvan olayı Akp isimli amerikan partisine ait Türk'ün devletini temsil etmiyor benim gözümde.


Ayhan Çarkın'ın itirafları.
http://www.bianet.org/bianet/siyaset/128774-carkin-o-bebegi-pkk-degil-biz-oldurduk

Cumhuriyet tarihi bunun gibi olaylarla dolu. Gücü elinde tutan diğerini ezmeye hakkı olduğunu düşünmüş, ezmiş. Tipik faşist devlet refleksi ve binlerce faili mechul, onbinlerce mağdur.

--/--

Kötü bir şey istemiyoruz. Diyoruz ki; adil, eşitlikçi, özgürlükçü bir anayasa olsun, şeffaf ve denetlenebilir bir devlet olsun. Kimse kimseyi ezemesin.

Ortada ne ABD var, ne başkası. Siz varsınız, ben varım, arkadaşlar var, tüm vatandaşlar var. Kendi aramızda anlaşalım, bu anayasayı yani toplumsal sözleşmeyi oluşturalım diyorum.

Buna bir itirazınız var mı?

Ayhan Çarkın'ın pkk'nın itiraf ettiği katliamları dahi sahiplendiğini burada daha önce de yazmıştım birkaç kez ama nedense hep gözden kaçıyor. Ayhan Çarkın'ın sözde itiraflarına güvenilemez. Çözüm sürecinin tetikçiliğini yapıyor.

Ortada abd olmadığı için abd uçakları ile birlikte pyd tel abyad isimli arap bölgesini ele geçiriyor kendi bayraklarını çekiyor değil mi?
Pek demokrat hdp'nin bu konu hakkında görüşleri nelerdir?
Siyasi tartışma programlarına bakınca pek de iç açıcı değil sanki!
Lafları çarpıtmanıza bakılınca sizin de pek iç açıcı değil herhalde. Malum, insanlık adına Ayn el Arap'ın kobani olarak kalmasını isteyende sizdiniz.
Koruculuk yapan çok çok küçük bir azınlık olan, kürt-zaza toplumu içinde istisna kadar miktarda bulunan kürt-zaza aileleri bir kenara koyuyorum. Geri kalan tüm kürt-zaza topluluğu bu ülkeye ihanette sınır tanımıyor.
En basit örnek uludere olayı. Burada kaçakçılık yapan adamlar pkkya para kazandırıyor. Bu paralar türk askerine kurşun mayın olarak geri dönüyor. 3 kişi ölecekse 4 kişi ölüyor. Böylesi rezil bir durumda bile kürt-zaza mağduru oynamaya kalkabiliyor. Sırf bu bombalama yüzünden akp birçok kürtün oyunu kaybetti. Bu durum defalarca konuşuldu medyada.
Görüyor musunuz?
Türk ağladığında Kürt-Zaza gülüyor. Bizler kardeş miyiz dost muyuz?
Bizler düşmanız hem de en azılısından ama biz aptal türkler hala bunun farkına varamıyoruz. Kürt-zaza yüzümüze gülüp kuyumuzu kazmaya devam ediyor.

Yeni toplumsal sözleşmeyi yapmak kürde zazaya düşmez. Burası Türk devleti. Türk olduğu için bu ülke var kürt olduğu için değil. Bu ülkenin özü türk. Bundan dolayı devlet kurumlarında türkçe yazışılıyor, türkçe konuşuluyor, derslerde islamiyet öncesi türk tarihi işleniyor. Türk yoksa bu devlette yok. Kürt olsa da olmasa da bu devlet var olacak hatta çok daha güzel olacak. Siz Almanyada İngilterede "biz bu sözleşmeyi beğenmiyoruz, yeniden yapalım" diyebiliyor musunuz?

Türk'e göz yaşı, ihanet ve kandan başka hiçbir şey vermediniz.

Kürt palavralarına karnım tok.

Şüpheci Dinsiz
17-06-2015, 02:08
Yeni toplumsal sözleşmeyi yapmak kürde zazaya düşmez. Burası Türk devleti. Türk olduğu için bu ülke var kürt olduğu için değil. Bu ülkenin özü türk. Bundan dolayı devlet kurumlarında türkçe yazışılıyor, türkçe konuşuluyor, derslerde islamiyet öncesi türk tarihi işleniyor. Türk yoksa bu devlette yok. Kürt olsa da olmasa da bu devlet var olacak hatta çok daha güzel olacak. Siz Almanyada İngilterede "biz bu sözleşmeyi beğenmiyoruz, yeniden yapalım" diyebiliyor musunuz?

Türk'e göz yaşı, ihanet ve kandan başka hiçbir şey vermediniz.

Kürt palavralarına karnım tok.

Gözümün önüne Suriye'den kaçıp ABD'ye yerleşen, palazlanınca da oradaki Kızılderililere kin kusan bir tip geldi (nedense).

Neyse, kızmıyorum. Anlaşma ihtimali milyonda 1 olsa bile anlaşırız küçük mankurt. :)

--/--

Bu sözleşmede anlaşamayacağımız ne olabilir?
- Adaletli, halkçı, eşitlikçi, özgürlükçü yeni bir anayasa yapılması. Devletin din/dil/ırk/etnik köken ayırt etmeyen bir konum alması. Laikliğin tam anlamıyla uygulanması.
- Bağımsız yargının yeniden dizaynı, mevcudun çoğunun kovulup yeniden oluşturulması.
- Kolluk kuvvetlerinin yeniden dizaynı, mevcudun çoğunun kovulup yeniden oluşturulması.
- Milletvekili maaşlarının asgari ücrete düşürülmesi, ekstraların kaldırılması, dokunulmazlıkların kaldırılması.
- Üniversite öncesi öğretim kurumlarının yeniden dizaynı, mevcudun çoğunun kovulup yeniden oluşturulması, parasız hale getirilmesi, yurt genelinde eşit imkanlara kavuşturulması.
- Diyanetin ya feshedilmesi, ya tüm inanç/inançsızlık gruplarının temsil edildiği bir kurum haline gelmesi ve artık devlet bütçesinden pay almaması.
- Gösteri/yürüyüş/sendikal hakların yeniden dizaynı, mevcut sarı sendikaların feshi.
- Basın özgürlüğünün yeniden dizaynı. TRT'nin, AA'nın özerkleşmesi.
- YÖK'ün feshi, üniversitelerin özerkleşmesi, akademik ünvan şartlarının en az Avrupa normlarına yükseltilmesi, parasız hale getirilmesi, yurt genelinde eşit imkanlara kavuşturulması.
- SGK'da yapılan tahribatların düzeltilmesi, sağlık kurumlarının moderleştirilmesi, sayılarının arttırılması, personel ücretlerinin arttırılması.
- Tüm devlet kurumlarının şeffaflaşması ve vatandaşlar tarafından denetlenebilir olması. Devlete dava açılabilir hale getirilmesi.

