Orijinalini görmek için tıklayınız : Anadolu
ozkanates
27-07-2015, 16:19
Türkler, ilk olarak kuzey doğu Asya'da, Sibirya'nın altında küçük bir bölgede ortaya çıktılar. Bu küçük bölgeden, Orta Asya'ya, Kafkasya'ya, Balkanlar'a, Anadolu'ya ve Arap Yarımadası'na yayıldılar ve gittikleri her yerde devlet oldular. Çünkü bu kavmin kültürü, benzeri olmayan bir özelliğe sahipti: Diğer kavimlerle birlikte yaşayabilme ve diğer kavimleri birlikte yaşatabilme özelliği. Bu yüzden karıştıkları toplumların kültüründe erimek yerine, sıklıkla onları kendi çatıları altında birleştirdiler ve bu kavimlerin bir kısmı zamanla Türkleşti.
Orjinal Türkler, moğollar gibi çekik gözlüydü. Diğer ırklarla o kadar çok karıştılar ki, ırksal özellikler kayboldu. Dolayısıyla Türk, bir ırk değil bir kültür. Türk kültürü tarafından cezbedilerek zamanla bu kültürü benimsemiş ırkların oluşturduğu bir karışım. Örneğin, uzun boylu, açık tenli, kızıl saçlı, tam bir viking görünümlü Türk toplulukları vardı. Aynı durum kurdukları devletler için de geçerli ki, bunların en ilginci Memlükler. O dönemde, çalışkanlıkları ve sadakatleri sebebiyle bölgede en makbul, en pahallı köleler Türklerdi. Bunlar zamanla o kadar yükseldiler ki, sonunda devletin başına geçtiler, adını da Memlükler, yani "köleler" koydular.
Türkler, Anadolu'ya geldiklerinde binlerce yıllık bir ırklar ve medeniyetler karışımıyla yeniden karıştılar, ve onun içinde kaybolmak yerine onu cezbederek Türkleştirdiler. Bu topluluk, daha sonra kültürün en görkemli örneğini oluşturacak, çağının süper gücü olacaktı. Ve aynı zamanda, yeni tabirle "yumuşak güc"ün büyük bir uygulaması. Balkanlar'da 25 kadar ülkeyi 400 yıl barış içinde yönettiler. Bölgeden çıktıklarında, bölgenin kültürü, girdiklerindekiyle hemen hemen aynıydı çünkü halklar özgür yaşamışlardı. Balkanlar, Türkler gelmeden önce bir savaş bölgesiydi, onlar çıktıktan sonra yine bir savaş bölgesi olacaktı. Aynı durum, Arap Yarımadası'nda da geçerliydi çünkü Türkler, gelişme dönemlerinde İslam'ın kılıcı, gerileme döneminde kalkanı olmuşlardı.
Kültürün cazibesine başka bir örnek de yeniçeriler. Bugün Balkanlarda "yeniçeri" kelimesi, "başkasının fikrine saplanmış ve/veya başka birini mantıksızca destekleyen" anlamı kazanmış alaycı bir kelime. Yeniçeriler, çocukken devşirilir, Türk ailelerin yanında Hacı Bektaş Veli'nin prensipleriyle yetiştirilir, Osmanlı ordusuna katılırlardı. Bunlar ordudan ayrılıp ülkelerine döndüklerinde, tekrar eski dinlerine dönmez, müslümanlar olarak ibadet etmeye devam eder, ülkelerinin ordularına yine yeniçerilerinkine benzer kıyafetiyle katılır, özel birlikler oluştururlardı. Hatta Viyana kuşatması sırasında 200'ü, Osmanlı ordusuna karşı yine bu kıyafetleri içinde savaştılar.
İşte kuzey doğu Asya'nın küçük bir bölgesinden gelen bir kültürün, kıtalar boyunca yayılmasının, pek çok devlet kurmasının, dünyanın en çok konuşulan 5. dili olmasının, Anadolu gibi en zor bir coğrafyayı 1000 yıldır elinde tutabilmesinin öyküsü bu. Gittikleri her yerde çekim merkezi oldular, diğer kültürleri kucakladılar, onlarla birlikte yaşayarak ve onları birlikte yaşatarak, barışın, birliğin ve kardeşliğin yuvası oldular. Ve işte böylece, vardıkları her yerin tarihini yarattılar.
İlahimasal
27-07-2015, 19:49
Kültürün cazibesine başka bir örnek de yeniçeriler. Bugün Balkanlarda "yeniçeri" kelimesi, "başkasının fikrine saplanmış ve/veya başka birini mantıksızca destekleyen" anlamı kazanmış alaycı bir kelime. Yeniçeriler, çocukken devşirilir, Türk ailelerin yanında Hacı Bektaş Veli'nin prensipleriyle yetiştirilir, Osmanlı ordusuna katılırlardı. Bunlar ordudan ayrılıp ülkelerine döndüklerinde, tekrar eski dinlerine dönmez, müslümanlar olarak ibadet etmeye devam eder, ülkelerinin ordularına yine yeniçerilerinkine benzer kıyafetiyle katılır, özel birlikler oluştururlardı. Hatta Viyana kuşatması sırasında 200'ü, Osmanlı ordusuna karşı yine bu kıyafetleri içinde savaştılar.
Bu kısmı yazmakdaki amacınız nedir.mana yükleyerekde yazmışsınız.
ozkanates
28-07-2015, 16:36
Bu kısmı yazmakdaki amacınız nedir.mana yükleyerekde yazmışsınız.
Sorunu açar mısın.
Olimpiyat
28-07-2015, 18:15
Gittikleri her yerde çekim merkezi oldular, diğer kültürleri kucakladılar, onlarla birlikte yaşayarak ve onları birlikte yaşatarak, barışın, birliğin ve kardeşliğin yuvası oldular. Ve işte böylece, vardıkları her yerin tarihini yarattılar.
İyi güldürdün beni Zeus senden razı olsun:first:
İlahimasal
30-07-2015, 16:59
Sorunu açar mısın.
Sorun deil soru
Soruda gayet açık
Neden mana yukleyerek yazdınız.Bu yazdıklarınıza kaynak bulup yazssaydınız.okur geçerdik.kendinizce yorumlamışsınız yine kuran dediginiz şeyleri eğip bükdüğünüz gibi.
Hem türkmen hem alevi düşmani olabilirmisiniz.?
Arada bu muhteşem bilginizi osmanlının devşirme durumunu da yazarak bizleri aydınlatabilirsiniz.
ozkanates
31-07-2015, 18:13
Sorun deil soru Soruda gayet açık Neden mana yukleyerek yazdınız.Bu yazdıklarınıza kaynak bulup yazssaydınız.okur geçerdik.kendinizce yorumlamışsınız yine kuran dediginiz şeyleri eğip bükdüğünüz gibi.
Jean-Paul Roux, Türklerin Tarihi:
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=37630
Hem türkmen hem alevi düşmani olabilirmisiniz.?
insan = insan
Arada bu muhteşem bilginizi osmanlının devşirme durumunu da yazarak bizleri aydınlatabilirsiniz.
Burada tüm detaylar var, açıkta kalmış nokta varsa belirt:
http://ahmetsimsirgil.com/tarih-ve-medeniyet-31-bolum-yeniceriler-ve-devsirme-usulu-1/
http://ahmetsimsirgil.com/tarih-ve-medeniyet-32-bolum-yeniceriler-ve-devsirme-usulu-2/
Balkanlar'da 25 kadar ülkeyi 400 yıl barış içinde yönettiler. Bölgeden çıktıklarında, bölgenin kültürü, girdiklerindekiyle hemen hemen aynıydı çünkü halklar özgür yaşamışlardı. Balkanlar, Türkler gelmeden önce bir savaş bölgesiydi, onlar çıktıktan sonra yine bir savaş bölgesi olacaktı.
Balkanlardaki Türk hakimiyeti, bölgenin tarihsel gelişimi ve Batı Avrupa'da ki düşünsel, felsefi ve teknolojik gelişmelerden soyutlanmasına sebep olması hasebiyle bölge açısından tam bir felaket olmuştur. Misalen Avrupa'nın gelişmiş ve modern bölgeleri ile bunlara kıyasla geri kalmış bölgeleri arasında bir sınır çizerseniz, bu sınırın, Türklerin, Avrupa'da ki hakimiyetleri ile paralellik taşıdığını görürsünüz. Öyle ki Türklerin yönetimine uzun süre maruz kalmış Sırbistan, Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk gibi ülkeler bugün Avrupa'nın gelişmemiş bölgelerine tekabül ederken, Almanya, İtalya, Fransa gibi Türk istilasına maruz kalmamış bölgeler ise modern Avrupa'ya karşılık gelmektedir.
Türklerin, Balkanlarda kurduğu düzende, bölge halklarının kısmide olsa din ve vicdan hürriyetine sahip oldukları doğru olsa bile bu, İslam hukukunun, gayri-müslimlere, cizye karşılığı tanıdığı serbestilikle alakalıdır. Bu sayede gayrimüslimler ve inançları, Osmanlı Türkleri tarafından kabul görmüş, Kiliseleri, resmi bir kurum olarak Osmanlı idaresi tarafından tanınmıştır.
Bugün Balkanlardaki çatışma ortamı da yine Türk hakimiyetinin miras bıraktığı dinsel ve etnik düşmanlığın bir sonucudur. Yıllarca adaletsizliklere maruz bırakılan Balkanların gayri-müslim halkları, bunun müsebbibi olduğu kini, Balkanların Müslüman halklarına yöneltmişlerdir. Örneğin; Srebrenica'ya giren Sırp komutan Ratko Mladic, ''Türklerden artık intikamımızı alabileceğiz'' diyerek söz konusu katliamı gerçekleştirmiştir. Yani Boşnak ve Arnavut halkları gibi Müslüman halkların, Yugoslavya iç savaşında maruz kaldıkları kırımlar, geçmişte Türk idaresinin Balkanlardaki kokuşmuş ve sefil idarelerinin yarattığı öfkenin ve intikam duygularının bir sonucudur aslında...
Olimpiyat
31-07-2015, 18:50
Sen de katıksız Türk düşmanısın be bedevi...
Türklerin içinde de pırıl pırıl insanlar var.
Sen de katıksız Türk düşmanısın be bedevi...
Türklerin içinde de pırıl pırıl insanlar var.
Yukarıdaki hangi ifadem sizde böyle bir intiba uyandırdı ?
Halbuki benim meramım, yıllarca kendilerine devlet tarafından empoze edilen tarihi hadiselerin, somut gerçeklikle örtüşmediğini Türk halkına anlatabilmektir sadece... Ya da bir bakıma karanlık tarihleriyle yüzleşebilmelerini sağlamak.
Bu sebeple söz konusu ithamı kabul edebilmem mümkün değil!
İlahimasal
31-07-2015, 19:00
Jean-Paul Roux, Türklerin Tarihi:
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=37630
insan = insan
Burada tüm detaylar var, açıkta kalmış nokta varsa belirt:
http://ahmetsimsirgil.com/tarih-ve-medeniyet-31-bolum-yeniceriler-ve-devsirme-usulu-1/
http://ahmetsimsirgil.com/tarih-ve-medeniyet-32-bolum-yeniceriler-ve-devsirme-usulu-2/
Teşekkür hocam.
Yukarıdaki hangi ifadem sizde böyle bir intiba uyandırdı ?
Halbuki benim meramım, yıllarca kendilerine devlet tarafından empoze edilen tarihi hadiselerin, somut gerçeklikle örtüşmediğini Türk halkına anlatabilmektir sadece... Ya da bir bakıma karanlık tarihleriyle yüzleşebilmelerini sağlamak.
Bu sebeple söz konusu ithamı kabul edebilmem mümkün değil!
Tamam da sıkıntı doğru bilgi eksikliği falan değil ki; Bunlar değişik tipler. Yoksa internette bir sürü kaynak var. Kafa olsa azcık okurlar.
Ellerinde hiçbir bok olmadığı için. Anca bununla övünüyorlar işte. Türk tarihi. Kendi övüncek bir şeyi yok.
İstanbul'un fetih hikayelerini dinleyince, sanki bunlar fethetmişler gibi kendilerini adam sanıyorlar.
Soy deyince de sanki, aynı durum olsa kendi de yapabilirmiş gibi geliyor. Kanla aktarılan süper güçler var çünkü bunlara göre. :)
Çoğunun tip şu yani normalde;
http://galeri8.uludagsozluk.com/428/g%C3%B6bekli-erkekler_654713.jpg
Kılıcı bir kere kaldırıp indirse, g*tünden solucak haberi yok adamın. Fakat Türkler şöyle askerdir, böyle askerdir konuşup duruyor.
Ulan sanki Türkler asker de Fransızlar asker değil mi? Veya ingilizler?
Fındık kadar Vietnamlılar bile canına okudular Amerikalıların.
Yani bu anlatmaylan falan düzeltcek bir şey değil.
1. Kafa olcak azcık.
2. Başında daha çocukken adam gibi yetiştircen bunları.
ozkanates
07-08-2015, 16:29
Balkanlardaki Türk hakimiyeti, bölgenin tarihsel gelişimi ve Batı Avrupa'da ki düşünsel, felsefi ve teknolojik gelişmelerden soyutlanmasına sebep olması hasebiyle bölge açısından tam bir felaket olmuştur. Misalen Avrupa'nın gelişmiş ve modern bölgeleri ile bunlara kıyasla geri kalmış bölgeleri arasında bir sınır çizerseniz, bu sınırın, Türklerin, Avrupa'da ki hakimiyetleri ile paralellik taşıdığını görürsünüz. Öyle ki Türklerin yönetimine uzun süre maruz kalmış Sırbistan, Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk gibi ülkeler bugün Avrupa'nın gelişmemiş bölgelerine tekabül ederken, Almanya, İtalya, Fransa gibi Türk istilasına maruz kalmamış bölgeler ise modern Avrupa'ya karşılık gelmektedir.
