Orijinalini görmek için tıklayınız : Dünyanın savaş politikası
bilgivehis
24-01-2017, 21:34
Kapitalizm artık çok zorunlu ve acil olmadıkça kendi ordusuyla saldırmıyor.
Bunun yerine ülkelerde ırkçlık ve dinciliği körükleyerek kendisinin yapması gerekeni halkı birbirine kırdırarak yapıyor.
Ancak kılını kıpırdatmadan işgal yönteminde tek kozu bu değil elbette.
Aslında kapitalizmin artık savaşmasına da gerek kalmadı, masa başında istediğini alıyor nasıl olsa.
Bu yüzden vatan için savaşmanın da bir anlamı kalmadı.
Meydanda kazanılır masada verilir, kazanılmış gibi görünen vatan bir formüldür sadece, dünyanın savaş politikası böyle işliyor.
Örnegin Türkiye 1946 yılında teslim edildi ama her yıl formül geregi bağımsızlık kutlandı.
Denebilir ki, öyle ise düşman saldırısı karşısında vatanı korumayalım mı?
Koruyacak vatanın yok ki, neyi koruyasın.
Halkın yok, ordun yok, sınırın yok ve sistemin de yok.
Hepsi formalite, hepsi görüntü ve hepsi kuklabazın parmakları arasında.
Bana bir kaç yıl sonra masa başında teslim edilmeyen iki tane bağımsızlık zaferi gösterin!
Kapitalizm artık çok zorunlu ve acil olmadıkça kendi ordusuyla saldırmıyor.
Bunun yerine ülkelerde ırkçlık ve dinciliği körükleyerek kendisinin yapması gerekeni halkı birbirine kırdırarak yapıyor.
Ancak kılını kıpırdatmadan işgal yönteminde tek kozu bu değil elbette.
Aslında kapitalizmin artık savaşmasına da gerek kalmadı, masa başında istediğini alıyor nasıl olsa.
Bu yüzden vatan için savaşmanın da bir anlamı kalmadı.
Sevgili bilgivehis;
Bu yazdigini, bir de dinci /dindar Yesil Kapitalizm yazarak bir daha okur musun? Ondan sonra vatan icin savasmak vs.vs bahsini isleriz.
bilgivehis
31-01-2017, 02:53
Sevgili bilgivehis;
Bu yazdigini, bir de dinci /dindar Yesil Kapitalizm yazarak bir daha okur musun? Ondan sonra vatan icin savasmak vs.vs bahsini isleriz.
Sevgili Neva, dindar aslında bir köledir, hem maddi hem manevi olarak sömürülen bir büyük kesimdir. Bu yüzden kapitalist ve dinci onun hem sahibesi hem tanrısıdır.
Tanrıya nasıl isyan etmez ve biat ederse aynı şekilde kapitaliste ve dinciye de isyan etmez ve biat eder.
Dindar ile işçi sınıfını ayıran budur, işçi sınıfı koşullara göre isyan da eder boyun da eger devrim de yapar ama dindarın öyle bir şansı yoktur.
Dindar efendisine isyan ederse dindarlığı ve inancı ret etmiş demektir, artık dindar değildir. Ancak ekonomi söz konusu oldugunda dindar da işçi sınıfına ayak uydurma durumunda kalır, bu da başka bir gerçektir.
Ben bütün olayları evrim, bilim, pratik, ekonomi ve sömürü ekseninde değerlendiririm.
Bana göre bütün olaylar bu eksende döner, olayları genelde sömürüyle bağdaştırmam bundan kaynaklanıyor...
Sevgili Neva, dindar aslında bir köledir, hem maddi hem manevi olarak sömürülen bir büyük kesimdir. Bu yüzden kapitalist ve dinci onun hem sahibesi hem tanrısıdır.
Iste ama o senin bakis acinda boyledir, objektif degilsin, demistim ki yesil kapitalizm uzerinden de oku,(kabul, yine dinci/dindar'i da ekle) ve bana cevap yazmak istiyorsan ondan sonra yaz. Cunku ben bu kismi ile ilgiliyim, simdilik..
bilgivehis
31-01-2017, 03:11
Iste ama o senin bakis acinda boyledir, objektif degilsin, demistim ki yesil kapitalizm uzerinden de oku,(kabul, yine dinci/dindar'i da ekle) ve bana cevap yazmak istiyorsan ondan sonra yaz. Cunku ben bu kismi ile ilgiliyim, simdilik..