Şimdiye kadar neden böyle bir anayasa yapılmadı sizce?

kut
17-06-2015, 02:34
Birbirimizi yemeyelim beyler... Sosyal Marks'ın annesi Kürt, babasının Türk olduğunu söyledi ama anne tarafına kendini daha yakın hissediyor belli ki. Şüpheci Dinsiz de Kürt, dolayısıyla Nevandaar'a saldırmanızın altında Kürt olmanız yatıyor, hadi gelin şunu itiraf edin.

Ne kadar solcu ya da liberal gözükmeye çalışırsanız çalışın Kürt damarınız kabarıyor, bu da doğal, yadırgamıyorum. Benim ve Nevandaar'ın da Türk damarı kabarık, ancak aramızdaki fark şu, Nevandaar ve ben saklamadan, erkek gibi Türk kimliğimizi savunduğumuzu ve önemsediğimizi söylüyoruz, açık açık Türkçü olduğumuzu beyan ederek siyasi fikir sunuyoruz. Sizler ise bal gibi Kürtçü hisler taşıdığnız halde biriniz solcu diğeriniz liberal maskesi takıyor. İşin komiği buna da ancak sizin gibiler inanıyor.

Şüpheci Dinsiz
17-06-2015, 02:35
Malum, insanlık adına Ayn el Arap'ın kobani olarak kalmasını isteyende sizdiniz.

Şuna da cevap vereyim ki tekrar aynı sakızı çiğnemeyesiniz.
http://odatv.com/n.php?n=cff3c900-1406151200
1973

Esad Suriye'nin Kuzeydoğusunda "Arap Kemeri" Oluşturdu

(Getty/Agence France Presse)

(Ekim 1973'te Şam'daki Umayyad Camisi'nden çıkarken el sallayan Suriye Cumhurbaşkanı Hafız el-Esad)

Suriye lideri Hafız el-Esad 1973'te Türkiye sınırında bir "Arap Kemeri" oluşturdu. Özkaynakları zengin bölgelerden Suriyeli Kürtleri çıkaran bu kemer oradaki Kürt hakimiyetini zayıflatmak için tasarlanmıştı. Baas'lı olan Esad partinin darbeyle iktidara gelmesinde yedi yıl sonra 1970'de başa geçti.

1975

Baasçılar Kuzey Irak'ı Araplaştırdı

http://odatv.com/images/resimler/arabization-of-iraq-kurdish-regions-political-status-kurds-timeline-1975-449-360.jpg

(Dr. Michael Izady/Gulf2000)

(Harita: Irak'ın Körfez 2000 haritasında 1975'te Kürt bölgelerindeki mevkiler belirtilmiş. Sarı yerler, otonom bölgenin dışında Baasçıların "Araplaştırma" programına maruz kalan Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı yerleri gösteriyor.)

1974'te Otonomi Anlaşmasının başarısızlığıyla, ülkenin kuzeyindeki petrol zengini bölgelerde hükümet kontrolünü sağlamlaştırmak isteyen Irak'taki Baas rejimi, yüz binlerce Kürdü bölgeden çıkararak yerlerine orta ve güney Irak'taki Arapları getirdi. İran ve ABD'nin desteklediği Iraklı Kürtler Baas rejimine karşı ayaklandı.

1988

Saddam el-Enfal Kampanyasıyla Kürtlere Eziyet Etti

IRNA/AFP/Getty Images

(Sokakta ölü yatan bir baba oğul. Saddam Hüseyin'in Mart 1988'de kuzeydoğu Irak'taki Halepçe şehrine yaptığı kimyasal saldırıda öldüler.)

Saddam Hüseyin'in Şubattan Eylül 1988'e kadar yürüttüğü Kürt Soykırımı olarak bilinen el-Enfal ("ganimet") Kampanyasında toplu katliamlar yapıldı, binlerce köy yerle bir edildi ve sivillere karşı kimyasal silahlar kullanıldı. Tahmini 50,000-180,000 Iraklı Kürt öldürüldü ve on binlercesinin yeri değiştirildi. 16 Mart 1988'de beş bin Kürt Halapçe'de sarin ve hardal gazı saldırısıyla öldürüldü.
İran, Irak, Suriye hep Kürtlere eziyet etmiş, yurtlarından sürülmüşler, öldürülmüşler.

Şüpheci Dinsiz
17-06-2015, 03:14
Birbirimizi yemeyelim beyler... Sosyal Marks'ın annesi Kürt, babasının Türk olduğunu söyledi ama anne tarafına kendini daha yakın hissediyor belli ki. Şüpheci Dinsiz de Kürt, dolayısıyla Nevandaar'a saldırmanızın altında Kürt olmanız yatıyor, hadi gelin şunu itiraf edin.

Ne kadar solcu ya da liberal gözükmeye çalışırsanız çalışın Kürt damarınız kabarıyor, bu da doğal, yadırgamıyorum. Benim ve Nevandaar'ın da Türk damarı kabarık, ancak aramızdaki fark şu, Nevandaar ve ben saklamadan, erkek gibi Türk kimliğimizi savunduğumuzu ve önemsediğimizi söylüyoruz, açık açık Türkçü olduğumuzu beyan ederek siyasi fikir sunuyoruz. Sizler ise bal gibi Kürtçü hisler taşıdığnız halde biriniz solcu diğeriniz liberal maskesi takıyor. İşin komiği buna da ancak sizin gibiler inanıyor.
Ben insan gibi insan haklarını savunuyorum.

Ya üstünüzdeki etiketlerden insanlığınız görünmez olmuş veya ben göremedim. Sizin ne gibi neci olmayı savunduğunuz, neyi yiyip neyi yemediğiniz sizde kalsın.

--/--

Nevandaar ile uzun süredir yazışır/atışırız. Bana saldırır durur, ama kendisini severim. Yani saldırmıyor, düşünmeye zorluyorum. Bir gün düşüncelerini Türk-Erkek-Fenerli-ne bileyim Kastamonulu olmaktan insan olmaya doğru değiştireceğini umuyorum.

--/--

Ben Kürtçü değilim, çünkü ırkçı değilim. Kendi kökenim zerre kadar umurumda değil.

Dünyaya gelmiş bir canlıyım. Okudum, gözlem yaptım, bencil olmadım. Bazı haklarım olduğunu kavradım, bütün insanların hatta bütün canlıların aynı haklara sahip olduğunu kavradım. Tek bir Dünya var, hepimiz onun içindeyiz ve haklarımızı ihlal etmeden birlikte yaşamak zorundayız.

