PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hakaret Problemi


Save The Day
03-09-2016, 17:01
Hakaret: a. (haka:ret) 1. Onur kırma, onura dokunma. 2. Küçültücü söz veya davranış: “Hakaretlerle bağırarak haşlıyor ve onlara ambarda ve güvertedeki yerlerini gösteriyordu.” -Y. K. Beyatlı.

Tanımı bu şekilde. Fakat bu kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Yani kanun maddelerinde hakaret sayılabilecek kelimelerin teker teker verilmesi gerekir yoksa ortada bir belirsizlik olur. Mesela birine aslan dediğinizde çok sevinirken ötekine deyince hakaret olarak algılayabilir. Aynı şekilde eşek deyince birisi hakaret olarak algılar ötekisi övgü. Burada neye göre hakaret diyeceğiz? Hakimin keyfiyetine göre mi? İşte mahkemelerde insanlara kendi keyfiyetini mi dayatıyor devletler? Belirlenmesi gerekir diyorum hakaretlerin. Yoksa bir belirsizlik olur.

bilgivehis
03-09-2016, 22:27
Hakaret: a. (haka:ret) 1. Onur kırma, onura dokunma. 2. Küçültücü söz veya davranış: “Hakaretlerle bağırarak haşlıyor ve onlara ambarda ve güvertedeki yerlerini gösteriyordu.” -Y. K. Beyatlı.

Tanımı bu şekilde. Fakat bu kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Yani kanun maddelerinde hakaret sayılabilecek kelimelerin teker teker verilmesi gerekir yoksa ortada bir belirsizlik olur. Mesela birine aslan dediğinizde çok sevinirken ötekine deyince hakaret olarak algılayabilir. Aynı şekilde eşek deyince birisi hakaret olarak algılar ötekisi övgü. Burada neye göre hakaret diyeceğiz? Hakimin keyfiyetine göre mi? İşte mahkemelerde insanlara kendi keyfiyetini mi dayatıyor devletler? Belirlenmesi gerekir diyorum hakaretlerin. Yoksa bir belirsizlik olur.

Tanıyı zaten kendiniz belirtmişsiniz, kişi hakaret algılıyorsa o hakarettir. Bunu yasalaştırmak mümkün değildir. Çünkü her iki tarafı memnun edici bir yasa konamaz. Örnegin Çukuova'da bir Lan kelimesi için insan öldürülürken, Orta Anadolu'da sevgi anlamında kullanılır. Başka bir örnek, şerefsiz kelimesi başka ortamlarda cinayet sebebiyken, arkadaşlar arasında şaka mahiyetinde kullanılır.
Osmanlı'da kişinin hakaretinden şikayetçi olan davacıya Kadı Efendi, davacı olduğu kişiye aynı hakareti yapmasını söyleyerek davayı kapatması ne kadar komikse, aynısı günümüz için de geçerli.
Sözcüğün anlamı kişinin algısına ve niyetine bağlıdır. Kişi iyi niyetle bilmeyerek söylemişse özür diler konu kapanır, iyi niyetle söylememişse o zaman hakarettir. Aslında hakaret biraz da deşarj olayıdır, örnegin hakaret edip deşarj olmak için üste para verip maça giderler. Orada hakaret etmek imkansız hale gelse seyirci sayısı yarı yarıya düşer. Bir de hakaretin şarj yönü de var, rekorlar kırmış Hintli milli koşucu Paan Singh Tomar antrenörünü ziyaret eder, antrenörü niye geldin diye sorar, "Hakaretlerini özledim" der...

Save The Day
03-09-2016, 22:31
Tanıyı zaten kendiniz belirtmişsiniz, kişi hakaret algılıyorsa o hakarettir. Bunu yasalaştırmak mümkün değildir. Çünkü her iki tarafı memnun edici bir yasa konamaz. Örnegin Çukuova'da bir Lan kelimesi için insan öldürülürken, Orta Anadolu'da sevgi anlamında kullanılır. Başka bir örnek, şerefsiz kelimesi başka ortamlarda cinayet sebebiyken, arkadaşlar arasında şaka mahiyetinde kullanılır.
Osmanlı'da kişinin hakaretinden şikayetçi olan davacıya Kadı Efendi, davacı olduğu kişiye aynı hakareti yapmasını söyleyerek davayı kapatması ne kadar komikse, aynısı günümüz için de geçerli.
Sözcüğün anlamı kişinin algısına ve niyetine bağlıdır. Kişi iyi niyetle bilmeyerek söylemişse özür diler konu kapanır, iyi niyetle söylememişse o zaman hakarettir. Aslında hakaret biraz da deşarj olayıdır, örnegin hakaret edip deşarj olmak için üste para verip maça giderler. Orada hakaret etmek imkansız hale gelse seyirci sayısı yarı yarıya düşer. Bir de hakaretin şarj yönü de var, rekorlar kırmış Hintli milli koşucu Paan Singh Tomar antrenörünü ziyaret eder, antrenörü niye geldin diye sorar, "Hakaretlerini özledim" der...

İyi de dostum o zaman sorunlar ortaya çıkıyor. O zaman hakaret olarak mesela ''şerefsiz'' kelimesini düşünürüz. Ama böyle kelimeler kullanmadan da normal karşıdaki kişi konuşsa ve kişi hakaret olarak algılasa ne olacak? Yani her şey hakaret algılanabilir o zaman. Bir ölçütü yok ki. Mahkemeler keyfe göre mi hareket edecek? Mesela birine ağır dediğimiz bir hakareti edince ceza alırız. İyi de kim belirledi onu? Kanunlarda yok ki o kelime. Bir başkası da ''aslan'' kelimesine çok ağır hakaret diyip şikayet edebilir. İşte burada bir karışıklık çıkıyor bunun siz de farkındasınız. İyi de mahkemeler neye göre hakaret deyip de ceza veriyor o zaman? Kendi kafasına göre mi ceza veriyor hakim? Canı isteyip ceza mı veriyor? Hakaretleri kanunlarda belirtmek gerekir yoksa herkes bir kelimeyi hakaret olarak algılayabilir. Bir ölçütü olması gerekir. Yoksa bir düzen olmaz. Her kelime hakaret olarak algılanabilir. Böyle bir durumda neye göre ceza verilecek bu sıkıntı diyorum işte. İnsanların anlaşması, konuşması, iletişimi vs çok problemli. Sürekli problem çıkıyor yav.