Türklerin, Balkanlarda kurduğu düzende, bölge halklarının kısmide olsa din ve vicdan hürriyetine sahip oldukları doğru olsa bile bu, İslam hukukunun, gayri-müslimlere, cizye karşılığı tanıdığı serbestilikle alakalıdır. Bu sayede gayrimüslimler ve inançları, Osmanlı Türkleri tarafından kabul görmüş, Kiliseleri, resmi bir kurum olarak Osmanlı idaresi tarafından tanınmıştır.
Bugün Balkanlardaki çatışma ortamı da yine Türk hakimiyetinin miras bıraktığı dinsel ve etnik düşmanlığın bir sonucudur. Yıllarca adaletsizliklere maruz bırakılan Balkanların gayri-müslim halkları, bunun müsebbibi olduğu kini, Balkanların Müslüman halklarına yöneltmişlerdir. Örneğin; Srebrenica'ya giren Sırp komutan Ratko Mladic, ''Türklerden artık intikamımızı alabileceğiz'' diyerek söz konusu katliamı gerçekleştirmiştir. Yani Boşnak ve Arnavut halkları gibi Müslüman halkların, Yugoslavya iç savaşında maruz kaldıkları kırımlar, geçmişte Türk idaresinin Balkanlardaki kokuşmuş ve sefil idarelerinin yarattığı öfkenin ve intikam duygularının bir sonucudur aslında...
Tamam da sıkıntı doğru bilgi eksikliği falan değil ki; Bunlar değişik tipler. Yoksa internette bir sürü kaynak var. Kafa olsa azcık okurlar. Ellerinde hiçbir bok olmadığı için. Anca bununla övünüyorlar işte. Türk tarihi. Kendi övüncek bir şeyi yok. İstanbul'un fetih hikayelerini dinleyince, sanki bunlar fethetmişler gibi kendilerini adam sanıyorlar. Soy deyince de sanki, aynı durum olsa kendi de yapabilirmiş gibi geliyor. Kanla aktarılan süper güçler var çünkü bunlara göre. :) Çoğunun tip şu yani normalde; Kılıcı bir kere kaldırıp indirse, g*tünden solucak haberi yok adamın. Fakat Türkler şöyle askerdir, böyle askerdir konuşup duruyor.
Ulan sanki Türkler asker de Fransızlar asker değil mi? Veya ingilizler? Fındık kadar Vietnamlılar bile canına okudular Amerikalıların. Yani bu anlatmaylan falan düzeltcek bir şey değil. 1. Kafa olcak azcık. 2. Başında daha çocukken adam gibi yetiştircen bunları.
5.000 yıllık yazılı tarihte, uygarlık yarışında önderlik...
İlk olarak Mısır ile Doğu'da, sonra Antik Yunan ile Batı'da,
Sonra İslam ile yine Doğu'da, son 300 yıldır da yine Batı'da.
İnsan ömrü tarihin gelişimine göre çok kısa olduğundan,
İçinde olduğumuz anı mutlaklaştırarak algılarız.
Oysa bu 300 yıl, tarihte bir an sadece.
Bir de bu 300 yılın muhasebesi var. "İleri" dediklerimizin ileriliği,
Dünya topraklarının %95'inin zenginliklerini %5'e taşımaktan ibaret.
300 yıldır Batı'nın girip de kan ve gözyaşı taşımadığı toprak parçası yok.
Peki neden sömürge ülkeler bu durumu kabul eder,
Kendi topraklarını başka ülkelerin çıkarları için yerle bir ettirirler?
İki uygarlık karşılaştığında,
İleride olan geridekinin entelektüelleri için bir çekim merkezi olur.
Ve süreç içinde onları devşirir.
Eğer ileri olan uygarlık sömürgeci ülkeler ise,
Sömürülen ülkelerin entelektüelleri, sömürgeci ülkelerin algılarını benimser,
Ve kendi öz halklarına karşı ölümüne bir küçümseme tutumuna girerler.
Böylece çekim sahasına girdikleri sömürgeciye ve,
Onun asıl vurucu gücüne, içeriden vuran gücüne dönüşürler.
Böylece sömürge ülkelerin,
Apaçık duran tüm kanıtlara rağmen geçmişi yeni baştan yazılır,
Apaçık duran tüm kanıtlara rağmen gündemi her gün yeniden yazılır.
Ve o sömürge ülkeler artık kendilerini savunamazlar çünkü,
Beyin güçleri düşmanın vurucu gücü olmuştur.
İşte bu devran böyle sürer gider.
Bazı aydınlar kendilerini kurtarır, bazı ülkeler silkelenir bağımsızlık der.
Ama bu 90 yılda pek az gördük çemberden çıkıp da tutunabileni.
Bu ülke, dünyanın en eski en derin uygarlıklarından biri.
2000 yılda 200 devlet 11 imparatorluk kurdu, pek çoğunu da kuracak.
Sunduğu alternatif de yine aynı, kardeşlik ve birlikte yaşamak.
ozkanates
10-08-2015, 17:25
Anadolu, uzak geçmiş http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=558838&postcount=1
Anadolu, yakın geçmiş:
İmparatorluğun son yüzyılı. Dünya Avrupa ve Rusya olmak üzere iki kutba ayrılmış. Avrupa, Rusya'nın Anadolu'daki önemli limanları ele geçirerek Avrupa'ya genişlemesinden korktuğundan, Osmanlı halen ayakta. Bu çekişmede Osmanlı'nın yanında olan Marx, Osmanlı'nın halini şöyle özetlemiş: “Statukoyu muhafaza etmek! Bunu yapmaya çalışmak, tamamen çürüyüp, dağılmadan önce, bir at cesedini aynı çürüme derecesinde tutmak kadar zordur. Türkiye çürümüş durumdadır ve Avrupa’daki denge ve statükonun muhafazası devam ettikçe, daha da çürüyecektir." (1853)
Giderek dağılan ve küçülen imparatorlukta çareler aranmakta, her tarafta Jön Türkler benzeri irili ufaklı pek çok örgütlenme ortaya çıkmakta. Bunlar zamanla birleşerek İttihat ve Teraki Cemiyeti isimli yenilikçi-muhalif-gizli bir örgüte, o da sonradan darbe yoluyla iktidarı ele geçiren bir örgüte dönüşür. Bir dizi başarısızlıktan sonra kendini fesheder. Üyeleri, sonradan Kurtuluş Savaşı'nı örgütleyen, sonra da Cumhuriyeti kuran kadrolara dönüşür.
Bu aşamada önlerindeki manzara şudur: Sarıkamış'da 93.000 askerin kaybı, Çanakkale Savaşı'nda okumuş kesimlerin kullanılmasına ve tüketilmesine sebep olmuştu. Öyle ki Haydarpaşa Garı'nda dikilip, gelip geçen düzgün giyimlilere devlet memurluğu teklif edilmekteydi. İlkokul 3.sınıftan terk insanlar aranıp bulunuyor, okuma yazma öğretiliyor, öğretmen olarak atanıyorlardı. Cumhuriyetle birlikte imparatorluğun bürokrasi kadroları tasviye olmuştu. 3 asır süren gerileme ve yoksullaşma, prestij ve özsaygı kaybı sonucu, tüm kurumlar yozlaşmış ve kullanılamaz haldeydi. Ne sermaye vardı ne de sermayedar.
Bu görüntü altında yeni cumhuriyet, asker kökenlilerin ağırlıkta olduğu bir elitler yönetimi olarak kurulmak zorundaydı ve öyle oldu. Gizli yeraltı örgütlenmesi olarak kurulan ve sonradan darbeci bir organizasyona dönüşen İttihat ve Terakki anlayışı, dönemin koşullarına ve ihtiyaçlarına denk düşmüştü. Yeni elitler, yapılamamış ne kadar reform projesi varsa, hepsini yürürlüğe koydular. Bu hızlı dönüşüm, halktan gelen ve gelebilecek tepkiler sebebiyle, elitler yapılanmasının sıkılaşarak devamını ve 70'li yıllara kadar düşe kalka da olsa yürümesini sağladı.
70'ler, dünyanın teknoloji ve üretim patlamasına girdiği, büyük değişimlerin gerçekleştiği yıllardı. Elitler, bu değişimleri izlemek yerine, dünyadaki soğuk savaşı bahane ederek, gücü zor yoluyla elde tutmaya yöneldiler. 80 öncesi ve sonrası, sadece şekil bakımından farklıydı. İkisinin de özü, iç savaş yoluyla iktidarın elde tutulmasıydı.
Ancak sonuç istenenin tersi oldu, değişim yavaşlayacağına hızlandı. Elitlerin şiddet politikaları, Türk toplumlarının "kutsal devlet" anlayışına üst üste darbeler indirdi, elitlerin üzerlerindeki bu zırhı soydu. Sınırsız güç politikaları, varacağı yere varmış, mutlak bir zulüm manzarası ortaya çıkmıştı. Denebilir ki Türkiye, güneyindeki Arap Baharını 70, 80 ve 90'lı yıllarda deneyimledi.
90'lara gelindiğinde dünyadaki teknoloji ve üretim patlaması, yeni bir dönemi start vermişti: Küreselleşme. Yerküre tek bir pazar olacak, tüm ülkeler bu pazarı en ucuz ürünlerle destekleyeceklerdi. O yüzden herkesin adam olup üretim yapması gerekiyordu. Türkiye elitleri, bilinmez, ama şiddet politikalarının iflas ettiğini gördüklerinden, ama yeni pastadan pay alma isteklerinden, kendi istekleriyle küreselleşmeye katıldılar. 1999'da Ecevit-Yılmaz-Bahçeli koalisyonunu kurarak meclisteki kayıkçı dövüşüne son verdiler. Sonraki 3 yılda tek parti yönetimini hazırladılar ve böylece AKP dönemi başladı.
14 aylık bir partinin % 36 oy ile iktidar olması, yukarıda izah ettiğim iki ihtiyacın örtüşmesiyle oldu:
1- 80 ve 90'lı yıllara karşı halkın sessiz isyanı
2- Elitlerin, küreselleşmeye katılma projesi
2010'lu yıllarda ise dengeler bir kez daha değişecekti.
ozkanates
18-08-2015, 15:38
Yukarıdaki yazımdan devam:
Anadolu, bugün 1
Transistör, 1947'de keşfedildi, 56'da Nobel ödülü aldı. 60'larda bilgisayar, 70'lerde internet, 80'lerde cep telefonu yayıldı. Bilgi ve haberleşme teknolojilerindeki bu gelismeler, tüm alanlarda teknoloji patlamasini tetikledi. Üretim maliyetleri hızla düştü, üretim patlayarak küresel ölçeğe yayıldı. Ortaya çıkan muazzam para, güvercinlere (karşılıklı işbirliği yandaşlarına) büyük bir fırsat verdi: İşbirliğini küresel ölçeğe taşımak, dünyayı tek bir üretim, tek bir pazar yeri haline getirmek. Böylece 90'larda demirperde ülkelerinin perdesi kalktı, Çin'in büyümesi hız kazandı, Avrupa Birliği eski düşman demeden Balkanlar'ı ve Doğu Avrupa'yı yüklendi. Kuzeyimizde turuncu devrimler yapıldı, güneyimizde BOP denendi.
Küreselleşme, dünya ülkelerini bölge bölge birleştirmekteydi. İçinde olduğumuz bölgenin ekonomisinin gelişmesinde buzkıran rolü oynayabilecek 3 ülke vardı: Rusya, İran ve Türkiye. Rusya sosyalizmden yeni çıkmıştı ve toparlanmakla meşguldü (yayılımcı ve şiddet yanlısı duruşu da ayrı bir başlık). İran, küresel sisteme meydan okuma tiyatrosunda, Şii'lik üzerinden İslam ayrımcılığı politikası izlemekteydi. Dolayısıyla geriye tek seçenek kalıyordu, Türkiye (İslam üzerinden Arap Bölgesi, Türklük üzerinden Kafkaslar ve Orta Asya, tarih üzerinden Balkanlar ile olan bağları da cabası).
Böylece Türkiye elitleri, büyük trende 1999 yılında, Ecevit-Yılmaz-Bahçeli koalisyonuyla meclisteki kayıkçı dövüşüne son vererek katıldı. Bir taraftan ekonomik istikrar adımları atılırken, bir taraftan da siyasi istikrar için ülke, tek parti yönetimine hazırlandı. Tüm iç ve dış konjektürün bu şekilde leyhine birleştiği Türkiye, dünyada gelecek dönemin en çok gelişen birkaç ülkesinden biri olacaktı.
2010'lara gelindiğinde dünyada, durumu görece kolay, hacmi büyük ülkelerin küreselleşmeye katılımı tamamlandı. Sıra ağır toplara gelmişti, şahinlerin (şiddet yanlılarının) yönetiminde olan ülkelere: Arap bölgesi, İran, İsrail gibi.
Globalizasyon, 2000'li yıllarda Arap Bölgesi'ne BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) olarak gelmiş ancak başarısızlığa uğramıştı. Aynı amaçla 2010'da başlatılan Arap Baharı ise, amacından beklenmedik bir dönüş yaparak, Batı merkezli yönetimler yaratmak yerine, sandık yoluyla bölgesel birleşmeye yöneldi.
Bu, Batı için iki risk demekti:
- Bölge petrolü Batı sanayisi için zorunlu olduğundan, bölgede egemen pozisyonda kalma zorunluluğu.
- Bölgesel bir birleşmenin, 1 milyar 700 milyonluk müslüman dünyada birleşme olasılığının önünü açması.
