
27-07-2015, 16:19
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 May 2015
Mesajlar: 691
|
|
Anadolu
Türkler, ilk olarak kuzey doğu Asya'da, Sibirya'nın altında küçük bir bölgede ortaya çıktılar. Bu küçük bölgeden, Orta Asya'ya, Kafkasya'ya, Balkanlar'a, Anadolu'ya ve Arap Yarımadası'na yayıldılar ve gittikleri her yerde devlet oldular. Çünkü bu kavmin kültürü, benzeri olmayan bir özelliğe sahipti: Diğer kavimlerle birlikte yaşayabilme ve diğer kavimleri birlikte yaşatabilme özelliği. Bu yüzden karıştıkları toplumların kültüründe erimek yerine, sıklıkla onları kendi çatıları altında birleştirdiler ve bu kavimlerin bir kısmı zamanla Türkleşti.
Orjinal Türkler, moğollar gibi çekik gözlüydü. Diğer ırklarla o kadar çok karıştılar ki, ırksal özellikler kayboldu. Dolayısıyla Türk, bir ırk değil bir kültür. Türk kültürü tarafından cezbedilerek zamanla bu kültürü benimsemiş ırkların oluşturduğu bir karışım. Örneğin, uzun boylu, açık tenli, kızıl saçlı, tam bir viking görünümlü Türk toplulukları vardı. Aynı durum kurdukları devletler için de geçerli ki, bunların en ilginci Memlükler. O dönemde, çalışkanlıkları ve sadakatleri sebebiyle bölgede en makbul, en pahallı köleler Türklerdi. Bunlar zamanla o kadar yükseldiler ki, sonunda devletin başına geçtiler, adını da Memlükler, yani "köleler" koydular.
Türkler, Anadolu'ya geldiklerinde binlerce yıllık bir ırklar ve medeniyetler karışımıyla yeniden karıştılar, ve onun içinde kaybolmak yerine onu cezbederek Türkleştirdiler. Bu topluluk, daha sonra kültürün en görkemli örneğini oluşturacak, çağının süper gücü olacaktı. Ve aynı zamanda, yeni tabirle "yumuşak güc"ün büyük bir uygulaması. Balkanlar'da 25 kadar ülkeyi 400 yıl barış içinde yönettiler. Bölgeden çıktıklarında, bölgenin kültürü, girdiklerindekiyle hemen hemen aynıydı çünkü halklar özgür yaşamışlardı. Balkanlar, Türkler gelmeden önce bir savaş bölgesiydi, onlar çıktıktan sonra yine bir savaş bölgesi olacaktı. Aynı durum, Arap Yarımadası'nda da geçerliydi çünkü Türkler, gelişme dönemlerinde İslam'ın kılıcı, gerileme döneminde kalkanı olmuşlardı.
Kültürün cazibesine başka bir örnek de yeniçeriler. Bugün Balkanlarda "yeniçeri" kelimesi, "başkasının fikrine saplanmış ve/veya başka birini mantıksızca destekleyen" anlamı kazanmış alaycı bir kelime. Yeniçeriler, çocukken devşirilir, Türk ailelerin yanında Hacı Bektaş Veli'nin prensipleriyle yetiştirilir, Osmanlı ordusuna katılırlardı. Bunlar ordudan ayrılıp ülkelerine döndüklerinde, tekrar eski dinlerine dönmez, müslümanlar olarak ibadet etmeye devam eder, ülkelerinin ordularına yine yeniçerilerinkine benzer kıyafetiyle katılır, özel birlikler oluştururlardı. Hatta Viyana kuşatması sırasında 200'ü, Osmanlı ordusuna karşı yine bu kıyafetleri içinde savaştılar.
İşte kuzey doğu Asya'nın küçük bir bölgesinden gelen bir kültürün, kıtalar boyunca yayılmasının, pek çok devlet kurmasının, dünyanın en çok konuşulan 5. dili olmasının, Anadolu gibi en zor bir coğrafyayı 1000 yıldır elinde tutabilmesinin öyküsü bu. Gittikleri her yerde çekim merkezi oldular, diğer kültürleri kucakladılar, onlarla birlikte yaşayarak ve onları birlikte yaşatarak, barışın, birliğin ve kardeşliğin yuvası oldular. Ve işte böylece, vardıkları her yerin tarihini yarattılar.
|

27-07-2015, 19:49
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Mar 2015
Mesajlar: 4.698
|
|
ozkanates´isimli üyeden Alıntı
Kültürün cazibesine başka bir örnek de yeniçeriler. Bugün Balkanlarda "yeniçeri" kelimesi, "başkasının fikrine saplanmış ve/veya başka birini mantıksızca destekleyen" anlamı kazanmış alaycı bir kelime. Yeniçeriler, çocukken devşirilir, Türk ailelerin yanında Hacı Bektaş Veli'nin prensipleriyle yetiştirilir, Osmanlı ordusuna katılırlardı. Bunlar ordudan ayrılıp ülkelerine döndüklerinde, tekrar eski dinlerine dönmez, müslümanlar olarak ibadet etmeye devam eder, ülkelerinin ordularına yine yeniçerilerinkine benzer kıyafetiyle katılır, özel birlikler oluştururlardı. Hatta Viyana kuşatması sırasında 200'ü, Osmanlı ordusuna karşı yine bu kıyafetleri içinde savaştılar.
|
Bu kısmı yazmakdaki amacınız nedir.mana yükleyerekde yazmışsınız.
|