İlahimasal
03-09-2016, 22:49
Asliye ceza mahkemelerine her vatandaş başvurup .
Kanun, 125. maddede hakaret ve sövme suçuna, 126. maddesinde “matufiyet†ilkesine, 127. maddesinde ispat hakkına, 128. maddesinde savunma dokunulmazlığına, 131. maddesinde “ Soruşturma ve kovuşturma koşulu “ madde başlığı altında şikayete yer vermiştir

Kur-an'da bulamassın bu hakkı.Türkiye cumhuriyeti Anayasasında ve cza hukukunda hakkınız bakidir.

Bilgivehisin de belirttiği gibi halk arasında bu tarz fiiler kimi zaman hoş,kimi zaman tepki ile karşılaşıyor. Bunların buyük çoğunluğu mahkemeye ulaşmadan halk arasında sulh ediliyor.

Mahkeme yolun açık. Sanki devletin bir yaptırımı yok muş gibi algı yaratma.

Save The Day
03-09-2016, 22:51
Asliye ceza mahkemelerine her vatandaş başvurup .


Kur-an'da bulamassın bu hakkı.Türkiye cumhuriyeti Anayasasında ve cza hukukunda hakkınız bakidir.

Bilgivehisin de belirttiği gibi halk arasında bu tarz fiiler kimi zaman hoş,kimi zaman tepki ile karşılaşıyor. Bunların buyük çoğunluğu mahkemeye ulaşmadan halk arasında sulh ediliyor.

Mahkeme yolun açık. Sanki devletin bir yaptırımı yok muş gibi algı yaratma.

Bahsettiğim problemleri okumadın mı dostum? İşte hakaret suçuna bilmem kaç yıldan kaç yıla kadar vs ceza falan gibi maddeler var öyle di mi. İyi de hakaret denilen şeyleri kim belirliyor olayın kilit noktası bu. Sen bir kelimeye hakaret dersin, ötekisi de hakaret olarak kabul etmez. Kim ve neye göre belirleniyor hakaret? Hakaret olarak kabul edilecek kelimelerin kanun maddelerinde yer alması gerekir diyorum. Katılmıyor musun?

İlahimasal
03-09-2016, 22:54
Hakimler gerekeni yapar sen kafanı yorma. Gerekenide yapıyorlar.

Save The Day
03-09-2016, 22:57
Hakimler gerekeni yapar sen kafanı yorma. Gerekenide yapıyorlar.

Adalet değil keyfiyet olur o zaman. Sorunları okumamışsın. Baştan sona bir oku.

bilgivehis
03-09-2016, 23:02
İyi de dostum o zaman sorunlar ortaya çıkıyor. O zaman hakaret olarak mesela ''şerefsiz'' kelimesini düşünürüz. Ama böyle kelimeler kullanmadan da normal karşıdaki kişi konuşsa ve kişi hakaret olarak algılasa ne olacak? Yani her şey hakaret algılanabilir o zaman. Bir ölçütü yok ki. Mahkemeler keyfe göre mi hareket edecek? Mesela birine ağır dediğimiz bir hakareti edince ceza alırız. İyi de kim belirledi onu? Kanunlarda yok ki o kelime. Bir başkası da ''aslan'' kelimesine çok ağır hakaret diyip şikayet edebilir. İşte burada bir karışıklık çıkıyor bunun siz de farkındasınız. İyi de mahkemeler neye göre hakaret deyip de ceza veriyor o zaman? Kendi kafasına göre mi ceza veriyor hakim? Canı isteyip ceza mı veriyor? Hakaretleri kanunlarda belirtmek gerekir yoksa herkes bir kelimeyi hakaret olarak algılayabilir. Bir ölçütü olması gerekir. Yoksa bir düzen olmaz. Her kelime hakaret olarak algılanabilir. Böyle bir durumda neye göre ceza verilecek bu sıkıntı diyorum işte. İnsanların anlaşması, konuşması, iletişimi vs çok problemli. Sürekli problem çıkıyor yav.

Size kendi başımdan geçen bir olayı anlatayım.
Köyün birinde adamın biri beni evine misafir etti, hoş geçen üç-beş sohbetten sonra sofra kuruldu., yemeği yedikten sonra bana bağırmaya başladı

bilgivehis
03-09-2016, 23:05
Size kendi başımdan geçen bir olayı anlatayım.
Köyün birinde adamın biri beni evine misafir etti, hoş geçen üç-beş sohbetten sonra sofra kuruldu., yemeği yedikten sonra bana bağırmaya başladı Sen hakaret ettin" dedi. Ben ne olduğunu anlamaya çalışrken ettiğim hakareti söyledi. Megerse ekmeği sol elimle yemem ona hakaretmiş...

İlahimasal
03-09-2016, 23:12
Size kendi başımdan geçen bir olayı anlatayım.
Köyün birinde adamın biri beni evine misafir etti, hoş geçen üç-beş sohbetten sonra sofra kuruldu., yemeği yedikten sonra bana bağırmaya başladı Sen hakaret ettin" dedi. Ben ne olduğunu anlamaya çalışrken ettiğim hakareti söyledi. Megerse ekmeği sol elimle yemem ona hakaretmiş...