Her iki riskin geleneksel çözümü(!), bölgenin kargaşa içinde kalmasıydı. Böylece kontrol güvercinlerden tekrar şahinlere geçti. Sandıkları ezerek diktalara yol verdiler. Halkı terörize ederek savaş koşullarını dizayn ettiler. Bugün Batı ve IŞİD eliyle gerçeklenmekte olan savaş(!), işte bu dizayndır.
ozkanates
21-08-2015, 15:51
Yukarıdaki yazımdan devam:
Anadolu, bugün 2
Şahinlerin çözümü: Ülkeleri yeteri kadar küçük ülkelere bölerek ve bu zayıf yapıları birbirleriyle savaşır halde tutarak, hepsinin üstündeki bir üst güç olarak kontrolü sürdürmek.
Güvercinlerin çözümü: Demokrasi ile siyasi/toplumsal/ekonomik istikrar kazanan ülkelerin bölgesel birleşmeye giderek nihayette küreselleşmeye katılması. 2050’de dünyanın bir numaralı süper gücü olacak Çin’in yarattığı baskı ve risk, Batı güvercinlerinin elindeki en önemli argüman.
Bu süreçte Türkiye, şu sebeplerle güvercinlerin kalelerinden biri haline gelmişti:
- Bölgedeki kalkınmada buzkıran rolünün olası tek adayı olmasından doğan beklentileri.
- Türkiye şahinlerinin 80 ve 90'lardaki zulüm manzarasının halkta yarattığı şiddet karşıtlığı.
- Diğer halklarla birlikte yaşama ve onları birlikte yaşatmanın, Türk/Osmanlı kültürü olması.
Son 13 yılda siyasi istikrarını dünyaya pazarlayan ve bunun ekmeğini yiyen Türkiye, son 2 yılda bunu Kürt bölgesine ihraç etmenin eşiğine gelmişti. Sıradakinin, yani tüm bölgeye istikrar ihracının adımlarını da atmıştı. Bu politikalar, 2010’da başlayan şahin dalgasına ters düşmek demekti. Gezi, Paralel ve Kobani kalkışmaları ile uzaktan üç atış yaptılar fakat başarılı olmadı.
Son aylara geldiğimizde… Esad’ın kendi yaşadığı başkenti bombalama aşamasına gelmiş olması gibi pek çok gelişme, dünya şahinlerin elinin zayıflamakta olduğunu, dengelerin tekrar güvercinlere dönmekte olduğuna işaret ediyor. Mücadele güvercinler lehine sonuçlanırsa… sonraki sürecin en büyük sorunu, bölgede istikrarın nasıl inşa edileceği ve kimin inşa edeceği olacak.
Amerika ve Avrupa, bir dış güç olarak bunun yapamayacaklarını Afganistan, Irak gibi bu güne dek girdikleri her ülkede gördüler. Bu sebeple bölgede bir güvercin çözümünün tek anahtarı var: Türkiye.
İşte bu sebeple dünya şahin ve güvercinlerinin son 5 yılda Ortadoğu üzerinden sürdürdükleri kapışma, şimdi Türkiye'ye kayıyor. Dışta Türkiye karşıtı söylemlerin tekrar yükselmesi, içte ise demokrasi kanalları açık bir ülkede şiddet siyasetine geçmek, yani terör kartının açılması… tarafların yaklaşan sonu kabullenmelerinin ve oyunun bir sonraki aşaması için pozisyon almalarının ifadesi.
Türkiye için ise durum... satranç tahtasındaki mevcut kompozisyon, 13 yıllık kendi güvercin dizaynı olduğundan, oldukça rahat. Planladığı şekilde tamamlaması durumunda, barış, birlik ve kardeşliği en zor olduğu günlerde savunmuş bir ülke olarak yatırımlarının karşılığını alacak. Bölgede güven ortamı oluşturarak, karşılıklı işbirliklerinin kurulmasına öncülük edecek. Savaş çarklarının durması, ekonomi çarklarının dönmeye başlamasıyla bölgenin ekonomik refahının mimarı ve ortağı olacak.
ozkanates
12-01-2016, 18:18
.
Stratfor 2016 ve 2050:
Stratfor'un 2016 küresel beklentiler raporunda, Türkiye'ye önemli yer ayrılarak, Türkiye'nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da "izlenmesi gereken en önemli oyuncu" olacağını vurgulandı.
Stratfor'un 2050 tahmini... 2050'de Türkiye'nin etki sahası:
http://www.kanalahaber.com/d/other/1-20151231095957.jpg
Nana Buluku
12-01-2016, 19:05
.
Stratfor'un 2050 tahmini... 2050'de Türkiye'nin etki sahası:
2050 yılında Türkiye'de ki insanların göç edeceği yerlerin haritası. :)
Ulan ne cahil insanlar var yaw.
aliyarasfal
12-01-2016, 19:17
Tamam işte sevgili Nana Buluku,
Biz göçtüğümüz her yeri ne yaparız? Yani adam haklı acaip etkileyeceğiz :)
Şimdi bu yazının ana fikri şu, tecavüze uğraması kesin gözüyle bakılan kurbana tecavüz eylemini hissettirmemek.Onun asla başına gelenin tecavüz olmadığına ikna etmek gerek. Bu nedenlede onu güvende hissettiriyor ve hatta yenilmez armada moduna sokuyorlar, tecavüze uğrayana dekte tecavüz eylem niyeti örtpas ediliyor. Tipik aslansın kaplansın, vatan millet sakarya, sen kurtaran kahraman modunda cepheye sürülen insanların kimin için ne için öldüğünü bilmeden kendine empoze edilmiş şişirme değerler uğruna ,birilerinin çıkarı için öldüğünden habersiz olması durumu.
Taaam biz etkilemeye gidiyoz :)Dünya çölleşiyor bize anlatılan masallara bak.
Bir önceki mesajındaki yalanlarda ayrı komedi.
Birlik beraberlik kardeşlikmiş:) Bölge ve ülke her an birbirini boğazlayan insanlar doldu. Kürt-türk- nefreti inanılmaz boyutlarda, alevilere sıra geliyor, gerisi malum, tepediki işbirlikçiler kalelerinde tanrılarına insan kurban etmeye devam ediyor.
kendini toplum mühendisi sanan düşük zekalı kişiliksiz tiplerde çok büyük bir iş yaptığını sanıp değersiz birer varlık olduklarının farkında olmadan canla başla verilen vazifelerini yerine getirmekte amma ne çare. Kapasiteleri bu kadar :)
Şimdilik saygımla gittim...
İlahimasal
12-01-2016, 20:00
Özkan
Yüce arap putunun ,yüce kitabından bi ayet bulamadın da startfor danmı ayet attın buraya.
Belliki putun kitabın da yok.startfort un idaası.
Diyanet derki
Her el-ilahın kulu MÜSLÜMANA, kızı haram deildir. Diyanetin aynası sen olabilirmisin.
ahura mazda
12-01-2016, 22:22
Şu Türk - İslam mantıksızlığından çıkamamış insanlar var hala. Genetik araştırmalar gösteriyor ki etnik olarak Türksünüz, ırksal değil. Genetik olarak kökleriniz Anadolu'da.
Anadolu bilgi üretemez bir hale geldiği için, Türkiye'nin değil yakın gelecek uzak gelecekte de bir şey yapabilme olasılığı yok. Ancak bilgi üreten, refah seviyesi yüksek ülkeler müsaade ederse bir şey yapabilir başka türlü mümkün değil.
ozkanates
14-01-2016, 12:50
Lenin kardeşimin sözüyle, "ekonomik kriz dönemleri, toplumların sarsıldığı, maskelerin düştüğü, sosyal gerçeklerin günlük hayatın içinde kendiliğinden ve herkes tarafından görünür halde geldiği dönemlerdir". Şu anda bölgede yaşanan ekonomik krizin çok çok ötesinde, son yüz yılın çatırdaması ve yarılması. Rusya, İran ve Batı gerçek yüzleri ile sahnedeler ve bu yüzden Türkiye'nin neyin alternatifi olduğunu anlatmaya artık ihtiyaç yok. Türkiye bölgesinde ve belki de dünyada birlikte yaşamanın tek anahtarı. Anlatması gereken bu.
Türkiye'nin muhalif kesimleri, neyin karşısına neyi koyduklarını, bombalanan okullarda, pazar yerlerinde, hastanelerde, ibadethanelerde görüyorlar. Çevresi mayınlanarak açlıkla ölüme terk edilen yerleşim birimlerini kendi gözleriyle görüyorlar. Başkalarına bunları yapmak isteyenler, ve kendilerine bunların yapılmasını isteyenler, onlar taraflarını seçecek. İstemeyenler de ellerindeki tek seçeneği, Türkiye'yi seçecek. Bu kadar sade.
Batı artık bir oyun kurucu değil. Onun "hasta adam" olduğunu, kendi sorunlarını çözemediğini, kendi olmayan herkes için de sadece sorun olduğunu, bu sebeplerle oyundan çıkarılmakta olduğunu görmeliyiz. Oyundan çıkarıldığı içindir ki elinde silahtan başka kart yok ve o silahı da hangi düşmanına teslim edeceğini şaşırmış durumda, Türkiye'ye mi Rusya'ya mı.
Batı algısında dost ve düşman yoktur çünkü o kendi dışındaki herkesle ve kendi içindeki her grupla savaş halinde. O, ancak parayla ve yağmayla birbirine tutkallanan ve sadece para ve yağma için hareket eden bir haydut güruhu. Tarihlerinde başka bir şey yok. Egemen oldukları son 300 yılda dünya başka bir şey görmedi. Şimdi dünyada bilinçler yarıldıkça Batı'nın yağma imkanı daralmakta ve Batı'nın yağmadan başka bir benliği yok.
ozkanates
18-01-2016, 12:45
.
Viktor Hugo: “Paris’te bir adam öldürülürse bu bir cinayettir, Doğu’da elli bin insan boğazlanırsa bu sadece bir meseledir.”
Sartre: "Üçüncü dünya ülkelerinin insanları Paris'e geldiklerinde hayran kalırlar. Bilmezler ki o ihtişam kendi atalarının kanı ve gözyaşı üzerine kuruludur."
De Gaulle: "Hani Cezayir'in bağımsızlığına kanları ve canları pahasına karşı çıkan özgür Fransa'nın özgür yurttaşları vardı ya… Söyleyeceklerim bundan ibaret."
Türkler, Anadolu'ya geldiklerinde binlerce yıllık bir ırklar ve medeniyetler karışımıyla yeniden karıştılar, ve onun içinde kaybolmak yerine onu cezbederek Türkleştirdiler. .......Balkanlar'da 25 kadar ülkeyi 400 yıl barış içinde yönettiler.
.
Vay be!
Turkler Anadoluya gelip farkli milletlerin topraklarini, yasam haklarini gasp ettiklerinde, bunun adina "geldiler, cok ustun yetenekleri vardi, milletleri birlestirdiler, baris oldu" tanimlamasi getiriliyor.
Iste boyle yalanlar atiyorsun. Balkanlarda adamlarin karisini kizini kacirip osmanli padisahlarina yem atar gibi atiklarindan, surekli baski, korku, sindirme yontemlerinden, vahsiliginden niye bahsetmiyorsun? Baris mis.. kacinci yuzyila geldik daha simdi bile barisi saglayamiyorsun. Baris ve ozgurluk diyenlere tankla topla saldiriyorsun, evlerini yikiyor, yasam alanlarini yok ediyorsun.
Bir de utanmadan "cezbederek turklestirdiler" diyorsun. Bir ornek vereyim o zaman sana. 1894-1896'de 200 binden fazla Ermeni katledildi, binlerce coluk cocuk kacirildi ve turklestirilmek uzere asimile edildi, onbinlercesi zorla, baskiyla, vahset uygulayarak muslumanlastirildi.
Topraklarina, mallarina, kilise ve manastirlarina, el konuldu. Yagmalandi, gasp edildi, binlercesine tecavuz edildi, kole pazarlarinda satildilar. Bunlar 2. Abdulhamitin zamaninda olmadi mi? 1909'a gelelim. Adana/kilikya katliamina.. ne yapmislardi bizim sevimli irkdaslarimiz? Ben sana hatirlatayim en iyisi. 1 nisanda Ermenilerin paskalyasi basliyordu. Herkes kiliseye gider, evlerini susler, yemekler yapar, Paskalya bayramina hazirlanirdi.. iki uc gun bu sekilde kutlamalari yapilirdi. Tabii kutlamayi yapanlar kimler?
Ermeniler.
Ne kutluyorlar?
Hristiyan bayramlarini..
Zaten turkculuk zirvasiyla beyni dolmus birr dunya insan vardi. Tum bu mermer kafalilar kullanilarak kutuplasmalar, satasmalar, huzursuzluk, kiskirtmalar gorulmeye baslandi. Iki hafta sonra katliam provalari sessizce uygulanmaya basladi. 200.000'den fazla insan sadece Adanada degil, tum civar sehirlerinde katledildi. Payas hapishanesinden 3000 mahkumun eline silah verip bolgede teror estirildi. Dukkanlar yagmalandi, okullar yakildi, kiliselere saldirilar oldu ve tahrif edilmek suretiyle koca bir kulture, millete kast edildi.
Ama gel gor ki, yukaridaki yalanlar ile insanlarin zihni yikanmaya gorsun..
ozkanates
19-01-2016, 13:25
Vay be!
Turkler Anadoluya gelip farkli milletlerin topraklarini, yasam haklarini gasp ettiklerinde, bunun adina "geldiler, cok ustun yetenekleri vardi, milletleri birlestirdiler, baris oldu" tanimlamasi getiriliyor.
Iste boyle yalanlar atiyorsun. Balkanlarda adamlarin karisini kizini kacirip osmanli padisahlarina yem atar gibi atiklarindan, surekli baski, korku, sindirme yontemlerinden, vahsiliginden niye bahsetmiyorsun? Baris mis.. kacinci yuzyila geldik daha simdi bile barisi saglayamiyorsun. Baris ve ozgurluk diyenlere tankla topla saldiriyorsun, evlerini yikiyor, yasam alanlarini yok ediyorsun.
