Orijinalini görmek için tıklayınız : Bir Ateist İçin Ahlak
Bir ateist ahlakı nasıl temellendirebilir? Enseste kötü ,hırsızlığa kötü diyebilir mi? Eşcinsellik neden normaldir de ensest değildir ateiste göre?
Yıldıztozu
26-03-2016, 21:48
Bir dindar, ahlakı nasıl temellendirebilir? Cennet beklentisi ve cehennem korkusuyla yapılan iyilik ahlaklı olmak mıdır? Ya da birinden emir aldığı için ensest ilişkiden kaçınmak ahlaki midir?
Dindarların da geçerli bir temeli yok.
Kendi ahlaki temellendirmem şu şekilde: Bende olan bilinç başkasında da var. Sahip olduğum bilincin benzerine sahip olan başkaları da var. Herkes değil ama bir kısmı bana benzer bilince sahip. Dolayısıyla bana benzeyen bilince yaptığım iyilik, kendime yaptığım iyilikle eşdeğerdir. Benim bana benzeyen kişiden farkım nedir ki? ikimizi de aynı doğal koşullar ortaya çıkarmış. O halde bana benzeyen bilinçle ben aynı şeyim. Ona yapacağım iyilik, kendime yapacağım iyiliktir.
Ama bu temellendirmem sadece bana benzer bilinçlere yönelik. Onun dışında benden tamamen farklı bilinçlere iyilik yapmamın gerekçesi pek yok açıkçası. Bu anlamda örneğin bir yerde düşürülmüş yüklü bir miktar para görsem ve yakalanmayacaksam alır kaçarım. Bana göre paranın sahibini bulup iade etmek aptallıktır.
Kısmen ahlaksız bir ateistim.
İyilik yapma kriterlerimden diğeri de kişinin ''bilgelik seviyesi''. Yani karşımda mantıklı ve bilge bir insan varsa iyilik yaparım, aptal ve cahil bir insan varsa daha az iyilik yaparım.
İnsanlığa katkı sağlarım, çünkü insanlık içinden bana çok benzeyen kişiler de var ve var olacak. Dolayıısyla insanlığa yapacağım katkı aslında kendime yapacağım katkıdır. Bana benzeyen bilinci, kendimle eşdeğer görüyorum. Ne farkı olabilir ki?
Iyi kotu kisisel cikara yada tercihlere, faydalara yada toplumsal normlara gore sekillenir. Onemli bir etken de bireydeki empati duygusudur.
hirsizlik kotudur.
Cunku benim kazanarak aldigim objeyi rizam olmadan benden alir.
Bu kotudur.
Mesela,
Evime hirsiz girse ve sartlar musaitse alir balkondan assagi atarim. (Saka yapmiyorum).
Ensest su sekilde kotudur;
Iki birey olgunca dusunebilme yetisinde ve kendi duygudurumunun olumlamasiyla yasayabilmesine karsin, ortada zorlama yada zihinsel yeti sorunu varsa,
Yanlistir.
Cunku karsi tarafin dusunsel sikintisi vardir..yada yasi kucuk olup saglikli dusunemiyordur.
Hirsizlik sahsima karsi islenen bir suctur ve imkan varsa en agir sekliyle BEN cezalandiririm.
Ensest ise kisilerin hislerine ozgu cinsel ve duygusal yasantidir,
Ve bu BIZI HIC ilgilendirmez.
Net konusmaya calistim.
alabildin mi cevabi
Iyi kotu kisisel cikara yada tercihlere, faydalara yada toplumsal normlara gore sekillenir. Onemli bir etken de bireydeki empati duygusudur.
hirsizlik kotudur.
Cunku benim kazanarak aldigim objeyi rizam olmadan benden alir.
Bu kotudur.
Mesela,
Evime hirsiz girse ve sartlar musaitse alir balkondan assagi atarim. (Saka yapmiyorum).
Ensest su sekilde kotudur;
Iki birey olgunca dusunebilme yetisinde ve kendi duygudurumunun olumlamasiyla yasayabilmesine karsin, ortada zorlama yada zihinsel yeti sorunu varsa,
Yanlistir.
Cunku karsi tarafin dusunsel sikintisi vardir..yada yasi kucuk olup saglikli dusunemiyordur.
Hirsizlik sahsima karsi islenen bir suctur ve imkan varsa en agir sekliyle BEN cezalandiririm.
Ensest ise kisilerin hislerine ozgu cinsel ve duygusal yasantidir,
Ve bu BIZI HIC ilgilendirmez.
Net konusmaya calistim.
alabildin mi cevabi
Yani Adem ile Havva'ın soyunda ensestin olmasını hiç eleştirmemeliyiz Müslümanlarla tartışırken?
Yani Adem ile Havva'ın soyunda ensestin olmasını hiç eleştirmemeliyiz Müslümanlarla tartışırken?
Orada soyle bir durum var.
Tanri kitaplarinda ensesti olumcul bir gunah olarak tanimlamis.
Hem bu betimlemeyi yapip ve bu duygu durumuna sahip insanlari lanetleyeceksin
Hem de kalkip ensesti taaa ilk mevzuda sen ortaya atacak, farkli bir yontem gelistirmeyeceksin.
Bu ikiyuzluluktur bana gore.
Durust olmali bu allah denilen herif
Sincabin tassagindaki tasarimi gozumuze sokmakla mesgul bir tanri,
Daha farkli hareket edebilir.
Muslumanlarin inandigi dine gore,
Atalari ensest uremisler..
ensest sadece kiz ve kardes degildir.
Akrabadir da..
Yani Adem ile Havva'ın soyunda ensestin olmasını hiç eleştirmemeliyiz Müslümanlarla tartışırken?
Niye? Peki sen insanlari duygu durumuna gore yargiliyor musun?
Oyleyse hangi kaliplara gore yargiliyorsun?
Nasil bir histir bilemem escinselligi
ama yargilamali miyim?
Kendi dusunceme onlari hapsetmeli miyim?
Hee???
Mesela ben Taslamanin yayimladigi tum kitaplari okudum.
Bunlardan biri de ahlak'la ilgili olan kitabiydi.
Anlattigi tek sey dinsel temellendirme uzerine.
dinin sundugu sablonlara gore davranislarin temellendirilmesi.
Bugun laiklik ve demokrasi yada insan hak ve ozgurlukleri Tanrinin sistemine uymuyor.
Ben inanmam diyorum.
Yada seni istemiyorum diyorum.
adam gelip beni sonsuz iskenceye mahkum ediyor.
Eeee,
Nerede insan haklari?
Tekrar soruyorum.
sen neye gore temellendireceksin ?
spartacus
26-03-2016, 22:57
Bir ateist ahlakı nasıl temellendirebilir? Enseste kötü ,hırsızlığa kötü diyebilir mi? Eşcinsellik neden normaldir de ensest değildir ateiste göre?