Sayın bilgivehis bu forum bile birilerine hakaret olarak zan ediliyor ve saldırılara maruz kalıyor.

Mahkemelerde bu durumlar için var zaten.Konuyu mahkemeye taşımak bir medeniyet belirtisi iken saldırmak vahşiliğin ve ilkelliğin belirtisi.

Sizin başıniza gelen olayı mahkemeye taşıdığınızı düşünün.

Save The Day
03-09-2016, 23:47
Size kendi başımdan geçen bir olayı anlatayım.
Köyün birinde adamın biri beni evine misafir etti, hoş geçen üç-beş sohbetten sonra sofra kuruldu., yemeği yedikten sonra bana bağırmaya başladı Sen hakaret ettin" dedi. Ben ne olduğunu anlamaya çalışrken ettiğim hakareti söyledi. Megerse ekmeği sol elimle yemem ona hakaretmiş...

İşte bir problemden bahsetmişsiniz. Tamam işte ''normal'' bir hareketi bile hakaret algılayabiliyor insanlar. Yani ben size aslan derim siz belki övgü kabul edersiniz ama bir başkası hakaret der. İşte bu durumda hakaret nasıl belirlenecek ki mahkemede?

bilgivehis
04-09-2016, 00:01
Biraz da gülelim:)

Konu hakaret değil ama yine kendi başımdan geçen bir olay.
İşim gereği köyleri geziyoruz, iki kişiyiz.
Köylüler, müslüman bir tip olmadığımızı sezmiş olacaklar ki, bizimle hiç ilgilenmediler. Zar-zor ahır gibi bir yerde yatacak yer verdiler. Yanımdaki arkadaş yüzünü yıkamak için camiye gitti. O esnada da millet namaza geliyormuş. Arkadaşın abdest aldığını zanederek her gelen sırtını tappuşlayıp allah kabul etsin diyormuş. Arkadaş da ayıp olmasın diye onlarla namaza durmuş.
Ondan sonra bizi saray gibi bir eve götürdüler, bir kuş sütü eksik misali ne kadar köy ürünü yiyecek varsa önümüze tepsilerle yığdılar. Sabah gitmemiz gerekiyordu, kalmamız için neredeyse yalvardılar ve köyden ayrıldık.
Oysa arkadaş içkiliydi, camiye yüzünü yıkayıp biraz kendine gelmek için gitmişti...

Save The Day
04-09-2016, 00:03
Biraz da gülelim:)

Konu hakaret değil ama yine kendi başımdan geçen bir olay.
İşim gereği köyleri geziyoruz, iki kişiyiz.
Köylüler, müslüman bir tip olmadığımızı sezmiş olacaklar ki, bizimle hiç ilgilenmediler. Zar-zor ahır gibi bir yerde yatacak yer verdiler. Yanımdaki arkadaş yüzünü yıkamak için camiye gitti. O esnada da millet namaza geliyormuş. Arkadaşın abdest aldığını zanederek her gelen sırtını tappuşlayıp allah kabul etsin diyormuş. Arkadaş da ayıp olmasın diye onlarla namaza durmuş.
Ondan sonra bizi saray gibi bir eve götürdüler, bir kuş sütü eksik misali ne kadar köy ürünü yiyecek varsa önümüze tepsilerle yığdılar. Sabah gitmemiz gerekiyordu, kalmamız için neredeyse yalvardılar ve köyden ayrıldık.
Oysa arkadaş içkiliydi, camiye yüzünü yıkayıp biraz kendine gelmek için gitmişti...

Öyle yerler varmıymış yahu :) Ben de gitmek isterim neresi varsa. Mesela müslüman diye ya da artık herneyse diye saygı duyup böyle hizmet ediyorlarsa ben de gitmek istiyorum :)

bursali68
04-09-2016, 00:10
Merhaba,

HAKARET özellikle bilgisiz, bilinçsiz toplumlarda ve bizim gibi şu an için ne idüğü belirsiz toplumlarda diz boyudur...Hakaret nedir, ne değildir şeklinde bir akılcı yanıt aramak da nafile bir çabadır diye düşünüyorum.Haaa bazen de gerçekten hakedenler de var mı emin olun vardır, çünkü adam gibi, insan gibi anlatmayla anlamazlar...!

Sağlıcakla kalınız...

bilgivehis
04-09-2016, 00:33
Öyle yerler varmıymış yahu :) Ben de gitmek isterim neresi varsa. Mesela müslüman diye ya da artık herneyse diye saygı duyup böyle hizmet ediyorlarsa ben de gitmek istiyorum :)

Var mı ne demek bu ülkenin yarıdan fazlasında durum böyle trajikomik maalesef.
Uzun yıllar köyleri gezen biri olarak bunun gibi o kadar kandırılmaya hazır bölgeler var ki, fettullahın dörtte biri dahi olsan her istediğin ayağına gelir. Ha bire bu kadar dini cemaat nerden peydahlanıyor, işte memleketin bu halinden...

Seni öyle yerlere götürdüğümde ağzın açık kalır, ama sol elinle ekmek yeme:pound:

Save The Day
04-09-2016, 00:43
Var mı ne demek bu ülkenin yarıdan fazlasında durum böyle trajikomik maalesef.
Uzun yıllar köyleri gezen biri olarak bunun gibi o kadar kandırılmaya hazır bölgeler var ki, fettullahın dörtte biri dahi olsan her istediğin ayağına gelir. Ha bire bu kadar dini cemaat nerden peydahlanıyor, işte memleketin bu halinden...