Bir de utanmadan "cezbederek turklestirdiler" diyorsun. Bir ornek vereyim o zaman sana. 1894-1896'de 200 binden fazla Ermeni katledildi, binlerce coluk cocuk kacirildi ve turklestirilmek uzere asimile edildi, onbinlercesi zorla, baskiyla, vahset uygulayarak muslumanlastirildi.
Topraklarina, mallarina, kilise ve manastirlarina, el konuldu. Yagmalandi, gasp edildi, binlercesine tecavuz edildi, kole pazarlarinda satildilar. Bunlar 2. Abdulhamitin zamaninda olmadi mi? 1909'a gelelim. Adana/kilikya katliamina.. ne yapmislardi bizim sevimli irkdaslarimiz? Ben sana hatirlatayim en iyisi. 1 nisanda Ermenilerin paskalyasi basliyordu. Herkes kiliseye gider, evlerini susler, yemekler yapar, Paskalya bayramina hazirlanirdi.. iki uc gun bu sekilde kutlamalari yapilirdi. Tabii kutlamayi yapanlar kimler?
Ermeniler.
Ne kutluyorlar?
Hristiyan bayramlarini..
Zaten turkculuk zirvasiyla beyni dolmus birr dunya insan vardi. Tum bu mermer kafalilar kullanilarak kutuplasmalar, satasmalar, huzursuzluk, kiskirtmalar gorulmeye baslandi. Iki hafta sonra katliam provalari sessizce uygulanmaya basladi. 200.000'den fazla insan sadece Adanada degil, tum civar sehirlerinde katledildi. Payas hapishanesinden 3000 mahkumun eline silah verip bolgede teror estirildi. Dukkanlar yagmalandi, okullar yakildi, kiliselere saldirilar oldu ve tahrif edilmek suretiyle koca bir kulture, millete kast edildi.
Ama gel gor ki, yukaridaki yalanlar ile insanlarin zihni yikanmaya gorsun..
5.000 yıllık yazılı tarihte, uygarlık yarışında önderlik...
İlk olarak Mısır ile Doğu'da, sonra Antik Yunan ile Batı'da,
Sonra İslam ile yine Doğu'da, son 300 yıldır da yine Batı'da.
Batı’nın ilk önderliğini arenada insanları birbirine öldürterek,
Aslanlara canlı canlı parçalatarak eğlenen Roma’da tanıdık.
312 yılında Roma imparatoru Konstantin,
İmparatorluğu birleştirecek ortak bir din istedi.
En güçlü 2 aday Hıristiyanlık ve kadına tapma diniydi.
Vaktiyle Roma’nın resulünü katlettiği Hristiyanlığı seçti.
Doğu’nun Hıristiyanlığı bir barış dini idi, öbür yanağını çevir dini.
Yoksulların, ezilenlerin, horlananların, sürülenlerin dini.
Batı onu kendine uydurarak bir savaş dinine çevirdi.
İkinci en büyük dini bastırmak için yüzlerce yılda,
“Cadı” uydurmasıyla 40.000 kadını diri diri yaktı.
İlerleyen süreçte kilise denen uydurma bir çete,
Avrupa topraklarının üçte birini eline geçirdi ve,
Daha da fazlası için hiç durmaksızın kan aktı.
Böylece Avrupa birbirlerini öldürerek,
1000 karanlık yıl daha geçirdi.
Ümit Burnu'nun keşfiyle hastalık, Avrupa’dan dünyaya saçıldı.
Dünya topraklarının %95'inin zenginliklerini %5'e taşıyan Batı'nın,
Bu 300 yılda girip de kan ve gözyaşı taşımadığı toprak parçası yok.
Modern Batı dediğimiz kültür, bu kan ve gözyaşından başkası değil.
Bunu bilmeyene Batı refah, zenginlik, kurtuluş sanıldığından,
Tüm dünyada aydınlara çekim merkezi oldu ve tercihler yapıldı.
Batı politikalarını benimsediler; bu herkese kan ve gözyaşı demekti.
Batının yükselişi ile birlikte bütün dünyayı milliyetçilik akımları sarmıştı.
Batı için kendi birliğini kurmak, başka birlikleri dağıtmak olan milliyetçilik.
Anadolu Türkleri, bu trene binen sonuncu halk oldu.
Milliyetçilikten başka çare kalmayıncaya kadar mücadele ettiler.
Ulaşılan sonuç dünyanın bugünkü hali. Batı egemenliğinin birbirine kırdırdığı,
Arap halkları, Kafkas halkları, Balkan halkları ve onların ortasında Anadolu halkları.
Bu yüzden 90 yıllık reklam arası bitmeli, halkların birlikte yaşayabileceğine inanmalı.
Yoksa Batı kendini yok edene kadar halklar birbirini yok etmeye devam edecek.
100 yıldır Batı'nın kültürel kodlarıyla yaşadığımızdan,
Artık vahşetin olmadığı bir dünya tahayyül edemiyor,
Bir devletin şerefli olabileceğini hayal edemiyor ve,
Vaktimizi, realite bildiğimiz bu hastalık hali için,
Birbirimizi suçlamaya yatırıyoruz.
Ne diyorsun? Kan ve goz yasindan baska ne bulabilirsin tarihinde.. halklara o kadar onem veriyorsan, bu halklari katledenleri neden elestirmiyorsun. Birak bir elestiriyi, milliyetcilikle, turkculukle bu bayat soylemler uzerinden politika yapiyorsun.
Bugun AB'ye gitmek gormek istersen, konsolosluklarda tabunu, parani bilmem neyini gosterip yalvarman gerekir. Sirf adamlarin topragini gezebilmek icin insanimizin cekmedigi eziyet yok.
Batiyi karaliyorsun, sanki osmanlinin tc'nin katliam ve soykirkmlarini gormuyor gibi. Konstantin bir pagandi. Ustelik pagan rahibi idi. Hristiyan bile degildi. Olumunden hemen once hristiyan oldugunu soyledi. O zamanin uyaniklari Roma'ya karsi politik olarak dogu hristiyanlarinin yaninda yer aldi. Boyle sacma sapan siirler yazacagina al oku: https://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=18277
Yuzbinlerce insani milliyetinden, dinsel farkliligindan, kulturunden, dilinden dolayi yok edeceksin sonra da biz cok baris icinde yonettik diyeceksin. Bir zamanlar burada kiliseler vardi, gazeteler vardi, cemiyetler vardi, okullar vardi. Tum bunlar nerede?
Ornek vereyim yok edilen kulturel mirasa;
Anadoludaki Ermeni manastırlarıyla ilgili..
Sivas, Amasya,Tokat, Gürün, Merzifon, Şebinkarahisarve Divriği'yi içine alan bölgede toplam*28
Harput, Eğin, Arapgir, Malatya, Çarsancak, Çemişkezek'te toplam*75
Muş'ta*47*,Adana bölgesinde*73*, Hınıs, Tortum, Bayburt, Tercan ve Erzurum'u içine alan bölgede*229*
Diyarbakır cevresinde*25*
Trabzon ve cevresinde*14*adet manastır yer alıyordu. Van / Vaspuragan manastırlarının sayısı ise*218'dir.*
Sadece Van bölgesinde*200'den fazla*manastır bulunmaktadır
Günümüz Ermenistanında yer alan manastır sayısı için sadece Karabağ'da*247*adet manastır yer aldığını belirtmekle yetinelim.
Eki ne oldu arkadas bunlara? Yok edildi once insanlar. Bazilari kacmaya bile firsat bulamadi. Devlet gucleri ya oldugu yerde katletti ya surgun ederek. Der Zor'a surulmelerinin sebebi de bu degil miydi!? Orada yasam alani bulunmadigi, hayatta kalmak icin uygun olmadigi bilindiginden sevgili Talat burayi uygun gordu. Yolda cetelerin saldirilari gormezden gelindi cunku cete devlet idi. Bugun dahi bunu test edebiliriz. Iceride tutuklu gazeteciler, siyasetciler, ogrenciler, is isteyenler, otoriteyi elestirenler bir yana evine zorla girmek isteyen polislere ayakkabilarini cikartmak istemeyenler Galoş giysin dedigi icin evinde kursunlanarak katledilen Dilek Dogan ve niceleri..
Dilek Doganin katliami bile yeterlidir.
Insana saygisi olmayanin kulture, degerlere, insan haklarina nasil saygisi olsun. Bunu suanda deneyimledigimiz gibi, tarihsel anlamda kendi cocuklarini kesen bogan osmanlida da gorebiliriz.
O kadar batiyi kotuluyorsunuz. Geezip gormus olmalisiniz. Insan haklarini felan da gectim, ornegin viyanada kirik bir kaldirim tasi, bologna'da oyuk bir yol bile goremezsiniz. Insana insan gibi muamele yapilir. Ama birseyiyle ovuneceksin ya, eskiye gider kanla vahsetle aldigin topraklarla ovunur, cocuklarini kesen, bogan padisahlarin adlarini zikredersiniz. Neden biliyor musunuz? Cunku sevinebilecegin hic bir sey yoktur.
TR'de ozgurce dusunceni dahi ifade esemezsin. Hep bir korku, baski ensende soluyup bitiyor. Cunku burasi Turkiye. Haberleri acin bakin. Hic iyi birsey var mi? Ne goryorsunuz? Kim kimi ne kadar oldurmus, nasil vurmus, nasil yikmis buu ve benzeri insafsiz seylerle dolu. Yok turkler kac devlet kurmus yok bilmem ne kadar da kuracakmis ( bu sizin siirinizdi) fasa fiso bunlar. Kuru gurultu!
Garson olmak icin basvuru yapanlara lise/universite diplomasi sorulurken;
M. Vekilligi icin ilkokul diplamasinin yeterli oldugu ulkeye TURKIYE DENIR !!!
Anlayana
Nana Buluku
19-01-2016, 14:40
Bu yüzden 90 yıllık reklam arası bitmeli
Hahahhaa. :lol:
İlahimasal
19-01-2016, 16:45
Batının önderliğini hangi salak istemişkide sen kalkıp batının önderliğini istiyorsunuz der gibi yazi yazıyorsun.
90 yıllık reklam arası bitsin diyenler alternatif sunsunlar.
Osmanlımı?
Araplarmı?
Bu sözü söyleyenler( isim babaları) Nato arkamızda derken ne demek istiyorlar dı acaba? Bunu hiç sorgulmadınmı?
İşler kızışınca israil DOSTUMUZ ihtiyacımız var onlara demek de ne oluyor.
Avrupa birliğindeki bu günki geziler ne acaba.
Azcık aynaya bak özkan kendini görüceksin.
ozkanates
19-01-2016, 16:54
Ne diyorsun? Kan ve goz yasindan baska ne bulabilirsin tarihinde.. halklara o kadar onem veriyorsan, bu halklari katledenleri neden elestirmiyorsun. Birak bir elestiriyi, milliyetcilikle, turkculukle bu bayat soylemler uzerinden politika yapiyorsun.
Bugun AB'ye gitmek gormek istersen, konsolosluklarda tabunu, parani bilmem neyini gosterip yalvarman gerekir. Sirf adamlarin topragini gezebilmek icin insanimizin cekmedigi eziyet yok.
Batiyi karaliyorsun, sanki osmanlinin tc'nin katliam ve soykirkmlarini gormuyor gibi. Konstantin bir pagandi. Ustelik pagan rahibi idi. Hristiyan bile degildi. Olumunden hemen once hristiyan oldugunu soyledi. O zamanin uyaniklari Roma'ya karsi politik olarak dogu hristiyanlarinin yaninda yer aldi. Boyle sacma sapan siirler yazacagina al oku: https://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=18277
Yuzbinlerce insani milliyetinden, dinsel farkliligindan, kulturunden, dilinden dolayi yok edeceksin sonra da biz cok baris icinde yonettik diyeceksin. Bir zamanlar burada kiliseler vardi, gazeteler vardi, cemiyetler vardi, okullar vardi. Tum bunlar nerede?
Ornek vereyim yok edilen kulturel mirasa;
Anadoludaki Ermeni manastırlarıyla ilgili..
Sivas, Amasya,Tokat, Gürün, Merzifon, Şebinkarahisarve Divriği'yi içine alan bölgede toplam*28
Harput, Eğin, Arapgir, Malatya, Çarsancak, Çemişkezek'te toplam*75
Muş'ta*47*,Adana bölgesinde*73*, Hınıs, Tortum, Bayburt, Tercan ve Erzurum'u içine alan bölgede*229*
Diyarbakır cevresinde*25*
Trabzon ve cevresinde*14*adet manastır yer alıyordu. Van / Vaspuragan manastırlarının sayısı ise*218'dir.*
Sadece Van bölgesinde*200'den fazla*manastır bulunmaktadır
Günümüz Ermenistanında yer alan manastır sayısı için sadece Karabağ'da*247*adet manastır yer aldığını belirtmekle yetinelim.
Eki ne oldu arkadas bunlara? Yok edildi once insanlar. Bazilari kacmaya bile firsat bulamadi. Devlet gucleri ya oldugu yerde katletti ya surgun ederek. Der Zor'a surulmelerinin sebebi de bu degil miydi!? Orada yasam alani bulunmadigi, hayatta kalmak icin uygun olmadigi bilindiginden sevgili Talat burayi uygun gordu. Yolda cetelerin saldirilari gormezden gelindi cunku cete devlet idi. Bugun dahi bunu test edebiliriz. Iceride tutuklu gazeteciler, siyasetciler, ogrenciler, is isteyenler, otoriteyi elestirenler bir yana evine zorla girmek isteyen polislere ayakkabilarini cikartmak istemeyenler Galoş giysin dedigi icin evinde kursunlanarak katledilen Dilek Dogan ve niceleri..
