PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Harun Yahya'yı neden muhatap aldık?


Kont
08-04-2007, 15:59
Harun Yahya'yı neden muhatap aldık?
*
http://www.bilimvegelecek.com.tr/?act=2&id=94&sayi=38

Bilim ve Gelecek yayın hayatına başladığından beri en fazla yer verdiği konu Evrim Kuramı'dır. 5 kez doğrudan kapak yaptık ve hemen her sayıda konuyu farklı boyutlarıyla ele alan güçlü makaleler yayınladık. Bunun iki nedeni var:
Birincisi, işimizin gereği. Eğer bilim yayıncılığı yapıyorsanız, ister istemez her alanda evrim perspektifi gündeme gelecektir; çünkü biraz kabalaştırarak ifade edelim: bilim=evrim'dir. Bilim yapmak, evrenin, maddenin, doğanın, toplumun ve bireyin dönüşümünün genel yasalarını bulmaya çalışmak demektir ve bu tanım gereği evrim perspektifi yoksa bilim yapılamaz.
İkinci neden ise, bilim ile politikanın kesiştiği alanın bugün yüklediği gerekliliklerdir. Evrim Kuramı bugün küresel ve yerel gericiliğin hedef tahtasındadır ve bu noktada kıran kırana bir mücadele sürüyor. Dolayısıyla Evrim Kuramı savunusunun bilimsel anlamı yanı sıra politik bir anlamı da vardır. İşte Bilim ve Gelecek'in diğer bilim dergilerinden farkı tam da bu noktada ortaya çıkar. Biz sadece soyut bilim alanında değil, bilim ile politikanın kesiştiği alanda da taraf olan ve mücadele veren bir bilim dergisiyiz.
Harun Yahya'nın iddialarının bilim alanında muhatap alınmasını gerektirecek hiçbir değeri ve anlamı yok. Tıpkı evrenin 7 günde yaratıldığı, dünyanın düz olduğu, bir öküzün boynuzlarının tepesinde bulunduğu, bebeklerin leylekler tarafından getirildiği, yıldızların insanların kişiliğini belirlediği vb. safsatalar gibi.
Fakat bilim ile politikanın kesiştiği alanda Harun Yahya'nın faaliyetlerini muhatap almanın bir anlamı var. Bu Harun Yahya'nın iddialarının içeriğini muhatap almak anlamına gelmez, etkisini muhatap almak anlamına gelir. Kaynağı belirsiz inanılmaz bir maddi güç ile, küresel ve yerel gericiliğin tam desteğini alarak safsatalarını yayıyorlar ve insanların kafalarını bulandırıyorlar. Hemen her çevreden bu iddialara net yanıtlar vermek gerektiğine dair talepler geliyor ve deyim yerindeyse bilim göreve davet ediliyor. "Biz bilim yapıyoruz" diyerek bu talebe duyarsız kalamayız. Eğer kalırsak, bilim yapma alanlarımızın da giderek daralması tehlikesini yaşayabiliriz.
O halde Harun Yahya'nın faaliyetlerini umursayacağız; bir kişinin bile kafası bulandıysa onu aydınlatmaya çalışacağız. Çünkü bu iddialar, aslında Harun Yahya tarafından değil, ABD iktidarına yakın odaklarca üretiliyor ve dünyaya yayılıyor; ülkemizdeki iktidar da bu akıma tam destek veriyor. İşte bu yüzden muhatap alınmalı.

***

Elinizdeki özel sayı niteliğindeki dosyayı esas olarak Yazıişleri Müdürümüz Nalân Mahsereci ve yazıişleri ekibimizden Nıvart Taşçı hazırladı. Yoğun emek vererek, gelecekte daha da genişleyecek olan bir çalışmanın temelini başarıyla atmış oldular. Konularının önde gelen uzmanları olan çok sayıda bilim insanı dosyamıza katkı yaptı; kendilerine teşekkür ediyoruz. Dergimizin bu sayısının ülkemizdeki Bilim ve Aydınlanma mücadelesinde etkin bir araca dönüşeceğini umuyoruz.
Okurlarımızdan da bir ricamız var. Bizim Harun Yahya'cılar gibi büyük mali kaynaklarımız yok. Bizi destekleyen küresel veya yerel bir iktidar odağı da yok. Gücümüzü bilimsel düşünceden ve emeğimizden alıyoruz. Çıkacak olan bu sayının mümkün olduğunca yaygın dağıtılması ve çok satılması için okurlarımızın katkısını rica ediyoruz. Bu dergiyi geniş kesimlere ulaştırmak için özel bir çaba sarf edelim.
Dostlukla kalın…