28-07-2015, 16:36
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 May 2015
Mesajlar: 691
|
|
ilahi komedya´isimli üyeden Alıntı
Bu kısmı yazmakdaki amacınız nedir.mana yükleyerekde yazmışsınız.
|
Sorunu açar mısın.
|

28-07-2015, 18:15
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 30 Apr 2011
Bulunduğu yer: İstanbul-İzmir hattı :)
Mesajlar: 1.474
|
|
ozkanates´isimli üyeden Alıntı
Gittikleri her yerde çekim merkezi oldular, diğer kültürleri kucakladılar, onlarla birlikte yaşayarak ve onları birlikte yaşatarak, barışın, birliğin ve kardeşliğin yuvası oldular. Ve işte böylece, vardıkları her yerin tarihini yarattılar.
|
İyi güldürdün beni Zeus senden razı olsun
|

30-07-2015, 16:59
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Mar 2015
Mesajlar: 4.698
|
|
ozkanates´isimli üyeden Alıntı
Sorunu açar mısın.
|
Sorun deil soru
Soruda gayet açık
Neden mana yukleyerek yazdınız.Bu yazdıklarınıza kaynak bulup yazssaydınız.okur geçerdik.kendinizce yorumlamışsınız yine kuran dediginiz şeyleri eğip bükdüğünüz gibi.
Hem türkmen hem alevi düşmani olabilirmisiniz.?
Arada bu muhteşem bilginizi osmanlının devşirme durumunu da yazarak bizleri aydınlatabilirsiniz.
|

31-07-2015, 18:43
|
 |
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 06 Jan 2013
Bulunduğu yer: Belgrad
Mesajlar: 589
|
|
ozkanates´isimli üyeden Alıntı
Balkanlar'da 25 kadar ülkeyi 400 yıl barış içinde yönettiler. Bölgeden çıktıklarında, bölgenin kültürü, girdiklerindekiyle hemen hemen aynıydı çünkü halklar özgür yaşamışlardı. Balkanlar, Türkler gelmeden önce bir savaş bölgesiydi, onlar çıktıktan sonra yine bir savaş bölgesi olacaktı.
|
Balkanlardaki Türk hakimiyeti, bölgenin tarihsel gelişimi ve Batı Avrupa'da ki düşünsel, felsefi ve teknolojik gelişmelerden soyutlanmasına sebep olması hasebiyle bölge açısından tam bir felaket olmuştur. Misalen Avrupa'nın gelişmiş ve modern bölgeleri ile bunlara kıyasla geri kalmış bölgeleri arasında bir sınır çizerseniz, bu sınırın, Türklerin, Avrupa'da ki hakimiyetleri ile paralellik taşıdığını görürsünüz. Öyle ki Türklerin yönetimine uzun süre maruz kalmış Sırbistan, Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk gibi ülkeler bugün Avrupa'nın gelişmemiş bölgelerine tekabül ederken, Almanya, İtalya, Fransa gibi Türk istilasına maruz kalmamış bölgeler ise modern Avrupa'ya karşılık gelmektedir.
Türklerin, Balkanlarda kurduğu düzende, bölge halklarının kısmide olsa din ve vicdan hürriyetine sahip oldukları doğru olsa bile bu, İslam hukukunun, gayri-müslimlere, cizye karşılığı tanıdığı serbestilikle alakalıdır. Bu sayede gayrimüslimler ve inançları, Osmanlı Türkleri tarafından kabul görmüş, Kiliseleri, resmi bir kurum olarak Osmanlı idaresi tarafından tanınmıştır.
Bugün Balkanlardaki çatışma ortamı da yine Türk hakimiyetinin miras bıraktığı dinsel ve etnik düşmanlığın bir sonucudur. Yıllarca adaletsizliklere maruz bırakılan Balkanların gayri-müslim halkları, bunun müsebbibi olduğu kini, Balkanların Müslüman halklarına yöneltmişlerdir. Örneğin; Srebrenica'ya giren Sırp komutan Ratko Mladic, ''Türklerden artık intikamımızı alabileceğiz'' diyerek söz konusu katliamı gerçekleştirmiştir. Yani Boşnak ve Arnavut halkları gibi Müslüman halkların, Yugoslavya iç savaşında maruz kaldıkları kırımlar, geçmişte Türk idaresinin Balkanlardaki kokuşmuş ve sefil idarelerinin yarattığı öfkenin ve intikam duygularının bir sonucudur aslında...
|

31-07-2015, 18:50
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 30 Apr 2011
Bulunduğu yer: İstanbul-İzmir hattı :)
Mesajlar: 1.474
|
|
Sen de katıksız Türk düşmanısın be bedevi...
Türklerin içinde de pırıl pırıl insanlar var.
|

31-07-2015, 18:56
|
 |
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 06 Jan 2013
Bulunduğu yer: Belgrad
Mesajlar: 589
|
|
Olimpiyat´isimli üyeden Alıntı
Sen de katıksız Türk düşmanısın be bedevi...
Türklerin içinde de pırıl pırıl insanlar var.
|
Yukarıdaki hangi ifadem sizde böyle bir intiba uyandırdı ?
Halbuki benim meramım, yıllarca kendilerine devlet tarafından empoze edilen tarihi hadiselerin, somut gerçeklikle örtüşmediğini Türk halkına anlatabilmektir sadece... Ya da bir bakıma karanlık tarihleriyle yüzleşebilmelerini sağlamak.
Bu sebeple söz konusu ithamı kabul edebilmem mümkün değil!
|

31-07-2015, 19:00
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Mar 2015
Mesajlar: 4.698
|
|
ozkanates´isimli üyeden Alıntı
|
Teşekkür hocam.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:47 .
|