Bu sebeple uydurulmuş ülkeleri de reddediyorum, uydurulmuş milliyetleri de, uydurulmuş milletleri de, uydurulmuş bayrakları da, uydurulmuş ırkları da, uydurulmuş dinleri de, uydurulmuş mezhepleri de, uydurulmuş doktrinleri de, uydurulmuş yönetim biçimlerini de, uydurulmuş düşmanlıkları da.

Benim için sosyal yaşam, paylaşım, yardımlaşma her şeyin önündedir. Bu yüzden diyorum ki, hep birlikte kimseye haksızlık yapılmayan bir sözleşme geliştirelim.

Bakın Bilal'e anlatır gibi anlattım.

kut
17-06-2015, 03:35
Ben insan gibi insan haklarını savunuyorum.

Ya üstünüzdeki etiketlerden insanlığınız görünmez olmuş veya ben göremedim. Sizin ne gibi neci olmayı savunduğunuz, neyi yiyip neyi yemediğiniz sizde kalsın.

--/--

Nevandaar ile uzun süredir yazışır/atışırız. Bana saldırır durur, ama kendisini severim. Yani saldırmıyor, düşünmeye zorluyorum. Bir gün düşüncelerini Türk-Erkek-Fenerli-ne bileyim Kastamonulu olmaktan insan olmaya doğru değiştireceğini umuyorum.

--/--

Ben Kürtçü değilim, çünkü ırkçı değilim. Kendi kökenim zerre kadar umurumda değil.

Dünyaya gelmiş bir canlıyım. Okudum, gözlem yaptım, bencil olmadım. Bazı haklarım olduğunu kavradım, bütün insanların hatta bütün canlıların aynı haklara sahip olduğunu kavradım. Tek bir Dünya var, hepimiz onun içindeyiz ve haklarımızı ihlal etmeden birlikte yaşamak zorundayız.

Bu sebeple uydurulmuş ülkeleri de reddediyorum, uydurulmuş milliyetleri de, uydurulmuş milletleri de, uydurulmuş bayrakları da, uydurulmuş ırkları da, uydurulmuş dinleri de, uydurulmuş mezhepleri de, uydurulmuş doktrinleri de, uydurulmuş yönetim biçimlerini de, uydurulmuş düşmanlıkları da.

Benim için sosyal yaşam, paylaşım, yardımlaşma her şeyin önündedir. Bu yüzden diyorum ki, hep birlikte kimseye haksızlık yapılmayan bir sözleşme geliştirelim.

Bakın Bilal'e anlatır gibi anlattım.

Ne güzel. Ancak şunu unutuyorsunuz, sosyal paylaşım, adalet, birlikte yaşam, haklar vb. de uydurulmuş kavramlardır. Doğada hak mak yoktur, adalet yoktur, eşitlik yoktur, ne yazık ki böyledir. Et yiyen biri olduğunuzu varsayarak şu örneği vereyim, kasaba gidip et alıp yiyor musunuz? Yiyorusunuz değil mi? Tartışma bitmiştir, türcüsünüz yani. Kendi türünüzü kayırarak bir başka türü öldürüp yemekte bir sakınca görmüyorsunuz, bunu insan türünün doğal bir hakkı olarak kabul etmişsiniz. Türcülük de ırkçılığın bir alt dalıdır.

Yani demek istediğim, kimi uydurulmuş kavramları benimsiyorsunuz. Neden, sizin benimsediğiniz uydurulmuş kavramlar cici de, benim benimsedikleri kaka? Al işte bu da bir tür ayrımcılık. Gördüğünüz gibi siz de gayet ırkçı/türcü ve ayrımcı birisiniz.

Şüpheci Dinsiz
17-06-2015, 04:44
Ne güzel. Ancak şunu unutuyorsunuz, sosyal paylaşım, adalet, birlikte yaşam, haklar vb. de uydurulmuş kavramlardır. Doğada hak mak yoktur, adalet yoktur, eşitlik yoktur, ne yazık ki böyledir. Et yiyen biri olduğunuzu varsayarak şu örneği vereyim, kasaba gidip et alıp yiyor musunuz? Yiyorusunuz değil mi? Tartışma bitmiştir, türcüsünüz yani. Kendi türünüzü kayırarak bir başka türü öldürüp yemekte bir sakınca görmüyorsunuz, bunu insan türünün doğal bir hakkı olarak kabul etmişsiniz. Türcülük de ırkçılığın bir alt dalıdır.

Yani demek istediğim, kimi uydurulmuş kavramları benimsiyorsunuz. Neden, sizin benimsediğiniz uydurulmuş kavramlar cici de, benim benimsedikleri kaka? Al işte bu da bir tür ayrımcılık. Gördüğünüz gibi siz de gayet ırkçı/türcü ve ayrımcı birisiniz.

Şimdilik anne/baba/dost hatırı gibi metazoriler dışında et yemiyorum. Neredeyse vejeteryan oldum gibi, sonra da vegan olmayı deneyeceğim.

Gördüğünüz gibi siz de gayet ırkçı/türcü ve ayrımcı birisiniz.
Ben görmedim, siz gördünüz mü?

Açıkçası sizinle nasıl konuşulur pek anlayamadığım gibi, şimdi neden konuştuğumu sorgular haldeyim.

Ben, ben olmaya benim de, sizin gözünüzde neysem oyum ve bu değişmeyecek anladığım kadarıyla.

Kendi kendinize saman adamlar yaratıp dövüyorsunuz. Size kolay gelsin.

Boolean
17-06-2015, 07:22
Ne güzel. Ancak şunu unutuyorsunuz, sosyal paylaşım, adalet, birlikte yaşam, haklar vb. de uydurulmuş kavramlardır. Doğada hak mak yoktur, adalet yoktur, eşitlik yoktur, ne yazık ki böyledir. Et yiyen biri olduğunuzu varsayarak şu örneği vereyim, kasaba gidip et alıp yiyor musunuz? Yiyorusunuz değil mi? Tartışma bitmiştir, türcüsünüz yani. Kendi türünüzü kayırarak bir başka türü öldürüp yemekte bir sakınca görmüyorsunuz, bunu insan türünün doğal bir hakkı olarak kabul etmişsiniz. Türcülük de ırkçılığın bir alt dalıdır.

Yani demek istediğim, kimi uydurulmuş kavramları benimsiyorsunuz. Neden, sizin benimsediğiniz uydurulmuş kavramlar cici de, benim benimsedikleri kaka? Al işte bu da bir tür ayrımcılık. Gördüğünüz gibi siz de gayet ırkçı/türcü ve ayrımcı birisiniz.

Madem doğaya göre hareket ediyoruz. Kaldıralım yasaları. Neden kanun koyuyoruz? Doğa karar versin.

İnsan aklı, içgüdülerine ne kadar karşı koyduğuyla belli olur. İnsan doğasında türcülük var mı? Var.

