Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Hakaret: a. (haka:ret) 1. Onur kırma, onura dokunma. 2. Küçültücü söz veya davranış: "Hakaretlerle bağırarak haşlıyor ve onlara ambarda ve güvertedeki yerlerini gösteriyordu." -Y. K. Beyatlı.
Tanımı bu şekilde. Fakat bu kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Yani kanun maddelerinde hakaret sayılabilecek kelimelerin teker teker verilmesi gerekir yoksa ortada bir belirsizlik olur. Mesela birine aslan dediğinizde çok sevinirken ötekine deyince hakaret olarak algılayabilir. Aynı şekilde eşek deyince birisi hakaret olarak algılar ötekisi övgü. Burada neye göre hakaret diyeceğiz? Hakimin keyfiyetine göre mi? İşte mahkemelerde insanlara kendi keyfiyetini mi dayatıyor devletler? Belirlenmesi gerekir diyorum hakaretlerin. Yoksa bir belirsizlik olur.
|
Tanıyı zaten kendiniz belirtmişsiniz, kişi hakaret algılıyorsa o hakarettir. Bunu yasalaştırmak mümkün değildir. Çünkü her iki tarafı memnun edici bir yasa konamaz. Örnegin Çukuova'da bir Lan kelimesi için insan öldürülürken, Orta Anadolu'da sevgi anlamında kullanılır. Başka bir örnek, şerefsiz kelimesi başka ortamlarda cinayet sebebiyken, arkadaşlar arasında şaka mahiyetinde kullanılır.
Osmanlı'da kişinin hakaretinden şikayetçi olan davacıya Kadı Efendi, davacı olduğu kişiye aynı hakareti yapmasını söyleyerek davayı kapatması ne kadar komikse, aynısı günümüz için de geçerli.
Sözcüğün anlamı kişinin algısına ve niyetine bağlıdır. Kişi iyi niyetle bilmeyerek söylemişse özür diler konu kapanır, iyi niyetle söylememişse o zaman hakarettir. Aslında hakaret biraz da deşarj olayıdır, örnegin hakaret edip deşarj olmak için üste para verip maça giderler. Orada hakaret etmek imkansız hale gelse seyirci sayısı yarı yarıya düşer. Bir de hakaretin şarj yönü de var, rekorlar kırmış Hintli milli koşucu Paan Singh Tomar antrenörünü ziyaret eder, antrenörü niye geldin diye sorar, "Hakaretlerini özledim" der...