Konunun kategorisi hakkında emin değildim, zira pek çok ana kategoriyi kapsayan içeriğe sahip, neyse.
Sevan Nişanyan, Fırat Bayram isimli bir arkadaşın mektubundaki eleştirileri yanıtlıyor.
http://nisanyan1.blogspot.com.tr/2015/08/gene-bir-sol-krose.html
Sevan Nişanyan neden müslümanların gaddarlığına uğramadı, çünkü ülkede Kemalistler egemen, İslamcılar ise ezilen durumdaydılar da ondan. Ben böyle düşünüyorum.
Ayrıca, ister İslam olsun, isterse Kemalizm olsun bunların ikisi de ideoloji halinde devleti ele geçirdiği anda diğerlerini boğacak yapıda olan varlıklar.
Çünkü bunların ikisinde de Tanrılar var.
Eğer Tanrıların buyrukları varsa bir ideolojide, o direkt eleştirilemez yapıda oluyor zaten.
1915'teki İttihat Terakki ilen, 2015 İşid'ini karşılaştırması da ilginç.
Tam 100 sene ve çağ farkı var arada.
Bir eksi puan daha aldı benden o nedenle.
Ayrıca;
Ilımlı İslamı savunan bir insan, Ilımlı Kemalizmi de savunabilir.
İslamın ılımlısı olabiliyorsa, Kemalizmin de ılımlısı olabilir.
Hatta Kemalizm'in ılımlısı, İslam'dan daha başarılı olabilir.
Çünkü birisi 640'ta çıkmış ortaya, ötekisi 1935'te. 1300 sene fark var arada.
Onun için;
Sevan Nişanyan ılımlı islamı akılcı bir yol olarak görüp (en azından şans tanıyıp), Kemalizm'i tamamen kış kışlıyorsa.
Geçmişte yaşadığı travmalar, yazıda bahsettiği gaddarlıklar objektif düşünme yeteneğini zayıflatmış demektir kendisinin.
Ilımlı Kemalizm'i falan savunmuyorum, yanlış anlaşılmasın. İnsanlar ne kadar zeki olurlarsa olsunlar, geçmişteki hatıraları, düşüncelerini nasıl şekillendiriyor onu görüyorum sadece.
Bireyden, genele doğru siyasi düşünce üretiyorlar.
Yoksa bunların ikisi de aynı şey.
Tanrı, Tanrılaştıma ve din işi ideoloji halinde tehlikeli şeyler.
Kurdistannn
08-08-2015, 01:35
Sevan Nişanyanın, İslama, Kemalizmden daha çok kredi veriyor görüntüsü var.
Bunun sebebi de sanırım,Ermeni kökenli olmasından kaynaklanıyor. Türkleştirmeye ve yok sayılmaya karşı bir tepki. Yazdıkları, yaşadığı duygusal travmaların gölgesinde yazılmış gibi.
Kemalizm, halkı üst perdeden şekillendirmeye çalışan bir demir yumruk. Bu kabul ama İslam ne peki
Defalarca kez, farklı ülkelerde, farklı çağlarda farklı şekillerle denenmiş, özünde baskıcılığı barındıran bir İslama şans vermek nedir? Kapalı kutu değil ki bu.
Ilımlı İslam mı olur. Bir düşüncenin ılımlısına şans vermek, onları güç merkezi haline getirmekten başka işe yaramaz.
spartacus
08-08-2015, 01:49
Önemli ayrıntı "Kutsallaştırma" sorunu(gariptir bende uzun yıllardır sitede ifade etmeye çalışmışımdır, inanç-kutsal sorununun nelere mal olduğunu.
Kutsal olan ne varsa, kutsallaştıran altında ezilir, ilk kutsallaştıran ezilir, bir çok şeyini kaybeder, algısını, bilgisini, gözlerini neredeyse organizmadan kazandığı yetilerini-her şeyini.
Ilımlı islam konusunda ise Nişanyan, AKp'nin ilk dönemi ve ikinci dönemi, genelde bir çok liberalin, bazı demokratların hatta bazı solcuların düştüğü hataya düşmüş. Takiyye yeterince analiz edilip, ciddiye alınmamıştı.(Bu tür tartışalarımız forumda da oldu).