Fakat siz bu insan doğasında var diye, görüş savunmaya kalkarsanız, insan doğasında olan her şeyi de bir ideoloji haline getirmeniz lazım.

Saldırmayın lütfen Kürtçü, PKK'lı diye insanlara. Herkes kendi fikrini söylemekte özgür. Siz de.

Dialectics
17-06-2015, 08:16
Ne güzel. Ancak şunu unutuyorsunuz, sosyal paylaşım, adalet, birlikte yaşam, haklar vb. de uydurulmuş kavramlardır. Doğada hak mak yoktur, adalet yoktur, eşitlik yoktur, ne yazık ki böyledir. Et yiyen biri olduğunuzu varsayarak şu örneği vereyim, kasaba gidip et alıp yiyor musunuz? Yiyorusunuz değil mi? Tartışma bitmiştir, türcüsünüz yani. Kendi türünüzü kayırarak bir başka türü öldürüp yemekte bir sakınca görmüyorsunuz, bunu insan türünün doğal bir hakkı olarak kabul etmişsiniz. Türcülük de ırkçılığın bir alt dalıdır.

Yani demek istediğim, kimi uydurulmuş kavramları benimsiyorsunuz. Neden, sizin benimsediğiniz uydurulmuş kavramlar cici de, benim benimsedikleri kaka? Al işte bu da bir tür ayrımcılık. Gördüğünüz gibi siz de gayet ırkçı/türcü ve ayrımcı birisiniz.


Hani hep diyoruz ya hayatta her şey görelidir ve herşey ancak çevresindeki, içinde bulunduğu ortam ve koşullardaki diğer göreli parametrelere bağlı olarak göreli olarak tanımlanabilir diye... Burada da benim gördüğüm üstteki arkadaşlar edindikleri politik duruşlar için "doğuştan gelen kimlik"lerini referans noktası olarak seçmişler.

Örneğin Almanya topraklarında bir Alman ailenin ferdi olarak doğmuş olsalardı aynı referans noktası yaklaşımı ile şu an Almanca sitelerde Türk düşmanlığı yapıyor olacaklardı. Ya da örneğin Kürt bir aşirette doğmuş olsalar idi de Kürt ulusunun bağımsızlığından bahsediyor olacaklardı. Aslında "kut" bu sahip olduğu politik duruşun, yani salt doğuştan gelen kimliğe göre edinilen politik duruşun "göreliliğinin" farkında ve bundan duyduğu rahatsızlığı da bertaraf atmak için işin içine ısrarla bir "erkeklik kavramı" sokmaya çalışıyor. "Ben erkek gibi Türküm diyorum ama siz erkek gibi Kürdüm diyemiyorsunuz" diyerek meseleyi doğuştan gelen tesadüfi kimliğine değil sahip olduğu ve daha "mutlak" görünümlü karakteri özelliği ile açıklamaya çalışıyor.

Tabi burada felsefi olarak belki tartışılması gereken ille de bu tip duruşlar yanlış mıdır mevzusudur. Yani bir bireyin "doğuştan edindiği kimliklerin" çıkarlarını maksimize edecek şekilde çabalaması etik olarak yanlış mıdır? Örneğin kut, türcülükten bahsetmiş. Türk olmak da bir çeşit türdüre getirmiş. E peki ya "insan" olmak? İnsan türünün genel çıkarlarını maksimize etmek için uğraşmak? Yani aynı "türcülük" yaklaşımı ile bir insan pekala hem Türkün, hem Kürdün çıkarlarını savunabilir...

Neva
17-06-2015, 08:33
En basit örnek uludere olayı. Burada kaçakçılık yapan adamlar pkkya para kazandırıyor. Bu paralar türk askerine kurşun mayın olarak geri dönüyor.


Abartmissiniz Nevaandar , ayni kacakcilik yapan adamlarin bir kismi da , ki o adamlarin yaptigi bu is Pkk'nin yasindan hallice buyuktur, yillarca bu devletin ordusuna, komutanina vs. de bilgi tasidi, malum onlar birden fazla dil, koordinat, kisi vs. bilmekte... Boyle yaptiklarinda da kursun/mayin olarak geri mi donuyor?
Bu sekilde genellemekle nereye varacaksiniz merak ediyorum dogrusu..!?

Ne güzel. Ancak şunu unutuyorsunuz, sosyal paylaşım, adalet, birlikte yaşam, haklar vb. de uydurulmuş kavramlardır. Doğada hak mak yoktur, adalet yoktur, eşitlik yoktur, ne yazık ki böyledir. Et yiyen biri olduğunuzu varsayarak şu örneği vereyim, kasaba gidip et alıp yiyor musunuz?

Sayin kut;

Ayni sekilde etnik kimlikler de uydurulmus tanimlardir. Benzer ornek, uydurulmus tanimlarla elma, armut portakal, uzum, seftali vs. hepsi sonucta meyva degil mi? Et yeme orneginden turculuge/irkciliga ulasmak gercekten absurd olmus. Cok pardon, hem etobur, hem de etobur biriyim ornegin.. Ne oluyorum bu durumda sizce? Duble irkci?

Ikisi de sonucta gida degil mi? Veya dogada filanca, filanca yok diye, orman kanunlarina mi donsek? Hatta en iyisi seriat kanunlari olabilir mi sizce? Dise dis, goze goz, can'a can, kan'a kan!???.

postalmarx
17-06-2015, 14:20
Ne güzel. Ancak şunu unutuyorsunuz, sosyal paylaşım, adalet, birlikte yaşam, haklar vb. de uydurulmuş kavramlardır. Doğada hak mak yoktur, adalet yoktur, eşitlik yoktur, ne yazık ki böyledir. Et yiyen biri olduğunuzu varsayarak şu örneği vereyim, kasaba gidip et alıp yiyor musunuz? Yiyorusunuz değil mi? Tartışma bitmiştir, türcüsünüz yani. Kendi türünüzü kayırarak bir başka türü öldürüp yemekte bir sakınca görmüyorsunuz, bunu insan türünün doğal bir hakkı olarak kabul etmişsiniz. Türcülük de ırkçılığın bir alt dalıdır.

Yani demek istediğim, kimi uydurulmuş kavramları benimsiyorsunuz. Neden, sizin benimsediğiniz uydurulmuş kavramlar cici de, benim benimsedikleri kaka? Al işte bu da bir tür ayrımcılık. Gördüğünüz gibi siz de gayet ırkçı/türcü ve ayrımcı birisiniz.


Felsefede son nokta!

Neva
17-06-2015, 14:36
Bu baslik altindaki, gereksik ve ilgisiz etnik kimlik okuma mesajlari asagidaki Retorikler basligina kaydirilmistir.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=31334

kut
17-06-2015, 17:57
Hani hep diyoruz ya hayatta her şey görelidir ve herşey ancak çevresindeki, içinde bulunduğu ortam ve koşullardaki diğer göreli parametrelere bağlı olarak göreli olarak tanımlanabilir diye... Burada da benim gördüğüm üstteki arkadaşlar edindikleri politik duruşlar için "doğuştan gelen kimlik"lerini referans noktası olarak seçmişler.