Diyebilir, bir şeye iyi ya da kötü diyebilmek için önceden hazırlanmış kalıpların anlamı olabilir mi? mantık aktif...
Birisi sırf bir yerde yazıyor diye bir dolu şeyi yapabiliyor veya ahlak kaidesi ediniyor, sorguluyor mu? mantığı aktif mi? Mantığın esasen belirleyici olmadığı koşulda, aslında ahlaktan da söz edilemez...
Ahlaka, ahlaksızların ihtiyacı olur ve böylece karşılıklı birbirini beslerler... Yaşayan dünyamız canlı bir örnek, tanık ve sanık...
Ensest dendiğinde de gördüğümüz aslında pedofoli, ensest olarak yansıtılıyor, haliyle öncelikle karşı çıkılan şiddet(tecavüzde bir şiddet biçimidir), pedafolidir, çoğunlukla bu anlaşılamıyor... Misal haberin girişine bakın, genel kanı hep bu yönde, şiddete dayalı tecavüz, pedofili, sapık, piskopat tutumalr ensest olarak veriliyor, oysa daha beter bir gerçek vardır ortada, şiddet, tecavüz, zorla...
http://www.hurhaber.com/iste-turkiye-nin-ensest-raporu/haber-206238
Ensest mağduru her yaştan kız ve erkek çocuklar... Saldırganlar tanıdık: Babalar...
Ne anlaşıldı buradan? pedofili, şiddet, tecavüz, ırza geçmek, oysa ensest der çıkılırsa neyin ne olduğuda karışır, zaten Türkiye kavramları her alanda ama her alanda yanlış kullanan bir ülke, cehaletiyle doğru orantılı.
Yoksa kararlarını kendi başlarına alacak yaşa gelmişler ve bir hukukuki(karşılıklı, özgürce-hiç bir baskı altında kalmadan- rıza) boyut kazandığı sürece, ne yaparsa yapsın banane, ona ne, şuna ne, buna ne? Kime ne yapıyorlar ki?
Ha kişisel görüşüm, bana göre olumlu değil, zira insan çocuğuna karşı o tür yönelime giriyorsa, psikologa gitsin, başka sebepler olabilir, takıntıları olabilir, psikolojik yaraları olabilir, cinsel sorunları olabilir, şiddete meyilli olabilir vs... belirleyici olan ne, ahlak mı? Sanmıyorum, bunu ahlak sağlayamaz, ahlak, ahlaksızlık üretir, başka işe yaramaz...
Dünya istatistikleri orta yerde duruken, ensest hakkında düşünceniz nedir diye sorulsa, çoğu müslüman iiyyyk vs edecektir, çünkü ahlak öncüllü bir toplumdur, gerçekte istatistiklere baktığımızda ise ensest ilişkinin en yoğun yaşandığı ülkelerde, sözde granitten, demirden ahlaka sahip ülkeler. Bunun olası br çok sebebi var ve ensest dendiğinde, bu tutucu ülkelerdekielrin çoğuda zorladır! Yani şiddet, şantaj, baskıyıda içerir cinstendir, ama onlar forumlarda, sağda solda, kafirler öyledir, batılılar öyledir der dururlar(bu bile piskolojik olarak sözde ahlak bağımlılığının, içgüdüsel dışavurumudur, kendi hali-durumunu,alakasız, ötekilerde, diğerleride safsatasıyla örtmektir. Misal hırsızlık, bizde olmaz, ama batıda çok denirse, bu ne olabilir? Gizlemek?)...
Kısaca benim gözlemlerden edindiğim sonuç, daha cinsel yönden tanımlanıp, ifade edilemez(ergenliğe erişmemiş) milyonalrca çocuk, bu tutucu ülkelerde, olmayan ergenliklerine, daha 6-8 yaş arasında, gerizekalıca, zoraki giydirilir( ergen olmayan çocuklara, zorla ve sözde biçimsel olarak ergenleştirilip, kamplaştırılır). Ergenliği olmayan çocuğa, ergenlik maskesi takar, onları ayırmak mümkün değilken, ayırır, kızları baskın, erkekleri de saldırgan yetiştirip, çükü kutsarlar, hatta çüke düğün bile yaparlar, oysa kızları ilk ergenliğe adım attığında çocuk sahibi olabilecekleri hale geldiğinde düğün yapmaz, aksine herkesten gizmeye kalkarlar(böylesine, çükü kutsayan, ötekisini ise utanç kaynağı haline getiren mal bir toplumdur)... daha küçücük yaşlarda normal gelişimi ve psikolojisi dumura uğrayan insanlar, aşırı derecede anlamsız ve yersiz sözde utanç duygusuna teslim edilirken, diğer taraftan da hiç arzulamayacağı koşullarda bile arzulatan bir baskı unsuruna döner... Haliyle zamanla, artık etrafındaki insanları CİNS olarak gören bir anlayış gelişir, artık her şey erkek ve dişidir(temel idrakları buradan beslenir), sineklere, böceklere bile baktıklarında gördükleri, ilk dişi ve erkektir.... vs, vs, ha bu ahlak mı? Ahlaksızlıktır, zira kendi iradesiyle ve gelişiminin mantıksal yetisine henüz sahip olmayan, kısaca cinsellik tanımı yapılamayaak çocuklara, böylesi maskelerin geçirilip, ayrıştırılması, ahlaksızlıktır, değil mi? İyi bir davranış mı? hayır, sonuçalrı bakımından kötü, o halde bu tür uygulamaları ahlak diye bilenler, yanlış biliyor demektir, aksine ahlaksızlıktır, haliyle daha çok ahlaka ihtiyaç duyuyorlar bu ise daha fazla ahlaksız yasalar oluşturmalarına varıyor, artık insan iradesi hiçe sayıldığı veya rahatlıkla ezildiği için asıl ahlaksızlık, yani ırza geçme hayata geçmiş oluyor(değil mi?). Irza geçmeyi, şeyin, şeye değende vs diye darlaştıran bu toplumlar, asıl ırza geçmenin insan iradesini ezmek, zorla, baskı ile hazır klişelerle dayatmanın da ırza geçmek olduğunu biliyorlar mı? hayır... Neyse uzatmayım DÜNYA İSTATİSTİKLERİ neden böyle? Açık değil mi? islam toplumalrında evlilik dahi, meşru seksle koşullandırılıyor, o nedenle dikkat ederseniz evlilik saplantısı tutucu kesimlerde çok daha fazladır, hayata bakış açıları bacakları arasından...