08-04-2007, 17:52
Bilim ve Gelecek Dergisi'ne aboneliği tüm üyelerimize tavsiye ediyorum. Ülkemizde belki de yegane olan bu dergiyi desteklemek ve yükselen yaratılışçı furyasına karşı sağlam bilimsel verilere dayanan duruş sergileyeblmek için gerekli görüyorum.

http://www.bilimvegelecek.com.tr/

Kont
09-04-2007, 18:34
Özellikle bu ay ki sayıya özel bir ilgi göstermek gerekiyor.

"Okurlarımızdan *da *bir *ricamız *var. *Bizim *Harun *Yahya'cılar *gibi *büyük *mali *kaynaklarımız *yok. *Bizi *destekleyen *küresel *veya *yerel *bir *iktidar *odağı *da *yok. *Gücümüzü *bilimsel *düşünceden *ve *emeğimizden *alıyoruz. *Çıkacak *olan *bu *sayının *mümkün *olduğunca *yaygın *dağıtılması *ve *çok *satılması *için *okurlarımızın *katkısını *rica *ediyoruz. *Bu *dergiyi *geniş *kesimlere *ulaştırmak *için *özel *bir *çaba *sarf *edelim. "

habilis
09-04-2007, 18:51
Avrupalı ırklar olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde TÜRK BARBARLIĞINA karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, BU TÜR AŞAĞI IRKLARIN çoğunun medenileşmiş yüksek ırklar tarafından elemine edileceğini (yok edileceğini) görüyorum"

alla alla

harun yahya ve saz arkadaşları hangi yolara başvuruyorlar be abi

09-04-2007, 19:56
Habilis'in verdiği metnin orijinali şöyledir:

"The more civilized so - called Caucasian races have beaten the Turkish hollow in the struggle for existence. Looking to the world at no very distant date, what an endless number of the lower races will have been eliminated by the higher civilized races throughout the world"

Benim orta düzey İngilizcem tam çeviriye yetmez. İyi bilen arkadaşların çevirilerini bekliyorum.

antimuhammed
09-04-2007, 20:40
Daha çok şöyle uygarlık- Kafkasya ırkı olarak isimlendirilenler var olma çabasında, *Türklüğü mahvetmiştir. Dünyanın çokta uzak olmayan tarihine baktığımızda sonsuz sayıda ki aşağı ırklar yüksek medeniyet seviiyesine ulaşmış ırklar tarafından dünyadan kaldırılacaktır.

beat hollow - mahvetmek, samimiyetsizlik demektir.

10-04-2007, 12:07
O halde habilis'in HY'den yaptığı alıntıdaki "TÜRK BARBARLIĞINA" ve "BU TÜR AŞAĞI IRKLARIN..." kısımları uydurma oluyor. HY, kendine taraftar toplamak için milliyetçi duyguları sömürmeye çalışmış anklaşılan.

NEbukadnezzar
10-04-2007, 12:48
http://www.bilimvegelecek.com.tr/?act=2&id=98&sayi=38 * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * yer şekıllerı neden değişmiyor demıyo kı ? canlılar neden değişmıyor dıoo *bence *yetersız *bı yanıt olmus

frodo
10-04-2007, 13:14
Sevgili NEbukadnezzar bence 6 YTL ver bir Bilim Ve Gelecek dergisi al. Bahsettiğin bölüm giriş.
Canlıların neden değiştiğini (çevresel değişim) anlatan bir giriş. Yazının devamında canlı türlerinin
değişimine ilişkin bol bol örnek var.