Seni öyle yerlere götürdüğümde ağzın açık kalır, ama sol elinle ekmek yeme:pound:

Ama sadece köylerde mi yoksa şehirlerde de geçerli mi? Yani ilkel kalmış dağ başı gibi bölgeler mesela köylerde mi yoksa büyük şehirlerde de geçerli mi? Yani sadece köy olsa bile ondan faydalanılabilir. Benim kafamda imamlık düşüncesi vardı. İlahiyat bölümü okuyup imam olup o bölgelerde imamlık yapınca yani dini bir alim olunca davranışları ne olur? Öpüp başlarına koyarlar mı? Hatta daha da ilerisi kızlarını verirler mi? Ne dersin dostum? Bana yaşadıklarını anlatır mısın? Konuyla alakasız dersen özel mesajdan da anlatırsın ama bence bir problem yok. Bir de hangi bölgelerin olduğunu söylemeni isterim. Bu konuda beni bilgilendirir misin?

spartacus
04-09-2016, 01:04
Hakaret: a. (haka:ret) 1. Onur kırma, onura dokunma. 2. Küçültücü söz veya davranış: “Hakaretlerle bağırarak haşlıyor ve onlara ambarda ve güvertedeki yerlerini gösteriyordu.†-Y. K. Beyatlı.

Tanımı bu şekilde. Fakat bu kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Yani kanun maddelerinde hakaret sayılabilecek kelimelerin teker teker verilmesi gerekir yoksa ortada bir belirsizlik olur. Mesela birine aslan dediğinizde çok sevinirken ötekine deyince hakaret olarak algılayabilir. Aynı şekilde eşek deyince birisi hakaret olarak algılar ötekisi övgü. Burada neye göre hakaret diyeceğiz? Hakimin keyfiyetine göre mi? İşte mahkemelerde insanlara kendi keyfiyetini mi dayatıyor devletler? Belirlenmesi gerekir diyorum hakaretlerin. Yoksa bir belirsizlik olur.
Hakaret konusu da tüm diğer sözel konular gibi, ifadenin neyi esas aldığı, neye yöneldiği, neyi hedeflediği(şahısı mı, davranışını mı? vb) gibi ayraçlara muhtaçtır.

Eşeklik ettim.. -> hakaret değil, bu bir matafordur ve metaforlar uzun-uzadıya anlam, idrak oluştrmak yerine, bilinir basit örneklerle kısaca ve sonuç alıcı amaçla kullanılır.

Hakaret şahsa yapılandır, şahsa, şahıs hedefli yani bir şahsiyetin, şahsiyet yapan tüm bileşenlerini hedef alan söylemlerde hayat kazanır. Neyin hakaret olduğu, neyin olmadığı ise ifadeye bakılarak elde edilir. Bazı kaba sözlerin sarfıda hakaret olmasa bile, cümle içinde ayarı bozuk biçimde kullanmakta hakaret değildir ama hoş da değildir.

Örneğin;
Koyunun kaval dinlemesi gibi dinlemek -> yani dinlerken aklı başka yerde olmak, veya sözlere önem vermemek...

Hakaret değil.

Öküzün trene baktığı gibi bakmak -> hakaret değil.
kedi, fare gibi çatışmak -> hakaret değil
Kumrular gibi sevişmek -> hakaret değil

Bu tür örnekler ne yazık ki kaçınılmaz meafordur çünkü yerlerine Ali'nin trene baktığı gibi, Veli ile Ayşe'nin kavga etmesi gibi, A ile B nin sevişmesi gibi, genel-geçer anlam ifade etmeyen terimler kullanılamaz(kısaca meselenin özü basitten ve dilden geliyor)
....

Güzel'e güzel demek -> Hakaret değil
Bir şeyi çirkin bulmak ve ifade etmek, yukarıdakiyle aynı hakaret değil, düşüncenin ifadesidir.

Ama bir kişiye Çirkin herif diye hitap -> hakaret zeminine girer...

Üzün sözün kısası bir şeyin hakaret olup olmamasını belirleyen ifadedir, ifade mi, hitap-şahsı hedef alan sözler mi?

Örneğin birisi iyi bir iş yapmış;
takdir söylemi o kişice hakaret alınmaz
Ama aynı kişi kötü bir iş yaptığında, ifadesi hakaret sayılır, oysa yanlıştır, orada hedef kişi değil eyleminin sonuçlarının ifadesidir.

Eline sağlık, güzel olmuş -> hakaret değil
Elin kırılsaydı da yapmasaydın -> hakaret değil

Uzamasın, bir ifadenin hakaret olup olmamasının ölçütü öncelikle neye dayandıı neyi hedef-kaynak aldığıdır...

Eğer ben bir hatayı süreğen işliyorsam, Dünyada tüm insanlar koro halinde eşeklik ediyorsun, ahmak, aptalca diye bağırabilir, hakaret değil, bir tespit, analize dayalı.

Kral çıplak diye bağırmak -> hakaret değil, ama toplum bunu kabul etmeseydi, kral çıplak diyen çocuğun kafasını vururlardı, yani bazılarıda işine geldiği gibi kullanır.

Çok akıllılık etmekle, aptallık etmek arasında grup bakımından fark yoktur ve birisinin akıllıca davranışını akıllıca bulmak ile aptalca davranışını aptalca bulmak hakaret değildir, çünkü ifadenin muhtabı davranış sonucu oluşan sonuçtur, kişi hedef değildir.

Kısaca dünyada çok akıllıca işler yapıyoruz ve bir o kadar da aptalca...

Bir kişiyi hedef alıp, kişinin, saçı, sakalı, kaşı, gözü, şu ya da busu(kariyeri, statüsü kısaca tamamen şahsi) esasları öncülleyip, söylemlerimizde dayanak, kaynak ediyorsak(safsata, ad-hominem), alay konusu, aşağılama(değersizleştirme, incitme) vb yapıyorsak hakaret, yine bu yönlerini öncülleyip söylemlerini eleştiriyorsak safsata, ağır ithamlarda bulunuyorsak küfür-hakaret olur...