Ahlakı sadece namus ve bacak arasına indirgeyen tutucu toplumlar, insan iradesine, hukuka, başkaları adına daim karar verme hakkını kendisinde bulmalar vb (ırza geçmektir, namussuzluktur, bir yerde şiddete eğilimin altında da aslında bu ırza geçmişlik yatar, değil mi?), toplumsal gelişim içinde, toplum sağlığı içinde kötüdür, ahlak diyorlar, oysa ahlaksızlık, zira sonuçları bakımından kötü...
http://www.cnnturk.com/turkiye/turkiyede-ensest-gercegi
Diyebilir, bir şeye iyi ya da kötü diyebilmek için önceden hazırlanmış kalıpların anlamı olabilir mi? mantık aktif...
Birisi sırf bir yerde yazıyor diye bir dolu şeyi yapabiliyor veya ahlak kaidesi ediniyor, sorguluyor mu? mantığı aktif mi? Mantığın esasen belirleyici olmadığı koşulda, aslında ahlaktan da söz edilemez...
Ahlaka, ahlaksızların ihtiyacı olur ve böylece karşılıklı birbirini beslerler... Yaşayan dünyamız canlı bir örnek, tanık ve sanık...
Ensest dendiğinde de gördüğümüz aslında pedofoli, ensest olarak yansıtılıyor, haliyle öncelikle karşı çıkılan şiddet(tecavüzde bir şiddet biçimidir), pedafolidir, çoğunlukla bu anlaşılamıyor... Misal haberin girişine bakın, genel kanı hep bu yönde, şiddete dayalı tecavüz, pedofili, sapık, piskopat tutumalr ensest olarak veriliyor, oysa daha beter bir gerçek vardır ortada, şiddet, tecavüz, zorla...
http://www.hurhaber.com/iste-turkiye-nin-ensest-raporu/haber-206238
Ensest mağduru her yaştan kız ve erkek çocuklar... Saldırganlar tanıdık: Babalar...
Ne anlaşıldı buradan? pedofili, şiddet, tecavüz, ırza geçmek, oysa ensest der çıkılırsa neyin ne olduğuda karışır, zaten Türkiye kavramları her alanda ama her alanda yanlış kullanan bir ülke, cehaletiyle doğru orantılı.
Yoksa kararlarını kendi başlarına alacak yaşa gelmişler ve bir hukukuki(karşılıklı, özgürce-hiç bir baskı altında kalmadan- rıza) boyut kazandığı sürece, ne yaparsa yapsın banane, ona ne, şuna ne, buna ne? Kime ne yapıyorlar ki?
Ha kişisel görüşüm, bana göre olumlu değil, zira insan çocuğuna karşı o tür yönelime giriyorsa, psikologa gitsin, başka sebepler olabilir, takıntıları olabilir, psikolojik yaraları olabilir, cinsel sorunları olabilir, şiddete meyilli olabilir vs... belirleyici olan ne, ahlak mı? Sanmıyorum, bunu ahlak sağlayamaz, ahlak, ahlaksızlık üretir, başka işe yaramaz...
Dünya istatistikleri orta yerde duruken, ensest hakkında düşünceniz nedir diye sorulsa, çoğu müslüman iiyyyk vs edecektir, çünkü ahlak öncüllü bir toplumdur, gerçekte istatistiklere baktığımızda ise ensest ilişkinin en yoğun yaşandığı ülkelerde, sözde granitten, demirden ahlaka sahip ülkeler. Bunun olası br çok sebebi var ve ensest dendiğinde, bu tutucu ülkelerdekielrin çoğuda zorladır! Yani şiddet, şantaj, baskıyıda içerir cinstendir, ama onlar forumlarda, sağda solda, kafirler öyledir, batılılar öyledir der dururlar(bu bile piskolojik olarak sözde ahlak bağımlılığının, içgüdüsel dışavurumudur, kendi hali-durumunu,alakasız, ötekilerde, diğerleride safsatasıyla örtmektir. Misal hırsızlık, bizde olmaz, ama batıda çok denirse, bu ne olabilir? Gizlemek?)...
Kısaca benim gözlemlerden edindiğim sonuç, daha cinsel yönden tanımlanıp, ifade edilemez(ergenliğe erişmemiş) milyonalrca çocuk, bu tutucu ülkelerde, olmayan ergenliklerine, daha 6-8 yaş arasında, gerizekalıca, zoraki giydirilir( ergen olmayan çocuklara, zorla ve sözde biçimsel olarak ergenleştirilip, kamplaştırılır). Ergenliği olmayan çocuğa, ergenlik maskesi takar, onları ayırmak mümkün değilken, ayırır, kızları baskın, erkekleri de saldırgan yetiştirip, çükü kutsarlar, hatta çüke düğün bile yaparlar, oysa kızları ilk ergenliğe adım attığında çocuk sahibi olabilecekleri hale geldiğinde düğün yapmaz, aksine herkesten gizmeye kalkarlar(böylesine, çükü kutsayan, ötekisini ise utanç kaynağı haline getiren mal bir toplumdur)... daha küçücük yaşlarda normal gelişimi ve psikolojisi dumura uğrayan insanlar, aşırı derecede anlamsız ve yersiz sözde utanç duygusuna teslim edilirken, diğer taraftan da hiç arzulamayacağı koşullarda bile arzulatan bir baskı unsuruna döner... Haliyle zamanla, artık etrafındaki insanları CİNS olarak gören bir anlayış gelişir, artık her şey erkek ve dişidir(temel idrakları buradan beslenir), sineklere, böceklere bile baktıklarında gördükleri, ilk dişi ve erkektir.... vs, vs, ha bu ahlak mı? Ahlaksızlıktır, zira kendi iradesiyle ve gelişiminin mantıksal yetisine henüz sahip olmayan, kısaca cinsellik tanımı yapılamayaak çocuklara, böylesi maskelerin geçirilip, ayrıştırılması, ahlaksızlıktır, değil mi? İyi bir davranış mı? hayır, sonuçalrı bakımından kötü, o halde bu tür uygulamaları ahlak diye bilenler, yanlış biliyor demektir, aksine ahlaksızlıktır, haliyle daha çok ahlaka ihtiyaç duyuyorlar bu ise daha fazla ahlaksız yasalar oluşturmalarına varıyor, artık insan iradesi hiçe sayıldığı veya rahatlıkla ezildiği için asıl ahlaksızlık, yani ırza geçme hayata geçmiş oluyor(değil mi?). Irza geçmeyi, şeyin, şeye değende vs diye darlaştıran bu toplumlar, asıl ırza geçmenin insan iradesini ezmek, zorla, baskı ile hazır klişelerle dayatmanın da ırza geçmek olduğunu biliyorlar mı? hayır... Neyse uzatmayım DÜNYA İSTATİSTİKLERİ neden böyle? Açık değil mi? islam toplumalrında evlilik dahi, meşru seksle koşullandırılıyor, o nedenle dikkat ederseniz evlilik saplantısı tutucu kesimlerde çok daha fazladır, hayata bakış açıları bacakları arasından...