dolfen
12-04-2007, 22:34
Bilimin Harun Yahya’ya yanıtı:
Bilim ve Gelecek dergisi, nisan sayısını, Harun Yahya’nın safsatalarına bilimin verdiği yanıta ayırdı.
Bilim ve Gelecek dergisi, nisan sayısını, Harun Yahya’nın safsatalarına bilimin verdiği yanıta ayırdı. Özel sayı niteliğindeki bu sayıda, Harun Yahya’nın Yaratılış Atlaslarında ve fosil sergilerinde ortaya attığı 50 iddia, bilim insanları tarafından yanıtlanıyor. Dergide, bir bilim dergisi oldukları halde, neden safsatayı muhatap aldıkları şöyle açıklanıyor: “Harun Yahya’nın iddialarının bilim alanında muhatap alınmasını gerektirecek hiçbir değeri ve anlamı yok. Tıpkı evrenin 7 günde yaratıldığı, dünyanın düz olduğu, bir öküzün boynuzlarının tepesinde bulunduğu vb. safsatalar gibi. Fakat bilim ile politikanın kesiştiği alanda Harun Yahya’nın faaliyetlerini muhatap almanın bir anlamı var. Bu Harun Yahya’nın iddialarının etkisini muhatap almaktır. ‘Biz bilim yapıyoruz’ diyerek bu talebe duyarsız kalamayız. Eğer kalırsak, bilim yapma alanlarımızın da giderek daralması tehlikesini yaşayabiliriz. Bu iddialar, aslında Harun Yahya tarafından değil, ABD iktidarına yakın odaklarca üretiliyor ve dünyaya yayılıyor; ülkemizdeki iktidar da bu akıma tam destek veriyor. İşte bu yüzden muhatap alınmalı.”
Bilim ve Gelecek’in “Harun Yahya Dosyası”nda, Yaratılışçıların atlaslarda yer verdikleri iddialar üç başlıkta inceleniyor: Canlıların milyonlarca yıldır değişmediği; yaşam biçimleri ve türler arasında geçiş canlılarının ve fosillerinin bulunmadığı; biyolojik yapılar, canlılar ve süreçlerdeki karmaşıklığın, değişimin milyonlarca yılda basamak basamak geliştiğini öngören evrim süreçlerine indirgenemeyecek kusursuzlukta olduğu. Dergide bu üç temel iddianın, bir sürü örnekte tekrarlanarak, Evrim Kuramı’nın karşısına “boyutlu bir karşı savla çıkılmış görüntüsü” verdiği belirtiliyor.
Bilim ve Gelecek’de, bu üç temel iddianın çeşitlemesi olan 50 iddiaya bilimin teker teker verdiği yanıtlar, ülkemizin önde gelen fosilbilimci, biyolog, moleküler biyolog, paleoantropolog, genetikçi ve diğer uzmanlık alanlarından kişilerin görüşlerine de başvurularak hazırlanmış. Nalân Mahsereci ve Nıvat Taşçı tarafından hazırlanan dosyada, katkıları alınan kimi bilim insanları ve uzmanlar şöyle: Prof. Dr. Berna Alpagut, Dr. Kenan Ateş, Prof. Dr. Ali Demirsoy, Prof. Dr. Haluk Ertan, Mehmet Doğan, Feryal Halatçı, Prof. Dr. Sevil Gülçur, Doç. Dr. Osman Gürel, Dr. Sibel Özbudun, Dr. Ergi Deniz Özsoy, Prof. Dr. Mehmet Sakınç, Dr. Ümit Sayın, Doç. Dr. Alâeddin Şenel, Prof. Dr. Aslıhan Tolun.
Dosyada ele alınan iddialardan bazıları ise şunlar:
Canlılar milyonlarca yıldır değişmiyor mu? Türler arası geçiş formları yok mu? Evrim Kuramı tür çeşitliliğini açıklayamıyor mu? Yeni bir türün evrimi gözlenmedi mi? Mutasyonlar hep zararlı mıdır? Göz evrim geçirmedi mi? Karmaşık yapıların evrimle oluşması olanaksız mı? At evrim geçirmedi mi? Termodinamiğin İkinci Yasası Evrim Kuramı’yla çelişiyor mu? İnsanın kültürel evrimi yok mu? ‘Hak din’ tarihin ilk gününden beri var mıydı? Darwin, ırkçı ve Türk düşmanı mıydı?...

dolfen
12-04-2007, 22:36
"Bilimsel Yaradılışçılık" ve "Akıllı Tasarımcılık" adlı akımlar, günümüzün postmodern ortamının ürünleri. İnsan ihtiyaçlarından kopmuş, sanallaşmış, yıkıcılaşmış, mafyalaşmış küresel kapitalizmin postmodern dini/bilimi… "Yıldız Savaşları"nın dini, "Yüzüklerin Efendisi"nin bilimi… Bütün dünya Hollywood olsa, dini böyle bir din, bilimi de böyle bir bilim olurdu. Dinleri de imaj, bilimleri de… Allah'ı "Tasarımcı" olan bir din… Âlimi şarlatan olan bir bilim… Bir reklâmdan esinlenerek söyleyelim: Dinde son nokta! Bilimde ise nokta bile değil.