Şimdi o günlerde AKP üzerinden, liberal(ılımlı) islam sempatisi, yerini AKP faşizmi söylemine bıraktı ve bu söylemler o günlerde-ki yukarıda değindiğim kesimlerce- dile gelir oldu. Kısaca aslına rücu etti ve bu anlamda Nişenyan'ın, rüzgardan bağımsız bir hata yaptığını düşünmüyorum. O zamanalr öyle bir rüzgar esmişti ve gerçekten de 1980 darbesi, askeri vesayet yönetiminin etkisi büyüktü, şimdi ise yine 1980 darbesi normlarında bir yönetim var, lakin askerin yerine polis geçti ve vesayet sorunu ise kurmaylardan, tek adam ve etrafındaki kurmaylar, korumalar, danışmanlar derken bir sultanlık iktidarına dönüştü.
Türkiyede Devlet yönetimi dendiğinde 2 kesim sözkonusu. Birisi ordu, diğeri ise bilinçsiz toplumu vaadlerle kandıran, vaadler iş yapmadığında etiketle kandıran bürokrat kesim. İkisininde talep ve talip olma sorunu, KUTSAL DEVLET, sert mizaçlı devlet, otoriter yönetim, anti sosyal, insana düşman, halkı teba-avam gören tepeden yönetim-sultanlık- çerçevesinde düğümlüdür. ANAP ve DYP dönemi de aslında aynı talep ve talip sorunuyla başbaşa idi... Şimdi de öyle ve ne zaman ki ordu, sultanların yetersiz kaldığın düşünür o zaman devreye girer, sonra çizdiğimiz rotada götürün bu işi der.... Çağdışı kalmış askeri kafayla yönetilen ve bir kez kapağı saraya(devlete) atanlarıda ihya eden topluma, insana yabancı suratsız, sevimsiz bir devlet modeli işte...
Nişenyan bu sorunu görektense, konuyu kutsallaştırmanın hamuru-suyu yapılan yani aslında malzeme olarak kullanılan şeyleri esas almakla analizi hatalı yapıyor diye düşünüyorum... Çünkü malzeme budur, önemli olan helvayı yapanlardır, onlar kim? Bunu çözmek zorunda. Türkiye'de İslamdır da, ya da Milliyetçilik-ırkçılıktır da, Ortadoğuda mezhepçiliktir vs... ya da batıda görüldüğü gibi yine mezhep, din ya da ırk malzeme olarak kullanılmış olabilir. O halde kullanan kim ve hangi sistem-işleyiş üzerinde gerçekleşiyor? Bence mesele burada, ekonomi-politik analizde yatıyor ve dikkat ediyorum bazı aydınlar "özgürlük" derken, kafayı insanlardaki zincire takıyor, zincirlerinizi kırın vb demeyi yol seçiyor ama zinciri takanın ne olduğunu ve bağlayanın kimler olduğuna gelince görmezden gelip geçiyor. Neden? İşte genelde bunu sorup yanıtlıyorum(cevabı bende saklı olsun).
Son olarak kısaca, bir noktada değinmiş evet, bahailik ile örnek vermiş, muzaffer olsun, işte o zaman görülür nasıl olacağı demiş, yani esaret ve özgürlük düşmanlığında İslamı aratacağını sanmıyorum. gayet yerinde bir ifade, yalnız işte eksik, kutsalı malzeme yapan ne? Dinleri, milliyeti vb mi var, var ise bile önemli mi? belirleyici mi? değil, o halde ne? Yani sorunun etrafında dönmek noktasının aşılması gerekir diye düşünüyorum, mesele de burada, eleştirilmesi gereken de burası diye düşünüyorum...
Turkiye'nin stratejik cikari icin islam'i savunmak da(!) ayri bir garip durum.
ahura mazda
09-08-2015, 01:36
Nişanyan dindarlarla iç içe yaşamadı. Yani hayat pratiği öyle şekillenmedi,kendi otobiyografisi aslanlı yolda bu çok açık. O yüzden her ne kadar entelektüel anlamda dolu olsa da bunun pratiğinden yoksun. Ne zaman anladı peki durumu peki ? Elbette din hakkında açıktan konuşmaya başladığı zaman. En büyük dönemeci o dönemde yaşadı. Şimdi daha makul bir çizgiye doğru kayıyor.