Ahlakı sadece namus ve bacak arasına indirgeyen tutucu toplumlar, insan iradesine, hukuka, başkaları adına daim karar verme hakkını kendisinde bulmalar vb (ırza geçmektir, namussuzluktur, bir yerde şiddete eğilimin altında da aslında bu ırza geçmişlik yatar, değil mi?), toplumsal gelişim içinde, toplum sağlığı içinde kötüdür, ahlak diyorlar, oysa ahlaksızlık, zira sonuçları bakımından kötü...
http://www.cnnturk.com/turkiye/turkiyede-ensest-gercegi
Daha önce sormuştum ama hırsızlık yapacak gücüm olsa ve kimseye hesap verecek durumunda olmasam yapmamamı sağlayan ne olmalı?
spartacus
27-03-2016, 00:08
Daha önce sormuştum ama hırsızlık yapacak gücüm olsa ve kimseye hesap verecek durumunda olmasam yapmamamı sağlayan ne olmalı?
Kimden çaldığına bağlı :)
Yapmanı sağlayan ne?
Kimden çaldığına bağlı :)
Yapmanı sağlayan ne?
Mesela işçinin hakkını yiyorum ne durdurmalı beni?
Bir ateist ahlakı nasıl temellendirebilir? Enseste kötü ,hırsızlığa kötü diyebilir mi? Eşcinsellik neden normaldir de ensest değildir ateiste göre?
Ahlak diye bir şey yoktur, en başta buraya değinmek isterim. Ahlak, Arapçadaki hlq "yaratmak" kökünden türetilmiştir, yaradılış demektir. Yani İslamî mantığa göre "yaradılışa uygun davranmaya" deniyor. Bu nedenle papağan gibi, "İnsanın yaradılışına en uygun din İslam'dır" deyip dururlar. Yani oku atıyorlar, saplandığı yeri 12 ilan ediyorlar. Yaradılışa uygun davranmak nedir, nasıl olur? Kime göre neye göre? Ayrıca yaratılma gerçekten de söz konusu mu? Söz konusuysa bizi Arapların Al-Lah'ının yarattığı ne malum? Belki Ahura Mazda yarattı, belki Kök Tengri... Bir sürü mesela var yani.
Yani ahlak kavramı Arap-İslam kavramıdır, evrensel değildir. Batı dillerinde etik sözcüğü kullanılır, bu da eski Yunanca ethos "töre 2. gelenek" demektir.
Örneğin Eskimo kültüründe, yoldan gelen konuğa evin erkeği karısını ikram eder, kabul edilmemesi halinde bunu büyük bir hakaret sayarlar, hem karısına hem kendine. Hatta belgesel çekmeye Eskimoların yaşadığı yere giden bir Amerikalı araştırmacıya Eskimo'nun biri böyle bir ikramda bulunuyor, Amerikalı red edince Eskimo, herifi öldürüyor, karısına ve kendisine hakaret ettiği için. Bizde mesela tam tersidir. Hangisi ahlakî şimdi, nasıl belirleyeceğiz? Eskimo mu ahlaklı/ahlaksız, biz mi?
Çözüm şu bence, belirlemeyeceğiz. Çünkü belirleyemeyiz. Mesela bugün batı tarzı etiği benimsemek de eski Yunan töresini benimsemektir, sözcük bile Yunanca töre demek zaten. Yani ya Arap töresini ya Yunan, Batı töresini benimseyeceksin. Ben bir Türkçü olarak Türk Töresini yeğlerim.
Tüm bu kültürel kabullerin dışında, gerçekten evrensel bir ahlak belirlenebilir mi? Belirlenebilir, ancak çok kısıtlı olur. Bunu belirlemenin temel ilkesi de şu olur: "Kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma", bitti. Uygulama biçimi sana kalmış.
Mesela eski Türk töresi dedik yukarıda, mesela eski Türk töresinde eşcinsel olduğu öğrenilen bir erkek öldürülürdü, ya yay kirişiyle ya da yağlı urganla boğulurdu (kan akıtmak törede yoktur, aşağılayıcı görülür).
Şimdi, bu devirde hâlâ bu töreyi sürdürecek miyiz? Mesele burada. Bence sürdürmeyeceğiz, sürdürmemeliyiz, çünkü bu görüş eski ilkel dönemlere ait. Çoğunluğu göçebe olan topluluklarda, oba yaşamında konar-göçer ekonomisi çok fazla nüfusu besleyemediğinden, nüfus azdır, bu nedenle evlenmek ve üremek, yani nüfusu arttırmak önemlidir, yaşamcıldır. Eşcinseller de üreyemeyecekleri için bir tür hain gibi görülüp cezalandırılmışlar o devirlerde. Yani her törenin de bir doğuş nedeni vardır, zevk için ya da spor olsun diye oluşmazlar.
Arap töresi ve tüm ilkel töreler de böyle türedi, zinanın yasak olması, eşcinselliğin lanetlenmesi (nüfus, her toplum için önemliydi o devirlerde), kadının örtünmek zorunda olması vb. tümü ilkel çağlarda, o günün koşullarına, gereklerine, kafa yapısına hitap eden şeylerdi. Bugün, hiçbiri uygulanamaz. Yıl olmuş 2016, bu devirde ne eski Arap, ne Yunan, ne Türk töresi %100 uygulanamaz, uygulanmamalıdır.
Uzun bir giriş oldu. World'ün sorduğu belirli sorular da var, onlara da kendimce yanıt vereyim.
Enseste kötü denebilir mi? Bir ateist buna kötü diyebilir mi? Derse neye göre?
Çocuk yapma amacıyla ensest bir ilişkiye hayır denmelidir, çünkü doğacak olan çocuk muhtemelen sağlıksız olacaktır. Zaten bugün bütün toplumlarda ensestin kötü olduğunun düşünülmesinin nedeni de bunun ilkel çağlarda denenmiş ve zararlı sonuçlar doğurduğunun görülmüş olmasıdır. İlkel çağ insanları, birincil derecedeki yakınların üremelerinden sağlıksız çocuklar doğduğunu gözlemlediler ve bu işin kötü, lanetli bir iş olduğunu düşündüler. Dinler çok daha sonra doğdu ve bu tabu, dinlerde de en kötü günahlardan biri olarak yer aldı. Yani ayağımız ayakkabıya göre biçimlenmedi, ayakkabıyı ayağımıza göre biz icat ettik.