Dilek Doganin katliami bile yeterlidir.
Insana saygisi olmayanin kulture, degerlere, insan haklarina nasil saygisi olsun. Bunu suanda deneyimledigimiz gibi, tarihsel anlamda kendi cocuklarini kesen bogan osmanlida da gorebiliriz.
O kadar batiyi kotuluyorsunuz. Geezip gormus olmalisiniz. Insan haklarini felan da gectim, ornegin viyanada kirik bir kaldirim tasi, bologna'da oyuk bir yol bile goremezsiniz. Insana insan gibi muamele yapilir. Ama birseyiyle ovuneceksin ya, eskiye gider kanla vahsetle aldigin topraklarla ovunur, cocuklarini kesen, bogan padisahlarin adlarini zikredersiniz. Neden biliyor musunuz? Cunku sevinebilecegin hic bir sey yoktur.
TR'de ozgurce dusunceni dahi ifade esemezsin. Hep bir korku, baski ensende soluyup bitiyor. Cunku burasi Turkiye. Haberleri acin bakin. Hic iyi birsey var mi? Ne goryorsunuz? Kim kimi ne kadar oldurmus, nasil vurmus, nasil yikmis buu ve benzeri insafsiz seylerle dolu. Yok turkler kac devlet kurmus yok bilmem ne kadar da kuracakmis ( bu sizin siirinizdi) fasa fiso bunlar. Kuru gurultu!
Garson olmak icin basvuru yapanlara lise/universite diplomasi sorulurken;
M. Vekilligi icin ilkokul diplamasinin yeterli oldugu ulkeye TURKIYE DENIR !!!
Anlayana
Yukarıda izah etmiştim,
Anlattıkların sadece Türkiye'de olmadı,
Batı'nın yönettiği tüm topraklarda oldu.
Yapan da Batı ile hareket eden İttihat ve Terakki.
Ama ben topu onlara atmam çünkü onlar,
Osmanlı aydınları ve benim atalarım.
Ben topu, hataları yapanlara değil,
Hatalardan ders almayanlara atarım.
Tüm dünya büyük bir hata yaptı,
Benim atalarım çare kalmayana kadar direndi.
Ondan sonra olanlar ancak ibret almak,
Ve bugün artık tekrarlamamak için.
Zaten sözüm de bu tekrarlamama.
ozkanates
19-01-2016, 16:58
Türkiye bugün yeniden birlikte yaşamanın kanallarını açıyorsa,
Bu artık Batı yıkımına kafa tutacak güce ulaştığından.
Üstelik bunu tek başına da yapmıyor,
Hemen gözümüzün önünde yeni bir dünya kuruluyor.
Batı olduğu her yerden kademe kademe çıkarılıyor.
Yeniden birlikte yaşamayı,
Doğu gibi yaşamayı hatırlamak için 100 yıl sonra gelen fırsat bu.
100 yıl öncenin esaretinde yaşamayı bırakanlar için.
İlahimasal
19-01-2016, 16:59
Osmanlı en güçlü olduğu anda ATA olacak bebekleri,çocukları neden bogazlattı?
Devletin bekaası demeyelim lütfen .
Kendi bebesine ip atıp asan adam ele neler yapmaz.
Kuyucu denen zirzop atana öbür aleme gidince selam söyle.
İlahimasal
19-01-2016, 17:05
Sabah akşam ezan gürültüsü ile yaşıyoruzda birlik beraberlikden bahsedenler neden kardeşlerimiz bundan rahatsız oluyor deyipde kendilerinin dinleyebileceği bir yöntem gelistirmiyorlar.
Alevilik kırmızı çizgimiz diyenler diger inanç gruplarınada kirmızı çizgilerini aleviler üzerinden gösteriyorlar.
Bu sözü söyleyenler ile aramızda kırmızı çizgiler iice belirginlesdiğine göre beraberlik de olacak bir iş deil.
Sizde bu kuyruk acısı,bizde bu evlat acısı oldukdan sonra beraber olamayız lunapark aynacısı.
İlahimasal
19-01-2016, 17:10
Anadoluda el-ilahın gölgelerinin halka neler yapdığı sır deil herkes biliyor.
O günlerin tekrar gelmesi, el-ilahın gölgelerinin halka benim dediğim gibi yaşayıp bana haraç verip nefes alacaksınız dediği gunler bir daha gelmez ,gelemez.
Bu hayaller içinde yaşayan sapık ruhlu insanları sözcüleri gaddarlıği,zalimliği,acımasızlığı bizlere merhamet havucu ile yutturacaklarını sanıyorlar ne kadarda zavallılar.
Azdan az çokdan çok gider.
ozkanates
02-03-2016, 18:46
.
Batılı düzen kurucu rolünü kaybetti
01 Mart 2016 21:43
Afganistan'daki Marksist hükümetin daveti üzerine Komünist lider Leonid Brejnev'in emriyle Sovyetler Birliği, 24 Aralık 1979'da Afganistan'a girmişti. Afgan mücahitler, Ruslarla 9 yıl savaştılar. Yenilen Sovyet askerleri 15 Mayıs 1988'de geri çekilmeye başladı ve 15 Şubat 1989'da büyük kayıplar nedeniyle Mihail Gorbaçov'un emriyle işgal sona erdi.
Savaş sonrası Sovyet güçleri, resmi kayıtlara göre Afganistan’da 14 bin 453 askerini kaybetti. Muhtemelen ölen Rus asker sayısı gerçekte daha fazla. 451 Sovyet savaş uçağı düşürüldü. Afganistan hezimeti Sovyetlerin sonunu hazırladı. Afganistan’dan askerlerini çeken Gorbaçov döneminde SSCB darmadağın oldu.
Sovyetler, Afganistan'a girdiğinde, buranın Sovyetler’e bağlanacağı ve Rus toprakları olarak Hint Denizi’ne kadar inecekleri yazıldı, çizildi. Ama neticede SSCB Afganistan'dan kovuldu ve BİRLİK dağıldı.
Bu defa 11 Eylül saldırılarını bahane eden ABD, 2001 sonbaharında Afganistan’ı işgal etti. ABD’nin buraya yerleşeceği veya “kuzey” “güney” diye ülkeyi ikiye böleceği yazılıp çizildi. ABD ve yandaşları da burada tutunamadı. Bu sefer dünyanın diğer süper gücü ABD ve diğer destekçileri de o garip Afganistan’dan tekme tokat kovuldu, zelil ve perişan edildiler..
Rusların, Amerikalıların, Avrupalıların... Kısacası Haçlı-Siyonist ittifakının küçümsediği işgal ettiği o Afganistan, zayıf ve fakir de olsa hala bütün olarak ayakta duruyor.. Milyonlarca şehit verse de bugün Afganistan süper devletlere mezar oldu.
Afganistan'da şu an bulunan tek askeri ve siyasi güç Türkiye'dir. Türkiye, resmen NATO adına orada ama tüm birlik ve komutanlıklar Türk askerinden oluşmaktadır. Başka yabancı güç kalmadı.
ABD Irak'ı işgal etti... Yıllarca, artık “ABD buradan çıkmaz ve Bağdat artık Washington oldu” denildi, “ABD, Türkiye’ye komşu oldu” denildi. “Kürtler ABD’ye bağlanıyor” diye konuşuluyordu. ABD, Irak’ta da tutunamadı. Çekildi, defolup gitti.. Gitti gitmesine ama yerini İran'a bıraktı. Tüm Irak'ı, İran denetimindeki Iraklı Şiilerin yönetmesini istiyordu. ABD zahiren İran’a düşmanmış gibi yapıyor ama Irak’ı, Tahran’a teslim etmeye yelteniyordu. Başbakan Nuri El Maliki bunun taşeronluğuna soyunmuştu...
Ama Irak Kürtleri ABD’ye uyup İran’a teslim olmadılar. Sünniler ise Saddam’ın generalleri, Saddam’ın istihbarat birimleri eliyle dünyayı sarsan işler yaptılar ve İran’a onlar da teslim olmadılar..
Yani işgalciler, Irak’ı da tam olarak arzu ettikleri gibi bölemediler. Herkesin kan, can, para döktüğü Irak'ta yine Sünni ve Kürt kesimler, ABD’ye veya İran’a değil aksine Türkiye’ye yaklaştılar. Bugün artık Irak Kürtleri, Ankara ile kader birliği yaptılar ve fiilen Türkiye’nin bir parçası haline geldiler. Eğer Irak, ABD’nin isteği doğrultusunda ilerde bölünecek olursa Kürtler de dahil özellikle Sünni halkın yakınlaşma veya birleşme konusunda hangi ülkeyi tercih edeceğini öğrenmek için müneccim olmaya gerek yok. Türkiye’nin Irak Şiileri ile de çok iyi ilişkileri var.
Şimdi gündemde Suriye var ve Suriye’nin de üçe bölüneceğinden söz edip masabaşı yeni “Sykes-Picot haritaları” yayınlıyorlar. Washington’da oturup yeni Suriye haritaları üretiyorlar. Şurdan şura Esad’ın olacak, burdan bura PYD’nin olacak. Kalanı muhalifler yönetecek. IŞİD de şurada duracak.. Ohh ne ala...
1991’de işgal ettiğinden bu yana Irak’a düzen getiremeyen, şekil veremeyen, 2001’de işgal ettiğinden bu yana Afganistan’da nizam sağlayamayan Amerika şimdi de Suriye’ye çeki-düzen getirecekmiş. Vay anam vay...
Washington’un üfürükten senaryolarını vahiy gibi görerek bu ülkede ve bu bölgede gelecek planı yapanlar kafalarına şunu soksunlar: 25 yılda Irak’ta, 15 yılda Afganistan’da düzen kuramayan ABD, Suriye’de asla düzen kuramaz, kuramayacak..
Yayınladıkları parçalanmış Suriye haritaları ABD’nin psikolojik savaşının bir yansımasıdır. Kaddafi’den sonra Libya’yı bölmek için de çok uğraştılar. Bölmek için Halife Hafter isimli işbirlikçi generali desteklediler. Ama beceremediler.
Bundan sonraki haritaları işgalci güçler, işbirlikçi azınlıklar değil, toprağın sahibi olan halklar belirleyecekler. Çünkü artık halklar, sömüren istilacılara fırsat vermeyecek. Halklar işgal güçlerine ve ihanet şebekelerine karşı savaşlarını devam ettiriyorlar. Suriye’de devam eden savaş, işte böyle bir savaştır. İstikbal, sömürgecilerin, vesayetçilerin, güçlülerin değil, halkların ve halklarla beraber olan devletlerin olacaktır.
Bu nedenle Türkiye, dış siyasetini ülkelerdeki yönetimler üzerine değil, halklar üzerine inşa ediyor. Bu nedenle Türkiye, bugün yedi düvelle mücadele ediyor, yetmiş yıllık ABD-NATO macerasını çöpe atmaya hazırlanıyor.
Artık Türkiye olmadan bu coğrafyada hiçbir proje icra edilemez. Zemin bulamaz, tutunamaz. Ortadoğu’nun da İslam dünyasının da kalbi Türkiye'dir.. Güçlü devletlerin dünyayı paylaştığı ve yönettiği dönem artık bitmiştir. Yeni Dünya Düzeni, hakiki manada halkların irade ve tercihlerine göre şekillenen bir dünya düzeni oluyor.
Batı yüz yıl önce İslam coğrafyasına misafirliğe gelmişti. Gelirken eli boş gelmedi, fitne-fesat ve bombalarını hediye getirdi. Yüzyıl sonra şimdi Müslümanlar Batı'ya iade-i ziyarette bulunuyorlar. Herhalde eli boş gitmeyeceklerdir.
Tehditkâr ve buyurgan üslupla Türkiye ve İslam alemine nizam vermeye çalışan Batı, bu günlerde ne oldu ise hümanistleşti. “Dünyamızı savaşla değil, barışla dizayn etmenin mümkün olduğu” telkin etmeye başladılar.
Şimdi oyunun kuralları değişiyor. Bundan sonra kuralları Batı değil, başkaları koyacak. Görünen köy kılavuz istemez. Umutsuzluğa gerek yok. “Gözü olana gün ışımıştır.”
Alper TAN
İlahimasal
02-03-2016, 19:11
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSW-VU6sJ6SZ7d4Vm0LqSAj6ATffENV8RFtvKVx7wGOkKheTzrLPgh ttp://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTFRTE2YwiGseBkQ1fT78_InRzQd0Qcc CUVx2aForEbNS0bl0Ccawhttp://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTfmoASfU0fOKcN9KRBSKI1ZUXmQf_Re gBxINVo3TkH1PcaDsMM
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTLaq3xUT14HpHPPZ9kw-4onnRBCnhIRwxdPsFHWUcC7MDQ5h9niw
İlahimasal
02-03-2016, 19:24
Arap baharı çocuğu
http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcStoA5T7wacpsve8bDm7r5ebXOuo-g5CcQ1CeiHW855RFlrHEh6
ozkanates
04-03-2016, 17:21
.
Türkiye er geç İsrail halkını da kucaklayacak.
Daha önce defalarca yaptığı gibi.
Mücadele edilen halklar değil,
Halkını ezen devletler.
Kardeşlikte düşmanlık olmaz,
Kıymet bilmez kardeşler olur.
Ne yapalım, onlar da biz.
İlahimasal
04-03-2016, 19:00
.
Cumada iyi gaz vermişler.
ozkanates
08-03-2016, 18:52
Cumada iyi gaz vermişler.
Evren bir ayna, gördüğümüz kendimiz.
ozkanates
08-03-2016, 18:53
Türkiye'de 2007'den sonra neredeyse her gün devrim olmasına alıştık, fark etmiyoruz.