Örneğin Almanya topraklarında bir Alman ailenin ferdi olarak doğmuş olsalardı aynı referans noktası yaklaşımı ile şu an Almanca sitelerde Türk düşmanlığı yapıyor olacaklardı. Ya da örneğin Kürt bir aşirette doğmuş olsalar idi de Kürt ulusunun bağımsızlığından bahsediyor olacaklardı. Aslında "kut" bu sahip olduğu politik duruşun, yani salt doğuştan gelen kimliğe göre edinilen politik duruşun "göreliliğinin" farkında ve bundan duyduğu rahatsızlığı da bertaraf atmak için işin içine ısrarla bir "erkeklik kavramı" sokmaya çalışıyor. "Ben erkek gibi Türküm diyorum ama siz erkek gibi Kürdüm diyemiyorsunuz" diyerek meseleyi doğuştan gelen tesadüfi kimliğine değil sahip olduğu ve daha "mutlak" görünümlü karakteri özelliği ile açıklamaya çalışıyor.

Tabi burada felsefi olarak belki tartışılması gereken ille de bu tip duruşlar yanlış mıdır mevzusudur. Yani bir bireyin "doğuştan edindiği kimliklerin" çıkarlarını maksimize edecek şekilde çabalaması etik olarak yanlış mıdır? Örneğin kut, türcülükten bahsetmiş. Türk olmak da bir çeşit türdüre getirmiş. E peki ya "insan" olmak? İnsan türünün genel çıkarlarını maksimize etmek için uğraşmak? Yani aynı "türcülük" yaklaşımı ile bir insan pekala hem Türkün, hem Kürdün çıkarlarını savunabilir...

Doğrudur, Almanya'da Alman bir ailede doğsaydım ve şimdiki gibi düşüncelere sahip olsaydım bu kez Alman milliyetçisi olacaktım. Bu görelilikten rahatsız değilim.

Türcülüğü şu nedenle örnek verdim, demek istedim ki nasıl tüm canlıları kendimizle eşit görmüyoruz, kimi canlıları öldürüp yiyoruz kendi çıkarımız ve hayat idamemiz için, tıpkı bu düşünce gibi ırkçılık da doğaldır. Bir halk ve o halkın kimi mensupları, başka kimi halkları/kültürleri kendi halkı ve kültürüyle eşit görmeyebilir. Bunu kast ettim.

Postalmarks'ı sevindirip biraz daha felsefe yapacağım :) ırkçılık dediğiniz ve kötülediğiniz şey aslında sandığınız kadar kötü bir şey değildir. Çünkü ırkçılık, üst başlık olan ayrımcılık'ın bir alt dalıdır. İnsanları ırklarına göre ayrımcılığa tabi tutmak kötü ancak diğer ayrımcılıklar ırkçılık kadar kötü değil mi peki? Nedense en büyük tepki ırkçılığa veriliyor. İnsanları, fiziki görünüm, maddi durum vb. gibi etmenlerle de ayrımcılığa tabi tutabilirsiniz ki hepiniz her gün bu ayrımcılıkları yapıyorsunuz zaten. Güzel bir kadına/yakışıklı bir erkeğe karşı takındığınız tavır ile tipsiz birine karşı yaklaşımınız aynı mı mesela? Gelin yalan söylemeyin. Güzellik yarışmalarından daha ayrımcı bir şey var mı mesela? Sırf tipi düzgün diye bir grup kadın mankenlikten, oyunculuğa, spikerlikten, sunuculuğa pek çok kebap iş yapma imkanı kazanabiliyorken belki çok daha zeki ve bu işleri daha iyi yapabilecek ama tipsiz bir kadına karşı bu ayrımcılık değil mi mesela? Aklıma bu örnek geldi şu an idare edin :)

Yani, hayatta pek çok eşitsizlikler ve ayrımcılıklar var, bunlara bir de ırkçılığı eklerse bir kişi, çok da bir şey değişmez, dünyanın en kötü insanı olmaz. Ayrıca sizler de ırkçısınız, sadece ırkçılığa yüklediğiniz anlam farklı, ırkçılık deyince sizlerin aklına elinde beyzbol sopası Kürt döven bir Türkçü falan geliyor herhalde :)

Ekşi Sözlük'te örneğin, "İskandinav Erkekleri" ve "Rus/Slav Kızları" gibi başlıklar var, ama "Hintli Erkekler" ya da "Bangladeşli Kızlar" diye başlıklar yok, neden hiç düşündünüz mü? Çünkü alışılmış/içselleştirilmiş ırkçılık diye bir şey de vardır. Mesela başörtüsü reklamlarına bakın, tüm başörtüsü modelleri Slav tipli kadınlardır, oysa dünyadaki çoğu başörtüsü kullanan kadın Ortadoğu tiplidir, güney asya tiplidir, afrikalıdır, ancak hiçbir başörtüsü reklamında Hintli, zenci ya da asyalı bir kadın göremezsiniz.

Biscolata diye bir bisküvi reklamı vardı hatırlarsınız, o reklamda da İtalyan, İspanyol, Norveçli, İsveçli vb. erkekler vardı, hepsi son derece Nordic tipli ve açık kumral akdeniz tipliydi, aralarında Hintli, Bangladeşli, Moğol ya da Taylandlı bir erkek gördünüz mü? Neden göremediniz?

Soruyorum sana ey Postalmarks, ey Dialectics, hayatınızda hiç Pakistanlı bir kadınla olma hayali kurdunuz mu? Peki İsveçli bir kadınla olma hayali? Ey Neva, sana sesleniyorum forumdaki tek kadın olarak, dürüst ol, hayatında hiç Bangladeşli bir erkekle olma hayali kurdun mu? Kurmadın değil mi? Ama Norveçli bir erkekle olmak fenâ olmazdı düşüncesi aklından geçmiştir.

Gördüğünüz gibi hepiniz ucundan kıyısından ırkçısınız, kendinizi kandırmayın. Herkes ırkçıdır (daha genel anlamda söylersek ayrımcıdır) sadece dürüst ayrımcılar ve dürüst olmayan ayrımcılar vardır.

Hiç, yurtdışına gidip gelen bir arkadaşınız, sohbet esnasında konu geldiğinde, sevinerek "Beni hiç Türk'e benzetmediler biliyor musun? İtalyan'a benzettiler" demedi mi? :) Bu da self-racism, kendi kendini aşağı görme.