Çocuk yapma amacı olmadan ensest ilişki yaşanabilir mi? Her iki taraf da yetişkinse, söz gelimi 28 yaşında bir kadın ile 32 yaşında bir adam diyelim, hiçbir zorlama, taciz vb. de söz konusu değilse, iki taraf da rıza ile ilişkiye giriyorlarsa bize ne kime ne? Zaten şu anda, elan, dünyada böyle ilişkiler yaşayan sandığınızdan fazla insan vardır.
Taraflardan biri çocuksa, mesela öz dayısı, öz amcası yeğenine bu amaçla yöneliyorsa bu elbette savunulabilecek bir şey değildir, çünkü taraflardan biri çocuk, kendi rızasıyla cinsellik yaşayabilecek olgunlukta ve durumda değil. Burada suç var, oysa iki yetişkin örneğinde suç unsuru yok.
Bir insan, birincil derecedeki bir yakınına cinsel istek duyabiliyorsa, karşı taraf da aynı durumdaysa, dediğim gibi, bize ne, kime ne?
Hırsızlık sorusuna da gelelim. Hırsızlık derken neyi kast ettiğimize bağlı bence. Açlıktan ölmek üzere olduğu için mecburen ekmek çalan adamın yaptığı hırsızlık değildir bence, çünkü o adam, kimi kodamanların "asıl" hırsızlığı yüzünden açtır. Hırsızlık, temel, insan gibi yaşama koşullarına sahip olduğun halde, sırf daha iyi, daha lüks yaşama amacıyla, başkalarının hakkını gasp etmeye denir bence.
Eşcinselliğe yukarıda değinir gibi oldum. Bir daha değineyim, kimin kimle ne yaşadığı beni bizi ilgilendirmez. Aktif ve eşcinsel bir erkek, gelip de beni zorla öpmeye kalkmadıkça benim için sıkıntı yok :) kimle ne yaparsa yapsın. Lezbiyen mi, biseksüel mi, panseksüel mi beni ilgilendirmez.
Ahlak diye bir şey yoktur, en başta buraya değinmek isterim. Ahlak, Arapçadaki hlq "yaratmak" kökünden türetilmiştir, yaradılış demektir. Yani İslamî mantığa göre "yaradılışa uygun davranmaya" deniyor. Bu nedenle papağan gibi, "İnsanın yaradılışına en uygun din İslam'dır" deyip dururlar. Yani oku atıyorlar, saplandığı yeri 12 ilan ediyorlar. Yaradılışa uygun davranmak nedir, nasıl olur? Kime göre neye göre? Ayrıca yaratılma gerçekten de söz konusu mu? Söz konusuysa bizi Arapların Al-Lah'ının yarattığı ne malum? Belki Ahura Mazda yarattı, belki Kök Tengri... Bir sürü mesela var yani.
Yani ahlak kavramı Arap-İslam kavramıdır, evrensel değildir. Batı dillerinde etik sözcüğü kullanılır, bu da eski Yunanca ethos "töre 2. gelenek" demektir.
Örneğin Eskimo kültüründe, yoldan gelen konuğa evin erkeği karısını ikram eder, kabul edilmemesi halinde bunu büyük bir hakaret sayarlar, hem karısına hem kendine. Hatta belgesel çekmeye Eskimoların yaşadığı yere giden bir Amerikalı araştırmacıya Eskimo'nun biri böyle bir ikramda bulunuyor, Amerikalı red edince Eskimo, herifi öldürüyor, karısına ve kendisine hakaret ettiği için. Bizde mesela tam tersidir. Hangisi ahlakî şimdi, nasıl belirleyeceğiz? Eskimo mu ahlaklı/ahlaksız, biz mi?
Çözüm şu bence, belirlemeyeceğiz. Çünkü belirleyemeyiz. Mesela bugün batı tarzı etiği benimsemek de eski Yunan töresini benimsemektir, sözcük bile Yunanca töre demek zaten. Yani ya Arap töresini ya Yunan, Batı töresini benimseyeceksin. Ben bir Türkçü olarak Türk Töresini yeğlerim.
Tüm bu kültürel kabullerin dışında, gerçekten evrensel bir ahlak belirlenebilir mi? Belirlenebilir, ancak çok kısıtlı olur. Bunu belirlemenin temel ilkesi de şu olur: "Kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma", bitti. Uygulama biçimi sana kalmış.
Mesela eski Türk töresi dedik yukarıda, mesela eski Türk töresinde eşcinsel olduğu öğrenilen bir erkek öldürülürdü, ya yay kirişiyle ya da yağlı urganla boğulurdu (kan akıtmak törede yoktur, aşağılayıcı görülür).
Şimdi, bu devirde hâlâ bu töreyi sürdürecek miyiz? Mesele burada. Bence sürdürmeyeceğiz, sürdürmemeliyiz, çünkü bu görüş eski ilkel dönemlere ait. Çoğunluğu göçebe olan topluluklarda, oba yaşamında konar-göçer ekonomisi çok fazla nüfusu besleyemediğinden, nüfus azdır, bu nedenle evlenmek ve üremek, yani nüfusu arttırmak önemlidir, yaşamcıldır. Eşcinseller de üreyemeyecekleri için bir tür hain gibi görülüp cezalandırılmışlar o devirlerde. Yani her törenin de bir doğuş nedeni vardır, zevk için ya da spor olsun diye oluşmazlar.
Arap töresi ve tüm ilkel töreler de böyle türedi, zinanın yasak olması, eşcinselliğin lanetlenmesi (nüfus, her toplum için önemliydi o devirlerde), kadının örtünmek zorunda olması vb. tümü ilkel çağlarda, o günün koşullarına, gereklerine, kafa yapısına hitap eden şeylerdi. Bugün, hiçbiri uygulanamaz. Yıl olmuş 2016, bu devirde ne eski Arap, ne Yunan, ne Türk töresi %100 uygulanamaz, uygulanmamalıdır.
Uzun bir giriş oldu. World'ün sorduğu belirli sorular da var, onlara da kendimce yanıt vereyim.
Enseste kötü denebilir mi? Bir ateist buna kötü diyebilir mi? Derse neye göre?
Çocuk yapma amacıyla ensest bir ilişkiye hayır denmelidir, çünkü doğacak olan çocuk muhtemelen sağlıksız olacaktır. Zaten bugün bütün toplumlarda ensestin kötü olduğunun düşünülmesinin nedeni de bunun ilkel çağlarda denenmiş ve zararlı sonuçlar doğurduğunun görülmüş olmasıdır. İlkel çağ insanları, birincil derecedeki yakınların üremelerinden sağlıksız çocuklar doğduğunu gözlemlediler ve bu işin kötü, lanetli bir iş olduğunu düşündüler. Dinler çok daha sonra doğdu ve bu tabu, dinlerde de en kötü günahlardan biri olarak yer aldı. Yani ayağımız ayakkabıya göre biçimlenmedi, ayakkabıyı ayağımıza göre biz icat ettik.