Ve şimdi komple tüm bölgede bir devrim içinde miyiz acaba?:
Küresel denklem hızla değişiyor
Son 10 güne baktığımızda küresel dengelerin değişmeye başladığı hissediliyor.
... bu değişimin temel sebebi, hiç şüphesiz “İslam Ordusu”nun ete kemiğe bürünmeye başlaması ve Türkiye'nin kararlılığıdır.. İran ve Rusya'daki belirli bir değişimin yanı sıra, ABD ve Avrupa'dan da olumlu sinyaller geliyor.. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Batı Afrika ziyaretlerine, ziyaret edilen ülke yönetimleri ve Afrika halklarının verdiği değer ve önem Batı’yı çok ürküttü.
Bunun yanında 25-26 İslam ülkesinin 200 bin özel kuvvet askeri ile Suudi Arabistan’da dünyanın en büyük askeri tatbikatını yaparak “güç göstermesi” elbette bu konuda en büyük unsur.. Bu bir askeri tatbikatın çok ötesinde, hiç şüphesiz bir “KÜRESEL SAVAŞ PROVASI”dır.
Batı, İran ve Rusya karşısında, Türkiye’nin çok yakın temasta olduğu Azerbaycan ve Ukrayna'nın dimdik duruşları da denklemde önemli bir değer ifade ediyor.
Yapılan son seçim sonuçlarına baktığımızda, halkın, İran yönetiminin Irak ve Suriye politikasını beğenmediğini ve desteklemediğini görüyoruz. Rusya ve İran, İslam dünyasının büyük bir ekonomik kuşatması altındalar.. Suudi Arabistan’ın petrol fiyatlarına dip yaptırması, Rusya ve İran’a karşı bunu“savaş silahı” olarak kullanmak istemesinden kaynaklanıyor. Ayrıca İran, Rusya ile Rusya da İran’la kendi siyasetleri açısından nereye kadar gidebileceklerini gördüler. Bu iki ülke, birlikte bu şekilde yeni dünya düzeninde iyi bir yer alabilmelerinin zorluğunu anlamaya başladılar.
Tahran, Sünni dünya ile savaşı seçerse İran mutlaka karışır. O zaman Humeyni rejimi Kum’a saplanır ve devam edemez. İran halkı da bunu gördü ve İran'ın, Suriye, Irak, Yemen savaşlarının ortasında iradesini ortaya koydu. İran seçimlerinde bölgeler bazında baktığımızda halkların farklılaştığı görülüyor. Mesela Belucistan, %90’ın üzerinde “muhafazakarları” reddetti.. Irak Şiileri de öyle görünüyor. Iraklı Şiileri, Tahran destekli Bağdat hükümetine açıkça cephe aldı.. Bir de Davutoğlu Tahran ziyaretinde “Ben sırf Türkiye adına değil, Körfez adına da buradayım” dedi. Bu açık bir mesajdı.
Rusya-İran ittifakına kısmen Irak ve yine kısmen Suriye'den başka destek olacak aktör yok yeryüzünde. ABD ise her türlü savaş gücünü elinde tutuyor olmasına rağmen bölgede halk desteği olmadığı için, çaresizlikten bölgeyi, bölge ülkelerini kaybediyor.. Dolayısıyla süper güç kabiliyetini de kaybediyor.
AB ise siyaseten ve sosyolojik olarak dağılmış ve çaresiz.. Türkiye, 3,5-4 milyon sığınmacıyı gözünü kırpmadan yıllarca misafir ederken o koskoca(!) AB, 1.5 milyon silahsız mülteciden korkmuş ve tırsmış durumda. Ya bu mültecinin bir de 3 bini silahlanıverse, dünyanın gözünde büyüttüğü AB’nin ne hallere düşeceğini hayal edin.
Kendince Türkiye’ye kafa tutan Berlin’in son çıkışlarına dikkat edin. Almanya'nın Türkiye politikasında keskin bir “U” dönüşü yaşanıyor.. Bu, belki kamuoylarına tam yansımıyor ama Almanya yeni dünya düzeninde yeni ittifaklar peşinde artık..
Rusya, Almanya’nın böyle yapabileceğini hiç beklemiyordu. Onun için Putin, Merkel’i devirmek ve cezalandırmak için belden aşağı çalışmaya başladı. Merkel ise gizlemiyor; çok açık konuşuyor, Türkiye’yi destekliyor. Bu sadece siyasi bir karar olmasa gerek.. Almanya, sırf köhnemiş, yaşlanmış bir AB ile yeni dünyada yer bulamayacağını gördü. Ayrıca ilk defa içindeki 3 milyon Türkün Almanya'yı ihya edebileceği gibi berbat da edebileceğini anlamış gibi görünüyor.
İslam dünyasında 15 ile 50 yaş arası 350 milyon erkek, “içi yanan” birer mücahit durumunda. Bunun önüne kimse geçemez.. Hepsi iyi yetişmiş savaşçı bunlar... Batı bunu gördü. İran da bunu gördü ve kendisine sempatiyle bakan her ülkedeki Şiileri kaybedeceği korkusu sardı Tahran’ı..
İran, Suriye'de tutunmakta zorlanıyor.. Lübnan'da artık Hizbullah istenmiyor.. Hizbullah örgütü, bu durumu kendi içinde bile sorgulamaya başladı.
Şimdi bu şartlarda, İran, Suriye'de Sünnilerle kuramadığı ittifakı Rusya ile mi kurabilecek? Bunu hangi Şii kabullenebilir?
Kim ne derse desin.. Belki ülkeler yandı, yanıyor; ama Arap Bahar'ı olmasaydı İslam dünyasındaki bu uyanış olmazdı. “Arap Baharı’nı ABD yaptı” diye konuşanlara şunu sormak lazım. “ABD, süper gücünü mahvetmek için mi öyle yaptı!?”
Küresel denklemde büyük bir kırılma ve dönüşüm yaşanıyor. Alışılmış, ezberlenmiş uluslararası ilişkiler denklemi alt-üst oluyor. Ama yine de biraz temkinle beklemekte fayda var. Çünkü son raddede başka yeni gelişmeler ve kaymalar da olabilir.
Ama inşallah inananlar için netice güzel olacak..
Alper TAN
7.3.2016
ozkanates
10-03-2016, 10:40
Nereden nereye:
La Stampa gazetesi, İtalya, 9 Mart: “Türkiye, AB'yi kontrol altında tutuyor."
Almanya İçişleri eski Bakanı Hans-Peter Friedrich, 10 Mart: “Türkiye bizimle kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor.”
Doğu ile giriştiği bilek güreşini bırakmadan önce,
Son bir diş gösterme bekledim Batı'dan.
Ona dahi yetişmedi kudreti.
Susarak gizlenen Rusya'dan gayrısı,
Yine dizi dizi Ankara kapısında.
Dünya yavaş yavaş alışıyor,
Ah bir de biz alışsak.
Şüpheci Dinsiz
10-03-2016, 15:18
Sevgili ozkanates,
Türkiye'de 2007'den sonra neredeyse her gün devrim olmasına alıştık, fark etmiyoruz.
Ve şimdi komple tüm bölgede bir devrim içinde miyiz acaba?:
Alıntının yazarı Alper Tan kişisinin devrimden ne anladığı malum.
- Peki siz devrimden ne anlıyorsunuz?
- Neymiş bu "2007'den sonra neredeyse her gün" olan devrimler?
Sevgiler
ozkanates
10-03-2016, 22:00
Sevgili ozkanates,
Alıntının yazarı Alper Tan kişisinin devrimden ne anladığı malum.
- Peki siz devrimden ne anlıyorsunuz?
- Neymiş bu "2007'den sonra neredeyse her gün" olan devrimler?
Sevgiler
Güzel soru.
Gazeteci veya tarihçi değilim, aklımda kalanlar:
2002, her yandaki işkencehaneler, ölüm timleri bitti.
2003, teskerenin iptali,
Batı'ya askerlik yapmayı kabul etmeme, ilk isyan.
Pasif direniş ama yine de bir isyan.
CHP, MHP hep orada.
2008, AKP kapatma davası,
Bürokraside Batı vesayetine ilk kalıcı darbe.
(vuranların kısa sürede devrilmediği, ölmediği)
2009, Nazım Hikmet'e iade-i itibar,
Sağ-sol denen Batı ayrımcılığına nokta.
2009, Davos, one minute.
Dünya siyasetinde Batı vesayetine ilk isyan.
Pasif direniş ama yine de bir isyan.
2010, Mavi Marmara,
Dünya siyasetinde Batı vesayetine ilk kalıcı darbe.
Artık söylem değil, araya kalın bir çizgi çizildi, ilan edildi.
2011, Erdoğan Mısır'da. Gösterilerle karşılanmışken,
Bekleniyorken ne diyecek diye, o "laiklik"dedi.
Darbe oldu Batı'nın cevabı.
2011, YAŞ masasında Başbakan tek başına.
Ordu ilan etti, artık Batı'nın sopası değil, yine milletinin hizmetinde.
2012, çözüm süreci,
10 yıldır devletten temizlenen Batı ayrımcılığında,
Şimdi sıra bu 30 yıllık sentetik/sanal/kurgu savaşta.
2013, başörtüsü yasağı, bu Batı vesayeti idolü bitti.
(ailemde başörtü yok, konu millet olma özgürlüğü)
2013, Alevi açılımı.
Pek yol alınmadı daha, olsun, yarın alınır.
2014, Ermeni açılımı.
Cevap gelmedi daha, olsun, yarın gelir.
2013, Suriye'den gelenler milyonlara vardı.
Devletinin arkasında milllet, taşıdı onca yükü, gık demeden.
2013, İsrail Hakan Fidan'ı ölümle tehdit etti.
MİT ilan etti, artık Batı'nın sopası değil, milletinin hizmetinde.
2013, Kuzey Irak ile 50 yıllık petrol anlaşması.
Memur maaşını zor ödeyen halklardan biri,
Meydan okudu Batı'ya, Türkiye'nin yanında.
2013-2015, iki ay sonra "yeter ama" dedi Batı,
Gezi, FETÖ, PKK, DHKP-C = tüm iç kartlar masaya.
2016, Rusya, İran, İsrail, Esad, PYD, ABD, AB,
Dışarıdaki Batı dağılmakta, izlemedeyiz hayretle.
Türkiye ise artık her yerde,
Azerbeycan, Ukrayna, Irak, Suriye, Suudi Arabistan, Katar, Somali, Asya, Afrika, Avrupa.
5000 yıllık geleneğini hatırlayarak,
1000 yıllık hizmetini hatırlatarak.
ozkanates
10-03-2016, 22:05
Yazdıkça aklıma geliyor,
Ama 3 saati geçti bu yazı.
Şimdilik bu kadar,
Selamlar
Şüpheci Dinsiz
10-03-2016, 22:52
Sevgili ozkanates,
"Devrimdir" diye yazdıklarınıza sonra değineceğim.
Wiki'de devrim "Devrim, inkılâp ya da ihtilâl, bir durumdan başka bir duruma geçiş, evrim, dönüşüm." olarak tanımlanmış.
"Siz devrimden ne anlıyorsunuz?" diye sormuştum, cevap vermemişsiniz.
"2007'den beri olan (size göre)devrimler" ilerici midir, muhafazakar mı, gerici mi? diye daha değişik şekilde sorayım.
Sevgiler
ozkanates
14-03-2016, 12:55
Sevgili ozkanates,
"Devrimdir" diye yazdıklarınıza sonra değineceğim.
Wiki'de devrim "Devrim, inkılâp ya da ihtilâl, bir durumdan başka bir duruma geçiş, evrim, dönüşüm." olarak tanımlanmış.
"Siz devrimden ne anlıyorsunuz?" diye sormuştum, cevap vermemişsiniz.
Yukarıda "bir durumdan başka bir duruma geçiş, evrim, dönüşüm"e girmeyen madde varsa belirt.
"2007'den beri olan (size göre)devrimler" ilerici midir, muhafazakar mı, gerici mi? diye daha değişik şekilde sorayım.
Sevgiler
Kavram olmayan kavramlaştırma:
Hasma önce negatif bir kavram yüklenir,
Sonra "ben ondan değilim, onun karşıtıyım" denir.
Algı oyunu: "Negatifin tersi pozitif" = "negatif olmadığıma göre pozitifim".
Oysa her nagatif kavramın, binlerce, binlerce negatif karşıtı var.
Tıpkı bu sitede ateist olmaması,
Ama "ben teist değilim" diyen her çeşitten teist olması gibi.
Şimdi sen birine "gerici" dediğinde,
O gerici olmayan sen, "ilerici" olur musun?
İlerici olmak, "gerici" dediklerin olmamak değil de,
"İlerici" kavramını "ilerici" edimlerle doldurmak olmasın?
Solcunun ilericisi-gericisi olmaz,
Sağcının ilericisi-gericisi olmaz,
Ancak insanın.
Şimdi şunu sorarsın,
"Neden soruya cevap vermiyorsun da tanım yapıyorsun?"
Çünkü ortada bir soru yok!
Sen sen olmayana "gerici" dedin,
Ve artık "ilerici"sin, haklısın, güzelsin.
Soru nerede?
ozkanates
14-03-2016, 12:59
Solculuk ve sağcılık Türkiye'ye hiç gelmedi.
Kültür ancak adalet ve merhamet üzerine,
Kim ki daha adaletli ve merhametli, kültür o.
Batılılaşma trenine binmeyi seçtiğimizde,
Batı gibi yapay düşmanlar üretmek gerekti,
Devlet eliyle ürettiğimiz sentetik şiddetle.
Bizde sağcılık ve solculuk,
Şiddete karşı olmaktan ibaret.
Şiddetin kaynağı ne bildiysek,
Kendimize onun zıttı dedik.