Save The Day
04-09-2016, 01:09
İyi de spartacus sen böyle düşünüyorsun ama başka insanlar da başka düşünüyor. Yani öküzün trene bakması örneği vermişsin ve hakaret olmadığını belirtmişsin. Fakat birçok insan bulabiliriz ki bunu hakaret kabul eden. Yani sen bu açıklamayı yaptın eyvallah çok güzel bir açıklama. Ama işte kanun maddelerinde hakaret şudur budur gibi bir açıklama varsa lütfen göster. Yani sen böyle düşünürsün ama mesela olay mahkemeye taşındığında hakaret de kabul edilebilir. Bunun netleşmesi için kanunlara ihtiyaç vardır. Yoksa keyfi olur. Adama aslan dersin onu hakaret olarak da görebilir. Mesela nihilist biraz sert konuşuyordu hatta ağır laflar söyleyebiliyordu. Birçok kişi hakaret der ama o tespit olduğunu söylüyordu. İşte sen öyle dersin bir başkası da hakaret olarak algılar. Kanunlarda bunun belirtilmesi lazım yoksa bir belirsizlik ve keyfiyet durumu olur diyorum. Yanlış mıyım? Kanunlarda açıklama varsa gösterir misin?

bilgivehis
04-09-2016, 01:13
Ama sadece köylerde mi yoksa şehirlerde de geçerli mi? Yani ilkel kalmış dağ başı gibi bölgeler mesela köylerde mi yoksa büyük şehirlerde de geçerli mi? Yani sadece köy olsa bile ondan faydalanılabilir. Benim kafamda imamlık düşüncesi vardı. İlahiyat bölümü okuyup imam olup o bölgelerde imamlık yapınca yani dini bir alim olunca davranışları ne olur? Öpüp başlarına koyarlar mı? Hatta daha da ilerisi kızlarını verirler mi? Ne dersin dostum? Bana yaşadıklarını anlatır mısın? Konuyla alakasız dersen özel mesajdan da anlatırsın ama bence bir problem yok. Bir de hangi bölgelerin olduğunu söylemeni isterim. Bu konuda beni bilgilendirir misin?

Kentlerde olmak üzere ülkenin yarıdan fazlasında durum aşağı-yukarı böyle ama kendime saygımdan dolayı bir bölge ismi veremem.
Kız verirler mi dediniz, lafım size değil, en trajikomik soru da budur. Şıhlar,şeyhler, hacılar, hocalar o kadar kızı becerirken işte halkın bu boşluğundan cesaret alıyorlar. Hocanın becermesi onlar için cennete bir adım yaklaşmak demektir...

Bunu daha iyi anlatan yine kendi başımdan geçen bir örnek vereyim.
Köyün birinde hiç kız yok, ancak akşam olduktan sonra sağdan-soldan ha bire kız çıkmaya başladı. Kimisi yemek getiriyor, kimisi çorabımı yıkıyor. İlginç olan da kızlar koşuşturduğunda hiç bir erkek olmaması. Bu köyde misafire çok düşkünler herhalde deyip olayı geçiştirdim. Ancak işin perde arkasını köyde kaldığım üçüncü günü anlayabildim.
Yanımdaki arkadaş sarıklı-cübbeli bir hocaydı...

spartacus
04-09-2016, 05:19
İyi de spartacus sen böyle düşünüyorsun ama başka insanlar da başka düşünüyor. Yani öküzün trene bakması örneği vermişsin ve hakaret olmadığını belirtmişsin. Fakat birçok insan bulabiliriz ki bunu hakaret kabul eden. Yani sen bu açıklamayı yaptın eyvallah çok güzel bir açıklama. Ama işte kanun maddelerinde hakaret şudur budur gibi bir açıklama varsa lütfen göster. Yani sen böyle düşünürsün ama mesela olay mahkemeye taşındığında hakaret de kabul edilebilir. Bunun netleşmesi için kanunlara ihtiyaç vardır. Yoksa keyfi olur. Adama aslan dersin onu hakaret olarak da görebilir. Mesela nihilist biraz sert konuşuyordu hatta ağır laflar söyleyebiliyordu. Birçok kişi hakaret der ama o tespit olduğunu söylüyordu. İşte sen öyle dersin bir başkası da hakaret olarak algılar. Kanunlarda bunun belirtilmesi lazım yoksa bir belirsizlik ve keyfiyet durumu olur diyorum. Yanlış mıyım? Kanunlarda açıklama varsa gösterir misin?
Başka insanların ne düşündüğü önemli değil, benimde :)

Öküzün trene bakması gibi, koyunun kaval dinemesi gibi, eşeklik ettim, aptalca/zekice, ahmakça/akıllıca,kurt kocayınca kuzuların maskarası olur, aslan gibi, tam bir canavar........................................... .......

Başkalarının ne düşündüğünün önemli olduğu konular kişilere endekslenebilir, kişisel konulardır. Şu an milyon insan bulurum ki, Türkiye'de, Kürtlerin topluca yokedilmesini savunan...( ki zaten yıllar boyu tanık olmuşumdur) Birilerinin ne düşündüğü, pragmatist(faydacı sonuçalr) şu ya da bu, bu konuya dair hiç bir iradi-keyfi etken barındırmaz ve kişilein zevki, sefası, psikolojik sorunlarına dayanarakta neyin, ne olduğu/olması gerektiği sonucuna varılamaz...

Bir yanıyla katletmek, öldürmek, failin katil olması suç iken, diğer yanıyla önerdiğin türden yaklaşımla, öldüren bundan zevk alıyorsa, öldürenin işine geliyorsa, öldüren öyle istemişse demek ki ortada suçta yoktur denemez... (anlatabiliyorsam meselenin özü bu), KAİDEDE KİŞİLERİN HİÇ BİR ÖNEMİ, BAĞLAYICILIĞI YOKTUR, ama bir kişiye hangi yemeği sevdiğini soruyorsanız elbette haklısınız, zevkler ve renkler meselesi görecelidir sözü de, KAİDEDİR, çünkü bilinir ki kişiye göre değişir ve kişiler zevkler, renkler, inançlarını diğerlerine dayatıcı oluyorsa, akıllarına, insanlıklarına hakaret üzredirler, daha bu kadarcığı idrak edememişler demektir...