Çocuk yapma amacı olmadan ensest ilişki yaşanabilir mi? Her iki taraf da yetişkinse, söz gelimi 28 yaşında bir kadın ile 32 yaşında bir adam diyelim, hiçbir zorlama, taciz vb. de söz konusu değilse, iki taraf da rıza ile ilişkiye giriyorlarsa bize ne kime ne? Zaten şu anda, elan, dünyada böyle ilişkiler yaşayan sandığınızdan fazla insan vardır.
Taraflardan biri çocuksa, mesela öz dayısı, öz amcası yeğenine bu amaçla yöneliyorsa bu elbette savunulabilecek bir şey değildir, çünkü taraflardan biri çocuk, kendi rızasıyla cinsellik yaşayabilecek olgunlukta ve durumda değil. Burada suç var, oysa iki yetişkin örneğinde suç unsuru yok.
Bir insan, birincil derecedeki bir yakınına cinsel istek duyabiliyorsa, karşı taraf da aynı durumdaysa, dediğim gibi, bize ne, kime ne?
Hırsızlık sorusuna da gelelim. Hırsızlık derken neyi kast ettiğimize bağlı bence. Açlıktan ölmek üzere olduğu için mecburen ekmek çalan adamın yaptığı hırsızlık değildir bence, çünkü o adam, kimi kodamanların "asıl" hırsızlığı yüzünden açtır. Hırsızlık, temel, insan gibi yaşama koşullarına sahip olduğun halde, sırf daha iyi, daha lüks yaşama amacıyla, başkalarının hakkını gasp etmeye denir bence.
Eşcinselliğe yukarıda değinir gibi oldum. Bir daha değineyim, kimin kimle ne yaşadığı beni bizi ilgilendirmez. Aktif ve eşcinsel bir erkek, gelip de beni zorla öpmeye kalkmadıkça benim için sıkıntı yok :) kimle ne yaparsa yapsın. Lezbiyen mi, biseksüel mi, panseksüel mi beni ilgilendirmez.
Uzun ve doyurucu olmuş her halükarda görelili etik anlayışından kurtulamıyoruz.
Dialectics
27-03-2016, 01:17
Bir ateist ahlakı nasıl temellendirebilir? Enseste kötü ,hırsızlığa kötü diyebilir mi? Eşcinsellik neden normaldir de ensest değildir ateiste göre?
Basit bir kriter vereyim, kanımca evrensel olmaya aday:
"Bir davranış ne kadar bencilse o derece kötüdür. Bir davranış ne kadar diğergamlığa yönelik ise, o kadar iyidir"
Örnek: kendi zevki icin baska insanları öldüren bir katil. Hem kendini tatmin icin öldürüyor hem de bu bencilligi sergilerken baskalarinin yasam hakkini caliyor.
Örnek: Cocuklara tecavüz eden vakif üyesi. Kendi zevki icin cocuklara ömürleri boyunca unutamayacaklari, psikolojilerini bozan bir zarar veriyor, hem de kendi 5 dakikalik zevki icin. Bencillikte tavan, digergamlikta dip.
Bu anlamda örnekler cogaltilabilir. Kendi zarar görmesin diye bir haksizliga ses cikarmamak da bu bakis acisina göre kötüdür.
Yıldıztozu
27-03-2016, 02:09
"Bir davranış ne kadar bencilse o derece kötüdür. Bir davranış ne kadar diğergamlığa yönelik ise, o kadar iyidir"
Bence bu genellenemez. Bilge insan sıradan insana karşı diğergamca değil bencilce yaklaşmalı. Bu şekilde insanlığın elde edeceği toplam iyilik daha fazla olacaktır. Diğergamca yaklaşılan kişinin ve bencilce yaklaşan kişinin özelliklerine bağlı.
Sundance
27-03-2016, 03:44
Mesela işçinin hakkını yiyorum ne durdurmalı beni?
Dawkins'in kitabındaki "Ahlakın Darwinsel kökeni" isimli bölümü okuyun.
Özetle ahlakın temelinin toplumsal yaşayış olduğunu belirtiyor. Toplum içindeki her bireyin kendi yaşamını idame ettirmeyi sağlayan genleri olduğu gibi içinde bulunduğu toplumun yaşamasını sağlayan genleri olduğunu da öne sürüyor. "Sen benim sırtımı kaşı ben de senin" şeklinde. Toplumun yararı = içinde yaşayan bireyin yararı.
Toplumun yararı doğrultusunda ahlak yapısı insanlar tarafından biçimlendirilmektedir. Öncelik bireyin çıkarı değil toplumun çıkarıdır. Tersi bir duruma da toplumsal yaptırım uygulanır.
Bana göre ahlakı tam olarak bu temellendiriyor.
Örneğin işçilerin hakkının yenmesinin "doğru" ve "iyi" kabul edildiği bir toplumda zamanla işçilik tercih edilmez bir hale gelecektir. Hiç işçi olmaması, işçilerin hakkını yiyerek çıkar sağlayan birey için de zararlı bir durumdur. Bu yüzden sağlıklı bir toplumda hem ahlak anlayışı ile hem de yasalar ile işçilerin hakkının yenmemesi güvence altına alınmalıdır.
Yıldıztozu
27-03-2016, 11:33
Elim, sırtımı neden kaşıyor? Elim bencilce hareket edip sırtıma bu iyiliği yapmasaydı ya?
Yapıyor çünkü vücudun bütünlüğü kendisini de etkileyecek.
Aynı şekilde insanı da birey değil bilinç olarak değerlendirebiliriz. Bilinç, vücudu temsil ediyor. Sahip olduğum bireysel bilinç ölmeye mahkum, ama bana benzeyen, benim gibi hisseden başka bilinçler var olmaya devam edecek. Sırf bana benzeyen, bir bakıma ''ben'' olan diğer bilinçlere bu yüzden iyilik yaparım. Her bilinç bana benzeyen bilinç değil tabi, işte onlarla pek ilgilenmiyorum.
Bilimsel, felsefi birikime sahip birine yapılan iyilik topumsal iyiliktir, ama belli bir yaşa geldiği halde aptal ve cahil kalmış kişiye yapılan iyilik ise toplumsal kötülüktür.
Tartışılması gereken önemli bir konu da bence ''geçici iyiliklerin kötülük oluşu''. Yani bir dilenciye yardım etmek kötülüktür. Bir toplumda hiç kimse dilencilere yardım etmeseydi o toplumda dilencilik ortaya çıkmazdı ve zor durumda kalanlar dilencilik yerine daha kalıcı çözümler üretebilirdi.