Ben ırkçı değilim, kendimi/Türkleri üstün, diğerlerini aşağı falan da görmüyorum. Ancak ülkemizde self-racist dolu (sözüm forumdan dışarıdır) ve bu kişilere göre ben bir Türk olarak kendimi aşağı görmeliyim. Ne hakla kendimi İngilizle eşit gördüğüme hayret ediyorlar, ne hakla Türk dilini Latinceyle, Farsçayla, Yunancayla, İngilizceyle eşit görebilirsin diyerek "Türkçeyi üstün gördüğümü" iddia ediyorlar. Oysa ben dilimi, kültürümü ve kendimi üstün görmüyorum, ancak aşağı da görmüyorum ve benim kendimi, dilimi ve kültürümü aşağı görmeyişimi, bu self-racistler "kendini üstün görme" olarak adlandırıyorlar. Onlara göre kendimi, dilimi ve ulusumu aşağı görmeli ve bu aşağı olma durumunu kabul etmeliyim...

Oysa benim tek isteğim, hedefim, ülküm şu; dünyadaki diğer uluslara hak olarak görülen şeyler biz Türkler için de haktır, bu kadar basit. Diyeceksiniz ki aynı şeyi Kürtler, Lazlar vb. için de istiyor musun? İstiyorum tabii, neden istemeyeyim ki? Forumda bu konuda kaç ileti yazdığımı hatırlamıyorum bile, açıp bakın eski iletilerime.

Mesela geçenlerde, solcu birinin bulunduğu bir ortamdaydık, bir arkadaşımın tanıdığı kendisi. Konu döndü dolaştı Kürtlere geli, seçimdi meçimdi derken. Bu solcu arkadaş bana doğru dönerek şöyle dedi; "Ya, neden anlamıyorsunuz, bir Kürt örneğin sinemadaki pop corn yazısının Kürtçe olmasını istiyor, cep telefonu menüsünün Kürtçe olmasını istiyor, dilini yaşamın her alanında kullanmak istiyor" dedi. Ben de şöyle yanıt verdim, "Güzel, istesin, itirazı olan yok. Ancak aynı şeyleri ben istediğimde ırkçı oluyorum. Ben mesela pop corn yerine patlamış mısır hatta daha da Türkçe olarak patlamış darı yazmasını isteyince ırkçı, kafatasçı, dil ırkçısı, kıro vb. oluyorum. İngilizce beynelmilel dilmiş, elbette pop corn yazacakmış, kıro gibi patlamış darı mı yazılırmış oluyor. Bir Kürt, cep telefonu seçkesinin Kürtçe olmasını isteyebilir, Kürt için bu demokratik ve kültürel bir haktır ancak ben menü yerine seçke yazmasını isteyemem, istersem dil ırkçısı, kafatasçı olurum..." dedim, "cevâb veremedi"...

Bilmem anlaşabildik mi? Formül basit; "Kendiniz için istediklerinizi başkaları için de isteyin, kendiniz için istemediklerinizi başkaları için de istemeyin", bu konuda anlaşırsak her mesele çözülür.

postalmarx
17-06-2015, 18:17
Dediğin aynı şuna benziyor: "Herkesin sik taşağı var, ne diye utanılıyor? Ben böyle daltaşak ortalıkta geziyorum, sokakta sıçıyorum, ne diye gizlide sıçayım? Utanılacak ne var? Açıkta sıçmayan ikiyüzlülük yapıyor!"

Şimdi medeniyet arttıkça bazı şeyler kabul edilemez oluyor. Irkçılık ve milliyetçilik Batı toplumlarında en ayıp bir şeydir bugün, bunun bir sebebi var.

Irkçı milliyetçi yok mu peki? Var, dolu, ama söylemeye çekiniyorlar. Nasıl ortalıkta daltaşak dolaşamazsan, ırkçı milliyetçi laflar da edemezsin oralarda. Kınarlar, ısrar edersen "delinin teki" diye seni dışlarlar.

Batı medeniyetinin bir şövalye kültürü vardır. "Fair play" gibi bir kavram zaten onlardan çıkabilirdi ki, bu "fair" kelimesi bizim hesapta üstün dilimize çevrilemiyor bile! Bizde ise belden aşağı vurmak serbesttir, pusu kültürü hakimdir. Hiçbir kural yoktur. Halbuki ırkçılık bu şekilde bir çirkince ve centilmenliğin dışında bir harekettir. Kaba olmasından, dostane olmamasından hariç olarak.

Ama bizim kültürümüz de böyle işte. Sen diyorsunya Bangladeşliler çirkinse çirkin demiyelim mi. Türk kültürü de böyle sığ işte, sığ demiyelim mi?

Khaos
17-06-2015, 18:23
Felsefede son nokta!

aslında akıllı adamsın da;
felsefede son noktayı koymak ne senin gibi omurgasıza,
ne kut gibi faşiste kalmadı.
buralarda felsefede son noktayı iki adam koyar.
biri ben, diğeri yasaklı evrensel-insan

postalmarx
17-06-2015, 18:28
aslında akıllı adamsın da;
felsefede son noktayı koymak ne senin gibi omurgasıza,
ne kut gibi faşiste kalmadı.
buralarda felsefede son noktayı iki adam koyar.
biri ben, diğeri yasaklı evrensel-insan


Evrensel-insanı felsefede matah birşey sanmandan senin de kalibren ortaya çıkıyor :)

Alıntıladığın yerde kinaye yaptığımı da heralde bir tek sen anlıyamadın. Felsefi kapasiten bu kadar olamaz!

Madem felsefede iyisin avatarımdaki kimdir, necidir, ne öğretmiştir, google'a bakmadan söyle de görelim :)

Khaos
17-06-2015, 18:32
Evrensel-insanı felsefede matah birşey sanmandan senin de kalibren ortaya çıkıyor :)

Alıntıladığın yerde kinaye yaptığımı da heralde bir tek sen anlıyamadın. Felsefi kapasiten bu kadar olamaz!

Madem felsefede iyisin avatarımdaki kimdir, necidir, ne öğretmiştir, google'a bakmadan söyle de görelim :)

avatarına sokayım desem, ne olur.
harbiden gugıla bakmadım ve avatarındaki lavuğu tanımıyorum.
senin gibi dallamaların serbest , evrenselin yasaklı olduğu foruma;
itleri salıp taşları bağlamışlar derim.
kalibre (çevre) ölçmedim de uzunluğu aklını alır.

kut
17-06-2015, 18:37
Senin okuduğunu anlama sorunun var postal. İma bile etmediğim şeyleri yazmışım gibi cevap veriyorsun. Ben Bangladeşliler çirkin mi dedim? Irkçılık batılıların iliklerine dek işlemiştir, onu kast ettim ve batı ırkçılığını benimsemiş senin gibi şaşkolozlar da farkında bile olmadan self-racism yaparlar. Hiçbir reklam şirketi model olarak Bangladeşli adam/kadın kullanmaz, bunu kast ettim. Bizdeki, senin gibi batısalaklar da o kültürü benimsemiştir, çünkü batıyı üstün bellemiştir bir kere. Bu nedenle başörtüsü reklamında bile Rus kadın kullanırlar.