Eğer insan olarak siz, şahsa karşı olanla, ifade edileni ayırt edemiyorsanız, bu sizin sorununuz olur, sizin bu sorununuzdan yola çıkılarak KAİDE oluşturulamaz :)

O halde terazimiz ne olacak? Ne yapmalı? Açıyı 360 derece geniş tutmalı ve neyin neye göre, neye dair, dayanak-kaynağıyla sunulması önemsenmeli, Aliye, veliye göre değişmez olan ne? Burada kasıt ama Ali kabul etmiyor değil, Ali'nin faktör olamadığı, yani dünya dönmüyor demesiyle, dünya durmuyor....

Evrende bir şey hem eğri, hem de doğrudur, bir şey hem aşağı, hem de yukarıdadır, hem kuzeyde, hem de güneyde, hem batıda, hem de doğuda, düzen, düzensizlikten, sıcak, soğuktan, yukarı, aşağıdan gelir ve her düzen bir düzensizlik, her düzensizlikte bir düzendir... burada belirleyici olan öznenin durduğu ve baktığı açıdır, neye göreliğidir. Örneğin güneş doğuyor dediğimizde, tam zıt açımızdan bakıldığında batıyorluğu temsil eder. Aynı anda aynı güneş, hem doğmakta hemde batmaktadır, insan idrakı güneşin yere gömüldüğü ve yerden çıktığı gibi görünsede, gerçek öyle değildir, o halde kişilere gre kaide olmuyor. ha kişisel kaideler olur ama kişiyi bağlayan şeylerdir, kimisi temzilik hastasıdır kuralalrını ona göre koyar ama bu bei bağlamaz, O'nuda aşmaz...

Ne gece gündüzü, nede gündüz geceyi, sırayla önce gündüz dünyası, sonra da gece dünyası gibi takip etmiyor, aynı anda ikisininde birbirine önceliği olması imkansız biçimde birliktedirler(Kur'an inancına da göndermede bulunmuş olayım), hal böyle olunca aynı anda 1 dünya da, biz Amerikalı John'u esas alamayız, O'na göre gecedir ama Türkiye'de Cabbar için gündüz...

Eğer bir konu, kaide, kişiler, açılara, yani rölatif, göreceye göre belirlenemez ise, konuyu da böyle ele almak önemlidir... Bir çok insan tartışırken safsataya, adiliğe de yönelir;

Bana hakaret etti, bunların çoğunluğu PSİKOLOJİK EZİKLİK histerisinden gelir, kimileri de gerçekten hakarettir bakılır ki şahsa yönelmiş, ama çoğu hakaret değildir, muhataplardan bir tarafın adilik yöntemlerine başvurmasıdır, yani sanılanın aksine muhtaplardan birisi, karşıdakinin hakaret ettiği iddiasıyla, isnat eder böylece hakaret eder konuma geçmiştir.

Bu halde biz neyin hakaret olup olmadığını, kime, neye göreye değil, kişiye göre değişmez(!) belirli bir kaideye göre yapmak zorundayız, o kaide de basittir, şahsı hedef almıyorsa, ortada tespit, analiz, ifade varsa, hakarete girmez, ama kaba çok kaba sözlerde varsa ve ifadeyi aşıyor veya zerre alakası yoksa onlarda küfür olur.

Bir köpeğin olsa, alıp kafasına şapka geçirip, çok şirin oldu değil mi diye bana sorsan, ben çirkin olduğunu ve yaptığının da çirkin olduğunu söylersem bu sana hakaret değildir, sen bir beğeni beklemişsindir, bende beğenmediğimi ifade etmişimdir,ama başkasıda beğenebilir, bu benim hakaret ettiğim anlamına gelir mi? Birisi bir fikir sunar, öteki beğenmez hatta analiz edip, bu fikir düşünülmeden sarfedilmiş, mantıksız, aptlaca da diyebilir, bu hakaret değildir :)

Sonuç itibariyle neyin hakaret neyin olmadığını gayet basit biçimde ayırt edebiliyoruz, ha muhatap inadım inat diye tutturmuşsa, ne yapalım O'nun sorunu, zira Dünya dönüyor,,, kabul etsekte, etmesekte....


Ben bu forumda, Hz. Muhammed demediğim için küfrettiğim isnatıyla da çok karşılaştım, ve her defasında ifadem açıktır, bu hakaret değildir, asla da küfür değil, o saf, inancından gelen niyetle veya çoğunluğunun üste çıkıp ezmek, baskın olmak amacıyla(siyasi faydacılık yani!) şerefsizlik, adilik, bayalığık esasıyla, öyle dedi diye ben hakret ettiğimi kabul edemem ve kaide gereği de hakaret olmaz :) ama hakaret olarak görmek saf-temiz niyetli yanı safça-ahmakçadır, birde bunun adice yanı vardır, çamur, karalamak, isnat temellisi, üste çıkmak, SUSTURMAK(faşizm yöntemi) -ki çoğuda o biçimde kullanmıştır ve hala da devam ederler. Eğer susarsak -ki faşizm temelli- boyun eğersek, kaybederiz, kuzuyu, kurda teslim etmiş oluruz.