Geçici iyilikler toplumu ve bireyi uyuttuğu için iyilik yerine kötülüktür.
spartacus
27-03-2016, 12:36
Mesela işçinin hakkını yiyorum ne durdurmalı beni?
İşçi ve hakkı. Ahlakla ilgisi yok, temel emsele akıl, zeka, bilinç ve farklı çıakrlarca koşullandırılmamış, şartlandırılmamış olmak(ahlak dedikelri ise sana bu hakkı verir, verirkende ötekini, hakkını yediğini şartlandırıp, buna koşullar, zira mesele önsel tanımlar değil süreçle ilgili açğıa çıkan veri, donedir, bilgi ve analize muhtaçtır-ahlaka değil-)...
Mesala hırsızlık için sorduğum soru
(hırsızlık)Yapmanı sağlayan ne?
cevap: Mülkiyettir.
Mülkiyet nedir? -> mahrum bırakmadır -> Dünya değerleri, insan emeğide dahil, katakülle, alavere, dalaverelerle kendi şahsi malı haline getirme bağlamında da zaten bir hırsızlıktır... Mahrum bırakma neyi getirir? mahrum bırakılanın mahrumiyeti aşma çabasını... Bu halde mahrum bırakan ne yapar? Mülkünü korumaya almaya çalışır, mahrum bırakılan ne yapar, koruma kalkanını aşmaya çalışır... Mahrum bırakan çeşitli yasalar(hukuk), kurumlar örgütler, bu kurumların merkezi ise devlet olarak açığa çıkar. Mülkün korunumu ve sahipliği, diğerlerine karşı süreğen bir savaştır bu halde serveti, sermayeyi elde tutan mahrum bırakanalr, mahrum bıraktıklarına karşı konumlanırlar(kurumsal, askeri, politik, siyasi, basın yayın, DİN)..
Neolotik çağdan bugüne, dünya tarihide aslında bu noktada yazılır... Mahrum bırakanlar ile mahrum bırakanlar(kendi aralarında birbirinin hakkını, malını çalmak) arasında ve mahrum bırakılanlar arasındaki mücadele... Mahrum bırakılan çeşitli kendisine yabancılaştırma yöntemleriyle, süreğen kaybetmektedir orası da ayrı bir mesele (misal osmanlı saray hayatını inceleyen, halk ile sarayın apayrı dünyaları olduğunu, ama sarayın ihtişamını sağlayan zeminide, halkın safça verdiğini, kendi dünyasını değil ötekinin dünyasını kendi dünyası olarak görür, kraldan çok kralcıdırlar, kısaca buna kendine yabancılaşma denir. biz diye seslenirler, ama biz dedikleri bir avuç, mahrum bırakan ve kendileri için "onlar-kullar-" diye hitap eden ayrı bir saraydır, kendileri sarayın "onlar" dediği ayrı bir kesimken, kendileri yabancısı ve sahip olamadıkları toplam mülke rağmen, saraya dramatik biçimde biz derler, bunu bugün 1 makarna ile oyu toplanan toplumda da aynı biçimde görmek mümkün, biz derler(din, millet, renk vb gibi koşullandırıcı, yabancılaştırıcı şartlar bağlamıyla, kandırılırlar-üstelik kullanılırlar, toplumca bir avucun hırsızlığı için çalışırlar(ahlak engel olabiliyor mu? hayır, milyonlar halinde hırsıza yardım ederler, hırsız ise bu yardım edenlerden çalar, yani kendilerinden çalınması için yırtınırlar... çünkü meseleler veri, done, bilinç, zeka, analiz temelinde, hayatidir, kağıt üstü, şartlı değildir), oysa biz demenin koşulu, sosyal ve ekonomik hayatıyla senden ayrı olmamasıdır, öyle mi peki?), oysa biz değil, ötekidirler lakin farkında değillerdir)...
Kısaca bu meseleler ahlakla ilgili değil, ahlakla da çözülemez, "çalmayacaksın" demek ahlaktır, ama özünde de muğlak ifade olması hırsızlığı sadece sahipliği olan(mahrum bırakmış) olan malın çalınmasına indirgemesiye, ahlaksızlık, zira mahrum bırakılan çalınabilir, mahrum bırakma da zaten çalma işidir... Kısaca hırsızlık malı ancak çalınabilir...
Bunlar ahlakın değil, insan akıl, mantık ve zekasının, bilinç temelinin sorunları ve zeminde hukuk vardır(ahlak değil)..
Sonra hukuk da ahlak tarafından süreğen taciz edilmektedir, hukuk yasaklayamaz, yasakalrın hukukta yeri yoktur, aslen hukuk fiili tanımlar ve o fiilin cezai bir karşılığı olup, olmadığını belirler, mevcut toplumsal öğretim kurumalrıda yasakalrı değil, fiilleri, neden uygunsuz ve olumsuz olduğunu, insan akıl, mantık ve iradesinin kavrayabileceği biçimde vermekle mükelleftir. Burada şunu yapamazsın diyermez, burada şunu yaparsan şu ya da bu şekilde cezasını ödersin diyebilir.
Şunu yapamazsın, bunu yaparım, senin adına yaptım oldu vb özünde ahlaksızlıktır, ama ahlak diye yutturulur. Bir insana iradesi dışında herhangi bir şeyi taciz, şantaj, ödül, ACZ(dinlerin en iyi silahları), MUHTAÇLIK(sömürünün en temel kullandığı, mahrum edip, muhtaç bırakıp, sonra bunu kullanmak) vb koşuluyla yaptırmak veya dayatmak zaten hukuksuzluktur, ahlaksızdırda. Bu bağlamda toplumlar ahlak ve ahlakı hegomanyasına almış dinlerin, ahlak-sızlık anlayışından krutulamadıkça, hukuk toplumu haline gelemez. Ya böyle yaparın ya da yakarım -> ŞANTAJDIR, ama bir çok saf, zavallı, cahil milyonlarca insan böylesine bir şantajla korkutulabiliniyor, ve aynı kurum ahlak bezirganlığı yapabiliyor, şantaj ahlak haline getiriliyor, tüm diğer ahlasızlıklarda, zira anahtarın kendisi bir madalyon, bir yüzü ahlaksızlık, diğer yüzü ahlak, süreğen birbirleri oluyorlar.
Birde iyilik yerine, paylaşım, yardım(help), iyilik yapıldığında zaten iyilik olmaktan çıkar, yansısı yaptırım, kullanım değeri elde etmek temelidir, bu kullanım değerini alabildiği ölçüde zaten adına "iyilik yapmak" denir...