Solsa sağcı, sağsa solcu.
Oysa şiddet yoktu ki,
Karşısına geçesin.
Marx sosyalizmi, kapitalizmin anti-teziydi.
Bizde ise ne solculuk bir tez oldu, ne sağcılık.
Adalet ve merhametin tezi yok ki anti-tezi olsun.
Batı kültürü yağma kültürü: Böl, öldürt ve yönet.
İnsan insana düşman olmazsa Batı da olmaz.
En zayıf yerimizden yakaladı bizi,
Adalet ve merhametten.
Bu yüzden düştük birbirimize,
Ne oldu bilmeden.
ozkanates
23-03-2016, 12:51
.
Anadolu'yu neden seviyorum!
Doğu kültürü birlikte yaşamak üzerine kurulu.
Birlikte yaşamanın en parlak örneği Türkler,
Türklerin de en parlak örneği Osmanlı.
Peki nasıl!
Birbirinden bağımsız 3 mefhumun birleşmesi ile.
Bu mefhumlar birbirlerini yaratmadılar,
Birbirlerini bulmadan önce vardılar,
Ve o zaman da yine çok özeldiler.
Ama zamanın ve mekanın özel bir örtüşmesinde bir araya geldiler,
Ve her biri diğer ikisinde, kendinin en parlak ifadesini buldu:
Anadolu, Türk, İslam.
Anadolu kültürünü bu yuzden seviyorum...
Ötekileştirmemenin, birlikte yaşamanın,
Adaletin, merhametin, kucaklamanın,
Bildiğim en parlak örneği olduğu için.
Şüpheci Dinsiz
24-03-2016, 22:44
Sevgili ozkanates,
Yukarıda "bir durumdan başka bir duruma geçiş, evrim, dönüşüm"e girmeyen madde varsa belirt.
[...]
Kavram olmayan kavramlaştırma:
Hasma önce negatif bir kavram yüklenir,
Sonra "ben ondan değilim, onun karşıtıyım" denir.
Algı oyunu: "Negatifin tersi pozitif" = "negatif olmadığıma göre pozitifim".
Oysa her nagatif kavramın, binlerce, binlerce negatif karşıtı var.
Tıpkı bu sitede ateist olmaması,
Ama "ben teist değilim" diyen her çeşitten teist olması gibi.
Şimdi sen birine "gerici" dediğinde,
O gerici olmayan sen, "ilerici" olur musun?
İlerici olmak, "gerici" dediklerin olmamak değil de,
"İlerici" kavramını "ilerici" edimlerle doldurmak olmasın?
Solcunun ilericisi-gericisi olmaz,
Sağcının ilericisi-gericisi olmaz,
Ancak insanın.
Şimdi şunu sorarsın,
"Neden soruya cevap vermiyorsun da tanım yapıyorsun?"
Çünkü ortada bir soru yok!
Sen sen olmayana "gerici" dedin,
Ve artık "ilerici"sin, haklısın, güzelsin.
Soru nerede?
Yüklü olduğunuz ön yargılar sebebiyle gereksiz bir alınganlık ve saldırganlık göstermişsiniz. Amacım sizin devrim olarak nitelendirdiğiniz olayların gerçekten devrim olup olmadığını tartışmaktı.
Muhtemelen bilirsiniz, siyasi jargonda;
- Çağdaşlaşma, hak ve özgürlükleri ilerletme yönlü ilerici devrimlere devrim denir, yani devrimin default anlamı ilerici anlamıdır.
- İlerici devrim niteliği taşımayan "yönetimi ele geçirmelere" darbe denir.
- Hak ve özgürlükleri kısıtlama yönlü gerici devrimlere de karşı devrim denir.
Neyse, bende tartışma isteği kalmadı.
Sevgiler
.
Anadolu'yu neden seviyorum!
Doğu kültürü birlikte yaşamak üzerine kurulu.
Birlikte yaşamanın en parlak örneği Türkler,
Türklerin de en parlak örneği Osmanlı.
Peki nasıl!
Birbirinden bağımsız 3 mefhumun birleşmesi ile.
Bu mefhumlar birbirlerini yaratmadılar,
Birbirlerini bulmadan önce vardılar,
Ve o zaman da yine çok özeldiler.
Ama zamanın ve mekanın özel bir örtüşmesinde bir araya geldiler,
Ve her biri diğer ikisinde, kendinin en parlak ifadesini buldu:
Anadolu, Türk, İslam.
Anadolu kültürünü bu yuzden seviyorum...
Ötekileştirmemenin, birlikte yaşamanın,
Adaletin, merhametin, kucaklamanın,
Bildiğim en parlak örneği olduğu için.
Bu yazdıklarına sen inandın mı diyeceğim ama akapeli olduğun belli, inanarak yazmış olmalısın :)
.
Anadolu'yu neden seviyorum!
Doğu kültürü birlikte yaşamak üzerine kurulu.
Birlikte yaşamanın en parlak örneği Türkler,
Türklerin de en parlak örneği Osmanlı.
...
Anadolu, Türk, İslam.
Anadolu kültürünü bu yuzden seviyorum...
Ötekileştirmemenin, birlikte yaşamanın,
Adaletin, merhametin, kucaklamanın,
Bildiğim en parlak örneği olduğu için.
Ne sacma sapan dusuncelerin var senin ozkan.
Anadolu Turk mu?
Musluman mi?
Gelmissin orta asyadan at kosturarak,
Isgal etmissin vatanimi, yazmissin topragima ne mutlu hede hode..
Cok mutluyum..
senin bu kafaya ulasmak cok pahaliya patlar bize.
Osmanlı hiç bir zaman kendine ne Türk demiştir, ne de Türklüğü kabul etmiştir.
Osmanlı Devletinde kamu ile ilgili belgelerde, Türkçe sözcüğe 1876 Anayasasına değin rastlanmadı. Bu belgelerde Tek bir Türkçe kelime yoktur. Osmanlının Türk olmadığını maddelerle açıklayalım.
1. Osmanlının kayı boyundan olduğu söylenir fakat böyle bir delil veya ıspat yoktur. İlk Osmanlı parasında Kayı boyu tamgası olduğu tamamen uydurmadır. Olsaydı bile Osmanlıyı Türk saymak için kanıt sayılamaz. Osmanlı devletinin ilk parası: Kayı boyunun damgası nerede? Görebilen var mı? 1597’de Şerefhan tarafından yazılan Şerefname'de “Rum hükümdarı Fatih Sultan Mehmet” diye geçiyor. Yunan ve Rum tarihçilerde Fatih Sultan Mehmedin Rum kökenli olduğunu söylüyor. Rumların o dönemde nüfus olarak çoğunlukta olduğu belli oluyor. Demek ki Türkmenler azınlıkmış. Fatih Sultan Mehmet lakaplı Osmanlı Sultanı 2. Mehmet’in Müslüman değil, Hıristiyan olduğunu geçen yıl ünlü yazar Çetin Altan yazmıştı. Fatih Sultan Mehmet Kaiser-i Rum (keizer) olan ünvanı kullanmıştır, bu Hıristiyanların ünvanıdır. Şu an Anadoludaki eski şehir, ilçe vs isimlerinin çoğu Cumhuriyetin ardından değiştirilip Türkçeleştirilmiştir. Mesela İstanbul’un resmi ismi 1930’lara kadar Konstantiniyye idi. Arapçada “Konstantin’in şehri” manasına gelir. Konstantiniye’nin adı 1930’da çıkarılan bir kanun ile değiştirilerek İstanbul yapılmışır. Osmanlı kayıtlarındada 1920lere kadar İstanbulun adı Konstantiniyye diye geçer. Ki zaten İstabul kelimeside Yunancadır. İstanbul: Grekçe; Eis Ten Polin (Şehire doğru), Osmanlının Constantinopoli feth edip İstanbul yapması tarihi bir yalandır. İstanbul adı 1930’da verilmiştir. 1a.Osmanlı hiç bir zaman Türkçe konuşmamıştır. Osmanlıca Arapça ve Farsça karışımı dildi. Bilinenin aksine Osmanlıca denen yapay dil Türkçe değildir. Türkçede çok fazla Arapça ve Farsça kelime olduğu için böyle sanılıyor. Osmanlıda saray dili Persçeydi. Osmanlının kullandığı alfabede Pers alfabesiydi. Arapça ve Farsça yazan, konuşan ediplerin, Türkçe konuşan ve yazanlardan daha üstün tutulmaları sebepsiz değildir.
2. Bütün kadın sultanlar, bütün padişah anaları, hep yabancı ırklardan alınan köle kadınlardan geldiler. Hanedanda bu kan yabancılığı, Osmanlı İmparatorluğu'nun son padişahına kadar devam etti.
3. Osmanlı şairlerinden Baki'nin, "Muhteşem Süleyman" olarak bilinen padişaha sunduğu bir şiirinin Türkçeleştirilmiş dizeleri şöyle: "Her taç yoksulluk ve yokluk ehline baş tacı olamaz. Ey hoca Türk toplumundan olanın başı kabadır. Türk, sultan olma yeteneğinden yoksundur." Yine bir Osmanlı şairi olan Nef'i ise; "Tanrı, Türke irfan çeşmesini yasaklamıştır" demiştir. Divan-ı Hümayun yazmanlarından Hafız Hamdi Çelebi 1499 yılında yazdığı şiirinde, "Baban da olsa Türkü öldür" nakaratını kullanmakta, üstelik bu sözün İslam Peygamberi Hz. Muhammet'e ait olduğunu vurgulamaktadır. Sadece bir kıtasını yineleyelim: Osmanlı sarayının devşirme yazarlarından Hafız Ahmet Çelebi'nin 1499 yılında yazdığı şiirin bir kıtası şöyledir: SAKIN TÜRK'Ü İNSAN SANMA BİR AN BİLE OLSA TÜRKLE OLMA TÜRK ELİNE ŞEKER OLSA,O ŞEKER ZEHİR OLUR TÜRK'ÜN BAŞINI KESERKEN SAKIN GAM YEME BABAN BİLE OLSA TÜRK'Ü ÖLDÜR.
4. Anadolu’da öldürülen Türk sayısı, Yavuz Sultan Selim zamanında 50.000 kadardır. Bu gerçek Osmanlı İmparatorluğu'nun Türklükle alakası olmadığının açık bir kanıtıdır.
5. Osmanlı tarihçisi Naima aynı bilinç içinde şöyle yazmaktadır: "Türkmen çözülüp gitmesi yamandır, cem-ü iltiyamına derman yok.” Yani, Türk ulusu ve unsuru öylesine eriyip çözülecektir ki, bir daha birleşmesinin ve bütünleşmesinin ilacı ve dermanı olmayacaktır. Osmanlı tarihçisi Naima "Tarihi"nde Türkler için; nadan (kaba) Türk, idraksiz Türk, hilekâr Türk ifadelerini kullanmaktadır.
6. Aslında Türkler hakkındaki kötü yargılar Selçuklulardan beri yaygındır. Örneğin, Selçuklu yazar Aksaraylı Kerimeddin Mahmud, şunları yazmıştır: "Hunhar Türkler, köpek ve kurt gibidirler, ellerine fırsat geçerse yağmayı ganimet bilirler, fakat düşman kuvvetleri gelirse kaçarlar."
7. Osmanlı düşüncesinde, "kavmi necip" olarak görülen Araplar karşısında Türk ulusu aşağılanmıştır. 1912 yılında Sebilürreşt dergisinde çıkan bir yazıda; "Türk" deyiminin kullanılması, dinsizlik, kâfirlik sayılıyordu. "Türk hükümeti", "Türk ordusu", "Türk ülkesi" deyimlerinin Osmanlı halkı üzerinde rahatsızlık yarattığı biliniyordu.
8. Osmanlı Efendisine Türk demek hakaret sayılmış, "Türk" sözcüğü, Anadolu köylüleri için kullanılır olmuştur. Yani Türk kelimesi aşağılamak ve küfür yerine kullanılırmış. Irki bir anlam taşımıyor ve sadece cahil köylüleri aşağılamak söylenirdi.
9. İstanbul alındıktan sonra, Osmanlı yönetiminde, devletin en yüksek yürütme organları Türke kapalı tutulmuş, devlet adamlarının yetiştirildiği Enderun okullarına Türkler alınmamışlardır. 10a. Devlet-i Aliyye Devri'nde, Başbakanlara, Sadrazam deniyordu. 624 yıllık Osmanlı devrinde, 215 sadrazam oldu. Ve sadece 78'inin Türk asıllı olduğu iddia ediliyor. Yani en 197 sadrazam Türk soyundan değildi. Bu 78 Türk olduğu iddia edilen sadrazamlarda büyük olasılıkla uydurmadır. Böyle birşey gerçek değildir. Son yıllarda yazılan tarih kitaplarında yer alır ancak. Eski tarih kitaplarında böyle birşey yer almaz. 10b. Osmanlı vezirlerinin içinde tek bir Türk yoktur.
11. Osmanlı yönetiminin bu tutumuna karşın halk da kendi arasında birlik ve beraberlik içinde değildi. Anadoluda tarikatlar içinde, Türk kökenli olanları, doğal olarak Arap kültürü görmüş olan medreselilerce aşağılanmaya çalışıldı. "Kaba Türk", "Anlayışsız Türkler", "Pis Türkler" gibi önyargılar dönemin özelliklerinden oldu.
12. Osmanlı yönetiminde Türke yaklaşım o denli aşağılayıcıdır ki, o günlerden kalan aşağıdaki şiir bu yaklaşımı özetlemektedir: "Türk değil mi, Merzifon'un eş.ği, Eş.k değil, köp..ten de aşağı."