Oysa inançlarına göre yaptıkları bir yanıyla günahtır, yani aksine tutumu mu taktir etmeleri gerekir... Emevi anlatımına göre(ki biz onların aktarıcısı-yalancısıyız) Muhammed resimi yasaklamış, heykeli yasaklamış, eldeki malzemeyi görmüş, cahil, resim yapar ona tapar, ilahi üstünlük, yücelik atfeder, ölünün ardından beklentiye girer de mezarların taşına yapışır vb. Ama gel gör ki yıl 2016, kendisini takip edeceğini düşündüğü milyonlar, kendisi de dahil, putlaştıracak başka şeyler bulmuşlar, oysa bu Emeviler döneine ait bezirganlığın ürünüdür, analtıkkları İslam'a terstir :)

Hatta birileride nasıl ki yukarıdaki örnekte faşizm yöntemi için kullanabilmiş, bir çok yollluk namına kullanıp, sttükoya çevirmiş, insanların bazı kısmı hala aynı yerde saymakta... Şu duayı 7 kez paylaşırsan şu olur, şu arapça kağıdı yastığının altında 7 gün tutarsan sahip olmak istediğin bir şeye sahip olursun, hoca okur-üflerse çocuğun zihni açılır...


Hoca üflerse zihin açılır mı? Efendim Yüzmilyon insan buna inanıyor demek ki açılır -> Çoğunluğa başvurma safsatası.
Şu duayı 7 kez okursak, umduğumuz bir şeyi bulabilir miyiz? Efendim, yüzmilyon insan inanıyor demek ki öyle-> safsata.


Kimin ne düşündüğü önemli değil, ifadenin ne olduğu ve neye dair olduğu önemli... belirleyici olan budur...

Gerçek şu ki, insanın yaptığı en büyük hakaret kendisine, aklına, idrakına. kişi kendisine hakaret ettikten sonra, ne desenizde işine geldiği gibi yorumlar, ama bağlayıcı değil, ister kabul edelim, ister etmeyelim, dünya kimse için ve kimine göresiyle dönmüyor ve bu kişilere göre kılık değiştirmiyor, biz neden kaidelerde kişilere göre kılık değiştirelim ki, hem böylece adaletsizlik sorununu da üretelim :)... Bu seferde oturup kişilere göre adaleti mi tartışacağız, hiç bir zaman sonuçlanmaz böylece kişiler dönmüyor dese bile, dünya döner, zaman geçer, birileri mezarınızın taşını yazar ve görüldüğü gibi aklını kullanmaktan mahrum insan topluluğu 21. Yüzıl gelirde hala birbirini boğazlar, adaletsiz hayatları yaşar, her doğan bebek birbirinden uçurumlarla ifade edilecek düzeyde adaletsizliğin, ayrıcalıklı, ayrıcalıksızlığın dünyasına doğar ve her bebek akıldan mahrum kalmış toplum, akılsızlığı, adaletsizliği, rezaleti sürdürmesi için programlanır, şartlandırılır, sonrada çoğu gelir bu forumlarda asar, keser, cehennem kütüğü döşer vs, hayatının anlamı subjektif saplantılar, şartlanmalar üzre biçimselliğe, görünüşe batmıştır...

Kral çıplaksa çıplaklığı ifade edilir, lamı, cimi yok ve bunda da hiç bir beis yok. İfadeler, metaforlar(teşbihte hata olmaz deyimi) içinde hiç bir şahsi hedefleme taşımıyorsa, işine geleni beğenip, işine gelmeyeni hakaret kabul etmek, adiliktir.

Daha geçen ay, yeni doğmuş bebeğe tecavüz edildiği haberi geçildi, müslüman olduğu için olayı ört-bas etme gayretiyle(ki tüm dinsel topluluklar bunun üzerine kurulu, örtbas, inanmıyorsanız okuyun, istatistikleri inceleyin, bir güruh, kuduz köpek gibi(gibi!) ağzı salyalı biçimde, haber yapan muhabirin linç edilmesi için davetiye çıkardılar, sosyal ortamlarda galiz küfür edenler, sağda solda, azıcık bilim, akıllı tartışma gördüklerinde de "ayyy hakaret ediyörler" kibarlığına girip, tamtamı patlatıyor ve bakıyorsunuz ki sosyal ağlarda da ana, avrat, bacı düz gidecek kadar da adiler... Bizim terazimiz kişiler heleki çoğunluğunun hali ortada olan kişiler hiç olamaz... hatta geçen yılalrda da çocuk tutukevlerinde çocukalra tecavüzü haber yapan muhabiri içeri attılar, yani dünya dönüyor kabulde, çoğumuz perdenin gerisini değil, ortada oynanan tiyatroyu izliyoruz

Avrupa da az buçuk aydınlanmış sosyal hayattan, yani kişilere göre kılık değiştireyen kaidelere sahip gözle, bize bakanın gördüğü, bizim Afganistan'a baktığımızda gördüğümüz, mesele kişilere endeksli ele alınacak meseleler değil ve öyle alına, alına yerimizde saydırılıyoruz.

Khaos
04-09-2016, 13:33
İyi de spartacus sen böyle düşünüyorsun ama başka insanlar da başka düşünüyor. Yani öküzün trene bakması örneği vermişsin ve hakaret olmadığını belirtmişsin. Fakat birçok insan bulabiliriz ki bunu hakaret kabul eden. Yani sen bu açıklamayı yaptın eyvallah çok güzel bir açıklama. Ama işte kanun maddelerinde hakaret şudur budur gibi bir açıklama varsa lütfen göster. Yani sen böyle düşünürsün ama mesela olay mahkemeye taşındığında hakaret de kabul edilebilir. Bunun netleşmesi için kanunlara ihtiyaç vardır. Yoksa keyfi olur. Adama aslan dersin onu hakaret olarak da görebilir. Mesela nihilist biraz sert konuşuyordu hatta ağır laflar söyleyebiliyordu. Birçok kişi hakaret der ama o tespit olduğunu söylüyordu. İşte sen öyle dersin bir başkası da hakaret olarak algılar. Kanunlarda bunun belirtilmesi lazım yoksa bir belirsizlik ve keyfiyet durumu olur diyorum. Yanlış mıyım? Kanunlarda açıklama varsa gösterir misin?

bu başlık açıldığı an konuyu bana getireceğini biliyordum.

bak yukarda bir üye var.
adı bursalı68.
ağzından galiz tek kelime çıkmaz.

o benim yerime sana cevap vermiş; belki bilerek belki bilmeyerek.