Evrim Kuramı'nı tartışmadan önce Yaradılışçıların görüşlerini ele almak gerekiyor. Yaradılışçılar, bütün canlı türlerinin birdenbire ve aynı anda, bugün bulundukları biçimde yaratıldıklarını iddia ediyorlar. Tanrı (Akıllı Tasarımcı) "Ol" demiştir ve her şey olmuştur; görüşleri budur.

Eğer bilim yapacaksak…
Eğer inanç düzleminde isek tartışacak bir şey yok; herkes istediği görüşe inanmakta serbesttir. Fakat eğer bilim düzlemindeysek, ileri sürülen tezi kanıtlayacak deneylerin ve gözlemlerin yapılması, elde edilen verilerin usa vurularak yorumlanması gerekir. Bilimsel bilgi alanında demokrasi ve özgürlük yoktur; olgu vardır, veri vardır, kanıt vardır.
Adnan Oktar (Harun Yahya) adlı şahıs ve bir kısım Yaradılışçılar, Akıllı Tasarımcılar sadece kendi inançlarını dile getirselerdi, yazıp çizselerdi, onlarla bir sorunumuz olmazdı; en fazla konuşur, ikna etmeye çalışırdık. Fakat onlar inançlarını bilim kisvesi altında sunuyorlar, bilimsel olduğunu savunuyorlar, Evrim Kuramı gibi bilimsel kuramlara alternatif olduğunu iddia ediyorlar.
Bilimsel etkinlikte bulunmak herkesin hakkı. Tabii bu alanda çalışmanın gereklerini yerine getirerek; her konuda olduğu gibi… "Ben futbol oynayacağım, ama ayaklarımla değil ellerimle" diyemezsiniz; hakem doğal olarak size kırmızı kartı gösteriverir. Dolayısıyla Harun Yahya ve Yaradılışçılar, eğer bilim alanına girmek istiyorlarsa, başka kuramları eleştirmeden önce, kendi görüşlerini bilimsel yöntemin sınavından geçirmeliler; en azından böyle bir çabaya girişmeliler.

13-04-2007, 01:13
Kusura bakmayın biraz geriden geliyorum ama Türk barbarlığıyla ilgili ingilizce metin ve çevirisini okuyunca anımsadım. Bu olay Cumhuriyet Bilim Teknoloji ekinde yer almıştı. Prof. Celal Şengörün olaydan bahsetmesi ve birz yanlış tercüme yapması üzerine aşağıdaki çok azını alıntıladığım makale 9 Şubat 2007'de yayınlandı. İlginç tarafı, Bakan Çeliğin de tabii olara Harun Yahya tafında olmasıdır:

Türkleri kim daha çok seviyor!


Sayın Celal Şengör'ün 19 Ocak 2007 tarihli CBT'de yayınlanan "Darwin Türkler Hakkında Ne Demişti?" başlıklı yazısında yer alan ve Milli Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik'in, Charles Darwin'in Türkler hakkında söylediğini iddia ettiği, "Gelişimini tamamlamamış, adi bir ırk" sözleri başta olmak üzere, birkaç noktayla ilgili görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Prof. Dr. Haluk Ertan ,

hertan@istanbul.edu.tr; Biyologlar Derneği İstanbul Şubesi



MEB Hüseyin Çelik'in, Charles Darwin ve evrim kuramıyla ilgili bilgisi Amerikalı yaratılışçıların ülkemizdeki sözcülerinin çevirdikleri yayınlara dayanıyor. Bu yayınların bir özelliği ise bilinçli çeviri hataları içermeleridir. Yabancı dildeki kaynakları amaçları doğrultusunda çarpıtıyorlar.


Öncelikle sayın bakanın Darwin 'den aktardığı sözlerin aslının olmadığını yinelemem gerekiyor. Sayın Şengör 'ün vurguladığı gibi, Darwin'e ait, Türklerle ilgili bu tip ifadelerin yer aldığı hiçbir kaynak bulunmamaktadır.