Bu arada fair sözcüğünün Türkçesi açık'tır. Sözcüğün birincil/aslî anlamı budur, hatta fuar kelimesi de aynı kelime, Fransızca versiyonundan alınmış < foire, o da "açık 2. açık alan" demek. Sözcüklere zaman içinde ikincil, üçüncül anlamlar yüklenir, bir dil böyle gelişir. Türkçedeki açık sözcüğü de tıpkı fair gibi kullanılır yer yer, mesela "açık ol" (dürüst ol, doğru ol) örneğindeki gibi. Yani fair play birebir çeviriyle açık oyun, "açık oynama" demektir, hile hurda yapmadan, "doğru oynama" anlamında.

Tabii sen dilbilim onusunda son derece bilgisiz biri olduğun için fair'in Türkçesi yok sanabilirsin :) sana dilbilim hakkında uzun uzun yazsak da anlayabileceğini sanmam, çünkü temelin bile yok bu alanda. Şimdi kalıp fair sözcüğünün Eski İngilizcede fæger biçiminde olduğunu ve yalın olarak "açık" anlamına geldiğini, zaman içinde ikincil olarak "güzel", üçüncül olarak "doğru" anlamlarını kazandığını falan yazacağım anlayamayacaksın, çünkü diller ve gelişimleri hakkında bilgin yok.

postalmarx
17-06-2015, 18:37
avatarına sokayım desem, ne olur.
harbiden gugıla bakmadım ve avatarındaki lavuğu tanımıyorum.
senin gibi dallamaların serbest , evrenselin yasaklı olduğu foruma;
itleri salıp taşları bağlamışlar derim.
kalibre (çevre) ölçmedim de uzunluğu aklını alır.

Martin Heidegger. 20. yüzyılın en önemli filozoflarındandı. Tabii bilmemen normal. Çünkü genel olarak felsefe bilgin yerlerde. Büyük ihtimalle felsefe deyince Engels ve Lenin anlıyorsundur.

Evrensel-insan bir felsefe şarlatanıydı. Onun bir müridi olman acınası bir durum.

Khaos
17-06-2015, 18:40
Martin Heidegger. 20. yüzyılın en önemli filozoflarındandı. Tabii bilmemen normal. Çünkü genel olarak felsefe bilgin yerlerde. Büyük ihtimalle felsefe deyince Engels ve Lenin anlıyorsundur.

Evrensel-insan bir felsefe şarlatanıydı. Onun bir müridi olman acınası bir durum.

heidegger felsefeden ne anlar lan.
ikincisi ben evrenselin müridi değil, tam tersi rakibiydim.
hiç olmazsa entelektüel namusu vardı.
siz erkek orosbusu olmaktan öte geçemediniz.

kut
17-06-2015, 18:45
Barikat, dur ya zaten ortalık karışık :) avatara gelince, en güzel ve ideolojilerimizi yansıtan avatarlar barikat'a ve bana ait :)

Khaos
17-06-2015, 18:45
Martin Heidegger. 20. yüzyılın en önemli filozoflarındandı. Tabii bilmemen normal. Çünkü genel olarak felsefe bilgin yerlerde. Büyük ihtimalle felsefe deyince Engels ve Lenin anlıyorsundur.

Evrensel-insan bir felsefe şarlatanıydı. Onun bir müridi olman acınası bir durum.

****** kafalı, adına postmodern felsefe denen şey, egemenlerin felsefeyi sulandırıp yavşaklaştırmasından başka nedir.
kirkergeard da kavrama yönelmişti,
sonra baktı ki o işi beceremeyecek yan çizdi.
witgeinste3in ise, yine aynı yeniğinin acısını sosyete güzellerini sikerek unutmaya çalıştı.
sen postmodern felsefeyi felsefe mi zannettin.

postalmarx
17-06-2015, 18:45
Kut, senin etimoloji bilgini takdir ediyorum yanlış anlama. Forumda bu konuda bir numarasın bu doğru. Ama ben ısrar ediyorum ki "fair" kelimesi çevrilemez. "Fair" kelimesinde ahlaki bir vurgu var, bir değer ifade ediliyor. Bu yüzden genelde "adil" diye çevrilmeye çalışılır. "Açık" diye çevirmeye çalışanı ilk defa görüyorum. "This is not fair!" diye mesela protesto eden bir cümleyi nasıl çeviririz? "Açık değil!" diye mi? Hayır, burada yapılan davranışın centilmenlik kurallarını ihlal ettiği ima ediliyor. Centilmenlik veya şövalyece davranış bizim kültürümüzde olmayan bir kategori olduğu için de "fair" kelimesinin tercüme edilmesi mümkün değildir.

postalmarx
17-06-2015, 18:48
Barikat, dur ya zaten ortalık karışık :) bu arada en güzel ve ideolojilerimizi yansıtan avatarlar barikat'a ve bana ait :)


Senin avatarın bir kere çelişkili. Hem saf Türk kültürü, orijinal kökler falan gibi bir amaç varken nasıl oluyor da Roma'ya ait iki temel sembol, zeytin dalları ve "banner" şeklinde bir isim yazma yeri. Tabii üçüncü birşey de bu kral tacı. Göktürk hakanları böyle taç mı takıyormuş yoksa bu bir Avrupa kültürü sembolü mü?

Khaos
17-06-2015, 18:48
Barikat, dur ya zaten ortalık karışık :) bu arada en güzel ve ideolojilerimizi yansıtan avatarlar barikat'a ve bana ait :)

yoo, ortalık karışık falan değil.
bi öyle yada böyle ne ise o olanlar var, bi de erkek orosbusu olanlar.
faşistlerle düşmanım.
ama erkek orosbularına hiç tahammülüm yok.
heidegerciymiş orosbumuz.
bakalım heidegerden ne anlamış.

postalmarx
17-06-2015, 18:52
****** kafalı, adına postmodern felsefe denen şey, egemenlerin felsefeyi sulandırıp yavşaklaştırmasından başka nedir.
kirkergeard da kavrama yönelmişti,
sonra baktı ki o işi beceremeyecek yan çizdi.
witgeinste3in ise, yine aynı yeniğinin acısını sosyete güzellerini sikerek unutmaya çalıştı.
sen postmodern felsefeyi felsefe mi zannettin.