Dindarın köle oldugunu ben de yeşil kapitalizm de bilir, tek bilmeyen dindarın kendisi. Yeşil kapitalizm dindarı benden daha iyi tanır, çünkü varlığı ona bağlıdır, bütün projesini onun üzerinde uygular.
Objektif açıklama gerekirse kısaca tanımı budur...
Dindarın köle oldugunu ben de yeşil kapitalizm de bilir, tek bilmeyen dindarın kendisi. Yeşil kapitalizm dindarı benden daha iyi tanır, çünkü varlığı ona bağlıdır, bütün projesini onun üzerinde uygular.
Objektif açıklama gerekirse kısaca tanımı budur...
Yine objektif degil ama, yesil kapitalizm veya diger kapitalizm'in dindar/dincilerini nereye koydun bu dusuncende? Yani etnik uzerinden irkcilik veya dincilik uzerinden? Bunu acikla ki, kolelik bahsini, dindar'a /dinciye iliskin isleyebilesin. Mesela emperyalizm dindarlarini nereye koyacaksin?
Sadece kapitalizm olsa dukkan senin, emperyalizm, liberalizm vs. bunlari nereye koymayi dusunuyorsun? Bunlar kapitalden muaf midir? Veya savas ekonomisi nedir?
bilgivehis
31-01-2017, 12:06
Yine objektif degil ama, yesil kapitalizm veya diger kapitalizm'in dindar/dincilerini nereye koydun bu dusuncende? Yani etnik uzerinden irkcilik veya dincilik uzerinden? Bunu acikla ki, kolelik bahsini, dindar'a /dinciye iliskin isleyebilesin. Mesela emperyalizm dindarlarini nereye koyacaksin?
Sadece kapitalizm olsa dukkan senin, emperyalizm, liberalizm vs. bunlari nereye koymayi dusunuyorsun? Bunlar kapitalden muaf midir? Veya savas ekonomisi nedir?
Sevgili Neva, konuları senin belirlediğin gibi ele alırsak herkes kendine göre haklı çıkar.
Oysa ben haksızlıgın nasıl işlediğini ve haksızlıga uğrayanların buna ne gibi tepki verdiğini özetle anlatmaya çalışıyorum.
Dinci, feodalizm, emperyalizm, kapitalizm, vahşi kapitalizm, neoliberal ve bürokrasi aynı sınıfı temsil eder.
Dindar ve ayrılıkçı örgütler bu sınıfa dogrudan, işçi sınıfı dolaylı olarak hizmet eder.
Dindar ve ayrılıkçı örgütler yine işçi ve diğer ezilen sınıftan oluşur.
Ezilen sınıfın aslında kendisine ters olan dindarlık ve ırkçılık bölünmelerini sömürücülerin başını çeken vahşi kapitalizmin bizzat kendisi oluşturur.
Kapitalizm bütün bunları ezilen sınıfın ilkel zaaflarını kullanarak ve onu ekonomi ile tehdit ederek yapar.
Anlaşılacagı gibi her iki sınıfın dolaylı-dolaysız bir anlaşması söz konusudur.
Ben bu anlaşma noktasını çok uzun yıllar önce yazmış ve çok büyük tepki görmüştüm. Tepki görmem konuya yaklaşma biçiminden çok komünist olmamdan kaynaklıydı. Tepkiler, bir komünist nasıl olur da ezilen halkı ezenle uzlaşı içinde görür şeklindeydi. Bu aslında çok insanın kabullenemediği acı bir gerçekten ibaretti...
Sevgili Neva, konuları senin belirlediğin gibi ele alırsak herkes kendine göre haklı çıkar.
Oysa ben haksızlıgın nasıl işlediğini ve haksızlıga uğrayanların buna ne gibi tepki verdiğini özetle anlatmaya çalışıyorum.
Sevgili bilgivehis,
Bak konuyu belirlemiyorum, diger basliginda da acmistim oysa(ulkeler vs.), konu senin, konuyu belirleyen sensin, sadece ortaya surduklerine iliskin bir soru sordum. Cevap verirsen verirsin, buna cevabim yok diyorsan sayet, cevabim yok bu soruya dersin, sorun cozulur.