İlahimasal
27-03-2016, 14:59
45 ERKEK çocuğuna TECAVÜZ eden bir A-teist ve derneği duymadım.
Yazarımız ne guzel demiş.
" oku at ,degdiği noktaya 12 de"
9 yaşındaki kız çocuğunun ırzına geç ve bu ilahidir de.
Gelinine sulan ,yatağa atmak için ayet fırtlat!
45 ERKEK çocuğuna tecavuz et. Kur-an da bunun cezası yok de ve birdahaki tecavüzlere bak.Allaaaakbaaaaa.
Evlerinde ne tür sapıklıklar yapıyorlar ? Merak etmiyorum. Ne halt yerseniz yiyin .allanızïn gördüğünü idaa eden siz kuldan saklayın.
Bir ateist ahlakı nasıl temellendirebilir? Enseste kötü ,hırsızlığa kötü diyebilir mi? Eşcinsellik neden normaldir de ensest değildir ateiste göre?
Etik ve ahlaki bir yerde, varsa genel bir etik ve ic duyunun temellendirilmesini farkli bir yerde degerlendirmek gerekir. Iyinin, guzelin, ahlakin temeli bir cok degiskeni icinde barindiran cetrefilli bir durum. Bunun yani sira din, dinsel, metafiziksel dusuncelerin bireyin davranislarina dogrudan etki etmesi de kacinilmaz bir gozlemin vargisidir. Bireyin davraanissal yonelimi inanc yada inancsizlikla dogrudan bagintili midir? Bazen oyledir, bazen degildir.
Din insani 'kotu' bir eylemden uzak tutuyor mu? Tuttugunu iddia edenlere karsi pek cok sey soylenebilir. Bu durum non-teistler icin de gecerlidir. Non-teisti kotu olarak adlandirilan eylemden NE uzak tutar? Bir eyleme iyi yada kotu derken HANGI felsefi/dusunsel/bilissel/olgusal ereklere sahibiz? Kavramlari olumsallarken, o kavrami kavram icinde ozsellestiririp butunsellestirmemiz, ayni zamanda kavrami sahiplenmemiz anlamina gelir..
Etik degerleri temellendirirken hangi ereklere gore aciklayacagiz?
Iyi-kotu ve guzeli hangi araclara gore temellendiriyorsunuz?
Erdem uzerinde dusunurken, en yuksek iyiyi mutluluk olarak tanimlayabilir miyiz? Eger durum bu ise en yuksek iyi, bilgi ve hazzin dogruluk ve guzeliginin acinlanisi midir? Haklilik payi var! Bunu estetik degerler icin soyleyebiliriz. Fakat iyinin haz veren duygu durumuna gore degisip tanimlanmasi, bireyin bir diger bireyin oz hukukunu cigneyebilecegini, toplumda karsitlik, dusmanlik daha dogrusu hukuksuzluk doguracagi akla geliyor. Neden mi?
Insan doganin yarattigi bir canli olarak, dogaya gore temellendirilmelidir. Olmasi gerekeni degil, olan durumu ifade etmeye calisiyorum. Doga ozunde hayatta kalmaya yonelik bir savasim icindedir. ( us inanci ile duygunun, ussal etmenlerle US DISI ETMENLERIN savastiklarini goruruz)* Bu savasimdan olusuyor dense sanirim yanlis olmaz. Dogadan ayri, soyutlanmis bir varlik degildir. Bu bize insanin doga gibi biraz da egoist (gunluk kullanim anlaminin otesinde) oldugunu acinliyor. Hayatta kalmak icin yeme icme, barinma, iliski kurma, kurdugu iliskilerin yarar fayda dizgesinde degerlendirisi ve diger ihtiyaclarinin karsilanmasi mutluluk, iyi ve kotu kavramlarini beraberinde getiriyor. Dunyada var olma savasina bakarsak insan ozunde faydacidir ve kendisini dusunmelidir. Ihtiyaclarinin giderimi mutlulugu dogurur.
Yoksunluk hissi mutsuzluk dogurmaz mi?
Ask acisi askin yoksunlugundan,
Ozlem duygusu bireye duyulan ihtiyacin karsilanamamasindan,
Olcusuz para sevgisi, nesneyi metalastirmasindan kaynaklanmiyor mu?
Dogurdugu etkiler ayni anda ayni uzam icinde nesnel gorungulerdir!
Dogru-yanlis/ iyi-kotu/ guzel-cirkin ve guzel-iyi gibi erek ve edimlerin insana ait olduklari ( sosyal yasam ve iliskileri ile degisip gelistigi, bu sosyo-kulturel sartlar altinda sekillendigi) herkes tarafindan gozlemlenmiyor mu?
Eger durum gercekten de boyle ise, turlu turlu ve degisken olan birey-toplum acinlanisinda farkli gorunguler sunmasi kacinilmazdir. Bu dogrultuda verili gercekligin sabit dogrular, erdemsel ilkeler, sabit estetik ve iyi olma hali ne olcude gercekligin bir kopyasi olabilir? Ben, bunun soz konusu olmadigini dusunuyorum. Temellendirmek icin daha fazla psikoloji ve sosyolojik argumanlara ihtiyac var. Dogayi anlamaya ihtiyac var. Insanin davranisi, doganin davranisina benziyor. Hatta duyumlari dahi doganin mevsimsel goruntusudur.
O halde insanin dogasi nedir?
Neye gore belirlenir?
Ahlak duygusunun belirlenimi noktasinda mesela Hutcheson soyle vurguluyor: " Ahlak duyusu kendisiyle hem kendimizdeki hem de baskalarindaki erdem yada kotulugu algiladigimiz dogal guclerden biridir." Ic ve dis duyunun nesneye yaklasiminda baskalari adina icsellestirilen tek bicimci imgelemin erdem olarak algimiza yansimasi, erdemin ozunu daha anlasilir kilmiyor ki! Sana gore, ona gore iceriklendirilip anlam yuklenen kavramsal bilgiden bahsediyoruz. Bunun epistemolojik yansimasi aksine kafamizi karistiriyor, kolaylastirmiyor.
Yoksa ne bileyim, sozgelimi, ortaya koyulan eylemin insanlar tarafindan onaylanip olaylanmamasi; ortak duyu ediminde algilanip, toplumun vicdani olceginde degerlendirilebilir. Bu tutum ve davranis, kollektif bilincin, toplum icin toplumsal sozlesmesidir dersek yanilmis olmayiz.
Ama o zaman da toplumun degisen algi dinamiklerine gore BUGUN kotu olarak algilanan sey, OBUR GUN (aslinda yillar sonra) dogru olarak algilanabilir.* Olcut toplumun onayi ise, varsayalim ki uzlasimsal OLMAYAN sartlar yada toplumlar icin ne denilebilir?