Sen öküz gibi küfrederek konuşmaya devam et. Ne Wittgenstein'ı ne Heidegger'i anlaman mümkün değil. Hangi yollardan geçti felsefe de bu sonuçlara vardı anlamaktan uzaksın. Büyük ihtimalle Engels'in cahil felsefesini takip ediyorsun. "Yansıtma teorisi ile epistemoloji sorunu aşıldı" falan. Bu adamlar habire "aşıp aşıp" duruyor birşeyleri. Hegelden öğrenmişler "aşmayı". Ama Hegel'i de anladıkları meçhul. Çünkü herşeyden önce Kant'ı anlamıyorlar. Tabii Kant'ı anlamak için de Hume'u anlamak gerekir. Felsefe öyle kolay değil. Sana tavsiyem biraz kitap oku kendini geliştir.

postalmarx
17-06-2015, 18:55
yoo, ortalık karışık falan değil.
bi öyle yada böyle ne ise o olanlar var, bi de erkek orosbusu olanlar.
faşistlerle düşmanım.
ama erkek orosbularına hiç tahammülüm yok.
heidegerciymiş orosbumuz.
bakalım heidegerden ne anlamış.


Bence sen abarttın. "Radikal"sin falan diye kimse sana birşey demiyor ama şımardın resmen. Yöneticiler artık bu ağzı bozuk arkadaşa bir ayar vermesinin zamanı geldi.

Khaos
17-06-2015, 18:57
Bence sen abarttın. "Radikal"sin falan diye kimse sana birşey demiyor ama şımardın resmen. Yöneticiler artık bu ağzı bozuk arkadaşa bir ayar vermesinin zamanı geldi.
seni de ihbarcılığını da yöneticileri de sigerim.
hadi bana heidegeri anlatsana.

kut
17-06-2015, 19:01
Kut, senin etimoloji bilgini takdir ediyorum yanlış anlama. Forumda bu konuda bir numarasın bu doğru. Ama ben ısrar ediyorum ki "fair" kelimesi çevrilemez. "Fair" kelimesinde ahlaki bir vurgu var, bir değer ifade ediliyor. Bu yüzden genelde "adil" diye çevrilmeye çalışılır. "Açık" diye çevirmeye çalışanı ilk defa görüyorum. "This is not fair!" diye mesela protesto eden bir cümleyi nasıl çeviririz? "Açık değil!" diye mi? Hayır, burada yapılan davranışın centilmenlik kurallarını ihlal ettiği ima ediliyor. Centilmenlik veya şövalyece davranış bizim kültürümüzde olmayan bir kategori olduğu için de "fair" kelimesinin tercüme edilmesi mümkün değildir.

Evet, bugünden yarına, kalkıp da fair'i açık ile ya da doğru ile karşılayamazsın. Benim kast ettiğim şu, bugünkü fair de bir zamanlar bizim açık gibi, bildiğin açık demekti :) ancak zaman içinde ikincil, üçüncül anlamlar kazandı, diller ancak böyle gelişir başka yolu yoktur. Bir de sözcük türetme yoluyla gelişir, başka seçenek yoktur. Eğer sen bir dile, bu her dile mübah olan gelişim yollarını uygulamazsan, o dil hiç gelişemez. Yani, örneğin Türkçe açık sözcüğüne de fair'in gittiği yoldan gitme şansı tanımazsan, açık sözcüğüne de o imkanları sunmazsan, zaten hiçbir zaman fair'in karşılığını Türkçede bulamazsın. Bu şuna benziyor, sen vücut geliştirme yapmışsın, besin takviyeleri (supplement) falan da kullanmışsın, vücudun düzgün, kasların güçlü. Ben de aynı şeyleri yapmak isteyince bana izin vermiyorsun, sonra da "sen güçsüzsün" diyorsun, elbette hep güçsüz kalırım senin gittiğin yollardan gitmezsem. Sana hak, bana yasak mı? Dil meselesi de böyledir.

Mesela âdil sözcüğü de geçti iletinde, bu sözcük de örneğin Arapçada "dengeli, eşit" demektir, muâdil "denk" ile aynı kökten, ama kalkıp Türkçede hemen bugünden yarına âdil yerine dengeli ya da eşit denemez. Semantik olarak aynısıdır ancak âdil anlamında tutunması için zaman gerekir...

Son bir örnek, mesela Arapçada aşk birincil/âsli olarak sarmaşık demektir, şimdi elbette aşk yerine sarmaşık diyemeyiz; "Sana sarmaşık oldum" :) çantayı yersin kafana. Arapçada bu sözcüğün bildiğimiz "ikincil" anlamını kazanması uzunca bir zaman almıştır, bu sözcüğü o anlamda şiirlerde vb. kullana kullana. Yani dili kullanan kişilere (özellikle edebiyatçılara, şairlere) falan büyük iş düşüyor, ama bizde geçmişten bugüne ediplerimiz hep yabancı sözcük kullanmayı marifet saymıştır, bu nedenle Türkçe edebi alanda ve bilim alanında güçsüz şu an, ancak her dil gibi gelişme olanağı var, ancak Türkçeyi bu alanlarda geliştirmek için adım atan yok, niyetli olan dahi yok. Yani vücut geliştirmeye giden yok, bu nedenle sıska kalmaya şimdilik mahkumuz...

kut
17-06-2015, 19:10
Senin avatarın bir kere çelişkili. Hem saf Türk kültürü, orijinal kökler falan gibi bir amaç varken nasıl oluyor da Roma'ya ait iki temel sembol, zeytin dalları ve "banner" şeklinde bir isim yazma yeri. Tabii üçüncü birşey de bu kral tacı. Göktürk hakanları böyle taç mı takıyormuş yoksa bu bir Avrupa kültürü sembolü mü?

Doğru, avatarda sıkıntı var biraz :) avatarı ben tasarlamadım, internette buldum tesadüfen. Ben olsam dediğin gibi Roma dallarını, banner'ı ve tâcı koymazdım...

Khaos
17-06-2015, 19:13
Sen öküz gibi küfrederek konuşmaya devam et. Ne Wittgenstein'ı ne Heidegger'i anlaman mümkün değil. Hangi yollardan geçti felsefe de bu sonuçlara vardı anlamaktan uzaksın. Büyük ihtimalle Engels'in cahil felsefesini takip ediyorsun. "Yansıtma teorisi ile epistemoloji sorunu aşıldı" falan. Bu adamlar habire "aşıp aşıp" duruyor birşeyleri. Hegelden öğrenmişler "aşmayı". Ama Hegel'i de anladıkları meçhul. Çünkü herşeyden önce Kant'ı anlamıyorlar. Tabii Kant'ı anlamak için de Hume'u anlamak gerekir. Felsefe öyle kolay değil. Sana tavsiyem biraz kitap oku kendini geliştir.

hadi bana bi kitap önersene.
Kant'mış. hegel kantı sikeli uzun zaman oldu. hala numen-fenomen zırvasında mı demir atıcaz.
hadi kitap öner de aşalım bu geyik hikayelerini.