Soru basit;
O saydigin butun izmler, emperyalizm de dahil, kapital'den(mal/meta vs.) muaf mi, izole mi? O saydigin izmlere insan acisindan, dinci/dindar vs. kisiler mensup mu, degil mi?
Savas ekonomisi denen bir kavramdan haberdar degil misin? Basligin; dunyanin savas politikasi, bu yuzden soruyorum. Ortada bir politikadan bahsediyorsan sayet, orada mutlaka ekonomi de vardir.
Haksizligi anlatacaksan da sayet, once haksizliga ugrayani ortaya koymalisin.
bilgivehis
31-01-2017, 15:34
Sevgili bilgivehis,
Bak konuyu belirlemiyorum, diger basliginda da acmistim oysa(ulkeler vs.), konu senin, konuyu belirleyen sensin, sadece ortaya surduklerine iliskin bir soru sordum. Cevap verirsen verirsin, buna cevabim yok diyorsan sayet, cevabim yok bu soruya dersin, sorun cozulur.
Soru basit;
O saydigin butun izmler, emperyalizm de dahil, kapital'den(mal/meta vs.) muaf mi, izole mi? O saydigin izmlere insan acisindan, dinci/dindar vs. kisiler mensup mu, degil mi?
Savas ekonomisi denen bir kavramdan haberdar degil misin? Basligin; dunyanin savas politikasi, bu yuzden soruyorum. Ortada bir politikadan bahsediyorsan sayet, orada mutlaka ekonomi de vardir.
Haksizligi anlatacaksan da sayet, once haksizliga ugrayani ortaya koymalisin.
Aslında açıklamamda kısmen bu soruların cevabı oldugunu düşünüyorum, demekki yetersiz geliyor...
Hepsi birbiriyle ne tam olarak muaftır ne de tam olarak izoledir.
Tam olarak muaf veya izole olması zaten mümkün değildir, yoksa zıtlar diye bir şey olmaz, ancak bu durum zıtların birliğinden başka bir şey değildir.
Başka deyişle, her ikisini belirleyen çıkar çatışmasıdır.
Bir bürokrat, neoliberal, dinci konumu geregi dogrudan kapitalist cephede yer alır.
Dindar ile ayrılıkçı ezilen sınıfa dahil olmasına ragmen kendi orjinine ihanet etme pahasına yine çıkar nedeniyle kapitalist sınıfa hizmet eder.
Toplumun çok büyük kısmının kapitalist sistemden yararlanması kapitalizmi ayakta tutar.
Oysa bu sistem esasen küçük bir azınlığın çıkarlarına göre dizayn edilmiş uydurma bir sistemdir.
Örnegin sosyalizm; dünyanın milyonda bir nüfusuna tekabül eden bürokratın, neoliberalin, dincinin ve dolayısıyla kapitalizmin hiç bir şekilde işine gelmez...
Dünyanın savaş politikasını belirleyen yine kapitalizmin kendisidir.
Nerede içsavaş çıkartacak, hangi ülkeleri birbiririyle savaştıracak, nereye dogrudan saldıracak tutar veya tutmaz ama proje sahibi kendisidir.
Savaşlar kapitalizmin bir yatırım aracıdır aynı zamanda.
Yerine göre kendi sermayesinin büyük bir meblağını yatırır, nasıl olsa onun bir çok katını alacaktır, alamazsa başka yerden açıgını kapatır.
Yani kapitalizme dünyanın yeraltı, yerüstü ve işgücü kaynakları yeterli değildir, bir döngü içinde kâr getiren savaşlar onun canıdır.
Hatta kapitalizmin giremediği ülkelerin savaşa yatırım yapmak zorunda olmaları dahi onun varlığını sürdürebilecegi potansiyel taşır.
Örnegin, bir ülkede savaş yatırımını kâr ile kapatamayacagı bir kaynak yoksa, o ülkenin savaşması veya kaybedip-kazanması kapitalizm için bir anlamı yoktur.
Ancak o ülkeden vazgeçtiği anlamına gelmez.
Bu yüzden savaş ekonomisini de belirli bir dengede tutmak zorundadır.
Dolayısıyla ülkelerin ve toplumların dengeli savaşa ihtiyacı yoktur, kapitalist sistemin savaşa ihtiyacı vardır.
Toplumlara lazım olan tek savaş devrim savaşıdır, gerisi teferruat...