"Adi bir ırk" ifadesi en azından Darwin'in üslubuna uymamaktadır. Darwin'in eserlerini biraz olsun okuyanlar onun ciddi ve temkinli bir doğa bilgini olduğunu hemen anlarlar. O kendisine en ağır hakaretlerde bulunup, yaşamını tehdit eden kişilere dahi bu şekilde hitap etmemiştir. Onun eserlerinde kullandığı en ağır kelimeler, yerlilere akıl almaz işkenceler yapan (özellikle İspanyol ve Portekizli) köle sahipleri ve tüccarları içindir.

Bakan Çelik'e dönüldüğünde, peki kendisi bu asılsız sözleri neye dayanarak söylemektedir?

"Evrim kuramı ateistlerin, akıllı tasarım ise inananların kuramıdır" gibi daha önce yaptığı kimi saçma açıklamalar da göz önüne alındığında bakan Çelik'in, Charles Darwin ve evrim kuramıyla ilgili bilgisinin sadece, Amerikalı yaratılışçıların ülkemizdeki sözcüleri durumunda olan kişilerin çevirdikleri yayınlara dayandığı görülmektedir. Bu yayınların bir özelliği ise bilinçli şekilde yapılan çeviri hataları içermeleridir. Çünkü ülkemiz yaratılışçılarının, yabancı dildeki kaynakları amaçları doğrultusunda çarpıttıkları artık herkesin iyi bildiği bir gerçektir.

Sayın Şengör'ün yazısında, Darwin'in, İrlandalı filozof William Graham 'e 1881 yılında yazdığı mektubundan aktardığı meşhur paragrafın, yaratılışçıların yayınlarında yer alan Türkçe çevirisi de bu çarpıtmanın somut bir örneğini teşkil etmektedir.

Şöyle ki, orijinal mektupta "The more civilized so-called Caucasian races have beaten the Turkish hollow in the struggle for existence. Looking to the world at no very distant date, what an endless number of the lower races will have been eliminated by the higher civilized races throughout the world" şeklinde yer alan metnin Türkçe çevirisi kabaca, "Kafkas ırkları* olarak bilinen daha uygar ırklar, varolma mücadelesinde Türkleri tam bir yenilgiye uğratmıştır. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine bakarsak daha düşük uygarlık seviyesindeki sayısız ırk, daha uygarlarmış ırklar tarafından tüm dünyada ortadan kaldırılmış olacaktır"şeklinde olması gerekirken yaratılışçılar bunu çarpıtarak "Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde TÜRK BARBARLIĞINA karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, BU TÜR AŞAĞI IRKLARIN çoğunun medenileşmiş yüksek ırklar tarafından elimine edileceğini (yok edileceğini) görüyorum." şeklinde çevirmişlerdir. İngilizce metinde bulunmayan "Türk barbarlığı" ve "bu tür aşağı ırklar" ifadeleri çeviriye sokularak bunların birbirleriyle örtüştürülmesi amaçlanmıştır. Böylece Darwin'in Türklere barbar ve aşağı (ya da adi) ırk diyerek hakaret ettiği propagandasına malzeme hazırlanmış olmaktadır. (Bu arada sayın Şengör'ün makalesinde "varlık mücadelesinde Türk boşluğunu yenmişlerdir."? şeklinde yer alan çevirideki özensizliğin de belirtilmesi gerekiyor.)

İşte Sayın Bakan gibi kişiler, söyledikleri bilgileri sorgulamadıklarından, yaratılışçıların çarpıttıkları bu tip metinlerin tuzağına kolaylıkla düşebilmektedirler...


Yani antimuhammed'in çevirisi doğrudur. Burada pek bilinemeyen deyim "to beat all hollow" şeklinde sözlüklerde yer almıştır ve gelip, geçmek, baskın çıkmak, üstün olmak anlamındadır. Bu durum HY grubunun olayları nasıl saptırıp insanımızın şöven ruhunu tahrik ettiğini ve insanları ateistlik, evrim ve Darwin'e düşman yapmaya çalıştığının belgesidir.

vartor
13-04-2007, 19:33
Turkleri katleden, esir pazarlarinda satan islama ses etmezler, Darwin'in bir cumlesini carptirarak Turklerin evrime karsi taraf olmalarini tavsiye ederler.