13. Osmanlı Devletinde kamu ile ilgili belgelerde, Türkçe sözcüğe 1876 Anayasasına değin rastlanmadı. Ne dini, ne dili, ne ırkı, ne davranışı Türklükle alakası olmayan Osmanlıya “Türk” demek kadar komik ve saçma birşey olamaz. Dünyada böyle birşey ne görülmüştür, nede duyulmuştur.
14. Osmanlı yönetimi, kendilerini Türk olarak görmedikleri için, Türk kökenliler "azınlık" konumunda kaldı. 1897 tarihinde, bir İngiliz gezgini şunları söylüyordu: "Türk adı nadiren kullanılır, onun iki yolda kullanıldığını işittim; ya bir ırkı ayırt eden deyim olarak, örneğin bir köyün 'Türk' veya Türkmen' olup olmadığını sorarsın, ya da bir hakaret deyimi olarak, örneğin İngilizce söyleyeceğin 'eşek kafalı' anlamında, 'Türk kafa' diye homurdanırsın. Büyük genetik araştırmaların hepsi Orta Asyadan Anadoluya gelmiş Türkmenlerin azınlık olduğunu ıspatlamıştır.
...
...
...
1) Şevket Süreyya Aydemir, Makedonya... C.2, s.440. 2) Burhan Oğuz'dan aktaran, Şakir Keçeli, a.g.y., s. 118. 3) Aktaran, Şakir Keçeli, a.g.y., s. 121. 4) Çetin Yetkin, Türk Halkı... s.161. 5) Naima Mustafa Efendi, Tarih-i Naima, Türkçeleştiren: Zuhuri Danışman, İstanbul, C.1, s.168, 238, C.2 s.536. C.3, s.1180, C.4 s.169. 6) Aktaran, Çetin Yetkin, a.g.y., s.12. 7) Mustafa Coşturoğlu, a.g.y., s.278, 279. 8) Bozkurt Güvenç, Türk Kimliği, s.22, 23, Cahen'den aktaran, Bernard Lewis, Modern Türkiye'nin Doğuşu, s.1. 9) Hikmet Bayur, a.g.y., s.15. 10) Hikmet Bayur, a.g.y., s.17. 11) Özer Ozankaya, Türkiye'de Laiklik, İstanbul, 1990, s. 253. 12) Özer Ozankaya, a.g.y., s.121. 13) Warshew'den aktaran, Bozkurt Güvenç, a.g.y., s. 311. 14) Bozkurt Güvenç, a.g.y., s.26. 15) Aktaran, Çetin Yetkin, a.g.y., s.145. 16) Esat Kamil Erkut, a.g.y., s.63. 17) M.Rauf İnan, Atatürk'ün Evrenselliği, Önder Kişiliği, Eğitimci Kişiliği ve Amaçları, Ankara, 1983, s.198. 18) Ramsay'dan aktaran, Bernard Lewis, a.g.y., s.331. 19) Türkoloji uzmanı Cahun'dan aktaran, Bozkurt Güvenç, a.g.y., s.308. 20) Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Atatürk, İstanbul, 1971, s.24, 25.
___
İlahimasal
25-03-2016, 01:47
Sevmiyorum ULAN türk,arap,kürt vs MÜSLÜMAN bilmem neyini.
Zorlamı dayatacaksın?
Kabul etmessem kuyularamı dolduracaksın.
Evlatları olsam bogduracakmısın?
Ozgurlüğüm,hurriyetim bir kişini iki dudağı arsındamı olucak?
Karım ,kızım benim inanmadığım kişilerin inancının cariyesi,sex kölesimi olucak?
Malımın 5 de 1 ni el-lah putuna vermek zorundamıyım?
Birilerinin ezan dinleme keyfi için vergiye tabi olmak zorunlulugum nedir?
Tek bir ailenin üstünlüğünü kabul etmek zorundamıyım?
Defolun gidin bu ülkeden,bu tip bir andolu ,arap çöllerinde kutsal toprak dediğiniz yerde var.
ozkanates
25-03-2016, 13:24
Sevgili ozkanates,
Yüklü olduğunuz ön yargılar sebebiyle gereksiz bir alınganlık ve saldırganlık göstermişsiniz. Amacım sizin devrim olarak nitelendirdiğiniz olayların gerçekten devrim olup olmadığını tartışmaktı.
Muhtemelen bilirsiniz, siyasi jargonda;
- Çağdaşlaşma, hak ve özgürlükleri ilerletme yönlü ilerici devrimlere devrim denir, yani devrimin default anlamı ilerici anlamıdır.
- İlerici devrim niteliği taşımayan "yönetimi ele geçirmelere" darbe denir.
- Hak ve özgürlükleri kısıtlama yönlü gerici devrimlere de karşı devrim denir.
Neyse, bende tartışma isteği kalmadı.
Sevgiler
Sevgili Şüpheci Dinsiz kardeşim,
Sözüme "önyargı" demişsin ama sözün yine benim sözüm.
Sen olmayan birileri ilerici değil, darbeci, karşı devrimci...
"Kardeşim"den başka hitap/kavram kullanmam,
Ve her tanımım ancak kendimi tanımlar.
Devrimciliği tanımlamak istiyorsan kendi devrimini anlat.
Gericilik, darbecilik, karşı devrimcilik... böyle tanımlanır.
Ki hemen alttaki yazıda uzun uzun izah da etmiştim,
Ne birimiz devrimci ne başkamız gerici,
Biz ancak biziz!
Canın sohbet çekerse tekrar,
Buradayım.
İlahimasal
15-08-2016, 20:33
Türkiye'de 2007'den sonra neredeyse her gün devrim olmasına alıştık, fark etmiyoruz.
Ve şimdi komple tüm bölgede bir devrim içinde miyiz acaba?:
Küresel denklem hızla değişiyor
Son 10 güne baktığımızda küresel dengelerin değişmeye başladığı hissediliyor.
... bu değişimin temel sebebi, hiç şüphesiz “İslam Ordusu”nun ete kemiğe bürünmeye başlaması
ABD ve Avrupa'dan da olumlu sinyaller geliyor..
Ama inşallah inananlar için netice güzel olacak..
Alper TAN
7.3.2016
Ozkan hoca 2007 de DEVRİM yapanlar 15 temmuz 2016 da ,orduda ete kemiğe bürünüp ordunun içine SIZIP darbe yaptılar!
Evren ayna mı diyordunuz?
Kenan EVREN = Darbe !
:director:" alnı secdeye değen lerden zarar gelmez."
:director:"allahım verdikce veriyor."
:director:"bağırsaklarımız temizleniyor."
:director:" Nato arkamızda"
2007 karşı devrimin yerle yeksan oldu .
bursali68
16-08-2016, 09:12
Merhaba,
Sevgili Özkanateş, BİLGİ den ziyade AKP sempatizanı olarak AKP düdüğü öttürmek için açmış bu konuyu sanırım...2002 den önce Türkiye' de durum...:
*Yol yok,
*Köprü yok,
*Sanayi yok,
*Eğitim yok,
*Herkes sokaklarda birbirini vuruyor kaos kol geziyor,
*Ekonomi çökmüş,
*Toplum ota-boka, börtü-böceğe tapıyor,
*Vesayet vardı kaldırıldı, 2002 den sonra vesayet kalmadı,
*Emperyalizm uşaklığına 2002 den sonra son verildi,
*Hele ki DÖNEKLİK önceden ayıp birşeydi, 2002 den sonra ise RESMİLEŞTİ,
*Bu toplum DEMOKRASİ nedir bilmiyordu sonunda (15 Temmuz ile ) onu da sayelerinde öğrendik, öğreniyoruz.Ülkeye demokrasi getirdiler...
Falan, falan, falan....
Neyse bunlar, bu modeller böyle alışacağız artık sanırım...!
Sağlıcakla kalınız...
bilgivehis
16-08-2016, 22:22
Bu konuda benim görüşlerim.
Türkler Anadolu'ya gelmedi zaten Anadolu'da yaşıyorlardı. Anadoluya sonradan gelen Türkler Osmanlı'yı kuran Türklerdir...
Osmanlı'nın ilk üç padişahından sonra Türk padişahı olmamıştır...
Osmanlı tarihi boyunca sürekli Türkleri kullanmış, hor görmüş, saraya sokmamış ve hatta çeşitli dönemlerde büyük Türk katliamları yapmıştır...
Alevi değilim, araştırdığım bütün sonuçlar Alevilerin öz Türklerden biri olduğudur. Osmanlı'da ve günümüzde Aleviliğe düşmanlığın bir nedeni de budur...
Her daim saldırıya uğrayan ve hatta asimile edilen Türkler, emperyalizmin çabalarıyla tam tersi bir konumda gösterilmiş ve halen devam ediyor...
Aslında etnik tartışmalar emperyalizmin dayattığı bir sonuç olması nedeniyle karşıyım ve Turan Dursun forumunda tartışılması bence emperyalizmin ekmeğine yağ sürmektir. Turan Dursun yöneticilrini elbette suçlamıyorum sadece bir uyarı olarak görüşümü belirtiyorum...
ozkan
sen tevil yap, ayetlere takla attır.
eko-politik bilmeden politika konuşmaya kalkma.
devrim, verili üretim biçimini/ilişkilerini değiştirir.
ortada devrim falan yok.
m.kemal eliyle bonapartist-kapitalizme geçiş yapıldı.
buna devrim dediler.
son yıllarda olan biten, bonapartist-kapitalizmin, emperyalist-kapitalizmin geldiği süreçte artık işe yaramıyor olması.
doğrudan faşizm, sermaye sınıfının yegane seçeneği.
bunun için de üstyapının koşullayıcı etkisi şart.
o koşullayıcı etki adına konuşuyorsun.
bırak doğuymuş, batıymış, anadoluymuş, masal bunlar.
emekçinin sofrasına bak.
ondan sonra adalet ve merhametten bahsedersin.
sizden adalet ve merhamet de bekleyen yok.
hırsız ve talancılara güzellemeler yapan da onlardandır.
ne yaparsınız yapın nehrin akışını tersine çeviremezsiniz.
üstyapının koşullayıcı etkisi limitlidir.
bu halkı allah kitap yok huri memesi, yok o meme değil üzüm falanla filanla bi yere kadar
güdebilirsiniz.
kapitalizm kendi içine çöküyor.
anarşizme/komünizme ütopya diyenler dönsün baksın, tam rekabet piyasası denen zırvanın artık tüm tarihsel koşullarını yitirdiğini görecektir.
sana ve senin gibilere gelince ; geberen kapitalizmin yancıları protestan müslümanlarsınız.
sömürünün dine ve güçlü devlet palavralarına ihtiyacı var.
düğmeye basıldı, yeşil kuşaktan beri bu ülke dinli kapitalizmle, emperyalizme entegre edildi.
bugün değişen bişey yok.
biraz daha faşizm hepsi bu.
sana kalan da borazanlık.
bilgivehis
17-08-2016, 16:18
m.kemal eliyle bonapartist-kapitalizme geçiş yapıldı.
buna devrim dediler.
Sadece bonapart-kapitalizm değil, kapitalizmin kendisi de bir devrimdir.
Sınıfların, herhangi bir gücün baskısı olmadığı, insanlar yeteneklerini özgürce sergilediği, bütün insanların dünyanın bütün olanaklarından yararlandığı, ırkçı, dinsel gibi ilkel inanışların olmadığı bir dünyaya dogru giden bütün büyük olaylar bir devrimdir. Evrilen sadece canlı-cansız varlıklar değil, sistemler de evrimin bir parçasıdır. Sistemleri her ne kadar insanlar getiriyor olsa da insanlara dayatan da koşullardır. Köleci, feodal, burjuva, kapitalist ve vahşi kapitalizmi getiren koşullar, bundan sonra daha başka sistemlere dogru giden bir evrimdir aynı zamanda.
Atatürk'ün yaptığı, burjuvanın ilk çıkış sürecinde yaptığıyla benzerlik taşıdığından ve hatta bunu çok kısa zamanda yaptığından çok önemli bir devrimi başarmıştır. Din eğemenliğine son vermesini basit göremeyiz. Örnegin, Turan Dursun forumunun önünü ilk açan bu devrimdir...
Sadece bonapart-kapitalizm değil, kapitalizmin kendisi de bir devrimdir.
Sınıfların, herhangi bir gücün baskısı olmadığı, insanlar yeteneklerini özgürce sergilediği, bütün insanların dünyanın bütün olanaklarından yararlandığı, ırkçı, dinsel gibi ilkel inanışların olmadığı bir dünyaya dogru giden bütün büyük olaylar bir devrimdir. Evrilen sadece canlı-cansız varlıklar değil, sistemler de evrimin bir parçasıdır. Sistemleri her ne kadar insanlar getiriyor olsa da insanlara dayatan da koşullardır. Köleci, feodal, burjuva, kapitalist ve vahşi kapitalizmi getiren koşullar, bundan sonra daha başka sistemlere dogru giden bir evrimdir aynı zamanda.
Atatürk'ün yaptığı, burjuvanın ilk çıkış sürecinde yaptığıyla benzerlik taşıdığından ve hatta bunu çok kısa zamanda yaptığından çok önemli bir devrimi başarmıştır. Din eğemenliğine son vermesini basit göremeyiz. Örnegin, Turan Dursun forumunun önünü ilk açan bu devrimdir...
atatürkün yaptığı ile, burjuvanın ilk çıkışı arasında benzerlik görseydim,
ve tepeden inme, osmanlı artığı yüksek bürokratlarla birlikte, egemen sistem olan emperyalizme yamanmasına devrim deseydim
bonapartist kapitalizm diye bir cümle kurmazdım.
atatürk kendisinden yüzyıl önce başlamış çağdaşlaşma/batılılaşma/muasırlaşma geleneğinin paşalarından biridir.
sizin kemalin yaptıklarında devrim görmenizle,
şu protestanlaşmış müslümlerin tayyibi devrimci ilan etmeleri arasında benim açımdan bi fark yok.