ALINTI: ''Mesela nihilist biraz sert konuşuyordu hatta ağır laflar söyleyebiliyordu. Birçok kişi hakaret der ama o tespit olduğunu söylüyordu.''

alıntıladığım cümlen de yanlış.

ben apaçık hakaret ederim.
inkara lüzum yok.

bi adamda düşünce namusu yoksa ve bunu hissetmişsem hakaret ederim ve paşa paşa siteden atılırım.

bu benim adalet anlayışım.

Şüpheci Dinsiz
04-09-2016, 15:17
Hakaret konusu çetrefilli konudur. Her olay kendi şartlarında değerlendirilmelidir. Böyle olunca, olayı değerlendiren kişinin haleti ruhiyesine-eğitimine-etik-ahlak anlayışına göre farklı sonuçlara varılması kaçınılmaz olur.

Bir kişinin diğer bir kişiye alenen küfür etmesi, hukuk açısından cezai işlem gerektiren bir eylemdir. Güzel. Peki küfürün kapsamı nedir?
Örneğin, çıkarları gereği sürekli ağız değiştiren bir kimseye "fırıldak, rüzgar gülü, namussuz, yalaka, yardakçı, onursuz, omurgasız, çıkarcı, kemik yalayıcı" diye hitap edilse bu hakaret sayılmalı mı? Hukuk bu durumda ne yapsın? Kanun böyle diyerek para/hapis cezası mı versin? Hakaretse hakaret (ki bence değil), ama adam fırıldak. Sözde "hakaret" etmiş kişi, diğerine olmadığı bir şeyi söylemiyor ki.

Örneğin, hırsıza hırsız, yalancıya yalancı, faşiste faşist demek hakaret mi, durum tespiti mi?

--/--

Durum tespiti de çetrefilli konu. Herkes durum tespiti yapar yapmasına. Her durum tespitini insanların yüzüne söylemeli mi, işin çetrefilli yanı bu. Hani "Dostuna yarın düşmanın olacak gibi, düşmanına yarın dostun olacakmış gibi davran" derler (Dostun da olsa tüm sırlarını açık etme, düşmanın da olsa sonradan utanacağın sözler sarf etme).

Adam olana, veya adam olacak olana birikmiş durum tespitlerini uygun bir dille söylemek kesinlikle bir görevdir. Birikmiş dedim, yani her durum tespitini değil, birikmiş ve bıktırmış olanları. Uygun dille dedim, yıkıcı değil, yapıcı olmak açısından.

Adam olmayana, olmayacak olana söylenmiş durum tespitleri hem iyidir hem kötü, ne var ki çoğunlukla faydasızdır.

İyidir; 1-Adam olmayan kişi, birinci ağızdan nasıl bilindiğini sansürsüz öğrenir, az buçuk ar-namusu varsa öz eleştiri yapar, biraz kendini düzeltir. 2-Durum tespiti yapan kişinin gösterdiği medeni cesaret zamanla toplumda kapladığı hacmi arttırır, çünkü medeni cesaret bulaşıcıdır, toplumda adam olmayan kişilerin yüzsüzlüğü-arsızlığı dizginlenir.

Kötüdür; 1-Çoğunlukla (adam olmayanın adam olmayışından) kavga çıkar, olay büyür, cinayet bile işlenebilir.

Çoğunlukla faydasızdır; 1-Holiganlaşma cahil toplumların kanseridir. İnsanlar yanlış olduğunu bildiği halde fikrini değiştirmeyi namus meselesi olarak görür, haliyle fikrinden dönmeyi de namussuzluk olarak görür. Oysa namus, sevgili Nihilist'in sık sık dile getirdiği "düşünce namusu" kavramı içinde anlamlıdır. Yani, asıl namussuzluk yanlış olduğunu bile bile bir yanlışı devam ettirmektir. 2-Totem tapıncı da cahil toplumların kanseridir. Altı-içi boş kavramlara budalaca bağımlılıklar da uğrunda cinayet işlemeye varan sapkınlıklara sebep olur, çünkü namus kapsamında değerlendirilir. Özellikle derbi maçlarında tuttukları futbol takımı için birbirini yaralayan/öldüren/ana-avrat söven taraftarlar buna iyi örnektir. Günümüzde toplumumuzun büyük kesiminin gösterdiği parti holiganlığı da katilliği/zorbalığı/hırsızlığı/yolsuzluğu örtebilecek/görmezden gelecek/hatta savunacak kadar büyük toteme sahip olduklarını bizlere gösteriyor.

Sevgiler

aliyarasfal
04-09-2016, 15:46
Can dostum,

Nice namussuz gördüm, o kadar naziktirki hakareti düz küfür(sabıkalı sözcük) dışında aramaz. Oysa varlığı ile insanlığa hakarettir kendisi. Yalan, dolan, ikiyüzlülük, iftira, çarpıtma, demogoji, anlamaza yatma, omurgasızlık resmen hakaretin en ağırıdır anlayana.

Anlamayana cinsel anlam yüklemeler veya kötü anlam yüklenmiş kavramsal sözcükler dışındakiler " bak ne kadar naif adam küfür etmiyor, hakaret etmiyor" aptallığıyla başbaşa kalmak düşer.

Bektaşinin dediği gibi,

"Maaşaallah maaşallah, nede çok, nede çok"

Hakaret problem değildir, problem neden sonuç ilişkisidir. Hak edip etmeme meselesidir:)

Şimdilik saygımla gittim...